Çanakkale Baro Başkanı Avukat Tülay Ömercioğlu, Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi Halkla İlişkiler Topluluğu’nun organize ettiği
“Savunuculuk” konulu eğitime katıldı. Başkan Ömercioğlu, kişilerin kendilerini
savunurken kavga etmemeye, cümlelerini doğru seçmeye ve beden dillerini doğru
kullanmaya dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.
Avukat Tülay Ömercioğlu, ÇOMÜ Halkla İlişkiler Topluluğu’nun
davetlisi olarak, önceki gün, Çanakkale Belediyesi Meclis Salonunda, çok sayıda
üniversite öğrencisinin katıldığı “Savunuculuk” konulu eğitimde konuşmacı oldu.
Düzenlenen seminer Topluluk Akademik Danışmanı Gökhan Bayram ve Topluluk Başkanı
Çağatay Değirmenci’nin kişilerin kendilerini savunmalarının önemine dikkat
çektiği konuşmalarıyla başladı.
Seminerde konuşan Ömercioğlu, üniversite öğrencilerine,
kendilerini savunuken dikkat etmeleri gereken hususlarda bilgiler verdi.
Savunmada bakışların önemli olduğunu, hakaret etmekten kaçınılması gerektiğini
belirten Baro Başkanı, savunmanın kutsal bir hak olduğunu belirtti. Devletin bu
konuda maddi durumu yetersiz olanlara avukat tayin ettiğini, adalete güvenilmesi
gerektiğini belirten Ömercioğlu önemli konularda da uyarılarda bulundu.
“Yargı Masraflı Bir Süreç”
Yargı sürecinin masraflı ve çoğu zaman uzun süren bir süreç
olduğunu belirten Baro Başkanı, adalet huzurunda ifade verirken cümlelerin doğru
seçilmesi gerektiği konusunda öğrencileri uyardı. Polis ile iletişimde taşkınlık
yapmamak gerektiğini, hakimle konuşurken sadece sorulan sorulara kısa ve
anlaşılır cevap verilmesi gerektiğini aktaran Ömercioğlu, kişilerin kendilerini
savunurken beden dilerine dikkat etmeleri gerektiğinin de altını çizdi.
Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği ve birçok sorunun
yöneltildiği seminerin sonunda değerlendirmede bulunan Topluluk Akademik
Danışmanı Gökhan Bayram, gençlerin ve genel olarak toplumun kendini savunmakta
yetersiz kaldığını, suçluların çoğu zaman savunma güçleri sayesinde suçsuzlardan
daha güçlü olduğunu belirterek hakkını aramayan kişilerin önce haklarını
ardından haklarıyla birlikte şereflerini de kaybedeceklerini belirtti. Programın
sonunda Gökhan Bayram tarafından, Baro Başkanına teşekkür şilti takdim edildi.
Baro başkanının, üniversiteliler arasında çektirdiği hatıra fotoğrafıyla
toplantı sona erdi.
Dünyada ve Türkiye'deki Depremleri, Laboratuvarlarında Saniye
Saniye Takep Ettiklerini Belirten Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (Çomü)
Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr.
Tolga Bekler, Elazığ'da Meydana Gelen Depremden Çanakkale'nin de
Etkilenebileceğini Söyledi.
Karakoçan'da 6 büyüklüğündeki depremin meydana geldiği bölgenin
yer etkinliğinin yoğun olduğu bir alan olduğunu kaydeden Bekler, sığ odaklı
sarsıntının özellikle Başyurt Karakoçan ve Elazığ'da kuvvetlice, Giresun,
Erzurum, Erzincan, Batman ve civarında hafif hissedildiğini vurguladı.
Yaptıkları zemin etütlerine göre bu tür depremlerin Çanakkale'de de
yaşanabileceği ve bir an önce önlem alınması gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç.
Dr. Bekler, "Biga Yarımadası, Saroz Körfezi, Edremit ve Gelibolu açıkları,
ülkemizde meydana gelen tüm depremlerden etkilenebilecek bir konumda. Bu sebeple
24 saat boyunca inceleme ve gözlemler yapıyoruz. Elde ettiğimiz bilgileri
yetkililerle paylaşarak konuya dikkat çekmek istiyoruz. Yerel yöneticilerin daha
duyarlı olması ve önlemler alması gerekmektedir." dedi. Elazığ'daki gibi
depremlerin diğer bazı ülkelerde devamlı olduğunu fakat Türkiye'deki şekilde can
kaybı yaşanmadığını ifade eden Tolga Bekler, "Bizim yapılaşmadaki
eksikliklerimiz ve gösterdiğimiz önemin yetersizliği, üzüntüleri arttırıyor.
Yerel yöneticilerin ve akademisyenlerin, bir araya gelip deprem senaryoları
oluşturması, yapıları ve yapı denetim firmalarını tekrar gözden geçirmesi
gerekiyor." şeklinde konuştu.
Depremin ilksel çözüm ve analizinin Boğaziçi Üniversitesi
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi
tarafından yapıldığını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Bekler, şunları söyledi:
''2003'te Bingöl ve Pülümür, 2005 ve 2007 Sivrice-Elazığ, son yıllarda bölgede
görülen önemli deprem etkinlikleridir. Bölge, genel anlamda Kuzey Anadolu ve
Doğu Anadolu fay zonlarının kesişme noktası olarak nitelendirilir. Yoğun
deformasyon ve buna bağlı deprem etkinliği sıkça görülmektedir. Elazığ'daki
depremin, Bingöl-Karakoçan fayı olarak adlandırılan kırık sisteminin içinde
meydana geldiği tahmin edilmektedir.''
TÜRKİYE’NİN İLK SAYISAL YAYIN KULESİ ÇANAKKALE’YE
Çanakkale Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ÇASİAD) Başkanı
Hüseyin Yalman, Türkiye’de sayısal yayın uygulamasının Çanakkale’den
başlayacağını bildirdi. Yalman bu haberi, Ankara ziyareti sırasında Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım’ın kendilerine müjdelediğini söyledi.
ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman, yeni seçilen yönetim kurulu ile
geçtiğimiz hafta Ankara’ya gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından izlenimlerini
düzenlediği basın toplantısında anlatı. Yalman, Ankara’da, Kültür ve Turizm
Bakanı Ertuğrul Günay, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, AKP Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve Müjdat Kuşku, MHP Milletvekili Mustafa Kemal
Cengiz, CHP Milletvekili Ahmet Küçük, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ve Çevre
ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Elverdi’yi ziyaret ettiklerini
kaydetti. Görüşmelerinde, Çanakkale Belediye Başkanlığı, Eceabat Belediye
Başkanlığı, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, Çanakkale Ticaret Borsası,
Çanakkale Turistik Otelciler Derneği, Alan Kılavuzları Derneği ve TÜRSAB
Çanakkale Temsilcilerinin katılımlarıyla birlikte hazırlanan Gelibolu Yarımadası
Tarihi Milli Parkında yönetim yapısından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri
konulu bir rapor sunduklarını bildirdi.
ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman ilk ziyaret durağında Kültür ve
Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a milli parka gelen ziyaretçilerin mutsuzluğu, park
alanı içerisinde yaşayanların getirilen kısıtlamalardan kaynaklanan
mağduriyetleri ve yapılan yatırımlar sonucu kiralanan işletmelerden Çanakkale
ekonomisine yeterli katkının alınamaması konularını anlattıklarını ifade etti.
Bakan Günay da Çanakkaleli işadamlarına raporu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a
ileteceğini söyledi.
Yalman daha sonra konuk oldukları Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım’ın kendilerine önemli bir müjde verdiğini söyledi. Bakan Yıldırım’ın
Türkiye’de ilk defa sayısal yayına Çanakkale’den başlanacağı ilettiğini belirten
Yalman konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Bakan Binalı Yıldırım bizlere
Türkiye’de ilk olarak sasısal yayın kulesinin Çanakkale’ye kurulacağını söyledi.
Sayısal iletişim tekniği kullanılarak yapılan radyo ve televizyon yayıncılık
hizmetlerinde, analog yayın sistemlerine göre ses ve resim kalitesinin üstünlüğü
yanında çeşitli bilgilerin de eş zamanlı olarak ve daha ekonomik koşullarla
program iletme olasılığı vardır. Bu konudaki araştırmalar başta ABD, Almanya ve
İngiltere olmak üzere birçok ülkede yapılan fizibilite çalışmaları ve saha
denemeleri sonuçları 21.yy’ da yeni yayın sisteminin sayısal yayın sistemleri
olacağını göstermiştir. Sayısal yayınların şehrimizde uygulanması bizlere
kaliteli yayınla birlikte, kafes anten kullanımını ortadan kaldıracaktır.”
Dünyadaki okur yazar olmayan 876 milyon kişinin 3'te 2'sini, mutlak yoksulluk
sınırındakilerin ise yüzde 70'ini kadınlar oluştururken, parlamentolarda halen
36 bin 294 erkeğe karşılık 7 bin 793 kadın yer alıyor.
Türkiye'de ücretli çalışan kadınların en fazla istihdam edildiği sektörlerin
başında yüzde 37.79 ile büro ve müşteri hizmetleri gelirken, kanun yapıcılar,
üst düzey yöneticiler ve müdürler arasında kadın istihdamı oldukça düşük olduğu
görülüyor.
Dünya kadınları hak mücadelelerinin 100. yılını kutlarken, toplumsal statü,
gelir, eğitim ve sağlık imkanları, karar alma mekanizmalarında temsil gibi
konulardaki yetersizlikler devam ediyor.
Araştırmalar, ekonomik faaliyet alanında eşitsizliklerle karşı karşıya kalan
kadınların, benzer sebeplerle aile reisliği, mülk sahipliği, iş kurma ve yürütme
gibi konularda erkeklerle eşit olmadığını ortaya koyuyor. Kadınlar dünya
nüfusunun yüzde 50'sinden fazlasını temsil ettikleri, iş saatlerinin yüzde
66'sını doldurdukları halde, dünya gelirlerinin sadece yüzde 10'una,
mülkiyetlerin de yüzde 1'ine sahipler.
Hala ilköğretim çağında olduğu halde eğitim görmeyen 130 milyon çocuğun, 3'te
2'sini kızlar oluştururken, okuma yazma bilmeyenler arasında bir erkeğe karşın
iki kadın bulunuyor. UNESCO'nun saptamalarına göre, dünyadaki okur yazar olmayan
876 milyon kişinin 3'te 2'sini kadınlar oluşturuyor.
Kadının siyasete katılımı incelendiğinde, ulusal parlamentolarda da kadın
sayısında artış olmasına rağmen bu konudaki gelişmenin oldukça yavaş ilerlediği
görülüyor. 1945 yılında dünyada yalnızca 26 parlamentoda kadın varken ve
parlamenterlerin sadece yüzde 3'ü kadınken, 1999 yılında 179 parlamentoda kadın
parlamenterler yer alıyor ancak temsil oranları yüzde 13.2'de kalıyor.
Parlamentolarda halen 36 bin 294 erkeğe karşılık 7 bin 793 kadın yer alıyor.
Yeryüzünde mutlak yoksulluk sınırındaki 1.5 milyar kişinin yüzde 70'ini kadınlar
oluştururken, 700 milyon kadın yeterli yiyecek ve içme suyu ile sağlık ve eğitim
hizmetlerinden mahrum bulunuyor.
ORGANLARI HAYAT
VERECEK
Çanakkale’de
beyin kanaması (subaraknoid kanama) sonucu tedavi için kaldırıldığı Devlet
Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde beyin ölümü gerçekleşen emekli öğretmen Halil
Özkan (57), iki böbreği ve karaciğeri ile 3 kişiye hayat verecek.
Çanakkale Merkez İlköğretim Okulu’nda uzun yıllar müdür
yardımcılığı görevinde bulunduktan sonra Ömer Mart İlköğretim Okulu’nda Fen
Bilgisi Öğretmenliği yaparken 2006 yılında emekli olan evli ve 2 çocuk babası
Halil Özkan (57), 17 Şubat günü beyninde kanaması sonucu Çanakkale Devlet
Hastanesine kaldırıldı. Yoğun Bakım Servisinde tedavi gören Halil Özkan’ın 18
Şubat akşamı beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi, başka hastaların sağlığına
kavuşmaları için örnek bir davranış sergileyerek emekli eğitimci Halil Özkan’ın
organlarını bağışladı.
Çanakkale Devlet Hastanesi doktorlarından Organ Nakli Koordinatörü Azem
Ülkü’nün, Organ Nakli Koordinasyon Bölge Merkezi ile yaptığı görüşmelerin
ardından Bursa Uludağ Üniversitesinden bir ekip Özkan’ın organlarını almak üzere
19 Şubat gece yarısı saat 02.00’de yola çıktı. Sabaha karşı Çanakkale’ye ulaşan
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Remzi Emiroğlu,
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Serkan Doğan, Dr. Eray Gürsoy, Dr. Mutlu Kanat ve Organ
ve Doku Nakli Koordinatörü Dr. Salih Gülten saat 06.00’da ameliyata girdi. Saat
09.45’de sona eren operasyon ile yaşamını yitiren Halil Özkan’ın iki böbreği ve
karaciğeri Uludağ Üniversitesi’ndeki 3 ayrı hastaya nakledilmek üzere alınarak
götürüldü. Uludağ Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümünde görevli Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, organ nakli konusundaki duyarlılığından dolayı Çanakkalelilere
teşekkür etti. Emiroğlu, “Türkiye’de organ bağışı konusunda henüz tam bilinç
oluşmadı. Bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Ama Çanakkale organ bağışı konusunda çok
duyarlı ve başarılı.
