ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



 

 

ÇANAKKALE  POLİTİKA HABERLERİ                                                                                                                                     Son Güncelleme : 02.09.2010


   

DP'DE HAYIR BULUŞMASI...

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcıları Hasan Ünal ve Cenk Tunçsiper Çanakkale de partililerle bir araya geldi. Genel Başkan yardımcıları yaptıkları konuşmalarda referandumun halka işkence olduğunu belirterek, referandum sonucunun Türkiye’yi tek adam diktatörlüğü ve bölünme sürecine doğru götüreceğini bildirdiler.

Demokrat Parti il binasında gerçekleşen toplantıya Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Akıncı ve partililer ilgi gösterdi. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ünal yaptığı konuşmada referandumun demokrasilerde çok sık başvurulan bir araç olmadığını ifade ederek; “Maddeler derinleştirilip daha iyi hale getirilebilirdi. Bu dayatmaya gerek yoktu” dedi. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk TunçSiper de “Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yaşatmak ve demokrasiyi korumak için hep birlikte hayır diyoruz” dedi.
“Bunların demokrasi sicili bozuk”
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ünal, referandum sonucuna göre Türkiye’yi iki tehlikenin beklediğini ifade ederek bunlar; “Tek adam diktatörlüğü ve Türkiye’nin bönlüme sürecidir” dedi. Ünal şunları kaydetti; “Referanduma modern demokrasilerde çok sık başvurulmaz. Bu referandum halka işkencedir. Yazın sıcağında mübarek ramazan ayında milleti referanduma zorlamanın anlamı yok. Anayasa bugüne kadar 17 defa değişti. Hiç referanduma gidilmedi. Siyasi yasak kaldırmakla ilgili referandum yapıldı. O da zorlamayla yapıldı o dönem Kenan Evren bu referandumu zorladı.
Bu güne kadar çok sayıda madde toptan ya da kısmen değişti. Referanduma gerek görülmedi. Anayasa değişiklikleri mutabakat gerektirir. Bu değişiklikte mutabakat yok. 2001-2003 yıllarında değişiklik yapıldı. 2003 yılındaki değişiklikte AK Parti iktidardı. Referanduma gerek kalmadı. Mutabakat sağlandı. Bu defa neden böyle oldu. Çünkü iktidar dediğim dedik çaldığım düdük yapmak istedi. Bu konuda ısrar etti. Uzlaşma yok. Paketle ilgili mail attılar. Herkesi öyle bilgilendirdiler. Bu yapılan referandum işkence ve külfettir. Billboardlarda söylenenler kuyruklu yalanlardır. Bu referanduma büyük bütçe ve kaynak ayrılıyor büyük paralar harcanıyor. Harcanan emeğin yanı sıra belediye görevlileri ve devlet memurları zorla mitinglere götürülüyor. Çok para harcanıyor.
Bu değişiklikler içerisinde tek adam diktatörlüğüne gidişi yaratan 3 madde var. Maddeler derinleştirilip daha iyi hale getirilebilirdi.
Bu dayatmaya gerek yoktu. Referandum tekrar altını çiziyorum modern demokrasilerde sıklıkla uygulanan bir yöntem değildir. Modern demokrasiler referandumu reddeder. Referandumda yüzde 51’e yüzde 49 çıkarsa bu ne anlama gelir. Yüzde 49 hayır derse yüzde 2’lik fark nedeniyle kabul edilmiş mi olur. Modern demokrasiler iyi yaşam sunar. Bugün yapılan uygulamalar hitler dönemi uygulamalarıdır. Referandum belirgin bir konu ile yapılmalıdır. Bugünkü AK Parti ve eskileri YÖK’ten şikayet ederlerdi.
Bu eleştiri ve yakınmada haklıydılar. Ne zaman 2008’de YÖK ele geçti. Şimdi çok memnunlar. YÖK’ten başlayıp, dokunulmazlık, RTÜK, seçim yasasına kadar bir çok konuyu değiştirerek demokratikleşmeye başlayalım. Ama bunu kabul etmiyorlar. Bunların demokrasi sicili bozuk. Darbeler anayasa metinleri ile engellenmez. Memleket kutuplaşıyor. KPSS rezaleti yaşanıyor. İlk defa bu parti zamanında böyle bir rezalet yaşandı. Bu referandum sonucuna göre iki tehlike ülkemizi bekliyor. Bir tek adam diktatörlüğü iki Türkiye hızla bönlüme sürecine doğru ilerliyor”.
“İktidar Yargı’yı ele geçirmek istiyor”
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Tunçsiper de “İktidarın hedefi güç dengesinin bozularak bir gücün elinde toplanmasıdır. İktidar Padişahlık modeline doğru gitmek istiyor” dedi. Tunçsiper şunları kaydetti; “ Bu referandumun devlete 154 trilyon maliyeti var. Toplam maliyeti de 400 trilyon civarında olacak. Ortalama yarım milyar dolar para harcanıyor. Aslında şu dönemde böyle bir masrafa hiç gerek yoktu.
Anayasalar devletin nasıl yönetildiğini gösterir. Kişi hak ve özgürlükleri gösterir. İktidar 82 yılındaki darbe anayasasına hayır dediğini ifade ediyor. Aslında bunda da bir yanlışlık var. O yıldan bu yana anayasa 17 kez değişti. 12 Eylül anayasası denince siyasi parti barajı, dokunulmazlıklar ve YÖK akla geliyor. Madem 12 Eylül’e karşısın bu maddeleri de değiştir. Ama bu maddeleri değiştirmeye yanaşmıyor. İktidarın ele geçiremediği bir tek yargı kaldı. Adalet bakanı ve müsteşarı da bu alanda yoğun baskı yapıyor.
İktidarın hedefi güç dengesini bozarak bir gücün elinde toplanmasını istiyor. Padişahlık modeline doğru gitmek isteniyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yaşatmak ve demokrasiyi korumak için hep birlikte hayır diyoruz. Bunlar referandum çalışmaları Cumhurbaşkanı seçimi öncesi yapılan provalardır. Cumhurbaşkanını halk seçecek başbakan kendi adı geldiğinde seçilmek istiyor. Türk milleti 12 Eylül de hayır demelidir”


Çanakkale’nin yetiştirdiği en önemli siyasetçilerin başında gelen ve bir döneme damgasını vuran Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı ve Başbakan Eski Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer, geleneksel iftar yemeklerinin 27’ncisinde dostlarıyla buluştu.

Mustafa Cumhur Ersümer’in, bu yıl 27’incisini verdiği iftar yemeği Truva Otel’de 300 kişinin katılımıyla gerçekleşti. İftar yemeği değişik partilerden çok sayıda kişiyi bir kez daha buluşturdu. Yemeğe Bozcaada Belediye Başkanı DP’li Mustafa Mutay, Küçükkuyu Belediye Başkanı CHP’li Cengiz Balkan, Kepez Belediye Başkanı CHP’li Ömer Faruk Mutan, Pazarköy Belediye Başkanı Halil Özkan, CHP İl Başkanı Serdar Soydan, CHP Merkez İlçe Başkanı Hakan Evirgen, DP İl Başkanı İsmet Akıncı, MHP İl Başkan Yardımcısı Selahattin Yıldızlar, çok sayıda oda başkanı ve siyasetçi katıldı.

BABA ERSÜMER’E 50’İNCİ YIL ANMASI
İftar yemeği öncesinde Mustafa Cumhur Ersümer’in babası Adem Ersümer’in ölümünün 50’inci yıldönümü nedeniyle dualar okundu. Otel girişinde bir de Mustafa Cumhur Ersümer’in siyasi yaşamını ve babası Demokrat Partili Adem Ersümer siyasi yaşamını anlatan fotoğraflardan oluşan sergi açıldı. Sergideki fotoğraflar yemeğe katılanlara nostalji yaşattı.

SİVİL DARBEDEN FARKSIZ
Mustafa Cumhur Ersümer, 27’nci kez iftar yemeğinde buluşmanın gururunu, onurunu ve mutluluğunu yaşadığını söyleyerek konuşmasına başladığı konuşmasında ise referandum konusuna geniş yer verdi. Türkiye’nin gündeminin 12 Eylül tarihinde yapılacak olan Anayasa değişikliği ile ilgili referandum olduğunu belirten Ersümer, “Anayasa değişikliğinde en önemli unsur uzlaşısız bir işe başlanmış olmasıdır. Gerçekten Türkiye şimdiye kadar Anayasaları hep uzlaşarak değiştirme çabası içinde olmuştur. TBMM’de de, millette de uzlaşı aranmıştır. Konuyu referanduma götürmeden çözme çabası içinde olunmuştur. Ama bu dönem bu Anayasa ile ilgili hiçbir uzlaşı aranmadı. Türkiye’de uzlaşmadan iki defa Anayasa değişti. TBMM ile uzlaşmadan ve milletle uzlaşmadan iki defa Anayasa değişti. Biri 1960’de, birisi de 1980’de değişmiştir. Her ikisi de siyasi, askeri darbelerle gelmiştir. İşte bu değişikliğinde benim demokrasi anlayışım bakımından böylesine uzlaşmasız bir tutumun bir sivil darbeden başka tarifi yoktur. Referandum olmadan bu iş olmaz mıydı. Bal gibi olurdu. Biliyorsunuz TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partiler ‘şu üç maddeyi çıkarın paketin içinden getirin biz diğer maddelerde uzlaşmaya hazırız’ dediler. Ama esas amaç zaten uzlaşılacak diğer maddeler değildi. Esas amaç işte bu üzerinde uzlaşılamayan ve üzerlerine şeker kaplanarak, şallar tüller örtülerek bu referandumu vatandaşın önüne getirme çabasıydı” dedi.

