ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



BÖLGEMİZDEN HABERLER                                                                                                                                                                         Son Güncelleme : 19.06.2017


     


Bayramiç İlçesine bağlı Kurşunlu Köyü'nde özel bir maden şirketi tarafından kurulmak istenen feldspat ocağı için yapılmak istenen Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) toplantısı, köylülerin davullu, tenekeli protestosu nedeniyle iptal edildi.
Kurşunlu Köyü'nde ellerinde davul ve tenekelerle toplanan bir grup köylü, açılmak istenen feldspat ocağı için Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılması planlanan ÇED toplantısına tepki gösterdi. Köylülere, Çanakkale'den çeşitli sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çevreciler de destek verdi. Jandarma köy meydanında olası bir gerginlik yaşanmaması geniş güvenlik önlemi aldı.
Köylerinde maden ocağı istemeyen kalabalık ve çevreciler, 'Para, insan hayatından değerli değildir. Kazdağları'nın üstü feldspattan değerlidir7 yazı pankart açıp, ÇED toplantısı için gelen maden firması ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerine, 'Madenci firma köyü terket', 'Köyümüzde maden istemiyoruz' sloganları ile tepki gösterdi.
Köylüler, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerine köylerinde kurulmak istenen feldspat ocağı konusunda bilgilendirilmek istemediklerini, bu nedenle ÇED toplantısının yapılmamasını istediklerini bildirdi. Bunun üzerine toplantı iptal edilip, tutanağa 'toplantı gerçekleştirilememiştir' ibaresi eklendi.



Ayvacık İlçesi'ne bağlı Küçükkuyu Beldesinin Belediye Başkanı Cengiz Balkan, “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı’nda” zeytincilik yasasının değiştirilmek istendiğini belirtip, buna tepki gösterdi.
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, üretim ve yatırımın önündeki engelleri kaldırmayı hedefleyen “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı”nda zeytincilik yasasını değiştirmek istendiğini ifade eden Küçükkuyu Belde Belediye Başkanı CHP’li Cengiz Balkan, bu duruma tepki gösterdi.
Belediye Başkanı Cengiz Balkan, bu yasa taslağı ile bölgenin altını olarak gördükleri zeytinin ölüm fermanının verildiğini belirtti. Değiştirilecekler arasında en önemlisinin 20’nci madde olduğunu ifade eden Balkan, söz konusu değişikliğin yedi kez Meclis'ten ret oyu aldığını ve bu ısrarın arkasında rant kapısı olduğuna dikkat çekti. Mevcut zeytin yasasında, 'Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez' maddesi olduğunu hatırlatan Cengiz Balkan şunları söyledi:
“Yeni yasa tasarısında ise bu cümleden sonra 'ancak' diye başlayıp 'alternatif alan bulunamaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla' diye getirilen değişiklik taslağı; enerji, madencilik, petrol ve doğal gaz arama işletme faaliyetlerinin yanı sıra zeytinlik alanlarda imara izin veriyor. Bir ziraat mühendisi ve eski bir zeytinci olarak bu tasarının yasalaşması halinde Türkiye’de ve Ege bölgesinde zeytinciliğin biteceğini öngörmek hiç de zor değil.
 Oysa zeytin stratejik bir üründür. Özellikle Ege bölgesinin temel geçim kaynaklarından biridir. Defalarca meclisimizde reddedilen bir yasa taslağının sürekli önümüze getirilmesinin arkasında başta madencilik olmak üzere çeşitli çıkar çevrelerinin lobi faaliyetlerini aramamız lazımdır. Yetkililere Küçükkuyumuz’dan seslenmek istiyorum: Zeytinimizden elinizi çekin. Sağlıklı beslenme, istihdam yaratma başta olmak üzere sayısız fayda sağlayan bu kutsal ürünümüzü korumak için her türlü mücadele yöntemine başvuracağız.”



Biga, Çanakkale’nin lokomotifi konumunda
Biga Belediye Başkanı İsmail Işık: Eskişehir’in dönüşümüne tanık olmasının Biga Belediye Başkanlığı’na uzanan serüvende yol haritasını çizmede kendisine büyük katkıları olduğunu ifade etti. “Neden Biga’da da aynı dönüşüm yaşanmasın?”
“Bizler Atatürk Kültür Merkezi ile ilçemizin kültür ve sanat yaşamını hareketlendirmeyi hedefledik ve büyük oranda başardık. Eylül ayından bu yana 100 bine yakın hemşehrimiz Atatürk Kültür Merkezi’ndeki etkinliklere katıldılar. İlçemizin kurumları için ciddi bir adres oldu merkezimiz. Atölye çalışmalarımızdan haftalık 1200 hemşehrimiz yararlanıyor. Dijital kütüphanemiz hizmete girdi. Dijital kütüphanede birçok farklı alanda 15.000’e yakın e-kitap var ve 30 farklı yabancı dili öğrenme şansınız var. Tüm bunlar ücretsiz. Şehir Parkı’mız Biga’ya nefes aldırdı. Haftanın her günü ilgi görüyor. Yollarımızı yeniliyoruz, şehrimizin ekonomisine destek olacak Alışveriş Günleri, kültür ve sana etkinlikleri, konserler ve bir çok etkinlik düzenliyoruz.
Biga’mızı araçların ve yayaların şehri, kültür ve sanat şehri yapma hedefiyle çıktığımız yolda büyük başarılar elde ettik. Sorunlarımız elbette var ama bizler sorunları en aza indirmek için çalışıyoruz. Sorunlardan kaçmıyoruz. İnsan odaklı çalışıyoruz. Halk Masa sistemimizi kurduk. Bu şekilde teknolojinin her alanını kullanarak belediyemize ulaşılabiliyor. Her sorun kayıt altına alınıyor. Şimdi ise yaşanacak şehir ve mutlu insanların şehri yapabilmek için çalışıyoruz. İnsanların mutlu olması için, onları evlerinden çıkarmamız gerekiyor. Kocabaş Çayı çevresini düzenleyerek bu hedefimize bir adım daha yaklaşmış olacağız. Daha sonra ise suyu tutup gondolların yüzdüğü bir Kocabaş Çayı çalışması ortaya koyacağız. İnsanlarımıza zaman geçirebilecekleri etkinlikler yapmalı, sosyalleşebilecekleri alanlar üretmeliyiz. Bunun için çalışıyoruz.
Biga, Çanakkale’nin lokomotifi konumunda. Biga’nın büyümesine, gelişip bölgemizin parlayan yıldızı olmasına kimse engel olamaz. Bu bölgenin konumu itibariyle Biga her zaman ilgi görmektedir. Büyük İskender’in Pers savaşına tanık olmuş, Osmanlı Devleti’ne sancak beyliği yapmış ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli kahramanlar çıkarmış bir ilçedir Biga. Hem doğal güzellikleri, hem coğrafi konumu hem de ekonomik altyapısı dikkate alındığında; bir çok yatırımcı tarafından da dikkatlice takip ediliyor ilçemiz. Bizler ilçemizin kontrollü ve güzel büyümesi için, gelecek nesillerimize temiz bir Biga bırakmak için çalışıyoruz. Büyük sanayi devlerinin yatırımları, köklü bir esnaf kültürü, üniversite öğrencilerinin katkısı, köylerdeki yatırım için uygun alanların değerlendirilmesi ile Biga, Çanakkale ekonomisini sırtlamayı sürdürecektir.”



