ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



 

 

 

ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 11.05.2008



 


Rektör, Şehitliği ziyarete gelen aileleri gece yarısı sokakta bıraktı
ÇANAKKALE'DE TÜRBANA GEÇİT YOK...

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Ali Akdemir, "içlerinde 3 tane başörtülü var" diye şehitliği gezmek için Sakarya'dan gelen 13 avukat ve ailelerinin pansiyonda kalmalarına izin vermedi.

Aralarında çocukların da bulunduğu 31 kişilik heyet, 24 saatlik yolculuğun ardından önceki gece yarısı rektörün gözü önünde pansiyona alınmayarak yorgun bir şekilde ortada bırakıldı. Avukatlar şaşkın bir şekilde 3 saat otobüste bekledikten sonra Güzelyalı'daki pansiyonun önünden ayrılmak zorunda kaldı. Rektörlüğün kâr amaçlı işlettiği Çanakkale'ye 10 kilometre uzaklıktaki Güzelyalı ilçesindeki pansiyonda önceden rezervasyon yaptıran avukatlar, şehir merkezine dönerek geceyi başka bir pansiyonda geçirdi. Avukatlar olayı bir 'insanlık ayıbı' olarak yorumladı.

Sakarya'da görev yapan 13 avukat, yanlarına eş ve çocuklarını da alarak 31 kişilik kafile halinde Çanakkale Şehitliği'ni gezmek üzere 8 Mayıs'ta yola çıktı. 9 Mayıs Cuma sabahı Çanakkale'ye ulaşan ekip, karşıya geçerek akşama kadar şehitlikleri gezdi. Gece saat 23.00 sularında da dinlenmek için önceden rezervasyon yaptırdıkları pansiyona geldi. Pansiyonda, 'bu kadarı da olmaz' dedirten bir olay yaşandı. Otobüse giren güvenlik görevlisi, avukat eşlerinden 3'ünün başının örtülü olduğunu, bu yüzden pansiyona giremeyeceklerini söyledi. Olaya tepki gösteren avukatlar, o sırada tesislerde bulunan ÇOMÜ Rektörü Ali Akdemir ile görüştü. Avukatların verdiği bilgiye göre Akdemir, uygulamanın doğru olduğunu söyleyerek, avukatlara yardımcı olmadı. Gazetecilerin olaydan haberdar olması üzerine rektör, olayın gazete ve televizyonlara yansımaması şartıyla avukatları pansiyona alabileceğini söyledi. Avukat grubu ise rektörün bu teklifini kabul etmeyerek gece saat 01.00 sularında pansiyondan ayrıldı. Tanıdıkları vasıtasıyla Çanakkale'de ayarladıkları başka bir pansiyonda geceyi geçiren heyet, dün sabah Sakarya'ya hareket etti.

Çanakkale'ye şehitleri ziyaret için geldiklerini söyleyen Sakarya Barosu avukatı Zafer Kazan, karşılaştıkları durumun büyük bir insanlık ayıbı olduğunu vurguladı. Pansiyona çok yorgun bir halde gittiklerini anlatan Kazan, "Oteller dolu olduğu için buraya gelmiştik. İçimizde çocuklar vardı. Gece yarısı dışarıda bırakılmamız, bir insanlık suçudur." dedi. Avukatlardan Bilal Işık ise araçta bulunan çocukların çaresizlikten otların içine tuvaletlerini yaptıklarını aktararak, haklarını arayacaklarını vurguladı. Üniversite rektörü Akdemir ise basın danışmanı aracılığı ile konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmayacağını bildirdi. (ZAMAN)


ŞÜHEDA DİYARININ KAPI ÖNÜ!..

Tarihi Yarımada'nın sorunu büyük... "90 yıldır ihmal edilen bölgeyi ihya ettik" diyerek 100 milyon dolarlık bütçeye kan doğrayan RTE hükümetinin Orman Bakanlığı, Milli Park girişine milyarlar dökerek inşa ettirdiği Tanıtım Merkezi'nin çöplüğe çevrilmesini de kayıtsızlıkla seyrediyor.

Daha bölgeye ayak basar basmaz "Namaz kılacak yer yok mu bu şüheda toprağında?" diye şov yapmaya kalkan ahlaksızlara mescit inşa etmeyi planlayanlar, bu kutsal mekanların çöplüğe çevrilmesine de kayıtsızlar... TIKLAYIN


BOĞAZ'DA REKOR DENEMESİ...