HAYIR’DA EN ÇOK AKP İÇİN HAYIR VAR
AKP’nin, Anayasa değişikliğindeki bu üç maddeyle yargıyı kontrol altına almaya çalıştığını anlatan Ersümer, “Demokrasiyle idare edilen ülkelerde kuvvetler ayrılığı diye bir olay var. Yani yargı, yürütme ve yasama. Bunların birbirinden ayrılması lazım. Yasamaya bakıyorsunuz, tamamen başbakanın belirlediği, tayin ettiği milletvekillerine teşekkür eden bir heyet. Hükümete bakıyorsunuz tüm bakanlar ‘sayın başbakanımızın dediği gibi, sayın başbakanımıza bir soralım’ diye devam ediyorlar. E yasama bir elinde, yürütme bir elinde. Şimdi yargıyı da öbür eline almak istiyor. İyi de bu üç güç bir kişinin elinde birleştiği zaman bunun adına demokrasi demezler. Bunun adına otokrasi derler. Biz demokrasiyle idare edilmek istiyoruz. Onun için sandıkta bunlara ‘hayır’ diyeceğiz. Emin olun ‘hayır’da en çok AKP için hayır var. ‘Hayır’ onların hayrına olacaktır. Uzun yıllardan süzülüp gelmiş bir tecrübeye dayanarak söylüyorum ki, AKP’nin bu seçimde ‘evet’e değil, hayıra ihtiyacı vardır. Onların hayrına olacaktır. Düşünebiliyor musunuz, ‘partiniz irticanın odağı olmuştur’ dendi. Bir derlenip toparlanmak yerine, o mahkemeyi ele geçirelim çabası içine giriyorlar. Demek ki ders almıyorlar. İşte bu referandumda yüce millet onlara öyle bir ders verecek ki, hiç unutmayacaklar” diye konuştu.

MERKEZ SAĞSIZ BİR SİYASET OLMAZ
12 Eylül referandumundan sonra erken seçimin söz konusu olmadığına da değinen Ersümer, “Genel seçimlere bir yıl süre var. Bu seçimlerde ne olur. İşte ondan sonrası falcılık. Çünkü emin olun Türkiye’de siyaset hala ayaklarının üzerine oturamadı. Yani CHP’de bir genel başkan değişimi yaşandı, önemli mesafeler alındı. MHP’de birlik beraberlik sergileniyor, belli bir yolda gidiyor. Ama merkez sağsız bir siyaset olmaz. Şuanda merkez sağ da bir tartışma içerisinde. Ama emin olun biz bu işi halledeceğiz ve merkez sağda bu birlikteliği sağlayacağız. Merkez sağ denge demektir. Merkez sağın olduğu yerde siyasi partilerin yelpazedeki oluşumları çok daha net gözükebilir. Türkiye’de bir de hiç kimse alınmasın ama bir merkez sağ klasiği, geleneği vardır. Zaten eğer önümüzdeki seçimde de merkez sağ bir varlık gösteremez ise aynı ABD gibi oluruz. İşte sağda bir parti, solda bir parti. Bilemiyorum belki de doğrusu da o olur. Ama bizim hedefimiz bugün DP çatısı altında birleşmek. Bunu sağlama noktasında da elbirliği ile çalışıyoruz” dedi.


''HAYIR'' TURUNDA ESNAFI DİNLEDİLER

Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, İl Başkanı Serdar Soydan Merkez İlçe Başkanı Hakan Evirgen Çanakkale Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı Mustafa Vurucu’yu ziyaret etti. Küçük referandum için hayır desteği isterken başkan vurucu esnafın sorunlarına çözüm bulunmasını istedi

Cumhuriyet Halk Partisi referanduma hayır kampanyası çalışmaları kapsamında Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı Mustafa Vurucu’yu ziyaret etti. Ziyarete, İl Başkanı Serdar Soydan Merkez İlçe Başkanı Hakan Evirgen yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Birlik Başkanı Mustafa Vurucu demokrasi eşitlikse biz de esnaflar olarak yararlanmak isteriz derken Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük de; “Çare milletedir. 12 Eylül de Ak Parti’ye gereken cevabı verecektir” dedi.

“Sanki potansiyel suçlu gibiyiz”
Çanakkale Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı Mustafa Vurucu yaptığı konuşmada esnafın sıkıntılarını dile getirdi. Başkan Vurucu sadece referandum da değil her zaman Milletvekillerini ve siyasi parti temsilcilerini odaya beklediklerini ifade ederek esnafın sıkıntıları dertlerinin en aza indirilmesi için çalışma yapılmasını istedi. Vurucu konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Esnaflar önce kendilerini istihdam ediyor. Daha sonra çevresine istihdam yaratıyor. Esnaf yatırım yapıyor üretim yapıyor. Ama zor şartlar içerisinde bu çalışmalarını sürdürüyor. Detaylı dolaylı vergiler % v75 oldu. Geçici vergiler kalıcı oldu. Harçlar hep artıyor. Sanki potansiyel suçlu gibiyiz. Özellikle artan harçlardan dolayı büyük sıkıntı var. Bu sorunlar hep beraber ele alınarak en aza indirilmeli. Çok yasa çıkıyor ama arkasında hep para var. Bu para esnaf ve sanatkara uygulanıyor. Sıkıntılar artıyor. Özellikle vergi, kredi ve sosyal güvenlikte büyük sorunlar yaşıyoruz. 82 anayasasında esnaf ve sanatkarı koruyan madde vardı. Bu değişiklikte bu var mı? Bilmiyoruz.

“Çare Millettedir”
Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük de 12 Eylül de referandum da hayır diyeceklerini kaydetti ve bunu nedenlerini sıraladı. Küçük; biz bu anayasa değişikliğinin tam ve yeterli olduğuna inanmıyoruz. Demokratikleşmeye belli konularda destek verdik. Türk insanının onuruna yakışan Avrupa Birliği standartlarında yaşam sürmesini yaşam kalitesinin arttırılmasını destekliyoruz. Anayasa değişikliğinde 27 madde var. Bunlardan 6 madde endişe verici. İki madde kesinlikle endişe verici. Bu iki madde anaysa mahkemesi ve hakimler savcılar yüksek kurulunun yapısı ile ilgili olan maddeler. Başbakan bu iki maddeyi hap yaptık 12 Eylül de yutturacağız demişti ama ben inanıyorum halkımız bu hapı yutmayacak. 12 Eylül de AK Partiye gereken cevabı verecektir” dedi.


Bakan Kavaf, “Kullanılan çocukları kurtarmak için sosyal projelerimiz var”

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkındaki şehitlikleri ziyaret eden Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Namazgah Tabyasını ziyareti sırasında Seyit Onbaşı’nın, deniz savaşlarının kaderini değiştiren 275 kiloluk top mermisini sırtlayarak kaldırırken çekilmiş fotoğrafının yanında hatıra fotoğrafı çektirdi.

Bir takım ziyaretlerde bulunmak üzere Çanakkale’ye gelen Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, gezisine Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’ndan başladı. Kilitbahir Köyü’ndeki Namazgah Tabyasını gezen Bakan Kavaf, zaman zaman Eceabat Belediye Başkanı AKP’li Kemal Dokuz’dan, zaman zaman ise AKP Kadın Kolları Başkanı ve Alan Kılavuzu Huriye Doğancı’dan Çanakkale Savaşları ile ilgili bilgiler aldı. Namazgah Tabyası içinde sergilenen fotoğrafları inceleyen Bakan Kavaf, Seyit Onbaşı’nın 275 kiloluk top mermisini sırtladığı anı gösteren fotoğraftan etkilendi. Yanına geçerek Seyit Onbaşı ile hatıra fotoğrafı çektiren Bakan Kavaf bu anı ölümsüzleştirdi. Bakan Kavaf’ın daha sonraki durağı 253 bin şehit anısına yapılan Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti.

Burada bir açıklamada bulunan Bakan Kavaf, şehitliklere ikinci kez ziyarette bulunduğunu belirterek, “Gerçekten tarihin çok önemli bir dönüm noktasına tanıklık etmiş bu mekanın olması gerektiği şekilde düzenlenmesi ve tüm dünyanın ziyaretine açılmış olması tarihimiz açısından son derece önemli ve çok etkileyici. Şehitlerimize dua ettik” dedi. Gazetecilerin, polisi taşlayan çocukların hükümetin attığı adımın ardından serbest bırakılmaya başladığını, ancak serbest kalan çocukların beklenmeyen tepkiler verdiğinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu.

“Bu konuyla ilgili yasayı çıkardık. Çocukların rehabilitasyonu konusundaki yasanın ardından çocukların bir kısmı ailesinin yanına dönüyor. Diğerleri de Adalet Bakanlığı’nın bünyesinde rehabilitasyona tabi tutulacak. Bu konuda bizim kurumlarımızla alakalı bize gelecek bir sorumluluk olursa biz yerine getiririz. Türkiye genelinde 26 tane Çocuk Gençlik Merkezimiz var. Bunların çoğu Doğu ve Güney Doğu’da. Dünde Van’daydık ve bir tanesine gittik. Çocuklarımızı sokaktan kurtarmak ve onları kullanma eğiliminde olan bir takım gruplardan kurtarmak üzere sosyal projelerimiz var ve bu çalışmayı bizde kendimize düşen kısmıyla yapıyoruz.”

Bakan Kavaf’a, bir gazeteci tarafından, serbest bırakılan çocukların pişman olmadıklarını söylediği hatırlatıldı. Ancak Kavaf yorum yapmadı. Bakan Kavaf’a gezisi sırasında Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık, Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur, Gelibolu Tarihi Milli Park Müdürü İsrafil Erdoğan ve partililer eşlik etti.


MHP TABELANIN PEŞİNİ BIRAKMIYOR

Milliyetçi Hareket Partisi Çanakkale İl Başkanı Rıdvan Uz, AK Parti İl Binasında asılı bulunan tabela inene kadar mücadelelerinin süreceğini bildirdi. Uz; “Aydın da “Sen açıldıkça analarımız ağlıyor” diyen İl Binamıza asılan pankartı yasa dışı bir şekilde PKK bürosu basarmış gibi MHP il binasına girerek pankartı indirenleri, indirtenleri Çanakkale de AKP il binasında bulunan tahrik unsuru bu tabelayı indirmeye ve görevlerini yapmaya davet ediyoruz” dedi.

