|
|
Muratlar köyünde dört yıldır sondaj çalışmalarını yürüten Teck
Arama ve Madencilik firması, Kuşçayır ve Şapçı köyleri arasındaki Kayalıdağ
bölgesinde arama çalışmalarına hız verdi. Firma, Muratlar köyünde üç, Kuşçayır
köyünde ise bir sondaj makinesiyle arama faaliyetlerine devam ediyor. Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan yöre
topraklarının bereketinin, lezzetinin ününün yurt dışına da yayıldığını
hatırlattı:
Çevre duyarlılığını kurumsal kimliğinin bir parçası olarak
gören İÇDAŞ, çevrenin korunması ve çevre kirliliğin önlenmesi için her türlü
önlemi hiç duraksamaksızın almaya devam ediyor. Çanakkale Seramik, Kalebodur ve Kalekim gibi yapı sektörünün öncü markalarını bünyesinde barındıran Kale Grubu, 53'üncü kuruluş yıldönümünü, düzenlenen 'Seramik Bayramı"ile Çanakkale'nin Çan İlçesi'nde kutladı. Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, krizi fırsata çevirmeyi başardıklarını ve 2009 yılında yüzde 30 büyüdüklerini açıkladı. Çan İlçesi'nde Kaleseramik Fabrikaları Konferans Salonu'nda
düzenlenen Seramik Bayramı kutlamalarına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, eski başbakan Yıldırım Akbulut,
İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Necati
Çetinkaya, AK Parti Mersin Milletvekili ve devlet eski bakanı Kürşad Tüzmen, AK
Parti Kırıkkale Milletvekili ve eski Milli Eğitim Bakanı Vahit Erdem, Çanakkale
Valisi Abdülkadir Atalık, Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali
Akdemir, Kale Grubu Onursal Başkanı ve Kurucu Murahhas Azası İbrahim Bodur, Kale
Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Kaleseramik Mali, İdari ve Ticari İşler Genel
Müdürü Remzi Gula, Çan Belediye Başkanı AK Parti'li Abdurrahman Kuzu ile çok
sayıda milletvekili, fabrika yöneticileri ve çalışanları katıldı.
Çanakkale'nin Gelibolu İlçesi´nde bu yıl 17'incisi düzenlenen Uluslararası Altın Sardalye Kültür ve Sanat Festivali, mangal partisine dönüştü. CHP´li Gelibolu Belediyesi, 2 ton Sandalyeyi, İlçeye öz pişirme tekniği ile vatandaşlara dağıttı. Festival kapsamında Gelibolulular 10 değişik Balkan ülkesinden gelen yabancı misafirlerin dans toplulukları eşliğinde İskele Meydanı'na kadar yürüdü. Festival kapsamında, Liman içi mevkiinde hazırlanan onlarca mangalda pişirilen 2 ton sardalye, etkinliği izleyen yöre halkına ücretsiz servis edildi. Gelibolu Gazi Süleyman Paşa Anıtı önünde oluşturulan kortejle bu gün saat 17.00'de başlayan etkinlik, 3 gün sürecek festivalin en görkemli tarafı oldu. Gelibolulular, etkinliğe davetli Gürcistan, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 10 Balkan ülkesinden gelen yabancı misafirlerin dans toplulukları eşliğinde İskele Meydanı'na kadar yürüdü. Gelibolu'nun CHP´li Belediye Başkanı Mustafa Özacar, Cumhuriyet Meydanı´nda yaptığı festivalin açılış konuşmasında, festivalin Gelibolu´nun kalkınmasına olan katkısının yanı sıra, özünde bir kültür açılımı olduğunu da söyledi. Başkan Özacar, Gelibolu'nun gerek tarihi geçmişi, gerekse içinde yaşayan insanların çeşitli kökenlerden gelmesi bakımından önemli bir kültür merkezi olduğuna işaret ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gelibolu, antik çağdan bu yana Asya'dan Avrupa'ya ve Avrupa'dan Asya'ya geçiş köprüsü olmuştur. Bu süreç içerisinde yaşam süren birçok farklı medeniyet ve kültürün kendinden birşeyler bıraktığını, Gelibolu da zengin bir kültürel mozaik oluştuğunu görebiliriz.' Konuşmaların ardından, Kaymakam, Belediye Başkanı, yabancı ülkelerin temsilcileri ve Gelibolu'daki başarılı sporcular tarafından festival meşalesi yakıldı. Daha sonra, yabancı ülkelerin sunduğu dans ve halk Oyunları gösterileri, izleyenler tarafından büyük beğeni topladı. Festival kapsamında, İskele Meydanı'na kurulan 15 adet dev mangalda pişirilen 2 ton sardalye, izdihama yol açılmadan, Belediye görevlilerince özenle yaklaşık 15 bin kişiye ikram edildi.