Organ bağışı alabilmesi bir hastanenin başarı kriterlerinden birisidir. Hem
teknik anlamda, hem de sosyal anlamda gelişmişliğin bir göstergesidir. Bu
nedenle organ bağışında bulunan aileye başsağlığı dilerken, bu iş için gönül
veren herkese de teşekkür ediyoruz” dedi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Dr. Salih Gülten ise, “Bildiğiniz üzere
öğretmenler yıldızlar kadar etrafını aydınlatır. Ama bu kez yıldızlara giderken
çok büyük bir aydınlatma meydana getirdi. Bütün Türkiye’yi organ bağışına davet
ediyorum” dedi. Çanakkale Organ Nakli Koordinatörü Dr. Azem Ülkü de, büyük bir
duyarlılıkla başkalarına hayat vermek için Halil Özkan’ın organlarını bağışlayan
aileye teşekkür etti. Organları bağışlanan Halil Özkan’ın kardeşleri Ragıp Özkan
ve Remzi Özkan, Acil Servis önünde araca konulan ağabeylerinin organlarının
bulunduğu kutulara son kez dokunarak gözyaşı döktü. Ragıp Özkan, “Ağabeyimiz
sağlığında da vermeyi çok seven birisiydi. Biz de bunu düşünerek organlarını
bağışladık. Ağabeyimizi kaybettik, biz üzüldük ama organlarının başka vücutlarda
yaşayacağı için mutluyuz. Bu şekilde acımızın hafiflediğini düşünüyoruz” diye
konuştu.
Baro
Başkanı Avukat Tülay Ömercioğlu, Erzincan başsavcısı adına isnat edilen
suçların, kişisel olmadığı, görev başında işlenen suçlar olduğunu söylyedi.
Ömercioğlu, Baro Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in görevden alınması ve sonrasında meydana
gelen olaylar ile ilgili açıklamada bulundu. Ömercioğlu, yaşananların yargı ve
ülke adına acı ve üzüntü verici olaylar olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Erzincan başsavcısı adına isnat edilen suçlar, gündemden izlediklerimizle
edindiğimiz bilgiler neticesinde kişisel olmadığı, görev başında işlenen
suçlardır. CMK 250. maddesi hükmünce yargılamanın Yargıtay’da yapılması gerekir.
Bu gerçek ve doğru. Ancak CMK’nın 251. maddesi hiç kimse tarafından söylenmiyor.
Özel suç-görev suçu ayırımı yapmadan,’katalog suçlar’ denilen belirli suçlarda
soruşturmayı özel yetkili savcıların, yani olayımızda Erzurum savcılarının
yapacağını belirtiyor! Bir savcının büyük infiallerle, baskın şeklinde, suç
sabit değil iken, kaçma ihtimali bulunmayan bir gün önce ektin ve yetkili bir
yerde görevli kişinin eylemleri sabit değil iken Türkiye Tarihinde bir ilki
oluşturacak şekilde görevden alınması ne kadar doğru değil ise, aynı şekilde
görevini ifa eden CMK 251. maddesi gereğince soruşturmayı yapmakla görevli
savcıların da HSYK tarafından görevden alınması doğru değildir. Başsavcının
görevi ile ilgili olsa da özlük işlemlerine haiz olsa da Özel yetkili savcılar
soruşturmayı yaparlar, suç isnadında bulunurlar, tutukluluk gereken bir hususta
mahkemeye talepte bulunurlar.
Mahkeme bunu kabul eder veya etmez. HSYK tarafından görev çerçevesinde görevini
yerine getiren savcılar görevinden alınmışlardır. Bu savcıların görevden
alınması demek de siz böyle hususlarda soruşturma yapmayın demektir. Dikkat
çeken diğer bir olay ise Savcılar tutukluluk talebi ile mahkemeye müracaat
etmişler, Ağır ceza Mahkemesi 3 lü heyet olarak tutukluluğu kabul etmiş, bu
tutukluluğa itiraz edilmiş, aynı mahkemeye itiraz verilemediğinden diğer Ağır
Cezaya Tutukluluğa itiraz gitmiş, burada da itiraz reddedilmiştir. Yargılamanın
Yargıtay’da yapılacağı öngörülen hususta her iki Ağır Ceza da tutukluluğu kabul
etmiştir.Yetki aşımı mevcut ise Yargılamanın yapılacağı yer olan
Yargıtay’dır.Yargıtay’a dosya hazırlandıktan sonra gönderilir Ancak HSYK gözdağı
verircesine CMK 251md gereğince yetkili olan savcıları görevden almıştır. Üzüntü
ile söylüyoruz ki, Yargı kendisi arasında ikiye bölünmüştür. Ülkemizde hepimizin
gözlemlediği, ülkenin asıl gündemi olan işsizlik, açlık sınırı bir kenara
itilmiş, erkler arasında bir üstünlük savaşı başlamıştır. Bu gündemlerle halk
oyalanmaktadır. Bu gündemlerle artık halk yorulmuştur. Bıkmıştır. Dış nifakların
yapamadığı bölücülüğü, erkler birbirleriyle uğraşırken halk arasında iki kesim
meydana getirmeyi başarılabilmiştir. Ülkede erkler ayrılığı mevcuttur.
Her erkin kendi görevini layığı ile yerine getirmesi gerekir.Vatandaş oylarıyla
iktidarı veya muhalefeti oluşturmaktadır.Oylarıyla onlara yetki
vermektedir.İktidar alt yapıyı hazırlamalı,ülkeyi dirlik ve düzen içinde
tutmalı, yurt dışında en iyi şekilde temsil etmelidir. Muhalefet iktidarın
eksiklerini göstermeli , iktidarı doğru yönlendirmeli, yol
göstermelidir.Hepimizin her gece televizyonlarda haberlerde yaşadığımız mahalle
kavgaları halkın karşısında yapılmamalı, tiyatro oynanmamalıdır.Her iki kesime
de , görevini yapmak üzere halk oyunu vermiştir.Unutmamak gerekir ki halk
ezilmişliği kadar kahredici, çoğunluğu kadar da öfkelidir. Yargı hukuk
kurallarını harfiyen uygulamalı, hiçbir zaman yandaş olmamalıdır. Hukukun tarafı
yoktur. Hukuk objektiftir. Yandaş yargı olamayacağı gibi, kanunları istediği
yöne çekebilen yargı da olmaz. Gerek baro olarak, gerekse vatandaş olarak, Biz
aslen tüm yetkinin halkta olduğunu hatırlatarak, sadece geçici sürelerle
görevler verdiği kurum ve kuruluşları, erkleri, kendi görevlerini, görevleri
çerçevesinde yapmaya davet ediyoruz”
İşe alınacaklar noter huzurunda yapılan çekilişle belirlendi.