Gelibolu'nun kaderi yeni feribot terminali için Çanakkale İl Özel İdaresi'nin 13 Nisan tarihinde gerçekleştirdiği ihaleyi GESTAŞ Deniz Ulaşım aldı. Tartışmasız, Gelibolu'da bütün kesimlerin, siyasi parti, düşünce ayırt etmeksizin üzerinde hem fikir olduğu, şehir merkezindeki mevcut feribot iskelesi sorunu tarihe karışıyor.
Gelibolu'nun kaderi haline gelen, ilçenin uzun yıllardır gündeminde olan yeni feribot terminali için önemli bir somut adım atılmış oldu. Tehlikeli madde ve ağır yük taşıyan vasıtaların Çanakkale Boğazı'nı geçişte mecburi olarak Gelibolu İskelesi'ni kullanması, mevcut iskelenin şehir merkezinde bulunması ile birleşince; iskele trafiği ilçe için büyük bir tehlike arz ediyordu. Yıllık yaklaşık 650 bin ağır vasıta araç hem şehir içi trafiği çekilmez hale getiriyor, hem de taşıdıkları yük itibariyle olası bir kazaya davetiye çıkarıyordu.
Mevcut iskelenin yaklaşık 2 km gerisinde, yerleşim yerinin dışında 40 bin metrekare alan üzerinde 2 ayrı terminal ve 4 rampa olarak inşa edilecek yeni feribot iskelesi hem trafik yoğunluğunu, hem de olası kaza ihtimallerini ortadan kaldıracak. Yeni feribot iskelesinin iki yıl sonunda hizmete girmesiyle birlikte, aynı anda birden fazla geminin rampaya yanaşması, hızlı araç transferi gibi kolaylıklar sayesinde Gelibolu-Lapseki hattındaki deniz ulaşımı daha da hız kazanmış olacak; Boğaz'ı geçiş süreleri kısalacak. Ticari satış büfeleri, zabıta ve polis noktaları, bekleme salonları ile feribot terminali Gelibolu'ya, Çanakkale'ye uzun yıllar hizmet edebilecek modern bir tesis olacak.



Ayvacık İlçesi’nde 6 Şubat’ta başlayan deprem fırtınasında şu ana kadar 1000’e yakın sarsıntı meydana geldi. 5’i 5 ve üzeri büyüklükte, 11’i ise 4 ve üzeri büyüklükteki depremler, kent sakinlerini korkutuyor.
Ayvacık İlçesi’nin Yukarıköy Köyü başta olmak üzere toplam 24 yerleşim biriminde 480 yıkılmış ve ağır hasarlı konut, 392’si hasarlı konut, 1’i ağır hasarlı kaplıca, 6’sı ağır hasarlı cami, 75’i ağır hasarlı ahır ve dam olmak üzere toplam 954 yapıda zarar tespit edildi. Sarsıntılar sırasında 8 kişi de hafif yaralandı. Tarım İl Müdürlüğü’nce yapılan tespitlerde ise 18 küçükbaş ve 1 büyük baş hayvanın telef olduğu belirlendi.
Meydana gelen depremlerden bazılarının merkez üssü olan Tuzla Köyüne, Kösedere Köyüne gelişte karayolunun kenarında kaynayan sıcak suyun soğuk hava ile birleşmesi nedeniyle bazı günler ortaya çıkan ürkütücü manzara, bugün bir kez daha kendisini gösterdi. Kaynayan sıcak suyun soğuk hava ile birleşmesi üzerine oluşan buhar tabakası yüzeyden hayaa doğru yükselirken, ortaya ilginç görüntüler çıkardı.
YIKILAN EVİN BULUNDUĞU YERDEN KAYNAK SUYU AKMAYA BAŞLADI…
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen depremlerin ardından Tuzla köyünde yıkılan bir evin bulunduğu yerden kaynak suyu akmaya başladı. 6 Şubat'ta meydana gelen 5,3 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede meydana gelen sarsıntılar sürüyor. Depremlerin ardından Ayvacık ilçesine bağlı Tuzla köyünde yıkılan bir evin olduğu yerden sıcak kaynak suyu çıktı. Suyun çıktığı alanın çevresi tel örgüyle kapatılırken, üzerine "Dikkat sıcak su" yazılı levha yerleştirildi.
"2 GÜN ÖNCESİNE KADAR BU KADAR KAYNAR SU ÇIKMIYORDU"
Köy halkından Hasan Çeldir, gazetecilere yaptığı açıklamada, böyle bir olayın köylerinde daha önce yaşanmadığını söyledi. Sıcak suyun depremden sonra çıktığını anlatan Çeldir, "Daha 2 gün öncesine kadar bu kadar kaynar su çıkmıyordu. Şimdi 3-4 yerden su çıkıyor. Buralarda yoktu, üst taraflarda vardı, biliyorduk. Büyük ihtimalle depremden sonra bu sıcak suyun bu bölgeden çıktığını düşünüyorum." diye konuştu.



