|
|
TBMM Genel Kurulunda, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı. Kanuna göre, sözleşmede belirtilen asgari ödeme tutarı, dönem borcunun yüzde 20'sinden aşağı olamayacak. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankasının olumlu görüşünü alarak, bu oranı yüzde 40'a kadar arttırabilecek ya da yüzde 20'ye kadar azaltabilecek, belirtilen sınırlar dahilinde bu oranı kart hamili grupları itibarıyla farklılaştırabilecek. Kart sahibi, hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarını son ödeme tarihinde ödemezse, sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamayacak. 31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle, haklarında ihtar çekilenler, haklarında icra takibi başlatılanlar ve kredi kartı borcu bulunanlar, kanunun yayımı tarihinden itibaren 60 gün içerisinde bankalara, bankaların avukatlarına, varlık yönetim şirketlerine veya temsilcilerine başvurmaları halinde, belirlenen esaslar dahilinde icra takibine konu olmuş takip, dava masraf ve harçlarını ve nispi kanuni vekalet ücretinin yüzde 25'ini de kabul edilen plan çerçevesinde ödeme hakkına sahip olacak. Hesaplanan ödeme planına esas borç tutarı; başvuru tarihinden itibaren 30 gün içerisinde bir defada ya da taksitle ödenirse, herhangi bir ilave borç hesaplamasına gidilmeyecek. Ödeme planına esas borcun vadeli olarak ödenmesi talep edilirse, aylık eşit taksitler şeklinde ödenecek borç tutarı; 6 aylık vade için 1,04, 12 aylık vade için 1,08, 24 aylık vade için 1,18, 36 aylık vade için 1,26 ile çarpılacak; hesaplanacak tutar ay sayısına bölünerek hesaplanacak. Vadeli ödemelerde ilk taksit peşin olarak ödenecek. Kredi kartı borçlusunun başvurusu ve yapılan ödeme planı doğrultusunda, taksit tutarlarını ödemesi şartıyla, yapılmış işlemler saklı kalmak kaydıyla icra işlemleri duracak. Bankalar, müşterileriyle yapacakları sözleşme çerçevesinde kredi kartı kullanım ücreti talep edebilecek.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Tezcan ve Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) önderliğinde sendika ve sivil toplum kuruluşlarının biraraya gelerek ekonomiyi atağa kaldırmak amacıyla başlatılan 'Kriz Varsa Çare De Var' kampanyasıyla ilgili bilgi verildi. Ziyarette konuşan ÇTSO Başkanı İlhami Tezcan, “Dünyada yaşanan bir kriz var. Türkiye’de harcama ve iş imkanı olmayanlar var. Bunların hepsi bir gerçek ama, biz bu konuda nasıl destek oluruz diye düşündük. TOBB önderliğinde ekonomiyi atağa kaldırmak için bir kampanya başlatıldı. Esnafın ayakta kalması için bir dayanışma yapmamız lazım” dedi. Başkan Gökhan’ın açıklaması herkesi şaşkına çevirdi Ülgür Gökhan, kentte dükkan kapanmalarının çok ciddi oranda arttığının altını çizdi. Gökhan şu şekilde konuştu: “Çanakkale’de esnaf, ciddi dükkan kapanmaları ve iş bırakmalarla karşı karşıya kalıyor. Mevcut oranın daha fazla harcama yolu bir çözüm gibi dursa da, kaybetme riskini hep içinde hisseden insanların karşısına bu kampanyayla çıkmak sanki insanların tepkisini çeker diye düşünmekteyim. Açıkçası, siyasi anlayışım gereği böyle bir kampanyaya benim destek vermem pek uygun düşmez. Hem sanayinin hem de esnafın işinin artması, istihdamın kaybolmaması ve üretimin devam etmesi için bu çabaları göstermek durumundasınız. Belediye olarak bu çabanın içerisinde olduğum görüntüsünü verdiğim zaman siyaseten kendi anlayışım itibariyle, kentin dar gelirli insanlarına dürüst davranmış olmam. Bu kampanyanızı tabiatıyla olumlu sonuçlanmasını arzu ediyorum.” Dedi.
Devletin her türlü harcaması, geliri, borcu ve banka hesapları, Kamu Hesapları Bilgi Sistemi (KBS) ile tek tuşla izlenmeye başlanacak. Kamunun ödeme yapacağı kişilerin devlete borcunun bulunması durumunda da “uyarı sistemi” devreye girecek. Kamunun mali yapısının takibinde Say 2000i'nin yerini KBS sistemi alıyor. Belediyelerin de dahil olacağı yeni sistemde, mali bilgilerin
girişiyle ilgili yetkilendirilenlere birer şifre verilecek. Bu kişiler de, mali
istatistikleri, muhasebe verilerini saymanlıklara gitmeden, oturdukları yerde
sisteme girecek. KAMU PERSONELİ VE MAAŞLAR Genel ve özel bütçeli kuruluşlarda çalışanların yanı sıra
temmuz sonuna kadar önce kadro karşılığı sözleşmeliler, daha sonra da 4-b ve 4-c
personeli sisteme girecek. Yıl sonuna kadar da işçiler dahil kamuda istihdam
edilen bütün personel KBS sistemi içinde yer alacak. Halkaya son aşamada da
belediye çalışanları dahil edilecek. TAŞIT VE DEMİRBAŞ ENVANTERİ ÇIKARILIYOR- Taşınır işlemleri: Devletin taşıt, makina, ekipman, demirbaş
gibi her türlü taşınır malları için de özel bir program gerçekleştirilecek. Bu
programla hangi kurumun il, ilçe ve hizmet birimi bazında ne kadar, hangi
modelde ve ne nitelikte taşıta sahip olduğu, aynı şekilde nerede ne kadar makina
ve demirbaşı bulunduğu sisteme işlenecek. Program, bazı Bakanlık ya da kamu
kuruluşunda eksik, bazı kuruluşlarda ise fazla taşıt ya da ekipman bulunduğunda,
ihtiyaçların karşılanmasına dönük aktarıma da imkan verecek. ÖDEME EMRİ Buna ilişkin çalışmalar devam ediyor. Kamu kuruluşlarının mal
ve hizmet alımlarıyla diğer harcamaları elektronik ortamda sisteme girildiğinde,
bu bilgiler merkezde görülecek ve hemen değerlendirilecek. Burada gerekli
kontroller yapıldıktan sonra yine elektronik ortamda ödeme için saymanlıklara
gönderilecek. BORCU VAR UYARISI Kamu Zararının Takibi Programı: Kamuyla ilgili işlemler, tek
bir sistem üzerinden ve tek bir tuşla yürütülecek. Hastane ya da bir kamu
çalışanına fazla ödeme yapıldığında uyarı sistemi devreye girecek. Ya da Harcama
Biriminin devlete iş yapan bir müteahhidin hak edişinin ödenmesine ilişkin
işlemleri sırasında, ödeme emri Saymanlığa gönderilmeden önce müteahhidin
devlete borcu varsa, sistem uyarı verecek. Dosya bu uyarı bilgisiyle Saymanlığa
aktarılacak. Saymanlık da, hak edişten söz konusu borcu ayırarak, emanete alacak
ve daha sonra ilgili örneğin vergi borcuyla ilgili vergi dairesine aktaracak. BELEDİYELERE YAKIN İZLEME Bu arada KBS sistemiyle belediyelerin hesapları da yakından
izlenebilecek.
Halkbank, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) üyelerine yıllık yüzde 0,89’luk çok düşük faiz oranı, 3 ay ödemesiz dönem ve 15 aya varan vade ile 30.000 TL’ye kadar kredi fırsatı. Halkbank ve ÇTSO arasında imzalanan protokol kapsamında Oda üyelerine 25 milyon TL’lik kredi kullandırılması hedefleniyor. Halkbank ile Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) arasında imzalanan protokol kapsamında ÇTSO tarafından Halkbank’a aktarılan 1 milyon TL’lik mevduat kaynağı, Oda üyelerine nakit kredi olarak kullandırılacak. Piyasadaki en uygun koşullu kredilerden biri olan Halkbank-ÇTSO
Destek Kredisi, aylık yüzde 0,89 faiz oranı, 3 ile 15 ay arasında değişen vade
ile kullandırılacak. Halkbank-ÇTSO Destek Kredisi’nin geri ödemeleri kredi
kullandırıldıktan 3 ay sonra başlayacak. Alt limiti 5.000 TL, üst limiti 30.000
TL olan kredinin, komisyon dahil yıllık maliyeti yüzde 12,18 olarak belirlendi.
