ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



BÖLGEMİZDEN HABERLER                                                                                                                                                                         Son Güncelleme : 18.08.2017


     


Çanakkale’de yapılmak istenilen Kirazlıdere
Termik Santrali’ne şimdilik onay çıkmadı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED raporunu onaylamayarak, özellikle hava kirliliği modellerinin yenilenmesi için şirkete 2 ay süre verdi. Halk takipçisi olmasaydı iklim, hava ve tarıma büyük etkisi olacak olan proje belki de dün onaylanmış olacaktı. Bölgede yapılmak istenen toplam 16 santralden sadece birisi olan projenin hiçbir koşulda yapılmaması için vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları kararlı.
Yılda 3.5 milyon ton ithal kömür yakacak ve 314 bin ton kül yayacağı öngörülen termik santral; bölgede çalışan ve planlanan diğer 15 santralle birleşince neden olacağı çevre ve sağlık etkileri sebebiyle Çanakkalelerin ve ülke çapında çevrecilerin tepkisini çekmişti. Projenin ÇED Raporu’nun onaylanmaması için, Çanakkale, Ankara ve İstanbul’dan pek çok derneğin yanı sıra Amasra, Bursa, Gerze, Aliağa, Foça gibi tüm Türkiye çapında da sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar itiraz dilekçeleri yollamıştı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan İnceleme Değerlendirme Toplantısına da katılım gösteren sivil toplum temsilcileri, proje için yapılan hava kirliliği modellemesinin eksik ve hatalı olduğu, projenin yayacağı kömürün ekolojik bir yıkım yaratacağı ve bölgenin tarım ve turizm gelirlerini sekteye uğratacağını ifade etmişti.
Yapılan itirazlar sonucunda, projenin ÇED Raporu, İnceleme Denetleme Kurulu tarafından yetersiz bulunarak şirkete iki ay ek süre verildi. Toplantıya katılan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan “Bakanlığın projeye yaptığımız eleştirileri dikkate alarak ÇED raporunu şu anda onaylamamış olması çok önemli” dedi. Doğan “Ancak termik santral projesi maalesef hala rafa kalkmadı. Sadece Kaz Dağları’nda değil, Marmara ve Avşa Adası, İstanbul ve tüm Marmara Bölgesi’nde nefes almaya devam edebilmemiz için şirketin iddia ettiği gibi yeni teknolojiyle bile olsa kömür yakacak olan tek bir santralin daha yapılmaması gerekiyor. Bu nedenle, proje iptal edilene kadar Kazdağları, iklim, hava, su ve sağlığımız için mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.
TEMA Vakfı’nın yaptırdığı modelleme çalışması, bölgede planlanan tüm santraller hayata geçerse özellikle Bandırma-Çanakkale arasındaki bölge ve Ezine’de hava kirliliğinin %50-150 arasında artırabileceğini ortaya koydu. Kirazlıdere termik santrali, doğa harikası Kaz dağları bölgesinde olacak olan toplam 16 termik santral ve ayrıca pek çok başka madencilik ve sanayi projeler, duble yol ve köprü gibi projelerden sadece biri. Kolombiya’dan ithal edilecek olan kömürle çalıştırılması planlanan santral yapılırsa; sadece çevresel yıkıma ve hava kirliliği nedeniyle kanser başta olmak üzere pek çok hastalığa sebep olmayacak, aynı zamanda kullanacağı ithal kömür nedeniyle ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan enerjide dışa bağımlılığın ve dış ticaret açığınınartmasına da neden olacak. Oysa, yapılan çalışmalar Türkiye’nin 2030 yılına kadar enerji üretimi için iklime, doğaya ve tarıma bu derece zararlı olan kömürlü santraller yerine yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği ile enerjisinin %50’sini karşılayabileceği gösteriyor. Bu nedenle, sivil toplum kuruluşları iklim değişikliği ve hava kirliliği gibi geri dönülemez etkileri olacak olan proje tamamen iptal olana kadar takibe ve mücadeleye devam edeceklerini açıkladılar.