Biga ve Çan'da faaliyet gösteren termik santrallerin ardından, Yenice ilçesinde de yapılmak istenen Çırpılar Termik Santrali, çevrecileri Kazdağları için endişelendiriyor.
Çanakkale İda Dayanışma Derneği, Türkiye'nin oksijen deposu Kazdağları'na yapılmak istenilen Yenice Çırpılar Termik Santrali Projesi ile ilgili kaygılarını dile getirdi. Projenin, bölgedeki doğal yaşam alanları ile beraber içme suyu havzalarını ve tarımsal üretimi tehdit ettiğini belirten Dernek Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Kazdağları ve yöresinin acil destek beklediğini söyledi. İnsanı büyüleyen doğal güzellikleriyle birçok efsaneye konu olan Türkiye'nin cennet köşesi Kazdağları ve yöresi, son yıllarda bölgede yapılmak istenen enerji ve maden projeleri ile gündeme geliyor. Yer altı ve yer üstü su rezervleri ile doğal bitki örtüsü olan ormanları, endemik türleri ile toplumsal miras olan Kazdağları, aynı zamanda başta Çanakkale ve Balıkesir olmak üzere tüm bölgenin hayat kaynağı. Bölge insanının ya temiz bir nefes almak için uğradığı ya da orada yetiştirilen çileği, kirazı, biberini yediği Kazdağları ve çevresinde yapılmak istenilen projeler, çevrecilere göre bir yandan bu doğal güzellikleri tehdit ederken diğer bir yandan ise yerel halkın geçim kaynaklarını da yok edecek. Endişeye yol açan o projelerden birisi ise Taşzemin İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, Yenice İlçesine bağlı Çırpılar Köyü'nde, kurulması için 2014 yılında çalışmalara başlanan, toplam kurulu gücü 200MWe203MWe495MWt olan termik santral.
65 KÖY MUHTARI PROJEYİ İSTEMİYOR
Konuyla ilgili bir açıklama yapan İda Dayanışma Derneği Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Kazdağları ve yöresinde yeni bir termik santral yapımının daha gündemde olduğunu üzülerek söylemek zorunda kaldıklarını belirtti. Pirinçciler, Çırpılar Köyünde planlanan yaklaşık 200 MWe gücündeki termik santralde yılda 3.5 milyon ton kömür yakılacak ve yine yılda 465 bin ton kül çıkaracak. Bu küllerde 90 futbol sahası büyüklüğünde bir arazide depolanacak. Yani neredeyse külden dağlar oluşacak. Bu 30 yıllık bir proje. Yenice'de 72 köy muhtarının 65'i bu projeyi istemiyor. Biz Çanakkaleliler olarak da istemiyoruz. Çanakkale'de güneş var. En önemlisi de rüzgar var. Yenice'de çok değerli tarımsal ürünlerimiz var. Yenice tarımını bitirecek böyle kömürlü termik santral projesi Kazdağı ve çevresinde yaşamı bitirecektir diye konuştu.
KAZDAĞLARINI KORUMAK İÇİN DAYANIŞMA
İda Dayanışma Derneği olarak, ulusal ve yerel birçok dernekle birlikte Kazdağları için büyük bir dayanışmaya imza attıklarını da belirten Pirinçciler, Sosyal medyada 3 gün süren kampanyaya 55 bin change.org ve 750 bin twit ile destek aldık. Amacımız Türkiye'nin önemli oksijen depolarından biri olan, sadece Çanakkale'nin değeri değil, bütün Türkiye'nin değeri olan Kazdağımızı külden ve zararlı gazlardan korumak. Tabi ki yöredeki insanları da. Bu amaçla Türkiye'de Yuva Derneği, TEMA, Ankara'daki 350.org, Kazdağı Kültürel Hayatları Koruma Derneği ve İda Dayanışma Derneği olarak büyük bir dayanışmaya imza atıyoruz. Termik santraller yöredeki su kaynaklarını çok büyük zarara uğratacak. Kül depo sahaları hem insan, hem de bitki ve hayvan sağlığına ciddi zararlara sebep olacak. Bu anlamda bütün Türkiye'yi önümüzdeki günlerde açacağımız sosyal medya dayanışmasına da çağırıyoruz dedi.
KAZDAĞLARINA VURULMUŞ BİR HANÇER GİBİ!
Çanakkale'de dünyaca ünlü oksijeni ve endemik bitki türleriyle çok önemli bir doğa mirası olan Kazdağları'nın nasıl bir tehdit altında olduğu ise zirveden kuş uçumu yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan Çan Termik Santrali ile gözler önüne serildi. Bayramiç İlçesine bağlı Çırpılar Köyü'nde yaşayan emekli ormancı Mehmet Özenç, Kazdağları'nın zirvesinden, 1450 metre yükseklikteki Sazak Orman Gözetleme Kulesi'nin bulunduğu alandan durum değerlendirmesi yaptı. Kazdağları'nın, dünyada en çok oksijenin bulunduğu yerlerden birisi olduğunu belirten Özenç şunları söyledi
Buraya Türkiye'nin değişik illerinden nefes darlığı, KOAH rahatsızlığı olan insanlar rahat bir nefes almak için geliyorlar. Kazdağlarında en çok endemik bitki ve koru ormanı olan yer de bu bölge. Ancak buradaki manzaraya yakışmayan bir de Çan Termik Santrali var. Maalesef biz dünyada Kazdağları'nın oksijeniyle ne kadar övünsek de, Kazdağlarını tehdit eden bir santral de var burada. Kazdağları'na yakışmayan bir görüntü. Dileriz ki yetkililer bir çare bulur ve santrali buradan kaldırırlar. Muhakkak enerjide Türkiye için önemli. Ama bu santralin yerinin burası olmadığını düşünüyorum. Burası doğaseverlerin nefes darlığı olanların nefes alacakları yer. Muhteşem bir orman örtüsü ve orman zenginliği var. Endemik bitkileri var, Kazdağı göknarı var. Etraf Kazdağlarının endemik bitkileriyle örtülü. Etraf koru ormanlarıyla bezenik ve yemyeşil her taraf. Ancak bunlara uygun olmayan birde Çan Termik Santrali var. Kazdağları'na kuş uçuşu yaklaşık 30 kilometre. Kazdağları'na vurulmuş bir hançer gibi. Bunun yerinin burası olmadığını düşünüyorum.



