ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



 

 

BÖLGEMİZDEN HABERLER                                                                                                                                                                         Son Güncelleme : 10.09.2010


   

KAZDAĞLARI'NDA ALTIN SONDAJLARI HIZLANIYOR...

Kazdağları’nda onca protestoya, hukuk mücadelesine, kavgaya gürültüye rağmen ‘altın’ sevdası sürüyor. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi sınırları içindeki Kazdağlarında altın arama çalışmaları hızlandı.

Muratlar köyünde dört yıldır sondaj çalışmalarını yürüten Teck Arama ve Madencilik firması, Kuşçayır ve Şapçı köyleri arasındaki Kayalıdağ bölgesinde arama çalışmalarına hız verdi. Firma, Muratlar köyünde üç, Kuşçayır köyünde ise bir sondaj makinesiyle arama faaliyetlerine devam ediyor.
Teck Şirketi Halkla İlişkiler Koordinatörü Nilgül Pelit, analizler sonucu elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen noktalarda sondaj yapıldığını söyledi. Kirazlı bölgesinde faaliyet gösteren Alomos şirketinin de Karaibrahimler köyü sınırları içinde sondaj çalışmalarına başlayacağı öğrenildi.
Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tunçer ise siyanürlü altın konusunda görüşlerinin açık ve net olduğunu vurguladı: “Bölge halkı olarak siyanürle altın çıkarılmasına karşıyız.”
Maden şirketlerinin devlete vereceği binde 2’lik payın hiçbir hayra yaramayacağını belirten Belediye Başkanı Tunçer, “Bölgemizin üstü, altından daha değerlidir. İlçemiz toprakları çok verimli. Yöre halkının geçimi tarım, hayvancılık ve meyvecilik. ‘Siyanürle altın çıkarılıyor’ sözcüğü bile yöremizin ekonomisini bitirir” dedi.

Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan yöre topraklarının bereketinin, lezzetinin ününün yurt dışına da yayıldığını hatırlattı:
“Şu bir gerçek ki Çanakkale’nin domatesi, Bayramiç’in tüysüz şeftalisi, elması, hele hele Ezine peyniri tüm yurtta aranan ve en çok tüketilen ürünler arasında. Bunun nedeni ise, Ezine peynirine bu lezzet ve tadı veren yörenin bitki örtüsüdür. İlçemizde en fazla küçükbaş hayvancılık Muratlar, Söğütgediği, Cazgirler, Kuşçayır, Yiğitler, Yukarı Şapçı, Aşağı Şapçı, Bezirganlar, Aşağı Şevik ve Yukarı Şevik köylerinde yapılıyor. Bu nedenle biz yöremizde siyanürle altın çıkarılmasına karşıyız.”


İÇDAŞ A.Ş.’DEN ÇEVRE ALANINDA BİR İLK DAHA

Türkiyede emisyon iznini alan ilk termik santral ve demir çelik fabrikalarına sahip olan İÇDAŞ çevre alanında yine bir ilke imza attı.

Çevre duyarlılığını kurumsal kimliğinin bir parçası olarak gören İÇDAŞ, çevrenin korunması ve çevre kirliliğin önlenmesi için her türlü önlemi hiç duraksamaksızın almaya devam ediyor.
İÇDAŞ, Termik Santral, Çelikhane, Haddehane, Kireç Tesisi gibi tesislerinin bulunduğu bölgedeki hava kalitesini ve meteorolojik verileri 365 gün 24 saat boyunca izleyebilmek ve kayıt altına alabilmek için tesis etki alanında kurduğu Hava Kirliliği Ölçüm İstasyonu verilerinin Çevre ve Orman Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden yayımlanmasını talep etti.
Çevre ve Orman Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak Türkiyede bir ilk olan uygulamanın gerçekleştirilmesini sağladı. Bakanlık benzer uygulamalar olabileceğini de göz önünde bulundurarak bu konuda uyulacak usul ve esasları belirledi.
Bakanlık ve Valilik yetkililerinin incelemelerinde İÇDAŞ’ın kurduğu istasyonun verilerinin Bakanlık sayfasından yayınlanmasına uygun görüş verildi. Bu kapsamda, İstasyon için İl Çevre ve Orman Müdürü Ali Osman KAYMAKÇI ile İÇDAŞ Genel Müdürü Bülend ENGİN arasında 26.08.2010 tarihli Protokol imzalandı. Protokol gereği İçdaş Hava Kalitesi Ölçüm istasyonu anahtarları İçdaş çevre mühendisleri Barış Bora ve Arzu İleri tarafından Çanakkale İl çevre orman müdürlüğü teknik personeli Ahmet Açıkalın ve Abdurrahman Eren’e teslim edildi.
İÇDAŞ tarafından kurulan ve otomatik veri kayıt sistemine dayanarak çalışan bu istasyon, kaydettiği verileri online olarak Çevre ve Orman Bakanlığının Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağına aktarmakta ve resmi internet sitesi üzerinden yayınlanmasını sağlamaktadır.
Tesis etki alanında kurulan ve verileri online olarak Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından izlenecek Hava Kirliliği Ölçüm İstasyonu kurmaları, işletmelerin çevre alanında kendilerine olan güvenlerini ve aldıkları önlemlerin etkinliği göstermesi bakımından önemli bir göstergedir.
Çevre konusunda aldığı kararlar ve uygulamaları ile örnek olan ve Avrupa Çevre Ödülü dahil birçok ödüle layık görülen İÇDAŞ bu uygulama ile, tesislerinden kaynaklanan emisyonların bölgenin mevcut hava kalitesine etkisinin Çevre ve Orman Bakanlığı resmi internet sitesi üzerinden bütün kamuoyu tarafından izlemesini sağlayarak bu alanda da Türkiyede bir ilke imza atmıştır.
İÇDAŞ, işletmelerin çevre alanındaki başarı yada başarısızlıkları ortaya koyacak bu uygulamaya öncülük etmekle hem asılsız çevre kirliliği iddialarına en güzel cevabı vermekte hem de kendi çalışanlarının, meyve sebze bahçelerinin, besi çiftliğinin de bulunduğu bölgenin hava kalitesinin en iyi şekilde izlenmesini sağlamıştır.
Kurulan Ölçüm İstasyonu, Çanakkale ilindeki iki istasyondan biri olup; Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı diğer istasyona kıyasla çok daha fazla parametre ölçülmektedir. Çevre ve Orman Bakanlığı istasyonunda sadece PM ve SO2 parametrelerini ölçerken İÇDAŞ istasyonu bu iki parametrenin yanında NOx ve CO parametrelerini de ölçmektedir. Kirletici parametreler yanında bölgedeki meteorolojik veriler de ölçülmekte ve böylece hem meteorolojik veriler kayıt altına alınırken hem de olası hava kirliliği kaynaklarının hareket yönleri de izlenebilmektedir.
İstasyonun yer seçimi, tesis etki alanında olası kirliliğin en yoğun olacağı noktanın hava kirliliği dağılım modeli üzerinde bilimsel yöntemlerle çalışılarak tespit edilmiş; en uygun yerin mera olması karşısında istasyonun belirlenen en doğru noktaya kurulabilmesi için bahse konu alan köy tüzel kişiliğinden kiralanmıştır. Bu kiralama ile aynı zamanda İÇDAŞ tarafından köy tüzel kişiliğine kamu hizmetlerinde kullanılacak önemli miktarda kaynak sağlanmaktadır.
Tesis etki alanına kurduğu hava kirliliği ölçüm istasyonunun Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından online olarak izlenmesini ve resmi internet sitesi üzerinden kamuoyuna yayınlanmasını isteyen İÇDAŞ, aynı şekilde çevre alanında aldığı önlemlerle geldiği noktayı gösterecek bir başka girişimi daha başlatmıştır.
İÇDAŞ, hiçbir yasal zorunluluk olmamasına rağmen, Değirmencik termik santral üniteleri ve demir çelik tesislerinin emisyon ölçüm sonuçlarının kurulacak ağ ile Çanakkale Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından online izlenmesi için çalışma başlatmış ve talepte bulunmuştur.
Bu uygulama, çevreye olumsuz etkileri olduğu ileri sürülen fabrikalarını aldığı önlemlerle çevre mevzuatının belirlediği standartların çok daha altında değerlerle çalıştırmayı başaran İÇDAŞ’ın çevre konusunda kendine güvenini ve kamuoyuna karşı şeffaflığını göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir.