Şanslılar sevinde diğerleri ise yeni işsiz ve üzgün olarak evlerine geri döndü.
Türkiye İş Kurumu, Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında
Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nde 70 işçiyi istihdam edeceğini duyurdu.
İşsizler Türkiye İş Kurumuna başvurdu.
Açıklanan başvuru rakamı Türkiye’deki işsizliğin fotoğrafını bir kez daha ortaya
koydu. Çünkü 70 kişinin alınacağı işe 1250 kişi başvurdu. İşe alınacakların
belirlenmesi için Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nde noter
huzurunda kura çekimi gerçekleştirildi. Aralarında çok sayıda üniversite
mezununun da bulunduğu işsizler ordusu büyük bir umut ile çekilişi beklemeye
başladı. Ancak başvuru sayısının çok yüksek olması işsizlerin yeni iş umudunun
azalmasına neden oldu. Başvuru sayısının çok yüksek olmasına tepki gösteren
işsizler, “İşe 70 kişi alınacak. Ama başvuran sayısı 1250 kişi. Bu durumda hangi
birimize şans gülecek merak ediyoruz. Ayrıca şanslıların da 6 ay çalıştıktan
sonra yine işsizler ordusuna katılacak olması ayrı bir konu. Hükümet yetkilileri
gelsin işsizlerin durumunu görsün” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Noter huzurunda yapılan çekiliş sonucu 5 ay 29 günlüğüne de olsa yeni bir işe
kavuşmanın mutluluğunu yaşarken, evlerine elleri boş dönenler ise umutlarını bir
başka sefere bıraktı. Çanakkale Orman Bölge Müdür Yardımcısı Adem Ekşi, işe
alınacak 70 kişinin Çanakkale Merkez ve ilçelerdeki İşletme Müdürlüklerinde
orman bakım çalışmalarında, yol kenar çalışmalarında, fidan dikimleri ve
bakımlarında istihdam edileceklerini açıkladı. Ekşi, “Şanslı isimler 1 Mart 2010
tarihinde işe başlayacaklar ve 5 ay 29 gün süreyle istihdam edilecekler. Maaş
olarak asgari ücret alacaklar. İşe alınacakların maaşları Türkiye İş Kurumu
tarafından ödenecek. Ancak özlük hakları Orman Bölge Müdürlüğünde olacak” dedi.
İşadamları, Türk Hava Yolları yetkililerine, ayrıca
Çanakkale-Ankara arasında da uçak seferi başlatılması taleplerini iletti.
Türk Hava Yolları Satış Pazarlama Sorumlusu Ozan Öztuna, Akif
Demir ve Çanakkale Satış Trafik Sorumlusu Selim Samur ile Gelir Yönetim Memuru
Derya Tiryaki, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulunu ziyaret
etti. ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Tezcan, Çanakkale’nin çok önemli bir
kent olduğunu ve THY seferlerinin devam etmesi gerektiğini söyledi.
Çanakkale’de ulaşımın hava yolu olmadığı zaman kara yolundan sağlandığını ve
yolların durumunun da iyi olmadığını belirten Tezcan, “Yatırımcıları getirmeye
çalıştığınız zaman, ‘şu yollar bitsin biz sonra gelelim’ diyorlar. RoRo
seferlerini başlattık ve üç kere geldi, dördüncüsünde TIR’lar arıza yapmış, ‘biz
şimdilik Çeşme’den devam edelim, siz yolları yapın, biz sonra sizin limanınızı
düşünürüz’ dediler. Onun için şimdi yolları yaptırmaya çalışıyoruz. Çanakkale
önemli bir yer ise THY'nin seferlerinin devam etmesi lazım. Dünyanın neresine
giderseniz gidin, turizmin bir yerde geliştiğini görüyorsanız, ulaşımı uçakla
çözmüşlerdir. Karayla gidilmesi mümkün olmayan yerlere uçakla ulaşım
sağlıyorlar. Çanakkale’de de iç ve dış turizmin gelişmesi için bu seferleri
yapmalıyız. Çanakkale dünya ve Türkiye’deki herkes tarafından görülmesi gereken
önemli bir yer. Geleceği olan bir il.
Yol ve ulaşım problemlerinin çözülmesinin ardından, ağır sanayi ile değil,
güzellikleri ile planlı bir şekilde gelişecek” dedi. Ziyarette, ÇTSO yönetim
kurulu üyeleri, THY’nin İstanbul’a haftada 3 gün yapılan sefer sayısının 5 güne
çıkartılmasını ve Ankara’ya da seferlerin başlatılmasını istedi. THY Satış
Pazarlama Sorumlusu Ozan Öztuna ise, Çanakkale Havaalanına inebilecek uçakların
filolarında sınırlı olmasının daha fazla sefer yapmalarına engel olduğunu
belirterek, “Hava alanın uzatılması, iniş sisteminin yerleştirilmesi gibi bir
takım altyapılar hazırlanabilirse, biz buraya daha fazla alternatif uçakla iniş
yapabiliriz. Ancak şuanda Çanakkale Havaalanındaki teknik imkanlar ve müşteri
potansiyeli bunun için yeterli değil” dedi. THY halen Salı, Perşembe ve Pazar
günleri Çanakkale-İstanbul arasında sefer yapıyor. Uçak, İstanbul’dan saat
15.00’de, Çanakkale’den ise saat 16.45’de hareket ediyor.
Çanakkale- Bursa karayolunun 35 kilometrelik duble hale
getirilen Çanakkale- Lapseki bölümünde kar ve yağmur yağışları
sonrasında oluşan yüzlerce çukur kazalara davetiye çıkarır hale geldi.
Özellikle Umurbey- Lapseki arasında oluşan derin çukurlar nedeniyle zor
anlar yaşayan sürücüler bu duruma “Duble yolda duble rezalet” dedi.
