|
|
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) taşeron şirket bünyesinde çalıştırılan ve işten çıkarılan 36 işçi, işe iade davası açtı. ÇOMÜ’de 6 yıldır temizlik işçisi olarak taşeron şirketin bünyesinde çalışan, ancak Rektörlük binasında ‘demirbaş kayıt, kontrol ve takip’ işi yapan Sedat Yaylacı, geçtiğimiz Temmuz ayında iddiaya göre Çanakkale’ye100 kilometremesafedeki Yenice Meslek Yüksekokulu’na temizlik işçisi olarak gönderilmek istendi. Ancak bu görevlendirmeyi kabul etmediği için taşeron tarafından işten çıkarıldı. Sosyal-İş Sendikası’nın ve yüklenici firma işçisi Sedat Yaylacı’nın yapmış olduğu şikayet üzerine hazırlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı İnceleme Raporu, ÇOMÜ’deki bazı uygulamaları dar yorumlayarak doğru bulmadı. Yıl sonunda hizmet alımı ihalesi gerçekleştirilemeyince taşeron şirket bünyesinde istihdam edilen 300 dolayında işçi işten çıkarıldı. Yeni yıl itibariyle yeni bir ihale yapılarak işten çıkarılan işçilerin büyük bölümü işlerine geri döndü. Ancak işlerine dönemeyen 36 işçi ortada kaldı. Sosyal-İş Sendikası, işsiz kalan 36 işçinin yeniden işe
alınmaları için mücadele başlattı. İşe iade davası açmak üzere Çanakkale
Adliyesine gelen 36 işçi ve kendilerine destek veren sendika temsilcileri bir
basın açıklaması yaptı. Sosyal-İş Sendikası Genel Sekreteri Celal Uyar, ÇOMÜ’de
büyük bir hukuksuzluk yaşandığını belirterek, “36 işçi kara kışın ortasında
haksız ve hukuksuz bir biçimde işten çıkarıldı. Bugün Adliye Sarayı önünde
dostlarımız ile birlikte adalet arıyoruz, hakkımızı arıyoruz. İşsiz kalan işçiler, mücadelelerini anlatan yazıların bulunduğu ellerindeki dövizlerle, “Çanakkale Geçilmez İşçiler Yenilmez” sloganları atarak haklarını savundu. Hamile bir işçi ise, “Hamileyim İşsiz Bırakıldık” yazılı dövizle basın açıklamasına katıldı.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2023 hedefleri arasında yer alan Çanakkale-Tekirdağ-Kınalı Ayrımı Balıkesir Otoyol Projesi kapsamında yapılacak asma köprü, 3 gidiş 3 geliş şeklinde olacak ve depreme dayanıklı, fay hatlarından etkilenmeyen teknik donanımlarla yapılacak. Karayolları Genel Müdür Yardımcısı İhsan Akbıyık, yaptığı açıklamada, 2023 yılı hedefleri arasında yer alan asma köprünün İstanbul'a yapılacak 3. köprüden sonraki en önemli proje olduğunu söyledi. Bir süre önce yapılan proje ihalesini alan Tekfen firması tarafından proje çizimlerinin yapıldığını aktaran Akbıyık, çalışmaların tamamlanmasının ardından 2013 yılında ihalesinin yapılarak, projenin hayata geçirilmesi için çalışmaların yoğunlaşacağını bildirdi. "İstanbul Boğazı geçişine alternatif olacak" "Bu proje, Avrupa ve Trakya üzerinden Ege ve İç Anadolu'nun batısına, Adana-Konya aksı ve Batı Akdeniz bölgelerine yönelecek karayolu trafiği için İstanbul Boğazı geçişine yeni bir alternatif oluşturacak" diyen Akbıyık, ağırlıklı olarak yerleşim alanları ve sahilden devam eden İstanbul-Tekirdağ-Çanakkale yolunun, yapılacak köprünün hizmete girmesiyle taşıt işletim maliyetlerini ve yolculuk süresini azaltacağını kaydetti. Hükümetin şekillendirdiği yeni İstanbul projesiyle beraber Trakya'nın önem kazanacağını düşündüğünü ifade eden Akbıyık, "Bu proje, Trakya tarafındaki trafiği, Çanakkale köprüsü üzerinden, Bulgaristan ve Romanya'dan gelen trafiği Balıkesir'in batısından İzmir'e, Ege Bölgesine aktarabilmek için düşünmüş olduğumuz ekonomik proje" diye konuştu. İzmir ulaşımını da kolaylaştıracak projenin, Gebze-İzmir otoyoluna da Balıkesir'in batısından bağlanılacağını aktaran Akbıyık, boğazların güvenliği açısından orta açıklığının 2 bin 23 metre civarında düşünüldüğünü söyledi. Akbıyık, "Bir tarafında 800 metre diğer tarafında 800 metre olmak üzere toplam 3 bin 623 metre uzunluğunda yapılacak olan Çanakkale köprüsü, Türkiye'nin en uzun boğaz köprüsü olacak. 2x3 şeritten 3 gidiş 3 geliş şeklinde yapılacak asma köprü, depreme dayanıklı ve fay hatlarından etkilenmeyen teknik donanımlarla yapılacak" dedi. "Çanakkale köprüsü İstanbul'un trafik yükünü paylaşacak" Çanakkale'den geçmesi düşünülen köprünün, diğer noktalardaki şehir trafiği ve SİT alanındaki engellerden ötürü Lapseki-Gelibolu arasında yapılmasının planlandığını ifade eden Akbıyık, köprünün, geçeği yerlerin henüz kesin olarak belirlenmediğini söyledi. Bu köprüyle Kaz Dağları'nın güneyinden Balıkesir tarafına bağlanılacağını kaydeden Akbıyık, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılması planlanan köprünün geçişlerinin ücretli olacağını bildirdi. Akbıyık, "Trakya'dan gelen trafik, Romanya'dan Bulgaristan'dan ve Yunanistan'dan giriş yapan transit trafik, güneye ve doğuya gitmek için İstanbul ve boğaz köprülerini tercih etmeden önce Çanakkale üzerinden Ege'den hareket edecek. Daha ziyade yoğunluğu bu güzergaha bindirecekler. Gebze-İzmir projesiyle ortak bir proje olacak" diye konuştu. Lapseki-Gelibolu arasına yapılacak köprünün, İstanbul'un trafik yükününü paylaşacağını anlatan Akbıyık, ulaşımın feribotla sağlandığı Eceabat-Çanakkale arasında, lodos nedeniyle özellikle kış aylarında ulaşımda yaşanan aksamanın yapılacak köprüyle ortadan kalkacağını ifade etti. Çanakkale’de Demokratik Sivil İnisiyatif Grubu, 24 Ocak 1993′te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konan bombanın patlaması sonucu hunharca katledilen gazeteci yazar Uğur Mumcu’yu törenle andı. Cumhuriyet Meydanı’nda sağanak yağış altında gerçekleştirilen törene CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, araştırmacı gazeteci Uğur Dündar ve Haluk Şahin’in yanı sıra çok sayıda Uğur Mumcu dostu katıldı. Mumcu anısına bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Demokratik Sivil İnisiyatif Grubu adına konuşan Türkiye Çağdaş Gazeteciler Derneği Çanakkale Şube Başkanı Aynur Ganiler, Uğur Mumcu’yu unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını söyledi. Ganiler, “19 yıldır bu ülkenin aydınlık çağdaş insanları olarak hep aynı şeyleri yaşıyoruz. 24 Ocak 1993’te ülkenin bağımsızlığına ve özgürlüğüne göz dikmiş karanlık güçler, devrimci yurtsever gazeteci Uğur Mumcu’yu katlettiler. 19 yıl geçti, gerçek katilleriyle hesaplaşamadık. Tıpkı bir süre önce Hrant Dink cinayetinde yaşadığımız gibi. Uğur Mumcu’yu katleden zihniyet bugün hala varlığını sürdürüyor. Demokrasi ve özgürlükler düşmanı bu zihniyetin temsilcisi güçler, bugün yüzlerce gazeteciyi cezaevine doldurdu. Neden? Uğur Mumcu’yu neden katlettiler ise ondan. Gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyerek kendi karanlık düzenlerini sürdürmek isteyen bu güçler tarihin her döneminde aynı yöntemlere başvurdular. Faili meçhul cinayetler, tutuklamalar, baskılar, işkenceler hep onların yöntemleri. Bu organize saldırıların maşaları ise bu gerçeklerin gizlenmesi, yeri geldiğinde aklanması için hep görev üstlendiler” dedi. Uğur Mumcu’nun resminin konduğu platformun çevresine kırmızı karanfillerden bir kalp şekli oluşturuldu. Anma törenine katılanlar platformun çevresine ellerindeki karanfilleri bıraktı, yere mum dikip yakarak Uğur Mumcu’ya olan özlemlerini gösterdi. Uğur Mumcu’yu anma töreni Türkan Saylan Belediye Sosyal Tesisleri’nde müzik dinletisi ve konuşmalarla devam etti.