Çanakkale Seramik, Kalebodur ve Kalekim gibi yapı sektörünün öncü markalarını bünyesinde barındıran Kale Grubu, 53'üncü kuruluş yıldönümünü, düzenlenen 'Seramik Bayramı"ile Çanakkale'nin Çan İlçesi'nde kutladı. Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, krizi fırsata çevirmeyi başardıklarını ve 2009 yılında yüzde 30 büyüdüklerini açıkladı.

Çan İlçesi'nde Kaleseramik Fabrikaları Konferans Salonu'nda düzenlenen Seramik Bayramı kutlamalarına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, eski başbakan Yıldırım Akbulut, İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Necati Çetinkaya, AK Parti Mersin Milletvekili ve devlet eski bakanı Kürşad Tüzmen, AK Parti Kırıkkale Milletvekili ve eski Milli Eğitim Bakanı Vahit Erdem, Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık, Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Akdemir, Kale Grubu Onursal Başkanı ve Kurucu Murahhas Azası İbrahim Bodur, Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Kaleseramik Mali, İdari ve Ticari İşler Genel Müdürü Remzi Gula, Çan Belediye Başkanı AK Parti'li Abdurrahman Kuzu ile çok sayıda milletvekili, fabrika yöneticileri ve çalışanları katıldı.
Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, son 2 yıllık süre zarfında etkileri yoğun bir şekilde hissedilen global krizin ülke ekonomisine ve Türk sanayisine olan yansımalarının açıkça görüldüğünü belirterek, Kale Grubu olarak krizi fırsata çevirmeyi başardıklarını ve 2009 yılında yüzde 30 büyüdüklerini açıkladı. Okyay, şöyle konuştu:
"Bu süreçte gerek çalışanlarımız gerekse de tüm bayilerimiz, tedarikçilerimiz, kısacası uzun vadeli iş ortaklarımız ile yarattığımız dayanışma ve işbirliği güçlü şekilde ayakta durmamıza yardımcı olmuştur. Oldukça büyük darbeler almış olan bir sektörde yara almadan çıkan şirket olduk. Piyasanın daraldığı bir ortamda ticaret hacmimizi ve ticari ortak sayımızı oluşturduğumuz güven ile artırdık. Kale Grubu olarak kelimenin tam anlamıyla krizi fırsata çevirmeyi başardık."
2009 yılına temkinli bütçelerle girdriklerini ve hükümetin Orta Vadeli Programına ayak uyduracak şekilde muhafazakar büyüme rakamlarını benimsediklerini hatırlatan Okyay, "Ancak bu dönem de verimlilik politikamızın sonuçlarını çok kısa sürede almaya başladık ve yüzde 30 seviyesinde büyüdük. 2010'un ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 30'luk ciro artışı sağladık. Yine aynı dönem ile karşılaştırdığımızda brüt karımızda yüzde 50'lik bir artış sağladık. Yani, 2010'un ilk 6 ayında hacmimizi ve karlılığımızı artırmış olduk. 2010 yılı içinde gerçekleştireceğimiz yatırımların toplamı ise 27 milyon Dolar seviyesine ulaşacaktır" dedi...
YURTDIŞI ANLAŞMALARI
Yurtdışında çok önemli oluşumlar içerisinde yer aldıklarını ve önemli anlaşmalara imza attıklarını belirten Zeynep Bodur Okyay, şöyle devam etti:
"17 ülkede dağıtım yapan önemli şirketler ile işbirliği anlaşması imzaladık. Başta Avrupa olmak üzere tüm ihracat pazarlarımızdaki ortalama fiyatımızı yükseltmeyi başardık. Tripoli, Aşkabat, Erbil, Beyrut, Üsküp, Hindistan'da Koçin gibi kritik önem taşıyan pazarlarda yüzde yüz Kale ürünlerinin sunulduğu showroomları açtık ve açmaya da devam ediyoruz. Pakistan'dan Avustralya'ya olan coğrafyada üst segment ürün gamımızın satışlarını yükseltmekteyiz. Yakın vadede yeni bayiler açarak bölgesel liderlik hedefimiz için daha da aktif hale gelmeyi planlamaktayız. 2007 yılı Kasım ayında temeli atılan ve 2008 Temmuz ayından bu yana üretim yapan Kalekim Rusya yatırımızdan sonra Suudi Arabistan yatırımı için çalışmalar son aşamaya getirilmiştir. Ülkenin en büyük seramik üreticisi ile yaklaşık 11 milyon Dolar yatırım maliyeti ile başkent Riyad'da tesis edilecek yatırım faaliyetinin 2010 yılı içinde başlaması planlanmaktadır."
SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARI
Kale Havacılık şirketinin de uluslararası ortaklıkları ve işbirlikleri ile adından söz ettirdiğini söyleyen Okyay, "Bu firmamız uçan ilk yeni nesil müşterek taarruz uçağı olan F-35'te parçası yer alan tek Türk firması olarak bu global projede yeni işler almaya devam ediyor. Firmanın aynı zamanda dünya devi havacılık şirketlerinden Lockheed Martin, Pratt and Whitney, Northrop Grumman, Airbus, Boeing gibi firmalara da altyapımcı olarak uzun vadeli parça üretimi sözleşmeleri vardır. Motor parçalarını üretimi için Kale ve Pratt and Whitney ortaklığında bir şirket kurulması için ön anlaşma imzalanmıştır. Bu şirketin Türk Havacılık sanayiinin uluslararası arenada sahip olduğu gücü başarıyla temsil etmesini diliyoruz" dedi.
İnsansız hava aracı konusuna da değinen Okyay, "Teknolojisi ve yazılımıyla tamamen Türk mühendislerin eseri olan Bayraktar İnsansız Hava Aracı Ege'de gerçekleşen EFES 2010 tatbikatını başarıyla tamamladı. Diğer bir taktik insansız hava aracı için de deneme aşaması tamamlandı. Kısa süre içerisinde seri üretime geçilecek olan istihbarat aracı 1.200 km menzile sahip. Bu projeleri Kale Grubu'nun çeşitlendirme stratejileri çerçevesinde değerlendirmeniz doğru olacaktır" dedi.
KALKINMANIN ANADOLU'DAN BAŞLAYACAĞINA İNANDIM
Kale Grubu Onursal Başkanı ve Kurucu Murahhas Azası İbrahim Bodur da seramik sektöründeki 55 yıllık anılarını anlattı. Seramik sektöründeki yatırımlarına 55 yıl önce, o gün nüfusu 840 olan ve bugün 28 bin nüfusa ulaşan Çan ilçesinde başladığını belirten Bodur, "O gün sanayileşmenin ve kalkınmanın büyük kentlerden değil Anadolu'dan olması gerektiğine inanan genç bir müteşebbis olarak seramik yatırımımızı Çan ilçesinde kurduk.
Sanayi olmadan kalkınmanın olamayacağını bilen ve Türk halkına güvenen biri olarak aradan geçen 55 yılda bakın işte sanayiinin ülke kalkınmasına nasıl etki yaptığı ortada. Bugün Çan ilçesindeki fabrikalarımızda 5 bin kişi çalışmakta. Bu tesisler benim, ailemin değil. Yöneticileriyle, çalışanlarıyla hepimizin. Bugün Çanakkale Seramik Fabrikalarının bin 300 ortağı var. Dünyanın 5 kıtasına yatırım yapıyoruz" dedi.


