|
|
Ezine İlçesi'nde geçen Cuma günü ortadan kaybolan CHP Ezine eski ilçe başkanlarından besici ve midibüs işletmecisi Yahya Arabacıoğlu'nun (50), yanında çoban olarak çalışan Yıldıray (19) ile ağabeyi İlker B. (21) tarafından öldürülüp gömüldüğü ortaya çıktı. Ezine Birlik Kooperatifi'nde midibüs işletmeciliğinin yanı sıra Ezine-Çanakkale Karayolu'nun 3'ncü kilometresindeki çiftliğinde besicilikle uğraşan Yahya Arabacıoğlu, geçen cumartesi günü minibüsün yanına gitmedi. Kooperatifteki arkadaşları Arabacıoğlu'nun sırası gelmesine rağmen midibüsünün başına gelmemesi üzerine meraklanıp telefon etti. Telefona yanıt alamayan arkadaşları, eşinden yıllar önce boşandığı belirtilen 2 çocuk babası Arabacıoğlu'nun evine gitti. Ancak burada da kendisine ulaşılamadı. 1996- 2000 yılları arasında CHP Ezine İlçe Başkanlığı da yapan Arabacıoğlu'nun Iğdır'daki kızı Ece ile İzmir'de yaşayan oğlu Hasan Ulaş'ın da yanına gitmediğinin öğrenilmesi üzerine hayatından endişe eden arkadaşları polise ve jandarmaya kayıp başvurusunda bulundu. Polis ve jandarma, en son geçen cumartesi günü hayvanları için bir dükkandan yem alırken görülen Arabacıoğlu'nun bulunması için bölgede çalışma başlattı. Polis, Arabacıoğlu'nun en son geçen Cuma günü saat 17.30'da otomobiline bir akaryakıt istasyonundan Lpg aldıktan sonra, hayanlara yem ve çobanı Yıldıray B.'ye erzak götürmek için ilçeye 3 kilometre mesafedeki çiftliğine gittiğini belirledi. Ancak polis yaptığı tüm incelemelere rağmen dönüşü konusunda bir ip ucuna rastayamadağı Arabacıoğlu'nun otomobilini Seferşah Caddesi'ndeki bir duvarın kenarına düzgün bir şekilde park edilmiş olarak buldu. Polis, genelde aracını gelişi güzel park ettiğini belirlediği Arabacıoğlu'nun otomobilinin düzgün park edilmiş olması soru işaretlerine neden oldu. Otomobili başkasının kullanmış olabileceği ihtimali üzerinde duran polis soruşturmayı derinleştirerek, besi çiftliğinde arama yaptı. Aramada çiftliğin yakınında Arabacıoğlu'na ait olduğu belirlenen ayakkabının teki bulundu. Bunun üzerine polis, soruşturmayı çiftlikte yoğunlaştırarak çoban Yıldıray B.'yi gözaltına aldı. Yıldıray B., ilk ifadesinin ardından serbest bırakıldı ancak polis tarafından takibe alındı. Yıldıray B.'nin polis sık sık ağabeyi İlker'le görüştüğünü belirledi. Bunun üzerine Yıldıray B., bu kez ağabeyi ile birlikte gözaltına alındı. Yapılan sorguda suçunu itiraf eden Yıldıray B., Arabacıoğlu'nu ağabeyi ile birlikte av tüfeğiyle öldürüp, çiftlikte gübre yığını içinde kazdıkları bir metrelik çukura gömdüklerini söyledi. Gözaltına alınan iki kardeşe, dün olay yerinde tatbikat yaptırıldı. İki şüphelinin olay yerine götürüldüğünü öğrenen Arabacıoğlu'nun yakınları ve sevenleri çiftliğe akın etti. Jandarma ve polisin geniş güvenlik önlemi aldığı çiftlikteki tatbikatta, iki şüpheli cinayeti tüm ayrıntılarıyla büyük bir soğukkanlılıkla anlattı. Bir süre önce koyunlarını çalıp satmak isterken yakalandığı Arabacıoğlu'nun kendisini dövdüğünü ileri süren Yıldıray B. şunları söyledi: “Bu nedenle kendisine kin duyuyordum. İşi bırakmak istedim. Ancak, ‘Bin TL borcun var. Ödemeden bırakmana izin vermem’ dedi. Bunun üzerine konuyu ağabeyime açıp, patronumu öldürmesini istedim. ‘Cesedi saklarız. Kimse bizden şüphelenmez. Aksi bir durum olursa, suçunu üstlenirim’ dedim. Sonra da bir av malzemesi satan dükkandan domuz kurşunu aldık. Ağıllar ile tavuk kümesinin arkasına gizlenen ağabeyim, hayvanlar için yem ve kumanya getiren Arabacıoğlu'nu, çiftlikten ayrılırken arkasından ateş edip başından vurdu. Gübre yığını içine kazdığımız çukura gömdük. Yağan yağmur, olay yerindeki kan izlerini yok etti.” Arabacıoğlu'nun cebindeki paralar ile cep telefonunu da aldıklarını analatan Yıldıray B., “Ağabeyim, kendi SİM kartını takıp telefonu kullandı” dedi. Tatbikatın ardından iki şüpheli, işlemleri için Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis, şüphelilerin babası Nihat B.'yi de ifadesi için gözaltına aldı. 2 kardeşin gösterdiği yerde Ezine Cumhuriyet Başsavcısı Tugay Savur nezaretinde kazı yapan polis, Arabacıoğlu'nun cesedini gömülü olduğu yerden çıkarttı. Çiftlikte bulunan ayakkabı tekinin Arabacıoğlu'na ait olduğu, cinayetin ardından gömülmek için sürüklenirken ayağından çıktığı tespit edildi. Bir halı ve battaniyeye sarılan ceset, Ezine Orman Fidanlığı'na ait traktörün römorkuna alınarak, yolda hazır bekletilen cenaze aracına taşındı. Arabacıoğlu'nun cesedi, önce Ezine Devlet Hastanesi Morgu'na oradan da otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu'na gönderildi. Arabacıoğlu'nun babasının da yıllar önce bir cinayete kurban gittiği öğrenildi. Arabacıoğlu'nun cenazesinin, Adli Tıp'taki otopsinin ardından yakınları tarafından Ezine'ye getirilerek, yarın toprağa verileceği bildirildi.
Gelibolu ilçesinde, bunalıma girerek cinnet geçirdiği iddia edilen bir emekli yarbay, eşini ve iki kızını öldürdükten sonra intihar etti. Çanakkale'nin Gelibolu İlçesi'nde cinnet geçiren emekli Tankçı Yarbay 48 yaşındaki Süleyman Oral Özçağatay, eşi 44 yaşındaki Atike Canan ve kızları 10 yaşındaki Melis ile 14 yaşındaki Cansu Özçağatay'ı tabancasıyla vurup öldürdükten sonra, başına ateş ederek yaşamına son verdi. Yarbay Özçağatay'ın silah altında bulunduğu dönemde bağlı bulunduğu Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanlığı görevini, dün ‘Balyoz Güvenlik Harekat Planı’ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Özel Kuvvetler eski Komutanı emekli Korgeneral Engin Alan'ın yürüttüğü öğrenildi. Emekli olduktan sonra bir sigorta şirketinin Gelibolu acenteliğini yapan emekli Yarbay Özçağatay'ın görev yaptığı dönemde, bağlı olduğu Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanlığı'nı, ‘Balyoz’ operasyonu kapsamında dün gözaltına alınan emekli Korgeneral Engin Alan'ın yaptığı öğrenildi. Özçağatay'ın geçirdiği cinnetin Balyoz operasyonuyla bir bağlantısının olup olmadığı da araştırılıyor. 