ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER
...
Son Güncelleme :
16.05.2012
Çanakkale Belediye Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü’ndeki yolsuzluk
iddialarına yönelik operasyonla ilgili açıklama yapan Çanakkale Cumhuriyet
Başsavcısı Salih Çokal, ortada ciddi delillerin bulunduğunu, milyonlarla ifade
edilecek rakamların söz konusu olduğunu söyledi. Operasyondan ise en karlı
belediyenin çıkacağını ifade etti.
Çanakkale Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü’nde geçen ay
arama yapan ve bazı belgelere el koyan polis, dün (15 Mayıs) sabah ise ikinci
dalga ile aralarında Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü çalışanları ile abonelerin de
bulunduğu 89 kişiyi gözaltına aldı. Kamuoyunda oluşan, “CHP’li Belediyeye
Yönelik Operasyon” algısının ardından bugün (16 Mayıs) Çanakkale Cumhuriyet
Başsavcısı Salih Çokal konuyla ilgili basını bilgilendirme toplantısı düzenledi.
Yazılı bir metin ile konunun detaylarını aktaran Çokal, basın mensuplarının
sorularını da yanıtladı.
Başsavcı Salih Çokal, kendilerinin bilgisi ve koordinesi içinde
Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü
elamanlarınca projeli yapılan çalışma sonucunda, Belediyenin alt birimi olan ve
Belediye hizmet binası dışında ayrı bir yerde faaliyet gösteren, müdürlüğün bazı
çalışanları, Belediye adına faaliyet gösteren Sunay Madencilik Şirketi’nin bazı
personeli ile bazı abonelerin ‘İştirak halinde rüşvet almak/vermek, kamu
kurumunun bilişim sistemi aracı kılınarak dolandırıcılık, belgede sahtecilik ve
benzeri şeklindeki’ suç iddialarının araştırılması için bir operasyon
yapıldığını belirtti.
Başsavcı Salih Çokal, “Belediye ve şirket çalışanları olan bir
kısım şüpheliler hakkında, uygulanan tedbir/soruşturma ve inceleme sürecinde ve
Sampaş firması görevlilerince kurulan sistem üzerinde yapılan kontrollerde elde
edilen veriler neticesinde, su miktar ve paralarını, belediye aleyhine fakat
abone lehine olacak şekilde tamamen veya kısmen ayarlandığı veya silindiği,
mevcut durumu gizlemek için ise genelde su sayaçlarının arızalı gösterildiği,
değiştirilmesi yönüne gidildiği veya abonenin su sayacının endeksi uzunca süre
okumamak suretiyle biriktirildiği ve bir süre sonra sayaç sökülüp alındığı,
sayaç üzerindeki miktar azaltılarak sayacın tekrar aboneye takıldığı, bu
değişimi sistem üzerinden sildikleri ve bu şekilde maddi menfaat elde edildiği
iddiaları yönünde ciddi kanıtlar/emareler toplanmıştır” dedi.
Soruşturma aşamasında 89 kişinin gözaltına alındığını belirten
Başsavcı Salih Çokal, ifadesi alınan ve çoğunluğu abone olan 64 kişinin serbest
bırakıldığını, halen gözaltında ise müdürlük çalışanlarından oluşan 25 kişinin
bulunduğunu söyledi. Çokal, gözaltı aşamasında hamile olan iki şüphelinin ise
sağlık durumlarının göz önünde bulundurularak hiç gözaltına alınmadığına dikkat
çekti. Çokal, “Soruşturma konusu maddi değer ve kayıpların, kamu zararı
kapsamında Çanakkale Belediyesi’nin ve Çanakkaleli yurttaşların olması
nedeniyle, soruşturma üzerinde hassasiyetle durulmakta olup, soruşturma tüm
yönleri ile devam etmektedir” dedi.
Basın mensuplarının soruşturmaya ilişkin sorularını da
yanıtlayan Başsavcı Çokal, operasyonun, CHP’li Belediyeyi yönelik yapıldığı
algısının yanlış olduğunu belirterek, “Bazen iyi ilişkiler içerisinde olduğunuz
kurum ve kişileri de incelemeniz gerekiyor. Değişik sonuçlarla
karşılaşabiliyorsunuz. Biz, kamunun menfaatine, tamamen suça odaklı çalışıyoruz.
Kişilerin ya da kurumların kim olduğuyla ilgilenmiyoruz. Belediye kent için
önemli. Belediye Başkanını sizler de tanıyorsunuz. Bu soruşturma 6-7 aylık
geçmişe dayanıyor. Ortada ciddi deliller var. Henüz maddi değer tespiti
yapılmadı. Bilir kişi incelemesiyle ortaya çıkacak. Ancak delillere göre
rakamlar milyonlarla ifade edilebilecek düzeyde. Belediyenin en önemli kaynağı
başkalarına peşkeş çekilmiş. Bu soruşturmadan en karlı çıkacak olan belediye.
Operasyon belediyeye katkı sağlayacak. Fakat şuan için kimseye suçlu diyemeyiz.
Soruşturmanın sonucunu beklemeliyiz” diye konuştu.
Çanakkale’nin duayen gazetecileri merhum Yaşar Türe ve Turhan
Narler’in isimleri, Gazeteciler Cemiyeti’nin önerisiyle üzerine Belediye Meclisi
kararıyla Esenler Mahallesi’nde iki sokağa verildi. Türe ve Narler sokakları
törenle açıldı.
Çanakkale’de uzun yıllar yerel ve ulusal gazete ve ajansların
temsilciliklerini yürüten ve 27 Ocak 2007 tarihinde aynı gün yaşamlarını yitiren
duayen gazeteciler Yaşar Türe ve Turhan Narler’in isimleri sokaklarda
ölümsüzleşti. Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler
Günü’nde düzenlenen 2011 Başarılı Gazeteciler Yarışması Ödül Töreni’nde
Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan’dan, iki duayenin isimlerinin
sokaklara verilerek ölümsüzleştirilmesini talep etti. Gazeteciler söz veren
Başkan Gökhan, konuyu kısa sürede Belediye Meclisi’ne öneri olarak sundu.
Belediye Meclis üyelerinin oluruyla Esenler Mahallesi’ndeki iki sokağa Gazeteci
Yaşar Türe ve Gazeteci Turhan Narler isimleri verildi.
Sokaklara üzerlerinde vesikalık fotoğraflarının ve
özgeçmişlerinin yer aldığı bir pano kondu. Düzenlenen açılış törenine Çanakkale
Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Burak Gezen, Türe ve Narler ailesinin fertleri ile basın mensupları katıldı.
Gazeteci Turhan Narler ve Gazeteci Yaşar Türe ismini taşıyan birbirine paralel
iki sokakta da ayrı ayrı tören düzenlendi. Törende konuşan Çanakkale Belediye
Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Turhan Narler ve Yaşar Türe’nin yaptıkları
haberlerle kentin gelişimlerine önemli katkılarda bulunduklarını söyledi. Her
iki usta gazetecinin uzun yıllar önemli bir misyon üstlenerek tarafsızlık
ilkesiyle mesleklerini yaptıklarını belirten Başkan Gökhan, “Turhan Narler ve
Yaşar Türe sıradan isimler değil. Gazetecilik yaşamlarında çok önemli haberleri
imza attılar. Çanakkale basın tarihinde önemli bir yer tutuyorlar. Çanakkale
Gazeteciler Cemiyeti’nin talibi çok yerindeydi. Bu talebi ivedilikle
değerlendirdik ve gereğini yaptık” dedi.
Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Burak Gezen ise,
taleplerini süratle yerine getiren Belediye Başkanı Ülgür Gökhan başta olmak
üzere tüm Belediye Meclis Üyelerine meslektaşları adına teşekkür etti. Başkan
Gezen, “Bugün, duayenlerimizin isimlerinin ölümsüzleştiği bir ana tanıklık
ediyoruz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde birer plaketle onurlandırdığımız
Türe ve Narler ailesinin fertlerine bir kez daha haklı bir gurur
yaşatabildiğimiz için çok mutluyuz. Hepimizin hatırlayacağı gibi duayenlerimizin
yolları gazetecilik yaşamları boyunca neredeyse her haberde kesişiyordu.
Öylesine iyi arkadaştılar ki, yolları ölümde bile kesişti. Aynı gün yaşamlarını
yitirdiler. 27 Ocak 2007 tarihinde kaybettiğimiz duayenlerimiz yan yana
defnedilirken, yolları ebedi istirahatgahlarında da kesişmiş oldu. Bugün de
Turhan ağabeyle Yaşar ağabeyin yolları, isimlerinin ölümsüzleştiği birbirine
paralel bu iki sokakta bir kez daha kesişmiş oldu. İnsanlar yaşamları boyunca
elde ettikleri başarılardan dolayı ödül alabilir. Ancak en büyük ödül, öldükten
sonra isminizi yaşatabilecek bir eserin olmasıdır. Bu nedenle, ustalarımıza
bugün en büyük ödülün verildiği inancındayım. Gazetecilik meslekleri boyunca
kentin gelişimine yaptıkları katkılar nedeniyle de bu ödülü fazlasıyla hak
ettiler” dedi.
Turhan Narler’in oğlu Işık Narler ve Yaşar Türe’nin oğlu Levent
Türe’de birer konuşma yaparak, babalarının isimlerinin sokaklara verilerek
ölümsüzleştirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ettiler. Törene Turhan
Narler’in eşi Günel Narler, Yaşar Türe’nin eşi Mürvet Narler ve çocukları ile
torunları katıldı. Konuşmaların ardından sokakların açılışları gerçekleştirildi.
Çanakkale Valiliği koordinasyonunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık
İl Müdürlüğü’nce düzenlenen Tarım Zirvesi, yapıldı.
Zirveye Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale Belediye
Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrüye Aras Hisar,
Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feyzi Uğur, İl Genel Meclisi Başkanı Ali Rıza
Tekin, Çanakkale Ticaret Borsası Başkanı Kaya Üzen, Çanakkale Gıda, Tarım ve
Hayvancılık İl Müdürü İlkay Uçar ve sektörün tüm aktörleri katıldı.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna açılışta yaptığı konuşmada;
üretici örgütleri, üniversite, tarımla ilgili kamu kurum ve kuruluşları, tarımla
ilgili sivil toplum kuruluşları ve tarım girdi veren girdi alan sektör
temsilcileri olmak üzere, tarımın tüm bileşenlerini bir araya getirdikleri Tarım
Zirvesiyle, Çanakkale’nin Tarım Master Planının hazırlanması için ilk adımı
attıklarını söyledi. Çanakkale Tarım Master Planının hazırlanmasındaki
amaçlarını ise; sektörün sorunlarını, çözüm yollarını, hedeflerini ve
beklentilerini ortaya koyarak, ülkenin AB (Avrupa Birliği) ile bütünleşme
sürecinde Çanakkale’nin Hayvansal ve Bitkisel Üretimde özelliklede başta meyve
sebze olmak üzere ürün çeşitliliğini, miktarını ve kalitesini artırarak rekabet
ve pazar gücünü geliştirerek, çiftçinin gelirini artırmak ve başta gıda sanayi
olmak üzere tarıma dayalı sanayiinin gelişmesini sağlamak olarak açıkladı.
Çanakkale’de düzenlenen Karayolu Trafik Güvenliği Haftası açılış
töreninde konuşan Emniyet Müdürü Ali Ekber Bektaş, bugünden tezi yok
anasınıfları da dahil trafik derslerinin zorunlu ders olarak okutulmasını
önerdi.
Polis Evi bahçesinde düzenlenen Karayolu Trafik Güvenliği
Haftası açılış törenine Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale Emniyet
Müdürü Ali Ekber Bektaş, bürokratlar, siyasiler ve vatandaşlar katıldı. Saygı ve
İstiklal Marşı’nın arından konuşmalara geçildi. Çanakkale Emniyet Müdürü Ali
Ekber Bektaş, trafik kazalarının nedenlerine bakıldığında insan payının yüzde
95’in üzerinde olduğunu söyledi.
Çanakkale il genelinde 2011 yılı içerisinde polis sorumluluk
bölgesinde bin 701 trafik kazası meydan geldiğini, bu kazalarda 20 vatandaşın
hayatını kaybettiğini, bin 421 vatandaşında yaralandığını belirten Bektaş,
“Çanakkale Emniyet Müdürlüğü olarak temel amacımız insan hayatının korunmasıdır.
Tüm eğitim ve denetim çalışmaları hep bu amaca yöneliktir. Trafikte meydana
gelebilen tüm olumsuzlukların önüne geçebilmek amacıyla Çanakkale genelinde 2011
yılında 5 bin 58 yaya, 7 bin 616 sürücü olmak üzere toplam 13 bin 124 kişi
trafik konusunda bilgilendirilmiştir. Bu kapsamda Karayolu Trafik Güvenliğinin
arttırılmasına yönelik eğitim faaliyetleri kapsamında toplum
bilinçlendirilmektedir. ‘Ağaç Yaşken Eğilir’ atasözünün ışığında bugünden tezi
yok anasınıfları da dahil trafik derslerinin zorunlu ders olarak okutulmasının
yansınamayacak faydaları sağlayacağına olan inancımı belirtmek istiyorum.
