|
EKONOMİ
HABERLERİ
Son Güncelleme :
01.03.2010 |
|
GELİR
VERGİSİNDE BEYAN DÖNEMİ BAŞLADI |
Gelir
vergisinde genel beyan ve verginin ilk taksitini ödeme dönemi başladı.
2009 kira gelirlerinde 2 bin 600 lira, iş yeri kira gelirlerinde ise 22 bin
liralık istisna uygulanacak.
Gelir Vergisi Kanunu uyarınca 2009 yılında elde edilen
gayrimenkul sermaye iratları, ticari, zirai ve serbest meslek kazançları ile
menkul sermaye iradı gelirleri için 25 Mart Perşembe akşamı mesai saati bitimine
kadar gelir vergisi beyannamesi verilecek.
Verginin ilk taksiti de 31 Mart akşamına kadar ödenecek. İkinci
taksit de, Temmuz ayı içinde yatırılacak.
Mevcut düzenlemeler uyarınca 2009 yılı konut kira gelirlerinde
istisna tutarı 2 bin 600 lira olacak. Bu tutarın üzerinde kira geliri elde
edenler, beyan kapsamında bulunacak. Ancak toplam kira gelirinin 2 bin 600
lirası yine vergiden istisna tutulacak.
Mükelleflerce bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara
ait olarak nakden ya da aynen tahsil edilen kira bedelleri, o yılda elde edilmiş
gelir kabul edilecek. Bu şekilde geçmiş yıllara ait kira gelirlerinin topluca
2009'da tahsili halinde de, bunlar 2009 yılının geliri şeklinde işlem görecek.
Ancak gelecek yıllara ait olup peşin tahsil edilen kira bedelleri, ilgili yılda
beyan edilecek.
Gayrimenkulleri iş yeri olarak kiralayan kişi ve kuruluşlar,
kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapacak. Kiracılar,
ödeyecekleri kira üzerinden vergi kesecek. İş yeri kira gelirlerinde de
beyanname verme sınırı 22 bin lira olacak. Bu tutarın aşılıp aşılmadığının
tespitinde, gelir vergisi tevkifatına tabi kira gelirleri ile mesken kira
gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan bölümü birlikte
değerlendirilecek.
Ev ya da iş yeri kira geliri olduğu halde beyanname
vermeyenler, istisna uygulamasından yararlanamayacak. Ayrıca mükellef adına 2
kat birinci derece usulsüzlük cezası kesilecek. Kira bedelinin hiç olmaması veya
düşük bulunması halinde ise "emsal kira bedeli" esas alınacak. Buna göre,
gayrimenkulün bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılması ve kiraya
verilen gayrimenkulün kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olması
hallerinde emsal kira bedeli esası uygulanacak.
''Cebri Tahsilat Sistemiyle'' bu yıl, vergi borcunu ödemediği
için haciz işlemiyle karşı karşıya kalan mükelleflerin yüzde 90'ına bankalar
kanalıyla da E-Haciz başlatılması planlanıyor.
Maliye Bakanlığı, vergide kayıp ve kaçakların peşine düşüyor.
Gelir İdaresi Başkanlığının 2010 Performans Programından derlenen bilgilere
göre, vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele için Borç Takip ve Değerlendirme
Sisteminin etkinliği artırılıyor. Bu çerçevede vergi ve diğer mali
yükümlülüklerin zamanında ödenmesini sağlamak amacıyla etkin bir ''Cebri
Tahsilat Sistemi'' oluşturuluyor.
Vergi ve diğer mali yükümlülüklerin zamanında ödenmesini sağlayacak bu sistem
ile bankalarca vadesi geçmiş vergi borçlarından yapılan tahsilatın, toplam
vadesi geçmiş borçlardan yapılan tahsilata oranı yüzde 5'e çıkarılacak. (Vergi
borcu yoktur) yazısı alan mükelleflerden yapılan tahsilatların, toplam vadesi
geçmiş borç tahsilatlarına oranı yüzde 1'e çıkarılacak.
Cebri Tahsilat Projesi ile bu yıl bankalara e-haciz bildirisi gönderilen
mükelleflerin, haklarında haciz varakası düzenlenmiş olan toplam mükelleflere
oranı da yüzde 90'ı bulacak. Böylece, vergi borcunu ödemediği için haciz
varakası düzenlenen mükelleflerin yüzde 90'ı için yıl sonuna kadar bankalara
elektronik-haciz bildirisi gönderilmiş olacak ve bunlar için e-haciz işlemine
geçilecek.
Trafik şube ve bürolarına elektronik ortamda haciz bildirisi gönderilen mükellef
sayısı da hakkında haciz varakası düzenlenmiş olan toplam mükellef sayısının
yüzde 1'i düzeyine ulaşacak.
Gelir İdaresi Başkanlığı, bu şekilde vergi borçları için bankalarda hemen
elektronik haciz işleminde bulunacak. Aynı şekilde borçlular için trafik şube ve
bürolarına da elektronik ortamda haciz bildirisi gönderilecek.
BANKA HESABI GİBİ VERGİ HESABI
Gelir İdaresinin 2010 Yılı Performans Programında yer alan diğer bazı proje ve
düzenlemeler de şöyle sıralanıyor:
''• Mükellef Cari Hesabı Projesi: Mükelleflere ait tahakkuk ve tahsilat
kayıtlarının bir arada görülmesini ve mükellefin hesap bakiyesinin güncel olarak
izlenmesini sağlayacak Mükellef Cari Hesabına ilişkin ikincil mevzuat düzenleme
ve sistem alt yapısının hazırlanması çalışmaları devam ediyor.
• İhbar Takip Yazılımı: İhbar dilekçelerinin sektörel açıdan tasnif edilmesini
ve bu bilgilerin risk analizi çalışmalarında değerlendirilmesini sağlayacak
İhbar Takip Yazılımı sürüyor.
• Veri Ambarı Yönetimi: Veri Ambarının inceleme ve denetim çalışmalarına kaynak
teşkil edecek yeni veriler ile güçlendirilmesi amacıyla çeşitli kurum ve
kuruluşlardan alınacak bilgilerin alt yapısı ile ilgili yeni bir çalışma
yapılıyor.
• Borç Sorgulama, Araştırma ve Takip Sistemi: Türkiye genelinde vergi ve diğer
mali yükümlülüklerin zamanında ödenmesini sağlamak amacıyla kurulan Borç Takip
Sistemi, daha da geliştirilecek. Mevcut vergi borç stokunun artmaması amacıyla,
cari döneme ait borçların, sistem kanalıyla vergi türleri itibariyle takibi
sağlanacak. Mükellef borç stoklarındaki artışın kaynakları tespit edilerek,
stokun azaltılması yönünde de çalışmalarda bulunulacak.
• MTV İlişik Kesme Projesi: Motorlu Taşıtlar Vergisini tahsile yetkili bağlı ve
bağımsız vergi dairelerinin Türkiye genelinde birbirleri adına ilişik kesme
belgesi düzenlemesini sağlamak üzere yazılımlar oluşturuldu. Yazılım kapsamında
gerekli veri girişlerini tamamlayan vergi dairelerinin sisteme dahil edilmesi
çalışmaları devam edecek.
• Vergi Borcu Yoktur Projesi: Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi
geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğu getirmeye, bu
kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar ve işlemler itibariyle topluca veya
ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen işlemlerde hangi hallerde bu
zorunluluğun aranılmayacağına ve madde uygulamasına ilişkin usul ve esasları
belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştı.
Söz konusu hüküm çerçevesinde bazı ödeme işlemlerinde vergi borcu bulunmaması
şartı getirilmesi çalışmalarına başlandı.
• Elektronik ortamda alınan hizmetler genişletilecek. 2009 yılında 38 milyon 500
bin e-beyanname alınırken, bu sayı 2010 içinde 55 milyona çıkarılacak. Alınan
e-beyannamelerin, toplam beyannameye oranı da yüzde 99'a yükselecek.
• İnternet uygulamalarından yararlanan mükellef sayısının toplam mükelleflere
oranı da yüzde 62'ye ulaşacak. Bu yıl 144 özelge internette yayımlanacak.''
|
EKONOMİ
CANLANDI,
AMA VERGİ GELİRİ AZALDI |
Çanakkale
Defterdarı Sacide Şakar, 2009 yılında 634.652.160,43 TL vergi tahakkuk ederken,
bunun 479.189.991,94 TL’sinin tahsil edildiğini açıkladı. 2009 yılındaki ÖTV
(Özel Tüketim Vergisi) ve KDV (Katma Değer Vergisi) indirimlerinin ekonomiyi
canlandırdığını, ancak vergi gelirlerinde ciddi bir düşüşe neden olduğuna dikkat
çekti.
Çanakkale Defterdarı Sacide Şakar, düzenlediği basın
toplantısıyla 2009 yılı faaliyet sonuçlarını değerlendirdi. Defterdar Sacide
Şakar, vergi tahsilat oranıyla bütçe giderlerine bakıldığında Çanakkale’nin
halen kendi kendine yetemediğini belirtti. Krizin etkilerinin vergi tahsilat
oranına da yansıdığını belirten Defterdar Sacide Şakar, “Vergi gelirleri
bakımından İlimizde 2009 yılı Aralık sonu itibariyle tahakkuk miktarı
634.652.160,43 TL, tahsilat tutarı ise 479.189.991,94 TL’dir. 2009 yılı Aralık
sonu itibariyle tahsilat oranı % 76 olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılı Aralık
sonu itibariyle giderlerimiz 624.396.426,69 TL dir. Tahsilatın giderleri
karşılama oranı ise Aralık 2009 sonu itibariyle % 77’dir” dedi.
2009 yılında yapılan ÖTV ve KDV indirimlerinin ekonomiyi
canlandırdığını, ancak bunun vergi gelirlerini olumsuz yönde etkilediğine dikkat
çeken Defterdar Sacide Şakar, “ÖTV oranının indirildiği Mart-Eylül 2009 dönemi
ile 2008 yılının aynı dönemi kıyaslandığında, İlimizde Mart-Eylül 2008 döneminde
4.057 adet araç satışı olmuş, 7.016.631,65 TL ÖTV tahsilatı yapılmıştır.
Mart-Eylül 2009 döneminde 5.865 adet araç satışı yapılmış, ÖTV tahsilatı
6.609.582,01 TL olarak gerçekleşmiştir. Satılan araç sayısında bir önceki yılın
aynı dönemine göre 1.808 adet artış olmasına rağmen, ÖTV tahsilatı aynı dönemde
407.049,64 TL azalmıştır” dedi.
Bakanlar Kurulu Kararı ile beyaz eşya satışı yapan
mükelleflerde ÖTV oranının % 6,7 den % 2’ye düşürüldüğünü kaydeden Şakar, “Beyaz
eşya satışı yapan mükelleflerde Mart-Eylül 2008 döneminde 10.304.860,55 TL,
Mart-Eylül 2009 döneminde 13.433.761,70 TL matrah beyan edilmiştir. Ancak ÖTV
oranı % 2’ye düşürüldüğü için vergi gelirlerinde azalma meydana gelmiştir.
2009/14812 Bakanlar Kurulu Kararı ile mobilya satışı yapan mükelleflerde KDV
oranı % 18 iken % 8’ olarak belirlenmiş, Mart-Eylül 2008 döneminde 54.938.346,71
TL KDV matrahı beyan edilmiş, KDV oranının % 18 den % 8’ e çekildiği Mart-Eylül
2009 döneminde 76.179.109,64 TL matrah beyan edilmiş ise de KDV oranı % 18 den %
8’ e çekildiği için katma değer vergisinde % 10’luk azalma olmuştur. Bu durum
ekonomik canlanma yaratmakla birlikte, vergi gelirleri açısından tahakkuk ve
tahsilatı olumsuz yönde etkilemiştir” diye konuştu.
Defterdar Sacide Şakar, 2009 yılında İl genelinde yapılan vergi
denetimlerinde ise 34 bin 232 mükellefin denetlendiğini ve toplam 527.683.00 TL
ceza kesildiğini bildirdi.
|
DOMATESTE VERİM
YÜZDE 100 ARTTI |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim
Üyesi Prof. Dr. Kenan Kaynaş, Çanakkale'de ''Domates Yetiştiriciliğinde Aşılı
Fide Kullanımı'' yöntemiyle, verimde yüzde 100'e yakın bir artış sağladıklarını
bildirdi.
Prof. Dr. Kenan Kaynaş, yaptığı açıklamada, yüksek lisans
öğrencisi Özge Çubuklu ile ''Domates Yetiştiriciliğinde Aşılı Fide Kullanımı''
yöntemini uyguladıkları projede, hastalıklara karşı dayanıklılığı artırarak
bitkilerin erken ölmesini önlediklerini söyledi.
Bu yöntemle, daha uzun süreli meyveli bir dönemi sağlayıp
verimde yüzde 100'e yakın bir artış sağladıklarını dile getiren Kaynaş,
Çanakkale'nin, iller bazında Türkiye'de en çok domates üreten il olduğunu
belirterek, ''Yılda yaklaşık 300 ile 400 bin ton arasında domates
üretilmektedir. Ancak üretimler sırasında çok ciddi sorunlar yaşamaktayız.
Özellikle üreticilerin her yıl aynı tarlada domates yetiştiriciliği yapması
nedeniyle verimde, kalitede ve hastalıklarda önemli artışlar oldu'' dedi.
Çalışmanın, üreticilerin karşılaştıkları sorunları çözmeye
yönelik olduğuna işaret eden Kaynaş, şöyle konuştu:
''Sorunu çözmek için, üretim aşılı fide kullandık. Fidelerimiz
Antalya'daki bir firma tarafından hazırlandı. Biz de dikimini yaptık. Amacımız
hastalıklara karşı dayanıklılığı artırmak ve bitkilerin erken ölmesini
önlemekti. Daha uzun bir meyveli dönem geçirilmesini amaçladık. Çalışma ilk
yılında çok başarılı oldu. Çanakkale koşullarında aralık ayına kadar açıkta
yetiştiricilikte domates topladık. Verimde de yüzde 100'e yakın bir artış
sağlandı. Bizim için en önemlisi hastalıklara karşı dayanıklılığı artırmaktı ve
bunu da sağladık.''
ÜRETİCİLER YÜKSEK FİYATTAN YARARLANABİLECEK
Prof. Dr. Kaynaş, sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına
yönelik çalışmalara öncelik verdiklerini vurgulayarak, domatesin kilosunun 10
kuruşa kadar düştüğü ve üreticinin zarar ettiği dönemlerin göz önüne alınması
halinde, yapılan çalışmayla uzayan dönemde, üreticilerin yüksek fiyattan
yararlanabileceklerini belirtti.
Tek dezavantajın, aşılı fidelerin fiyatlarının normal domates
fidelerine göre iki kat daha yüksek olduğunu anlatan Prof. Dr. Kaynaş, ''Ancak
bitkilerden daha uzun süre hasat yapıldığı ve girdi maliyetleri düştüğü için
aradaki fark rahatlıkla karşılanabiliyor. Çanakkale için bu yeni bir uygulama ve
ilk defa yapılıyor. Çiftçilerimizin buna alışması gerekiyor'' dedi.
Çalışmanın gelecek yıl tekrarlanacağının altını çizen Kaynaş,
çalışmanın sonuçlarını üreticileriyle paylaşacaklarını kaydetti.
Yüksek lisans öğrencisi Özge Çubuklu da çalışmanın amacının
mantarlı hastalıklara karşı daha dayanıklı domates yetiştirmek olduğunu,
çalışmanın erken ve geç olmak üzere iki dönem sürdüğünü söyledi.
Özellikle geç dönemde, kalite ve verim üzerine çiftçilere
oldukça yararlı olacağını düşündükleri sonuçlar elde ettiklerini ifade eden
Çubuklu, ''Aşılı fidelerde iki kat daha fazla verim elde edildi. Aşılı fideyle
yapılan yetiştiricilikte, hasat döneminde de yaklaşık 2 aylık bir artış
gözlendi. Bitkilerde büyüme hızı daha fazla olduğu için, salkım sayısı da
arttı'' diye konuştu. Çubuklu, bu çalışmanın ürünün kalitesi üzerine etkilerini
de araştırdıklarını kaydetti.
|
ÇEK
DEFTERLERİNDE DÜZENLEME |
Bankalar,
ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı
için, karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 600 TL veya üzerinde ise
600 TL'sini, çek bedeli 600 TL'nin altında ise çek bedelini ödemekle yükümlü
olacak.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının, "Çek Defterlerinin Baskı
Şekline, Bankalarına Hamile Ödemekle Yükümlü Olduğu Miktar ile Çek Düzenleme ve
Çek Hesabı Açma Yasağı Kararlarının Bildirilmesine ve Duyurulmasına İlişkin
Tebliği" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, çek defterleri, bankalarca tacir olan ve tacir
olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler açıkça ayırt
edilebilecek şekilde belirlenen esaslara göre bastırılacak. Tacir çeklerinde,
zemini lacivert olan çerçeve içerisinde beyaz renkte ve büyük harflerle "TACİR"
ibaresi yer alacak.