Kaz Dağı’nın kalbine yeni bir termik santral yapılıyor. Yıllardır termik santrallerin yarattığı hava kirliliği ile boğuşan Çanakkale’nin Çan ilçesine 25, Edremit Körfezi’ne kuş uçuşu 20 kilometre uzaklıktaki Yenice Çırpılar Termik Santrali, konumu itibariyle hem körfezin hem Kaz Dağı’nın adeta ölüm fermanı!
Çanakkale’ye 85, Yenice ilçesine 11 kilometre uzaklıkta bulunan termik santral, adını aldığı Çırpılar köyüne sadece 500 metre mesafede! Santral alanının 740 metre kuzeybatısında Kovancı, 3 bin 200 metre doğusunda Boynanlar köyleri yer almakta. Santralin kül depolama sahasının kuş uçuşu yaklaşık 1600 m güneydoğusunda Suuçtu köyü, 1400 m güneybatısında Öğmen köyü yer alıyor.
Taş zemin AŞ adlı şirket tarafından kurulacak olan termik santral saatte 455 ton yerli linyit yakacak. Yıllık linyit tüketiminin yaklaşık 3.5 milyon ton/yıl olacağı öngörülen tesiste, 25 yıllık faaliyet süreci boyunca toplam 88 milyon ton kömür tüketimi gerçekleşecek. Santralin ömrünün yarısı miktarında kömür kullanılacak tesiste, zamanla yeni kömür sahaları ya da ithal kömürle ihtiyacın giderileceğini gösteriyor.
TARIMI BİTİREBİLİR
Termik santral çevresindeki köylülerin ana geçim kaynakları tarım. Yenice ilçesindeki 11 bin ailenin çok büyük bir bölümü tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlamakta. Özellikle salçalık biber üretimi ve mısır üretimi en yaygın yetiştirilen tarımsal ürünlerden. 286 bin 66 dekar olan ekilen arazinin, 70 bin dekarı da çayır ve mera alanı.
Kaz Dağı’nın kuzeyinde kurulması planlanan termik santral, meydana getireceği hava ve su kirliliğinin yanı sıra oluşturacağı 6 milyon 356 bin metreküplük devasa kül depolama alanı nedeniyle yöredeki tarımsal üretimi ve canlı yaşamını tehdit ediyor. Termik santral projesinde 27.7 hektarlık alanın orman sayılan alanlardan olduğu görülürken, Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğünün, kül barajı olarak planlanan 3.7 hektarlık alana, verimli ormanlık alan olduğu, sosyal ve çevresel sorunlar yaratacağı gerekçesiyle izin vermemesi üzerine bu alan projeden çıkarılmış. Yine termik santralin doğu sınırında ise özellikle karacaların korunmasına dönük yaban hayvanı yerleştirme alanı bulunmakta. Alandan tespit edilen 346 bitki türünden 8’inin endemik olduğu raporlarda belirtilen bir başka ayrıntı.
Termik santralle ilgili yapılan bir anket çalışmasında yöredeki en önemli sorunlar; Sulama suyunun yetersizliği (yüzde 42.2), içme suyu ile ilgili sorunlar (yüzde 20.0), işsizlik (yüzde12.2) ve düşük gelir (yüzde11.1) olarak sıralanmış. Hal böyle iken zaten az olan suların bir de devasa bir su tüketim kapasitesi olan termik santralce çekileceği gerçeği, yöre köylülerinin en önemli kabuslarından birisi olmuş. Şirket, ÇED raporunda civardaki göletlerden soğutma suyu alacaklarını ileri sürüyor.
Bunların yeterli olmaması halinde ise yer altı sularına yönelecekleri belirtiliyor. Şirket ÇED raporunda bu suların kullanılması ile birlikte alanda yer alan sucul canlıların devamlılığı açısından gerekli önlemlerin alınacağı, derelere can suyu bırakılacağını da raporunda belirtiyor. Şirketin, bir cümle ile “Gerekli önlemleri alacağız”, dediği dereler Kaz Dağı’nda nesli tükenmekte olan benekli alabalıkların yaşam alanları! Yine bu derelerin suyu ile Agonya Ovası’nın tarım arazileri, özellikle kapya biber ve çilek tarlaları sulanıyor.
Santralle ilgili ÇED halkın katılımı toplantısı notlarında bir köylünün anlatılanları dinledikten sonra, “Sanki bize salça fabrikası kuruluyormuş gibi anlatıyorsunuz” sözleri toplantının içeriği hakkında yeterli bilgiyi veriyor. Köy gençlerinin, söylediği, “Termik santralin zararlarını biliyoruz ama işe ihtiyacımız var, ölümüne iş arıyoruz” sözleri ise, ülke insanının içine itildiği çaresizliğin de özeti gibi. Termik santralin sosyolojik açıdan önemli sıkıntıları da beraberinde getirebileceği, halkı ayrıştıracağı uyarısı yine şirketin ÇED raporunda mevcut.



