ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 20.06.2017


     


Çanakkale Boğazı'na yapılacak 1915 Köprüsü'nün belirlenen süre içinde tamamlanabilmesi için Başbakan Binali Yıldırım tarafından genelge yayınlandı.
Lapseki İlçesi Şekerkaya Mevkii ile Gelibolu İlçesi Sütlüce Mevkii arasında, 2023 metre ayak açıklığıyla dünyanın en uzun köprüsü olacak ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'ncü yılı olan 2023'te tamamlanacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü işinin hızlanması ve aksaklıklar yaşanmaması için bir dizi tedbirler alındı.
Resmi Gazete'de Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla yayımlanan genelgede, Karayolları Genel Müdürlüğünce (KGM) ihalesi yapılan 'Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale- Savaştepe Otoyolu'nun, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi' işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanabilmesi için alınan 18 maddelik tedbirlere yer verildi. Genelgeye göre, proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalar için gerekli olacak ödeneklerin serbest bırakma işlemleri, işlerin gecikmesine meydan verilmeyecek şekilde yapılacak, yıl ödeneklerinin tamamının ilk üç ayda serbest bırakılması sağlanacak.
Proje güzergahında yapılması gereken imar planı ve değişiklikleri, ilgili idarelerce 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 19'uncu maddesinde belirtilen azami sürelerin sonu beklenmeksizin en kısa sürede neticelendirilecek. Proje güzergahında yapılması gereken imar planı çalışmaları ve bu çalışmalara altlık teşkil edecek halihazır haritaların üretimi, kıyı kenar çizgisinin tespiti, imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının hazırlanması veya onaylanmasına ilişkin her türlü iş ve işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca en kısa zamanda sonuçlandırılacak. Proje güzergahında bulunan su, kanalizasyon, doğalgaz ve petrol boru hatları ile elektrik,haberleşme hatları ve tesislerinin güzergah dışına taşınması sırasında bunlara ilişkin KGM ilgili birimleri tarafından talep edilecek izin, onay, kabul gibi iş ve işlemler, ilgili kuruluşlar tarafından geciktirilmeden yerine getirilecek.
"İŞLEMLERİNİN HIZLA YÜRÜTÜLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINACAK"
Genelgede, projenin yapımı için gerekli olacak taş ocakları, kum-çakıl ocakları ve ariyet ocakları, enerji nakil hatları, depo alanları, hazır beton tesisleri, asfalt plenti ile alt ve üst yapı imalatları için gereken üretim tesislerinin kamulaştırma, üretim izni, ruhsat ve tahsis işlemlerinin hızla gerçekleştirilebilmesi için gereken işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikli ve ivedi olarak neticelendirilecek. Projenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan Hazine'nin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar ile ormanlık alanlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların KGM'nin talebi doğrultusunda tahsis, izin, irtifak, devir veya yola terkin işlemlerinin
hızla yürütülebilmesi için gerekli önlemler ilgili idarelerce alınacak, bunun için gerekirse mevzuatı çerçevesinde ilgili idarelerin taşra birimleri de yetkilendirilerek gecikmeye mahal verilmeyecek. Proje güzergahında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya il özel idarelerince yapılacak veya yaptırılacak toplulaştırma çalışmalarına öncelik verilecek.
Proje güzergahında yapılacak kamulaştırmalar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılan bedel tespit ve tescil davalarının kısa sürede neticelenebilmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca gerekli tedbirler alınacak, kamulaştırılacak taşınmazların değer tespitine yönelik olarak KGM'nin ve mahkemelerin talep edeceği bilgi ve belgeler ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli özen gösterilerek en kısa zamanda gönderilecek.
Kamulaştırma çalışmalarının sağlıklı ve acele olarak neticelendirilebilmesi için proje bünyesinde yapılacak çalışmalar sırasında talep edilmesi halinde kamulaştırma planlarının hazırlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesine, planların arazi ve büro kontrollerinin yapılmasına ve 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların tapuda tescil-terkin edilmesine dair işlemler de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ilgili birimlerince acele olarak gerçekleştirilecek.
ÇED RAPORU ALINDIĞI DA BELİRTİLDİ
Genelgede, proje için 23 Kasım 2016 tarihli ve 4388 sayılı ÇED olumlu kararının alındığı da belirtildi. Çevre mevzuatı gereğince alınması gereken izinlere ilişkin verilecek görüşlerin ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca acele olarak sonuçlandırılacağı ifade edildi.
Proje güzergahı kapsamında bulunan veya yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkacak taşınır veya taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarına konu olan buluntulara rastlanması durumunda, durum ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne ve/veya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ile diğer ilgili özel kurullara bildirilecek ve komisyon ve/veya kurullar konuyu gündemine ivedilikle alacaktır. Bu konudaki komisyon ve kurul çalışmalarına, sadece üyelere konu hakkında bilgi vermek üzere KGM teknik elemanları da çağrılacak, çalışmaların projenin özellikleri de dikkate alınarak, gecikmesine meydan verilmeden yapılması sağlanacaktır.
DENİZ VE HAVA TRAFİĞİYLE İLGİLİ TALEPLER YERİNE GETİRİLECEK
Proje kapsamında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün yapımı esnasında, KGM tarafından talep edilen zamanlarda bölgedeki deniz ve hava trafiğiyle ve uçuş emniyetiyle ilgili talepler ilgili ve yetkili idarelerce zaman geçirilmeksizin yerine getirilecek, bu konuda ilgili ve yetkili idarelerce alınması gereken tedbirler zamanında alınacak.
Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale-Savaştepe Otoyolu, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi"nin etkileşim halinde olduğu veya etkileşime girebileceği diğer projelere göre öncelik teşkil edecek. Ayrıca güzergahın geçtiği yerlerdeki mülki ve idari yöneticiler ile ilgili idarelerin taşra birimleri, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malların maliklerinin ve adreslerinin tespitinde gecikmeye mahal verilmeyecek şekilde yardımcı olunacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarından, belediyelerden ve ilgili tapu müdürlüklerinden proje güzergahında kamulaştırılacak taşınmaz mallar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılabilecek olan davalarda, aynı Kanunun 11'inci maddesi gereğince KGM'ye verilecek emsal verileri ile mahkemelere sunulacak veriler arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi için gerekli özen gösterilecek.
DÜNYANIN EN UZUN ASMA KÖPRÜSÜ OLACAK
Çanakkale Köprüsü, ayakları arasındaki açıklık 2 bin 23 metre. Köprü bu özelliği ile dünyanın en uzun asma köprüsü olacak. Köprü tabliyeleri 36 metre genişlikte ve 5 metre yükseklikte planlanıyor. Köprünün toplam boyu ise 3 bin 869 metre olacak. Köprü üzerinde 2x3 taşıt şeridi bulunacak. Ayakları deniz içine inşaat edilecek 1915 Çanakkale Köprüsünün Lapseki tarafındaki yaklaşım viyadüğü 650 metre, Gelibolu tarafındaki yaklaşım viyadüğün ise 900 metre uzunluğunda olacak.
Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) kesimi, yap-işlet-devret modeli kapsamında ihale edilmişti.
Köprü için yapılan ihalede en düşük süreyi Daelim (Kore) - Limak - SK (Kore) - Yapı Merkezi OGG teklif etmişti. Ortak girişim grubu köprü ve otoyol yapımı için 10 milyar 354 milyon 576 bin 202 lira proje bedeli ve 5,5 yıllık yapım süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklif etmişti. Köprü ve 100 kilometrelik kısmın 2023'te hizmete açılması hedeflenen otoyolun, toplam uzunluğu 354 kilometre olacak. Yol, İstanbul Silivri'den başlayıp, Balıkesir'in Balya ilçesindeki otobanla birleşecek. Otoyol projesi kapsamında Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yanı sıra toplam 31 viyadük, 5 tünel, 30 köprülü kavşakla 143 alt ve üst geçit köprüsü yapılacak. Köprüden geçiş ücretinin ise otomobiller için 15 Euro artı KDV olması planlanıyor.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, 5 bin yıl önce yaşayan Truvalıların yaşadığı deprem gerçeğinin bugün yaşanan depremlere örnek teşkil edebileceğini söyledi.
Antik kentte binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemlerin izlerinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, "Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz" dedi.
Deprem ülkesi olan Türkiye'de uzmanların hemen her gün başta İstanbul olmak üzere çeşitli bölgeler için büyük bir deprem uyarısı yaptığı bugünlerde, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki son deprem, 'Büyük bir depreme hazır mıyız' sorusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye olarak depreme hazır olup olmadığımız halen tartışılmaya devam ederken, bu sorunun en net yanıtını Truvalı mimar ve mühendislerin 5 bin yıl önce verdiği belirtildi. Birinci derece deprem kuşağında bulunan Çanakkale'deki Truva Ören Yeri'nin, sadece 5 bin yıllık geçmişe değil, aynı zamanda bir deprem gerçeğine de ışık tuttuğunu görüldü.
TRUVA'NIN ANLATTIĞI DEPREMG ERÇEĞİ
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içindeki 5 bin yıllık geçmişe sahip Truva Ören Yeri, günümüze en iyi örnek teşkil edecek deprem gerçeğini yaşamış. Truva Savaşı'nda, 10 yıl boyunca kuşatılan ve alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılarak terk edilmiş. Ancak Truvalılar, büyük tahribata yol açan depremden ders çıkarıp, kentin savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmişler.
Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Truva'yı yerle bir eden deprem gerçeğini ve Truvalıların bu depremden çıkardığı dersi DHA'ya anlattı. Prof. Dr. Rüstem Aslan, son dönemde yaşanan depremlere, Truva'da yaşananların en iyi örnek olabileceğini söyledi.
10 yıl süren Truva Savaşı'ndan çok, o zaman yaşanan büyük depremlerde Truva'nın tahribat yaşadığını ve depremin izlerini 5 bin yıl sonra bugün de hala görmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan şunları söyledi:"Truva'daki yerleşim tarihi M.Ö. 3000'lerde başlamaktadır. M.S. 500'lere kadar yerleşim tarihi olduğunu arkeolojik kazılar sonrasında tespit etmiş bulunuyoruz. Bin yıllarca devam eden yerleşim tarihinde, pek çok büyük depremler olmuş ve kent pek çok kez bu depremlerle yıkılmıştır. 1871'de özellikle Schliemann döneminden başlayıp, 2005 yılındaki Korfmann dönemine kadar devam eden kazılar sonrasında Truva-2, Truva-3, Truva-4, özellikle de Homeros'un Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen Truva-6 ve daha sonraki Helenistik Roma döneminde pek çok Truva kentinde büyük deprem tahribatları tespit etmiş bulunuyoruz. Kentin terk edilmesi de bir deprem sonrasında ortaya çıkmıştır."
TEKNİKLERİNİ GELİŞTİRDİLER
Prof. Dr. Rüstem Aslan, Ören Yerindeki Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen son Tunç Çağı'na denk gelen Truva-6 duvarları üzerindeki deprem çatlaklarını göstererek, "Özellikle Truva-6 dediğimiz dönemin 1300'lü tarihlerinde çok büyük bir depremin kale duvarlarını, kule duvarlarını tahrip ettiğini izlerden de görebiliyoruz. Bazı büyük taşların deprem sonucu birbirinden ayrıldığı da çok net bir şekilde fark ediliyor. Yani şunu söyleyebiliyoruz. Homeros'un Truva Savaşı'nı anlattığı destanı İlyada'ya göre 10 yıl kuşatılan, alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılıyor ve bir süre sonra terk ediliyor" dedi.
Truva kentinin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Rüstem Aslan, "Bu nedenle Truva kurulduğu M.Ö. 3000'lerden, son büyük iki depremin olduğu M.S. 500'lere kadar pek çok önemli deprem yaşamıştır" dedi. Prof. Dr. Aslan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Truva kentinin en güçlü olduğu, en zengin olduğu M.Ö. 1700'lerden itibaren meydana gelen depremlerden dersler alarak savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmiş.
Buradaki savunma duvarının yapım tekniği eğimli ve testere dişi olarak tanımlanan, bir anlamda kiriş görevi de gören bir sistemle yapılmış ve aynı zamanda savunma duvarının temelinin ana kayaya kadar indirilmesi şeklinde, binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemleri tespit edebiliyoruz. Zaten Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz."