8 yıl önce Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanlığı 18'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı'ndan emekliye ayrılıp, Gelibolu'da sigortacılık yapmaya başlayan Süleyman Oral Özçağatay, bugün saat 06.00 sıralarında bir arkadaşına, cep telefonundan ‘Sıkıntıdayım, intihar edeceğim. Kayınvalideme iyi bakın’ yazılı mesaj gönderdi. Kimliği açıklanmayan, emekli Tankçı Yarbay Özçağatay'ın arkadaşı, saat 08.00 sıralarında cep telefonundaki bu mesajı fark edip, hemen polise haber verdi. DUBLEKS DAİRE KAN GÖLÜNE DÖNDÜ Gelibolu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Hoca Hamza Mahallesi Tuğsavul Caddesi Orkide Apartmanı'nın 4 ve 5'inci katlarındaki Özçağatay Ailesi'nin oturduğu dubleks daireye gitti. Kapı zilini uzun süre çalan, ancak cevap alamayınca çilingir yardımıyla içeri girmek durumunda kalan ekipler, korkunç manzarayla karşılaştı. Gelibolu Endüstri Meslek Anadolu Teknik Lisesi 3'üncü sınıf öğrencisi Cansu ve kardeşi Gelibolu 75'inci Yıl İlköğretim Okulu öğrencisi Melis, birlikte kaldıkları odadaki yataklarında başlarından tabancayla vurulmuş halde ölü bulundu. Yatak odasına geçen ekipler, burada da aynı şekilde vurulan Süleyman Oral Özçağatay ile ev kadını eşi Atike Canan Özçağatay'ın cansız bedenleriyle karşılaştı. Kan gölüne dönen evde yapılan incelemede, emekli Tankçı Yarbay Süleyman Oral Özçağatay'ın beylik tabancasıyla kızlarını ve eşini başlarından vurarak öldürdükten sonra intihar ettiği anlaşıldı. Cenazeler, olay yeri incelemesinin ardından Gelibolu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Gelibolu ilçesinde ilginç ve sırlarla dolu bir kaza meydana geldi. Astsubay Üstçavuş Atıl Şahin yönetimindeki 06 EU 2563 plakalı Renault marka otomobil, Çanakkale'den İstanbul istikametine seyir halindeyken Gelibolu yakınlarında kaza yaptı. Önceki gün akşam 17.00 sıralarında meydana gelen kazada Astsubay Şahin yönetimindeki araç, 34 AF 3929 plakalı polis memuru Cumhur Uğur Turkan'ın kullandığı araca çarptı. Araçlar hurdaya dönerken iki araçtaki yaralılar Çanakkale Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. ARAÇTAKİ SİVİLLERİ TANIMIYOR Ancak araçta bulunanlar üzerine Gelibolu Cumhuriyet Savcılığı olaya el koydu. Astsubayların bulunduğu aracın içerisinde üzerinde TR rumuzu bulunmayan 06 AC 006 ve 76 AC 790 numaralı iki plaka çıktı. Araçta ayrıca tümgeneral araç forsu ile birlikte Kılınç 2000 ve Zigana marka iki tabanca ve tepe lambası bulundu. Yapılan ilk araştırmada araçtaki plakalardan birinin Deniz Kuvvetleri'nde görevli bir amiralin eşine tahsis olduğu ve silahlardan birinin ruhsatının bulunmadığı belirlendi. Savcılık araştırmasında asıl ilginç gelişme ise askerlerin bulunduğu araçta bulunan iki sivilin durumuyla ilgili yaşandı. Savcılığın hastanedeki ilk sorgusunda aracı kullanan Astsubay Atıl Şahin'in aracın arka koltuğunda oturan iki sivil şahsın soyisimlerini bilmediği öğrenildi. Aracındaki iki şahısla ilgili hiçbir detaylı bilgiye sahip olmadığı ortaya çıkan Astsubay Şahin'in daha önce çeşitli disiplin sorunları yaşadığı ve SAT Birliği'nden gönderildiği öğrenildi. SİVİL SAVCILIKTAN ALINDI Gelibolu Cumhuriyet Savcılığı soruşturmasını sürdürürken, Deniz Kuvvetleri Adli Müşavirliği'nin devreye girerek olayı "askeri malzemeyi çalma" suçu çerçevesinde sivil savcılığın elinden aldığı öğrenildi. Olayı devreden sivil savcılık araçtaki kayıt dışı silah, general forsu, amiral eşinin araç plakasının bağajda bulunma sırrı ve "Onur" ile "Tarık" isimli iki sivil şahsın baglantıları konusunda inceleme yapamayacak. Sivil savcılık sadece kazayı inceleyecek. Bütün delillerin Askeri Savcılık tarafından alındığı öğrenildi.
İlimizin etiyle ve zeytinyağı ile ünlü ilçesi Ayvacık’ta Ayvacık Kaymakamlığı ve İl Tarım Müdürlüğü koordinasyonunda İlçe Tarım Müdürlüğünce uygulamaya geçen proje ile koru hayvanlarının ekolojik şartlarda beslenmesi ile elde edilen etin organik et olarak değerlendirilmesini sağlayacak proje sertifika kuruluşu ile yapılan sözleşme ile Nisan 2009’da başladı. Proje ile ilgili görüşlerini aldığımız projenin mimarı ve
yürütücüsü İlçe Tarım Müdürü Vural KESKİN; projenin Türkiye’de bu alanda yapılan
sayılı projelerden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “İlçemizin
önemli gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Projenin uygulandığı 8 köyde
hayvancılık koru hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır.
Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Kuşçayır Köyü’ne 8 kilometre mesafedeki Kavaklı mezrasında yaşayan Ramazan ve Semra Özer çiftinin Bayramiç Gazi İlköğretim Okulu’na giden çocukları 7 yaşındaki Serdar ve 10 yaşındaki Sema’nın yaşadıkları eğitim çilesi duyanları şaşkına çeviriyor. Kazdağları eteklerindeki mezradan başlayan çileli yolculuklarına patika yollarda devam eden iki kardeş, taşımalı eğitim sistemine dahil olabilmek için 4 kilometre yol kat ediyor. Asfalta yürüyerek ulaşan öğrencileri taşıyan minibüsün geçmesini bekleyen kardeşler, 16 kilometre de böyle yolculuk yaptıktan sonra okula ulaşıyor. İki kardeşin zorlu eğitim yolculuğu hafta içi her sabah saat 06.30’da başlıyor. Küçük yaşlarına rağmen dağın içinde patika yolu takip ederek korkusuzca yürüyen Serdar ve Sema kardeşler okuma azimleriyle herkese örnek olacak bir davranış sergiliyor. Okula gitmek için başka bir alternatiflerinin bulunmadığını anlatan ilköğretim 1. sınıf öğrencisi Serdar ve ilköğretim 3. sınıf öğrencisi Sema Özer, “Öğrencileri taşıyan minibüsün geçtiği asfalt yola ulaşmak zorundayız. Başka türlü okula gitme şansımız yok” dedi. Mezradaki iki göz odalı evde Özer ailesinin 6 ferdi birden yaşıyor. Elektriğin olmadığı evde Serdar ve Sema Özer kardeşler derslerini tüp lambası ışığında yapmak zorunda kalıyor.
Durumun ilgililere bildirilmesinin ardından, Cumhuriyet Savcısı olay yerine gelerek inceleme yaptı. Galip'in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi. "HAYAT DOLU VE NEŞELİ İNSANDI" Ezine Kaymakamı Cengiz Karabulut, intihar eden İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Önder Galip'in "hayat ve neşe dolu bir insan" olduğunu söyledi. Karabulut, Üsteğmen Galip'in sabah habercisiyle makamına geldiğini, bir süre sonra habercisini talimatla bir yere gönderdiğini ve bu sırada intihar ettiğini öğrendiklerini ifade etti. Olay yerine Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığından askeri bir savcının geldiğini ve inceleme yaptığını belirten Karabulut, "Galip'in cesedi muhtemelen otopsi için İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilecek. İntihar nedeniyle ilgili henüz kesin bir bilgi yok. Kendisi hayat dolu ve neşeli bir insandı. Biz de şok olduk" dedi. Karabulut, Galip'in Kayserili olduğunu, ancak uzun süre Ankara'da yaşadığını ifade ederek, nerede toprağa verileceği konusunda ailesinin karar vereceğini kaydetti.
Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla
Mücadele Şubesi (KOM) ekiplerince düzenlenen, Emniyet Müdür Yardımcısı Ali
Özdemir Kaşka yönetiminde gerçekleştirilen operasyonda 40 Çevik Kuvvet Polisi
ile Biga İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı 30 kişilik ekip görev yaptı.
Çıkar amaçlı çete kurmak suçundan 11 Aralık Cuma günü “BALYOZ” operasyonuyla göz altına alının 31 kişi, Pazartesi günü Biga Adliyesi’ne çıkarıldı. Biga Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 16 saat süren ve gece 01:00’de biten duruşmaların ardından çete üyesi oldukları iddiasıyla göz altına alınan 31 kişiden 22’si tutuklandı. Savcılık önünde bekleyen yakınlarının alkışlarıyla adliyeden çıkan zanlılar Çanakkale Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Duruşmanın görüldüğü Biga Adliyesi çevresinde 120 polis güvenlik önlemi alırken mahkum yakınlarından bazılarının fenalaştığı görüldü.