Zeki Yeşil isimli 21 yaşındaki öğrenci, ÇOMÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü'nde okuyordu. Yarıyıl tatilinde ailesinin yanına giden Yeşil'in, bir terör saldırısında hayatını kaybetmesi ÇOMÜ'yü de yasa boğdu. Bunu büyük bir kayıp olarak değerlendiren Rektör Laçiner, "Biz gençlerimizi eğitmeye çalışıyoruz. Burada 32 bin 500 öğrenci, Türkiye'nin geleceği için yetişiyor; adeta birer fidan gibi. Terör örgütü ise insanları öldürmeye, yok etmeye çaba sarfediyor. Bu büyük bir çelişkidir. Bu mücadelede kimin galip geleceğini zaman gösterecek. Zeki'yi kaybettik. Burada sınavlarını başarıyla verdi. Ara tatilde ailesini görmek, hasret gidermek için memleketine koştu ama birileri ona tuzak kurdu. Bizde 32 bin 499 Zeki daha var. Dolayısıyla terör örgütünün bu işte başarılı olabilmesi mümkün değil. Onlar ne kadar yok etmeye çalışırsa biz yaşatmaya devam edeceğiz. Binlerce öğrenciyi mezun edeceğiz. Bizim mezunlarımız, bu tarz olayların meydana gelmemesi için çok katkı sağlayacak. Zeki'yi katledenlerin, ortaya çıkardıkları bu sonuçtan ders almasını umut ediyorum." şeklinde konuştu. GÜNEYDOĞU'DA ROL MODELLERİ ORTADAN KALDIRILIYOR Bu tür saldırıların, Güneydoğu da rol modellerini ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Laçiner, mühendis, doktor ve üst seviye yönetici sayısının azalmasının, bölgedeki umudu da azalttığını söyledi: "O yüzden üniversitelerin, bilim yuvalarının, eğitim yuvalarının terörün önlenmesinde ve umutsuzluğun giderilmesinde çok önemli roller oynaması gerekiyor. Zeki mezun olabilseydi, Hakkari'ye çok büyük örnek olacaktı. Bizde çok Zeki var, onlar mezun olacak ve bölgelerine terör dışında olumlu bir örnek göstermiş olacaklar. Terörü asıl bitirecek olan da bu olacak." Kordon boyunda sergilenen, Troy filminin meşhur tahta atı ilginç bir eyleme sahne oldu. Memleketine gitmek için Belediye başkanından ve validen para istediğini ancak alamadığı için, ata tırmandığını söyleyen 60 yaşındaki Ahmet Camlı tahta atın üzerine tırmandı. Atın üzerinde bir jokey edasıyla hareketler yapan çılgın eylemci, kordon boyunda toplanan meraklıları da kahkahaya boğdu. Başrolünde Brad Pitt’in oynadığı Troy filminde kullanıldıktan sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimleri ile,2004 yılında Japonya’ dan Çanakkale’ye/ getirilen 12.4 metre yüksekliğindeki tahta at, ilginç bir eyleme sahne oldu. Kordon boyunda, Polis, İtfaiye ve 112 Sağlık ekibini seferber eden yaşlı adamın eylemi yaklaşık 15 dakika sürdü. Polisin ikna edip attan indirmeye başardığı Ahmet Camlı , “En büyük Trabzon” diye bağırdıktan sonra, tıpkı bir jokey gibi, eline dizginleri almışçasına atın üzerinde ‘Deh’ deyip bir süre garip hareketler yaptı Ardından da polis ve itfaiye erinin tüm yardım uğraşlarına rağmen atın üzerinden itfaiye aracının merdivenine doğru yürüyüp tek başına indi. Camlı, polis ve itfaiye ekiplerine atın üzerine nasıl çıktığını anlatırken, gazetecilerin neden böyle bir eylem yaptığı sorusuna şöyle cevap verdi, “Benim düşmanlarım var. Benim yuvam yıkıldı. Benim uşağım, Artvin Hopa’da. Ben uşağımı göremiyorum. Devamlı kaçak geziyorum. Kimseyle bir işim yok. Belediyeye gittim. Zabıta bana meşgul dedi. Valiliğe gittim. Dışarıya attılar. O yüzden atın üzerine çıktım” dedi. Atın üzerinde bir jokey edasıyla, oturup atı kullanmaya çalıştığı sırada, kendisini izleyen onlarca kişiyi kahkahaya boğan Ahmet Camlı, eylemine son verdikten sonra polis otosuna bindirildi. Anafratalar polis merkezine götürülen Camlı’nın alkolsüz olduğu öğrenildi.