Model yılı 1979 veya daha eski olan motorlu taşıtlar hurdaya
çıkarılmaları halinde vergi borçları ve cezaları silinecek. Uygulama 30 Haziran 2010 tarihine kadar kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması suretiyle, il özel idarelerine bedelsiz teslim edilenlerle, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na (MKEK) ait hurda müdürlüklerine teslim edilerek hurdaya çıkartılan taşıtları kapsayacak. Düzenlemeyle söz konusu taşıtların, 31 Aralık 2009 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisiyle bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31 Aralık 2008'e kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları silinecek. Buna göre, motorlu taşıtlarını maddenin yürürlüğe girdiği 28 Şubat 2009 tarihinden önce noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alan, ancak adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olanlarla düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yük ve yolcu taşımacılığı dışında bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiren başkaca ticari ve mesleki faaliyetten dolayı mükellefiyeti bulunmayan gerçek ve tüzel kişiler, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten 31 Aralık 2009 tarihine kadar kayıt ve tescil işlemlerini tamamlayarak, düzenlemeden yararlanabilecek. Trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların, adlarına tescil kaydı bulunanlar tarafından ilgili kurumlara teslimiyle il özel idarelerinin bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde ettikleri kazançlar ve bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olacak. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mevcut olmayan veya motorlu taşıt vasfını kaybetmiş olup model yılı 1998 ve daha eski olan taşıtların durumlarının kanaat verici belgelerle ispat edilmesi veya ilgili trafik tescil kuruluşu nezdinde adlarına kayıtlı olanlar tarafından yazılı bildirimde bulunulması halinde bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 4'te 1'inin 31 Aralık 2009 tarihine kadar ödenmesi şartıyla kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek. Uygulama kapsamında otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları, motosikletler, minibüs, panelvan, motorlu karavan, otobüs ve benzerleriyle kamyonet, kamyon, çekici ve benzeri araçlar teslim edilebilecek.
Hükümet, ekonomik krizin ardından patlayan geçen şubata göre yüzde 53.1 artarak, 1 milyon 400 bini aşan karşılıksız çek sorununu çözmek için harekete geçti. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan 11 maddelik yeni Çek Kanunu Taslağı, Başbakanlığa gönderildi. Seçimden sonra Bakanlar Kurulu’nda görüşülüp süratle yasalaşması beklenen taslak, çekte çok önemli yenilikler yanında ekonomik kriz önlemi de getiriyor. Hükümet’in ekonomik önlem paketinde de bulunan ve çeklerin vadelerinden önce işleme konulmalarını engelleyen düzenleme, taslağa eklendi. 31 Aralık 2009’a kadar vadesi gelmemiş çekler, bankalara ibraz edilemeyecek. Geçici madde sadece 31 Aralık 2009 tarihine kadar uygulanacak. 1 Ocak 2010 itibaren genel hükümler geçerli olacak. Taslak şöyle: TCK’nın genel hükümlerine paralel "karşılıksız çek" suçunda "hapis" yerine 1500 güne kadar "adli para cezası" verilecek. Karşılıksız çek verdiği için hakkında dava açılan sanık, mahkemece belirlenecek adli para cezasını öderse, cezaevine girmekten kurtulacak. Ancak, hükmedilecek adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacak. Mahkemeler cezayı belirlerken, çek miktarını dikkate alarak 1500 güne kadar adli para cezası verecek. Bu durumda karşılıksız çek sanığı, 150 bin TL’ye kadar adli para cezasına çarptırılabilecek. Karşılıksız çek miktarı 150 bin TL’nin üzerinde olursa, adli para cezası yükselecek. Para cezasını ödeyemeyen sanık, günlüğü 100 liradan hapis yatacak. Hükmedilen adli para cezası kaç lira olursa olsun, bu cezanın karşılığında sanığın yatacağı hapis mevzuat gereği 3 yılı geçemeyecek. Birden çok karşılıksız çek suçu işleyen ve adli para cezasını ödeyemeyen sanıklar ise en fazla 5 yıl hapis yatacak. Adli para cezasını ödeyemediği için hapse giren kişi, para cezasını ödediği veya çek miktarını faizi ile birlikte alacaklıya verdiği takdirde, cezaevinden çıkacak. Soruşturma yapılıyorsa soruşturma sona erecek, açılmışsa dava düşecek.
Önceki yıllarda ‘’İstanbul yaklaşımı’’ adı altında alacaklı bankalara ödeme takvimi veren ancak tahütlerini yerine getirmeyerek icralık ve hacizlik olan dardanel ikinci defa olmak üzere ödeme takvimi açıkladı… Dardanel’den İMKB’ye gönderilen yazıda, 21 Ocak 2009 ve 27
Şubat 2009 tarihli açıklamalarda yer alan alacaklı bankalarla varılan mutabakat
gereği, 2009 yılı ödemesi olan 5 milyon doların, 27 Şubat tarihinde 2 milyon
doların ve kalan 3 milyon doların ise Haziran, Eylül ve Aralık aylarında eşit
taksitler halinde yapılmasının öngörüldüğü kaydedildi.
Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Tezcan, hükümettin yeni açıklayacağı pakette, bir kişi bile çalıştıran kişi ya da şirketin desteklenmesi gerektiğini belirterek, "Bu belli bir süre için olursa ancak istihdam devam eder. Aksi halde işsizlik en büyük problemdir. İstihdamın azalması çok daha vahim sonuçlar getirir. Önce hiç olmazsa bu istihdamın yerinde kalmasını, işsizliğin bundan sonra artmamasını sağlayacak tedbirleri acilen almak gerek. Biz bunu bekliyoruz" dedi. Vekilleri uyaralım Eceabat’ta su ürünleri şirketi Or Gıda’nın sahibi Ahmet Or, küresel krizin Türkiye’yi çok etkilediğini vurguladı, şunları söyledi: "Su ürünleri ihracatı yapan bir şirket olarak kesilen talepler, verilmeyen siparişler ve ödenmeyen paralar ciddi sorun. Biz sorunlarla boğuşurken, hükümetimiz bu sorunları algılamakta zorluk çekiyor. IMF ile olan anlaşma uzadı, uzadı, uzadı, hala uzuyor. Ben hükümetimizin mevcut krizi anlamadığını düşünüyorum. Bunun anlaşılması için de odamızın en azından yazılı veya sözlü olarak milletvekillerimize bu konuda bir uyarıda bulunması gerektiğini düşünüyorum." Öldükten sonra su Pamak Petrol’un sahibi Mustafa Pamak ise, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) Halkbank ile yaptığı protokolle verilmeye başlanan destek kredisini almakta güçlük çektiklerini kaydederek, "Ezine’de bu destek kredisini alan yok. Zaten vadesi bir yıl. Başvurular kasım ayında başladı. Bugün krediyi aldığın zaman dört ayı gitti. Krediyi sekiz ay vadeyle almış oluyorsun. İş işten geçtikten sonra, adam öldükten sonra sen buna su vermişsin kıymeti yok" diye konuştu. Can suyu alamadık Çanakkale Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanı Kazım Kayhan, Küçük Sanayi Sitesi’nde 372 üye bulunduğunu bildirerek, "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ’Can Suyu’ diye kredi çıkardı. KOBİ’lere veriliyor. Fakat KOSGEB üyesi olmak gerek. Küçük Sanayi Sitesi’nde KOSGEB üyesi yok. Benim esnafım bu nedenle krediden faydalanamıyor. Krizden en çok küçük esnaf etkilendi. Bunun için, ’Can Suyu’ küçük esnafa da verilirse bundan son derece mutlu oluruz" diye konuştu. Kömür yardımıyla TOKİ’nin alımları Meclis üyesi Mehmet Emin Şevik, AKP’nin kömür yardımına değinerek, şunları söyledi: "İşin siyasi yönüne girmiyorum. ’Yardım yapılmasın’ demiyorum. Ama Çanakkale’de binlerce ton kömür dağıtırsanız, o zaman burada kömür satan esnaf ne yapacak? Tamam dağıtılsın. Ama Çanakkale’den alınsın. Bundan Çanakkale’deki esnaf arkadaş da faydalansın. Ayrıca Çanakkale’de bin konut yapan TOKİ, buradaki esnaftan malzeme almıyor. Her şey dışardan alınıyor. Bunun yanında kendi öz sermayesiyle orta ölçekli iş yapan müteahhit arkadaşların çoğu bitti. Diğerleri de sallanıyor, battı batacak. TOKİ yarın işi bitirdi, parasını aldı, çekti gitti. Burada batanlarla biz bize kalacağız. Bu işte müteahhit batıyor. Bununla da kalmıyor. Müteahhide malzeme satanlar da batıyor."
