|
|
ÇANAKKALE
POLİTİKA HABERLERİ
Son Güncelleme :
29.01.2012 |
|
AK PARTİ
ÇANAKKALE MERKEZ İLÇEDE
ADNAN ÖNCÜ GÜVEN TAZELEDİ |
AK
Parti Çanakkale Merkez İlçe Kongresinde Adnan Öncü yeniden başkanlığa seçilerek
güven tazeledi.
23. Dönem AK Parti Çanakkale Milletvekili Müjdat Kuşku'nun
divan başkanlığını yaptığı kongrede saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın
okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Kongrede bir konuşma yapan AK Parti
Çanakkale Merkez İlçe Başkanı Adnan Öncü, partide birlik ve beraberlik ruhunun
önemine değinerek, "2012 yılında AK Parti iktidarı ile başlayan değişim
sürecinin sonunda bugün ülkemizde ileri demokrasi, milli birlik ve kardeşlik,
etnik köken, ırk ve bölge ayrımı yapmadan milletine sahip çıkan, "Milleti yaşat
ki, devlet yaşasın" diyen, ülkesini her alanda güçlü kılan, inandığını ve
güvendiğini sonuna kadar savunan, geleceğine ve çocuklarının istikbaline güvenen
bir AK Parti anlayışı ve dünya lideri Recep Tayip Erdoğan var" dedi.
Merkez İlçe Başkanı Adnan Öncü, konuşmasında AK Parti'yi
yıpratma çalışmaları hakkında da açıklamalarda bulunarak, "Bizi bu kutlu
yolculuktan çevirmek isteyenler, gerek kapatma davaları ile gerek bir gecelik
andıçları ve darbe planlarıyla, gerek çeteler kurarak, gerekse 30-40 yıldır
devam eden terörü destekleyerek önümüze ne tuzaklar kurarlarsa kursunlar, dik ve
onurlu yürüyüşümüzü asla engelleyemezler. Çünkü biz onlar gibi desteğimizi şer
odaklarından değil, aziz Türk milletinden alıyoruz" dedi.
Adnan Öncü, konuşmasında yerel yönetim konusundan da
bahsederek, "2014 yerel seçimleri yaklaşıyor. Burada bir karar vereceksiniz. ya
hizmetlerini sadece belli başlı caddelere yapan, tek işi kaldırım yapmak ve
parke döşemek zanneden, yandaşlarına rant ve çıkar sağlamayı görev edinen aciz
bir belediyecilik ve geri kalmış bir Çanakkale; ya da çağdaş projeleri ile
markalaşmış şehirler oluşturan birçok ilimizde olduğu gibi hizmetleri ile
yıldızlaşmış AK Partili bir belediye ile yönetilen modern bir Çanakkale'de
yaşamayı seçeceksiniz" dedi.
Ardından AK Parti Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir bir
konuşma yaptı. Kaşdemir partideki birlik ve beraberlik ruhuna dikkat çekerek
bunun birçok partide olmadığını söyledi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet
Daniş de yaptığı konuşmada tek adaylı kongrelerde genelde heyecanın ve katılımın
az olduğunu belirterek, Çanakkale'deki kongrede tek aday olmasına rağmen bu
kadar kalabalık bir ortamın olmasına dikkat çekti. Mehmet Daniş kendisi hakkında
bir süre önce çeşitli iddialarda bulunan ÇOMÜ Eski Rektörü Prof. Dr. Ali
Akdemir'e de tepki göstererek, "Her zaman yanımızda olan ve entelektüel geçinen
birinin böyle bir açıklama yapması düşündürücü" dedi.
Ardından AK Parti İl Başkanı Muzaffer Kutlu ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent
Gedikli bir konuşma yaptı. Tek adayın katıldığı seçim sonunda ise Merkez İlçe
Başkanlığına yeniden Adnan Öncü seçildi. Adnan Öncü'nün listesi ise şu
isimlerden oluştu: "Adnan Öncü, Engin Sezen, Seyfi Keçili, Gökhan Metin, Vahit
Akçalı, Melih Gündoğdu, Yusuf Ertürk, Ali Akçam, Cemal Özağı, Mürşide Karabulut,
İsmet Yılmaz, Fahrettin Ovalı, Osman Eltaş, Mehmet Nair, Gültekin Yıldız, Tarkan
Özdemir, Erdinç Bezgen, Reşat Tosun, Mustafa Bodur, Zeyyat Volkan Bayram, Serpil
Özen, Vahdet Akpınar, İbrahim Bişkin, Hülya Dağcı, Hicran Çubukçu, Nemci Mutlu,
Mustafa Erol, Yunus Avcı, Mehmet Ali Kılıçaslan, Faruk Karadağlı.
|
"CHP BASKILARIN
ALTINDAN KALKACAKTIR" |
CHP
Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, Türkiye genelinde 534 CHP'li belediye
başkanının Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı çalışma dönemi geçirdiğini
belirterek, "Türkiye'deki bütün belediyelerimiz soruşturma kıskacı altında.
Buradan çok açık söylüyorum. Telefonlarımızı dinlemeye devam
edin. Bizlere müfettiş göndermeye devam edin. CHP kadroları bu baskıların
altından kalkacaktır. Bu baskıları yedikçe daha fazla bilenerek çalışma azmi
içerisinde olacağız" ifadelerini kullandı.
Günaydın, İl Başkanlığında yaptığı basın toplantısında,
"Türkiye'nin yolsuzluk ve yoksulluğun gerçeğini ortadan kaldırmak, yerine
eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve dayanışma temelinde yeni bir zemin oluşturmak
için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Günaydın, yaklaşan yerel seçimlerle ilgili CHP'nin yapacağı
çalışmalar hakkında ise şu açıklamayı yaptı: "CHP'nin Türkiye genelinde 534
belediyesi var. Bu 534 belediyeden 4'ü büyükşehir belediyesi, 11'i il
belediyesi, 176'sı ilçe belediyesi ve geriye kalan 344 adedi de belde
belediyelerinden oluşuyor. Amacımız bu 534 belediyeyi çok daha yukarıya doğru
taşımak. Amacımız ayrıca şimdi elimizde bulunan belediyeleri korumak değil, aynı
zamanda CHP'nin kazanamadığı yerel yönetimlerde de etkili çalışmalar
gerçekleştirerek 2014 yılında belediye sayısını artırmak.