Gelibolu'daki törene, Rusya Milli Şeref Vakfı Onursal Konseyi Başkanı Vladimir Yakunin, İstanbul Başkonsolosu Aleksey Yerkov, Batı Avrupa ve Geneva Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu His Eminence Mihail'in de aralarında bulunduğu 350 Rus katıldı. Gelibolu Kaymakamı Namık Kemal Nazlı ile Gelibolu Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Özacar da törende yer aldı. Rus anıtına çelenklerinin konulmasının ardından İstiklal Marşı ve Rus Milli Marşının okunmasıyla başlayan tören, Batı Avrupa ve Geneva Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu His Eminence Mihail'in ayini ile devam etti. Rusya Milli Şeref Vakfı Onursal Konseyi Başkanı Vladimir Yakunin yaptığı konuşmada, yıllar sonra Gelibolu'da olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Yakunin, "Umuyorum iki ülke halkının birlikte paylaşılmış ortak kültür yaşamı nedeniyle kuracağı sıcak iletişimler dünya barışının temelinde de bir anıt gibi yükselecektir. İki halk yüzyılın bu zor koşullarında birbirlerine destek olmuş ve güçlü bir bağ kurmuşlardır. İşte biz de bu bağın devamı için bu güzel ve dost yerdeyiz" dedi. Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar ise, "Gelibolu halkı ülkelerinden kopup gelen bu insanlara kucağını açmış, yaralarını sarmış, ekmeğini, aşını paylaşmış, barınmaları için ibadethane kapılarını açmış, evlerini vermiştir. İki ülke halkının kültür miraslarını gelecek kuşaklara aktarma çabaları sonuç vermiş, yıkılan ve yok olan Rus Anıtı belediye başkanlığımızca tahsis edilen yerde aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir. Dünyada barışın büyük özlem olduğu bir dönemde böyle bir anıtın açılışı hiç kuşkusuz herkes için önemlidir" diye konuştu. Konuşmaların ardından aynı yerde bulunan müze ziyaret edildi. Daha sonra ise Atatürk Meydanı'nda Rus müzik grubu bir konser verdi, folklor gösterileri sergilendi.
Lapseki Plevne İlköğretim Okulu 5’inci sınıf öğrencisi 10
yaşındaki Selam Can İnal, henüz 9 yaşında gazeteciliğe adım attı. 4’üncü sınıf
öğrencisiyken “Haberin Gücü” adını verdiği haftalık duvar gazetesini çıkarmaya
başlayan Selami Can İnal, 64’üncü sayısına ulaştı. Fotoğraf makinesi, bilgisayar
ve bir yazıcısı bulunmayan minik gazeteci Selami Can İnal, bu sorunu A3
kağıdının üzerine gazete başlığını ve künyesini eliyle yazarak çözüyor.
Gazetenin köşe yazısını da eliyle A3 kağıdının üzerine yazıyor. Daha sonra ise
ilçede yayınlanan yerel gazeteleri tarayıp, hem Lapseki ile ilgili, hem de kendi
okullarıyla ilgili yayınlanan haberler olduğunda bunları keserek kupürlerini
kendi gazetesinin üzerine yapıştırıyor.
Çanakkale Muhtarlar Derneği Başkanı ve beraberinde Çanakkale merkez ve köylerinden 30 muhtar İÇDAŞ Biga tesislerini ziyaret ettiler. Çanakkale Merkez’den Barbaros, Taşlıtarla, Cumhuriyet,
Namıkkemal, İsmetpaşa, Esenler Muhtarlarıyla birlikte, Kepez Cumhuriyet,
Salihler, Dümrek, Sarıcaali, Akçapınar, Kalafat, Kayadere, Saraycık, Ortaca,
Akçalı, Çamyayla, Halileli, Çıplak, Akçeşme, Karacalar, Derbentbaşı, Kurşunlu,
Tevfikiye, Musaköy, Belenköy, Yapıldak ve Karacaören Köy Muhtarları ziyarette
bulunan muhtarlardı.