Hamiline düzenlenen tacir çeklerinde zemini kırmızı olan
çerçevede içerisinde beyaz renkte ve büyük harflerle, hamiline ifadesi ikinci
satırda olmak üzere, "TACİR HAMİLİNE" ibaresi yer alacak. Tacir olmayan kişi
çeklerinde zemini yeşil olan çerçeve içerisinde beyaz renkte ve büyük harflerle
"TACİR OLMAYAN" ibaresi yer alacak.
Çek defterleri, yapraklarının boyutları koçan hariç eni 76
milimetre, boyu 166 milimetre olmak üzere ve çek tutar alanı sağ üst köşeye
gelecek şekilde bastırılacak.
Çek yapraklarının basımında CBS-1 standardında manyetik
kodlamaya imkan veren kağıtlar kullanılacak ve bu kağıtlar, organik asitler,
alkaliler, klor bileşikleri ve organik çözücüler ile tahrifata karşı duyarlı
olacak.
BANKALARIN SORUMLU OLDUĞU MİKTAR
Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile,
süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için, karşılığının hiç bulunmaması
halinde 600 TL veya üzerinde ise 600 TL'sini, çek bedeli 600 TL'nin altında ise
çek bedelini ödemekle yükümlü olacak.
Karşılığının kısmen bulunması halinde, çek bedeli 600 TL veya
altında ise çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığı 600 TL'ye
tamamlayacak bir miktarı, çek bedeli 600 TL'nin üzerinde ise çek bedelini
aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak 600 TL'sini ödemekle yükümlü
olacak.
ÇEK HESABI AÇMA YASAĞI
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı ile bu yasağın
kaldırılmasına ilişkin kararlara ait bilgiler, güvenli elektronik imza ile
imzalandıktan sonra Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi
aracılığıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezine elektronik
ortamda haftalık olarak bildirilecek.
Tebliğe konulan geçici maddeye göre, mahkemelerce verilmiş çek düzenleme ve çek
hesabı açmaya ilişkin yasaklama ve ortadan kaldırma kararlarından, kesinleşme
tarihi 31 Mayıs 2010 tarihine kadar olanlara ilişkin bilgiler Merkez Bankasına
bildirilmeye devam edilecek.
|
2010 YILI
VERGİLERİ BELİRLENDİ |
Veraset
ve intikal vergisinde yer alan istisna tutarları, 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli
olmak üzere yeniden değerleme oranı çerçevesinde yüzde 2,2 artırıldı.
Maliye Bakanlığının Resmi Gazetenin bugünkü sayısında
yayımlanan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre, evlatlıklar
dahil füruğ ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinde halen 107 bin 607
lira olan istisna miktarı, yeni yılda 109 bin 971 lira olarak uygulanacak.
Füruğ (çocuk ve torunlar) bulunmaması halinde eşe isabet eden
miras hissesindeki 215 bin 336 liralık istisna da 220 bin 73 liraya çıkacak.
İvazsız (karşılıksız) suretle meydana gelen intikaller ile para
ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile şans oyunlarında kazanılan
ikramiyelerdeki istisna da 2 bin 481 TL'den 2 bin 535 TL'ye yükselecek.
ÇEVRE TEMİZLİK VERGİSİ
Bu arada yeni yılda ödenecek çevre temizlik vergisi tutarları
da belirlendi.
Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanan Maliye
Bakanlığının Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğine göre, Çevre Temizlik
Vergisi, konutlarda su tüketim miktarı esas alınarak, büyükşehir belediyelerinde
metre küp başına 20 Kuruş, diğer belediyelerde ise 16 Kuruş olarak hesaplanacak.
İşyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar için ise vergi,
büyükşehirlerde bina grupları ve derecelere göre 20-2.375 TL, diğer
belediyelerde ise 16-1.900 TL arasında uygulanacak.
Büyükşehir belediyelerinde çevre temizlik vergisi, diğer
belediyelere göre yüzde 25 daha fazla uygulanıyor.
Öte yandan Kalkınmada öncelikli yörelerdeki belediyeler ile
nüfusu 5 binden az olan belediyelerde bulunan konutlara ait çevre temizlik
vergisi su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle metre küp başına 8 kuruş
olarak hesaplanacak.
KİRA GELİRLERİNE UYGULANACAK İSTİSNA
Öte yandan Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Genel
Tebliğine göre, bu yıl 2 bin 600 TL lira olarak uygulanan mesken kira
gelirlerindeki istisna tutarı yeni yılda da 2 bin 600 TL olarak uygulanacak.
Hizmet erbabına iş yeri veya iş yerinin müştemilatı dışında
kalan yerlerde yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisna da
bu yıl olduğu gibi 2010 yılında da 10 TL olacak.
2010'daki sakatlık indirim tutarları da birinci derece sakatlar
için 670 TL'den 680 TL'ye yükseldi. İndirim ikinci derece sakatlar için bu yıl
olduğu gibi 330 lira, üçüncü derece sakatlar için de 160 lira olarak
uygulanacak.
BASİT USULLE İLGİLİ LİMİTLER
Basit usule tabi olmanın genel şartlarından olan iş yeri kira
bedeline ilişkin tutarlar da bu yıl olduğu gibi uygulanacak. Buna göre, basit
usulde iş yerine ilişkin yıllık kira bedeli toplamı, 2010 takvim yılında
uygulanmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde 4 bin 300 TL, diğer
yerlerde 3 bin TL olacak.
Basit usule tabi olmanın özel şartlarını belirleyen hadler de
yeniden değerleme oranı kadar artacak ve ilgili bentler için 30 bin TL, 60 bin
TL ve 90 bin TL olarak uygulanacak.
2010'da değer artışı kazançlarına ilişkin istisna tutarı 7 bin
700 TL, arızi kazançlara ilişkin istisna tutarı da 18 bin TL olarak tespit
edildi.
Tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul ve gayrimenkul
sermaye iratlarına ilişkin beyanname verme sınırı bin 90 TL'ye çıkarıldı.
GELİRLERİN VERGİLENDİRİLMESİ
Gelir Vergisinin 103. maddesinde yer alan gelir vergisine tabi
gelirlerin vergilendirilmesinde esas alınan tarife, 2010 takvim yılı
gelirlerinde 8 bin 800 TL'ye kadar yüzde 15, 22 bin TL'nin 8 bin 800 TL'si için
bin 320 TL, fazlası için yüzde 20, 50 bin TL'nin 22 bin TL'si için 3 bin 960 TL,
fazlası için yüzde 27, 50 bin TL'den fazlasının 50 bin TL'si için 11 bin 520 TL,
fazlası için yüzde 35 olarak yeniden belirlendi.
MENKUL SERMAYE İRATLARI
Tebliğe göre, 2009 yılı için yeniden değerleme oranının yüzde
2,2 olarak ilanından sonra, bu dönemde devlet tahvili ve Hazine bonosu
ihalelerinde oluşan bileşik ortalama faiz oranı da yüzde 13,15 olarak saptandı.
Bu çerçevede menkul sermaye iratlarına, 2009 yılı gelirlerine
uygulanacak indirim oranı yüzde 16,7 oldu.
Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler
ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen menkul sermaye
iratlarının beyanında indirim oranı uygulanmayacak. Ayrıca, ticari işletmelere
dahil kazanç ve iratlar için indirim oranı uygulanması da söz konusu olmayacak.
1 OCAK 2006'DAN ÖNCE
1 Ocak 2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan devlet tahvili
ve Hazine bonolarından elde edilen gelirlere ilişkin istisna uygulaması 31
Aralık 2007 tarihinde son bulduğundan, söz konusu menkul kıymetlerden 2009
takvim yılında elde edilen faiz gelirleri ile alım-satım kazançlarıyla ilgili
olarak 59'uncu maddede yer alan istisnalar uygulanmayacak.
EN AZ CEZA HADDİ DAMGA VERGİSİNDE
Maliye Bakanlığının "Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği"e göre,
fatura, gider pusulası, müstahsil ve serbest meslek makbuzu verilmemesi ve
alınmamasının cezası 2009'da olduğu gibi yeni yılda da 160 lira olarak
uygulanacak.
En az ceza haddi damga vergisinde 7,60 liradan 7,70 liraya
çıkacak, diğer vergiler de ise yine 16 TL olarak uygulanacak.
2010'da fatura kullanma mecburiyetindeki limit 670 TL'den 680
TL'ye çıkarken, tahakkuktan vazgeçme limiti de 17,90 TL yerine 18 TL olarak
belirlendi.
Yeni yılda sermaye şirketlerinin 1. derece usulsüzlük cezası
90, birinci sınıf tüccar ve serbest meslek erbabında 57, ikinci sınıf tüccarda
ise 28 TL olacak.
Muhtarların karne tasdiki sırasında aldıkları harç tutarı da
değişmeyerek 1,80 TL olacak. Yeni yılda defter tutma hadlerinde de değişiklikler
olacak.
|
IBAN'I
OLMAYAN PARA TRANSFERİ YAPAMAYACAK |
Merkez
Bankası'nın Uluslararası Banka Hesap Numarası hakkındaki Tebliği gereğince 1
Ocak 2010 tarihinden itibaren para transferlerinde, transferlerin hızlı, hatasız
gerçekleştirilmesi amacıyla belli bir standarda göre oluşturulan ve uluslararası
banka hesap numarası anlamına gelen IBAN istenecek.
Türkiye Bankalar Birliği'nin IBAN hakkındaki bilgilendirme
notundan derlediği bilgiye göre, Avrupa Bankacılık Standartları Komitesi (ECBS)
tarafından geliştirilmiş, uluslararası bir banka hesap numarası standardı olan
IBAN, kısa zamanda önce Avrupa, sonra diğer ülkeler tarafından benimsendi.
Para transferine konu olabilecek hesaplar için üretilen ve en
fazla 34 alfanumaretik karakterden oluşan IBAN'ın ilk iki hanesi ülke kodu,
izleyen iki haneyi kontrol karakteri ve sonraki haneler ise her ülkenin kendi
kararlaştıracağı standart müşteri hesap numarasından oluşuyor.
-IBAN'IN AVANTAJI
Derlenen bilgide, IBAN'ın en önemli avantajı, içerdiği kodlar
ve kontrol rakamları sayesinde başka, hatta yabancı bir bankaya bile ait olsa,
formatının geçerliliğinin sorgulanabilmesi amaçlanıyor.
Banka müşterilerinin, para gönderecekleri kişinin kendisine
verdiği IBAN'ın geçerli bir formata sahip olup olmadığının öğrenebildiği
sistemde, yapılacak olası yanlışlıklarında önüne geçilebiliyor.
-TÜRKİYE'DE IBAN
Türkiye'de IBAN'la ilgili çalışmaların 2003 yılında Türkiye
Bankalar Birliği bünyesinde kurulan çalışma grubu aracılığıyla başlanıldığı
belirtilen bilgide şöyle deniliyor:
''Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde kurulan çalışma grubu
aracılığıyla 2003 yılında başlanılan çalışmaların sonucunda Türkiye IBAN
standardı belirlenmiş ve 1 Eylül 2005 tarihinden itibaren bankacılık
işlemlerinde kullanılması kararlaştırılmıştır. Söz konusu tarihten bu yana
bankalarımızda para transferine konu olabilecek hesaplar için IBAN üretilmekte
ve IBAN kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır.
Türkiye IBAN'ı 26 haneden oluşmaktadır. İlk 2 hane ülkemizin
uluslararası kodu olan TR'dir. İzleyen 2 hane kontrol basamaklarını oluşturmakta
ve IBAN'ın doğrulanmasında kullanılmaktadır. Sonraki 5 hane banka kodunu ifade
etmektedir. Rezerv olarak ayrılan alan tek basamaklı olup, değiştirilene kadar
sıfır olarak kabul edilmiştir. Son 16 hane ise banka hesap numarasını
belirtmektedir.
Hesap numarası alanının oluşturulmasında bankalarımız arasında
ortak bir standart yoktur. Bazı bankalar alfabetik karakterler de kullanırken,
bazı bankalarımız sadece sayısal karakterler kullanmaktadır. Bazı bankalar
sadece hesap numarasını yazarken, bazıları hesap numarasının başına şube kodunu
getirmektedir. Bazı bankalar ise hesap numarası yerine müşteri numarasını
yazmayı tercih etmektedir. Bazı bankalar hesabın döviz cinsini hesap numarasının
içinde ifade ederken, bazıları bunu ayrıca belirtmektedirler.''
IBAN'ın tanıtımı ve tekdüze olarak kullanımının sağlanması,
kısa vadede zaman, emek ve maddi anlamda maliyet yaratacak olmasına rağmen uzun
vadede sağlanacak güvenlik, operasyonel kolaylıklar ve otomasyonun yanında,
uluslararası standartların uygulanmasında ve Avrupa Birliği müktesebatına uyum
açısından önemli bir avantaj ve prestij sağlamakta olduğu kaydediliyor.
-BANKA MÜŞTERİLERİ NE YAPACAK
Bilgi notunda, para transferi yapacak müşterilerin hesabının
bulunduğu bankaya başvurması gerektiği hatırlatılırken, ''Müşteri, IBAN'ını
öğrenmek için hesabının bulunduğu bankaya başvurmalı ve IBAN'ı almalıdır.
IBAN'ını alan müşteri, kendisine yapılacak para transferinde kullanılmak üzere
IBAN'ını göndericiye bildirmelidir.
Para transferi yapacak olan müşteriler ise transferlerinin
gerçekleştirirken alıcının mevcut hesap numarası yerine IBAN;ının yazmalı,
bankalarına verecekleri transfer talimatlarında, alıcının IBAN'ının
belirtmelidir. Müşteriler, alıcının IBAN'ının bilinmediği durumlarda,
bankalarına işlem bazında yazılı beyan vermek suretiyle transferi
gerçekleştirebilir'' deniliyor.
|
ERÇEL: DÜNYA
EKONOMİSİ ÜÇ DÖRT
SENEDE ZOR TOPARLANIR |
İşadamlarının
daveti üzerine Çanakkale'ye gelen eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, "Dünya
ekonomileri, önümüzdeki üç dört senede toparlanıp kendine gelecek durumda
değil." dedi.
Erçel, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) tarafından Truva
Otel'de düzenlenen, "Türk ve Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?" konulu konferansa
konuşmacı olarak katıldı.
Dünya ekonomilerinin önümüzdeki üç dört senede fazla
toparlanabilecek ve kendine gelebilecek durumda olmadığını belirten Erçel, bunun
şartlarının başında da ABD ile Çin arasındaki dengesizliğin ortadan
kaldırılmasının geldiğine dikkat çekti. Erçel, ABD Başkanı Barack Obama'nın
bununla ilgili olarak Çin'le müzakere ettiğini de hatırlattı. Erçel, küresel
krizin daha da büyüyeceğinin öngörüldüğünü, ancak bu durumun sanayileşmiş
ülkelerde yaşanmadığını kaydetti. Konuşmasında sık sık ABD ekonomisinden
örnekler vererek kıyaslama yapan Erçel, krizin en kötü döneminde, birçok ülke
için "battı batacak" denildiği sırada böyle bir olay yaşanmadığını, hattâ
belirli bir seviyede iyileşmenin ortaya çıktığını vurguladı. Erçel şunları
söyledi:
"Çok daha kötüsü ortaya çıkabilirdi. Özellikle kriz sırasında
en çok korkulan, Amerikan sisteminde konut alanlara sağlanan ayrıcalıktı. Konutu
alıyorsunuz, ödeyemediğiniz zaman bankaya götürüp veriyorsunuz. Banka da size,
'Tamam, borcunuz bitti.' diyor. Bütün konutlar, gayrimenkuller bankanın
bilançosunda toplanıyor. Banka kime satacak bunu? Alacak kimse yok ki. İşte bu
da yaklaşık 8 trilyon dolara yaklaşan bir risk oluşturuyor. ABD halkı buna pek
fazla girmedi. Evlerini geri verenler oldu ama çok sayıda değildi. Bu arada
Avrupa Merkez Bankası da çok iyi çalıştı. Enflasyon rakamı onun için çok önemli
olmasına rağmen çok aşağılarda sürdürüyor. Avrupa ülkeleri de bütçelerinden
gerekli parayı verdi. Şimdi bekleme ve bir nevi rehabilitasyonun sonucunu alma
zamanı."
|
SEZGİN NS'DE
KAPASİTE 100 TON |
Ezine
ilçesinde kurulu bulunan ve ciddi yatırımlara imza atarak dikkat SEZGİN NS
zeytinyağı üretiminde günlük kapasitesini 60 tondan 100 tona çıkardı.
