ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...


  YAZARLAR

TÜLAY HERGÜNLÜ


 

ÇANAKKALE  ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ                                                                                                                                         Son Güncelleme : 13.05.2012





YÖK’TEN ÇAN’A 3 MÜJDE

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin (ÇOMÜ) talebi üzerine Çan Meslek Yüksekokulu’nda 3 yeni programa öğrenci alınmasına onay verdi.

Buna göre 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde Elektronik Teknolojisi İ.Ö., Enerji tesisleri İşletmeciliği ve Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programlarına 50’şer öğrenci alınması kararlaştırıldı. Bu kararla Çan Meslek Yüksekokulu’nun öğrenci sayısı ilk yıl 150, ikinci yıl ise 300 öğrenci artmış olacak. ÇOMÜ Rektörlüğü’nün Çan Meslek Yüksekokulu için belirlediği stratejik hedef ise en az 2.500 öğrenci. Halen Çan’da 1.000 öğrenciden daha az sayıda öğrenci bulunuyor.

Bilgisayar Programcılığı da Yolda

YÖK ayrıca ÇOMÜ’nün talebini yerinde bularak Çan Meslek Yüksekokulu’na ‘Bilgisayar Programcılığı’ programının açılmasını da onayladı. Gerekli diğer hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte bu programa da öğrenci alınabilecek.

Çan'a da Uygulamalı Bilimler Geliyor

Geçtiğimiz yıl 4 yıllık Biga Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’nun açılmasına onay veren YÖK, bu yıl da yine 4 yıllık Çan Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’nun açılmasına onay verdi. Ancak bu onay okulun hemen açılması için yeterli değil, sürecin tamamlanabilmesi için bakanlar Kurulu’nun da kararı gerekiyor. Eğer süreç tamamlanırsa Çan’da ÇOMÜ’ye bağlı okul sayısı 2’ye çıkmış olacak ve meslek yüksekokulu 2, yüksekokul ise 4 yıllık eğitim verecek.

Hedefler Büyük

Konu ile ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ise şunları söyledi:

“Çan ilçemiz ÇOMÜ yatırımlarından geçmişte yeterince istifade edememişti. Oysaki Çan’ın sanayi tesisleri ile özellikle meslek yüksekokulları için önemli avantajları var. Son 1 yılda Çan’daki okul kapasitemizi bir hayli arttırdık, öğrenci sayısını 1.000’e kadar çıkardık. Ancak en verimli ölçeğin tutturulabilmesi için öğrenci sayısının 2.500’e çıkarılması, öğretim elemanı sayımızın da buna bağlı olarak en az 3 misline çıkması gerekiyor. Belli bir noktaya kadar öğrenci sayısının azlığı avantaj değil, dezavantaj haline gelebiliyor. Ayrıca Çan’daki eğitim-öğretim altyapısının da geliştirilebilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Laboratuvar, kütüphane ve diğer iyileştirmeler bu bağlamda sayılabilir. YÖK’ün en son kararları bizleri de ziyadesiyle sevindirdi. Hem 4 yıllık yeni bir okul çabamız sürüyor, hem de Çan’daki koşullara ve yeni taleplere uygun bölümler açmaya çalışıyoruz. En son açılan bölümler ile birlikte önümüzdeki 3 yıl içinde öğrenci sayısının minimum 1.300’e gelmesini bekliyoruz.”

Prof. Dr. Laçiner gelişmenin sadece ÇOMÜ’nün çabalarıyla olamayacağını, yerel desteğin de bu hususta hayati olduğunu ifade ederek;

“ÇOMÜ olarak biz Biga, Çan ve Yenice’ye bir ortak havza olarak bakıyoruz. Çan ve Yenice’de hedefimiz her birinde en az 2.500 öğrencinin eğitim alması ve eğitimin 2 yıldan 4 yıla yayılması. Ayrıca bilgisayar, internet, kütüphane ve laboratuvar altyapılarının da eksiksiz tamamlanması. Biga’da ise halen 2’si faal 3 okulumuz bulunuyor. Bunlardan biri 4.600 öğrencisi ve güçlü öğretim kadrosuyla Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi. Biga’da halen öğrenci sayısı 6.000’e yaklaşıyor. Yeni bölümler ile Biga’da en az 10.000 öğrenci hedefliyoruz. Bu konuda mekân ve öğretim elemanı sorunlarını aşabilirsek hedefimize daha kısa bir sürede ulaşabileceğiz. Ayrıca Biga’da tüm okulların aynı kampüste birleştirilmesi gayretimiz de var. Çan’da da mekân ve öğretim elemanı sorunlarını aşmaya çalışıyoruz. Hedeflere ulaşmada Çan, Biga ve Yenice belediyeleri ile işbirliği halindeyiz. Ancak yerel desteğin daha da artması, özellikle sivil toplumun, iş dünyasının elini taşın altına koyması gerektiği kanaatindeyiz. Eğer bu ilçelerimizde üniversitenin büyümesini öncelikli hedef olarak kabul ettirebilirsek üç ilçemizde en az 15.000 öğrencilik, fiilen bir üniversite büyüklüğünde, yüzlerce öğretim elemanından ve çok güçlü bir altyapıdan oluşan bir ÇOMÜ oluşturabiliriz. Üniversitenin söz konusu ilçelerde güçlenmesiyle buralarda hemen her sektörde niteliğin ve niceliğin artacağına dair hiçbir şüphemiz yoktur.” dedi.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, İngiliz Dili Eğitimi Bölümü tarafından her iki yılda bir yapılan ve bu yıl yedincisi düzenlenen, “İngiliz Dili Eğitimi Araştırmalarında Felsefi Yaklaşımlar” temalı VII. Uluslararası İngiliz Dili Eğitimi Araştırma Konferansı, 27-28 Nisan 2012 tarihlerinde Troia Kültür Merkezi’nde çok sayıda bilim insanı, araştırmacı, öğretmen ve öğrencinin katılımı ile gerçekleşti.

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Gülendam, açılış konuşmasını şu sözlerle yaptı: “Sizleri Eğitim Fakültesi, İngilizce Dili Eğitimi Bölümü’nün düzenlemiş olduğu VII. Uluslararası İngiliz Dili Eğitimi Araştırma Konferansı açılış töreninde karşılamaktan büyük bir onur duyuyorum. Bu yılki konferansın teması, İngiliz Dili Eğitimi Araştırmaları’nda Felsefi Yaklaşımlar. Bu geniş tema içerisinde, çeşitli ülkelerden yüzün üzerinde konuşmacı, bu kapsamda dünya çapında güncel tartışma konusu olan birçok sayıda alt temalarda sunumlarını gerçekleştirecektir. Umuyoruz ki, bütün katılımcılar, bu konferansı aydınlatıcı ve ilham verici bulur ve böylelikle araştırma çabalarını tekrar gözden geçirme fırsatı bularak daha derin çalışma yapma ve İngiliz Dili Eğitimi’ndeki önemli konulara ışık tutabilmek için motive olma imkânı bulabilirler. Konferans organize etmek kolay bir görev değildir. Yapılacak çok sayıda iş vardır ve birçok insan ister istemez hazırlık aşamasının bir parçası olurlar. Bu bağlamda, özellikle organizasyon ekibi üyelerine ve herhangi bir şekilde katkı sağlayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca, siz katılımcılara Çanakkale’ye gelip bu buluşmanın bir parçası olduğunuz için teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum ki birçoğunuz uzak mesafelerden geldiniz ve biz sizleri burada görmekten çok mutuyuz. Umuyorum ki, bu son ziyaretiniz olmaz ve sizleri yeniden Çanakkale’deki gelecek etkinliklerde karşılama fırsatına sahip oluruz.”

Konferans Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Dinçay Köksal ise konuşmasında, “Bugün burada 6 farklı ülkeden yaklaşık 200 katılımcının bulunduğu iki gün süresince 130’un üzerinde bildiri ve poster sunumunun gerçekleşeceği VII. Uluslararası İngiliz Dili Eğitimi Konferansımızı gerçek anlamda uluslararası kılmak amacı ile toplanmış bulunmaktayız. Bu kadar çok sayıda meslektaşım, profesör, öğretmenimizi ve öğrencimizi aynı yerde bir arada görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Konferansımız, araştırmalarda eksik kalan felsefi sorunlara araştırmacıların dikkatini çekmeyi amaçlamaktadır. İngiliz Dili Eğitimi ve Dil Edinimi uygulamalı Dilbilim alanlarında duayen olan Rod Ellis, Norbert Schmitt ve Cem Alptekin çağrılı konuşmacı olarak konferansımıza katılmayı kabul ederek bizleri onurlandırmışlardır. 2014 yılında daha fazla meslektaşımızın geri dönüşünü temenni ediyoruz. Emeği geçen herkese ve kongrenin düzenlenmesinde desteği olan başta TÜBİTAK olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlara şükranlarımı sunuyorum” dedi.



 


GÜL ÜNİVERSİTELERDEN MEMNUN

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'ni (ÇOMÜ) ziyaret etti.
Gül ve eşi Hayrünnisa Gül'ü üniversiteye gelişinde ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile eşi Saadet Laçiner karşıladı. Karşılama töreninde üniversitede öğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler Gül çiftine çiçek verdi.

Daha sonra Rektör Laçiner'in makamına geçen Cumhurbaşkanı Gül, burada yaptığı açıklamada, Çanakkale'nin üniversite kenti olmaya aday şehirlerden birisi olduğunu söyledi.

