ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



SAĞLIK                                                                                                                                                                                                                Son Güncelleme : 05.05.2017



     


Çanakkale'de 7. Kalp ve Damar Cerrahisi Okulu eğitimi başladıTÜRK Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yeterlilik Kurulu tarafından hazırlanan 7. Kalp ve Damar Cerrahisi Okulu'nun iki gün sürecek eğitimi Çanakkale'de başladı.
Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yeterlilik Kurulu Başkanı Doç. Dr. Serap Aykut Aka, "Kalp hastalıklarında artış var, çünkü diyabet artıyor. Ben bir kişinin kaçınması gereken en büyük hastalığın günümüzde diyabet olduğunu düşünüyorum. Çünkü bütün organların aktivitesini bozuyor, çünkü damar sağlığını bozuyor ve dolayısıyla beslenemeyen bütün organlarda hasar ortaya çıkıyor" uyarısında bulundu.
Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yeterlilik Kurulu'nun düzenlediği okul ile ilgili bilgiler aktaran Yeterlilik Kurulu Başkanı Doç. Dr. Serap Aykut Aka, "Yeterlilik Kurullarının amaçları, eğitimin kalitesini yükseltmek ve dolayısıyla hastaya daha iyi ve kaliteli hizmet sunabilmektir. İki gün boyunca asistanlar ve uzman hekimler burada eğitim görecekler. Daha sonra da yazılı ve sözlü sınavları geçtikleri takdirde sertifika almış olacaklar" dedi.
Dünya standartları açısından değerlendirildiğinde, Türkiye'de artık kalp hastalıkları veya kalp cerrahisiyle ilgili yapılamayan hiçbir şey bulunmadığını vurgulayan, sağlıklı bir kalbe sahip olmak isteyenlere önerilerini sıralayan Aka, "Önce hayatı ve insanları sevmeleri lazım. Pozitif düşünmeliler. Ne iş yaparlarsa yapsınlar mesleklerini severek icra etmeleri gerekir. Çünkü mutluluk birinci şart. Bir de stresten uzak olmak tabi ki. Onun ötesinde sağlıklı kalp için beslenme, egzersiz, herkesin bildiği kötü alışkanlıklardan uzak durmak gibi diğer faktörleri sıralayabiliriz" dedi.
Kalp hastalıklarında genetik faktörün çok önemli olduğunun altını çizen Aka, "Diğerlerini bertaraf edebilirsiniz, yaşam standardınızı ona göre düzenlersiniz. Ama genetik geçişi değiştiremezsiniz. Annenizi, babanızı değiştiremeyeceğiniz için genetik faktör çok önemli. Eğer öyle bir genetiğiniz varsa tabi ki ondan kurtulamazsınız. Diyabet hastaları özellikle çok dikkatli olsunlar. İnsanlar yaşamlarında karbonhidratları çok gözetsinler. Diyabet hastalıklarını geciktirmeye ya da hiç olmamaya dikkat etsinler. Kalp hastalıklarında artış var çünkü diyabet artıyor. Ben bir kişinin kaçınması gereken en büyük hastalığın günümüzde diyabet olduğunu düşünüyorum. Çünkü bütün organların aktivitesini bozuyor, çünkü damar sağlığını bozuyor ve dolayısıyla beslenemeyen bütün organlarda hasar ortaya çıkıyor" diye konuştu.
Her zaman temelde ağır gıdaları ve yağlı gıdaları kalp sağlığı açısından uygun bulmadıklarını ifade eden Aka, "İster yaz, ister kış olsun beslenmede bunlar çok önemli faktörler. Ama yazın özellikle sıcağın da verdiği bir etkiyle özellikle vücuttaki bazı değişmeleri, metabolizmayı da göz önüne alırsak bunlar çok daha önemli hale gelebiliyor. Yaz ya da kış çok fark etmiyor. Yeni de her zaman aşırı enerji verecek şekilde olmamak kaydıyla veya karbonhidrat içermeyecek şekilde beslenmelerine dikkat etmelerini öneririm. Eskiden yaşam süresi 70-75 idi. Şimdi 80-85 yaşına kadar uzayan bir yaşam profilimiz var. O yaşlarda ameliyat yapıyoruz artık. O nedenle ben ileri yaştakilere, yani 70 yaşın üstündeki insanlara her gün düzenli miktarda protein almalarını öneriyorum. Yumurtayla, az yağlı peynirle, beyaz veya kırmızı et tüketerek mutlaka protein depolarını güçlü tutmalarını öneriyorum. Gençler zaten fast foodtan uzak durmak kaydıyla her şeyi rahatlıkla belirli miktarda yiyebilirler" dedi.
Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Özatik ise kalp damar hastalıklarının hem çok sıklıklı görülmesi hem de çok sayıda insanın ölümünden sorumlu olması nedeniyle önemli bir toplumsal sağlık problemi olduğunu belirtti. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölümlerin yaklaşık yüzde 40 ile 50'sinin kalp damar hastalıkları nedeniyle olduğunu belirten Özatik, "Ama teşhisi zamanında koyduğunuzda, erken tedavi süreçlerini işlettiğinizde hastalarımızın çoğunu tedavi edebilmek mümkün.
Temel olarak üç tip tedavimiz var. İlaçla tedavi edebilirsiniz. Bu aşamayı geçtiyseniz balon veya stent uygulamaları ile damarları açmanız mümkün. ya da by-pass ameliyatları yapmanız mümkün. Burada toplumda en fazla yanlış bilinen stent mi, ameliyat mı konularını birbiriyle mukayese etme konusu. Aslında hastaların yüzde 90'ında iki tedavi birbirinin alternatifi değildir. Bazı hastalarda stent uygulamaları çok daha uygun bir tedaviyken, bazı hastalarda birincil tedavi, daha doğru tedavi, daha düşük riskli tedavi, daha uzun ömürlü tedavi baypas ameliyatlarıdır. Kalp hastalıklarında ne yazık ki şöyle bir durum var.
Hastaların yarısında herhangi bir şikayet yokken ilk emare bir kalp krizi olabiliyor. Bunların da neredeyse yarısı tedavi imkanı bulup hastaneye yetişebiliyor. Bir kısmı ise maalesef, özellikle genç yaşlarda krize yakalandığında hayatını kaybedebiliyor. O yüzden de erken teşhis için ailesinde bu tür bir hastalık olan, ailesinde ya da kendisinde şeker hastalığı öyküsü olan, yüksek kolesterol olan, stresli bir iş yaşantısı ve hayatı olan bu tür hastaların en azından 40'lı yaşlar diyebileceğimiz yaştan sonra belli periyotlarla düzenli kontrollerini yaptırması ve belli tetkiklerin yapılması önem arz ediyor" dedi.