Bayramiç İlçesi'nde saat 21.00 sıralarında kapalı Pazar yerinde Taner Demir, Timur Özkan ve Mehmet Başaran isimli üç doğu kökenli genç ile Bayramiçli Mehmet Kapıcıoğlu kız meselesi yüzünden tartışmaya başladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine polis ekipleri olay yerine geldi. Kavgayı ayırmak isteyen polisler Taner Demir ve Timur Özkan’ın mukavemetiyle karşılaştı. Gençler, güçlükle polis otosuna bindirilirken, kavganın yaşandığı olay yerine yakın kahvelerin önünde oturan Bayramiçliler, olaya öfkelenerek tepki göstermeye başladı. Emniyet Müdürülüğüne götürülen gençler, sorguya çekilirken yüzlerce Bayramiçli toplanmaya başladı. Polise zorluk çıkaran gençlere tepki gösteren Bayramiçliler, polis merkezinin kapılarını zorlayıp, kavga çıkaran gençleri protesto etti. ‘Kürtler dışarı’ diye slogan atıp, tekbir getiren grup, daha sonra da ‘Şehitler ölmez, vatan bölümez’ sloganı atmaya başladı. Sayıları yüzü geçen protestocu grup, ilerleyen dakikalarda Emniyet Müdürlüğü'nün önüne gelen başka gruplarla birlikte yaklaşık 2 bin 500 kişiye ulaştı. Bayramiç Polisi, kalabalığı dağıtmakta yetersiz kalınca İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan takviye geldi. İlçeye, Çanakkale Emniyet Müdürülğü'nden de takviye olarak, 50 kişilik Çevik Kuvvet Polisi çağrıldı. Olayların büyümemesi için polis ve jandarnma büyük çaba gösterdi. Bayramiç Kaymakamı Şahin Arslan ve Belediye Başkan Yardımcısı Ergün Tüzgen, vatandaşları sağ duyuya davet etti. Kalabalık, Doğu kökenli vatandaşların oturduğu evlere taşlı saldırıda bulundu. Kaymakam ve belediye başkan yardımcısının yoğun çabası ile olaylar saat 00.30 sıralarında yatıştı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Coğraya bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal, Biga ilçesine bağlı Ambaroba köyünde yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi olan toprak kaymalarının bölge halkını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, "Ben bir bilim insanı olarak can kaybından büyük endişe duyuyorum” dedi. ÇOMÜ Coğrafya bölümü öğrencileri toprak kaymasının yaşandığı Ambaroba köyünde uygulama çalışması yaptı. Çalışmayı yaptıran öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Evren Erginal köyü etkileyen heyelanlar hakkında çarpıcı bilgiler elde ettiklerini belirterek, “Biga’nın Ambaroba köyünde 1992 yılı başlarından beri etkinliğini sürdüren heyelan aktivitesini üniversitemizin sağladığı proje bütçesi sayesinde 2005 yılı Ekim ayından itibaren 4 yıldır izlemekteyiz. Heyelan sahası artık Coğrafya öğretmeni olacak öğrencilerimizin bir açık hava laboratuarı oldu. Prof. Dr. Murat Türkeş ile birlikte yaptığımız çalışmalarda heyelanın sebebi, gelişim mekanizması ve gelecekte göstereceği davranış konusunda somut veriler elde ettik. Yaptığımız 10’u aşan saha çalışmasında heyelanın koordinatlarını alarak kaymaların zamana dayalı değişimlerini ölçtük ve aldığımız örneklerden yaptırdığımız mikro-analizlerle kaymayı kontrol eden jeolojik ve coğrafi koşulları araştırdık. Ortaya çıkan sonuçlar çok çarpıcı ve heyelanın ulaştığı nokta hiç de küçümsenebilir düzeyde değil” dedi.
Bir grup Anzak, Birinci Dünya Savaşı'nın bittiği 11 Kasım saat 11.00'de, Anzak Koyu'nda, Gelibolu Yarımadası'nda kaybettikleri atalarını andı. Avustralya'dan gelen yaklaşık 30 Anzak ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türk Avustralya Dostluğu Topluluğu üyesi 8 öğrencinin de aralarında bulunduğu grup, Anzak Koyu'ndaki Beach Cemetery Mezarlığı'ndaki anma törenine katıldı. Avustralya'nın eski Çanakkale Konsolosu Peter Rennert, burada yaptığı konuşmada, Birinci Dünya Savaşı'nın 11. ayın 11. gününün 11. saatinde sona erdiğini, tüm trajedilerin de son bulduğunu söyledi. Bu trajedide yaklaşık 20 milyon askerin yaşamını yitirdiğini ifade eden Rennert, hayatını kaybeden askerlerin hepsini saygıyla andığını belirtti. Gelibolu'ya Avustralyalıların daha çok önem verdiğini, kaybettikleri askerlerin anılarını yaşatmak için Gelibolu Yarımadası'na geldiklerini ifade eden Rennert, şunları kaydetti: ''Buradaki savaşın ardından batıya giden Avustralyalılar, oradaki savaşlarda da hayatlarını kaybetti. Tüm savaşların sadece hayat kaybetmekten başka bir şey olmadığı açıkça ortadadır. Türk askeri bu topraklarda canını feda ederek savaşmıştır. Avustralyalılar ise burada kendi milli bilincini kazanmıştır. Bu savaş sonrasında hayatta kalan askerler tüm trajediyi anlamışlar ve bu savaşı olmaması gereken bir savaş olarak görmüşlerdir.'' 62 yaşındaki Alan Davis de dedesi Alfred Davis'in Gelibolu Yarımadası'ndaki savaşa katıldığını söyledi. Buraya geldiğinde 16 yaşında bir genç olan dedesinin savaşa katılma amacının ''büyük bir maceraya katılmak'' olduğunu ifade eden Davis, ''Dedem öldüğünde 60 yaşındaydı. Ama ölmeden önce bana söylediği söz, Türk askerinin ne kadar güçlü, cesur ve candan olduğuydu. Ben de Türk askerine saygı duymak için buraya geldim. Barış elçisi olarak buradayım'' diye konuştu. Katılımcıların tören sırasında zaman zaman duygulu anlar yaşadığı görüldü. Törene katılanlar, mezarları ziyaret ederek ellerindeki karanfilleri bıraktı.
Bademli ve Koyunevi, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı iki şirin köy. Bu köyleri farklı kılan şey, 600 yıldır aralıksız sürdürdükleri bayramlaşma geleneği. Bademli köylüleri daha çok zeytincilikle uğraşıyor. Koyunevi'nde ise hayvancılık ağırlıkta. İki köyün adeta bir festival havasını andıran bayramlaşma âdetleri Çanakkale ve çevresinde epeyce ünlenmiş. Hatta birbirine yakın başka köyler de bu şekilde bayramlaşmak için karar almışlar ama birkaç yıldan fazla sürdürememişler. Bu iki köy, 600 yıldır bayramlaşıyor Cami imamının, "Bademli köyündeki kardeşlerimizle bayramlaşmak için birazdan yola çıkacağız." anonsuyla birlikte Koyunevi sakinleri köy meydanına toplanmaya başlıyor. Çok geçmeden genci yaşlısı herkes iki köy arasında yüzyıllardır devam eden 'bayram yürüyüşüne' başlamak için muhtarın ağzından çıkacak bir çift söze kulak kesiliyor. Koyunevi Muhtarı Hüseyin Evcimen, "Vakit geldi, hem Bademlileri hem de bizim için hazırlanan yemekleri bekletmeyelim." diyor.Tarihî taş evlerin arasından geçerek yola koyuluyoruz. Bademli ile Koyunevi arası sadece 1 kilometre olduğu için aradaki mesafeyi rahatlıkla yürüyebiliyorsunuz. İki köyün tam ortasında büyük bir mezarlık var. Mezarlığa ulaştığımızda herkes diz çöküyor ve imamın okuduğu Yasin-i Şerif'i dinliyor. İmam, "Allah'ım, iki köy arasında asırlardır süren, birlik ve beraberliğin temsilcisi bu bayramlaşma geleneğini kıyamete kadar devam ettir." duasını defalarca tekrarlıyor. Koyunevliler, "Biz geliyoruz, hazırlıklarınızı tamamlayın." mesajı için kurusıkı tabancalarını ateşliyor. Bademliler, "Mesajınızı aldık. Biz hazırız ve sizi bekliyoruz." cevabını vermek için ilginç bir yönteme başvuruyor. Birbiri arkasına patlatılan Ramazan bombaları ortalığı bir şenlik alanına çeviriyor. Gözlerimizi gökyüzünden ayıramıyoruz. Havada patlayan bombalar ve çıkan dumanlar şaşkınlıkla izleniyor. Bademlili hanımlar köye gelen misafirleri alkışlarla karşılıyor. Erkekler ise sıraya girmiş bir vaziyette köy meydanında bekliyor. İki köyün buluşması gerçekten görülmeye değer. Köylüler sanki yıllardır birbirlerini hiç görmüyormuş gibi sarılıp hasret gideriyor. Bayramlaşanlar mevlit dinlemek için camiye giriyor. Mevlit okunurken caminin içerisinde hummalı bir koşuşturmaca da devam ediyor. Sofralar seriliyor, bayrama özel yemekler getiriliyor. İki köyün erkekleri hep birlikte yemek yiyor. Bu arada Koyunevi'nden gelen hanımlar da evlerde ağırlanıyor. Silahların yerini Ramazan topu aldı Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı bu iki köy, bayramlaşma geleneğini 600 yıldır aralıksız devam ettiriyor. Bademli köylüleri daha çok zeytincilikle uğraşıyor. Koyunevi'nde ise hayvancılık ağırlıkta. İki köyün adeta bir festival havasını andıran bayramlaşma âdetleri Çanakkale ve çevresinde ünlenmiş. Hatta birbirine yakın başka köyler de bu