|
|
EKONOMİ
HABERLERİ
Son Güncelleme :
13.05.2012 |
Ödüllü tasarımları, dinamik ve vizyoner yaklaşımıyla 40 yıldır
saygın bir mobilya markası olmayı sürdüren ve dünya markası olma yolunda
ilerleyen DOĞTAŞ’ın 40’ıncı kuruluş yıldönümü, DOĞTAŞ Yönetim Kurulu Üyeleri ve
çalışanları, siyaset, müzik, moda, cemiyet ve iş dünyasının ünlü isimlerinin
katılımıyla 8 Mayıs’ta TİM Maslak Show Center’da kutlandı. DOĞTAŞ’ın 40’ıncı
yılına özel olarak oluşturulan 40 kişilik Senfoni Orkestrası Türkiye’nin
unutulmaz 10 türküsünü yeniden yorumlandı.
Ödüllü tasarımları, dinamik ve vizyoner yaklaşımıyla 40 yıldır
saygın bir mobilya markası olmayı sürdüren DOĞTAŞ, 40’ıncı kuruluş yıldönümünü,
özel olarak oluşturulan 40 kişilik Senfoni Orkestrası eşliğinde ve özel türkü
repertuarıyla kutladı. Doğtaş Yönetim Kurulu Üyeleri ve çalışanları, siyaset,
müzik, moda, cemiyet ve iş dünyasının ünlü isimlerinin katılımıyla 8 Mayıs’ta
TİM Maslak Show Center’da gerçekleştirilen kutlamada orkestranın performansı
DOĞTAŞ’ın 40 yıllık ev yaşam tarzını modernize etme arayışlarını ve başarılarını
simgeledi. Duayen sunucu Halit Kıvanç’ın sunumu ile renk kattığı gecede;
şefliğini Cem Öğet’in, solistliğini Seçil Akın’ın yaptığı Senfoni Orkestrası
Yemen Türküsü, Çemberimde Gül Oya, Çanakkale İçinde, Gesi Bağları gibi
Türkiye’nin en özel türkülerini DOĞTAŞ’ın 40’ıncı yıl kutlaması için
seslendirdiler. Gecenin sürprizi ünlü sanatçı Alişan da Orkestra ile birlikte
Yemen Türküsü’nü seslendirdi. Türkülerin senfonik olarak yorumlanmasının ilk ve
tek örneği olan senfoni, bir yıllık araştırma ve hazırlık dönemi ardından altı
aylık bir çalışma ile oluşturuldu.
40 yıldır daha çok konfor daha çok yaşam kalitesi
40 yıldır işlevsellikten uzaklaşmadan, daha çok yaratıcılık, daha çok estetik,
daha çok konfor ve daha çok yaşam kalitesinin izinde çalışmalarını kesintisiz
sürdüren DOĞTAŞ, 40’ıncı yılında önemli bir dönüm noktasına ulaştı.
DOĞTAŞ Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan; “Bu yıl 40. kuruluş yılımızı
kutluyoruz. Babam Hacı Ali Doğan’ın Doğan Mobilya’yı kurmasının üzerinden tam 40
yıl geçti. Ondan 15 yıl sonra ben ve kardeşlerim Biga’da DOĞTAŞ A.Ş’yi kurarak
kurumsallaşmak ve büyümek adına geleceğe doğru önemli bir adım attık. Bugün
geldiğimiz başarılı noktayı ülkemizin türkülerinin senfonik olarak yorumlanması
ile kutluyoruz” dedi.
Klasik batı enstrümanları ve yerel ezgilerin muhteşem uyumu
DOĞTAŞ Mobilya Genel Müdürü İsmail DOĞAN ise; “DOĞTAŞ, 40 yıldır tasarım, kalite
ve mağazacılık hizmet anlayışı ile kendini farklı bir yere konumlamış bir marka.
DOĞTAŞ markası olarak kurulduğumuz günden beri en iyiyi yapabilmek için
çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
40’ıncı yıl anımıza ülkemiz için çok özel olan türküleri 40 kişilik bir orkestra
ile senfonik olarak yeniden yorumladık. Mutluluğunu ve heyecanını yaşadığımız bu
çalışma, klasik batı çalgılarıyla,
Türkiye’nin yerel çalgıları ve türkülerinin tam ve muhteşem bir uyumudur ve bu
uyum DOĞTAŞ’ın yükselen sesidir” dedi. Sürekli daha iyiyi arayan ve tüketicilere
güzel sürprizler yapmak hedefi ile yola çıkan DOĞTAŞ, 40’ıncı yılına özel
oluşturduğu bu proje ile sektördeki gücünü bir kez daha vurguluyor. Bütünsel bir
pazarlama stratejisi ile son 5 yılda ürünlerden mağaza konseptlerine kadar her
bileşende daha da güçlenen DOĞTAŞ, sektörde giderek daha çok dikkat çekiyor.
Takip edilen öncü ve değer yaratan bir marka olarak DOĞTAŞ, bir dünya markası
olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor.
|
Doğtaş Mobilya
Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Mobilya Sektör Meclisi Başkanı
Davut Doğan sektöre destek istedi
MOBİLYA SEKTÖRÜ 2023
HEDEFİNE
10 MİLYAR DOLARLIK KATKI VEREBİLİR |
Doğtaş
Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Mobilya Ürünleri Sektör Meclisi Başkanı
Davut Doğan, hükümetten destek istedi. Doğan, Türkiye’nin kalkınmasına katkı
sağlayan, istihdam yaratan sektörün desteklenmesi durumunda “2023 yılı 500
milyar dolar İhracat” hedefine 10 Milyar dolarlık katkı sağlayabileceğine dikkat
çekti.
Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Mobilya Ürünleri
Sektör Meclisi Başkanı Davut Doğan, hükümetten mobilya sektörünün Teşvik Paketi
kapsamında “Stratejik Öneme Sahip Yatırımlar” kategorisine alınması konusunda
destek istedi. Doğan, TOBB’un üzerinde çalışmakta olduğu “Bölgesel Teşvik
Paketi” “Mobilya Sektörü” tarafından verilebilecek destekleri belirttiği
mektubunda şu bilgileri verdi:
Türk mobilya sektörü içerisinde 30 bin’i üretici olmak üzere
toplam 62 bin firma yer alıyor ve sektörde 250 bin’i doğrudan, 500 bin kişi
istihdam ediliyor. Mobilya sektörü, Türkiye’nin ihracatında ve üretiminde yüzde
1,5’lik payıyla 10 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Sektör, 2011 yılında bir
milyon 620 bin dolar ihracat ve 942 bin dolar ithalat rakamları ile dış ticaret
açığı vermiyor. Sektördeki bu gelişmeler yüzleri güldürürken yaşanan bazı
sorunlar zaman zaman olumsuz sonuçlar doğuruyor.
‘KDV 18’den 8’e inmeli’
TOBB Mobilya Ürünleri Sektör Meclis Başkanı Davut Doğan,
sektörle ilgili değerlendirmesinde yaşanan en büyük sorunun “KDV” olduğunu
belirterek şunları ifade etti:
“Mobilya sektörünün lüks tüketim malları kapsamından çıkarılarak, yüzde 18 olan
KDV oranının yüzde sekize indirilmesi gerekiyor. 2009 yılında kriz nedeniyle
mobilya sektöründe yapılan KDV indirimi tüketiciyi de satın almaya yöneltti ve
sektörün büyümesi devam etti. Aynı zamanda sadece bölgesel üretimi olmayan,
Türkiye’nin bütününe yayılmış olan mobilya sektörü desteklenmesi halinde göç,
işsizlik gibi sorunlara da çözüm getiriyor” dedi. Sektörün sorunlarının başında
kalifiye eleman sıkıntısının bulunduğunu söyleyen Doğan, meslek liselerinde
eğitim gören öğrencilerin mobilya bölümünü seçmeleri için özendirici çözümlerin
bulunması gerekiyor.”
Mobilya sektöründe desteklerle ihracata 10 milyar dolar
katkı
2023 yılında yedi milyar dolar olarak gösterilen ihracat hedefinin, sektör
sorunlarının giderilmesi halinde 10 milyar dolar’a ulaşacağını vurgulayan Doğan
değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi ve 500
milyar dolar ihracat hedefine katkı sağlamak için mobilya sektörü de gerekli
çalışmaları sürdürüyoruz. 2023 yılında yedi milyar dolar olarak gösterilen
ihracat hedefi sektör sorunlarının giderilmesiyle 10 milyar dolar’a ulaşacak
güce sahip. Türkiye, Dünya Mobilya Ticareti listesinde yüzde 1,5 pay sahibi.
Dünyada ihracat rakamlarına göre 22’nci sırada yer alan Türk mobilya sektörü
gerekli düzenlemelerle ilk 10 arasında yer alacaktır. Mobilya sektörünün,
‘Stratejik Öneme Sahip Yatırımlar’ kategorisine alınmasıyla hem Türkiye’nin
kalkınmasına katkı sağlanıyor hem göç engelleniyor hem de 2023 yılı 500 milyar
dolar ihracat hedefine 10 milyar dolar katkı sağlanmış olacak”.
|
ÇEK KANUNU
GÜVENSİZLİK VE
KARMAŞAYA YOL AÇTI... |
Çanakkale
Girişimci İşadamları ve Sanayicileri Derneği (ÇAGİAD), 5941 Sayılı Çek
Kanunu'yla getirilen değişikliğin sıkıntılara yol açtığını bildirdi.
ÇAGİAD Başkanı Hikmet Sezen, ikisi geçici olmak üzere 13
maddeden oluşan Çek Kanunu'nun, uygulamada getirdiği problemler yüzünden
piyasada güvensizlik ve karmaşaya yol açtığını söyledi.
Sözkonusu kanunun, iki yıldır yürürlükte olmasına rağmen mevcut
problemlere çözüm getirmek yerine var olanlara yenilerini eklediğini öne süren
Sezen, "Bu durum, geçen kısa süreye rağmen kanunda değişiklik ihtiyacını ortaya
koymaktadır. Yasanın getirdiği en önemli yenilik, karşılıksız çeklerden hapis
cezasının kaldırılmasıdır. Böylelikle çek, sıradan bir ödeme aracı haline gelmiş
ve asıl amacından uzaklaşmıştır. Avrupa'da birçok ülkede karşılıksız çek,
dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Ülkemizde ise bu ödeme
aracının karşılıksız kalmasının herhangi bir cezai müeyyideye bağlanmaması,
zaten ekonomik gücü yüksek olmayan KOBİ'lerde ciddi bir ekonomik tedirginlik ve
daralma yaratmıştır." dedi.
"Tüm bu ekonomik olgulara rağmen yeni yasa ile gerek kötü niyetlerinden gerekse
kendi hesabını bilmemelerinden dolayı karşılıksız çek keşide eden borçlular,
esasen ödüllendirilmiştir. Asıl mağdur, elindeki çeki karşılıksız çıkan
alacaklıdır. Bu açık gerçek, yasa ile gözardı edilmiştir"
|
ÜLKER GRUBU'NA
DARDANEL ŞOKU: SATIŞ İPTAL EDİLDİ
ÜLKER DARDANEL’DEN VAZGEÇTİ |
ADM
Capital ve Yıldız Holding'in ile yaptığı ortaklık görüşmeleri anlaşmazlıkla
sonuçlandı.
Dardanel’in, Ülker’i bünyesinde barındıran Yıldız Holding ve Asia Debt Asset
Management Hong Kong Limited (ADM Capital) ile yaptığı ortaklık görüşmeleri
anlaşmazlıkla sonuçlandı.