Çanakkale'de polisin, 'Kıskaç' adını verdiği fuhuş operasyonunda, şebeke lideri olduğu ileri sürülen 45 yaşındaki M.K.'nın da aralarında bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı. Operasyonda, fuhuş yaptırılan Gürcistan uyruklu 13 kadın da kurtarıldı. Çanakkale Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, kentte faaliyet gösteren bir şebekenin Gürcistan uyruklu kadınlara fuhuş yaptırdığını belirleyip çalışma başlattı. Teknik ve fiziki takibin ardından şebeke üyeleri ve bağlantılarını tespit eden polis, 'Kıskaç' adı verilen operasyon düzenledi. Operasyonda, şebekenin liderliğini yaptığı ileri sürülen M.K. fuhuş yapılması için kiraladığı evde, diğer şüpheliler H.U. (36), U.A. (33), S.A. (35), E.Ö. (29), H.A. (25) ve E.S. (40) de kendi evlerinde yakalandı. Operasyonda, Gürcistan uyruklu 13 kadın da şebekenin elinden kurtarıldı. Kadınlardan 12'si işlemlerinin ardından sınır dışı edilirken, T.N. hakkında sahte kimlik kullandığı gerekçesiyle işlem yapılacağı daha sonra sınır dışı edileceği belirtildi. CEZAEVİNDEN YÖNLENDİRİLİYOR İDDİASI Çetenin, yaklaşık bir ay önce bir başka operasyonda yakalanıp cezaevine konulan R.Ç. (38) ve S.Ö. (39) tarafından yönlendirildiği iddia edildi. Fuhuşa aracılık ettikleri gerekçesiyle tutuklanan S.Ö. adlı kadın ile ortağı R.Ç.'nin, kendilerini ziyarete gelen çete üyelerine, fuhuş yapılacak yerler ve Gürcistan uyruklu kadınlarla ilgili bilgi verdiği öne sürüldü. GÜRCÜ ŞÜPHELİ İÇİN İNTERPOL'DEN YARDIM TALEBİ Çanakkale polisinin teknik takipte izine ulaştığı Gürcistan uyruklu 'Baron' lakaplı bir kişinin, ülkesinde fuhuş için kadın temin ettiği, kandırdığı kadınları uçakla Türkiye'ye gönderdiği tespit edildi. Tiflis'te yaşadığı saptanan şüphelinin yakalanması için İnterpol ve Gürcistan yetkilileriyle irtibat kurulduğu öğrenildi. ŞÜPHELİLER ADLİYEDE Operasyonda gözaltına alınan, aralarında çete lideri M.K.'nın da bulunduğu 7 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, "Basının, kamuoyunun sesi olma görevini yerine getirebilmesi için meslek etiğini her şeyin üzerinde tutması, doğru, ilkeli ve objektif habercilik anlayışından ayrılmaması büyük önem taşımaktadır" dedi. Tuna, Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti'nin (ÇGC) "2011 Başarılı Gazeteciler yarışması Ödül Töreni" ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Kolin Hotel'de düzenlediği törende yaptığı konuşmada, basının, insanlara haber ve bilgi akışı sağlamak gibi çok yönlü bir görevi olduğunu söyledi. Halkın çıkarlarını savunan, önemli konularda kamuoyu oluşturan basın meslek ilkeleri ışığında görevini sürdüren basının, demokrasi için hayati bir öneme sahip olduğunun herkes tarafından kabul edildiğini kaydeden Tuna, ilin sorunlarını kamuoyuna aktaran, çözüm önerileriyle toplum mekanizmasının daha sağlıklı bir şekilde işleyişine yardımcı olan gazetecilerin, yorum ve görüşlerinin ilin atanmış ve seçilmişlerinin de çalışmalarına ışık tuttuğunu bildirdi. Vali tuna, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Basının, kamuoyunun sesi olma görevini yerine getirebilmesi için meslek etiğini her şeyin üzerinde tutması, doğru, ilkeli ve objektif habercilik anlayışından ayrılmaması büyük önem taşımaktadır. Medyanın temel gereksinimi ve işlevinin 'haberdar etmek', bireyler ve kurumlar arasında sağlıklı iletişimin sağlanmasına vasıta olmaktır. Medya kuruluşlarımızın görevlerini ifa ederken, basın yayın meslek ilkelerine uygun hareket etmeleri halinde, kamuoyu nazarında saygınlıkları daha da artacaktır. Her geçen gün değişen, dönüşen, temel hak ve özgürlükler başta olmak üzere her alanda büyük ilerlemeler kat eden günümüz Türkiye'sinde, medyamız da kendini yenilemeli, çağdaş bir yayıncılık anlayışını benimsemelidir. Yeri geldiğinde çok zor şartlarda çalışmak zorunda kalan basın mensuplarımızın çalışma şartlarını kolaylaştırmak, onlara gereken desteği ve katkıyı sağlamak, toplum olarak hepimizin asli görevleri arasında yer almalıdır." Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nün çıkış noktasının 10 Ocak 1961 yılında basın emekçilerinin çalışma koşullarını düzenleyen 212 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesiyle dönemin gazete patronlarının yasayı protesto edip, 3 gün boyunca gazete çıkarmamalarına dayandığını söyledi. Patronlarının bu haksız tutumuna karşılık bir grup basın emekçisinin, yasayla birlikte kendilerine sağlanan iyileştirmelere sahip çıkmak için gazete çıkarılmamasını protesto ettiğini ve 3 gün boyunca kendi gazetelerini çıkardıklarını anımsatan Gökhan, 1971 yılındaki 12 Mart darbesinden sonra çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak'ın, "Bayram" olmaktan çıkarıldığını ve "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak kutlanmaya başlandığını belirtti. Gökhan, şöyle konuştu: "Ama biliyorum ki mesleğini onurlu bir şekilde sürdürme gayreti içinde olan tüm gazeteciler bugün biraz buruklar, bugünü kutlayıp kutlamamak arasında sıkışıp kalmış durumdalar. Geçmişte kral çıplak dediği için, bilinmeyenleri kamuoyuyla paylaştığı için kurşunlanan, araçlarına bomba yerleştirilen gazetecilerin yerini, bugün sayıları 100'ü bulan tutuklu gazeteciler aldı, hatta onlar için 'onlar gazeteci değil terörist' diyenler bile oldu. Ama gazeteciler için sevindirici olan kendileri ile ilgili yöntemin değişmiş olmasıdır. Artık gazeteciler düşüncelerinden, yayınlanmamış kitaplarından dolayı öldürülmüyor, hapsedilmek suretiyle bertaraf ediliyorlar." ÇGC Başkanı Burak Gezen de