Çanakkale Emniyet Müdürlüğü olarak il merkezi ve ilçelerimizdeki ana
sınıflarında bir plan dahilinde öğrencilerimize trafikle ilgili temel bilgiler
verilmeye başlanmıştır” dedi.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ise, haftanın, trafik
kurallarının anlatılması için önemli bir zaman dilimi olduğunu, trafik
kurallarını öğrenerek ve çevredeki insanlara öğreterek haftanın amacına
ulaşmasına yardımcı olunabileceğini belirtti. Vali Tuna, “Kimi zaman felaket
boyutuna ulaşan, çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi, yaralanmaya veya sakat
kalmasının yanı sıra büyük ekonomik kayıplara neden olan trafik kazaları
ülkemizin çözüm bekleyen sorunları arasında en ön sıralarda yer almaktadır.
Hızla artan taşıt sayısıyla birlikte trafik sorunu da artmaktadır. Ülkemizde her
yıl binlerce insan hayatını kaybetmektedir. Trafik canavarıyla mücadele etmenin
tek yolu trafik kurallarına uymaktır. Kazaların önlenmesi ve trafik sorununun
çözümü yalnız yetkililerden beklenmemelidir. Hükümetimiz son yıllarda yol
güvenliğini arttırmak için binlerce kilometre bölünmüş yol yapmıştır. Ama
insanımız hız yaparak kurallara riayet etmediği için kazalarda maalesef çok
fazla azalma yaşanmamıştır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından trafik konulu resim, şiir ve kompozisyon
yarışmalarında dereceye girenler ödülleri verildi. Yılın örnek sürücüsü seçilen
Engin Bayat’a da ödülü verildikten sonra trafik konulu sergi gezildi.
Çanakkale çevresinde maden arama çalışmaları ve işletme
hazırlıkları devam ederken, çevreciler içme sularının kirlendiği iddiasıyla
durumu protesto etti.
Çanakkale Çevre Platformu ve Kent Konseyi Çevre Meclisi
üyeleri, içme sularına sahip çıkmak için Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi.
Çevrecilere Çanakkale’nin CHP’li Milletvekili Serdar Soydan ile CHP İl Başkanı
Hamza Karagöz de destek verdi. Kazdağları bölgesinde yürütülen altın arama ve
işletme çalışmalarını protesto eden çevreciler, “Çanakkale Suyuna Sahip
Çıkıyor”, “Atik Hisar Atık Hisar Olmasın” pankartları ve “Çekin Elinizi
Kazdağından”, “Kazdağında Zafer Direnenlerin Olacak” ve “Siyanürcü Şirket
Memleketi Terket” yazılı dövizlerle tepkilerini gösterdi. Çevreciler, 5177
sayılı Maden Yasasını ise talan yasası olarak nitelendirip, bu yasayı arkalarına
alan şirketlerin ve madencilik lobilerinin kar hırslarının ülkenin çevresel
felaketlere sürüklenmesine yol açtığını belirtti.
Çevre Platformu ve Kent Konseyi Çevre Meclisi adına bir basın açıklaması yapan
Filiz Ceylan Tekin, Çanakkale merkezine bağlı Kirazlı Köyü ve havzasında
yürütülen sondaj çalışmalarının daha şimdiden bir çok köyün sularını
kirlettiğini, yer altı su kaynaklarında hesap edilemez zararlara sebep olduğunu
ileri sürdü. Tekin, “Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı
su toplama havzası içinde, siyanürlü altın üretimi yapmaya yeltenmek, temiz su
kaynaklarımızı zehirleyecek, toprakta uyuyan ağır metalleri ortaya çıkaracaktır.
Bu durum yaratacağı etkiler nedeniyle düpedüz bir toplu cinayet söz konusudur”
dedi.
Bugüne kadar planlanmış en büyük çevresel yıkım projesinin Kazdağı ve yöresinde
uygulandığına dikkat çeken Filiz Ceylan Tekin şöyle devam etti: “Sadece Çan
ilçesinin ve 26 köyünün değil, Kızılelma köyünün, Bayramiç dere kolunun tüm
köylerinin dereleri, Kirazlı Köyünün, Balabanın tüm suları, kısacası
Çanakkale’nin tüm akarsularının kaynağı Kazdağı ve yöresidir. Şimdi tüm bu
sular, baraj göletleri tehdit altındadır. Dünyada en çok su harcayan ve yer altı
yerüstü sularını kirleten sanayi faaliyeti madencilik faaliyetidir. Nitekim
şuana kadar daha sondajlar aşamasında Ağıdağı ve Kirazlı yöresinde yüz binlerce
ton suyumuz kullanılmış ve içme sularımız da içilemez hale gelmiştir. Bu bir
ekmek, su ve yaşam hakkı mücadelesidir. Hiçbir kamu yararı bulunmayan
yöremizdeki altın maden işletmeciliğini başlatmayınız ve yeni yasal düzenlemeler
yaparak tüm arama ruhsatlarını iptal edip, sondajları durdurunuz.”
Öte yandan Çanakkale Çevre Platformu ve Kent Konseyi Çevre Meclisi ile birlikte
yarın (6 Mayıs) Atikhisar Barajı bölgesinde kır şenliği düzenlenecek ve çevre
konusunda mesajlar verilecek.
CUMHURBAŞKANI GÜL ONURUNA AKŞAM YEMEĞİ
Çanakkale’de
bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çan İlçesi’ndeki ziyaretin ardından,
Çanakkale Valiliği’nce onuruna düzenlenen akşam yemeğine katıldı.
Yemeğin açılış konuşmasını Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna
yaparken, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “2B yasası çıktıktan sonra
artık kamu üniversitelerine orman arazilerinde yer verebileceğiz. Bu bağlamda 18
Mart üniversitesini de güçlendirmek ve genişletmek için bu yasadan
faydalandıracağız” dedi. Bakan Eroğlu’nun konuşmasının ardından, İbrahim Bodur,
Fennur Sözen, Bülend Engin’in de aralarında bulunduğu Çanakkaleli
hayırseverlere, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından plaket verildi. UNUTULMAYACAK İZLER BIRAKTILAR
Plaket töreninin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Herkes adına iki
şehit ailesini hepinizin adına tebrik ettim. Bu şekilde herkesle selamlaşmış
olarak kendimi kabul ettim. Bugün eşimle burada olmaktan büyük mutluluk
duyuyorum. Çanakkale deyince akla bir kelime gelir; Şehit kelimesi gelir. Ayrıca
yüzyıl önce burada Türkiye’nin çok büyük sınavı gelir. Dünyaya, tarihe
verdikleri çok büyük hatıralar gelir, verilen ders gelir. 18 Mart 1915′te o
mücadele şahikasına ulaştı ve buraların geçilemeyeceğini tüm dünya gördü. Öyle
ki, bu mücadeleyi en iyi Mehmet Akif anlatmıştır. Çanakkale destanını. Tüm
şehitlerimize hürmeten; Ey şehit oğlu şehit diyerek artık sıfatların yapacağı
övgülerin doruk noktasına çıkıp söylenecek her şeyi söylemiş. Tüm şehitlerimizi
rahmetle anıyorum. Türk milleti canını, yeri geldiğinde vatanı, milleti dini
için hiç gözünü kırpmadan vermiştir. Osmanlı devletinin son dönemlerde büyük bir
özenle yetiştirdiği gençlik ise Çankaya savaşlarında hep feda olmuşlardır. O
savaştır ki, dünya siyasi tarihinin yönünü değiştirmiştir. Belki o tarih, başka
şekilde gelişecekti. Rusya’da, Kafkasya’daki devrimler belki de başka şekilde
olacaktı. Gerçekten atalarımız bu toprakları savundular ve unutulmayacak izler
bıraktılar. Aslında o mücadelede, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli atıldı.
Birçok kahramanlar Çanakkale’de görev aldılar. Onlardan birisi de Atatürk’tür.
İlk öne çıktığı noktalardan birisi oldu. Bugünde milletimiz yine değerleri için
gözünü kırpmadan şehitler vermektedir. Yine tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
Ailelerine şükran duygularımı ifade ediyorum” dedi. Hayırseverlere de teşekkür
eden Cumhurbaşkanı Gül, “Tabiki, Çanakkale’nin başka özellikleri de var. Çok
değerli sanayicilere müteşebbislere verdiğim plaketlerle onların hayırseverlik
özelliğini hatırlıyoruz. Kazançlarının bir kısmını gönüllü olarak halka ayıran
insanlar. Onlara teşekkür ediyorum. Hepsi birbirinden çok değerli kişiler.
Eminim sayıları artacak. Ayrıca büyük firmalar da akla geliyor, tarım turizm de
akla geliyor. Ta eski tarihlerden kalan Truva, müthiş bir olay. Bugünlerde daha
çok fark edildiğini öne çıktığını görüyoruz. Bu kentin birçok vasıfları var.
Bugünkü ziyaretlerimde, buralar o kadar çok zengin cazip yerler ki gerçekten
insanının buralara koşup yerleşmesi geliyor. Gerçekten buranın kıymetini çok iyi
bilin. Bu bölgenin çok farklılığı vardır. değerini bilmemiz gerekir” diye
konuştu. TÜRKİYE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR
Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasının devamında, “Başka ülkelerde çok büyük ekonomik
sıkıntılar çekilmekte, özellikle güneydeki ülkelerde çok büyük istikrarsızlıklar
görülürken, Türkiye çok şükür gayet istikrarlı bir şekilde yoluna devem ediyor.
Avrupa ülkelerinin ekonomik bunalımlarının yanında Türkiye büyümeye devam
ediyor. Demokrasimiz dinamik. Tüm bunlar aslında Türkiye’nin güzelliklerini ve
gücünü gösteriyor. İnsanlar düşündüklerini gizli konuşsalar bu hiç iyi olmaz,
ama bugün herkes konuşuyor, paylaşıyor. Bu nedenle ülkemizin, memleketimizin
kıymetini bilmemiz gerekiyor. Ülkemizin her tarafında hakkımız var hepimiz
eşitiz. Şikayetlerimiz olabilir, bunların hepsi de normaldir. Hepsini el birliği
içerisinde gerçekleştireceğiz gelecek nesillere çok daha güzel ülke bırakalım.
Ülkemizin geçmişi ne kadar zenginse, geleceğinin de o kadar parlak olacağına
inanıyorum. Dünyayı takip ediyorum, ziyaretler gerçekleştiriyorum. Birçok
ülkenin Cumhurbaşkanları koşarak ülkemize geliyorlar. Hepsine evet desek her
hafta bir Cumhurbaşkanı gelir. Herkes burayı ziyaret etmek iş yapmak için yarış
halindeler. Davetlere gidecek olsam her hafta bir ülkeye gitmem gerekir. Bu her
ülkeye nasip olmaz. Kıymetini bilelim, noksanlarımızı gidermek için el birliği
içerisinde çalışalım. Bu şehirde bu uyumu gördüm” dedi. ÖĞRENCİYKEN GELDİM
Cumhurbaşkanı Gül, ayrıca, “Buraya ilk defa üniversite öğrencisi olarak geldim.
Eskiden 18 Mart törenlerine İstanbul’dan tüm üniversite gençliği gelirdi. 70′li
yıllarda üç büyük şehirde üniversite vardı. Hatta gemiyle gelinirdi. Bende
İstanbul Üniversitesi öğrencisiyken, öğrenci birliği başkanı olarak iki yıl üst
üste üniversite gençliği adına konuşma yaptım. O zaman iki yıl üst üste konuşma
yapan kişiyim. O zamanlar usul öyleydi, şimdi düzen nasıl bilmiyorum. O günden
sonra çeşitli vesilelerle geldim. Şimdiki ise il ziyareti” dedi. Konuşmanın
ardından yemek basına kapalı olarak devam etti.
Çanakkale'de yaklaşık 15 bin kişi, 57. Piyade Alayı'nın 1915'te
katettiği yolu şafak vakti yürüdü
Çanakkale Kara Savaşları'nın 97. yıl dönümü etkinlikleri
kapsamında Genelkurmay Başkanlığı, Çanakkale Valiliği, Türkiye İzcilik
Federasyonu ve Ulusal Öğrenci Konseyi'nce '' 57. Alay Yürüyüşü'' düzenlendi.
Geceyi hazırlanan kamplardaki çadırlarda geçiren ve sabahın
erken saatlerinde uyanan öğrencilere Türk Kızılayı tarafından dağıtılan ve 57.
Alay askerlerince de içtiği belirtilen kırık buğday çorbası ikram edildi. Çorba
dağıtımının ardından Gelibolu 18. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral
Ferhat Özgen tarafından yürüyüşün startı verildi.
Yaklaşık 8 kilometrelik yürüyüşe öğrenci grupları,
üniversiteliler ve izcilerden oluşan 15 bin kişi katıldı. Grup üyeleri marşlar
söyleyip, ellerindeki Türk bayraklarını sallayıp zorlu parkuru tamamlamaya
çalıştı. Yürüyüşü tamamlayan grup, Conkbayırı'nda düzenlenen törene geçti.