“BİR AVUKAT MEME KANSERİNİ NASIL YENDİ ? “
Çanakkale Barosu, Avukatlar Haftası Etkinlikleri kapsamında "Bir Avukat Meme Kanserini Nasıl Yendi ?" isimli söyleşiye ev sahipliği yaptı.

Çanakkale Barosu ve Çanakkale Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası işbirliğiyle daha önce meme kanserini anlatmış olan Av. Zeynep Pelin Ataman “Bir Avukat Meme Kanserini Nasıl Yendi ?” isimli söyleşiyle Çanakkalelilerle buluştu. Söyleşiye Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, Baro Yönetim Kurulu Üyeleri, Çanakkale Barosu ve Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirler Odası Kadın Hakları Komisyonu Üyeleri, avukatlar ve vatandaşlar katıldı.
Programda Av. Zeynep Pelin Ataman bu hastalığa karşı farkındalık yaratmak, hastalığa yakalandığını öğrendiği anları ve hastalığa aradığı kendince çıkış yollarını paylaştı. Pelin Ataman meme kanseri olma sürecini şu sözlerle izleyicilere anlattı. Ataman’’ 2012 yılında sıcak bir ağustos gecesinde vücudumdaki kitleyi fark ettim. Mamografi’nin ardından meme kanseri olduğumu öğrendim.’’ Dedi.
Hastalığı atlatma sürecine değinen Zeynep Pelin Ataman ‘’ Ben bu hastalığı aslında bir şans olarak gördüm. Kendimi her şeyden arındırmış hissettim. Ben bunu söylerken garipsiyorlar ama meme kanseri kadınlar için bir şanstır. Arınma şansıdır. Bunu hastalığa yakalananlar da iyi bilir. Nelere göğüs görebileceğimizi görüyoruz. Nelerde ısrar etmememiz gerektiğini öğreniyoruz. Bağımlı olmamamız gerektiğini öğreniyoruz. Adeta terbiye ediliyoruz’’ dedi.
Söyleşinin sonunda yapmış olduğu sunumdan dolayı Çanakkale Barosu Av. Bülent Şarlan ve SMMMO Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Serap Özcan Çelik tarafından günün anısına plaket ve çiçek takdim edildi.



Profesör Canan Karatay, şekerin kanser hücrelerini beslediğini belirtti, "Uzak durursak kanserden kurtuluruz" dedi.
Biga Belediyesi'nin kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında '4 Şubat Kanser Günü' nedeniyle düzenlenen 'Sağlıklı Beslenme' konulu söyleşiye Kalp ve İç Hastalıkları Profesörü Canan Karatay katıldı. Prof. Dr. Canan Karatay, söyleşisinde insülin ve şeker hastalığının zararlarını anlattı. Bunların, kanserin başlıca sebebi olduğunu belirtti. Sağlıklı beslenerek insülin ve şekerin yükselmesinin önlenmesiyle sağlıklı bir yaşam sürülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Karatay, "Bugün maalesef şeker hastalarına verilen listelerde 8-10 dilim ekmek var. Ondan sonra şeker hastalığı iyileşmez deniliyor. Şeker hastalığı ailede varsa dahi, o ailenin beslenmesine bağlıdır, yanlış beslenmesine bağlıdır. Kesinlikle genetik değildir. Şeker hastalığı da, kanser de iyileşir. Hiçbiri genetik değildir. Hepsi yediğimize, içtiğimize ve yaşama biçimimize bağlıdır. Burada bir şeyi açıklamak istiyorum. Açlık kan şekerinizi ölçtüğünüz zaman normal ise şeker hastalığım yoktur diye kanmayın. Ya tokluk şekerine bakılacak, ya da kan insülinine. En hassası kan, insülin değeridir. İnsülin en önemli hormonlardan biridir" dedi.
Prof. Dr. Karatay ayrıca, bir bardak şekerli içeceğin içinde 22 tane toz şeker bulunduğuna dikkat çekti.
'HAYAT BOYUNCA FİT OLMALISINIZ'
Yaklaşan bahar ve yaz mevsiminde kilolardan arınmak ve fit girmek için neler yapılması konusundaki bir soruyu yanıtlayan Karatay, "Yaza fit girmek diye bir aldatmaca olamaz. Hayat boyunca sizin fit olmanız lazım, sağlıklı beslenmeniz lazım. Sağlıklı bir Karatay kahvaltısı yedikten sonra zaten doğal olarak fit olursunuz. Göbeğinizde, karaciğerinizdeki yağlarda gider. Bütün hastalıklardan kurtulursunuz" dedi.
'İNSÜLİN VE ŞEKER YÜKSEKLİĞİ ESAS KANSERİN SEBEBİDİR'
Sigaranın kansere neden olan ispat edilmiş en önemli etken olduğunu ve bunun bilindiğini anlatan Karatay, ancak şekerin, vücuttaki ekmeğin ve işlenmiş bütün gıdaların, işlenmiş trans yağların kanser yaptığını da değindi. Rafine olmuş bütün yağların tehlikeli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karatay, "Bir de kanser hücrelerini şeker besler. Bunlardan uzak durursak kanserden kurtuluruz. Her gün 20 dakika kendi temponuzda yürümeniz yeterli. En önemli faktörlerden biri de her gün yeterli likit almanız, yani su içmeniz çok önemli. Bütün işlenmiş karbonhidratlar ve bütün işlemiş unlar tehlikelidir. Bir de bunlarla yapılan ekmeklerin içinde çok fazla katkı maddeleri vardır" diye konuştu.
Uzun boylu olmak için de protein tüketilmesinin önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Canan Karatay, "Boyunuzun uzaması için yağ ve protein yiyeceksiniz. Karbonhidrat yedikçe kısalırsınız" dedi. Sağlıklı beslenmek için günde iki öğün yemek yenmesi gerektiğini belirtti.



Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Kerim Yeşi•ldağ,
yaptığı açıklamada, günümüzde, yalnızca tedavi edici değil koruyucu,
destekleyici ve rehabilite edici sağlık ve sosyal hizmetlerine duyulan ihtiyaç ve taleplerin de arttığını söyledi.

Yeşildağ, bu nedenle, "Sağlıkta Dönüşüm Projesi" kapsamında Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarınca evde sağlık hizmetlerinin verilmesine yönelik "Sağlık Bakanlığınca Sunulan Evde Sağlık Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönerge"nin yürürlüğe konulduğunu ifade etti.Çanakkale'de, Evde Sağlık Hizmetleri'nin Halk Sağlığı Müdürlüğü Koordinasyon Merkezi ile koordineli olarak yürütüldüğünü dile getiren Kerim Yeşildağ, "Genel Sekreterliğimize bağlı 10 devlet hastanesi, 1 ağız ve diş sağlığı merkezi olmak üzere 11 sağlık tesisimizde evde sağlık hizmeti birimi kurulmuştur.
Evde sağlık birimlerimiz tarafından h tipi 5 bin 650, d tipi 245 olmak üzere toplam 5 bin 895 hastaya evinde sağlık hizmeti verilmiştir. Birimlerimizde, i•l geneli 2 uzman toplam 10 hekim, ebe, hemşire, sağlık memuru toplam 25 kişi, 1 tıbbi sekreter, 12 şoför personel ve 11 ekip aracı, 10 nakil araç ile kayıtlı hastalarımıza hizmet verilmektedir." diye konuştu.



Çanakkale'deki askeri hastaneler, Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine devroldu.
Bakanlar Kurulunca OHAL kapsamında yayımlanan ve askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı'na bağlanmasını da düzenleyen 669 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Çanakkale'deki askeri sağlık kuruluşlarının Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine devri dolayısıyla tören düzenlendi.
Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Tezcan Sezgin, kent merkezindeki Asker Hastanesinde düzenlenen devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, askeri sağlık hizmetleri ve sivil sağlık camiaları olarak önemli bir tarihe tanıklık ettiklerini söyledi.
Özel ve fedakar bir hizmet alanı olan sağlık hizmetleri alanında, sivil sağlık hizmetleri ve askeri sağlık hizmetleri çalışanlarının üst kimlikte birleşmesini gerçekleştirdiklerini ifade eden Sezgin, "Çanakkale Askeri Hastanemiz ve Sağlık Bakanlığı Çanakkale Devlet Hastanemiz bir arada çalışmak üzere açılan Meriç Alemdar Ek Binası tüm halkımıza ve ülkemize hayırlı olsun. Gelibolu'daki asker hastanemiz de Gelibolu Devlet Hastanesi Ek Binası olarak hizmet verecek." dedi.
Sezgin, Sağlık Bakanlığı'na bağlanan askeri hastanelerin, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi davası sebebiyle devralınan hastaneler ile karıştırılmaması gerektiğine de işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu bağlanma esnasında eski alışkanlık ve iş akışlarının değişmesinden dolayı bir takım tereddütler oluşabilecektir. Türkiye Cumhuriyeti Askeri Sağlık Hizmetlerinin kapatılması veya fonksiyon dışı bırakılması düşünülemez. Askeri sağlık hizmetlerinin ülke güvenliği ve gizlilik gibi birçok vazgeçilmez özelliği vardır. Bunlar sağlık hizmetlerinin ertelenemezliği, devredilemezliği ve depolanamazlığı ilkelerine ek olarak, en az onlar kadar önemli unsurlardır.
Bu konuda resmi kimlik değiştiren kurumlar ve çalışanlar, bir anda kendilerini kapatılmış veya devredilmiş gibi hissiyata kolaylıkla düşürebilirler. Askeri sağlık hizmetleri olarak standart hasta ve hastalık tedavilerinin yanı sıra saha hizmetleri, sağlık yetenekleri muayeneleri, heyet ve rapor işlemleri, muharebe görevleri, sefer ve çatışmada acil ve kriz destek hizmetleri elbette ki hepimiz ve ülkemiz için çok gereklidir."