Bu dönemi reform gerçekleştirmek için iyi bir dönem olarak niteleyen Zachau, ayrıca uzun vadeli büyüme planları için üretilecek politikalar için de önemli bir dönem olduğunu kaydetti. Bu dönemde en önem taşıyan konunun yeni istihdam alanları yaratmak ve kadınlar, çocuklar gibi hassas grupları korumak olduğunu belirten Zachau, "2007'ye kadar her şey yolundaydı ve çok güçlü bir ekonomik büyüme yaşanıyordu" dedi. Global likiditenin yoğun olduğunu, Türkiye'nin de bu süreçten faydalandığını kaydeden Zachau, Türkiye'deki ekonomik performansın yüksek olduğunu, yabancı yatırımların artığını ve kurların da buna "saygı gösterdiğini" dile getirdi. Her şeyin 6 ay içinde, herkes için, Türkiye için de dramatik şekilde değiştiğini bildiren Ulrich Zachau, "Bu sadece risk değil artık gerçek..." dedi. Bu düşüşün daha da hızlanabileceğini, işlerin biraz daha kötüye gidip sonra iyileşeceğini ifade eden Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, şunları kaydetti: "Türkiye'nin emek gücü artmaya devam edecek. Daha düşük bir ekonomik büyüme yaşanacak ve daha da artan bir istihdam sıkıntısı yaşanacak, işsizlik olacak, 2001'deki krizden daha büyük bir kriz yaşanacak. Genç işçilerin dörtte biri işsiz kalacak, aslında çok iyimser bir ortamda bile 2009'un ikinci yarısında ekonomik krizin iyileşmesi durumunda bile işsizlik ve atıl işçilerin oranı 2009 ve 2010'da artmaya devam edecek. Özellikle 2010'da artmaya devam edecek. Çünkü o kadar fazla sayıda genç işçi bu işsizler ordusuna katılıyor. Bunun önünü almak mümkün olmayacak." Türkiye'nin kısa vadede yapması gereken işlerden birinin, daha esnek yarı zamanlı işlerle istihdamı artırmak olduğunu, bunun özellikle kadınların ve genç işsizlerin istihdamına katkı sağlayacağını kaydeden Zachau, "Türkiye'nin mali sektörü diğer ülkelerin aksine güçlülüğünü koruyor, global krizin kurumsal ve reel ekonomi üzerinde etkisi 2009'daki ekonomik riskin kendisini oluşturmaktadır" denildi.
TBMM Genel Kurulunda, ekonomik krizi önlemeye ilişkin
düzenlemeler içeren kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı. 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın 18 yaşından büyük kadınların, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin işsizlik sigortası fonundan karşılanmasında öngörülen süre, 1 yıldan 2 yıla çıkartılacak. Kısmi zamanlı çalıştırılan üniversite öğrencilerinin aylık prime esas kazanç tutarı, günlük prime esas kazanç alt sınırının 30 katından fazla olmayanlar hakkında, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanacak. Emekli aylıkları haczedilemeyecek Emekli aylıklarının haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakatı bulunmaması halinde icra müdürü tarafından reddedilecek. Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık aylığı alanların, çalışmaları halinde bu emeklilik aylıkları kesilmeyecek. Vergi denetmen yardımcılarında olduğu gibi, mesleğe devlet gelir uzman yardımcısı, vergi istihbarat uzman yardımcısı ve gelir uzman yardımcısı olarak girenler; yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olmaları halinde, devlet gelir uzmanı, vergi istihbarat uzmanı ve gelir uzmanı olarak atanacak. Başarısız olmaları halinde ise derecelerine uygun memur kadrolarına atanacak. Teşvik uygulaması Türkiye'de 49 ilde uygulanan ve süresi 2008 yılı sonunda sona eren teşvik uygulamasının süresi, 2009 yılı sonuna kadar uzatılacak. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün Adres Paylaşımı Sisteminden, kurumların yanı sıra Bankalar da yararlanabilecek. TBMM Genel Sekreterliği Teşkilat Kanununda öngörülen değişikliğe göre, Komisyonlarda raportör olarak görev yapanların unvanı, uzman olarak değiştirilecek. Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun, "bedelsiz yatırım yeri tahsisini" düzenleyen maddesi yürürlükten kaldırıldı. 30 yaş ve üstü taşıtlar... İlgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı ve tescilli bulunan, 1979 veya daha eski model motorlu taşıtlar, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 Haziran 2010'a kadar, kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması durumunda, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, vergi cezaları ve plakaya kesilen cezalardan vazgeçilecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıtlar vasfını kaybeden, 1998 model ve daha eski taşıtların, bu durumlarının belgelendirilmesi halinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin dörtte birinin 31 Aralık 2009'a kadar ödenmesi şartıyla kalan vergi, verginin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve plakalarına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek ve ödemeyi takiben trafik tescil kayıtları silinecek. Çalıntı araçlara ilişkinde yapılan düzenleme ile 5 Temmuz 2003'den önce çalınan motorlu taşıtlara ilişkin, çalınma tarihinden bulunma tarihine kadar, henüz bulunmadıysa 5 Temmuz 2003'e kadar olan vergilendirme dönemlerine ait olan ve madde yürürlüğe gireceği tarihte ödenmemiş bulunan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları da terkin edilecek. Noterler vasıtasıyla satışı yapılan motorlu taşıtlar için, noter satış senedinin düzenlendiği tarihten sonra satıcılar adına tahakkuk eden motorlu taşıtların vergileri, gecikme zammı, faizleri ve cezaları, taşıtın 31 Aralık 2009'a kadar alıcısı adına tescili kaydıyla, zaman aşımı hükümlerine tabi olmaksızın düzeltilecek. Motorlu taşıtlar vergisinde düzeltme yapılan bu taşıtlarla ilgili olarak 31 Aralık 2003 tarihinden önce tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilecek. Ancak, bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu taşıtları taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hale getirmeyenler ile buna ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar ilgili kanun gereğince cezalandırılacak. Tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları ret ve iade edilmeyecek. Esnaf ve sanatkarların gecikme zamları silinecek Kanunda, Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği üyelerine tanınan hakların, Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamındaki üyelere de tanınması amacıyla düzenleme yapıldı. Buna göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde üyelerin Esnaf ve Sanatkarlar Odalarına, odaların da Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine olan aidat borçlarının tamamının ödenmesi halinde, bu borçlara ait gecikme zamları silinecek. Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce cins tahsisi yapılmamış arsa ve arazi üzerine inşa edilen bina ve tesislerin tescili, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen sosyal mesken, işçi evleri ve bunlardan daha düşük nitelikteki meskenlerin tescilinde ve bunların dışında kalan her nevi cins ve kayıt tahsisinde de uygulanacak. Ayrıca vergi cezası ve gecikme faizi uygulanmayacak. Ancak bu kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar iade edilmeyecek, tahakkuk ettirilen harçların takip ve tahsiline devam edilecek. Böylece, bu kanunun yayımı tarihinden önce cins tahsisi yapılması gerektiği halde yapılmamış gayrimenkullerin, yeni tutarlar üzerinden ilave harç, ceza ve faiz aranmaksızın cins tahsisi yapılmış olacak. 71 bin hafif ticari aracın ÖTV'si Hafif ticari araçların, 2002-2005 dönemi özel tüketim vergisine (ÖTV) ilişkin düzenleme yapıldı. Buna göre, 1 Ağustos 2002 ile 21 Temmuz 2005 tarihleri arasında 87.03 G.T.İ.P. numarasından özel tüketim vergisi (ÖTV) beyan edilmesi gerekirken 87.04 G.T.İ.P numarasından özel tüketim vergisi beyan edilen araçlarla ilgili, kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için ÖTV tarhiyatı yapılmayacak, daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilecek, tahakkuk eden tutarlar terkin edilecek. Tahsil edilmiş tutarlar ise iade edilmeyecek. CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, hafif ticari araçların ÖTV'sinin terkin edilmesine tepki göstererek, bunun "af" olduğunu ve "kamu vicdanını yaralayacağını" ifade etti. Hamzaçebi, "Hükümet, 500 milyon liralık vergiden vazgeçmektedir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yaptığı teşekkür konuşmasında, tasarının yasalaşması için katkı veren partilere teşekkür etti. Kısa çalışma ödeneği, istihdam, teşvik gibi konularda önemli düzenlemeler yapıldığını anlatan Çelik, işverenlerin, kanundan sonra işçilerin iş akitlerine son vermeyi en son düşünmesi gerektiğini söyledi. Hamzaçebi'nin hafif ticari araçlarla ilgili iddialarına da yanıt veren Çelik, konunun, 2002 Ağustos ayı ile 2005 yılı arasında minibüs-otomobil arası araçlarla ilgili vergi tarifesi farkından kaynaklanan sorun olduğunu belirtti. Çelik, "2002 ile 2005 yılı arasındaki bu araçlarla ilgili Maliyenin eski yüksek vergi tarifesi ile Gümrük İdaresinin bağlayıcı tarife uygulamaları arasında meydana gelen farktan doğan sıkıntıyı, mağduriyeti ortadan kaldırmaya dönük bir düzenlemedir. Yanlış bir anlaşılma olmasın. 71 bin aracı kapsayan ve geçmiş döneme ait olan bir sorunu çözmeye dönük bir düzenlemedir. 71 bin aracın, ÖTV ilave vergi farkı kaldırılıyor. 71 bin vatandaşımızın kamuyla ihtilafını çözmeye dönük düzenlemedir" diye konuştu.