Buradaki törene, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman, Çanakkale Valisi
Güngör Azim Tuna, Çanakkale Belediye Başkan Vekili Celal Karakaş ile kaymakamlar
ve bağlı birliklerin komutanları katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının
ardından, Niğde Üniversitesi temsilcileri, geçen yıl teslim aldığı temsili
sancağı Çukurova Üniversitesi temsilcilerine verdi. Öte yandan, tören alanında
57. Piyade Alayı'nı temsil eden ve o dönemdeki üniformaları giyen askerler de
yer aldı.
Gelibolu
Yarımadası'ndaki Mehmetçik Abidesi'nde uluslararası tören düzenlendi
Çanakkale Kara Savaşlarının 97. yıl dönümü nedeniyle Gelibolu
Yarımadası'ndaki Mehmetçik Abidesi'nde uluslararası tören düzenlendi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün, Conkbayırı’nda Ruşen Eşref Ünaydın
ile yaptığı görüşme sırasında söylediği 'Cephanemiz kalmadı dediler, cephaneniz
yoksa süngünüz var dedim. Askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de
yere yattı. Kazandığımız an, bu andır'' sözleri kara savaşlarının tarihimizdeki
yerini özetliyor.Çanakkale Kara Savaşlarının 97. yıl dönümü dolayısıyla Gelibolu
Yarımadası'ndaki Mehmetçik Abidesi'nde uluslararası tören düzenlendi.
İkinci Kolordu Komutanlığının ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende,
Mehmetçik Abidesi'ne Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda, Bangladeş, Fransa,
Kanada, Almanya, Hindistan, İrlanda, Pakistan ve İngiltere adına çelenkler
konulduktan sonra, saygı duruşunda bulunuldu. Bu sırada tören mangası tarafından
saygı atışı yapıldı.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Türkiye Cumhuriyeti devleti
adına konuşma yaptı.
Tuna, ülkelerin milli marşlarının çalındığı ve bayraklarının göndere çekildiği
törende, 1. Dünya Savaşı'nın kaderini etkileyen boğaz savunması ve Gelibolu
Yarımadası üzerindeki kara savaşlarının, milli harp tarihi içinde müstesna bir
yeri ve önemi olduğunu bildirdi.
“Bu topraklar, kendi evlatlarımızı kucakladığı gibi burada savaşan milletlerin
evlatlarını da bağrında taşımaya devam etmektedir” diyen Tuna, “97 yıl önce
Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası'nda yaşananlar sadece Türk milletinin
var olma savaşı olmayıp, buradaki muharebelere katılan değişik milletlerden
insanların da ulus olma yolunda attıkları adımları derinden etkilemiştir.
Milletimizin bu cephelerde ödediği ağır bedellerin karşılığında var olma
mücadelesinin ne anlam ifade ettiğinin farkına varmış olması bizim açımızdan
buradaki muharebelerin en belirgin sonucunu teşkil eder. Bu sonucun ortaya
çıkardığı en önemli kişilik Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal'dir” dedi.
Tuna, 1. Dünya Savaşı sonrasında maddi ve manevi varlığı
hukuken sonlandırılan 600 yıllık büyük bir devletin arkasından tarih sahnesine
çıkacak yeni devletin doğması sürecinin başkomutanı ve sonrasında bu devleti
şekillendirecek fikirlerin baş mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
Gelibolu'daki muharebe alanlarının en önemli kısımlarında görev yaptığına işaret
ederek, şunları söyledi:
“Onun bu cephede bizzat içinde yaşadığı ve şahit olduğu olaylar, Türk insanının
ona olan saygı ve sevgisini pekiştirecek örneklerle doludur. Çanakkale'de
başlayan bu sürecin ortaya çıkarttığı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda yer
alan temel felsefe ve değişmez ilkelerden biri hiç kuşkusuz 'Yurtta Barış
Dünyada Barış' ilkesidir. Bugün bu ilkelerin ışığı altında burada toplanmış
bulunuyoruz. 97 yıl önce birbirine 8-10 metre mesafedeki siperlerde
birbirleriyle kıyasıya mücadele edenlerin o siperlerde birbirlerine sarılarak
can verenlerin torunları olarak barışın getirdiği erdemleri bütün dünyaya
yansıtan güzel bir örnek oluşturuyoruz. Çanakkale Savaşları sırasında yaşananlar
ve insanlık tarihine bir kahramanlık abidesi olarak geçen mücadele burada
evlatlarını kaybetmiş farklı coğrafyadan gelmiş ülkeler arasında hüzünlü ancak
bir o kadar da samimi ve sarsılmaz dostluğun temellerinin atılmasına vesile
olmuştur.
Geçmişte yaşanan olayların unutulmaması, o olaylarda yaşanan
acılardan ders çıkarılması, çıkartılan derslerle geleceğin barış içinde
şekillendirilmesi, insanlığın çözmesi gereken en önemli sorunlardan biri olarak
gündemdeki yerini korumaktadır. Savaşlar insanlık tarihinde derin onulmaz
yaralar açarlar. Barış içinde yaşayabileceğimiz ve çocuklarımıza tertemiz
yaşanabilir bir dünya bırakmak dururken, savaşlarla hem dünyayı hem de insanlığı
hüzün içinde bırakmayı kimse izah edemez. Savaşan askerlerin ailelerine
yazdıkları mektupları okursak, eminim ki çocuklarımıza daha yaşanabilir bir
dünya bırakmak için birlikte gayret göstermek gerektiğine olan inancımız
pekişecektir. Gelibolu Savaşları'nda siperler arasında yaşanan bazı hikayelere
baktığımızda orada insani değerlerin kaybolmadığını görüyoruz ve bugün
Gelibolu'yu savaşın yenildiği yer olarak ilan etmemiz gerektiğini düşünüyoruz.
Dün büyük bir savaşın taraftarı olanlar, bugün insani değerlerle bezenmiş duygu
yüklü barışın getirdiği engin hoşgörü ortamının tarafları olarak buradadırlar.”
Tuna, “Bugün bizlere düşen savaşlardan uzak durmak, 97 yıl önce
yaşanan acılardan bizi uzak tutacak sürekli bir barış ortamının insanlık için
geçerli olmasına çalışmaktır. Kaybettiklerimiz bugün yaşasalardı kesinlikle
onlar da barış ve dostluğun hakim olmasını isterlerdi” diye konuştu
'KAZANDIĞIMIZ AN, BU ANDIR'
Atatürk, Conkbayırı’na çıktığında, Arıburnu kesiminden bazı
askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin de bunları
izlediklerini görür.
O anı Mustafa Kemal, Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı görüşme sırasında şöyle
anlatmaktadır. “...Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261 rakımlı tepeden
sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze
askerin Conkbayırına doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm...
Bu askerlerin önüne kendim çıkarak:
-Niçin kaçıyorsunuz ? dedim.
-Efendim düşman dediler!
-Nerede?
-İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Gerçekten de düşmanın bir avcı
kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir serbestlik içinde ileriye doğru
yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün. Ben kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler
on dakika istirahat etsin diye...Düşman da bu tepeye gelmiş...Demek ki düşman
bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok
kötü bir duruma düşecekti. O zaman artık bilemiyorum, bilinçli bir düşünme ile
midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere:
- Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa süngünüz var,dedim.
Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına
doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile dağ bataryasının yetişebilen
askerlerinin ‘ marş marşla’ benim bulunduğum yere gelmeleri için, yanımdaki emir
subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri
de yere yattı. Kazandığımız an, bu andır...”
Çanakkale Kara Savaşlarının 97. yıl dönümü etkinlikleri
kapsamında Şehitler Abidesi'nde düzenlenen törenin ardından 57. Alay
Şehitliğinde ayrı bir tören düzenlendi. Vatandaşlar, Türk bayraklarıyla
donatılan şehitliğin görüntüsü karşısında duygusal anlar yaşadı.
Törende bir konuşma yapan Piyade Yarbay Hasan Turgut,
"Kahramanlarımız, öleceklerini bilerek kendilerinden 9 kat güçlü olan ordulara
ve ateş çemberine korkusuzca girdi ve bu vatan topraklarını bize emanet etti"
dedi.
Törene Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Yeni Zelanda Gazi
İşleri Bakanı Nathan Guy, Eceabat Kaymakamı Mehmet Akçay, 1. Ordu Komutanı
Orgeneral Yalçın Ataman, yabancı ülke büyükelçileri ve konsolosları, civar
belediye başkanları, askeri ve mülki erkan ile 11 ülkenin diğer temsilcileri
katıldı. BAŞKA HİÇBİR ALAYA BU İSİM VERİLMEDİ
57. Alay, 1914'te Çanakkale Boğazı'nı savunmak için merkezi
Gelibolu'da olmak üzere kurulan 5. Ordu'nun 19. İhtiyat Tümeni'nin bir alayıdır.
Çanakkale'de 25 Nisan 1915 tarihinde kara savaşları başladığında, Arıburnu
mevkiinde karaya çıkan Anzak kolordusunu karşılayan ilk iki alaydan biridir.
Diğer alay ise o sırada 9. Tümen'e bağlı olan 27. Alay'dır. 19. Tümen Komutanı
Yb. Hüseyin Avni Bey komutasındaki 57. Alay'ın 628 kişiden oluşan mevcudunun
tamamı 25 ile 28 Nisan 1915 tarihleri arasında gerçekleşen çetin savaş sonunda
şehit olmasına rağmen sancak düşmana teslim edilmemiştir. 57. Alay,
kahramanlıkları ile o kadar büyük bir mertebeye ulaşmıştır ki, Türkiye'de bugüne
kadar başka hiçbir alaya bu isim tekrar verilmemiştir.
Çanakkale Kara Savaşlarının 97. yıl dönümü dolayısıyla
Gelibolu'daki Anzak Koyu'nda, 'Şafak Ayini' olarak bilinen 'Şafak Töreni'
düzenlendi.
Binlerce Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, gece Çanakkale'den
Gelibolu'ya giderek, törenin başlamasını uyku tulumlarında bekledi. Bekleyiş
sırasında dev ekranlarda Çanakkale Savaşı'na ilişkin belgesel ve röportajlar
gösterildi. Müzik dinletisinin ardından tören kıtasının yerini almasıyla tören
başladı.
Avustralya Başbakanı Julia Gillard, törende, ''onlar yabancı
topraklardaki yabancılardı'' diyerek başladığı konuşmasında, insanların
''dünyanın ucundan uzaktaki korkunç bir savaşı sona erdirme umudu içinde
geldiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini'' söyledi.
Başbakan Gillard, Çanakkale Savaşları'nın 8 ay sonra başladığı gibi şafakta sona
erdiğini, 20 Aralık 1915'te saat 3.57'de son Avustralyalı askerin de sessizce
Gelibolu Yarımadası'ndan ayrıldığını söyledi.
''Rakiplerinin zor elde ettikleri ve hak ettikleri zaferi kıskanmadılar''
ifadesini kullanan Gillard, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Yenilgiden daha büyük bir pişmanlık duygusunu, dostlarını geride bırakmak
zorunda oldukları için yaşadılar. Bu nedenle Avustralya ve Yeni Zelanda komutanı
General Godley, Osmanlı kuvvetlerinden Anzak mezarlarına saygı gösterilmesini
isteyen bir mesaj bırakmıştı. Ancak böyle bir çağrıya gerek yoktu. Türkler bizim
kayıplarımızı onurlandırdılar ve onlara kendi evlatları gibi sahip çıktılar. Ve
daha sonra tarih sayfalarında nadir görülen bir şey yaptılar. Bu yere
mağlupların onuruna 'Anzak Koyu' adını verdiler. Bu nedenle Türkiye
Cumhuriyeti'ne büyük bir gönül borcumuz bulunmaktadır. Hiçbir millet
mabetlerimizi daha iyi koruyamaz ve bu kutsal ziyaretlerimize daha cömertçe ev
sahipliği yapamazdı.''
Gillard, ''Türkiye'nin ev sahipliği sayesinde, bu kıyılardan ayrılanların en
içten şekilde ümit ettikleri şeyi yapıyoruz. Geri geliyoruz. Her zaman geri
geleceğimiz gibi. Bundan sonra bir anlam ifade edecek en iyi ve tek hediyeyi
vermek için, anmamız için... Anzakların savaşta yaptıklarını anıyoruz. Ve barış
zamanında ulusumuzu şekillendirmek için yaptıklarını. Burada, bizlere başka bir
yeri değil, Avustralya'yı vatan olarak kabul etmeyi öğrettiler'' dedi.
Dünyanın en kanlı savaşına katılan ülkeler dostça anma töreni
gerçekleştirecek. Valilikçe hazırlanan, “Gelibolu: Savaşın Yenildiği Yer” isimli
proje dünyaya barış ve dostluk mesajları verecek.