Niyazi Önen’in 1984’te kurduğu Dardanel’in 1999 - 2000
krizlerinin ardından girdiği finansal darboğazdan çıkması için ADM Capital ve
Yıldız Holding’in iştiraklerinin Dardanel’e sermaye artırımı yoluyla ortak
olması planlanıyordu.
Dardanel Önentaş Gıda’dan Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP)
yapılan açıklamada ise özetle şu ifadelere yer verildi: “ADM Capital ve Yıldız
Holding ile ortaklık konusunda, şirketimizin büyük ortağı Niyazi Önen Grubu ile
müstakbel ortaklarımız arasında her konuda tam mutabakata varılarak, Rekabet
Kurulu’na ve SPK’ya müracaat edilerek izinlerin alındığı, SPK’dan sermaye
artırımı için Kayda Alma Belgesi’nin alındığı, sermaye artırımı için İMKB’ye
müracaat için gerekli aracılık sözleşmesi imzalanarak diğer evrakın da hazır
edildiği halde müstakbel ortaklarımız maalesef borçlu bankalarımızdan bazıları
ile borçlarımızın temliki için yapılacak ödeme miktarında uzlaşma
sağlayamamışlardır. Alacaklı bankalarımızla sözleşme yapılamadığından sermaye
artırımı yapmamız ve bu suretle ADM Capital ve Yıldız Holding’in şirketimize
ortak olması surecinin tamamlanması imkânsız hale gelmiştir. Bu durumda ortaklık
sürecinin gelinen aşama itibariyle sonuca çok yaklaşmamız nedeniyle üzüntü
verici de olsa olumsuz olarak bitirilmesine,
- Bankalara olan borçlarımızın defaten kapatılabilmesi için
gerekli meblağın temini maksadıyla ortak arayışımıza devam edilmesine, - Bu süre zarfında bankalarımızdan süre alınması ve/veya borç
tasfiyesi protokolü yapılması için görüşülmesine, - MDM Gıda Pazarlama ile olan ürünlerimizin satış ve dağıtımı
için imza edilmiş distribütörlük anlaşmasının feshedilmesine, - Şirketimizin sermayesini yitirmiş olması konusundaki hareket
tarzımızı bankalarımızla yapacağımız görüşme ve ortak arayışımızda gelinecek
nokta görüldükten sonra belirlememize, - Şirketimizin İstanbul irtibat ofisinin kapatılarak, Çanakkale
merkez adresimize taşınmasına oybirliğiyle karar verildi.”
|
ÇTSO
KOMİTE BAŞKANLARI NİSAN TOPLANTISI
Bülend Engin:
Turizm yatırımcılarını Çanakkale’ye davet ettik |
Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası’nın meslek komitesi başkanları, Meclis toplantısı
öncesinde Nisan ayı toplantısında bir araya geldi. ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı
Bülend Engin toplantıya 20 nolu Komite Başkanı Muzaffer Bayraktar, 12 nolu
Komite Başkanı Birol Ürken, 24 nolu Komite Başkanı Hüseyin Karaca, 8 nolu Komite
Başkanı Cihan Karakaş, 16 nolu Komite Başkanı Emre Altındal katıldı.
Çanakkale için her türlü yatırımcıya kapılarının açık olduğunu
belirten ÇTSO Başkanı Bülend Engin, “Otel yatırımları olan, Güney’de turistik
tesisleri olan yatırımcılara ‘Lütfen Çanakkale’ye gelin’ diyoruz. Davet ettik,
gelecekler. Ama insanların maalesef Çanakkale’ye karşı bazı çekinceleri var”
diye konuştu.
Çarşı Projesi ile ilgili gelişmeler hakkında komite başkanlarına bilgi veren
ÇTSO Başkanı Bülend Engin, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın proje için Kent
Konseyi toplantısının yapılmasına gerek olmadığını belirttiğini hatırlatarak,
“Çarşı Projesinde bizim yönetim kurulu olarak aldığımız karar var: Buradaki
esnaftan maddi ve manevi olarak hiçbir talepte bulunmayacağız” dedi.
20 nolu Komite Başkanı Muzaffer Bayraktar ise, ÇTSO’ya 1972 yılından bu yana üye
olduğunu ve Oda’nın performansının son iki yıldır arttığını belirterek, Başkan
Bülend Engin ve komite başkanlarına sona eren Turizm Haftası ile ilgili bilgi
verdi.
Bayraktar, “Turizm Haftası, Çanakkale’de bir festival havası içinde çok güzel
kutlandı. Halkın da içinde olduğu bir şenlik görünümündeydi. Önceki yıllarda
sadece çelenek konulur ve tamamlanırdı. Bu kez seminerler, paneller yapıldı,
farklı etkinlikler düzenlendi” diye konuştu.
Turizm konulu Atölye Çalışması hakkında da bilgi veren Bayraktar, Balkan
ülkeleri, Almanya, İngiltere ve Rusya’dan da temsilcilerin katılacağı Atölye
Çalışması ile ilgili çalışmaları Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle
sürdürdüklerini belirtti.
24 nolu Komite Başkanı Hüseyin Karaca, Oda çalışmalarından duyduğu memnuniyeti
dile getirerek, “Son dönemde büyük bir başarı gözlemliyoruz” diye konuşurken, 8
nolu Komite Başkanı Cihan Karakaş ise, “Bırakın Çanakale için bir çivi çakan
Bülend Engin çalışsın, onun önünü açalım” dedi.
|
RİO’DA TÜRKİYE’Yİ TEMSİL
EDECEK, PROJELERİNİ
YURTDIŞINDA TANITACAK |
İÇDAŞ, en iyi çevre uygulamaları projeleri çerçevesinde
Türkiye’yi haziran ayında Brezilya’da gerçekleşecek ‘Rio+20 BM Sürdürülebilir
Kalkınma Konferansı’nda temsil edecek.
‘Değirmencik Entegre Tesisi Sürdürülebilir Su Yönetimi’
projesiyle denizden elde ettiği tatlı suyla hem çeliğin soğutulması, hem enerji
elde edilmesi ve hem de havuzlarda levrek ve çupra balık üretilmesi süreçlerinde
gösterdiği başarıyla ödül alan İÇDAŞ, çevreci kimliğiyle ödüllerine bir yenisini
daha ekledi.
Çevre sorunları hızla büyüyen dünyada, buna çözüm arayan
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Brezilya’da haziran ayında ‘Rio+20
BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’ düzenleyecek. Sürdürülebilir kalkınma ve
yeşil ekonomi uygulamalarının ele alınacağı konferansa birçok ülkeden çevreci
projeler katılacak. Konferansta Türkiye’yi ise aralarında İÇDAŞ Çelik Enerji
Tersane ve Ulaşım Sanayi AŞ’nin de bulunduğu 25 firma ve kurum temsil edecek.
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği’nin Kalkınma
Bakanlığı’nın koordinasyonuyla seçtiği firmalar, kamu, özel sektör, sivil toplum
örgütü ve üniversiteler kategorilerinde katılımcı 181 kurum arasından
belirlendi. Özel sektörden 10 firmanın katılacağı Rio+20 BM Sürdürülebilir
Kalkınma Konferansı’nda İÇDAŞ, daha önce İSO tarafından da büyük işletmeler
dalında ‘Sürdürülebilir Çevre Dostu Ürün ve Uygulama Ödülü alan ‘Değirmencik
Entegre Tesisi Sürdürülebilir Su Yönetimi’ projesiyle Türkiye’yi temsil edecek.
Çeliği soğuttuğu su ile balık yetiştiriyor
İÇDAŞ, Çanakkale Biga’daki Değirmencik entegre tesislerinde denizden günde 24
bin ton tatlı su elde ederek, bu suyla çeliğin soğutulmasından enerji elde
edilmesine, kullanımından levrek ve çupra balık üretimine kadar birçok alanda
‘sürdürülebilir su yönetimi uygulaması’ ile ödül almaya hak kazandı. Çevreci
kimliğini uluslararası platforma taşıyacak olan İÇDAŞ, ağır sanayinin de doğaya
zarar vermeden üretim yapılabileceğini Rio’da gösterecek.
Çevre vazgeçilmez
Sanayi üretimini ekmek, su gibi kutsal bildiklerinin altını çizen İÇDAŞ Genel
Müdürü Bülend Engin elde ettikleri başarıyla ilgili olarak, “2007 yılından bu
yana aşamalı olarak hayata geçirilen sürdürülebilirlik uygulamaları, çevresel ve
ekonomik faydaları nedeni ile şirketimiz için vazgeçilemez hale gelmiştir. Çelik
ve enerji üretiminde denizden tatlı su elde edilmesi mevsimsel, ekolojik
sınırlandırmalar olmadan güvenle kullanılabilmektedir. Soğutma suyu
deşarjlarındaki HES’ler ise her yıl milyonlarca kWh elektrik tasarrufu sağlayan,
karlılığı arttırıcı bir uygulama olmuştur. Balıkçılık faaliyeti ise gerek
kendini finanse edebilmesi gerekse prestiji açısından vazgeçilmez uygulamalar
halini almıştır” diyerek projelerini özetledi.
İÇDAŞ, ödül koleksiyoneri
İSO’nun her yıl açıkladığı 500 büyük sanayi kuruluşu ile Türkiye İhracatçılar
Meclisi’nin (TİM) açıkladığı en fazla ihracat yapan şirketleri arasında sürekli
ilk 10 içerisinde bulunan İÇDAŞ, daha önce de ‘Rekabet Gücü’ ödülünü alarak
Türkiye’nin en rekabetçi firması olduğunu göstermişti. İÇDAŞ, geçtiğimiz
yıllarda başta Avrupa Birliği Çevre Ödülleri Türkiye Programı büyük ödülü olmak
üzere, İSO, Kocaeli Sanayi Odası Şahabettin Bilgisu ve Akdeniz Üniversitesi
çevre ödüllerinin sahibi oldu. Bunların dışında Milli Prodüktivite Merkezi’nden
verimlilik ödülleri de alan İÇDAŞ, yakaladığı kalite ile Biga’da üretim
yapmasından dolayı dünya literatüründe ‘Big-A-Steel’ adı ile anılmaya başladı.
10 bine yakın çalışanıyla yüksek verimlilik ve yatırımlar
sonucu demir-çelik sektöründe evrensel kalite ve standartlarda sunulan ürün ve
hizmetlerde lider olmayı hedefleyen İÇDAŞ, bu sektörün yanı sıra enerji,
denizcilik, tersanecilik, turizm, lojistik gibi birçok alanda faaliyet
gösteriyor.
|
DOĞTAŞ'TAN
YÜZDE 40 BÜYÜME HEDEFİ |
Biga
İlçesi'nde faaliyet gösteren Doğtaş Mobilya'nın patronu Davut Doğan, firmanın
40'ıncı kuruluş yıldönümünü kutladıklarını ve 2012 yılında yüzde 40 büyümeyi
hedeflediklerini söyledi.
Biga İlçesi'nde temelleri 40 yıl önce atılan Doğtaş Mobilya'nın
Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, 2011 yılında yüzde 34'lük bir büyüme
sağladıklarını, güçlü bir şekilde girdikleri 2012 yılında ise hem yurt içinde,
hem de yurt dışında yüzde 40 büyüme gerçekleştirmeyi hedeflediklerini açıkladı.
