ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...


  YAZARLAR

TÜLAY HERGÜNLÜ


 

 

ÇANAKKALE  POLİTİKA HABERLERİ                                                                                                                                     Son Güncelleme : 29.01.2012



AK PARTİ ÇANAKKALE MERKEZ İLÇEDE
ADNAN ÖNCÜ GÜVEN TAZELEDİ

AK Parti Çanakkale Merkez İlçe Kongresinde Adnan Öncü yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeledi.

23. Dönem AK Parti Çanakkale Milletvekili Müjdat Kuşku'nun divan başkanlığını yaptığı kongrede saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Kongrede bir konuşma yapan AK Parti Çanakkale Merkez İlçe Başkanı Adnan Öncü, partide birlik ve beraberlik ruhunun önemine değinerek, "2012 yılında AK Parti iktidarı ile başlayan değişim sürecinin sonunda bugün ülkemizde ileri demokrasi, milli birlik ve kardeşlik, etnik köken, ırk ve bölge ayrımı yapmadan milletine sahip çıkan, "Milleti yaşat ki, devlet yaşasın" diyen, ülkesini her alanda güçlü kılan, inandığını ve güvendiğini sonuna kadar savunan, geleceğine ve çocuklarının istikbaline güvenen bir AK Parti anlayışı ve dünya lideri Recep Tayip Erdoğan var" dedi.

Merkez İlçe Başkanı Adnan Öncü, konuşmasında AK Parti'yi yıpratma çalışmaları hakkında da açıklamalarda bulunarak, "Bizi bu kutlu yolculuktan çevirmek isteyenler, gerek kapatma davaları ile gerek bir gecelik andıçları ve darbe planlarıyla, gerek çeteler kurarak, gerekse 30-40 yıldır devam eden terörü destekleyerek önümüze ne tuzaklar kurarlarsa kursunlar, dik ve onurlu yürüyüşümüzü asla engelleyemezler. Çünkü biz onlar gibi desteğimizi şer odaklarından değil, aziz Türk milletinden alıyoruz" dedi.

Adnan Öncü, konuşmasında yerel yönetim konusundan da bahsederek, "2014 yerel seçimleri yaklaşıyor. Burada bir karar vereceksiniz. ya hizmetlerini sadece belli başlı caddelere yapan, tek işi kaldırım yapmak ve parke döşemek zanneden, yandaşlarına rant ve çıkar sağlamayı görev edinen aciz bir belediyecilik ve geri kalmış bir Çanakkale; ya da çağdaş projeleri ile markalaşmış şehirler oluşturan birçok ilimizde olduğu gibi hizmetleri ile yıldızlaşmış AK Partili bir belediye ile yönetilen modern bir Çanakkale'de yaşamayı seçeceksiniz" dedi.

Ardından AK Parti Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir bir konuşma yaptı. Kaşdemir partideki birlik ve beraberlik ruhuna dikkat çekerek bunun birçok partide olmadığını söyledi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş de yaptığı konuşmada tek adaylı kongrelerde genelde heyecanın ve katılımın az olduğunu belirterek, Çanakkale'deki kongrede tek aday olmasına rağmen bu kadar kalabalık bir ortamın olmasına dikkat çekti. Mehmet Daniş kendisi hakkında bir süre önce çeşitli iddialarda bulunan ÇOMÜ Eski Rektörü Prof. Dr. Ali Akdemir'e de tepki göstererek, "Her zaman yanımızda olan ve entelektüel geçinen birinin böyle bir açıklama yapması düşündürücü" dedi.
Ardından AK Parti İl Başkanı Muzaffer Kutlu ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli bir konuşma yaptı. Tek adayın katıldığı seçim sonunda ise Merkez İlçe Başkanlığına yeniden Adnan Öncü seçildi. Adnan Öncü'nün listesi ise şu isimlerden oluştu: "Adnan Öncü, Engin Sezen, Seyfi Keçili, Gökhan Metin, Vahit Akçalı, Melih Gündoğdu, Yusuf Ertürk, Ali Akçam, Cemal Özağı, Mürşide Karabulut, İsmet Yılmaz, Fahrettin Ovalı, Osman Eltaş, Mehmet Nair, Gültekin Yıldız, Tarkan Özdemir, Erdinç Bezgen, Reşat Tosun, Mustafa Bodur, Zeyyat Volkan Bayram, Serpil Özen, Vahdet Akpınar, İbrahim Bişkin, Hülya Dağcı, Hicran Çubukçu, Nemci Mutlu, Mustafa Erol, Yunus Avcı, Mehmet Ali Kılıçaslan, Faruk Karadağlı.


 


"CHP BASKILARIN ALTINDAN KALKACAKTIR"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, Türkiye genelinde 534 CHP'li belediye başkanının Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı çalışma dönemi geçirdiğini belirterek, "Türkiye'deki bütün belediyelerimiz soruşturma kıskacı altında.

Buradan çok açık söylüyorum. Telefonlarımızı dinlemeye devam edin. Bizlere müfettiş göndermeye devam edin. CHP kadroları bu baskıların altından kalkacaktır. Bu baskıları yedikçe daha fazla bilenerek çalışma azmi içerisinde olacağız" ifadelerini kullandı.

Günaydın, İl Başkanlığında yaptığı basın toplantısında, "Türkiye'nin yolsuzluk ve yoksulluğun gerçeğini ortadan kaldırmak, yerine eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve dayanışma temelinde yeni bir zemin oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

Günaydın, yaklaşan yerel seçimlerle ilgili CHP'nin yapacağı çalışmalar hakkında ise şu açıklamayı yaptı: "CHP'nin Türkiye genelinde 534 belediyesi var. Bu 534 belediyeden 4'ü büyükşehir belediyesi, 11'i il belediyesi, 176'sı ilçe belediyesi ve geriye kalan 344 adedi de belde belediyelerinden oluşuyor. Amacımız bu 534 belediyeyi çok daha yukarıya doğru taşımak. Amacımız ayrıca şimdi elimizde bulunan belediyeleri korumak değil, aynı zamanda CHP'nin kazanamadığı yerel yönetimlerde de etkili çalışmalar gerçekleştirerek 2014 yılında belediye sayısını artırmak.
Yerel seçimlerde belediye bilimsel yöntemlere göre çalışacak. Kamuoyu yoklamalarını gerçekleştireceğiz. Burada uluslararası ölçütlere göre, belediye hizmetlerinin hangi başlıklar altında toplanabileceğini öngörerek halkımıza sorular soracağız. Örneğin, 'Sağlık hizmetlerinden, çöp toplama hizmetlerinden memnun musunuz?' gibi sorular yönelteceğiz. Her 6 ayda bu kamuoyu yoklamaları tekrarlanacak. O anket sonuçları da daha sonra yerel yöneticilerimizin önüne konulacak. 'Halk sizi şu alanlara başarılı, şu alanlarda başarısız görüyor' diyeceğiz. 'Bu eksik görülen alanları hangi projelerle doldurmayı planlıyorsunuz?' diyeceğiz. Genel merkez olarak hazırladığımız 30'a yakın tip proje ile belediyelerimizi destekleyeceğiz ve belediyelerimizin eksikliklerini ve açıklarını bu dönem içinde kapatacağız. 2014'ün baharına geldiğimizde CHP tüm belediyelerinde eğilim yoklamasını tamamlamış, nerede belediyeyi kazandığını, nerede kaybedebileceğini bilen bir siyasi