Gürcistan'da yaşayan 11 yaşındaki ilköğretim öğrencisi Jımmy Brodzeli, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Çanakkale Boğazı'nı elleri ve ayakları bağlı şekilde yüzerek geçmeyi deneyecek.

Jımmy'nin yüzme öğretmeni Genri Kupraşvili yaptığı açıklamada, 30 Ağustos'taki deneme için çalışmalarını Tiflis'teki olimpik havuzda sürdürdüklerini belirterek, öğrencisinin rekor denemesini başarması halinde dünyada bir ilki gerçekleştireceğini kaydetti.

Kupraşvili, kendisinin de 2002'de Çanakkale Boğazını elleri ve ayakları bağlı şekilde yüzerek geçtiğini belirterek, ''Türkiye'de sıcak bir ilgi ile karşılaştım. Bu denemeyi yapabilmem için boğaz geçişi gemi trafiğine kapatıldı. Çanakkale'de unutamayacağım günler geçirdim'' dedi.

Kupraşvili, Jımmy Brodzeli'nin, boğazdaki denemesinde 2 kilometrelik mesafeyi 2 saatte yüzmeyi planladığını kaydetti.

Jımmy de 6 yaşından bu yana yüzdüğünü belirterek, Çanakkale Boğazını yüzerek geçecek olmasının ayrı bir heyecan verdiğini, bunun ilk rekor denemesi olacağını söyledi.


ORGANİK TARIMA DESTEK

Maliye Bakanlığı, organik ve teknolojik tarım başta olmak üzere bitkisel üretimde kullanılacak tarım arazileri ile organize hayvancılık yapılmak üzere ihaleye çıkarılacak kamu taşınmazlarının kiralama ve irtifak hakkı bedellerini, yüzde 50 oranında düşürüyor.
Maliye Bakanlığınca hazırlanan "Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik Taslağı" Başbakanlığa gönderildi.

Sayıştay'ın görüşü alınarak hazırlanan Taslak ile geçen yıl yürürlüğe giren Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik, daha çok ihracata dönük üretim yapılan organik ve teknolojik tarımı desteklemek amacıyla yeniden düzenlendi.

Hazine taşınmazlarında tahmin edilen bedel tespiti maddesini yeniden düzenleyen Yönetmelik Taslağına göre, "bitkisel üretimle sınırlı olmak kaydıyla tarım veya organize hayvancılık yapılmak üzere ihaleye çıkarılacak taşınmazlarda kiralama ve irtifak hakkı (29 yıldan 49 yıla kadar üst kullanım hakkı) bedeli, yüzde 50 indirimli uygulanacak."

Bu şekilde bitkisel üretimle sınırlı olmak kaydıyla tarım ve organize hayvancılık için tahsis edilen Hazine taşınmazları için normal bedelin yarısı ödenecek.

Hazine taşınmazlarındaki normal bedel ise eskisi gibi belirlenecek. Bu çerçevede, söz konusu bedel, ön izin verilmesinde ilk yıl için varsa taşınmaz üzerinde yapılması öngörülen yatırımın toplam maliyet bedelinin binde birinden veya taşınmazın emlak vergisine esas metre kare birim değerinin binde 5'inden az olamayacak.

Bedel, kullanma izni veya irtifak hakkı kurulmasında ilk yıl için Hazine taşınmazı üzerinde yapılması öngörülen yatırımın toplam maliyet bedelinin binde 5'inden ya da emlak vergisine esas asgari metre kare birim değerin yüzde 1'inin altında tespit edilemeyecek.

Kirada ise ilk yıl için, taşınmazın emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin yüzde beşinden az olmamak üzere tespit ve takdir işlemi yapılacak.



GİZLİ KAHRAMANLARA RESMİ ANMA TÖRENİ

Kumkale'ye yapılan çıkarmada şehit olan Mehmetçikler, bu yıl 25 Nisanda ilk kez düzenlenecek resmi törenle anıldı.

Çanakkale Kara Savaşları'nda Seddülbahir cephesine Türk kuvvetlerinin gidişini engellemek için Fransız birlikleri tarafından Kumkale'ye yapılan çıkarmada şehit olan Mehmetçikler, Çanakkale Valiliği koordinesinde bu yıl 25 Nisanda ilk kez düzenlenecek resmi törenle anıldı.

Çanakkale Valisi Orhan Kırlı, yaptığı açıklamada, Türk askerlerinin, 24-25 Nisan 1915'te Kumkale Ovası'na çıkarma yapan Fransız birliklerine karşı kahramanca mücadele verdiğini söyledi.