Şu anda 65 ülkeye ihracat gerçekleştiren bir marka olarak, yurt içi ve yurt
dışında toplam 200'ün üzerinde mağaza ile faaliyetlerini sürdürdüklerini
kaydeden Doğan İhracat yaptıkları ülkelerin başında İngiltere, Almanya, İran,
Suriye, Libya ve Rusya'nın geldiğini belirtti. Davut Doğan, 2012 yılında yeni
pazarlara açılarak, dünyada yayılmaya devam etmeyi ve Doğtaş markasını dış
pazarlarda daha çok duyurmayı planladıklarını açıkladı.
Doğan şöyle konuştu: "2008 yılında aldığımız Turquality belgesi ile de yurtdışı
atılımlarımızı hız kesmeden sürdürerek, bir dünya markası olma yolunda emin
adımlarla ilerliyoruz. Büyüme stratejileri ile yurtdışı yeni Pazarlar geliştirme
çalışmalarımızla ve 2012 yılında yeni projelerimiz, yeni yatırımlarımızla
adımızdan söz ettirmeye devam edeceğiz. Bunların yanında, Türkiye'nin en
beğenilen şirketleri araştırmasında sektörün 'En Beğenilen Şirketi' olduk.
Doğtaş olarak, sektördeki gücümüzü ve başarımızı bu araştırma sonucuyla da
pekiştirmiş olduk. Her geçen yıl büyüyen, güçlenen, yenilikleri ile dikkat çeken
Doğtaş olarak bu sonuç, çalışmalarımız ve başarımızın da bir göstergesi oldu."
'SİZİNLE YAŞIYORUZ'
Çok konuşulan bir reklam kampanyasına imza attıklarını belirten Doğtaş Yönetim
Kurulu Başkanı Davut Doğan son olarak şu bilgileri verdi:
"2012 ile tüm bu çıkışlarımıza 'Sizinle Yaşıyoruz' reklam kampanyamızı da
ekleyerek, sektördeki gücümüzü bir kez daha vurguladık. Yeni reklam kampanyamız,
40 yıldır tüketicilerin her anında onlarla birlikte yaşayan bir marka mesajını
taşıdı. 40'ıncı yılımızı kutladığımız ve yüzde 40 büyüme hedeflediğimiz bu
yılda, reklam filmimizin de etkisiyle tüketicilerimizin kalbinde ayrı bir yer
edineceğimizi düşünüyoruz."
Kimolsun.com tarafından düzenlenen, farklı dallarda “Türkiye’de
kim olsun?” anketinin kazanan isimlerine ödülleri 6 Nisan Cuma akşamı İstanbul
Ramada Plaza’da düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Anketi cevaplayanlar Yılın Bakanı olarak Avrupa Birliği Bakanı
ve Baş müzakereci Egemen Bağış’ı seçerken, Yılın TSO Başkanı ödülü ise Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülend Engin’e verildi.
Ödül sunumunda, Bülend Engin’in 1 yıl gibi kısa bir Başkanlık
döneminde Çanakkale’ye Yat Limanı, Çarşı Projesi, Kruvaziyer İskelesi gibi
çalışmaları yanı sıra, kısıtlı oda bütçesine rağmen gerçekleştirdiği İş Merkezi
ve Kongre Merkezi yatırımlarıyla Odaya 16 milyon değerindeki mal varlığını
kazandırdığı belirtildi. Ayrıca bu yatırımlarla birlikte Oda bütçesini de 2.5
milyon liradan 3 milyon liraya arttırma başarısıyla kimolsun.com tarafından
yılın TSO Başkanı Ödülüne Bülend Engin’in layık görüldüğü belirtildi.
Ödülünü Bakan Egemen Bağış’ın elinden alan Bülend Engin şöyle
konuştu: ”Sayın Bakanım öncelikle bu ödülü sizden aldığım için teşekkür ederim.
Çünkü Çanakkale AB yolunda da bayraktar bir şehirdir. Bu ödülü 11 Yönetim Kurulu
ve 64 Meclis Üyesi arkadaşım adına alıyorum. Bu Ödül Çanakkale’ye karşılık
beklemeden hizmet edenlerin, Çanakkale’ye gönül verenlerin ödülüdür. Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası olarak Ülkemize Çanakkale ruhuyla hizmet etmeye devam
edeceğiz.”
Egemen Bağış da AB müzakerelerini Çanakkale ruhuyla
yürüttüklerini, Çanakkale’nin kendisi için ayrı bir yeri olduğunu belirterek 14
Nisan’da Çanakkale’ye geleceğini belirtti.
Türk-Afrika İş Konseyleri Koordinatörü Başkanı Tamer Taşkın,
Türk yatırımcıların Afrika'da müteahhitliğin yanında tarımsal ve gıda sanayi,
tekstil, hazır giyim, dericilik, inşaat malzemeleri ile otomotiv sektörlerinde
oldukça iyi yatırımlar yapabileceğini söyledi.
Taşkın, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) tarafından
düzenlenen "Afrika Tanıtım Günleri" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Afrika
kıtasında 1 milyar insanın yaşadığını ve burada 1 trilyon dolarlık bir iş
hacminin olduğunu belirtti. Kıtada 55 ülke bulunduğunu, bunların madencilik,
hayvancılık ve tarımla uğraştığını anlatan Taşkın, 2005 yılında yapılan Afrika
Zirvesi'nin ardından "Afrika" adını duymaya başladıklarını belirtti.
Taşkın, son yıllarda çok sayıda Afrika ülkesinde
büyükelçiliklerin açılması ile krizlerin Türk yatırımcısı için yeni fırsatlar
yarattığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Avrupa'daki kriz bize yeni Pazarlar
arama mecburiyetini getirdi. Biz de onun üzerine Güney Amerika ve Afrika
kıtasına bakmaya başladık. Bugüne kadar sadece Kuzey Afrika ülkelerini
tanıyorduk. Bir de geçmişten gelen bağımız olan Sudan'ı biliyorduk. Şimdi
bambaşka bir potansiyel karşımıza çıkıyor. Türkler esasında Kuzey Afrika'da
müteahhitlik hizmetleriyle yer almıştı. Mısır ise son yıllarda yatırımlarla
Türkler açısından önemli olmaya başladı. Birçok tekstilci Türkiye fizibıl
olmayınca, pamuk ve enerji, işçilik ucuz olduğu için ve en mühimi Avrupa'ya kota
ve gümrük olmadığı için Mısır'a yatırım yapmaya başladı. Kuzey Afrika'da yaşanan
olayların ardından müteahhitlerimiz büyük bir krize girdi ama o geçici bir süre.
Muhakkak ki ortamın açılmasının ardından biz yine orada yer alacağız."
Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle 2001'de 4 milyar dolarlık bir iş
hacmi olduğunu, bu rakamın 2011 yılında 22-23 milyar dolara ulaştığını kaydeden
Taşkın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Demek ki Afrika'da büyük bir hızla
büyümemizi gerçekleştiriyoruz. Her türlü ülkede artık küçük büyük iyi işler
oluyor. Müteahhitlik listelerimize Cibuti, Etiyopya, Nijerya ve Sudan gibi
ülkelerde girmeye başlıyor. Türk firmalarının Afrika'ya yönelik yatırımları
yaklaşık 600 milyon dolardır. Birkaç ay önce Koç Grubu 350 milyon dolara Güney
Afrika Cumhuriyeti'nde beyaz eşya fabrikası satın aldı. Demek ki bu 600 milyon
Dolar bir gecede 950 milyon Dolar oldu. Bu satın almayla esasında bir fabrikayı
satın almıyorsunuz, satış kanallarını da satın alıyorsunuz. Böyle büyük bir
şirketimizin Afrika'ya girmesi, bana gelecekte onların kazandığı tecrübelerle bu
işlerin çok daha fazla artacağı gibi geliyor."
Taşkın, Türk yatırımcıların Afrika'da müteahhitliğin yanında
tarımsal ve gıda sanayi, tekstil, hazır giyim, dericilik, inşaat malzemeleri,
otomotiv sektörlerinde oldukça iyi yatırımlar yapabileceğini ifade ederek, şu
bilgileri verdi: "Bizler bilgi birikimi ve tecrübemizle Afrika'ya gittiğimiz
zaman çok şeyleri yapabiliriz. Yeter ki doğru bir kişi bulalım.
Güvenebileceğimiz, ortak olabileceğimiz... O bir kişiyi bulduğunuz zaman
yapamayacağız iş yok. Ama yanlış adamı bulduğumuz zaman da zehir zemberek olur.
Bu kıta her şeyini ithal ediyor, çöp kamyonunu, ambulansını, damperini, itfaiye
aracını, arabasını ya da en mühimi yedek parçasını ithal ediyor. Demek ki yedek
parça bizim için müthiş bir pazar. Buraya gittiğinizde satamayacağınız şey yok.
Yeter ki doğru ithalatçıyı bulun. Bir de tabi yeter ki fiyatınız uygun olsun."
Doğtaş, Çin Uluslararası Mobilya Fuarı’nda Yeni Kaledonya,
Katar, Tacikistan, Özbekistan, Hindistan, BAE, Fildişi, Tayland ülkeleri ile
anlaşmalara imza attı
Sektörünün “En Beğenilen Şirketi” seçilen Doğtaş, Çin'in
Guangzhou kentinde düzenlenen, dünya mobilya sektörünün buluştuğu Çin
Uluslararası Mobilya Fuarı’nda (CIFF) katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Doğtaş, dünya mobilya sektörünün nabzının tutulduğu Çin
Fuarı’ndan önemli anlaşmalara imza atarak döndü. Fuarda yer alan standında yaşam
tarzı sunan koleksiyonlarını sergileyen ve yeni işbirlikleri için yoğun
görüşmelerde bulunan Doğtaş, mevcut ve hedef pazarları dışındaki bayi
müracaatlarını eleyerek, Yeni Kaledonya, Katar, Tacikistan, Özbekistan,
Hindistan, BAE, Fildişi, Tayland ülkelerinden gelen yatırımcılarla anlaşmalara
imza attı.
Doğtaş Mobilya Genel Müdürü İsmail Doğan, uluslararası sektörde
en önemli ilk üç fuardan biri olan Çin Fuarı ile ilgili olarak; “40’ıncı
yılımızı kutladığımız bu özel yılda sahip olduğumuz koleksiyonlarımızı
tanıtmanın mutluluğu ve heyecanını fuar boyunca yaşadık. Bunun yanında, önemli
anlaşmalara imza attık. Hem yurtiçinde hem de yurt dışında yüzde 40 büyüme
hedefiyle başladığımız ve bu hedefi fuarda yaptığımız anlaşmalarla
taçlandırdığımız 40’ıncı yılımıza, yeni pazarlara açılarak, dünyada yayılmaya
devam ederek ve Doğtaş markasını dış pazarlarda daha çok duyurarak devam
edeceğiz” dedi.
Doğtaş Dış Ticaret Müdürü Erol Çetinkaya ise; “Şuanda
yurtdışında 65 ülkeye ihracat gerçekleştiren ve yurtdışında 95 mağazası bulunan
Doğtaş olarak, standımız fuarın en dikkat çekici stantlarından biri oldu ve
ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Çin ve benzeri fuarların etkisinin her geçen
gün daha da artacağına inanıyorum. Bu yoğun ilgiyle birlikte, Yeni Kaledonya,
Katar, Tacikistan, Özbekistan, Hindistan, BAE, Fildişi, Tayland ülkeleriyle
önemli iş birlikleri sağladık. Bu işbirlikleri ile Türkiye’nin prestijli markası
olma yolunda yine büyük adımlar attık” dedi.