şekilde bayramlaşmak için karar almış ama birkaç yıldan fazla sürdürememişler. Bayramlarda iki köy de dolup taşıyor. Kutlamalar zamanla şekil değiştirse de özü pek değişmiyor. Eskiden iki köyün gençleri bayramlarda futbol turnuvası düzenliyormuş. Folklor ekipleri ile davul ve zurnalar kutlamalara farklı bir renk katıyormuş. Gençlerin şimdilerdeki yeni merakı ise Ramazan bombası patlatmak. Gençler, ayrıca etkinliklerden çektikleri fotoğrafları köylerinin sitelerinde paylaşıyor. Bademli köyü, Fatih Sultan Mehmet zamanında Yörük bir aile tarafından kurulmuş. Rivayetlere göre Bademli'de bir genç kız, ağabeyiyle kavga etmiş. Koyunlarını alarak şimdiki Koyunevi köyünün bulunduğu tepelik araziye yerleşmiş. Bayramda kız, ağabeyinin gönlünü almak ve elini öpmek için Bademli'nin yolunu tutmuş. Ağabeyi de bayramın ikinci günü iade-i ziyaret yapmış. Bugüne kadar iki köy defalarca arazi kavgasına tutuşmuş, ama yine de bayramlaşma geleneğinden vazgeçmemişler. Bir keresinde Bademli ve Koyunevi arasında büyük bir kavga yaşanmış. Bademli'nin yaşlıları, "Artık yeter, bu geleneğe bir son verelim." demiş. İçlerinden birisi çıkmış, "Ben bir tepsi baklava ile Koyunevi'ne gidiyorum. İsteyen benimle gelsin." diyerek yola koyulmuş ve gelenek kesintiye uğramamış. Köylüler, gazetecilere karşı çok mesafeli yaklaşıyor. Bademli'ye ayak basar basmaz köy muhtarı, "Yalan haber yapmayacaksınız değil mi?" diye soruyor. Birkaç yıl önceki bayramlaşma töreninde pompalı tüfekler ve tabancalar kullanılmış. Bir ajans bu görüntüleri çekmiş. Televizyonlar da haberi, "Magandalar iş başında" şeklinde vermiş. Bademli köyü muhtarı Aclan Akbulut'un anlattıklarına göre bir diğer televizyon kanalı haberi, "Kürtler, Türk köyünü bastı." şeklinde duyurmuş. Gerçekte ise bir Türk-Kürt çatışması yokmuş. Sadece Koyunevi köyünden evli olan Kürt bir vatandaş kutlamalara katılmış hepsi bu kadar... Muhtar Akbulut, özeleştiri yapmayı da ihmal etmiyor. Geçmiş bayramlarda çokça kurşun sıkıldığını itiraf ediyor. Şimdi ise sadece kurusıkı tabancaya izin verdiklerini anlatıyor. Bayramlaşma töreninde silah kullanma geleneği çok eskilere dayanıyormuş. Mezarlıkta okunan dua bittikten sonra imam, belinden toplu tabancasını çıkarır, sadece bir el ateş ederek diğer köyü haberdar edermiş. Zamanla silah kullananların sayısı da artmış. Medyada çıkan haberlerden sonra Ayvacık Kaymakamlığı, Bademli köyü Muhtarı Aclan Akbulut'tan geleneği sonlandırmasını istemiş. Akbulut da Ramazan bombası kullanma fikrini ortaya atmış ve yetkilileri ikna etmiş. İki köy de geleneklerini uzun yıllar devam ettirmek istiyor. 1960 ihtilali bile onları durduramamış. İhtilal sonrasında silahlar toplanmış. Köylüler ses çıkarmak için bu kez dinamit kullanmış. Kadınlar yemek yapıyor Erkekler bayram ediyor! Köy hanımları için bayramın ayrı bir telaşı var. Ramazan Bayramı'nda birinci gün Koyunevi Bademli'ye, ikinci gün Bademli Koyunevi'ne misafir oluyor. Kurban Bayramı'nda ise tam tersi yapılıyor. Bunun sebebi de ilginç bir hikâyeye dayanıyor. Yıllar önce bir Kurban Bayramı'nda ilk gün Koyunevliler Bademli'ye ziyarete gelmiş. Gelmişler gelmesine ama ne görsünler: Ortada ne kurban eti var ne de başka bir yemek! Bademliler kurbanlarını geç kestikleri için hazırlıkları tamamlayamamış ve biraz mahcup olmuşlar. Koyunevliler de, "Bundan sonra Kurban Bayramı'nın birinci günü siz bize gelin. Biz koyun kesmesini, yüzmesini ve et pişirmesini iyi biliriz." demiş. Bayramlar, köy hanımlarının hünerlerini göstermeleri için de iyi bir fırsat oluyor. Ramazan Bayramı'na has keşkek, ev baklavası, nohut, dolma ve höşmerim tatlısı yapılıyor. Kurban Bayramı'nda ise etler fırına veriliyor. Fırının ağzı çamurla sıvanıyor. Odun ateşinde üç dört saatte pişen et, servis ediliyor. Kurban Bayramı için Çanakkale yöresine ait basma helvası hazırlanıyor. (ZAMAN)
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), verimli tarım arazilerini korumaya yönelik verdiği mücadele yeni bir başarıya daha imza attı. Ziraat Mühendisleri Odası'nın açtığı dava üzerine Çanakkale İdare Mahkemesi, Gelibolu"da huzurevi kurulması için verimli tarım arazilerinin katledilmesine "dur" dedi. ZMO Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Günaydın, İstanbul"da yaşanan sel felaketinin, çarpık yapılaşmanın ne gibi acı sonuçlara yol açabileceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdiğine dikkat çekerek, hukuka aykırı kararları yargıdan dönen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı tarım toprakları aleyhine geliştirdiği uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı. ZMO Başkanı Gökhan Günaydın, tarım arazisine huzurevi yapılması kararının yargıdan dönmesi üzerine yaptığı açıklamada, hukuka aykırı tüm kararları yargıdan dönen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nı, tarım toprakları aleyhine geliştirdiği iş ve işlemlerden vazgeçmeye çağırdı. İstanbul'da yaşanan ve 32 kişinin ölümüne neden olan sel felaketinin, çarpık yapılaşmanın ne gibi acı sonuçlara yol açabileceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serildiğine dikkat çeken Günaydın, böyle bir dönemde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın tarım arazilerini imara açan yeni bir kararının yargıdan döndüğünü bildirdi. Günaydın, Çanakkale İdare Mahkemesi'nin Gelibolu"da huzurevi kurulması için verimli tarım arazilerinin katledilmek istenmesine "dur" dediğini vurguladı. Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası'nın yurt genelinde sürdürdüğü, verimli tarım arazilerini korumaya yönelik mücadelesinde yeni bir başarı anlamına gelen bu kararın, ziraat çevrelerinde büyük sevinç yarattığını ifade etti. Günaydın, "Bilindiği üzere daha önce Adana, Antalya, Balıkesir, Bolu, Çanakkale ve Düzce"de de, tarım arazilerini yapılaşmaya açan Toprak Koruma Kurulu kararları mahkemeler tarafından reddedilmiştir. ODA"mızın Adana-Seyhan, Antalya Kovanlık ve Selimiye, Çanakkale Biga, Muğla Merkez-Yatağan ve Samsun Terme ilçelerindeki verimli toprakları tarım dışına çıkartan Kurul kararlarına karşı açtığı davalar da sürmektedir. Alternatif alanlar varken, kısıtlı miktardaki mutlak tarım arazilerinin imara açılması, bu alanların geri dönüşümsüz biçimde kaybedilmesine neden olmaktadır. TMMOB TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da tarım arazilerine yönelik mücadelesine kararlılıkla devam edecektir" dedi. -TARIM ARAZİSİNDE HUZUR EVİ AÇILMASI SÜRECİ 2008'DE BAŞLADI- GeliBolu Belediye Başkanlığı, Çanakkale GeliBolu İlçesi Yazıcı Mahallesi Karlık mevkiinde "tarımsal niteliği korunacak 3. derece doğal SİT alanı"nda kalan ve mülkiyeti Hazineye ait toplam 7,3 dekar arazide huzurevi yapabilmek için 2008 yılında girişimler başlatmıştı. Çanakkale Valiliği Tarım İl Müdürlüğü"nce 19 Şubat 2008 tarihinde reddedilen bu girişim, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü"nün "ilçede huzurevi açılmasının kamu yararına uygun olduğuna" ilişkin yazısı ile yeniden gündeme gelmişti. Belediyenin Eylül 2008"de başvurduğu Toprak Koruma Kurulu"nun, bu talebi uygun görmesi ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın da onayı ile söz konusu arazi 2 Ocak 2009"da imara açılmıştı. Çanakkale Toprak Koruma Kurulu"ndaki ZMO temsilcisinin şerh düştüğü karara karşı Ziraat Odası, iptal ve yürütmenin durdurulması istemiyle yargı yoluna başvurmuştu. Davaya bakan Çanakkale İdare Mahkemesi, araziye yönelik bilirkişi incelemesi yaptırmıştı. -BİLİRKİŞİ RAPORU: ARAZİ 2'İNC SINIF TARIM ARAZİSİ"- Bilirkişi raporunda özetle, "arazinin 2'inci sınıf mutlak tarım arazisi olduğu, iklim ve toprak nem koşullarına uygun her türlü kültür bitkisinin yetiştirilebileceği, alanın neredeyse tamamında tarım yapıldığı, huzurevi için kentte alternatif alanlar bulunduğu, bu arazi yapılaşmaya açılırsa kentin sağlıksız gelişeceği ve doğal kaynakların kaybedileceği" belirtilmişti. Çanakkale İdare Mahkemesi de bu veriler ışığında, 13 Ağustos tarihinde imara açma kararını hukuka aykırı bularak, yürütmesini durdurmuştu.
Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi’nde sokakta yapılan bir düğünde, davetlilere ikram edilen kokoreçten kendisine verilmemesine kızan 48 yaşındaki Fahrettin Baydo’nun, kasaplık yapan CHP İlçe Yönetim Kurulu üyesi Uysal Yılmaz ve CHP eski İlçe Başkanı Sadık Gögüsgeren’i bıçakla yaralamasının ardından olay farklı bir boyuta taşındı. Olaydan ilçedeki tüm Doğu kökenlileri sorumlu tutan yaklaşık 300 kişilik grup, toplandı. Polis ve jandarma ekipleri ilçede yoğun güvenlik önlemleri alırken, kalabalık 4 saatlik beklemenin ardından dağıldı. Bayramiç’te Hasan Karakuş ile Gamze Adalı’nın Muradiye Mahallesi’nde sokakta yapılan düğünde, aynı zamanda kasap olan CHP İlçe Yönetim Kurulu üyesi Uysal Yılmaz tarafından hazırlanan kokoreçler davetlilere dağıtıldı. Kendilerine kokoreç verilmemesine kızan Fahrettin Baydo ve arkadaşı 42 yaşındaki Taner Demir, düğün bittikten sonra kasap çırağı Kazım Kaya’yı aramaya başladı. Çırağın nerede olduğunu öğrenmek için kasabın sahibi Uysal Yılmaz’ın oturduğu eve giden ikili, iddiaya göre kapıya çıkan kasabın annesi Habibe Yılmaz’ı tartakladı. Üst katta oturan Uysal Yılmaz ise gürültüyü duyup aşağıya indi. İkili ile kasap Uysal Yılmaz tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine olay yerine gelen polis, Baydo ile Demir’i ifadelerini almak üzere İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. İkili, yine ifade vermek için aynı yere gelen kasap Uysal Yılmaz ile kapıda bir kez daha karşılaşıp kavgaya tutuştu. Baydo, üzerindeki bıçakla kasap 34 yaşındaki Uysal Yılmaz’ı İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde, koltuk altından ve göğsünden yaraladı. Uysal Yılmaz’ın yanında bulunan arkadaşı CHP eski İlçe Başkanı aynı yaştaki Sadık Göğüsgeren’i de karnından yaralayan Baydo, polis tarafından etkisiz hale getirildi. Yaralı Uysal Yılmaz ile Sadık Göğüsgeren, Bayramiç Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalelerinin ardından Çanakkale Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. GERGİN GECE Kars Arpaçay nüfusuna kayıtlı Fahrettin Baydo’nun, Uysal Yılmaz ve Sadık Gögüsgeren’i İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde bıçakla yaralaması, ilçede tepkilere neden oldu. Olaydan ilçedeki Doğu kökenlileri sorumlu tutan yaklaşık 300 kişilik grup, dün gece sokaklara döküldü. Polis ve jandarma ekipleri ilçede yoğun güvenlik önlemleri alırken, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü’nden takviye ekip istendi. Çevik kuvvet, Bayramiç Garajı, belediye binası, yakınındaki çay bahçesi ve parkta toplanan öfkeli kalabalığı yatıştırmaya çalıştı. Bazı vatandaşların kimlik bilgileri alındı. Olayların büyümesinin önlenmesi için ilçedeki bazı siyasi partilerin yöneticileriyle Bayramiç İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde toplantı düzenlendi. Saat 20.00 sıralarında toplanmaya başlayan grup, tüm uyarılara rağmen yaklaşık 4 saat boyunca dağılmadı. Kalabalık, daha sonra gece yarısı dağılıp evlerine gitti. TUTUKLANDI Bıçakla yaralama olayının şüphelisi Fahrettin Baydo ise sorgusunun ardından Adliye’Ye sevk edildi. Baydo, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi. Baydo’nun arkadaşı Demir ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Çanakkale Devlet Hastanesi’ne tedavileri süren yaralı Uysal Yılmaz’ın halen hayati tehlikeyi atlatamadığı, Sadık Göğüsgeren’in ise sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi
Çanakkale'nin Yenice ilçesinde, köylülerin umudu kapya biberi oldu. İlçeye bağlı Kalkım beldesinin Çiftlik köyündeki üreticiler, halk arasında salçalık biber olarak da bilinen kapya cinsi biberlerin fidelerinden daha iyi verim alabilmek amacıyla tarlalarında çapalama işlemine başladı. Köydeki üreticilerden İbrahim Özel, yörede önceleri tütün
yetiştirildiğini, ancak geçen zamanda tütün üretiminden vazgeçilip geliri daha
yüksek olan kapya biberinin tercih edildiğini söyledi. Özel, köyleri ile çevre
köylerdeki çiftçilerin büyük çoğunluğunun kapya biberi yetiştirdiğini
belirterek, bir dönüm tarlada iyi bakım yapılması halinde 4-5 ton dolayında ürün
alınabildiğini ifade etti.
Bayramiç ve Ezine ilçelerine bağlı 9 köy ve çevresinde, petrol ve doğal gaz arama çalışması yapılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan alınan izin ile bölgede sismik arama çalışmaları başladı. Bölgede petrol ve doğal gaz arama çalışmaları için ruhsat alan Merty Enerji A.Ş., Bayramiç'in Aşağı Şevik köyü ile Ezine ilçesinin Balıklı Köyü arasında kalan alanda çalışma yapıyor. Bayramiç Kaymakamı Mehmet Bahattin Atçı, yaptığı açıklamada, şirket yetkililerinin Çanakkale Valiliğini bilgilendirdikten sonra kendisini de ziyaret ederek, konuyla ilgili bilgi verdiğini söyledi. Şirket yetkililerinin kendisine bölgede sismik araştırma çalışmalarına başlayacakları yönünde bilgi verdiklerini ifade eden Atçı, şöyle dedi: ''Ülkemizin petrol ve doğal gaza ihtiyacı var. Dilerim başarılı sonuçlar alınır. Bana arama yapılacak bölgenin genel koordinatlarını getirecekler. Aşağı Şevik, Çiftlik, Saçaklı, Doğancı Köy, Ptırelli, Türkmenli, Yahşıelli, Çavuşköy ve Ezine'ye bağlı Balıklı köylerindeki arazilerde petrol ve doğal gaz arama çalışması yapılacak.''
Güney Amerika Ülkelerinde Yetişen Tropikal Bitki Pepino Meyvesi Çanakkaleli Üretcilerin Umudu Oldu. Ezine İlçesinde Çiftçilik Yapan Aziz Tutar, Televizyon Haberlerinde Gördüğü Pepinoyu Üretmeye Başladı. Deneme Amacıyla Birkaç Fidan Diken Aziz Tutar, Pepinonun Kısa Zamanda Büyüdüğünü Görünce 6 Bin Fidan Aldı. Tutar, fidanların bir kısmını tarlasına yaptığı seralarda, bir kısmını da açık havada yetiştiriyor. Komşularının kendisini büyük bir merakla takip ettiğini belirten Tutar, "Ben domates gibi zahmeti çok, parası az ürünler dikmekten bıktım ve son çare olarak bu bitkiyi diktim. Fidelerin tanesi 10 TL'ye geliyor. Ciddi bir yatırım yaptım. Pepinoların büyüdüğünü görünce 'iyi ki dikmişim' diyorum. Eğer diktiğim pepinolardan para kazanırsam köydeki diğer çiftçiler de bu bitkiyi dikmek için sıraya girecek. Bu meyve sosyete meyvesi olarak biliniyor. Manavlarda kilosu 5 liraya satılıyor." dedi. Aziz Tutar, elde ettiği ürünü şimdilik sadece Çanakkale'deki market ve manavlara satıyor. Tutar, pepinonun meyvesinin böbrek kumlarının atılmasında, anemi hastalıklarında, kemik erimesi, dalak yetmezliği, mide rahatsızlıklarında tedavi edici özelliğe sahip olduğunu ifade etti.