2 TON SARDALYE İLE SOKAKTA MANGAL PARTİSİ

Gelibolu İlçesi´nde bu yıl 17'incisi düzenlenen Uluslararası Altın Sardalye Kültür ve Sanat Festivali, mangal partisine dönüştü.

Çanakkale'nin Gelibolu İlçesi´nde bu yıl 17'incisi düzenlenen Uluslararası Altın Sardalye Kültür ve Sanat Festivali, mangal partisine dönüştü. CHP´li Gelibolu Belediyesi, 2 ton Sandalyeyi, İlçeye öz pişirme tekniği ile vatandaşlara dağıttı. Festival kapsamında Gelibolulular 10 değişik Balkan ülkesinden gelen yabancı misafirlerin dans toplulukları eşliğinde İskele Meydanı'na kadar yürüdü.

Festival kapsamında, Liman içi mevkiinde hazırlanan onlarca mangalda pişirilen 2 ton sardalye, etkinliği izleyen yöre halkına ücretsiz servis edildi. Gelibolu Gazi Süleyman Paşa Anıtı önünde oluşturulan kortejle bu gün saat 17.00'de başlayan etkinlik, 3 gün sürecek festivalin en görkemli tarafı oldu. Gelibolulular, etkinliğe davetli Gürcistan, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 10 Balkan ülkesinden gelen yabancı misafirlerin dans toplulukları eşliğinde İskele Meydanı'na kadar yürüdü. Gelibolu'nun CHP´li Belediye Başkanı Mustafa Özacar, Cumhuriyet Meydanı´nda yaptığı festivalin açılış konuşmasında, festivalin Gelibolu´nun kalkınmasına olan katkısının yanı sıra, özünde bir kültür açılımı olduğunu da söyledi. Başkan Özacar, Gelibolu'nun gerek tarihi geçmişi, gerekse içinde yaşayan insanların çeşitli kökenlerden gelmesi bakımından önemli bir kültür merkezi olduğuna işaret ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gelibolu, antik çağdan bu yana Asya'dan Avrupa'ya ve Avrupa'dan Asya'ya geçiş köprüsü olmuştur. Bu süreç içerisinde yaşam süren birçok farklı medeniyet ve kültürün kendinden birşeyler bıraktığını, Gelibolu da zengin bir kültürel mozaik oluştuğunu görebiliriz.'

Konuşmaların ardından, Kaymakam, Belediye Başkanı, yabancı ülkelerin temsilcileri ve Gelibolu'daki başarılı sporcular tarafından festival meşalesi yakıldı. Daha sonra, yabancı ülkelerin sunduğu dans ve halk Oyunları gösterileri, izleyenler tarafından büyük beğeni topladı.

Festival kapsamında, İskele Meydanı'na kurulan 15 adet dev mangalda pişirilen 2 ton sardalye, izdihama yol açılmadan, Belediye görevlilerince özenle yaklaşık 15 bin kişiye ikram edildi.


GELİBOLU RUS ANITINDA TÖREN

Çanakkale'de 1917-1918 yıllarında Rusya'daki devrimden kaçarak Gelibolu'ya yerleştirilen ve zamanla burada hayatını kaybeden 25 bin Beyaz Rus'un anısına 2008 yılında dikilen anıtta tören düzenlendi.

Gelibolu'daki törene, Rusya Milli Şeref Vakfı Onursal Konseyi Başkanı Vladimir Yakunin, İstanbul Başkonsolosu Aleksey Yerkov, Batı Avrupa ve Geneva Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu His Eminence Mihail'in de aralarında bulunduğu 350 Rus katıldı. Gelibolu Kaymakamı Namık Kemal Nazlı ile Gelibolu Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Özacar da törende yer aldı.

Rus anıtına çelenklerinin konulmasının ardından İstiklal Marşı ve Rus Milli Marşının okunmasıyla başlayan tören, Batı Avrupa ve Geneva Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu His Eminence Mihail'in ayini ile devam etti. Rusya Milli Şeref Vakfı Onursal Konseyi Başkanı Vladimir Yakunin yaptığı konuşmada, yıllar sonra Gelibolu'da olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Yakunin, "Umuyorum iki ülke halkının birlikte paylaşılmış ortak kültür yaşamı nedeniyle kuracağı sıcak iletişimler dünya barışının temelinde de bir anıt gibi yükselecektir. İki halk yüzyılın bu zor koşullarında birbirlerine destek olmuş ve güçlü bir bağ kurmuşlardır. İşte biz de bu bağın devamı için bu güzel ve dost yerdeyiz" dedi.

Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar ise, "Gelibolu halkı ülkelerinden kopup gelen bu insanlara kucağını açmış, yaralarını sarmış, ekmeğini, aşını paylaşmış, barınmaları için ibadethane kapılarını açmış, evlerini vermiştir. İki ülke halkının kültür miraslarını gelecek kuşaklara aktarma çabaları sonuç vermiş, yıkılan ve yok olan Rus Anıtı belediye başkanlığımızca tahsis edilen yerde aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir. Dünyada barışın büyük özlem olduğu bir dönemde böyle bir anıtın açılışı hiç kuşkusuz herkes için önemlidir" diye konuştu.