parti olacak. Bu çerçeve içinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. CHP 'sıfır yolsuzluk' diyen bir parti. CHP olarak etik değerlere uygun olarak hızlı, verimli ve etkin çalışan bütün yerel yönetici arkadaşlarımızın arkasında ve onların desteğindeyiz. Onlarla birlikte çalışma azmindeyiz" dedi.


Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İslam'ı terörle özdeşleştirmeye çalışanları Mevlana'yı okumaya ve anlamaya çağırdı.

Gelibolu Mevlevihanesi'nde düzenlenen, Mevlana'nın 738'inci Vuslat Yıl Dönümü törenine Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir, Karadağ Çevre Bakanı Rafet Husoviç'in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Balkan coğrafyasını birayaya getiren törenin ev sahipliği yapan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bekir Bozdağ konuşmasına, "Bu gece Çanakkale'de, Gelibolu'da sekiz asırdan beri görkemli nazarı bu topraklar üzerinde olan, ışığı Anadolu'yu, Rumeli'yi ve dünyayı aydınlatan Mevlana'yı ve büyük mirasını saygıyla anıyoruz" diyerek başladı.

"Bugünün siyasetçileri, yöneticileri olarak, bizlere düşen görev, Mevlana'nın evrensel mesajlarına kulak vermek, onları ve o mesajları hem yaşamak, hem de yaşamaktır" diyen Bozdağ sözlerine şöyle devam etti:

"Maddeciliğin ruhları rehin aldığı çağımızın insanı, Mevlana'nın insan kalbinden çıkardığı irfana bugün her zamankinden daha çok muhtaçtır. Moğol istilasının dünyayı kasıp kavurduğu, kaosun, zulmün ümitleri kırdığı, kapıların kapandığı bir zamanda 'bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir' diyerek istikbale yeni bir kapı açan odur. Gönül kapısını herkese, heryönden açan, kapısına gelen hiçkimseyi kovmayan ve uzaklaştırmayan yine Mevlana'dır.

Hz. Mevlana, İslam'ı öyle güzel yaşadı, etrafına öyle çok güzellikler, öyle çok merhamet ve sevgi yaydı ki, adeta onu öldürmeye gelenler onda can buldu. Renkler, farklar onun cüppesinin içinde kayboldu. İslam milletinin örnek bir alimi, numune bir arifi oldu. Evet, bizler bu coğrafyada, bu ülkede asırlar boyu bu anlayışla, bu inançla, farklılıklarımızı vahdet içinde erittik; çoklukta birliği yaşayarak üç kıtaya yayılan muhteşem bir medeniyet kurduk. Bu inanç sayesindedir ki, farklı kavimler, farklı inançlar burada yüzyıllar boyu huzur ve güven içinde yaşadılar. Üç büyük dinin mensupları, bu anlayışın hakim olduğu coğrafyamızda özgürce ibadetlerini gerçekleştirdiler. Sevgi her zaman düşmanlığa galip geldi. Merhamet her zaman öfkeye üstün geldi.

Bugün, İslam'ı terörle, şiddetle özdeşleştirmeye yeltenenler, yüzyıllardır bu topraklarda dile getirilenleri görmezden gelemezler. İnsanları dinlerinden, dillerinden, ırklarından dolayı ötekileştirenler, yüzyıllar boyunca farklılıkları bir zenginlik olarak gören bu anlayışı reddedemezler. Bugün İslam'ı terörle özdeşleştirmeye çalışanları, adına islamofobya denen vehmi yaygınlaştırmaya çalışanları, her şeyden önce İslam düşünürü Mevlana'yı okumaya ve anlamaya çağırıyorum. Mevlana, bizim medeniyetimizin ruh köklerini sulayan en büyük pınarlardandır. Nefret ve kin gözleri kör eder."

BAKAN NEZİR: HER ZAMAN GÖZÜMÜZ KULAĞIMIZ, AnkaraDA'DIR

Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir ise, Makedonya'yı ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, "Ecdadımızdan yani sizlerden almış olduğumuz emanetimiz var. O emanete hiçbir zaman ihanet etmedik. Her zaman gözümüz kulağımız Ankara'dadır. Dualarımız büyük ve güçlü bir Türkiye olması içindir. Bu vatan sizlere emanettir. Ama gerektiğinde bu vatan için her zaman canımızı ve kanımızı vermeye hazırız. Rumeli evladı her zaman anavatanının yanında yer almıştır. Bizler hem Dumlupınar'da şehit verdik, hem Sarıkamış'ta şehit verdik, hem Çanakkale'de şehit verdik. Rumeli evlatları 3 büyük evladını anavatan Türkiye Cumhuriyeti'ne vermişlerdir. Birincisi İstiklal Marşı'nın mimarı Mehmet Akif Ersoy, ikincisi şair Yahya Kemal Beyatlı, üçüncüsü ise Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk. Onun için ben şunu diyorum. Şehitler ölmez, Çanakkale geçilmez" dedi.

Karadağ'dan Çevre Bakanı Rafet Husoviç ise, Çanakkale'de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Burada unutamayacağım birkaç gün geçirdim. Bu etkinliklerin Konya'dan sonra Çanakkale'de düzenlenmesi oldukça anlamlı. Çanakkale şehitlerini gezerken bir çok Balkanlardan ve Karadağ'dan şehit düşen insanları gördüm. Onların adına Fatiha okudum. Demek ki Karadağ ile Çanakkale arasında eskiden bir bağ vardı. Biz Boşnaklar olarak hem Karadağ'da hem Balkanlarda Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve diğer konularda varlığı olmasını istiyoruz" dedi...