Yaşadığımız yüzyılın en önemli sorunlarından birisi, hava kirliliğidir. Dünyada pek çok insan temiz havaya erişememektedir. Sağlık dünyası da hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair çok sayıda bilimsel veri ortaya koymaktadır.
Sadece çocuklar ve yaşlılar değil; hava kirliliğine maruz kalan herkesin kalp ve solunum yolu hastalıkları, felç, kanser ve benzeri hastalıklara yakalanma ve erken ölüm riski artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 2012 yılında dünyada 8 milyon insanın erken ölümüne sebep olan hava kirliliği, kanserin en önemli çevresel nedenidir.
“Açlığa 60, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan; nefes almadan 1 dakika bile duramaz.” diyerek yola çıkan Temiz Hava Hakkı Platformu, doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 18 Sivil Toplum Kurumunun bir araya gelmesiyle 2015 yılında kurulmuştur. Yaptığı çalışmalar, uzmanlık alanları nedeniyle yaşamsal öneme sahiptir. Yayınladıkları raporlar da bu konuya bilimsel açıdan dikkat çekmektedir.
Temiz havaya erişim, ülkemiz için de en önemli sorunlardan biridir. Bu konuda sürekli yapılmaya devam edilen kömür ve linyit yakıtlı santraller, özellikle denetimsizlik ve koşulların uygun olmaması nedeniyle hava kirliliğinin hızla artmasına neden olmaktadır. Şu an Türkiye'de bulunan 39 kömür ve linyit yakıtlı termik santralle ek olarak 30 tanesi daha yapılmayı beklemektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye, nefes alınamayacak coğrafyalardan biri haline getirilmektedir.
Homeros'un ünlü destanı İlyada'da "hayvanların anası, kaynağı bol, çok pınarlı" olarak geçen ve tarihinin Milattan Önce 7000'lere kadar gittiği bilinen Kaz Dağlarına ev sahipliği yapan Çanakkale bu konuda önemli bir örnektir. Çanakkale’de 11’i proje aşamasında, 2’si inşaat halinde, 3’ü ise aktif durumda olan termik santrallerin aynı anda faaliyete geçmesi halinde, hava kirliliğinin bu ilimizde yüzde 150 oranında; İstanbul’da ise yüzde 25 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan herkes doğrudan yaşam riski taşımaktadır.
Termik santrallerin etkisiyle artış gösterten hava kirliliği sadece sağlığın kaybına neden olmamakta, bununla birlikte ekonomiye olumsuz yük bindirmekte ve gelecek kuşaklara kötü bir ülke miras bırakılmasının yolunu açmaktadır.
Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) yaptığı çalışmaya göre de kömürlü termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği Türkiye'ye bugüne kadar her yıl 2.9 – 3.6 milyar Avro arasında sağlık maliyetine neden olduğu gibi, mevcut kömürlü termik santraller nedeniyle her yıl 3 bin erken ölüm, 637 bin 643 iş günü kaybı, 3 bin 823 yeni kronik bronşit vakası yaşanmıştır. Aynı zamanda tarım ve hayvancılık doğrudan olumsuz etkilenmekte, bu nedenle beslenme riski de söz konusu olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Kaz Dağlarıyla birlikte, Edremit Körfez bölgesi zeytinyağları, zeytini, Bayramiç Beyazı, Ezine Peyniri gibi coğrafi işaretli pek çok ürün; kaliteli üretimi yapılan Çanakkale domatesi, kapya biber, şeftali, kiraz ve elma gibi ürünler de yok olacaktır.
Ülkemizdeki illerin neredeyse tamamı, hava kirliliği yaşamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılı verilerine göre, havası temiz olan illerimiz sadece Artvin, Adana ve Tunceli’dir.
Bu bağlamda; insan yaşamını, sağlığını, beslenmesini; ülke ekonomisini, tarım ve hayvancılığını doğrudan etkileyen hava kirliğinin nedenlerinin araştırılması, bu kirliliğe neden olan termik santrallerle ilgili önlemlerin alınması, geleceğe temiz bir miras bırakabilmek için dünya örneklerinin incelenebilmesi ve uzmanların görüşlerine başvurulabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili



Çanakkale'deki Katrandağı ve Kazdağı'nda başta karaçam ve sahilçamı olmak üzere kestane, gürgen ve kayın ağaçlarında görülen kurumalar, görevlileri harekete geçirdi. Bazı köylüler, ağaçlardaki kurumaya asit yağmurlarının neden olduğunu söylerken, Orman idaresi yetkilileri yaptıkları incelemede, ilk bulgulara göre zararlı organizma tespit edilmediğini, ana faktörün kuraklık olabileceğini belirtti.
Çan İlçesi ormanlarını oluşturan Katrandağı ile Çan, Bayramiç ve Yenice ilçelerini kapsayan Kazdağı bölgesinde, son iki yılda görülen toplu orman kurumaları yetkilileri harekete geçirdi. Çan Katrandağı'nda yoğun olmak üzere Kazdağı'nın kuzey yamaçlarındaki Bayramiç İlçesi Çırpılar, Evciler ve Karaköy bölgelerinde karaçam, sahilçamı, kestane, gürken ve kayın ağaçlarında yaprak ve gövde kurumaları görüldü. Endişe yaratan tabloya köylüler asit yağmurlarının neden olduğu yorumunu yaparken, Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri, bir süredir gündemde olan orman kurumalarını mercek altına aldı.
Orman Genel Müdürlüğü'nce İstanbul, Çanakkale ve Bursa orman bölge müdürlüklerindeki ormanlık alanlarda görülen karaçam ve sahilçamı kurumalarını yerinde görmek ve konuyla ilgili incelemeler yapmak üzere bir heyet görevlendirildi. Orman Zararlıları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Akın Emin, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Başkanlığından Prof. Dr. Mustafa Avcı ve Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından Doç. Dr. Yasin Karatepe'den oluşan teknik heyet, Çanakkale ormanlarında incelemeler yaptı. Çanakkale, Çan, Yenice ve Biga Orman İşletme Müdürlüğünü kapsayan çalışmalarda, 250 metre ile 500 metre rakım aralığındaki bazı bölgelerde karaçam ağaçlarında meydana gelen kurumaların nedeninin tespiti için orman bitkisi ve bitkisel ürünlerinde görülen zararlı organizmalar açısından inceleme yapıldı.
Çanakkale Orman Bölge Müdürü Refik Ulusoy da katıldığı incelemede, kuruyan ağaçların sürgün, dal, gövde ve kök yapıları incelenerek açılan toprak profillerinden tahlil için toprak örnekleri alındı.
Yapılan inceleme ve örnekleme çalışmalarında ilk bulgulara göre zararlı organizma tespiti yapılamadı. Kuruyan karaçamların, optimum dikey yayılış alanının dışında, 700 metre rakımların altında olduğu, kurumaların zararlı organizmalar nedeniyle değil, ana faktörün kuraklık olabileceği kanaatine varıldı. Alınan ağaç ve toprak örneklerinin laboratuvarda incelenmesi sonucunda teknik heyet tarafından bir rapor düzenleneceği bildirildi.
Çanakkale'nin adı son dönemde Çan ve Biga ilçelerindeki termik santrallerin yanı sıra, Kazdağı bölgesindeki altın madenleri ile anılmaya başlamıştı. Çevreciler de bunun ormanlara, sulara ve doğal hayata zarar vereceği endişesiyle bir süredir çeşitli eylemlerle kamuoyuna seslerini duyurmaya çalışıyordu.



