ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



İLİMİZDE  KÜLTÜREL ve SANATSAL FAALİYETLER ...                                                                                                                           Son Güncelleme : 06.05.2017



     


Türkiye'den 3 Unsur Daha Dünya Mirası Listesinde
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Çanakkale'deki Assos Arkeolojik Alanı, Balıkesir Ayvalık Endüstriyel Kültürel Peyzajı ve Konya'daki İvriz Kültürel Peyzajının UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alındığını belirterek, böylece Türkiye'nin geçici listedeki unsur sayısının 72'ye çıktığını bildirdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Avcı, Assos Arkeolojik Alanı, Ayvalık Endüstriyel Kültürel Peyzajı ve İvriz Kültürel Peyzajı'nın 'UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmasıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "UNESCO Dünya Mirası Geçici Listemize kayıt olmak üzere Çanakkale'deki Assos Arkeolojik Alanı, Balıkesir Ayvalık Endüstriyel Kültürel Peyzajı ve Konya'daki İvriz Kültürel Peyzajına ilişkin hazırladığımız dosyaları yaklaşık 1 yıllık bir hazırlık sürecinin ardından geçtiğimiz ay UNESCO Dünya Miras Merkezine iletmiştik. Merkezin yaptığı değerlendirme sonucunda bu üç unsurumuz da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alındı. Böylece geçici listedeki unsur sayımız 72'ye çıktı" ifadelerini kullandı.
"UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesinde ise 16 unsurla, dünyada en çok unsur kaydettiren 17'nci ülkeyiz" diyen Avcı, şunları kaydetti: "Temmuz'da Polonya'da düzenlenecek UNESCO 41. Dünya Miras Komitesi Toplantısında Aydın'daki Afrodisias Antik Kenti'nin daimi listeye girmesi görüşülecek. Önümüzdeki yıl yapılacak toplantıdaki adayımız ise Şanlıurfa'daki Göbeklitepe olacak. İnşallah bu iki unsurumuzun da kalıcı listeye gireceğine inanıyoruz. Her yıl geçici listedeki bir unsurumuzu kalıcı liste için aday gösterebiliyoruz. İnşallah geçici listedeki diğer unsurlarımızı da önümüzdeki yıllarda daimi listeye almak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ben bu anlamda başta Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüz olmak üzere emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum."



5 bin yıllık Truva (Troia) Antik Kenti, terör olaylarının turizme yaptığı olumsuz etkiden nasibini aldı. 2015'te 491 bin 205 turisti ağırlayan antik kenti, 2016'da ziyaret edenlerin sayısı 229 bin 207'ye geriledi.
Ülke genelinde geçen yıl yaşanan terör olayları, Çanakkale turizmini de olumsuz etkiledi. Terör olaylarının yaşandığı geçen yıl, Çanakkale genelinde müze ve ören yerlerindeki ziyaretçi sayılarında büyük düşüş yaşanmasına neden oldu. Terör olaylarının neden olduğu olumsuz ortamdan, kentteki ören yerleri arasında en çok Truva etkilendi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre 2015 yılında 491 bin 205 kişinin ziyaret ettiği Truva'da, geçen yıl bu rakam yarı yarıya düşerek 229 bin 207 kişi olarak gerçekleşti.
Çanakkale'de 2015'de müze ve ören yerlerini toplamda 639 bin 644 kişi ziyaret etti. Bu rakamın dağılımına göre; Arkeoloji Müzesini ziyaret edenlerin sayısı 14 bin 941 kişi oldu. Truva 491 bin 205, Assos 112 bin 705, Alexandria Troias 8 bin 680, Apollon Smintheion Tapınağı ise 12 bin 113 yerli ve yabancı turisti ağırladı.
Çanakkale'deki 5 müze ve ören yerini 2016 yılında ise toplamda 367 bin 933 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. UNESCO tarafından 1998 yılında 'Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan Truva, geçen yıl 229 bin 207 ziyaretçi ile ilk sırada yer aldı. Ancak bir önceki yılın ziyaretçi sayısına göre burada, yarı yarıya düşüş dikkat çekti. Yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeken yerler sıralamasında Ayvacık İlçesi'ne bağlı Behramkale Köyü'ndeki Assos ise 112 bin 152 ziyaretçiyle 2'inci, Apollon'un kutsal alanı olarak bilinen Apollon Smintheion Tapınağı 10 bin 881 ziyaretçiyle 3'üncü sırada yer aldı. Kent merkezindeki Arkeoloji Müzesi'ni 8 bin 305 kişi ziyaret ederken, Ezine İlçesi'nin Dalyan Köyü'nde bulunan Antik Yunan kenti Alexandria Troas Bölgesi de 7 bin 388 ziyaretçiyi ağırladı.
"2016, ÜLKEMİZ İÇİN ZOR BİR YILDI"
Çanakkale Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği Derneği (ÇATOD) Yönetim Kurulu Üyesi Armağan Aydeğer, ören yerlerine gelen ziyaretçi sayısındaki düşüşün 2016'da yaşanan sıkıntılar ve konjektürel problemlerden kaynaklandığını belirtti. Troia'nın, Türkiye ve dünyanın en önemli antik yerleşim yerleri arasında bulunduğunu ifade eden Aydeğer, "Geçen yıl Truva'yı ziyaret edenlerin sayısının yüzde 45'leri bulduğunu söyleyebiliriz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü'nden aldığımız veriler çerçevesinde 2016 yılı sonunda yaklaşık 230 bin civarında da ziyaretçi sayısı gözüküyor. Bu tabii ki hepimizi endişelendiren bir husus. Birçok sebebi var. Ama bunların başında 2016 yılında yaşanan onlarca terör odaklı konu geliyor. Özellikle güvenlik odaklı konular, bölgemizdeki ve ülkemizdeki turizm hareketine en çok engel olan ve sıkıntıya sürükleyen konuların başında geliyor. 2016, ülkemiz için zor bir yıldı. Sınırımızın hemen ötesinde devam eden bir iç savaş var. Yine sayıları 4 milyonu bulan bir mülteci krizi ve akabinde dünyayı kasıp kavuran bir terör zinciri hepimizin turizmde sıkıntılarla karşı karşıya kalmamıza sebebiyet verdi" dedi.
Geçen yıl yaşanan sıkıntılara paralel olarak ülke genelinde dış pazarda ciddi bir daralmanın söz konusu olduğunu belirten Aydeğer, "2015 yılındaki konaklama verilerinde geceleme sayılarına baktığımızda, 205 bin civarında olan yabancı geceleme sayısı 2016 yılı 9'uncu ay itibariyle 62 bin olarak karşımıza çıktı.
Yani yılsonu noktasında baktığımızda da ortalama yüzde 65 civarında bir daralmadan bahsedebiliriz. İç pazardaki yerli sayılarına baktığımızda 9'uncu, ay itibariyle 500 binden 397 binlere geriledi. Bu 9'uncu ay itibariyle bir örnekleme yapıldığında da yüzde 15 gibi bir pazar kaybından bahsediyoruz. Yani göründüğü gibi dış pazarda yüzde 65'lik kaybı telafi etmemiz için mutlak suretle stratejik bir planlama ve stratejik iletişim araçlarına ihtiyacımız var" diye konuştu.