Çukurlara en büyük tepkiyi de Lapseki- Çanakkale hattında
çalışan minibüslerin sürücüleri gösterdi. İş bırakma eylemi yapmak isteyen
minibüs sürücüleri Lapseki Kaymakamı Fahri Meral’le görüştü. Minibüs sürücüleri
Kaymakam Meral’den çukurların kapatılacağı yolunda söz alınca eylemden vazgeçti.
Çanakkale’den Lapseki'ye otomobiliyle giden Mehmet Barış, yolun
çok kötü durumda olduğunu kaydetti. Barış, “Çanakkale’ye giderken farım kırıldı.
Sanayide değiştirdim, geri dönüyorum. Bu duble yol yeni yapıldı. Ancak hemen
bozuldu. Bozulan yerlere uyarı levhaları da konmamış. Her an kaza olabilir.
Zaten biraz önce yanımdan geçen bir otomobil çukurlardan kaçmak isterken bana
çarpacak diye çok korktum. Yetkililer, bu yolu yapan müteahhidi cezalandırmalı.
Hatta bu yolun müteahhidini alıp kendi arabasıyla burada onu gezdirmek lazım”
diye konuştu.
ÖZEL İDARE İMKANLARIYLA YAPILMIŞTI
Çanakkale- Lapseki Karayolu'nun Çanakkale- Umurbey arasındaki bölümü 2008 yılı
başında tamamlandı. Ancak Çanakkale’de duble yol çalışmalarının çok yavaş
ilerlemesi sürekli eleştiri konusu olunca geriye kalan 14 kilometrelik Umurbey-
Lapseki bölümü için Çanakkale Valiliği harekete geçti.Dönemin Valisi Orhan
Kırlı, İl Özel İdaresi imkanlarının yanı sıra karayolları, DSİ, Orman Bölge
Müdürlüğü gibi birçok kurumun iş makinelerini kullanarak 14 kilometrelik yolu
duble yapmak için çalışmalara törenle start verdi. Mart 2008 tarihinde başlayan
çalışmaların ardından duble yol geçtiğimiz yıl sonlarında tamamlandı. Ancak
köprü ve sanat yapıları devam ettiği için Umurbey- Lapseki bölümünde duble yolda
trafik tek şeritten verildi.
BOĞAZ
KÖPRÜSÜNÜN YERİ NETLEŞİYOR!
Çanakkale
Boğaz Köprüsü’nün nereye yapılacağı yıllarca tartışıldı. Halen de tartışılmaya
da devam ediyor.
Bugüne kadar hep köprünün Sarıçay-Kilitbahir arasına yapılacağı ifade edildi.
Ancak, Çanakkale Belediyesine gönderilen, köprünün bağlanacağı otoyolların
koridor sınırlarını gösteren harita Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün yeriyle ilgili
ipuçları verdi.
CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, inceledikleri haritadan köprünün Nara
Burnu ile Kilye Koyu’nun daha kuzeyindeki bir noktaya yapılacağı anlamını
çıkardığını söyledi.
Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Ulaştırma
Bakanlığından yetki almış olan Tekfen firması tarafından belediyeye gönderilen
haritada, Çanakkale Boğaz Köprüsünün bağlanacağı otoyolların koridor
sınırlarının yeşil bir hat ile gösterildiğini açıkladı. Başkan Gökhan, bu
sınırlar içinde kalan imar planlarının ve üstünde olan tesislerin kendilerine
bildirilmesi istendiğini belirterek, “Bu haritaya göre boğazın Anadolu
yakasındaki sınırın bir ucu Ezine ilçesi Kumburun mevkiine kadar gidiyor.
Kuzey tarafında ki diğer ucu ise Lapseki ilçesine bağlı Çardak Beldesine kadar
uzanıyor. Otoyol için Boğazın Avrupa yakasında belirlenen yeşil hat ise Eceabat
ilçesi girişindeki Kilye Koyunda bitiyor. Köprünün hangi noktaya yapılıp da
otoyola bağlanacağı henüz net değil. Ama bize gönderilen haritadaki yeşil hatta
baktığımızda, otoyol sınırı Kilye Koyu noktasında bittiğine göre bu bağlamda
köprünün Sarıçay ile Kilitbahir arasında olmayacağı noktasında bir öngörü
yapabiliyoruz” dedi.
Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün Sarıçay ile Kilitbahir arasında olmasına karşı
çıktıklarını belirten Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Nara Burnundan sonraki bir
alanda köprünün olması bizim için en uygun yer. Çünkü Nara Burnundan sonra
kurulacak bir köprü kenti rahatsız etmeyecektir. Köprü ve otoyollar ile ilgili
çalışmalar Ulaştırma Bakanlığı tarafından devam ediyor. İlk defa böyle ciddi bir
çalışmayla muhatap oluyoruz. En azından resmi bir girişim ve başlangıçtır.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da Çanakkale ziyareti sırasında bahsetmişti.
Köprüyü 2023’te, Cumhuriyetin 100. yılına yetiştireceğiz demişti. Bu tempoyla
devam ederse yetişeceğini umuyoruz” dedi. Öte yandan, Karayolları Genel Müdürü
Cahit Turhan’ın Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada,
Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu Projesi kapsamında Çanakkale Boğazı’na inşa
edilecek köprü için belirlenen ilk güzergahın Sarıçay-Kilitbahir olduğunu
belirtti. Ancak Turhan’ın Sarıçay-Kilitbahir olarak belirlenen yerde çevre ile
ilgili, SİT alanlarıyla ilgili, Kültür ve Tabiat Varlıkları ile ilgili konular
bulunduğunu, köprünün yerinin sağa, sola bir miktar kayabileceğini ve
dolayısıyla boyunun da bir miktar artıp azalabileceğini belirtmesi, Çanakkale
Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan’ın köprünün yeriyle ilgili açıklamalarını
desteklemiş oldu.
433 kilometre uzunluğundaki Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu Projesi
kapsamında Çanakkale Boğazı’na inşa edilecek köprünün deniz uzunluğu bin 400
metre olacak. Çanakkale Boğaz Köprüsü, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet gibi asma
köprü teknolojisiyle inşa edilecek. 3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli
olacak. Köprünün maliyetinin 4,5 milyar dolar olması bekleniyor.
PARLAK BİR
GELECEK HER ÇOCUĞUN HAKKI
EĞİTİME DESTEK PROJESİ TANITILDI
Eğitime
Destek Programı, Yerel Gündem 21 Demokrasi Atölyesi’nde düzenlenen basın
toplantısı ile kamuoyuna tanıtıldı.