Üniversitenin kampüsünün bu kadar derli toplu olduğunu tahmin etmediğini belirten Gül, ''Çok beğendim. Karşı tarafta bir yarımada. Çanakkale Boğazı'nın girişi, deniz savaşlarının olduğu yerler. Şimdi inanıyorum ki huzurlu ve sakin bir atmosfer içinde bilim yapmaya, bilimsel çalışmaları geliştirmeye, çok elverişli bir kent. Sayın rektörün öncülüğünde inanıyorum ki üniversite bu hedefini gerçekleştirecektir'' dedi.
''Bildiğim kadarıyla şu an 30 bin öğrencisi var. Ama önemli olan öğrenci sayısı değil, üniversitedeki öğretim kalitesidir. Şimdi Türkiye'nin bütün şehirlerinde üniversiteler var. Üniversitelere çok büyük imkanlar veriliyor. En güzel kampüs üniversitelerindir. Bakıyorsunuz 'burası üniversitenin' diyebilirsiniz. Bu büyük imkanlar, bu maddi imkanlar seferber edilirken, üniversitenin içini en iyi şekilde doldurmak, üniversitedeki eğitim seviyesini yükseltmek sadece eğitimle değil, üniversiteleri araştırma ve geliştirme konularına sevk etmek, sadece yayınlar değil, patentler almalarını temin etmek, bütün bunları yaparken yerli, yabancı fonları kullanabilecek kapasiteye ulaşmalarını sağlamak, bunların çok önemli görevler olduğunu düşünüyorum.''

''Üniversiteler, memnuniyetle görüyorum ki artık kendi işlerine dönmüş vaziyetteler'' diyen Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Daha önce enerjilerini biraz lüzumsuz harcıyorlardı. Şimdi artık üniversiteler esas var oluş sebeplerini kavradılar ve bütün Türkiye'deki üniversiteler bu anlamda büyük seferberlik içindeler. Bu anlamda tatlı bir yarışma, rekabet var. Bir taraftan vakıf üniversiteleri, bir taraftan devlet üniversiteleri, bir taraftan yeni kurulan üniversiteler... Eski üniversiteler şöhretlerini devam ettirmek için daha büyük gayret içindeler. Bu, üniversite camiasına hem öğrenciler olarak, hem de öğretim görevlileri olarak çok büyük bir heyecan getirmiştir. Tüm bunların neticesinde Türkiye tabii ki görecektir 4-5 sene sonra Türkiye'deki üniversite seviyesinin çok yükseldiğini, bilimsel çalışmaların çok daha yoğunlaştığını, araştırma ve geliştirme çalışmalarının neticesinde bu hususların arttığını, bütün bunları göreceğimize inanıyorum. Diğer yandan araştırma geliştirme fonları artırılmıştır. Üniversite-TÜBİTAK arasındaki işbirliğini takdirle izliyorum. Bütün bu çalışmalarda ÇOMÜ'nün de önemli bir yer alacağına inanıyorum. Hem öğrencilere hem de öğretim üyelerinin hepsine başarılar diliyorum.''


Akademik yükselişleri gerçekleşen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyelerinin akademik giysileri ve belgelerinin takdim edildiği ÇOMÜ Akademik Yükselme Töreni, Troia Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

Törene Vali Güngör Azim Tuna, Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Doğan, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Cumhuriyet Başsavcısı Salih Çokal, Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, İl Defterdarı Sacide Şakar, İl Sağlık Müdürü Dr. Namık Kemal Kubat’ın yanı sıra üniversite yöneticileri ve öğretim üyeleri katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan tören Okutman Sedat Çılgın tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisi ile devam etti. Müzik dinletisinin ardından sırasıyla Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ve Vali Güngör Azim Tuna tarafından protokol konuşmaları gerçekleştirildi.

Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner konuşmasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin gelmiş olduğu noktayı ve varmak istediği hedefi ifade eden bir sunum yaptı.

Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner sunumda ÇOMÜ’nün 1992 yılında kurulan üniversitelerden bir tanesi olduğunu ve Ekim ayı itibariyle 33.500 öğrencisinin bulunduğunu ifade ederek bir önceki yıla göre 6000 civarında bir öğrenci artışı olduğunu kaydetti. Rektör Laçiner, ÇOMÜ’nün 40 yıllık - 50 yıllık üniversiteler gibi 4 enstitüye sahip nadir üniversitelerden biri olduğunu belirterek 2000’in üzerinde mastır, doktora öğrencisi olduğunu ve bu anlamda da Marmara Bölgesinde İstanbul’dan sonra en çok araştırma yapan üniversitelerden biri haline geldiğini ifade etti. Rektör Laçiner 2012 yılında mezun olacak öğrenci sayısının ise yaklaşık 8000 olduğunu belirtti. ÇOMÜ’de 1400 akademik personelin bulunduğunu da belirten Rektör Laçiner, toplam personel sayısının ise yaklaşık 3000 kişi olduğunu kaydetti.

Bakanlar Kurulundan son bir yıl içinde İletişim Fakültesi, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ile ikinci bir İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak üç yeni fakülte kararını çıkarmayı başardıklarını belirten Rektör Laçiner, ÇOMÜ’de toplam 12 fakültenin olduğunu ve bu sayıya çok eski üniversitelerin ulaşabildiğini kaydetti. Rektör Laçiner, sadece bu fakültelerle sınırlı kalınmadığını aynı zamanda iki enstitü ve çok sayıda bölüm ve program açıldığını da sözlerine ekledi.

Rektör Laçiner üniversitenin misyon ve vizyonunun ise, bilime ve eğitime adanmışlık; faydalı/vicdanlı bilim (akıl-hikmet dengesi); Çanakkale değerlerinin yaşatılması ve Çanakkale Ruhu’nun tüm Türkiye’ye taşınması olduğunu bildirdi. Üniversitenin hedeflerinin ise Türkiye’nin ve Dünya’nın sayılı Üniversitelerinden biri olabilmek ile Çanakkale’yi Türkiye’nin ilk Üniversite Şehri haline getirebilmek olduğunu kaydetti.

Kısa ve orta vadeli hedeflerin “Dil sorununun çözülmesi: Türklere İngilizce, yabancılara Türkçe öğretilmesi; bilgiye ulaşım sorunlarının aşılması; 24 saat çalışan/yaşayan bir üniversite; akademik huzur ve başarının teşvik edilmesi, öğrenci profilinin değiştirilmesi” olduğu Rektör Laçiner tarafından belirtildi.

Son bir yılda bütçe verilerinde yaklaşık % 30 oranında artış görüldüğünü belirten Rektör Laçiner, uluslararası dergilerde yazılan makale sayısında ise Web of Science değerlendirmesine göre yaklaşık % 10 oranında bir artış gerçekleştiğini, ÇOMÜ yazarlarının atıf indeksli uluslararası bilimsel dergilerine yapılan atıf sayısının ise % 81 artarak 572‘den 1041’e kadar yükseldiği belirtti.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Kütüphanesi’nin yayın sayısının 1 Nisan 2011 ile 1 Nisan 2012 dönemi arasında yaklaşık % 300 oranında artışla rekor kırarak yaklaşık 250 bine ulaştığını, 2015 yılı hedefinin ise 500 bin kitap olduğunu ifade eden Rektör Laçiner son bir yılda ÇOMÜ’ye 28 yeni Prof. Dr., 85 yeni Doç. Dr., 104 yeni Yrd. Doç. Dr.’un da katıldığını kaydetti. Rektör Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü: “Üniversitemiz personel sayısına bakıldığında da son bir yılda akademik personel sayısında yaklaşık % 20 oranında bir artış yaşandığı gözlenmektedir. İdari personel sayısında 2012 yılsonu itibariyle % 49,5 artış gerçekleşeceği öngörülmektedir. ÇOMÜ Öğrenci sayısında son bir yılda %23,5 artış yaşanmış ve öğrenci sayımız 33.500’e ulaşmıştır. ÇOMÜ Öğretim üyesi sayısı son bir yılda %10 artış göstermiştir”.

Rektör Laçiner, birimlerin bilgisayar sayısı ve internet kullanım oranlarında da önemli artışların yaşandığını bildirerek şunları söyledi: “ÇOMÜ’nün tüm birimlerinde bulunan bilgisayar ve sunucu sayısı 2011 Nisan ayında 5.903 iken 2012 Nisan verilerine bakıldığında bu sayı 1 yılda %16,36 artarak 6.869 olmuştur. Üniversitemizde ortak kullanıma açık bilgisayar sayısı, yeni açık laboratuvarların kurulmasıyla %298,9 artış yaşayarak 1.089 sayısına ulaşmıştır. 2010 yılında ÇOMÜ’ nün internet kullanımı 59.41 TB iken, 2011’de kullanım miktarı %128 artışla 135,46 TB’a yükseldi”.

ÇOMÜ’de Merkez Laboratuvarı; Deney Hayvanları Yetiştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi; Güzel Sanatlar Fakültesi, İletişim Fakültesi ve ÇOMÜ Tiyatro Salonu ile BESYO (Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu) Binası ve 2. Kapalı Spor Salonu inşaatının devam ettiğini bildiren Rektör Laçiner ihalesi yapılarak bu yıl başlanacak projelerin ise Bilgi İşlem Binası, Biga Kütüphanesi, Kütüphane Ek Binası, Çocuklar Evi (Kreş ve Anaokulu) Binası, Tıp Fakültesi Hastanesi ve Dekanlık Ek Binası, Biga Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, İlahiyat Fakültesi Yerleşkesi, ÇOMÜ Tüp Bebek Merkezi, Eğitim Fakültesi Kampüsü, Çanakkale Meslek Yüksekokulu Binası, Merkezi Derslik Binası olduğunu kaydetti.