Konuşmaların ardından Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bekir Bozdağ, konuk bakan ve milletvekillerine Mevlevihane'nin minyatürünü hediye etti. Şeb-i Arus programı sema gösterisiyle sona erdi.

BAKAN BOZDAĞ'DAN ŞEHİTLİĞE GECE ZİYARETİ

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bekir Bozdağ, Gelibolu Mevlevihanesi'ndeki Şeb-i Arus programı öncesinde Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki şehitlikleri de ziyaret etti. Ancak Valilikteki programı uzayan Bozdağ, Şehitler Abidesi'ne hava kararmak üzereyken saat 17.00'de varabildi. Burada sembolik şehitlikteki mezarlardan birinde memleketi Yozgat'tan bir şehidin ismini bulan Bozdağ ardında da tüm şehitler için dua etti. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, daha sonra 57. Alay Şehitliği'ne geçti. Ancak saat 18.00'de 57. Alay Şehitliği'ne geldiğinde hava tamamen karardı. Işıklar yanmadığı için 57. Alay Şehitliği'ni zifiri karanlıkta, kameraların ışığı ve mini el fenerlerinin yardımıyla gezen Bakan Bozdağ, burada da dua ederek ayrıldı.


KÜRESEL KRİZİN NEDENİ BATI MEDENİYETİDİR

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Genç Girişimciler Topluluğunun düzenlediği panelde konuşan Halkın Sesi Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, dünyada yaşanan küresel krizin tek sorumlusunun, Batı medeniyeti olduğunu savunarak, 'Arap baharı vesaire diyoruz. Euro bölgesindeki gelişmeleri, ABD'deki gelişmeleri aldığınız zaman karşı karşıya kaldığımız, vampir kapitalizmin son baharıdır. Kapitalizmin çöküşünün ayak sesleridirö dedi.

ÇOMÜ Terzioğlu Yerleşkesi Troia Kültür Merkezinde düzenlenen 'Küresel Uygarlık Krizi ve Çıkış Yolları konulu panelin konuğu HAS Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş oldu. Kurtulmuş etkinliğe eşi Doç. Dr. Sevgi Kurtulmuş ile katıldı. ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner'in de izlediği konferansta konuşan Prof. Dr. Kurtulmuş, bir siyasi parti lideri olarak 'O hükümet bunu yaptı, şu hükümet bunu yaptı şeklinde bir konuşma yapmayacağını söyledi. Konuşmasını küresel krize ayırdığını belirten Kurtulmuş, 'Bugün dünyada bir kriz yaşanıyor. Avrupa'yı görüyorsunuz. Arap baharını görüyorsunuz. ABD'de yaşayanlar haklarını almak için sokaklara dökülüyor. Dünyanın her yerinde, açlıklar, kıtlıklar, savaşlar var. Ekonomik krizler dönemindeyiz. Kuvvetle muhtemel, böyle giderse önümüzdeki on yıllarda gıda, su, ve enerji krizleri gibi yeni kriz alanlarında dünya yeni bir türbülansın içine girecektir. O zaman bu konferansın ana fikrini ben bir cümleyle vereyim. Sizde ona göre dinleyin dedi.

Krizlerin nedeninin, sadece A hükümetinin, B ülkesinin yaptığı yanlışlarından ibaret olmadığını kaydeden Kurtulmuş, 'Tabii bunlar da var ama, bunun da ötesinde, bir zihniyet, bir medeniyet krizidir. Bu medeniyet krizi de sadece bir iki ülkeyi değil, tüm dünyayı kapsar. Son üç asırdır, kriz modern batı medeniyeti krizidir, çöküşüdür. Aslında Arap baharı vesaire diyoruz. Euro bölgesindeki gelişmeleri, ABD'deki gelişmeleri aldığınız zaman karşı karşıya kaldığımız, vampir kapitalizmin son baharıdır. Kapitalizmin çöküşünün ayak sesleridir. Ama bu çöküş, bütün dünyada küresel bir kriz ile birlikte sahne almaktadır. Modern batı değerleri içinde kalınarak, oradaki düşünce temellerinin içinden hareket edilerek, bugünkü sorunlara cevap bulabilmenin asla imkan ve ihtimali yoktur. Cevap üretebilmek için alternatif bir medeniyet havzasında yeni ses ve soluklara ihtiyaç vardır. İşte onun için bizim coğrafyamız bizim merkezinde bulunduğumuz medeniyet havzası yeni dünyaya söz söyleyebilecek en muktedir medeniyet havzalarının başında gelmektedir. Böylece geleceğin Türkiyesini değil, geleceğin dünyasını kuracak fikirlerin sizde olduğunu ve sizden çıkacağını bilecek bir özgüvenle, geleceğe hazırlanmanız gerektiğini bilmenizi istiyorum dedi.


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Atatürkçü Düşünce Topluluğu (ADT) tarafından birlikte organize edilen “Hukuk Devleti, Anayasa ve Demokrasi” konulu konferans hükümet karşıtı bir toplantıya dönüştü.
Üniversite yönetiminin tam bir demokrat ve etik yaklaşım göstererek ev sahipliği yaptığı toplantı istismar edilerek siyasal şova dönüştü.