Proje ortaklarının yer aldığı basın toplantısında Eğitime
Destek Programı Koordinatörü Emekli Öğretmen Sevgi Uluşal; Eğitime Destek
Projesi; Çanakkale Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sosyal Hizmetler
Müdürlüğü,ÇOMÜ Eğitim Fakültesi ve Eğitim-Sen ortaklığı ve işbirliği ile
gerçekleşmektedir. Yoksulluk ve yoksulluğa karşı duyarsız kalmamalıyız. Kimseyi
dışlamadan ötekileştirmeden bu tür sosyal projeleri hayata geçirmeliyiz.
Dezavantajlı durumda bulunan öğrencilerimize akademik ve kültürel anlamda
hazırladığımız ders programları ile destek olacağız. Programdan yararlanmak için
öğrencinin yada velinin form doldurup başvurması yeterlidir dedi. “EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ OLMAMALI”
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan tanıtım töreninde; Eğitime destek programı her
şeyden önce kentteki fırsat eşitliğini geliştirmeye, kentsel sosyal adalete
katkı yapmaya yönelik bir programdır. Yoksulluk ve yoksulluğun çocuklar için bir
kader olmaması için kentimizde böyle bir projeyi hayata geçiriyoruz. Ben yerel
yönetime talip olduğum zaman seçim kitapçığımda ve uygulayacağım çalışma
programında kentteki çeşitli kurumlar ile işbirliği yaparak eğitim alanında
çalışmalar yapacağımı belirtmiştim. Bu çalışma aynı zamanda Çanakkale’de ki
kurum ve kuruluşların birlikte organize ettiği, kentlinin hazırlanmasına
katıldığı Kent Eylem Planı’nın öngördüğü birçok sonucu kapsayan bir programdır.
Bende çalışma programımı Kent Eylem Planını öngörerek yaptım. Eğitime Destek
Programı ayın zamanda Birleşmiş Milletler Bin yıl Kalkınma zirvesinin hedefleri
arasında da yer almaktadır. Bu nedenle Parlak bir gelecek her çocuğun hakkıdır.
Kentte yaşayan herkesin temel eğitimini eksiksiz olarak tamamlaması, toplumsal
ve bireysel olarak kentlileşme kültürünün gelişmesi ve evrensel değerlere uygun
kentli kültürünün oluşması ve kentin kendi kaynaklarını yoksulluğu önleyici ve
azaltıcı şekilde kullanılması eğitimde fırsat eşitsizliğine son verecektir dedi.
Daha sonra proje ortaklarından ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Dinçay Köksal, Milli
Eğitim Müdür Vekili Mehmet Özer, Sosyal Hizmetler Uzmanı ve Toplum Merkezleri
Müdürü Nigar Karacık, Eğitim-Sen Dönem Sözcüsü Güngör Güler ve Yerel Gündem 21
Genel Sekreteri İsmail Tümay birer konuşma yaparak, projeye verdikleri
katkılardan dolayı mutluluk duyduklarını ifade ettiler.
Eğitime Destek Programı 5 Şubat 2010 tarihinde başlayıp 29 Mayıs 2010 tarihinde
son bulacak. Programa Kent merkezi sınırları içinde ikamet eden, ücretli yada
ücretsiz herhangi bir kursa devam etmeyen ilköğretim 4.5. ve 9. sınıf
öğrencileri katılabilecek.
Ulaştırma
Bakanlığı'nın gelecek yıl ihaleye çıkmayı planladığı
Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu'nun en önemli kısmını oluşturan
Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yapılacağı yerin Sarıçay-Kilitbahir
olduğu belirtiliyor. 6 şeritli yapılması planlanan köprünün deniz
üzerindeki bölümü bin 400 metre olacak.
ASMA KÖPRÜ OLACAK
Çanakkale Boğaz Köprüsü, toplam uzunluğu 433 kilometre olan Tekirdağ Çanakkale-
Balıkesir Otoyol Projesi'yle birlikte Yap-İşlet- Devret (YİD) modeli ile ihale
edilecek. Otoyol, TEM Otoyolu Kınalı Kavşağı'ndan başlayarak Tekirdağ'dan geçip
Kilitbahir'den Çanakkale Boğazı'na ulaşacak. Avrupa yakasında Kilitbahir ile
Anadolu'da Sarıçay arasına köprü yapılacak. Köprü, İstanbul Boğaz Köprüsü ve
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü gibi 'asma' olacak. Çanakkale Boğaz Köprüsü, 2
alternatifli olarak hazırlandı. Birinci alternatife göre, köprüden hem karayolu
araçları, hem de trenler geçecek. İkinci alternatifte sadece karayolu araçları
geçişi var. Tercihi ihaleye çıkıldığı dönemdeki ekonomik şartlar belirleyecek.
5 MİLYAR DOLARLIK PROJE
Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün 1400 metrelik bölümü deniz üzerinde olmak üzere
toplam uzunluğu 2 bin 196 metre olarak planlandı. Köprünün bağlantı yollarıyla
birlikte toplam uzunluğu 13.7 kilometreyi bulacak. Köprü üç gidiş üç geliş olmak
üzere 6 şeritli olacak. Bağlantı yolu üzerinde 3 tünel yapımının da yer alacağı
köprünün maliyetinin 600 milyon dolar civarında olması bekleniyor. İçinde
Çanakkale Köprüsü'nün de yer alacağı 433 km.'lik Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir
Otoyolu'nun maliyetinin 4.5-5 milyar dolar arasında olması bekleniyor. İSTANBUL TRAFİĞİNE ÇÖZÜM
İstanbul'un trafik sorununa çözümün de parçası olan Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir
Otoyolu Projesi, Avrupa'dan gelerek Ege ve Akdeniz'e gidecek trafiğin Çanakkale
üzerinden geçmesini sağlayacak. Tekirdağ-Çanakkale- Balıkesir Otoyolu,
Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde Gebze-İzmir Otoyolu ile birleşecek. Otoyol,
İstanbul'un trafiğini rahatlatmak için yapımı planlanan bir başka proje olan
'Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. Boğaz Köprüsü' projesiyle bütünleşecek.
Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu, Kınalı Kavşağı'nda Kuzey Marmara Otoyolu
ile buluşacak. Otoyol doğuda bu yıl ihalesi 5.2 milyar dolara yapılan Körfez
Geçişi ve Gebze-İzmir Otoyolu'na Balıkesir Savaştepe'de bağlanacak. İKİ KEZ RAFA KALDIRILMIŞTI
İlk köprü düşüncesi, 1984-1989 yılları arasında ANAP döneminde gündeme geldi.
1994 yılında yeniden masaya yatırıldı. 1995 yılı sonlarında ihaleye çıkıldı.
İhaleye 18 yabancı firma katıldı. İhaleyi kazanan firma, projenin fizibıl
olmadığını düşünerek, projeden çekildi.