AK Parti il binasına asılan tabela iler ilgili tartışma sürüyor. Afiş indirilene kadar mücadelemiz devam edecek diyen MHP İl Başkanı Rıdvan uz “Tabelanın kaldırılması için resmi makamlara yazı yazacağız” dedi. Milliyetçi hareket partisi Çanakkale il başkanı Rıdvan Uz Ak Parti Çanakkale il binasına asılan ve tartışma başlatan afişle ilgili olarak afişin AK Parti il binasından indirilinceye kadar mücadelemiz sürecek açıklamasını yineledi. Afişin kaldırılması ile ilgili vilayete belediyeye ve ilgili kurumlara resmi yazılar yazdıklarının ve bu resmi yazıları en kısa sürede yerlerine ulaştıracaklarını belirten Uz, Aydın da MHP il binasına asılan sen açıldıkça analarımız ağlıyor yazan pankartın gecenin bir yarısında indirildiğini hatırlatarak ilgilileri göreve çağırdı.

“Kutlu’nun aklı ermez”
AK Parti İl Başkanı Muzaffer Kutlu’nun yaptığı açıklamalara sert bir dille yanıt veren MHP İl Başkanı Rıdvan Uz; “MHP’nin kimi milletvekili adayı çıkaracağı Muzaffer Kutlu’nun işi değildir. Buna ne çapı ne de aklı ermez” dedi. Uz şunları kaydetti; “MHP olarak sormuş olduğumuz sorulara AKP’den cevap almak yerine, savunacak hiçbir yanı olmayan tabelaya, maalesef şahsıma ve partime yönelik hakaret dolu açıklamalar yapıldı. Varlığı ile yokluğu arasında bir fark olmayan AKP il başkanı Muzaffer Kutlu geride bıraktığımız seçimlerde 1504 olan oyumuzu 12.500’lere taşıdığımız için oldukça rahatsız olacak ki, kendilerinin başarısızlığını benim başarımla kapatmaya çalışmaktadırlar.
Benim için milletvekili olmak ve şahsını gündemde tutmak için konuşuyor demesi vahimdir. Öncelikle MHP’nin kimi milletvekili adayı çıkaracağı Muzaffer Kutlu’nun işi değildir. Buna ne çapı ne de aklı ermez. Her dönemin adayı diyerek yalan söyleyen bir kişinin de AKP İl Başkanı olması da zaten doğaldır. Tüm Çanakkale de Kutlu’nun nasıl il başkanı olduğunu biliyor. Genel merkez baskısı kurup Reyhan Demirtaş’ı nasıl harcadıklarını da tüm Çanakkale biliyor. Milliyetçi harekete yalan ve iftira atarak bu parti kan ve terörle besleniyor demek hiçbir türkün, Müslüman, insanın hakkı değildir. Bunu yapsa yapa BDP ve AKP yapar”.

“Muhatabımız Türk Milletidir”
Muhataplarının Türk Milleti olduğunu kaydeden Başkan Uz; “Muhatabımız Türk milletidir. Bu noktadan hareketle Çanakkaleli hemşerilerime soruyorum. Şehide kelle, katile sayın, eşkıyaya ağabey diyenlere ve İmralı’dan terörü yönetmeyi demokratik bir hak, kandilden saldırıları meşru gören, AKP değil mi? Milli kimlik ve değerlerin istismarı ve ağa kimlikleri okşanması ile ortaya çıkan, ağır tahrikler ve yozlaşma AKP’nin eseri değil midir? Alçakça tahriklere ve teröre teslimiyete açılım denen yıkıma çanak tutan AKP değil mi? Manevi değerler üzerinde ucuz siyaset yapanların şehitler ölmez vatan bölünmez diyenleri tahrikçilikle suçlayanları, bize faşist diyenleri kanla beslendiğimizi söyleyenleri, ırkçı, kafatasçı diye suçlayanları, asla ama asla unutmayacaktır” dedi.

“Tabela İnecek”
Milliyetçi Hareket’in tahrik unsuru bozguncu tabela, oradan inene dek mücadelesini vermeye devam edeceğini ifade eden Başkan Uz; “ Milliyetçi Hareket vatanın bütünlüğüne, Türk milletinin yüzüne hakaret dolu, mozaik denerek savunulan, 36 etnik kimliği temsil ediyor denerek asılan bu tabela da ev hanımı, mühendis bu ülkede ne zamandan beri etnik gurup olmuştur diye soruyor” dedi. Başkan Uz şunları kaydetti; “ Son olarak Aydın ilimizde sen açıldıkça analarımız ağlıyor, diyen il binamıza asılan pankartı yasa dışı bir şekilde gecenin bir yarısı PKK bürosu basarmış gibi MHP il binasına girerek pankartı indirenleri, indirtenleri Çanakkale de AKP il binasında bulunan tahrik unsuru bu tabelayı indirmeye ve görevlerini yapmaya davet ediyoruz”.


Çanakkale'de AK Parti İl Başkanlığı'na asılan, 40 metrelik “Biz birlikte Türkiye'yiz” yazılı tabela tartışma yarattı
Çanakkale Motor İskelesi yakındaki AK Parti İl Binası'nda asılı tabela için MHP Çanakkale İl Başkanı Rıdvan Uz, “AKP kendi zihniyetini ortaya koymuştur.

İstanbul'da Kuran Kursu yıkan, Malatya'da camii yıkan, Van'da Akdamar Kilisesi'ne 4 milyon dolar para yatıran, rögar kapaklarına Türk yazıp, camii resmi koydurtan AKP, Çanakkale İl Binası'na da hahamın siyanüs yıldızını, papazın haçını koyarak, ‘Biz İslamdan başka her yere hizmet ediyoruz’ demiştir. Türkiye’deki tüm inananların, bunu görüp, AKP'den kurtulması farz olmuştur” yorumunu yaptı.

TÜRKİYE MOZAİĞİ ANLATILDI

AK Parti Çanakkale İl Başkanı Muzaffer Kutlu ise, tabelada, etnik köken ayrımı yapılmadığını söyledi. Kutlu, şöyle konuştu: “Ülkemizde yaşam süren, Sünni, Yahudi, Hıristiyan yurttaşlarımız, futbolcu, doktor, sanatçı, ev hanımı, türbanlı ve asker fotoğraflarına yer verilerek, Türkiye mozaiği anlatılmaya çalışılmıştır.

Bu fotoğraflardaki vatandaşlarımız için var olan, hizmet eden bir parti olarak, ‘Biz birlikte Türkiye’yiz’ anlayışına etnik ayrım yapıldığı yorumu getirilmesini komik ve bir o kadar da düşündürücü buluyoruz.”

AK Parti İl Başkanlığı'na 15 gün önce asılan, üzerinde, futbolcu, sanatçı, haham, Yahudi yıldızı, doktor, papaz, haç, ev hanımı, orgeneral rütbeli asker, yeşil hilal, imam, top sakallı erkek ve türbanlı kadın figürlerinin yer aldığı, 1 metre eninde, 40 metre boyundaki, “Biz birlikte Türkiye’yiz” yazılı tabelanın kaldırılmasının söz konusu olmadığı bildirildi.,


Çanakkale’deki ziyaretlerine AKP İl Başkanlığını ziyaret ederek devam eden Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Tam Gün Yasasını iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine götürdükleri için CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun derhal halktan özür dilemesi gerektiğini söyledi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, çıkardıkları Tam Gün Kanunuyla birlikte Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerinde, üniversite hastanelerinde veya diğer devlete bağlı hastanelerde çalışan doktorların bundan böyle muayenehane çalıştıramayacaklarını açıkladı. Temmuz ayı sonunda Devlet Hastanelerinde, Aralık ayı sonunda ise Üniversite Hastanelerinde bu uygulamanın başlayacağını belirten Bakan Akdağ, “Yani herhangi bir biçimde muayenehanede para vermek, yahut bir üniversite hastanesinde hoca parası adı altında para vermek tarihe karışacak” diye konuştu.

ANAYASA MAHKEMESİ MÜDAHALE ETMEYECEK
Devlet Hastaneleri’nde doktorların büyük bölümünün gönüllü olarak ek ödeme alabilmek için muayenehanelerini kapattıklarını, ancak hala kapatmayan küçük bir grubun bulunduğunu söyleyen Bakan Akdağ, “Bu kadar halkın yaranına olan bir iş üzülerek ifade ediyorum ki; şuanda Anayasa Mahkemesinin önünde. Kim götürdü, ana muhalefet partisi CHP, bir klasiği bir daha yaşattı ve bunu Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürdü. Ben inanıyorum ki, Anayasa’ya uyuşmazlık açısından hiçbir problemi taşımayan bu yasaya Anayasa Mahkemesi de herhangi bir müdahalede bulanmayacaktır. Halkın yararına olan bir yasa bu. Burada CHP’yi anlamak mümkün değildir” dedi.

KILIZDAROĞLU HALKTAN ÖZÜR DİLEMELİ
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ‘Halkçı Kemal’ sloganlarıyla anılan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da göndermede bulundu. “Eğer sayın Kılıçdaroğlu, ben farklı bir liderim, halkçı bir liderim iddiasındaysa derhal Anayasa Mahkemesi’ndeki başvuruyu geri çekmelidir” diyen Bakan Akdağ şöyle devam etti: “Bu kendisi için bir fırsat. Şuana kadar halkçılık konusunda bir inandırıcılığı hiç olmadı. Yani başından hemen faulli oynamaya başladılar. Kendi arkadaşlarına karşı vefa duygularını gördük. Dolayısıyla, bu halkçılık söyleminin tartışmaya açılması açısından en azından, Tam Gün Kanununu Anayasa Mahkemesine götürdükleri için Sayın Kılıçdaroğlu hem halktan özür dilemeli, hem de derhal Anayasa Mahkemesi’ndeki talebi geri çekmelidir. O zaman dediğim gibi halkçılık konusunu tartışmaya açabiliriz.”