Kırlı, bu mücadelede şehit düşen Türk askerlerinin, Valilik koordinesinde Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanlığı, Kumkale Belediyesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) işbirliğiyle bu yıl ilk kez resmi olarak anılmaya başlanıldığını söyledi.

İtilaf devletlerince asıl çıkarmanın Gelibolu Yarımadası'na ''göstermelik çıkarma''nın ise Fransız birlikleri tarafından Kumkale'ye yapıldığını, tarihçilerin, Fransızlar ile Türk askerleri arasında çok kanlı bir mücadelenin yaşandığını kaydettiğini dile getiren Kırlı, ''Geçen sene mütevazı bir törenle anılan Kumkale Şehitleri, bundan sonraki senelerde Valilik koordinesinde resmi törenle anılacak'' diye konuştu.

Vali Kırlı, Kumkale çıkarmasında şehit olan yaklaşık 400 Türk askerinin, bundan sonra her yıl Valilik koordinesinde düzenlenecek resmi törenlerle anılacağını sözlerine ekledi.


İstanbul ile Çanakkale boğazlarında hizmet veren gemi trafik sisteminin yaygınlaştırılmasıyla Marmara Denizi'nin tamamı, İzmir ve Aliağa Körfezleri ile Doğu Akdeniz'de bulunan tüm gemiler radar ve kamera sistemiyle izlenerek gemi trafiği düzenlenecek.

Denizcilik Müsteşarlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre "Bölge/Liman Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi (VTS)" projesiyle gemi trafiğinin yoğun ve riskli olduğu İzmit, İzmir, İskenderun, Mersin ve Aliağa/Nemrut liman ve körfezlerinde seyir, can, mal ve çevre güvenliğinin artırılması, gemi trafiğinin düzenlenmesi amaçlandı. TÜBİTAK ile Denizcilik Müsteşarlığı arasında imzalanan etüt proje işinin kesin kabulü ise 31 Temmuz 2007'de yapıldı.

Söz konusu etüt proje ile 3 adet Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi (GTHM) ve merkezlere bilgi sağlayan 24 adet trafik gözetleme istasyonu (TGİ) yeri belirlenerek, Denizcilik Müsteşarlığı adına tahsis işlemlerine başlandı.

2010 yılında bitirilmesi hedeflenen projenin tamamlanması ile Marmara Denizi'nin tamamı, İzmir ve Aliağa Körfezleri ve Doğu Akdeniz'de bulunan tüm gemiler radar ve kamera sistemi ile izlenecek.

Söz konusu liman ve körfezlerin 24 saat izlenmesini sağlayacak sistemle verimli ve emniyetli bir trafik akışı sağlanacak, gemi hareketleri düzenlenecek, trafik organizasyon sağlanacak, kaza riski en aza indirilerek can, mal ve çevre emniyeti artırılacak.

Sistemin kurulmasının ardından VTS alanı içerisinde kalan iskele ve rıhtımlarda yanaşık bulunan gemiler kameralarla izlenebilecek ve bu görüntüler kaydedildikten sonra internet ortamında yayınlanabilecek


Türk ulusunun birlik ve beraberliğinin en güçlü simgesi olarak kabul edilen Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Törenleri 93’üncü yıldönümünde ilk kez “bölünme” görüntülerine sahne oldu. Tekbir getiren cübbeli sarıklı gruba, başka bir grup marşla karşılık verdi.

Milli Görüş’e yakın Anadolu Gençlik Derneği’nin her yıl yaptığı alternatif anma törenlerinde bu kez tekbir ve ilahilerin dozu iyice artınca şehitlikteki üniversiteliler gruba marşlarla karşılık verdi...

Toplumdaki “derin bölünme” son olarak Çanakkale şehitliğinde kendini hissettirdi. Milli Görüş’e yakınlığıyla bilinen Anadolu Gençlik Derneği, alternatif anma törenininde tekbirler getirip yüksek sesle ilahiler okurken, İstanbul Aydın Üniversitesi’nden gelen bir diğer grup ise onlara inat Gençlik ve İstiklal Marşı’nı seslendirdi. Bu görüntü farklı fikir, mezhep, etnik kökenden her yıl onbinlerce Türkü buluşturan Çanakkale’nin bu yıl “ayrıştığını” gözler önüne serdi.