"ÖNCE VATAN"
DEDİLER
Dünya liglerinin en önemli derbileri
arasında yer alan Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında takımları
için ter döken pek çok futbolcu, Çanakkale Savaşları'nda tek
takım tek yürek olmuş ve ''Önce Vatan'' demişti.
Türkiye'nin şanlı tarihe sahip iki seçkin takımı Fenerbahçe ve
Galatasaray arasında yapılan maçlarda son dönemde zaman zaman üzücü olaylar
yaşansa da, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş mücadelesi sırasında Çanakkale'de,
Conk Bayırı'nda, Gelibolu'da, sırt sırta savaşmış, birbirlerine siper olmuş,
kanlarını bu ülke uğruna hiç düşünmeden helal ederek şehit düşmüş Fenerbahçeli
ve Galatasaraylı futbolcular, yan yana, omuz omuza, belki de kefensiz
birbirlerine sarılarak yatıyor.
17 Ocak 1909 tarihinde, şimdiki Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Stadı'nın bulunduğu ''Papazın Çayırı'' olarak adlandırılan yerde yapılan özel
maçla başlayan 100 yıllık ezeli rekabetin iki takımının Kurtuluş savaşı
yıllarındaki futbolcuları da taraftarları da ne sarı-kırmızı ne de sarı-
lacivert takım bayraklarının değil, tek bayrak altında ''tek takım, tek
yürek''tiler.
Bugün Gelibolu Yarımadası'ndaki şehitliklerde koyun koyuna yatan ''kahraman
futbolcular'', geriye bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni bırakırken, ezeli
rekabette ''kavga, çekişme, ne pahasına olursa olsun kazanma anlayışını''
reddederek, daha iyiye, daha güzele birlikte ulaşabileceğini en güzel şekilde
gösterdiler.
ŞEREFLİ İDMANCILAR
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Yrd.
Doç. Dr. Ahmet Esenkaya, yaptığı açıklamada, kayıtlara göre
Çanakkale Savaşları sırasında Galatasaray'ın 17, Fenerbahçe'nin ise 5
futbolcusunun şehit düştüğünü söyledi.
Galatasaray'da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısının
fazla göründüğünü, Fenerbahçe'ye ait kayıtların ise kulüp binasında çıkan
yangında tahrip olduğu için şehit futbolcu sayısının tam olarak bilinemediğine
işaret eden Esenkaya, ''Kaynak yetersizliği nedeniyle şehit futbolcu sayısının
tespiti tam olarak mümkün olmuyor. Mevcut kaynaklar ise genelde Galatasaray,
Fenerbahçe ve Beşiktaş'a ait'' dedi.
Esenkaya, savaşa giden futbolcuların şehit düşmesi veya gazi olması nedeniyle,
kulüplerde futbolcu bulunamadığı dönemlerin yaşandığını, kayıpların ardından
kulüplerin 15-16 yaşlarındaki çocuklardan takım oluşturup maçlara çıktığını
ifade etti.
MÜTEAHHİT İFLAS
EDİP GİTTİ
İntepe
Varyantı ile ilgili yapılan viyadük projesinden de vazgeçildi “Zamanı geldiğinde
ne yapacağımızı açıklarız”
İntepe Varyantı ile ilgili haberlerden büyük üzüntü duyduklarını söyleyen
Karayolları 14. Bursa Bölge Müdürü, konunun yargıya taşınmasını da üzeri kapalı
eleştirirken, zararın tanzim edilmesinin mümkün olmadığını şu sözlerle ifade
etti “Müteahhit iflas edip gitti. Ortada yok.”
İntepe varyantının temizlenmesine rağmen bölgede hiç
beklenmedik gelişmelerle karşı karşıya kaldıklarını da vurgulayan Karayolları
Bölge Müdürü doğanın intikam aldığını yıllar sonra kabul ettiklerini belirterek
“Kupkuru olan yerden şimdi su kaynıyor. Doğa kendi dengesi içersinde hareket
ediyor. Ne yapacağımızı sormayın. Zamanı geldiğinde ne yapacağımızı açıklarız”
dedi.
İntepe Varyantı için doğan viyadük ışığı da dün Koordinasyon Kurulu
toplantısında yapılan açıklama ile söndü. Çanakkale Barosu tarafından yargıya
taşınan İntepe Varyantıyla ilgili yargı süreci işlerken Karayolları 14. Bölge
Müdürü dün hem viyadük hem de dava süreciyle ilgili açıklamalar yaptı
Milimetrik hata pahallıya mal oldu...
İntepe Varyantının mühendislik planıyla yapıldığını ancak milimetrik bir
hesaplama yanlışlığı üzerine ağır bir faturayla karşılaştıklarını belirten
Karayolları Müdürü, bütün bunlara bir de doğanın kendi dengesiyle yanıt vermesi
üzerine beklenmedik bir doğaüstü durumla karşılaştıklarını söyledi. Karayolları
Bölge Müdürünün “Kupkuru olan yerden şimdi su kaynıyor. Doğa kendi dengesi
içersinde hareket ediyor.” Sözleri toplantıyı izleyen bürokratlar tarafından pür
dikkat dinlendi. ‘Alternatif projeniz ne?” sorusuna Bölge Müdürü “Ne
yapacağımızı sormayın. Zamanı geldiğinde ne yapacağımızı açıklarız” diye
karşılık verdi..
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr.
Ali Koçyiğit, İstanbul'da Yaklaşık 250 Yıl Daha Büyük Deprem Olmayacağını Fakat
Saroz Körfezi'nde 7'lik Deprem Beklendiğini Söyledi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Mimarlık
Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nce düzenlenen Aktif Tektonik Araştırma
Grubu (ATAG) 13. Çalıştayı başladı.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü
Öğretim Üyesi Koçyiğit, ''Herkesin 10 yıldır konuştuğu İstanbul depremine sebep
olacak fayın doğu tarafındaki hatta biriken enerji, 1999 depremiyle serbest
bırakılmıştır. Artık 200-250 yıl büyük bir depreme yol açmayacaktır." dedi.
Diğer hatta ise Saroz Körfezi'ne doğru bir durgunluk olduğunu belirten Prof.
Koçyiğit, "Bu hatta son deprem 1766 yılında olmuş. Demek ki 15 yıl içinde bu üç
segmentte 7 büyüklüğünde deprem bekleniyor.'' şeklinde konuştu.