Sadece Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yetişen Bayramiç beyazı, kendine özgü rengi, tadı, kokusu ve aroması ile tüketicinin beğenisini kazanmış durumda.
Almış olduğu coğrafi işaret tescili ile bilinirliliği artan meyvenin geleceği oldukça parlak görünüyor.

Aylık Tarım ve Kültür Dergisi tarlasera Aralık sayısında bu lezzetli meyveyi ele aldı. Üretimi 15 bin tona yaklaşan Bayramiç beyazı, fiyatıyla üreticisinin lezzetiyle de gastronomi dünyasının yüzünü güldürüyor.
Dünya üzerinde öyle tarım ürünleri var ki sadece tek bir coğrafyada yetişebiliyor, sadece o bölgenin iklim ve toprak yapısına uyum sağlayabiliyor. Buna rağmen çoğu zaman o dar alanın sınırlarını aşıyor ve kendini bir anda bambaşka pazarlarda bulabiliyor. İşte bu ürünlerden biri de dünyada ve Türkiye’de sadece Bayramiç ilçesinde yetişen Bayramiç beyazı. Kaz dağları eteklerinde üretilip temmuz ayında büyük şehirlerdeki tüketicinin beğenisine sunulan meyve, oldukça kısa bir sürede tüketiliyor. Aylık Tarım ve Kültür Dergisi tarlasera Aralık sayısında Bayramiç beyazının hikayesini, üretim metotlarını ve pazardaki potansiyelini ele aldı.
Uzun süre depolamaya uygun
Çanakkale-Bayramiç’te 90 yıl önce ekimine başlanan Bayramiç beyazının ticareti son 30 yıldır yapılıyor. Bayramiç yöresine lokalize olmuş meyve, kendine has kokusu ve aroması ile hemen bütün etli meyvelerden ayrılıyor. Kuru madde içeriği yönünden en sert şeftali çeşitleri ile aynı grupta yer alan Bayramiç beyazı, bu özelliği sayesinde uzun süre depolanabiliyor ve uzun mesafelere taşınabiliyor. Kendi çiçek tozuyla tozlaştığı için, hemen her türlü hava şartlarında meyve tutabiliyor. Kurağa dayanıklı bir meyve türü olması da, az suyla yüksek verim elde etmede önemli bir avantaj sağlıyor. Pazarlarda daha yüksek fiyat bulması nedeniyle de hem Bayramiç yöresi üreticileri hem de diğer bölgelerdeki üreticiler tarafından sıklıkla talep ediliyor.
Bayramiç beyazı AB yolcusu
Bayramiç beyazının bu denli rağbet görerek fiyatının artmasında kuşkusuz ürünün 2011 yılında almış olduğu “coğrafi işaret” yatıyor. Bayramiç Ziraat Odası ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nün ortaklaşa yürüttükleri çalışmaların ardından alınan coğrafi işaret tescili, ürünün hem değerini hem de üretimini arttırdı. Şu an üretim miktarı 15 bin tonun üzerine çıkmış durumda. Fiyatı ise birçok meyveye göre çok daha yüksek. Şu anda bölgedeki satış fiyatı 3-4 TL arasında değişen meyve, hallerde ise 6-7 TL’den satışa sunuluyor. Bu fiyatlar da Bayramiç beyazını bir taraftan “niş meyveler” arasına sokarken; diğer taraftan da üreticisine oldukça kâr sağlıyor.
Bugünlerde Bayramiç Ziraat Odası öncülüğünde, Bayramiç beyazının Avrupa Birliği Coğrafi Tescil Belgesi’ni almak için çalışmalar yürütülüyor. Son safhaya ulaşan uğraşlar başarıyla sonuçlanırsa, Bayramiç beyazı yakın gelecekte 28 Avrupa Birliği ülkesinin raflarında yerini alacak.
Bayramiç’in stratejik meyvesi
Bir bölgeyle özdeşleşmiş ürünler gerek o yörenin ekonomisinin büyümesinde gerekse bilinirliğinin artmasında anahtar bir görev üstleniyor. Farklı aroması ve tadıyla Bayramiç üreticisinin yüzünü güldüren Bayramiç beyazı da yöresinin stratejik ürünlerinden bir tanesi. Pazarının yalnızca ülke içiyle sınırlı kalmayıp yurtdışına da açılmasıyla, gelecek yıllarda Bayramiç beyazı bir marka haline gelerek hem kendi hem de yöresinin ismini çok daha geniş kitlelere duyuracak gibi görünüyor.



Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Çanakkale'nin Bozcaada ilçesi Sulubahçe mevkisi kıyılarında hiçbir şekilde yapılaşmaya izin verilmeyeceği bildirildi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında Bozcaada kıyılarında yapılaşmaya izin verileceği şeklindeki haberler yer aldığı belirtildi. İlçenin Cumhuriyet Mahallesi, Sulubahçe 1 mevkisinde, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan tescil harici alanın ilgili proje ve vaziyet planına uygun olarak kiralanmasının, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından 29.07.2015 tarih ve 1179 sayılı karar ile uygun bulunduğu ifade edilen açıklamada, söz konusu alanın 1. ve 3. derece "doğal sit alanı" içerisinde yer aldığı aktarıldı. Açıklamada, doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere ilişkin kiralama ve tahsis işlemlerinin Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce yürütüldüğüne işaret edilerek, şunlar kaydedildi:
"Çanakkale ili, Bozcaada ilçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Sulubahçe 1 mevkisinde bulunan 7 bin 451,65 metrekarelik alan içerisinde 1 adet 6 metrekarelik büfe, birer adet bay/bayan duş ve bay/bayan WC, bay/bayan soyunma kabini ve 2 bin 700 metrekare şemsiye şezlong alanın yer aldığı alan, 'Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik' in 25/b maddesine göre açık ihale usulü kiralanacaktır.
Bakanlığımız Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından kiralama ihalesi yapılacak söz konusu alanda hiçbir şekilde yapılaşmaya izin verilmeyecektir. Bahsi geçen alan kıyı alanı olup, tüm halkın kullanımına açıktır."



Asya kıtasının ve Anadolu'nun en batı ucunda bulunan Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Babakale köyünün muhtarlığı, Osmanlı Devleti'nin son kalesi olan yaklaşık 300 yıllık Babakale'nin kullanım hakkının kendilerine verilmesini talep etti.
Köy muhtarı Bekir Vargün, antik çağlarda "Lekton" olarak bilinen, 1723'te bir deniz seferinden dönerken fırtınaya yakalanan Sultan 3. Ahmet'in yerleşim yeri olarak kullandığı yerin adının, kale yapılmasından sonra Babakale olduğunu söyledi.
Köyün adını taşıyan Babakale'nin, Kuzey Ege'den gelen ve Çanakkale Boğazı'na girecek gemileri selamlayan güçlü surlarıyla 300 yıldır ayakta durduğunu ifade eden Vargün, köylerinin sadece kalesiyle değil, doğal güzellikleriyle de son dönemlerde ilgi çektiğini anlattı.
Köyün adını taşıyan ve yapımının üzerinden yaklaşık 300 yıl geçen Babakale, halen Kuzey Ege'den gelen ve Çanakkale Boğazı'na girecek gemileri selamlayan güçlü surlarıyla ayakta duruyor.



Bayramiç İlçesi'nde Kazdağları'nda doğan Karamenderes Çayı'nın beslediği
Bayramiç Barajı'nın suyundan faydalanarak enerji üretecek olan hidroelektrik
santralinin (HES) yapımına başlandı
.
Bayramiç İlçesi'ne 2 kilometre uzaklıkta bulunan ve Ezine Ovası'na kadar uzanan tarım alanlarını sulayan Bayramiç Barajı'nın suyundan yararlanılarak enerji üretilecek. Berak Su Şirketi, Karamenderes Çayı'nda enerji üretecek HES yapımına başladı. Çanakkale'de ilk kez kurulacak HES'in, 2.5 megavat gücünde olduğu ve Bayramiç İlçesi'nin 3'te 1'lik enerjisini sağlayacak güçte olduğu ifade edildi. Karamenderes HES proje koordinatörü Hakan Kadıoğlu, HES'in yapımına başladıklarını belirterek, şöyle dedi: "HES ile birlikte yapılacak enerji besleme hattı ve yeni dağıtım merkezi ile buradaki enerji arz güvenliği sağlanacak. Ezine İlçesi'ndeki elektrik kesintileri artık Bayramiç İlçesi'ni o kadar etkilemeyecek. Kendi kaynağından da enerji üreteceği için Bayramiç'in enerjideki sürekliliği sağlanmış olacak. Aynı zamanda bu dağıtım merkezinin yapımıyla da köylerin hatları birbirinden ayrılabilecek. Herhangi bir arıza durumunda bütün köylerin elektrik kesimi değil, lokal olarak kesim yapılarak çözüm üretecek olan bir projeden bahsediyoruz.
Bayramiç barajı sulama barajı olarak kullanılıyor. Enerji üretiminde kullanacağımız su ise yeniden sulamaya gidecek. Yapı olarak çevreye en zararsız olabilecek bir proje. Herhangi bir şekilde suyun güzergahını değiştirmek yada farklı bir işlem olmamaksızın, Karadeniz'deki gibi komplike yapılardan ibaret değil. Sadece mevcut dereye dip savaktan suyun olduğu yerdeki vananın yerine türbin koyarak buradaki suyun basıncından enerji elde edilecek."
Proje kapsamında enerji hattının yapılacağı Tülüler, Yeniceköy ve Yeniköy'de bilgilendirme toplantıları yapıldığı belirtildi. Santralin yapımı aşamasında 40 kişinin çalışacağını anlatan Kadıoğlu, santral yapımı tamamlandıktan sonra santralde 6 kişilik bir ekip çalışacağını ifade etti. Karamenderes HES projesinin Nisan ayında tamamlanarak, enerji üretmeye başlayacağı ve yatırım maliyetinin de 10 milyon TL olduğu ifade edildi.



Bayramiç ilçesindeki İstiklal Marşı'nın yazarı, milli şairi Mehmet Akif Ersoy'un çocukluğunun geçtiği iki katı evin, aslına uygun olarak yapımı tamamlandı. Evin bulunduğu sokakta da düzenleme yapılarak, bu alanın külliyeye dönüştürülmesi için çalışmalara başlandı.
Camicedit Mahallesi, Şair Mehmet Akif Ersoy Sokak'ta, kentsel SİT alanındaki, Reşit Tümer'e ait koruma altındaki, Mehmet Akif Ersoy'un çocukluğunun geçtiği iki katlı, tescilli kagir ev, 2001 yılında bir bölüm bakımsızlıktan yıkıldı. Bu durum 12 yıl sonra farkedilip, ulusal ve yerel basında haber olarak yeraldı. Dönemin CHP'li Bayramiç Belediye Başkanı Sakin Tuncer, arşivlerde yaptıkları incelemede, 1 Mart 2001 tarihinde tehlike oluşturduğuna dair tutanak tutulan evin kalan yarasının da belediye tarafından yıkıldığını belirleyip, durumu Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na bildirdi. Başkan Tuncer, yıkılan evin yeniden yapılması için harekete geçti.
Ancak, mülk sahiplerinin üç katı para istemesi üzerine Tuncer, dava açıp, uzun süredir otopark olarak kullanıldığı ortaya çıkan araziyi istimlak etti. Çanakkale Valiliği'nde imzalanan protokolün ardından İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım A.Ş. sponsorluğunda geçen 1 Ocak'ta İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un 12 yaşına kadar yaşadığı evin aslına uygun olarak yapımına başlandı. Yapımı Mehmet Akif Ersoy'un doğum tarihi olan geçen 1 Temmuz'da tamamlanan ev 'Mehmet Akif Ersoy Evi ve Müzesi' olarak düzenlendi.