Çanakkale'deki Kale Grubu tarafından Türkiye Bilişim Vakfı ve Novusens işbirliğiyle şubat ayında başlatılan 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinde kurumlar arasında işbirliği sağlanması için saha çalışmaları tamamlandı.
Akıllı Şehir Projesi ile ilgili geniş katılımla bir toplantı düzenlendi. 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinin amacı ve gelinen noktanın anlatıldığı toplantıya Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP'li Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Osman Okyay, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile proje ortakları Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ve Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli katıldı. Projenin ilk aşamasında şehrin mevcut durumunun tespit edildiği bildirildi.
Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda Novusens liderliğinde oluşturulan saha ekibi önce kapsamlı bir kaynak taraması yaptı. Ardından yoğun saha ziyaretleriyle kent için durum tespiti derinleştirildi. Eş zamanlı olarak kent genelinde kurumlara ve vatandaşa dönük iki ayrı anket yapıldı. Elde edilen bulguların ışığında bir akıllı şehir semineri ve iki ayrı ortak akıl çalıştayı gerçekleştirildi. Tüm bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan bulgular proje ekibi tarafından dünyadaki uygulamalar ışığında değerlendirilerek Çanakkale'ye özgü bir akıllı şehir yol haritası ve öneriler bütünü ortaya koyuldu. Bu yol haritasında ortaya çıkan başlıkları ise, Çanakkale akıllı şehir ortak akıl platformu oluşturulması, finansal sürdürülebilirlik için ortak şehir fonu, akıllı şehir finansal kaynakları yaratılması, akıllı şehir stratejisinin belirlenerek akıllı şehir eylem planının ortaya koyulması ve uluslararası işbirlikleri geliştirilmesi oluşturdu.
ÇANAKKALE DAHA ULAŞILABİLİR HALE GELECEK
Kale Grubu Başkanı CEO'su Zeynep Bodur Okyay, bu yıl 60'ncı kuruluş yıldönümünü kutlayan Kale Grubu'nun, bu projede, kente karşı sorumluluk duygusuyla öncülük ettiğini söyledi. Bodur, "Bizim öncelikli hedefimiz, farklı disiplinlerden gelen kişilerin ve kurumların aynı masa etrafında toplanmasını sağlamak. Yapılan Osmangazi köprüsü ve Çanakkale köprüsü ile İstanbul-İzmir aksında açılan yeni büyüme koridoru Çanakkale'yi belki de daha ulaşılabilir hale getirecek. Bu dönüşüm şehrin gelişmesini sağlarken, yaşam kalitesini yükseltecek. Aramızda İstanbul'dan gelen değerli konuklar var. Onlar da biliyor ki, İstanbul'da yaşam son derece zor, dolayısıyla böyle sancılı şehirlere dönüşmek yerine akıllı politikalarla ama teknolojiyi, ulaşılabilirlikle gelişen bir Çanakkale'nin de çok daha akılcı ve insanı kapsayıcı bir şehre dönüşmesi hepimizin arzusu. Bunu başarabilirsek, Çanakkale bir cazibe merkezine dönüşür. Hayal ettiğimiz gibi tüm dünyanın odağındaki bir barış şehri haline de gelebilir" diye konuştu.
RUMELİ'Yİ ANADOLU'YA BAĞLAYACAK KÖPRÜ
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise Çanakkale Boğazı'nın uluslararası deniz ulaşımına açık bir barış yolu olduğunu belirterek, "Rumeli'yi Anadolu'ya bağlayacak olan büyük bir köprünün yapılmasıyla, Avrupa ile Asya karayolunda bir kez daha bağlanmış olacak.
Bu köprünün getireceği açılımlar, turizmden, tarıma büyük yatırımlara da fırsat verecek. Çanakkale'nin ekonomik ve sosyal nedenlerden akıllı bir şehre dönüşmesi gerekiyor" dedi.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, geçen 18 Mart'ta temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kentin potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyleyerek, "1/100 binlik planımız var ama bununla yetinmeyip, kentin geleceğiyle ilgili bilim ve teknoloji odaklı planlama yapmanın tam zamanı. Artık dünyada devletler yarışmıyor. Şehirler yarışıyor. Biz Çanakkale'nin potansiyelini biliyoruz. Bu potansiyeli akıllı bir kent yaratma adına nasıl projelendirebileceğimizi düşünüyoruz" diye konuştu. Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ise kentin gelecek 10 yıl içinde nüfus, sanayileşme, gelişme ve büyüme trendlerini akıllı teknolojiler ile yöneteceklerini dile getirdi.
Aklım Fikrim Çanakkale projesinin kentin akıllı şehre dönüşüm yolculuğunun ilk aşaması olduğunu kaydeden Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli, "Proje ekibi olarak bu uzun dönüşüm yolculuğunda ilk kıvılcımı çakmanın heyecanını yaşıyoruz. Pek çok kentimize örnek olmayı arzu ediyoruz. Akıllı şehir uygulamalarında başarının en büyük anahtarı işbirliği yapabilmekte gizli. Çanakkalemizde gerek kurumlar arası gerekse vatandaşlar arasında bu işbirliğini ve uyumu yaşamanın mutluluğu içindeyiz. Çanakkalemizin sadece ülkemizde değil, küresel ölçekte de rol model olmasını arzu ediyoruz" dedi.



TEMA’nın hazırladığı “Çanakkale İçin Hava Kirliliği ve Sağlık Etki Modellemesi” raporuna göre, bazıları proje aşamasında olan 16 termik santral faaliyete geçtiğinde Çanakkale’de yaşam duracak.
Hava kirliliği üst seviyeye çıkacak. Yılda, 1140 erken ölüm gerçekleşecek. Kirlilik uzun mesafeye de taşınarak İstanbul’a kadar ulaşacak. Halk sağlığını hava kirliliğinden korumak için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Çanakkale’de Kirazlıdere kömürlü termik santralının yatırımcısı Yıldırım Holding’e projeden vazgeçme çağrısı yaptı. Çanakkale’yi tehdit eden santralların, 3’ü aktif, 2’si inşaat halinde, 11’i ise projede...
Erken ölümler artacak
Raporun sonuçlarına göre Çanakkale’de termik santral projeleri hayata geçerse, bölge yaşanmaz düzeylere ulaşacak. Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgârın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabildiğine dikkat çekilen raporda, santralların hava kirliliğini yüzde 50-150 arasında artırabileceğine dikkat çekildi. Bu kirliliğin sağlık etkisinin bölgede her yıl 1130 erken ölüm olacağı ve her yıl 160 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geleceği hesaplanıyor.
Kömür devri geçti
Şişli’deki TEMA Genel Merkezi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, termik santrallardan vazgeçilmesini isteyerek “Havamızı bozmayın” dediler. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Nebile Bayrak, santral projelerinden vazgeçilmesini isteyerek “Artık kömür çağı geçti” dedi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da “Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Her yıl dünyada 6.5 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor” diye konuştu.



Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çanakkale Ticaret Borsası ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi işbirliğiyle Çanakkale’de 4- 6 Mayıs tarihleri arasında Ulusal Peynir Çalıştayı ve Peynir Tadım Etkinlikleri düzenlendi.
Çalıştaya Bakan Faruk Çelik'in yanı sıra Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Çanakkale Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale Ticaret Borsası Başkanı Kaya Üzen ve üreticiler katıldı.
Çalıştayda konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, her şeyin modasının geçtiğini ancak tarımın önemini dünden, ilk insandan beri korumaya devam ettiğini belirti. ‘’İşte bu sektörün önemli alt bileşenlerinden olan 'Süt ve süt ürünleri açısından durumumuz nedir' diye baktığımızda, Türkiye'de 19 milyon ton süt üretimi gerçekleşiyor. Bunun yarısı yaklaşık 9 milyon tonu sanayide işleniyor ve 5 milyon ton sütten de 660 bin ton peynir elde ediyoruz. İşte bu çalıştay bu kapsamda, bu çerçevede çizebileceğimiz potansiyelimiz açısından son derece önemli. 46 bin ton peynir ihracatı gerçekleştiriyoruz, 10 bin ton da peynir ithal ediyoruz. İhracatımızda 150 milyon dolarlık bir değer elde ediyoruz, bütçeye bir katkı sağlıyoruz. İhracatımıza bir katkı sağlıyoruz. Bu potansiyelimizi, Türkiye coğrafyasını, üreticilerimizi görüp, ihracatımızla mukayese ettiğimiz zaman yeterli düzeyde bir ihracatımızın olduğunu söylememizin doğru olmayacağı inancındayım.
Bu konuda sektör ve konumuzla ilgili olarak önemli kararlar alıyoruz. 2015 yılında peynir üretim tebliği yayınladık. Geçen ayda çiğ sütün marketlerde nasıl satılabileceği ile ilgili bir tebliğ yayınladık. Gıda konusu gelince herkes işin profesörü kesiliyor, herkes konuşuyor, elinde kalemi olan yazıyor. Maşallah ne kadar çok biliyorlar, üreticinin ne çektiğini, ne tür zahmetlerle bu ürünü piyasaya sürdüğünü. Hangi alın terini akıtarak, hangi maddi imkanları heba ederek, harcayarak, piyasaya, sofralara getirdiğini dikkate almadan, çalakalem 'O yenir, bu yenmez' ifadeleriyle maalesef sektöre çok büyük darbe vurduklarının ya farkında değiller veya başka amaçları var.
Çiğ sütün nasıl satılacağı ile ilgili tebliğ belirliyoruz. Diyoruz ki; çiğ sütün sağlıklı olması gerekiyor. '4 derecenin altında bir ısıyla muhafaza edilerek son tüketiciye ulaşması gerekiyor' diyoruz. Tüketici de güven içerisinde bu çiğ sütü tüketmeli, alıp gidip evinde yoğurt yapmalı veya peynir yapmalı. Amaç ne, süt tüketimini talep çerçevesinde arttırmak. Ne kadar çok süt üretirseniz, tüketirseniz, ne kadar peynire dönüştürürseniz, ne kadar çok pazar bulursanız o derece hayvancılığınız gelişecek. Bu tebliğ ile olmadık değerlendirmeler yaptılar. Referandum sürecini de bu işin içine katanlar oldu. Maalesef sağlıklı bir gıdaya erişim noktasında atılması gereken adımları bile hazmedemeyen veya anlamayan zavallılar, bu konularla ilgili gelişi güzel değerlendirmeler yaptılar, yapmaya devam ediyorlar."



Şehitler Abidesi'ni ziyaret eden 400'ü yabancı, 1500 barış elçisi genç, dünyaya dostluk mesajı verdi
Herkes İçin Spor Federasyonu, Çanakkale savaşına katılan ülkelerinin gençlerini, 'Barış Ülkesi Türkiye' temasıyla 'Uluslararası Dostluk Kazansın' projesi kapsamında Gelibolu Tarihi Yarımadası'nda bir araya getirdi. Organizasyon kapsamında Almanya, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yeni Zelanda, Avustralya ve Fransa'dan gelen kafilelerle Türk gençleri, akreditasyon alanında kayıt yaptırıp kimlik ve kamp malzemelerini teslim aldı.
Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanı Yasin Bölükbaşı, "İkinci gün, gün boyunca sportif etkinlikler yapılacak. Akşam ise yerel ezgilerin ve Çanakkale türkülerinin seslendirileceği konserler verilecek. Çanakkale konulu şiirler okunacak. Buradan tüm dünyaya Türkiye'nin bir barış ülkesi olduğu, bir huzur ülkesi olduğu mesajını vermek istiyoruz. Ortak paydamız spor. Tabii son dönemde Türkiye için batıda sürekli olarak buranın huzursuz bir coğrafya algısı doğru değil. Biz bunun mesajını spor üzerinden vermek istiyoruz. Bu etkinliği daha da büyüterek devam ettireceğiz. Dünyanın dört bir yanından gelecek gençlerimizi burada ağırlayacağız. Türkiye'nin, bu coğrafyanın medeniyetinin ne kadar güçlü olduğunu, burada hoşgörünün ne kadar hakim olduğunu spor paydası üzerinden sürekli olarak vermeye devam edeceğiz. Bu etkinliği geleneksel hale getirmeyi planlıyoruz" dedi.



5 Bin Kişi, 57. Alayın İzinde, Conkbayırı'na Yürüdü
Çanakkale Kara Savaşları'nın 102'nci yıl dönümü anma törenleri kapsamında, üniversite öğrencilerinden oluşan yaklaşık 5 bin kişi, 57'nci Alay Vefa yürüyüşü gerçekleştirdi.