Çanakkale Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması için 1892'de 2'inci Abdülhamit tarafından yaptırılan tarihi Anadolu Hamidiye Tabyası, restorasyon çalışmalarında büyük değişime uğradı.
Tarihi tabya, içine yapılanlar nedeniyle modern bir sosyal yaşam alanına dönüşürken, betonlaşma nedeniyle ise yeşil alan miktarı azaldı. Ancak çalışanlar, restorasyon tamamlandığında tabyaların zemininin bir bölümü ile bonetlerin (cephanelik) üzerinin çimlendirileceğini ve alana çeşitli fidanlar dikilerek tekrar yeşil örtüsüne kavuşturulacağını belirtiyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 20 milyon lira ödenek ayırarak 2014'ün Şubat ayında başladığı 'Anadolu Hamidiye Tabyası ve Gelibolu Minia Teşhir Tanzim ve Çevre Düzenlemesi' projesinin, Çanakkale Deniz Zaferi kutlamalarının yapıldığı 18 Mart'a kadar tamamlanması hedefleniyor. İşin başlangıcında müteahhidin tescilli bonetler üzerindeki çalışmayı iş makinesi kepçeyle yapması kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.

Yaklaşık 3 yıldır süren çalışmalar sonunda ortaya nasıl bir görüntü çıkacağı merakla beklenirken; tabyadaki değişimi, aynı açıdan çekilmiş 2 farklı fotoğraf karesi net olarak ortaya koydu. Havadan çekilmiş ilk fotoğrafta, Anadolu Hamidiye Tabyasının tarihi yapısı ve yemyeşil görüntüsü dikkat çekiyor. Yakın bir zamanda yine havadan çekilmiş 2'inci fotoğrafta ise tabyanın yeşil görüntüsünden eser kalmadığı, zeminin büyük bölümünün betonlaştığı görüldüğü gibi, birçok yapının da inşa edildiği gözlendi. Ancak çalışanlar, restorasyon tamamlandığında tabyaların zemininin bir bölümü ile bonetlerin üzerinin çimlendirileceğini ve alana çeşitli fidanlar dikilerek tabyanın tekrar yeşil örtüsüne kavuşacağını belirtiyor.
Proje kapsamında şuana kadar Anadolu Hamidiye Tabyası içine yapılanlar, tarihi tabyanın modern bir sosyal yaşam alanına dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Yapılan çalışmalar kapsamında tabyanın dış duvarı yıkılarak yeni bir duvar örüldü. İçine yağmur suyu girdiği için bonetler onarımdan geçirilerek, sergi ve müze salonu haline dönüştürüldü.
Yaya ve bisiklet yolları yapıldı. Çocuk oyun parkları ile spor aletleri konuldu. Tam ortasına süs havuzu yapılan tarihi tabyanın bir bölümü, zemin taşla kaplanarak tören alanı haline getirildi. Mini amfitiyatro ve kulis binası yapıldı. Tuvaletlerin yanı sıra bir de deniz manzaralı kafeterya inşa edildi. Çanakkale Boğazı'nın Marmara Denizi'nden Ege Denizi'ni kadar uzanan su yolunun minyatürü de yine Tabya içinde yer aldı. Çanakkale Savaşları sırasında kullanılan bir tarihi top da bonetler arasındaki top atış alanına yerleştirildi.
Çanakkale Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması için 1892'de Sultan 2'inci Abdülhamit tarafından yaptırılan Hamidiye Tabyasında 10 tescilli bonet bulunuyor.



Mevlana'nın vuslatının 743'ncü yıldönümü nedeniyle Gelibolu Mevlevihanesi'nde
Şeb-i Arus törenine düzenlendi.