Toplantıya katılanların büyük çoğunluğunu ÇYDD, ADD, Eğitimsen, Halkevleri gibi çeşitli STK’ların üyeleri oluştururken, bunun yanı sıra çok sayıda öğrencide konferans da hazır bulundu.
“Konferansı Bir Parti Toplantısına Çevirdiler”
Toplantıya katılan ve hukuk kavramının bilimsel olarak tartışılacağını zanneden öğrenciler konferansın ilerleyen bölümlerinde neye uğradıklarını şaşırdı. Birçok öğrenci konferansın bir partinin toplantısına dönüştüğünü görünce salonu terk etmek zorunda kaldı. İsmini vermek istemeyen bir öğrenci “Bu konferans duyurusunu panodan görerek geldim. Konusuna da ilgili olduğum için, hukukun bilimsel olarak tartışılacağını düşünerek katıldım. Konuşulanları duydukça şaşırdım. Konferansı bir parti toplantısına çevirdiler.” dedi.
CHP’yi İktidar Yapmanın Yollarını Aradılar
Bilim yuvası üniversitede, bir öğrenci topluluğunun organize ettiği konferans hükümet aleyhine propagandanın yapıldığı, öte yandan da CHP’nin nasıl muhalefet etmesi gerektiği ve CHP’yi iktidar yapmanın yollarının arandığı bir toplantıya dönüştü.
ADD ve ADT’nin birlikte tertip ettiği konferans “Hukuk Devleti, Anayasa ve Demokrasi” başlığı ile duyuruldu. Konferansı vermek üzere Çanakkale’ye gelen, Ergenekon Terör Örgütü davasında tutuklulara verdiği destek ve geçtiğimiz 12 Eylül Referandumuna karşı ‘Hayır’ cephesinde yer alması ile çeşitli STK’lar tarafından da ‘Darbeci Baro’ olarak nitelendirilen İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal; konuşmasına başlarken, “Bu bir akademik toplantı değil, bir ders değil. Dolayısıyla bu bir sohbet toplantısı, bir dertleşmedir. Çok akademik bir şey beklemeyin” diyerek konferansın devamı hakkında ipuçları verdi. İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal daha konferansa başlarken uyarıda bulunarak CHP hakkında konuşacağını belirti ve konuşacaklarının CHP yönetimi ile ilgili olduğunu söyledi. Kocasakal “Söyleyeceklerim CHP’nin içerisindeki değerli insanlarla, örgütlerle ilgili değildir. Kaldı ki ben kendimde Atatürk’ün partisi üzerinde, onunla ilgili söz söyleme hakkını buluyorum kendimde” dedi.
Cumhuriyet’in elden gittiğini ve kurtarılması gerektiğini iddia eden İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal, “Bu konuda yapılabilecek şeylerin olduğunu düşünüyorum ve sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi.
Türkiye halkının 1960’lardan itibaren kandırıldığını iddia eden Kocasakal, kendisi gibi düşenmeyen ve Genetiği Değiştirilmiş Aydın olarak nitelediği kişileri de atıfta bulunarak “Bunların dinle, şunla bunla hiç alakaları yok. Olamaz da zaten. Bunlar namaz kılıyorlarsa eğer bunların Kabesi, kıblesi emin olun ya Brüksel’dir yada Washinton’dır.” dedi.
Bilim Adamları İktidara Karşı Durmaya Davet Edildi
Bilim adamlarına da seslenen Kocasakal, özellikle hukuk fakültesi hocalarına tepki göstererek iktidara karşı hocaları karşı durmaya davet etti ve ekledi: “Bu millet onları, bu hukuksuzluk zamanlarına susup otursunlar diye mi yetiştirdi. Hepsine yazıklar olsun diyorum” dedi.
Konuşmasında kurtarıcı olarak artık TSK’yı beklememek gerektiğini savunan Kocasakal şunları söyledi:
“Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal kimliğini her zaman savundum ve savunmaya da devam edeceğim. Ama Natoya girdikten sonra bizim ordumuz ne kadar milli ordu olarak kaldı. O yüzden hep TSK hep TSK, ha bir de biz 88 yıl yattık. Bir ordu var işte, ordu korur dedik. Ama artık TSK değil Türk Silahsız Kuvvetleri bu olaylara el koyacak. Hepimiz el koyacaz.”
Eleştiri dozunu artıran Kocasakal, “Bu siyasi iktidar kendi burjuvazisini yaratmıştır. Nasıl yapmıştır bunu. Cumhuriyetin bütün kazanımlarını satarak yapmıştır. 4 çarpı 4 cipe binen, sözüm ona başı kapalı ama Armani marka ve yüzünde 15 kilo da boya. “ dedi.
Öte yandan geçtiğimiz yıllarda Anayasa Mahkemesinin 411 evet oyu ile meclisten geçen eğitim-öğretim hakkı ile ilgili kanunu iptal etmesini doğru bulduğunu da savundu.
Dersim’de Katledilenleri Hain İlan Etti
Son haftalarda yaşanan gelişmelere de değinen Kocasakal, Başbakan’ın Dersim özrüne atıfta bulunarak “Bir özür furyası başladı. Yüzleşme deniyor. Bu yüzsüzleşme. Cumhuriyete baş kaldıran bütün hainler kahraman haline getiriliyor. O zaman başbakana sesleniyorum Yunanlardan Anzaklardan da özür dileyin özür dileyin.” Dedi.
Kılıçdaroğlu’na da Seslendi
CHP’de yaşanan Dersim konusunda ki gelişmeleri de değerlendiren Kocasakal, CHP Lideri Kılıçdaroğluna seslendi ve ekledi: “Kimse Mustafa Kemal’i katliamcı ilan edemez. Onun koltuğunda oturupta ses çıkarmamazlık edemez.”
Kocasakal CHP’ye Seslendi “Hayatta dondurmadan başka hiç bir şey yalamayacaksınız”
CHP’de yaşanan yemin krizinde bir ara umutlandığını fakat yanıldığını ifade eden Kocasakal şunları söyledi. “Meclisteki arkadaşlarımız gelmedikçe yemin etmeyiz dediler. Vallahi dedim ki helal olsun. Dua ettim ne olur Allahım arkasında dursunlar. Başbakan çıktı tükürdüklerini yalayacaklar dedi. Maalesef olan oldu. Benim önerim şudur. Hayatta dondurmadan başka hiç bir şey yalamayacaksınız. Liderlik zor zamanda riski ele almaktır.”
Bize Düşen Sonuna Kadar Direnmek
Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Baro Başkanı Kocasakal, “Anayasalar ya devlet kurtulurken ya bir devrim yapılırken yada karşı bir devrim olurken yapılır. Şimdi ne oldu. Karşı devrim oldu. Onun anayasasını yapıyorlar. Bu anayasa bölünmenin anayasası olacak, Atatürk’e veda anayasası olacak. Halkı aydınlatacağız. Dere tepe gezeceğiz. Ne zaman giderler diye soruyorlar. Vahdettin nasıl gittiyse bunlarda öyle gidecek. Teknoloji gelişiyor. O gemi ile gitmişti bunlar helikopter ile uçak ile gidecekler. Sizi temin ediyorum bu hukuksuzlukların hesabı tek tek sorulacak. Hiçbir diktatörük baki kalmaz buda kalmayacak. Bunları inanarak söylüyorum. Bize düşen sonuna kadar direnmek.” Dedi.
Kocasakal “Benim bütün derdim CHP’nin Atatürkçü gerçek çizgisine çekilmesi”
Konuşmasının sonunda İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal şunları söyledi:
“Benim bütün derdim CHP’nin Atatürkçü gerçek çizgisine çekilmesi. Tek derdim bu. Atatürk’ün partisi sonuçta hepimiz için anlam ifade ediyor. Zeynep Aslan – comuhaber.com


Gelibolu İlçesi'ne bölünmüş yol açılışı için gelen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, valilik makam aracının direksiyonuna geçerek 30 kilometre kullandı. 'Evreşe yolları dar' türküsünü hatırlatan Yıldırım, "Evreşe yolları artık dar olmasın" dedi.