12 yıl önce Sezgin ailesi tarafından Gökçebayır Köyü’nde
kurulan,Gökçebayır,Geyikli Beldesi ve çevre köylere hizmet veren kontinü tipi
zeytinyağı fabrikası ek tesisi geniş katılımlı bir tören sonrası hizmete açıldı.
Kapasite arttırmanın yanı sıra,üreticinin zeytininin hak ettiği değeri bulması
açısından önemli bir yatırıma imza attıklarına ve 40 yıllık baba mesleğine sahip
çıktıklarına değinen fabrika sahibi Nahit Sezgin,”Hedeflediğimiz olay kapasite
arttırmak değildi.Fabrika bünyesindeki makine sayısını ikiye çıkardık.
Hedeflediğimiz ayrıntı burada saklı. SEZGİN NS fabrikasında dipten toplanan
zeytin ile, dalından toplanan zeytin ayrı ünitelerde işlem görüyor. Dipten
toplanan zeytinden sıktığımız yağ ile, nitelikli zeytinden sıkılan yağ bir
biriyle kavuşmuyor” dedi.
Fabrika sahiplerinden Nail Sezgin, zeytinyağında kaliteyi arttırmanın bir çok
nedeni olduğunu vurgularken, ”Fizibilite denilen bir olgu var. Her işte
profesyonelce düşünmek zorundayız. Başka türlü kaliteyi ve beraberinde başarıyı
yakalamak kolay olmuyor. Zeytinin tarladan toplanmasından, fabrikaya
getirilişine kadar geçirdiği evre bile yağın kalitesinde düşüş ve yükselme
yaşanmasına neden oluyor. Kasa ile taşınan zeytin ile naylon çuvala konulan
zeytin arasında bile ciddi farklılıklar oluyor. Biz SEZGİN NS olarak, bu
ayrıntıları yakalamanın uğraşını veriyoruz. Tesislerimizde sıkılan zeytinden
üretilen yağın diğer tesislerden daha kaliteli olduğunu kanıtlayarak, önümüzdeki
yıllarda kalite ve verimliliği arttırma adına fedakarlık gerektiren
yatırımlarımızı sürdüreceğiz” dedi.
İç Piyasada Daralma Yaşayan Akçansa Çimento Yurt Dışına Yaptığı
Büyük Satışlarla Bir Rekor Kırarak, Ekonomik Krizin Şirkete Olumsuz Etki
Yapmasını Ortadan Kaldırmayı Başardı.
Çanakkale’nin Ezine İlçesi’nde kurulu Akçansa Çimento, kriz
nedeniyle iç piyasadaki yüzde 6’lik daralmayı ihracat atılımıyla kapattı. Genel
Müdür Hakan Gürdal, firmanın ihracatının yıl sonunda 20 milyon tona ulaşacağını
belirterek “Bu bir rekordur” diye konuştu.
Hakan Gürdal, 2011’de de 24 milyon dolarlık yatırımla, hammadde işlemesinde
çıkan atık ısıyı elektrik enerjisine dönüştürecek tesis kuracaklarını bildirdi.
Gürdal, “Sadece bu atık ısı ile 16 megawatt enerji elde etmeyi planlıyoruz”
dedi. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO), her ay farklı bir mekanda
düzenlemeyi gelenek haline getirdiği yönetim kurulu toplantısını Akçansa
Çimento’nda yaptı. Faaliyetleri ve 2010 hedefleri konusunda açıklama yapan
Gürdal, şunları söyledi:
Yaşam kalitesi yüksek “AKÇANSA’nın 3 fabrikası var. Ama yaşam kalitesi en yüksek
olan fabrika Çanakkale’de. Üçüncü fabrikayı Artvin Hopa’ya kurduk. Buradan
komşularımıza satış yapmayı planlıyoruz. Ancak asıl ihracat üretimimiz
Çanakkale’de. Burada üretilen çimentoyu dünyaya satmaktan gurur duyuyoruz.”
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) esnafın
son yıllarda işlerinin düşmesinin en başında dükkan ve esnaf enflasyonunun
geldiğini belirterek, "İşporta gibi her yerde dükkan açılmamalı. İhtiyaçtan
fazla dükkan için kota konmalı" dedi.
Yapılan açıklamada, Türkiye genelinde dükkan sayısının çok
fazla olduğunu, bundan dolayı esnaf arasında yok edici bir rekabet yaşandığını,
haksızlık boyutuna ulaşan rekabetin işlerin düşmesine neden olduğunu, bütün
meslek gruplarının ayakta kalma mücadelesi verdiğini söyledi.
Esnafın son yıllarda işlerinin düşmesinin nedenlerinin en
başında "dükkan ve esnaf enflasyonu" geldiği ifade edilirek "Çünkü bağını
bahçesini, aracını satan, emekli ikramiyesini alan işporta tezgahı gibi olur
olmaz yerlerde dükkan açıyor. Bu nedenlerden dolayı birçok meslek erbabı
sıkıntılı günler geçiriyor. Cadde ve sokak aralarında bulunduğu yerin
kapasitesinin çok üstünde iş yerleri açılması diğer esnafı olumsuz etkiliyor
dolayısıyla mesleklerin kontrolü sağlanmalı ki önüne gelen herkes bir masa bir
kasa dükkan açmasın" dedi.
Dükkan sayısının ilin, ilçenin ve semtin ihtiyacına göre olması
ve dükkan açmak isteyen kişilere ihtiyaca göre izin verilmesi gerektiği
savunuldu.
"Acilen bir standart getirilmeli. Gerekiyorsa bu hususta kanuni
düzenlenmeler yapılmalı. Nasıl ki illerine trafiğine göre taksi plakalarına
tahdit konulmuşsa ihtiyaçtan fazla dükkan açmaya da kota konmalı." Dükkan açmak
için belediyelerden istenen evrakın yanında yapılacak işin o mahaldeki durumunun
etüt edilerek konut alanlarında ticari faaliyetlere izin verilmemesini istedi.
Çanakkale Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi, bünyelerinde
oluşturulan fon sayesinde, kredi kullanan üyelerinin taksit ödemede zorlandığı
anlarda üyesinin imdadına yetişiyor.
(VEDAT SEZER-ÖZEL HABER) Piyasalarda yaşanan
ekonomik daralmanın en büyük mağduru olan küçük esnafın derdine derman aradığı
şu günlerde, üyelerine uygun kredi olanakları sağlayan Esnaf Kredi ve Kefalet
Kooperatifinde devreye sokulan özel bir sistem, kredi taksitlerini
ödeyemeyenlerin imdadına yetişiyor. Kooperatif bünyesinde oluşturulan fon
sistemi, bu kuruluş aracılığıyla kredi kullanan üyelerin, taksit ödeme günü
geldiğinde herhangi bir sıkışıklık yaşaması halinde yapılacak ödemeyi sağlarken,
bu ödemeyi geri dönebilmek için üyeye 3 ay vade imkanı da sağlıyor. Bu özel
uygulamadan çok memnun kalan Çanakkaleli üye esnaflar “öyle zamanlar geliyor ki
10 lira bulunamıyor, bunu bütün esnaflarımız yaşayabiliyor. Kredimizi ödemek
bizim için çok önemli, işte sıkışık bir dönemde bu fondan yararlanmak bize ciddi
bir destek sağlıyor” şeklinde yorum yapıyor. Öte yandan Çanakkale Esnaf Kredi ve
Kefalet Kooperatifi Başkanı İbrahim Ejder göreve geldiği günden bu yana üçüncü
büyük krizin yaşanmasına rağmen kooperatifin üyelerine kapılarının ve kredi
imkanlarının açık tutulmasının sevindirici olduğunu belirtti. Yaklaşık 2 bin
üyesi bulunan kooperatifin 6 milyon TL (6 trilyon ytl) kredi kullandığını ifade
eden Ejder, tüm zor koşularla karşın Çanakkale’de takip oranının endişe verici
boyutlarda olmamasının memnuniyet verici olduğunu vurguladı. En uygun kredi
koşullarının sağlandığının da altını çizen İbrahim Ejder “0,8 oranında faiz ile
en uygun ihtiyaç kredisini esnafımıza sağlıyoruz. Ödemelerini düzenli yapan tüm
üyelerimiz, kendilerine uygun vade seçenekleriyle finans ihtiyaçlarını
giderebiliyor. Üyelerimiz 35 bin Tl ye kadar kredi kullanabiliyor. Yine
bünyemizde oluşturduğumuz fon sistemine katılan üyelerimiz taksit ödemede
zorlandığında bu fon sayesinde o dönemde yaşadığı sıkıtıyı da giderebiliyor”
şeklinde konuştu.
Savunma Sanayii Müsteşarlığı, sınavla 18 uzman yardımcısı ve
Çanakkale Üniveritesi'de 19 profesör ile 16 doçent alımında bulunacak.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMU) ise muhtelif
birimlerde istihdam edilmek üzere 19 profesör ve 16 doçent alımında bulunacak.
SAVUNMA SANYİ MÜSTEŞARLIĞI
İlanlara göre Savunma Sanayii Müsteşarlığı, teknik hizmetler
sınıfında istihdam edilmek üzere, 3 adet makine, 2 adet bilgisayar, 4 adet
elektrik/elektronik, 4 adet uçak uzay ve havacılık, 4 adet gemi inşaa ve 1 adet
endüstri mühendisi olmak üzere toplam 18 adet uzman yardımcısı alacak.
Sınava, en az dört yıllık lisans eğitimi veren yurt içindeki
veya denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt dışındaki dört yıllık yüksek
öğretim kurumlarının, mühendislik fakültelerinin uçak, uzay ve havacılık,
makine, bilgisayar, elektrik/elektronik, gemi inşaa ve endüstri mühendisliği
bölümlerinden mezun olanlar katılabilecek.
Ayrıca adaylarda Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)
tarafından 28-29 Haziran 2008 veya 27- 28 Haziran 2009 tarihlerinde yapılan Kamu
Personeli Seçme sınavlarından birinden, KPSSP (1) puan türünden en az 85 puan
almış olmaları şartı aranacak.
Başvuru için istenen belgeler en geç, 23 Kasım 2009 tarihinde
mesai bitimine kadar Savunma Sanayii Müsteşarlığına verilecek.
Başvuru ve sınav koşulları için ayrıntılı bilgi, Savunma
Sanayii Müsteşarlığı, Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığından sağlanabilecek.
Sınav sonuçları ise Savunma Sanayii Müsteşarlığında ve
Müsteşarlık web sayfasında ve ilan panosunda duyurulacak. (http://www.ssm.gov.tr)
Çanakkale ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü, muhtelif
birimlerde istihdam edilmek üzere toplam 19 profesör ve 16 doçent alacak.
Buna göre alınacak profesör ve doçentlerin sayısı ile
görevlendirilecek olan fakülteler şöyle:
-Tıp Fakültesi için 1 profesör
-Eğitim Fakültesi için 5 doçent,
-Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için 2 profesör, 3
doçent,
-Fen Edebiyat Fakültesi için 1 profesör, 2 doçent,
-Su Ürünleri Fakültesi için 3 profesör,
-Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi için 3 profesör, 2 doçent,
-Güzel Sanatlar Fakültesi için 1 doçent,
-Ziraat Fakültesi için 1 doçent,
-Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu için 1 profesör, 3 doçent,
-Gökçeada uygulamalı Bilimler Yüksekokulu için 2 profesör, 1
doçent,
-Ayvacık Meslek Yüksekokulu için 1 profesör,
-Bayramiç Meslek Yüksekokulu için 1 profesör,
-Gelibolu Piri Reis Meslek Yüksekokulu için 1 profesör,
-Yenice Meslek Yüksekokulu için 1 profesör,
-Gökçeada Meslek Yüksekokulu için 1 profesör,
-Biga Meslek Yüksekokulu için 2 profesör,
-Ezine Meslek Yüksekokulu için 1 profesör,
-Sağlık Yüksek Okulu içinse 1 doçent
Adaylar başvurularını, 15 gün içinde Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi Rektörlüğüne yapacaklar. (Bir aday sadece 1 kadroya
başvurabilecek).
|
EMLAK VERGİSİ
%12-25 ARTIRILDI |
Emlak vergisine esas olmak üzere 2010 yılında uygulanacak ''bina
metre kare normal inşaat maliyet bedelleri'', geçen yıla göre yüzde 12-25
arasında artırıldı.
Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın Emlak
Vergisi Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Tebliğ ile Emlak Vergisine esas olmak üzere çelik karkas, betonarme karkas,
kagir, yığma kagir, ahşap, taş duvarlı ve gecekondu tarzı binalar ile diğer
basit binaların metre kare normal inşaat maliyet bedelleri tespit edildi.
Tebliğe göre, emlak vergisine esas alınacak fabrika, otel binalarının metre kare
inşaat maliyetleri yüzde 12, sinema ve tiyatro binaları ile meskenlerinki yüzde
25 artırıldı.
Buna göre, bu yıl için 1151,24 lira olan mesken olarak uygulanan lüks inşa
edilen çelik karkas binalarda ortalama maliyet, 2010 yılı için 1439,05 liraya,
betonarme karkas binalarda 701,36 liradan 876,70 liraya, yığma kagir binalarda
550,53 liradan 688,16 liraya yükseltildi.
Birinci sınıf mesken inşaatlarında ise çelik karkas binanın ortalama metre kare
maliyeti 756,54 liradan 956,93 liraya, betonarme karkas binanın metre kare
maliyeti 438 liradan 547,50 liraya, yığma kagir binanın maliyeti ise 356,62
liradan 445,77 liraya, ahşap binalarınki 602,96 liradan 753,70 liraya çıkarıldı.
Basit gecekondu tarzı binaların metre kare maliyeti ise 35,39 liradan 44,24
liraya yükseltildi.
Gelecek yıl için emlak vergisinin hesaplanmasında, mesken olarak inşa edilen
basit çelik karkas binaların inşaat metre kare maliyeti 188,22 lira, betonarme
karkas binaların metre kare maliyeti 144,96 lira, yığma kagir binaların maliyeti
ise 68,68 lira olarak uygulanacak.
Ortalama metre kare maliyet, 1. sınıf fabrika ve imalathanelerde, çelik karkas
binalar için 534,96 lira, betonarme karkas binalar için 438,23 lira olarak
belirlendi.
Lüks otel inşaatlarında, çelik karkas binaların ortalama maliyeti bin 305,14
lira, betonarme binaların ortalama metre kare maliyeti 1097,39 lira, lüks
sinema-tiyatro inşaatlarında çelik karkas binaların metre kare maliyeti 1456,63
lira, betonarme karkas binaların ortalama maliyeti 1176,69 lira lira olarak
uygulanacak.
Emlak vergisinin hesaplanmasında, lüks hastane binası inşaatlarında ortalama
maliyet de çelik karkas binalarda 1381,48 lira, betonarme karkas binalarda ise
1112,34 lira olarak dikkate alınacak.
Tebliğ uyarınca, özellik arz eden binaların vergi değerinin hesaplanmasında,
otel, sinema, tiyatro, iş yeri gibi kullanış amacına göre, varsa bir üst inşaat
değerinin ortalama rakamı esas alınacak. Bir üst sınıfa ait inşaat değeri yoksa
tespit edilen inşaat sınıfındaki ortalama değer yüzde 50 artırılarak
değerlendirme yapılacak. İnşaat türü için metre kare normal maliyet bedeli
belirlenmemiş ise bu sınıfın altında belirleme yapılmış ilk sınıfa ait ortalama
rakam yüzde 50 artırılarak uygulanacak. Hafif prefabrik binalar, yığma yarı
kagir bina gruplarında değerlendirilecek.