Yerel seçimlerde belediye bilimsel yöntemlere göre çalışacak. Kamuoyu
yoklamalarını gerçekleştireceğiz. Burada uluslararası ölçütlere göre, belediye
hizmetlerinin hangi başlıklar altında toplanabileceğini öngörerek halkımıza
sorular soracağız. Örneğin, 'Sağlık hizmetlerinden, çöp toplama hizmetlerinden
memnun musunuz?' gibi sorular yönelteceğiz. Her 6 ayda bu kamuoyu yoklamaları
tekrarlanacak. O anket sonuçları da daha sonra yerel yöneticilerimizin önüne
konulacak. 'Halk sizi şu alanlara başarılı, şu alanlarda başarısız görüyor'
diyeceğiz. 'Bu eksik görülen alanları hangi projelerle doldurmayı
planlıyorsunuz?' diyeceğiz. Genel merkez olarak hazırladığımız 30'a yakın tip
proje ile belediyelerimizi destekleyeceğiz ve belediyelerimizin eksikliklerini
ve açıklarını bu dönem içinde kapatacağız. 2014'ün baharına geldiğimizde CHP tüm
belediyelerinde eğilim yoklamasını tamamlamış, nerede belediyeyi kazandığını,
nerede kaybedebileceğini bilen bir siyasi
parti olacak. Bu çerçeve içinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
CHP 'sıfır yolsuzluk' diyen bir parti. CHP olarak etik değerlere uygun olarak
hızlı, verimli ve etkin çalışan bütün yerel yönetici arkadaşlarımızın arkasında
ve onların desteğindeyiz. Onlarla birlikte çalışma azmindeyiz" dedi.
|
Başbakan Yardımcısı Bekir
Bozdağ, İslam'ı terörle özdeşleştirmeye çalışanları Mevlana'yı
okumaya ve anlamaya çağırdı. |
Gelibolu Mevlevihanesi'nde düzenlenen, Mevlana'nın 738'inci
Vuslat Yıl Dönümü törenine Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Çanakkale Valisi
Güngör Azim Tuna, Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir, Karadağ Çevre Bakanı Rafet
Husoviç'in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.
Balkan coğrafyasını birayaya getiren törenin ev sahipliği yapan
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bekir Bozdağ konuşmasına, "Bu gece
Çanakkale'de, Gelibolu'da sekiz asırdan beri görkemli nazarı bu topraklar
üzerinde olan, ışığı Anadolu'yu, Rumeli'yi ve dünyayı aydınlatan Mevlana'yı ve
büyük mirasını saygıyla anıyoruz" diyerek başladı.
"Bugünün siyasetçileri, yöneticileri olarak, bizlere düşen
görev, Mevlana'nın evrensel mesajlarına kulak vermek, onları ve o mesajları hem
yaşamak, hem de yaşamaktır" diyen Bozdağ sözlerine şöyle devam etti:
"Maddeciliğin ruhları rehin aldığı çağımızın insanı,
Mevlana'nın insan kalbinden çıkardığı irfana bugün her zamankinden daha çok
muhtaçtır. Moğol istilasının dünyayı kasıp kavurduğu, kaosun, zulmün ümitleri
kırdığı, kapıların kapandığı bir zamanda 'bizim dergahımız ümitsizlik dergahı
değildir' diyerek istikbale yeni bir kapı açan odur. Gönül kapısını herkese,
heryönden açan, kapısına gelen hiçkimseyi kovmayan ve uzaklaştırmayan yine
Mevlana'dır.
Hz. Mevlana, İslam'ı öyle güzel yaşadı, etrafına öyle çok
güzellikler, öyle çok merhamet ve sevgi yaydı ki, adeta onu öldürmeye gelenler
onda can buldu. Renkler, farklar onun cüppesinin içinde kayboldu. İslam
milletinin örnek bir alimi, numune bir arifi oldu. Evet, bizler bu coğrafyada,
bu ülkede asırlar boyu bu anlayışla, bu inançla, farklılıklarımızı vahdet içinde
erittik; çoklukta birliği yaşayarak üç kıtaya yayılan muhteşem bir medeniyet
kurduk. Bu inanç sayesindedir ki, farklı kavimler, farklı inançlar burada
yüzyıllar boyu huzur ve güven içinde yaşadılar. Üç büyük dinin mensupları, bu
anlayışın hakim olduğu coğrafyamızda özgürce ibadetlerini gerçekleştirdiler.
Sevgi her zaman düşmanlığa galip geldi. Merhamet her zaman öfkeye üstün geldi.
Bugün, İslam'ı terörle, şiddetle özdeşleştirmeye yeltenenler,
yüzyıllardır bu topraklarda dile getirilenleri görmezden gelemezler. İnsanları
dinlerinden, dillerinden, ırklarından dolayı ötekileştirenler, yüzyıllar boyunca
farklılıkları bir zenginlik olarak gören bu anlayışı reddedemezler. Bugün
İslam'ı terörle özdeşleştirmeye çalışanları, adına islamofobya denen vehmi
yaygınlaştırmaya çalışanları, her şeyden önce İslam düşünürü Mevlana'yı okumaya
ve anlamaya çağırıyorum. Mevlana, bizim medeniyetimizin ruh köklerini sulayan en
büyük pınarlardandır. Nefret ve kin gözleri kör eder."
BAKAN NEZİR: HER ZAMAN GÖZÜMÜZ KULAĞIMIZ, AnkaraDA'DIR
Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir ise, Makedonya'yı ilk
tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek başladığı konuşmasında,
"Ecdadımızdan yani sizlerden almış olduğumuz emanetimiz var. O emanete hiçbir
zaman ihanet etmedik. Her zaman gözümüz kulağımız Ankara'dadır. Dualarımız büyük
ve güçlü bir Türkiye olması içindir. Bu vatan sizlere emanettir. Ama
gerektiğinde bu vatan için her zaman canımızı ve kanımızı vermeye hazırız.
Rumeli evladı her zaman anavatanının yanında yer almıştır. Bizler hem
Dumlupınar'da şehit verdik, hem Sarıkamış'ta şehit verdik, hem Çanakkale'de
şehit verdik. Rumeli evlatları 3 büyük evladını anavatan Türkiye Cumhuriyeti'ne
vermişlerdir. Birincisi İstiklal Marşı'nın mimarı Mehmet Akif Ersoy, ikincisi
şair Yahya Kemal Beyatlı, üçüncüsü ise Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal
Atatürk. Onun için ben şunu diyorum. Şehitler ölmez, Çanakkale geçilmez" dedi.
Karadağ'dan Çevre Bakanı Rafet Husoviç ise, Çanakkale'de
olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Burada unutamayacağım birkaç gün
geçirdim. Bu etkinliklerin Konya'dan sonra Çanakkale'de düzenlenmesi oldukça
anlamlı. Çanakkale şehitlerini gezerken bir çok Balkanlardan ve Karadağ'dan
şehit düşen insanları gördüm. Onların adına Fatiha okudum. Demek ki Karadağ ile
Çanakkale arasında eskiden bir bağ vardı. Biz Boşnaklar olarak hem Karadağ'da
hem Balkanlarda Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve diğer konularda varlığı olmasını
istiyoruz" dedi...