Doğtaş yurtdışında büyümeye devam ediyor
Türk mobilya sektörünün öncü markası Doğtaş, Yurtdışı
Mağazacılık atağına devam ediyor. 2011 yılında yurtdışı pazarında yüzde 30’luk
büyüme sağlayan Doğtaş, 2012’de yüzde 40 büyüme sağlamayı hedefliyor. Ödenen
paranın karşılığını veren kalite ve tasarımlarıyla dikkat çeken Doğtaş, yurt
dışında 65 ülkede 95 mağazası ile mobilya sektöründe Türkiye’nin en prestijli
markalarından biri. Doğtaş, 2008 yılında aldığı Turquality belgesi ile de
yurtdışı atılımlarını hız kesmeden sürdürerek, bir dünya markası olma yolunda
emin adımlarla ilerliyor.
|
ÇTSO’da düzenlenen
toplantıda yeni Türk Ticaret Kanunu anlatıldı
YENİ KANUN AŞ KURMAYI
KOLAYLAŞTIRIYOR |
Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası ve Trakya ABİGEM, işbirliğinde düzenlenen yeni Türk
Ticaret Kanunu ile ilgili bilgilendirme toplantısında, yeni yasada devrim
niteliğinde yenilikler yer aldığı belirtilerek, katılımcılara ticari
işletmelerin karşına çıkacak yeni düzenlemeler hakkında bilgi sunuldu.
ÇTSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen bilgilendirme
toplantısına, konuşmacı olarak Güreli Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız
Denetim Hizmetleri’nden Yeminli Mali Müşavir Yücel Genç ve Yeminli Mali Müşavir
Mehmet Yüce katılırken, açılış konuşmasını ÇTSO Başkan Yardımcısı Erdal Akarsu
yaptı.
Erdal Akarsu, yeni Türk Ticaret Kanunu’nun çok önemli değişiklikler içerdiğini
belirterek, “Biz ÇTSO olarak bunun bilincindeyiz. Bu toplantıda da bilgilendirme
bakımından önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.
Trakya ABİGEM uzmanı Sinem Ertemel de, Mart ayı içinde Trakya bölgesinde
planlanan 13 bilgilendirme toplantısında karşılarına çıkan soruları ve
cevapları, internet sitesinde yayınlayacaklarını ve derlenecek raporları oda ve
borsalara ileteceklerini söyledi. Ertemel, “Odalarda toplanan üye görüşlerinin
TOBB aracılığı ile Bakanlıklara ulaştırılması ve Mayıs ayında gerçekleştirilmesi
muhtemel revizyonlara katkı sağlaması mümkün olacaktır” dedi.
Bilgilendirme toplantısının ilk bölümünde konuşan Yeminli Mali Müşavir Yücel
Genç, bazı istisnalar dışında 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek yeni Türk
Ticaret Kanununu “sakat doğmuş bir çocuğa” benzeterek, “Biz bu toplantılarda bu
çocuğu yaşatmak için neler yapılması gerektiğini anlatıyoruz” dedi. Yücel Genç,
“Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Mayıs ayında yayınlanacak ikincil mevzuat
ile 3 tüzük, 9 yönetmelik ve 11 tebliğ ile değişiklikler bekliyoruz. Ancak bu
kanunun özüne yönelik değişiklik getirmeyecektir. Kanunda hapis cezaları gibi
büyük sakatlıklar var” diye konuştu.
1.535 maddeden oluşan yasanın bazı maddelerinin üç yıl içinde yürürlüğe
gireceğini söyleyen Genç, 1 Temmuz itibarıyla elektronik ortamda Yönetim Kurulu
ve Genel Kurul yapılması için ana sözleşme değişikliğinin yapılması, kayıtlı
sermaye sistemine geçmek için gerekli işlemlerin başlatılması ve şirket
kuruluşu, sermaye artırımı ve azaltımı, devir birleşme, tasfiye işlemlerinde
işlem denetçi raporu alınması gibi maddelerin yürürlüğe gireceğini ifade etti.
14 Ağustos 2012’nin ana sözleşme hükümlerinin Yeni Türk Ticaret Kanunu’na
uyumlaştırılması için son gün olduğunu söyleyen Yücel Genç, 1 Temmuz 2013’ün de
“çok tartışma konusu olan” internet sitesi açmak ya da mevcut internet sitesinin
kanunda yer alan düzenlemelere uygun hale getirilmesi için son gün olduğunu
belirtti.
Yeni yasanın limited şirketlere oranla anonim şirket olmayı daha avantajlı
konuma getirdiğini, limited şirketlerin ise şahıs şirketine dönüşmesinin daha
verimli olacağını savunan Yücel Genç, “Türkiye’de 691 bin tane limited şirket
var. Bunların 208 bini Maliye’den kaydını sildirmiş ölü şirket niteliğinde.
Yasanın yürürlüğe girmesiyle 200 bininin de tasfiye sürecine gireceğini tahmin
ediyoruz” dedi.
Yücel Genç, yeni yasayla ilgili önemli noktaları şöyle sıraladı:
• Bundan sonra gelir tablosundan ziyade bilanço esas alınacak.
• Şirket organlarından murakıplar müessesesi kaldırıldı yerini bağımsız
denetçiler alacak.
• Tüm sermaye şirketleri 1 Mart 2012 tarihine kadar bağımsız denetçi seçimini
yapmak zorundadır.
• Denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulu faaliyet
raporu hiç düzenlenmemiş hükmündedir.
• Denetçi olumsuz rapor verdiği takdirde şirket yönetim kurulu istifa etmiş
sayılır.
Daha sonraki konuşmacı Yeminli Mali Müşavir Mehmet Genç ise, yeni yasa ve
getirecekleri hakkında üç öngörüsünü şöyle sıraladı:
• Limited şirketler hakkında 2014 Mart ayına kadar eğer bir düzenleme
yapılmazsa, birçok insan yeni yasadaki hükümler nedeniyle para cezası ödemek
zorunda kalabilir.
• Haksız rekabetin önüne geçilmesi konusunda önlemler alınmazsa, işlerini düzgün
yapan KOBİ’ler para cezası ödeyebilir.
• Yeni limited şirket kurulmasına yüzde 1 ihtimal bile vermiyorum. Türkiye’de
yüzde 95’e 5 olan limited/anonim şirket oranı, yeni yasayla tam tersine
dönecektir.
Yeni yasaya göre, anonim şirketler ile limited şirketler arasındaki farkı
anlatan Mehmet Genç, “İki şirket türü arasındaki mesafe çok azaldı. Bu yasayla
AŞ’lerin önü açık, gelişmiş ülkelerde hangi haklara sahip iseler, burada da aynı
haklara sahipler” diye konuştu.
|
YENİ ŞİRKETLER
EKONOMİK YAŞAMA GİRDİ
98 ŞİRKET KAPANDI |
2011’de açılan şirketler % 21, kapanan şirketler % 71 arttı.
ÇTSO kayıtlarına göre geçen yıl 83 yeni şirket ekonomik yaşama girerken, 98
şirket kapandı
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın kayıtlarına göre, 2011
yılında kentte yeni açılan şirket sayısı yüzde 20,7 artarken, kaydı kapanan
şirket sayısı yüzde 71,5 artış gösterdi. 2011 yılında 83 yeni şirket açılırken,
98 şirket faaliyetine son verdi.
ÇTSO kayıtlarına göre, 2010 yılında 400 olan yeni açılan şirket sayısı geçen yıl
483 oldu. Çanakkale genelinde yüzde 20,7’lik bir artış yaşanırken, Çanakkale
Merkez’deki yeni şirket sayısı 2010’da 223’ten geçen yıl 294’e çıkarak yüzde
31.8 arttı. Çan’da 2010’da 45 olan yeni şirket sayısı, 2011’de 46 oldu. Yeni
açılan şirket sayısında en büyük oransal artış yüzde 63.6 ile geçen yıl 18
şirketin açıldığı Yenice’de yaşandı.
Geçen yıl kaydını sildiren şirket sayısında önemli artışlar yaşandı. Çanakkale
toplamında, 2010’da 137 olan kapanan şirket sayısı 2011’de yüzde 71.5’lik
artışla 235’e çıktı. Çanakkale Merkez’de geçen yıl 109 şirket kapanırken, 2010
yılına göre artış oranı yüzde 78.7 oldu. Çan’da ise 2010’da 24 şirket
kapanırken, geçen yıl bu rakam 68’e çıktı ve artış oranı yüzde 183,3 oldu.
Ezine’de de kapanan şirketlerde yüzde 133’lük artış yaşandı. Bayramiç, Lapseki
ve Yenice’de ise kapanan şirket sayısında yüzde 30 seviyesinde azalma görüldü.
İşletme türlerine göre bakıldığında, geçen yıl açılan 483 şirketin 242’si
limited, 184’ü hakiki şahıs şirketi olurken, kapanan 235 şirketin 159’u hakiki
şahıs, 45’i de limited şirket oldu.
2011 sonuçlarıyla birlikte, Çanakkale’de Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı
toplam 5 bin 135 şirket faaliyet gösteriyor. Bunların yüzde 47.4’ünü oluşturan 2
bin 433 şirket limited, yüzde 38.5’i olan 1.979’u da hakiki şahıs şirketi
statüsündü.
Şirketlerin ilçelere göre dağılımında ise yüzde 53.8 ile çoğunlukta olan 2 bin
762 adedi Çanakkale Merkez’de faaliyet gösterirken, 577’si Çan’da bulunuyor.
Şirketlerin 374’ü Ezine, 358’i Ayvacık, 240’ı Bayramiç, 235’i Lapseki, 221’i
Yenice, 160’ı Bozcaada, 105’i Eceabat, 102’si de Gökçeada’da faaliyetlerini
sürdürüyor.
|
ÇTSO’ya 2011’de yeni
kayıt yaptıran şirket sayısı ve değişim
|
|
2010 |
2011 |
Değişim
(%) |
|
Toplam |
400 |
483 |
20,7 |
|
Çanakkale |
223 |
294 |
31,8 |
|
Çan |
45 |
46 |
2,2 |
|
Ezine |
26 |
29 |
11,5 |
|
Ayvacık |
20 |
28 |
40,0 |
|
Bayramiç |
15 |
20 |
33,3 |
|
Lapseki |
16 |
18 |
12,5 |
|
Yenice |
11 |
18 |
63,6 |
|
Bozcaada |
26 |
10 |
-61,5 |
|
Ecaabat |
9 |
10 |
11,1 |
|
Gökçeada |
9 |
10 |
11,1 |
|
ÇTSO’dan 2011’de kaydını
sildiren şirket sayısı ve değişim
|
|
2010 |
2011 |
Değişim (%) |
|
Toplam |
137 |
235 |
71,5 |
|
Çanakkale |
61 |
109 |
78,7 |
|
Çan |
24 |
68 |
183,3 |
|
Ezine |
6 |
14 |
133,3 |
|
Ayvacık |
12 |
13 |
8,3 |
|
Bayramiç |
10 |
7 |
-30,0 |
|
Lapseki |
8 |
5 |
-37,5 |
|
Yenice |
7 |
5 |
-28,5 |
|
Bozcaada |
1 |
5 |
400,0 |
|
Ecaabat |
4 |
5 |
25,0 |
|
Gökçeada |
4 |
4 |
|
|
|
Vergi Haftası etkinlikleri kapsamında İl Defterdarlığı
tarafından düzenlenen Vergi Ödül Töreninde, vergi rekortmenleri ödüllendirildi.