Çanakkale’nin Eceabat ilçesine 20 Milyon TL değerinde 720 kişilik Öğrenci Konuk Evi yapılıyor. 2014 yılında temeli atılan ve inşaat çalışmalarına başlanan Öğrenci Konuk Evi tamamlandığında mimarisi, fiziki şartları ve donanımı ile 5 yıldızlı bir otel konforunda 720 kişiye hizmet verecek.
Yaklaşık 20 Milyon TL'ye mal olacak öğrenci konu evi inşaatını gezen Çanakkale İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Can Aksoy, bölgede incelemelerde bulundu. Öğrenci konuk evinin finansmanının Türkiye Vilayetler Birliği tarafından sağlandığını belirten Can Aksoy,"2014 yılında inşaatına başlanan projeyi yüklenici firma ile koordinasyon ile idaremizin kontrol elemanları tarafından kısa sürede bitirilmesi bekleniyor.
Bitirilmesi halinde 720 kişilik bir öğrenci kapasitesine ulaşacak. Beş yıldızlı otellerin standardında olacak. Türkiye'nin her yerinden gelen öğrenci kardeşlerimizin ve evlatlarımızın Çanakkale Şehitliklerini, Abidemizi ziyaret ettikleri zaman günlük veya sezonuna göre birkaç günlük konaklamalarını sağlamak üzere kamu kaynaklarıyla devletimizin önemli bir yatırımıdır. Vilayetler Hizmet Birliği tarafından finanse edilen proje yaklaşık 20 Milyon TL tutarındadır. Projenin inşaat safhasından sonra canlı ve diri tutulması için biz Çanakkale İl Özel İdaresi olarak Çanakkale Valimiz talimatları doğrultusunda bu binanın işletmesini, devamını, yaşamasını Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından devam ettireceğiz.
Türkiye'nin her yerinden Gençlik ve Spor Bakanlığının birçok biriminden buraya gönderilecek öğrenci ve genç kardeşlerimiz burada konaklayacak. Daha sonra illerine geldikleri memleketlerine geri dönecekler." dedi.



Yenice İlçesi'nde biraraya gelen çevreciler, bölgedeki termik santral yatırımları ve altın madenciliğine karşı 'Kazdağları'na Nefes Ol' sloganıyla Dünya Çevre Günü'nü kutlayıp, farkındalık yarattı.
Çanakkale İDA Dayanışma Derneği, Yenice Dayanışması, Zirve Dağcılık, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi ve Çanakkale Belediyesi'nin katkılarıyla Yenice'de Dünya Çevre Günü kapsamında bir dizi etkinlik düzenledi. Etkinliğe CHP Çanakkale milletvekilleri Muharrem Erkek, Bülent Öz, Çanakkale Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan, CHP Çanakkale İl Başkanı Nejat Önder, CHP Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, CHP Çan İlçe Başkanı Ümran Aydın, İDA Dayanışma Derneği Başkanı İlhan Pirinçciler ve yönetim kurulu üyeleri, İDA Dayanışma Derneği, Yenice Dayanışması, Zirve Dağcılık, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi üyeleri ve çevre illerden gelen çevreciler katıldı.
Yenice İlçesine bağlı Davutköy'den geçen maden ocaklarına ait kamyonların neden olduğu tozun köye ve yörede yetişen ürünlere zarar verdiği iddiasıyla bir yıldır mücadele eden Davutköylü kadınlar, etkinlik kapsamında düzenledikleri basın açıklaması ile yetkililerin sessiz kalmasına tepki gösterdi. Davutköylü kadınlar, yörede termik santral istemediklerini de belirtti. Konuşma ve basın açıklamasının ardından çevreciler, 'Kazdağları'nın üstü altından değerlidir', 'Kazdağları'nı savun, yaşamı savun' yazılı pankartlarla Marmara Parkı'na yürüdü.
Yenice İlçesi'nde kutlanan Dünya Çevre Günü etkinlikleri anaokulu öğrencilerinin Kazdağları'yla ilgili resim yapma etkinliğiyle devam etti. Ardından çevreciler Kireçtepe Yangın Gözetleme Kulesi'ne çıktı. Çanakkale Belediyesi Halk Oyunları ekibi zeybek ve harmandalı oynadı. Etkinliğe katılan çevrecilere pilav ve ayran ikram edildi.
Gözetleme kulesinde sona eren etkinliğin ardından 3 kilomekrelik doğa yürüyüşüyle birlikte çevreciler Hacıahmet Çeşmesi'nde toplandı. Yemek ve müzikli etkinliklerde Dünya Çevre Günü kutlamaları Mahmutoğlu Çeşmesi'ndeki çadır kampı ile devam etti.