Konuşmaların ardından Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı
Bekir Bozdağ, konuk bakan ve milletvekillerine Mevlevihane'nin minyatürünü
hediye etti. Şeb-i Arus programı sema gösterisiyle sona erdi.
BAKAN BOZDAĞ'DAN ŞEHİTLİĞE GECE ZİYARETİ
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bekir Bozdağ, Gelibolu
Mevlevihanesi'ndeki Şeb-i Arus programı öncesinde Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkı'ndaki şehitlikleri de ziyaret etti. Ancak Valilikteki programı
uzayan Bozdağ, Şehitler Abidesi'ne hava kararmak üzereyken saat 17.00'de
varabildi. Burada sembolik şehitlikteki mezarlardan birinde memleketi Yozgat'tan
bir şehidin ismini bulan Bozdağ ardında da tüm şehitler için dua etti. Başbakan
Yardımcısı Bekir Bozdağ, daha sonra 57. Alay Şehitliği'ne geçti. Ancak saat
18.00'de 57. Alay Şehitliği'ne geldiğinde hava tamamen karardı. Işıklar
yanmadığı için 57. Alay Şehitliği'ni zifiri karanlıkta, kameraların ışığı ve
mini el fenerlerinin yardımıyla gezen Bakan Bozdağ, burada da dua ederek
ayrıldı.
|
KÜRESEL KRİZİN
NEDENİ BATI MEDENİYETİDİR |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Genç Girişimciler Topluluğunun düzenlediği
panelde konuşan Halkın Sesi Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş,
dünyada yaşanan küresel krizin tek sorumlusunun, Batı medeniyeti olduğunu
savunarak, 'Arap baharı vesaire diyoruz. Euro bölgesindeki gelişmeleri, ABD'deki
gelişmeleri aldığınız zaman karşı karşıya kaldığımız, vampir kapitalizmin son
baharıdır. Kapitalizmin çöküşünün ayak sesleridirö dedi.
ÇOMÜ Terzioğlu Yerleşkesi Troia Kültür Merkezinde düzenlenen
'Küresel Uygarlık Krizi ve Çıkış Yolları konulu panelin konuğu HAS Parti Genel
Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş oldu. Kurtulmuş etkinliğe eşi Doç. Dr. Sevgi
Kurtulmuş ile katıldı. ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner'in de izlediği
konferansta konuşan Prof. Dr. Kurtulmuş, bir siyasi parti lideri olarak 'O
hükümet bunu yaptı, şu hükümet bunu yaptı şeklinde bir konuşma yapmayacağını
söyledi. Konuşmasını küresel krize ayırdığını belirten Kurtulmuş, 'Bugün dünyada
bir kriz yaşanıyor. Avrupa'yı görüyorsunuz. Arap baharını görüyorsunuz. ABD'de
yaşayanlar haklarını almak için sokaklara dökülüyor. Dünyanın her yerinde,
açlıklar, kıtlıklar, savaşlar var. Ekonomik krizler dönemindeyiz. Kuvvetle
muhtemel, böyle giderse önümüzdeki on yıllarda gıda, su, ve enerji krizleri gibi
yeni kriz alanlarında dünya yeni bir türbülansın içine girecektir. O zaman bu
konferansın ana fikrini ben bir cümleyle vereyim. Sizde ona göre dinleyin dedi.
Krizlerin nedeninin, sadece A hükümetinin, B ülkesinin yaptığı
yanlışlarından ibaret olmadığını kaydeden Kurtulmuş, 'Tabii bunlar da var ama,
bunun da ötesinde, bir zihniyet, bir medeniyet krizidir. Bu medeniyet krizi de
sadece bir iki ülkeyi değil, tüm dünyayı kapsar. Son üç asırdır, kriz modern
batı medeniyeti krizidir, çöküşüdür. Aslında Arap baharı vesaire diyoruz. Euro
bölgesindeki gelişmeleri, ABD'deki gelişmeleri aldığınız zaman karşı karşıya
kaldığımız, vampir kapitalizmin son baharıdır. Kapitalizmin çöküşünün ayak
sesleridir. Ama bu çöküş, bütün dünyada küresel bir kriz ile birlikte sahne
almaktadır. Modern batı değerleri içinde kalınarak, oradaki düşünce temellerinin
içinden hareket edilerek, bugünkü sorunlara cevap bulabilmenin asla imkan ve
ihtimali yoktur. Cevap üretebilmek için alternatif bir medeniyet havzasında yeni
ses ve soluklara ihtiyaç vardır. İşte onun için bizim coğrafyamız bizim
merkezinde bulunduğumuz medeniyet havzası yeni dünyaya söz söyleyebilecek en
muktedir medeniyet havzalarının başında gelmektedir. Böylece geleceğin
Türkiyesini değil, geleceğin dünyasını kuracak fikirlerin sizde olduğunu ve
sizden çıkacağını bilecek bir özgüvenle, geleceğe hazırlanmanız gerektiğini
bilmenizi istiyorum dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Atatürkçü Düşünce Topluluğu (ADT)
tarafından birlikte organize edilen “Hukuk Devleti, Anayasa ve Demokrasi” konulu
konferans hükümet karşıtı bir toplantıya dönüştü.
Üniversite yönetiminin tam bir demokrat ve etik yaklaşım göstererek ev sahipliği
yaptığı toplantı istismar edilerek siyasal şova dönüştü.
Toplantıya katılanların büyük çoğunluğunu ÇYDD, ADD, Eğitimsen,
Halkevleri gibi çeşitli STK’ların üyeleri oluştururken, bunun yanı sıra çok
sayıda öğrencide konferans da hazır bulundu.
“Konferansı Bir Parti Toplantısına Çevirdiler”
Toplantıya katılan ve hukuk kavramının bilimsel olarak tartışılacağını zanneden
öğrenciler konferansın ilerleyen bölümlerinde neye uğradıklarını şaşırdı. Birçok
öğrenci konferansın bir partinin toplantısına dönüştüğünü görünce salonu terk
etmek zorunda kaldı. İsmini vermek istemeyen bir öğrenci “Bu konferans
duyurusunu panodan görerek geldim. Konusuna da ilgili olduğum için, hukukun
bilimsel olarak tartışılacağını düşünerek katıldım. Konuşulanları duydukça
şaşırdım. Konferansı bir parti toplantısına çevirdiler.” dedi.
CHP’yi İktidar Yapmanın Yollarını Aradılar
Bilim yuvası üniversitede, bir öğrenci topluluğunun organize ettiği konferans
hükümet aleyhine propagandanın yapıldığı, öte yandan da CHP’nin nasıl muhalefet
etmesi gerektiği ve CHP’yi iktidar yapmanın yollarının arandığı bir toplantıya
dönüştü.