İlimizin etiyle ve zeytinyağı ile ünlü ilçesi Ayvacık’ta Ayvacık Kaymakamlığı ve İl Tarım Müdürlüğü koordinasyonunda İlçe Tarım Müdürlüğünce uygulamaya geçen proje ile koru hayvanlarının ekolojik şartlarda beslenmesi ile elde edilen etin organik et olarak değerlendirilmesini sağlayacak proje sertifika kuruluşu ile yapılan sözleşme ile Nisan 2009’da başladı. Proje ile ilgili görüşlerini aldığımız projenin mimarı ve
yürütücüsü İlçe Tarım Müdürü Vural KESKİN; projenin Türkiye’de bu alanda yapılan
sayılı projelerden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “İlçemizin
önemli gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Projenin uygulandığı 8 köyde
hayvancılık koru hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır.
Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Kuşçayır Köyü’ne 8 kilometre mesafedeki Kavaklı mezrasında yaşayan Ramazan ve Semra Özer çiftinin Bayramiç Gazi İlköğretim Okulu’na giden çocukları 7 yaşındaki Serdar ve 10 yaşındaki Sema’nın yaşadıkları eğitim çilesi duyanları şaşkına çeviriyor. Kazdağları eteklerindeki mezradan başlayan çileli yolculuklarına patika yollarda devam eden iki kardeş, taşımalı eğitim sistemine dahil olabilmek için 4 kilometre yol kat ediyor. Asfalta yürüyerek ulaşan öğrencileri taşıyan minibüsün geçmesini bekleyen kardeşler, 16 kilometre de böyle yolculuk yaptıktan sonra okula ulaşıyor. İki kardeşin zorlu eğitim yolculuğu hafta içi her sabah saat 06.30’da başlıyor. Küçük yaşlarına rağmen dağın içinde patika yolu takip ederek korkusuzca yürüyen Serdar ve Sema kardeşler okuma azimleriyle herkese örnek olacak bir davranış sergiliyor. Okula gitmek için başka bir alternatiflerinin bulunmadığını anlatan ilköğretim 1. sınıf öğrencisi Serdar ve ilköğretim 3. sınıf öğrencisi Sema Özer, “Öğrencileri taşıyan minibüsün geçtiği asfalt yola ulaşmak zorundayız. Başka türlü okula gitme şansımız yok” dedi. Mezradaki iki göz odalı evde Özer ailesinin 6 ferdi birden yaşıyor. Elektriğin olmadığı evde Serdar ve Sema Özer kardeşler derslerini tüp lambası ışığında yapmak zorunda kalıyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Coğraya bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal, Biga ilçesine bağlı Ambaroba köyünde yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi olan toprak kaymalarının bölge halkını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, "Ben bir bilim insanı olarak can kaybından büyük endişe duyuyorum” dedi. ÇOMÜ Coğrafya bölümü öğrencileri toprak kaymasının yaşandığı Ambaroba köyünde uygulama çalışması yaptı. Çalışmayı yaptıran öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal köyü etkileyen heyelanlar hakkında çarpıcı bilgiler elde ettiklerini belirterek, “Biga’nın Ambaroba köyünde 1992 yılı başlarından beri etkinliğini sürdüren heyelan aktivitesini üniversitemizin sağladığı proje bütçesi sayesinde 2005 yılı Ekim ayından itibaren 4 yıldır izlemekteyiz. Heyelan sahası artık Coğrafya öğretmeni olacak öğrencilerimizin bir açık hava laboratuarı oldu. Prof. Dr. Murat Türkeş ile birlikte yaptığımız çalışmalarda heyelanın sebebi, gelişim mekanizması ve gelecekte göstereceği davranış konusunda somut veriler elde ettik. Yaptığımız 10’u aşan saha çalışmasında heyelanın koordinatlarını alarak kaymaların zamana dayalı değişimlerini ölçtük ve aldığımız örneklerden yaptırdığımız mikro-analizlerle kaymayı kontrol eden jeolojik ve coğrafi koşulları araştırdık. Ortaya çıkan sonuçlar çok çarpıcı ve heyelanın ulaştığı nokta hiç de küçümsenebilir düzeyde değil” dedi.