Çanakkale Kara Savaşları’nın 97’inci yıldönümü, Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı’ndaki Şehitler Abidesi önünde bulunan Atatürk
Anıtı ve Mehmetçik’in kahramanlığını anlatan rölyefler önünde anılacak. Törene
katılan ülke temsilcileri, atalarının savaştığı topraklardan tüm dünyaya dostluk
mesajları verecek. Saat 09.00’da başlayacak törende ilk olarak ülke çelenkleri
Atatürk Anıtı’na sunulacak. Saygı Duruşu ve Saygı Atışı’nın ardından tüm ülke
marşları çalınıp, bayrakları göndere çekilecek.
Konuşmaları, Mehteran Bölüğü gösterisi izleyecek. Resmi geçit töreninin ardından
şehitlik defteri imzalanacak. Sembolik Türk Şehitliği’nin gezilmesiyle tören
sona erecek. Saat 11.00’de Fransız Anıtı’nda, saat 12.00’de İngiliz Helles
Anıtı’nda ve saat 14.45’de 57. Alay Şehitliği’nde törenler yapılacak.
Törenlerde, Bu yıl 24 Nisan Çanakkale Kara Savaşları’nın yıldönümü törenlerinde
Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve hükümeti Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna
temsil edecek.
GELİBOLU: SAVAŞIN YENİLDİĞİ YER PROJESİ
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıldönümünde ‘Biz Değil miydik’ isimli proje
ile dikkat çeken Çanakkale Valiliği, bu kez de Çanakkale Kara Savaşları ve Anzak
çıkarmasının 97’ıinci yıldönümü için “Gelibolu: Savaşın Yenildiği Yer” isimli
bir proje hazırladı. “Biz Değil miydik?” projesi kapsamında bazı güney doğu
illeri ile büyük kentlerde Kürtçe ve Arapça birlik beraberliğe atıf yapan ve
farkındalık oluşturan mesajların yazılı olduğu afişler hazırlatarak bilbordlara
asıldığını hatırlatan Vali Tuna, “O proje ile bizim kendi iç birliğimiz,
bütünlüğümüz, kardeşliğimiz ve geleceğe birlikte güçlü bir şekilde gidebilmemiz
açısından önemli olan Çanakkale Ruhunu kazandırmak içindi. Başarılı olduğumuzu
düşünüyoruz.
Şimdiki projemiz ise 24 Nisan Kara Savaşları’nın yıldönümü ve 25 Nisan Anzak
çıkarmasının yıldönümünü kapsıyor. Savaşın kötülüklerini ön plana çıkartan,
geleceğe barış ve dostluk içerisinde insanlık olarak birlikte yürümemiz
gerektiğini anlatan, insani değerleri ön plana çıkaran, ama savaş içerisindeki
bir takım hikayelerden insanlık derslerini ön plana çıkardığımız bir proje
hazırladık. Proje kapsamında Çanakkale Savaşlarına katılan askerlerin
hikayelerini ön plana çıkaran Türkçe ve İngilizce basılmış kitapçıklar
hazırlattık. Bu kitaplar ücretsiz olarak gelen misafirlere dağıtılacak. Ayrıca
aynı mesajları veren afişler bilbordlara asılacak.
Proje kapsamında ayrıca Avustralya Başbakanı Julia Gillard ile birlikte yarın
(24 Nisan)akşam Kolin Hotel’de, Gelibolu: Savaşın Yenildiği Yer’ isimli resim
sergisinin açılışını yapacağız” dedi.
Çanakkale Kara Savaşları yüz binlerce insanın kaybına sebep
olduğunu belirten Vali Tuna, “ Hem bizim açımızdan, hem de karşı taraftan
açısından çok ağır bedeller ödendi, kayıplar yaşandı. Askerlerin ailelerine
yazdığı mektuplardan alacağımız çok şey var. Sadece onları okusak bile savaşın
çirkin yüzünü çok net biçimde görüp, savaşların olmadığı bir dünya için belki
daha çok mücadele edebiliriz diye düşünüyoruz. 97 yıl önce bu topraklarda karşı
karşıya geldiğimiz bu insanların torunlarıyla bugün barış, dostluk için bir
araya gelerek evrensel mesajlar veriyoruz. Geçmişte kaybettiğimiz değerleri
birlikte anmaya çalışıyoruz.
Valilik olarak Çanakkale’yi barışın, dostluğun, kardeşliğin, hoşgörünün bir
merkezi haline getirip, buradan evrensel mesajlar vermek, 100’üncü yıl
törenlerine hazırlıklı olmak açısından da şimdiden sesimizi duyurarak, o yıl
dünya liderlerinin burada bir araya gelerek katılacağı törenlerde verilecek
mesajlara zemin hazırlamak açısından bu projemizi çok önemsiyoruz” dedi.
ÇAGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Sezen ve Yönetim Kurulu
Üyeleri, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülend Engin’i ziyaret eti.
Hikmet Sezen, Türkiye yılın TSO Başkanı seçilmesinden dolayı ÇTSO Başkanı Bülend
Engin’e bir plaket takdim etti.
ÇAGİAD heyetini Başkan Bülend Engin’in yanı sıra Başkan
Yardımcıları Erdal Akarsu ve Kemal Karakaş ile Yönetim Kurulu Üyeleri Can
Aldoğan, Timur Ay, Mehmet Tokgöz ve Ersin Kahraman da karşıladı. ÇAGİAD
Heyetinde, aynı zamanda ÇTSO Yönetim Kurulu Üyesi olan Mert Mildon, Mehmet Öngen
ve Ahmet Selçuk Erdoğan da yer aldı.
Türkiye çapında yapılan bir ankette Yılın TSO Başkanı seçilmesinden dolayı ÇTSO
Başkanı Bülend Engin’i tebrik eden ÇAGİAD Başkanı Hikmet Sezen, “Yılın TSO
Başkanı seçilerek Çanakkale’yi gururlandırdınız” diye konuştu ve plaketini
takdim etti.
Hikmet Sezen’e ve ÇAGİAD yönetimine teşekkür eden ÇTSO Başkanı Bülend Engin’de,
“Bu başarı Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımızın ve tüm Meclis üyelerimizindir.
Ödülü alırken de, ‘yönetim kurulu üyelerimiz ve 64 Meclis üyesi adına alıyorum’
diye söyledim” dedi.
Bülend Engin, Çanakkale’nin hızla geliştiğini ve bu gelişimin önünde kimsenin
duramayacağını belirterek, “Gürültüler oluyor, olacak ama bunlar beyhudedir.
Bizim bütün projelerimiz esnafımızın, girişimcinin kazanması üzerinedir.
Sermayenin tabana yayılmasını kimse engelleyemez” diye konuştu. Engin, şeffaf
bir yönetim olduklarını ve Odanın çalışmalarını tüm üyelerle paylaştıklarını
sözlerine ekledi.
Hikmet Sezen de, Çanakkale kamuoyunun gerçekten bunun farkında olduğunu ve
Odanın şeffaflığının takdir edildiğini ifade etti. Sezen, ÇAGİAD olarak
Çanakkale’nin kalkınması için çalıştıklarını belirterek, “15-20 yıldır tıkanmış
olan Çanakkale’nin artık kabuğunu kırıp kalkınması gerekir. Her şeyi
siyasetçilerden ve bürokratlardan beklememek lazım. İşadamları olarak elimizi
taşın altına koymalıyız. Biz Çanakkale’nin geleceğinden çok umutluyuz” diye
konuştu.
Ülkemiz; palearktik bölgenin bir bölümünü teşkil eden Avrupa,
Asya ve Afrika kıtaları arasındaki kuş göç yolları üzerinde bir köprü görevi
görmesi, coğrafik konumundan dolayı farklı iklim koşullarına ve değişik yaşama
ortamlarına sahip olması nedeniyle, büyüklük ve ekolojik özellikleri farklı,
toplam 119 sulak alana sahiptir. Bu sulak alanlar, yaklaşık 67 familyadan 450
kadar farklı kuş türünü barındırmaktadır.
İlimizde de Kumkale, Kavak, Biga (Kocabaş) Çayı Deltaları ile
Gökçeada, Çardak ve Suvla Lagünleri, önemli kuş yaşam alanlarının başında
gelmektedir. Nisan ayında, bahar ile beraber gelen yaz göçmeni ve transit türler
sayesinde görülen farklı tür sayısı artmaktadır. Çanakkale ve çevresindeki sulak
alanlarda nisan ayı boyunca 80 kadar kuş türü gözlemlenebilmekte olup, Küçük
Batağan, Tepeli Karabatak, Küçük Balaban, Alaca Balıkçıl, Gece Balıkçılı), Büyük
Ak Balıkçıl, Küçük Ak Balıkçıl, Erguvani Balıkçıl, Kara Leylek, Angıt, Saz
Delicesi, Gökçe Delice, Boz Doğan, Uzunbacak, Küçük Halkalı Cılıbıt, Mahmuzlu
Kızkuşu, Suçulluğu, Kervançulluğu, Yeşil Düdükçün, Taşçeviren, Sumru, Üveyik,
Yalıçapkını, İbibik, Tepeli Toygar, Ak Kuyruksallayan, Sarı Kuyruksallayan,
Kuyrukkakan, Maskeli Ötleğen, Büyük Baştankara, Küçük İskete, Ketenkuşu, Florya,
Tarla Çintesi ve Bataklık Çintesi bu türlerin arasında sayılabilir. Yine
İlimizdeki bu sulak alanlarda Nisan ayı boyunca baharda gelen göçmen türlerden
Küçük Balaban, Alaca Balıkçıl, Leylek, Yılan Kartalı, Arıkuşu, Sumru, Kır
Kırlangıcı, Kızıl Kırlangıç, Saz Kamışçını, Ak Mukallit ve Karabaşlı Çinte gibi
türlerin gözlemleri yapılabilir.
Onsekiz Mart Üniversitesi Biyoloji Bölümü ornitoloji uzmanlarının İlimizde
bulunan sulak alanlarda yaptıkları çalışmalarda; Sarıçay Deltası’nda, 15
takımdan, 34 familya’ya ait toplam 90 kuş türü tespit edilmiştir. Tespit edilen
bu türlerden 43’ü yerli, 19’u kış göçmeni, 22’si yaz göçmeni, 4 tanesi besin
ziyaretçisi ve 2 tanesi de transit türdür.
İlimizin önemli sulak alanlarından Kavak ve Kumkale deltaları ile Çardak
Lagününde de önemli envanter çalışmaları yürütülmüş olup, Ekim 2008 – Mart 2011
tarihleri arasında Çardak Lagünü kuş faunası yüksek lisans çalışmasında 5
takımdan, 35 familyaya ait 102 tür tespit edilmiştir. Bu türlerin 31’i yerli,
45’i kış göçmeni, 12’si yaz göçmeni, 13’ü geçit, 1’i kış göçmeni ve geçit
türdür.
Halihazırda devam eden Kumkale Deltası kuş faunası çalışmasında; Şubat 2011 –
Şubat 2012 tarihleri arasında yapılan gözlemler neticesinde alanda, 14 ordodan
39 familyaya ait 119 tür tespit edilmiş olup, bu türlerin 40’ı yerli, 29’u kış
göçmeni, 24’ü yaz göçmeni, 22’si transit ve 4 tanesi de besin ziyaretçisi
türdür.
Tübitak projesi kapsamında hazırlanan Kavak Deltası Kuş Faunası çalışmasında
Nisan 2005 ve Aralık 2007 tarihleri arasında yapılan arazi çalışmaları sonucunda
14 takımdan, 40 familyaya ait 130 türün gözlemlendiği bildirilmiştir. Bu
türlerden 38’i yerli, 38’i yaz göçmeni, 30’u kış göçmeni, 21’i transit ve 3’ü
besin ziyaretçisi türdür.
2006 yılında Troya Milli Parkı’nın araştırıldığı Troya tarihi ulusal parkı kuş
türleri ve habitatlarını tehdit eden faktörlere karşı alınması gereken önlemler
konulu EURONATUR TROIA PROJESİ kapsamında Garner ve Serez tarafından yürütülen
çalışmalarda Kumkale Deltası’nda; 69 kuş türü tespit edilmiştir. Bu türlerden
19’unun kuluçka kuşu olduğu ve 6’sının da muhtemelen deltada kuluçka türü veya
onların yaşam çevresi olduğu tahmin edilmiştir.
Sulak alanlar; en önemli doğal kaynak değerlerimizden olup, bu alanlarda yaşam
ortamı bulan bir çok kuş türü uluslar arası anlaşmalarla koruma altına
alınmıştır. Avrupa Kırmızı Listesine göre; Angı – CR (Kritik Seviyede
Tehlikede), Tepeli Pelikan, Çıkrıkçın, Pasbaş Patka, Büyük Orman Kartalı,
Kızkuşu ve Üveyik – VU (Hassas/Zarar Görebilir), Aladoğan, Çamurçulluğu, Ada
Martısı ve Gökkuzgun – NT (Tehdit Seviyesine Yakın) kategorisinde koruma kriteri
bulunan türlerin başında gelmektedir.