Vali Güngör Azim Tuna da konuşmasında üniversitelerin Türkiye için çok önemli olduğunu ve sayılarının büyük bir hızla yükseldiğini belirterek Türkiye’nin maddi, manevi kalkınmasında üniversitelere çok büyük roller düştüğünü kaydetti. ÇOMÜ’nün Çanakkale için çok önemli olduğunu bildiren Vali Tuna, üniversitenin şehrin maddi ve manevi gelişimine varlığıyla katkıda bulunan önemli bir müessese olduğunu ifade ederek üniversiteye sahip çıkılıp desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Protokol konuşmalarının ardından akademik yükselme törenine geçilerek öğretim üyelerine biniş ve belge takdimleri yapıldı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve merkezi Avustralya Sidney’de bulunan Gallipoli Memorial Club (Gelibolu Anma Kulübü) işbirliği ile bu yıl 7’ncisi düzenlenen “Çanakkale Resim Yarışması”nda dereceye giren eserlerin sahiplerine ödülleri düzenlenen törenle verildi.

Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan Çanakkale Avustralya Konsolosu Andrew Koç-McDonald, 7’ncisi gerçekleştirilen Çanakkale Resim Yarışması Sergisinin Anzak Günü Kutlamalarının resmi programına dahil olduğunu, böylece Çanakkale Resim Yarışması’nın saygınlığının arttığını belirtti. Koç-McDonald ortak dostluk bağını paylaştıkları bu akşamda eser sahiplerini ödülleriyle buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyerek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

Gelibolu Anma Derneği Yöneticisi John Brogan yaptığı konuşmada Çanakkale Resim Yarışması’nın sanat aracılığı ile Çanakkale Savaşlarını anmak adına büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Sanatın iki ülke arasındaki bağları kuvvetlendirdiğine inandığını söyleyen Brogan yarışmaya olan ilginin her sene artış gösterdiğini ve bu seneki yarışmaya 140 eserin katıldığını ifade etti. Brogan yarışmaya destek verenlere teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.

7’nci Çanakkale Resim Yarışması’nın ödül kazananları şu isimlerden oluştu: Birincilik Ödülü: Bülent Ufuk Çamlıbel, Çanakkale Valilik Ödülü: Süheyla Karaloğlu, Avustralya Büyükelçilik Ödülü: Selçuk Başaran, Rektörlük Ödülü: Gamze Soykan, Jüri Özel Ödülleri: Deniz Gökduman ve Tayfun Gülnar.

Törene Çanakkale Valiliği İl Dernekler Müdürü Resul Karakurt, Yazı İşleri Müdiresi Sema Bayöz, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Özdemir, Çanakkale Avustralya Konsolosu Andrew Koç-McDonald, Türkiye’nin Avustralya geçmiş dönem Büyükelçilerinden Niyazi Adalı, Gelibolu Anma Kulübü Yöneticisi John Brogan, ÇOMÜ Güzel Sanatlar Dekanı Prof. Dr. Abdullah Kelkit, Öğretim Üyesi Doç. Dr. İhsan Doğrusöz ve çok sayıda konuk katıldı.


ÇOMÜ TANITIM GÜNLERİ İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI!
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) 2-3-4 Mayıs tarihlerinde düzenleyeceği ‘Tanıtım Günleri’yle üniversite adaylarını ağırlamaya hazırlanıyor.
ÇOMÜ Tanıtım Günlerinin hazırlıklarında son aşamaya gelindi ve Troia Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantılarla son görevlendirmeler yapıldı. İlk toplantıda birim yöneticileri ve basın koordinatörleriyle son değerlendirmeler yapılırken, toplantının ikinci ayağı ise görev alacak ÇOMÜ’lü öğrencilerle oldu.
ÇOMÜ Üniversite Adaylarını Bekliyor!
ÇOMÜ Tanıtım Günlerine sadece Çanakkale’den değil, çevre illerden de çok sayıda ziyaretçi katılacak. Üniversite adaylarının ÇOMÜ’nün akademik birimleri, sosyal olanakları, yurt-burs imkanları gibi merak ettikleri her soruya yanıt bulabilecekleri günlerde, renkli sürprizler de katılımcıları bekliyor.


ÇOMÜ Ziraat Fakültesi ve Ayvacık Belediyesi işbirliğiyle Çanakkale Yöresindeki zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunlarının ele alınıp çözümüne yönelik hedeflerin oluşturulduğu Zeytin Çalıştayı düzenlendi.

Ayvacık Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen Zeytin Çalıştayı’nın açılış törenine Vali Vekili Cemal Yıldızer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hamit Palabıyık, Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feyzi Uğur ile üniversite yöneticileri, akademisyenler, kurum ve kuruluş temsilcileri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.

Çalıştayın açılış konuşmalarını ise sırasıyla Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feyzi Uğur, Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, Gülpınar Belediye Başkanı Recep Şahin, Çanakkale Ticaret Borsası Başkanlığı adına Mehmet Ok, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Çanakkale İl Müdür Vekili Mustafa Nazlım, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Daire Başkanı Dr. Nejdet Kaplan, Ayvacık Kaymakamı Necmi Akman, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hamit Palabıyık ile Vali Vekili Cemal Yıldızer gerçekleştirdi.

Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feyzi Uğur zeytinin bu toprakların çok değerli ve vazgeçilmez bir unsuru olduğunu ifade ettiği konuşmasında “tarihi, kültürel ve kutsal bir ürünü, zeytin ve ağacını ve ürünlerini konuşmak, gündeme getirmek ve tartışmak bizlere mutluluk ve kıvanç vermektedir” dedi. Çalıştayın ÇOMÜ Ziraat Fakültesinin sahadaki durumu ve gerekliliğinin iyi bir örneği olacağını belirten Uğur, bu çalışma ile Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi, Zeytin ve Zeytinyağı Tüketimi, Kalite ve Muhafazası, Zeytin ve Zeytinyağının Pazarlanması, Ticareti, Örgütlenmesi gibi konuların sektörün tüm paydaşları tarafından değerlendirileceğini, çalıştayın tüm aşamaları ve değerlendirmelerinin kitapçık haline getirildikten sonra, çıkan sonuçların ilgili tüm kurumlar ile paylaşılacağını ifade etti.

Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin ise bölgenin zeytinle yoğrulduğunu bu anlamda da zeytin ağacına sahip çıkılması gerektiğini ifade ederek zeytin sektörünün sorunlarından bahsetti. Zeytin ağacının verimi ve kalitesinin arttırılabileceğini, bunun için de üniversite ile bilim temelli çalışmalara başladıklarını belirten Mehmet Ünal Şahin, çalıştayın Türkiye’ye, bölgeye hayırlı olmasını temenni ettiğini söyledi.

Gülpınar Belediye Başkanı Recep Şahin Gülpınar bölgesindeki zeytin üretimi hakkında bilgi verdi ve zeytinyağının Gülpınar ekonomisine, sosyal yaşamına katkısının çok fazla olduğunu belirterek organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

Çanakkale Ticaret Borsası Başkanlığı adına Mehmet Ok, zeytin ağacının sayısının son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade ederek piyasada üretimin olduğunu fakat talebin yeterli düzeyde olmadığını belirtti. Mehmet Ok devletin bu konu üzerinde de durması gerektiğini ve talebin arttırılması gerektiğini kaydetti.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Çanakkale İl Müdür Vekili Mustafa Nazlım, bakanlığın zeytinciliğe verdiği destekten bahsederek üretim ve kalite konusunda zeytincilikte bir sorun yaşamadıklarını, fakat talebi artırmak gerektiğini, bunun için de tanıtımın önemli olduğunu kaydetti. Mustafa Nazlım, sivil toplum, üreticiler ve halkın da konuya ilişkin bilgilendirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.


PROF. DR. LAÇİNER:
28 ŞUBAT CEZASIZ KALMIŞ BİR SUÇ

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, 28 Şubat'ın cezasız kalmış bir suç olduğunu söyledi. Laçiner, "Darbe girişimleri devam ettiği için 28 Şubat'ın ve 12 Eylül'ün hesabı sorulmadı." dedi.

28 Şubat soruşturması çerçevesinde yapılan arama ve gözaltıları değerlendiren Laçiner, 28 Şubat'ın bir askeri darbe olduğunu, yapanın da mağdur olanların da kabul ettiğini söyledi. 28 Şubat'ı ortada cezasız kalmış bir suç olarak tanımlayan Laçiner, askerin sivil otoriteye bir müdahalesi olduğunu, geçmiş darbelerden farklı bir yöntem kullansa da tipik bir darbe olduğunun herkes tarafından kabul edildiğini aktardı. Darbenin bir suç olduğunu hatırlatan Laçiner, "28 Şubat, tıpkı 12 Eeylül'de olduğu gibi pek çok işkenceyi de içinde barındırıyor. Pek çok insan hakkı ihlalini de içinde barındırıyor. Sadece bir askeri darbe suçu yok ortada, mağdur edilen insanlar var. İşinden haksız yere atılan insanlar var. Kendisine ikinci sınıf muamelesi yapılan insanlar var. Kıyafetinden dolayı bir hücreye atılıp orada sorguya çekilen, kılık kıyafetini değiştirmezse eğitim hakkını kullanamayacağı söylenen insanlar var. İftira atıldığı için buna dayanamayıp hayatını kaybeden insanlar var. Kundaktaki çocuğuna süt götürememiş, 28 Şubat'ın karalamaları nedeniyle işsiz aşsız kaldığı için mağdur olan, arkadaşlarının para toplayıp yardım ettiği insanlar var." dedi.