Edirne Çanakkale il sırını olarak bilinen Korudağ mevkiinde gerçekleştirilen temel atma töreninde bir konuşma yapan Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık, Edirne il sınırı Korudağ mevkinden başlayan ve Gelibolu'ya kadar 44 kilometre olan yolun toplam 33 milyon 415 bin TL'ye malolacağını belirterek, “Şu anda 4 yanda çalışma devam ediyor. Bunlardan birisi 44 kilometre uzunluğundaki geçen yıl ihale edilen bu yol. İkinci yol ise toplam 113 kilometrelik Çanakkale ile Biga arasındaki yol. Bu yolları önümüzdeki yıl sonuna kadar bitirmeyi arzu ediyoruz. Bunların haricinde İzmir ve Çan hattı var. Bunları toplarsak önümüzdeki sene itibariyle bu yol ve Biga yolunun bitmesiyle Çanakkale'nin bölünmüş yolu 160 kilometreyi geçecek. Bunun dışında havayolu ulaşımı da çok önemli ve havalanın uzatılması için de kamulaştırma çalışmaları devam ediyor. Gelibolu’ya kadar devam edecek bu çalışmaların 500 güne bitirilmesi planlanıyor” dedi. Karayolları Genel Müdürlüğü 1.Bölge Müdürü Mehmet Karaman ise Çanakkale ilinin Gelibolu Yarımadası içerisinde bulunan devlet ve il yollarının bölge müdürlüğü sorumluluğunda olduğuna işaret ederek, “99 kilometre asfalt beton, 27 kilometre sathi kaplama olmak üzere 126 kilometre devlet yolu mevcut. Ayrıca 8 kilometre asfalt beton, 16 kilometre sathi kaplama olmak üzere 24 kilometre il yolu mevcut. İl yolunun 2 kilometresi bölünmüş yol" dedi. Karaman, hükümetin Acil Eylem Planı kapsamında ve Bölge Müdürlüğünün sorumluluk alanında bulunan Korudağ-Gelibolu yolundaki bölünmüş yol yapım çalışmaları dolayısıyla Başbakanlığın genelgesi doğrultusunda Çanakkale Valiliği’nde ihale yapıldığını ve MAK-YOL inşaat firmasının ihaleyi kazandığını belirtti. Törene Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık, Gelibolu Kaymakamı Adnan Çakıroğlu, AK Parti Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve Müjdat Kuşku, Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar, Çanakkale İl Özel İdare Genel Sekreteri Ayhan Gider, Karayolları Genel Müdürlüğü 1.Bölge Müdürü Mehmet Karaman, Çanakkale İl Genel Meclis Üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Bayramiç İlçesi’nde, Kaz Dağları’nın Doğa Koruma ve Milli Park Müdürlüğü’ne bağlı Ayazma Mesire Yeri’ne ikinci bir mescit yapılmaya başlandı. Kültür sanat etkinliklerinin gerçekleştirildiği bölümdeki ahşap oturma yerleri ile piknik alanındaki masaların yıpranmış olmasına seyirci kalındığı belirtilirken, bölgeye ikinci bir mescidin plansız ve ruhsatsız, hem de betonarme olarak yapılması tepki çekti. Çanakkale İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsrafil Erdoğan ise ikinci mescidin hem kadınlara, hem de erkeklere hizmet verilebilmesi için yapıldığını söyledi Kaz Dağlar’nın Bayramiç İlçesi’ne bakan cephesinde bulunan, mitolojide dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazama Mesire Yeri’nde mescit tartışması yaşanıyor. Bayramiç Belediyesi'nin geleneksel İda (Kaz Dağı) Kültür ve Sanat Festivali etkinlikleri kapsamında her yıl mitolojinin canlandırıldığı güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazma Mesire Yeri’nde, bir mescit bulunuyor. Buna rağmen Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü bilgisi dahilinde Evciler Köy Muhtarlığı’nca ikinci bir mescit yapımına başlandı. Yemyeşil görüntüsü ve pınarlarıyla doğa harikası olan mesire yerinde betonarme olarak inşa edilen yeni mescit tepki çekti. BELİRLİ KESİMİN ÇEKİM MERKEZİ YAPMAK İSTİYORLAR Bayramiç Belediye Başkanı CHP’li İsmail Sakin Tuncer, yeni yapılan mescide 25 metre uzaklıktaki kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı ahşap amfitiyatronun ve mesire yerindeki piknik masalarının içler acısı durumuna seyirci kalmakla suçladığı Doğa Koruma ve Milli Park Şube Müdürlüğü’ne tepki gösterdi. Başkan Tuncer, “Ayazma Mesire Yeri Kaz Dağları’nın en gözde alanlarından birisidir. Mitolojide ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Biz de burada her yıl festival düzenleyip güzellik yarışması yaparak mitolojiyi canlandırıyoruz. Bu yıl 16'ncı Kültür ve Sanat Festivalimizi yapmaya hazırlanıyoruz. Ama etkinliğin yapıldığı alandaki ahşap amfitiyatronun oturma yerleri çürüdü, yıkıldı, darmadağın oldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nden son 5 yıldır buranın onarılmasını istiyoruz. Fakat nedendir bilmiyoruz bu talebimiz yerine getirilmiyor. Herhalde bu alanda bize kültür sanat festivalini yaptırmak istemiyorlar. Buraya ikinci bir mescidin yapılmasını ise hoş karşılamıyorum. Böyle bir ihtiyacın olduğuna da inanmıyorum. Üstelik betonarme olarak yapılmış bir mescit buranın doğasına uygun değil. Konu incelenmeli” dedi. “BİLGİMİZ DAHİLİNDE YAPILIYOR” Çanakkale İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsrafil Erdoğan ise, Ayazma Mesire Yeri’ndeki yeni mescidin mesire yerinin işletmecisi tarafından bilgileri dahilinde yapıldığını açıkladı. RUHSATI VE PROJESİ YOK Erdoğan, “Bu bölge Milli Park alanı değil. Bize bağlı bir mesire yeri. Mesire yerlerindeki uygulamalar ise gelişme planı çerçevesinde yapılır. Bu bölgede bir mescit vardı. Ama hanımlar ile erkeklerin ayrılması anlamında ihtiyaç olduğundan dolayı yeni bir mescit yapılması talebi olmuş. Yeni mescidi Ayazma Mesire Yeri’ni işleten Evciler Köy Tüzel kişiliği yaptırıyor. Mescidin ruhsatı ve projesi yok. Ancak biz zaten bunu inşaat olarak görmüyoruz. Büfe, lokanta gibi yerler için ruhsat isteniyor. Orman Kanunu’na göre, orman alanı içinde olduğundan mescit için plan, proje, ruhsat aramıyoruz. Gelişme planı dahilinde yapılıyor. Buranın gelişme planında ikinci bir mescit yok. Ancak mescit olarak var. Onu da ister tek mescit olarak yaparsınız, ister bölmeli yaparsınız. Konu bundan ibaret. Yeni mescit betonarme olarak yapılmasına rağmen ahşap giydirme ile doğaya uygun hale getirilecek” diye konuştu. PİKNİK MASALARI GELECEK YILA Müdür Erdoğan, kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı bölge ile piknik masalarının onarımının kendi sorumluluklarında olduğunu da belirterek, “Buranın bakım ve onarımını önümüzdeki yılın programına koyduk. Ödenek gelirse bunları yaptıracağız” dedi.
Dalgıçlar, dünyada ender körfezlerden olan Saros Körfezi'nde deniz temizliği yaptı. Saros Körfezi'nde yer alan, Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Güneyli köyünde kurulu Güneyli Su Ürünleri Kooperatifi ve Kadıköy Sualtı Merkezi işbirliğiyle yürütülen çalışma çerçevesinde dalgıçlar Saros Körfezi'nde dalarak kıyıya yakın bölgelerde tespit edilen atıkları sahile çıkardı. Güneyli Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Recep Çelen, denizde kirlilik bulunmadığını, teknelerden düşen çeşitli malzemelerin ya da vatandaşların denize bıraktığı çeşitli atıkların temizlendiğini söyledi. Bölgede geçmişte 300 çeşit balık yaşadığını, bu sayının 120'ye düştüğünü dile getiren Çelen, “Yaşadığımız bu eşsiz güzel yere çok önem veriyoruz” dedi. Çelen, bir süreliğine Saros Körfezi'ne “gır gır” teknelerinin girişinin yasaklanmasının, türlerin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Böyle bir uygulama sonunda buraların balıkların yumurtlama bölgesi olduğu görülecektir. Böylelikle bölgemiz, Çanakkale Boğazı vasıtasıyla Ege ve Marmara Denizi'ne balık pompalar. Biz bunu her zaman dile getiriyoruz ve bölgeyi temiz tutmak için çaba gösteriyoruz. Saros Körfezi'ne mavi bayrak asacağız” diye konuştu. Deniz temizliğine katılan grubun dalış eğitmeni Sertay Güney ise Saros Körfezi'nde dalış eğitimleri verdiklerini ifade etti. Her hafta sonu 30-40 dalgıcın Güneyli bölgesine dalış yapmak için geldiğini belirten Güney, “Türkiye'nin en güzel dalış yapılacak yerlerinden biri burası. Yaptığımız deniz temizliğinin herkese örnek bir davranış olmasını istiyoruz” dedi. Bu arada, körfezin yılın bazı dönemlerinde, tabanda soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar sayesinde kendi kendini temizlediği belirtildi. Körfezin kendi kendini temizlemesinin genellikle nisan ve temmuz aylarında olduğu kaydedildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni teşvik paketinde yer alan bölgesel yatırımlar ile büyük proje yatırımlarına uygulanacak "yatırıma katkı oranlarının" tasarıdaki haliyle hayata geçirilmesi ve Çanakkale'nin ilçeleri olan Gökçeada ve Bozcaada'nın 4'üncü bölge desteklerinden yararlanması için Gelir Vergisi Kanunu'nda Değişiklik öngören tasarıya iki maddelik bir ekleme yapılacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni teşvik paketindeki yatırıma katkı oranların bölgesel bazda yüzde 25'den yüzde 60'a, büyük yatırım projelerinde yüzde 45'ten yüzde 70'e çıkarılabilmesi için hükümet TBMM'de görüşülen Gelir Vergisi Kanunu'nda değişiklik öngören yasa tasarısına önergeyle ekleme yapacak. Ayrıca bölgesel teşvik kapsamında 2'inci bölgede bulunan Çanakkale'nin ilçeleri olan Gökçeada ve Bozcaada'nın 4'üncü bölgeye verilen desteklerinden yararlanabilmesi için de aynı tasarıya bir önergeyle ekleme yapılacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni teşvik paketinde yer alan bölgesel yatırımlar ile büyük proje yatırımlarına uygulanacak "yatırıma katkı oranlarının" tasarıdaki haliyle hayata geçirilmesi için TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik öngören kanun tasarısına eklenecek bir maddeyle, daha önce bölgesel yatırımlar için yüzde 25 olarak belirlenen yatırıma katkı oranı yüzde 60'a, büyük proje yatırımlarında ise bu oran yüzde 70'e çıkarılacak. Ayrıca Çanakkale'nin ilçeleri olan Gökçeada ve Bozcaada'nın 4'üncü bölge teşviklerinden yararlanabilmesi için TBMM'de bulunan, torba yasa olarak da nitelendirilen Gelir Vergisi Kanunu'nda değişiklik öngören tasarıya önergeyle bir madde daha eklenecek.