ilk kez "Başarılı Gazeteciler Yarışması" düzenlediklerini söyledi. Çanakkale'nin son yıllarda medya sektöründe çok önemli atılımlar gerçekleştirdiğini belirten Gezen, 1980'li yılların sonuna kadar kent merkezinde sadece 2 günlük gazetenin yayın yaptığını anımsattı. Gezen, şöyle dedi: "Geldiğimiz noktada bu sayı 14'e yükseldi. Çanakkale il genelinde bugün 50 civarında gazete, 2 televizyon kanalı, çok sayıda radyo, internet gazeteleri ve internet televizyonları yayın yapıyor. Aslında bu kadar çok yayın organının oluşu bir dezavantaj gibi görünse de çok seslilik ile demokrasiye yaptıkları katkı ortadadır. Zaten basın da demokrasinin en önemli kurumlarından birisidir." Çanakkale yerel medyasının kalite ve içerik olarak birçok kentten daha iyi durumda bulunduğunu ifade eden Gezen, yerel gazetelerin bir çoğunun renkli olarak basıldığını, kağıt ve baskı kalitelerinin çok iyi durumda olduğunu bildirdi. Cemiyetin, 2004 yılında bir aile şirketi şeklinde kuruluşuyla ilgili çalışmaları da anımsatan Gezen, şunları kaydetti: "Hiçbir katkı sunmadığımız cemiyetin kuruluş biçimini birçok kişi gibi bende eleştirdim. Neticede, sancılı doğan bebek önce emeklemeyi, ardından yürümeyi, çok şükür ki bugünde koşmayı öğrendi. Bu akşam bir arada oluş sebebimiz bile bu cemiyetin doğuşuna bağlıdır. Ayrıca 8 yıl önce kurulan küçük aile, bugün 120 üyesi bulunan büyük bir sivil toplum kuruluşu haline gelmiştir." Daha sonra başarılı gazeteciler yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi. Hayatını kaybeden gazeteciler Yaşar Türe, Turhan Narler, Mehmet Cantürk ve Cevdet Yıldırım'ın yakınlarıyla ÇGC yönetim kurulu tarafından onursal başkan seçilen İsmet Akıncı ve ikinci başkan Muzaffer Altunay'a da plaket verildi. Törene, CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, İl Emniyet Müdürü Ali Ekber Bektaş, sivil toplum kuruluşları ile siyasi parti temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneği (ÇATUD) Başkanı Sefer Göztepe, 8.5 ay süren savaş ardından son düşman askerinin 9 Ocak 1916 tarihinde Gelibolu'yu terkettiğini hatırlatarak, "Geldikleri gibi gittiler" dedi. Gelibolu Yarımadası'nın düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü nedeniyle Alçıtepe Köyü'nde düzsenlenen törene, Vali Yardımcısı Alper Faruk Güngör, Gelibolu Kaymakamı Mehmet Akçay, ÇATUD Başkanı Sefer Göztepe, Eceabat Belediye Başkanı AK Parti'li Kemal Dokuz, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Çanakkale Şubesi üyeleri, alan kılavuzları ve öğrenciler katıldı. Atatürk Anıtı'na çelenk konulduktan sonra saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan, Vali Yardımcısı Alper Faruk Göngör, "Bu küçük coğrafyada binlerce insanın kanını dökerek bizlere buraları yurt yapmasının önemini çocuklarımıza, insanlarımıza bugünler vesilesiyle her zaman hatırlatmak, onlara bu bilinci kazandırmak bizlerin asli görevidir. Bu vesileyle şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anarken, gazilerimizi saygıyla yad ediyorum" dedi. ÇATUD Başkanı Sefer Göztepe ise bundan 98 yıl önce dünyanın en büyük emperyalist güçlerinin güçlerini birleştirerek Seddülbahir köyüne ilk bombayı atarak büyük yangının ateşini çaktıklarını söyledi. Göztepe, şöyle konuştu: "Onlar bu güzelim topraklara sahip olmak için bütün güçlerini birleştirmişler ama burada da onları bekleyen vatan evlatları vardı. Onlar için bu toprakları sömürge yapmak çok kolay görünüyordu. Kendilerine göre karşılarında duracak bir güç de görmüyorlardı. Çünkü karşılarındaki ülke "hasta adam' diye nitelenen, artık yıkılmak üzere olan bir koca imparatorluğun kalıntılarıydı. Onlar için İstanbul'a gitmenin en kolay yolu deniz yoluydu, yani Çanakkale Boğazı'ydı. Onlarında en güçlü oldukları yer de deniz gücüydü. İşte bu yüzden deniz yolunu seçtiler. Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'a ulaşmayı planladılar. İstanbul'a ulaşma sevdası 18 Mart 1915'de Çanakkale Boğazı'nda o dünyanın yenilmez armadası için bir hüsran, Türk milleti için de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferiydi. Denizden bunu başaramayan emperyalist güçler bu kez karadan denediler. 25 Nisan 1915'de Yarımadanın değişik yerlerinden bu toprakları yeniden işgal etme sevdasına düştüler. Bu sevda da tam 8.5 ay süngü süngüye, boğaz boğaza devam etti. Onların bu sevdasına da son darbeyi 10 Ağustos 1915'de Conkbayırı'nda Mustafa Kemal tarafından vuruldu. 10 Ağustos zaferiyle artık düşman bu topraklarda tutunamayacağının, buraları sömürgeleştiremeyeceğinin farkına vardı ve buradan kurtulma çareleri aramaya başladı. Sonuçta da bundan 96 yıl önce 9 Ocak gecesi Mustafa Kemal'in 'geldikleri gibi giderler' sözü gerçekleşmiş, aynı şekilde geldikleri gibi kaçıp gitmişlerdir." Konuşmaların ardından öğrenciler günün anlam ve önemini belirten şiirler okudu. Köy İlköğretim Okulu'nda, fotoğraf sergisi açıldı. Köy camiinde mevlit okutulup pilav ikram edildi. Çanakkale'DE TARİH YAZILDI Çanakkale Savaşları, 1915 yılında deniz muharebeleri ile başladı. Çanakkale Boğazı'nı denizden geçemeyeceklerini anlayan itilaf devletleri bu kez Gelibolu Yarımadası'na asker çıkartmaya karar verdi. Çanakkale Kara Savaşları 8.5 ay sürdü. Yedi düvele karşı ayağında çarık ve tüfeğindeki süngüsüyle vatanını savunan Mehmetçik dünya harp tarihine adını altın harflerle yazdırdı. İtilaf devletleri Çanakkale cephesindeki savaşı kaybetti. Ardından düşman askerinin tahliyesi başladı. Son düşman birlikleri Gelibolu Yarımadası'nı 9 Ocak 1916 tarihinde terketti.