Konuşmaların ardından aynı yerde bulunan müze ziyaret edildi. Daha sonra ise Atatürk Meydanı'nda Rus müzik grubu bir konser verdi, folklor gösterileri sergilendi.


MİNİK SELAMİ CAN’IN GAZETECİLİK MERAKI

Lapseki ilçesinde Plevne İlköğretim Okulu 5’inci sınıf öğrencisi Selami Can İnal, 9 yaşında çıkarmaya başladığı “Haberin Gücü” isimli haftalık gazetesiyle arkadaşlarını ilçede olup bitenlerden haberdar ediyor. Büyüyünce köşe yazarı olmak isteyen Selami Can İnal, kendisine Uğur Dündar, Oktay Ekşi ve Doğan Hızlan gibi usta gazetecileri örnek alıyor.

Lapseki Plevne İlköğretim Okulu 5’inci sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Selam Can İnal, henüz 9 yaşında gazeteciliğe adım attı. 4’üncü sınıf öğrencisiyken “Haberin Gücü” adını verdiği haftalık duvar gazetesini çıkarmaya başlayan Selami Can İnal, 64’üncü sayısına ulaştı. Fotoğraf makinesi, bilgisayar ve bir yazıcısı bulunmayan minik gazeteci Selami Can İnal, bu sorunu A3 kağıdının üzerine gazete başlığını ve künyesini eliyle yazarak çözüyor. Gazetenin köşe yazısını da eliyle A3 kağıdının üzerine yazıyor. Daha sonra ise ilçede yayınlanan yerel gazeteleri tarayıp, hem Lapseki ile ilgili, hem de kendi okullarıyla ilgili yayınlanan haberler olduğunda bunları keserek kupürlerini kendi gazetesinin üzerine yapıştırıyor.
Ayrıca, ulusal gazete ve dergilerden de yaşıtlarının ilgisini çekecek haberleri keserek yine kupürlerini kendi gazetesine yapıştırıp okul panosunda yayınlıyor. Lapseki ilçesindeki yerel bir gazetede ve okulun web sitesinde de köşe yazısı yazan minik gazeteci Selami Can İnal, gazetesi için ilginç haberler bulmaya çalıştığını söyledi. İmkansızlıklar nedeniyle gazete ve dergilerden bulduğu haberleri keserek kendi gazetesine yapıştırdığını belirten İnal, “Şuanda fotoğraf çekip bunları yayınlayamıyorum. Eğer bir gün fotoğraf makinem, bilgisayarım ve yazıcım olursa, daha gerçekçi bir gazete çıkarmaya başlayabileceğim.
Kendime Uğur Dündar, Oktay Ekşi, Doğan Hızlan gibi usta isimleri örnek alıyorum. Gazete haberlerini okumayı çok seviyorum” dedi. Minik gazetecinin öğretmeni Seyfettin Sülü ise, öğrencisi Selami Can İnal’ın maddi imkansızlıklar nedeniyle gazetesini kestiği haber kupürlerini yapıştırarak çıkardığını ve kendisine en yakın zamanda bir fotoğraf makinesi alacaklarını söyledi. Sülü, “Öğrencim Selami Can’ın gazeteciliğe merakı çok fazla. Gazete çıkarmaya başladıktan sonra eğitimdeki başarısı da yükseldi. Büyüyünce iyi bir gazeteci olacağına inanıyorum” dedi.


Çanakkale Muhtarlar Derneği Başkanı ve beraberinde Çanakkale merkez ve köylerinden 30 muhtar İÇDAŞ Biga tesislerini ziyaret ettiler.

Çanakkale Merkez’den Barbaros, Taşlıtarla, Cumhuriyet, Namıkkemal, İsmetpaşa, Esenler Muhtarlarıyla birlikte, Kepez Cumhuriyet, Salihler, Dümrek, Sarıcaali, Akçapınar, Kalafat, Kayadere, Saraycık, Ortaca, Akçalı, Çamyayla, Halileli, Çıplak, Akçeşme, Karacalar, Derbentbaşı, Kurşunlu, Tevfikiye, Musaköy, Belenköy, Yapıldak ve Karacaören Köy Muhtarları ziyarette bulunan muhtarlardı.
Tesislere gelen muhtarları İÇDAŞ yetkililerince karşılandı. Muhtarlara tesisleri tanıtan brifing sunumu ardından, Muhtarlar Derneği başkanı ve muhtarlar tesisler bahçesindeki Levrek ve Çipura çiftliğini ilgiyle incelediler.Bir ağır sanayi tesis bahçesinde, tesislerin soğutma suyuyla balık yetiştirilmesinin tesisin çevre dostu olduğunun en güzel ifadesi olduğunu belirten muhtarlar, bu tesisi görmeyenlerin görerek örnek almaları gerektiğini söylediler.
İÇDAŞ tesisleri arasında termik santrali de gezen muhtarlar, deniz suyundan tatlı su eden tesislerde içtikleri deniz suyunun memba suyundan farkı olmadığını belirttiler.
İÇDAŞ’ı duyduklarını ancak böylesi entegre ve dev bir tesis olduğunu bilmediklerini belirten muhtarlardan Kalafat Muhtarı Şaban Türker: “Şok oldum.rurur duydum, çok mutlu oldum” diyerek duygularını ifade etti.
Tersane, Liman ve Oksijen tesislerinden sonra çelik haddene tesislerini de yakından inceleyen Çanakkale muhtarları adına konuşan dernek başkanı Engin Kandemir:” Çanakkale olarak bu tesislerin varlığıyla gurur duymalıyız.Bölgemize bu yatırımı yapan Aslan ailesini yürekten kutluyoruz.Çanakkale Muhtarları olarak böyle çevre dostu sanayi tesislerinin bölgemizde yükselmesiyle ülkemiz ve hepimiz geleceğe güvenle bakabiliriz.Bizler halkın sesini temsil ediyoruz.Bugün gördüğümüz tesisler bizi çok mutlu etti.Gelirken tesisler üstündeki nazar boncuklarını gördük.Bir dahaki gelişimizde bizler de birer nazarlık hediye edeceğiz.Allah bu tesisleri nazardan korusun. İÇDAŞ’a ve bu tesisler için ter döken bütün yetkililere başarılar diliyoruz.” dedi.
Çanakkale muhtarlarını İÇDAŞ tesislerinde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden yetkililer; “Bu tesisler ülkemizindir. Çanakkale’nindir. Muhtarlarımızın ziyaretleri bizi çok mutlu etti. Kapılarımız halkımıza açıktır. Çanakkale’nin hak ettiği kalkınmaya katkı sunmaktan sevinç duyuyoruz” dediler.