Metre kare normal inşaat maliyet bedellerinin ortalamaları esas alınacak. Metre
kare normal inşaat maliyet bedelleri, asansör, kalorifer veya klima tesisatı
maliyetini içermiyor. Binada bunlar yer alıyorsa, bedellere, kalorifer veya
klima için yüzde 8, asansör için yüzde 6 ilave yapılacak.
Balıkesir-Çanakkale Kalkınma Ajansı’nın yönetim kurulu
toplantısı Çanakkale’de yapıldı. İl Özel İdaresi Meclis Salonu’ndaki toplantıya,
Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık, Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan, Çanakkale
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Balıkesir Belediye Başkanı İsmail Ok, Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İlhami Tezcan, Balıkesir Ticaret ve Sanayi Odası
Başkanı Aykut Kula’yla diğer ilgililer katıldı.
23 milyon TL’lik kaynak
Balıkesir Valisi Arslan, toplantıların her ay düzenli ve
dönüşümlü olarak gerçekleştirileceğini söyledi. Arslan, ödeneklerin tahsisinin
yapılmaya başlandığını ve her iki ildeki belediye, sanayi ticaret odaları ve il
özel idarelerinin ödemesi gereken katkı paylarını yatırmaya başladıklarını
belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizim tahminimiz, 2010 yılı sonu itibariyle tamamını bir arada düşündüğümüzde
22-23 milyon TL civarında bir kaynağa sahip olacağız. Tabi bu önemli bir kaynak.
Kaynağın bankada tek başına duruyor olmasının bir anlamı yok. Bunu
anlamlandıracak işler, bu yönetim kurulunda alınacak kararlar. Türkiye’nin her
yerinde kalkınma ajansları kuruldu. Önemli olan, çok nitelikli bir teşkilat
yapısı oluşturmak. Buna çok önem vermek durumundayız. Bu, herhangi bir kamu
kuruluşuna müdür atamak veya yönetici atamak gibi algılanmaması gereken bir
konu. Bulacağınız kişilerin çok nitelikli olması gerekiyor. Bu konuda yaptığımız
görüşmede, bunu bu şekilde oluşturmayı düşünüyoruz. Hazırlıklarımızı yapıp bir
an önce hesabımıza gelen kaynakları kullanabilecek duruma geçmeyi istiyoruz.”
Bakanlar Kurulu kararıyla kendileri için 30 uzman ve 6 yardımcı personel
öngörüldüğünü ifade eden Vali Arslan, daha sonraki yıllarda ihtiyaca göre bu
rakamın yükseltilebileceğini kaydetti.
Çanakkale Valisi Atalık da logonun değerlendirilmesi, ismin belirlenmesi,
personel alımı gibi konuların ele alındığını vurguladı. Atalık, “Yıl sonuna
kadar büyük ölçüde kuruluşumuzla ilgili şeyleri ve kabaca ajansın Balıkesir ve
Çanakkale bölgesinde nelere öncelik vermesi gerektiği yönünde kararlar vermemiz
gerekiyor. Asıl planlanması, rekabet analizi gibi şeyler uzun vadede yapılacak
işler” diye konuştu.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı, ana sınıfına gidecek bir
öğrencinin okul masrafının en düşük 394, en yüksek bin 240 TL, ilköğretime
gidecek bir öğrencinin okul masrafının ise en düşük 474, en yüksek bin 784 TL
olduğunu bildirdi.
Türk Eğitim-Sen, 2009-2010 eğitim öğretim yılının başlamasına az bir süre kala,
okul masraflarının veliye maliyetini araştırdı.
Sendika Genel Başkanı Koncuk, araştırma hakkında bilgi vermek
ve dar gelirli 5 öğrencinin okul masraflarını karşılamak üzere Kızılay'daki YKM
binasının okul giyimi katında basın açıklaması yaptı.
Her yıl öğrencilerin okula başlama masraflarını
hesapladıklarını hatırlatan Koncuk, araştırmayı, ülkeyi yönetenlerin
vatandaşların çektiği ekonomik sıkıntıları görmesi için yaptıklarını söyledi.
Elektriğe yüzde 21 zam yapıldığını, asgari ücretin 527 TL
olduğunu belirten Koncuk, vatandaşın bu zor ekonomik şartlara dayanma gücünün
kalmadığını ifade etti.
Araştırma için ana sınıfında 40, ilköğretimde 36, genel lisede
37, meslek lisesinde de 32 olmak üzere toplam 145 kalem harcama tespit
ettiklerini belirten Koncuk, araştırma sonuçlarına ilişkin şu bilgileri verdi:
"Ana sınıfına gidecek bir öğrenci için en düşük 394.11 TL
harcama yapılması gerekiyor. Daha kaliteli almak isteyenler de bin 240.97 TL
harcamak zorundalar.
İlköğretime giden bir öğrenci için en düşük 474.71 TL, en
yüksek bin 784.08 TL; genel liseye giden bir öğrenci için en düşük 631.88 TL, en
yüksek 2 bin 178.36 TL, meslek lisesine giden bir öğrenci için en düşük 604.81
TL, en yüksek 2 bin 122.96 TL harcama yapılması gerekiyor."
|
İŞÇİ 'EN BÜYÜK
İKRAMİYE ÇALIŞMAK' DEDİ, BODUR CEPTEN 500 BİN LİRA VERDİ
|
Kale
Grubu’nun 52’nci kuruluş yıldönümü ve Geleneksel Seramik Bayramı’nda işçiler
adına konuşan Halil Karadeniz, her yıl kendilerine verilen ‘bayram harçlığı’nın
verilmemesini istedi, “Kriz var, kâr yok. En büyük ikramiye çalışabilmek” dedi.
KALE Grubu’nun 52’nci Kuruluş Yıl Dönümü ve Geleneksel Seramik
Bayramı’nda işçiler adına konuşan Halil Karadeniz, “Bizler istemeden, değerli
büyüğümüz bayram harçlığı olarak ikramiye veriyordu. Biliyorum ki, bu yıl da
yine ikramiye vermek isteyecektir. Değerli büyüğümüz ve sayın İcra Kurulu
Başkanımız, çalışanlarımız adına diyorum ki, şartlar zor, kâr etmiyorsunuz, iş
yerleri kapanmasın, işçi çıkışları olmasın da bize bu yıl ikramiye vermeyiniz.
Çalışanlar için en büyük ikramiye, işine sahip olabilmektir. İleride işler
düzelince, işverenimiz bunu fazlasıyla telafi eder ve işçisini mutlu eder” dedi.
Kalu Grubu Onursal Başkanı İbrahim Bodur, bu sözler üzerine duygulanarak, kendi
cebimden 500 bin lira ‘bayram harçlığı’ vereceğini açıkladı.
İbrahim Bodur, Karadeniz’in ardından şu açıklamayı yaptı: “Biz kuruluş
yıllarımızda, yani bayramlarımızda onlara ‘bayram şekeri’ diye ikramiye
veriyorduk. Bu aşağı yukarı 2 milyon gibi yekün tutuyordu. Bakın çalışanlar bize
diyor ki, ‘Biz bunu alıyorduk iyi oluyordu, ama kriz nedeniyle bunu almasak da
olur. Önemli olan işimize sahip olmaktır’ diyorlar. İşçilerimizin bu samimi
davranışları bizi çok duygulandırdı. Sizin bu samimi davranışınıza karşı, ben
kendi cebimden size 500 bin TL bayram harçlığı veriyorum. Çanakkale Seramik,
Anadolu’nun sanayileşmesinde önemli. Krizde herkes işçi çıkarırken, biz bir
kişiyi bile işten çıkarmadık.” Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, tören sonunda
İbrahim Bodur’a Savunma Sanayisine katkılarından dolayı plaket verdi.
Çanakkale Tarım İl Müdürü İlkay Uçar, tarım alanlarında deneme
amaçlı güneş enerjisiyle sulama çalışmalarına başlandığını bildirdi.
Uçar, açıklamada, Çanakkale İl Özel İdaresi ile birlikte tanıtım
amaçlı bir çalışma yaptıklarını ve güneş enerjisi sistemiyle, açık kanallardan
motopompla damla sulama yapan çiftçilerin enerji ihtiyacını, fosil yakıttan,
yenilenebilir, temiz ve ucuz enerji kaynağına kaydırılmasının planlandığını
söyledi.
Mevcut sistemin 8 adet 130'luk güneş pili panelinden ve doğru
akımla çalışan özel tip bir dalgıç pompadan oluştuğunu ve sistemin bu haliyle
yerinde kurulumu dahil 14 bin 500 liraya mal edildiğini ifade eden Uçar, şöyle
konuştu:
“'Bu projenin amacı, yenilenebilir enerjinin tarımda
kullanılmasını sağlamaktır. Bu yöntemle dizel motor ile kanaldan su alan
çiftçilere alternatif bir enerji kaynağı oluşuyor. Yaptığımız hesaplamalara göre
1 dekarın dizel motorla yapılan sulama maliyeti 55 lira, bu sistemle maliyeti
ise 27 liradır. Arada ciddi bir fark var. Bu çiftçimizin cebinde kalacaktır.”
Çalışmanın, bu enerji kaynağına ilgiyi uyandırmak ve çiftçinin
gündemine sokmak amacıyla yapıldığını belirten Uçar, sistemin düşük ve sıfır
faizli desteklerinin mevcut olduğunu kaydetti.
Uçar, şöyle devam etti:
“Ayrıca Bakanlığımızın, alet makine destekleri kapsamında
olduğundan, kabul gören projelerde yüzde 50 hibe verilebilmektedir. Her çiftçi
parseli için ayrı ayrı planlaması olan sistemin kurulu hali ve maliyeti ile
batak ova koşullarında 40-50 dekar domates ve 60-80 dekar mısırı damla sulama
ile sulamak mümkündür. Ayrıca su veya enerji biriktirmeli sistem ilaveleri ile
bu alanlar 4-5 katına kadar, özellikle domateste 2-3 katına kadar
arttırılabilir.”
Enerji Piyasası Kurulunun 2008 yılında almış olduğu bir karar
ile 500 kilovatın altında üretim yapan santrallerin izin alma ve şirket olma
şartının kalktığına işaret eden Uçar, “Sistemi satın alan çiftçilerimiz sulama
sezonu dışında ürettikleri enerjiyi evlerinde kullanabilecekler veya fazla
enerjilerini TEDAŞ'a satabileceklerdir” dedi.
Uçar, seyyar olarak tesis edilen sistemin, gösterim amacıyla
köylere götürülerek tanıtımının yapılacağını dile getirdi.
Kiraz ve çilek gibi pazara ulaşımında sorun olan ürünlerin
hasattan sonra tarlada soğutularak nakliye kayıplarının azaltılması ve raf
ömrünün uzatılması için de güneş enerjisinden yararlanmak üzere çalışma
yaptıklarına değinen Uçar, şunları kaydetti:
“Ülkede motorin kullanımı 9 milyon ton civarında. Yani enerji
sıkıntısı çekeceğimiz bir gerçek ise, bu da enerji tasarrufu adına bir
yatırımdır. Nihayetinde bundan elde edilen her enerji bir miktar motorinin
kullanılmaması anlamına gelir.”
|
İŞÇİ VE BAĞ-KUR
EMEKLİLERİNE ZAM |
İşçi
ve Bağ-Kur emekli aylıklarına 6 aylık enflasyon doğrultusunda bu ay yüzde 1,83
zam yapılacak. Zamla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı yaklaşık 632 TL, en
düşük Bağ-Kur emekli aylığı 310 TL olacak.
Yılın ilk yarısındaki enflasyon oranının açıklanmasıyla işçi ve Bağ-Kur
emeklilerinin aylıklarına bu ay yapılacak zam oranı da belli oldu.
Buna göre, işçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına, yılın ilk
yarısında ortaya çıkan yüzde 1,83'lük enflasyon oranında zam yapılacak.
Artışla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı 11,36 TL artışla 621,24 TL'den
632,60 TL'ye yükselecek. Bağ-Kur emeklilerinde ise en düşük aylık 5,57 TL'lik
artışla 304,79 TL'den 310,36 TL'ye çıkacak.
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) Başkanı Kazım Ergün,
yaptığı açıklamada, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine, yılbaşında yüzde 3,84 zam
yapıldığını anımsattı.
Emekli aylıklarına bu aydan itibaren yapılacak yüzde 1,83'lük zamla işçi ve
Bağ-Kur emeklilerine yapılan yıllık kümülatif zammın yüzde 5,74 olduğuna işaret
eden Ergün, "İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine yıllık 5,74 zam yapılırken, memur
emeklilerine yılbaşında yüzde 4 ve Temmuzda yüzde 4,5 olmak üzere yıllık
kümülatif yüzde 8,68 zam yapıldı. Emekliler arasındaki bu ayrımcılık işçi
emeklilerini ve Bağ-Kur emeklilerini ciddi şekilde endişelendirmektedir" dedi.
İşçi emeklilerinin taban aylıklarındaki 11,36 TL'lik artışın günlük 37 kuruşa
karşılık geldiğine işaret eden Ergün, bu parayla bir simit bile alınamadığını
söyledi.
Bir aylık artış miktarıyla sadece 600 gram et alınabileceğini ifade eden Ergün,
şöyle konuştu:
"Yetkililerimiz bu artışla hayatta kalmamızı beklemektedir. Bu ciddi bir
problemdir. Emeklinin hali ortadadır ama kimse bu sorunu çözmeye, emeklinin
mağduriyetini gidermeye çalışmamaktadır. Yüzdeli artışlara karşı olduğumuzu
yıllardır ifade etmemize rağmen bu sistemin uygulanmasında ısrar edilmektedir.
Yapılmayan intibaklar nedeniyle emekliler arasındaki eşitsizlik giderek
artmaktadır.
Sosyal güvenlikte tek çatı adı altında kurulan sistem eşitlik yönünden de iflas
etmiştir. Memur emeklilerine yıl içerisinde kümülatif olarak yüzde 8,68 zam
yapılırken; işçi ve Bağ-Kur emeklilerine sadece yüzde 5,74 zam yapılmıştır. Yani
bazı emeklilere ayrı muamele yapılmıştır. O zaman bunun tek çatılı bir sistem
olduğunu söyleyenler artık bu ifadeyi kullanmamalıdırlar. Tek çatı ne yazık ki
ortadan kalkmıştır. Emekliler arasında öz evlat, üvey evlat muamelesi
yapılmaktadır. Bu sakıncalı bir ayrımcılıktır ve ciddi sorunları beraberinde
getirecektir."
|
''KRİZ VARSA
ÇARE DE VAR'' BOŞ SÖYLEM…
BAŞKAN GÖKHAN’DAN KAPMANYAYA TEPKİ |
|
KAMPANYA |
İLHAMİ
TEZCAN |
ÜLGÜR GÖKHAN |
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulu Başkanı
İlhami Tezcan ve Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Belediye Başkanı Ülgür
Gökhan’ı makamında ziyaret etti.
Gerçekleştirilen ziyarette Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) önderliğinde sendika ve sivil
toplum kuruluşlarının biraraya gelerek ekonomiyi atağa kaldırmak amacıyla
başlatılan 'Kriz Varsa Çare De Var' kampanyasıyla ilgili bilgi verildi.
Ziyarette konuşan ÇTSO Başkanı İlhami Tezcan, “Dünyada yaşanan
bir kriz var. Türkiye’de harcama ve iş imkanı olmayanlar var. Bunların hepsi bir
gerçek ama, biz bu konuda nasıl destek oluruz diye düşündük. TOBB önderliğinde
ekonomiyi atağa kaldırmak için bir kampanya başlatıldı. Esnafın ayakta kalması
için bir dayanışma yapmamız lazım” dedi.