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), verimli tarım arazilerini korumaya yönelik verdiği mücadele yeni bir başarıya daha imza attı. Ziraat Mühendisleri Odası'nın açtığı dava üzerine Çanakkale İdare Mahkemesi, Gelibolu"da huzurevi kurulması için verimli tarım arazilerinin katledilmesine "dur" dedi. ZMO Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Günaydın, İstanbul"da yaşanan sel felaketinin, çarpık yapılaşmanın ne gibi acı sonuçlara yol açabileceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdiğine dikkat çekerek, hukuka aykırı kararları yargıdan dönen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı tarım toprakları aleyhine geliştirdiği uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı. ZMO Başkanı Gökhan Günaydın, tarım arazisine huzurevi yapılması kararının yargıdan dönmesi üzerine yaptığı açıklamada, hukuka aykırı tüm kararları yargıdan dönen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nı, tarım toprakları aleyhine geliştirdiği iş ve işlemlerden vazgeçmeye çağırdı. İstanbul'da yaşanan ve 32 kişinin ölümüne neden olan sel felaketinin, çarpık yapılaşmanın ne gibi acı sonuçlara yol açabileceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serildiğine dikkat çeken Günaydın, böyle bir dönemde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın tarım arazilerini imara açan yeni bir kararının yargıdan döndüğünü bildirdi. Günaydın, Çanakkale İdare Mahkemesi'nin Gelibolu"da huzurevi kurulması için verimli tarım arazilerinin katledilmek istenmesine "dur" dediğini vurguladı. Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası'nın yurt genelinde sürdürdüğü, verimli tarım arazilerini korumaya yönelik mücadelesinde yeni bir başarı anlamına gelen bu kararın, ziraat çevrelerinde büyük sevinç yarattığını ifade etti. Günaydın, "Bilindiği üzere daha önce Adana, Antalya, Balıkesir, Bolu, Çanakkale ve Düzce"de de, tarım arazilerini yapılaşmaya açan Toprak Koruma Kurulu kararları mahkemeler tarafından reddedilmiştir. ODA"mızın Adana-Seyhan, Antalya Kovanlık ve Selimiye, Çanakkale Biga, Muğla Merkez-Yatağan ve Samsun Terme ilçelerindeki verimli toprakları tarım dışına çıkartan Kurul kararlarına karşı açtığı davalar da sürmektedir. Alternatif alanlar varken, kısıtlı miktardaki mutlak tarım arazilerinin imara açılması, bu alanların geri dönüşümsüz biçimde kaybedilmesine neden olmaktadır. TMMOB TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da tarım arazilerine yönelik mücadelesine kararlılıkla devam edecektir" dedi. -TARIM ARAZİSİNDE HUZUR EVİ AÇILMASI SÜRECİ 2008'DE BAŞLADI- GeliBolu Belediye Başkanlığı, Çanakkale GeliBolu İlçesi Yazıcı Mahallesi Karlık mevkiinde "tarımsal niteliği korunacak 3. derece doğal SİT alanı"nda kalan ve mülkiyeti Hazineye ait toplam 7,3 dekar arazide huzurevi yapabilmek için 2008 yılında girişimler başlatmıştı. Çanakkale Valiliği Tarım İl Müdürlüğü"nce 19 Şubat 2008 tarihinde reddedilen bu girişim, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü"nün "ilçede huzurevi açılmasının kamu yararına uygun olduğuna" ilişkin yazısı ile yeniden gündeme gelmişti. Belediyenin Eylül 2008"de başvurduğu Toprak Koruma Kurulu"nun, bu talebi uygun görmesi ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın da onayı ile söz konusu arazi 2 Ocak 2009"da imara açılmıştı. Çanakkale Toprak Koruma Kurulu"ndaki ZMO temsilcisinin şerh düştüğü karara karşı Ziraat Odası, iptal ve yürütmenin durdurulması istemiyle yargı yoluna başvurmuştu. Davaya bakan Çanakkale İdare Mahkemesi, araziye yönelik bilirkişi incelemesi yaptırmıştı. -BİLİRKİŞİ RAPORU: ARAZİ 2'İNC SINIF TARIM ARAZİSİ"- Bilirkişi raporunda özetle, "arazinin 2'inci sınıf mutlak tarım arazisi olduğu, iklim ve toprak nem koşullarına uygun her türlü kültür bitkisinin yetiştirilebileceği, alanın neredeyse tamamında tarım yapıldığı, huzurevi için kentte alternatif alanlar bulunduğu, bu arazi yapılaşmaya açılırsa kentin sağlıksız gelişeceği ve doğal kaynakların kaybedileceği" belirtilmişti. Çanakkale İdare Mahkemesi de bu veriler ışığında, 13 Ağustos tarihinde imara açma kararını hukuka aykırı bularak, yürütmesini durdurmuştu.