ADD ve ADT’nin birlikte tertip ettiği konferans “Hukuk Devleti, Anayasa ve
Demokrasi” başlığı ile duyuruldu. Konferansı vermek üzere Çanakkale’ye gelen,
Ergenekon Terör Örgütü davasında tutuklulara verdiği destek ve geçtiğimiz 12
Eylül Referandumuna karşı ‘Hayır’ cephesinde yer alması ile çeşitli STK’lar
tarafından da ‘Darbeci Baro’ olarak nitelendirilen İstanbul Barosu Başkanı Doç.
Dr. Ümit Kocasakal; konuşmasına başlarken, “Bu bir akademik toplantı değil, bir
ders değil. Dolayısıyla bu bir sohbet toplantısı, bir dertleşmedir. Çok akademik
bir şey beklemeyin” diyerek konferansın devamı hakkında ipuçları verdi. İstanbul
Baro Başkanı Ümit Kocasakal daha konferansa başlarken uyarıda bulunarak CHP
hakkında konuşacağını belirti ve konuşacaklarının CHP yönetimi ile ilgili
olduğunu söyledi. Kocasakal “Söyleyeceklerim CHP’nin içerisindeki değerli
insanlarla, örgütlerle ilgili değildir. Kaldı ki ben kendimde Atatürk’ün partisi
üzerinde, onunla ilgili söz söyleme hakkını buluyorum kendimde” dedi.
Cumhuriyet’in elden gittiğini ve kurtarılması gerektiğini iddia eden İstanbul
Barosu Başkanı Kocasakal, “Bu konuda yapılabilecek şeylerin olduğunu düşünüyorum
ve sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi.
Türkiye halkının 1960’lardan itibaren kandırıldığını iddia eden Kocasakal,
kendisi gibi düşenmeyen ve Genetiği Değiştirilmiş Aydın olarak nitelediği
kişileri de atıfta bulunarak “Bunların dinle, şunla bunla hiç alakaları yok.
Olamaz da zaten. Bunlar namaz kılıyorlarsa eğer bunların Kabesi, kıblesi emin
olun ya Brüksel’dir yada Washinton’dır.” dedi.
Bilim Adamları İktidara Karşı Durmaya Davet Edildi
Bilim adamlarına da seslenen Kocasakal, özellikle hukuk fakültesi hocalarına
tepki göstererek iktidara karşı hocaları karşı durmaya davet etti ve ekledi: “Bu
millet onları, bu hukuksuzluk zamanlarına susup otursunlar diye mi yetiştirdi.
Hepsine yazıklar olsun diyorum” dedi.
Konuşmasında kurtarıcı olarak artık TSK’yı beklememek gerektiğini savunan
Kocasakal şunları söyledi:
“Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal kimliğini her zaman savundum ve savunmaya
da devam edeceğim. Ama Natoya girdikten sonra bizim ordumuz ne kadar milli ordu
olarak kaldı. O yüzden hep TSK hep TSK, ha bir de biz 88 yıl yattık. Bir ordu
var işte, ordu korur dedik. Ama artık TSK değil Türk Silahsız Kuvvetleri bu
olaylara el koyacak. Hepimiz el koyacaz.”
Eleştiri dozunu artıran Kocasakal, “Bu siyasi iktidar kendi burjuvazisini
yaratmıştır. Nasıl yapmıştır bunu. Cumhuriyetin bütün kazanımlarını satarak
yapmıştır. 4 çarpı 4 cipe binen, sözüm ona başı kapalı ama Armani marka ve
yüzünde 15 kilo da boya. “ dedi.
Öte yandan geçtiğimiz yıllarda Anayasa Mahkemesinin 411 evet oyu ile meclisten
geçen eğitim-öğretim hakkı ile ilgili kanunu iptal etmesini doğru bulduğunu da
savundu.
Dersim’de Katledilenleri Hain İlan Etti
Son haftalarda yaşanan gelişmelere de değinen Kocasakal, Başbakan’ın Dersim
özrüne atıfta bulunarak “Bir özür furyası başladı. Yüzleşme deniyor. Bu
yüzsüzleşme. Cumhuriyete baş kaldıran bütün hainler kahraman haline getiriliyor.
O zaman başbakana sesleniyorum Yunanlardan Anzaklardan da özür dileyin özür
dileyin.” Dedi.
Kılıçdaroğlu’na da Seslendi
CHP’de yaşanan Dersim konusunda ki gelişmeleri de değerlendiren Kocasakal, CHP
Lideri Kılıçdaroğluna seslendi ve ekledi: “Kimse Mustafa Kemal’i katliamcı ilan
edemez. Onun koltuğunda oturupta ses çıkarmamazlık edemez.”
Kocasakal CHP’ye Seslendi “Hayatta dondurmadan başka hiç bir şey
yalamayacaksınız”
CHP’de yaşanan yemin krizinde bir ara umutlandığını fakat yanıldığını ifade eden
Kocasakal şunları söyledi. “Meclisteki arkadaşlarımız gelmedikçe yemin etmeyiz
dediler. Vallahi dedim ki helal olsun. Dua ettim ne olur Allahım arkasında
dursunlar. Başbakan çıktı tükürdüklerini yalayacaklar dedi. Maalesef olan oldu.
Benim önerim şudur. Hayatta dondurmadan başka hiç bir şey yalamayacaksınız.
Liderlik zor zamanda riski ele almaktır.”
Bize Düşen Sonuna Kadar Direnmek
Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Baro Başkanı Kocasakal, “Anayasalar ya
devlet kurtulurken ya bir devrim yapılırken yada karşı bir devrim olurken
yapılır. Şimdi ne oldu. Karşı devrim oldu. Onun anayasasını yapıyorlar. Bu
anayasa bölünmenin anayasası olacak, Atatürk’e veda anayasası olacak. Halkı
aydınlatacağız. Dere tepe gezeceğiz. Ne zaman giderler diye soruyorlar.
Vahdettin nasıl gittiyse bunlarda öyle gidecek. Teknoloji gelişiyor. O gemi ile
gitmişti bunlar helikopter ile uçak ile gidecekler. Sizi temin ediyorum bu
hukuksuzlukların hesabı tek tek sorulacak. Hiçbir diktatörük baki kalmaz buda
kalmayacak. Bunları inanarak söylüyorum. Bize düşen sonuna kadar direnmek.”
Dedi.
Kocasakal “Benim bütün derdim CHP’nin Atatürkçü gerçek çizgisine çekilmesi”
Konuşmasının sonunda İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal şunları söyledi:
“Benim bütün derdim CHP’nin Atatürkçü gerçek çizgisine çekilmesi. Tek derdim bu.