Bu nedenle; böylesine büyük ve ender bulunan bir zenginlik, aynı derecede büyük
bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Bu da sahip olduğumuz eşsiz
değerleri koruma ve gelecek nesillere aktarma zorunluluğumuzdur. Kuşların da
müdahil olduğu av ve yaban hayvanları ile yaşam ortamlarının korunması,
özellikle av yasağı zamanlarına dikkat edilmesi ve Mart-Haziran aylarının kuşlar
için yavrulama-büyütme dönemi olduğuna özen gösterilmesi gerekmektedir. Daha
bilinçli ve etkili hareket edebilmesi için; halkımızın bilgilendirilmesi ve
bilinçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Yeryüzündeki tüm canlıların yaşam
hakkına saygılı olmak bilincine varılması ve koruma faaliyetlerinin arttırılması
Bölge Müdürlüğü olarak hedefimizdir.
ÇOMÜ Orman ve Su İşleri Bakanlığı Fen-Edebiyat Fakültesi
III. Bölge Müdürlüğü Biyoloji Bölüm Başkanlığı
Çanakkale’de 2012 yılı yatırımlarının konuşulduğu İl
Koordinasyon Kurulu 1’nci Dönem Toplantısı, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli
Parkı’nda Çanakkale Savaşları’nın anlatıldığı Simülasyon Merkezi’nde yapıldı.
Vali Güngör Azim Tuna Başkanlığında gerçekleştirilen İl
Koordinasyon Kurulu Toplantısı öncesinde, bölge müdürleri, il müdürleri ve
kaymakamlar ile belediye başkanlarına açılışı 24 Nisan’da Başbakan Erdoğan
tarafından yapılması beklenen Çanakkale Savaşları’nın anlatıldığı Simülasyon
Merkezi gezdirildi. Çanakkale Savaşları’nda yaşanan kahramanlık destanlarının üç
boyutlu gösterimlerle anlatıldığı 12 ayrı odadaki canlandırmaları izleyen İl
Koordinasyon Kurulu üyeleri duygulu anlar yaşadı.
Gezinin ardından Simülasyon Merkezi Konferans Salonu’nda
şehitler için yapılan Saygı Duruşu ile başlayan toplantıda konuşan Vali Güngör
Azim Tuna, 2012 yatırımları ve ödenekleri hakkında bilgiler verdi.
Simülasyon Merkezi’nin millet için hayırlı olmasını temenni
eden Vali Tuna, “Buraya gelen insanların ziyaret edebilecekleri bir mekanımız
daha oldu. Çanakkale’ye yapılan yatırımlar içerisinde önemli bir payı Simülasyon
Merkezi oluşturuyor” dedi.
Çanakkale’de 2012 yatırım programında 3 milyar 210 milyon 890
TL bedelli 247 projenin yer aldığını belirten Vali Tuna, “Bu yatırımların 2012
ödeneği, 329 milyon 879 bin TL’dir. 1’nci dönem itibariyle 22 milyon 279 bin TL
harcama yaparak, yüzde 7 oranında nakdi gerçekleşme olmuştur. 2012 programının
uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesine dair Bakanlar Kurulu kararında geçen
hususlar dikkate alınarak, ilimizde bu kararların en iyi şekilde uygulanabilmesi
için idarenin bütünlüğü içersinde kaymakamlar, kamu kurum ve kuruluşlarının en
üst seviyedeki amirleri tarafından projelerin bizzat yerinde izlenerek
uygulamada aksamaya meydan vermeyecek şekilde konuların takip edilmesi ve
sorunların zamanında tespit edilerek önlem alınması önem arz etmektedir.
İlimizin ekonomik ve sosyal kalkınması için 2012 yatırım sezonunda bütün
yatırımcı kuruluşların ve destekleyici birimlerin eşgüdüm içerisinde
çalışacağına inanıyor ve hepinize başarılar diliyorum” dedi
Daha sonra Bölge Müdürleri ve İl Müdürleri, kendi kurumlarının
yatırımları ile ilgili bilgiler aktardı. Toplantıda daha çok Çanakkale ili
sınırlarında karayolları tarafından devam ettirilen yol çalışmaları konuşuldu.
Belediye başkanları, yol çalışmalarının kendi ilçe ve beldelerini ilgilendiren
bölümlerinin durumu hakkında bilgi istedi. İlgili müdürler de projelerin ne
durumda olduğunu anlattı.
Türk Polis Teşkilatının 167. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri
kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen törende Atatürk Anıtına
çelenk sunuldu.
Cumhuriyet Meydanında düzenlenen törene Çanakkale Belediye
Başkanı Ülgür Gökhan, İl Emniyet Müdürü Ali Ekber Bektaş, Vali Yardımcısı Cemal
Yıldızer, Boğaz ve Garnizon Komutanı Hasan Doğan, İl Defterdarı Sacide Şakar'ın
yanı sıra çok sayıda emniyet mensubu katıldı.
İkinci tören Emniyet Müdürlüğü Spor Salonu’nda
gerçekleştirildi. Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ise polislere seslenerek,
“Biliyorsunuz mesleğinizin temeli disiplin ve otoritedir. Teşkilatınızda
karşılıklı sevgi ve saygı, işbirliği ve itaat esastır. Başarınız için mesleki
bilginizi sürekli geliştirmeniz, fikren ve bedenen güçlü olmanız şarttır. Temel
rehberiniz kanunlardır. Bunları iyi bilmeli, onlara uymalı, keyfi ve taraflı
tutum ve davranışlardan kaçınmalısınız” dedi.
Polis haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen şiir,
kompozisyon, resim, futbol, yüzme ve satranç müsabakalarında dereceye giren
öğrencilere ödülleri ve hediyeleri verildi. İl enelinde Yılın Polisi seçilen
Adnan Atalay ve Toplum Destekli Şube Müdürlüğü’nde Yılın Polisi seçilen Bülent
Eroğlu’na Çanakkale Emniyet Müdürü Ali Ekber Bektaş tarafından plaket verildi
İL AFET ACİL
YARDIM TOPLANTISI YAPILDI
3
Mayıs 2012 tarihinde Afet ve Acil Yardım Planı Tatbikatı kapsamında yapılacak
tatbikatta görev alacak kurum ve kuruluşların görevleri saha içindeki konumları
ve afet senaryosuna ilişkin bilgilendirme toplantısı Vali Güngör Azim Tuna
başkanlığında yapıldı.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasının toplantı salonunda
gerçekleştirilen toplantıda İl Afet Acil Yardım Planında görev verilen kurum ve
kuruluş temsilcileriyle hizmet grup başkanlarının katıldığı toplantıda bir
konuşma yapan Vali Güngör Azim Tuna şunları kaydetti. “İlimiz deprem ve benzeri
afet riskleri ile karşı karşıya bulunmaktadır. Ülkemizde bu tür risklere karşı
önlem alınmakta, hazırlık çalışmaları yürütülmektedir. Kentimizde başta
okullarımız, hastanelerimiz, kurum ve kuruluşlarımız olmak üzere tüm altyapının
güçlendirilmesini hedefleyen çalışmalar devam etmektedir.
Depremlere hazırlık konusu bu tür çalışmalarla sınırlı değildir. Öncelikle
bireysel daha sonra toplumsal düzeyde depremlere hazırlıklı olabilmemiz için
afetler konusunda bilgilenmeli, evimizde, mahallemizde ve çevremizde güvenli
yaşam biçimine sahip olarak kendimizi geliştirmeli, eğitimler almalı ve en
önemlisi de afetlerden önce neler yapabileceğimiz konusunda bilinçlenmeliyiz. İl
Afet ve Acil Yardım Planımız Kasım ayında yapmış olduğumuz toplantıyla masaya
yatırılmış güncelleme çalışmaları “Afet Acil Yardım Hizmet Grup başkanlıklarıyla
ayrı ayrı toplantılar yapılmış masa başı beyin jimnastiği yapılarak eksiklikler
tespit edilmiştir. Eksiklikler giderilmiş olup Şubat ayı itibari ile
onaylanmıştır. Bu çerçevede İl Afet Acil Yardım Planında görevli olan kurum
kuruluşlar ile Yerel Afet Gönüllüleri, Sivil Toplum Kuruluşlarının katılıyla 03
Mayıs 2012 Perşembe günü Afet ve Arama Kurtarma Tatbikatı yapılacaktır. Bugün bu
konuyla ilgili ön görüşmeleri yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Az sonra Afet
ve Acil Durum Müdürümüz tatbikat hakkında bilgi verecektir.
Bunların dışında afetlerle ilgili şu çalışmaları da yapmış bulunuyoruz.
1-Yerel Afet Gönüllüleri Projesi.
Projenin toplam maliyeti 108.000 TL olup, Güney Marmara Kalkınma Ajansı 2011
yılı Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında İl Afet ve Acil Durum
Müdürlüğünce hazırlanan Deprem Öncesi Hazırlık Amaçlı Çanakkale Yerel Afet
Gönüllüleri oluşturma projesi 17 Şubat 2012 tarihinde sözleşmelerin imzalanması
ile başlamıştır. 6 ay uygulama süresi bulunan ancak 6 ay sonrasında da devam
edecek olan projemiz kentimizin 7 mahallesinde 15’şer kişilik ekiplerden oluşan
toplam 105 Yerel Afet Gönüllüleri eğitmenlerimiz tarafından eğitilecek, eğitim
alan bu gönüllüler İlimizde herhangi bir afet durumunda arama kurtarma çalışması
yapabilmesi için kullanacağı ekipmanlar proje sayesinde tedarik edilmiş mahalle
muhtarlıklarına yerleştirilecek deprem konteynerlerin de muhafaza edilecektir.
Projeye dahil olan vatandaşlarımıza teşekkür ederim. Projenin başarılı
olabilmesi için daha çok katılım gerekmektedir. Bu bakımdan daha çok
vatandaşımızın gönüllü katılımını bekliyorum.
2-Uydu Telefonları. Başbakanlık Afet Acil Durum Yönetim
Başkanlığı ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından Valilik
ve Kaymakamlıklarla kesintisiz haberleşme sağlanması amacıyla uydu telefonları
tahsis edilmiştir.
Çanakkale'de Roman vatandaşlar için hazırlanan "Barınma Yardım
Projesi" kapsamında 30 konutun temeli atıldı. Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna,
Atatürk Mahallesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, 8 Nisan'ın Dünya
Romanlar Günü olarak kabul edildiğini söyledi.
Fransa ve İtalya'da Romanlar sınır dışı edilirken Türkiye'de ay
Yıldızlı al bayrağın altında rahatça yaşadığını belirten Tuna, "Dünyanın çeşitli
bölgelerinde Romanların parmak izinin alındığı, toplumlarla arasına utanç
duvarlarının yükseltildiği ve birçok ayrımcılığın yapıldığı dönemde Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nde hiçbir ayrım olmamıştır" diye konuştu.
"Tarih boyunca dünyanın birçok yerinde çok ciddi sıkıntılar
çeken Romanlara ecdadımız sahip çıkmıştır" diyen Tuna, şunları kaydetti:
"Ecdadımızdan bahsederken Fatih Sultan Mehmet'i anmadan geçemeyeceğim. O,
Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş, Doğu Roma İmparatorluğu'nu ortadan
kaldırıp 'Fatih' unvanını almıştır. Fakat en büyük fetih de hiç şüphesiz ki
gönüllerin fethi olmuştur. Sizler o dönemlerden bugüne kadar her zaman bu şehrin
hiçbir ayrımına maruz kalmadan, huzur içinde ve gururlu bir şekilde
yaşıyorsunuz. Her yıl 29 Mayıs'ta Fatih Sultan Mehmet için Fevzipaşa
Mahallemizde anma etkinlikle düzenliyor, ikramlarda bulunuyorsunuz. Sizlere
tavsiyem çocuklarınızın okuması için çalışmaya gayret göstermenizdir. Şartlar ne
olursa olsun çocuklarınızı okula gönderin ve eğitimine önem verin. Neden
sizlerin çocukları da öğretmen, doktor, avukat olmasın- Bu konuyu sizlerden rica
ediyorum."
Konuşmaların ardından, Vali Tuna, Ak Parti Çanakkale
milletvekilleri Mehmet Daniş ve İsmail Kaşdemir ile Belediye Başkanı Ülgür
Gökhan, konutların temeline ilk harcı attı. Törende, Çanakkale Mehteran
Takımı'nın gösterisi sırasında, mahalleli, ellerinde Türk bayraklarıyla marşlara
eşlik etti.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası İş Merkezi inşaatı hızla
tamamlanırken Yönetim Kurulu binayı kiracılarıyla buluşturmak için de hummalı
bir çalışma yürütüyor. Çanakkale kent merkezinde prestijli bir görünüm ve geniş
bir cepheyle yerini alacak olan ÇTSO İş Merkezi bilindiği gibi kira gelirlerinin
tamamıyla öğrencilere burs desteği kazandıracak.
Çanakkale’de başarılı ve ihtiyacı olan birçok öğrencinin
eğitimine destek olmayı görev bildiklerini belirten Yönetim Kurulu Başkanı
Bülend Engin, “İş merkezimizin ilk kiracıları TÜRSAB ve İş Bankası oldu. İş
Bankası zemin katın 350 m2’lik yarı kısmını kiraladı. TÜRSAB ise birinci katın
tamamını kiraladı. TÜRSAB’ın Çanakkale’de varlığı kentimizde turizm sektörünün
geleceği açısından bizi ayrıca mutlu etti” diye konuştu.