'SUÇLULAR ELİNİ KOLLUNU SALLAYIP GEZİYOR'

O dönemde Üniversite öğrencilerinin fişlenerek düzenli olarak yök'e bildirildiğini belirten Laçiner, burada sadece askeri darbe suçu değil, insan hakları ihlallerinin de olduğunu söyledi. Laçiner, ortada milyonlarca mağdur olmasına rağmen suçluların ellini kollunu sallayarak ortada dolaştığına vurgu yaparak şöyle konuştu: "O dönemde fişlemeler var. Demokrasiye karşı, hukuka karşı o kadar ihlal var ki. Bunlarda süre aşımı olmaz, zaman aşımı olmaz. Dolayısı ile suç çok net. Mağduru milyonlarca insan, suçlusu sorumlusu ortalarda dolaşıyor elini kolunu sallayarak. Bir suç cezasız kalırsa yeni suçların teşvik edilmesi demek. Suçun cezalandırılması ötesinde 28 Şubat'a, 12 Eylül'e ceza verilmesi, mahkemelerinin yapılması aynı zamanda gelecekte böyle suçlar işlenmemesi için de gerekli. Burada bir yargı süreci var."

'DARBE GİRİŞİMLERİ OLDUĞU İÇİN DARBELERİN HESABI SORULMADI'

28 Şubat'ın neden şimdiye kadar soruşturulmadığı yönünde sık sık yapılan eleştirileri de cevaplayan Laçiner, darbelerin hesabının sorulmamasını, darbe girişimlerinin devam etmesine bağladı. Laçiner, sözlerini şöyle tamamladı: "Hukuki açıdan bakarsanız, 28 Şubat'ta bunun yapılması gerekiyordu. 98, 99 ve 2000'li yıllarda polisin gidip bunu yapanları yakalaması gerekiyordu ama o gün önlemesi gerekenler de suçun parçasıydı. Sonra Türkiye değişti ama her şeyin bir sırası var. 2000'li yıllara baktığınız zaman neden 28 Şubat'tan hesap sormadınız, neden 12 Eylül'den hesap sormadınız diye soramıyorsunuz, çünkü 28 Şubat'tan çok daha önemli, çok daha ölümcül, çok daha acil, o da yeni bir darbe girişimi. Bakarsanız darbe planlarına, Sarıkız, şudur budur, 2000'li yıllar boyunca darbe girişimleri devam etmiştir. 28 Şubat'tan sonra da darbe girişimleri devam etmiştir. O anda üzerinize gelen darbe girişimlerini önlemeyi bırakıp 12 Eylül'deki,28 Şubat'taki darbeyle uğraşamazsınız. Bir öncelik sırası sözkonusu. Ülkelerin bir kapasitesi vardır, o kapasiteyi dikkate almamız gerekiyor."


Ortak Akıl Topluluğu'nun Ortak Akıl Derneği ile birlikte organize ettiği Kutlu Doğum programı "Serdar Tuncer ile Şiirle Muhabbet" Troia Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ile çok sayıda akademik, idari personel ve öğrencinin katıldığı etkinliğe Çanakkalelilerin de ilgisi yoğun oldu. Açılış konuşmalarını Ortak Akıl Topluluğu Başkanı Vahap Özsüer, Ortak Akıl Derneği Başkanı Vural Bulut ve Ortak Akıl Topluluğu Akademik Danışmanı Halil İbrahim Bulan’ın yaptığı etkinlikte, İlahiyat Fakültesi öğrencisi Muhammed Sevgili de Kuran okudu. Programına “Böyle programları konuşmacı değil, gelen dinleyici belirler. Programın nasıl ilerleyeceği sizlerle belli olacak” diyerek başlayan Serdar Tuncer, şiirlerin yanı sıra sohbetiyle de katılımcıların beğenisini topladı. Tarihten popüler kültüre pek çok konuda tespitlerini ve fikirlerini esprili anlatımıyla dinleyicilerle paylaşan Tuncer, büyük alkış aldı. Etkinliğin sonunda Tuncer’e Vali Güngör Azim Tuna ve Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner tarafından plaket ve çiçek takdim edildi. Çeşitli kanallarda televizyon ve radyo programları yapan, Ramazan programları hazırlayan Serdar Tuncer’in şiir kitapları da bulunuyor. Tuncer, halen Radyo 15'te Yitik Hazine isimli programı hazırlayıp sunuyor.


İNSANİ GELİŞMEDE TÜRKİ'YE 92'NCİ
ÇOMÜ'DE İNSANİ GELİŞME RAPORU AÇIKLANDI

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 2011 İnsani Gelişme Raporu, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam tarafından açıklandı. Najam, tahminlere göre 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyar olacağını belirtip, "Eğer biz Amerika ile İngiltere'nin üretim ve tüketim modellerini takip ettirirsek dünya en fazla 1.5 milyar insana ev sahipliği yapabilir" dedi.

UNDP 2011 İnsani Gelişme Raporu'nun açıklanması nedeniyle ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü Troia Kültür Merkezi'nde düzenlenen toplantıya ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, BM Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam, akademisyen ve öğrenciler katıldı. BM Mukim Koordinatörü Najam, 'Sürdürülebilirlik ve Eşitlik: Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek' başlıklı 2011 İnsani Gelişme Raporu'nu açıkladı.

NAJAM: ENERJİYE ERİŞİM HAKTIR

Dünyada bugün itibariyle 1.5 milyar kişinin elektriğe sahip olmadığını ifade eden Najam, "Eğer bu şekilde devam edersek 2030 yılında bugünden daha fazla kişi elektriğe sahip olamayacak. İşte karşılaştığımız sıkıntının boyutlarından bir tanesi bu. Enerjiye erişim bir haktır. Bir ayrıcalık değildir. Bu haktan yararlanılması için yoksulların haklarını da korumalıyız. Enerjiye erişimde hayırseverlikten bahsetmiyoruz. Bu insanların temel haklarıdır ve bu hakların onlara verilmesinden bahsediyoruz" diye konuştu.

İNSANİ GELİŞMEDE TÜRKİYE 92'NCİ

Türkiye ekonomisinin, dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi olduğunu, ancak insani gelişme açısından 187 ülke arasında 92'nci sırada bulunduğunu kaydeden Najam, 1980 ile 2011 yılları arasında Türkiye'nin insanı gelişme endekslerinde çok önemli bir artış gerçekleştirdiğini bildirdi. Najam, "2010 yılı rakamlarına göre, Türkiye 92'nci sırada, Yunanistan 29, Romanya 50, Bulgaristan da 55'inci sırada. Çok boyutlu yoksulluk endeksine ve yoksulluğun hane içerisindeki yaygınlığına baktığımızda Türkiye, Sırbistan ve Azerbaycan ile mukayese edilebilir bir durumda, ayrıca çok iyi bir konumda değil" dedi.

2050'DE NÜFUS DÜNYAYA FAZLA GELEBİLİR

Tahminlere göre, 2050 yılında dünyanın nüfusunun 9 milyar olacağını anlatan BM Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam, "Eğer bugün olduğu gibi Amerika ile İngiltere'nin üretim ve tüketim modellerini takip ettirirsek, dünya en fazla 1.5 milyar insana ev sahipliği yapabilir. Mevcut üretim ve tüketim modelleri eğer Hindistan ve Ruhanda gibi olsaydı 18 milyar kişi dünyada rahatlıkla yaşayabilirdi. Ben buradan Hindistan veya Ruhanda'daki gibi tüketelim ya da yaşayalım demiyorum. Yeni model belirlenmeli, sürdürülebilir üretim ve tüketim modelleri içermeli diyorum. Ülkelere özgü bir yaklaşım sergilemek gerekiyor" ifadelerini kullandı.


ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANESİ 7/24 AÇIK

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin (ÇOMÜ) gece saat 24.00'e kadar hizmet veren kütüphanesi, haftanın 7 günü 24 saat kesintisiz hizmet vermeye başladı. ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, 225 bin basılı, 85 bin de e-kitap bulunan kütüphaneden isteyen herkesin kesintisiz yararlanabileceğini, gece kütüphanede kalanlar için ise servis hizmeti verileceğini söyledi.

Daha önce gece 24.00'e kadar hizmet veren ÇOMÜ Kütüphanesi, haftanın 7 günü 24 saat kesintisiz hizmet vermeye başladı. Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, üniversitelerin görevinin yeni bilgiyi ortaya çıkarmak olduğunu, bunun için de eski bilgiden haberdar olmak gerektiğini vurguladı. Bunun çok da kolay olmadığını belirten Rektör Laçiner, "Uykusuz geceler, laboratuvar çalışmaları ve okumak, kütüphanelerde sabahlamak gerektiriyor. Fikrin ne zaman aklınıza geleceği belli değil. Gecenin yarısı da gelebilir, öğleyin yemeğin ortasında da gelebilir. Hemen bilgisayara ulaşmak ve not almak lazım. Aradığınız kitabı en kısa zamanda bulmanız lazım. Bu bağlamda yeni bir hizmete daha başladık. Daha önce saat 24.00'e kadar açık olan kütüphanemiz bundan böyle hiç kapanmayacak. Haftanın 7 günü, 24 saat hizmet verecek. Öğrencilerimiz sabaha kadar bu kütüphanemizde çalışabilecek. İsteyen uyuyabilir, isteyen kitap okuyabilir, isteyen kitap yazabilir" dedi.