Atatürk’ün partisi sonuçta hepimiz için anlam ifade ediyor. Zeynep Aslan –
comuhaber.com
Gelibolu İlçesi'ne bölünmüş yol açılışı için gelen Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, valilik makam aracının
direksiyonuna geçerek 30 kilometre kullandı. 'Evreşe yolları dar' türküsünü
hatırlatan Yıldırım, "Evreşe yolları artık dar olmasın" dedi.
Çanakale'nin Gelibolu
İlçesi'ne bölünmüş yol açılışı için gelen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanı Binali Yıldırım, valilik makam aracının direksiyonuna geçerek 30
kilometre kullandı. 'Evreşe yolları dar' türküsünü hatırlatan Yıldırım, "Evreşe
yolları artık dar olmasın" dedi.
Gelibolu'ya 30 kilometre uzaklıktaki Evreşe Beldesi yol
ayırımında düzenlenen bölünmüş yol açılış töreni için helikopterle gelen Bakan
Binali Yıldırım'ı, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, AK Parti Çanakkale
Milletvekili Mehmet Daniş, Bursa milletvekili Mustafa Öztürk, Karayolları Genel
Müdürü Mehmet Cahit Turan, Gelibolu Kaymakamı Namık Kemal Nazlı, çok sayıda AK
Partili belde belediye başkanı ve vatandaşlar karşıladı. Gelibolu-Keşan Korudağ
arasındaki yaklaşık 40 kilometrelik duble yol açılışı için geldiği ilçede
vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Yıldırım, kürsüde Çanakkale'ye Boğaz
Köprüsü'nün yapılacağı müjdesini verdi.
Keşan, Korudağ, Evreşe ve Gelibolu'ya uzanan, oradan da
Eceabat'a Çanakkale'ye devam edecek, kuzey güney koridorunun, en önemli
güzergahından Korudağ Gelibolu yolunun açılışını yaptıklarını belirten Bakan
Yıldırım, "Bizi 'Evreşe yolları dar, bana bakma benim yarim var' türküsü ile
karşıladınız. Çok meşhur, Türkiye'de herkesin ağzında olan bir türküdür.
Türkünün ikinci kısmına itirazım yok. Ama birinci kısmına itirazım var. Evreşe
yolları artık dar olmasın. Bunun için Evreşe yollarını genişletiyoruz.
Sevenlerin birbirleri ile daha çabuk daha güvenli buluşması için bunu yapıyoruz"
dedi.
Çanakkale'nin Türkiye'nin Anadolu topraklarının batıya açılan
kapısı olduğunu kaydeden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin batıdaki en uç vilayetidir. Çanakkale Türkiye
Cumhuriyeti tarihinin destanlaştığı bir ildir. Çanakkale bağımsızlığımızın,
özgürlüğümüzün teminatıdır. Kurtuluş savaşımıza bizi hazırlayan, 'Çanakkale
geçilmez' diyerek düşmanı durduran bir ilimizdir. 88 yıl önce bu mücadeleyi
veren Çanakkale, şimdi de artık istikrar mücadelesinde, istikbal mücadelesine
giden yolda kararlı adımlarla ilerlemektedir. 88 yıl önce 'Çanakkale geçilmez'
dedik ama bu düşmana geçilmezdi. Ondan sonra bakıyoruz ki Çanakkale'nin yolu
yok. Çanakkale'nin havaalanı var uçuş yok. Çanakkale'nin denizi var gemisi yok.
Nasıl Çanakkale böyle geçilmez olacak? Geldik bunları gördük ve hemen uçuşlar
başlattık. Sadece İstanbul'a değil, Ankara'ye sefer var."
KÖPRÜ MÜJDESİ VE ERDOĞAN'IN ASKERLERİ
2023 yılı hedefleri çerçevesinde Çanakkale için bir borcu
yerine getireceklerini ifade eden Binali Yıldırım, "Projelerini başlattık.
Çanakkale Boğaz Köprüsü'nü de yapmak inşallah bize nasip olacak. Çanakkalelilere
bu hizmeti getirmeyi de evelallah biz başaracağız. Çünkü Çanakkale bunu çoktan
hak ediyor" dedi.
Bakan Yıldırım, Çanakkale'de kürdü-türkü, lazı-çerkezi,
muhaciri-yerlisi, herkesin bu ülkenin geleceği için bağımsızlığı için omuz omuza
mücadele verin şehit olduğunu hatırlatan Binali Yıldırım, "Şehit yatan bu
yarımadadaki binlerce vatandaşımızın, Mehmetçiğin o arzularını hedeflerini de
gerçekleştirmek bizim borcumuzdur. Bu borcu yapmak için yola çıktık. Bunun için
bu ülke sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan'ın askerleri, elamanları olarak kalkınma
mücadelesini, adalet mücadelesini durmadan yılmadan vermeye devam ediyoruz.
Başbakanımız sizlere selam gönderdi. Biliyorsunuz küçük bir operasyon geçirdi.
İstirahat ediyor. Kendisi Evreşelilere Çanakkalelelire selamını getirmemi
istedi" dedi.
GESTAŞ'IN KURULUŞU
Çanakkale'de deniz taşımacığının geliştirilmesi için özel kanun
çıkardıklarını kaydeden Yıldırım, "Muhalefet dedi ki, 'Ya ne yapıyorsunuz
kardeşim, özel kanun olur mu, Çanakkale için özel kanun çıkarıyorsunuz.' Dedim
ki, bu ilin adı Çanakkale olunca özel kanun da olur. Aktardığımız 30 trilyon ile
GESTAŞ'ın gemilerini takviye ettik, iskelelerini takviye ettik. Bugün GESTAŞ,
Çanakkale'ye hizmet veriyor" dedi.
Bakan Yıldırım açılış töreninden sonra Vali Güngör Azim Tuna'yı
da yanına alarak, valilik makam aracının direksiyonuna geçti. Yıldırım,
açılışını yaptığı yolda, Evreşe sapağından, Gelibolu İlçesi'ne kadar makam
aracını 30 kilometre kullandı.
|
CHP’Lİ
BAŞKANLARDAN
OPERASYON KINAMASI |
Çanakkale’de Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Belediye Başkanları
bir araya gelerek, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonu kınadı.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Bayramiç Belediye
Başkanı İsmail Sakin Tuncer, Ezine Belediye Başkanı Halil Büyükerol, Kepez
Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, Erenköy Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz,
Kumkale Belediye Başkanı Süleyman Erte, Umurbey Belediye Başkanı Vedat Özkan,
Gelibolu Belediye Başkan Vekili Arif Taş İl Başkanlığı binasında CHP İl Başkanı
Hamza Karagöz ve Merkez İlçe Başkanı Hakan Evirgen ile bir araya geldi.