Çanakale'nin Gelibolu İlçesi'ne bölünmüş yol açılışı için gelen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, valilik makam aracının direksiyonuna geçerek 30 kilometre kullandı. 'Evreşe yolları dar' türküsünü hatırlatan Yıldırım, "Evreşe yolları artık dar olmasın" dedi.

Gelibolu'ya 30 kilometre uzaklıktaki Evreşe Beldesi yol ayırımında düzenlenen bölünmüş yol açılış töreni için helikopterle gelen Bakan Binali Yıldırım'ı, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, Bursa milletvekili Mustafa Öztürk, Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turan, Gelibolu Kaymakamı Namık Kemal Nazlı, çok sayıda AK Partili belde belediye başkanı ve vatandaşlar karşıladı. Gelibolu-Keşan Korudağ arasındaki yaklaşık 40 kilometrelik duble yol açılışı için geldiği ilçede vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Yıldırım, kürsüde Çanakkale'ye Boğaz Köprüsü'nün yapılacağı müjdesini verdi.

Keşan, Korudağ, Evreşe ve Gelibolu'ya uzanan, oradan da Eceabat'a Çanakkale'ye devam edecek, kuzey güney koridorunun, en önemli güzergahından Korudağ Gelibolu yolunun açılışını yaptıklarını belirten Bakan Yıldırım, "Bizi 'Evreşe yolları dar, bana bakma benim yarim var' türküsü ile karşıladınız. Çok meşhur, Türkiye'de herkesin ağzında olan bir türküdür. Türkünün ikinci kısmına itirazım yok. Ama birinci kısmına itirazım var. Evreşe yolları artık dar olmasın. Bunun için Evreşe yollarını genişletiyoruz. Sevenlerin birbirleri ile daha çabuk daha güvenli buluşması için bunu yapıyoruz" dedi.

Çanakkale'nin Türkiye'nin Anadolu topraklarının batıya açılan kapısı olduğunu kaydeden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin batıdaki en uç vilayetidir. Çanakkale Türkiye Cumhuriyeti tarihinin destanlaştığı bir ildir. Çanakkale bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün teminatıdır. Kurtuluş savaşımıza bizi hazırlayan, 'Çanakkale geçilmez' diyerek düşmanı durduran bir ilimizdir. 88 yıl önce bu mücadeleyi veren Çanakkale, şimdi de artık istikrar mücadelesinde, istikbal mücadelesine giden yolda kararlı adımlarla ilerlemektedir. 88 yıl önce 'Çanakkale geçilmez' dedik ama bu düşmana geçilmezdi. Ondan sonra bakıyoruz ki Çanakkale'nin yolu yok. Çanakkale'nin havaalanı var uçuş yok. Çanakkale'nin denizi var gemisi yok. Nasıl Çanakkale böyle geçilmez olacak? Geldik bunları gördük ve hemen uçuşlar başlattık. Sadece İstanbul'a değil, Ankara'ye sefer var."

KÖPRÜ MÜJDESİ VE ERDOĞAN'IN ASKERLERİ

2023 yılı hedefleri çerçevesinde Çanakkale için bir borcu yerine getireceklerini ifade eden Binali Yıldırım, "Projelerini başlattık. Çanakkale Boğaz Köprüsü'nü de yapmak inşallah bize nasip olacak. Çanakkalelilere bu hizmeti getirmeyi de evelallah biz başaracağız. Çünkü Çanakkale bunu çoktan hak ediyor" dedi.

Bakan Yıldırım, Çanakkale'de kürdü-türkü, lazı-çerkezi, muhaciri-yerlisi, herkesin bu ülkenin geleceği için bağımsızlığı için omuz omuza mücadele verin şehit olduğunu hatırlatan Binali Yıldırım, "Şehit yatan bu yarımadadaki binlerce vatandaşımızın, Mehmetçiğin o arzularını hedeflerini de gerçekleştirmek bizim borcumuzdur. Bu borcu yapmak için yola çıktık. Bunun için bu ülke sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan'ın askerleri, elamanları olarak kalkınma mücadelesini, adalet mücadelesini durmadan yılmadan vermeye devam ediyoruz. Başbakanımız sizlere selam gönderdi. Biliyorsunuz küçük bir operasyon geçirdi. İstirahat ediyor. Kendisi Evreşelilere Çanakkalelelire selamını getirmemi istedi" dedi.

GESTAŞ'IN KURULUŞU

Çanakkale'de deniz taşımacığının geliştirilmesi için özel kanun çıkardıklarını kaydeden Yıldırım, "Muhalefet dedi ki, 'Ya ne yapıyorsunuz kardeşim, özel kanun olur mu, Çanakkale için özel kanun çıkarıyorsunuz.' Dedim ki, bu ilin adı Çanakkale olunca özel kanun da olur. Aktardığımız 30 trilyon ile GESTAŞ'ın gemilerini takviye ettik, iskelelerini takviye ettik. Bugün GESTAŞ, Çanakkale'ye hizmet veriyor" dedi.

Bakan Yıldırım açılış töreninden sonra Vali Güngör Azim Tuna'yı da yanına alarak, valilik makam aracının direksiyonuna geçti. Yıldırım, açılışını yaptığı yolda, Evreşe sapağından, Gelibolu İlçesi'ne kadar makam aracını 30 kilometre kullandı.


CHP’Lİ BAŞKANLARDAN
OPERASYON KINAMASI

Çanakkale’de Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Belediye Başkanları bir araya gelerek, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonu kınadı.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncer, Ezine Belediye Başkanı Halil Büyükerol, Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, Erenköy Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz, Kumkale Belediye Başkanı Süleyman Erte, Umurbey Belediye Başkanı Vedat Özkan, Gelibolu Belediye Başkan Vekili Arif Taş İl Başkanlığı binasında CHP İl Başkanı Hamza Karagöz ve Merkez İlçe Başkanı Hakan Evirgen ile bir araya geldi.