Çanakkale'nin Yenice ilçesinde, köylülerin umudu kapya biberi oldu. İlçeye bağlı Kalkım beldesinin Çiftlik köyündeki üreticiler, halk arasında salçalık biber olarak da bilinen kapya cinsi biberlerin fidelerinden daha iyi verim alabilmek amacıyla tarlalarında çapalama işlemine başladı. Köydeki üreticilerden İbrahim Özel, yörede önceleri tütün
yetiştirildiğini, ancak geçen zamanda tütün üretiminden vazgeçilip geliri daha
yüksek olan kapya biberinin tercih edildiğini söyledi. Özel, köyleri ile çevre
köylerdeki çiftçilerin büyük çoğunluğunun kapya biberi yetiştirdiğini
belirterek, bir dönüm tarlada iyi bakım yapılması halinde 4-5 ton dolayında ürün
alınabildiğini ifade etti.
Bayramiç ve Ezine ilçelerine bağlı 9 köy ve çevresinde, petrol ve doğal gaz arama çalışması yapılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan alınan izin ile bölgede sismik arama çalışmaları başladı. Bölgede petrol ve doğal gaz arama çalışmaları için ruhsat alan Merty Enerji A.Ş., Bayramiç'in Aşağı Şevik köyü ile Ezine ilçesinin Balıklı Köyü arasında kalan alanda çalışma yapıyor. Bayramiç Kaymakamı Mehmet Bahattin Atçı, yaptığı açıklamada, şirket yetkililerinin Çanakkale Valiliğini bilgilendirdikten sonra kendisini de ziyaret ederek, konuyla ilgili bilgi verdiğini söyledi. Şirket yetkililerinin kendisine bölgede sismik araştırma çalışmalarına başlayacakları yönünde bilgi verdiklerini ifade eden Atçı, şöyle dedi: ''Ülkemizin petrol ve doğal gaza ihtiyacı var. Dilerim başarılı sonuçlar alınır. Bana arama yapılacak bölgenin genel koordinatlarını getirecekler. Aşağı Şevik, Çiftlik, Saçaklı, Doğancı Köy, Ptırelli, Türkmenli, Yahşıelli, Çavuşköy ve Ezine'ye bağlı Balıklı köylerindeki arazilerde petrol ve doğal gaz arama çalışması yapılacak.''