HERŞEY BİR ANDA OLDU

Yargıtay onayıyla “Arap milliyetçisi bir gençlik yetiştirme çabası içinde oldukları” gerekçesiyle 2004 yılında kapatılan Milli Gençlik Vakfı’nın devamı olarak kabul edilen Anadolu Gençlik Derneği (AGD), geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da alternatif bir anma töreni için haftasonu Çanakkale’deydi. Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde “250 bin şehide 250 bin hatim” sloganıyla organize edilen anma törenlerine çok sayıda kişi katıldı. Gelenler arasında kara çarşaflı kadınların, cüppeli, takkeli, şalvarlı yaşlı ve çocukların da olması dikkat çekti. AGD grubu şehitlikte yüksek sesle tekbir getirip ilahiler okuduğu bir anda, diğer tarafta başka bir tını yükselmeye başladı.

YÜKSEK SES UYARISI YAPILDI

100 kişilik öğrenci grubu abidenin önüne dizilip bayrak açtı. Önce “Dağ Başına Duman Almış”ı ardından İstiklal Marşı’nı okudu. Gençlerin, ailelerinin ve öğretmenlerinin coşkuyla söylediği marş ezgileri, diğer tarafta tekbir ve ilahi okuyan grubun “dik bakışlarıyla” karşılandı. İlahilerin dozajı biraz daha arttı.

Isparta’nın Yalvaç ilçesinden gelen Anadolu Gençlik Derneği üyelerinin kendinden geçmesi, sık sık tekbir getirmeleri, Çanakkale Destanı’nı anlatırken ve ilahi okurken şehitlik kurallarına aykırı olarak bağırmaları görevli askerlerin de dikkatini çekti. 10 dakika süren “anmanın” ardından gruba yaklaşan rütbeli iki asker, “Hiçbir şekilde slogan atmıyoruz, duamızı da yüksek sesle yapmıyoruz. Biz de Müslümanız, lütfen ziyaretimizi bu şekilde gerçekleştirelim” diye uyardı. Şehitlikteki anma törenleri sırasında üniversite öğrencileriyle AGD grubu mensuplarının yanyana gelmemeye özen göstermesi dikkat çekti.

“DİN, DİL, IRK FARKI YARATILMAMALI"

Marşları en önde büyük bir coşkuyla okuyan üniversite öğrencilerinden sorumlu öğretim üyesi Mustafa Esen ise (sağ başta) “Çanakkale’de dil, din, ırk farkı gözetmeksizin savaşıldı. Kültür mozağimiz olarak görmek gerek. Buraya gelip kendince sadakat ve şükranlarını sunanlar arasıda fark yaratılmamalı” dedi.

TÜRKÇE-İNGİLİZCE YENİ LEVHALAR

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’ndaki 18 noktaya, ziyaretçilerin gezdikleri bölgelerde yaşanan olayları doğru şekilde öğrenmeleri amacıyla Türkçe-İngilizce bilgilendirme levhaları yerleştirildi. Levhalar, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürlüğü Tarih Danışma Kurulu Üyesi Gürsel Akıngüç tarafından hazırlandı. Konuyla ilgili konuşan Akıngüç şöyle dedi: “Burada amaç insanlarımızın hiç olmazsa gezdikleri yerleri daha iyi bilmesini sağlamak, bilip de unuttukları bilgileri ise anımsatmak. Muharebelerin yoğun geçtiği önemli ve kritik noktalarda büyük kahramanlıklar göstermiş, Çanakkale savaşlarının gidişatına büyük etkileri olmuş bazı subaylarımızın, askerlerimizin, şehitlerimizin adlarını da bu levhalar sayesinde yad etmek gibi bir amaç güttük.” (VATAN GAZETESİ)


ABİDE'YE ZİYARETÇİ AKINI...

Deniz Zaferi'nin yıldömü ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü nedeniyle, AKP'li Antalya Büyükşehir Belediyesi, CHP Genel Merkezi ve yurdun çeşitli yerlerindeki okulların organizasyonunda 800 otobüsle getirilen 40 bin kişinin aynı anda Gelibolu Yarımadası'ndaki savaş alanları ve şehitlikleri gezmesi, ortalığı mahşer yerine çevirdi.

Çanakkale Deniz Zaferi'in 93'üncü yıldönümü ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü kutlamaları kapsamında yaşanan yoğunluğu dikkate alan 40 bin kişi, Çanakkale destanının yazıldığı toprakları görmek için bugün Gelibolu Yarımadası'na gelmesi tarihi bir kalabalığa neden oldu.