Balkan Coğrafyasından gelen din adamları, törendeki konuşmalarında; Türkiye'den övgüyle bahsederlerken, güçlü bir Türkiye'nin İslam coğrafyası için çok önemli olduğuna vurgu yaptı.
Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ise, Hazreti Mevlana'nın bıraktığı hoşgörü mirasının, İslamiyet düşmanlığına en büyük cevabı verdiğini belirtti. Mevlana'nın eserlerinin günümüze kadar dalga dalga yayılarak bu coğrafyadan tüm insanlığa ve tüm dünyaya ışık saçtığını kaydeden Vali Tavlı, "Bugün burada bizleri bir araya getiren ve Anadolu topraklarından dünyaya yayılan onun aşk ile yoğrulmuş, hoşgörüyle taçlanmış fikirleridir.
Hem millet, hem de İslam ümmeti olarak çok zor günlerden geçiyoruz. Ülkemizin karşı karşıya olduğu sıkıntılara karşı, ölümü tıpkı Hazreti Mevlana gibi Düğün Gecesi olarak gören bu aziz milletin şerefli evlatları olan polisimiz, askerimiz, gencimiz, yaşlımızla; Yüce Allah'ın izni ile bu milleti ve bu büyük medeniyeti içeriden de, dışarıdan da kimse yıkamayacaktır. Çünkü bizim esin kaynağımız Mevlana'dır, Yunus Emre'dir Hacı Bektaşi Veli'dir" diye konuştu.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Balıkesir Bölge Müdürlüğü verilerine göre, 2015 yılında, müze ve ören yerlerini ziyaret eden kişi sayısında 9'uncu sırada yer alan Çanakkale'de, bu ziyaretlerden 8 milyon 311 bin 630 lira gelir elde edildi. Balıkesir Bölge Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Balıkesir'de 9, Çanakkale'de 8 müze bulunduğu belirtildi.
Türkiye genelinde müze sayısının 2015'te 17 artarak 409'a ulaştığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Çanakkale, müze eser sayısında 28'inci, müze ve ören yeri ziyaretçi sayısında 9'uncu oldu. Balıkesir'de, Bakanlığa bağlı 3 müze ve 9 bin 956 eser ile 2 ören yeri bulunuyor. Buraları ziyaret eden kişi sayısı ise 19 bin 982 kişi. Çanakkale'de bir müze ve 32 bin 432 eser ile 5 ören yeri bulunurken, buraları ziyaret edenlerin sayısı ise 639 bin 644 kişi. Balıkesir'deki müzelerde yer alan materyallerin 5 bin 85'i sikke, 4 bin 111'i arkeolojik, 587'si etnografik,128'i mühür ve mühür baskısı, 35'i arşiv dokümanı ve 10'u diğer olarak envantere kaydedildi.
Çanakkale'deki müzelerde yer alan materyallerin ise 15 bin 695'i sikke, 14 bin 9'u arkeolojik, 2 bin 715'i etnografik, 1'i mühür ve mühür baskısı, 12'si el yazması olarak envantere kaydedildi."
Balıkesir'de 9 bin 476 kişinin ücretli, 10 bin 506 kişinin ücretsiz olarak müze ve ören yerlerini ziyaret ettiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu ziyaretlerden 37 bin 325 lira gelir elde edildi. Bu durum Çanakkale'de, 504 bin 923 kişi ücretli ve 134 bin 721 kişi ücretsiz ziyaretçi ile 8 milyon 311 bin 630 lira gelir olarak gerçekleşti. Balıkesir, özel müzelerindeki 21 bin 429 eser ile 4'üncü ve 97 bin 895 ziyaretçi sayısı ile 14'üncü olurken, ziyaretçi sayısında Çanakkale 104 bin 934 kişiyle 13'üncü sırada yer aldı. Müzelere bağlı kültür varlıklarında, Balıkesir'de de 3 bin 65 kültür varlığının 2 bin 424'ü sivil mimarlık örneği, 178'i dinsel ve 168'i kültürel varlık olarak kayıtlara geçti.
Bu kapsamda, 2 sokak da korunmaya alındı. Çanakkale'de bin 760 kültür varlığının bin 36'sı sivil mimarlık örneği, 140'ı dinsel ve 166'sı kültürel varlık olarak kaydedildi. Bu kapsamda, 4 sokak korunma altına alındı."



Çanakkale'nin Bozcaada İlçesi'nde, 15'nci Ozanın Günü ve Homeros Okuması
etkinliği yapıldı.

Yılın şairi Akgün Akova'nın, Salhane'de okuduğu şiirler, sanat ve edebiyat severlerden büyük alkış aldı. Bozcaada Belediye Başkanı CHP'li Hakan Can Yılmaz'ın da tüm gün katıldığı etkinliklere bu yıl yine adaya gelen konuklar yoğun ilgi gösterdi. Bozcaada'da bu yıl 15'ncisi düzenlenen Ozanın Günü ve Homeros Okuması, hafta sonu yapıldı. Etkinlik, Cumartesi günü saat 17.00'da Halk Eğitim Merkezi Salonu'nda Udi ve bestekar olan Mutlu Torun'un konseri ile başladı. Konserin solisti ise ney sanatçısı Özcan Özbey idi. Konserin bir bölümünde ise Zeynep Torun, masal şiiri okudu. Ayrıca Mutlu Torun, yakın dostu olan Haluk Şahin'in yazdığı 'Vapurlar İptal' adlı şiirin bestesini de sundu.
Bozcaada Halk Eğitim Merkezi Salonu'nda başlayan Ozanın Günü ve Homeros Okuması öncesinde, etkinliği Adaya kazandıran ve yöneten isim olan Haluk Şahin, organizasyonda her yıl kendisine destek olan başta Cevat Çapan ve Gönül Çapan ile birlikte konaklama da yardımcı olan işletme sahiplerine teşekkür etti. Gazeteci Şahin, "Bu coğrafya Türk ve Rum halklarının 500 yıl yaşadığı ortak bir yer. Sanata sarılmamız gerekiyor. Sanat yıkılmaz ve yarına kalır" dedi.
BAŞKAN YILMAZ: MUTSUZUZ AMA UMUTSUZ DEĞİLİZ
CHP'li Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz da etkinliği adaya kazandıran Haluk Şahin ve Cevap Çapan'a teşekkür edip, özetle "Mutsuzuz ama umutsuz değiliz. Türkiye'yi beraber inşa etmeliyiz. Terör, darbe, faşizm hayatı durdurmayı amaçlıyor. Adanın alt yapısında kültür ve sanat var. Toplumsal barışa en çok ihtiyaç duyduğumuz şu dönemde inadına kültür ve sanat etkinlikleri yapılmalıdır" dedi.
TÜRKAN SAYLAN'A BÜYÜK ALKIŞ
Konserle devam eden etkinliğin ardından Ozanın Günü ve Homeros Okumaları'nın ikinci bölümü yine her yıl olduğu gibi Salhane'de gerçekleşti. Yılın ozanının Akgün Akova olduğu etkinliğe ilgi oldukça yoğundu. Hatta programın ortalarına doğru sandalye yetmeyince konuklar etkinliği ayakta ve yerde izledi. Burada başlayan program öncesinde Haluk Şahin ve Cevat Çapan etkinlik hakkında birer konuşma yaptı.Yılın ozanı, şair Akgün Akova ise Cevat Çapan ve birlikte yaşadıkları anıları anlattıktan sonra "Sevdiğim Kadın Adları Gibi" adlı kitabından şiirler okudu.
Artık sevdiğim kadın adları gibi şiir yazmaya da son verdiğini belirten Akova, son olarak Türkan Saylan için yazdığı "Türkan" isimli şiiri okudu. Akova, izleyicilerden büyük alkış aldı.
Etkinliklerin ikinci günü olan bu sabah ise Bozcaada'da gün doğumunda Troia'nın karşısındaki sahilde Homeros okumaları yapıldı. Homeros'un epik şiiri İlyada'dan yapılan okumanın açış ve kapanışını yılın şairi Akgün Akova yaptı. Güneş doğarken başlayan okuma iki saat sürdü. Ozanın Günü ve Homeros Okuması edebi etkinliğini 15 yıldır düzenleyen Haluk Şahin. "Homeros'un ölümsüz eserindeki olayların çoğu bizim coğrafyamızda geçiyor. Troia hemen karşımızda. Bozcaada tüm olayların ortasında. Tarih değişse de coğrafya o kadar değişmiyor. Homeros'u biz okumayacağız da kim okuyacak?" dedi.