2014 Yılı 1 Nisan ayından itibaren Bigalıların bize vermiş olduğu onurlu ve gururlu görevi yerine getirebilmek için Biga Belediye Başkanı olarak, meclis üyesi arkadaşlarımızla ve bütün çalışan arkadaşlarımızla birlikte 7 gün 24 saat esasına dayalı bir şekilde Biga’mızın hizmetinde olduk. Bundan sonra da önümüzde kalan 1.5 yıllık süre içerisinde, yine Bigalıların hizmetinde olmaya devam edeceğiz.
Bugüne kadar 3.5 yıl içerisinde yapmış olduğumuz bütün basın açıklamalarında, ilçemiz Biga’yı nasıl mutlu insanların yaşadığı, çağdaş ve huzurlu bir kent yapacağımız ile ilgili projelerimizi paylaşarak gerçekleştirdik. Yani her zaman olumlu ve pozitif söylemlerle halkımızın önüne çıktık. Bugün geldiğimiz noktada ise Kocabaş Çayı Köprüsü için hazırladığımı projemizin siyasi polemik haline getirildiğini paylaşmak istiyoruz.
Biga'nın en işlek noktasında bulunan Kocabaş Çayı Köprüsü'nün üst kaplama işlemi ile ilgili sürecin özeti aşağıdaki gibidir.
-Biga Kocacabaş Çayı ıslahı Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından 2014 yılının Mayıs ayında başladı. Islah çalışmaları kapsamında ihalede bulunmamasına rağmen, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü ile 2014 yılı Haziran ayında yaptığımız görüşmeler neticesinde Kocabaş Çayı Köprüsü'nün yenilenmesine karar verildi.
-Kocabaş Çayı Köprüsü 2016 yılı Ocak ayında üstü açık bir şekilde tamamlanarak trafiğe açıldı.
-2017 yılı Nisan ayında Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu'nun bir dizi açılış için Biga'da bulunduğu sırada birebir görüşerek köprünün üstünün kapatılmasını planladığımızı kendisiyle paylaştık ve kendisinin olumlu görüşlerini aldık.
-2016 yılı Ağustos ayında köprü üstünün kapatılması için ihaleye çıktık.
-Köprünün kapatılması işi için Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü'ne 29 Mayıs 2017 tarihinde müracaat ettik. Müracaatımıza olumlu ya da olumsuz herhangi bir dönüş yapılmadı. Başbakanlık'ın 9 Eylül 2006 tarihli dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan imzalı 'Dere Yatakları ve Taşkınlar' konu başlıklı 2006/27 sayılı genelgesinde 3 numaralı bölümde yer alan 'DSİ tarafından 30 gün içinde cevap verilmemesi halinde uygun görüş verilmiş sayılacaktır' ifadesine dayanarak, şuan emekliye ayrılan dönemin DSİ Bölge Müdürünü ziyaret ettik. Ziyaretimizde köprünün çalışmasının başlatılması konusunda izin verildi.
-Bu süreçler neticesinde 3 Temmuz 2017 tarihinde, DSİ'ye müracaatımızın üzerinden 35 gün geçtikten sonra köprünün üzerinin kapatılması çalışmasına başladık.
-7 Ağustos 2017 tarihinde üst karkas sistemin yerleştirilmesi işinin sonuna gelindiğinde köprü çalışmasının durdurulması ile ilgili tarafımıza yazı gönderildi ve çalışmalarımızı durdurduk. 10 gündür köprünün hem yaya hem de araç trafiğine açılabilmesi için son çalışmayı da gerçekleştirmek gerektiğini ve köprünün geleceğini daha sonra yapacağımız görüşmelerle netleştirmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. İlgili kişi ve kurumlarla yaptığımız görüşmelerin hiçbirinden bir sonuç alamadık.
-Kocabaş Çayı Köprüsü'nün üstünün kapatılması ile ilgili 2015 yılı Ekim ayından itibaren belediyemiz yayınlarında, gazetelerde, halkla bir araya geldiğimiz toplantılarda düzenli olarak sunumlar gerçekleştirdik. Bu çalışma biraz önce de belirttiğim gibi gerek yayınlarda, gerekse konuşmalarımda görselleri ile birlikte desteklenerek halkımızın beğenisine sunuldu. Projemizi Biga’nın sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen Biga Sivil Toplum Platformu toplantısında da görsel sunum eşliğinde anlattık. Çalışma başlayana kadar ise ciddi bir olumsuz eleştiri ile karşılaşmadık. Biga ilçemizde muhalefet olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu süreç boyunca herhangi bir açıklamasını görmedik.
-Köprü üstünün kapatılması işi ile ilgili iddia edildiği gibi herhangi bir teknik sıkıntı bulunmamaktadır. Bizim yapmak istediğimiz kaplama işi metrekareye 130 kg yük getirmektedir. Köprünün yük taşıma kapasitesi ise bu rakamın çok çok üzerindedir. Proje ile ilgili yetkili proje firmalarından destek alınmış ve raporlar hazırlatılmıştır. Bu raporlar Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü'ne ve ilgili kurum ve kişilere ulaştırılmıştır.
-İlçemizin tanıtımı açısından önemli bir katkı sunacağına inandığımız ve Türkiye'de benzerine rastlamadığımız köprü üstü kapatılması projemiz siyasi polemiklere alet edildi. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü'nün Kocabaş Çayı ıslahını gerçekleştirmesiyle birlikte biz de Biga Belediyesi olarak köprü üstü kaplaması ile birlikte çevre düzenlemelerini gerçekleştirerek yaşanacak bir ilçe oluşturmak için çalışıyoruz. Ancak siyasi polemiklerle bu çalışmanın durdurulması kararı alındı ve ardından sökülmesi konusunda müteahhit firma çalışmaya başladı.
Biga Belediyesi’nin son dönemde yayınladığı yayınların tamamında yer alan, Halk Meclisi toplantılarımızın tamamında görselleri ile birlikte anlattığımız ve eski yayınlarımızda da bulunan Biga Kocabaş Çayı köprü üstü kapatma projemizle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi’nden projenin duyurulduğu ilk günden bu yana tek bir düzgün açıklama yapılmamışken; iş başladıktan kısa süre sonra, işin tamamlanması beklenmeden, ‘ucube’ ifadeleriyle açıklama yapılmıştır. Hemen ardından ise son üst karkas sistemin yerleştirilmesi sırasında DSİ’den gelen yazı Belediyemize ulaşmıştır. Aynı belge eş zamanlı olarak birkaç yayına servis edilmiştir ve hakaretler içeren yazılar yayınlanmıştır. Biga için yapılan bir hizmetin siy
Biz seçim öncesi açıkladığımız projelerimizi hayata geçiriyoruz. Biz bu projelerimizle halkımızdan bu kenti geleceğe hazırlama yetkisini aldık. Belediye başkanlığı meslek değildir. Halk için, Biga için gerçekleştirilen onurlu bir görevdir. Biz de bu bilinçle geleceğe; mutlu insanların yaşayacağı, yaşamaktan keyif alacakları bir şehir ortaya çıkarmak için çalışıyoruz.
Ne yazık ki bizim her çalışmamız, her projemiz bu şekilde engellenmek isteniyor. Bu şekilde zorluklarla mücadele etmek durumunda bırakılıyoruz. Böylesi kısır çekişmelerle de Biga’ya zaman kaybettiriliyor. Gelişmemizin önüne set çekilmek isteniyor. Örnekleri çok. Daha önce Hoşoba’dan Biga’ya içme suyu taşıyan su kanallarımızın da kaldırılması istenmiş ve Biga’nın susuz bırakılmasına, su sorunu yaşamasına zemin hazırlayacak bir işe imza atılmak amaçlanmıştı. 10 yıl önce Kocabaş Çayı kıyısına yapılan sosyal tesisler için de aynı yazılar gönderilmesine rağmen, bu konuda herhangi bir adım atılmamıştı. Bugün ise iş üretenler, siyasi polemiklerin olumsuzluklarıyla mücadele etmek zorunda bırakılıyorlar.
Tüm bu engellemelere rağmen, meclis üyelerimiz ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Biga Belediyesi’nin tüm imkanlarını, Bigalıların istekleri doğrultusunda planlı bir şekilde Bigalılar için kullanmaya devam edeceğiz. Biga Belediyesi’nin maddi gücü öyle ortaya atılan, kara propaganda malzemesi yapılan maddi gücümüzün yeterli olmadığı dedikodularında bahsedildiği gibi değildir. Biga’ya hizmet üretme noktasında hiçbir sıkıntımız yok.
Göreve geldiğimiz günden bu yana Atatürk Kültür Merkezi, Şehir Parkı, Belediye Hizmet Binası, Toki sosyal tesisleri gibi fen işleri çalışmalarının yanı sıra park ve yeşil alan düzenlemeleri, şehir planlaması, kültür ve sanat faaliyetleri ve sosyal işler başta olmak üzere Biga’mızın gelişiminde en önemli katkıları ortaya koyduk. Bu şekilde de devam edeceğiz. Biga Belediyesi’nin imkanları, Biga için iş üretmeye yeterlidir. Yeter ki, birileri, kimi gruplar, siyasi çıkarlarını Biga’nın üstünde tutup iş üretmemize engel olmaya çalışmasınlar!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İsmail Işık - Biga Belediye Başkanı