30 MİLYON İNSAN AİLE HEKİMLİĞİ HİZMETİ ALIYOR
Çanakkale’de Aile Hekimliği uygulamasının Temmuz ayı içinde başlayacağını da anlatan Bakan Recep Akdağ, “Bizim teşkilatlarımız bu Aile Hekimliğini halka iyi anlatmalıdır. Türkiye’de şuanda 30 milyona yakın insan Aile Hekimliği’nden hizmet alıyor. Nerede başladıysak hep başarılı olduk. Dönüşüm sürecinde bazen iki üç ay boyunca ufak tefek geçiş süreci sorunları yaşanıyor. Bunlar kaçınılmazdır. Başından kabullenmek ve problem çıktığında çözmek gerekiyor. Yeni bir model bu. Bilindiği gibi Aile Hekimliğinde hepimizin bir doktoru var. O doktor bizim sağlığımızı takip etmekten sorumlu. Koruyucu hizmetleri veriyor. Bize adeta bir sağlık koçluğu yapıyor. Sonra hastalandığımız zaman da işlerimizi görüyor. Hamilemiz, bebeğimiz, yatalağımız olursa onları takip ediyor. Evde bakımı gerekenlerin evde bakımını yapıyor. Gezici hizmete çıkıyor. Bir çok ilimizde başlattığımız gezici eczane hizmetlerini de bir yıl içinde Çanakkale’de başlatırız. Köylerde özellikle, muayeneden sonra ilacıda, reçeteyi de toplayıp Eczacılar Birliğiyle ortak bir biçimde ilaçları da köye kadar götürüyor. İnşallah bunlarla sağlık hizmetinin kalitesini geliştireceğiz” dedi.

GEÇMİŞTE ÇARESİZLİK İÇİNDE BEKLERDİK
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Gazze’de birkaç gün önce kalp ameliyatı gereken bir bebek olduğunu, o bebeği hava ambulansıyla getirip Türkiye’de tedavisini yapmaya talip olduklarını ve sonrasında İsrail yönetiminin o bebeği kendi hastanelerine alarak ameliyat yapma kararı aldığını hatırlattı. Bakan Akdağ, Tabi burada böyle imkanlar oluşturunca İsrail yönetimi de bazen mecburen böyle kararlar almış oluyor. Bizim bu bebeği alıp getirmeye talip olduğumuzu anlayınca muhtemelen böyle bir anlayış içine girdiler. İyidir, bebek sağlığına kavuşsun da mesele değil. Bizim müdahalemiz böyle bir sonuç ortaya koydu. Bu hususta Türkiye bölgenin büyük bir devleti olduğunu gösterdi. İsrail saldırısından sonra yaralılarımızın çok başarılı bir operasyonla bir taraftan Dışişlerimizin işin içinde olduğu önemli bir operasyonla Türkiye’ye süratle getirilip tedavilerinin yapılması çok önemlidir. Biz büyük bir ülkeyiz, milletiz. Geçmişte olsaydı elimizi koynumuza koyup çaresizlik içinde beklerdik. Daha önceki yönetimlerde bu böyleydi. Yani Avrupalı ülkelerin insanlarına da gıpta ederdik. Ama artık Türkiye bütün bu imkanlara sahip. Geçmişte niye olmuyordu. Bu insanınıza verdiğiniz kıymet vizyonerliğinizle ilgilidir. İkisinin yan yana gelmesi lazım. Yani insana kıymet veren bir siyaset gütmelisiniz. Vizyonunuz ve yönetim beceriniz bunlara yetmeli. Türkiye bugün bunları yaşıyor ve şükrediyor” şeklinde konuştu.


ESKİ ANAVATAN PARTİSİNDE DEMOKRAT PARTİYE ÜYE SEFERBERLİĞİ BAŞLADI

Yargıtay cumhuriyet başsavcılığı anavatan partisi ve demokrat partinin ekim ayında yapmış oldukları kongrede almış oldukları kararları ve yapmış oldukları seçimleri 5.şubat.2010 tarihli ve 220 sayılı kararı ile kısmen ortadan kaldırdı.
Başsavcılık ‘’anavatan partisi büyük kongresi 31.ekim.2009 tarihinde aldığı kararla partinin kapanmasına yani hukuki kişiliğinin sona erdirilmesine karar vermişti.

Başta parti üyeliği olmak üzere bu partide edinilen her türlü görev ve sıfat kapanma kararı ile birlikte sona ermiştir.’’
Yolunda karar vererek demokrat parti tüzüğünde yapılan değişiklikle Anavatan partisinin üyelerinin otomatik olarak demokrat parti üyesi olmalarına olanak bulunmadığına, Anavatan partisi il ve ilçe başkan ve yönetim kurullarının demokrat parti teşkilatları içinde görevlerini sürdürmelerine yasal imkan olmadığına, Ayrıca, 31.ekim.2009 tarihli kongrede anavatan partisince belirlenerek genel idare kurulu ve yüksek haysiyet divanına seçilen 50 kişinin kongre tarihinde demokrat parti üyesi olmamaları ve üye olmayan bir kişinin adaylığının kabulü parti organlarındaki görevlere seçilmesi ve üyelik işlemlerinin daha sonra tamamlatılması üyeler arasında eşitlik ilkesi ve demokrasi kuralları ile bağdaşmaz denilerek tek yanlı irade ile üyelik tesis edilemeyeceğini parti siciline işlenemeyeceği belirlenmiştir.
Yaşanılan bu umulmayan olay anavatan partisi ve demokrat parti içinde üzüntü yaratmakla birlikte, bu karar üzerine eski anavatan partililer demokrat parti içinde yer almak için hızlı bir şekilde üye olmaya başlamışlardır.
Öte yandan başsavcılıkça verilen bu karar sonucunda anılan kongrede Çanakkale’den genel idare kurulu üyeliğine seçildiği açıklanan Bülent Biçeri’nde genel idare kurulu üyeliği sıfatını kazanamadığı anlaşılmıştır.


Millete komplo kurmak iseyenleri halkın görevden uzaklaştırdığını kaydeden AK Parti Milletvekili Müjdat Kuşku, "Başbakan ve Başbakan yardımcılarımız, gerekli şeyleri söylüyor. Soruşturma devam ediyor. Herkes konuşuyor ve ortada bir bilgi kirliliği var. Ülkede gerçekten böyle bir şey varsa önlemleri alınmalı." dedi.

Seçimle gelenin seçimle gitmesinden başka hiç kimsenin bir yol düşünmemesini söyleyen Milletvekili Kuşku, sözlerini şöyle sürdürdü: "Umut ediyoruz ki böyle bir şey yoktur. Eğer varsa, bundan sonra bunların halk nezdinde hiç yeri olmadığını, bunları yapanların halk tarafından görevlerinden uzaklaştırıldığını bilmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Bundan sonra da bu yola tevessül eden hiç kimse olmaz ümidindeyiz." CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise bu tür planların, ülke savaş durumunun eşiğine geldiğinde yapılabileceğini vurguladı.
Bu planı yapanların kafa yapısının, darbeyi problemlerin çözümü olarak gördüğüne dikkat çeken Başkan Gökhan, "Bu tür plan, senaryo veya seminerler harp, âfet veya ayaklanma durumlarında yapılabilir. Ben bu planı ordumuzun yapacağı kanaatinde değilim, ama ortaya çıkan belgelerden, bunların yapılmış olduğunu anlıyoruz. Bu plandaki eylemlerin, bugün itibariyle yapılabileceğine de inanmıyorum. Bugün gelinen noktada Türkiye'de demokrasi, insan hakları gibi kazanımlar oturmuş durumdadır. Bu planların savunulur bir tarafı olmadığı gibi etik ve hukuki değildir. İçeriğine bakıldığında kimilerini yeşil, kırmızı, taraf, kimilerini dost, düşman unsurlar olarak ayırıyorlar. Bu kabul edilebilir değildir." şeklinde konuştu.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İlhami Tezcan da TSK'nın böyle bir şey yapmayacağına inandıklarını, ancak Ordu içinde bir şeyler olduğunu söyledi. Tezcan, "Bu olayın hiç olmamasını arzu ederdik. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nu da karıştırmaları bizi çok üzdü. Bu olay ışığında, bir şeyler olmadığını söylesek yalan olur. Ordumuz içinde geçmişte bir şeyler olmuş, ama bunların hayata geçirilmesinin mümkün olacağına, bugün itibariyle ihtimal dahi vermiyorum. Ordumuz bizim gözbebeğimiz ve diğer ordulardan daha farklı özelliklere sahiptir, ancak onların da içlerinde bir şey olmuş. Çıkan belgelerden bunları anlıyoruz. TSK'nın, bunları kendi içinden atacağını düşünüyorum. 1960 yılında Menderes asıldı ve şimdi pişman olduk. Türkiye artık demokrasiden vazgeçmez. Bu olayların yaşanması, Türkiye'yi geri götürür, başka bir faydası yoktur. Bu tür oluşum içinde olanları kınıyoruz." dedi.


SON NEFESİME KADAR SİYASETİN İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİM...

Ersümer, gündeme ilişkin soruları cevaplandırdı. İthal edilen kullanılmayan doğalgaza para ödendiği, bunun da ülkeyi zarara soktuğu yönündeki sorulara cevap veren Ersümer, "Bu olay, sanki alamadığın gaza ödediğin paran yanıyormuş, cezaymış gibi konuşuluyor.
Olay öyle değil. Sözleşmeniz bitse dahi süresi içinde almadığınız gaza para öderseniz, ihtiyacınız olduğu dönemde o gazı mutlaka alırsınız." dedi.

Kendi bakanlığı döneminde yaptığı anlaşmalarda ülke menfaatinin korunduğunu ve alınan kararların bugün de arkasında olduğunu kaydeden Cumhur Ersümer, "O zamanki anlaşmalardan bir takım suçlar üretmeye kalkanlar, bugün o anlaşmaların aynısını yapma çabasında." şeklinde konuştu.