Çanakkale Kara Savaşları'nın 102'nci yıl dönümü anma törenleri kapsamında, üniversite öğrencilerinden oluşan yaklaşık 5 bin kişi, 57'nci Alay Vefa yürüyüşü gerçekleştirdi. Yürüyüşe, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da katıldı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü İzcilik Federasyonu organizasyonunda düzenlenen '57'nci Alay Vefa Yürüyüşü' Kocadere köyündeki kamp ile başladı. Geceyi burada geçiren yaklaşık 5 bin kişi, Türk Kızılay'ı ile Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanlığının, 57'inci Alay askerlerinin son yemeği olan kırık buğday çorbasını içrek güne başladı. Organizasyondan son derece memnun kaldıklarını söyleyen vatandaşlar, bu tip etkinliklerin, milli bilincin oluşmasında önemli rol oynadığını söylediler.
Kılınan sabah namazının ardından, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Vali Orhan Tavlı, askeri yetkililer, üniversite öğrencileri ve izciler, yürüyüş için yola çıktı. 25 Nisan 1915 sabahı 57. Alayın yürüdüğü yoldan, bu kez etkinliğe katılanlar geçti. Yaklaşık 6 kilometrelik yürüyüş, 1.5 saat sonra Conkbayırı'nda sona erdi. Yürüyüşün sonunca bir açıklama yapan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, "57 Alay vefa yürüyüşünü gerçekleştirdik. Burada 102 sene önce, 1915'te ecdadımızın hayatını hiçe sayarak, ortaya koymuş olduğu mücadeleyi, ülkemizin geleceği, mukaddes değerlerimizin korunması için tabiri caizse 7 düvelin bir araya gelip üstümüze çullandığı zamanlar buna karşı duran, ülkemizin milletimizin ve o zamanki tüm coğrafyanın her yerinden, her bir köşesinden gelip burada şehit olan aziz ecdadımızın anısına burada gençlerimizle beraber yürüdük. Geçmişten aldığımız gücün bizi nasıl geleceğe götürdüğünü buradaki tüm gençlerimiz hissettiler. Özellikle 15 Temmuz gecesi bu ülkeye ihanet eden hainlerin karşısında dik duran gençlerimiz, bir kere daha burada tüm milletten beraberce krşı durduğumuz o darbe girişimini tarihe gömen bu aziz milletin evlatları burada ecdadının ortaya koymuş olduğu fedakarlığı da yaşamış oldu" dedi.



Toplumsal çalışmalarıyla göz dolduran Çanakkale Barosu, mesleki faaliyetlerde de örnek rolünü bir kez daha perçinledi. Çanakkale Barosu 1 gün olarak kutlanan Avukatlar Günü’nü 8 güne çıkarıp birbirinden farklı 25 etkinlik gerçekleştirerek geçen hafta Çanakkale ve Türkiye gündemine yerleşti.
Çanakkale Barosu geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Avukatlar Günü etkinlikleri kapsamında, Çanakkale’yi ve avukatları etkinliğe doyurdu. Baro bu kapsamda; eğitimler, spor müsabakaları, konferanslar, medya programları, okullarda etkinlikler, halk bilgilendirmeleri, mesleki ödüllendirmeler ve buluşmalar başta olmak üzere 25 programı başarıyla gerçekleştirdi. Yapılan programlarla Çanakkale’de adeta bir hukuk haftası yaşandı.
ÇANAKKALE BAROSU TÜRKİYE’DE GELENEĞİ DEĞİŞTİRDİ
Takvimlerde sadece bir gün olarak kutlanan Avukatlar Günü, Çanakkale Barosu’nun yoğun çalışmalarıyla son yıllarda hafta halinde gerçekleşiyor. Çanakkale Barosu, yapılan incelemede, Türkiye ortalaması 3 olan etkinlik sayısının 8 kat daha fazlasını gerçekleştirdi. Gerçekleşen etkinliklerle Çanakkale Barosu’nun, yerel ve ulusal medya ile internet sitelerinde 450 haberle yer aldığı belirlendi. Mesleki ve toplumsal çalışmalar olarak iki bölümde tamamlanan programlarla Baro, Türkiye’nin en çok etkinlik yapan baroları ve örnek meslek kuruluşları arasında yerini aldı. Başarısı ve aktifliğiyle Çanakkale Barosu, Türkiye’nin birçok meslek kuruluşuna da örnek oldu.
“ETKİNLİKLERİMİZİ ARTIRARAK DEVAM ETTİRECEĞİZ"
Konuyla ilgili açıklama yapan Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, “Herkes İçin Adalet, Adalet İçin Avukat” sloganıyla yaptıklarını ifade ettikleri etkinliklerin başarıyla gerçekleştiğini belirtti. Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan “Etkinlik anlamında ilk sıralarda olmaktan mutluyuz. Katkı sunan yönetimi kurulumuza, komisyonlarımıza, değerli meslektaşlarımıza, baromuz idari çalışanlarına ve işbirliği yapan kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Çanakkale Barosu önümüzdeki süreçte de etkinliklerini artırarak devam ettirecektir.” dedi



"Dünyanın en uzun aralıklı köprüsü" olma unvanına sahip olacak ''1915 Çanakkale Köprüsü'' ile Malkara-Çanakkale Otoyolu'nun temeli atıldı.
"Dünyanın en uzun aralıklı köprüsü" olma unvanına sahip olacak ''1915 Çanakkale Köprüsü'' ile Malkara-Çanakkale Otoyolu'nun temeli atıldı. Lapseki ilçesindeki Şekerkaya mevkisinde düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 102. yılı dolayısıyla bulunduğu 18 Mart Stadyumu'ndan video konferans sistemiyle bağlandı. Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Güney Kore Cumhuriyeti Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanı Ho-In Kang, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ile diğer protokol üyeleri butona basarak köprünün temelini attı.
Tarihi günün anısına Başbakan Yıldırım ve beraberindekilerin içine madeni para ve not koyarak kapattığı tüp, firma yetkililerince temelin atıldığı yere bırakıldı. "Dünya çapında proje" olarak nitelendirilen köprünün açılışında alanı dolduran binlerce vatandaşın yanı sıra Lapseki-Çanakkale karayolu kenarında toplanan çok sayıda kişi bu ana şahitlik etti. Çanakkale Boğazı'nın ilk, Marmara Bölgesi'nin de 5. asma köprüsü olarak hizmet verecek köprü, 3 geliş ve 3 gidiş olmak üzere toplam 6 şeritten oluşacak.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yılı olan 2023'te açılması planlanan 1915 Çanakkale Köprüsü, tamamlandığında "dünyanın en uzun aralıklı köprüsü" olacak. Trakya'dan Ege ve Akdeniz'e uzanan ulaşım hattında Çanakkale'yi Marmara Bölgesi'nde çok önemli konuma taşıyacak köprü, 10 milyar liranın üzerinde yatırımla hayata geçirilecek. İki yakanın birbirine, kenar açıklıklarıyla kendisinin toplam uzaklığı 3 bin 860 metre ve viyadükleriyle 5 kilometre üzerinde olacak köprünün iki ayak arasındaki açıklığının ise Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023'ü taçlandırmak için 2 bin 23 metre olarak belirlendi.