GECE SERVİSİ

Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, sabaha kadar açık olacak kütüphanede çalışacak öğrenciler için servis hizmeti de verileceğini söyledi. Rektör Laçiner, "Gecenin bir yarısında evine gitmek isteyen öğrenciler ve kütüphaneyi kullanan kişiler için 00.30'da, 03.00 ve 05.30'da olmak üzere üç servis hizmet verecek ve şehir merkezindeki Anafartalar Kampüsü önüne kadar götürecek. Eğer gece bir hocamız kütüphanede kaldıysa bu servisimiz onu evine kadar bırakacak. İş ki gece de kütüphane kullanılmış olsun. Bildiğim kadarıyla gece servisi Türkiye üniversitelerinde bir ilk olacak. 'Yeter ki kitap okuyun eve de biz bırakalım' diye özetlenebilecek bir hizmet bu. Talep fazla olursa servis sayısı da artabilir" diye konuştu.

225 BİN KİTAP

Normalde iyi bir üniversitenin kütüphanesinde olması gereken kitap sayısının milyonlarla ölçüldüğünü belirten Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, "Geçen yıl görevi devraldığımızda kütüphanede 88 bin kitap vardı. Kitap sayısını 110 bin olarak hedefledik. Şu an 225 bin basılı kitaba ve 84 bin 300 e-kitaba ve 17 bin 300 e-dergiye ve 58 veri tabanına ulaştık. Kütüphanemiz İstanbul dışında Marmara Bölgesi'ndeki en büyük kütüphane konumunda. Türkiye'nin en iyi kütüphanelerinden birini burada inşa ediyoruz. Bizim gönlümüzden geçen minimum 1 milyon kitap ve elektronik kaynaklarda da hiçbir sorun yaşamayan bir kütüphane" dedi.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Genç Girişimciler Topluluğu tarafından Troia Kültür Merkezinde ücretsiz kişisel gelişim semineri düzenlendi.

Çanakkale merkez ve ilçe meslek yüksekokullarından öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği seminerde konuşan Genç Girişimciler Topluluğu Akademik Danışmanı Öğretim Elemanı Hikmet Yurteri şunları aktardı: “2007 yılından bu yana öğrencilerimizin gelişimine yönelik çalışmalar yapmaktayız. Her bir mensubumuzun mezun olduktan sonra iş arayan değil, çabuk iş bulan, iş kuran olmasını arzu ediyoruz. Bu nedenle sizlerin ders dışı zamanlarınızda gelişimlerinize yönelik etkinlikler organize ediyoruz. Çünkü sizleri, sizlerin geleceğini önemsiyor ve her alanda girişimci olmanızı arzu ediyoruz” dedi. Topluluk Genel Başkanı Kahraman Uzan ise topluluğun genel yapısından ve çalışmalarından bahsetti.

YDS Akademi sponsorluğunda gerçekleştirilen ve Yaşam Koçu-NLP Uzmanı Dr. Füsun Uysal’ın konuşmacı olarak katıldığı seminerde hedef belirleme, kariyere giden yolda yapılması gerekenler, pozitif ve olumlu düşünme konularında bilgiler aktarıldı.

Seminer sonrasında etkinlik sponsoru YDS Akademi, çekiliş sonucu bir öğrenciye ücretsiz İngilizce kursu ve iki öğrenciye de yabancı dil kitabı hediye etti. Seminer sonrası öğrencilere katılım belgesi verildi.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ortak Akıl Topluluğu tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ’2011′in En İyileri’ anketinde dereceye girenlere törenle ödülleri dağıtıldı.

ÇOMÜ Ortak Akıl Topluluğu bir süre önce düzenlediği anketle, 24 ayrı kategoride ’2011′in En İyileri’ni seçti. 33 bin öğrencinin katılımıyla yapılan ankette dereceye girenlere ödüllerinin verilmesi için ÇOMÜ Terzioğlu Yerkeşkesi Troia Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Anket sonucuna göre, yılın, ‘En iyi bakan’ Ahmet Davutoğlu, ‘en iyi işadamı’ Ali Ağaoğlu, ‘en iyi ses sanatçısı’ Sezen Aksu, ‘en iyi televizyon dizisi’ Öyle Bir Geçer Zamanki, ‘en beğenilen dizi sanatçı’ Kıvanç Tatlıtuğ, ‘en iyi televizyon sov programı’ Beyaz Show, ‘en çok okunan yazar’ İskender Pala, ‘en iyi dergi’ Aktüel, ‘en iyi mizah dergisi’ Penguen ve ‘en iyi sporcu’ Trabzonsporlu Burak Yılmaz, ‘en iyi köşe yazarı’ Mehmet Altan, ‘en iyi ana haber spikeri ve en iyi televizyon gazetecisi’ Uğur Dündar, ‘en iyi gazete’ Habertürk, ‘en iyi film’ Eyvah Eyvah 2, ‘en iyi Yönetmen’ Mahsun Kırmızıgül, ‘en iyi stand-upçı’ Ata Demirer, ‘en iyi radyo programı’, Mehmet’in Gezegeni, ‘en beğenilen radyo’ Kral FM, ‘yılın Sivil Toplum Kuruluşu’ LÖSEV, ‘en iyi modacı’ Cemil İpekçi, ‘en iyi bürokrat’ Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütü Akar, ‘en iyi marka’ Turkcell, seçildi. Dereye girenlere ödül olarak Çanakkale Şehitler Abidesi figürlü şilt verildi. Çeşitli nedenlerle gelemeyenlerin ödüllerinin ise daha sonra kendilerine ulaştırılacağı bildirildi.

Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, büyük bir sorumlulukla, görevi ve ödevi omuzlarında hissederek güne, her sabah şehitler diyarı Çanakkale’ye bakarak başladıklarını söyledi. “Yaklaşık 100 yıl kadar önce atalarımızın Çanakkale’de başardığının bir benzerini bilim ve eğitim alanında başarmamız gerektiğini düşünüyorum” diyen Rektör Laçiner, şunları söyledi: “Burada özgürlükçü, demokrat, ama aynı zamanda bilimsel ve teknik meselelere yaklaşabilen bir dünya üniversitesini yükseltmek istiyoruz. ÇOMÜ bünyesinde 200′ün üzerinde öğrenci topluluğu barındırıyor. Bu rakam öğrencilerimizin ne kadar aktif olduğunu gösteriyor. Bu anlamda ben öğrencilerimizi tebrik ediyorum.”


''ADADAN ANAKARAYA SÜRGÜN'' EDİLDİ

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda görevliyken Bayramiç İlçesi'ne tayin edilen Prof. Dr. Bülent Cihangir, bilimsel çalışmalarının önünün kesildiğini öne sürerek açtığı davanın kurbanı olduğunu öne sürdü. Prof.Dr. Cihangir, "Bayramiç Meslek Yüksek Okulu'nda görevlendirildiğim bölüm kağıt üzerinde var. Bankamatik profesörü olmak istemiyorum" dedi.

Prof.Dr. Bülent Cihangir, ÇOMÜ Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Motorcu hakkında, 'Bilimsel çalışmalarımın önü kesiliyor. Yurt dışı sempozyumlarına gönderilmediğim gibi bilimsel makalelerimin yayımlanmasına da engel olunuyor' iddiasıyla 17 Kasım 2011'de Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesi'ne mobbing (bezdiri) davası açtı. Cihangir, dava devam ederken, 16 Ocak 2012 tarihinde Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Balıkçılık Teknolojisi Bölüm Başkanlığı görevinden alınarak Bayramiç Meslek Yüksek Okulu Su Ürünleri Teknikerliği Bölümü'ne öğretim üyesi olarak tayin edildi.

25 Ocak'ta kendisine tebliğ edilen karara tepki gösteren Prof. Dr. Cihangir, Gökçeada'da yaptığı bilimsel çalışmaların önüne Yüksekokul Müdürlüğü tarafından set çekilmek istendiğini söyledi. Prof.Dr. Cihangir, şu iddialarda bulundu: "Eğitim- öğretime fayda getireceğini düşündüğüm her konuda engellendim. Uluslararası sempozyumlara bildiri sunmam ve ardından görevlendirilme istemem bile engellendi. Yüksek Okul Müdürü, bölüm başkanı görev ve yetkilerimi sınırlandırmaya kalktı ve beni sürekli yok sayarak dışladı. Üzerimde sürekli olarak bir negatif baskı ve uygulama vardı."

Kendi iradesi dışında gelişen bu görevlendirmenin bir anlamda cezalandırma veya sürgün olduğunu savunan Prof. Dr. Bülent Cihangir, iddialarını şöyle sürdürdü:

"Üniversitenin kendi bünyesinde dahi sürgün yeri olarak nitelendirilen Gökçeada'dan anakaraya sürülen ilk Profesör doktor unvanına sahip oldum gibi görünüyor. Üniversitenin Gökçeada'da bulunan iki yüksekokulunda görev yapan öğretim üyelerinden üçü haricinde tamamı Çanakkale'de ikamet eder. Gökçeada'da oturan 3 öğretim üyesinden 2'si ben ve yardımcı doçent olan eşim."

"TRAJİKOMİK DURUM"

Prof.Dr. Bülent Cihangir, yeni görevlendirildiği Bayramiç Meslek Yüksekokulu'nda öğrenci ve eğitim programı bulunmamasının tam bir trajikomik durum olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Prof.Dr. Cihangir, "Bayramiç'te benim uzmanlığıma yakın yani balıkçılık teknolojisi bölümü olmadığı gibi halen öğrenim gören öğrenci de yok. Sadece kağıt üzerinde varlığından söz edebiliriz. 'Bankamatik profesörü' olmak istemiyorum. Elbette ülkenin her bir köşesinde göreve hazırım. Ancak, görevimi yapmak koşuluyla. Boş yere gittiğim yerde oturmak istemiyorum. Uzmanlık alanıma uygun bir ders programı olmayan bir bölümde boş oturtulmak istemiyorum" dedi.