TEAŞ'ın 2007 raporlarında önümüzdeki yıl için ciddi bir enerji darboğazına girileceğini belirterek şu eleştirilerde bulundu: "Elektrik kesintileri yapabiliriz" diye hükümete ikazda bulunduğunu vurgulayan Ersümer, "Ekonomik krizle enerji darboğazı engellendi. Elektrik talebi olmayınca doğalgaz talebi de düştü. Türkiye şu anda elektriğinin yüzde 48'ini, doğalgazdan sağlanan kaynaklardan elde ediyor. Doğalgaz talebi azalınca Türkiye, anlaşmalarda taahhüt edilen miktarları alamaz oldu. Yalnız batıdan gelende bu böyle. İran'dan gelen gazı alamamalarının sebebi, ihtiyaç olmaması değil. Maalesef iki kompresör istasyonu vardı. Birinin ihalesi iptal edildi, bir daha ihale açıldı. Malum, Ankara'da halen insanların içeride tutulduğu Mavi Hat operasyonu yapıldı. O kapsamda yapılmayan kompresörler sebebiyle İran'dan yeterli gaz çekişini sağlayamadılar."

AK Parti hükümetinde en çok Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın yaptıklarını öven eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çanakkale'nin problemlerinin görmezden gelindiğini, bir bölünmüş yolun dahi tamamlanamadığını öne sürdü. Halka hizmet etmenin yolunun siyasetten geçtiğini, bu sebeple siyasetten kopmadığını söyleyen Ersümer, "25 yıldır siyasetin içindeyim. Son nefesime kadar da içinde olmaya devam edeceğim. Milletvekili adayı olurum ya da olmam, bu başka konu. Şu an Demokrat Parti'deyim, baba ocağındayım. Babam da yıllarca Demokrat Parti'de görev yaptı. Anavatan Partisi ile Demokrat Parti'nin birleşmesinin ardından doğal olarak bazı sıkıntılar yaşandı ancak bu meseleler çözülür. Seçmenin Demokrat Parti'den yana oy kullanacağına inanıyorum." dedi.

"ÇANAKKALE YATIRIMLARDAN YETERİNCE FAYDALANAMIYOR"

"Maalesef Çanakkale'ye gerekli ilgi gösterilmiyor. Çanakkale'de imkanlar daraltılıyor. Halen bizim zamanımızda yapılan yatırımlar konuşuluyor. Çanakkale'de güç birliği konusunda sıkıntılar var. Bakınız bizim zamanımızda Dardanos'ta yer alan yerin üniversiteye tahsisi konusunda yaptığımız çalışmaları herkes gördü. 1 TL sembolik bir bedelle burasını üniversitemize devrettik. Şimdi Kepez'de Toprak Mahsulleri Ofisi'nin bulunduğu yerin ihale edileceği söyleniyor. Bu yerin üniversiteye tahsisinden yanayım. Bu konu iktidar milletvekillerinin yapacakları bir iki dakikalık çalışma ile halledilebilecek konular. Bu yerin Çanakkalelilerin hizmetine sunulması uygun olacaktır."


 


CENGİZ YILIN MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİ

TBMM çalışmaları içinde bir çok Kanun tasarısına, Araştırma önergesine, yazılı ve sözlü soru önergelerine imza atan Mustafa Kemal Cengiz ayrıca Çevre Araştırma Komisyonunda görev almış bu çalışma kapsamında bir çok illerdeki araştırma çalışmalarına katıldı.

Mustafa Kemal Cengiz,halen TBMM’nce kurulan Madencilik Sektörünün Sorunlarının araştırılması amacıyla kurulan komisyona seçilmiş bu komisyonda olan çalışmalarını sürdürmektedir.
Çevre Komisyonundaki çalışmalar yanında TBMM içinde Arkeolog ve Sanat Tarihçi iki milletvekilinden biri olan Sayın Cengiz’in Kültür ve Turizm Bakanlığı yasama çalışmaları üzerindeki konuşmaları ve Çanakkale İlinde çalışmaları sürdürülen Parion Antik Kenti,Assos Antik Kenti ve Gülpınar Beldesi Apollon Smintheion Tapınaği Arkeolojik Kazılarına vermiş olduğu destek ile Arkeoloji Dünyasıyla da çalışmalarını sürdürmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Çalışmalarının yanında TBMM’ni temsilen Bulgaristan(2 kez),Almanya ve ABD’deki Resmi Çalışma ziyaretlerine katılan Cengiz,Meclis çalışmaları ve parti çalışmaları kapsamında Türkiye’nin 25 ilini ziyaret etmiş, Çanakkale Milletvekili olarak Çanakkale İlinin 12 İlçesini, 22 Belde Merkezini 587 Köy yerleşiminin 439’unu defalarca ziyaret ve siyasi çalışma kapsamında ziyaret ederek iki yıl gibi bir sürede bu çalışma ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi, bir rekor düzeydeki çalışma ziyaretleriyle halkıyla bütünleşmesi, ülkemizin her ilinden gelen ziyaretçileri ile Türkiye Milletvekilliği örneğini sergilemesi,sıcak kişiliği, başarıları ve şiirleriyle dikkat çekmiştir.
Gençliğiyle, başarılarıyla, çalışkanlığıyla örnek bir milletvekili ve siyasetçi profili çizen MHP Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz Meclis Haber Dergisi’nin TBMM çatısı altında ve seçim bölgelerindeki başarılı çalışmalarından dolayı Yılın Milletvekili ödülüne layık görüldü.


VATANDAŞ "DEMOKRATİK AÇILIMA" İNANMIYOR, AKP'NİN SÜRECİ "DOĞRU YÖNETEMEDİĞİ" GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞİYOR

Akam'ın, Marmara Bölgesi'ndeki 11 İl de 2 Bin 114 Kişi Üzerinde Yaptığı Araştırmada, Vatandaşların Büyük Kısmının "Demokratik Açılımı" Desteklemedikleri Ortaya Çıktı. Katılımcılardan Yüzde 83.5'i İse AKP'nin Açılım Sürecini "Doğru Yönetemediği" Görüşünde Birleşiyor.

Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi'nin (AKAM), Marmara Bölgesi'nde 11 ilde 2 bin 114 kişi üzerinde yaptığı araştırmada, vatandaşların yüzde 69'unun "Demokratik Açılımı" desteklemedikleri ortaya çıktı. Katılımcılardan yüzde 83.5'i ise AKP'nin açılım sürecini "doğru yönetemediği" görüşünde birleşiyor. Araştırmaya göre, yurttaşların yüzde 78.6'sı da "Sizce demokratik açılım sürecinde, Türklerle Kürtler birbirine yakınlaştı mı uzaklaştı mı?" sorusuna, "uzaklaştı" yanıtını veriyor. Katılımcıların yüzde 45.5'i de AKP iktidarı döneminde dini cemaat ve grupların halk üzerindeki etkisinin arttığına inanıyor. Yurttaşların büyük kısmı "Sizce AKP ekonomi yönetiminde başarılımı?" sorusuna "hayır" yanıtında birleşiyor.

AKAM'ın, Türkiye'nin gündemine ilişkin, İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Yalova'da 2 bin 114 kişi üzerinde yaptığı araştırmada şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Araştırmaya göre, "Demokratik Açılım" projesinin sonucunda terörün biteceğine "inanmayanların" oranı yüzde 70.3 iken, buna "inananların" oranı ise yüzde 29.7 olarak gözleniyor. Araştırmaya göre, "Demokratik Açılım' sürecinde bölgenizde Türk ve Kürt milliyetçilerinin sayısı ne yönde değişti?" sorusuna "arttı" yanıtını verenlerin oranı yaklaşık yüzde 70 olarak gerçekleiyor.

"Sizce Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünde bir engel midir?" sorusuna vatandaşların yüzde 73.1'i "hayır" yanıtını veriyor. Araştırmada, "TSK'nın sürekli olarak darbe planları yaptığına inanıyor musunuz?" sorusuna ise "inanmıyorum" diyenler yüzde 72.2 iken, buna "inanların" oranı yüzde 27.8 olarak gözleniyor.

"SÜREÇ, TÜRKLERİ VE KÜRTLERİ UZAKLAŞTIRIYOR"

Bölgede yaşayanlar "Demokratik Açılım" sürecinde Kürt ve Türklerin bir birinden uzaklaştığını düşünüyor. Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 78.6'sı "Demokratik Açılım" sürecinin Türkleri ve Kürtleri birbirinden uzaklaştırdığını ifade ediyor. Yurttaşların yüzde 53.5'i, "Demokratik açılım sürecinde bölgenizde Türk ırkçılığını savunanların sayısı ne yönde değişti?" sorusuna "arttı" yanıtını veriyor. Değişmediğini savunanlar ise yüzde 36.8.

"LAİKLİĞE KARŞI MAHALLE BASKISI ARTTI"

Araştırma sonuçlarına göre, "dindarların" sayısının artığını söyleyenler çoğunlukta iken AKP döneminde "dindarlara" karşı mahalle baskısının arttığını düşünenlerin oranı ise düşük oranlarda. Buna göre, "AKP döneminde çevrenizdeki dindarların sayısı ne yönde değişti?" sorusuna katılımcıların yüzde 48.6'sı "arttı" derken, 38.2'si ise "değişmediğini" vurguluyor.

"Sizce AKP iktidarı döneminde dindarlara karşı mahalle baskısı ne yönde değişti?" sorusuna ise yurttaşların yüzde 54'8'i "azaldığını" ifade ediyor. Öte yandan, "Sizce AKP iktidarı döneminde laiklere karşı mahalle baskısı ne yönde değişti?" sorusuna da katılımcıların yüzde 47.1'i "arttığını" savunuyor. Yüzde 36.3'ü de "değişmediğini" belirtiyor. Katılımcıların yüzde 45.5'i de AKP iktidarı döneminde dini cemaat ve grupların halk üzerindeki etkisinin arttığına inanıyor.

"AKP İKTİDARINDA EKONOMİ GERİLEDİ"

Araştırmaya göre, vatandaşların yüzde 41'i AKP iktidarında bölge ekonomisini "olumsuz" yönde etkilendiğini savunuyor. "Değişmedi" diyenler ise 30.6. Katılımcıların yüzde 68.8'i "Sizce AKP ekonomi yönetiminde başarılı mı?" sorusuna "hayır" yanıtını veriyor. "AKP döneminde bölgenizde devlet yardımına muhtaç olarak geçimini sağlayanların oranı ne yönde değişti?" sorusuna ise yurttaşlardan yüzde 51.2'si "arttı", 16.3'ü "azaldı" ve 32.5'de "değişmedi" yanıtını veriyor. ...