CHP İl Başkanı Hamza Karagöz, “Kısa süre önce Sayın Başbakanın CHP’li Belediye Başkanlarını töhmet altında bırakan Alman Sosyal Vakıfları ile ilgili söylemi olmuştu. Arkasında duramadı. Biz Türkiye çapında gerekli tepkileri dile getirdik. Varsa belgeleri açıklayın ve gereğini yapın dedik. Bugüne kadar ne açıklama ne de girişim geldi. Yapılan hareketlerin tümü sosyal demokrat belediyeleri işinden alı koymak, töhmet altında bırakmak, baskılar uygulamak şeklinde gelişiyor. AKP’nin Türkiye genelinde sosyal demokrat belediyeler üzerindeki baskıları Kadıköy’den başlayıp İzmir’e kadar uzandı. Biz Çanakkale’de CHP olarak ve belediye başkanları olarak bu antidemokratik uygulamaların ve baskıların biran önce son bulmasını bekliyoruz. Şimdiye kadar yapılan uygulamaların hiç birinde sosyal demokrat belediyeler ile ilgili her hangi bir yolsuzluk, hukuksuzluk yapıldığına rastlanılmadı. Hele hele İzmir’de, Türkiye’nin en temiz belediyesi, Türkiye’nin en dürüst yerel yönetim hizmetlerini yürüten kadrosu. Sudan bahanelerle, olmadık dedikodular ile üzerine gitmek hem İzmir halkına, hem Türkiye halkına büyük zararlar vermektedir” dedi.
Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan ise, son dönemlerde İzmir belediyesi yoğunluklu olmak üzere, Çanakkale’de de Kepez ve Gelibolu belediyeleri olmak üzere CHP’li belediyeleri itibarsızlaştırma, yıldırma ve sindirme çabalarının olduğunu söyledi. Başkan Gökhan, yerel seçimlerin yaklaştığını belirterek, “Bu yoğun baskılar giderek artacak. Ama biz de giderek sesimizi yükselteceğiz, geri adım atmayacağız, tüm bu baskıları kamuoyu ile paylaşacağız. İktidarın hedefine ulaşmasına engel olacağız. Bu operasyonları kınıyoruz. Yılmayacağız ve asla geri adım atmayacağız. Hiçbir şeyden korkmuyoruz. Türkiye bu senaryoyu daha önce gördü. 1960 öncesi bu senaryo yaşandı Türkiye’de. Bu gidiş yanlış gidiştir. Yani yargının, polisin kullanılması suretiyle muhalefeti yıldırma politikası tehlikeli, yanlış işlerdir. Dolayısıyla hem TBMM’deki o baskıcı ve umursamaz tavır, hem dışarıda basın yoluyla CHP’yi sürekli taciz eden yazılar ve yorumlar, gündemde olmayan konuları ortaya atıp onun üzerinden polemik yaratmak bu iktidarın huyu haline geldi. Ama insanlar artık olayın nasıl cereyan ettiğinin farkındalar” diye konuştu.


DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI ÇANAKKALE BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN KAPATILMASI İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

Ulaştırma Bakanlığı’nın yeni Teşkilat Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte Denizcilik Müsteşarlığı ve Çanakkale, İstanbul, İzmir, Trabzon, Samsun, Antalya ve Mersin Bölge Müdürlüklerinin kapatılması kararı alınıp, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, “Ulaştırma İletişim ve Denizcilik Bakanlığı” bünyesinde Müsteşar Yardımcılığı düzeyinde temsil edilmesine karar verilmiştir.
Bölgemize ilk darbe Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün (Varan-1) kapatılması ile başlayıp Orman Bölge Müdürlüğü’nün (Varan-2) kapatılarak Balıkesir’e taşınması ile devam etmiştir. Olumsuz yansımaları İlimizde henüz kendini göstermeye başlamadan üstüne üstelik Denizcilik Müsteşarlığı Çanakkale Bölge Müdürlüğü(Varan-3) kapatılarak, Bursa’dan yönetilmesi gündeme gelmişti.
Şimdi sizlere soruyorum, dünyanın sayılı boğazlarında olup, deniz trafiğinin en yoğun yaşandığı Ülkemizin İki boğazından birinin “Çanakkale Boğazı’nın” kontrolü, denetlenmesi, idaresi Bursa’dan yapılabilir mi? Uzaktan kumanda ile idare etmek mümkün mü? Bunu izah eden biri var isi bir adım öne çıksın.
Alınan bu kararlarla Çanakkale’miz cezalandırılmıştır. AKP 88 yıllık Cumhuriyetimizin devlet düzenini, geleneklerini, Ülke yönetimini alt-üst ederek bir daha içinden çıkılamaz duruma sokmuştur. Cumhuriyetimizin 88 yıllık birikimleri bir taraftan eş, dost yandaşlara peşkeş çekilirken, diğer taraftan da tüm değerleri birer-bire yok edilmeye çalışılmaktadır. Bunun altında diktatörlük ve padişah yetkileri ile donatılmış tek adamlık özlemleri yatmaktadır. Son uygulamalarda şunu göstermiştir ki, Cumhuriyet düşmanlığı adres tanımamış, hedef gözetmemiştir.
Denizcilik Müsteşarlığı ve bağlı Bölge Müdürlüklerinin kapatılıp, buralarda görev yapanların kadrolarının ellerinden alınarak, pasifize edilmesi ne ilk nede sondur. Bu yöntem AKP Hükümetince sürekli yapılan alışık olduğumuz uygulamalarındandır. Bu uygulamayı tasvip etmemiz mümkün değildir. Şiddetle kınıyorum. AKP Hükümeti iktidara geldiği günden beri halkımızın dertleri ile ilgilenme, ülkemizin sorunlarını çözme yerine, tüm enerjisini, iktidarın tüm gücünü Ülkemizin tüm kadrolarını kendi yandaşlarının ele geçirmesi için harcamaktadır. Mevcut kadroları baskı ve yıldırma ile ele geçiremiyor ise, o kadrolarda görev yapan vatan evlatlarını dize getirip, biat ettiremiyorlarsa, çoğunluklarına güvenerek, yasal boşluklardan yararlanarak, arkadan dolanarak kurumları kapatma yoluna gidiyorlar. Örnekleri sayılmayacak kadar çok olan bu uygulama ile ele geçirme politikalarında kısmen de başarılı oldukları görülüyor. Ancak, şunu da akıllarından çıkarmasınlar ki bu ülke sahipsiz değildir. Bugün çoğunluğunuza güvenerek hukuku çiğneyebilir, boşluklarında yararlanabilirsiniz. Hukuk bir gün size de lazım olabilir. Bunu sizlere hatırlatmayı bir görev biliyorum. Ayrıca; bu uygulamalarınızla cezalandırmış olduğunuz Çanakkale’ye hangi yüzle oy istemeye geleceksiniz, Çanakkale Halkı bunun hesabını sizlerden soracaktır. Yanlışlığınızın farkına varıp uygulamalarınızdan vaz geçiniz diyorum.
Saygılarımla. 16 Kasım 2011
Ali SARIBAŞ
Çanakkale Milletvekili
KİT Komisyonu Üyesi



Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş Çanakkale turizmindeki gelişmeleri değerlendirdi.
“TROYA MÜZESİ ÇANAKKALE’NİN TANITIMINDA BİR İVME NOKTASI OLACAK”

Halil ÖNCÜ-ÇANAKKALE - Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş Çanakkale turizmindeki gelişmeleri Halil Öncü’ye değerlendirdi. Daniş, Çanakkale’nin turizmden hak ettiği payı alması için yoğun çalışmalar yaptıklarını ifade ederken, Çanakkale tanıtımının ivme noktasının, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan yaklaşık 5000 yıllık geçmişe sahip Troya ören yerinden çıkarılan arkeolojik eserlerin korunması ve sergilenmesi amacıyla yapılacak Troya müzesinin hayata geçirilmesi ile gerçekleşeceğini söyledi.

Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, Troya Müzesinin temelinin 2012 yılında atılacağını ifade derken, “ Truva Müzesi için bir yarışma yapılmıştı ve kazanan proje belli olmuştu. Şu anda da detay projelerin çizilmesi için Bakanımız konuyu talimatlandırdı. Muhtemelen aynı kadro detay projelerini çizecek, statik ve mekanik projeler de çizildikten sonra yapım ihalesine çıkılacak. İnşallah 2012 yılında, müzemizin temelini atmak istiyoruz” dedi.
2015 Ajansı kurulacak
20015 yılında Çanakkale Deniz Zaferinin 100. Yılını kutlayacaklarını da belirten Daniş, bu konudaki tanıtım için de bir ajans kurulması için çalışmalar yaptıklarını söyledi. Daniş, “ 2015 yılında Çanakkale Deniz zaferinin 100. Yılını kutlayacağız. Bu konuda Çanakkale 2015 Ajansı kurmak istiyoruz. Kurulacak bu ajans ile de Çanakkale Deniz Zaferinin 100 yılına hem Çanakkale’de hem de yurt sathında bütün toplumu 2015’e hazırlamak ve 1915’in de anılarını tazelemek ve bu mirası gelecek nesillere taşımak adına böyle bir ajans kurmak istiyoruz. Bunu da yasa ile yapmak gerçekleştirmek istiyoruz. Şuu anda taslak çalışmalarımız devam ediyor. İlgili Bakanlıklar ile görüşmelerimiz devam ediyor. Muhtemelen Turizm Bakanlığının tasarısı halinde gündeme gelecek. İnşallah bu konuda da 2011 yılının sonunda ya da 2012’nin başında bu konunun da yasalaşmış olacağını düşünüyorum”
“Çanakkale’nin turizmden yeterince payını alması için çalışıyoruz”
Çanakkale’nin turizmden yeteri kadar payını alması adına çalışmalar sürdürdüklerini de dile getiren Ak Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, “ Çanakkale turizmden yeteri kadar payını alamıyor. Bunun tabi hem alt yapı eksiklikleri ile alakası var. Çanakkale’nin kültür turizmine sahip olmasından dolayı kültürel alanlarımızın yani, sunabileceğimiz değerlerin biraz daha öne çıkarılması gerekiyor. Troya Müzesinin Çanakkale’nin tanıtım konusunda bir eşik olduğunu düşünüyorum. Havaalanımızın büyük oranda eksiklikleri giderildi. Bu arada burada pistimiz uzayıp genişleyecek ve dünya standartlarında bütün uçakların inip kalkabileceği bir havaalanı olacak. Yine bölgemizdeki yollarımız sıcak asfalt olarak çalışmaları devam ediyor. Bunun yanında Barbaros Mahallemizde bulunan Hamidiye Tabyalarımız kültür bakanlığımıza devredilmişti. Burasının da restorasyon çalışmaları yapılıyor. Dalyasıyla bu eserlerimizin, kültürel varlıklarımızın, tabiat varlıklarımızın gün ışığına çıkarılarak turizmin hizmetine sunulması gerekiyor” dedi.


Biraraya gelerek basın toplantısı düzenleyen Çanakkale'deki CHP'li belediyeler, Alman vakıflarından hibe almadıklarını açıkladı. Belediyeler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı mahkemeye vermeyi planladıklarını da bildirdi.

Başbakan Erdoğan'ın, CHP'li ve Bdp'li belediyelerle Alman vakıflarının kredi sözleşmeleri yaptığı ve bu yolla PKK'ya destek verdikleri yönündeki açıklamaları üzerine Çanakkale'deki CHP'li belediyeler ortak basın açıklaması yaptı. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Erdoğan'ı iftira atmakla suçladı. Yabancı vakıfların sosyal projelerde kullanılmak üzere verdiği hibelerle yatırımcı kuruluşların teknik projelerin finansmanı için verdiği kredileri birbirine karıştırdığını öne süren Gökhan, "Hibeler ayrı bir şeydir. Vakıflar sosyal projelere hibe verir, bu da devletin onayına tâbidir. Ayrıca fonlar vardır, kalkınma bankları vardır. Devletin bunlarla yaptığı protokol doğrultusunda Türkiye'deki yatırımları finanse ederler. Vakıflar kredi vermez, onların işbirliği içinde olduğu kuruluşlar verir ve bu da devletin onayıyla olur, çünkü belediyelerin borçlanabilmesi izne tâbidir." dedi.

Belediyelerin yaptığı bütün harcamalar düzenli olarak incelendiğini, özellikle CHP'li belediyelerde her gün müffetişin eksik olmadığını söyleyen Başkan Gökhan, Başbakan Erdoğan'dan Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin yabancı yatırımcı kuruluşlardan aldığını ve Hazine'yi sıkıntıya soktuğunu iddia ettiği borçlanmaların hesabını sormasını istedi. Erdoğan'ın açıklamasını gündemi değiştirme olarak değerlendiren Gökhan, "Ellerinde var olduğunu iddia ettikleri delillerle birlikte kamuoyunu aydınlatmalarını bekliyoruz. Terör örgütüyle Oslo'da yürütülen müzakerelerin günyüzüne çıktığı gün gündem değiştirmek üzere yapılan bu çirkin iftiranın, kendi yaptıklarının kamuoyunda yaratacağı tepkiyi örtmek üzere planlandığı açıkça ortadadır. Elbetteki CHP'li ve özellikle Çanakkale'deki belediyelerin, zaten bu tür kuruluşlarla herhangi bir hibe çalışması yoktur. İlişkimiz yoktur ama biz de bu iftiranın bir parçası olduğumuz için CHP Genel Merkezi'nin talimatıyla hepimiz mahkemeye başvurmayı planlanmaktayız." şeklinde konuştu.