Çanakkale Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı haftası nedeniyle Çağlar Kaynak Basketbol sahasında 'Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı' kapsamında derslerinde başarılı olan 9, 10 ve 11'nci sınıflardan 230 öğrenciye törenle bisiklet dağıtıldı.
Çanakkale'de Halk Sağlığı Müdürlüğü sağlıklı yaşam ile bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için il genelinde okullardaki öğrencilere Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında bisiklet dağıtımı yapmaya devam ediyor. İl genelinde 2015 yılında seçmeli Beden Eğitimi dersi açan okullara 19 Mayıs, 16 Ekim ve 30 Kasım tarihlerinde toplam 450 bisiklet dağıtan Çanakkale Halk Sağlığı Müdürlüğü 2016 yılı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı haftası nedeniyle Çağlar Kaynak Basketbol sahasında bisiklet dağıtım töreni düzenledi. Törene Çanakkale Vali Yardımcıları Saim Eskioğlu, Bekir Sıtkı Dağ, Çanakkale İl Emniyet Müdürü Yılmaz Özden, Çanakkale İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Kenan Eliuz, Çanakkale Halk Sağlığı Müdürü Dr. Burhan Kütük, veliler ve öğrenciler katıldı.


DEVLET HASTANESİNDE
2 AYDA 20 AÇIK KALP AMELİYATI YAPILDI

Çanakkale Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Servisi son aylarda yaptığı başarılı operasyonlar sonrası sağlık turizmine örnek teşkil etmeye devam ediyor.
Kalp Damar Cerrahi Servisi'nde son 2 ayda 20 hastaya açık kalp ameliyatı, son 6 ayda bin kişiye de anjiyo uygulandı.
Çanakkale Devlet Hastanesinde poliklinik olarak hizmet veren Kalp Damar Cerrahi Servisinde 17 Mart 2016 tarihinden itibaren açık kalp ameliyatları yapılmaya başlandı. 2 yıllık bir çalışmanın ardından son 6 aydır Kalp Damar Cerrahi Servisinde anjiyo uygulaması da başladı. Çanakkale Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Servisinde 2 ayda 20 hastaya açık kalp ameliyatı, son 6 ayda bin kişiye de anjiyo uygulandı. Kalp Damar Cerrahi Servisinde 6 Uzman hekim görev yapıyor. Yoğum bakım ünitesinde 2, serviste 11 yatak ile hizmet veren Kalp Damar Cerrahi Servisinde Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SSK ile sosyal güvencesi olanların yanı sıra özel hastalar da faydalanabiliyor.
Çanakkale Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Servisi Dr. Süreyya Atalay, "Hastanemizde 2 yıllık bir hazırlık sürecinin ardından son 6 aydır anjiyo ünitesini aktif bir şekilde kullanıyoruz. Kalp krizi ile gelen hastaların 6 aydır anjiyolarını yapıyoruz. Hasta sayımız binlere ulaştı. 1 Mart tarihi itibariyle hazırlıklarımızı bitirdikten sonra ameliyatlarımıza başladık. Açık kalp, şah damar ve karın ameliyatları rutin ameliyatlar içine aldık. Kliniğimizde 6 uzman hekim olarak çalışıyoruz. Yoğun bakım'da 2 servisimizde 11 odamız var. Şuanda kadar 20 açık kalp ameliyatı yaptık. Bu ameliyatlar giderek artıyor. Yoğun bakımımız istediğimiz seviyede değil. Çanakkale yaşlı bir nüfusu sahip. Ciddi bir kalp hastası var. Tüm ameliyatları hastanemizde yapıyoruz. Artık Çanakkale'den hiçbir kalp hastası ameliyat olmak yada tedavi olmak için başka illere gitmesine gerek kalmadı" dedi...



Eceabat Şerife Melis Zileli Aile Sağlığı Merkezi açıldı.
Törendeki konuşmasına hayırsever işadamı Saim Zileli’ye ye teşekkür ederek başlayan Vali Hamza Erkal, Melis Zileli’ye de acil şifalar diledi. Vali Hamza Erkal konuşmasında, “Bu işin yapılmasına vesile olan ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Çok güzel bir hizmete imza atmışlar. Sağlık her şeyin başıdır. Devletin en önemli kamu hizmetlerinin başında elbette ki güvenlik, adalet ama hemen akabinde sağlık ve eğitim gelir. Sağlık ve eğitimle ilgili hepimize yüklenen bir görev olduğunu da biliyoruz. Eğer biz insanların sağlığını iyi tutmazsak iyi mekânlara kavuşturmazsak, o insanların iyileşme şansı yok. O yüzden ülkenin her tarafında güzel hastaneler, sağlık ocakları, mekânlar yapılıyor. Bu sene sonuna doğru hizmete açılacak olan Çanakkale merkezde yapılan 450 yataklı hastanemiz var. Yenice’dekinin ihalesi yapıldı, Lapseki de yürümekte, Ayvacık ilçesindekinin açılışını yapacağız. Kısmet olursa Eceabat’a da bir hastane yapacağız.



Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı Çanakkale Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen işlemlere bir yenisi daha eklendi. Yaklaşık 2 yıldır devam eden Kalp Damar Cerrahi Ameliyathanesi ve Yoğun Bakım çalışmalarının tamamlanması ile 17 Mart 2016 tarihinde açık kalp ameliyatlarına başladı.
Güçlü Kalp Damar Cerrahi Uzman kadrosuyla 4 saat süren operasyonda, 41 yaşındaki erkek hastaya koroner arter bypass greft ameliyatı başarıyla uygulanarak sağlığına kavuşturuldu. Çanakkale Devlet Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen bu önemli tıbbi atılımı takip eden dönemde koroner arter hastalığı cerrahisi, kalp kapak ameliyatları, doğumsal kalp delikleri ameliyatı ve büyük damar cerrahisi ameliyatları da yapılacak.
Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Tezcan SEZGİN " Çanakkale Devlet Hastanesinde açık kalp ameliyatı ilk kez gerçekleştirilmiştir. Bu ilimiz için çok önemli bir gelişmedir, başarılı ameliyatı gerçekleştiren Op. Dr. Süreyya TALAY, Op. Dr. Ahmet EKİN, Op. Dr. Baran ŞİMŞEK, Op. Dr. Buğra DESTAN ve Op. Dr. Erkin OCAK'a ve ekibine teşekkür ediyorum. Bu aşamadan sonra hastalarımızın kalp ameliyatı olmak için başka illere gitmesine gerek kalmamıştır. Halkımıza ve ilimize hayırlı olsun" dedi.



Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Çanakkale Devlet Hastanesi Kardiyoloji Kliniği bünyesinde bulunan Anjiyografi Laboratuvarının açılması ile birlikte biventriküler pil, Intrakardiyak Defibrilatör ve kalp pili uygulamaları başarı ile gerçekleştiriliyor.
Çanakkale Devlet Hastanesi Anjiyografi Ünitesinde 2016 yılının başından itibaren ritim bozukluklarına yönelik tanısal tedavi yöntemi olarak elektro fizyolojik çalışma ve ablasyon işlemlerine başlandı.
Çanakkale Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Deveci, yapılan işlemler hakkında bilgi verdi. Deveci, "Elektrofizyolojik çalışma ile kalbin elektriksel özellikleri ve kalbin aşırı hızlanmasına sebep olabilen doğuştan veya edinsel bozukluklar tespit ediliyor. Bu çalışmada ilaçlarla geçirilemeyen çarpıntı ataklarıtedavi edilebilmekte, kalp yetmezliklerinin de hayati tehlikesi ortadan kaldırılabilmektedir ayrıca kalıcı kalp pili ihtiyacı olan hastalar da belirlenmektedir" dedi.



Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Etkinlikleri kapsamında Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından yürüyüş düzenlendi.
Donanma Çay Bahçesi önünden başlatılan ve Lodos Restaurantta kahvaltıyla son bulan etkinliğe; Vali Hamza Erkal, Vali Yardımcısı Adil Karataş, İl Jandarma Komutanı Necmi İnce, İl Emniyet Müdürü Yılmaz Özden, İl Sağlık Müdürü Kenan Eliuz, Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Tezcan Sezgin, Halk Sağlığı Müdürü Burhan Kütük, kamu kurum çalışanları ve vatandaşlar katıldı.



Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op.Dr. Tezcan Sezgin
Devlet hastanelerinin yatırımlarını ve çalışmalarını açıkladı…



Çanakkale'de bulunan Kazdağları'nda 'ölümsüzlük mantarı' olarak abilinen 'Reishi' mantarı türüne rastlandı. Yenmeyen, ilaç sanayince kullanıldığı belirtilen 'Reishi'nin bölgedeki köylüler için yeni bir kazanç kapısı olabileceği belirtildi.
Bayramiç sınırlarında kalan Kazdağları'nın kuzey yamaçlarındaki Çırpılar Köyü'nde yaşayan emekli orman işçisi Mehmet Özenç, ormana mantar toplamaya çıktı. Yenebilen türlerden mantar toplarken, sağlam ve yıkılmış ağaçların gövdesinde bugüne kadar hiç görmediği mantara rastladı.
'ÖLÜMSÜZLÜK MANTARI' OLDUĞUNU TESPİT ETTİ
Yaptığı araştırma sonucunda, bu türün birçok hastalığın tedavisinde kullanılması ve şifa olması nedeniyle kamuoyunda 'ölümsüzlük mantarı' olarak da adlandırılan Reishi mantarı olduğunu tespit etti.
"DEĞERİNİ BİLMEDİKLERİ İÇİN TOPLAMIYORLAR"
Köylüler olarak her mevsiminde mantar toplamak için Kazdağlarını gezdiklerini belirten Mehmet Özenç şunları anlattı: "Bildiğimiz mantarları yiyoruz. Kazdağları'ndaki Çırpılar Köyü çevresinde Reishi mantarından çok var. Dikkatimi çekti ve internette araştırma gereği duydum. Resmini çekip internette aynısını bularak araştırdım. Bu mantarın çok değerli olduğunu gördüm. İlaç sanayinde kullanıldığını ve ölümsüzlük mantarı olarak anıldığını gördüm. Kilosunun da 1000 liraya kadar varan fiyatlarla satıldığını öğrendim. Kazdağı bölgesindeki köylüler bu mantarın değerini bilmediği için toplamıyor. Ama değerli olduğunu öğrenirlerse toplarlar ve ek gelir kapısı olur."
ZENGİN BİTKİ ÖRTÜSÜYLE TAM BİR CENNET
Mitolojide tanrılarının yaşadığı dağ olarak anılan ve bünyesinde barındırdığı zengin fauna ve flora çeşitliliğiyle tüm dünyanın dikkatini çeken Kazdağları, 32 endemik bitki türüyle ve zengin bitki örtüsüyle de adeta cenneti andırıyor.
YÖRE HALKININ YENİ KAZANÇ KAPISI OLABİLİR
Bölgede rastlanan kırmızı Reishi mantarının işlenerek çay, kapsül ya da sıvı olarak piyasada satıldığı ve bir ekonomik değerinin yüksek olduğu da biliniyor. Bu nedenle Kazdağları bölgesinde çok miktarda Reishi mantarına rastlanması yöne halkını yeni bir ekonomik kazanç kapısı olarak umutlandırdı.
Reishi veya lingzhi, Polyporaceae familyasından geleneksel Çin tıbbında yaklaşık 4000 yıldır ilaç olarak kullanılan sıvı olarak özünün tüketildiği bir mantar türüdür. Reishi yenbilen bir mantar değildir. Tadı acıdır ve tahta gibi serttir. Acı ve buruk tadı yüzünden genellikle taze veya kurutulmuş olarak ince toz haline getirilir ve suda çözdürülerek kullanılır.


3 yıldır böbrek bekleyen 52 yaşındaki Halil Dündar’a yapılan böbrek nakli ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirildi.