DP’yi ziyaret eden eski Bakan’a parti rozeti takıldı.
Cumhur Ersümer “Türkiye’nin Alternatifi DP’dir” dedi…

(VEDAT SEZER) Beraberinde eski ANAP İlçe Başkanları ve Belediye Başkanlarından oluşan siyaset arkadaşlarıyla birlikte DP İl Başkanlığını ziyaret eden eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer. Demokrat Partiyi ‘Türkiye’nin Alternatifi’ olarak gösterdi. “DP Baba Ocağımdır” diyen Ersümer bundan sonra bir TC Vatandaşı ve DP üyesi olarak Demokrat Partisi saflarında siyasete ve hizmete devam edeceğini söyledi. Parti Rozetini DP İl Başkanı İsmet Akıncı tarafından takılan Ersümer, Milletin İktidara tanıdığı avansların tükendiğini, bir takım halisilasyonlarla milletin daha fazla avutulamayacağını vurguladı. DP İl Başkanı İsmet Akıncı da, Çanakkale’de bütünleşme enerjisini her noktada iyi kullanacaklarını, herkese eşit mesafede olduklarını belirtti ve Ersümer’in ziyaretinden büyük mutluluk ve onur duyduğunu ifade etti.

Çanakkale eski ANAP Milletvekili, Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer, beraberinde ANAP ilçe Başkanları, Belediye Başkanları ve siyaset arkadaşları olduğu halde DP İl Başkanlığını ziyaret etti.
(Anavatan partisi eski il başkanı Sabahattin Ay, merkez ilçe eski başkanı Ahmet Koyuncu, disiplin kurulu başkanı Mehmet Çokbulan , Biga ilçe başkanı İbrahim Aydın, Şenol Çakıroğlu, Çan ilçe başkanı Mehmet Tülek, Yenice ilçe başkanı Hikmet Taş, Yenice eski ilçe başkanı Ceyhan Şener, Gelibolu ilçe başkanı Ahmet Şefik Şenyürek, Lapseki ilçe başkanı Necdet Çelik, Ezine eski ilçe başkanı Alaittin Ceyhan, Ecaabat eski belediye başkanı Adem Ejder, İntepe eski belediye başkanı Kasım Akın, Balıklıçeşme eski belediye başkanı Ahmet Kıyar, Umurbey belde başkanı Ekrem Kesici, Kumkale belde başkanı Halit Göcen, İntepe belde başkanı Halil Serden, Geyikli belde başkanı Mehmet Kaya kadın ve gençlik kolları başkanları katıldı.)
Kalabalık bir grup halinde DP İl Başkanlığı’na gelen Ersümer ve ekibini İl Başkanı İsmet Akıncı karşıladı. Akıncı yaptığı konuşmada Çanakkale’nin her ilçesinde, beldesinde, köyünde, mahallesinde hizmetleri bulunan Mustafa Cumhur Ersümer’i ağırlamaktan son derece mutluluk ve onur duyduğunu belirtti. Artık bütünleşme sürecine girildiğini ve bundan sonra geriye dönük hiçbir gözetim yapılmayacağını ifade eden İsmet Akıncı, Çanakkale’nin bütünleşme sürecinde göstereceği perfornas ile örnek bir İl olacağının altını çizdi. 1980 sonrası gerek ANAP’ın gerekse DP’nin farklı kulvarlarda Çanakkale’de milletvekili seçimlerinde 4-0’lık başarıyı sergilemiş olduğunu hatırlatan İsmet Akıncı, şimdi bütünleşme gücüyle bu başarıyı net yakalayacaklarını, herkese eşit mesafede olduğunu, siyaseti hiç kimsenin adamı olarak yapmayacağını vurguladı.

“DP BABA OCAĞIM”
Konuşmasına “DP benim Baba Ocağımdır” diyerek başlayan eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer de, DP’nin bu birleşme ve bütünleşme noktasında Türkiye’nin alternatifi olduğunu söyledi. Şu an bulundukları Parti Binasının 1983 yılında merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eşi Semra Özel tarafından kordelası kesilerek hizmete açıldığını dün gibi anımsadığını ifade eden Ersümer, bugün sade bir TC vatandaşı ve DP üyesi olarak siyasete yeniden başlıyormuş heyecanını taşıdığını belirterek Demokrasi ve hizmet aşkıyla DP çatısı altında görev yapmaya hazır olduklarını vurguladı. İktidarın misyonunu doldurduğunu ifade ederek sözlerine devam eden Ersümer “milletin iktidara tanıdığı avans tükenmiştir. Artık Milleti bir takım halüsilasyonlarla avutamazlar. Eğer anne babalar çocuğuna iş bulamıyorsa, cebine harçlık moyamıyorsa, eğer çiftçiler arazilerini icra yoluyla kaybediyorsa, bu halisilasyonlara milletin kanmadığı ortadadır” dedi. Ersümer’e DP İl Başkanı tarafından parti rozeti takıldı.

MUTAY DA DP’Lİ OLDU

Bozcaada Belediye Başkanı Mustafa Mutay’ın DP rozetini Başbakan Eski Yardımcısı ve Enerji Tabii Kaynaklar Eski Bakanı M. Cumhur Ersümer taktı.

Ersümer, gündüz DP katılım töreninden sonra akşam Truva Otel’de eski Anavatan Partisi İl, İlçe başkanları, başkanlık divanı, disiplin kurulu ve belediye başkanlarına DP’ne üyelik onuruna yemek verdi.
Anavatan Partisi’nin eski yöneticileri önceki akşam Truva Otel’de bir araya geldi. Eski ANAP’lıların katıldığı yemekte DP’ni el birliği içersinde Çanakkale’de ve Türkiye’de iktidara taşımak olduğu vurgulandı. Geceye katılan Bozcaada Belediye Başkanı Mustafa Mutay’ın DP rozetini Başbakan eski Yardımcısı ve Enerji Tabii Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer taktı.
Yemeğe kimler katıldı
Ersümer’in Truva Otel’de verdiği yemeğe Anavatan partisi eski il başkanı Sabahattin Ay, merkez ilçe eski başkanı Ahmet Koyuncu, disiplin kurulu başkanı Mehmet Çokbulan , Biga ilçe başkanı İbrahim Aydın, Şenol Çakıroğlu, Çan ilçe başkanı Mehmet Tülek, Yenice ilçe başkanı Hikmet Taş, Yenice eski ilçe başkanı Ceyhan Şener, Gelibolu ilçe başkanı Ahmet Şefik Şenyürek, Lapseki ilçe başkanı Necdet Çelik, Ezine eski ilçe başkanı Alaittin Ceyhan, Ecaabat eski belediye başkanı Adem Ejder, İntepe eski belediye başkanı Kasım Akın, Balıklıçeşme eski belediye başkanı Ahmet Kıyar, Umurbey belde başkanı Ekrem Kesici, Kumkale belde başkanı Halit Göcen, İntepe belde başkanı Halil Serden, Geyikli belde başkanı Mehmet Kaya gibi eski Anavatan Partisi’nin İl ve İlçe başkanlarının yanı sıra belediye başkanları da katıldı.


Cumhuriyet Haftasında Çanakkale’de halka seslenen Kılıçdaroğlu
“CUMHURİYETE SAHİP ÇIKALIM”

(ÖZEL HABER-VEDAT SEZER) Cumhuriyet Haftası dolayısıyla Çanakkale CHP İl Örgütünce düzenlenen toplantıya katılan CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu; Atatürk’ün “Cumhuriyet Kimsesizlerin Kimsesidir” sözünün altını çizerek, Yolsuzluktan yoksulluğa kadar pek çok konuda AKP Hükümetini eleştiri yağmuruna tuttu. Son olarak ülke gündeminin önemli konusu olan Demokrasi Açılım Sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, Başbakan “hazmettire hazmettire kabulleneceğiz” dedi, terör örgütü mensuplarının teslimine Vali, Müsteşar, Kaymakam, Savcı ve Hakimler ile 50 bin kişi katılıyor, bu birinci lokma ama Türk Milletinin kursağındadır. Şimdi Başbakan gelsin bu lokmayı yutsun, sonra arkası gelecek” şeklinde konuştu

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Çanakkale İl Örgütünce düzenlenen toplantıya katılmak için geldiği Çanakkale’de hükümeti topa tuttu. Cumhuriyet Haftası dolayısıyla Belediye Sosyal Tesislerinde düzenlenen ve oldukça kalabalık bir topluluk tarafından büyük ilgiyle izlenen toplantıda konuşan Kılıçdaroğlu, AKP İktidarına yüklendi.

“ÜLKE BORÇ BATAĞINDA”
Cumhuriyeti Kuranlar, Osmanlı’nın devamı olarak hiçbir zaman borcunu reddetmemiştir. Cumhuriyet kurulduktan sonra bu ülke on yılda 15 milyon genç yetiştirdi, fabrikalar kurdu hem de dengeli kurdu. Nazilli’ye de kurdu, Malatya’ya da. Ülkenin dörtbir yanına demiryolu ağı kuruldu, tersanelerini kurdu gemiler üretti, kendi uçağını yaptı. Ama hiçbir zaman birilerinin kapısına gidip borç dilenmedi. Başbakan seçim meydanlarına ekmek karnesiyle çıkıp şov yaptı. Avrupada bu sistem kurulduğunda binlerce çocuk yetim kaldı. Şimdi Türkiye’de binlerce çocuk geceleri yatağına aç giriyor. Bu ülkenin ikinci adamı İsmet İnönü kimseyi yetim bırakmadı. Eğer ülke 2 nci dünya savaşına girseydi şimdi belki de Recep Tayyip Erdoğan da yetim biri olacaktı. 22 Eylül 1947 de Merkez Bankası açıklama yaptı, ‘altın stoğumuz 176 ton’ diye. O dönemde de ülkenin borcu vardı ama onurlu Türk halkı ulusal kurtuluş mücadelesini verirken, yatırım yaptı, fabrika kurdu, üretim yaptı. 20 Ekim 1954 te Dünya Bankası temsilcisi gelip ‘Türk ekonomisinin geleceği çok parlak’ dedi. Tıpkı bugün IMF temsilcilerinin şimdiki söylemleri gibi. Sonra 14 Temmuz 1958 de ilk iyi niyet mektubu verildi. Ama bir ay sonra 4 Ağustos 1958 de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Merataryum ilan edip iflas ediyor. Şimdi ben Başnakana Çanakkale’den sesleniyorum. Neden Babalarımızın, Dedelerimizin, Atalarımızın onurlu mücadele verdiği ve hiçbir zaman bu duruma düşürmediği Cumhuriyetimizi bu duruma düşürdünüz? Diyorlarki “üretmeyin veririz, çalışmayın bakarız” böyle bir şey kabul edilebilinirmi? Çalışmayan toplumlar köle olmak mahkum olmak durumundadır. Üretmeyen bir ülkenin ekonomisi de ölür. Şimdi AKP yeni bir şey öğretiyor, Üretmeden, İstihdam yaratmadan büyüme. Böyle olunca dışarıdan sıcak para getirdiler, borsaya yatırdılar sıcak para ile 2002-2009 arasında bu ülkeden tam 38,5 milyar dolar faiz kaldırdılar. Düşük kur politikasıyla sanayicimizi mahvettiler. Bizler çalıştık, ürettik onlar götürdüler. Şimdi İMF kapısı önünde borç versinler diye bekliyoruz

“CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR”
‘Cumhuriyet Fazilettir’ dedik, ‘ülke çıkarlarına sahip olmaktır’ dedik. Atatürk Sosyal Devlet anlayışını “Cumhuriyet Kimsesizlerin Kimsesidir” demiştir. Bu sözün içinde Sosyal Devlet Kavramı vardır. Başbakan 3 çocuk yapın diyor ama binlerce çocuk gece yatağa aç giriyor. Bu Cumhuriyet işsizini de duyuracak, iş verecek. Ben İstanbul’da her yere gittim, Kasımpaşa daki kahveyede gittim. Recep Tayyip Erdoğan’ın orada yaşarken futbol ayakkabısı alacak parası yoktu dediler. Şimdi dünyanın sayılı zengin Başbakanları arasında gösteriliyor. Kısıklı’da tanesi 1.5 milyon dolar olan 5 villa sahibi, gemicikleri var. “Ben fakir fukara guraba dostuyum” diyor, sevsinler seni… Bu ülkede 9 milyon emekli var, şimdi iki elim onların yakasındadır. Eşlerinizle 13 milyonsunuz, sadece siz tek başınıza bir partiyi iktidar yapabilirsiniz. AKP yasa getirdi 5510 sayılı sosyal güvenlik yasasında emekliye Milli Gelir artışından pay verilemez deniyor. Peki bu payı kim alacak? Biz bu yasa görüşülürken parlamentoda Sayın Ahmet Küçük ile tepki gösterdik ve meclisi terk ettik. O dönemde AKP % 34 oy sahibiydi, o yasayı çıkardılar sonraki seçimde % 47 oldu. Biz onların haklarını savunurken onlar ödüllendirdi. Bağ-Kur luya 8, SSK lıya 11 lira artış verdiler ama huzurevlerinde kiş başına 250 lira zam yaptılar, Nerede vicdan, nerede adalet? Eğer Cumhuriyetin gereği özgürce sorgulama hakkınızı kullanmazsanız yükünüz daha da artar. Nasıl yapacaksınız? Gideceksiniz sandığın başına Demokratik hakkınızı kullanıp bunları sandığa gömeceksiniz. Cumhuriyete demokratik haklarınızı özgürce kullanırsanız sahip çıkabilirsiniz. 29 Ekim’e az kaldı. Yoksulluk 21 yüzyıl Türkiyesi’ne yakışmıyor.

YARGI BAĞIMSIZ DEĞİL
Bu ülkede yaşayan herkes baskı altında. En son gideceğimiz Adalet baskı altında. Bağımsız değil. Sıkıştıklarında “yargı bağımsız” diyorlar ama işlerine geldiğinde yargıyı istedikleri gibi baskı altına alıyorlar. Kimilerini Silivri’ye gönderiyorlar kimilerine aba altından sopa gösteriyorlar. AKP ne diyorsa tersini yapıyor. AKP maskesini indirin göreceksiniz orada Aldatanlar ve Adaletten Kaçanlar Partisi yazıyor. Toplum baskı altındadır, kimse konuşamıyor, telefonlar dinleniyor. Saygın kuruluş TÜSİAD Başkan seçemiyor, neden seçemiyor? Köşe yazarları yazı yazamıyor, işlerine son veriliyor, neden? Bu ülkede böyle hukuk çöktürüldü. Biz kime güveneceğiz? TRT bağımsız diyorlar ama işlerine geldiğinde istedikleri gibi baskı yapıyorlar. Ama susmak olmaz, Demokratik Sorgulama hakkını kullanmadan olmaz. Evde oturarak olmaz. Herkes demokratik sorgulama hakkını kullanacak gereğini yerine getirecek. Koca Nazım demiştir “sen yanmazsan, ben yanmazsan karanlık aydınlanmaz” İşte siz de “Yeter” diyeceksiniz ve gidip sandığa AKP iktidarını sandığa gömeceksiniz” AKP döneminde yapılan yolsuzluklar hiçbir dönemde yapılmamıştır. Bunlar alenen yolsuzluk yapıyorlar. Deniz Feneri olayı çıktı, Alman yargısı “failler” Türkiye’de dediler. Aylardır kimse kılını kıpırdatmıyor, formalite baskın yapılıyor çay kahve ikram ediliyor sonra “gereği yapılıyor” deniyor. Hadi oradan.. Bu ülkede bir taraftan da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği sabahın 5 inde basılıyor. Bu nasıl bir adalettir? Sendikalara geleceğim.. Kusura bakmasınlar, ağalık kimliğini bir kenara bırakmazlarsa kapılarına kilit vururlar. İspanya da işçiler ne yaptı? Bir otobüs ihalesi yapıldı usulsüzlüğe karşı demokratik haklarını kullanıp grev yaptılar. Onları Çanakkale’den kutluyorum. İstanbul Belediyesi 350 otobüs alacak, ihaleye tek firma katılıyor o da yabancı firma. Türkiye Avrupanın ikinci büyük otobüs üreticisi. Her ülkeye otobüs ihraç ediyoruz. Ama ihalelere bakıyorsunuz adrese teslim. Ondan sonra 22 bin metal işçisini ücretsiz izne ayırıyorsunuz”

“BAŞBAKAN TERÖR MENSUPLARINI KABUL ETSİN”
Demokratik Açılımdan bahsedildi. Vali, Kaymakam, Müsteşar, Hakim, Savcı ile 50 bin kişi terör örgütü mensuplarını karşılıyor. Silahlarıyla teslim olacaklar dendi, nerde silahlar? Başbakan “hazmettre hazmettire kabullendireceğiz” dedi, şimdi ilk lokması kursağımızda. Gelsin Başbakan bu lokmayı yutsun, terör örgütleri mensuplarını gelsin kabul etsin, arkası da geelcek. AKP Ulusal Çıkarları savunmak yerine birilerinin Taşaron Hükümeti görevini üstlenmiş. Türkiye Cumhuriyeti taşaron hükümeti tarafından yönetilemez. Bu ülkede geçmişe ihanet ediliyor. Çanakkale’de atalarımız bu vatan uğruna can verdiler. Ulusal Kurtuluş Hareketini yeniden başlatmak zorundayız. Bunu da ilk seçimde demokratik sorgulama hakkımızı kullanıp bu hareketi başlatmalıyız. Şimdi 29 Ekim yaklaşıyor, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ağababaları Amerikaya çağırıyor. Orada ne işin var? Gel hesabını ülkene ver.

“2 ÇÖZÜM VAR”
Bu ülkede iki çözüm modeli var. Birisi AKP nin çözümüdür. Bunda kuyruklar vardır. Yoksulluğun afişe edilmesi vardır. Yoksul çocuklar, yoksul insanlar kuyruğa girer bir paket makarna için ezilirler. Bu Devletin sadaka çözümüdür. Yoksul insanların sırtından geçinen bir çözüm yoludur. Yoksulların sırtından da birileri para kazanırlar. Yakın geçmişte örnekleri çok yaşandı. Bunlar Müslüman geçiniyorlar, Müslümanlıkta bilinen sağ elin verdiğini sol el görmez. Ama bunlar yoksulluğu da yoksulluğu da afişe ediyorlar. Siz bunların Müslümanlığından kuşku duymayacakmısınız? Bunlarda Vicdan varmı? Bunlarda Ahlak varmı? AKP Yandaşları yoksulların sofralarına göz dikti. Tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikti. Hazine Müsteşarlığında 1 milyarlık yolsuzluk raporu var. Bunu biri çıkmış hazırlamış ama imzalayamıyorlar. Neden korkuyorlar? Ama yolsuzluktan beslenen bunun üzerine gidemez. CHP ‘nin çözümü ise Yoksullukla Mücadeledir. Bununda modeli Aile Sigortasıdır. Bu kabul edilen çağdaş 9 ncu modeldir. Bu modelde yoksullar afişe edilmez. Her ailede bir sigortalı oalcaktır. Yoksul ailede yer alan her kadına bu sigortadan destek verilecektir. Sosyal Devlet olmak budur. Kimse teşhir edilmeyecek.



ERSÜMER: ''AKPARTİ TÜRKİYE'YE CEZA VERİYOR''

Bir dizi ziyaretler gerçekleştirmek için Çanakkale’ye gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer, çarpıcı açıklamalarda bulunarak AK Parti’ye yüklendi.