BAYRAMİÇ ELMASI MARKALAŞTI
KAZDAĞLARI'nın kuzey yamaçlarında kalan Çanakkale'nin Bayramiç İlçesi'nde yetişen sarı renkli 'Golden Delicious' cinsi elma çeşidinin markalaşması için Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na yapılan başvuru kabul edildi. Coğrafi İşaret Tescili Resmi Gazetede yayımlanan Bayramiç Elması, bundan böyle üreticiye daha fazla katma değer sağlayacak.
Bayramiç'te 'Bayramiç Beyazı' olarak adlandırılan tüysüz şeftaliden sonra, bu kez de Bayramiç Elması'na Türk Patent Enstitüsü'nden Coğrafi İşaret Tescili alındı. Bayramiç Ziraat Odası ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kenan Kaynaş ve ekibi, ilçe merkezi ile ilçeye bağlı Evciler, Yeşilköy, Çırpılar, Karaköy, Tongurlu, Külcüler, Ahmetçeli ve Saçaklı köylerinde yetişen sarı renkli 'Golden Delicious' elma çeşidinin markalaşması için 2012'de çalışmalara başladı. Prof. Dr. Kenan Kaynaş ve ekibinin bu elma çeşidinin üretiminden tüketimine kadar tüm detaylarına yer verdiği bilimsel raporla Bayramiç Ziraat Odası 12 Mart 2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü'ne başvurdu. Zorlu yolculuğun sonunda Coğrafi İşaret Tescili Resmi Gazetede yayımlandı. Böylece 'Bayramiç Beyazı'ndan sonra Bayramiç Elması da markalaşmış oldu.
ÇALIŞMALARI ANLATTI
Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan, 2012'de Prof. Dr. Kenan Kaynaş ve ekibinin hazırladığı bilimsel raporla yola çıktıklarını söyledi. Süreç içinde birçok kez rapor hazırlandığını ve hiçbir zaman hayal peşinde koşmadıklarını anlatan Pehlivan, "Gerçekleri raporlarına belgeleyerek bugünlere geldik. Sayın Hocamın emeği çoktur. Allah hocamızdan razı olsun. Bu projede bizi finansman olarak destekleyen Güney Marmara Kalkınma Ajansı'na, yine o günlerde İlçe de bizim bu projemizin hayal olduğunu söyleyen yetkililere kulaklarını tıkayarak destek olan Tarım İl Müdürlüğünde görevli Ömer Yıldız ve Başak Egesel'e, Ezine Tarım İlçe Müdürü Ramazan Eren'e, Gıda ve Tarım Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş'e, AK Parti Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ile Ayhan Gider'e şahsım, Meclisimiz, Yönetim Kurulumuz, Üyelerimiz ve Bayramiç adına teşekkür ediyorum" dedi.
DİĞER YERLERDEN DAHA İYİ
Prof. Dr. Kenan Kaynaş ise Bayramiç'in sarı 'Golden Delicious' cinse elma çeşidinin Türkiye şartlarında diğer bölgelerden daha kaliteli yetiştiğini belirterek, Coğrafi İşaret Tescili ile bunu resmileştirdiklerini belirtti. Kaynaş, "Bayramiç Elmasına coğrafi işareti almamıza neden olan en önemli faktör, bölgede gece ve gündüz sıcaklık farkı nedeniyle ürünün aromasının daha lezzetli ve tadının daha güzel olması. Rengi de daha güzel oluyor. Ayrıca kabuğunun ince olması da ürünü yeme kalitesini yükseltiyor. Ürüne tüm bu kalitesi Kazdağları'ndan kaynaklanıyor. Kazdağı'nın temiz suları, bol oksijenli temiz havasına üreticinin bilinçli üretimi de eklenince ortaya Bayramiç Elmasının kalitesi çıkıyor. Bölgede yılda 100 bin ton civarında elma yetişiyor. Bayramiç Elması Coğrafi İşaret Tescili aldığı için bundan böyle pazarda coğrafi işaret logosuyla satılacak ve daha yüksek bir fiyat bulabilecek. Üretici daha fazla katma değer sağlamış olacak" dedi.
RAPORDA ÖZELLİKLERİ ANLATILDI
Prof. Dr. Kenan Kaynaş ve ekibinin hazırladığı ve Türk Patent Enstitüsü'ne sunulan bilimsel raporda, Golden Delicious elma çeşidinin özellikleri şu şekilde anlatıldı:
"Meyve tadıyla birlikte hem dayanıklılık hem de yeme sırasında önemli bir kriter olan meyve eti sertliği Bayramiç Elması'nda diğer bölgelere göre daha yüksek bulunmuştur. Özellikle gübreleme, sulama gibi işlemlerle yörenin iklim özellikleri meyve eti sertliğini belirleyen pektik maddelerdeki değişim üzerine çok etkili olmaktadır. Meyve eti sertliği yönünden Bayramiç Elması'nın daha sert bulunması bu elmaların hem yeme olumu aşamasında hem de özellikle depolama aşamasında dayanıklılık yönünden olumlu bir özelliktir. 6-7 ay gibi uzun sürecek depolamada meyvelerin göstereceği yumuşama onların pazarlama, raf ömrü yönünden de Bayramiç Elması'na bir avantaj sağlayacaktır.
Bayramiç Elması'nda diğer yörelere göre meyve suyunda erimiş madde oranı dolayısıyla şeker içeriğinin yüksek olması, titre edilebilir asit oranının düşük olması meyvenin yeme aşamasında daha tatlı ve leziz olmasına neden olmaktadır. Ayrıca meyve eti sertliği yönünden bu meyvelerin biraz daha sert olması yeme aşamasında ısırma kalitesi yönünden önemlidir. Yeme sırasında önemli bir sorun teşkil eden kabuk kalınlığı yönünden Bayramiç Elması daha ince kabuğu ile diğer yörelerde yetiştirilen Golden Delicious elma çeşidi meyvelerinden farklıdır. Bu özellik önemli bir ayırt edici özelliktir."











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.