Başkan Gökhan’ın açıklaması herkesi şaşkına çevirdi
Ülgür Gökhan, kentte dükkan kapanmalarının çok ciddi oranda
arttığının altını çizdi. Gökhan şu şekilde konuştu: “Çanakkale’de esnaf, ciddi
dükkan kapanmaları ve iş bırakmalarla karşı karşıya kalıyor. Mevcut oranın daha
fazla harcama yolu bir çözüm gibi dursa da, kaybetme riskini hep içinde hisseden
insanların karşısına bu kampanyayla çıkmak sanki insanların tepkisini çeker diye
düşünmekteyim. Açıkçası, siyasi anlayışım gereği böyle bir kampanyaya benim
destek vermem pek uygun düşmez. Hem sanayinin hem de esnafın işinin artması,
istihdamın kaybolmaması ve üretimin devam etmesi için bu çabaları göstermek
durumundasınız. Belediye olarak bu çabanın içerisinde olduğum görüntüsünü
verdiğim zaman siyaseten kendi anlayışım itibariyle, kentin dar gelirli
insanlarına dürüst davranmış olmam. Bu kampanyanızı tabiatıyla olumlu
sonuçlanmasını arzu ediyorum.” Dedi.
|
BELEDİYELER
DAHİL BÜTÜN KAMU KURULUŞLARI MALİ AÇIDAN İZLEMEYE ALINACAK |
Devletin her türlü harcaması, geliri, borcu ve banka hesapları,
Kamu Hesapları Bilgi Sistemi (KBS) ile tek tuşla izlenmeye başlanacak. Kamunun
ödeme yapacağı kişilerin devlete borcunun bulunması durumunda da “uyarı sistemi”
devreye girecek.
Kamunun mali yapısının takibinde Say 2000i'nin yerini KBS
sistemi alıyor.
Belediyelerin de dahil olacağı yeni sistemde, mali bilgilerin
girişiyle ilgili yetkilendirilenlere birer şifre verilecek. Bu kişiler de, mali
istatistikleri, muhasebe verilerini saymanlıklara gitmeden, oturdukları yerde
sisteme girecek.
KBS ile kamuda şu uygulamalar hayata geçirilecek:
KAMU PERSONELİ VE MAAŞLAR
Genel ve özel bütçeli kuruluşlarda çalışanların yanı sıra
temmuz sonuna kadar önce kadro karşılığı sözleşmeliler, daha sonra da 4-b ve 4-c
personeli sisteme girecek. Yıl sonuna kadar da işçiler dahil kamuda istihdam
edilen bütün personel KBS sistemi içinde yer alacak. Halkaya son aşamada da
belediye çalışanları dahil edilecek.
Kamu çalışanlarının maaşları, fazla mesaileri, sosyal ödemeleri tamamen KBS
sistemiyle belirlenecek, çalışanların medeni durumundan, derece ve kademe
artışına kadar her türlü bilgi anında sisteme işlenecek ve sürekli
güncellenecek. Kamu sendikaları da üyelerinin aidat kesintileri dahil bu
bilgileri şifreyle sisteme girerek, öğrenebilecek.
TAŞIT VE DEMİRBAŞ ENVANTERİ ÇIKARILIYOR-
Taşınır işlemleri: Devletin taşıt, makina, ekipman, demirbaş
gibi her türlü taşınır malları için de özel bir program gerçekleştirilecek. Bu
programla hangi kurumun il, ilçe ve hizmet birimi bazında ne kadar, hangi
modelde ve ne nitelikte taşıta sahip olduğu, aynı şekilde nerede ne kadar makina
ve demirbaşı bulunduğu sisteme işlenecek. Program, bazı Bakanlık ya da kamu
kuruluşunda eksik, bazı kuruluşlarda ise fazla taşıt ya da ekipman bulunduğunda,
ihtiyaçların karşılanmasına dönük aktarıma da imkan verecek.
Taşınır İşlemler Programı, halen Muhasebat Genel Müdürlüğünde deneme niteliğinde
uygulanmaya başlandı.
Bütçe-kesin hesap bilgileri: KBS sistemi çerçevesinde bütün Bakanlıklara, bağlı
ve ilgili kuruluşlara şifreler verildi. Bu sayede kuruluşlar, kendileriyle
ilgili işlemleri anında görebilecek. Örneğin Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, sistem aracılığıyla il, ilçe ve tek tek cezaevleri
bazında tüm harcamaları, ödemeleri, ihtiyaçları tek tuşla görebilecek.
ÖDEME EMRİ
Buna ilişkin çalışmalar devam ediyor. Kamu kuruluşlarının mal
ve hizmet alımlarıyla diğer harcamaları elektronik ortamda sisteme girildiğinde,
bu bilgiler merkezde görülecek ve hemen değerlendirilecek. Burada gerekli
kontroller yapıldıktan sonra yine elektronik ortamda ödeme için saymanlıklara
gönderilecek.
Böylece ödeme işlemlerinde kağıt kullanımı kalkacak ve her işlem elektronik
ortamda uygunluğu da kontrol edilerek, çok daha hızlı ve sağlıklı şekilde
gerçekleştirilecek.
BORCU VAR UYARISI
Kamu Zararının Takibi Programı: Kamuyla ilgili işlemler, tek
bir sistem üzerinden ve tek bir tuşla yürütülecek. Hastane ya da bir kamu
çalışanına fazla ödeme yapıldığında uyarı sistemi devreye girecek. Ya da Harcama
Biriminin devlete iş yapan bir müteahhidin hak edişinin ödenmesine ilişkin
işlemleri sırasında, ödeme emri Saymanlığa gönderilmeden önce müteahhidin
devlete borcu varsa, sistem uyarı verecek. Dosya bu uyarı bilgisiyle Saymanlığa
aktarılacak. Saymanlık da, hak edişten söz konusu borcu ayırarak, emanete alacak
ve daha sonra ilgili örneğin vergi borcuyla ilgili vergi dairesine aktaracak.
Muhasebat Genel Müdürlüğü, Kamu Zararının Takibi Programına ilişkin
çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmaların 3 ay içinde tamamlanması, Program
kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı başta olmak üzere ilgili birimlerle de on
line bağlantı kurulması öngörülüyor.
Bu arada Muhasebat Genel Müdürlüğü, entegrasyon öncesi yatırımcı kuruluşlar
başta olmak üzere kamudaki hak ediş ödemeleriyle, eczanelere yapılan ödeme
bilgileri de Gelir İdaresine aktarıyor.
BELEDİYELERE YAKIN İZLEME
Bu arada KBS sistemiyle belediyelerin hesapları da yakından
izlenebilecek.
Halen 3 ayda bir detaylarıyla harcama, gelir ve banka hesaplarına ilişkin mizan
hesaplarını Muhasebat Genel Müdürlüğüne gönderen belediyeler, KBS sistemiyle
aylık olarak ve elektronik ortamda bilgi vermeye başlayacak.
İçişleri Bakanlığı ile birlikte belediyelerin hesap bilgilerinin doğruluğunun
incelenmesine dönük bir çalışma da yapılacak. Bu şekilde belediyelerin mali
bilgilerinin sağlıklı bir ortamda tutulması ve değerlendirilmesi sağlanacak.
KBS sisteminin belediyelere entegrasyonu, büyükşehirler ve il belediyeleri başta
olmak üzere yeterli alt yapıya sahip belediyelerden başlayacak. Sistem daha
sonra yaygınlaştırılacak.
KBS sistemiyle belediyeler çok daha yakından takip edilebilecek. Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile istenen mali bilgileri sisteme girmeyenlere
Maliye Bakanlığınca 1 ay ek süre verilecek. Bu süre içinde de bilgilerin
girilmemesi durumunda sorumlulara 1 aylık ödeme tutarında idari para cezası
uygulanacak.
|
HURDA
ARAÇLARDA VERGİ VE CEZALAR SİLİNİYOR |
Model yılı 1979 veya daha eski olan motorlu taşıtlar hurdaya
çıkarılmaları halinde vergi borçları ve cezaları silinecek.
Maliye Bakanlığı'nın, Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği, Resmi Gazete'de
yayımlandı.
Uygulama 30 Haziran 2010 tarihine kadar kayıt ve tescillerinin
silinmesi ve hurdaya çıkarılması suretiyle, il özel idarelerine bedelsiz teslim
edilenlerle, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na (MKEK) ait hurda
müdürlüklerine teslim edilerek hurdaya çıkartılan taşıtları kapsayacak.
Düzenlemeyle söz konusu taşıtların, 31 Aralık 2009 tarihine
kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisiyle bu vergiye
ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31 Aralık 2008'e kadar
tescil plakasına kesilen idari para cezaları silinecek.
Buna göre, motorlu taşıtlarını maddenin yürürlüğe girdiği 28
Şubat 2009 tarihinden önce noter satış senediyle veya kamu kurum ve
kuruluşlarından satın alan, ancak adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olanlarla
düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yük ve yolcu taşımacılığı
dışında bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiren başkaca ticari ve mesleki
faaliyetten dolayı mükellefiyeti bulunmayan gerçek ve tüzel kişiler,
düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten 31 Aralık 2009 tarihine kadar kayıt ve
tescil işlemlerini tamamlayarak, düzenlemeden yararlanabilecek.
Trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların, adlarına
tescil kaydı bulunanlar tarafından ilgili kurumlara teslimiyle il özel
idarelerinin bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde
ettikleri kazançlar ve bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve
düzenlenen kağıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olacak.
Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mevcut olmayan
veya motorlu taşıt vasfını kaybetmiş olup model yılı 1998 ve daha eski olan
taşıtların durumlarının kanaat verici belgelerle ispat edilmesi veya ilgili
trafik tescil kuruluşu nezdinde adlarına kayıtlı olanlar tarafından yazılı
bildirimde bulunulması halinde bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin
4'te 1'inin 31 Aralık 2009 tarihine kadar ödenmesi şartıyla kalan vergi aslı,
gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari
para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek.
Uygulama kapsamında otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları,
motosikletler, minibüs, panelvan, motorlu karavan, otobüs ve benzerleriyle
kamyonet, kamyon, çekici ve benzeri araçlar teslim edilebilecek.
|
ŞİMDİ BATIK ŞİRKET PATRONU, VE BİR KAMU KURUMU OLAN TİCARET VE
SAN. ODASI MECLİS BAŞKANI... (NASIL SEÇİLDİ İSE!..)
BATIK İŞ ADAMI BORÇLARININ ALTINDAN NASIL KALKACAK?..
ÖDE, ÖDE BİTMEZ… |
Önceki yıllarda ‘’İstanbul yaklaşımı’’ adı altında alacaklı
bankalara ödeme takvimi veren ancak tahütlerini yerine getirmeyerek icralık ve
hacizlik olan dardanel ikinci defa olmak üzere ödeme takvimi açıkladı…
Dardanel’den İMKB’ye gönderilen yazıda, 21 Ocak 2009 ve 27
Şubat 2009 tarihli açıklamalarda yer alan alacaklı bankalarla varılan mutabakat
gereği, 2009 yılı ödemesi olan 5 milyon doların, 27 Şubat tarihinde 2 milyon
doların ve kalan 3 milyon doların ise Haziran, Eylül ve Aralık aylarında eşit
taksitler halinde yapılmasının öngörüldüğü kaydedildi.
Açıklamada, 2010 yılı ödemesi olan 6 milyon doların, 2011 yılı ödemesi olan 8
milyon doların, 2012 yılı ödemesi olan 10 milyon doların ve 2013 yılı ödemesi
olan 11 milyon doların ilgili yıl Mart, Haziran, Eylül ve Aralık ayları
içerisinde, kalan tutarın da 31 Aralık 2013 tarihinde ödenmesinin öngörülmekte
olduğu belirtilerek, 27 Şubat 2009 ödemesinin vadesinde yapıldığı duyuruldu.
|
Çanakkale Ticaret ve
Sanayi Odası Meclisi’nde ekonomik kriz tartışıldı.
HÜKÜMET MEVCUT KRİZİ ANLAMIYOR.. |
Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Tezcan, hükümettin yeni
açıklayacağı pakette, bir kişi bile çalıştıran kişi ya da şirketin desteklenmesi
gerektiğini belirterek, "Bu belli bir süre için olursa ancak istihdam devam
eder. Aksi halde işsizlik en büyük problemdir. İstihdamın azalması çok daha
vahim sonuçlar getirir. Önce hiç olmazsa bu istihdamın yerinde kalmasını,
işsizliğin bundan sonra artmamasını sağlayacak tedbirleri acilen almak gerek.
Biz bunu bekliyoruz" dedi.
Vekilleri uyaralım
Eceabat’ta su ürünleri şirketi Or Gıda’nın sahibi Ahmet Or,
küresel krizin Türkiye’yi çok etkilediğini vurguladı, şunları söyledi:
"Su ürünleri ihracatı yapan bir şirket olarak kesilen talepler,
verilmeyen siparişler ve ödenmeyen paralar ciddi sorun. Biz sorunlarla
boğuşurken, hükümetimiz bu sorunları algılamakta zorluk çekiyor. IMF ile olan
anlaşma uzadı, uzadı, uzadı, hala uzuyor. Ben hükümetimizin mevcut krizi
anlamadığını düşünüyorum. Bunun anlaşılması için de odamızın en azından yazılı
veya sözlü olarak milletvekillerimize bu konuda bir uyarıda bulunması
gerektiğini düşünüyorum."
Öldükten sonra su
Pamak Petrol’un sahibi Mustafa Pamak ise, Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği’nin (TOBB) Halkbank ile yaptığı protokolle verilmeye başlanan
destek kredisini almakta güçlük çektiklerini kaydederek, "Ezine’de bu destek
kredisini alan yok. Zaten vadesi bir yıl. Başvurular kasım ayında başladı. Bugün
krediyi aldığın zaman dört ayı gitti. Krediyi sekiz ay vadeyle almış oluyorsun.
İş işten geçtikten sonra, adam öldükten sonra sen buna su vermişsin kıymeti yok"
diye konuştu.
Can suyu alamadık
Çanakkale Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanı Kazım
Kayhan, Küçük Sanayi Sitesi’nde 372 üye bulunduğunu bildirerek, "Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı ’Can Suyu’ diye kredi çıkardı. KOBİ’lere veriliyor. Fakat
KOSGEB üyesi olmak gerek. Küçük Sanayi Sitesi’nde KOSGEB üyesi yok. Benim
esnafım bu nedenle krediden faydalanamıyor. Krizden en çok küçük esnaf
etkilendi. Bunun için, ’Can Suyu’ küçük esnafa da verilirse bundan son derece
mutlu oluruz" diye konuştu.
Kömür yardımıyla TOKİ’nin alımları
Meclis üyesi Mehmet Emin Şevik, AKP’nin kömür yardımına
değinerek, şunları söyledi: "İşin siyasi yönüne girmiyorum. ’Yardım yapılmasın’
demiyorum. Ama Çanakkale’de binlerce ton kömür dağıtırsanız, o zaman burada
kömür satan esnaf ne yapacak? Tamam dağıtılsın. Ama Çanakkale’den alınsın.
Bundan Çanakkale’deki esnaf arkadaş da faydalansın. Ayrıca Çanakkale’de bin
konut yapan TOKİ, buradaki esnaftan malzeme almıyor. Her şey dışardan alınıyor.
Bunun yanında kendi öz sermayesiyle orta ölçekli iş yapan müteahhit arkadaşların
çoğu bitti. Diğerleri de sallanıyor, battı batacak. TOKİ yarın işi bitirdi,
parasını aldı, çekti gitti. Burada batanlarla biz bize kalacağız. Bu işte
müteahhit batıyor. Bununla da kalmıyor. Müteahhide malzeme satanlar da batıyor."
Dünya
Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Türkiye'de büyümenin yavaşlayıp,
işsizliğin artacağını belirterek, "2001'deki krizden daha büyük bir kriz
yaşanacak" dedi.
Active Academy tarafından düzenlenen 3. Risk Yönetimi Zirvesinde konuşan Zachau,
büyük risklerin işle, istihdamla ilgili olduğunu anlattı.
Bu dönemi reform gerçekleştirmek için iyi bir dönem olarak
niteleyen Zachau, ayrıca uzun vadeli büyüme planları için üretilecek politikalar
için de önemli bir dönem olduğunu kaydetti.
Bu dönemde en önem taşıyan konunun yeni istihdam alanları
yaratmak ve kadınlar, çocuklar gibi hassas grupları korumak olduğunu belirten
Zachau, "2007'ye kadar her şey yolundaydı ve çok güçlü bir ekonomik büyüme
yaşanıyordu" dedi.
Global likiditenin yoğun olduğunu, Türkiye'nin de bu süreçten
faydalandığını kaydeden Zachau, Türkiye'deki ekonomik performansın yüksek
olduğunu, yabancı yatırımların artığını ve kurların da buna "saygı gösterdiğini"
dile getirdi.
Her şeyin 6 ay içinde, herkes için, Türkiye için de dramatik
şekilde değiştiğini bildiren Ulrich Zachau, "Bu sadece risk değil artık
gerçek..." dedi.