Bu görevlendirmeye tam olarak anlam veremediğini belirten Prof.Dr. Bülent Cihangir, "Görev yapmakta olduğum yüksekokulun müdürüne karşı açmış olduğum mobbing davasının gerekçe olabileceğini düşünüyorum. Devletten aldığım maaşın hakkını verebilmemin bütün koşulları ortadan kaldırılarak doğrudan bir kamu zararı oluşacağını düşünüyorum" dedi.

"REKTÖRDEN RANDEVU ALAMADIM"

Prof.Dr. Cihangir, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile sıkıntılı durumu hakkında görüşmek için randevu istediği halde alamadığını anlatırken sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kaya ile bir görüşme yaparak sıkıntımı dile getirdim. Kaya, 'Konuyla yakından ilgileneceğim' diyerek beni teselli etmeye çalıştı. Ancak, sorun giderilmedi. Ben de 1 Şubat 2012 tarihinde Çanakkale İdare Mahkemesi'ne, yürütmeyi durdurma davası açtım" dedi.

Gökçeada Kent Konseyi Çevre Grubu başkanlığını da yürüttüğünü kaydeden Prof.Dr. Cihangir, "Sanıyorum, bir nevi sürgün anlamı taşıyan Bayramiç'teki görev süresince yapacağım tek şey orada altın arayan şirketlere karşı mücadele veren çevrecilerin yanında olmak olacak" diye konuştu.

Prof. Dr. Bülent Cihangir'in Balıkçılık Teknolojisi Bölüm Başkanlığı görevi yanında, Gökçeada Kent Konseyi Çevre Grubu Başkanlığı, Gökçeada Türk Kızılay'ı, Gökçeada Spor Kulübü, Gökçeada Gastronomi Derneği, Gökçeada Çevre ve Kültürü Koruma Derneği ile Citta Slow Bilim kurulu üyelikleri ve Gökçeada Çevreci İşadamları Derneği onur üyeliği bulunuyor.

REKTÖR NE DİYOR?

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Prof. Dr. Cihangir'in görevlendirildiği Bayramiç'in sürgün yeri olmadığını söyledi. Üniversite içinde öğretim üyelerinin daha verimli çalışabilmeleri için çeşitli rotasyonlar olduğunu anlatan Prof.Dr. Laçiner, şunları söyledi:

"Bir okulun öğretim üyesine ihtiyacım var, diğer okul da olmadığını söylerse, üniversite merkezinden ayarlama yapılır. Bunun sürgün olduğunu düşünmüyorum. Sonuç itibariyle, kişilerin şahsi hayatları üzerine her şey kurulmuyor. Prof. Dr. Cihangir'in, Bayramiç'e görevlendirilmesi, Bayramiç'in talebi üzerine olmuştur. Oradaki mevcut bölümü güçlendirmek geliştirmek için talep gelmiştir. Hocamız, rektörlük, rektör yardımcıları ya da Bayramiç'teki yüksekokulun müdürü ile görüşerek soruna çözüm bulabilir. Üniversitemizde bu konu gibi birçok tasarruf oluyor. Hoca geliyor, konuşuyor. Okulun beklentisine karşı vereceği katkıyı söylüyor. ve alınan kararda değişiklik yapılabiliyor. Hocamız, Bayramiç'teki ve Gökçeada'daki okullar ile konuşacak. Bu kadar basit yani. Okullarımızın hiçbiri sürgün yeri okullar değil."

KENT KONSEYİ BAŞKANI TEPKİLİ

Gökçeada Kent Konseyi Başkanı Bülent Aylı, adada 2 yıllık görev süresi boyunca eşi ile 3 bilimsel araştırma projesi hazırlayan, bu projeler kapsamında yüksekokula 30 bin liralık malzeme temin edilmesini sağlayan Prof.Dr. Cihangir'in tayinin "Gökçeada için bir kayıp sayılması" gerektiğini söyledi.

Aylı, "Prof.Dr. Cihangir, Gökçeada'nın turizm anlamındaki gelişimine katkı sağlayacağına inandığı birçok çalışmaya imza attı. Halen doğa ve kent rehberi kitabı hazırlığı içerisindeydi. Bu gelişmeler karşısında Gökçeada sevdalısı hocamızın faaliyetlerinin kesintiye uğrayacağı aşikardır" dedi.


ÜNİVERSİTEYİ VE BİLİM İNSANLARINI
SİYASET DIŞINDA TUTMALIYIZ...

(KAMUOYU AÇIKLAMASI) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) siyaset üstü bir kurum olarak Çanakkalemize, ülkemize ve tüm insanlığa bilim ve eğitim yoluyla katkı vermeye çalışmaktadır. Üniversitemiz Türkiye Cumhuriyeti yasalarına, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak, evrensel değerleri benimsemiş ülkemizin güzide eğitim-öğretim ve bilim yuvalarından biridir.

Üniversitemizde bayrak yarışı 2011 Mart ayında gerçekleşen bayrak değişimi ile tüm hızıyla sürmektedir. Bu yarışa destek vermek isteyen herkesin eleştirilerini yapıcı bir dille, insafla ve özenle yapması gerektiği aşikârdır. Üniversitemizdeki bazı kişilere duyulan kişisel ve/veya ideolojik husumetler kurumu yıpratacak ve Çanakkalemize zarar verecek boyutlara ulaşmamalıdır.

Ayrıca Üniversitemiz bilim insanlarının, özellikle de Üniversite yöneticilerinin ifade özgürlüğünü zedeleyecek ve ‘susturma’ olarak algılanabilecek açıklamalardan kaçınmak gerekir. Bir ülkede üniversite rektörleri de söyleyecekleri sözlere kendileri karar veremeyecekse, o ülkede ne bilimden, ne eğitimden, ne de demokrasiden bahsedilebilir. Demokrasi sizin hoşunuza giden sözler söylendiğinde gösterdiğiniz hoşgörü değil, sizin hoşunuza gitmeyen cümleler kurulduğunda gösterebildiğiniz hoşgörüdür.

Üniversitemiz ülkemiz kanunları ve bilimsel etik çerçevesinde faaliyetlerini kendisine verilen sınırlı olanaklar içinde yerine getirmeye çalışmaktadır. Üniversitemizin ihtiyaçları ile olanakları arasında bariz bir uyumsuzluk varken, Üniversite yönetimi büyük fedakârlıklar içinde bilime, eğitime, Çanakkale’ye, ÇOMÜ’ye ve Türkiye’ye hizmet etmeye çalışmaktadır. Bunca fedakârlık içinde çalışan kişilerin destek ve işbirliği bekledikleri yerlerden abartılı, maksadını aşan, hatta hakarete ve baskıya varan davranışlar görmemesi gerekir.

Bu bağlamda açık çağrımızdır, parti içi rekabetlerinizde veya diğer partiler ile olan polemiklerinizde lütfen Üniversitemizi ve onun kıymetli bilim insanlarını siyaset dışında tutunuz. Üniversitemiz yönetimini belli bir partiye veya siyasi görüşe yakın ya da uzak göstermeye çalışmayınız. Bunun ne size, ne Çanakkale’ye, ne de Üniversitemize bir faydası dokunmayacaktır.

Saygılarımızla

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Senatosu’nun taleplerine olumlu yanıt vererek ÇOMÜ’de Turizm Fakültesi kurulmasını kararlaştırdı. Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilen kararın kısa sürede Bakanlar Kurulu’ndan çıkması bekleniyor.

Bakanlar Kurulu’nda ayrıca Mimarlık Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin de kurulması kararları bekliyor. Bu kararların çıkmasıyla birlikte ÇOMÜ’nün fakülte sayısı 13’e yükselmiş olacak.

Ayrıca YÖK ÇOMÜ bünyesinde bulunan Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun fen ve sosyal olmak üzere ikiye ayrılmasına da karar verdi. Bundan böyle Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun adı ‘Çanakkale Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’ olarak değişirken, 10 bölüm ile ‘Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu’ ÇOMÜ’nün en yeni meslek yüksekokulu olarak faaliyetlerine başlayacak. Karar 9 Aralık 2011 tarihi itibariyle geçerli sayılacak.

YÖK’ün Çanakkale’ye bir diğer müjdesi ise 1 yeni doktora programı ile 2 yüksek lisans programına izin vermiş olması. Buna göre 2012 yılından itibaren ÇOMÜ Kamu Yönetimi alanında da doktora yaptırabilecek. Aynı şekilde ÇOMÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde ‘Tıbbi Genetik Yüksek Lisans Programı’ ve ‘Fizyoloji Yüksek Lisans Programı’ da açılacak. Doktora ve yüksek lisans programları belli bir öğretim üyesi ve altyapısı bulunmayan üniversitelere açtırılmıyor. ÇOMÜ’de ise 2.000’den fazla öğrenci yüksek lisans ve doktora yapıyor.


ZİNCİRBOZAN DEMOKRASİ OKULU OLSUN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Zincirbozan askeri tesislerinin, darbe mağdurlarının hatıralarının yaşatılacağı bir müze ve demokrasi eğitimlerinin verileceği bir okul olmasını önerdi.

Çanakkale'nin Lapseki İlçesi Çardak Beldesi yakınlarında, Zincirbozan Mevkisi'nde son olarak 30'uncu Deniz Hava Savunma Batarya Komutanlığı olarak kullanılırken, üç ay önce boşaltılan tesisin kapısına kilit vuruldu. 1980 askeri darbesi sonrasında Süleyman Demirel, Deniz Baykal ve Hüsamettin Cindoruk gibi siyasetçi ve devlet adamlarının da aralarında bulunduğu birçok kişinin tutulduğu Zincirbozan'ın akıbeti merak konusu oldu.