Yönetim Kurulu olarak kurumsal kimliğinin korunması için İş Merkezi’nde komple
kiralama yerine kat bazlı kiralama yapmayı uygun bulduklarını belirten Engin,
yapılan kiralamaların da kurumsal kimliği yaşatma yaklaşımında gerçekleştiğini
ifade etti.
Turizm sektörü yetkilileri ise, TÜRSAB’ın Türkiye turizmini geliştirmeyi kendine
görev edinmiş bir kurum olduğunu ayrıca Çanakkale’nin uluslararası alanda
tanıtımında çok önemli katkılar sunacağını belirttiler. TÜRSAB’ın Çanakkale’de
büro açmasının Çanakkale turizmine güç kazandıracağını ve ÇTSO İş Merkezi’nde
TÜRSAB varlığının çok anlamlı olduğunu ifade ettiler.
İş Bankası ve TÜRSAB gibi saygın kiracılara ev sahipliği yapacak olan İş Merkezi
gerek kent merkezindeki konumu, gerekse yüksek güvenlikli inşaat çalışması ile
yeni bir cazibe merkezi olmaya aday gösteriliyor.
DUMLUPINAR DENİZ ŞEHİTLERİNİ
ANILDI
Çanakkale'de,
Nara Burnu önlerinde 59 yıl önce İsveç gemisiyle çarpışarak batan Dumlupınar
denizaltısında şehit olan 81 denizci ve diğer şehit denizciler Gelibolu'da
törenle anıldı.
Feneraltı mevkisindeki Denizaltı Şehitleri Anıtı'nda düzenlenen
tören, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı'nın okunması ve saygı
atışıyla başladı. Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Doğan,
törende yaptığı konuşmada, Türk milletinin tarih boyunca hep hür yaşadığını,
esaret altında olmaktansa ölmeyi yeğlediğini söyledi.
Türk milletini diğer milletlerden ayıran, farklı ve daha güçlü kılan en önemli
özelliğinin, atalarından kendisine miras kalan, bağımsızlık ve istiklale yönelik
tercihi olduğunu dile getiren Doğan, "Bugünleri vatanları uğruna canlarını seve
seve feda eden şehitlerimize ve gazilik mertebesine ulaşmış büyüklerimize
borçluyuz" dedi. Denizaltı Sevenler Derneği Genel Başkanı Mehmet Ertürk de
"Denizlerdeki hak ve menfaatlerimizi korumak uğrunda hiç tereddüt etmeden
hayatlarını feda eden, mezarları engin denizler olan şehitlerimiz için
düzenlenen bu anlamlı törende bugün burada olmanın huzuruyla başta Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları
olmak üzere, tüm şehit şehit denizaltıcılarımıza Allah'tan rahmet diliyorum"
diye konuştu.
Türk Deniz Kuvvetleri'ne ait Dumlupınar denizaltısı, 4 Nisan 1953'te NATO
manevralarından dönerken Çanakkale Boğazı'nda Naboland adlı İsveç gemisiyle
çarpışarak batmıştı. 81 Türk denizcisinin şehit olduğu bu gün, "Deniz
Şehitlerini Anma Günü" ilan edilmişti.
"ÇANAKKALE'DE
SENDEN BİR PARÇA VAR…’’
Çanakkale
Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale ruhuna işaret ederek, "Bunu bugün de
çocuklarımıza anlatabilmemiz önemli."
Biz biriz ve beraberiz. Hiçbir zaman ayrılmadık, her beraberdik, birdik yine
biriz ve beraberiz, bu ülkede yaşayan insanlar olarak. Bunu görün, bakın işte.
Bizim ayrılmamız mümkün değil. 'Burada senden de bir parça var' diyoruz. Burası
senin de" Dedi
Kutlama programının bu yıl iki haftaya yayıldığına işaret eden
Tuna, Çanakkale'nin halen ülkenin dört bir tarafından önemsendiğini, binlerce
insanın, törenler için kente geldiğini söyledi.
Çanakkale Zaferi'ni anlamına uygun şekilde kutlamak, coşkuyu
birlikte yaşamak, ders çıkarmak ve bunu gelecek nesillere iyi aktarabilmek ve
Türk insanının her alanda çok güçlü, bir ve birlikte olmaları gerektiğini
mesajını vermeyi amaçladıklarını belirten Tuna, "Çanakkale Deniz Zaferi
kutlaması törenlerinde de bunu yapmaya çalışıyoruz. Hem yapılan konuşmalarda hem
de diğer etkinlikler vesilesiyle... Çanakkale aslında Türkiye'nin buluşma yeri.
Buraya değişik bölgelerden yaşlısı genci, çok sayıda insan geliyor. Çeşitli
etkinlikler yapıyoruz. Kaynaşma oluyor. Türkiye'nin başka bir yerinde böyle
kutlama programı çok yok. 3-4 ay süreyle burası hep dolup taşacak. Hafta sonları
daha fazla... Yüzlerce otobüs gelecek. Gelibolu Yarımadası'nda ve Çanakkale'de
herkes ecdadı ve şehitlerimizi ziyaret edecek" diye konuştu.
Yeni başlattıkları, "97. yılda 9 bin 700 öğrenciye şehitlik
ziyareti" programıyla ilin en ücra köşesindeki çocuklara ulaşıp, Gelibolu
Yarımadası'nda gezmelerini temin ettiklerini dile getiren Tuna, "Bu amaçla yola
çıktık. Özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu'dan konuklarımızı buraya getirip,
şehitliklerimizi gezdirmek hedefindeyiz. Geçen yıl yaptığımız bu çalışmayı bu
yıl da devam ettireceğiz. Ülkemizin birlik ve beraberliği, geleceği açısından
önemsediğimiz bir çalışmayı Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer valiliklerimizle
işbirliği içinde yapıyoruz" dedi.
'Çanakkale Ruhu' ne anlamı ifade ediyor
Vali Tuna, bir süre önce "Biz değil miydik-" adlı proje
başlattıklarını, proje kapsamında Van, Muş, Hakkari, Şırnak, Diyarbakır, Batman,
Siirt, Adana, Mersin, İzmir ve Ankara'da Çanakkale Savaşları ile ilgili fotoğraf
sergisi açtıklarını bildirdi.
Bunun dışında belirli metinler, mesajlar ve programlar
hazırladıklarını, bunların illerdeki tanıtım levhalarında yer aldığını anımsatan
Tuna, şöyle konuştu: "Projemizi TBMM'den başlattık. Her bölgeden milletin
seçtiği temsilcilerinin olduğu yer hasebiyle Meclis Başkanımız, TBMM'deki
serginin açılışını yaptı. Çanakkale'deki bu kardeşlik ruhunu oradan başlattık,
diğer illere de yaydık. Bazı yerlerde bölgesel, yerel lisanlarda 'Çanakkale
Ruhu' mesajını vermeye çalıştık. Bu da çok ses getirdi, etkili oldu. Buraya
gelen yüz binlerce, milyonlarca insan var, ama gelemeyen insanlarımızı da
unutmamak lazım. Biz yine vatandaşlarımızın ayağına gidelim, 'Çanakkale Ruhu'nu
anlatalım istedik. Çanakkale'nin zaten insanların gönlünde ayrı bir sevgisi ve
yeri var. Ama gelip de burada birlikte yatan şehitlerimizi, mezar taşlarını
göremedikleri, bilmedikleri için tabii ki çok fazla bazı şeyler oturmuyor
insanın kafasına. Ne zaman ki bunu gelip görüyorlar o zaman çok şey, bakış
açıları değişiyor. Bu sene hiç olmazsa bir farkındalık oluşturmak istedik."
Tuna, 97 yıl önce insanların eğitimlerini yarıda bırakıp
cepheye koştuğuna işaret ederek, "İşlerini, güçlerini, tarlalarını, eşini,
çocuğunu her şeyini geride bıraktı ve buraya geldi. Bunların birçoğu da geriye
dönemeyeceklerini bilerek sevdiklerinden ayrıldı. O zaman bu fedakarlığı
yapmaları gerekiyordu. Çünkü o dönem öyle bir noktaya gelinmişti ki herkes vatan
diye bir şeyin kalmayacağının bilincindeydi. O yüzden hepsi burada buluştular,
birleştiler. Tam 131 askerlik şubesinden gelen binlerce Mehmetçik, orada
birlikte çarpıştı. Çanakkale ruhu özünde bunu temsil ediyor" diye konuştu.
"Burada senden de bir parça var"
Bu birlik ve beraberliği herkesin anlamasının önemli olduğuna
işaret eden Tuna, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu bugün de çocuklarımıza
anlatabilmemiz önemli. Biz biriz ve beraberiz. Hiçbir zaman ayrılmadık, her
beraberdik, birdik yine biriz ve beraberiz, bu ülkede yaşayan insanlar olarak.
Bunu görün, bakın işte. Bizim ayrılmamız mümkün değil. 'Burada senden de bir
parça var' diyoruz. Burası senin de. Çanakkale ne kadar burada yaşayan insanın
ise aynı zamanda ülkenin bir ucunda yaşayan diğer insanlarımızın da bir vatan
parçası. Dolayısıyla bu mesajı veriyoruz, bunun devamında da ne diyoruz,
birlikte başarabiliriz. O zaman o fedakarlığı yapan ecdadımız o dönem geldiler
ve şehit oldular. O dönem eğitimlerini yarıda bıraktılar. Bu dönemde, ekonomide,
ticarette, sosyal alanda, teknolojide en iyi noktayı artık bizim sağlamamız
lazım. Birlikte başarmaktan bunu kastediyoruz.
'Çanakkale Ruhu' bunu gerektiriyor bir taraftan. Dünyanın en
ileri 10 ekonomisi arasına girmek, milli gelir seviyesini yükseltmek, kendi
savunma sanayisini yapmak gibi hedefleri olan aslında çok yüce bir ruh, geniş
bir kavram...'
Çanakkale’de, “Yerelden Cambridge ve NASA’ya: Dezavantajlı
Öğrencilerde Çanakkale Değerleri ve Girişimcilik Bilinci Geliştirme” projesi
sayesinde dezavantajlı 10 öğrenci Cambridge ve NASA ile tanışacak.
Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın 153 bin TL ile desteklediği,
Eğitim Araştırmaları Birliği Derneği’nce uygulanan, Çanakkale Valiliği,
Çanakkale Milletvekilleri ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) başta
olmak üzere bir çok kurum ve kuruluşsun katılımcı olarak yer aldığı “Yerelden
Cambridge ve NASA’ya: Dezavantajlı Öğrencilerde Çanakkale Değerleri ve
Girişimcilik Bilinci Geliştirme” projesi imzalanan protokol ile start aldı. ÇOMÜ
Senato Salonu’nda, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ve ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner’in protokolü imzaladıkları törene, projeye destek sunan AK Parti
Çanakkale Milletvekili Av. Mehmet Daniş ve proje kapsamında okullarda
danışmanlık hizmeti verecek olan öğretim üyeleri ve proje yürütücüleri de
katıldı.
Katılımcılara, “Yerelden Cambridge ve NASA’ya: Dezavantajlı
Öğrencilerde Çanakkale Değerleri ve Girişimcilik Bilinci Geliştirme” projesiyle
ilgili bilgiler veren Eğitim Araştırmaları Birliği Derneği Yönetim Kurulu
Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yunus Eryılmaz, projenin temel hedefinin
dezavantajlı öğrencilerde Çanakkale değerleri ve girişimcilik bilinci oluşturmak
olduğunu söyledi. Bu proje çerçevesinde Çanakkale’deki tüm ilköğretim
okullarında danışman öğretim üyesi uygulaması başlatılacağını belirten Yrd. Doç.
Dr. Mustafa Yunus Eryılmaz, “Bu uygulama Türkiye’de bir ilk olacak.
Üniversitenin bütün fakülteleri ve meslek yüksek okullarında yer alan hocaları
bir araya gelip, proje çerçevesinde okullara danışmanlık ve çocuklara da yaz
kampı hizmeti verecekler. Bu çerçevede hem ulusal, hem de uluslar arası düzeyde
örnek olabilecek bir proje hayata geçecek” dedi.
Proje sayesinde, Çanakkale’nin bir köyünde yaşayan ilk öğretim
okulu öğrencisinin Çanakkale merkezini görmeden İngiltere’nin Cambridge ve
NASA’yı görme imkanı bulacağını anlatan Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yunus Eryılmaz
şöyle konuştu:“Projeye kapsamında gönüllü öğretim üyelerimiz Çanakkale il
genelindeki okulları ziyaret ederek, swot analizleri gerçekleştirecekler.
Okulların zayıf ve güçlü yönlerini tespit edecekler. Okullara ücretsiz
danışmanlık yapacaklar. Daha sonra bu okullardan engelli, dar gelirli,
depremzede, roman, yatılı okul ve çocuk esirgeme kurumlarında kalan çocuklardan
oluşan 80 öğrenciyi seçecekler.