Bu düşüşün daha da hızlanabileceğini, işlerin biraz daha kötüye
gidip sonra iyileşeceğini ifade eden Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich
Zachau, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin emek gücü artmaya devam edecek. Daha düşük bir
ekonomik büyüme yaşanacak ve daha da artan bir istihdam sıkıntısı yaşanacak,
işsizlik olacak, 2001'deki krizden daha büyük bir kriz yaşanacak. Genç işçilerin
dörtte biri işsiz kalacak, aslında çok iyimser bir ortamda bile 2009'un ikinci
yarısında ekonomik krizin iyileşmesi durumunda bile işsizlik ve atıl işçilerin
oranı 2009 ve 2010'da artmaya devam edecek. Özellikle 2010'da artmaya devam
edecek. Çünkü o kadar fazla sayıda genç işçi bu işsizler ordusuna katılıyor.
Bunun önünü almak mümkün olmayacak."
Türkiye'nin kısa vadede yapması gereken işlerden birinin, daha
esnek yarı zamanlı işlerle istihdamı artırmak olduğunu, bunun özellikle
kadınların ve genç işsizlerin istihdamına katkı sağlayacağını kaydeden Zachau,
"Türkiye'nin mali sektörü diğer ülkelerin aksine güçlülüğünü koruyor, global
krizin kurumsal ve reel ekonomi üzerinde etkisi 2009'daki ekonomik riskin
kendisini oluşturmaktadır" denildi.
|
DÖVİZ KAYNAĞI
KAPİYA BİBERİ |
Çanakkale'de
yetiştirilen kapiya biberi, kent ekonomisi için önemli bir döviz kaynağı haline
geldi. Alınan bilgiye göre, kent genelinde 25 bin dekar alanda yılda yaklaşık 60
bin ton yetiştirilen kapiya biberi, başta Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere
birçok Avrupa ülkesine taze ürün ve konserve olarak ihraç ediliyor.
Kentin ihracat ve iç tüketiminde kullanılan en önemli ürünler
arasında yer alan ve ekonomiye büyük katkı sağlayan kapiya biberi, Yenice ilçesi
başta olmak üzere merkez ilçe, Biga, Bayramiç ve Çan'da yetiştiriliyor. Kapiya
biberi, yıllık 12-15 bin ton taze olarak Bulgaristan ile Yunanistan'a, 15-20 bin
ton dolayında da dondurulmuş ya da konserve halinde diğer Avrupa ülkeleri ve
ABD'ye ihraç ediliyor. Ürünün kalan bölümü ise ise iç piyasada salça ve konserve
olarak tüketiliyor. Biga İlçe Tarım Müdürü Ümit Ortan, biberin Tokatkırı,
Danişment, Çavuşköy, Karacaali, Kocagür, Pekmezli ve Kahvetepe'nin de aralarında
bulunduğu birçok köyde yetiştirildiğini belirterek, ürünün bu köylerde
yaşayanların önemli geçim kaynaklarından birisi haline geldiğini söyledi.
Bayramiç İlçe Tarım Müdür Vekili Cahit Uydaş ise kapiya biberinden dönüm başına
3 ton verim alındığını bildirdi.
|
"YOKSULA 45
METREKARELİK KONUT"
TOKİ KEPEZE 600 KONUT DAHA YAPACAK |
Başbakan
Tayyip Erdoğan'ın Açıkladığı "Yoksula 100 YTL Taksitle 45 Metrekarelik Konut"
Projesi Başlıyor.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ), "yoksula konut" projesinin
uygulanacağı illeri belirledi. İlk aşamada, 18 ilde 15 bin 266 konutluk proje
hazırlandı. Bu illerde ihaleye çıkacak konut projelerinin içinde, yoksul kesime
yönelik konutlar da yer alacak. Konutların satışına Mart ayından önce
başlanacak.
TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, net büyüklüğü 39-47, brüt büyüklüğü ise ortalama
50 metrekare olacak konutların, diğer konut projelerinin içinde yer alacağını,
vatandaşın her türlü altyapı, ısınma ve çevre sorunu çözülmüş konutlarda
oturacağını anlattı.
Ortalama 28-30 bin YTL'ye mal olacak konutların, gerçekten
yoksul kesime satılması için kaymakamlıklar, valilikler ve yerel yönetimlerin
gereken önlemi alacağına işaret eden Bayraktar, "vatandaş evine girene kadar,
başvuruda bile para almayacağız. İçine yerleşince 100 YTL taksit başlayacak ve
20 yılda geri ödenecek" dedi.
Fazla başvuru olması halinde hak sahiplerinin çekilecek kurayla
belirleneceğini belirten Bayraktar, 100 YTL'yi ödeyemeyecek durumdaki
vatandaşların parasını da, kamuoyunda "FAKFUKFON" olarak bilinen sosyal
yardımlaşma ve dayanışma fonlarının ödemesinin öngörüldüğünü bildirdi.
"Yoksula Konut" projesi kapsamında konut yapılacak iller ve
konut sayısı şöyle:
"Adana-Akkuyu: 1206, Ankara-Mamak Kusunlar: 1300,
Antalya-Çıplaklı: 800, Batman-merkez: 300, Bursa-Kestel: 420, Bursa-Karacabey:
36, Bursa-Gürsu: 1200, Çanakkale-Kepez: 600,
Diyarbakır-Üçkuyular: 1000, Eskişehir-Aşağısöğütönü: 950, Erzurum-Kazım
Karabekir: 300, Gaziantep-Şehitkamil: 950, İstanbul-Kayabaşı: 1964,
İzmir-Kemalpaşa: 1004, Kilis-Merkez: 120, Konya-Meram: 814, Malatya-Merkez: 462,
Mersin-Tarsus: 288, Sakarya-Korucuk: 720, Van-Kevenli: 832."
|
ÖĞRETMELERİN
BİR ÇOĞU KREDİ KARTI BORÇLUSU, BİRÇOĞU DA GELECEK İÇİN
KAYGILI... |
Bu
gün Öğretmenler Günü. hepimizin hayatında önemli bir yere sahip
öğretmenlerimizin bugün önemli ve çok ciddi sorunları bulunuyor. Türk
Eğitim-Sen'in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniye yaptığı anketin sonuçlarına
göre, öğretmelerin bir çoğu kredi kartı borçlusu, birçoğu da gelecek için
kaygılı.
24 Kasım dolayısıyla hatırlanan öğretmenlerin dün emek verdiği
çocuklar bugün ülkenin lokomotifi olup emek üretiyor. Bu kutsal görevi icra eden
öğretmenlerimizin karnesinde hem ‘iyi’ var hem de ‘zayıf’.
Türkiye’de pek çok öğretmen, anne ve babaların çocuklarına
gösterdikleri hassasiyetten daha hassas bir şekilde ‘geleceğin teminatı’ olarak
nitelediğimiz çocuklarımızı bir kuyumcu dikkatiyle işliyor. Pek çok alanda
yolsuzlukla mücadele eden ülkemizin en masum yüzleri de bu manada öğretmenler.
Özveride, çalışkanlıkta, gayrette karne notu olarak iyi derecede bulunan
öğretmenlerin maddi olanakları ise oldukça zayıf.
Anlayacağınız, Öğretmenler 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne buruk
giriyor. Yaşam koşulları, geçinmek için ikinci iş yapma zorunlulukları, konut ve
diğer sorunları hala yerli yerinde. Cumhuriyet!'in emanet edildiği nesilleri
yetiştiren öğretmenlerimizin her şeye rağmen günlerini kutluyor, mübarek
ellerinden öpüyoruz.
BORÇLU YAŞIYORLAR
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 24 Kasım Öğretmen
Günü nedeniyle yaptıkları anketin sonuçlarını açıklarken, öğretmenlerin yüzde
71’inin kredi kartı ve banka borcunun olduğunu bildirdi. Koncuk, ankete göre,
öğretmenlerin yüzde 48.8’inin kazandığı ücret ile zor geçindiğini açıklarken,
yüzde 76.2’sinin banka kredisi kullandığını söyledi.
Türk Eğitim-Sen’in, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yaptığı
“öğretmenlerin sosyoekonomik durumu” konulu anketi, Genel Başkan İsmail Koncuk
yaptığı basın toplantısı ile açıkladı. 2 bin 178 öğretmenin yer aldığı ankete
katılanların yüzde 86.7’sini evli, yüzde 77.1’inin ise çocuğunun olduğunu
belirten Koncuk, ankete katılan öğretmenlerin yüzde 48.6’sının 2, yüzde
27.2’sinin 1, yüzde 17.5’inin 3, yüzde 6.2’sinin 4 çocuğunun bulunduğunu
bildirdi.
ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 48.8’İ KAZANDIĞI ÜCRETLE ZOR GEÇİNİYOR
Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 48.8’inin kazandığı ücretle
zor geçindiğini, yüzde 45’inin ise gelirinin sadece temel ihtiyaçları
karşılamaya yettiğini ifade ettiğini anlatan Koncuk, kazandığı ücretle geçimini
rahat sağlayan öğretmeni ise sadece yüzde 6.2 olduğunu kaydetti.
Öğretmenlerin yüzde 76.2’sini banka kredisi kullandığını, yüzde 69.3’ünün ise
bireysel ihtiyaç kredisi kullandığını belirten Koncuk, yüzde 16.9’unun konut
kredisi, yüzde 12.8’inin taşıt kredisi, yüzde 1’inin ise eğitim ve konut
geliştirme kredisi kullandığını bildirdi.
ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 71’İNİN KREDİ KARTI BORCU VAR
Ankete göre, öğretmenlerin yüzde 71’inin kredi kartı ya da
banka borcu olduğunu belirten Koncuk, borcu olan öğretmenlerin yüzde 49.1’inin
bin -3 bin YTL, yüzde 30.5’inin 3 bin-10 bin YTL, yüzde 12’sinin ise 10 bin-30
bin YTL borcu olduğunu söyledi. Ankete göre öğretmenlerin yüzde 4’ünün 30 bin
-50 bin YTL, yüzde 2.8’inin 50 bin-100 bin YTL, yüzde 1.1’inin ise 100 bin -150
bin YTL arasında borcu bulunuyor.
Koncuk, öğretmenlerin en büyük sorun olarak ise ücret yetersizliğini gördüğünü
bildirdi. Ankete göre öğretmenlerin yüzde 33.3’ü en büyük sorunun ücret
yetersizliği olduğunu belirten Koncuk, yüzde 18.1’ini toplu sözleşme ve grev
hakkının olmamasını, yüzde 17.2’si adam kayırma, siyasi baskılara maruz kalmayı,
yüzde 13’ünün de öğretmenlik mesleğinin toplumda itibar görmemesini; en büyük
sorun olarak gördüğünü açıkladı. Koncuk, öğretmenlerin yüzde 9’unun da eğitim
politikalarının sık sık değişmesini, yüzde 3.7’sinin kadrolu öğretmen türleri
dışında öğretmen istihdamını, yüzde 3’ünün ek ders ücretlerinin düşüklüğünü,
yüzde 1.7’sinin sınıfların kalabalık olmasını, yüzde 1’inin de öğretmenlikte
kademelendirme sistemini sorun olarak gördüğünü kaydetti.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ ÖĞRETMENLERİN İDEALİ
Koncuk, “Öğretmenlere, öğretmenlik mesleğini nasıl seçtiklerini
sorduk. Öğretmenlerin yüzde 55.2’si ‘idealimdi’ derken; yüzde 23’ü ‘zorunluluk’,
yüzde 13.4’ü ‘tesadüf’, yüzde 4.7’si ‘tercih hatası’, yüzde 3.7’si de ‘aile
mesleği’ cevabını vermiştir” dedi.
Öğretmenlere “yeniden dünyaya gelseniz hangi mesleği seçersiniz?” diye
sorduklarını da belirten Koncuk, ankete katılanların yüzde 34’ünü yine
öğretmenlik mesleğini seçeceğini ifade ettiğini yüzde 12’sinin doktor ya da diş
hekimi, yüzde 11’inin avukat/hakim/savcı, yüzde 10.4’ünün kaymakam/vali olmayı
tercih ettiğini bildirdi.
Koncuk, ankete göre öğretmenlerin yüzde 87.8’inin hükümetin mevcut eğitim
politikalarını başarılı bulmadığının altını çizdi.
Anket ile öğretmenlerin ayda kaç kitap okuduklarını da tespit ettiklerini
söyleyen Koncuk, ankete göre öğretmenlerin yüzde 40.5’ini ayda 1, yüzde
16.8’inin ayda 2, yüzde 6.7’sinin ayda 3, yüzde 4.2’sinin ayda 4, yüzde 2.5’inin
ise ayda 5 kitap okuduğunu açıkladı.
ÖĞRETMENLERİN EN BÜYÜK KORKUSU: "GELECEK"
Koncuk, ankette öğretmenlerin hayata dair en büyük korkusunun
ise gelecek korkusu olduğunu anlattı. Ankete katılanların yüzde 28.7’sini en
büyük korkusunun gelecek korkusu olduğunu, yüzde 21.1’inin iftiraya uğramaktan
korktuğunu, yüzde 15.4’ünün de ölüm, ailesini ve sevdiklerini kaybetmekten
korktuğunu ifade etti. Koncuk, öğretmenlerin yüzde 15.2’sinin sağlık problemi
yaşamaktan, yüzde 7.6’sının mutsuz olmaktan, yüzde 6.3’ünün parasızlık, yüzde
5’inin de işini kaybetmekten korktuğunu söyledi.
Koncuk, ankete katılan öğretmenlerin yüzde 94.8’inin de öğretmenevlerinden
istediği gibi faydalanamadığını bildirdiğini kaydetti.
KONCUK: “KAYGI VERİCİ”
Anket sonuçlarının öğretmenler açısından kaygı verici olduğunu
belirten Koncuk, “Bu anket, ekonomik krizin öğretmenleri ve dolayısıyla tüm
eğitim çalışanlarını vurduğunu gözler önüne sermektedir. Öğretmeni, memuru,
teknisyeni, hizmetlisiyle bir bütün olan eğitim çalışanları, ekonomik
yetersizlikler dolayısıyla geçimlerini sağlamakta zorlanmaktadır” dedi. 24
Kasım’lara umutla bakabilmek için öncelikle öğretmenlerin ve tüm eğitim
çalışanlarının sosyo-ekonomik durumlarının düzeltilmesi gerektiğini söyleyen
Koncuk, Başta Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmak üzere idarecileri
öğretmenlere “sahip çıkmaya” davet etti.
|
KALKINMAK İÇİN
ANAYASANIN DEĞİŞMESİ ZORUNLU |
TOBB
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin Kalkınması ve Zenginleşmesini
Girişimcilerin Yapacağının Söylendiğini, Fakat Mevcut Anayasa'nın Buna Uygun
Olmadığını Belirtti.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) tarafından Terzioğlu
Yerleşkesi, Troia Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye Ekonomisi ve Global
Kriz" adlı konferansa konuşmacı olarak katılan Hisarcıklıoğlu, mevcut düzenin
bir an önce değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Güçlü demokrasi için kaliteli
demokrasinin ülke kalkınmasının olmazsa olmaz iki maddesi olduğunu belirten
Hisarcıklıoğlu, 70 milyon Türkiye'nin zengin olmasını istediklerini dile
getirdi. "Zengin olacağız ki sözümüz dinlenebilsin. Bunun da yolu tek bir yerden
geçiyor. Güçlü ekonomi, kaliteli demokrasi bu ikisi ekonominin ayrılmaz iki
parçası." diyen Hisarcıklıoğlu, güçlü ekonomi yoksa kaliteli demokrasi
olmayacağını kaydetti. Kaliteli demokrasinin olması için birkaç tane yapısal
unsur bulunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, bunlardan bir tanesi ekonomiyi de
ilgilendirdiği için en önemlisinin Anayasa olduğunun altını çizdi.
Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "Bugünkü kullanılan 1982 Anayasası o günkü
çağın şartlarına uygun ekonomik modele göre hazırlanmış. Yani kamu özel sektör
ikisiyle birlikte ülke kalkınacak. Ama bu anlayış 1990'da yıkıldı. Bildiğimiz
eskide kaldı. Şimdi ne deniyor kalkınmayı ve zenginleştirmeyi girişimciler
yapacak. Peki, Anayasa'mız buna uygun mu, değil."