M.Ö. 4. yüzyılın sonlarında tek gözlü Antigonos tarafından Antigoneia adıyla kurulmuştur. Kısa bir süre sonra M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Makedon Lysimakhos tarafından Aleksandria Troas adıyla tekrar kurulmuştur. şehir kurulurken, etrafında yeralan Gargara, Hamaksitos, Neandria, Kolonai, Larisa, Kebren ve Skepsis kentlerinin halkları buraya yerleştirilmiştir. Aleksandria Troas, kapsadığı şehiralanıyla Anadolu’nun en büyük kentlerinden biridir.
Çanakkale’nin Ezine İlçesi Dalyan Köyü'ndeki Anadolu'nun en büyük antik kentlerinden biri olarak kabul edilen Aleksandria Troas'ın tanıtımı için girişimlerde bulunduklarını anlatan A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erhan Öztepe, antik kentin Efes ve Bergama ile yarışabilecek bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.
Çanakkale'de M.Ö. 311 yılında Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos Monophtalmos tarafından 4 bin 500 dönümlük bir alan üzerinde kurulan ve sekiz kilometre uzunluğunda surlara sahip olan Aleksandria Troas antik kenti, az bilinen bir kültür hazinesi olarak dikkat çekiyor. Doğu Roma İmparatorluğu'nun yeni başkenti seçilirken Konstantinopolis (İstanbul) ile yarışan, bölgedeki granit yataklarıyla, İstanbul'da 16'ncı ve 17'nci yüzyılda yapılan Osmanlı eserlerinin büyük bölümüne malzeme sağlayan kenti ortaya çıkaracak kazı çalışmaları için güçlü bir sponsor desteğine ihtiyaç duyuluyor. Aleksandria Troas kazı çalışmaları başkanı A.Ü Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erhan Öztepe, bölgede çalışmaların 15 yıl önce başladığını ve Ankara Üniversitesi'nin yanı sıra Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Alman Münster Üniversitesi'nden akademik ekiplerle yürütüldüğünü kaydetti. Öztepe, "Çok yeni bir arkeolojik alan. Bu nedenle de tanıtıma ihtiyacı var. Yıllık ziyaretçi sayısı 12-13 bin civarında. Bu sayı, Truva antik kentinde 600 binin üzerinde. Truva, Efes, Milet ve Bergama ile yarışabilecek potansiyele sahip bir antik kent var burada. Hem görsellik hem de arkeolojik olarak potansiyeli çok büyük bir antik kent" dedi.
"İSTANBULLULARIN SEMPATİSİ VAR"
Aleksandria Troas'ın tanıtımı için girişimlerde bulunduklarını anlatan Öztepe, "Henüz başlangıç aşamasındayız. Çanakkale'de sponsorluk yapan birkaç firma var. Önce yerelde ardından İstanbul'da tanıtıma ağırlık vermeyi düşünüyoruz. İstanbulluların bölgeye bir sempatisi var. Assos ve Bozcaada'ya geliyorlar. Bu ilgiden hareketle, güçlü ve sürekli bir sponsor sağlanabilirse, hedeflerimize daha kolay ulaşırız" dedi. Öztepe, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan düzenli bir ödenek gelmesine rağmen, çalışmanın boyutlarına ve ölçeğine bağlı olarak özel sektörün ilgisini çekmek gerektiğini belirtti.
Çalışmaların bugüne kadar antik kentin merkezinde yürütüldüğünü, ortaya çıkan eserlerin bir bölümünün kazı yerinde korunduğunu, bir bölümünün de Çanakkale Arkeoloji Müzesi'ne gönderildiğini anlatan Öztepe, bundan sonraki çalışmalarda odeon (küçük tiyatro) ve Roma Hamamları üzerinde yoğunlaşacaklarını belirtti. Öztepe, "Büyük bir Roma hamamı var. Halen toprak altında bulunuyor. Hiç kazılmadı. Depremsel hareketlerle yıkıldığını ve üzerinde 8-10 metre dolgu zemin bulunduğunu düşünüyoruz. 123x84 metre boyutlarındaki Herodes Atticus hamamı Anadolu'nun bilinen en büyük hamamlarından biri" dedi.
ALEKSANDRİA TROAS ANTİK KENTİ
Aleksandria Troas, antik çağda "Troas" olarak adlandırılan Biga Yarımadası'nın Bozcaada'ya en yakın kısmına yeralır. M.Ö. 311 yılında III. Alexandros'un (Büyük İskender) komutanlarından Antigonos Monophtalmos tarafından "Antigoneia" adı ile kent kurulur. Komutanın ölümünün ardından M.Ö. 301-300 yıllarında antik kentin ismi Lysimakhos tarafından Aleksandria Troas olarak değiştirilir. Anadolu'da Hıristiyanlığın tanıtılma çabaları çerçevesinde Aziz Paulus, M.S. 50-51 yıllarında bu kentin limanından Makedonya'ya yola çıkar. M.S. 56-57'de Yunanistan'dan dönüşte yeniden limana gelir ve kentte 7 gün kalarak Hıristiyanlığı halka anlatır. M.S. 124'te doğuya ilk seferini yapan Roma İmparatoru Hadrianus, kentin koruyucusu olarak kabul edilmiştir. M.S 9. yüzyılda, büyük ölçüde terk edilmiş olduğu düşünülen kent, 16 ve 17'nci yüzyılda İstanbul'daki büyük yapıların inşaası için bir taş ocağına dönüşür.



Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye sınırları içinde kalan Troya Milli Parkı için Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı onaylandı.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, tabii zenginlikleri halkın hizmetine sunmak ve milli parkları önemli bir cazibe merkezine dönüştürmek amacıyla milli park ve tabiat parkı yatırımlarına hız verdi. Bakanlık, 1996 tarihinde 'Milli park' ilan edilen ve 1998 senesinde Dünya Kültürel Miras Listesi'ne de dahil edilen Troya Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı'nı onayladı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, yaptığı açıklamada, gelişme planının onaylanması ile Bakanlığı tarafından bu alana yapmayı hedefledikleri yatırımlara da hız verdiklerini söyledi. Eroğlu, "Onaylanan revizyon planı kapsamında yapılacak çalışmalar ile hem Türkiye hem de dünya çapında önemli tarihi ve kültürel özelliklere sahip milli parkımızın korunarak gelecek kuşaklara aktarımını sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
NELER YAPILACAK?
Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı'nın onaylanmasıyla milli park alanı koruma ve kullanma dengesi içinde bölgelere ayrılarak bazı alanlar için koruma kıstasları getirildi. Ayrıca, tarım alanları ile alakalı da yeni düzenlemeler yapıldı. Bu kapsamda, milli park sınırları dahilinde sürdürülebilir tarım için 'iyi tarım uygulamaları' ile organik tarıma geçilecek. Ayrıca, Troya Tarihi Milli Parkı'na gelen ziyaretçi sayısını artırmak maksadıyla Çadırlı Kamp Alanı ile günübirlik kullanım alanları yapılacak. Milli Park sahası içindeki Ören Yeri'nin tanıtımını artırmak maksadıyla da yeni etkinlikler düzenlenecek. Onaylanan revizyon planı kapsamında milli park ve çevresindeki yöre halkına, ilgi gruplarına, idarecilere ve öğrencilere yönelik eko-turizm eğitimleri verilecek. Milli park alanının sahip olduğu değerler ve geleneksel ürünlere yönelik pazar araştırmaları yapılarak, eko-turizme konu olacak ürün ve konular belirlenecek.
Ayrıca Milli Park'ta yeme-içme tesisleri, altyapı ve çevre temizlik işleri, servis hizmetleri, konaklama gibi hizmet sunumları ile alan kılavuzluğu seçiminde öncelikle olarak yöre insanından faydalanarak bölge halkına da istihdam olanağı sağlanacak.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Seramik Bölümü Öğretim Görevlisi ve seramik sanatçısı Ergün Arda, kentin isminin oluşmasında önemli bir faktör olan Çanakkale seramiklerini cama aktarıyor.

Arda, yaptığı açıklamada, kentteki seramik faaliyetlerinin geçmişinin 1700'lü yıllara kadar gittiğini, o tarihlerde Çanakkale'de seramikle uğraşan pek çok usta bulunduğunu söyledi.
Ustaların 1970'li yıllara kadar geleneksel Çanakkale seramiği imal ettiğini aktaran Arda, "Çanakkale'deki seramik faaliyetleri bir halk sanatı. İznik ve Kütahya biraz daha saray sanatı diye geçiyor. Saraya hizmet veren bir sanat olarak biliyoruz bunları. Aralarında işçilik farkı var" dedi.
Arda, geleneksel Çanakkale seramiklerini cam üzerine aktarmaya karar verdiğini ve bu konuda pek çalışma yapılmamış olmasının kendisini daha da heyecanlandırdığını belirterek, "Seramik ve cam eğitimi almış birisi olarak bunu yapmaya karar verdim. Bu konuda tecrübe kazanıp bilgi sahibi olduktan sonra geleneksel Çanakkale seramiklerini cam torna ve füzyon tekniğiyle şekillendirmeye başladım. Bunun sonucunda ortaya güzel işler çıkmaya başladı. Yetenek geliştirilebilir bir şey. Zor olduğunu söyleyebilirim. Çömlek çarkını bilen biriyim. Çömlek çarkını bildiğim için cam tornayı da rahatlıkla yapabilirim diye düşünmüştüm" ifadelerini kullandı.
Çanakkale seramiğinin temalarının çok zengin ve heyecan verici olduğuna dikkati çeken Arda, şöyle devam etti:
"Soyut, figüratif çalışmalar var. Hayvan betimlemeleri, kalyonlar, balıklar, develer, aslanlar, Atatürk 'ün tasvirleri var. Mesela o dönem Osmanlı'ya bir zürafa götürülüyor. Zürafa deniz yoluyla götürülürken gemi Çanakkale'de mola veriyor. Çömlekçiler, Çanakkale halkı bu zürafayı görmek için iskeleye gidiyor. Çömlek ustası da hayvanı görüyor ve tabağında resmediyor. Yani çupra balığı yediyse ondan etkilenmiş, onu resmetmiş."
- Geleneksel yöntemleri kullanıyor
Ergün Arda, Çakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin, geleneksel Çanakkale seramiklerine sahip çıktığını, kurulan Çanakkale Seramikleri Araştırma Merkezi'nde çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
Türkiye 'de ve dünyada geleneksel Çanakkale seramiğine meraklı birçok insan ve koleksiyonerler bulunduğunu vurgulayan Arda, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hem orijinallerine sahip hem de yenilerini alıp saklayan koleksiyonerler var. Buna değer veriyoruz ve sahip çıkmaya çalışıyoruz. Benim de arzum; geleneksel Çanakkale seramiğini camla buluşturup yeni yorumlamalar yapmak. Orijinallerini elbette yeniden yorumluyorum, aynısını yapmaya çalışıyorum. Tabii ki aynısı olmuyor. En azından serigrafi yapmıyorum, el işi, geleneksel yöntemlerle imal ediyorum. Geleneği ve geleneksel Çanakkale çömlek ustasının yaptığı gibi yaparak, örneğin 1700'lü yıllarda Çanakkale Boğazı'ndan kalyon geçiyorsa, bugün kuru yük, konteyner, yolcu ve savaş gemileri geçiyor. Onları geleneksel Çanakkale seramikleri üzerinde çalışıyorum."


CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Kaz Dağlarının UNESCO Tehlike Altındaki Miraslar Listesi ve Dünya Mirası Listesi'ne girmesi için girişimde bulundu.

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz'a bir mektup yazan Erkek, bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. Konuyla ilgili çalışmalarına devam edeceğini söyleyen Erkek, "bu konuda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'ndan uzmanlarla temas kurduk. Yine bu konuda çalışma yapanlar, dosya hazırlayanlar ve ilgili Bakanlık nezdinde de çalışmalar yapacağım" dedi...

Erkek, Prof. Dr. Öcal Oğuz'a gönderdiği mektupta şu ifadelere yer verdi; “Ülkemizin, evrensel ölçütte önemli doğal ve kültürel miraslarının değerlendirilmesi ve UNESCO tarafından Miras Listesi’ne alınması için çok önemli çalışmalar yapmaktasınız. En son Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı ile Efes’in Dünya Miras Listesi’ne girmesinde olduğu gibi, yaptığınız çalışmaların meyvelerini topladığımızı, mutlulukla takip etmekteyiz.