Vergi mükellefleri ve protokolün katıldığı vergi ödül töreninde
bir konuşma yapan Vali Güngör Azim Tuna, bir ülkede ekonomik kalkınma ve refah
düzeyinin artmasının en önemli gereklerinden birinin vergi gelirleri olduğunu
vurguladı. Her bireyin mali gücü oranında kamu harcamalarına katılması, ülkenin
kalkınmasını hızlandıracağını ifade eden Vali Güngör Azim Tuna konuşmasında
şunları kaydetti: “Bakanlığımız Gelir İdaresi gerek bireysel, gerekse kurumsal
bazda vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için, teknolojik imkanları en
üst düzeyde sağlamaktadır.
Vergi aynı zamanda bir paylaşım ve bölüşüm aracıdır. Çağdaş devlet; vergiyi
planlı bir biçimde, rasyonel, verimli, yüksek kalitede kullanmak, hizmet sunmak,
adil bir şekilde katılımcılık ve hesap verebilirlik ölçüsünde harcamakla
yükümlüdür. Çanakkale İlimizde toplam 33.500 mükellef mevcuttur. 2011 yılı sonu
itibariyle tahakkuk-tahsilat oranı % 74 olmuştur. İlimizde büyük sanayi
kuruluşlarının bağlı oldukları vergi daireleri Çanakkale dışındadır. Bu nedenle
elde edilen ekonomik hâsılanın tümünün İl içinde vergilendirildiği söylenemez
İlimizde bugüne kadar belirlenen hedeflerden; tarım, eğitim, sağlık alanında
gerçekleşenlerin yanında, hep birlikte; tarihi ve kültürel birikimin, turizm ve
tüm potansiyelimizin üst seviyede değerlendirilerek hayata geçirilmesini
hedefliyoruz. Çanakkale’de özel sektörün yatırım yapma arzusunu geliştirmek, iş
kurmak ve işini geliştirmek isteyen vatandaşların önündeki engelleri kaldırmak,
idare olarak üzerinde önemle durduğumuz noktalardan başlıcasıdır. Ülkemizdeki ve
Dünyadaki değişimleri takip eden, yeni projeler üreten, istihdam yaratan,
bilimi, teknolojiyi kullanan ve İlimizin potansiyelini kullanıp kalkınması için
ileriye götürmesi için çabalayanları desteklemeye her zaman hazırız.
Verginin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi ve vergiyi gönüllü olarak ödeme
alışkanlığının arttırılması amacıyla her yıl Vergi Haftası olarak İlimizdeki
etkinliklerin düzenlenmesinde ve vergi politikalarının uygulanmasında katkıları
olanlara, çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Ödül almaya hak kazanan
kurumlarımıza, işadamlarımıza ve vatandaşlarımıza takdirlerimi bildirmekten
mutluluk duyuyor ve onları yüksek vatandaşlık anlayış ve sorumluluk duyguları
nedeniyle tebrik ediyor, başarılarının uzun yıllar devam etmesini diliyor, sevgi
ve saygılar
İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi AŞ, dünyada sayılı,
Türkiye’de ise yalnızca üç firmanın hak ettiği ISO 50001 enerji yönetimi sistemi
belgesi alarak çevreci üretim süreçlerindeki hassasiyetini ve farklılığını
ortaya koydu.
İÇDAŞ Genel Müdürü Bülend Engin, gelecekte küresel ısınmadan
dolayı ülkelerin mal alırken düşük karbon salımı yapan, yani daha az enerji
harcayan şirketleri tercih edilmesi için zorunluluklar geleceğinin altını
çizerek, “Biz bunun gereğini şimdiden yapmış olduk” dedi. Türkiye’de demir çelik
sektöründe çevre dostu üretimi ve ürünleriyle her zaman ön planda olan İÇDAŞ
Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi AŞ, enerji yönetim sistemi alanında da ISO
50001 belgesi alarak çevreci üretim süreçlerini tescilledi. İÇDAŞ Genel Müdürü
Bülend Engin, enerji yönetim sistemi belgesiyle AB standartlarını yakalamaktan
öteye gittiklerinin altını çizerek, Avrupa'nın da en çok üzerinde durduğu
konulardan birisinin karbon salınımını azaltmak olduğunu hatırlattı. Engin,
“Önümüzdeki zamanlarda küresel ısınmadan dolayı ülkeler mal alırken düşük karbon
salımı yapan yani daha az enerji harcayan şirketleri tercih edilmesi için
zorunluluklar getirecek ve herkes bu yönde çalışmalar yapmak zorunda kalacaktır.
Bizde bunun gereğini şimdiden yapmış olduk” diye konuştu.
Kalite ve kapasiteden taviz yok
Temel olarak enerjinin verimli kullanılmasını amaçlayan bir
yönetim sistemi olarak değerlendirilen ISO 50001 belgesi ile İÇDAŞ bundan böyle
üretimde kalite ve kapasiteden taviz vermeden maksimum üretimi minimum
sarfiyatla gerçekleştirecek. ISO 50001 enerji yönetim sistemi ‘sürekli
iyileştirme’ felsefesi üzerine kurulup, bu alanda enerji tüketimini azaltmak,
enerji verimliliğini arttırmak, yenilenebilir kaynakların kullanımını artırmak,
doğal kaynakların tüketimini azaltmak, ve sera gazı salınımının azaltılmasına
katkıda bulunmayı hedefliyor. Tüm bu alanlarda iyileştirme sağlayan İÇDAŞ, ISO
50001 belgesiyle en alt kademeden en üst kademe çalışanlarına sorumluluklar
getirerek ‘aynı kalitedeki işi daha az enerji harcayarak yapmak’ prensibiyle
çalışmaya başladı.
İÇDAŞ’ta çalışanları birey olarak doğrudan etkileyen bu yeni
süreçte verimlilik süreklilik içinde yürütülebilir yapıya kavuşurken, enerjinin
ve doğal kaynakların yönetimi dünya standartları ölçeğinde gerçekleşecek. İÇDAŞ
bu çerçevede Biga’da yıllardır çalışmakta olan tesis dönüş suları üzerine
kurulmuş 4 adet HES ile çevreci yaklaşım sergilerken, ayrıca yenilenebilir
enerji kaynaklarının daha çok kullanımına dair de yeni projeler üzerinde
çalışacak. Dünyada sayılı, Türkiye’de ise yalnızca 3 firmanın sahip olduğu ISO
50001 belgesini İÇDAŞ kendi faaliyet alanlarında alan ilk firma oldu.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) tarafından düzenlenen
sohbet toplantısına Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner de katıldı.
ÇTSO yönetimi, kentin ekonomik, kültürel, sosyal gelişimine
katkı vermek üzere görüş ve önerilerin paylaşıldığı, sivil toplum kuruluşlarının
temsilcilerinin katıldığı toplantı düzenledi. Toplantıya ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner de onur konuğu olarak katıldı. ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülend
Engin, açılış konuşmasında, “ÇTSO 5 bin üyesi ile sanayi, ticaret ve üretim ve
istihdam da Çanakkale ekonomisinin doğrudan en büyük kurumudur. Bugün kentimiz
ekonomisine yaratılan artı değer ve refahın temelini ÇTSO üyeleri
oluşturmaktadır” dedi.
Toplantıda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri sırayla söz
alarak değişik konularda görüşlerini dile getirdi.Laçiner konuşmasında şunları
söyledi: “Çanakkale’ye bakış açımız konusunda göreve başladığımda farklı
düşünüyordum. Bugün 180 derece o değişmiştir. Bunu ilk kez açıklıyorum. Benim
bakış açım şuydu. Çanakkale gibi nüfus sorunu yaşayan, ölçek sorunu yaşayan
iller için üniversite çok ciddi bir kalkınma aracı olabilirdi. Üniversiteler
kenti olmaya en uygun il olarak da Çanakkale’yi gördüğümü belirtmiştim.
Gökçeada’ya, Gelibolu’ya, Biga’ya ve merkeze birer üniversite ile bunun
başarılabileceğini belirtmiştim. 2015 Çanakkale Şavaşları’nın 100’üncü yılının
çok büyük bir şans olduğunu seslendirmiştim. Bu doğrultuda üniversite olarak
bana düşün bir görev olursa da aşk ve şevk ile de bunu yapmaya hazır olduğumuzu,
atom karınca enerjisi hissederek paylaşmıştım kamuoyu ile.
Bir şeye ihtiyaç yok ise varmış gibi yapmak doğru değil. Çok güzel bir şey vad
etseniz bile doğru değil. Yani arıya düşen bal yapmaktır. Ona ihtiyaç duyana
düşen gidip o balı arının bal yaptığı yerden almaktır. Üniversiteye düşen de
eğitim ve bilim yapmaktır. Kentlere düşen ise eğer bir ihtiyaç var ise gidip onu
oradan almaktır. İhtiyaç yok ise de üniversiteye düşen hiç bir şey olmaz.
Üniversitenin görevi bende şu var gel al demek değildir. Üniversiteler yerel
kurumlar değildir.
Tabi ki yerele katkı vermeleri gerekir. Ama üniversiteler ulusal ve uluslar
arası kurumlardır. Gündemleri de genel de farklıdır. Bizler hocalar olarak
yeterince meşgulüz. Bilim yapmak, makale yazmak zorundayız. Eğitim vermek
zorundasınız. Batılı örneklerden bahsedecek olursak daha çok gayret üniversite
dışı aktörlere düşer. Üniversiteye de bunu temin etmeye çalışırlar. O yüzden
bunu harekete geçirmek istediğimiz de bazı arkadaşlar dilenci üniversite haline
mi geliyor bu ÇOMÜ fakal diye yorum yapanlar da oldu.
Ama bunlara gerek yok. Harward Üniversitesine baktığınız zaman yüzde 50’den
fazlası ‘dilencilikle’ gelen kaynaklardır. Bağışlar, miraslardan gelen paylar,
üniversite mezunlarından gelen paylar, yerel idareden gelen kaynaklar. Peki bu
nedir. Üniversiteye verilen bu kaynaklar ve yardımlar hayır mıdır. Hayır
değildir. Üniversite toplumun ortak değeridir. Sanayi ona ihtiyaç duyduğu için
gider ona bir makine alır. Oradan çıkan ürünü kendisi kullanır. Sivil toplumun
malıdır. Bizde üniversite konusunda bir yanılğı var. Üniversiteler devletin
kurumudur. Askeriye gibi devlet kurar, geliştirir, devlet bakarsa bakar. Hayır
öyle değil. Eğitim sivil bir iştir. Medeni bir iştir. Toplum üniversiteyi
sahiplenirse üniversitenin topluma faydası çok yüksek derecelerde olur. Toplum
sahiplenmezse sahiplenen başkalarının olur üniversiteyi.”
|
SİVİL TOPLUM
KURULUŞLARINDAN
YAT LİMANI’NA TAM DESTEK |
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu’nun
Çanakkale’nin gelişim projeleri hakkında bilgi paylaşımını gerçekleştirmek
amacıyla Truva Otel’de düzenlediği kahvaltılı toplantıda, sivil toplum
kuruluşlarının temsilcilerinin tamamı Oda’nın Yat Limanı projesine destek
verdiğini açıkladı.
Toplantının açılış konuşmasını ÇTSO Başkanı Bülend Engin yaptı.
Engin, toplantının konusunun Üniversite ile Çanakkale’nin sanayi ve ticaretinin
ilişkileri olduğunu belirterek, “Ortak yaşam alanımız olan Çanakkale’nin
gelişimi için kentimizin tüm dinamikleri ile gerçekleştirdiğimiz aylık
toplantılarımızın üçüncüsünü düzenliyoruz” diye konuştu.