Deniz Zaferi'nin 102'nci yıl dönümü kutlamalarının gerçekleştiği şu günlerde, Atatürk'ün askeri dehasının belirlendiği ve 19'uncu Tümen Karargahı olarak kullandığı evin bulunduğu Eceabat İlçesi'ne bağlı Bigalı Köyü ziyaretçi akınına uğruyor.
Köy, her evin önünde asılı olan Türk bayraklarının yanı sıra Atatürk resimleri ile 102 yıllık 'Çanakkale Geçilmez Destanı'nın maneviyatını ve 'Çanakkale Ruhu'nu ziyaretçilere hissettiriyor.
Yılın 365 günü her evin önünde bir Türk bayrağı asılı olan ve yine çok sayıda Atatürk portresi bulunan Tarihi Gelibolu Yarımadasındaki Bigalı Köyü, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale Kara Savaşları'nda Anafartalar grup komutanıyken, 19-25 Nisan tarihleri arasında 19'uncu Tümen Karargahı olarak kullandığı Atatürk Evi, özellikle Çanakkale Savaşları'nın yıldönümü törenlerinde ziyaretçilerin akınına uğruyor.
Tarihi Gelibolu Yarımadası'nı gezmeye gelenler, köyün etkileyici atmosferi nedeniyle Atatürk'ün maneviyatını en çok burada hissederek yaşıyor.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri dehasının belirlendiği köy olan Bigalı, OPET tarafından Gelibolu Yarımadasında gerçekleştirilen 'Tarihe Saygı Projesi' ile 2006 yılında restore edildi. Köy Meydanı, Atatürk Parkı, Atatürk Sokağı, Atatürk Evi ve 19'ncu Tümen Müzesi yenilendi. Alt yapı çalışmaları yapıldı. Köyün taş evlerinin dış görünümü tek tip hale dönüştürüldü. Her evin önüne Türk bayrağı asıldı. Köy, o gün bugündür ziyaretçilerini, rengini şehitlerin kanından alan Türk bayraklarıyla karşılıyor. Atatürk Evi Sokağı'nda yürüyen ziyaretçiler Türk bayrakları arasında Atatürk'ün maneviyatını daha fazla hissediyor.
Bigalı Köyü Muhtarı Burhan Çetin, 2006 yılındaki restorasyon çalışmaları sonrasında köyün bütün sokaklarında evlerin kapısında Türk bayrakları asılı olduğunu belirtip, "Türk bayrakları 11 yıldır evlerin önlerinde dalgalanıyor.
Bundan sonra da böyle olmaya devam edecek. Bayraklarımız yılın 365 günü aynı şekilde evlerin önlerinde durur. 11 yıldır bu görüntüyü korumaya özen gösteriyoruz. Buraya gelen ziyaretçiler sanki umreye gitmiş, hacı olmuş gibi manevi duygularla ayrılıyorlar. Yani ağlayanlar bile oluyor içlerinde, bu duyguyu ve düşünceyi paylaşırken" dedi.



8 Mart 1857’de New York’un kadın işçileri, “Hayır! Sömürüye, adaletsizliğe ve eşitsizliğe boyun eğmeyeceğiz.” dediler. 1791’de Olympe De Gouges öncülüğünde Fransız kadınları “Hayır! Yurttaşlık haklarımızı yok sayamazsınız” dediler.
1960’da Dominik Cumhuriyetinde Mirabal Kardeşler, “Hayır! Ülkemizi diktatöre teslim etmeyeceğiz.” dediler. 2002’de, Türkiye’de, Atatürk Cumhuriyetinin kadınları “Hayır! Ailede reis istemiyoruz.” dediler. 2015’te Cerrattepe’de ve Kazdağları’nda kadınlar “Hayır! Bu milletin
aklına o maden işletmesini koyamazsınız” dediler.
2016’da, cinsel istimar suçunu işledikten sonra mağdurla evlenmiş olan istismarcıları affeden yasa önergesi karşısında, Çanakkale’den Trabzon’a, Edirne’den Antalya’ya, Samsun’dan Manisa’ya kadar memleketin dört bir yanında kadınlar “Hayır! Fiili duruma boyun eğdirilen hukuk olmaz. Yasaları, bugüne dek işlenmiş suçların ört bas edilmesine alet ettirmeyiz ” dediler. Ne yeni nikahlanan çiftlere hediye olarak dağıtılan ve kadını dövmeyi öğütleyen kitapçıklar, ne kadının kahkahasına vesayet koyanlar, ne kadın derneklerini kapatanlar, ne şort giyen ve parkta gezen kadını tekmeleyenler, ne köpeğini gezdirdiği için kadını taşlayanlar kadınların yasa, hak ve demokrasiye dair umudunu, azmini ve mücadelesini susturamayacaklar. Umudumuzu dayanışma ile büyüteceğimiz inancıyla, Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonumuz adına tüm emekçi kadınların Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.
Av. GÜNEŞ PEHLİVAN - Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu


İhale süreci tamamlanan ve 18 Mart’ta temeli atılacak olan ‘1915 Çanakkale Köprüsü’nün aslında 138 yıl önce projelendirildiği ortaya çıktı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgeler, Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi tarafından mart sayısında yayınlandı. Türk basınında ilk defa yayımlanan belgeler, proje hakkında ayrıntılı bilgiler içeriyor.
BİN 500 METRE UZUNLUĞUNDAYDI
Arşiv Uzmanı Kasım Hızlı’nın kaleme aldığı araştırmaya göre, Joseph Isella isimli mühendis, bölgede yaptığı saha araştırması sonucunu 22 Şubat 1879 tarihinde dönemin padişahı II. Abdülhamid Han’a sundu. Çanakkale Boğazı’nın en dar yerine kurulacak bin 500 metre uzunluğundaki metal köprüyle sadece Gelibolu Yarımadası Anadolu’ya bağlanmayacak, İstanbul ve İzmir gibi iki önemli ticaret şehri de demiryolu üzerinden irtibatlandırılacaktı.
İSTANBUL-İZMİR ARASI 18 SAAT KISALACAKTI
Üstelik bu hat sayesinde iki büyük liman şehri arasındaki ulaşım 18 saat kısalıyordu. Proje hayata geçtiği takdirde deniz yoluyla 37 saat süren İzmir-İstanbul arası, tren yoluyla 19 saate inecekti. İnşa edilecek demiryolunun uzunluğu İzmir dâhil 430 kilometre olacaktı.
BİRKAÇ YILDA AMORTİ
Demiryolunun ana maliyeti 173 bin 940 kese idi. Körfez ve körfeze dair işler içinse 195 bin 652 kese harcanacaktı. Belgelerde yer alan diğer bir anekdota göre ise bu hat inşa edilebilseydi birkaç sene zarfında yapılan masraf karşılanacağı gibi 300 keseye yakın bir gelir elde edilecekti. Bunun yanında bölgenin refah ve stratejik önemi artarak ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaktı. Projenin diğer bir önemli maddesi de Saros Körfezi’ne yeni bir liman inşasıydı. Bu liman, Avrupalı emsalleriyle rekabet edecek büyüklükte ve donanımda olacaktı.
PROJE NEDEN GERÇEKLEŞMEDİ?
Osmanlı’nın içinde bulunduğu iç ve dış karışıklıklar sebebiyle proje hayata geçirilemedi. Proje rafa kaldırıldı ve tozlu raflarda unutuldu.