Bayramiç İlçesi’nde, Kaz Dağları’nın Doğa Koruma ve Milli Park Müdürlüğü’ne bağlı Ayazma Mesire Yeri’ne ikinci bir mescit yapılmaya başlandı. Kültür sanat etkinliklerinin gerçekleştirildiği bölümdeki ahşap oturma yerleri ile piknik alanındaki masaların yıpranmış olmasına seyirci kalındığı belirtilirken, bölgeye ikinci bir mescidin plansız ve ruhsatsız, hem de betonarme olarak yapılması tepki çekti. Çanakkale İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsrafil Erdoğan ise ikinci mescidin hem kadınlara, hem de erkeklere hizmet verilebilmesi için yapıldığını söyledi Kaz Dağlar’nın Bayramiç İlçesi’ne bakan cephesinde bulunan, mitolojide dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazama Mesire Yeri’nde mescit tartışması yaşanıyor. Bayramiç Belediyesi'nin geleneksel İda (Kaz Dağı) Kültür ve Sanat Festivali etkinlikleri kapsamında her yıl mitolojinin canlandırıldığı güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazma Mesire Yeri’nde, bir mescit bulunuyor. Buna rağmen Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü bilgisi dahilinde Evciler Köy Muhtarlığı’nca ikinci bir mescit yapımına başlandı. Yemyeşil görüntüsü ve pınarlarıyla doğa harikası olan mesire yerinde betonarme olarak inşa edilen yeni mescit tepki çekti. BELİRLİ KESİMİN ÇEKİM MERKEZİ YAPMAK İSTİYORLAR Bayramiç Belediye Başkanı CHP’li İsmail Sakin Tuncer, yeni yapılan mescide 25 metre uzaklıktaki kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı ahşap amfitiyatronun ve mesire yerindeki piknik masalarının içler acısı durumuna seyirci kalmakla suçladığı Doğa Koruma ve Milli Park Şube Müdürlüğü’ne tepki gösterdi. Başkan Tuncer, “Ayazma Mesire Yeri Kaz Dağları’nın en gözde alanlarından birisidir. Mitolojide ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Biz de burada her yıl festival düzenleyip güzellik yarışması yaparak mitolojiyi canlandırıyoruz. Bu yıl 16'ncı Kültür ve Sanat Festivalimizi yapmaya hazırlanıyoruz. Ama etkinliğin yapıldığı alandaki ahşap amfitiyatronun oturma yerleri çürüdü, yıkıldı, darmadağın oldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nden son 5 yıldır buranın onarılmasını istiyoruz. Fakat nedendir bilmiyoruz bu talebimiz yerine getirilmiyor. Herhalde bu alanda bize kültür sanat festivalini yaptırmak istemiyorlar. Buraya ikinci bir mescidin yapılmasını ise hoş karşılamıyorum. Böyle bir ihtiyacın olduğuna da inanmıyorum. Üstelik betonarme olarak yapılmış bir mescit buranın doğasına uygun değil. Konu incelenmeli” dedi. “BİLGİMİZ DAHİLİNDE YAPILIYOR” Çanakkale İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsrafil Erdoğan ise, Ayazma Mesire Yeri’ndeki yeni mescidin mesire yerinin işletmecisi tarafından bilgileri dahilinde yapıldığını açıkladı. RUHSATI VE PROJESİ YOK Erdoğan, “Bu bölge Milli Park alanı değil. Bize bağlı bir mesire yeri. Mesire yerlerindeki uygulamalar ise gelişme planı çerçevesinde yapılır. Bu bölgede bir mescit vardı. Ama hanımlar ile erkeklerin ayrılması anlamında ihtiyaç olduğundan dolayı yeni bir mescit yapılması talebi olmuş. Yeni mescidi Ayazma Mesire Yeri’ni işleten Evciler Köy Tüzel kişiliği yaptırıyor. Mescidin ruhsatı ve projesi yok. Ancak biz zaten bunu inşaat olarak görmüyoruz. Büfe, lokanta gibi yerler için ruhsat isteniyor. Orman Kanunu’na göre, orman alanı içinde olduğundan mescit için plan, proje, ruhsat aramıyoruz. Gelişme planı dahilinde yapılıyor. Buranın gelişme planında ikinci bir mescit yok. Ancak mescit olarak var. Onu da ister tek mescit olarak yaparsınız, ister bölmeli yaparsınız. Konu bundan ibaret. Yeni mescit betonarme olarak yapılmasına rağmen ahşap giydirme ile doğaya uygun hale getirilecek” diye konuştu. PİKNİK MASALARI GELECEK YILA Müdür Erdoğan, kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı bölge ile piknik masalarının onarımının kendi sorumluluklarında olduğunu da belirterek, “Buranın bakım ve onarımını önümüzdeki yılın programına koyduk. Ödenek gelirse bunları yaptıracağız” dedi.