İlimizin etiyle ve zeytinyağı ile ünlü ilçesi Ayvacık’ta Ayvacık Kaymakamlığı ve İl Tarım Müdürlüğü koordinasyonunda İlçe Tarım Müdürlüğünce uygulamaya geçen proje ile koru hayvanlarının ekolojik şartlarda beslenmesi ile elde edilen etin organik et olarak değerlendirilmesini sağlayacak proje sertifika kuruluşu ile yapılan sözleşme ile Nisan 2009’da başladı.

Proje ile ilgili görüşlerini aldığımız projenin mimarı ve yürütücüsü İlçe Tarım Müdürü Vural KESKİN; projenin Türkiye’de bu alanda yapılan sayılı projelerden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “İlçemizin önemli gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Projenin uygulandığı 8 köyde hayvancılık koru hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır.
Besiye alınan yöreye özgü kara sığır olarak adlandırılan hayvanlar doğal koşullarla beslenmektedirler. Hayvanlar herhangi bir ilaçlı veterinerlik hizmeti dahi almamaktadırlar. Hayvanların beslenmelerinde otladıkları alanlarda yer alan ve bölgeye özgü 13 ayrı çeşidi bulunan kekik önem arz etmektedir. Kekik gerek besleyici özelliği, gerekse ete kaktığı nefaset yönünden ayvacık etini önemli kılmaktadır. Ayrıca meşe ve pırnağı yapraklarını yiyen hayvanlar bu doğal lezzeti etlerine yansıtmaktadırlar.
Ülkemizde organik ürünlere olan talep gerek bilinçli tüketici düzeyinde gerekse bu esaslara önem veren üreticiler dengesinde ilerlemektedir. Bizler de bu sektörde bir çok meyve sebzenin satıldığını biliyoruz. Yalnız sektörde en çok aranan ve bulunmayan ürünün et olduğunu gördük. Organik et projesi bir hayal olarak başladı. Çünkü kolay değildi.
Meyve ve sebzede kontrollü tarımla organik ürün yetiştirme imkanınız bir şekilde olabilmekteydi. Oysa bunu, açık alanlarda gezinen, sabit bir yerde durmayan, bir canlı üzerinde yapmak hem zor hem de cesaret isteyen bir işti. Bizler bunun bilincinde olarak çok ciddi ve titiz bir çalışma ile projemize inandık ve hayvan sahiplerimizi de inandırdık. Proje başlarken başarılı olacağına inanan kesim çok azdı. Hatta ilk başta projede yer alıp daha “ben yapamam” diyip çıkan hayvan sahiplerimiz dahi oldu. Ancak ben ve ekibim, onlarla el ele verip gece gündüz bu projenin başarılı olması için çalıştık. Yol haritamızı oluşturduk.
1- Öncelikle hayvan sahiplerini bilinçlendirmek ve organik et üretimini anlatmak vardı. Bu eğitimleri sertifikasyon kuruluşu ICEA ile birlikte yaptık.
2- Hayvanların otlama alanlarını gezdik. Organik hayvan yetiştiriciliğinin tüm aşamalarını sahada bizzat gözlemledik ve hayvan sahiplerimizle paylaştık.
3- Bu birlikteliği yasal zeminlerde güçlendirmek için çok önemli bir adım daha attık. İl Tarım Müdürlüğümüzün de katkıları ile ülkemizin ilk ve tek Organik Kırmızı Et Üreticileri Birliği’ni Aralık 2009’da Ayvacık ilçemizde kurduk.
4- Ayvacık Belediyesi’nin de katkıları ile bu etlerin organik olarak kesimi ve parçalanması ve paketlenmesine yönelik Et Parçalama Tesisinin ilçemizde kurulmasını sağladık.
Tüm bu aşamalardan sonra artık emeklerimizin karşılığını alma zamanımız gelmişti. 6 aylık geçiş süresi dolunca alıcı firmalar kapımızı çalmaya başladılar. Etlerimize olan yoğun talep bizi onurlandırdı ve gururlandırdı. Proje başlarken koru hayvancılığı yapan hayvan sahiplerimiz etlerini satmakta zorluk çekiyordu. Karkas et (hayvanın başı kesilip derisi yüzüldükten ve iç organları çıkarıldıktan sonraki kısmı) kg fiyatı 10 TL idi. Biz 1 yıl sonunda organik et üreterek bu rakamı %30 oranında arttırmak istiyorduk.
Şimdi ise daha projenin 7. ayında firmalardan gelen tekliflerler bu hedefimizin nerdeyse 3 katına yakın oldu. Bu da inanmanın ve bir araya gelmenin ne kadar önemli ve doğru olduğunu bir kez daha ispatladı. Bu birliktelik sonucu çıkan ürünler, hem üretici hem de tüketiciyi memnun edecek, ilçe ve ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.
Gelecek haftadan itibaren Ayvacık Organik Eti İstanbul’da Şişli ve Kartal Organik Ürün Pazarlarında, pazarın en gözde ürünü olarak yerini alacaktır.
GDO’lu ürünlerin bu kadar tartışıldığı bir ortamda tüketicilerimize güvenle et yedirebilmenin haklı gururunu yaşamak, hayvan sahiplerinin kesimlerin geldiği bu günlerdeki heyecanlarını ve gözlerindeki parıltıyı görmek bizler için projeyi çok anlamlı kılmaktadır.” edi.


8 KİLOMETRE YÜRÜYÜP OKULA GİDİYORLAR

Bayramiç Kuşçayır Köyü'nün Kavaklı Mezrasında Yaşayan 7 ve 10 Yaşındaki Özer Kardeşler, Okula Gitmek İçin Büyük Çile Yaşıyor.

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Kuşçayır Köyü’ne 8 kilometre mesafedeki Kavaklı mezrasında yaşayan Ramazan ve Semra Özer çiftinin Bayramiç Gazi İlköğretim Okulu’na giden çocukları 7 yaşındaki Serdar ve 10 yaşındaki Sema’nın yaşadıkları eğitim çilesi duyanları şaşkına çeviriyor. Kazdağları eteklerindeki mezradan başlayan çileli yolculuklarına patika yollarda devam eden iki kardeş, taşımalı eğitim sistemine dahil olabilmek için 4 kilometre yol kat ediyor. Asfalta yürüyerek ulaşan öğrencileri taşıyan minibüsün geçmesini bekleyen kardeşler, 16 kilometre de böyle yolculuk yaptıktan sonra okula ulaşıyor.

İki kardeşin zorlu eğitim yolculuğu hafta içi her sabah saat 06.30’da başlıyor. Küçük yaşlarına rağmen dağın içinde patika yolu takip ederek korkusuzca yürüyen Serdar ve Sema kardeşler okuma azimleriyle herkese örnek olacak bir davranış sergiliyor. Okula gitmek için başka bir alternatiflerinin bulunmadığını anlatan ilköğretim 1. sınıf öğrencisi Serdar ve ilköğretim 3. sınıf öğrencisi Sema Özer, “Öğrencileri taşıyan minibüsün geçtiği asfalt yola ulaşmak zorundayız. Başka türlü okula gitme şansımız yok” dedi. Mezradaki iki göz odalı evde Özer ailesinin 6 ferdi birden yaşıyor. Elektriğin olmadığı evde Serdar ve Sema Özer kardeşler derslerini tüp lambası ışığında yapmak zorunda kalıyor.