Bursa Çekirge Devlet Hastanesi'nde beyin ölümü gerçekleşen hastanın böbreği, ÇOMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi organ nakli ekibi Yrd. Doç. Dr. Faruk Özkul, Yrd. Doç. Dr. Kasım Arık, Yrd. Doç. Dr. Hasan Şahin, Yrd. Doç. Dr. Alparslan Akbaş , Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Serkan Bakırdöğen tarafından başarılı bir ameliyatla Halil Dündar’a nakledildi.
Organ nakli ekibi sorumlu hekimi Yrd. Doç. Dr. Faruk Özkul, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Demiraran ve Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Aşık konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı.
Yrd. Doç. Dr. Faruk Özkul hastanın durumunun iyi olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bugün yine mutlu bir haberle karşı karşıyayız. 53 yaşında Halil Dündar isimli hastamıza bugün sabah saatlerinde bir böbrek nakli yaptık. Verici aile, 19 yaşında bir bayan hastanın organlarını bağışladı. Beyin ölümü gerçekleşen, Bursa Çekirge Devlet Hastanesi’ndeki hastamızın organlarını, ailesi büyük bir fedakarlık örneği göstererek bağışladılar. Böbreklerinden bir tanesi bizim Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Ünitesi’nde takıldı. Karaciğer ve diğer böbreği ise Bursa’da Uludağ Üniversitesi’nde takıldı. Bu konuda yeni bir ünite olmamıza rağmen tecrübemizi her geçen gün arttırıyoruz ve başarılı ameliyatlara imza atıyoruz. Tüm ekibim adına –özellikle organını bağışlayan aileye teşekkür ediyorum ve daha çok bağışın ülkemizde gerçekleşmesi için bu durumun teşvik olacağına inanıyorum. Bu konuda özellikle desteklerini esirgemeyen üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer’e, Dekanımız Prof. Dr. Yavuz Demiraran’a ve Başhekim Doç. Dr. Mehmet Aşık’a çok teşekkür ediyorum”.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Demiraran ise konuyla ilgili şunları ifade etti:
“19 yaşındaki bir gençten 53 yaşındaki bir hastamıza takılan bu böbreğin onda yaşama dair güzellikler katacağına kesinlikle eminiz. Böyle bir cevheri burada barındırmaktan, burada yanımızda olduğundan dolayı çok mutluyuz. Faruk hocamız bunu defalarca kez yaptı. Kendisine her zaman en iyi desteği vermeye çalışacağız. Üniversitemizin bütün olanaklarını bize sunan Rektörümüz Prof. Dr. Yücel Acer’e çok teşekkür ediyoruz. Halkımızın bu konuda çok bilinçli olduğuna inanıyorum. Çünkü bu kadar sayıda nakil yapan çok fazla bir il yok. Oldukça fazla miktarda böbrek nakli yapıldı. İnşallah yeni hastanemize geçtikten sonra daha fazla yapacağız. Hocamın liderliğinde hem karaciğer, hem diğer organların nakillerini gerçekleştireceğiz,. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Daha büyük başarılar da bekliyoruz kendisinden”.

Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Aşık ise organ nakli ekibinin ÇOMܒnün parlayan yıldızı olduğunu ifade ederek, “Çoğu üniversite için organ nakli kliniği bir prestij kliniğidir. Şimdi organ nakli kliniğimize yeni hastanemizde çok daha nezih şartlarda çok daha geniş imkânlar sunacağız. Kendilerine ellerinden geleni yaptıkları için teşekkür ediyorum ve bundan sonra artarak bu ameliyatların devam etmesini diliyorum” dedi.



Adını 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’nden alan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi isminin anlamına yakışır bir proje hazırladı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde başlatılan proje kapsamında, şehit – gazi aileleri ÇOMܒde ayrıcalıklı aileler olacak. Konuya ilgili görüşlerini aldığımız ÇOMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Aşık şunları aktardı:
“Terör sebebiyle her geçen gün artan şehit sayısından dolayı büyük üzüntü içerisindeyiz. Şüphesiz ki Çanakkale için “şehitlik” daha da anlamlı daha da duygulu bir kavram.
Şehit – Gazi Yakınları ÇOMܒde Ayrıcalıklı
Canlarını bu topraklar için feda etmiş kahramanlarımıza vefa borcumuzu ödememiz mümkün değil. Fakat bizler kahraman şehitlerimizin aile ve yakınlarının kendilerini daha özel hissetmeleri ve yanlarında olduğumuzu gösterebilmek için onlara özel hastane konforu sağlayacak ÇOMܒye yakışır bir proje hazırladık.
Çanakkale Onsekiz Mart üniversitesine yakışır bir uygulama olan proje kapsamında hastanemize gelen şehit ve gazi yakınlarımız için ayrı bir hizmet bankosu ve o bankoda görevli personelimiz olacak. Gelen şehit yakınlarına hastane içinde yardımcı olacak, randevusu alınan hastayı polikliniğe kadar götürecek ve işlemleri sürdürmesini sağlayacak. Şehit ve gazi yakınları hastanemize geldiklerinde sıra beklemeden muayene edilecekler. Günün hangi saatinde gelirse gelsin ilk hasta olacaklar. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen bu proje Çanakkale’de ilk uygulama olacak.


Greenpeace’in Rainbow Warrior gemisi, Türkiye turunun 11. gününde Çanakkale’nin Karabiga ilçesine geldi
Sekiz balıkçı teknesi, gemiyi “Hoş geldin Rainbow Warrior, kömüre karşı yelkenler fora”, “Rüzgar bize yeter” ve “Kömürsüz ömür istiyoruz” pankartlarıyla karşıladı. Greenpeace eylemcileri de, Greenpeace botu üzerinde “Kaz Dağı kömür solumasın” yazılı pankart açtı.