Dalgıçlar, dünyada ender körfezlerden olan Saros Körfezi'nde deniz temizliği yaptı. Saros Körfezi'nde yer alan, Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Güneyli köyünde kurulu Güneyli Su Ürünleri Kooperatifi ve Kadıköy Sualtı Merkezi işbirliğiyle yürütülen çalışma çerçevesinde dalgıçlar Saros Körfezi'nde dalarak kıyıya yakın bölgelerde tespit edilen atıkları sahile çıkardı. Güneyli Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Recep Çelen, denizde kirlilik bulunmadığını, teknelerden düşen çeşitli malzemelerin ya da vatandaşların denize bıraktığı çeşitli atıkların temizlendiğini söyledi. Bölgede geçmişte 300 çeşit balık yaşadığını, bu sayının 120'ye düştüğünü dile getiren Çelen, “Yaşadığımız bu eşsiz güzel yere çok önem veriyoruz” dedi. Çelen, bir süreliğine Saros Körfezi'ne “gır gır” teknelerinin girişinin yasaklanmasının, türlerin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Böyle bir uygulama sonunda buraların balıkların yumurtlama bölgesi olduğu görülecektir. Böylelikle bölgemiz, Çanakkale Boğazı vasıtasıyla Ege ve Marmara Denizi'ne balık pompalar. Biz bunu her zaman dile getiriyoruz ve bölgeyi temiz tutmak için çaba gösteriyoruz. Saros Körfezi'ne mavi bayrak asacağız” diye konuştu. Deniz temizliğine katılan grubun dalış eğitmeni Sertay Güney ise Saros Körfezi'nde dalış eğitimleri verdiklerini ifade etti. Her hafta sonu 30-40 dalgıcın Güneyli bölgesine dalış yapmak için geldiğini belirten Güney, “Türkiye'nin en güzel dalış yapılacak yerlerinden biri burası. Yaptığımız deniz temizliğinin herkese örnek bir davranış olmasını istiyoruz” dedi. Bu arada, körfezin yılın bazı dönemlerinde, tabanda soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar sayesinde kendi kendini temizlediği belirtildi. Körfezin kendi kendini temizlemesinin genellikle nisan ve temmuz aylarında olduğu kaydedildi.
Bozcaada ilçesi, hidrojen enerjisi üretiminde pilot uygulama merkezi olarak belirlendi. Alınan bilgiye göre, Kaymakamlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler (BM) Hidrojen Enerjisi Teknolojisi Merkezi Türkiye Direktörlüğü (UNIDO-ICHET) tarafından ortak gerçekleştirilen proje kapsamında enerji üretilmeye başlandı. Kaymakamlık binasının çatısına yerleştirilen paneller yardımıyla elde edilen enerji, invertör aracılığıyla mevcut şebekeye aktarılıp, binanın elektrik ihtiyacı karşılandı. Bozcaada Kaymakamı İbrahim Çenet, daha önce adaya rüzgar türbinleri kurulup enerji elde edildiğini, şimdi ise hidrojen enerjisinde yeni bir adım atıldığını ifade etti.
Çanakkale Çevre Platformu, Kaz Dağları'nda altın madenciliğine
karşı bir kampanya başlatarak, Kaz Dağları'nın Dünya Kültür Mirası Listesi'ne
alınması çağrısında bulundu. "Dünya insanları; Asyalılar, Afrikalılar, Amerikalılar, Avrupalılar, dünyanın rengi solmasın, suyu bulanmasın, oksijeni yok olmasın, diyorsanız; çağrımız sizedir; İda' yı çöle çevirmek isteyenlere siz de "Hayır' deyin, "İda Dünya Kültür Mirası Listesine Alınsın' çağrımıza siz de destek verin. Kazdağları insanlığın geçmişidir, bugünüdür, geleceğidir, dünyadır, dünyanındır, dünyanın kültür mirasıdır. Gözlerini kar hırsı bürümüş uluslar arası altın tekelleri, insanlık için son derece önemli bir coğrafya parçasını bir avuç altın için batırıyorlar. Tıpkı korsanların bir avuç altın için bir gemiyi batırdığı gibi. Bunlar da günümüzün korsanlarıdır. Dört yıldır geceli gündüzlü sondaj faaliyeti sürdürdüler, bugün üretim aşamasındalar, İda Dağı'nı yağmalıyorlar, İDA Dağı'na dokunulmamalı. İDA Dağı maden ocağı olmasın. İşte bunun için S.O.S diyoruz. Eğer siz de bizim gibi düşünüyorsanız; "Kazdağları tüm insanlığın ortak değeridir, yok edilemez' diyorsanız, düşüncenizi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne iletiniz." |
|
|
http://www.burasicanakkale.com © 2000 - Bütün hakları Saklıdır. |