ÇTSO’nun 5 bin üyesi ile sanayi, ticaret, üretim ve istihdamda Çanakkale
ekonomisinin doğrudan en büyük kurumu olduğunu ifade eden Bülend Engin,
sözlerini şöyle sürdürdü “Bugün kentimiz ekonomisinde yaratılan artı değer ve
refah temelini ÇTSO üyeleri oluşturmaktadır. Çanakkale’nin ekonomik refahın
gelişmesi ve doğrudan üyelerimizin girişim ve gelişmeleriyle orantılı olacaktır.
ÇTSO Yönetim Kurulu olarak gerek kentimizin gerekse üyelerimizin ekonomik
gelişmelerine katkı sunmak için Yat Limanı, Çarşı, Kongre Merkezi, İş Merkezi,
Kruvaziyer Turizmi gibi birçok konuyu birlikte gündemimize alarak, gerçekleşmesi
için çaba sarf ediyoruz. Bunlarla yetinmiyoruz, bunlarla birlikte kentimizin
gelişimi için sivil toplum dinamiklerinin oluşturacağı sinerjiyi çok çok
önemsiyoruz. Çanakkale kendi geleceğine kendi sahip çıkmalıdır. Bunu başarmak
için bir araya gelebilmeli ve düşüncelerimizi paylaşabilmeliyiz.”
|
VERGİ
GELİRİNDE ÇANAKKALE’Yİ
BİR MİLYARA DOĞRU TIRMANDIRDI |
Türkiye’nin
tek bayan Defterdarı olan Sacide Şakar, göreve başladığında 300 milyon lira
civarında vergi geliri toplayan Çanakkale’yi bir milyara doğru tırmandırdı.
Geçen yıl kendi kendine yeten 17 il arasına giren Çanakkale, bu yıl da
hedeflerini yüzde yüz onbir gibi bir rakamla tutturan sayılı illerden birisi
oldu.
Tahsilat oranında Türkiye genelinde 21. sırada iken 2011
yılında 14. sıraya yükseldiklerini vurgulayan Şakar; “Maliye Bakanlığı Kamu
hesapları bültenine göre İlimiz tahsilat oranı itibariyle, Aralık 2010 sonunda
Türkiye genelinde 21’inci sırada iken, Aralık 2011 de 14’üncü sıraya
yükselmiştir. Gelirin giderleri karşılama oranı itibariyle ise Aralık 2010’ da
25’inci sırada iken Aralık 2011 de 19’uncu sıraya yükselmiştir” dedi.
33 bin 510 mükellefi bulunan Çanakkale Defterdarlığı denetim konusunda da rekora
koşuyor. 2011 yılında sıkı çalışan Defterdarlık, 21 bin 771 mükellefini de
bizzat denetimden geçirdi. Bu kapsamda 9176 dosya açılırken, 5016 dosya karara
bağlanarak 20 milyon kusur matrah artırımı sağlandı.
Şakar, 2011 yılı faaliyet sonuçlarının yanı sıra vergi kanunlarında yapılan
değişiklikler ile 01.01.2012 tarihinden itibaren uygulanacak olan vergi
asılları, cezaları, Milli Emlak, Muhakemat ve Kamu harcamaları konularında da
kamuoyunu bilgilendirdi. Çanakkale’nin vergi gelirleri hakkında bilgiler veren
Şakar, 2011 yılı içerisinde 963.170.811,41 TL vergi tahakkuku tutarının
715.206.120,70 TL’sini tahsil ettiklerini söyledi.
2011 yılı Aralık sonu itibariyle tahsilat oranının % 74 olduğunu ifade eden
Şakar, Çanakkale Defterdarlığı olarak tahsilat oranında Türkiye genelinde 14.
sıraya yükseldiklerini söyledi. 2011 yılında 781.741.208,50 TL harcama
gerçekleştiğini kaydeden Şakar, gelirin gideri karşılama oranının ise Aralık
2011 sonu itibariyle %91 olduğunu vurguladı.
Elektronik ortamda gönderilmesi gereken zorunlu beyannamelere değinen Şakar;
“Bilindiği üzere, beyannamelerin elektronik ortamda verilmesi işlemine 01 Ekim
2004 tarihinden itibaren başlanılmış olup, aşamalı olarak beyannamelerin
elektronik ortamda verilmesi zorunluluk haline getirilmiştir. Ticari, zirai ve
mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi
mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri, muhtasar beyannamelerini, katma
değer vergisi beyannamelerini, gelir ve kurumlar vergisi, geçici vergi
beyannameleri ile özel tüketim, damga, banka ve sigorta muamele, noter harçları,
özel iletişim ve şans oyunları vergisine ilişkin beyannamelerini elektronik
ortamda gönderme mecburiyetindedirler” dedi.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın kentin sivil toplum
aktörlerini bir araya getirdiği geniş katılımlı toplantıda, Çanakkale’nin
sorunları ve çözüm önerileri ele alındı.
ÇTSO Başkanı Bülend Engin’in daveti üzerine bir araya gelen ve
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın onur konuğu olarak katıldığı
toplantı.
Kentin ekonomik, kültürel ve sosyal gelişimine katkı vermek
amacıyla düzenlenen toplantıya, ÇTSO Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra Meclis
üyeleri ve Komite üyeleri katıldı. Toplantıda ayrıca, Baro Başkanı Tülay
ÖmercioğluMeclis Başkanı Ali Rıza Çetin, Ticaret Borsası Başkanı Kaya Üzen, ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı İlyas
Acar, Kent Konseyi Başkanı Saim Yavuz, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı
Mustafa Vurucu, Mimarlar Odası Başkanı Sevil Ural ve Şehir Plancılar Temsilcisi
Özgür Ural, Çanakkale Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Derneği (ÇATOD)
Başkanı Ali Akol, Turizm Tanıtma Derneği Başkanı Sefer Göktepe, Kent Müzesi
Başkanı Cevat İnce, Çanakkale İnşaatçılar ve Yapı Müteahhitleri Birliği Derneği
Başkanı Güven Barış Yüksel ve bu kuruluşların üyeleri katıldı. İl Genel
ÇTSO Turizm Komitesi Başkanı ve Kaz Dağı Otelleri Derneği (KAZOD) üyesi Muzaffer
Bayraktar, ÇTSO’nun tam bir sivil toplum örgütü olarak çalışmaya başladığını ve
Başkan Engin’in Çanakkale’de turizm olayına inanılmaz bir ivme kazandırdığını
belirterek, Yat Limanı’nın çok önemli bir proje olduğunu ve mutlaka yapılması
gerektiğini vurguladı. Bayraktar, Yat Limanı’nın Çanakkale turizmini bir kademe
yukarı çıkaracağını ifade ederek, kruvaziyer limanıyla birlikte her iki projenin
de yüksek gelirli turistleri Çanakkale’ye çekeceğini ifade ederek, “Çanakkale,
kruvaziyer turizminde olmazsa olmaz bir destinasyondur. Her iki proje kentimize
ciddi katkılar sağlayacaktır” diye konuştu.
Turizm Tanıtma Derneği Başkanı Sefer Göktepe, iç turizmdeki sorunlara değinerek,
Gelibolu’yu gezen yerli turistlerin karşıya geçerek Aynalı Çarşı’yı da gezmek
istediklerini ancak tur yetkililerinin “park yeri yok” bahanesiyle alışverişi
engellediğini söyledi ve “Park yeri mutlaka halledilmeli” dedi.
ÇATOD Başkanı Ali Akol: “Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Hektor Heykeli
için yer bulmamızı istiyor. Elimizde bir pasta var ve bu pastayı elimizin
tersiyle itmeyelim. Havaalanımızın da uluslararası boyuta taşınması gerekiyor.
Bunun için büyük bir yatırıma gerek yok. Pasaport kontrol noktası kurulması
lazım. Ayrıca 2012 yılının sonunda Çanakkale’de bir ralli yapmayı planlıyoruz.
STK’lardan bu konuda sadece manevi destek bekliyoruz. Bu ralliyi geleneksel hale
getirirsek, turizme önemli katkılar sağlayacaktır.”
Baro Başkanı Tülay Ömercioğlu, özellikle Çanakkale’nin ulaşım sorununa
değinerek, “Ancak duble yol sorunu yavaş yavaş çözülüyor ve buna paralel olarak
Çanakkale de üzerindeki ölü toprağını atıyor.”
Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mustafa Vurucu ise, “21 bin kişiyi temsil
ediyorum, Çanakkale için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” diye başladığı
konuşmasında özellikle ulaşım sorununa değindi ve “İstanbul’a uçak seferleri
büyük bir imkandı ancak kalktı. Yollarımız da hala eksik ve bu aksaklıkların
giderilmesi lazım” diye konuştu.
Yapı Müteahhitleri Birliği Derneği Başkanı Güven Barış Yüksel de kentin sıkışmış
durumda olduğunu ve Çanakkale’nin fiziki olarak yeni mekanlara ihtiyacı olduğunu
ifade ederek, 15-20 yıl sonrasının Çanakkale’si düşünüldüğünde havaalanının
kentin içinde yer almasının doğru olmayacağını ayrıca ikinci bir OSB’nin de
kurulması gerektiğini ifade etti.
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan “Havaalanı konusunda kandırılıyoruz gibi geliyor
bana. Seçim zamanı Atlas Jet gelir, Bora Jet gider, o gelir bu gider. Uçuşlarda
İstanbul ayağı uçtu gitti, Ankara ayağı da sallanıyor. Yetkilileri geldi benden
aylık 30 bin lira istedi. Giderlerimizi ödeyin dediler. Bu masrafları
karşılarsak uçuşlara devam edeceklermiş. Canım sıkıldı, darıldım ve gücendim.
Nasıl GESTAŞ ada ulaşımında devlet tarafından sübvanse ediliyorsa, Çanakkale
Havaalanı giderleri de devlet tarafından temin edilebilir. Uçak olayında
oynatılıyoruz, hepimiz şikayetçiyiz. Bunun gereğini yapmalıyız. Ankara’ya
topluca gidilip, kamuoyu oluşturmalıdır. Bu işler böyle oluyor.
Milletvekillerinin de bu toplantılara katılması gerekiyor. “
Yat limanı projesinin 2009 yılındaki seçim beyannamesinde bulunduğunu ifade eden
Ülgür Gökhan, “ÇTSO bu projeyi destekledi, sahiplendi ve epey bir ileri taşıdı.
Ama dedikodu yayılıp gidiyor. ÇTSO başkanının bayrağı ele alıp devam ettiği
proje sorunsuz ilerliyor. Çarşı Projesi için de Belediye Başkanı istemiyor gibi
söylentiler dolanıyor. Ben böyle bir şeyi ne destekler ne engellerim. Çünkü
burada esnaf önemlidir. Belediye olarak bizi ilgilendiren o yapının estetiğidir.
Kültür Varlıkları Koruma Vakfı, burası için yeni bir proje istedi. Nitekim yeni
proje konusunda da çalışmalar sürüyor. Yerel yönetim olarak iki projeye de
destek veriyorum” diye konuştu.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülend Engin ve
Yönetim Kurulu Üyeleri, Yat Limanı Projesi hakkında Çanakkale Belediye Başkanı
Ülgür Gökhan ve yardımcılarını bilgilendirdi. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan,
ÇTSO’nun yat limanı projesiyle, Belediye olarak hem fikir olduklarını ifade
ederek, “Bu projeye destek veriyorum. Yeri de uygundur, inşallah başarılı
olursunuz” dedi.