Bilindiği gibi çatışmalar, doğal afetler, çarpık kentleşme, alan yönetimindeki eksiklikler ile tahribat, kaçakçılık, yağma gibi yasa dışı faaliyetler nedeniyle yeterince korunamayan miras alanları Komite üyeleri ve Danışsal Organlar tarafından değerlendirilmekte olup, acil koruma gerektiren miraslar UNESCO’nun Tehlike Altındaki Miraslar Listesine kaydedilmektedir. Yine Dünya Mirası Listesi’ne kayıt olmak için gerekli 10 ölçütün dördü, doğal miras sayılacak alanların niteliklerini sıralamaktadır. Kaz Dağları hem Tehlike Altındaki Miraslar Listesi hem de Dünya Miras Listesi’ne girmek için en uygun yerlerden biridir.

Tarihi Milattan Önce 7000'lere kadar giden, tarihi ismiyle İda Dağı olarak anılan Kaz Dağları, Homeros'un ünlü destanı İlyada'da "hayvanların anası, kaynağı bol, çok pınarlı" olarak geçmekte ve Yunan Mitolojisi'nde önemli bir yer işgal etmektedir. Yine burada yaşadığı varsayılan Sarıkız Destanı ile Kaz Dağları, İslami halk hikâyeleri içinde de özel bir yere sahiptir. Kaz Dağı, başta Kazdağı Göknarı olarak tanınan endemik ağaç türü olmak üzere, zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Milli park; memeliler, kuşlar ve sürüngenler açısından da çeşitlilik göstermektedir. Dağda, kuzey güney doğrultusunda derin vadiler ve kanyonlar deniz etkisinin içerilere taşınmasını sağlarlar. Biga Yarımadası’nda yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını oluşturan, besleyen, sürekliliğini sağlayan; Bandırma’dan Ayvalık’a ve Midilli’ye kadar yaklaşık 2 milyon insanın temiz, güvenilir su kaynağı olan Kaz Dağları, barındırdığı bitki ve hayvan türleri, temiz havası ve suyu, bu atmosferin can verdiği tarım alanlarıyla yüzyıllardır tüm bölgenin yaşam kaynağı olmuştur.

Bu özellikleriyle dünyaca bilinen Kaz Dağları, maalesef yok olma tehdidiyle karşı karşıyadır. Bölgede altın tekellerinin sondaj çalışmalarını tamamlaması ve işletmeye başlaması hem bölge halkı hem de konuyu yakından takip eden dünya kamuoyunca tepkiyle karşılanmaktadır. Yüzlerce metrelik çukurlar açılıp, tonlarca zehirli siyanür kullanılarak yapılacak altın işleme çalışmaları; havayı, suyu ve toprağı kirleterek geleceğe miras olarak “zehir ve ölüm” bırakılmasına neden olacaktır. Özellikle Çanakkale ve Balıkesir ilimizde, altın madenlerinin yaratacağı olumsuzluklar yetmezmiş gibi, tonlarca kömür ve su kullanacak termik santrallerin yapılması ve yapılmaya devam edilmesi de Kaz Dağları için “ölüm ilânı” niteliğindedir.

Bölgede yaşayan yurttaşlarımız, hem bölgeleri hem Türkiye hem de dünya adına Kaz Dağlarının korunması için çaba sarf etmektedirler. Yine birçok sivil girişim, Kaz Dağı ve Madra Dağı Belediyeler Birliği ve siyasiler olarak bizler Kaz Dağlarını korumak için ve uluslararası alanda farkındalık yaratmak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bunun yollarından biri de Kaz Dağlarının Dünya Miras Listesi’ne girmesidir. Maalesef Kaz Dağlarını tüm girişimlerimize rağmen koruyamıyoruz. Hukuk kurallarının yok sayıldığı, Çevresel Etki Değerlendirme Raporlarının içinin boşaltıldığı süreçte; Kaz Dağlarının yok edilmesine izin vermek istemiyoruz. Bundan dolayı Kaz Dağlarının Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için sizlerden özel ilgi bekliyoruz. Bizler bu süreçte elimizden gelen desteği sunmaya hazırız.


Çanakkale’nin Biga İlçesi Kemer Köyü’nde yer alan Parion Antik Kentin’nde 2700 yıllık tarihi ortaya çıkarmak için sürdürülen kazılarda 11’inci sezon başladı. 2005 yılında başlayan kazı çalışmalarında bu yıl arkeojeofizik haritası çıkarılacak.