CHP İl Başkanı Hamza Karagöz, “Kısa süre önce Sayın Başbakanın
CHP’li Belediye Başkanlarını töhmet altında bırakan Alman Sosyal Vakıfları ile
ilgili söylemi olmuştu. Arkasında duramadı. Biz Türkiye çapında gerekli
tepkileri dile getirdik. Varsa belgeleri açıklayın ve gereğini yapın dedik.
Bugüne kadar ne açıklama ne de girişim geldi. Yapılan hareketlerin tümü sosyal
demokrat belediyeleri işinden alı koymak, töhmet altında bırakmak, baskılar
uygulamak şeklinde gelişiyor. AKP’nin Türkiye genelinde sosyal demokrat
belediyeler üzerindeki baskıları Kadıköy’den başlayıp İzmir’e kadar uzandı. Biz
Çanakkale’de CHP olarak ve belediye başkanları olarak bu antidemokratik
uygulamaların ve baskıların biran önce son bulmasını bekliyoruz. Şimdiye kadar
yapılan uygulamaların hiç birinde sosyal demokrat belediyeler ile ilgili her
hangi bir yolsuzluk, hukuksuzluk yapıldığına rastlanılmadı. Hele hele İzmir’de,
Türkiye’nin en temiz belediyesi, Türkiye’nin en dürüst yerel yönetim
hizmetlerini yürüten kadrosu. Sudan bahanelerle, olmadık dedikodular ile üzerine
gitmek hem İzmir halkına, hem Türkiye halkına büyük zararlar vermektedir” dedi.
Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan ise, son dönemlerde İzmir
belediyesi yoğunluklu olmak üzere, Çanakkale’de de Kepez ve Gelibolu
belediyeleri olmak üzere CHP’li belediyeleri itibarsızlaştırma, yıldırma ve
sindirme çabalarının olduğunu söyledi. Başkan Gökhan, yerel seçimlerin
yaklaştığını belirterek, “Bu yoğun baskılar giderek artacak. Ama biz de giderek
sesimizi yükselteceğiz, geri adım atmayacağız, tüm bu baskıları kamuoyu ile
paylaşacağız. İktidarın hedefine ulaşmasına engel olacağız. Bu operasyonları
kınıyoruz. Yılmayacağız ve asla geri adım atmayacağız. Hiçbir şeyden
korkmuyoruz. Türkiye bu senaryoyu daha önce gördü. 1960 öncesi bu senaryo
yaşandı Türkiye’de. Bu gidiş yanlış gidiştir. Yani yargının, polisin
kullanılması suretiyle muhalefeti yıldırma politikası tehlikeli, yanlış
işlerdir. Dolayısıyla hem TBMM’deki o baskıcı ve umursamaz tavır, hem dışarıda
basın yoluyla CHP’yi sürekli taciz eden yazılar ve yorumlar, gündemde olmayan
konuları ortaya atıp onun üzerinden polemik yaratmak bu iktidarın huyu haline
geldi. Ama insanlar artık olayın nasıl cereyan ettiğinin farkındalar” diye
konuştu.
DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI ÇANAKKALE BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN
KAPATILMASI İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI
Ulaştırma Bakanlığı’nın yeni Teşkilat Kanunu’nun yürürlüğe
girmesi ile birlikte Denizcilik Müsteşarlığı ve Çanakkale, İstanbul, İzmir,
Trabzon, Samsun, Antalya ve Mersin Bölge Müdürlüklerinin kapatılması kararı
alınıp, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, “Ulaştırma İletişim ve
Denizcilik Bakanlığı” bünyesinde Müsteşar Yardımcılığı düzeyinde temsil
edilmesine karar verilmiştir.
Bölgemize ilk darbe Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün (Varan-1) kapatılması ile
başlayıp Orman Bölge Müdürlüğü’nün (Varan-2) kapatılarak Balıkesir’e taşınması
ile devam etmiştir. Olumsuz yansımaları İlimizde henüz kendini göstermeye
başlamadan üstüne üstelik Denizcilik Müsteşarlığı Çanakkale Bölge
Müdürlüğü(Varan-3) kapatılarak, Bursa’dan yönetilmesi gündeme gelmişti.
Şimdi sizlere soruyorum, dünyanın sayılı boğazlarında olup, deniz trafiğinin en
yoğun yaşandığı Ülkemizin İki boğazından birinin “Çanakkale Boğazı’nın”
kontrolü, denetlenmesi, idaresi Bursa’dan yapılabilir mi? Uzaktan kumanda ile
idare etmek mümkün mü? Bunu izah eden biri var isi bir adım öne çıksın.
Alınan bu kararlarla Çanakkale’miz cezalandırılmıştır. AKP 88 yıllık
Cumhuriyetimizin devlet düzenini, geleneklerini, Ülke yönetimini alt-üst ederek
bir daha içinden çıkılamaz duruma sokmuştur. Cumhuriyetimizin 88 yıllık
birikimleri bir taraftan eş, dost yandaşlara peşkeş çekilirken, diğer taraftan
da tüm değerleri birer-bire yok edilmeye çalışılmaktadır. Bunun altında
diktatörlük ve padişah yetkileri ile donatılmış tek adamlık özlemleri
yatmaktadır. Son uygulamalarda şunu göstermiştir ki, Cumhuriyet düşmanlığı adres
tanımamış, hedef gözetmemiştir.
Denizcilik Müsteşarlığı ve bağlı Bölge Müdürlüklerinin kapatılıp, buralarda
görev yapanların kadrolarının ellerinden alınarak, pasifize edilmesi ne ilk nede
sondur. Bu yöntem AKP Hükümetince sürekli yapılan alışık olduğumuz
uygulamalarındandır. Bu uygulamayı tasvip etmemiz mümkün değildir. Şiddetle
kınıyorum. AKP Hükümeti iktidara geldiği günden beri halkımızın dertleri ile
ilgilenme, ülkemizin sorunlarını çözme yerine, tüm enerjisini, iktidarın tüm
gücünü Ülkemizin tüm kadrolarını kendi yandaşlarının ele geçirmesi için
harcamaktadır. Mevcut kadroları baskı ve yıldırma ile ele geçiremiyor ise, o
kadrolarda görev yapan vatan evlatlarını dize getirip, biat ettiremiyorlarsa,
çoğunluklarına güvenerek, yasal boşluklardan yararlanarak, arkadan dolanarak
kurumları kapatma yoluna gidiyorlar. Örnekleri sayılmayacak kadar çok olan bu
uygulama ile ele geçirme politikalarında kısmen de başarılı oldukları görülüyor.
Ancak, şunu da akıllarından çıkarmasınlar ki bu ülke sahipsiz değildir. Bugün
çoğunluğunuza güvenerek hukuku çiğneyebilir, boşluklarında yararlanabilirsiniz.