Zincirbozan'ın ÇOMÜ'ye devri konusunda Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ilk kez açıklamada bulundu. Prof. Dr. Sedat Laçiner, Zincirbozan'ın Üniversiteye tahsisi düşüncelerinin kendilerinin gıyabında gelişen bir olay olduğunu ve herhangi bir taleplerinin bulunmadığını belirtti. Bunun Lapseki, Çardak ve Umurbey belediye başkanlarının gönlünden geçen bir düşünce olduğunu ifade eden Rektör Laçiner, yerel yönetim ve bölge halkının bu yerin üniversitede olmasını arzu etmesi halinde burayla ilgilenebileceklerini söyledi. Zincirbozan'ın Türkiye'ye mal olmuş bir yer olduğunu ve bu nedenle sadece bir üniversitenin değil, ilaveten Ankara'nın da devrede olması gerektiğini belirtti.

'DEMİREL, ECEVİT, BAYKAL'IN ADLARI VERİLEBİLİR'

Zincirbozan'ın sıradan bir fakülte yerine, siyaset, demokrasi ve hukuk çalışmalarının yapıldığı, Türk gençlerinin getirilip eğitimden geçirildiği bir Demokrasi Okulu ve Demokrasi Müzesine dönüştürülebileceğini ifade eden Rektör Laçiner şöyle konuştu:

"Burada bir dönem tutulan demokrasi gazilerinin hatıralarını yaşatabilecek kurslar ve eğitim çalışmaları yapılabilir. Biz bunda istekli oluruz. Daha önce Diyarbakır hapishanesiyle ilgili Başbakanın sözleri vardı. Zincirbozan da böyle bir yer. Orada bir takım şeyler yapıp, her birine Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal gibi geçmiş dönemde demokrasi mağduru olan insanların isimleri verilerek çok güzel bir eğitim alanı ve ibretlik alan oluşturulabilir. Buraya her yıl 10 bin tane Üniversite veya lise öğrencisi getirilip, yatılı olarak konaklatılıp, belli bir süre geçirmeleri sağlanabilir. Siyasi partilerden insanlar gelirler, dersler anlatırlar. Demokrasi dersi vermeye çalışırlar. Zincirbozan'da kalan insanların yakınları ve hayatta olanları da gelir. Çanakkale Savaş alanları gibi burası da yaşayan bir demokrasi öğretim parkuru haline çevrilebilir. Bunları da en güzel idame ettirecek olan ya Kültür ve Turizm Bakanlığı, ya da Üniversitedir. Ama Milli Savunma Bakanlığı ne düşünüyor, orayı hangi şartlarda tahsis eder bunu bilmiyoruz."


ÇOMÜ DENEY HAYVANLARI YETİŞTİRECEK

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ), öğretim üyelerinin ihtiyaç duyduğu deney hayvanlarını yetiştirme ve barındırma ortamını sağlamanın yanında, deneysel araştırmaların yapılması için altyapı ve laboratuvar ortamı hazırlayacak Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temeli atıldı.

Terzioğlu Kampüsü içinde yapılacak olan ÇOMÜ Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temel atma törenine Çanakkale Vali Vekili Hüseyin Kulözü, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun ile öğretim üyeleri katıldı. Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, buradaki konuşmasında, Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin Üniversite için hayati bir adım olduğunu ve birçok üniversitede hala olmayan bir birimin temelini atmak için toplandıklarını belirtti.
Rektör Prof. Dr. Laçiner, merkezde belli deney hayvanları üzerinde ilaç denemeleri, hayvanların incelenmesi gibi çalışmaların yapılacağını hatırlatarak, merkez bünyesinde Kalp-Damar Sistemi Araştırma, Nörolojik Bilimler Araştırma, İlaç Araştırmaları ve Toksikoloji, Mikrobiyoloji Araştırma, Moleküler Biyoloji ve Genetik Araştırma, Doku ve Organ Görüntüleme ile Simülasyon ve Cerrahi Eğitim laboratuvarlarının bulunacağını söyledi. Rektör Laçiner, Bu birim, tıp eğitimine ve uygulamalarına, biyolojiye ve diğer ilgili birimlerimize, bilim insanlarımıza çok büyük katkı sağlayacak.
Uygulaması olmayan, sadece teoride kalan, kitapta ve sınıfta boş konuşmalarda kalan bir bilim hayata dokunmamış demektir. Hayata dokunmuyorsa da onun fiiliyatta katkısı pekte olamıyor demektir. Bu anlamda biz ÇOMÜ'nün sadece ders anlatılan bir yer olmaktan çıkarılması gerektiğini, bilim yapılan ve uygulamaya sokulan, hayata patentleri, projeleri ve uygulama sonuçlarıyla katkı sağlayabilen bir yer olmasını hedefliyoruz. Bu bina üniversitenin en önemli yatırımlarından biridir dedi.

Konuşmanın ardından Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temeli Vali Vekili Hüseyin Külözü, Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ve Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun tarafından ilk harç konularak atıldı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir yönetiminde, Sosyoloji Bölümü son sınıf öğrencileri tarafından 18-24 Kasım 2011 tarihlerinde toplam 980 kişi ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen ve ‘Çanakkale Kent Halkının Üniversite (ÇOMÜ) Algısı’ ile ‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğrencilerinin Çanakkale’ye Bakışı’nı konu alan “Çanakkale Survey” adlı kamuoyu araştırmasının sonuçları açıklandı.

Araştırma sonuçlarına ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir, ‘Çanakkale Kent Halkının Üniversite (ÇOMÜ) Algısı’nı konu alan araştırmanın Çanakkale kent merkezi ve Kepez Beldesi’ndeki 9 farklı yerleşim bölgesinde gerçekleştirildiğini belirtirken; öğrencilerinin 23 farklı meslek grubundan, 19-80 yaş aralığındaki toplam 490 kişiyle yüz yüze görüşerek araştırmaya esas teşkil eden verileri topladıklarını’ ifade etti. Eş zamanlı olarak yürütülen ve ‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğrencilerinin Çanakkale’ye Bakışı’nı konulu alan araştırmanın da 64 farklı bölümdeki toplam 490 öğrenciyle yüz yüze görüşülerek yapıldığını’ ifade eden Bilir, ‘araştırmanın niteliği gereği Çanakkale’nin ilçelerinde okuyan öğrencilerin araştırma kapsamı dışında tutulduğunu, sadece ilçelerde yaşayıp da Çanakkale kent merkezinde okuyan öğrencilerin araştırmaya dahil edildiğini’ belirtti.

Çanakkale halkının %78’i Çanakkale’nin daha büyük bir öğrenci kenti olmasını istiyor
Araştırma kapsamında görüş ve düşüncelerine başvurulan halkın, %78’i “Çanakkale’nin daha büyük bir öğrenci kenti olmasını, Çanakkale’de daha fazla öğrenci olmasını” isterken; halkın sadece %12’si kente daha fazla öğrencinin gelmesine karşı çıktı. “Benim için fark etmez” diyenlerin oranı %10 olurken; kente daha fazla öğrenci gelmesini isteyenlerin %64’ü aynı zamanda “Çanakkale’ye daha fazla yabancı (uyruklu) öğrenci gelmesini” istedi. Kente daha fazla yabancı öğrencinin gelmesine karşı çıkanların oranı %19 olurken, vatandaşların %17’si konuya ilişkin soruya “benim için fark etmez” yanıtını verdi. Araştırma kapsamındaki vatandaşların %73’ü “bugüne değin Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin (ÇOMÜ) kampüs (yerleşke) veya tesislerinden birinde bulunduğunu, Üniversiteyi yerinde gördüğünü” belirtirken, araştırmaya katılan vatandaşların %27’si ise “bugüne kadar Üniversitenin kampüs veya tesislerinden birinde hiç bulunmadığını” ifade etti.

Halk ÇOMÜ’yü yerel gazete ve televizyonlardan takip ediyor
Araştırma kapsamında halka “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili gelişme veya haberleri en çok nereden öğreniyorsunuz” şeklinde bir soru yöneltilirken, halkın %37’si bu soruya “Çanakkale’de çıkan (yayımlanan) yerel gazete ve dergilerden”, %32’si de “Çanakkale’de izlenen yerel televizyon kanallarından” yanıtını verdi. Bilgilenmek için “Üniversitenin (ÇOMÜ) internet (web) sayfasını” takip edenlerin oranı sadece %6 olurken, vatandaşlar “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili hangi tür haber veya olayları takip ettiklerine” ilişkin soruya ise sırasıyla şu şekilde yanıt verdi: Üniversite Hastanesi ile ilgili haberler (%22), Üniversitede yapılan konser, sergi, gösteri gibi sanatsal etkinliklerle ilgili haberler (%17), Üniversitedeki öğrenci olayları ile ilgili haberler (%15), Bilimsel araştırmalar ile kongre, sempozyum gibi bilimsel etkinlere ilişkin haberler (%10), Üniversite hocalarının gazetelerdeki yazıları veya televizyonlardaki konuşmaları (% 9), Üniversite hocaları ve öğrencilerle ilgili olumsuz haberler (%8), Rektörlük Seçimleri (%8), Üniversitedeki ihale ve satışlarla ilgili haberler (%4), Üniversitedeki iş ilanları (% 4), Üniversite hocalarının yaptığı ramazan programları (% 3).