AKP ve CHP'lilerin gövde gösterisine dönüşen şehitlik gezisi, yolların kilitlenmesine neden oldu. Geceden İzmir ve Bursa istikametinden Çanakkale'ye gelmeye başlayan otobüsler GESTAŞ'a ait araba vapurları ile aralıksız olarak Eceabat İlçesi'ne taşındı. Sabah saatlerine kadar 500'den fazla otobüs boğazı geçti. İstanbul istikametinden gelen otobüslerle birlikte Gelibolu Yarımadası'na 800 dolusu ziyaretçi akın etti.

Toplamda 40 bini bulan ziyaretçinin 7 bin 500'ünü Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 bin 500'ünü ise CHP Gençlik Kolları Genel Merkezi'nin organizasyonuyla gelenlerin oluşturduğu öğrenildi. Türkiye'nin çeşitli il ve ilçelerinden de 200 otobüsle 10 bin öğrencinin şehitlikleri ziyarete geldiği belirtildi.

TRAFİK FELÇ OLDU

Ziyaretçi akını nedeniyle Şehitler Abidesi'ne giden iki yolda yaklaşık 3'er kilometrelik otobüs kuyruğu oluştu. Sıkışan trafiğin uzun süre açılmaması nedeniyle AKP'li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve Çanakkale Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya'nın da aralarında bulunduğu bazı ziyaretçiler araçlardan inip, yürüyerek Şehitler Abidesi'ne ulaşabildi. Yoğunluk nedeniyle, jandarma trafik ekipleri de otobüslerin Seddülbahir'e giden yolun Şehitler Abidesi sapağına kadar gitmelerine izin verdi.

DEV TÜRK BAYRAĞI GÖNDERE ÇEKİLDİ

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla gelen 7 bin 500 AKP'li ile CHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı'nın organizasyonuyla gelen 22 bin 500 CHP'li, Şehitler Abidesi'nde biraraya geldi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, saat 12.00'de yaptırdığı 70 metrelik göndere 337.5 metrekarelik dev Türk Bayrağı'nı törenle çekti. Bayrağın göndere çekilmesinin ardından bu kez yurdun dört bir yanından gelen CHP'li gençler, ‘Türkiye laiktir, laik kalacak’, ‘Yargıya uzanan eller kırılsın‘, ‘Mustafa Kemal'in askerleriyiz’, ‘Gün gelecek, devran dönecek AKP halka hesap verecek’ sloganları atarak alana girdi. Bunun üzerine AKP'liler, apar topar alanı terk edip Sembolik Türk Şehitliği'ne geçti.

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Pala, slogan atan partilileri megafonla, “Burası şehitlik. Sizleri duyarlı olmaya davet ediyorum” diyerek uyardı. CHP'lilerin, seçim otobüsü ile geldiği Şehitler Abidesi önünde partilere seslenmesi miting havası yarattı. Çanakkale CHP İl Başkanı Hakan Evirgen, yaptığı konuşmasında “18 Mart yalnızca bir askeri zafer değildir. Aynı zamanda bir sürecin başlangıcıdır. Ancak bugün Çanakkale etrafında bir saptırma çabalarının ısrarla sürdürdüğünü görüyoruz. Çanakkale zaferini bir hurafeler olayı haline dönüştürmek isteyen maalesef hala var olmaya devam ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik rejimi ile hesaplaşma içerisinde olanlar çirkin yüzlerini her 18 Mart'ta fanatik duygular içersinde sergilemekten geri kalmıyorlar” dedi.


18 MART ZAFERİNİN KOMUTA MERKEZİ ÇÖPLÜK OLDU…

Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale’de, Türk topçusunun büyük bir başarıyla yönettiği ve zaferle sonuçlandırdığı 18 Mart 1915 saldırısına karşı koyan Müstahkem Mevki Karargahı’nın neredeyse 50 yıldır çöplük olarak kullanıldığı anlaşıldı. Gazeteci Yetkin İşcen’in uzun bir araştırmadan sonra belirlediği bu gerçek, geçmişimize ve kahramanlarımıza gösterdiğimiz affedilmez umursamazlığımızın da bir kanıtı…

Bundan 93 yıl önce, emperyalist imparatorlukların zırhlılarının oluşturduğu Birleşik Donanma Çanakkale Boğazı önüne dayanmış, bu su kanalının öbür ucundaki Osmanlı başkentini tehdit ediyordu. Bu donanmanın önünden kaçan iki Alman gemisi Marmara’ya girmiş ve bu gemilerin Osmanlı hükümetince satın alındığı ilan edilmişti. Bu durum her ülkenin tarafını belirledi; İngiltere, Fransa ve Rusya bir tarafta; Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı karşı taraftaydı. Zaten, İngiltere ile Fransa, yaklaşık bir yıldır Avrupa cephelerinde Almanlar’la savaşıyordu. Yavuz ve Midilli isimleri verilen bu iki geminin bir Alman amiral yönetiminde Karadeniz’e açılıp kuzeyde Rus limanlarını bombalaması, Osmanlı’nın da savaşa katılmış olduğunu gösterdi. Bu saldırıya Ruslar derhal yanıt verdiler ve Rus orduları doğu sınırlarından Anadolu’ya girdi, orada Osmanlı 3. Ordusu Sarıkamış faciasını yaşadı.