Bu öğrencileri Üniversitedeki öğretim üyeleri ile buluşturacağız. Ardından bu
öğrenciler Çanakkale Fen Lisesi’nde eğitime alınacak. Bilim, sağlık, kültür,
sanat ve spor alanlarında kamplar düzenlenecek ve öğrencilere girişimcilik ve
Çanakkale değerleri semineri verilecek. Bu seminerde başarılı olan öğrencilerden
8’ini Cambridge Üniversitesi’ne, 2’sini de NASA’ya götüreceğiz. Bu çocukları
evrensel üretim yapan kurumlar olan uluslar arası kurum ve kuruluşlarla
buluşturmuş olacağız. Böylelikle çocuklarda hem yerel değerleri, hem de evrensel
değerleri öğrenme sürecini gerçekleştirmiş olacağız. Aynı zamanda bu
dezavantajlı 80 öğrenci gidip kendi okullarında lider öğrenci haline gelecekler.
Çanakkale değerleri ve girişimcilik kulüpleri kuracaklar.”
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, “Türkiye’ye örnek olacak bu
proje ile geleceğimizi inşa ediyoruz bir manada. Çanakkale değerlerinin
özümsenmesi ve çocuklarımıza kazandırılması demek aslında bizi biz yapan
değerlerin çocuklarımıza aktarılabilmesi demek. Onların girişimcilik ruhunun
geliştirilmesi, bir öz güven kazandırılması demek. Özellikle bu çalışma
dezavantajlı gruplara yönelik yapılıyorsa ben bu projenin neticelerini heyecanla
bekliyorum” dedi.
“Bu projenin özelliği fırsat eşitsizliğine bir başkaldırıdır”
diyen AK Parti Çanakkale Milletvekili Av. Mehmet Daniş, “Belki Yenice ilçemizin
Akçakoyun beldesinden bir çocuğumuzu yarın bir gün NASA’da görebileceğiz. Bu
bizi geleceğe taşıyacak bir proje. Bizim beynimizdeki ön yargılarımızı kıracak,
ufkumuzu geliştirecek bir proje olarak görüyorum ben bunu. Bugün atılan imzanın
sonucunu hemen almayacağız. Ama bu çocuklarımız ile birlikte aslında biz bir
geleceği kazanacağız. Şimdilik Çanakkale çocukları için çok büyük bir şans olan
bu projenin gelecekte tüm Türkiye’de uygulanabileceğini düşünüyorum” dedi.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ise, Çanakkale
değerlerinin çocuklarda şekillendirilmesi ve bunun milli değerlerle, en
nihayetinde de evrensel değerlerle birleştirilebilmesinin önemli olduğunu
söyledi. Laçiner, “İnsan yetiştirmeye, insanların geleceğini inşa etmeye
odaklanmamız gerekiyor. Burada da en optimum yol, ilk başlanması gereken
seçenek, ana okulu, ilkokul ve liselerimizdeki çocuklarımız ile üniversiteyi
birleştirmek ve birlikte hareket edebilmelerini sağlamak. Bu anlamda öğretim
üyesi arkadaşlarımızın çalışmasını çok değerli buluyorum” dedi.
YAT
LİMANI
TARTIŞILIYOR...
Gerilimli
toplantının ardından yapılan açıklamalar önümüzdeki sürecin daha hareketli
geçeceğini işaret ediyor. Dün karşılıklı yapılan açıklamalar ile görüldü ki “Yat
Limanı meselesi kolay kolay çözülmeyecek!”
Geçtiğimiz günlerde ÇED toplantısı gerçekleştirilen Yat Limanı
projesi ile ilgili tartışmalar tüm hızıyla devam ediyor. ÇED toplantısında TSO
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kemal Karakaş’ın “Siz kimsiniz?” çıkışı ile
gerilen tartışmalar devam ediyor. Tartışmaların tarafı olan Çanakkale Ticaret ve
Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karakaş ise açıklama yaparak (Siz
kimsiniz?) sözüne açıklık getirdi. Karakaş, nezaket kuralları gereği (Sen) demek
yerine (Siz) demeyi tercih ettiğini bunda çevre örgütlerine ya da konunun
taraflarına karşı bir tutumu olmadığını söyledi.
Karakaş, “Çanakkale Yat Limanı ÇED raporu sunumunda bir hocamızın ifadeleri
üzerine oturumu yöneten sayın çevre müdürümüz sataşma olduğunu belirterek cevap
hakkı için mikrofonu bana uzattı. Ben sayın hocamızın; odamıza, oda
yöneticilerine sataştığını gördüm. Bunun üzerine cevap verme gereğini duydum.
Konuşmamın bütünlüğünde projeye emek veren bilim adamlarına ve teknik elemanlara
teşekkür ediyorum. Güzel bir çalışma ve sunum yaptılar, kendilerini kutluyorum.
Ancak o güne kadar kendisini tanımadığım, adını da sonra öğrendiğim sayın doçent
doktor Ekrem Tufan’ın; Çanakkale’miz için çok güzel ve çok yararlı olacağına
inandığım Yat Limanı projesine hiçbir bilimsel kriter ortaya koymadan, (ben
projenin yerine karşıyım) demesini bilimsel etikle bağdaştıramıyorum.
Kendisinin, Oda yöneticilerimiz hakkında (paranın kokusunu almışlar), (10 tane
adam) sözlerinden sonra, samimiyetle belirteyim ki; kendi şahsım adına (sen)
demeyi yakıştıramadığım için, (siz kimsiniz) diye hitap ettim. Başka bir amacım
olmadı. O salonda bulunan lehte veya aleyhte hiç kimseye karşı değilim. Daha
önce lehte ve aleyhte söz alan hiçbir arkadaşa cevap verme gereğini duymadım.
İnancım odur ki yüce önder Atatürk (Başınız nerde dara düşerse başvuracağınız
bilim olmalıdır. Bilime başvurmalısınız) der. Ben bunu hayatım boyunca şiar
edinmiş bir insanım. Emeğe, bilime sonsuz saygı duyuyorum. Sözlerim bu
hassasiyetimin ifadesidir. Ben bedenimle ruhumla Çanakkaleliyim.
Bu şehirde yaşıyorum. Gücümün yettiğince bu şehre bir işadamı, bir müteşebbis
olarak yatırımlar yapıyorum. Eserler kazandırıyorum. Okullarımızda okuyan 120
başarılı öğrencimize yılda 714 bin liralık karşılıksız burs veriyoruz. Ben
çağdaşlığı, demokrasiyi, sosyal paylaşımı ve bilimin önerilerini yaşam biçimi
olarak yaşayan bir Kemal Karakaş’ım. (Siz kimsiniz) sözleriyle asla hiçbir sivil
toplum kuruluşunu hedef almadım. Almayı da düşünmem, düşünemem. Sadece Odamıza
ve Çanakkale için özveriyle hizmet eden arkadaşlarıma (paranın kokusunu alan, 10
tane adam) diye hitap eden şahısa (sen) diye hitap etmeyi yakışıksız buldum.
Kendisine (sen kimsin) demek yerine (siz kimsiniz) deme gereği duydum. Bu konuyu
bütün samimiyetimle sizlerle ve kamuoyu ile paylaşmakta yarar görüyorum. Bütün
Çanakkale’ye sevgi ve saygılarımla” dedi.
TSO BAŞKANI ENGİN, ELEŞTİRİLERE CEVAP VERDİ
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulu Başkanı
Bülend Engin ise ÇED toplantısında dile getirilen Yat Limanı ile ilgili
eleştirilere cevap verdi. Engin, Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada bilgi
kirliliğini önlem adına böyle bir açıklamaya ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
Engin, “Çanakkale Turizminin gelişiminde önemli bir adım olarak gördüğümüz
Çanakkale Yat Limanı proje sürecinde bilgi kirliliğini önlemek amacıyla
aşağıdaki hususları kamuoyu ile paylaşmakta yarar görüyoruz.
ÇOMÜ Su ürünleri Fakültesi ve Deniz Müzesinden alman bilgilere göre Mesudiye
zırhlısı batığı 40.07.098 N / 026.23.248 E koordinatlarında 12-28 mt su
derinliğindedir. Yat Limanı dalgakıran uç noktasına 1700 mt mesafede, karaya ise
2300 mt mesafededir. İddiaların aksine Mesudiye batığının olduğu noktanın Yat
Limanı projesi ile hiçbir ilgisi yoktur. Yat Limanı proje alanında İTÜ, Yıldız
Teknik Üniversitesi ve denizcilik uzmanı firmalarca birçok çalışma
gerçekleştirilmiş olup bunlardan biri de yanal taramalı sonar çalışmasıdır.
Yanal taramalı sonar çalışma sonuçlarına göre proje alanında hiçbir batık cisim
mevcut değildir. Ayrıca ÇED sürecinde konuyla ilgili kurumların görüşleri de
alınacaktır. ÇTSO Yönetim Kurulu Çanakkale’nin bütün STK’ların önemseyerek her
ay bir araya getirmekte, görüş ve önerilerini alarak ortaya çıkan sinerjiyle
kentin gelişimine hizmet etmektedir.
Yat Limanı Projesinin kentin tüm dinamikleri tarafından tartışılmasını sağlamak
için ÇTSO olarak Mehmet Akif Ersoy Tiyatro salonunda 26 Ocak 2012 tarihinde Kent
Konseyine proje bilgilendirme sunumu yapılmıştır. ÇED Halkın Katılım toplantısı
da Kent Konseyi mutabakatıyla aynı yerde gerçekleştirilmiştir. ÇTSO olarak Çarşı
projesini de önümüzdeki günlerde Kent Konseyi bilgisine sunacağız. ÇTSO olarak
kentimiz projelerine Kent Konseyi ile birlikte bütün STK’ların fikir ve
eleştirileriyle katkı vermesinden mutluluk duyuyoruz. ÇED toplantı sunumunda
açıkça belirtildiği üzere yapılacak bütün iş ve işlemlerde çevrenin korunmasına
azami özen gösterilecektir.
Yat Limanı proje alanında gerekli ve yeterli su derinliği mevcut olup dip tarama
ve derinleştirme işlemi yapılmayacaktır. Biliyoruz ki limanlar, mendirekler aynı
zamanda balıkların güvenle barındıkları, yumurtalarını bırakıp üredikleri,
denizin ekosistemine katkı sunan deniz yapılandır. Dünyanın her yerinde limanlar
deniz kıyısında yapılır. Gerek ülkemizde gerekse denize kıyısı olan bütün dünya
ülke anayasalarında buna aykırılık yoktur. Ayrıca bu projenin tüzel kişiliği
tamamı kamu yararına faaliyet gösteren Çanakkale Valiliği İl Özel İdaresi,
Çanakkale Belediyesi, Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı, GESTAŞ ve ÇTSO ortaklığında
oluşacaktır. Projenin kendisi gibi ortaklan da kentimize kamu hizmeti veren
kurumlardan oluşmaktadır. Yer seçimi için çalışma yapılmadığı iddiaları doğru
değildir. Kentimiz sahilinde Nara Burnu, Sarıçay, Kepez Dalyan mevkii, Karanlık
Liman ve Barbaros mahallesi incelenerek gerekli kriterlere en uygun bölge olarak
Proje alanı belirlenmiştir. Yer seçimi yanlış diyenlerin eleştirilerine saygı
duymakla birlikte, sürece yapıcı katkı sağlanabilmesi için doğru yer önerilerini
proje kriterleriyle birlikte ortaya koyarak kamuoyu bilgisine sunmaları
gerektiğini düşünüyoruz. ÇTSO ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz bu projelerin
Çanakkale’mize kazandırılması noktasında yürütülen birçok faaliyet,
organizasyon, proje, malzeme, hizmet, izin ve araştırma giderlerini kentimiz
geleceğine katkı sunmanın gururuyla gönüllü olarak şahsen karşılamaktadırlar.
Defaten belirttiğimiz üzere Çanakkale Yat Limanı projesinin yegane amacı
Çanakkale’den kazanmak değil, Çanakkale’ye kazandırmaktır. Bunu anlamak
Çanakkale’yi sevmekle mümkündür. Çanakkale Yat Limanı Projesi; Biga’dan
Ezine’ye, Ayvacık’tan Lapseki’ye, Esenlerden Kepeze, Fevzipaşa’dan Barbaros’a
kadar bütün Çanakkale’nin, Çanakkalelilerin projesidir. Projeye 4 gün içinde 10
binin üstünde imza ile destek veren bütün Çanakkale 1 ilere Odamız ve yönetim
kurulumuz adına teşekkür ediyoruz” dedi.
YAT LİMANI
PROJESİ
ÇANAKKALE’Yİ İKİYE BÖLDÜ!
Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) tarafından Barbaros Mahallesi Kuruçeşme mevkiinde
yapılması planlanan Yat Limanı için Çevre Etki Değeri (ÇED) Yönetmeliği gereği
halkı bilgilendirme toplantısı yapıldı.
Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde yapılan ÇED Sürecine
Halkın Katılım Toplantısı’na, ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin ve
yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Nazka Mühendislik San.