Ekonomik krizi önlemeye ilişkin düzenlemeleri içeren kanun tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Buna göre, kısa çalışma ödeneğinin miktarı yüzde 50 oranında artırılacak ve yararlanma süresi de 3 aydan 6 aya çıkartılacak. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısına göre, 2008 ve 2009 yıllarında kısa çalışma ödeneği için yapılan başvurularla sınırlı olmak üzere, kısa çalışma için öngörülen azami 3 aylık süre, 6 ay olarak uygulanacak. Kısa çalışma ödeneği miktarı da yüzde 50 oranında artırılarak ödenecek. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler, başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülmeyecek. Bu madde kapsamında uygunluk tespiti yapılmış olan başvurular için kısa çalışma süresi, işverenin talebi doğrultusunda uzatılacak. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uygunluk tespiti yapılan kısa çalışma ödeneği başvurularında süre, işverenin talebi halinde aynı şartlarla ve 6 ayı aşmamak kaydıyla uzatılacak. Sağlık hizmeti sunucuları, sundukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve ekindeki belgeleri, izleyen ayın 15'ine kadar Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) teslim edecekler. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren 60 gün içinde sağlık hizmeti sunucularına avans olarak ödenecek. Fatura ve ekindeki belgeler üzerindeki incelemeler, teslim tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanarak, avans hesabı kapatılacak. Sigortalılığı sona eren kişileri kanunda belirtilen süre içinde SGK'ya bildirmeyenlere, her bir sigortalı ve sandık iştirakçisi için asgari ücret tutarında idari para cezası verilecek. Ekonomik kalkınmanın hızlandırılması, istihdamın artırılması ve bölgeler arası gelişmişlik düzeyi farkının en aza indirilmesi ve sektörel olarak da kümelenme olgusunun öne çıkartılarak yatırımların teşvik edilmesine yönelik indirimli kurumlar vergisi oranı uygulamasına imkan tanınacak. İndirimli kurumlar vergisi uygulamasından yararlanacak yatırımlar, teşvik belgesine bağlanacak. Bu yatırımlardan elde edilen kazançlar; yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar, indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulacak. Bakanlar Kurulu; istatistiki bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosya-ekonomik gelişmişlik düzeyini dikkate alarak illeri gruplandırmaya ve gruplar itibariyle teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım, istihdam büyüklüklerini belirlemeye yetkili olacak. Her bir il grubu için yatırıma katkı oranının yüzde 25'i, yatırım tutarı 50 milyon lirayı aşan büyük ölçekli yatırımlarda ise yüzde 45'i geçmemek üzere belirlemek ve kurumlar vergisi oranında yüzde 90'a kadar indirimli uygulatmak da Bakanlar Kurulunun yetkileri arasında yer alacak. Yatırıma katkı ve vergi oranı farklı illerde aynı mükellef tarafından yapılan yatırımlarda, toplam yatırımın her bir ile isabet eden oranına göre, ilgili ilin yatırıma katkı oranı ve indirimli vergi oranı uygulanacak. Kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmetine ilişkin özel iletişim vergisi yüzde 15'ten yüzde 5'e indirilecek. Bu yılın sonuna kadar çekler, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce bozdurulamayacak. Şans oyunları işletme lisansı verilmesi işlemlerinden vergi alınmayacak. Kamu idarelerine her türlü beyanname, bildirge ve benzeri belgeler,elektronik ortamda verilebilecek.
Çanakkale Seramik, Kalebodur, Kalekim, Kaleterasit, Kalecolor, Kaledekor, KalePlus gibi, yapı sektöründe lider pek çok markayı barındıran Kale Grubu, seramik sağlık gereçleri alanında İspanyol Roca Grubu ile 1999 yılında ortaklık gerçekleştirdiği Kalevit Roca Saniter Seramik Sanayi A.Ş'nin tüm hisselerini satın aldı. Kale ve Roca Grubu, karşılıklı anlaşma sonucunda şubat ayı itibariyle ortaklığı sona erdirerek ilerleme kararı aldı. Bir marka bütünlüğünde büyümeyi hedefleyen Kale Grubu, şirketin adını kuruluş adı olan Kalevit Saniter Seramik Sanayi Anonim Şirketi olarak değiştirirken, banyo ürün grubundaki faaliyetlerde KALE markasını kullanacak. Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Seramik Grup Başkanı Tarık Özçelik, Finans Grup Başkanı Haluk Alperat ve Kalevit Genel Müdürü Ahmet Aksu, sözkonusu anlaşmaya ilişkin düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, "Kale Grubu olarak, stratejik iş alanlarımızdan biri olan Yapı Malzemeleri sektöründe, sadece Türkiye'de değil, dünya çapında da sürdürülebilir ve farklılaşan bir rekabet avantajına sahip olmak üzere KALE markası altında entegre ürün, tasarım, çözüm ve hizmetler üretmeyi stratejik hedefimiz olarak seçtik." dedi. Bu hedef doğrultusunda, seramik sağlık gereçleri alanında, İspanyol Roca Grubu ile 1999 yılından itibaren ortak oldukları Kalevit Roca Saniter Seramik Sanayi A.Ş'nin tüm hisselerini 2 Şubat 2009 tarihinde satın aldıklarını anlatan Okyay, "Ortağımız Roca Grubu ile karşılıklı anlaşma sonucunda Ocak ayı itibariyle işbirliğimizi sona erdirerek, her birimiz kendi hedeflerimiz doğrultusunda ilerleme kararı aldık. Yeni şirketimizin ismi Kalevit Saniter Seramik Sanayi A.Ş'dir. Bir marka bütünlüğünde büyümeyi hedefleyen Grubumuz, banyo ürün grubundaki faaliyetlerine de bundan böyle KALE markası ile devam edecektir. " diye konuştu. Krize rağmen yatırımlara devam ettiklerine işaret eden Zeynep Bodur Okyay, "Yatırımlarımızda öncelikle ülkemizin yatırım olanaklarını değerlendiriyoruz. Gelişmekte olan ülkelerde de üretime dönük yatırım olanaklarını ve fırsatlarını da değerlendirirken, Avrupa'da ve diğer gelişmiş pazarlarda ise, yatırımımızı dağıtım kanallarına yapıyoruz. Kale Grubu olarak, dünyada rekabet avantajı sağlayacak ürün, bilgi ve markaya yönelik yatırımlarımızı krize rağmen sürdürüyoruz. Anadolu'da entegre lojistik bir üs olarak Yozgat'ta Kaleseramik ve Kalekim yatırımımızı gerçekleştirdik." şeklinde konuştu. 40 bin meterkaresi kapalı, toplamda 80 bin metrekarelik bir alanda faaliyetlerine devam eden firmanın kurulu vitrifiye kapasitesi 1 milyon 600 bin parça. Armatür montaj hattı kapasitesi 500 bin, akrilik üretim kapasitesi ise 100 bin parça olan firma Türkiye'de en büyük banyo malzemeleri üreticileri arasında yerini alıyor. KAMUDA LOJMAN KİRALARI ARTTI Lojmanlarda oturanlar 15 Ocak’tan itibaren yüzde 4,8 ile yüzde 4,9 arasında fazla kira ödeyecek. Metre kare kira bedeli kaloriferli konutlarda 1,74 TL’ye,
kalorifersiz konutlarda da 1,32 TL’ye yükselecek.
Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, işten çıkarmaların gündemlerinde olmadığını belirterek, "Sadece çay giderleri 150 bin lirayı buluyor, bu da 15 personel maaşına denk geliyor. 15 kişiyi işten çıkarmayız, ama çay ocaklarını kapatabiliriz, 'çaylar şirketten' dönemine son verebiliriz" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Mobilya Sektör Meclisi Başkanlığını da yürüten Doğan, "ithal kriz" olarak tanımladığı küresel mali krizin 2001 krizinden farklı olduğuna işaret etti. 2001 krizinden sonra tek partili bir hükümetin iktidara gelmesiyle birlikte, siyasi ve ekonomik istikrarın sağlandığını, Türkiye'deki finans sektörünün güçlendirildiğini anlatan Doğan şöyle dedi: "Tüm bunlar Türkiye'deki kriz ortamında bir avantaj olarak görülüyor. Önceden 50-100 milyon dolarlık bankalarımız varken, şimdi 5-10 milyar dolarlık bankalarımız var. Bu durum her şeyden önce kriz ortamında bir avantaj. Çünkü bazı küçük bankaların dışında diğer büyük bankaların kredilerine zorlamalar getirilse de tamamen kesmediğini görüyoruz." Küresel krizin öncelikle dayanıklı tüketim üretimini vurduğuna dikkat çeken Doğan, "Bizim sektörümüzde olduğu gibi inşaat, mobilya, otomobil, beyaz eşya ve elektronikte çok ciddi bir durgunluğa neden oldu. Şu anda bizim sektörümüzde özellikle yüzde 30-50'ler gibi düşüşler olduğunu görüyoruz" diye konuştu. Doğan, şirket olarak gerekli tedbirleri almaya çalıştıklarını vurgularken, bu kapsamda çalışanların kullanmadığı izinleri bu dönemde kullandırdıklarını, krizin derinliğine göre ücretsiz izin uygulamasına da geçebileceklerini bildirdi.
Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, ekonomik krizden mali yapısı zayıf olan tarımın en fazla etkilenen sektör olacağını, özellikle banka ve kredi borçlarının ödenmesinde yaşanacak bir tıkanıklığın, küçük ve orta ölçekli çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirebileceğini söyledi. Yetkin, TZD'nin yıllık değerlendirme raporunu açıkladığı basın toplantısında, küresel finansal krizin 2009'da tarımsal üretimi tehdit edeceğini bildirdi. Türkiye'nin bu yıl buğday ithal etmesinin zorunluluk olmadığını anlatan Yetkin, ancak ürünün büyük bir bölümünün özel tüccar ve alıcıların elinde bulunduğunu, bu nedenle spekülasyon riskinin devam ettiğini savundu. Yetkin, krize karşı gerçekçi bir önlemler paketinin acilen hazırlanarak uygulamaya konması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: "Bu paketin en önemli maddelerinden birinin çiftçi borçlarındaki tıkanıklığın giderilmesi noktasında yoğunlaşması bir zorunluluktur. Çiftçinin kullandığı girdilerin fiyatları, destek ve sübvansiyon yoluyla düşürülmelidir. Tarım kesiminden başka kesimlere kaynak aktarmak ve bütçe açıklarını kapatmak amacıyla ürün fiyatlarının düşük tutulması uygulamasına son verilmelidir. İşletme büyüklükleri artırılmalı, bunun için arazi toplulaştırması, kooperatifleştirme ve yatırım teşvik planına ağırlık verilmelidir. Doğrudan Gelir Desteği, sosyal bir destek olarak görülmeli, üretime dayalı prim sistemi geliştirilmelidir. Çiftçi alacakları gecikmeden ödenmelidir." İbrahim Yetkin, hayvancılıkta girdi maliyetlerinin azaltılması, yem bitkilerine verilen teşviğin ve hayvan yeminde kaliteli kaba yem oranının artırılması ve hayvan varlığının kayıt altına alınması çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini kaydetti. Tarım sektörünün 2009 yılında ekonomik krizden etkileneceğini öne süren Yetkin, "(Kriz bizi teğet geçti) yaklaşımları doğru değildir. İyimser olmak iyi ama krizden zarar görmedik demek mümkün değildir" diye konuştu. Yetkin, tarım ilaçlarının reçete ile satılmasıyla yüzde 10 daha az ilaç kullanılacağını sözlerine ekledi. GELİR VERGİSİ TARİFESİ BELİRLENDİ Gelir vergisi tarifesi belirlendi. Buna göre, alt sınır 7 bin
800 YTL'den, 8 bin 700 TL'ye yükseltildi. 2008 yılında uygulanan vergi tarifesinin gelir dilimi tutarları, 2008 yılı için yüzde 12 olarak tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle tespit edildi. Buna göre, 8 bin 700 TL'ye kadar olan gelirlere yüzde 15, 22 bin TL'nin 8 bin 700 TL'si için 1305 TL, fazlası yüzde 20, 50 bin TL'nin 22 bin TL'si için 3 bin 965 TL, fazlası yüzde 27, 50 bin TL'nin fazlasının 50 bin TL'si için 11 bin 525 TL, fazlası için yüzde 35 vergi uygulanacak. 2008 yılında 7.800 YTL'ye kadar olan gelirlere yüzde 15, 7.800 ile 19.800 YTL arası gelirlere yüzde 20, 19.800 ile 44.700 YTL'nin arası gelirlere yüzde 27, 44.700 YTL'nin üzerindeki gelirlere yüzde 35 vergi uygulanıyordu.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK), Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) yeniden yapılanması sonucu oluşan 20 elektrik dağıtım şirketinin 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren satacağı elektrik tarifelerini onaylamasının ardından, perakende elektrik tarifeleri de netleşti. Yeni tarife ile elektriğin kilovat saat (kWh) ücreti sanayide yüzde 0,45 düşüşle 17,137 Kr, konutlarda ise yüzde 1,18 artışla 19,803 Kr olarak belirlendi. EPDK'nın, Enerji KİT'lerinin Uygulayacağı Maliyet Bazlı Fiyatlandırma Mekanizması Usul ve Esasları ve Hazine Müsteşarlığının Maliyet Bazlı Fiyatlandırma Mekanizmasının Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesi ile elektrik dağıtım şirketlerinin talepleri çerçevesinde, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren uygulayacakları yeni tarifelere ilişkin onayı, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı. EPDK'nın temel fiyat üzerine "dağıtım bedeli, iletim bedeli ve perakende satış hizmet bedelini" ekleyerek belirlediği, nihai tüketiciye dönük, tarifeye göre, elektriğin kWh ücreti konutlarda yüzde 1,18 artışla 19,572 Kr'den 19,803 Kr'ye yükseldi. Elektriğin perakende kWh ücreti sanayide yüzde 0,45 düşüşle 17,216 Kr'den 17,137 Kr'ye geriledi. Kalkınmada Öncelikli İllerdeki (KÖİ) meskenlerde daha önce 18,211 Kr olan elektriğin kWh fiyatı yüzde 1,08 artışla 18,408 Kr'ye çıkarken, tarımsal sulamada kullanılan elektriğin fiyatı yüzde 1,49 artışla 16,801 Kr'den 17,052 Kr'ye, aydınlatmanın (sokak-cadde) 18,025 Kr olan kWh ücreti de yüzde 1,40 artışla 18,279 Kr'ye yükseldi. Şehit aileleri ve muharip malul gazilerin kullandığı ve kWh'sı 12,354 Kr olan elektriğin yeni fiyatı da yüzde 2,34 artışla 12,644 Kr oldu.