Bu beklenmedik olaylar zinciri, Osmanlı’nın yine bir Alman oldu-bittisiyle Mısır’a ve Kanal’a saldırmasıyla devam etti. Almanlar’ın amacı, Avrupa’da karşı cephelerinde olan Müttefik askerlerini farklı cephelere bölerek azaltmaktı. Bunun için de Osmanlı askerini kullanmayı planlamışlardı. Aynı yöntemi Ruslar da düşünüyorlardı ki, İngilizler’den, Osmanlılar’a karşı yeni bir cephe açmasını talep ettiler. Talep kabul edildi; yeni cephe Çanakkale Boğazı olacaktı.

Çanakkale Boğazı’nı zorlamanın çeşitli yararları vardı; öncelikle hemen İstanbul’a, Osmanlı’nın kalbine ulaşılacak ve Sultan yenilecekti. İkincil olarak Boğazlar seyrüsefere açılacak ve Karadeniz’de kapalı kalan yüzlerce gemi İngiltere’ye Rus buğdayını ulaştıracaktı. Üçüncü olarak ise, henüz kararsız olan İtalya ve Balkan devletleri de güçlünün yanında yer alacağından Almanya Avrupa’da dört bir taraftan sıkıştırılarak kısa zamanda yenilecekti…

Ne var ki, bu “dört dörtlük” planı, Çanakkale’nin bekçisi Türk topçuları bozdu… O tarihe kadar bir araya gelmiş en büyük deniz gücü olan Birleşik Donanma gemilerinin toplarına cesaret ve tevekkülle yanıt verdiler. 1915 yılının ilk günlerinden Mart’ın 18’ine kadar hemen hergün gelip Boğaz kıyılarındaki farklı noktaları ağır bombardımana tutan Donanma, nihayet 18 Mart günü “son darbe”yi vurmak için Boğaz’a saldırdı, ama iki kıyıdaki tabya ve kaleleri akşama kadar dövdüyse de Boğaz’ı geçemedi. Üç gemisinin mayın ve top mermileriyle batması, bir çoğunun da yara alması nedeniyle saldırıdan vazgeçerek geri çekildi.

Bu müthiş topçu düellosunu yönetenler, Müstahkem Mevki Kurmay Başkanı Yarbay Selahattin Adil, diğer Türk subayları ile Alman Askeri İslah Heyeti üyesi Metren ve von Usedom gibi Alman generalleriydi. Şubat 1915 sonlarına kadar Çanakkale’nin merkezindeki Çimenlik Kalesi’ndeki karargahta çalışırken, 25 Şubat günü yapılan Donanma saldırısında kalenin ciddi isabetler aldığını fark edince, burada savaş yönetilemeyeceğini görmüşlerdi. Bu nedenle karargah olarak kendilerine daha güvenli bir yer aramış ve Hacıpaşa Çiftliği denilen bir mekana taşınmışlardı. Yine de işi sağlama almış ve çiftliğin 200 metre arkasındaki yamaca da bir “gözetleme mevkii” tesis etmişlerdi. İşte, bu Hacıpaşa Çiftliği ve gözetleme mevkiinden, o günden beri sadece tarih kitaplarında sözedildi. Kimse nerede olduklarını merak etmemiş, kimse araştırmamıştı. Bugün de kimsenin yerini bilmediği bir mekan olarak kitaplardaki varlığını sürdürüyordu.

Yaklaşık bir yıldır Hacıpaşa Çiftliği ve gözetleme mevkiinin tam yerini bulmak için araştırma sürdüren gazeteci Yetkin İşcen, sonunda çiftliğin temellerini ve birkaç metrelik yanılgı payıyla gözetleme mevkiinin yerini belirledi. Çiftliğin kalıntılarının, Çanakkale iskelesine 3 km kadar uzaklıkta, İzmir yolu üzerinde, eski arazisinin üzerinde yapılmış sitelerin arasında kalmış; gözetleme mevkiininse, ne yazık ki uzun yıllardır çöplük alanı olarak kullanılmış olduğunu gördü.