Çanakkale'de özellikle eski adıyla Batak Ovası olan Kumkale Ovası başta olmak üzere kent genelinde üreticinin güçlükle ve büyük umutla yetiştirdiği meşhur Çanakkale domatesinin toptan alış fiyatı kilogramda 35-40 kuruşa kadar düştü.
Sezona 70-80 kuruştan alıcı bularak başlayan ancak, düşüşle hayal kırıklığı yaşayan üreticiler, düşüşün en önemli etkeninin Rusya'nın domates ihracatına izin vermemesi olduğunu bu fiyatların maliyeti bile karşılamadığını vurguladı.
Bölgedeki tarım üreticileri için en önemli gelir kaynağının başında gelen meşhur Çanakkale domatesinin fiyatları bu yıl adeta dibe çakıldı. Üreticiler ise, banka ve kooperatiflere kredi borçlarını nasıl ödeyeceklerini kara kara düşünmeye başladı. Çanakkale domatesindeki verimin yüksek olmasına sevinen üreticiler, hasat sezonunun ortasına yaklaşıldığında yarıya düşen fiyatlar nedeniyle neye uğradıklarını şaşırdı. Sezonun ilk hasadında toptancıya kilosunu 70-80 kuruştan satan üreticiler, şu günlerde fiyatların 35-40 kuruş ile yarı yarıya düşmesine tepki gösterdi. Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya, bölgede 100 bin dönüm domates dikildiğini ve 600- 700 bin ton civarında üretim yapıldığını söyledi. Bu nedenle domatesin Çanakkale için çok önemli ürünlerden birisi olduğunu ifade eden Kaya, ülke geneli domates üretiminin yalnız yüzde 5'inin Çanakkale'den karşılandığına dikkat çekti.



Çanakkale'nin Lapseki ilçesinde, yaşanan afet sonrasında piyasa değeri 15 Milyon lirayı bulan şeftali zarar gördü. Elde kalan şeftaliler, üreticiler tarafından çöpe dökülüyor.
Zararın en üst seviyede olduğu Adatepe köyünde tarlada kalan şeftalileri fabrikalara veremeyen üreticiler kara kara düşünüyor. Meyve üreticilerinden İsmail Işıldak, "Bu, Allah'tan gelen bir şey. Fakat, mağduruz. Benim 2 bine yakın ağaçtaki şeftalim telef oldu. Tam piyasa canlandı, para kazanacağımız zaman derken yaşanan afetin ardından tahmini olarak benim 150 bin liraya yakın kaybım var. Devletten yardım etmelerini bekliyoruz. Zarar tespit süreci uzun sürdü. Bu süre zarfında ağacın dibine düşen meyveler iyice çürüdü. Aromalar da ürünü kabul etmiyor. Bu yüzdende darbe aldık ve mağdur olduk" dedi.
Mahsulleri tarladan toplayarak çöpe döken Muammer Akçay, "Adatepe'de meydana gelen aşırı yağmur ve dolu tüm Lapseki ilçemiz, Çardak beldesi ve köylerden Mecidiye, Yeniceköy ve Alpagut'a çok zarar verdi. Zayiatımız çok büyük. Çare bulamadığımız için mahsulleri çöpe döküyoruz" diye konuştu. Sadece Adatepe köyünde günlük 7 ila 8 bin kasa mal gönderildiğinin altını çizen üreticiler, zararın 15 Milyon civarında olduğunu ifade ettiler. Devletten yardım beklediklerini söyleyen meyve üreticileri, mahsullerin kokusundan tarlalara girememekten yakındı. Vatandaşlar tarlalardan topladıkları şeftalileri traktörler yardımıyla Çardak belediyesi tarafından gösterilen mezbelelik alana boşaltıyor.



Kale Grubu, 60. kuruluş yıl dönümünü, doğduğu topraklar olan Çanakkale'nin Çan ilçesinde düzenlenen törenlerle kutladı.
Geçen yıl hayatını kaybeden, Türk sanayisinin duayenlerinden İbrahim Bodur'un, 27 Temmuz 1957'de temellerini attığı Kale Grubu'nun 60'ıncı kuruluş yıl dönümü ve geleneksel Seramik Bayramı, 3 gün süren törenle kutlandı.