Tic. Ltd. Şti. ÇED çalışmalarını yürüten Çevre Mühendisi Çiğdem Kale, 608 yat
kapasiteli projeyle ilgili hazırlanan raporu detaylarıyla açıkladı. Ardından da
Çevre ve Şehirçilik İl Müdürü Namık Güver tarafından halkın görüşleri alınmaya
başlandı. Bu bölümde, yat limanı Çanakkale halkını ikiye böldü. Katılımcıların
bir bölüm ÇTSO’nun çalışmalarını yürüttüğü yat limanını desteklerken, bir kesim
ise yat limanına karşı olmadıklarını, ancak yerine itirazları olduğunu belirtti.
Çevre örgütlerini temsilen söz alan kişiler, yat limanının
yapılmasının planlandığı Sarısığlar mevkiinde Mesudiye Zırhlısının batığının
bulunduğunu, yanı sıra birkaç batığın daha bulunduğu bölgenin yat limanı yapımı
için uygun olmadığını belirtti. Vatandaşa ait kamusal alanın da yat limanıyla
işgal edilmemesini istedi. Yat Limanının yeriyle ilgili endişelerini anlatan
Çanakkale yerel tarih araştırmacısı Şahabettin Kalfa, “Burada sualtı haritası
incelenmemiştir. Bununla ilgili bir envanter çalışması çıkarılmamıştır. Bunun
öncelikle yapılması gerekir. Ayrıca batıklar açısından da bir envanter çalışması
yapılmamıştır. Bunun da yapılması gerekiyor. Çanakkale’de iki egemen rüzgar
vardır. Bunlar lodos ve poyrazdır, ama batı rüzgarı esti mi bütün tekneler
nereye sığınacağını pek iyi bilemezler. O yüzden batı rüzgarı da mutlaka bu ÇED
raporunda dikkate alınmalıdır” dedi.
Çanakkaleli avukat Erhan Tez ise, çevrecileri sağduyulu ve
akılcı düşünmeye çağırdı. Tez, “Hepimiz çevreciyiz. Hepimiz çevrecilikten
yanayız. Ama gelin görün ki Avrupa’yı Ege ve Akdenize bağlayacak olan bir boğaz
köprüsüne karşı gelebiliyorsak, eğer Çanakkale’de ÇTSO Başkan ve yönetim
kurulunun vizyon sahibi olarak oluşturmuş oldukları projelere karşı geliyorsak
Çanakkale’ye hiç bir şey yapamayız. Çanakkale’de iş sahası olmadığı için gençler
büyük kentlere göçetmektedir. Çanakkale bir emekliler kenti olmuştur.
Çanakkale’ye sanayi de gelmelidir, marina da yapılmalıdır, boğaz köprüsü de
yapılmalıdır. Çanakkale bunlara layıktır” dedi.
Yat limanının yerine karşı olan kişiler, belirlenen yer ile
ilgili teknik konularda görüş belirtince söz alan Çanakkale Ticaret ve Sanayi
Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kemal Karakaş, “Burada bizim belirtmemiz
gereken; halk olarak yat limanını istiyormuyuz, istemiyormuyuz. Yoksa teknik
konulara zaten işin uzmanları ve devletin görevlileri karar verecek. Siz
kimsiniz?” deyince ortam biranda gerildi. Yat Llimanının yerine karşı olan 15
kişilik bir grup bu söz üzerine toplantıyı terk etti.
ÇED süreci devam eden Yat Limanı projesi çalışmaları ÇTSO
tarafından yürütülürken, inşaat ve işletme aşamasının ÇTSO’nın yanı sıra
Çanakkale Valiliği, Çanakkale İl Özel İdaresi, Çanakkale Belediyesi, Gestaş
Deniz Ulaşım A.Ş. ile Çanakkale Hüseyin Akif Terzioğlu Şefkat Yuvası Vakfı
oluşturacağı bir şirket tarafından yürütülmesi planlanıyor.
HEDEFİMİZ
ÇANAKKALE’YE KAZANDIRMAK…
Özel
Haber: Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim kurulu başkanı
Bülend Engin’le son gelişmeler hakkında röportaj...
ÇTSO Projeleri neyi amaçlıyor? Öncelikle belirtmeliyim ki
ÇTSO kar merkezli bir kuruluş değildir. Tamamen hizmet kurumudur.
Var gücümüzle Üyelerimizin ve Çanakkale’nin gelişim projelerini
üretip, gerçekleştirme gayreti içindeyiz. Yat Limanı, Çarşı
projelerinde olduğu gibi. Çanakkale alternatif hava yolu için
hazırladığımız fizibilite çalışması gibi. Yönetim Kurulumuz karşılık
beklemeden; emek, para ve zaman harcayarak 5000 üyemizin bize
emaneti olan bu göreve layık olma uğraşında. Kongre Merkezimiz;
konferans, sergi ve tanıtım faaliyetleri için üyelerimize hizmet
sunacak. İş merkezimiz kat bazlı kiralanarak Çanakkale gençlerinin
eğitimine burs desteği verecek. Yönetim Kurulumuzun konu hakkında
kararı var. Ancak 5000 üyemize ücretsiz tedavi taahhütü veren bir
özel hastane olursa komple kiraya verebiliriz.
Çanakkale’nin gelişiminde sizce STK ların rolü nedir? Çanakkale STK’ları oldukça
aktif ve dinamik. STK’lar fikir ve önerileriyle Çanakkale’nin
gelişim projelerinin önünü açmalı, yatırımcılara destek vermelidir.
Yatırım boyutu işbirliği gerektiren konularda ise müteşebbislerimiz
bir araya gelerek girişim gerçekleştirmelidir. ÇTSO Yönetim Kurulu
olarak elimizi taşın altına koyduk. Sorunların çözümüne yönelik
somut öneriler getirmekle kalmadık; çözümü için proje üreterek
uygulamaya koyulduk. Bu projelerden 1 kuruş kar peşinde değiliz.
Kazanan Çanakkale olmalıdır dedik, kazanan da Çanakkale olacak.
Projelerimize kentimizin ilgili tüm dinamiklerini ortak ederek
Çanakkale’ye mal etme arzusundayız. ÇTSO bu yönetim ve çalışma
şekliyle STK anlayışına yeni bir boyut kazandırmış durumda. İl
Genel Meclisinde rüzgar enerji yatırımı konusu gündeme gelmiş.
Konuyu bilen biri olarak Rüzgar enerji yatırımları hakkında
görüşünüz nedir? Çanakkale’nin rüzgar
potansiyelinin yüksek olduğu doğru. Ancak enerji konusunun içinde
olan teknik biri olarak bazı noktalara açıklık getirmekte yarar
görüyorum. En son rüzgar santralleri için 1 Kasım 2007 tarihinde
başvurulara izin verilmiş ve nihayetlenmesi 2011 yılı sonunu
bulmuştur. Yel hakkı verilmeden yapılan projeler 7 – 8 yıl öncesinde
başvurulmuş olup şu anda böyle bir başvuru imkanı bulunmamaktadır.
2011 yılında yapılan ihalelerde 5 – 6 kuruş birim fiyat teklif
edilmek sureti ile ihaleler alınabilmiştir. Şalt sahaları, iletim
hat kapasiteleri gibi mevcut enerji altyapısı dahilinde alımı
yapılabilecek bütün rüzgar enerjisi için yarımadanın enerji
ihaleleri yapılmış durumda. Bu durumda yatırımcı için,
yarımadamızda bir rüzgar enerji santral yatırımının geri dönüş
süresi 12- 13 yıla ulaşmakta.
Sadece enerji tesislerinin iç tüketimlerinde yenilenebilir enerji
kullanımına imkan veren yeni bir yasa yayımlandı. Uygulama
yönetmeliği bekleniyor. Yenilenebilir enerji konusunda asıl olan
yaklaşım; enerji çeşitliliğine katkı vermektir. Bu tarz yatırımlar
bugünden ziyade geleceğe yöneliktir. Hava
ulaşımı konusunda yaptığınız çalışmalarda temel yaklaşımınız nedir? “
ÇTSO olarak uçak kiralamak, hava taşımacılığı yapmak, uçak işletmek
gibi bir düşüncemiz olamaz. Çünkü ÇTSO hizmet kurumudur.
Biz kentimizin yaşadığı sorunlara alternatif geliştirme
gayretindeyiz.Fizibilite çalışması sürecinde konuyla ilgili birçok
görüşme gerçekleştirilir. Fizibilite çalışması disiplin ve titizlik
gerektirir. Fizibilite oluşmadan duyumlarla yapılacak yorumlar
çalışmaya zarar verir. Fizibilite sonuçlanmada bu konuda yorum veya
yaklaşımda bulunmak doğru değildir. Biz hazırlatacağımız
fizibiliteyi öncelikle Yönetim Kurulu arkadaşlarımızla paylaşıp
ortak düşüncemizi kamuoyuna sunacağımızı belirtmiştik. Dileğimiz
Çanakkale’nin hava ulaşımına kalıcı katkı sunmak.Bunun ötesinde
Çanakkale’ye uçak seferi düzenlemek isteyen firmalar varsa elbette
buyursunlar gelsinler.”
Çanakkale’nin gelişimi için sizce ilk
yapılması gereken nedir? Nasıl yapılmalıdır? ÇTSO olarak GESTAŞ’da
sembolik bir katılım hissemiz var. GESTAŞ esas olarak İl Genel
Meclisinin tasarrufunda.Ve GESTAŞ kentimizin gelişimi, gelirinin
artması için çok büyük öneme sahip bir kurum. Çanakkale için gelir
arttırıcı en hayati projenin GESTAŞ Kruvaziye İskelesi Projesi
olduğunu düşünüyorum. Kruvaziye İskelesi yatırımıyla kentimize
kazandırılacak Kruvaziye Turizminin bütün rakamlarını ve
hesaplarını Turizm zirvesinde kamuoyu ile paylaştım. Kente katacağı
gelir anlamında kendini sadece bir yılda 5 kez geri ödeyecek bir
proje.Her Çanakkale’li için çok önemli. Bu yüzden tekrar etmekte
yarar görüyorum. Kruvaziyer projesinde geçen her gün Çanakkale için
büyük kayıptır.”
Gelibolu Yarımadası’nda “Tarihe Saygı Projesi” kapsamında bir
çok köyü yeni baştan yaratan, 57. Alay Şehitliği’ni yeniden yapan OPET, bu kez
de Eceabat’a ‘Tarihe Saygı İlköğretim Okulu’ yapıyor.
OPET, Tarihe Saygı Projesi’nin devamı olarak Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkındaki Eceabat İlçesine ilköğretim okulu yapma
kararı aldı. OPET Tarihe Saygı İlköğretim Okulu’nun protokolü Çanakkale Valisi
Güngör Azim Tuna ile OPET Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Öztürk tarafından
imzalandı. Törene, Eceabat Kaymakamı Mehmet Akçay, OPET Yönetim Kurulu Üyesi
Nurten Öztürk ile OPET Genel Müdürü Cüneyt Ağca da katıldı.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Eceabat İlçesindeki Türközü
İlköğretim Okulu’nun depreme dayanıklı olmaması nedeniyle yıkılacağını, yerine
OPET tarafından Tarihe Saygı İlköğretim Okulu’nun yapılacağını söyledi. OPET’in
‘Tarihe Saygı Projesi’ adı altında Gelibolu Yarımadası’nda çok değerli katkılar
verdiğini belirten Vali Tuna, “Son olarak OPET’in yaptığı 57. Alay Şehitliğini
hep birlikte açmıştık. Sosyal Sorumluluk anlanın da OPET’’in Çanakkale’ye çok
değerli katkıları oldu. Bu katkıları devam ediyor. Eceabat’ta depreme dayanıklı
olmadığını belirlediğimiz ve boşalttığımız Türközü İlköğretim Okulu yıkılacak.
Buraya OPET tarafından yeni bir ilköğretim okulu yapılacak. Öğrencilerimizi
önümüzdeki eğitim öğretim yılında yeni okullarına kavuşturmayı hedefliyoruz.
Ülke genelinde eğitim alanında özellikle devlet millet işbirliğine her zaman
ihtiyacımız oldu. Bundan sonra da olacaktır. Kendilerine bu örnek davranışları
nedeniyle teşekkür ediyorum”dedi.
OPET Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Öztürk, yönetim kurulu üyesi
eşi Nurten Öztürk ile eğitim kökenli olduklarını hatırlatarak, “Onun için
eğitimin bizim kalbimizde ayrı bir yeri var. Her şeyi devletten beklememek
gerekir. Biz OPET olarak şuanda Türkiye’de 2 tane Anadolu lisesi ve 5 tane de
ilköğretim okulu yaptırdık. Eceabat’ta yapacağımız ilköğretim okuluyla bu rakam
6’ya yükselecek. OPET Tarihe Saygı İlköğretim Okulu 3 milyon TL’ye mal olacak. 2
bin 620 metrekarelik alana 2 katlı ve 16 derslikli bina yapacağız. Milli Eğitim
standartlarının üzerinde kaliteli bir okul olacak. Bu okulun memleketimize
hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.