Çanakkale Belediye Başkan Vekili Muharrem Erkek’i ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer, Türkiye’de AK Parti hükümetinin cezalandırıcı siyaset yaptığını iddia etti. Ersümer konuşmasında ayrıca Gelibolu Tarihi Milli Parkı’ndaki rant iddialarına da “Saç kesilir, kel gözükür” diyerek ilginç bir yorum yaptı.
Ziyarette basın mensuplarının sorularını yanıtlayan eski Bakan M. Cumhur Ersümer, Türkiye’de siyaset yapma tarzının değiştiğini söyledi. Türkiye’de cezalandırıcı siyaset yapıldığını ifade eden Ersümer, AK Parti hükümetine de nasihatlerde bulunmayı ihmal etmedi. Çanakkale’nin de cezalandırıcı siyasetten nasibini aldığını kaydeden Ersümer; “Türkiye’de siyaset yapma tarzı değişmiştir. Türkiye’de demokratik gözüküp anti demokrat davranılmakta. Türkiye’de özgürlükçü gözüküp özgürlükleri kısıtlayarak davranmak adeta yeni bir siyaset şekline gelmiştir. Artık Türkiye’de cezalandırıcı siyaset yapılmaktadır.
Başını fazla kaldıranın ensesine vurulmaktadır. Hızlı gidene dur deyip, elinden kolundan çekilmektedir. Çanakkale’de bu siyasetten yeteri kadar nasibini almıştır. Başka illere daha büyük cezalar verildi. Tabii Türkiye’de hizmet noktasında da cezalandırıcı siyaset yapılıyor. Sayın Başbakan Çanakkale’ye gelerek bunu açıkça ifade etti.
Hepimiz bu açıklamayı kulağımızla dinledik” dedi. Çanakkale’nin sandıkta kuru gürültüye pabuç bırakmadığını vurgulayan Ersümer; “Çanakkale sandıkta kuru gürültüye pabuç bırakmadı. Sayın Başbakana tepki olarak bir çok seçmen Çanakkale’de CHP’ye oy verdi. Seçimlerde CHP alabileceğinden daha fazla oy aldı. Çanakkale hiç kimsenin emriyle ve talimatıyla oy vermez” diye konuştu. “Çanakkale Belediyesini başarılı kılmak zorundayız” diyen eski Bakan Ersümer; “Devlet imkanlarından faydalanabilmek bir belediye için çok önemlidir. Benim bakanlığım döneminde Çanakkale Belediyesi’ne yardımda bulunduk.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanının yetkisi içinde bulunan acil ödenek fonundan verilen bir paraydı. Çanakkale’mizde o parayı değerlendirdi. Bunun örnek olacağını düşündüm. Yani iktidar partisinin, muhalefetten bir belediyeye destek vermesinin doğruluğu tescil edilsin istedim. Belediyeye yeterli imkanı sağlamazsanız, halkı cezalandırmış olursunuz.
Yani adeta siyasi tercih nedeniyle vatandaşa bir ceza veriyor duruma düşersiniz” şeklinde konuştu. Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer, konuşmasının devamında ise, AK Parti hükümetine göndermeler yaptı. Makamların gelip geçici olduğunu söyleyen Ersümer şu şekilde konuştu: “İnsanlara bu makamlar baki değil. Dün biz vardık, bugün biz yokuz. Bugün var olanlar yarın olmayacaklar. Ama ben, 25 yıldır siyaset yapan biri olarak Çanakkale’de 50 yıl öncesi gibi sokaklarda dolaşıyorum. Çanakkale’ye hizmet ettiğim ve ayrım yapmadığım için her gittiğim yerde sevgi saygı görüyorum.
Bir Çanakkaleli çıkıp, a veya b partiliyim diye beni bir yerden bir yere sürdünüz yada beni işe sokarken siz sadece ANAP’lıları tercih ettiniz diyemez. İşte onlar denmediği için biz bugün Çanakkale’de rahatça dolaşabiliyoruz. Bunları örnek olsun diye bugün siyaset yapan arkadaşlara söylüyorum. Bir çaba içerisinde olmalılar. Çanakkale’ye kendilerini sevdirsinler. Sadece ve sadece sayısal olarak sandıktan oy alıp çıkmak seçimleri tescil eder. Başka bir şeyi tescil etmez.”

Gelibolu Tarihi Milli Parkı’ndaki rant iddialarına da Ersümer; “Bunu bir kenara bırakalım. Bu konu ileride zaten ortaya çıkacak. Bu işler saklı kalmaz. Saç kesilir, kel gözükür” yorumunu yaptı. Gelibolu Tarihi Milli Parkı’nda düşünülen sistemin iyi anlatılmadığını savunan Ersümer; “Orada önemli olan şey şudur. Bundan önceki politika her hafta 300-400 otobüsle Türkiye’nin her yerinden ziyaretçiler devlet tarafından karşılanarak Çanakkale’ye getirilip şehitlikler gezdiriliyordu.

Bu güzel bir şey. Yeni sisteme baktım. Aslında çağdaş ve yapılması gereken bir ziyaret sistemi. Tabi ki böyle olması lazım. Ama bu konunun çok iyi anlatılması lazım. Bu sistemi özüyle ve politikası itibariyle bir anlatsınlar. Biraz sıkıntılarda buradan kaynaklanıyor gibi geliyor” diye konuştu. Belediye Başkan Vekili Muharrem Erkek ise; “Ziyaretleriniz bizim için her zaman önemlidir. Siyasi yaşamınızda önemli başarılara imza atmış ve Çanakkale’ye önemli hizmetler yapmış biri olarak bizim için önemlisiniz. Ziyaretiniz bizi çok mutlu etti.” dedi.


Gelibolu Yarım Adası Milli Parkı, Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin temelinin atıldığı ve Ecdadımızın canı pahasına mücadele vererek bizlere bıraktığı kutsal Topraklardır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk “ Çanakkale zaferini kazanarak, Vatanı ve Bayrağı uğruna şehit olan kahramanlarımızın, sizleri beklediği ve her Türk evladının mutlaka gelip görmesi gereken yegâne yerdir bu topraklar “ diyerek tarif ettiği ve Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “ Gökten Yıldızları indirsem yinede bir şey yapabildim diyemem hatırana “ söylemi ile yücelttiği kutsal bir Milli Parktır.

Son dönemlerde maalesef bu toprakların yeni nesillere Milli Şuurun verileceği bir Milli Park olma özelliğinden git gide uzaklaştırıldığını görmekteyiz.

07.07.2009 Tarihinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından, Ankara’da açılacak bir ihale ile 253 Bin şehidimizin yattığı Tarihi Milli Park, bir rant kapısı haline dönüştürülmek istenmektedir. Gezi Organizasyonu ve Milli Park girişi kimlere verilmek üzere hazırlandığını tahmin ettiğimiz, bir ihale ile siyasileştirilerek, Türk Milletinin bağları bu topraklardan koparılmak istenmektedir.

Son yıllarda başka hiçbir Milli Parkta uygulanmayan, gelen ziyaretçi otobüslerine 5000.-TL – 6000.-TL gibi yüksek rakamlarla ceza kesmeler, Siper ve Tabyaların üzerinde cay kahve üniteleri açılmasına izin vermeler, bu bölgenin yanlış zihniyetler tarafından yönetildiğinin somut göstergeleridir.

Mevcut İktidar, Savaş dönemi İngiliz Savaş Bakanı Churchill’in “Türkler Çanakkale Zaferini kazanarak, bizim bu topraklardaki hedeflerimizi en fazla 100 yıl geciktirebilirler.” Sözüne hizmet eden ve 2015 tarihinden önce Şehitler Diyarımızı Uluslar arası Park konumuna getirmeyi mi hedefliyor?

Türkiye Cumhuriyetinin ön sözünün yazıldığı Kutsal Toprakların, bir şirkete verilerek bir rant kapısı haline dönüştürülmesini şiddetle kınıyoruz.

Mevcut AKP iktidarında, Gelibolu Yarımadası Milli Şuurun verileceği bir Milli Park olmaktan çıkarılıp, tarikatların hurafelerle beslenip güçlendirildiği bir alan konumuna getirilmek istenmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Genel Başkan Yardımcımız Sn. Oktay Vural’ın da Meclis kürsüsünden ifade ettiği gibi, Türk Milleti her türlü zorluğu aşacak ilham kaynağı olan bu topraklara sahip çıkmaya kararlıdır.

Bundan 3 yıl önce Gelibolu Tarihi Milli Park alanı Uluslar arası Park alanı olmak üzere Dış işleri Bakanlığınca yasa taslağı hazırlanmış, Meclisten geçirilmiş, fakat dönemin Cumhur Başkanı A. Necdet Sezer tarafından engellenmiştir. Bu gün aynı senaryolar tekrar gündeme getirilmeye çalışılmaktadır.

Özellikle biz Çanakkalelilere bu yönde tarihi bir görev düşmektedir. Ecdadımızın emanetine biz torunları olarak sahip çıkmazsak, gelecek nesiller bizden hesap soracaktır. Her Türk evladının üzerine vazife olduğu gibi özellikle Çanakkalelileri bu konuya duyarlı olmaya davet ediyoruz.

İsmet Balkan Milliyetçi Hareket Partisi Çanakkale İl Başkanı



ÇANAKKALE      SEÇMEN SAYISI    SANDIK SAYISI

AYVACIK 23.960 116
BAYRAMİÇ 24.770 120
BİGA 62.643 245
BOZCAADA 1.919 7
ÇAN 39.148 153
ÇANAKKALE MERKEZ 88.631 314
ECEABAT 7.417 28
EZİNE 24.615 102
GELİBOLU 30.692 115
GÖKÇEADA 4.951 24
LAPSEKİ 20.879 89
YENİCE 28.913 128
Toplam 358.538 1.441

                                          SEÇMENSAYISI

SANDIK SAYISI

GÜLPINAR 1.127 4
KÜÇÜKKUYU 5.082 17
BALIKLIÇEŞME 1.060 4
GÜMÜŞÇAY 1.655 6
KARABİGA 2.408 9
KOZÇEŞME 866 3
YENİÇİFTLİK 1.157 4
TERZİALAN 1.651 6
İNTEPE 1.634 6
KEPEZ 7.855 26
KUMKALE 1.223 4
GEYİKLİ 2.157 7
MAHMUDİYE 1.412 6
BOLAYIR 1.412 6
EVREŞE 1.670 7
KAVAKKÖY 668 3
ÇARDAK 2.729 10
UMURBEY 2.195 8
AKÇAKOYUN 910 4
HAMDİBEY 1.593 6
KALKIM 1.755 6
PAZARKÖY 1.398 6

 

















http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.