Hukuk bir gün size de lazım olabilir. Bunu sizlere hatırlatmayı bir görev
biliyorum. Ayrıca; bu uygulamalarınızla cezalandırmış olduğunuz Çanakkale’ye
hangi yüzle oy istemeye geleceksiniz, Çanakkale Halkı bunun hesabını sizlerden
soracaktır. Yanlışlığınızın farkına varıp uygulamalarınızdan vaz geçiniz
diyorum.
Saygılarımla. 16 Kasım 2011
Ali SARIBAŞ
Çanakkale Milletvekili
KİT Komisyonu Üyesi
|
Ak Parti Çanakkale
Milletvekili Mehmet Daniş Çanakkale turizmindeki gelişmeleri
değerlendirdi.
“TROYA MÜZESİ ÇANAKKALE’NİN TANITIMINDA BİR İVME
NOKTASI OLACAK” |
Halil
ÖNCÜ-ÇANAKKALE - Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş Çanakkale
turizmindeki gelişmeleri Halil Öncü’ye değerlendirdi. Daniş, Çanakkale’nin
turizmden hak ettiği payı alması için yoğun çalışmalar yaptıklarını ifade
ederken, Çanakkale tanıtımının ivme noktasının, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde
yer alan yaklaşık 5000 yıllık geçmişe sahip Troya ören yerinden çıkarılan
arkeolojik eserlerin korunması ve sergilenmesi amacıyla yapılacak Troya
müzesinin hayata geçirilmesi ile gerçekleşeceğini söyledi.
Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, Troya Müzesinin
temelinin 2012 yılında atılacağını ifade derken, “ Truva Müzesi için bir yarışma
yapılmıştı ve kazanan proje belli olmuştu. Şu anda da detay projelerin çizilmesi
için Bakanımız konuyu talimatlandırdı. Muhtemelen aynı kadro detay projelerini
çizecek, statik ve mekanik projeler de çizildikten sonra yapım ihalesine
çıkılacak. İnşallah 2012 yılında, müzemizin temelini atmak istiyoruz” dedi.
2015 Ajansı kurulacak
20015 yılında Çanakkale Deniz Zaferinin 100. Yılını kutlayacaklarını da belirten
Daniş, bu konudaki tanıtım için de bir ajans kurulması için çalışmalar
yaptıklarını söyledi. Daniş, “ 2015 yılında Çanakkale Deniz zaferinin 100.
Yılını kutlayacağız. Bu konuda Çanakkale 2015 Ajansı kurmak istiyoruz. Kurulacak
bu ajans ile de Çanakkale Deniz Zaferinin 100 yılına hem Çanakkale’de hem de
yurt sathında bütün toplumu 2015’e hazırlamak ve 1915’in de anılarını tazelemek
ve bu mirası gelecek nesillere taşımak adına böyle bir ajans kurmak istiyoruz.
Bunu da yasa ile yapmak gerçekleştirmek istiyoruz. Şuu anda taslak
çalışmalarımız devam ediyor. İlgili Bakanlıklar ile görüşmelerimiz devam ediyor.
Muhtemelen Turizm Bakanlığının tasarısı halinde gündeme gelecek. İnşallah bu
konuda da 2011 yılının sonunda ya da 2012’nin başında bu konunun da yasalaşmış
olacağını düşünüyorum”
“Çanakkale’nin turizmden yeterince payını alması için çalışıyoruz”
Çanakkale’nin turizmden yeteri kadar payını alması adına çalışmalar
sürdürdüklerini de dile getiren Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, “
Çanakkale turizmden yeteri kadar payını alamıyor. Bunun tabi hem alt yapı
eksiklikleri ile alakası var. Çanakkale’nin kültür turizmine sahip olmasından
dolayı kültürel alanlarımızın yani, sunabileceğimiz değerlerin biraz daha öne
çıkarılması gerekiyor. Troya Müzesinin Çanakkale’nin tanıtım konusunda bir eşik
olduğunu düşünüyorum. Havaalanımızın büyük oranda eksiklikleri giderildi. Bu
arada burada pistimiz uzayıp genişleyecek ve dünya standartlarında bütün
uçakların inip kalkabileceği bir havaalanı olacak. Yine bölgemizdeki yollarımız
sıcak asfalt olarak çalışmaları devam ediyor. Bunun yanında Barbaros
Mahallemizde bulunan Hamidiye Tabyalarımız kültür bakanlığımıza devredilmişti.
Burasının da restorasyon çalışmaları yapılıyor. Dalyasıyla bu eserlerimizin,
kültürel varlıklarımızın, tabiat varlıklarımızın gün ışığına çıkarılarak
turizmin hizmetine sunulması gerekiyor” dedi.
Biraraya gelerek basın toplantısı düzenleyen Çanakkale'deki
CHP'li belediyeler, Alman vakıflarından hibe almadıklarını açıkladı.
Belediyeler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı mahkemeye vermeyi planladıklarını
da bildirdi.
Başbakan Erdoğan'ın, CHP'li ve Bdp'li belediyelerle Alman
vakıflarının kredi sözleşmeleri yaptığı ve bu yolla PKK'ya destek verdikleri
yönündeki açıklamaları üzerine Çanakkale'deki CHP'li belediyeler ortak basın
açıklaması yaptı. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Çanakkale
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Erdoğan'ı iftira atmakla suçladı. Yabancı
vakıfların sosyal projelerde kullanılmak üzere verdiği hibelerle yatırımcı
kuruluşların teknik projelerin finansmanı için verdiği kredileri birbirine
karıştırdığını öne süren Gökhan, "Hibeler ayrı bir şeydir. Vakıflar sosyal
projelere hibe verir, bu da devletin onayına tâbidir. Ayrıca fonlar vardır,
kalkınma bankları vardır. Devletin bunlarla yaptığı protokol doğrultusunda
Türkiye'deki yatırımları finanse ederler. Vakıflar kredi vermez, onların
işbirliği içinde olduğu kuruluşlar verir ve bu da devletin onayıyla olur, çünkü
belediyelerin borçlanabilmesi izne tâbidir." dedi.
Belediyelerin yaptığı bütün harcamalar düzenli olarak
incelendiğini, özellikle CHP'li belediyelerde her gün müffetişin eksik
olmadığını söyleyen Başkan Gökhan, Başbakan Erdoğan'dan Ankara Büyükşehir
Belediyesi'nin yabancı yatırımcı kuruluşlardan aldığını ve Hazine'yi sıkıntıya
soktuğunu iddia ettiği borçlanmaların hesabını sormasını istedi. Erdoğan'ın
açıklamasını gündemi değiştirme olarak değerlendiren Gökhan, "Ellerinde var
olduğunu iddia ettikleri delillerle birlikte kamuoyunu aydınlatmalarını
bekliyoruz. Terör örgütüyle Oslo'da yürütülen müzakerelerin günyüzüne çıktığı
gün gündem değiştirmek üzere yapılan bu çirkin iftiranın, kendi yaptıklarının
kamuoyunda yaratacağı tepkiyi örtmek üzere planlandığı açıkça ortadadır.