Buna göre, kırmızı ışıkta geçenlere 128 YTL ceza uygulanacak. 0.50 promil ve üzerinde alkol alarak araç kullananlar, ilk kez yakalanmaları durumunda 537 YTL, ikincisinde 673 YTL, üçüncüsünde ise bin 78 YTL para cezasına çarptırılacak. Ayrıca, alkollü araç kullanan sürücülere geriye doğru 5 yıl içinde; ilkinde 6 ay, ikincisinde 2 yıl, 3 ve fazlasında ise mahkeme tarafından 5 yıl süreyle ehliyetlerine el konulacak. 3 veya daha fazla alkollü yakalanan sürücülere en az 6 ay hapis cezası verilecek. Hız sınırlarını yüzde 10'dan yüzde 30'a (otuz dahil) kadar aşan sürücüler 128 YTL, hız sınırlarını yüzde 30'dan fazla aşanlar ise 265 YTL ceza ödeyecek. Muayene istasyonu için işletme belgesi ile yetki verildiği halde, işletme şartlarına uymayan veya gerektiği şekilde muayene yapmayan kişilere 4 bin 261 YTL den 14 bin 210 YTL'ye kadar para cezası verilecek. Araç kullanırken belgelerini bulundurmayan ya da yetkililere ibraz edemeyen sürücüler ile okul taşıtlarının "DUR" işaretini yaktıkları hallerde diğer araçların durmaması; "DUR" işaretinin öğrencilerin binmeleri veya inmeleri sırasında ve yönetmelikte belirtilen hallerde yakılmaması, bu ışıkların gereksiz ve amaç dışı kullanılması durumunda sürücüye 128 YTL para cezası kesilecek. Kaza mahallinde durmayan, trafik güvenliği için gerekli tedbirleri almayan, kazayı yetkililere bildirmeyen ve kaza yerinden ayrılan sürücüler de aynı miktarda para cezası ödeyecek. Bir araç tarafından geçilirken, geçilen araç sürücüsünün geçilme kurallarına uymaması, kavşaklarda gereksiz duraklamak, yavaşlamak, taşıttan inmek veya araçların motorunu durdurmak, taşıt yolu üzerinde yaya ve okul geçitleri ile diğer geçitlerde duraklamak, taşıt yolu üzerinde otobüs, tramvay ve taksi duraklarında duraklamak, gece sis ışıklarının sisli, karlı ve sağanak yağmurlu havalar dışında diğer farlarla birlikte yakmak, emniyet kemeri bulundurulması zorunluluğu olan araçlarda emniyet kemeri bulundurmamak ve kullanmamak gibi trafik kurallarını ihlal eden sürücülere 61 YTL ceza kesilecek. Motosikletlerde koruma başlığı ve gözlüğü kullanmayan sürücüler, karayolu üzerinde, park yerlerindeki araçlar için, yetkisiz park ücreti alan kişiler de 61 YTL ceza ödeyecek. Yeni yılda zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmama ve araçların muayene süresini geçirmenin de cezası 61 YTL olacak.
Kentin ihracat ve iç tüketiminde kullanılan en önemli ürünler arasında yer alan ve ekonomiye büyük katkı sağlayan kapiya biberi, Yenice ilçesi başta olmak üzere merkez ilçe, Biga, Bayramiç ve Çan'da yetiştiriliyor. Kapiya biberi, yıllık 12-15 bin ton taze olarak Bulgaristan ile Yunanistan'a, 15-20 bin ton dolayında da dondurulmuş ya da konserve halinde diğer Avrupa ülkeleri ve ABD'ye ihraç ediliyor. Ürünün kalan bölümü ise ise iç piyasada salça ve konserve olarak tüketiliyor. Biga İlçe Tarım Müdürü Ümit Ortan, biberin Tokatkırı, Danişment, Çavuşköy, Karacaali, Kocagür, Pekmezli ve Kahvetepe'nin de aralarında bulunduğu birçok köyde yetiştirildiğini belirterek, ürünün bu köylerde yaşayanların önemli geçim kaynaklarından birisi haline geldiğini söyledi. Bayramiç İlçe Tarım Müdür Vekili Cahit Uydaş ise kapiya biberinden dönüm başına 3 ton verim alındığını bildirdi.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ), "yoksula konut" projesinin
uygulanacağı illeri belirledi. İlk aşamada, 18 ilde 15 bin 266 konutluk proje
hazırlandı. Bu illerde ihaleye çıkacak konut projelerinin içinde, yoksul kesime
yönelik konutlar da yer alacak. Konutların satışına Mart ayından önce
başlanacak. Ortalama 28-30 bin YTL'ye mal olacak konutların, gerçekten yoksul kesime satılması için kaymakamlıklar, valilikler ve yerel yönetimlerin gereken önlemi alacağına işaret eden Bayraktar, "vatandaş evine girene kadar, başvuruda bile para almayacağız. İçine yerleşince 100 YTL taksit başlayacak ve 20 yılda geri ödenecek" dedi. Fazla başvuru olması halinde hak sahiplerinin çekilecek kurayla belirleneceğini belirten Bayraktar, 100 YTL'yi ödeyemeyecek durumdaki vatandaşların parasını da, kamuoyunda "FAKFUKFON" olarak bilinen sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonlarının ödemesinin öngörüldüğünü bildirdi. "Yoksula Konut" projesi kapsamında konut yapılacak iller ve konut sayısı şöyle: "Adana-Akkuyu: 1206, Ankara-Mamak Kusunlar: 1300, Antalya-Çıplaklı: 800, Batman-merkez: 300, Bursa-Kestel: 420, Bursa-Karacabey: 36, Bursa-Gürsu: 1200, Çanakkale-Kepez: 600, Diyarbakır-Üçkuyular: 1000, Eskişehir-Aşağısöğütönü: 950, Erzurum-Kazım Karabekir: 300, Gaziantep-Şehitkamil: 950, İstanbul-Kayabaşı: 1964, İzmir-Kemalpaşa: 1004, Kilis-Merkez: 120, Konya-Meram: 814, Malatya-Merkez: 462, Mersin-Tarsus: 288, Sakarya-Korucuk: 720, Van-Kevenli: 832."
24 Kasım dolayısıyla hatırlanan öğretmenlerin dün emek verdiği çocuklar bugün ülkenin lokomotifi olup emek üretiyor. Bu kutsal görevi icra eden öğretmenlerimizin karnesinde hem ‘iyi’ var hem de ‘zayıf’. Türkiye’de pek çok öğretmen, anne ve babaların çocuklarına gösterdikleri hassasiyetten daha hassas bir şekilde ‘geleceğin teminatı’ olarak nitelediğimiz çocuklarımızı bir kuyumcu dikkatiyle işliyor. Pek çok alanda yolsuzlukla mücadele eden ülkemizin en masum yüzleri de bu manada öğretmenler. Özveride, çalışkanlıkta, gayrette karne notu olarak iyi derecede bulunan öğretmenlerin maddi olanakları ise oldukça zayıf. Anlayacağınız, Öğretmenler 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne buruk giriyor. Yaşam koşulları, geçinmek için ikinci iş yapma zorunlulukları, konut ve diğer sorunları hala yerli yerinde. Cumhuriyet!'in emanet edildiği nesilleri yetiştiren öğretmenlerimizin her şeye rağmen günlerini kutluyor, mübarek ellerinden öpüyoruz. BORÇLU YAŞIYORLAR Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 24 Kasım Öğretmen Günü nedeniyle yaptıkları anketin sonuçlarını açıklarken, öğretmenlerin yüzde 71’inin kredi kartı ve banka borcunun olduğunu bildirdi. Koncuk, ankete göre, öğretmenlerin yüzde 48.8’inin kazandığı ücret ile zor geçindiğini açıklarken, yüzde 76.2’sinin banka kredisi kullandığını söyledi. Türk Eğitim-Sen’in, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yaptığı “öğretmenlerin sosyoekonomik durumu” konulu anketi, Genel Başkan İsmail Koncuk yaptığı basın toplantısı ile açıkladı. 2 bin 178 öğretmenin yer aldığı ankete katılanların yüzde 86.7’sini evli, yüzde 77.1’inin ise çocuğunun olduğunu belirten Koncuk, ankete katılan öğretmenlerin yüzde 48.6’sının 2, yüzde 27.2’sinin 1, yüzde 17.5’inin 3, yüzde 6.2’sinin 4 çocuğunun bulunduğunu bildirdi. ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 48.8’İ KAZANDIĞI ÜCRETLE ZOR GEÇİNİYOR Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 48.8’inin kazandığı ücretle
zor geçindiğini, yüzde 45’inin ise gelirinin sadece temel ihtiyaçları
karşılamaya yettiğini ifade ettiğini anlatan Koncuk, kazandığı ücretle geçimini
rahat sağlayan öğretmeni ise sadece yüzde 6.2 olduğunu kaydetti. ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 71’İNİN KREDİ KARTI BORCU VAR Ankete göre, öğretmenlerin yüzde 71’inin kredi kartı ya da
banka borcu olduğunu belirten Koncuk, borcu olan öğretmenlerin yüzde 49.1’inin
bin -3 bin YTL, yüzde 30.5’inin 3 bin-10 bin YTL, yüzde 12’sinin ise 10 bin-30
bin YTL borcu olduğunu söyledi. Ankete göre öğretmenlerin yüzde 4’ünün 30 bin
-50 bin YTL, yüzde 2.8’inin 50 bin-100 bin YTL, yüzde 1.1’inin ise 100 bin -150
bin YTL arasında borcu bulunuyor. ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ ÖĞRETMENLERİN İDEALİ Koncuk, “Öğretmenlere, öğretmenlik mesleğini nasıl seçtiklerini
sorduk. Öğretmenlerin yüzde 55.2’si ‘idealimdi’ derken; yüzde 23’ü ‘zorunluluk’,
yüzde 13.4’ü ‘tesadüf’, yüzde 4.7’si ‘tercih hatası’, yüzde 3.7’si de ‘aile
mesleği’ cevabını vermiştir” dedi. ÖĞRETMENLERİN EN BÜYÜK KORKUSU: "GELECEK" Koncuk, ankette öğretmenlerin hayata dair en büyük korkusunun
ise gelecek korkusu olduğunu anlattı. Ankete katılanların yüzde 28.7’sini en
büyük korkusunun gelecek korkusu olduğunu, yüzde 21.1’inin iftiraya uğramaktan
korktuğunu, yüzde 15.4’ünün de ölüm, ailesini ve sevdiklerini kaybetmekten
korktuğunu ifade etti. Koncuk, öğretmenlerin yüzde 15.2’sinin sağlık problemi
yaşamaktan, yüzde 7.6’sının mutsuz olmaktan, yüzde 6.3’ünün parasızlık, yüzde
5’inin de işini kaybetmekten korktuğunu söyledi. KONCUK: “KAYGI VERİCİ” Anket sonuçlarının öğretmenler açısından kaygı verici olduğunu belirten Koncuk, “Bu anket, ekonomik krizin öğretmenleri ve dolayısıyla tüm eğitim çalışanlarını vurduğunu gözler önüne sermektedir. Öğretmeni, memuru, teknisyeni, hizmetlisiyle bir bütün olan eğitim çalışanları, ekonomik yetersizlikler dolayısıyla geçimlerini sağlamakta zorlanmaktadır” dedi. 24 Kasım’lara umutla bakabilmek için öncelikle öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının sosyo-ekonomik durumlarının düzeltilmesi gerektiğini söyleyen Koncuk, Başta Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmak üzere idarecileri öğretmenlere “sahip çıkmaya” davet etti.