Mevcut sistemi sürdürebilmenin artık mümkün olmadığını hatırlatan TOBB Başkanı
Rifat Hisarcıklıoğlu, bugüne kadar bu şekilde gelindiğini, bundan sonra önümüze
bakıp bu yapısal reformların bir an önce yapılarak bu kısmın hızla geçilmesi
gerektiğini söyledi. Mevcut bürokratik engeller ve yazışmalar konusuna da
değinen Hisarcıklıoğlu, "Boşa geçen her bir zaman diliminin, her bir mesainin
bugünkü küresel yarışta benim bunlarla öldürecek zamanım yok. Bunlarla zaman
öldüremeyiz biz. Yazılan her kalem, kâğıt, her kullanılan ışığın bir bedeli var.
O zaman bu sistemi hızla yapılandırmamız lazım. Yapacak mıyız, Türkiye olarak
yapmaya mahkûmuz. Biz müthiş bir yarıştayız. Şimdi küresel bir yarıştayız.
Küresel yarıştaki işleyiş ekonomik zenginlikten geçiyor. Zengin olmadıkça
sözünün geçebilmesi mümkün değil." dedi. Gelinen son krizle birlikte dünyanın
ilk kez küreselleşmesinin olumsuz yönü ile tanıştığını kaydeden Hisarcıklıoğlu,
petrolünden, çinkosuna kadar tüm ürünlerde fiyatların yükselmesi ile
Amerika'daki hayatın patladığını söyledi. Krize uygun olarak bir Türk atasözü
olan "Aç doyar, aç gözlü doymaz" sözünü söyleyen Hisarciklıoğlu, bu aç
gözlülüğün patlamasının yaşandığını ifade etti.
Konferans sonunda ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr. Ali Akdemir'in elinden
Truva Atı işlemeli çini tablosu alan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Truva ile
ilgili bir filmi bile bu ülkenin yapamadığını, yabancıların çektiği filmi
izlemek zorunda kaldıkları şikayetinde bulundu.
|
25 YILLIK
DARDANEL'E MARKA HACZİ |
Türkiye
tarihinin en ağır buhranı olarak kabul edilen 2001 Krizi'nde düştüğü borç
batağından, bankalarla yapılan anlaşmalara rağmen kurtulamayan Dardanel Gıda, 25
yıllık markasını kaybediyor. Bankalara olan 123 milyon dolarlık borcu için 2001
Krizi'nin ardından İstanbul Yaklaşımı kapsamında imzalanan Finansal Yeniden
Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) işlemeyen, üç yılı aşkın süredir de bankalara ard
arda erken ödeme planları sunan ve tüm bu planlarını finansör bulmaya dayandıran
Dardanel Gıda'nın markalarına haciz kondu.
RCT Varlık Yönetim Şirketi toplam 31 milyon 589 bin dolarlık
alacağı için Dardanel'in sahip olduğu marka, patent ve faydalı modeller üzerinde
ihtiyati haciz kararını uygulattı. İhtiyati haciz 22 Temmuz'da konuldu, ancak
Dardanel Gıda, Türk Standartlar Enstitüsü nezdinde markalar ile ilgili bir işlem
yapmak isteyince bu karardan haberdar oldu.
Markalar üzerinden 22 Temmuz'dan bu yana ihtiyati haciz kararı olduğunun
açıklanmasının ardından şirketin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem
gören hisseleri yüzde 6.67 puanlık düşüşle 0.42 YTL'ye geriledi. Şirketin piyasa
değeri de 11.9 milyon dolara indi.
1.5 ay sonra haberdar oldu
Dardanel Gıda'dan 8 Eylül'de İstanbul Menkul Kıymetler
Borsası'na (İMKB) yapılan açıklamada, 22 Temmuz'da markalar üzerine konulan
ihtiyati tedbir kararının şirkete tebliğ edilmediği bildirildi. Alacaklılar
arasında yer alan RCT Varlık Yönetim şirketinin 2 milyon 598 bin tutarlı kambiyo
senedi ve 28 milyon 991 bin dolarlık kredi sözleşmesi nedeniyle ilansız icra
takibi başlattığı belirtilen açıklamada, Dardanel'in sahip olduğu marka, patent
ve faydalı modeller üzerinde ihtiyati haciz kararını uygulatmak için Türk Patent
Enstitüsü'ne başvurarak değer tesbiti istediği bildirildi. Açıklamaya göre,
Dardanel'in bu haciz kararından markalarla ilgili olarak Türk Patent Enstitüsü
nezdinde bir işlem yapmak istediğinde haberi oldu. Ardından da RCT ile temasa
geçildi.
Faaliyetlere etkisi yok
RCT'nin Dardanel'in diğer aktifleriyle ilgili şu anda herhangi
bir işlem yapmadığı bildirilen şirket açıklamasında, "Alacaklı kurum ile
görüşmelerimiz 4743 yasa ile yaptığımız sözleşme bütünlüğü içinde diğer
alacaklılarla beraber sürdürülmektedir. RCT'nin ihtiyati haciz kararı sadece
sahibi bulunduğumuz marka için istediğini aktiflerimizde herhangi başka bir
kalemle ilgili olarak ihtiyati haciz uygulaması istemediğini
değerlendirdiğimizde şirket faaliyetlerimiz bu ihtiyati haciz kararı
uygulamasının şu aşamada hiçbir etkisi olmayacaktır" denildi. Alacaklı
bankaların her birinin ilgili protokole uyulmaması nedeniyle ilamsız icra takibi
yapma hakkı olduğu kaydedilen açıklamada, "Şu anda bu hakkını şirket
faaliyetlerine olumsuz bir etki yapmayacak şekilde RCT Varlık Yönetim A.Ş.
kullanmıştır" değerlendirmesinde bulunuldu.
Markalar üzerine 22 Temmuz'dan bu yana ihtiyati haciz uygulandığı da kaydedilen
açıklamada, alacaklı bankalarla borcun erken iskontolu surette ödenmesi yönünde
görüşmelerin sürdüğü de kaydedildi. Açıklamada, markalar üzerindeki hacizin
özvarlık hesaplarında herhangi bir değişiklik yaratmayacağı da vurgulandı.
2005'den bu yana masada
Borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin bankalarla olan
görüşmelerin devam ettiğini kaydeden Dardanel Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi
Önen, "Bankalarla 2005'den bu yana masadayız. Önümüzdeki günlerde köklü bir
çözüm olacağını tahmin ediyorum. Bütün bankalarla borcun tamamının daha önce
ödenmesi ile ilgili olarak görüşüyoruz" dedi.
Bankalara olan 123 milyon dolarlık borcu için 2005'ten bu yana çok sayıda erken
ödeme planı sunan Dardanel Gıda, bu sürecin bir kısmını Hong Kong merkezli Asia
Debt Management'le (ADM Capital) ve Yıldız Holding ile birlikte yürütmüştü. 2006
yılında bankalara her ay 500 bin dolar ödemeli taahhüt eden Dardanel Gıda,
bankalardan erken ödeme karşılığında borç indirimi istiyor. Dardanel Gıda,
bankaların teklif edilen miktarı kabul etmesi durumunda ödemeyi bir veya birkaç
yatırımcı bularak yapmayı taahhüt ediyor.
Kaynak:Referans Gazetesi
|
İŞYERLERİ
KEPENK KAPATIYOR |
Piyasalarda
yaşanan mali sıkıntıya daha fazla dayanamayan ÇTSO üyesi şirketler ile yine oda
kaydı zorunlu bulunan orta ölçekli işletmeler kapılarına bir bir kilit vururken,
aidat borcunu ödemediği için yasa gereği kaydı silinmek zorunda kalan birçok
mükellefin izine rastlamak dahi mümkün olmuyor.
ÇTSO verilerine bakıldığında; 2007 yılının ilk 8 ayına göre
2008’de Çanakkale’de açılan işyeri sayısı hemen hemen aynı sayısal orana sahip
olduğu görülürken, kapatılan işyeri sayısında bu orantıya rastlamak mümkün
değil. Bir önceki yıl 62 işletme “Ben kapatıyorum” diyerek ticari faaliyetini
sonlandırmışken, bu yıl ilk 8 ayda Çanakkale’de 403 işletme adeta buharlaşmış.
Çanakkale’de fabrikalar birbiri ardından kapatılıp işsizlik çığ
gibi büyürken, ekonomik koşullar sanayici kadar orta ölçekli esnafı da fena
etkilemeye başladı. Piyasaların bu kadar karamsar bir havaya bürünmesinde en
önemli gösterge ise, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın kayıtları kabul
ediliyor.
ÇTSO verilerine göre; 2007 yılının ilk 8 ayında Çanakkale’de açılan işyeri
sayısı 270 iken 2008’de bu rakam hemen hemen ayrı sayısal orana sahip. Ancak
Çanakkale’de kapatılan işyeri sayısında bu orantıya rastlamak mümkün değil. Bir
önceki yıl 62 işletme “Ben kapatıyorum” diyerek Çanakkale Ticaret ve Sanayi
Odasına başvurup ticari faaliyetini sonlandırmış. Bu yıl ise 1 Ocak-31 Ağustos
tarihlerini kapsayan yılın ilk 8 ayında 403 işletmenin bir bölümünün kapısına
kilit vurulurken, diğer bölümü ise daha fazla dayanamayıp iki ya da üç yıl önce
kapattığı işyerinin ticari faaliyetini bu yıl resmen sonlandırmış oluyor. Tüm bu
yaşanan olumsuz tablolar karşısında Çanakkale günden güne küçüldüğüne dikkat
çeken ekonomi uzmanları, genel tablodan tüm esnaf kesiminin kaçınılmaz noktaya
geleceğini ve bunun için global bir tedbir almanın zamanının gelip geçtiğini
vurguluyor. ( OLAY GAZETESİ)
|
TOKİ EVLERİ
ÇANAKKALE'YE YAKIŞMIYOR |

Müteahhitler Birliği İkinci Başkanı Erdal Akarsu, devletin bir
an önce konut yapımından elini çekmesi gerektiğini söyledi. TOKİ'nin
müteahhitlik yerine, finansman sıkıntısını çözme rolüne soyunması gerektiğini
ifade eden Akarsu, Kepez'de yapımı süren TOKİ evleri ile de ilginç bir saptamada
bulundu.
Erdal Akarsu, devletin müteahhitlik yapmasını doğru
bulmadıklarını belirtti. Toplu Konut İdaresi (TOKİ)'nin inşaatçılık yerine
finansman sorununa el atması gerektiğini vurgulayan Akarsu "Zaten TOKİ amacından
saptı. İlk başta amaç dar gelirli vatandaşları uygun koşullarla evsahibi
yapmaktı. Ancak bugün görüyoruz ki, TOKİ artık bu kesimlere hitap etmiyor.
Milyon dolarlık villalar bile inşa etmeye başladılar. Yani amacından oldukça
uzaklaştı. TOKİ bize göre müteahhitliği bırakıp, sektörün ana sıkıntılarından
biri olan finansman sorununu çözme adına girişimlerde bulunmalı" diye konuştu. TOKİ'nin Kepez'de inşa ettiği konutların projesini de hiç
beğenmediğini özellikle belirten Akarsu, "Çanakkale'ye kesinlikle yakışmayan bir
proje bu. Bizim mimarimize uygun olmadığı kesin. Açıklanan fiyatlar da yüksek.
Konutların 78 ile 118 bin YTL arasındaki fiyatlardan satışa sunulacağı
söyleniyor ki, yapılan işe göre bu para çok. Piyasada daha uygun koşullarda ev
bulmak mümkün. Aynı arazi TOKİ'ye verilen koşullarda bize verilseydi, biz hem
daha ucuz hem de kente daha yakışan binalar inşa ederdik" dedi.
TOKİ'nin müteahhitlik işini dışarıdan gelen firmalara
vermesinin de kent ekonomisini olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Akarsu,
"Dışarıdan gelen müteahhit kent içinden hemen hemen hiç bir şey almıyor. İğneden
ipliğe her şey dışarıdan geliyor. Oysa biz her türlü malzememizi buradan temin
ederek kent ekonomisine girdi sağlıyoruz. Paramız da burada dönmüş oluyor"
şeklinde ifade kullandı.
Gelir İdaresi Başkanlığı, gayrimenkul sektöründe kapsamlı bir
vergi incelemesine hazırlanıyor.
Son yıllarda emlak satışlarında görülen hızlı artış ve Maliye Bakanlığı Hesap
Uzmanları Kurulunun gayrimenkul incelemelerinde ortaya çıkarılan yüksek vergi
kaçağı, Gelir İdaresini, geniş kapsamlı bir sektör incelemesine yöneltti.
Çalışma kapsamında, bütün bankalardan konut kredisi
kullandırdıkları kişi ve kuruluşların listeleri istendi. Bankalardan gelmeye
başlayan kredi listeleri de, Veri Ambarı'na yüklenmeye başlandı.
Bu çalışmayla vergi kimlik numarası bilgileri kullanılarak,
kimin, kimden konut aldığı tespit edilecek ve bunlar da listelenecek.
Tapu kayıtları kanalıyla, konut satıcılarının satış bilgilerine
de ulaşılacak ve kime, ne zaman ve kaç adet satış yapıldığı belirlenecek.
Bunların tapudaki satış tutarlarının da dökümü alınacak.
Bu arada konut sektöründe faaliyet gösteren müteahhitler ve
diğer yükümlülerin, son dönemdeki vergi beyanları da çıkarılacak.
Bütün bu çalışmaların ardından alış ve satış bilgileri ile
beyan edilen tutarlar karşılaştırılacak. Aynı şekilde, konut kredisi kullanılan
bir emlakta, alınan krediyle beyan edilen satış tutarının uyumlu olup olmadığına
bakılacak. Bu şekilde müteahhitlerin satış beyanlarının doğru olup olmadığı
ortaya çıkarılacak.
Gelir İdaresi Başkanlığı Vergi İstihbarat Merkezi'ndeki
bilgilerden de yararlanılacak bu çalışmada, bütün bilgilerin derlenmesinden
sonra analiz çalışmalarına geçilecek. Risk analizi olarak adlandırılan bu
çalışmadan sonra beyanı ile satış rakamları tutarsızlık gösteren mükelleflerin
listesi hazırlanacak. Bu listeler Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Defterdarlıklar
aracılığıyla vergi denetim birimlerine ulaştırılacak.
Denetim elemanları da listelerde yer alan firmalar ve kişiler
nezdinde, vergi incelemesi başlatacak.
Gelir İdaresi Başkanlığının emlak sektörüyle ilgili bir diğer
çalışması da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden alınan bilgiler kullanılarak
gerçekleştirilecek.
Bu çalışmada da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün gayrimenkul
alım-satım ve ipotek bilgileri analize tabi tutulacak. Veri Ambarındaki diğer
bilgilerden de yararlanılacak bu çalışmada, gayrimenkul sahiplerinin ev ve
işyerlerinden elde ettikleri kira gelirlerini beyan edip etmediği de
sorgulanacak.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar, kaynak
geliştirme çalışmaları kapsamında dışarıdan kredi ve fon bulabileceklerini,
yabancı ortak getirebileceklerini bildirdi.
Bayraktar, kaynak geliştirme konusunda A, B, C planları bulunduğunu, duruma göre
bunları tek tek devreye sokacaklarını belirtti.
Peşin ödemede indirimli satış kampanyasının da kaynak
geliştirme çalışmaları çerçevesinde uygulamaya konulduğunu kaydeden Bayraktar,
ellerinde çok sayıda arsa bulunduğunu belirtti. Bayraktar, şöyle devam etti:
TOKİ Başkanı Bayraktar, yabancılar için de Çanakkale'den Hatay
Körfezine kadarki sahil bandında projeler geliştireceklerini, bunlara da 5-6 ay
içinde başlanacağını bildirdi. Bu projeler için Maliye Bakanlığından 20
dolayında yer istediklerini ifade eden Bayraktar, yabancılara yönelik tatil köyü
standardındaki konut projeleri için de şu bilgileri verdi:
"Yabancılar için yaptırılacak ve içinde her türlü donatının yer
alacağı 'villa kent' niteliğindeki konutların proje safhasındayız. Bunlara da
önümüzdeki 5-6 ay içinde başlayacağız. Biz, bunların arsalarını özel sektöre
vereceğiz. Müteahhitlere (getirin projenizi, verin teklifinizi) diyeceğiz.