Elbetteki CHP'li ve özellikle Çanakkale'deki belediyelerin, zaten bu tür
kuruluşlarla herhangi bir hibe çalışması yoktur. İlişkimiz yoktur ama biz de bu
iftiranın bir parçası olduğumuz için CHP Genel Merkezi'nin talimatıyla hepimiz
mahkemeye başvurmayı planlanmaktayız." şeklinde konuştu.
Biga İlçesine gelen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, biri
iletim tüneli, 5’i ise taşkın koruma olmak üzere toplam 6 tesisin temelini attı.
Biga ilçesinde Kapalı Pazar Alanında düzenlenen 6 Tesisin
Toplum Temel Atma törenine, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Çanakkale
Valisi Güngör Azim Tuna, DSİ Genel Müdürü İsmail Uğur, AK Parti Çanakkale
Milletvekili Mehmet Daniş ve Müjdat Kuşku ile vatandaşlar katıldı.
Temel atma töreni Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. DSİ Genel Müdürü
İsmail Uğur, temelleri atılacak Biga Taşoluk Sulaması İletim Tüneli, Merkez Sarp
Deresi Taşkın Koruma Tesisi, Ayvacık Küçükkuyu Beldesi Taşkın Koruma Tesisi,
Yenice Hamdibey Beldesi Eci Deresi Taşkın Koruma Tesisi, Biga Danışment Köyü
Taşkın Koruma Tesisi ve Çan Semedeli Köyü Taşkın Koruma Tesisi’nin toplam 10
milyon 430 bin TL’ye mal olacağını açıkladı.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu yaptığı konuşmada ise 2002
öncesi ve sonrası dönemlerden örnekler vererek kıyaslama yaptı.Bakan Eroğlu,
“Hatırlayın 2002 yılında bütün bankaları batmış, 22 banka fona devredilmiş bir
Türkiye vardı. 40 milyar dolar hortumlanmış ve bankalar tarafından batırılmıştı.
Ama o günler geride kaldı. Avrupa’da birinci, Dünyada ise üçüncü seviyede %8,9
büyüme oranı ile şahlanışa geçen bir Türkiye var. Şuanda başı dik bir Türkiye
var. Dünyada ekonomide 16. sıradayız. 2023 yılında, yani Cumhuriyetin 100.
yılında hedefimiz dünyanın 10 büyük ekonomi arasında yer almak. Geçmişte 70
sente muhtaç olan Türkiye’nin bugün Merkez Bankasında 90 milyar dolar döviz var.
Nereden nereye. Dolu dizgin yatırımlar yapılıyor. Sağlıktan, eğitime, duble
yollardan barajlara kadar. Bakanlığımız da yatırımlarına devam ediyor. DSİ
olarak 920 adet tesis açtık. 194’ü baraj ve gölet. 10 milyon dekar araziyi
sulamaya açtık. 32 milyon vatandaşa su ilettik” diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanlığı olarak Çanakkale’ye yaptıkları
yatırımları da anlatan Bakan Veysel Eroğlu, “Çanakkale bizim hükümetiz
döneminde, Bakanlığımızdan bu yıl hariç 650 milyon TL’lik yatırım almış. Bu
yatırımın 533 milyon TL’si DSİ Genel Müdürlüğü’nce gerçekleştirilmiştir. Bu süre
zarfında Çanakkale’ye 3 baraj, 6 gölet, 2 sulama, 5 adet taşkın koruma tesisi
inşa edildi. Yapılan bu tesisler sayesinde 160.260 dekar arazi sulamaya açılmış
ve 5 yerleşim yeri taşkın zararlarından korunmuştur. Bir çok yatırım ise devam
etmektedir. Şimdi bütün Çanakkalelilere şunu söylüyorum. Lütfen bizim
hükümetimiz döneminde, 8.5 yılda Çanakkale’ye yapılanları bir kefeye koysunlar,
diğer kefeye de koyacakları bir şey var mı bilemiyorum da, onu bir mukayese
etsinler” diye seslendi.
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’ndaki yatırımlarında
Çevre ve Orman Bakanlığı’nca yapıldığını anlatan Bakan Veysel Eroğlu,
“Hükümetimiz döneminde bölgeye milyonlarca liralık yatırım yaptık. Yıllık
ziyaretçi sayısı 2.5 milyona ulaştı. Şuanda da Kabatepe mevkiinde dünyanın en
muhteşem müze ve simülasyon merkezini yapıyoruz. Gelen ziyaretçiler, 13 bölümden
oluşan simülasyon merkezinde Çanakkale Savaşları’nın safhalarını yaşayacak.
Çanakkale Destanını gelecek nesillere aktarmamız lazım. Bu ülkenin hangi
şartlarda, hangi fedakarlıklarla kazanıldığını herkesin bilmesi gerekli. Bu
ülke, 778 bin kilometre karelik alanda birdir, bütündür. Bu yüzden diyoruz ki,
tek vatan, tek bayrak, tek yürek. Çanakkale Destanı daima yaşayacaktır” diye
konuştu.
Bakan Eroğlu, son olarak da temeli atılacak olan Biga Taşoluk
Sulaması İletim Tüneli’ne değinerek, “Bu iletim tüneli ne biliyor musunuz. Biga
Ovasına su iletecek olan atar damar. Yani Biga Ovası’nın atar damarını inşa
edeceğiz. 3 metre 40 santim çapındaki bu tünel sayesinde Biga Ovasında ve Biga
Çayının sağ sahilinde 93 bin 520 dekar alanın sulanması hedeflenmektedir” dedi.
Ardından işi yapacak Bergiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Tutumlu’yu
sahneye davet etti. İşin erken bitirilmesi için pazarlık yaptı. Tutumlu, işin
2013 yılında tamamlanacağını açıkladı. Bakan Eroğlu, para sorunu bulunmadığını
belirterek, iletim tünelinin 12-12-2012 tarihinde bitirilmesi sözünü istedi.
Tutumlu’dan söz aldı. Ancak bu işin sözlü olamayacağını belirtti. Bakan Eroğlu,
İsmet Tutumlu ve DSİ Genel Müdürü İsmail Uğur işin erken bitirilmesi taahhüdünü
imza altına aldı. Ardından da Bakan Eroğlu ve beraberindekiler toplu temel atma
töreniyle sahnede butonlara basarak 6 tesisin temelini aynı anda attı.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, daha sonra Biga Belediye
Başkanı AK Partili Mehmet Özkan’ı makamında ziyaret ederek ilçeden ayrıldı.
|
|