Kale Grubu'nun temellerinin atıldığı Çanakkale'nin Çan ilçesindeki Kaleseramik fabrikalarındaki tören, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık'ın katılımıyla gerçekleştirildi.
Yurt içinde farklı illerden çok sayıda iş ortağı ve bayinin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden 63 yabancı iş ortağının yer aldığı etkinliklerde, Kale Grubu'na 5 yıl ila 60 yıl arasında hizmet etmiş çalışanlar ve bayiler kıdem ödüllerini alırken, bu yıl gruba 25 yıl ve üstü emek veren 33 kişiye plaket verildi. Programa, eski Başbakan Yıldırım Akbulut, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı katıldı.
30 milyon liralık yatırımın açılışı yapıldı
Her yıl 27 Temmuz'u Anadolu'da sanayileşmenin bayramı olarak da kutlayan, bir temel atan ya da bir tesis açan Kale Grubu, bu yıl da bu geleneği devam ettirdi. Etkinlikler kapsamında geçen yıl 27 Temmuz Seramik Bayramı'nda temeli atılan, Kale'nin 30 milyon liralık yatırımı ikinci Sinterfleks fabrikasının açılışı yapıldı. Gruba 120*360 santimetre ebadında ince karo üretme kabiliyeti kazandıran bu yatırım, Sinterflex üretim kapasitesini 2'ye katladı ve 69 kişiye ilave istihdam sağladı.
2013 yılında enerjide en verimli tesis seçilen ve her geçen yıl çevreye duyarlı faaliyetlerini ileri taşıyan Kaleseramik fabrikası ile birlikte Kale Grubu, sürdürülebilir kalkınma vizyonu doğrultusunda önemli bir adım daha attı. Bu kapsamda, Kaleseramik fabrikasının baca gazı, Çan'da 100 dönüm arazide sosyal girişim projesi olarak tasarlanan serada kullanılacak.
İbrahim Bodur miras projeleri
Kale Grubu, 60'ıncı yılında Kurucusu ve Onursal Başkanı İbrahim Bodur'un anısına 3 ayrı projeye imza attı. Çanakkale'nin bir akıllı şehre dönüşmesi için başlatılan "Aklım Fikrim Çanakkale" projesinde yol haritası raporu tamamlandı. İkinci fazda ise akıllı şehir vizyonunun uygulayıcılarla paylaşılması hedefleniyor. İbrahim Bodur'un çok sevdiği çocuklar için bir Çocuk Bilim Merkezi kurma çalışmalarına da başlandı. Konseptinin paydaşlarla birlikte oluşturulduğu ve dünyadaki iyi örneklerden de ilham alınan Çocuk Bilim Merkezi ile merak eden, keşfeden ve teknoloji üreten nesillerin yetişmesine fırsat yaratılarak sadece Çanakkale'ye değil, ülkenin geleceğine yatırım hedefleniyor.
STEAM denilen bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematik eğitiminde farklı platform ve kuruluşlarla iş birliğini her fırsatta destekleyen Kale Grubu, Çocuk Bilim Merkezi ile de deneyim kısmına hizmet edecek. Çocuk Bilim Merkezi, 1991 yılında kurulan Dr. (h.c.) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı çatısı altında hayata geçirilecek.
Ayrıca İbrahim Bodur'un sanayici kimliğine ek olarak insana yatırımı merkez alan cesur girişimci yönünü de ön plana çıkarmak üzere, bu yıldan itibaren "İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülü" verilmesi kararlaştırıldı. Ödül ile ülke topraklarından sosyal fayda yaratacak yeni nesil sosyal girişimcilerin çıkması ve bu ekosistemin güçlenmesi amaçlanıyor.
"Yeni sulara yelken açma vakti"
Kale Grubu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Zeynep Bodur Okyay, törende yaptığı konuşmada, Kale Grubu'nun 60'ıncı kuruluş yıl dönümünün sevincini ve haklı gururunu yaşadıklarını dile getirdi. Okyay, "Biz alın teri ile ilmik ilmik dokunmuş 60 yıllık bir sanayi kervanının yolcularıyız. Rahmetli kurucumuz, babam İbrahim Bodur'dan devraldığımız sorumluluğu daha yükseklere çıkarma kararlılığıyla daha da
büyük hedeflerin peşinde koşuyoruz. Hayallerimiz de sorumluluğumuz da bugün eskisinden daha büyük. Bu bilinçle şimdi yeni ufuklara yelken açma zamanı." diye konuştu. Okyay, Kale Grubu'nun, "Ticaret bireyleri, sanayi toplumları kalkındırır" düsturundan hareketle daima sanayiyi odak aldığını, kolay kazanca hiç tevessül etmediğini söyledi.
Rahmetli İbrahim Bodur'un Çanakkale'de bir sanayi geleneği yeşertmeyi başarabilmiş ender kişilerden biri olduğunu vurgulayan Okyay, şunları kaydetti:
"Onun vizyonu doğrultusunda Kale Grubu, içinde olduğu sektörlerde ilkleri gerçekleştirerek, daha 1970'lerde Ar-Ge merkezi kurarak, teknoloji yatırımı yaparak, 100'ü aşkın ülkeye ihracat gerçekleştirerek, ilgili pazarlarda lokalleşme yönünde cesur adımlar atarak ülke sanayisine yön vermiştir. Bundan sonra da gerek geleneksel sanayilerin dönüşümünde gerekse ileri teknoloji yatırımların ülkeye kazandırılmasında kritik rol oynamaya devam edecektir." Okyay, İbrahim Bodur'un Türkiye'nin ve Kale Grubu'nun geleceğini "Türkiye artık sadece üretim merkezi olmaktan çıkmalı, yenilikçiliği de içeren yeni bir yapıya kavuşmalıdır" sözleriyle çizdiğini hatırlattı.
Yapı grubunda birçok ilke, yenilikçi ürün ve hizmete imza attıklarını belirten Okyay, "Savunma ve havacılık sanayisinde pek çok yerli tasarım ve üretim projesini hayata geçirdik, geçiriyoruz. Son olarak İngiliz Rolls-Royce ile Türkiye'de uçak motorları üretmek için kurduğumuz ortaklık, ülkemizin tasarım, geliştirme ve üretim kabiliyetlerini geliştirmesi açısından önemli." ifadelerini kullandı. Okyay, rahmetli İbrahim Bodur liderliğinde "köklerden göklere" ilham verici bir yolculuğa imza atan Kale Grubu'nun, bundan sonra da ülke sanayisinin geleceğine yatırım yapmayı sürdüreceğini bildirdi.
Kale Grubu'nun ilkleri
Kale Grubu, 60 yıllık tarihine birçok ilki sığdırdı. Bunlara, 1957 yılında Çan'da Çanakkale Seramik ile sektördeki ilk yerli üretimin yapıldığı fabrika ile başlayan Kale Grubu'nun ilklerinden bazıları şöyle:
1962'de Türkiye'nin ilk seramik ihracatını gerçekleştirdi.
1965'te Türkiye'nin ilk PVC esaslı yer döşemesini "marley" adıyla üretti.
1969'da Türk sanayisinin ihtiyaç duyduğu hassas kalıpları üretmeye başladı.
1972'de Türkiye'nin ilk yer karosu ve granit seramiğinin üretimine imza attı. Kalebodur, ürüne adını veren ilk marka oldu.
1975'te kurduğu Ar-Ge merkeziyle yerli sanayide bir ilke imza attı.
Savunma ve havacılığa ilk kez 1989'de Stinger füze parçaları üretimiyle girdi.
1991'de eğitim, istihdam ve girişimcilik alanlarında sosyal destek için Dr. (h.c.) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı kuruldu.
2000'de Çanakkale Seramik ve Kalebodur birleşti ve ortaya yıllık 66 milyon metrekare üretim kapasitesi ile tek alanda dünyanın en büyüğü olan Kaleseramik çıktı.
2004'te Kale Kalıp, dünyanın en büyük savunma ve havacılık projesi olarak değerlendirilen Müşterek Taarruz Uçağı projesine alt yapımcı oldu.
Dünyanın en ince seramiği olan Kalesinterflex'in fabrikası 2005'te Çan'da faaliyete geçti.
2009'da Kale Kalıp, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) ile birlikte ilk yerli milli piyade tüfeğinin tasarımına başladı.
2010'da Pratt&Whitney ortaklığıyla kurulan Kale Pratt&Whitney Uçak Motorları AŞ fabrikasının temeli İzmir'de atıldı ve Kale Grubu uçak motor sanayine giriş yaptı.
2011'de seramik sektörünün kalbi olan İtalya'dan Fincuogi şirketini satın alarak bu alanda ilk oldu.
2017'de dünyanın en büyük uçak motor üreticilerinden Rolls-Royce ile başta Türkiye'nin milli savaş uçağı projesi TF-X olmak üzere, uçak motorları geliştirmek için ortak oldu.