BU KÖYDE CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE

Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal: "Bir Bilim Adamı Olarak Köyde Can Kaybından Endişe Duyuyorum”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Coğraya bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal, Biga ilçesine bağlı Ambaroba köyünde yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi olan toprak kaymalarının bölge halkını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, "Ben bir bilim insanı olarak can kaybından büyük endişe duyuyorum” dedi.

ÇOMÜ Coğrafya bölümü öğrencileri toprak kaymasının yaşandığı Ambaroba köyünde uygulama çalışması yaptı. Çalışmayı yaptıran öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal köyü etkileyen heyelanlar hakkında çarpıcı bilgiler elde ettiklerini belirterek, “Biga’nın Ambaroba köyünde 1992 yılı başlarından beri etkinliğini sürdüren heyelan aktivitesini üniversitemizin sağladığı proje bütçesi sayesinde 2005 yılı Ekim ayından itibaren 4 yıldır izlemekteyiz. Heyelan sahası artık Coğrafya öğretmeni olacak öğrencilerimizin bir açık hava laboratuarı oldu. Prof. Dr. Murat Türkeş ile birlikte yaptığımız çalışmalarda heyelanın sebebi, gelişim mekanizması ve gelecekte göstereceği davranış konusunda somut veriler elde ettik. Yaptığımız 10’u aşan saha çalışmasında heyelanın koordinatlarını alarak kaymaların zamana dayalı değişimlerini ölçtük ve aldığımız örneklerden yaptırdığımız mikro-analizlerle kaymayı kontrol eden jeolojik ve coğrafi koşulları araştırdık. Ortaya çıkan sonuçlar çok çarpıcı ve heyelanın ulaştığı nokta hiç de küçümsenebilir düzeyde değil” dedi.


TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), verimli tarım arazilerini korumaya yönelik verdiği mücadele yeni bir başarıya daha imza attı. Ziraat Mühendisleri Odası'nın açtığı dava üzerine Çanakkale İdare Mahkemesi, Gelibolu"da huzurevi kurulması için verimli tarım arazilerinin katledilmesine "dur" dedi.

ZMO Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Günaydın, İstanbul"da yaşanan sel felaketinin, çarpık yapılaşmanın ne gibi acı sonuçlara yol açabileceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdiğine dikkat çekerek, hukuka aykırı kararları yargıdan dönen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı tarım toprakları aleyhine geliştirdiği uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı.

ZMO Başkanı Gökhan Günaydın, tarım arazisine huzurevi yapılması kararının yargıdan dönmesi üzerine yaptığı açıklamada, hukuka aykırı tüm kararları yargıdan dönen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nı, tarım toprakları aleyhine geliştirdiği iş ve işlemlerden vazgeçmeye çağırdı. İstanbul'da yaşanan ve 32 kişinin ölümüne neden olan sel felaketinin, çarpık yapılaşmanın ne gibi acı sonuçlara yol açabileceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serildiğine dikkat çeken Günaydın, böyle bir dönemde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın tarım arazilerini imara açan yeni bir kararının yargıdan döndüğünü bildirdi. Günaydın, Çanakkale İdare Mahkemesi'nin Gelibolu"da huzurevi kurulması için verimli tarım arazilerinin katledilmek istenmesine "dur" dediğini vurguladı.

Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası'nın yurt genelinde sürdürdüğü, verimli tarım arazilerini korumaya yönelik mücadelesinde yeni bir başarı anlamına gelen bu kararın, ziraat çevrelerinde büyük sevinç yarattığını ifade etti.

Günaydın, "Bilindiği üzere daha önce Adana, Antalya, Balıkesir, Bolu, Çanakkale ve Düzce"de de, tarım arazilerini yapılaşmaya açan Toprak Koruma Kurulu kararları mahkemeler tarafından reddedilmiştir. ODA"mızın Adana-Seyhan, Antalya Kovanlık ve Selimiye, Çanakkale Biga, Muğla Merkez-Yatağan ve Samsun Terme ilçelerindeki verimli toprakları tarım dışına çıkartan Kurul kararlarına karşı açtığı davalar da sürmektedir. Alternatif alanlar varken, kısıtlı miktardaki mutlak tarım arazilerinin imara açılması, bu alanların geri dönüşümsüz biçimde kaybedilmesine neden olmaktadır. TMMOB TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da tarım arazilerine yönelik mücadelesine kararlılıkla devam edecektir" dedi.

-TARIM ARAZİSİNDE HUZUR EVİ AÇILMASI SÜRECİ 2008'DE BAŞLADI-

GeliBolu Belediye Başkanlığı, Çanakkale GeliBolu İlçesi Yazıcı Mahallesi Karlık mevkiinde "tarımsal niteliği korunacak 3. derece doğal SİT alanı"nda kalan ve mülkiyeti Hazineye ait toplam 7,3 dekar arazide huzurevi yapabilmek için 2008 yılında girişimler başlatmıştı. Çanakkale Valiliği Tarım İl Müdürlüğü"nce 19 Şubat 2008 tarihinde reddedilen bu girişim, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü"nün "ilçede huzurevi açılmasının kamu yararına uygun olduğuna" ilişkin yazısı ile yeniden gündeme gelmişti. Belediyenin Eylül 2008"de başvurduğu Toprak Koruma Kurulu"nun, bu talebi uygun görmesi ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın da onayı ile söz konusu arazi 2 Ocak 2009"da imara açılmıştı. Çanakkale Toprak Koruma Kurulu"ndaki ZMO temsilcisinin şerh düştüğü karara karşı Ziraat Odası, iptal ve yürütmenin durdurulması istemiyle yargı yoluna başvurmuştu. Davaya bakan Çanakkale İdare Mahkemesi, araziye yönelik bilirkişi incelemesi yaptırmıştı.

-BİLİRKİŞİ RAPORU: ARAZİ 2'İNC SINIF TARIM ARAZİSİ"-

Bilirkişi raporunda özetle, "arazinin 2'inci sınıf mutlak tarım arazisi olduğu, iklim ve toprak nem koşullarına uygun her türlü kültür bitkisinin yetiştirilebileceği, alanın neredeyse tamamında tarım yapıldığı, huzurevi için kentte alternatif alanlar bulunduğu, bu arazi yapılaşmaya açılırsa kentin sağlıksız gelişeceği ve doğal kaynakların kaybedileceği" belirtilmişti. Çanakkale İdare Mahkemesi de bu veriler ışığında, 13 Ağustos tarihinde imara açma kararını hukuka aykırı bularak, yürütmesini durdurmuştu.