Halkın ve Öğrencilerin Ortak Görüşü: Yurt ve pansiyonlar şehrin içinde, halk ile iç içe olmalı
Araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşların %90’ı “çocuğunun veya herhangi bir yakınının yüksek öğrenimini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde yapmasını” isterken; vatandaşların sadece %10’u “çocuğumun veya herhangi bir yakınımın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde okumasını istemem” dedi. Araştırma kapsamında halka ve öğrencilere “Sizce Çanakkale’de okuyan üniversite öğrencilerinin kaldığı yurt veya pansiyonlar nerede olmalıdır” şeklinde bir soru yöneltilirken; halkın %49’u ile öğrencilerin %54’ü “yurt ve pansiyonların şehrin içinde, halk ile iç içe olmasını” istedi. Halkın %28’i “yurt ve pansiyonlar kampüs içinde veya halktan uzak olmalıdır” derken, öğrencilerin %19’u da “yurt ve pansiyonların kampüs içinde veya halktan uzak olmasını” istedi. Halkın %23 ile öğrencilerin %26’sı ise “yurt ve pansiyonların nerede olduğu benim için önemli değildir” yanıtını verdi.
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili olarak en fazla merak ettiğiniz veya öğrenmek istediğiniz şey nedir” şeklindeki soruyu halkın %41’i yanıtsız bırakırken; %45’i soruya birbirinden farklı yanıtlar verdi. Yanıtlara göre ÇOMÜ ile ilgili en fazla merak edilen başlıca konular ise “eğitim kalitesi” (%11), “mezun öğrencilerin iş bulma başarısı” (% 2) ile “açılacak yeni bölümler” (% 1) oldu.

Halkın büyük bir bölümü ÇOMÜ’nün kente “ekomomik ve sosyo-kültürel katkı” sağladığını düşünürken, halkın %48’ine göre ÇOMÜ’nün Çanakkale’ye “olumsuz bir etkisi yok”
Araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşlara, hiç bir şık vermeden, açık uçlu olarak “Size göre Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Çanakkale’ye yaptığı en olumlu katkı veya etki nedir” şeklinde bir soru yöneltilirken; araştırma kapsamındaki vatandaşların yarısından fazlası bu soruya “ekonomik katkı” (%52) yanıtını verdi. ÇOMÜ’nün Çanakkale’ye “hem ekonomik hem de sosyo-kültürel katkı” sağladığını söyleyenlerin oranı %22 olurken, Üniversitenin kente yaptığı en önemli katkıyı “Araştırma Hastanesi” olarak belirtenlerin oranı %5, sadece “sosyo-kültürel katkı” diyenlerin oranı ise %3 oldu. Vatandaşlara benzer şekilde, yine açık uçlu olarak “Size göre Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Çanakkale’ye yaptığı en olumsuz etki nedir” diye sorulduğunda, araştırmaya katılan halkın %48’i Üniversitenin “kente olumsuz bir etkisi yok” karşılığını verirken; bu soruya halkın %15’i “ahlaki bozulma”,%6’sı “gürültü, %5’i “kiraların artması”, %3’ü de kalabalıklaşma” yanıtını verdi. Vatandaşların %11’si bu soruya birbirinden farklı yanıtlar verirken, %7’si de soruyu yanıtsız bıraktı.

Öğrencilerin %59’u “imkânı olsa, Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istiyor”
‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin Çanakkale’ye bakışı’nı saptamak amacıyla Üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan öğrencilerin %48’i “Çanakkale’de öğrenci olmaktan memnun olduğunu” söylerken, %19’u “Çanakkale’de öğrenci olmaktan memnun olmadığını” belirtti. Öğrencilerin %33’ü ise “bazı yönleriyle evet bazı yönleriyle hayır” dedi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %59’u “imkânı olsa, Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istediğini” belirtirken; %31 “imkânı olsa bile Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istemediğini” söyledi. “İmkânı olması halinde üniversite eğitimi bittikten sonra da Çanakkale’de kalmak ve burada yaşamak isteyenlerin” oranı %35 olurken, öğrencilerin %44’ü “üniversite eğitimi bittikten sonra buradan hemen gitmek isterim” dedi. “Bu konuyu hiç düşünmedim” diyenlerin oranı ise %21 oldu. Araştırmaya katılan öğrenciler “Çanakkale’de öğrenci olarak karşılaştıkları en önemli sorun türü veya alanı” olarak sırasıyla “Toplu Taşıma (Ulaşım) (% 30), Pahalılık (%23 ), Kültür-Sanat Olanakları (%20), Kitap veya ders araç gereçlerinin temini (% 8), Barınma (%7), Yeme-İçme (%7) konularını işaret etti. Araştırmaya katılan öğrencilere “Çanakkale’nin kent olarak öğrencilere yönelik en büyük eksiklikleri” sorulduğunda öğrenciler sırasıyla şu kategorileri seçti: Sinema, tiyatro, konser salonu gibi mekânlar (% 26), Öğrencilere yönelik alışveriş olanakları (%23), Öğrencilere yönelik hizmet veren lokanta veya yemek salonları (%10), Eğlence yerleri (%13), Spor Tesisleri (%13), Kütüphaneler (%8), Yurt, pansiyon vb. gibi barınma yerleri (%

Öğrencilerin %45’i topluma taşıma sistemindeki “güzergâh ve hatlar yeterli, ancak araç sefer sayısı yetersiz” derken, %43’ü de “hem güzergâh ve hatlar yetersiz, hem de araç sefer sayısı yetersiz” diyor
Öğrencilere “Çanakkale’de yaşadığınız semt veya bölge ile ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü arasındaki toplu taşıma güzergâhları, hatları ve araç sefer sayıları hakkında ne düşünüyorsunuz” şeklinde bir soru yöneltilirken, araştırmaya katılan öğrencilerin sadece %8’i “Güzergâh ve hatlar ile araç sefer sayısı yeterli” dedi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %45’i “güzergâh ve hatlar yeterli, ancak araç sefer sayısı yetersiz” derken, %43’ü de “hem güzergâh ve hatlar yetersiz, hem de araç sefer sayısı yetersiz” şeklinde görüş belirtti. “Güzergâh ve hatlar yetersiz, ancak mevcut hatlardaki araç sefer sayısı yeterli” diyenlerin oranı ise %4 oldu. Öğrencilere benzer şekilde “Çanakkale’de yaşadıkları semt veya bölge ile ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü arasındaki toplu taşıma araçları ve şoförleri” sorulduğunda, araştırma kapsamındaki öğrencilerin sadece %18’i “araçlar düzenli çalışıyor, şoförler yolcu emniyetine özen gösteriyor” yanıtını verdi. “Araçlar düzenli çalışmıyor, ancak şoförler yolcu emniyetine özen gösteriyor” diyenlerin oranı” %23 olurken, öğrencilerin %58’i “hem araçlar düzenli çalışmıyor, hem de şoförler yolcu emniyetine özen göstermiyor” şeklinde görüş bildirdi. Öğrencilere yöneltilen “Çanakkale’deki, öğrenci toplu taşıma ücretini kentin koşullarına göre nasıl buluyorsunuz” şeklindeki soruya karşılık, öğrencilerin %53’ü öğrenci toplu taşıma ücretini “normal” bulduğunu belirtirken; bu soruya öğrencilerin %31’i pahalı, %12’si çok pahalı, %3’ü ucuz, %1’i de çok ucuz yanıtını verdi.

Öğrencilerin %45’i kent halkının kendilerine yönelik yaklaşımını “Maddi kazanç yönelimli” buluyor
Araştırma kapsamındaki öğrenciler “Çanakkale kent halkının öğrencilere karşı yaklaşımının en belirgin niteliğini” Maddi kazanç yönelimli (%45) olarak belirlerken; öğrencilerin %22’si kent halkının öğrencilere karşı yaklaşımını “ilgisiz ve kayıtsız”, %18’i “hoşgörülü ve yardımsever”, % 11’i “önyargılı ve dışlayıcı”, %4’ü de “ilgili ve meraklı” olarak değerlendirdi.

Öğrencilerin %87’si “kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle Çanakkale’de çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaşmadığını” söylüyor
Araştırma kapsamındaki öğrencilerin çok büyük bir bölümü (%87) “Çanakkale’de öğrenci olarak bulunduğu süre içinde kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaşmadığını” ifade ederken; kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaştığını ifade edenlerin oranı %13 oldu. Bu öğrencilerin %40’ı “başörtülü (kapalı) olduğu için” çevresel tepki veya baskının muhatabı olduğunu ifade ederken, %40’ı “giyim (açık, modern vb.) tarzından dolayı”, %11’i de “rahat yaşam tarzından dolayı” çevresel bir tepkiyle karşılaştığını veya baskıya maruz kaldığını ifade etti. Karşılaştığı çevresel tepki veya baskının niteliğini açıklamak istemeyen veya açıklamayan öğrencilerin oranı ise %9 oldu.
Öğrenciler Çanakkale’de bir öğrenci olmanın en olumlu tarafı veya en önemli avantajı olarak bir birinden farklı yanıtlar verirken; açık uçlu olarak yöneltilen bu soruya yaygın olarak Çanakkale’nin sakin ve rahat bir şehir olması (%26), küçük bir şehir olması (%20) ve Çanakkale’nin doğal güzelliği (%16) yanıtları verildi. Araştırma kapsamında yine açık uçlu olarak öğrencilere yöneltilen bir başka soru da “Çanakkale’de bir öğrenci olmanın size göre en olumsuz tarafı veya en büyük dezavantajı nedir” şeklindeki soru oldu. Öğrenciler Çanakkale’de öğrenci olmanın en olumsuz tarafı veya en büyük dezavantajı olarak “sosyal faaliyetlerin yetersiz olmasını” (%30) gösterirken, bunu “pahalılık” (% 20), “halkın öğrenciye karşı olumsuz tutumu” (% 12) ve iklim (%11) izledi.













http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.