Çanakkale Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile Ezine İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle mekik dokumacısı kursu açıldı.
"Ustalardan Çıraklara Geleneksel Meslek Mirasımız Genelgesi" kapsamında planlanan kurs 17 Temmuz - 12 Ekim tarihleri arasında 18 kursiyerin iştirakiyle düzenlendi. Kursun dersleri Ezine Sosyal Dayanışma Merkezi'nde veriliyor. 60 ders günü sürecek kurs boyunca kursiyerlere günlük 35 TL ücret ödenecek.
Ayrıca Bayramiç İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Halk Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Sarıdüz Köyünde Sürü Yönetim Elemanı kursu düzenleniyor. 3 Temmuz - 28 Temmuz tarihlerinde 20 ders günü sürecek kursa 25 kursiyer katılıyor. Kursiyerlere günlük 25 TL cep harçlığı ödenecek. Mesleki eğitim kurslarına katılan kursiyerlerin genel sağlık sigortası ile iş kazası - meslek hastalığı primleri yatırılacak.
Kursları ziyaret eden Çanakkale İŞKUR İl Müdür Yardımcısı Mustafa Höke, mekik dokumacısı kursunda olduğu gibi kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin yaşatılmasını hedeflediklerini, ayrıca ilçelerde tarım ve hayvancılıkla ilgili modern yöntemlerin öğretildiği kursların da verildiğini belirtti.



Ayvacık İlçesi'nde bölgedeki jeotermal santrallere karşı, köylüler
bu kez zeytinliklere zarar vereceği ve suları zehirleyeceği
iddiasıyla tepki gösterdi.

Gülpınar sakinleri, köyün yakınındaki jeotermal sondaj sahasına giderek, görevlilerin çalışmaya son verip bölgeyi terk etmelerini istedi. Tartışmaların yaşandığı eylemde köylüler, 'Zeytinlikler içinde sondaja hayır' sloganları attı.
Ayvacık İlçesine bağlı Gülpınar Köyü yakınında zeytinliklerin yanında Pınarkale Enerji şirketi adına Safir Sondaj Hizmetleri adlı firmanın sürdürdüğü jeotermal sondaj çalışması köylüleri tedirgin etti. Hem zeytinliklere zarar vermesinden, hem de tarım arazilerine verdikleri suları zehirleyeceğinden endişe ederek 2 gün önce jeotermal sondaja karşı başlattıkları mücadeleyi son olarak sondaj sahasına taşıdılar. Köye yaklaşık 2 kilometre mesafede, bir zeytinliğin dibinde sürdürülen sondaj çalışması nedeniyle bugüne kadar çok sayıda zeytin ağacı ve çam ağacının kesilerek köklendiğini belirten köylüler, sıranın kendilerine de geleceği korkusuyla sondaj sahasını basıp, çalışmaları protesto etti.
Gülpınar Köyü'nde toplanarak traktör kasalarına ve diğer araçlara binip, korna çalıp slogan atarak sondaj sahasına giden köylüler, çalışmayı durdurdu. İşçilere tepki gösterip, şirket yetkilisiyle görüşmek istedi. Bu sırada sözlü tartışmalar yaşandı. Jandarma olay yerine gelerek tansiyonu düşürmeye çalıştı. Şirket yetkilisi Ahmet Erdilli kısa süre sonra sondaj alanına geldi. Köylüleri sakinleştirmek istedi. Ancak, köylüler, sondaj çalışmasının durdurulacağını kendilerine daha önce vaat ettiğini belirttikleri Erdilli'ye tepki gösterdi. Çalışmayı hemen durdurup, bölgeyi terk etmelerini istedi. Köylülerin tepkisi üzerine Erdilli bir araca binerek sahayı terk etti. Köylüler ise protesto boyunca, "Zeytinlikler içinde sondaj istemiyoruz" sloganları attı.



Çanakkale'nin Ayvacık İlçesi'nden başlayıp, Edremit Körfezi sahillerine kadar uzanan zeytinlikler, yapımı bitmek bilmeyen yazlık site inşaatlarının tehdidi altında.
Zeytinlik sahalarda sanayi yatırımı yapılmasına olanak sağlayan düzenleme, kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle TBMM Sanayi Komisyonu'nda yasa tasarısından çıkarıldı. Ancak zeytinlikler için tehdit ortadan kalkmadı. Çünkü, İmar Yasası'na göre zeytinliklerde konut imarı için ilk koşul yola cephesinin bulunması. Ayrıca kıyı kenar çizgisinden en az 50 metre sonra günübirlik kullanım alanı, 100 metreden sonra ise konut için imar izni veriliyor.
Bunun dışında 3 bin metrekareden küçük arazilerde yüzde 5 kısıtlaması var. 5 bin metrekare ve üstü arazilerde ise en fazla 250 metrekare sınırlandırılması olmasına rağmen yasaya pek uyulmuyor. Sahil kenarına yakın belediyelerde ise zeytinlikler imara açılmış durumda.
Belediye meclis kararlarıyla açılan yeni imar alanlarında Zeytinlik Yasası yeterince dikkate alınmıyor. 3573 sayılı Zeytinlik Yasası'na göre imarlı alanlarda da ancak yüzde 10'una konut yapılabilirken bu oran da aşılıyor.
Zeytin deposu olarak bilinen Çanakkale'nin Ayvacık İlçesi ile Küçükkuyu Beldesi başta olmak üzere Balıkesir sınırında kalan Edremit Körfezi sahilleri yazlıklarla dolu. Zeytinliklerin arasından yeni yazlık siteler yükselmeye devam ediyor. Kimi, imar yasasının kendisine tanıdığı imkan ile yazlık villa kimi ise kaçak olarak yazlık yapıyor. Geçtiğimiz günlerde TBMM'den geri çekilen yasa ile zeytinliklerde şimdilik sanayi yapılaşmalarının önüne geçildi. Ancak zeytinlikler yazlık villalara kurban edilmeye devam ediliyor. Sahil bandında zeytinlikler içinde gerek yasalara uygun şekilde yapılmış, gerekse kaçak olarak inşa edilen yazlıklar tepki çekiyor.
İda Dayanışma Derneği Başkanı Hicri Nalbant, "Bilindiği gibi Zeytincilik Yasası'nda yapılmak istenen 7'nci değişiklik de TBMM'de geri çekildi.
Sanayi Bakanı, '27'nci kez de olsa bu değişiklik gelecek, yapılacak' diyor. Zeytinlikler sanayi tesislerinin, kirli sanayilerin talanına açılmak isteniyor. Madenlerin talanına açılmak isteniyor. Onun dışında bir de imara açılmak isteniyor. Zeytinlik yasası, zeytinlikler şehrin gelişmesini engelliyor ise imara açılabilir. Ancak yüzde 10'u imara açılabilir. O yüzde 10'un içerisinde de zorunlu olmadıkça ağaç kesilmez.
Bir plan dahilinde yine zeytinlikler korunmaya çalışılır. Ama uygulamada baktığımız zaman Körfez'de, Ege'de, birçok yerde zeytinlik alanlarının içerisinde yapılaşmaların olduğu görülüyor. Bunların çoğu Zeytincilik Yasası'ndaki bu değişikliklerden önce yapılmış yapılaşmalar. Son dönemde de kaçak yapılaşma mutlaka vardır. Bu konuyla ilgili verilmiş yıkım kararları da var. Ama yıkım kararları uygulanmıyor. Ödenek yok diye bahane edilerek uygulanmıyor. Daha da önemlisi siyasi iktidar bu alanlarda bina yıkmak istemiyor. Çözüm kaçak yapıların tümünün yıkılması. O alanların zeytinlik olarak yine değerlendirilmesi gerekiyor" dedi.
Başkan Nalbant, "Zeytin barışın, bereketin, sağlığın simgesi kutsal ağaç. Gıdadan, kozmetiğe kadar her ürünü değerlendiriliyor. Herhangi bir atıkta bırakmıyor. Yaz kış yeşil ve oksijen üretiyor. Küresel ısınmayı önlüyor. Zeytinliklerin bu haliyle mutlaka korunması gerekiyor. Ayrıca dünyada zeytin yetişen bölgeler de çok az. Türkiye şanslı bölgelerden birisidir. Herkesin gözümüz gibi zeytinlikleri koruması gerekiyor" dedi.