Kazı başkanlığı değişikliği ve bunun resmi prosedürünün uzun sürmesi nedeniyle öngörülen çalışma planından yaklaşık 1 ay geç başladı. Ana sponsorluğunu İÇDAŞ A.Ş.’nin sürdürdüğü kazılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü öncülüğünde 23 Temmuz’da başladı. 2015 yılı kazı ve restorasyon çalışmalarına Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Vedat Keleş başkanlık ediyor. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniveristesi Fen-Eebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. H. Ertuğ Ergürer başkan yardımcılığını yapıyor.
Kazılara bakanlık temsilcisi olarak Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nden Ayşenur Bozkurt ve Tokat Müzesi’nden Hülya Aydın ile 20 arkeolog, 1 epigraf, 4 makine mühendisi, 1 metalurji mühendisi, 4 arjkeojeofizikçi, 3 mimar, 1 mimar – restoratör, 8 Restoratör –Konservatör ve ülkemizin değişik üniveristelerinden 21 öğrenci ve anasponsor desteği ile sağlanan 70 işçi katılıyor.
Eylül ayı sonuna kadar devam etmesi planlanan kazılarda ‘Güney Nekropolis’, ‘Tiyatro’, ‘Yamaç Hamamı’, ‘Roma Hamamı’, ‘Agora ve dükkanlar’, ‘Sondaj 8’, ‘Tümülüs’, ‘Odeion’, ‘Mozaikli Yapı’ olmak üzere dokuz farklı sektörde çalışılması düşünülüyor.
Kapsamlı kazı faaliyeti
Geçmiş yıllarda oldukça önemli buluntular veren Parion kazılarında bu yıl tiyatroda orkestranın ortaya çıkarılması hedefleniyor. Yamaç hamamında Vestibulum (Giriş) bölümünün kazılması ve antik caddenin devamının ortaya çıkarılması, Roma hamamında geçen yıl bırakılan yerden yapının ana hat planının belirlenmesi, Agora ve dükkanlarda yine geçen yıllarda ortaya çıkarılan sıralı mekanların devamının ortaya çıkarılması hedefler arasında yer alıyor.
Odeion’da yapının etrafının tamamen kazılarak planının tam olarak ortaya çıkarılması ve bu yapı ile ilgili proje safhasına geçilmesi düşünülüyor. Güney Nekropolis’te geçen yıl ortaya çıkarılan oda mezarların bulunduğu alandaki faaliyetlere devam ediliyor.
Kazı Başkanı Doç. Dr. Vedat Keleş, bu yıl arkeojeofizik haritasının çıkarılması çalışmalarının yapılacağını belirterek, bunun önemini şöyle aktarıyor: “Avusturya’dan Süleyman Sırrı Seren ve ekibi tarafından kentin arkeojeofizik haritasının ortaya çıkarılması çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Gelecek yıllarda yapılması planlanan arkeolojik kazıların daha sağlıklı gerçekleştririlmesi açısından oldukça önemli olan bu çalışma ayrıca şu anda arkeolojik bir sorun olarak karşımızda duran “erken dönem Parion nerede?” sorusuna cevap bulmamıza da katkı sağlayacaktır”
Arkeoleofizik haritası, Parion gibi büyük antik kentlerin yollarından, yapı duvarlarına kadar pek çok alanın yerleşimini ve ilerleme yönünü ortaya koyuyor. Bir anlamda antik kentin fotoğrafı çekilmiş oluyor.
Restorasyon ve konservasyon önemli
Restorasyon ve konservasyon çalışmalarına da büyük ağırlık verilecek. 2015 sezonu çalışmalarında Odeion’un orkestrasının üzerindeki koruyucu örtü kalırılarak orkestranın ortasında yer alan opus sectile bezemesi üzerinde koruma çalışmaları yenilenecek. Yamaç hamamında bulunan Laconicum bölümünde koruma çalışmaları gerçekleştirilecek. Tiyatro’da bazı bölümlerde derzleme, temizlik ve duvar sağlıklaştırması çalışmaları yapılacak.
Bir medeniyet uyanıyor: Parion
İÇDAŞ A.Ş. ile birlikte gerçekleştirilen Biga Kaymakamlığı tarafından yürütülecek olan ve Güney Marmara Kalkınma Ajansınca kabul edilen “Bir Medeniyet Uyanıyor: PARİON”, isimli proje kapsamında Sevgililer Şapeli Arkeopark Projesi ve Roma Hamamı Koruma amaçlı üst örtü projelerine başlanacak. Ayrıca yine bu proje kapsamında antik kentin tanıtımına yönelik çalışmalara da ağırlık verilecek.
Oluşturulan restorasyon ve konservasyon laboratuvarlarında küçük buluntuların aktif ve passif konservasyonu çalışmalarına da uzman ekip tarafından devam edilecek.
Küçük arkeologlar projesi sürüyor
Her yıl gerçekleştirilen ve ana sponsor İÇDAŞ tarafından da desteklenen küçük öğrencilere yönelik “küçük arkeologlar” projesi sürdürülecek. Kültür bilinci ve kültürel değerlere sahip çıkılmasını hedefleyen küçük çaplı deneme kazısı, sertifika töreni yapılacak. Bölge halkına kazı çalışmalarının önemi ve kültürel değerlere sahip çıkılması noktasında bilgilendirme toplantılarına bu yıl da önem verilecek.
Parion kitabı hazırlanıyor
Parion kazılarının ana sponsoru İÇDAŞ A.Ş.’nin katkıları ile hazırlanan Antik Troas’ın Parlayan Kenti: PARİON adlı kitabın hazırlıkları sürüyor. Kitap, Parion Kazılarının 10.Yılı anısına hazırlanıyor. İçerisinde kazılarda görev alan teknik ekibin bilimsel makallelerinin yer aldığı yayının da çok kısa süre içerisinde okuyucularla buluşması planlanıyor.
Parion kazılarında ortaya çıkarılan çok değerli eserler Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.


Çanakkale'de, 5 bin yıllık geçmişi bulunan Troya Antik Kenti'nde geçen yıl yapımına başlanan müzenin tamamlanmasıyla, bazı Avrupa ülkeleri ve özellikle Rusya'daki "Troya hazineleri"nin yurda getirilmesi çalışmaları hızlandırılacak.

Merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içinde yer alan, her yıl 500 binden fazla kişinin ziyaret ettiği antik kentteki Troya Müzesi'nin inşasının gelecek yıl sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yarışmayla belirlenen proje kapsamında yapımına geçen yıl başlanan Troya Müzesi inşaatının büyük bölümü tamamlandı. Maliyeti 50 milyon lirayı bulacak yapı, 3 bin metrekarelik sergi salonları dahil 10 bin metrekare kapalı alandan oluşacak.
Troya Ören Yeri ve Çanakkale'deki diğer arkeolojik alanlardaki kazılarda bulunan eserlerin de çağdaş müzecilik anlayışıyla sergileneceği yapının inşasının gelecek yıl sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor. UNESCO tarafından 1998'de "Dünya Kültür Mirası Listesi"ne dahil edilen, 5 bin yıllık geçmişe sahip Troya Antik Kenti'nin önemi, müze projesi tamamlandığında artacak. Homeros'un destanı İlyada'daki "Truva Savaşı'nın yapıldığı yer" olarak da bilinen antik kentteki müzenin tamamlanmasıyla, yıllık ziyaretçi sayısının 1 milyonu geçmesi, 44 ülkeye kaçırılan hazinelerin de Türkiye'ye iadesinin sağlanması hedefleniyor.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz, yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığının Troya Ören Yeri'ne büyük önem verdiğini söyledi. Bakanlık verilerine göre, Troya'nın, müze ve ören yerleri ziyaretçi sayısı sıralamasında 9, en fazla gelir sağlama listesinde 8'inci olduğunu belirten Dokuz, "Troya, Çanakkale'nin çok önemli bir markası. Yurtdışı ziyaretlerimizde çok net görüyoruz, dünyada Troya'yı bilmeyen yok" dedi. Dokuz, bu önemli markanın en iyi şekilde tanıtılması gerektiğini, bu anlamda bakanlığının Troya ve hazinelerini anlatacak çok önemli bir müze projesine başladığını dile getirdi.
"Önümüzdeki günlerde yapılacak 25 milyon liralık yeni ihaleyle, geriye kalan 'ince iş' dediğimiz bazı çalışmalar ve teşhir tanzim çalışmaları gerçekleştirilerek, müze tamamlanacak. Bazı Avrupa ülkelerinde ve özellikle Rusya'da bulunan Troya hazinelerinin gerçek yurduna ve yerine getirilmesiyle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığımız çok önemli çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar, özellikle Troya Müzesi'nin de tamamlanmasıyla daha da hız kazanacak ve yurtdışına kaçırılan hazinelerin ülkemize dönüş yolu açılacak."
Dokuz, Troya'da öncelikli hedefin, giriş ve ziyaretçi sayısı bakımından ilk sıradaki Ayasofya Müzesi'ni yakalamak, bunun gerçekleşmemesi halinde ise ilk 3'te yer almak olduğunu vurguladı. Bu hedefe ulaşmak için müzenin tamamlanmasının büyük önemi bulunduğuna değinen Dokuz, "Müze açılıp yurtdışına kaçırılan hazinelerin yerinde sergilenmesi de sağlandığında Çanakkale'nin turizmdeki titrinin olumlu olarak daha yüksek noktalara taşınacağı inancındayız" diye konuştu. Dokuz, antik kentte giriş kapılarından Troya atının çevresi ve yürüyüş yollarına kadar olan bölümün çevre düzenlemesinin yenilendiğini anlattı.
Bunun için 3 milyon lira harcandığını bildiren Dokuz, "Bu uygulamalarla ören yerine gelen ziyaretçilerimiz daha rahat, modern ve çağdaş bir gezi yapabiliyor. Bu yenilemeyle, bölgeyi daha fazla bilgilenerek ziyaret ediyorlar" Bazı tarihi kaynaklarda, 1870'li yıllarda Alman amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından çıkarıldıktan sonra yurtdışına kaçırıldığı belirtilen "Troya hazineleri"nin, başta Rusya ve Almanya olmak üzere 44 ülkede bulunduğu biliniyor. Bunlardan 24 parçalık altın takı, 2012'de Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimleri sonucu ABD'deki Penn Müzesi'nden bedelsiz alınıp Türkiye'ye getirilmişti.


Sultan 2. Abdülhamid'in emriyle 1892 yılında Mareşal Asaf Paşa tarafından inşa edilen Anadolu Hamidiye Tabyaları, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından, Çanakkale Savaşları'nın anlatılacağı butik müzelere dönüştürülecek.

Çanakkale'de Barbaros Mahallesi sınırları içerisinde bulunan tarihi tabyalarda (Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı) 2013 yılında başlayan restorasyon çalışmaları sürüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının ihalesiyle 17 milyon liralık ödenek ile çalışmalara başlanan 105 dönümlük alanda, Çanakkale Deniz Savaşları sırasında boğaz savunmasında kullanılan 10 bonet (tabya) bulunuyor.
Alanda yapılacak düzenleme ve yenileme çalışmalarıyla bonetler, restorasyonun ardından bölge halkının sosyal yaşam merkezi haline dönüştürülecek. Denize paralel bölümdeki 10 bonet butik müze haline getirilerek, Çanakkale Savaşları burada ziyaretçilere farklı bir konseptle anlatılacak.
Çanakkale Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz, yaptığı açıklamada, Çanakkale'nin destanlaşan bir kent olduğunu belirterek, bundan 100 yıl önce yaşanan ve tüm dünyanın zihnine kazınan savaşın ardından, ülkeler arasında önemli dostluklar kurulduğunu ve Çanakkale Savaşları'nın yeryüzünde yaşayan herkes tarafından tanındığını anlattı.
Tabyaların restorasyonunun bu anlamda büyük önem taşıdığını vurgulayan Dokuz, bakanlığın bölgede başlattığı yenileme çalışmalarının, kent yaşamına da olumlu yansımalarının görüleceğini savundu.
Dokuz, şöyle konuştu: "Bu tabyalar, Çanakkale Savaşlarımızda büyük kahramanlıkların gösterildiği tarihi eserlerimizdir. Sultan 2. Abdülhamid'in emriyle 1892 yılında Mareşal Asaf Paşa tarafından inşa edilmişlerdir. Bölgede 10 tabya, yeni askeri literatür ismiyle bonet bulunuyor. Bu tabyaların Kültür ve Turizm Bakanlığımızca tekrar ihya edilip ayağa kaldırılması için 2013 yılında ihaleye çıkılmıştı. Şu ana kadar bölgede 17 milyon 74 bin lira harcanarak günümüzdeki haline kadarki bölümü tamamlandı. Bundan sonra tabyalardaki teşhir tanzim projesi hazırlanmakta. Bununla ilgili ihaleye de çıkıldı. Önümüzdeki günlerde ihaleyi alan firmaya yer teslimi yapılacak. 20 milyon liralık ek harcamayla Çanakkale Savaşları'nı anlatan butik müzeler tarzında bir çalışmayla Anadolu Hamidiye Tabyaları son şekliyle kapılarını ziyaretçilerine açacak."
Tabyaların şehir merkezinde kalmaları dolayısıyla canlı olması ve halka açık bulundurulması gerektiğini ifade eden Dokuz, "Daha önce alan Milli Savunma Bakanlığına ait olduğu için askeri bir alandı. Son dönemde askeri birlik buradan ayrıldıktan sonra yer metruk bir halde duruyordu. Bakanlığımızın, Milli Savunma Bakanlığıyla yaptığı görüşme ve yazışmalar neticesinde alan Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edildi. Bu alanın hayat bulması, halkın kullanımına açık kalması gerçekten çok anlamlı olacak. Bu konuda gerekli onarımlar yapıldı. Restorasyon çalışmalarında belli bir aşamaya gelindi" diye konuştu.
Dokuz, ikinci aşamada 10 bonetin teşhir tanzim projesinin uygulanacağını belirterek, "Tabyalarda Çanakkale Savaşları bizlere butik müze tarzıyla anlatılacak. Gerçekten Çanakkale'nin içerisindeki ziyaretçiler ve kentimize gelen misafirler böyle bir müzeyi gördüklerinde imrenecek, gıpta edecek" dedi.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.