Çanakkale Belediyesi Meclis Salonu’nda yapılan toplantıya,
Bülend Engin’in yanı sıra Başkan Yardımcıları Kemal Karakaş, Erdal Akarsu ve
Yönetim Kurulu Üyeleri Cem Erdemir, Timur Ay, Mehmet Tokgöz katıldılar.
Toplantıda Çanakkale Belediyesi’nden Başkan Gökhan’la birlikte Başkan Yardımcısı
Adnan Albayrak, Başkan Danışmanı Remzi Yiğit, İmar ve Şehircilik Müdürü Özleyiş
Çetin, Ulaşım Hizmetleri Müdürü Hayati Gürses yer aldı.
Yat Limanı Projesinin sunumunu, proje çalışmalarında yer alan ve dünya
yatçılığında söz sahibi marinalarda çalışma tecrübesi bulunan uzak yol kaptanı
Türker Özmen yaptı.
Çanakkale’ye hem turistik potansiyeli hem de Marmara’dan Ege’ye inen yatların
uğrak noktası olması bakımından Yat Limanı gerektiğini söyleyen Özmen, 8
sektörün ortak noktası olan stratejik bir coğrafi konumda olduğunu belirtti.
Özmen, Çanakkale Yat Limanı’nın yapımı için kentte 5 farklı yerde inceleme
yapılarak, tüm yerlerin olumlu ve olumsuz yanlarının belirlendiğini ve sonuçta
Kuruçeşme Bölgesi’nin uygun bulunduğunu ifade etti.
Türker Özmen, Yat Limanı’nın Merkez Kordon’da yapılmamasının en önemli nedeninin
sosyal kimliğin tek deniz bağının koparılmaması olduğunu söylerken, ÇTSO Başkanı
Bülend Engin de, “Sayın Başkan Gökhan, burası için bana ‘halkımızın denizle tek
bağını koparamam’ dedi, biz de kendisini haklı bulup bu kararına saygı duyduk”
diye konuştu.
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da, “Yatların bakım ve onarımının kentin
merkezinde yapılacak olması da bir handikap. Ayrıca yat limanı için özel otopark
yeri gerekir, meydanda bunun imkânı yok” dedi.
İncelenen yerler arasında Karanlık Liman’ın şehir merkezinden uzak olması ve
aniden derinleşen dip yapısının proje maliyetini yüzde 35 artırdığını belirten
Özmen, Kolin Otel bölgesi için yapılan incelemelerde teknik ve sosyal açıdan
imkân olmadığının belirlendiğini aktardı. Sarı Çay bölgesine de taşkın ağzı
olmasından dolayı Yat Limanı yapılamayacağını ifade eden Özmen, şöyle konuştu:
“Yat Limanı için en uygun ve bir yat limanında olması gereken tüm teknik
şartlara Kuruçeşme Bölgesinin sahip olduğunun ortaya çıkması üzerine, projenin
burada yapılmasına karar verildi.”
Özmen, bu bölgenin avantajlarını şöyle sıraladı: Liman ağzında kumlanma riski
sıfır düzeyde, akıntı istikrarlı, dalga yükseklikleri düşük, merkeze ve sosyal
imkânlara yakın, soysal yapı denizden koparılmış değil ve Bozcaada, Gökçeada,
Truva, Assos, Gelibolu gibi turizm noktalarına çok yakın.
Bölge için 4 farklı Yat Limanı projesi hazırlandığını söyleyen Özmen, kabul
edilen 440 metre iskele uzunluğu olan projenin 608 tekne kapasiteli ve tahmini
maliyetinin 35.5 milyon lira olduğunu ifade etti. Projede ayrıca 35 tekne
kapasiteli karada çekek yeri, 15 tonluk lift, 50 araçlık otopark ve liman hizmet
ofisleri de bulunuyor.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, projeye destek verdiğini, yerini de
uygun bulduğunu belirterek, “Benim bu proje yokken, yıllar önce aynı bölgeye Yat
Limanı yapılması için Ulaştırma Bakanlığı’na başvurum var. Bu bakımdan projeye
destek veriyorum. İnşallah başarılı olursunuz” dedi.
ÇTSO Başkanı Bülend Engin de, Odanın kurulan şirkette küçük bir hissesinin
bulunduğunu ve kesinlikle kar amacı gütmediğini belirterek, “Biz Çanakkale’ye
yat limanı kazandırmayı bir vazife bildik. Amacımız Çanakkale’den kazanmak
değil, Çanakkale’ye kazandırmaktır” dedi.
Projenin artık her şeyi ile sona erdiğini, ÇED uygulamamasına göre, Ankara’ya
dosya sunulup tartışılmasından önce, büyük çaplı bir toplantı yapılması
gerektiğini söyleyen ÇTSO Başkanı Bülend Engin, tüm dernekler, Odalar, Borsalar
ve Çanakkale halkının da katılımıyla geniş bir toplantı yapılacağını ve Yat
Limanı ile ilgili sunuma yer verileceğini sözlerine ekledi.
Sektörel Dernekler Federasyonu SEDEFED ve Rekabet Forumu REF
işbirliğinde İstanbul Sabancı Center’da düzenlenen 7.Rekabet Kongre finalinde
verilen Rekabet Gücü Ödülü’nün sahibi İÇDAŞ oldu.
Büyüme, İhracat, Katma değer ve kâr, Müşteri ve toplum, İnsan
Kaynakları, Finansal Kaynaklar, İnovasyon Tasarım ve Teknoloji, Liderlik,
Stratejilerin Sürdürülebilirliği, Süreç ve Sistemlerini geliştirebilme, gibi 10
temel bileşen üzerinden yapılan değerlendirmede şirketlerin performansını ölçen
Jüri İÇDAŞ’ı “2011 yılı Rekabet gücü” ödülüne layık gördü.
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz, AKKÖK Şirketler
Gurubu İraa Kurulu Üyesi Mustafa Yılmaz, RÖYK Başkanı Prof. Dr. Dilek Çetindamar,
REF Direktörü Doç. Dr. İzak Atiyas, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkan
Vekili Özal Erkay, Bilim İlaç Genel Müdürü, Dr. Erhan Baş ve ARGE Danışmanlık
Başkanı Hakan Kilitçioğlu gibi isimlerin bulunduğu 2011 yılı Rekabet Gücü Ödül
Jürisi 5 aylık bir değerlendirmenin ardından 16 kasım günü düzenlenen törende
kararını açıkladı.
Sektörel Dernekler Federasyonu SEDEFED ve Rekabet Forumu REF
işbirliğinde İstanbul Sabancı Center’da düzenlenen 7.Rekabet Kongresinde
gerçekleşen törende, İÇDAŞ Yönetim kurulu Başkanı Bayram Aslan ödülü Çanakkale
Valisi Güngör Azim Tuna’nın elinden aldı. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür
Gökhan, Biga Kaymakamı Fatih Genel, Biga Belediye Başkanı Mehmet Özkan ve çok
sayıda İÇDAŞ çalışanının katıldığı törende yaptığı konuşmada Bayram Aslan “ Bu
ödülü İÇDAŞ çalışanları adına almaktan büyük gurur duyuyorum. Bu başarı onların
hak ettiği bir başarıdır” diyerek, ödülü İÇDAŞ çalışanları adına Genel Müdür
Bülend Engin’e verdi. Ödülü İÇDAŞ Yönetim kurulu Başkanı Bayram Aslan’a
sarılarak alan Bülend Engin yaptığı konuşmada bu yarışmada olmanın ve bu ödülü
almanın hem kendilerini hem de rakiplerini motive edeceğine dikkat çekti.
“Bu ödülün üzerinde alın teri var”
Bülend Engin konuşmasında, aldığı 2011 Yılı Rekabet ödülünün
üzerinde her İÇDAŞ çalışanının alın teri olduğuna belirterek “Yarışmanın,
şirketimiz için başarılı ve ülkemiz için yararlı bir sonuca dönüşeceğine
inancımla, daha büyük başarılara, hep birlikte imza atmak için, her bir
İÇDAŞ’lıya teşekkür ediyorum”dedi. Bülend Engin konuşmasına şöyle devam etti ; “
İÇDAŞ hiçbir altyapısı olmayan, sanayileşmemiş bir yörede, kendi öz
kaynaklarıyla yatırım yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. Çanakkale’de
entegre bir sanayi vahası yarattık; gerek entegre üretim, gerekse de çevresel
değerlere saygı anlamında ülkemizde örnek bir üretim üssü oluşturduk.
Sektörümüzde öncüsü olduğumuz uygulamalarımızla, tüm topluma örnek olmak adına,
rekabet gücü ödülüne başvuruda bulunduk. Bu yarışmada olmak, hem bizi hem de
takipçilerimizi motive edecektir. Rekabet Gücü Ödül başvuru yolculuğumuzun;
şirketimize Ödül'ün çok ötesinde kazanımlar sağladığı çok açıktır. Başvuru
sürecinde, sistemimizi yeniden gözden geçirme fırsatını yakaladık ve öğrenme
eğrimizi, birkaç basamak yükseltme imkânı sağladık. Süreç; bizim için
motivasyonumuzu yükselterek, birlikteliğimizi kuvvetlendiren, öğrenme yolu ile
kendimize yeni bir bakış açısı kazandıran, özel bir tecrübe olmuştur. Dünya
demir-çelik sektöründe, çok gerisinde başladığımız bir yarışta; Enerji
verimliliği, proses etkinliği, çevre duyarlılığı, teknoloji kullanımı,
çalışanların üretkenliği ile İÇDAŞ, ortaya koyduğu rekabet gücüyle, ülkemizin
adını bugün saygın bir noktaya getirmenin gururunu paylaşmaktadır”
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna “ İÇDAŞ Çanakkale’nin gururu oldu.İÇDAŞ’a
uluslar arası alanda da başarılar diliyorum”dedi.
Sabancı Center’da düzenlenen törende sanayi kuruluşlarının Çanakkale protokolüne
yakın ilgisi ve İÇDAŞ çalışanlarının coşkusu dikkat çekti.
|
GÜNEY MARMARA
KALKINMA AJANSI
15,2 MİLYON LİRALIK DESTEK VERECEK |
Balıkesir
ve Çanakkale illerini kapsayan Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA), 2011 yılı
için 15,2 milyon liralık iki yeni destek programına çıktığını açıkladı.
Balıkesir Valisi ve GMKA Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz
Arslan'ın açıkladığı programlarla KOBİ'lerin ihracata yönelik ve yenilikçi
projeleriyle kamu kurumlarına yönelik sosyal kalkınma projeleri desteklenecek.
Yeni destek programını açıklamak için GMKA hizmet binasında bir basın toplantısı
düzenlendi. Toplantıya Vali Arslan, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Balıkesir
Belediye Başkanı İsmail Ok, Balıkesir İl Genel Meclisi Başkanı Ramazan Bahçavan,
Çanakkale Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Bülend Engin, Balıkesir Ticaret Odası
Başkanı Mahmut Yavuz, GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, Hukuk Müşaviri Esra
Karabuğa ve Program Yönetim Birimi Başkanı Yakup Salman katıldı.