Bayramiç İlçesine bağlı Kurşunlu Köyü'nde özel bir maden şirketi tarafından kurulmak istenen feldspat ocağı için yapılmak istenen Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) toplantısı, köylülerin davullu, tenekeli protestosu nedeniyle iptal edildi.
Kurşunlu Köyü'nde ellerinde davul ve tenekelerle toplanan bir grup köylü, açılmak istenen feldspat ocağı için Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılması planlanan ÇED toplantısına tepki gösterdi. Köylülere, Çanakkale'den çeşitli sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çevreciler de destek verdi. Jandarma köy meydanında olası bir gerginlik yaşanmaması geniş güvenlik önlemi aldı.
Köylerinde maden ocağı istemeyen kalabalık ve çevreciler, 'Para, insan hayatından değerli değildir. Kazdağları'nın üstü feldspattan değerlidir7 yazı pankart açıp, ÇED toplantısı için gelen maden firması ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerine, 'Madenci firma köyü terket', 'Köyümüzde maden istemiyoruz' sloganları ile tepki gösterdi.
Köylüler, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerine köylerinde kurulmak istenen feldspat ocağı konusunda bilgilendirilmek istemediklerini, bu nedenle ÇED toplantısının yapılmamasını istediklerini bildirdi. Bunun üzerine toplantı iptal edilip, tutanağa 'toplantı gerçekleştirilememiştir' ibaresi eklendi.



Ayvacık İlçesi'ne bağlı Küçükkuyu Beldesinin Belediye Başkanı Cengiz Balkan, “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı’nda” zeytincilik yasasının değiştirilmek istendiğini belirtip, buna tepki gösterdi.
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, üretim ve yatırımın önündeki engelleri kaldırmayı hedefleyen “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı”nda zeytincilik yasasını değiştirmek istendiğini ifade eden Küçükkuyu Belde Belediye Başkanı CHP’li Cengiz Balkan, bu duruma tepki gösterdi.
Belediye Başkanı Cengiz Balkan, bu yasa taslağı ile bölgenin altını olarak gördükleri zeytinin ölüm fermanının verildiğini belirtti. Değiştirilecekler arasında en önemlisinin 20’nci madde olduğunu ifade eden Balkan, söz konusu değişikliğin yedi kez Meclis'ten ret oyu aldığını ve bu ısrarın arkasında rant kapısı olduğuna dikkat çekti. Mevcut zeytin yasasında, 'Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez' maddesi olduğunu hatırlatan Cengiz Balkan şunları söyledi:
“Yeni yasa tasarısında ise bu cümleden sonra 'ancak' diye başlayıp 'alternatif alan bulunamaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla' diye getirilen değişiklik taslağı; enerji, madencilik, petrol ve doğal gaz arama işletme faaliyetlerinin yanı sıra zeytinlik alanlarda imara izin veriyor. Bir ziraat mühendisi ve eski bir zeytinci olarak bu tasarının yasalaşması halinde Türkiye’de ve Ege bölgesinde zeytinciliğin biteceğini öngörmek hiç de zor değil.
 Oysa zeytin stratejik bir üründür. Özellikle Ege bölgesinin temel geçim kaynaklarından biridir. Defalarca meclisimizde reddedilen bir yasa taslağının sürekli önümüze getirilmesinin arkasında başta madencilik olmak üzere çeşitli çıkar çevrelerinin lobi faaliyetlerini aramamız lazımdır. Yetkililere Küçükkuyumuz’dan seslenmek istiyorum: Zeytinimizden elinizi çekin. Sağlıklı beslenme, istihdam yaratma başta olmak üzere sayısız fayda sağlayan bu kutsal ürünümüzü korumak için her türlü mücadele yöntemine başvuracağız.”