Türk Eğitim-Sen'in araştırmasına göre, en düşük dereceli bir
öğretmenin, kışın ısınabilmesi için 2 ton kömür ve 1 ton odun alması durumunda,
36 gün 6 saat çalışması gerekiyor. 4 kişilik bir ailenin 2 ton kömür ve 1 ton odun yakması durumunda bin 610 YTL ödenmesi gerekiyor. Bunun için 1/4 derecede görev yapan bir öğretmenin 31 gün 6 saat, en düşük derecede çalışan bir öğretmenin 36 gün 6 saat, 9/1 derecede çalışan bir memurun da 42 gün çalışması gerekiyor. Doğal gazın şu andaki satış fiyatının 1.07 YTL/metreküp olduğu Ankara'da, aylık 400 metreküp doğal gaz kullanan bir ailenin ödeyeceği para 428 YTL olarak hesaplandı. Bir eğitim çalışanının kış mevsimine girerken giyim ve kışlık gıda için 348 YTL ile 863,90 YTL arasında harcama yapması gerektiği belirlendi. Buna göre, 9/1 derecede çalışan bir öğretmenin, giyim için maaşının en az yüzde 26'sını ayırmasının zorunlu olduğu tespit edildi. Bir ailenin kışlık gıda masrafı, pirinç, bulgur, erişte, makarna, tarhana, salça, turşu, reçel, salamura yaprak, sebze konserveleri, kuru bakliyat, dana eti, kuzu eti, balık eti, tavuk eti, sucuk, sebze konserveleri, kahvaltılık malzemeleri, yağ, süt, yoğurt, un, tuz, şeker ile birlikte en az 2 bin 299 YTL 69 YKr olarak hesaplandı. 4 kişilik bir ailenin 5 aylık gıda ve temizlik masrafı da 2 bin 495 YTL'yi buluyor. Kira fiyatlarına da yer verilen araştırmada, Ankara'da ortalama kira fiyatının 515 YTL olduğu, buna göre en düşük derecede çalışan bir memurun maaşının yüzde 45'inin, en düşük dereceli bir öğretmenin maaşının da yüzde 38'inin kiraya gittiği belirtildi. İstanbul'da ise kira fiyatlarının ortalama 900 YTL civarında olduğu, 14/2 derecede çalışan bir İstanbullu memurun maaşının yüzde 78'inin, bir hizmetlinin maaşının yüzde 80'inin, 15 yıllık bir öğretmenin maaşının yüzde 58'inin kiraya gittiği kaydedildi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) tarafından Terzioğlu
Yerleşkesi, Troia Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye Ekonomisi ve Global
Kriz" adlı konferansa konuşmacı olarak katılan Hisarcıklıoğlu, mevcut düzenin
bir an önce değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Güçlü demokrasi için kaliteli
demokrasinin ülke kalkınmasının olmazsa olmaz iki maddesi olduğunu belirten
Hisarcıklıoğlu, 70 milyon Türkiye'nin zengin olmasını istediklerini dile
getirdi. "Zengin olacağız ki sözümüz dinlenebilsin. Bunun da yolu tek bir yerden
geçiyor. Güçlü ekonomi, kaliteli demokrasi bu ikisi ekonominin ayrılmaz iki
parçası." diyen Hisarcıklıoğlu, güçlü ekonomi yoksa kaliteli demokrasi
olmayacağını kaydetti. Kaliteli demokrasinin olması için birkaç tane yapısal
unsur bulunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, bunlardan bir tanesi ekonomiyi de
ilgilendirdiği için en önemlisinin Anayasa olduğunun altını çizdi.
Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "Bugünkü kullanılan 1982 Anayasası o günkü
çağın şartlarına uygun ekonomik modele göre hazırlanmış. Yani kamu özel sektör
ikisiyle birlikte ülke kalkınacak. Ama bu anlayış 1990'da yıkıldı. Bildiğimiz
eskide kaldı. Şimdi ne deniyor kalkınmayı ve zenginleştirmeyi girişimciler
yapacak. Peki, Anayasa'mız buna uygun mu, değil." Konferans sonunda ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr. Ali Akdemir'in elinden Truva Atı işlemeli çini tablosu alan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Truva ile ilgili bir filmi bile bu ülkenin yapamadığını, yabancıların çektiği filmi izlemek zorunda kaldıkları şikayetinde bulundu.
Çanakkale ekonomisine ve turizmine büyük katkılar sağlaması amacıyla üç sene önce yap-işlet-devret modeliyle inşa edilen Kepez Limanı, bürokratik engeller yüzünden her geçen gün zarar ediyor. Gemilerden topladığı atıkları kendi tesisinde işleyip satmasına izin verilmeyen liman yetkilileri, tonunu 240 dolardan Danimarka'ya sattıkları atıkları, yakıt olarak 550 dolara geri alıyor. Kolin Şirketler Grubu tarafından Demiryollar Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı (DLH) Genel Müdürlüğü'nden 29 yıllığına kullanım hakkı alınarak, 30 milyon dolar yatırımla tamamlanan ve resmî açılışı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2006 yılındaki 18 Mart Çanakkale Zaferi törenlerinde yapılan liman, Çanakkale Boğazı'ndan geçen gemilerden topladığı atıkları, işletim izni verilmediği için yurtdışına göndermek zorunda kalıyor. Avrupa'nın en önemli atık toplama merkezine sahip olduklarını vurgulayan Kepez Limanı İşletmecisi Ali Özgen, "Üç yıldır boğazdan geçen gemilerin denize atacağı yüzbinlerce ton maddeyi tesisimizde toplayıp bertaraf ederek ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Bu konuda yeni çalışmalarımız da var. Kısa bir süre sonra 3 bin tonluk yeni bir atık alım gemisi satın alma konusunda çalışmalara başladık ancak atıkları işleyip yakıt olarak satamadığımız için zarar ediyoruz." dedi. Atık izni alabilmek için gereken şartların hepsini yerine getirdiklerini belirten Özgen, her geçen gün başka bürokratik engellerle karşılaştıklarını, bunun da kendilerine para, devlete de büyük miktarlarda vergi kaybıettirdiğini söyledi. Liman hizmete girdiği günden itibaren, atık satma izni için müdürlerinin ayda bir Ankara'ya giderek evrak takibi yapmak zorunda kaldığını anlatan Özgen, Kepez Limanı'nın işletmesini almalarının en büyük sebebinin, boğazdan geçen gemilerin atıklarını yakıt haline getirip satmak olduğunu fakat bürokratik engeller yüzünden bu haklarını kullanamadıklarını savundu. Tam verimli çalışmadıkları halde ayda ortalama 100 gemiden atık topladıklarını belirten Ali Özgen, "Topladığımız atıkların miktarı, yılda 200 bin ton civarında. Bize işleme izni verilmediği için Danimarka'daki Ocean Connect firmasına, tonu 240 dolardan satıyoruz. Gerekli işlemleri yapan bu firmadan ise yakıt olarak tonu 550 dolardan satın alıyoruz. Bürokratik engeller olmasa ve izni alsak, bu ürünü piyasaya biz satmış olacağız. Hem biz hem de fatura keseceğimiz için devletimiz milyonlarca YTL kazanacak. Buna rağmen yılmadık, üç yıldır istenen her evrakı ve düzenlemeleri yaparak izni almaya çalışıyoruz. Her yıl zarar etmemize rağmen bu limandan gelecek adına umutluyuz." şeklinde konuştu. Konuyla ilgili ayrıntılı açıklama yapmak istemeyen Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri ise Kepez Limanı'na verilecek atık işletim ve satma izninin Türkiye'de ilk olacağını söyledi. Bu sebeple kendi başlarına karar vermediklerini kaydeden yetkililer, Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği'ni uyguladıklarını, o da zaman zaman değiştiği için işlerin yavaş ilerlediğini belirtti.