Türk toplumunun her felaketle ıslah olduğun görüşünü savunan Prof. Dr. Laçiner, "Keşke her yıl deprem olsa da, biz öğrene öğrene bu işin idealini almış olsak" dedi. Terzioğlu Yerleşkesi Troia Kültür Merkezi'ndeki paneli Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Doğan, Belediye Başkanvekili Oğuz Teoman ile çok sayıda bürokrat, akademisyen ve öğrenci izledi. Panelde Prof. Dr. Hasan Orhun Köksal, Prof. Dr. Rahmi Nurhan Çelik, Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, İnşaat Yüksek Mühendisi Namık Güver, Jeoloji Mühendisi Cem Demir konuşmacı olarak yer aldı. Ancak, panele konuşmacıların değil, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner'in sözleri damgasını vurdu. Panelin açılında kürsüye çıkan Prof. Dr. Laçiner'in söyledikleri salonda şok etkisi yarattı. 'KEŞKE HER YIL DEPREM OLSA' ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Laçiner, açılış konuşmasında Türk olmakla gurur duyduğunu, ancak Türkler'in bazı konularda ciddi eksikleri olduğunu düşündüğünü söyledi. Bu eksiklerden en önemlisinin bilimden istifade etme olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Laçiner şöyle konuştu: "Türk halkı pek çok şeyi deneme, yanılma yöntemiyle öğreniyor. Ciddi kayıplar vermeden, ciddi maliyetleri ödemeden bazı şeyleri öğrenemiyor. Bunların başında da deprem geliyor. Başımıza gelmeden önlem almayan bir topluluğuz ne yazık ki. Disiplin ve önlem alma konusunda bazı sorunlarımız var. Rahmetli İsmet İnönü'den bir anekdotla belki bunu izah etmek daha kolay. Diyor ki İnönü 'Türk'e deseniz ki şurada bir kör kuyu var. Derin, dibi kayalarla dolu. At kendini oradan aşağıya ülke kurtulacak. Türk evladı hiç düşünmez, kendisini o kuyuya atar. Kayalarda parçalanacağını bile bile ülkesini kurtarır. Ama aynı Türk'e deyin ki. Ülkenin kurtulmasını istiyorsan, o kuyuya her gün bir çakıl taşı atacaksın. 3- 5 gün sonra o işi yapmayı bırakır.' Bu çok kötü bir hastalık ve bedelini çok ağır ödüyoruz. Deprem konusunda İzmit ve Van'da gördük. Ne yazık ki Van'dan sonraki düzelmelere baktığımız zaman bile ideal bir tabloyu göremiyoruz. Demek ki bir İzmit, bir Van depremine daha ihtiyaç var gibi geliyor. Yani her felaketle ıslah olan bir toplum. O zaman da ne diyorsunuz; 'Keşke her yıl deprem olsa da biz öğrene öğrene bu işin idealini almış olsak. Yani Japonya gibi bir ülke olsaymış Türkiye, demek ki çok daha hızlı öğrenecekmişiz." 'ANAYASA DA MUTABAKATLA ÇIKARSA YANDIK?' Acı konuştuğunu ancak, bu şekilde bazı şeylerin fark edilebildiğini savunan Prof. Dr. Laçiner, felaketlerin el birliğiyle hazırlandığını belirterek ilginç bir örnek verdi. Türk toplumunun mutabakatla yaptığı işlerin hepsinin yanlış olduğunu öne süren Prof. Dr. Laçiner şöyle devam etti: "Hatta bugünlerde 'Anayasayı mutabakatla hazırlayalım' diye bir çaba var. Ben buna tamamen karşıyım. Türk'lerin mutabakatla yaptığı işlerin hepsinin yanlış olduğunu gördüm çünkü. En son şike yasası mesela. Mutabakatla çıktı. Milletvekili emekli maaşı mutabakatla çıktı. Anayasa da mutabakatla çıkarsa yandık. Deprem meselesinde de bugüne kadar yaşadığımız her yeri mutabakatla yaptık. Yolları da, evleri de mutabakatla yaptık. Ruhsatları da mutabakatla verdik. Önlemleri de, mesela kolanları da birlikte kestik, birlikte göz yumduk bunlara. Her evin garajı olacaktı, onu da mutabakatla iptal ettik. Dolayısıyla hiçbir önlemi elbirliği ile almıyoruz. Birilerinin çıkıp bize rağmen bir şeyleri yapması gerekiyor diye. Ne yazık ki depremler bize bunu kanıtladı. Öyle bir şey görüyorum." 'KENT Mİ İNŞA ETTİK TABUT MU?' Çanakkale'nin deprem riski gerçeğine de dikkat çeken Prof. Dr. Laçiner konuşmasını şöyle tamamladı: Hiç kimse kendisini kandırmasın. Çanakkale deprem konusunda en kötü illerden birisi. Burayı elbirliğiyle, hep birlikte yaptık. Berbat bir kent ortaya çıktı. Sokakları dar, binaları, temelleri zayıf, inşaat kalitesi çok düşük. Kentin büyük bir kısmı deprem olduğu zaman yıkılabilecek bir halde. Bazı mahalleler ciddi bir depremde aranıp da bulunabilir mi? Ondan bile şüphem var. Moral bozalım diye bunları anlatmıyorum. Bir gerçek ile yüzleşmemiz lazım. Bir yerde bu gidişata 'Dur' dememiz lazım. Bunun da bedelsiz olma ihtimali yok. ya ekonomik bedel ödeyeceğiz, ya da evlatlarımızla, canlarımızla bu bedeli ödeyeceğiz. Oturup düşünmemiz lazım. 'Acaba bir kent mi inşa ettik, yoksa tabut mu inşa ettik?' Bir ona dönüp bakmamız lazım."
TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, "2015 yılında Gelibolu Yarımadası'na giden insanlar Eceabat'ta inşa edilecek Gelibolu 1915 Panoramik Müzesi ile karşılaşınca, orada nasıl bir destan yazıldığını tüm ihtişamı ve trajik boyutlarıyla görme şansı bulacak" dedi. Mehmet Daniş, 1915 yılında "Çanakkale Geçilmez" denilerek kanla
sulanan toprakları, hükümetin pek çok yatırımı yaparak gezilebilecek bir açık
hava müzesi haline getirdiğini belirtti.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile bir araya geldi. Vali Tuna'nın başkanlığında yapılan görüşmede, üniversitenin gelişimi sürecinde koordinasyonun sağlanması, Üniversite kent ilişkileri, varsa sorunların çözümü konularının değerlendirildiği belirtildi. ÇOMÜ'nün sağlıklı şekilde büyümesi ve kentin gelişimine katkı sunabilmesinin, kentin üniversiteye sahip çıkması ve destek vermesine bağlı olduğu ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: "Üniversitenin büyüme sürecinde kentin buna hazırlanması, artacak öğrenci sayısı, üniversitenin yapacağı etkinlikler dolayısıyla kente dışarıdan gelecek ziyaretçilerin artması şimdiden yeni düzenlemeler yapmayı gerekli kılmaktadır. Çanakkale Belediyesi, kentin stratejik gelişme hedeflerini bu doğrultuda değerlendirerek, trafik altyapısı, imar düzenlemeleri, sosyal alanlar gibi konularda gerekli çalışmaları yapmaya devam edecektir. Şehir içi toplu ulaşım araçlarının daha sıkı ve etkin denetimi yapılarak, Üniversite giriş ve çıkışında hız yapmayı engelleyecek mekanizmalar geliştirilecektir. Üniversitenin kent içine yaygınlaştırılarak şehir ile daha iç içe olmasının sağlanacaktır." Anafartalar Yerleşkesi Eğitim Fakültesi için yeni bir bina yapımı ve yerleşkenin durumunun düzenlenmesinin de gündemde olduğu belirtilen açıklamada, üniversiteye destek verilmesi ve toplumun katkısının sağlanması amacıyla hayırsever iş adamlarına ve kuruluşlara ziyaretler gerçekleştirileceği bildirildi.