Biga, Çanakkale’nin lokomotifi konumunda
Biga Belediye Başkanı İsmail Işık: Eskişehir’in dönüşümüne tanık olmasının Biga Belediye Başkanlığı’na uzanan serüvende yol haritasını çizmede kendisine büyük katkıları olduğunu ifade etti. “Neden Biga’da da aynı dönüşüm yaşanmasın?”
“Bizler Atatürk Kültür Merkezi ile ilçemizin kültür ve sanat yaşamını hareketlendirmeyi hedefledik ve büyük oranda başardık. Eylül ayından bu yana 100 bine yakın hemşehrimiz Atatürk Kültür Merkezi’ndeki etkinliklere katıldılar. İlçemizin kurumları için ciddi bir adres oldu merkezimiz. Atölye çalışmalarımızdan haftalık 1200 hemşehrimiz yararlanıyor. Dijital kütüphanemiz hizmete girdi. Dijital kütüphanede birçok farklı alanda 15.000’e yakın e-kitap var ve 30 farklı yabancı dili öğrenme şansınız var. Tüm bunlar ücretsiz. Şehir Parkı’mız Biga’ya nefes aldırdı. Haftanın her günü ilgi görüyor. Yollarımızı yeniliyoruz, şehrimizin ekonomisine destek olacak Alışveriş Günleri, kültür ve sana etkinlikleri, konserler ve bir çok etkinlik düzenliyoruz.
Biga’mızı araçların ve yayaların şehri, kültür ve sanat şehri yapma hedefiyle çıktığımız yolda büyük başarılar elde ettik. Sorunlarımız elbette var ama bizler sorunları en aza indirmek için çalışıyoruz. Sorunlardan kaçmıyoruz. İnsan odaklı çalışıyoruz. Halk Masa sistemimizi kurduk. Bu şekilde teknolojinin her alanını kullanarak belediyemize ulaşılabiliyor. Her sorun kayıt altına alınıyor. Şimdi ise yaşanacak şehir ve mutlu insanların şehri yapabilmek için çalışıyoruz. İnsanların mutlu olması için, onları evlerinden çıkarmamız gerekiyor. Kocabaş Çayı çevresini düzenleyerek bu hedefimize bir adım daha yaklaşmış olacağız. Daha sonra ise suyu tutup gondolların yüzdüğü bir Kocabaş Çayı çalışması ortaya koyacağız. İnsanlarımıza zaman geçirebilecekleri etkinlikler yapmalı, sosyalleşebilecekleri alanlar üretmeliyiz. Bunun için çalışıyoruz.
Biga, Çanakkale’nin lokomotifi konumunda. Biga’nın büyümesine, gelişip bölgemizin parlayan yıldızı olmasına kimse engel olamaz. Bu bölgenin konumu itibariyle Biga her zaman ilgi görmektedir. Büyük İskender’in Pers savaşına tanık olmuş, Osmanlı Devleti’ne sancak beyliği yapmış ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli kahramanlar çıkarmış bir ilçedir Biga. Hem doğal güzellikleri, hem coğrafi konumu hem de ekonomik altyapısı dikkate alındığında; bir çok yatırımcı tarafından da dikkatlice takip ediliyor ilçemiz. Bizler ilçemizin kontrollü ve güzel büyümesi için, gelecek nesillerimize temiz bir Biga bırakmak için çalışıyoruz. Büyük sanayi devlerinin yatırımları, köklü bir esnaf kültürü, üniversite öğrencilerinin katkısı, köylerdeki yatırım için uygun alanların değerlendirilmesi ile Biga, Çanakkale ekonomisini sırtlamayı sürdürecektir.”



Gelibolu'nun kaderi yeni feribot terminali için Çanakkale İl Özel İdaresi'nin 13 Nisan tarihinde gerçekleştirdiği ihaleyi GESTAŞ Deniz Ulaşım aldı. Tartışmasız, Gelibolu'da bütün kesimlerin, siyasi parti, düşünce ayırt etmeksizin üzerinde hem fikir olduğu, şehir merkezindeki mevcut feribot iskelesi sorunu tarihe karışıyor.
Gelibolu'nun kaderi haline gelen, ilçenin uzun yıllardır gündeminde olan yeni feribot terminali için önemli bir somut adım atılmış oldu. Tehlikeli madde ve ağır yük taşıyan vasıtaların Çanakkale Boğazı'nı geçişte mecburi olarak Gelibolu İskelesi'ni kullanması, mevcut iskelenin şehir merkezinde bulunması ile birleşince; iskele trafiği ilçe için büyük bir tehlike arz ediyordu. Yıllık yaklaşık 650 bin ağır vasıta araç hem şehir içi trafiği çekilmez hale getiriyor, hem de taşıdıkları yük itibariyle olası bir kazaya davetiye çıkarıyordu.
Mevcut iskelenin yaklaşık 2 km gerisinde, yerleşim yerinin dışında 40 bin metrekare alan üzerinde 2 ayrı terminal ve 4 rampa olarak inşa edilecek yeni feribot iskelesi hem trafik yoğunluğunu, hem de olası kaza ihtimallerini ortadan kaldıracak. Yeni feribot iskelesinin iki yıl sonunda hizmete girmesiyle birlikte, aynı anda birden fazla geminin rampaya yanaşması, hızlı araç transferi gibi kolaylıklar sayesinde Gelibolu-Lapseki hattındaki deniz ulaşımı daha da hız kazanmış olacak; Boğaz'ı geçiş süreleri kısalacak. Ticari satış büfeleri, zabıta ve polis noktaları, bekleme salonları ile feribot terminali Gelibolu'ya, Çanakkale'ye uzun yıllar hizmet edebilecek modern bir tesis olacak.



Ayvacık İlçesi’nde 6 Şubat’ta başlayan deprem fırtınasında şu ana kadar 1000’e yakın sarsıntı meydana geldi. 5’i 5 ve üzeri büyüklükte, 11’i ise 4 ve üzeri büyüklükteki depremler, kent sakinlerini korkutuyor.
Ayvacık İlçesi’nin Yukarıköy Köyü başta olmak üzere toplam 24 yerleşim biriminde 480 yıkılmış ve ağır hasarlı konut, 392’si hasarlı konut, 1’i ağır hasarlı kaplıca, 6’sı ağır hasarlı cami, 75’i ağır hasarlı ahır ve dam olmak üzere toplam 954 yapıda zarar tespit edildi. Sarsıntılar sırasında 8 kişi de hafif yaralandı. Tarım İl Müdürlüğü’nce yapılan tespitlerde ise 18 küçükbaş ve 1 büyük baş hayvanın telef olduğu belirlendi.
Meydana gelen depremlerden bazılarının merkez üssü olan Tuzla Köyüne, Kösedere Köyüne gelişte karayolunun kenarında kaynayan sıcak suyun soğuk hava ile birleşmesi nedeniyle bazı günler ortaya çıkan ürkütücü manzara, bugün bir kez daha kendisini gösterdi. Kaynayan sıcak suyun soğuk hava ile birleşmesi üzerine oluşan buhar tabakası yüzeyden hayaa doğru yükselirken, ortaya ilginç görüntüler çıkardı.
YIKILAN EVİN BULUNDUĞU YERDEN KAYNAK SUYU AKMAYA BAŞLADI…
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen depremlerin ardından Tuzla köyünde yıkılan bir evin bulunduğu yerden kaynak suyu akmaya başladı. 6 Şubat'ta meydana gelen 5,3 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede meydana gelen sarsıntılar sürüyor. Depremlerin ardından Ayvacık ilçesine bağlı Tuzla köyünde yıkılan bir evin olduğu yerden sıcak kaynak suyu çıktı. Suyun çıktığı alanın çevresi tel örgüyle kapatılırken, üzerine "Dikkat sıcak su" yazılı levha yerleştirildi.
"2 GÜN ÖNCESİNE KADAR BU KADAR KAYNAR SU ÇIKMIYORDU"
Köy halkından Hasan Çeldir, gazetecilere yaptığı açıklamada, böyle bir olayın köylerinde daha önce yaşanmadığını söyledi. Sıcak suyun depremden sonra çıktığını anlatan Çeldir, "Daha 2 gün öncesine kadar bu kadar kaynar su çıkmıyordu. Şimdi 3-4 yerden su çıkıyor. Buralarda yoktu, üst taraflarda vardı, biliyorduk. Büyük ihtimalle depremden sonra bu sıcak suyun bu bölgeden çıktığını düşünüyorum." diye konuştu.