Çanakkale, var olan üç kömürlü termik santralin yanı sıra, planlanmakta olan 10 kömürlü termik santral ile Türkiye’nin en fazla kömürlü termik santral planı olan 2. şehri durumunda. Dünya’nın en temiz havalarından birine sahip olan bir bölgede kömürlü termik santral yapmanın insan sağlığı ve çevre için yaratacağı tehlikenin altını çizen Greenpeace İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, “Bu bölgedeki santral projeleri hayata geçerse, toplam 13 kömürlü termik santral faaliyet gösterecek ve santrallerin kümülatif etkilerinden sadece bu bölge halkının değil, tüm Türkiye’de yaşayan insanların sağlığı etkilenecek. Planlanan 10 kömürlü termik santral yapılırsa Çanakkale’de her yıl 476 erken ölüm daha yaşanacak. Halk sağlığını böylesine tehdit eden bir konuda, Sağlık Bakanlığı muhakkak söz sahibi olmalı ve hava kirliliğine yol açarak hayatı tehdit eden projelerin planlama, izin ve denetim süreçlerinde karar verici kurumlardan biri olmalı” dedi.
Şu an Çanakkale’deki kömür santrali planları arasında hem konumu hem de Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreciyle en çok tepki çekenlerden biri, Cengiz İnşaat ve Alarko Holding ortaklığındaki CENAL Elektrik Üretim A.Ş’nin Karabiga’da kurmayı planladığı santral. Şirketin 2013 yılında Çevre Bakanlığı’na sunduğu ÇED Raporu, çevreye ve insan sağlığına vereceği zararlar nedeniyle iptal edilmişti. Şirket daha sonra bir bütün olan ÇED raporunu 4’e bölerek sunduysa da, yerel halkın ve sivil toplum kuruluşlarının verdikleri hukuk mücadelesi sonucunda, parçalanan ÇED sürecinin bir bütün olduğu gerekçesiyle proje hakkında yürütmeyi durdurma kararı alındı. Defalarca alınan yürütmeyi durdurma kararına karşın şirket yeni bir ÇED süreci başlatıyor. Bu yeni ÇED sürecine karşı da hukuk mücadelesi devam edecek.
Aksoğan sözlerine şöyle devam etti “Buraya kurulması planlanan santralin çevreye vereceği zararlar 2013’te tespit edilmişti. CENAL şirketi, ÇED raporuna olumlu sonuç alabilmek için raporu dörde bölmek gibi hukuka aykırı yöntemler denese de, projenin çevreye ve insan sağlığına vereceği zarar değişmiyor. Projenin sağlık ve çevre etkileri düşünüldüğünde projenin tamamen iptal edilmesi ve şu ana kadar verilen zararın geri döndürülmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor” dedi.
Rainbow Warrior gemisi, Karabiga’da geçireceği bir günün ardından, İzmir’e doğru yol alacak. Greenpeace Akdeniz, Rainbow Warrior Türkiye turu kapsamında, kömürlü termik santrallerin sağlık etkileri konusunda Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçmeye çağırıyor. Kampanyaya destek vermek isteyenler, www.birgunver.org üzerinden, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na bir çağrı metni göndererek, halk sağlığını tehdit eden enerji projelerinin planlanma, izin ve denetim süreçlerinde Sağlık Bakanlığı’nın karar verici bir kurum olmasını talep ediyor.


Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği (KHB) Genel Sekreteri Uzm. Dr. Kenan Eliuz, "Hastanelerimizin en verimli biçimde ve güncel gelişmelere ayak uydurarak örgütlenmesi, yöneticilerinin de verimliliği artırıcı önlemleri ve iş ilişkilerini geliştirerek memnuniyet seviyesini daha da yukarılara taşımayı hedefleyeceğiz" dedi.

Toplantıda merkez ve ilçelerde bulunan devlet hastanelerinin yöneticileri ile personelleri katıldı. sağlık hizmeti sunum kalitesinin iyileştirilmesi, sağlık tesislerinde verimliliğin arttırılması ve var olan kaynakların etkin kullanılması konuları görüşüldü.
KHB Genel Sekreteri Uzm. Dr. Eliuz, toplantıda yaptığı konuşmada, kent genelinde sağlık alanında yapılan yatırımlar hakkında bilgi verdi.
Bu toplantıda hastanelerin verimliliğinin değerlendirildiğini anlatan Eliuz, "Bir yandan da verimliliğin artırılması yönünde ne gibi plan ve proje geliştirebiliriz konusunu da araştıracağız. Tecrübeler, yaşanmışlıklar ve bundan sonrası için düşüncelerimizi dile getireceğiz. Şu anda memnuniyet verecek derecede verimli çalışan hastanelerimizin en verimli biçimde ve güncel gelişmelere ayak uydurarak örgütlenmesi, yöneticilerinin de verimliliği artırıcı önlemleri ve iş ilişkilerini geliştirerek memnuniyet seviyesini daha da yukarılara taşımayı hedefleyeceğiz. Yıl içerisinde bu tür toplantıları değişik zamanlarda düzenleyeceğiz" diye konuştu. Toplantının ikinci oturumunda ilçe hastanelerindeki son durum ve çalışmalar görüşülüp Opr. Dr. Enzar Töre tarafından "Tıbbi Hizmetler" konulu sunum gerçekleştirildi.


KALP SAĞLIĞI HAFTASI

Çanakkale Halk Sağlığı Müdürü Burhan Kütük, Türkiye'de yaklaşık 2 milyon koroner kalp hastası olduğunu, bu hastalardan yılda yaklaşık 130 bininin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Kütük, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünyada her yıl yaklaşık 17 milyon kişinin hayatını kaybetmesine yol açan kalp damar hastalıklarının Türkiye'de en önemli halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürdüğünü belirtti.