Esenler Mahallesinde yer alan ÇAKADER Daniş Acar Huzurevi, Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı’na devredildi. Devir töreninde bir konuşma yapan Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı Vali Güngör Azim Tuna, huzurevlerinin önemine değinerek,
“Bilindiği gibi huzurevleri belli bir yaşın üzerinde hayatını tek başına idame
ettirmekte zorlanan yaşlıların 24 saat ve yaşam boyu bakımlarının yapıldığı,
sosyal bir yaşam sunan ve çoğu zaman ücretli bakım merkezleridir. Türkiye’deki
çoğu huzurevi devlete ait olmakla beraber, özel huzurevleri de bulunmaktadır.
Esenler Mahallesi Demokrasi Caddesi'ndeki Çevre Gönüllüleri Derneği Hatıra Fidanlığı'na iki GSM şirketince ortaklaşa kurulmaya başlanan baz istasyonu, mahalle sakinlerininin tepkisine yol açtı. Toplam 8 okulun bulunduğu bölgeye baz istasyonu istemediklerini belirten mahalleli, Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan'dan kaldırılacağı sözü alınca eyleme son verdi. Çanakkale'de iki GSM şirketi, Esenler Mahallesi'ndeki Demokrasi Caddesi'nde bulunan Çevre Gönüllüleri Derneği Hatıra Fidanlığı'na baz istasyonu kurmak için belediyeye başvurdu. Belediye encümeninden 6 ay önce alınan iznin ardından iki GSM şirketi 10 gün önce üst kısmına yansıtıcı monte edilecek olan yüksek bir direk kurmak için çalışmalara başladı. Mahallede Yükselen baz istasyonu direği vatandaşların tepkisini çekti. Kurulmaya başlanan baz istasyonunun kaldırılması için dün akşam saatlerinde bir araya gelen mahalle sakinleri eylem yaptı. Baz istasyonunun tamamlanmasına izin vermeyeceklerini belirten mahalleli, Bu bölgede toplam 8 okul bulunuyor. Bize sormadan buraya baz istasyonu kurulmasına nasıl karar verdiler. Biz burada baz istasyonu istemiyoruz sözleriyle tepkilerini dile getirdi. BAŞKAN İKNA ETMEYE ÇALIŞTI Çanakkale Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan, sabah saatlerinde Demokrasi Caddesi'ne gelerek, baz istasyonu önünde tekrar toplanan vatandaşları ikna etmeye çalıştı. Başkan Gökhan, Bu direğin tepesine konacak yansıtıcı 10 metre çevresini etkiliyor. Buraya konulmasının sebebi; Esenler Mahallesi giderek büyüyen bir mahalle. Daha çok insan cep telefonu kullandığı için kapasitenin yükseltilmesi gerekiyor. Ben çevreciyim ve çevrede kimsenin de zarar görmemesini isteyenlerdenim. Ama ben aynı zamanda kentimin, teknolojinin bütün olanaklarından yararlanmasını isteyen bir belediye başkanıyım. Dolayısıyla çatıların üzerinde kaçak kuçak gizli saklı olan baz istasyonları son derece tehlikeli. Çünkü yandaki komşusuna hemen 3-5 metre mesafede. Ama bu alan en yakın yerleşim alanına 10 metreden uzak diye konuştu. İKNA EDEMEDİ, KALDIRMA SÖZÜ VERDİ Başkanın sözleri mahalle sakinlerini ikna etmeye yetmedi. Mahalle sakinlerinden Hatice Ünal, Başkan Gökhan'a, Kazdağları'nda altın aranması konusunda bir süre önce yaptığı Kadınlarımızın bileziklerini verelim buradan defolsun gitsinler sözlerini hatırlatıp, aynı duyarlılığı baz istasyonu konusunda da göstermesini istedi. Mahalleliyi ikna edemeyen Başkan Gökhan, Ben sizin yöneticiniz değilim. Ben sizin temsilcinizim. Sizin istemediğiniz bir şeyi benim yapmam söz konusu değil. Bu baz istasyonunu buraya emri vaki olarak gelmedi. Planlanarak geldi. Ama siz bunu istemediniz. Başımın üzerinde yeriniz var. O zaman bu baz istasyonunu buraya kurdurmayacağız dedi. Başkan Gökhan'ın söz vermesi üzerine mahalle sakinleri eylemlerini sona erdirdi.
Çanakkale'deki Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ulupınar Gözlemevi Müdürü Prof.Dr.Osman Demircan, 2012'de kıyamet kopacağı senaryolarına tepki gösterirken, toplumun büyük kesiminin bunlara inandığını söyledi. ÇOMÜ Astrofizik Uzmanı Prof. Dr. Osman Demircan, 2012 yılının dünyanın sonu olacağı yönünde pek çok iddia bulunduğunu belirtti. İnternetteki arama motorlarına "2012'de neler olacak?" diye yazıldığında, kıyamet senaryolarıyla ilgili 10 bin 500 sonuç geldiğine dikkati çeken Prof. Dr. Osman Demircan, şöyle dedi: "Kıyamet günü 2012'de gerçekleşecekmiş, dünyanın sonu olacakmış. Büyük bir değişim yaşanacakmış. Dünya, bütün canlılarla beraber yok olacakmış. Neymiş, Maya takvimi böyle öngörüyormuş. Soruyu farklı sorsanız bile yine kıyamet senaryolarıyla ilgili milyonlarca cevap buluyorsunuz. Video film, resim, yazı, makale, tartışma, hatta belgesel ve filmler var. Sanki tüm internet buna ayrılmış ve işsiz güçsüz herkes kıyamet senaryoları üretiyor." Aziz Nesin'in, "Türkler'in yüzde 60'ı aptaldır" dediğini hatırlatan Astrofizik Uzmanı Prof. Dr. Osman Demircan, bu söylentilere toplumun çok büyük bir kesiminin inandığını söyledi. Prof.Dr. Demircan, şöyle konuştu: "Herkes bu saçmalara inanmasa neden harcanıyor bunca emek ve zaman. Yazık değil mi bu ülkenin insanlarına? Yapacak başka iş yok mu? Diğer taraftan bizim gibi geri kalmış ülkelerde herkes her konuda, hatta teknik konularda bile, her şeyi biliyor? Bütün doğrular kendi doğruları, konuşuyorlar, yazıyorlar. Kara delikleri, paralel evrenleri, kuantum teorisini, foton enerjisini duymuşlar, cümlelerinde bu kelimeleri de kullanıp kendi kıyamet senaryolarını şekillendiriyorlar. Herkes kendi işini yapsa ülke gelişir tabii ki. Belki de bundan korkuluyor." 2012'DEKİ KIYAMET İDDİALARI Prof. Dr. Osman Demircan, 2012'ye ait kıyamet senaryolarıyla ilgili bazı örnekler de verdi. Demircan'ın verdiği kıyamet örnekleri ve cevaplarından bazıları şöyle: -Önce Hz. Mehdi, Deccal ve sahte bir Hz. İsa gelecekmiş. Bunlar şeytanın ve şeytani sistemin temsilcisi olacakmış. Bir takım illüzyon ve elektromanyetik Oyunlarla insanları kandıracaklar ve onları Allah yolundan ayırmaya çalışacaklarmış. -10'uncu gezegen Marduk yoldaymış hızla dünyaya doğru geliyormuş. Ama bilim çevreleri nedense Marduk'u göremiyor. Sanki 10 bin uzay aracı ve 30 bin teleskop yeryüzünü ve uzayı boşuna gözlüyor. -Ünlü astrofizikçi John Major Jenkins'in 1997 yılında yayınladığı 'Maya Cosmogenesis 2012' adlı eserine göre, 21.12.2012 tarihi oldukça sıra dışı olaylara işaret ediyormuş. Bunların en önemlisi gezegenlerin ve Ay'ın üzerinde hareket ettiği 'ekliptik' olarak adlandırılan 'tutulum çemberi'nin tam bu tarihte Samanyolu'nun dünyadan görülen sınırı ile kesişmesi. Bu kesişmenin modern astronomik ölçümlere göre galaksimizin merkezinde olduğu belirtilen 'kara delik' ile güneşin de tam gün dönümü esnasında aynı hizaya gelmesiymiş. Öncelikle böyle ünlü bir astrofizikçi yok ve buradaki cümleler sadece komik ve anlamsız. -Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nce (NASA) hazırlanan raporda, şimdiye kadar pek de düşünülmeyen, farklı bir felaketten söz ediliyormuş. Raporda ne küresel ısınma, ne depremler, ne süper-volkan, ne göktaşı çarpması varmış. Raporda, Güneş'te 2012 de meydana gelmesi beklenen büyük bir fırtınadan söz ediliyormuş. Bunun, Dünyada yaratacağı etkiler ise 'kötü bir kehanet' ya da bir korku filmi senaryosundan farksızmış. Güneş yüzeyinde meydana gelen büyük fırtınalarla ortaya çıkan plazma toplarının Dünya'daki enerji şebekelerini çökerterek insanlığı mutlak bir çöküşe sürükleyebileceği uyarısı yapılıyormuş. Küçük olasılıklar bu kadar abartılmaz ki.
Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, Ege Denizi'nde meydana gelen ve kentte de hissedilen 5.1 büyüklüğündeki depremin ardından aldığı karar doğrultusunda depreme dayanıksız olduğu belirlenen 5 ilköğretim okulu boşaltıldı.2 bin 600 öğrenci başka okullarda eğitim ve öğretime devam edecek. Ege Denizi'nde 5 Aralık'ta meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremin ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü, geçen hafta harekete geçerek il genelinde 5 ilköğretim okulu binasının depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle tahliye edilmesini istedi. Okul müdürleri "En kısa sürede okulu boşaltın" yazısı üzerine hiç zaman kaybetmeden tahliye işlemlerine başladı. 5 OKUL BOŞALTILDI, 2600 ÖĞRENCİ BAŞKA OKULLARA NAKLEDİLDİ Hafta sonu tamamlanan tahliye çalışmalarının ardından Merkez İlköğretim Okulu, 950 öğrencisiyle Esenler Mahallesi'ndeki Cevat Paşa İlköğretim Okulu'na, Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 600 öğrencisiyle Vali Fahrettin İlköğretim Okulu'na, Eceabat Türközü İlköğretim Okulu 250 öğrencisiyle Hamdibey İlköğretim Okulu'na, Biga Tevfik Emin Başarır İlköğretim Okulu 450 öğrencisiyle Biga İlköğretim Okulu'na ve Bayramiç Vali Ekrem Özsoy İlköğretim Okulu 350 öğrencisiyle Gazi İlköğretim Okulu'na taşındı. Yıkılarak yeniden yapılacak olan Merkez İlköğretim Okulu'nda hafta sonu gerçekleşen taşınma işlemine öğrenciler ve veliler de destek verdi. Bu yıl 250 öğrenciyle eğitim öğretime başlayan Esenler Mahallesi'ndeki Cevat Paşa İlköğretim Okulu'nun öğrenci sayısı Merkez İlköğretim Okulu'ndan gelen öğrencilerle birlikte bin 200'e yükseldi. Cevat Paşa İlköğretim Okulu'nda bu sabah düzenlenen törende ise iki okul müdürü velilere ve öğrencilere birer konuşma yaptı. Cevat Paşa İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Arcan, Merkez İlköğretim Okulu'nun öğrencilerini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Merkez İlköğretim Okulu Müdürü Cahit Bayraktar da, kendi okullarında oluşan özel durum nedeniyle eğitime burada devam edeceklerini belirterek, "Velilerin hiçbiri endişelenmesin. Bütün öğrencilerimizin sınıfları Cevat Paşa İlköğretim Okulu'nda hazır durumda. İnşallah hiçbir aksilik olmayacak" dedi. "NİYETİMİZ DAHA YATAY BİNALAR" İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, hiç zaman kaybetmeden Merkez İlköğretim Okulu binasını yıkarak, yeni bir okul yapımına başlayacaklarını söyledi. Bardakçı, "Yeni okulu çok katlı yapmayacağız. Arsanın durumu ve öğrenci kapasitesine göre bir proje uygulayacağız. Artık niyetimiz çok katlı binalar yerine daha yatay, ama iç hacmi geniş binalar tasarlamak. Merkez İlköğretim Okulu için de böyle bir projeyi hayata geçireceğiz. Yıkılarak yeniden yapılacak olan Eceabat Türközü İlköğretim Okulu'nu da aynı şekilde yapacağız. Diğer üç okulu güçlendirmeyi planlıyorduk. Ancak güçlendirme maliyetleri ile yeniden yapım maliyetlerini yeniden gözden geçireceğiz. Arada çok fark olmazsa bu üç okulu da yıkıp yeniden yapabiliriz. Boşaltılan 5 okulu, 2012-2013 eğitim öğretim yılına yetiştirmek için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz" dedi. Okulların ani bir karar ile boşaltılmasının nedeninin, öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması olduğunu belirten İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, "Ege Denizi'nde meydana gelen 5.1'lik depremin ardından ani bir karar ile okulları boşaltmaya karar verdik. Çünkü deprem riski her zaman var. Allah korusun daha şiddetli bir deprem yaşayabiliriz. Çocuklarımızın can sağlığını düşünmek zorundayız" diye konuştu. Çanakkale Deniz Savaşları’nda, sırtlayarak kaldırdığı 275 kilogramlık top mermisiyle İngiliz Ocean zırhlısının batmasına neden olan ve savaşın kaderini değiştiren kahraman Seyit Onbaşı, ölüm yıldönümünde adı verilen camide okutulan mevlit ile anıldı. Esenler Mahallesi’ndeki Seyit Onbaşı Camii’nde, Çanakkale Savaşları kahramanı Seyit Onbaşı’nının ölümünün 72’inci yıldönümü nedeniyle Seyit Onbaşı Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından mevlid-i şerif düzenlendi. Çanakkale Belediye Başkan Vekili Oğuz Teoman ile İl Müftüsü İbrahim Öcüt de mevlidi dinleyenler arasında yer aldı. Çok sayıda vatandaşta öğle namazı öncesinde okunan mevlidi dinlemek için Seyit Onbaşı Camiine geldi. Okunan mevlit sonunda duayı yaptıran İl Müftüsü İbrahim Öcüt, “Başta Seyit Onbaşımız ve Çanakkale şehitlerimiz olmak üzere bütün şehitlerimizi şükran ve minnet ile anıyoruz” dedi. Cami çıkışında açıklamada bulunan İl Müftüsü İbrahim Öcüt, Seyit Onbaşı’nın ölüm yıldönümünde, adını taşıyan camide çok anlamlı bir gün yaşandığını söyledi. Öcüt, “Seyit Onbaşı, 10 yıldan fazla harple uğraşmış, evine dönmemiş, bu vatanı, devleti, bayrağı bize bırakmak için mücadele etmiş bir kahraman. Bir vefa borcu olarak kendisini minnetle ve şükranla anmamız gerekiyor. İşte bu yüzden bugün kahraman Sayit Onbaşı’yı anmak için mevlit okundu. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi hayırla andık ve dualar ettik. Mutlaka tarih şuurumuz gelişmeli. Tarihi şahsiyetleri anmalıyız. Hangi şartlardan bugün dünya arenasında çok itibarlı olan bir devlet haline ve millet nasıl geldiğimizi daha iyi anlayabiliriz. Aksi halde tarihi şuuru olmayan, geçmişini çok iyi bilmeyen toplumlar kökünden çıkmış ağaç gibi kurur” dedi. Mevlidin ardından katılanlara pilav ikram edildi. TARİHİN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN TOPÇU Vali Güngör Azim Tuna, Çanakkale Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ÇASİAD) tarafından düzenlenen kahvaltıda, özel bir kanun ile kurulacak 2015 Çanakkale Ajansı’nın 200-300 milyon liralık bir bütçesi olacağını açıkladı. Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yıldönümünün kutlanacağı 2015 yılında ise dünya liderlerinin Çanakkale’de ağırlanacağını söyledi. ÇASİAD tarafından düzenlenen kahvaltıya konuk olarak Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna davet edildi. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin ile Çanakkale Ticaret Borsası Başkanı Kaya Üzen’in de davetli olduğu kahvaltıya ÇASİAD üyeleri ve basın mensupları katıldı. ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman, Çanakkale’de 8 ayını dolduran Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ile kent ile ilgili çalışmalarını ve tespitlerini öğrenmek amacıyla bir araya geldiklerini söyledi. Şehrin gündeminde her gün değişik konular ve değişik başlıklar oluştuğunu belirten Yalman, “Bunlarda şehrimizde bir dinamizm olduğunu gösteriyor. Şehrin gelişmesiyle ilgili değişik kesimlerin düşünceleri ve hazırlıkları bir şekilde gündeme geliyor. Bizler de Çanakkale’de yaşayanlar ve şehre karşı sorumlulukları olan kişiler olarak bunları merak ediyoruz. Sayın Valimizden bunları öğreneceğiz” dedi. Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, içinden geçtiğimiz bu dönemde sivil toplum kuruluşlarının da yönetişim mekanizması içinde yer almasının ve alınan kararlara etkide bulunabilmesinin önem arz ettiğini belirtti. Bu kapsamda derneklerin ve vakıfların da kendi bölgelerindeki devlet politikalarında etkide bulunmalarının gayet tabi ve beklenen bir gelişme olduğunu ifade eden Vali Tuna, ÇASİAD’ın bu görevi başarıyla yerine getirdiğini belirtti. Çanakkale’nin, coğrafyanın verdiği dezavantajlar dolayısıyla bugüne kadar devlet hizmetlerinden çok fazla nasibini alamadığını, ancak bunu bir fırsat olarak gördüğünü belirten Vali Tuna, “Çanakkale’nin de bu konuda çok fazla bir itirazı ve eleştirisi yok diye görüyorum. Bu yavaş değişimden herhalde pek fazla şikayetçi değil. Çünkü hızlı gelişme, değişme ve kalkınma beraberinde biraz bir takım sorunlar da getiriyor. Diyelim ki çok büyük bir göç yaşasaydı bu bölge şuan belki bir çok şeyden şikayetçi olurdu. Şuanda içinde bulunduğu durum aslında bir avantaj. Bundan sonrasını iyi tasarlayabilmek, iyi inşa edebilmek anlamında fırsatımız çok. Çanakkale gerek ülkemiz için gerekse uluslar arası arenada da önemli bir nokta. Gittikçe de önemi artıyor. Önümüzde bizi bekleyen, Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yıldönümü olan 2015 tarihi var” dedi. ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman’ın 2015 Çanakkale Ajansı ile ilgili gelişmeleri sorması üzerine Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna detaylı bir bilgi verdi. Vali Tuna, “Bir taslak çalışmamız oldu. Hükümetin kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini kullanarak yapmayı arzu ettik. Ama şöyle bir handikap oldu. Bunun içerisinde bir takım vergilerden, harçlardan muaf olması, artı ihale kanunu gibi bir takım prosedürlere dahil olmaması gibi hükümleri içerdiğinden bunun kanunla çıkması gerekiyor dendi. Biz de kanunla çıkması yönünde çalışmayı yürütüyoruz. Burada istediğimiz hızlı işleyen bir sistem kurmak.Kanun çalışması en kısa samanda yapılacak bu konu Meclisimize mal olacak. Kanunun TBMM’nin oy ittifakıyla çıkmasını arzu ediyoruz. Beraberinde çok önemli bir kaynak olacak. Böyle bir fırsat kısa vadede bir daha gelmez ve çok iyi değerlendirmeliyiz. Bu ajansa kaynak aktarıp, yerinden işleyecek bir sistem ile hızlı bir şekilde kullanma imkanımız olacak. Çanakkale’de savaşların cereyan ettiği tüm alanlarda, mekanlarda ki bütün altyapı çalışmaları konaklama tesisleri, yollar, kongre merkezi gibi aklınıza gelen tüm yatırımlar yapılacak. Etkinlikler düzenlenecek. Bunların finansmanı için en az 200-300 milyonluk bir kaynak öngörüyoruz ve bu paranın Çanakkale’ye gelmesi son derece önemli” dedi. Kurulacak 2015 Çanakkale Ajansı’nın yapısı ve işleyişi ile ilgili de bilgi veren Tuna, “Ajansın başında Valinin olacağı bir yönetim kurulu olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu kanuna sahiplik yapacak kurum olacak. Ama uygulamayı alanda bizler yapacağız. Ajansın başına bir genel sekreter atayacağız. Yönetim kurulunda kararlar alınıp, uygulanacak. Koordinasyon Kurulunda birkaç bakanlık olacak. Danışma Kurulu ise akademisyenler ve sevil toplum kuruluşları temsilcilerinin yer alacağı 30-40 kişiden oluşacak. Ajansın işi Çanakkale’yi 2015’e hazırlamak. Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yıldönümünde, yani 2015’te burada Dünya liderlerini bir araya getirmek gibi bir hedef var. Savaşa katılan ülkeleri burada bir araya getirmek gibi hedef olduğu için onlarla da işbirliği yapılacak” diye konuştu. |
|
|
http://www.burasicanakkale.com © 2000 - Bütün hakları Saklıdır. |