Biga ve Çan'da faaliyet gösteren termik santrallerin ardından, Yenice ilçesinde de yapılmak istenen Çırpılar Termik Santrali, çevrecileri Kazdağları için endişelendiriyor.
Çanakkale İda Dayanışma Derneği, Türkiye'nin oksijen deposu Kazdağları'na yapılmak istenilen Yenice Çırpılar Termik Santrali Projesi ile ilgili kaygılarını dile getirdi. Projenin, bölgedeki doğal yaşam alanları ile beraber içme suyu havzalarını ve tarımsal üretimi tehdit ettiğini belirten Dernek Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Kazdağları ve yöresinin acil destek beklediğini söyledi. İnsanı büyüleyen doğal güzellikleriyle birçok efsaneye konu olan Türkiye'nin cennet köşesi Kazdağları ve yöresi, son yıllarda bölgede yapılmak istenen enerji ve maden projeleri ile gündeme geliyor. Yer altı ve yer üstü su rezervleri ile doğal bitki örtüsü olan ormanları, endemik türleri ile toplumsal miras olan Kazdağları, aynı zamanda başta Çanakkale ve Balıkesir olmak üzere tüm bölgenin hayat kaynağı. Bölge insanının ya temiz bir nefes almak için uğradığı ya da orada yetiştirilen çileği, kirazı, biberini yediği Kazdağları ve çevresinde yapılmak istenilen projeler, çevrecilere göre bir yandan bu doğal güzellikleri tehdit ederken diğer bir yandan ise yerel halkın geçim kaynaklarını da yok edecek. Endişeye yol açan o projelerden birisi ise Taşzemin İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, Yenice İlçesine bağlı Çırpılar Köyü'nde, kurulması için 2014 yılında çalışmalara başlanan, toplam kurulu gücü 200MWe203MWe495MWt olan termik santral.
65 KÖY MUHTARI PROJEYİ İSTEMİYOR
Konuyla ilgili bir açıklama yapan İda Dayanışma Derneği Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Kazdağları ve yöresinde yeni bir termik santral yapımının daha gündemde olduğunu üzülerek söylemek zorunda kaldıklarını belirtti. Pirinçciler, Çırpılar Köyünde planlanan yaklaşık 200 MWe gücündeki termik santralde yılda 3.5 milyon ton kömür yakılacak ve yine yılda 465 bin ton kül çıkaracak. Bu küllerde 90 futbol sahası büyüklüğünde bir arazide depolanacak. Yani neredeyse külden dağlar oluşacak. Bu 30 yıllık bir proje. Yenice'de 72 köy muhtarının 65'i bu projeyi istemiyor. Biz Çanakkaleliler olarak da istemiyoruz. Çanakkale'de güneş var. En önemlisi de rüzgar var. Yenice'de çok değerli tarımsal ürünlerimiz var. Yenice tarımını bitirecek böyle kömürlü termik santral projesi Kazdağı ve çevresinde yaşamı bitirecektir diye konuştu.
KAZDAĞLARINI KORUMAK İÇİN DAYANIŞMA
İda Dayanışma Derneği olarak, ulusal ve yerel birçok dernekle birlikte Kazdağları için büyük bir dayanışmaya imza attıklarını da belirten Pirinçciler, Sosyal medyada 3 gün süren kampanyaya 55 bin change.org ve 750 bin twit ile destek aldık. Amacımız Türkiye'nin önemli oksijen depolarından biri olan, sadece Çanakkale'nin değeri değil, bütün Türkiye'nin değeri olan Kazdağımızı külden ve zararlı gazlardan korumak. Tabi ki yöredeki insanları da. Bu amaçla Türkiye'de Yuva Derneği, TEMA, Ankara'daki 350.org, Kazdağı Kültürel Hayatları Koruma Derneği ve İda Dayanışma Derneği olarak büyük bir dayanışmaya imza atıyoruz. Termik santraller yöredeki su kaynaklarını çok büyük zarara uğratacak. Kül depo sahaları hem insan, hem de bitki ve hayvan sağlığına ciddi zararlara sebep olacak. Bu anlamda bütün Türkiye'yi önümüzdeki günlerde açacağımız sosyal medya dayanışmasına da çağırıyoruz dedi.
KAZDAĞLARINA VURULMUŞ BİR HANÇER GİBİ!
Çanakkale'de dünyaca ünlü oksijeni ve endemik bitki türleriyle çok önemli bir doğa mirası olan Kazdağları'nın nasıl bir tehdit altında olduğu ise zirveden kuş uçumu yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan Çan Termik Santrali ile gözler önüne serildi. Bayramiç İlçesine bağlı Çırpılar Köyü'nde yaşayan emekli ormancı Mehmet Özenç, Kazdağları'nın zirvesinden, 1450 metre yükseklikteki Sazak Orman Gözetleme Kulesi'nin bulunduğu alandan durum değerlendirmesi yaptı. Kazdağları'nın, dünyada en çok oksijenin bulunduğu yerlerden birisi olduğunu belirten Özenç şunları söyledi
Buraya Türkiye'nin değişik illerinden nefes darlığı, KOAH rahatsızlığı olan insanlar rahat bir nefes almak için geliyorlar. Kazdağlarında en çok endemik bitki ve koru ormanı olan yer de bu bölge. Ancak buradaki manzaraya yakışmayan bir de Çan Termik Santrali var. Maalesef biz dünyada Kazdağları'nın oksijeniyle ne kadar övünsek de, Kazdağlarını tehdit eden bir santral de var burada. Kazdağları'na yakışmayan bir görüntü. Dileriz ki yetkililer bir çare bulur ve santrali buradan kaldırırlar. Muhakkak enerjide Türkiye için önemli. Ama bu santralin yerinin burası olmadığını düşünüyorum. Burası doğaseverlerin nefes darlığı olanların nefes alacakları yer. Muhteşem bir orman örtüsü ve orman zenginliği var. Endemik bitkileri var, Kazdağı göknarı var. Etraf Kazdağlarının endemik bitkileriyle örtülü. Etraf koru ormanlarıyla bezenik ve yemyeşil her taraf. Ancak bunlara uygun olmayan birde Çan Termik Santrali var. Kazdağları'na kuş uçuşu yaklaşık 30 kilometre. Kazdağları'na vurulmuş bir hançer gibi. Bunun yerinin burası olmadığını düşünüyorum.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.