Çanakkale'nin Yenice ilçesinde, köylülerin umudu kapya biberi oldu. İlçeye bağlı Kalkım beldesinin Çiftlik köyündeki üreticiler, halk arasında salçalık biber olarak da bilinen kapya cinsi biberlerin fidelerinden daha iyi verim alabilmek amacıyla tarlalarında çapalama işlemine başladı.

Köydeki üreticilerden İbrahim Özel, yörede önceleri tütün yetiştirildiğini, ancak geçen zamanda tütün üretiminden vazgeçilip geliri daha yüksek olan kapya biberinin tercih edildiğini söyledi. Özel, köyleri ile çevre köylerdeki çiftçilerin büyük çoğunluğunun kapya biberi yetiştirdiğini belirterek, bir dönüm tarlada iyi bakım yapılması halinde 4-5 ton dolayında ürün alınabildiğini ifade etti.
Biberlerin boylarının şu anda 15 santimetreye ulaştığını ve ilk ürün alımına ağustos ayı sonunda başlanacağını anlatan Özel, "Biberler, fabrikalarda, şoklanmış, közlenmiş ve kurutulmuş olarak hazırlanıyor. Daha sonra iç pazarın dışında, başta Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere Avrupa'daki çeşitli ülkelere ihraç ediliyor." dedi. Özel, bazı üreticilerin daha dikim öncesi fabrikalarla belirli ücret karşılığı alım konusunda anlaşma yaptığını sözlerine ekledi.


Bayramiç ve Ezine ilçelerine bağlı 9 köy ve çevresinde, petrol ve doğal gaz arama çalışması yapılıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan alınan izin ile bölgede sismik arama çalışmaları başladı. Bölgede petrol ve doğal gaz arama çalışmaları için ruhsat alan Merty Enerji A.Ş., Bayramiç'in Aşağı Şevik köyü ile Ezine ilçesinin Balıklı Köyü arasında kalan alanda çalışma yapıyor.

Bayramiç Kaymakamı Mehmet Bahattin Atçı, yaptığı açıklamada, şirket yetkililerinin Çanakkale Valiliğini bilgilendirdikten sonra kendisini de ziyaret ederek, konuyla ilgili bilgi verdiğini söyledi.

Şirket yetkililerinin kendisine bölgede sismik araştırma çalışmalarına başlayacakları yönünde bilgi verdiklerini ifade eden Atçı, şöyle dedi: ''Ülkemizin petrol ve doğal gaza ihtiyacı var. Dilerim başarılı sonuçlar alınır. Bana arama yapılacak bölgenin genel koordinatlarını getirecekler. Aşağı Şevik, Çiftlik, Saçaklı, Doğancı Köy, Ptırelli, Türkmenli, Yahşıelli, Çavuşköy ve Ezine'ye bağlı Balıklı köylerindeki arazilerde petrol ve doğal gaz arama çalışması yapılacak.''


Bayramiç İlçesi’nde, Kaz Dağları’nın Doğa Koruma ve Milli Park Müdürlüğü’ne bağlı Ayazma Mesire Yeri’ne ikinci bir mescit yapılmaya başlandı. Kültür sanat etkinliklerinin gerçekleştirildiği bölümdeki ahşap oturma yerleri ile piknik alanındaki masaların yıpranmış olmasına seyirci kalındığı belirtilirken, bölgeye ikinci bir mescidin plansız ve ruhsatsız, hem de betonarme olarak yapılması tepki çekti. Çanakkale İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsrafil Erdoğan ise ikinci mescidin hem kadınlara, hem de erkeklere hizmet verilebilmesi için yapıldığını söyledi

Kaz Dağlar’nın Bayramiç İlçesi’ne bakan cephesinde bulunan, mitolojide dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazama Mesire Yeri’nde mescit tartışması yaşanıyor. Bayramiç Belediyesi'nin geleneksel İda (Kaz Dağı) Kültür ve Sanat Festivali etkinlikleri kapsamında her yıl mitolojinin canlandırıldığı güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazma Mesire Yeri’nde, bir mescit bulunuyor. Buna rağmen Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü bilgisi dahilinde Evciler Köy Muhtarlığı’nca ikinci bir mescit yapımına başlandı. Yemyeşil görüntüsü ve pınarlarıyla doğa harikası olan mesire yerinde betonarme olarak inşa edilen yeni mescit tepki çekti.

BELİRLİ KESİMİN ÇEKİM MERKEZİ YAPMAK İSTİYORLAR

Bayramiç Belediye Başkanı CHP’li İsmail Sakin Tuncer, yeni yapılan mescide 25 metre uzaklıktaki kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı ahşap amfitiyatronun ve mesire yerindeki piknik masalarının içler acısı durumuna seyirci kalmakla suçladığı Doğa Koruma ve Milli Park Şube Müdürlüğü’ne tepki gösterdi. Başkan Tuncer, “Ayazma Mesire Yeri Kaz Dağları’nın en gözde alanlarından birisidir. Mitolojide ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Biz de burada her yıl festival düzenleyip güzellik yarışması yaparak mitolojiyi canlandırıyoruz. Bu yıl 16'ncı Kültür ve Sanat Festivalimizi yapmaya hazırlanıyoruz. Ama etkinliğin yapıldığı alandaki ahşap amfitiyatronun oturma yerleri çürüdü, yıkıldı, darmadağın oldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nden son 5 yıldır buranın onarılmasını istiyoruz. Fakat nedendir bilmiyoruz bu talebimiz yerine getirilmiyor. Herhalde bu alanda bize kültür sanat festivalini yaptırmak istemiyorlar. Buraya ikinci bir mescidin yapılmasını ise hoş karşılamıyorum. Böyle bir ihtiyacın olduğuna da inanmıyorum. Üstelik betonarme olarak yapılmış bir mescit buranın doğasına uygun değil. Konu incelenmeli” dedi.

“BİLGİMİZ DAHİLİNDE YAPILIYOR”

Çanakkale İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsrafil Erdoğan ise, Ayazma Mesire Yeri’ndeki yeni mescidin mesire yerinin işletmecisi tarafından bilgileri dahilinde yapıldığını açıkladı.

RUHSATI VE PROJESİ YOK

Erdoğan, “Bu bölge Milli Park alanı değil. Bize bağlı bir mesire yeri. Mesire yerlerindeki uygulamalar ise gelişme planı çerçevesinde yapılır. Bu bölgede bir mescit vardı. Ama hanımlar ile erkeklerin ayrılması anlamında ihtiyaç olduğundan dolayı yeni bir mescit yapılması talebi olmuş. Yeni mescidi Ayazma Mesire Yeri’ni işleten Evciler Köy Tüzel kişiliği yaptırıyor. Mescidin ruhsatı ve projesi yok. Ancak biz zaten bunu inşaat olarak görmüyoruz. Büfe, lokanta gibi yerler için ruhsat isteniyor. Orman Kanunu’na göre, orman alanı içinde olduğundan mescit için plan, proje, ruhsat aramıyoruz. Gelişme planı dahilinde yapılıyor. Buranın gelişme planında ikinci bir mescit yok. Ancak mescit olarak var. Onu da ister tek mescit olarak yaparsınız, ister bölmeli yaparsınız. Konu bundan ibaret. Yeni mescit betonarme olarak yapılmasına rağmen ahşap giydirme ile doğaya uygun hale getirilecek” diye konuştu.