RCT Varlık Yönetim Şirketi toplam 31 milyon 589 bin dolarlık
alacağı için Dardanel'in sahip olduğu marka, patent ve faydalı modeller üzerinde
ihtiyati haciz kararını uygulattı. İhtiyati haciz 22 Temmuz'da konuldu, ancak
Dardanel Gıda, Türk Standartlar Enstitüsü nezdinde markalar ile ilgili bir işlem
yapmak isteyince bu karardan haberdar oldu. 1.5 ay sonra haberdar oldu Dardanel Gıda'dan 8 Eylül'de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na (İMKB) yapılan açıklamada, 22 Temmuz'da markalar üzerine konulan ihtiyati tedbir kararının şirkete tebliğ edilmediği bildirildi. Alacaklılar arasında yer alan RCT Varlık Yönetim şirketinin 2 milyon 598 bin tutarlı kambiyo senedi ve 28 milyon 991 bin dolarlık kredi sözleşmesi nedeniyle ilansız icra takibi başlattığı belirtilen açıklamada, Dardanel'in sahip olduğu marka, patent ve faydalı modeller üzerinde ihtiyati haciz kararını uygulatmak için Türk Patent Enstitüsü'ne başvurarak değer tesbiti istediği bildirildi. Açıklamaya göre, Dardanel'in bu haciz kararından markalarla ilgili olarak Türk Patent Enstitüsü nezdinde bir işlem yapmak istediğinde haberi oldu. Ardından da RCT ile temasa geçildi. Faaliyetlere etkisi yok RCT'nin Dardanel'in diğer aktifleriyle ilgili şu anda herhangi
bir işlem yapmadığı bildirilen şirket açıklamasında, "Alacaklı kurum ile
görüşmelerimiz 4743 yasa ile yaptığımız sözleşme bütünlüğü içinde diğer
alacaklılarla beraber sürdürülmektedir. RCT'nin ihtiyati haciz kararı sadece
sahibi bulunduğumuz marka için istediğini aktiflerimizde herhangi başka bir
kalemle ilgili olarak ihtiyati haciz uygulaması istemediğini
değerlendirdiğimizde şirket faaliyetlerimiz bu ihtiyati haciz kararı
uygulamasının şu aşamada hiçbir etkisi olmayacaktır" denildi. Alacaklı
bankaların her birinin ilgili protokole uyulmaması nedeniyle ilamsız icra takibi
yapma hakkı olduğu kaydedilen açıklamada, "Şu anda bu hakkını şirket
faaliyetlerine olumsuz bir etki yapmayacak şekilde RCT Varlık Yönetim A.Ş.
kullanmıştır" değerlendirmesinde bulunuldu. 2005'den bu yana masada Borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin bankalarla olan
görüşmelerin devam ettiğini kaydeden Dardanel Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi
Önen, "Bankalarla 2005'den bu yana masadayız. Önümüzdeki günlerde köklü bir
çözüm olacağını tahmin ediyorum. Bütün bankalarla borcun tamamının daha önce
ödenmesi ile ilgili olarak görüşüyoruz" dedi. Kaynak:Referans Gazetesi
ÇTSO verilerine bakıldığında; 2007 yılının ilk 8 ayına göre 2008’de Çanakkale’de açılan işyeri sayısı hemen hemen aynı sayısal orana sahip olduğu görülürken, kapatılan işyeri sayısında bu orantıya rastlamak mümkün değil. Bir önceki yıl 62 işletme “Ben kapatıyorum” diyerek ticari faaliyetini sonlandırmışken, bu yıl ilk 8 ayda Çanakkale’de 403 işletme adeta buharlaşmış. Çanakkale’de fabrikalar birbiri ardından kapatılıp işsizlik çığ
gibi büyürken, ekonomik koşullar sanayici kadar orta ölçekli esnafı da fena
etkilemeye başladı. Piyasaların bu kadar karamsar bir havaya bürünmesinde en
önemli gösterge ise, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın kayıtları kabul
ediliyor.
Sabancı Grubu bünyesindeki çimento, hazır beton ve agrega üreticisi Akçansa, Çanakkale’deki tesisinde atık sıcak gazlardan elektrik üretimi ve rüzgar santrali projesi için 30 milyon dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. Akçansa Genel Müdürü Hakan Gürdal, enerji tesislerinin bitmesinin ardından üretim tesislerinde ek yakıt harcamayacaklarını, atmosfere bırakılan gazlardan elektrik üretecek santralin 15 megavat kapasitesi olacağını söyledi. Çanakkale’de 10 megavatlık rüzgar santrali projesi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) gerekli müracaatı yaptıkları bilgisini de veren Gürdal, her iki santralin Çanakkale’deki fabrikanın 50-55 megavatlık enerji ihtiyacının yarısını karşılayabileceğini aktardı. Gürdal, her iki projenin de gelecek yıl devreye alınacağını kaydetti. 30 milyon dolarlık yatırım Gürdal, bu yılki yatırım bütçelerinin 60 milyon YTL olduğunu ve bunun 20 milyon dolarını yılın ikinci yarısında yapacaklarını aktararak, 30 milyon dolara mal olacak enerji yatırımlarının bu yılki yatırım bütçelerinde yer almadığına işaret etti. Gürdal, yılın ikinci yarısında dört beton tesisi daha açacaklarını ve bir agrega ocağını daha devreye alacaklarını dile getirdi. Gürdal, yılın ilk altı ayında 405 milyon YTL ciro yaptıklarını, yıl sonu ciro hedeflerinin ise 850 milyon YTL olduğunu açıkladı. Gürdal, Türkiye çimento pazarında geçen yıl yüzde 10 olan pazar paylarını, bu yıl yüzde 14’e çıkardıklarını da aktardı. Afrika’ya ihracat İhracatlarının yüzde 50’sini Afrika’ya, yüzde 30’unu Avrupa’ya, yüzde 10’unu Rusya’ya yaptıklarını aktaran Gürdal, şunları söyledi: "Türkiye’nin çimento ihracatı için coğrafi konumu iyi. Diğer üteticiler de bundan yararlanabilir. Son dönemde Afrika’dan gelen ürün talebinde de artış yaşanıyor. Togo, Kamerun, Nijerya gibi Batı Afrika ülkeleri ve Kuzey Afrika ülkelerine ihracat yapıyoruz."
Müteahhitler Birliği İkinci Başkanı Erdal Akarsu, devletin bir an önce konut yapımından elini çekmesi gerektiğini söyledi. TOKİ'nin müteahhitlik yerine, finansman sıkıntısını çözme rolüne soyunması gerektiğini ifade eden Akarsu, Kepez'de yapımı süren TOKİ evleri ile de ilginç bir saptamada bulundu. Erdal Akarsu, devletin müteahhitlik yapmasını doğru bulmadıklarını belirtti. Toplu Konut İdaresi (TOKİ)'nin inşaatçılık yerine finansman sorununa el atması gerektiğini vurgulayan Akarsu "Zaten TOKİ amacından saptı. İlk başta amaç dar gelirli vatandaşları uygun koşullarla evsahibi yapmaktı. Ancak bugün görüyoruz ki, TOKİ artık bu kesimlere hitap etmiyor. Milyon dolarlık villalar bile inşa etmeye başladılar. Yani amacından oldukça uzaklaştı. TOKİ bize göre müteahhitliği bırakıp, sektörün ana sıkıntılarından biri olan finansman sorununu çözme adına girişimlerde bulunmalı" diye konuştu. TOKİ'nin Kepez'de inşa ettiği konutların projesini de hiç beğenmediğini özellikle belirten Akarsu, "Çanakkale'ye kesinlikle yakışmayan bir proje bu. Bizim mimarimize uygun olmadığı kesin. Açıklanan fiyatlar da yüksek. Konutların 78 ile 118 bin YTL arasındaki fiyatlardan satışa sunulacağı söyleniyor ki, ya |