(Bizim hasılatımız ne olacak?) (Şu olacak.) Her şey belli olduktan sonra proje
başlayacak. Ama bu iş çok başarılı olacak. Piyasanın oluşturduğu fiyatlardan
onları satacağız.Yabancılara mülk satışından niye korkuluyor ki? İspanya'ya
bakın, Yunanistan'a bakın. Bizim yapmak istediğimiz şey de bu. Biz de sahil
şeritlerimizde yabancılar için bu tür projeleri hayata geçireceğiz. Bunların da
yok satacağına inanıyoruz. İçeridekiler de alabilir tabi."
|
KAPANAN İŞ YERİ
SAYISINDA REKOR ARTIŞ |
Ekonomik durumun en önemli göstergelerinden birisi olan iş
yerlerinin kapanma oranı, son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu yılın Ocak-Mayıs döneminde, açılan her 100 iş yerine karşılık 54 iş yeri
kapandı, açılan her 100 ticari küçük iş yerine karşılık da 148 iş yeri kapandı.
Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından, Türkiye İstatistik
Kurumu (TÜİK) verilerinden yararlanılarak yapılan çalışmaya göre, şirket ve
kooperatiflerle firmalardan oluşan işletmeler ekonomideki gelişmelerden olumsuz
etkilendi.
Dünya ekonomisinde yaşanan yavaşlamanın yansımaları, memur
maaşlarının satın alma gücündeki azalma, Çin faktörü, iş yerlerinin SSK prim
yükü, kredi geri ödemelerindeki sıkıntıların da aralarında bulunduğu nedenlerle
sıkıntı yaşayan işletmeler, geleceğe ilişkin de umut taşımayınca çareyi kapıya
kilit vurmakta buldu.
Kriz yıllarından beter
Araştırmada, şirket ve firmalardan oluşan işletmelerin ekonomik
krizlerin yaşandığı yıllarda bile bu derecede kötü etkilenmedikleri ifade
edildi.
Araştırmaya göre, ekonomik bozulmadan işletmelerin en fazla
etkilendikleri 1989 yılında, iş yerlerinin kapanma oranı yüzde 51,2 olmuştu. Bu
yıldan sonra kapanma oranları azalma eğilimine girdi.
1994 krizinde açılan her 100 işletmeye karşılık 20 iş yeri
kapanırken, 2001 krizinde bu sayı 35'e yükseldi. 2007 yılında yüzde 32,3 olan
kapanma oranı, bu yılın ilk beş ayında yüzde 54,4'e yükseldi. Bu dönemde, şirket
ve kooperatifler ile, bunların dışında kalan ticari işletmeler olmak üzere
toplam 47 bin 393 iş yeri açılırken, 25 bin 785 iş yeri kapandı.
Söz konusu dönemde yönetim şekli "şirket" ve "kooperatif" olan
iş yerlerinde kapanma oranı yüzde 18 olurken, 24 bin 723 şirket ve kooperatif
açıldı, 4 bin 450 şirket ve kooperatif kapandı.
Şirketler içerisinde kapanma oranı en yüksek olanlar limited
şirketler oldu. 2008 yılı Ocak-Mayıs döneminde limited şirketlerinde kapanma
oranı yüzde 89,7 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, kapanma oranı Anonim
şirketlerde yüzde 7,5, kolektif şirketlerde binde 8, kooperatiflerde de yüzde 2
oldu.
Ticari işletmeler çöktü
Şirket ve kooperatiflerin dışında kalan küçük işletmelerde,
Ocak-Mayıs döneminde 22 bin 670 iş yeri açılırken, 21 bin 335 işyeri kapandı.
Ticari işletmelerde kapanma oranı yüzde 94 seviyesine çıktı.
Küçük işletmelerin faaliyet gösterdikleri ekonomik alanlara
bakıldığında ise en yoğun kapanmaların, toptan ve perakende ticaretle uğraşan iş
yerlerinde olduğu görüldü. Tarım dışı istihdamın deposu olarak görülen toptan ve
perakende ticaret yapan iş yerlerinde kapanma oranı yüzde 148,1'e çıktı. Bu
alanda 2008 yılının Ocak-Mayıs döneminde 11 bin 271 ticari firma açılırken,
kapanan ticari firma sayısı 16 bin 694 oldu.
Ekonomik bozulmadan ikinci sırada etkilenen küçük işletmeler
tarım sektöründe faaliyet gösterenler oldu. Daha çok hane şeklindeki
işletmelerden oluşan Türkiye tarımı son yıllarda uygulanan destekleme
politikaları nedeniyle sürekli kan kaybederken, 2008 yılının 5 aylık döneminde
firma haline gelebilmiş olan tarım işletmeleri de kötü etkilendi ve kapanma
oranı yüzde 137,7 oldu.
|
''TÜRK
ÇİFTÇİSİ ASALAK OLARAK GÖRÜLÜYOR'' |
Türkiye
Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı , tüm sektörler büyürken yüzde 7.3 oranında
küçülen bir sektörü emeğiyle ayakta tutan Türk çiftçisinin “asalak" olarak
nitelenerek hakaret gördüğünü kaydetti.
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı “Dünya Çiftçiler
Günü" nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, Türk çiftçisinin içinde bulunduğu
koşullarda bugünü bir kutlama günü olarak yaşayamadığını belirtti. Türk
çiftçisinin yıllardır ürününü maliyetine satmak zorunda kalırken girdi
fiyatlarına normal enflasyonun üç katı fiyat ödediğini ifade eden Yetkin,
şunları kaydetti:
“Türk çiftçisi dünyanın en pahalı gübresini kullanmaktayken, son üç ayda bazı
gübrelere yüzde 100 zam gelmiştir. Türk çiftçisi yüzde 70’den fazlası vergi olan
dünyanın en pahalı mazotunu kullanarak üretim yapmakta ve aynı mazotu dörtte bir
fiyatına alan komşu ülkelerin çiftçileriyle rekabet etmeye çalışmaktadır. Türk
çiftçisi milli gelirin yaklaşık yüzde 10’unu sağlamaktadır, ama bu gelirden
aldığı destek yüzde 1’in bile altındadır."
Yoksulluk nedeniyle üretimi terk etmek zorunda kalan milyonlarca çiftçinin
varlığına rağmen Türk çiftçisinin üretimi sürdürmek için en zor koşullara
katlandığına dikkat çeken Yetkin, tüm sektörler büyürken yüzde 7.3 oranında
küçülen bir sektörü emeğiyle ayakta tutan Türk çiftçisinin “asalakö olarak
nitelenerek hakaret gördüğünü kaydetti. Yetkin, “Biz yıllar önce benzer bir
tabloyu ortaya koymuş ve ‘Türk çiftçisi, dünyanın en kahraman çiftçisidir’
demiştik. Bugünkü tabloya bakınca Türk çiftçisi hala kahramanlığa devam ediyor.
Türkiye’de yıllardan beri tarım sektörü temsilcileri başta olmak üzere akil
adamlar bir gerçeği anlatmaya çalıştı, tarım ülke ekonomisinin sırtında bir yük
değil, ulusal ekonominin temelidir" dedi.
Türkiye’de IMF ve Dünya Bankası direktifleri sonucu uygulanan yıkıcı
politikalara rağmen tarım sektörünün hala direndiğini belirten Yetkin, “Yılardan
beri hiçbir ciddi destekleme yapılmamasına, girdi fiyatlarının enflasyonun kat
kat üzerinde artmasına, ürün fiyatlarının ise yıldan yıla yerinde saymasına,
hatta gerilemesine rağmen tarım sektörü teslim olmuyor ve üretme kavgasına devam
ediyor. Ama nereye kadar? Türk çiftçisi için kutlanacak gün ancak Türkiye
tarımını yok etmeye yönelik politikaların terk edildiği gün olabilir" dedi
|
DEV YATIRIMLAR
GELİYOR... |

MULTİ'DEN
ALIŞVERİŞ MERKEZİ
Merkezi Hollanda'da bulunan Avrupa'nın en büyük proje geliştirme ve
yatırım firması Multi Development ile Türk şirketi Turkmall'ın
ortaklığıyla kurulan Multi Turkmall, "Forum" adlı alışveriş
merkezlerinden birini Çanakkale'de açacak.
Turkmall'ın Türkiye'de açtığı alışveriş merkezleri arasında M1
Adana, M1 Antep, M1 Konya, M1 Kartal, İstanbul Nautilus, Ankara
Bilkent, Maltepe Carefour ve MKM Akatlar bulunuyor.
Alışveriş merkezi hakkında bir sunum yapan Multi Turkmall yetkilisi
Tolga Ergut, burada Çanakkaleli işadamlarının öncelikle iş
yapacağını söyledi. Alışveriş merkezinin şehrin canlanmasına ve
istihdama da yardımcı olacağını kaydeden Ergut, yılda en az 8 milyon
kişinin ziyaret etmesinin beklendiğini, bunun şehrin sosyal yaşamına
da önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi. |

HİLTON
OTEL YAPILIYOR
Hilton Oteller zincirinin bir
halkasının da Çanakkale'ye yapılacağı açıklandı.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Çanakkale'de Atatürk
caddesi üzerinde bulunan Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne ait alana 5
yıldızlı Hilton Otel yapılması konusunda çalışmalar yürütüldüğünü
belirterek, "Kosifler firması Köy Hizmetlerine ait sahildeki bu
alana Hilton otleller zincirinin bir halkasını yapmak üzere çalışma
başlattı.
Belediyemize bu yer ile ilgili plan tadilatı evrakları geldi.
Firma yetkilileri bu bölgeye 10 bin metrekarelik bir bölüme otel
yapmayı düşünüyorlar. Ayrıca ilgili firma tarafından aynı yerin yan
kesimine bir vali konağı yapma düşüncesi de var. Plan tadilatı ile
ilgili çalışmalar belediyemizde görüşülecek ve karara bağlanacak"
dedi. |
|
MÜTEAHHİTLERDEN
BİRLİK ATAĞI |
Çanakkale'de
yeni kurulan Müteahhitler Birliği üyeleri, düzenledikleri tanıtım toplantısında
şehre konut yapmaya hazırlanan TOKİ'ye yüklendi. Merkeze bağlı Kepez beldesinde
özel bir vakıf arazisine 960 konut yapacak olan TOKİ'nin Çanakkale'ye vereceği
zararın, nükleer santral kurulmasından daha çok olacağını iddia eden Çanakkale
Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Vural, "Çanakkale ekonomisi
tamamen biter. Otelciler gider, orada komilik yapar. Çarşıda tekstil işiyle
uğraşanlar gider, tezgahtarlık yapar. Biz gideriz, inşaatlarda amelelik yaparız.
Çanakkale'nin 200-300 evladı, tezgahtarlıktan başka bir şey yapamaz. Bütün
sermaye, katma değer şehir dışına gider." dedi.
Yapılacak toplu konutların maliyeti konusunda da meydan okuyan Vural, "TOKİ
bizim şartlarımız, kalitemiz ve standartlarımızla üretim yapacaksa her türlü
rekabete hazırız ama bir şekilde ortada rekabet dengesi yoksa, o zaman onunla
ilgili operasyonlarda biz de çekincemizi koyarız. TOKİ'ye verilen kat karşılığı
oranı aynı şekilde bize de verilirse, çıkacak daireleri 10 bin YTL daha düşük
fiyatla ve TOKİ şartlarında Çanakkale Müteahhitler Birliği olarak üretmeye ve
satmaya hazırız. Hattâ bizimkinde vatandaş, konut bittiğinde ödemeye başlasın."
şeklinde konuştu.
Çanakkale'nin ikinci dereceden birinci derece deprem kuşağına
alınmasını eleştiren Çanakkale Müteahhitler Birliği Başkanı Hayrettin Çetinkaya
ise, "Sen devlet olarak diyorsun ki Çanakkale ikinci sınıf deprem kuşağı. Bir
yıl sonra diyorsun ki hayır birinci sınıf. Bir yılda ne oldu da değişti? Fay
yeni mi tespit edildi?" dedi. Çanakkale'nin 1999 depremi sonrasında birinci
derece deprem kuşağına alındığı kaydeden Yönetim Kurulu Üyesi Salih Yıldız da
böylece sağlıklı ve dayanıklı konut ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti.
Çanakkale'de 30-40 yıllık konutlar bulunduğunu hatırlatan Yıldız, "Çanakkale'de
altyapısı, betonarmesi, statiği, yapı denetimi, projesi, estetiğiyle ciddi
boyutlarda konut ihtiyacı var. Mevcut konutlardan kimi yıkılıp yeniden
yapılacak, kimi yeniden estetiğe kavuşturulacak veya bakımları olacak. Bu
sebeple eski konutlarından çıkıp, hattâ yıkıp yenisini yapmayı düşünen insanlar
var. Onun ötesinde problemli belli bölgelerimiz var. O yüzden de Müteahhitler
Birliği'ni, müteahhitleri korumak için kurmadık. Biz tüketiciyi korursak,
otomatikman kendimizi de korumuş oluruz." diye konuştu.
Kamu, geçen yıl, tarımdan, sağlığa, enerjiden, eğitime uzanan
yelpazede 81 il'e 21,5 milyar YTL yatırım yaptı. Tüm iller bazında, 2007
yılında, ulaştırma ve haberleşme sektörüne de 6,4 milyar YTL harcandı.
Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) 2007 yılına ilişkin kamu yatırımlarının
illere göre dağılım verileri kesinleşti.
Verilere göre, kamu, 2007 yılında, tarımdan madenciliğe,
imalattan ulaştırmaya, turizmden eğitime, konuttan sağlığa kadar uzanan
yelpazede 81 il'e, toplam 21 milyar 513 milyar YTL yatırım yaptı.
Kesin verilere göre, kamu, en fazla ulaştırma ve haberleşme ile
sağlık sektörüyle ilgilendi. 6 milyar 477 milyon YTL ulaştırma ve haberleşme
yatırımlarına harcanırken, eğitime 3 milyar 12 milyon YTL, enerjiye 2 milyar 545
milyon YTL, tarıma 1 milyar 738 milyon YTL, sağlığa da 1 milyar 583 milyon
YTL'lik yatırım yapıldı. Madencilik, imalat, turizm, konut gibi yatırımlar ise
düşük çapta kaldı.
Devletin alt yapı yatırımı çerçevesinde gerçekleştirdiği 6
milyar 477 milyon YTL'lik ulaştırma ve haberleşme yatırımının iller itibariyle
dökümünde; İstanbul 1 milyar 940 milyon YTL ile ilk sırada yer aldı. İkinci ve
üçüncü sıraya Adana ve Bursa yerleşti. Ankara ise 45,6 milyon YTL'de kaldı.
Anadolu illeri içinde Kayseri, Trabzon, Zonguldak, Antalya,
Çorum, Hatay, Tekirdağ, Samsun, Sivas, Erzurum, Sinop gibi ilerde en fazla
yatırım yapılan illeri oluşturdu. Bu illere yapılan yatırımlar 42,6 milyon
YTL'den 101,3 milyon YTL'ye kadar uzanan miktarlarda gerçekleşti.
İllere göre kamu yatırımlarının dağılımında; eğitim ve sağlık
sektörü ilgi gösterilen alanlardan ikisi oldu. Buna göre, geçen yıl eğitime
yapılan 3 milyar 12 milyon YTL'lik yatırımın, 172,4 milyon YTL'si Ankara'ya,
163,5 milyon YTL'si İstanbul'a, 74,4 milyon YTL'si de İzmir'e aktı.
Kamunun sağlık sektörüne yaptığı 1 milyar 583 milyon YTL'nin
99,9 milyon YTL'si İstanbul için harcandı. Ankara için 79,9 milyon YTL, İzmir
58,5 milyon YTL'lik sağlık sektöründe yatırım gerçekleşti.
Sağlık sektöründe tüm iller bazında ilk sırada İstanbul yer
aldı, ancak ikinci sıraya Erzurum yerleşti. .
TARIM YATIRIMLARINDA FAZLA PAY ALAN İLLER ARASINDAYIZ
Tarım sektörüne tüm iller genelinde yapılan 1 milyar 738 milyon
YTL’lik yatırımın, 95,6 milyon YTL’si Konya ovası için gitti. Aydın, Balıkesir,
İzmir gibi verimli tarım arazilerinin bulunduğu illerle, Kayseri’nin de yer
aldığı bu vilayetlere 30 ile 49 milyon YTL arasında yatırım yapıldı. Yine Sivas,
Şanlıurfa, Samsun, Malatya, Gaziantep, Diyarbakır, Edirne, Çanakkale, Bursa’da
yatırımdan en fazla pay alan iller odu.
|