Biga İlçesine gelen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, biri iletim tüneli, 5’i ise taşkın koruma olmak üzere toplam 6 tesisin temelini attı.

Biga ilçesinde Kapalı Pazar Alanında düzenlenen 6 Tesisin Toplum Temel Atma törenine, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, DSİ Genel Müdürü İsmail Uğur, AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş ve Müjdat Kuşku ile vatandaşlar katıldı.
Temel atma töreni Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. DSİ Genel Müdürü İsmail Uğur, temelleri atılacak Biga Taşoluk Sulaması İletim Tüneli, Merkez Sarp Deresi Taşkın Koruma Tesisi, Ayvacık Küçükkuyu Beldesi Taşkın Koruma Tesisi, Yenice Hamdibey Beldesi Eci Deresi Taşkın Koruma Tesisi, Biga Danışment Köyü Taşkın Koruma Tesisi ve Çan Semedeli Köyü Taşkın Koruma Tesisi’nin toplam 10 milyon 430 bin TL’ye mal olacağını açıkladı.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu yaptığı konuşmada ise 2002 öncesi ve sonrası dönemlerden örnekler vererek kıyaslama yaptı.Bakan Eroğlu, “Hatırlayın 2002 yılında bütün bankaları batmış, 22 banka fona devredilmiş bir Türkiye vardı. 40 milyar dolar hortumlanmış ve bankalar tarafından batırılmıştı. Ama o günler geride kaldı. Avrupa’da birinci, Dünyada ise üçüncü seviyede %8,9 büyüme oranı ile şahlanışa geçen bir Türkiye var. Şuanda başı dik bir Türkiye var. Dünyada ekonomide 16. sıradayız. 2023 yılında, yani Cumhuriyetin 100. yılında hedefimiz dünyanın 10 büyük ekonomi arasında yer almak. Geçmişte 70 sente muhtaç olan Türkiye’nin bugün Merkez Bankasında 90 milyar dolar döviz var. Nereden nereye. Dolu dizgin yatırımlar yapılıyor. Sağlıktan, eğitime, duble yollardan barajlara kadar. Bakanlığımız da yatırımlarına devam ediyor. DSİ olarak 920 adet tesis açtık. 194’ü baraj ve gölet. 10 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. 32 milyon vatandaşa su ilettik” diye konuştu.

Çevre ve Orman Bakanlığı olarak Çanakkale’ye yaptıkları yatırımları da anlatan Bakan Veysel Eroğlu, “Çanakkale bizim hükümetiz döneminde, Bakanlığımızdan bu yıl hariç 650 milyon TL’lik yatırım almış. Bu yatırımın 533 milyon TL’si DSİ Genel Müdürlüğü’nce gerçekleştirilmiştir. Bu süre zarfında Çanakkale’ye 3 baraj, 6 gölet, 2 sulama, 5 adet taşkın koruma tesisi inşa edildi. Yapılan bu tesisler sayesinde 160.260 dekar arazi sulamaya açılmış ve 5 yerleşim yeri taşkın zararlarından korunmuştur. Bir çok yatırım ise devam etmektedir. Şimdi bütün Çanakkalelilere şunu söylüyorum. Lütfen bizim hükümetimiz döneminde, 8.5 yılda Çanakkale’ye yapılanları bir kefeye koysunlar, diğer kefeye de koyacakları bir şey var mı bilemiyorum da, onu bir mukayese etsinler” diye seslendi.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’ndaki yatırımlarında Çevre ve Orman Bakanlığı’nca yapıldığını anlatan Bakan Veysel Eroğlu, “Hükümetimiz döneminde bölgeye milyonlarca liralık yatırım yaptık. Yıllık ziyaretçi sayısı 2.5 milyona ulaştı. Şuanda da Kabatepe mevkiinde dünyanın en muhteşem müze ve simülasyon merkezini yapıyoruz. Gelen ziyaretçiler, 13 bölümden oluşan simülasyon merkezinde Çanakkale Savaşları’nın safhalarını yaşayacak. Çanakkale Destanını gelecek nesillere aktarmamız lazım. Bu ülkenin hangi şartlarda, hangi fedakarlıklarla kazanıldığını herkesin bilmesi gerekli. Bu ülke, 778 bin kilometre karelik alanda birdir, bütündür. Bu yüzden diyoruz ki, tek vatan, tek bayrak, tek yürek. Çanakkale Destanı daima yaşayacaktır” diye konuştu.

Bakan Eroğlu, son olarak da temeli atılacak olan Biga Taşoluk Sulaması İletim Tüneli’ne değinerek, “Bu iletim tüneli ne biliyor musunuz. Biga Ovasına su iletecek olan atar damar. Yani Biga Ovası’nın atar damarını inşa edeceğiz. 3 metre 40 santim çapındaki bu tünel sayesinde Biga Ovasında ve Biga Çayının sağ sahilinde 93 bin 520 dekar alanın sulanması hedeflenmektedir” dedi. Ardından işi yapacak Bergiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Tutumlu’yu sahneye davet etti. İşin erken bitirilmesi için pazarlık yaptı. Tutumlu, işin 2013 yılında tamamlanacağını açıkladı. Bakan Eroğlu, para sorunu bulunmadığını belirterek, iletim tünelinin 12-12-2012 tarihinde bitirilmesi sözünü istedi. Tutumlu’dan söz aldı. Ancak bu işin sözlü olamayacağını belirtti. Bakan Eroğlu, İsmet Tutumlu ve DSİ Genel Müdürü İsmail Uğur işin erken bitirilmesi taahhüdünü imza altına aldı. Ardından da Bakan Eroğlu ve beraberindekiler toplu temel atma töreniyle sahnede butonlara basarak 6 tesisin temelini aynı anda attı.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, daha sonra Biga Belediye Başkanı AK Partili Mehmet Özkan’ı makamında ziyaret ederek ilçeden ayrıldı.












http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.