Yeni destek programlarıyla 15,2 milyon liranın, Balıkesir ve
Çanakkale'den gelen projelere aktarılacağını belirten Arslan kamu kurumları,
sivil toplum kuruluşları ve çeşitli kamu kurumu niteliğindeki organizasyonların
yararlanabileceği Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı'yla uygun nitelikteki
başvuruların destekleneceğini söyledi. TR22 Güney Marmara 2010-2013 Bölge
Planı'nda belirlenen hedefler doğrultusunda çıkılan İhracat ve Yenilikçilik Mali
Destek ve Sosyal Kalkınma Mali Destek Programları kapsamında projelere
aktarılacak toplam tutarın 11 milyon lirasının ihracat ve yenilikçilik
projelerine, 4 milyon 200 bin liranınsa sosyal kalkınma projelerine verileceğini
ifade etti.
En büyük payın KOBİ'lerin ihracat ve yenilikçilik konularında hazırlayacakları
projelere aktarılacağını vurgulayan GMKA Yönetim Kurulu Başkanı Arslan,
"Ajansımız, Kalkınma Bakanlığı'nın 9. Kalkınma Planı'ndaki 'Sanayi ve
Hizmetlerde Yüksek Katma Değerli Üretim Yapısına Geçişin Sağlanması' ile 'Ar-Ge
ve Yenilikçiliğin Geliştirilmesi' hedeflerine katkı sağlamayı amaçlıyor. İhracat
ve Yenilikçilik Mali Destek Programı, Balıkesir ve Çanakkale bölgesinde Türkiye
ortalamasının altında bulunan kişi başına ihracatın arttırılması ve bölgenin
dünya ekonomisine eklemlenmesini hedefliyor.
Son başvuru tarihi, 27 Ocak 2012 saat 17.00 olarak belirlendi. İkinci Mali
destek programı ise Eğitimin İşgücü Talebine Duyarlı Hale Getirilmesi, Eğitim
Sisteminin Geliştirilmesi, Sağlık Sisteminin Etkinleştirilmesi, Gelir
Dağılımının İyileştirilmesi, Sosyal İçerme ve Yoksullukla Mücadele, Sosyal
Güvenlik Sisteminin Etkinliğinin Artırılması, Kültürün Korunması ve
Geliştirilmesi ile Toplumsal Diyaloğun Güçlendirilmesi hedeflerine katkı
sağlamayı amaçlıyor." dedi. Vali Yılmaz Arslan, Sosyal Kalkınma Mali Destek
Programı'na Balıkesir ve Çanakkale bölgesinde faaliyet gösteren kamu kurumları,
meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli kanunlarla kurulmuş
kooperatifler ve birliklerin başvurabileceğini kaydetti. Programın son başvuru
tarihini de 23 Aralık 2011 saat 17.00 olarak açıkladı.
|
Doğtaş
Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Türkiye Mobilya Sektör
Meclisi Başkanı Davut Doğan Başbakan Erdoğan’ın yerli ürün
kullanımı genelgesini değerlendirdi;
‘KALİTEDE DÜNYA
STANDARTLARINI YAKALADIK, YERLİ ÜRÜN KULLANALIM’ …
|
Doğtaş
Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Türkiye Mobilya Sektör Meclisi Başkanı
Davut Doğan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kamu kurum ve kuruluşlarınca
gerçekleştirilecek mal alımlarına ilişkin uygulamalarda öncelikli olarak
Türkiye’de üretilen ürünlerin tercih edilmesi yönündeki genelgesini
desteklediğini bildirdi.
Başbakan’ın yaptığı açıklamanın diğer sektörler gibi mobilya
sektörünü de sevindirdiğini ifade eden Doğan, kalitede dünyadan eksiğimiz yok,
mecbur değilsek yerli ürün kullanalım’ çağrısı yaptı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kamu kurum ve kuruluşlarınca
gerçekleştirilecek mal alımlarına ilişkin uygulamalarda öncelikli olarak
Türkiye'de üretilen ürünlerin tercih edilmesi gerektiği ve yöneticilerin bu
konuda gereken duyarlılığı göstermelerini isteyen genelgesi mobilya sektöründe
de en üst düzeyde yankı buldu. Doğan, tasarruf ve rekabet ilkelerine uygun
hareket edilmesi kaydıyla, Türkiye ihtiyaçlarının yerli ürünlerden
karşılanmasının ekonomimiz için çok daha yararlı olacağına dair Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan imzalı genelgeyi ülke ekonomisi açısından son derece önemli
olduğunu belirterek şunları söyledi:
Doğan, şunları söyledi: ”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kamu kurum ve
kuruluşlarınca gerçekleştirilecek ürün alımlarında öncelikli olarak Türkiye’de
üretilen ürünlerin tercih edilmesi gerektiğinden söz ediyor. Kendisini Doğtaş
Mobilya ailesi ve Türk mobilya sektörü olarak destekliyoruz. Bizim tüketiciye
vermek istediğimiz bir mesaj var; Doğtaş Mobilya ve Türk mobilya sektörü olarak,
mecburi bir durum olmadığı sürece, ithal yerine yerli ürün tercih edilmesinin,
başbakanımızın da belirttiği gibi ülke ekonomisini çok ileriye taşıyıp,
güçlendireceğine inanıyoruz” dedi.
Mobilya sektörü, tasarım ve kalitede dünya standartlarında
Başbakan’ın yaptığı açıklamanın çok doğru bir yönlendirme olduğunu ifade eden
Doğan; sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türk mobilya sektörü olarak 2010 yılında perakende anlamında iç pazarda yüzde
8, dış pazarda yüzde 20 büyüme sağladık. Bu orandan da görebileceğimiz gibi
sektörümüzün her geçen gün hacmi artıyor. Bunun yanında, son yıllarda tasarım ve
ürün geliştirmeye her yıl ciddi miktarda yatırımlar yapıyoruz. Hem yurtiçi hem
de yurtdışı pazarında daha güçlü bir şekilde yer alabilmek için global
tasarımlar yaratıyoruz. Bu ürün ve tasarımlarımızla İtalyan ve Alman mobilya
sektöründe takdir toplayarak, söz sahibi olduk. Bu bilinçle hareket ederek
ihtiyaç halinde ürün alımlarını yerli firmalardan gerçekleştirmenin, ülkemizi ve
sektörü daha ileriye taşıyıp, daha güçlü kılmak adına çok önemli yararlar
sağlayacağını düşünüyoruz.”
|
ÇANAKKALE
EKONOMİSİNİN GELİŞME İVMESİ |
Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin, Çanakkale'nin,
yatırım için bakir bir kent olduğunu belirterek, "Yapılacak ortak akıl ve
enerjiyle bu potansiyel harekete geçirilmelidir" dedi.
Engin, yaptığı açıklamada, Çanakkale'nin sıçrama öncesindeki bir
kent görünümünde olduğunu söyledi.
Kentin kabuğunu kıracağını ve gelişeceğini ifade eden Engin,
yapılan bir araştırmaya göre, Çanakkale'nin, kişi başına düşen 14 bin 186 TL ile
Türkiye'nin en zengin 23. ili olduğunu bildirdi. Çanakkale'nin, Türkiye'nin en
yaşanılabilir 20'inci ili olduğunu, kent hayatı kalitesi sıralamasında da ilk
10'da bulunduğunu belirten Engin, ilin eğitimli iş gücü potansiyelinin de üst
sıralarda yer aldığını kaydetti.
Maden ve tabiat zenginlikleriyle dolu olan Çanakkale'nin yatırım konusunda
İstanbul'a oranla daha avantajlı olduğuna işaret eden Engin, şöyle konuştu:
"Çünkü İstanbul'un üç katı uzunluğunda boğazı var ve kıyıları İstanbul gibi
yağmalanmamış durumda. Bu anlamda yatırım için gerçekten bakir kalmış bir kent.
Her şeyi mevcut. Yapılacak olan ortak akıl ve enerjiyle bu potansiyel harekete
geçirilmelidir.
Tabi bir ivme yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Çanakkale
Savaşları'nın 100. yıl dönümü anma etkinlikleri için Çanakkale 2015 Ajansı
kurulmakta. Troya Müzesi'nin projesi kabul edildi, ihale aşamasında. Çanakkale
otoyolları yapılacak. Kınalı- Gelibolu Otoyol Projesi'ne yakında başlanıyor.
Daha da önemlisi Gelibolu -Lapseki Boğaz Köprüsü geçişi ve Lapseki - Çan -
Yenice'ye bağlanan otoyol projesi kentin ivme kazanmasına büyük katkı
yapacaktır. "
Bülend Engin, Çanakkale için master plan yapılmasının da şart
olduğunu ifade etti. Yapılacak plan dahilinde turizm yatırımları, ulaşım
alternatifleri, kruvaziyer rıhtımı gibi projelerin gerçekleşmesi gerektiğini
kaydeden Engin, Çanakkale'de ayrıca endüstri bölgesi ile serbest ticaret bölgesi
kurulması gerektiğini bildirdi. Bandırma-Çanakkale-İzmir demiryolu ağının hızla
planlanarak yatırımın başlatılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Engin,
"Çocuklarımıza daha güzel bir Çanakkale borcumuzdur" diye konuştu.
18
Nisan 2011Çanakkale Savaşları’nda kaybettikleri askerleri anmak için Anzak
Koyu’nda şafak ayinine gelen Anzak torunları, şimdi yatırım çıkarması yapıyor.
Tuya Holding’in 3.5 milyon metrekarelik arazisinde, marina ve
kruvaziyer limanının yanında dev bir kompleks yapılacak. Fonların desteğiyle
planlanan kompleksin 2 milyar dolarlık yatırımı bulması bekleniyor.
25 Nisan’da karadan yapılan çıkartmada kaybettikleri 8 bin 700
Avustralyalı ve 2 bin 700 Yeni Zelandalı askeri anmak için 1934 yılından beri
her yıl aynı gece Anzak Koyu’nda şafak ayinine gelen Anzak torunları, şimdi
Çanakkale’ye yatırım için geliyor. Tuya Holding’in 10 yıl boyunca parsel parsel
topladığı 3 milyon 540 bin metrekarelik arazide, marina ve kruvaziyer limanının
yanında otel, alışveriş merkezi, kültür ve sanat merkezi, üniversite, golf
alanı, fuar alanları ve konuttan oluşan dev bir yaşam köyü oluşturulacak. Tuya
Holding’in özsermaseyesinin yanında Avustralya ve Yeni Zelandalı fonların
desteğiyle yapılması planlanan ‘Çanakkale Merkez Turizm Projesi’ne 2 milyar
dolar yatırılması planlanıyor. Dev kompleks, Çanakkale Zaferi’nin 100’ncü yılına
yetiştirilmek isteniyor. Proje tamamlandığında yılda 650 milyon dolar gelir
sağlayacak.
Özbek Köyü’nde toplam 3 bin 540 dönümlük arazide
gerçekleştirilecek Çanakkale Merkez Turizm Projesi, Güney Marmara Kalkınma
Planı’na paralel geliştirildi ve Ulaştırma Bakanlığı’nın 10. şurasındaki
hedefleri ve Turizm Bakanlığının 2007-2023 yılları hedefleri dikkate alındı.
Projede, en çok kıyı şeridinde yer alacak marina ve kruvaziyer limanı dikkat
çekiyor. 1300 metrelik sahil şeridinde, 700 denizde ve 300 karada olmak üzere
bin yat kapasiteli marina ve 6 bin 500 yolcuya kadar çıkan 4 kruvaziyer gemiye
aynı anda hizmet sunacak bir liman yapılacak. Burada, Çanakkale İl Özel
İdaresi’nce işletilen GESTAŞ’a ait feribot iskelesi ve yolcu salonu da
yapılacak.
|
|