Türkiye'de sebebi bilinen ölüm nedenleri sıralamasında kalp-damar hastalıklarının birinci sırada yer aldığına işaret eden Kütük, "Türkiye'de yaklaşık 2 milyon koroner kalp hastası mevcut olup, bu hastalarımızdan yılda yaklaşık 130 bini hayatını kaybetmektedir. Hayvansal kaynaklı ve aşırı yağlı gıdaların fazla tüketimi, meyve ve sebze tüketimi azlığı, fiziksel aktivite yetersizliği, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, diyabet ve yüksek tansiyon kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında gelmektedir" ifadesini kullandı.

Kütük, erken ölümlere yol açan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere tüm kronik hastalıklardan korunmak için alınması gereken tedbirler hakkında şunları kaydetti:

"Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kalp-damar hastalıklarının yol açtığı ölümlerin önemli bir kısmı, sigaraya bağlı nedenlerden kaynaklanmaktadır. Günümüz hayat şartlarıyla yoğun çalışma koşulları altında ortaya çıkan stres faktörlerinden çoğu zaman uzak durmak mümkün değildir. Bu nedenle gerekirse uzman yardımı alarak stresle baş etmeyi öğrenmeliyiz. Kalp-damar hastalıklarından korunmada beslenme alışkanlıkları da önemli bir yer tutar. Buna göre, hayatımıza anne sütü ile başladığımız beslenme programımızı her yaşa uygun ve tüm besin gruplarından yeteri kadar tüketerek ve öğün atlamadan uygulamayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Düzenli olarak haftanın en az üç günü yapılan yürüyüş, egzersiz gibi fiziksel aktiviteler kilo kontrolü, kan basıncı (tansiyon) kontrolü, kan lipitleri (kolesterol) kontrolü, kas- iskelet sistemi sağlığını koruyarak kalp ve damar hastalıklarından büyük ölçüde korunmamızı sağlar. Ayrıca kaygı, stres ve depresyonun azaltılmasına yardımcıdır."


HAFTADA EN AZ İKİ VEYA ÜÇ KEZ
SU ÜRÜNLERİ TÜKETİLMELİ

ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berik: "İnsanın gereksinimlerini karşılayacak elementleri dengeli olarak (ideal oranlarda) bünyesinde bulunduran doğal gıdalar su ürünleridir" "Su ürünleri 'haftada en az iki veya üç gün tüketilmelir' sloganıyla yapılan reklamlar, inanılması.

Berik, yaptığı açıklamada, su ürünlerinin, balıklar, kabuklular, su bitkileri ve bunlardan elde edilen her şeyin biyolojik değerinin yüksek olduğunu belirtti.

Su ürünlerinin diğer başka gıdalar gibi protein içerdiğini ancak su ürünlerindeki proteinlerin esansiyel amino asitler bakımından daha zengin olduğunu dile getiren Berik, "Su ürünleri yağ içerir. Başka gıdalar da yağ içerirler fakat su ürünlerinin yağları, içerdikleri esansiyel yağ asitleri bakımından daha zengindir. Esansiyel veya temel olarak adlandırdığımız bu yapılar yaşam boyunca almak zorunda olduğumuz ama insan vücudunda sentezlenemeyen yapılardır. Bu nedenle yediklerimizle bünyemize katmamız gerekmektedir" dedi.

Berik, su ürünlerinin yağda çözünen A, D, E, K vitaminleri bakımından zengin olduğunu, karbonhidrat içeriğinin çok çok düşük olduğu için şeker hastalarının dahi rahatça tüketebileceğini anlatarak, şu bilgileri verdi:

"Su ürünleri 1,5-2 yaşından itibaren yaşam boyu tüketilmeleri sağlık için uygundur. Uygun pişirme teknikleri kullanılarak yaşlı, sindirim sorunları olan kişilere bile sunulabilir. Et yapısı boşluklu olduğu için sindirimi kolaydır. Vejetaryenler ceviz, soya, keten tohumu gibi örnekler vererek esansiyel yağ asidi ve proteinlerin bitkilerde de bulunduğunu iddia etmektedir. Elbette maydanozda bile yağ vardır ancak insanın gereksinimlerini karşılayacak elementleri dengeli olarak (ideal oranlarda) bünyesinde bulunduran doğal gıdalar su ürünleridir. Su ürünleri 'haftada en az iki veya üç gün tüketilmeli' sloganıyla yapılan reklamlar, inanılması gereken, bilimsel desteği olan ender tanıtımlardandır."

"Su ürünleri aylarca muhafaza edilebilir"

Nermin Berik, kurallara uygun olarak işlenen bir ürünün tazelik değerlerine çok yakın olarak aylarca muhafaza edilebileceğini ifade etti.

Su ürünlerinin biyolojik niteliklerinin yüksek olduğu kadar hassas, muhafazası zor bir grubu oluşturduğunu dile getiren Berik, "İç organları çıkarılmamış, anında derin dondurulmamış bir balığın bozulma süreci çok daha hızlı olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Berik, işleme teknolojileri sayesinde av sezonu dışında kalan zamanlarda daha su ürünlerinin rahatlıkla bulunabileceğine işaret ederek, "Avlanma yerinden çok uzakta olan tüketicilere de bu değerli besinler ulaştırılabilir. Ülkemiz coğrafyası muhteşemdir, denizler ve iç sular bakımından çok zengindir. Bunların kıymetini bilip koruyamadığımız için su ürünlerinde bile dış alım yaptığımız pek çok tür bulunmaktadır. Tazelik değerlerini muhafaza edebilmek için önlem almak gerekmektedir" diye konuştu.












 

http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.