PİKNİK MASALARI GELECEK YILA

Müdür Erdoğan, kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı bölge ile piknik masalarının onarımının kendi sorumluluklarında olduğunu da belirterek, “Buranın bakım ve onarımını önümüzdeki yılın programına koyduk. Ödenek gelirse bunları yaptıracağız” dedi.


KAZDAĞLARI ÇÖPLÜK VE MOLOZ YERİ
Bayramiç İlçesi sınırlarına uzanan Kazdağları etekleri adeta çöp deposu haline geldi. Dünyada İsviçre Alpleri’nden sonra oksijen yoğunluğu bakımında ikinci sırada yer alan Kazdağları, Bayramiç İlçesi’ne bağlı Türkmenli, Sarıdüz, Pınarbaşı köyleri üçgeninde yer alan 70 yerleşim alanı adeta çöp ve moloz dökme yeri haline geldi.
Hiçbirinde çöp deponi alanı olmayan köylerde, çam ormanlarına bırakılan atıklar, çirkin görüntüler oluşturdu. Ayazma’yı ziyarete gelen turistler, ormanların çöplük haline gelmesine tepki gösterirken, bu atıkların orman yangınlarına da sebep olabileceğini ifade ederek yetkilileri göreve davet etti.
Çöp dökülen alanlardaki kötü manzarayı gördüğünü belirten Bayramiç Kaymakamı Bahattin Atçı, konuyla ilgili önümüzdeki günlerde köy muhtarlarıyla bir toplantı yapacağını söyledi.


Dalgıçlar, dünyada ender körfezlerden olan Saros Körfezi'nde deniz temizliği yaptı.

Saros Körfezi'nde yer alan, Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Güneyli köyünde kurulu Güneyli Su Ürünleri Kooperatifi ve Kadıköy Sualtı Merkezi işbirliğiyle yürütülen çalışma çerçevesinde dalgıçlar Saros Körfezi'nde dalarak kıyıya yakın bölgelerde tespit edilen atıkları sahile çıkardı.

Güneyli Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Recep Çelen, denizde kirlilik bulunmadığını, teknelerden düşen çeşitli malzemelerin ya da vatandaşların denize bıraktığı çeşitli atıkların temizlendiğini söyledi.

Bölgede geçmişte 300 çeşit balık yaşadığını, bu sayının 120'ye düştüğünü dile getiren Çelen, “Yaşadığımız bu eşsiz güzel yere çok önem veriyoruz” dedi.

Çelen, bir süreliğine Saros Körfezi'ne “gır gır” teknelerinin girişinin yasaklanmasının, türlerin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Böyle bir uygulama sonunda buraların balıkların yumurtlama bölgesi olduğu görülecektir. Böylelikle bölgemiz, Çanakkale Boğazı vasıtasıyla Ege ve Marmara Denizi'ne balık pompalar. Biz bunu her zaman dile getiriyoruz ve bölgeyi temiz tutmak için çaba gösteriyoruz. Saros Körfezi'ne mavi bayrak asacağız” diye konuştu.

Deniz temizliğine katılan grubun dalış eğitmeni Sertay Güney ise Saros Körfezi'nde dalış eğitimleri verdiklerini ifade etti.

Her hafta sonu 30-40 dalgıcın Güneyli bölgesine dalış yapmak için geldiğini belirten Güney, “Türkiye'nin en güzel dalış yapılacak yerlerinden biri burası. Yaptığımız deniz temizliğinin herkese örnek bir davranış olmasını istiyoruz” dedi.

Bu arada, körfezin yılın bazı dönemlerinde, tabanda soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar sayesinde kendi kendini temizlediği belirtildi.

Körfezin kendi kendini temizlemesinin genellikle nisan ve temmuz aylarında olduğu kaydedildi.


 


Bozcaada ilçesi, hidrojen enerjisi üretiminde pilot uygulama merkezi olarak belirlendi.

Alınan bilgiye göre, Kaymakamlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler (BM) Hidrojen Enerjisi Teknolojisi Merkezi Türkiye Direktörlüğü (UNIDO-ICHET) tarafından ortak gerçekleştirilen proje kapsamında enerji üretilmeye başlandı. Kaymakamlık binasının çatısına yerleştirilen paneller yardımıyla elde edilen enerji, invertör aracılığıyla mevcut şebekeye aktarılıp, binanın elektrik ihtiyacı karşılandı. Bozcaada Kaymakamı İbrahim Çenet, daha önce adaya rüzgar türbinleri kurulup enerji elde edildiğini, şimdi ise hidrojen enerjisinde yeni bir adım atıldığını ifade etti.


Çanakkale Çevre Platformu, Kaz Dağları'nda altın madenciliğine karşı bir kampanya başlatarak, Kaz Dağları'nın Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınması çağrısında bulundu.
Çanakkale Çevre Platformu tarafından yayınlanan bildiride, Kaz Dağları'nda siyanürle altın arama ve maden işletmeleri açılmasına tepki gösterildi. Kaz Dağları'nın "bir avuç altın için kurban edildiği"nin ifade edildiği bildiride Kaz Dağları'nın mitolojideki adıyla İDA'nın Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınması istendi. Bildiride şunlar kaydedildi:

"Dünya insanları; Asyalılar, Afrikalılar, Amerikalılar, Avrupalılar, dünyanın rengi solmasın, suyu bulanmasın, oksijeni yok olmasın, diyorsanız; çağrımız sizedir; İda' yı çöle çevirmek isteyenlere siz de "Hayır' deyin, "İda Dünya Kültür Mirası Listesine Alınsın' çağrımıza siz de destek verin.

Kazdağları insanlığın geçmişidir, bugünüdür, geleceğidir, dünyadır, dünyanındır, dünyanın kültür mirasıdır. Gözlerini kar hırsı bürümüş uluslar arası altın tekelleri, insanlık için son derece önemli bir coğrafya parçasını bir avuç altın için batırıyorlar. Tıpkı korsanların bir avuç altın için bir gemiyi batırdığı gibi. Bunlar da günümüzün korsanlarıdır. Dört yıldır geceli gündüzlü sondaj faaliyeti sürdürdüler, bugün üretim aşamasındalar, İda Dağı'nı yağmalıyorlar, İDA Dağı'na dokunulmamalı. İDA Dağı maden ocağı olmasın. İşte bunun için S.O.S diyoruz. Eğer siz de bizim gibi düşünüyorsanız; "Kazdağları tüm insanlığın ortak değeridir, yok edilemez' diyorsanız, düşüncenizi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne iletiniz."

















http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.