İşcen’in araştırmalarına göre, 25 Şubat 1915 günü öğleden sonra Hacıpaşa Çiftliği’ne taşınmış olan Müstahkem Mevki Kumandanlığı, I. Dünya Savaşı bitimine kadar bu mekanı kullanmış olduğu anlaşılıyor. Mirliva Sedat’in “Boğazlar Meselesi” isimli kitabı dışında yayınlanmış hiçbir tarih kitabında hakkında bilgi yer almayan bu çiftlik, 1918’de ünlü ressam Mehmet Ali Laga tarafından resmedilmiş. Çiftlik, 1950 senelerine kadar ayakta kalabilmişse de, o tarihlerde çıkan bir yangınla temellerine kadar yanmış. Çiftliğe ismini veren Hacıpaşa ve varislerinin bütün eşyaları da bu yangınla kül olmuş. Bu nedenle çiftlik ve içindeki köşkün resmi pek az… Köşkün yangından kalan temellerinin üzeri bugün eternitlerle kapatılarak ahır yapılmış. Bu ahır, bitişikte sonradan yapılan bir başka evde yaşayan Hacıpaşa’nın torunlarının çocuklarına ait büyükbaş hayvanları barındırıyor. 1915’te 40 dönüm kadar olduğu söylenen arazisinden ise bugün birkaç dönüm yer kalmış…

Gözetleme Mevkii’nin durumu ise daha içler acısı… Bu yer, çiftliğin hemen arkasından başlayan yükseltide ve 90 metre rakımda… Buradan görülen manzara ise müthiş; tüm Boğaz, neredeyse Bozcaada’dan Nara Burnu’na kadar ayaklar altında… Gerçekten de Boğaz’da yapılan bu savaşı izlemek için ideal bir konumda. Hemen yanıbaşında bugün 18 Mart Üniversitesi’nin arazisinin tel örgüleri başlıyor. Ancak, bu tepenin üzeri, önü ve arkasına, yıllarca Çanakkale’nin çöpü dökülmüş. Giderek şiddetli koku ve metan gazı salmaya başlayan bu çöplüğe birkaç yıldır çöp dökmek yasak ama, yıllar boyu dökülenlerin doğaya karışması yine uzun yıllar alacak gibi görünüyor. Özellikle yaz aylarında, koku nedeniyle civarda yaşamak bir işkence haline gelmiş. Bu nedenle çevredeki konutlar da ya boş, ya da çok düşük fiyatlara satılıyor veya kiralanıyorlar.

Çanakkale’nin “Barışın Kenti” olduğu iddiasındaki kent yönetimi ise bu tarihi mekandan tamamen habersiz. Bölge hakkında hiçbir kayıtları yok, hiçbir arşivde belge yok, hatta arşiv bile yok… İşcen, tüm araştırmalarına rağmen çiftliği gösteren ancak iki kare fotoğraf bulabilmiş. Bir de Mehmet Ali Laga tabloları… Oysa bu mekan, tarihe Türk zaferi olarak geçen 18 Mart topçu düellosunun nasıl yaşandığını, nasıl gerçekleştiğini anlatacak mükemmel bir “bakı terası”na dönüştürülebilecek bir yer. Ancak, Çanakkale kara savaşlarının yaşandığı Gelibolu Yarımadası’na 100 milyon dolar dökerek orayı Disneyland’a çeviren Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nun Çanakkale’nin Anadolu yakasına hiç ilgisi yok. Gerek 18 Mart gerekse 25 Nisan saldırılarında aynı yarımadada olduğu gibi Türk kanı dökülen, şehit verilen Anadolu yakası, Kumkale, nedense hiçbir devlet kurumunun ilgisini çekemiyor. Şehitlikler perişan, eski anıtlar bakımsız, ve nihayet, kumanda merkezinin de çöplerin altında kaldığı anlaşıldı…

Türk’ün geçmişine ve atalarına saygısı bu olmasa gerek…


CANBERRA’ DA DA BİR TÜRK TOPU BULUNDU

Birinci Dünya Savaşında kullanılmış bir Türk topu Avustralya’nın başkentindeki Duntroon Harbokulunda bulundu. Canberra’ya ACT Hükümetine Sn Süleyman Demirel’in Parlementerlere Türkiye’den göçün 40ncı yılı bağlamında kaleme aldığı mektubu sunmak için gelen yazar ve araştırmacı Vecihi Başarın, Harb Okulunun girişindeki iki topdan birinin Türk topu olduğunu kanıtladı.