Kale Grubu ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Çanakkale'nin "akıllı şehir" vizyonuna katkı vermek amacıyla "Aklım Fikrim Çanakkale" projesi için iş birliği anlaşması imzaladı.
Kale Grubundan yapılan açıklamaya göre, Çanakkale'nin Çan ilçesinde doğup bu yıl 60'ıncı yılını kutlayan Kale Grubu, Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşmesi için çalışan Türkiye Bilişim Vakfı ile, Çanakkale'nin "akıllı şehir" vizyonuna katkı vermek üzere iş birliğine gidiyor. "Çanakkale ile Akıllı Geleceğe" sloganıyla yürütülecek Aklım Fikrim Çanakkale projesi için taraflar arasında iş birliği anlaşması imzalandı.
Proje, İstanbul-İzmir aksında kalan ve adına altın çember denilen bölgenin kalbinde yer alan Çanakkale'nin "akıllı şehir" olma yolunda atması gereken adımları, tüm yerel paydaşlarla birlikte belirlemeyi ve ortaya bir yol haritası çıkarmayı amaçlıyor. Projenin saha ve raporlama çalışmalarını, bu alanda yetkinliği ile tanınan Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü yapacak.
Proje kapsamında ilk aşama olarak Çanakkale'nin "akıllı şehir" kriterlerine göre mevcut durumu tespit edilecek. İkinci fazda yerel paydaşların desteği ile ihtiyaçlar ve öncelikler belirlenecek. Çalışma sonucu ortaya çıkacak akıllı şehir vizyonu, uygulama için kamuoyu ve karar vericilerle paylaşılacak. Projeyle Çanakkale'nin yaşanabilirliğine ve sürdürülebilirliğine teknoloji aracılığı ile katkıda bulunarak rekabet gücünü yükseltebilmek ve "akıllı şehir" kavramının farkındalığını artırmak yoluyla, Çanakkale'nin akıllı şehre dönüşümünün hızlandırılmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunmak amaçlanıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Çan'da filizlenip yeryüzüne yayılan Kale Grubunun, bu projeleri doğduğu şehre vefa borcunu ödemek için bir görev saydığını söyledi.
Bugüne kadar "Piri Reis Sergisi"nden "Çanakkale'nin Evlatları"na kadar şehrin ruhunu yansıtan pek çok projeyi gerçekleştirdiklerini hatırlatan Okyay, "Çanakkale 1915 Köprüsü ile birlikte bu şehir daha ulaşılabilir bir cazibe merkezine dönüşecek. Bu dönüşümün, şehrin hayat standardını yükseltecek bir ortak akılla gerçekleşmesi çok önemli. Eğer bunu başarabilirsek Çanakkale, hayal ettiğimiz gibi, tüm dünyanın odağındaki bir barış şehri haline gelebilir. Bu nedenle Çanakkale'nin akıllı şehir vizyonuna katkı vermeyi çok önemsiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı da Türkiye'de il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranının yüzde 92'yi aştığını belirterek, şunları kaydetti:
"Bugün dünya nüfusunun yarıdan biraz fazlası şehirlerde yaşıyor. 300 büyük şehir, dünyadaki zenginliğin yarısını yaratıyor. Sadece bu kadar veri dahi, şehirlerin nasıl bir kapasite sorunuyla karşı karşıya olduğunu göstermeye yeter. Nüfus artışı, bununla oluşan hizmet talebi artışı, yerel yönetimlerin hizmet arzının yetmemesi, hükümetlerin mali kaynaklarının zorlanması, günümüzün çözüm bekleyen bir gerçeği.
Bu çözüm, şehirleri akıllı yapmakla sağlanabilir. Yerel yönetimler, sınırlı kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmak için bilgi ve iletişim teknolojilerine yatırım yaparak, bu yatırımların sonucunda tasarruf sağlayarak, sundukları hizmetin kalitesini yükseltebilir, yenilikçilikle, sürdürülebilir gelişime yatırım yapabilir. Dünyanın başarılı örneklerine Çanakkale de katılabilir."



Adını tarihe altın harflerle yazdıran Çanakkale Savaşları'na sahne olan
Gelibolu Yarımadası'nda altyapı eksikliklerinin giderilmesiyle ziyaretçi sayısında
ciddi artış bekleniyor.

Göğüs göğüse çarpışmaların en çok yaşandığı Şahin Dere Şehitliği, 57. Alay Şehitliği, Conkbayırı, Şehitler Abidesi, Atatürk'ün savaş öncesi harekat planlarını yaptığı Bigalı köyündeki evi, Yahya Çavuş ve Seyit Onbaşı anıtlarına ilgi gösterilirken, büyük zaferin 100. yılının ardından yerli ve yabancı konukların bölgeye ilgisi daha da arttı. Gelibolu Yarımadası'na, Çanakkale Zaferi'nin 101. yılında da çok sayıda ziyaretçi geldi.
Gelibolu Yarımadası'nda, Seddülbahir köyü kıyısının Morto Koyu'na bakan mevkisinde, Çanakkale Boğazı'nın girişine hakim biçimde konumlanmış olan ve Çanakkale Savaşları'nda şehit düşmüş 250 bini aşkın kahraman Türk askerinin anısına yapılan 41,7 metrelik Şehitler Abidesi, bütün heybetiyle ziyaretçilerini karşılıyor.
Ülkenin dört bir yanından Çanakkale'ye gelen konuklar, her metrekaresi şehit kanlarıyla sulanmış bölgede fatihalar okuyup, ecdadı anma fırsatı buluyor. Bölgeyi ziyaret eden yabancılar ise Anzak Koyu, Kanlı Sırt Siperleri ve 57. Alay Şehitliği'ni gezip burada bulunan 4 anıt ve 32 yabancı mezarlıkta savaşta kaybettikleri yakınları için dua ediyor.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.