Bozcaada, İntepe ve Gelibolu'da rüzgar santralleri yapan Demirer Holding'in, Ezine'nin Üvecik köyünde kurduğu santralde 11 rüzgar türbini bulunuyor. Holding Enerji Projeleri Koordinatörü Ahmet Araçman, yaptığı açıklamada, inşaatı ağustos ayında başlanan rüzgar santralinde 20,8 megavat kurulu güç bulunduğunu söyledi. Çanakkale'nin, yeni kurulan bu santralle, yılda 70 milyon kilovat saat temiz enerjiye kavuştuğuna işaret eden Araçman, "Küresel ısınmanın hızlandığı, ozon tabakasının inceldiği bir dönemde, bu 20,8 megavatlık santral fosil yakıtla üretilen enerjilerle karşılaştırıldığında 2 milyon 900 bin adet ağaca eşdeğer oksijen tasarrufu sağlıyor" dedi. Araçman, Çanakkale'de yapılan diğer santraller de dikkate alındığında, rüzgar enerjisinin kullanımıyla kentte 10 milyon 790 bin adet ağaca eşdeğer bir orman kurtarıldığını bildirdi. Çanakkale'nin şu anda rüzgâr santrallerinde en yüksek kurulu güce sahip kent olduğunu, yakın bir zamanda Balıkesir ve Manisa'nın da Çanakkale ile yarışır hale geleceğini ifade eden Araçman, şunları kaydetti: "Çanakkale, Bozcaada, İntepe, Gelibolu ve Üvecik'te kurulu bulunan rüzgar santralleriyle yılda toplam 250 milyon kilovat temiz enerji üretilmektedir. 4 kişilik bir ailenin elektronik aletlerle donanımlı bir evde ayda 200 kilovat, yılda 2 bin 400 kilovat elektrik tükettiğini düşünürsek, Çanakkale'de rüzgardan elde edilen elektrikle 104 bin hanenin elektrik ihtiyacı karşılanıyor diyebiliriz."
Eceabat’ta Çınarlıdere mevkiinde 33 dönümlük arazi üzerine kurulacak arıtma tesisin temeli, dün düzenlenen törenle atıldı. İki milyon TL’ye malolan arıtma tesisiyle Eceabat temiz suya kavuşacak. Eceabat Kaymakamı Muhterem İnce, Çınarlıdere mevkiinde 33
dönümlük araziye kurulacak tesisin temel atma töreninde yaptığı konuşmada,
yapılacak tesisle örnek bir ilçe konumuna geleceklerini söyledi. Arıtma
tesisinin daha önce kurulması gerektiğini, ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle
geç kalındığını belirten İnce, ''Bu kutsal toprakları en iyi şekilde temiz
tutmak hepimizin görevidir'' dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Bayramiç Meslek Yüksekokulu Genç Girişimciler Topluluğu’nun 2 Nisan 2009 tarihinde Bayramiç Halk Eğitim Merkezinde gerçekleştirdiği “Girişimcilik Üzerine Konuşmalar” konulu panelinin organizasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştiren Genç Girişimciler Topluluğu Başkanlığı ve Kalite İyileştirme Ekipleri Meslek Yüksek Okul Müdürlüğünce tertiplenen yemek ile ödüllendirildi. Yemeğe katılan Bayramiç Kaymakamı Bahattin ATÇI,
Bayramiç Belediye Başkan Vekili İsmail UYAN, Bayramiç Orman İşletme Müdürü Fazlı
KARAKAŞ, İş adamı (ELKA Şirketi Sahibi) Dr. Kemal SÖZEN ve Bayramiç’in önde
gelen girişimcileri davetten duydukları memnuniyeti dile getirerek Girişimciliği
her zaman desteklediklerini belirttiler.
Sabancı-Verbund ortaklığı olan Enerjisa, Ezine İlçesi Mahmudiye beldesinde gerçekleştirilecek olan 30 MW kurulu gücündeki Enerjisa Çanakkale Rüzgar Santralı'nın anahtar teslim yapımı için Siemens AG ve Siemens A.Ş konsorsiyumunu tercih etti. Yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında önemli bir adım
atan Enerjisa, 2010 yılında hizmete sokacağı Enerjisa Çanakkale Rüzgar Santralı
ile yılda 90 GWh enerji üretecek ve karbon salınımını 50 bin ton azaltarak,
çevrenin korunmasına katkıda bulunacak. Enerjisa'nın 2015 yılına kadar 5 bin
MW'a ulaşma hedefinde 185 MW'lık payı olan rüzgar enerjisinin ilk adımı olan
Enerjisa Çanakkale Rüzgar Santralı anlaşması kapsamında santral inşaatına 2009
sonunda başlanması ve 2010 yılı ortasında hizmete alınması hedefleniyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) mal ve mülkiyetin korunmasıyla ilgili 1. protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiği görüşüne varan AİHM, Türkiye'nin mahkeme masrafı dahil 105 bin Avro ödemesini kararlaştırdı. AİHM, "Türk mahkemelerinin, vakfın sahibi olduğu taşınmazı kendi ismiyle tapu kaydına geçirme talebini reddettiği gerekçesiyle ihlal kararına vardığını" bildirdi. AİHS'nin adil yargılanmayla ilgili 6., din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9., ayrımcılığın yasaklanmasıyla ilgili 14. ve etkili başvuru hakkıyla ilgili 13. maddelerinden yapılan başvurular ise incelenmeye gerek görülmedi. Türkiye'nin kararı temyiz etme hakkı bulunuyor.
Bozcaada ilçesi, hidrojen enerjisi üretiminde pilot uygulama merkezi olarak belirlendi. Alınan bilgiye göre, Kaymakamlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler (BM) Hidrojen Enerjisi Teknolojisi Merkezi Türkiye Direktörlüğü (UNIDO-ICHET) tarafından ortak gerçekleştirilen proje kapsamında enerji üretilmeye başlandı. Kaymakamlık binasının çatısına yerleştirilen paneller yardımıyla elde edilen enerji, invertör aracılığıyla mevcut şebekeye aktarılıp, binanın elektrik ihtiyacı karşılandı. Bozcaada Kaymakamı İbrahim Çenet, daha önce adaya rüzgar türbinleri kurulup enerji elde edildiğini, şimdi ise hidrojen enerjisinde yeni bir adım atıldığını ifade etti.
Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde, meşhur ‘Ezine peynirinin süt ambarı’ olarak bilinen Kaz Dağı’nın 70 köyünde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği 10 yıllık sürede yüzde 60 oranında azaldı. Bunun küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde maliyetlerin yüksek olmasının yanında, çok düşük olan süt fiyatlarının dengeyi sağlayamamasından kaynaklandığı belirtildi. Bayramiç İlçe Tarım Müdürü Vasfi Karaca, “İlçe genelinde 2000 yılında keçi ve koyun olmak üzere toplam 60 bin küçükbaş hayvan bulunurken, son yapılan tespit çalışmalarında bu sayının 29 bine düştüğü ortaya çıktı. Azalmanın önüne geçmek için İlçe Tarım Müdürlüğü ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın ortak projesiyle yıl içinde 50 kişiye 500 ‘Saanen’ keçisi dağıtıldı” dedi.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Telekomünikasyon Kurumu İstanbul Bölge Müdürlüğü öncülüğünde başlatılan ve 3 operatörün işbirliğiyle yürütülen çalışma tamamlanarak, bölgeye 2 ay içinde 9 ortak baz istasyonu kulesi kurulduğunu söyledi. Baz istasyonlarının zararları konusuna da değinen Acerer, Avrupa ülkelerinde sağlık değerlerinin 40 milyon sınırında olduğunu bu rakamın Türkiye'de 10 milyon metreküp olduğunu, üç operatöründe bu rakam sınırının aşılmaması için çok dikkatli olduklarını belirtti. Kasım ayı başında başlanacak olan numara taşınabilme konusundaki sorularını da cevaplandıran Acerer, "Operatör değişikliğinde bir ücret söz konusu bu ücreti yakın zamanda açıklayacağız. Ancak 3 operatör şirketinin yetkilileri bana şifahen resmi olmamakla beraber vatandaşlardan bu ücretleri almayacaklarını söylediler. Birde bir abone diğer bir operatöre geçtiğinde arayan kişilerin mağdur olmaması için arayan kişiye operatör tarafından bir uyarı sinyali gönderilecek." dedi.
Bayramiç İlçesi'nde 1997 yılında halktan toplanan bağışlarla kaba inşaatı tamamlanan 5 katlı, 50 yataklı devlet hastanesinin yangın merdivenlerinin çökmesi üzerine çalışmalar durdu. Sağlık Bakanlığı’nın yeni projesiyle 11 yıl sonra hastanenin tamamlanması için temel atılarak yapımına yeniden başlandı. Dönemin Kaymakamı Halil Yavuz Kaya’nın önderlik etmesiyle yapımına 1997 yılında başlanan 5 katlı ve 50 yataklı devlet hastanesinin kaba inşaatı halktan toplanan bağışlarla bir yıl içinde tamamlandı. İlçedeki herkes yeni bir hastaneye kavuşacak olmanın sevincini yaşarken, hastanenin yangın merdivenlerinin tamamının çökmesiyle tüm planlar alt üst oldu. Mercek altına alınan hastane inşaatın sağlam olup olmadığı araştırılırken, ortaya bir de inşaatın ruhsatsız olduğu gerçeği çıktı. İnşaatın yapımı durdu ve konu adli mercilere intikal etti. Aradan 11 yıl geçtikten sonra Sağlık Bakanlığı’na devredilen hastanenin inşaatına ruhsat alındı. Yapılan etüdlerde hastanenin depreme dayanıklı olmadığı belirlenince, bu kez inşaatta güçlendirme yapılmasına karar verildi. Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir proje hazırlamasının ardından törenle inşaat çalışmalarına yeniden başlandı. Törene Çanakkale AKP Milletvekili Mehmet Daniş ve Müjdat Kuşku ile İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. İlhan Güney ile çok sayıda Bayramiçli katıldı. Hastane inşaatının yeniden başlayacak olmasının heyecanıyla Bayramiçliler törene büyük ilgi gösterdi. İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. İlhan Güney, yarım kalan hastane binasının 700 bin YTL’ye ihale edildiğini belirterek, inşaatın 21 Aralık 2008 tarihinde tamamlanacağını açıkladı. Güney, binada güçlendirme çalışması yapılmasının ardından zemin katına acil servis ve genel cerrahi servisi, doğumhane, yoğun bakım ve çocuk bakım servisi olarak hizmet verecek birinci katın ise tüp geçitle mevcut hastane binasına bağlanacağını bildirdi. İhtiyaç doğduğunda hastanenin 3, 4 ve 5'inci katlarının da düzenlenerek zamanla hizmet vermeye başlayacağını sözlerine ekledi. Diğer yandan mevcut devlet hastanesinin birinci katına 1 milyon YTL harcanarak yapılan ameliyathane de törenle hizmete girdi.
Bayramiç İlçesi'ne bağlı 700 haneli Mollahasanlar Köyü’nün suları, 4 yıl önce su pompalayan motorun 9 bin YTL'lik elektrik borcu ödenmediği için kesildi. O günden beri susuzluğa mahkum olan köylü, “Bizi susuzlukla cezalandırmaları insanlık dışı” diyerek isyan etti. Bayramiç İlçesi'ne 18 kilometre uzaklıktaki 700 nüfuslu Mollahasanlar Köyü’nün su çilesi 4 yıl önce başladı. Köye 1.5 kilometre uzaklıktaki Karamenderes Çayı'ndan köyün su deposuna motopompla su çekilirken 2004 yılında köy muhtarı Ali Sezer, TEDAŞ’a olan 9 bin YTL borcu ödemeyince elektrik kesildi ve köy susuz kaldı. Şu anda başka bir borç yüzünden cezaevinde bulunan Muhtar Ali Sezer o dönemde yaptığı açıklamada, köylülerin su borçlarını ödemediklerini, bu yüzden TEDAŞ’a köyün borcunu yatıramadığını söyleyip kendini savundu. Köylüler ise paylarına düşen borçlarını ödediklerini, ancak Muhtar Sezer’in parayı TEDAŞ’a yatırmadığını ileri sürmüştü. MUSLUKLAR PAS TUTTU Basına yansıyan haberlerden sonra kaymakamlık yetkilileri, TEDAŞ’la görüşeceklerini, borcu taksitlendireceklerini ve köyü yeniden suya kavuşturacaklarını açıkladı. Ama üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen köyün suyu bir daha akmadı, musluklar pas tuttu. Yaşanan bu sürçte susuzluğa çeşitli şekillerde çare arayan köylülerden bazıları, 1.5 kilometre uzaklıktaki çeşmeye giderek çamaşırlarını burada yıkayıp, bidonlara su doldurup evlerine götürerek hayatlarını sürdürmeye çalıştı. Bazıları da evlerinin çatılarına su deposu koyup taşıma suyla doldurdu. Susuzluğa bu şekilde ilkel çözümler üretilirken, 4 yıl önce 9 bin YTL olan elektrik borcu da faizleriyle birlikte 19 bin YTL’ye ulaştı. TEDAŞ Mollahasanlar Köyü'nü icraya verdi. YENİ SU SEVİNCİ 1 GÜN SÜRDÜ Mollahasanlar Köyü’nü yeni içme suyu kaynağına kavuşturmak için Bayramiç Kaymakamlığı geçen yıl köye 200 metre uzaklıkta bir sondaj yaparak kuyu açtı. Bol miktarda su bulununca köylüler de sevindi. Dönemin Kaymakamı Ahmet Okur tarafından törenle köye su verildi. Ancak köylülerin su sevinci kısa sürdü. Köylülerin iddiasına göre, Kaymakam Okur özel izinle TEDAŞ’a elektriği bir günlüğüne açtırdı, köye bir gün su verildikten sonra TEDAŞ elektriği yeniden kesti. Şu sıralarda Muhtar Ali Sezer’in başka bir borçtan dolayı cezaevinde bulunması nedeniyle köylülerin su işi de tam bir çıkmaza girdi. Elleri kolları bağlı elektrik borcunun ödenmesini bekleyen köylüler, “Biz bu eziyeti 4 yıldır çekiyoruz. Elektrik borcu yüzünden susuzlukla cezalandırılıyoruz. Bu çağda böyle bir cezalandırma yöntemi olur mu? Bu bireysel bir sorun değil. Tüm köyü ilgilendiriyor. Borç yüzünden 700 insan susuz bırakılıyor. Artık yetkililer sesimizi duysun. Susuzluk canımıza tak etti” diye yakındı.
Çanakkale Çevre Platformu, Kaz Dağları'nda altın madenciliğine
karşı bir kampanya başlatarak, Kaz Dağları'nın Dünya Kültür Mirası Listesi'ne
alınması çağrısında bulundu. "Dünya insanları; Asyalılar, Afrikalılar, Amerikalılar, Avrupalılar, dünyanın rengi solmasın, suyu bulanmasın, oksijeni yok olmasın, diyorsanız; çağrımız sizedir; İda' yı çöle çevirmek isteyenlere siz de "Hayır' deyin, "İda Dünya Kültür Mirası Listesine Alınsın' çağrımıza siz de destek verin. Kazdağları insanlığın geçmişidir, bugünüdür, geleceğidir, dünyadır, dünyanındır, dünyanın kültür mirasıdır. Gözlerini kar hırsı bürümüş uluslar arası altın tekelleri, insanlık için son derece önemli bir coğrafya parçasını bir avuç altın için batırıyorlar. Tıpkı korsanların bir avuç altın için bir gemiyi batırdığı gibi. Bunlar da günümüzün korsanlarıdır. Dört yıldır geceli gündüzlü sondaj faaliyeti sürdürdüler, bugün üretim aşamasındalar, İda Dağı'nı yağmalıyorlar, İDA Dağı'na dokunulmamalı. İDA Dağı maden ocağı olmasın. İşte bunun için S.O.S diyoruz. Eğer siz de bizim gibi düşünüyorsanız; "Kazdağları tüm insanlığın ortak değeridir, yok edilemez' diyorsanız, düşüncenizi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne iletiniz." |
|
|
http://www.burasicanakkale.com © 2000 - Bütün hakları Saklıdır. |