Türkiye'de yer bilimlerinin 60 yıllık geçmişe sahip olduğunu,
30'un üzerinde uzmanlık alanında önemli mesafe katedildiğini hatırlatan
Koçyiğit; Marmara, Biga ve Gelibolu Yarımadası'nda son 100 yılda yaşanan
yaklaşık 30 depremle ilgili bilgi verdi. Ulubat Gölü'nden İnegöl'e kadar devam
eden bir alanda 1855'te büyük bir deprem olduğunu ifade eden Ali Koçyiğit;
İznik, Bandırma, Edremit Körfezi ve Sarıköy'de de önemli hatlar bulunduğunu,
bunların 500 yıldır ciddi bir depreme yol açmadığını vurguladı.
Buralarda büyük bir deprem olabileceğini hatırlatan Prof.
Koçyiğit, Yenice-Gönen uzantısının 1953 yılında büyük bir depreme yol açan yapı
olduğunu söyledi. Bu yapının üzerinde 1 santimetrelik hareketlilik görüldüğünü,
bunun 100 yılda 1 metre ve 500 yılda 5 metreye denk geldiğini hatırlatan
Koçyiğit, ortalama 400 veya 500 yılda 7 büyüklüğünde bir deprem oluşturabilecek
potansiyel bulunduğunu ve Çanakkale'yi de etkileyebileceğini sözlerine ekledi.
Çanakkale Belediyesi Çanakkale Devlet Hastanesi yerinin Toki’ye
verilerek konut yapılacağına yönelik çıkan haberler üzerine, yerel seçimler
öncesi Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na başvurarak
Çanakkale Devlet Hastanesi binasının Cumhuriyet Dönemi eseri olduğunu savunmuş
ve tescil edilmesini istemişti.
Çanakkale Belediyesi’nin başvurusu üzerine Kültür veTabiat
Varlıkları Koruma Kurulu Çanakkale Devlet Hastanesi binasını Cumhuriyet Dönemi
eseri olarak tescil etmiş ancak daha sonra vermiş olduğu bu kararı gerekçesiz
değiştirerek tescilden vazgeçmişti.
Verilen kararın tekrar Koruma Kurulu tarafından bozulmasına sert tepki gösteren
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan kent kültür mirasına sahip çıkacağını ve konuyu
her platformda dile getirececeğini belirtip, hukuçular kanalıyla yargıya
başvurdu.
Bunun üzerine İdare Mahkemesine açılan dava sonuçunda, İdare Mahkemesi Çanakkale
Belediyesi’ni haklı bularak, iptali istenen Koruma Kurulu kararının yürütmesini
durdurdu.
İdare Mahkemesi’nin 2009/367 esas no’lu kararına göre;” Çanakkale İli, Merkez,
Arslanca Mahallesi, 35L-4C pafta, 365 ada, 138 sayılı parselde Maliye Hazinesi
adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan Çanakkale Devlet Hastanesi’nin,
Cumhuriyet Dönemi Mimarlığının birinci dönemden ikinci döneme geçiş yıllarında
yapıldığı, kentin ilk Devlet Hastanesi olduğu ve civarında tescilli Halkbahçesi
ve Cumhuriyet ilköğretim okulu gibi taşınmazların bulunması nedeniyle alandaki
bütünlüğün bir parçası olduğu, 2863 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddeleri
doğrultusunda tescil edilerek koruma grubunun 2. grup olarak belirlenmesine dair
21.02.2009 gün ve 4204 sayılı koruma Kurulu kararında oluşan eksikliğin
giderilmesi aşamasında da bu hususların aksini ortaya koyan inceleme, araştırma,
bilgi ve belgelerin de bulunmadığı anlaşıldığından, 2863 sayılı Kanun’un 6. ve
7. maddesi kapsamında bulunan davaya konu yapının Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı
örneği ve geçiş dönemi yapılarından olmadığından bahisle tescil edilmesine gerek
olmadığı yolunda tesis olunan 27.05.2009 gün ve 4308 sayılı Çanakkale Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararında hukuka uyarlılık bulunmadığı
sonucuna varılmıştır.”
İdare Mahkemesi vermiş olduğu ve bu karar ile Çanakkale Devlet Hastanesi
binasının Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı Örneği ve Geçiş Dönemi Yapılarından ve bu
nedenle koruması gerekli bir kültür varlığı olduğunu kabul etmiştir.
Çanakkale'nin en önemli tarihi yerlerinden biri olan Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda son 40 yılda meydana gelen 239 yangında 14 bin
89 hektar alan zarar gördü.
Gelibolu Yarımadası'nın ciddi olarak sayılabilecek ilk büyük
yangını 1968 yılında meydana geldi. Anız yakma nedeniyle çıkan yangın sonrası
bölgede 180 hektarlık orman alanı yok oldu. Daha sonrasında 1968 ile 2008 yılına
kadar geçen 40 yıllık zaman zarfında Gelibolu Yarımadası'nda Orman Genel
Müdürlüğü kayıtlarına göre sadece 1982 yılı yangınsız geçti.
Aynı kayıtlara göre bölgede çıkan bin hektar ve üzeri en büyük
yangınlar şöyle sıralanıyor: "1964 yılında çıkan 12 adet yangında 2 bin 453
hektar, 1986 yılında 8 adet yangında bin 250 hektar, 1994 yılında 4 adet
yangında 4 bin 201 hektar ormanlık alan zarar görürken aynı yangında dönemin
Çanakkale Orman Bölge Müdür Talat Göktepe, alevler arasında kalarak hayatını
kaybetti. Yarımadada şehitlikleri ve dışında kalan bölgeleri de kapsayan bölge
100 hektar ve üzerinde çıkan yangın sayısı ise 15 adet olarak yer alıyor.
Yapılan olay yeri incelemelerinde kesin kanıta varılarak bölgede çıkan
yangınlardan 8 tanesi ihmal ve dikkatsizlik, 4 tanesi sigara izmariti, 3 tanesi
Anız, 2 tanesi elektrik nakil hatları ve 2 tanesi de yıldırım düşmesi olarak
kayıtlara geçti."
1973 yılında Milli Park ilan edilen Gelibolu Yarımadası'nın
yaşayan köylülerin yangınlara eskiye oranla daha dikkat ettiklerini belirten
yetkililer, Milli Park ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin yılmadan ve usanmadan
köyleri gezerek çiftçileri bilgilendirmesinin birçok yangının büyümeden
önlendiğini söyledi.
2009 yılında 5 yangın ihbarı alındığını hatırlatan yetkililer,
bölge konuşlandırılan hava araçlarının hemen bölgeye sevk edilmeleri ile
yangınları büyümeden söndürdüklerini, en son Cennetkoy mevkiinde çıkan yangında
10 hektarlık alanın zarar gördüğünü ifade etti.