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğunun müttefiki olan Almanya’dan alınan topun, Hicaz cephesinde Avustralya ordusunca el konulan 154 Türk topundan biri olduğu ortaya çıktı. 75 mm çapındaki top, Krupp fabrikasında 1908 senesinde imal edilmiş olup büyük bir ihtımalle önce Gelibolu ve daha sonra Hicaz cephesinde kullanılmış.. Şimdi Ürdün’ün başkenti olan Amman kentinde 25 Eylül 1918 de yapılan savaş sonrası, top Avustralya süvari birliklerince ele geçirilmiş ve harp ganimeti olarak Canberra’ya gönderilmiş.

Uzun seneler açık havada kalan ve 1983 senesinde restorasyondan geçen top şu anda iyi bir durumda sergilenmekte. Yanlız geçirdiği zorlu harp günlerinin izlerini topun koruyucu zırhını delen yarım düzine kurşun deliklerinde görmek mümkün.

Bu günlerde Marmara denizinde 1915 yılında Sultanhisar torpido botu tarafından batırılan ve 83 sene sonra bulunan Avustralya’nın AE2 denizaltısı ile ilgili çalışmalarına devam eden Vecihi Başarın ‘Bu korkunç harbi anımsatacak pek çok materyelin olduğunu ve Avustralya’da yaşayan Türklerin her iki ülke arasında bu platformda dostluk köprüleri kurma sorumluluğunu duymaları gerektiğini vurgulamıştır’.


MOBESE KAMERALARI GÖZETLEYECEK

Çanakkale'de huzur ve güvenin en iyi şekilde sağlanabilmesi amacıyla il merkezinde değişik bölgelere 105 MOBESE kamerası konulacak.

MOBESE (Kent Güvenliği Sistemi) projesinin tanıtım toplantısında konuşan Çanakkale Valisi Orhan Kırlı, "Huzur kenti olan ilimizde güvenliğin eni iyi şekilde sağlanabilmesi amacıyla en son teknolojileri kullanarak projeleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Son olarak da il merkezinde belirli bölgelere 105 kamera koymayı uygun gördük. Bu sistemin sürdürülebilirliği çok önemli. Bu sebeple projeye birçok birimin de katkıda bulunması gerekiyor" dedi.

İl Emniyet Müdürü İhsan Ünal da, Çanakkale'nin huzur kenti olduğunu ifade ederek, "Bu durum ilimize artı bir değer katıyor. Bu kapsamda ilimizdeki huzur ve güvenin devamının sağlanması için 'Kent Güvenlik Yönetim Sistemi' olarak adlandırılan MOBESE sistemini aktif hale getirmek için bir çalışma başlattık. Yapılacak projeyle il merkezinde belirli bölgelere 43 hassas, 16 hareketli, 22 sabit ve 24 de plaka kontrollü olmak üzere toplam 105 MOBESE kamerası koyacağız. Başkalarının hürriyetine engel olmadan, umuma açık olan bölgelere konulacak bu kameralar sayesinde güvenlik en iyi şekilde sağlanabilecek" dedi.


KEPEZ ÇANAKKALE İLE BİRLEŞMEYİ KONUŞTU

Kepez, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve Kepez belediye Başkanı İsmail Yaşar Oğuz'la birlikte bir demokrasi dersi vererek, Kepezlilerin Çanakkale ile birleşip birleşmeme konusundaki düşüncelerini dinlediler. Bu düşünceler doğrultusunda birlikte nasıl karar alıp, uygulayacaklarını tartıştılar.

Yaklaşık iki yüz Kepezlinin ve her iki belediyenin meclis üyelerinin katıldığı toplantıda söz alan on iki Kepezlinin, sekizi birleşmeye karşı görüş belirtirken, dördü birleşmeden yana tavır koydu. Ne yazık ki tüm bu görüşlerin hukuki süreç içerisinde hiçbir anlamı yoktu.
Çanakkale Belediye başkanı Ülgür Gökhan ve Kepez Belediye Başkanı İsmail Yaşar Oğuz, Kepezlilerle birlikte birleşme konusunda bir toplantı yaptı. Toplantıda iki başkan yasal süreci özetleyip, Kepezlilerin bu konudaki düşüncelerini öğrenmek istediklerini vurguladılar.

Kanun Maddesi

İlk sözü ev sahibi Kepez Belediye Başkanı İsmail Yaşar oğuz aldı. Yasal süreci özetlemek istediğini söyleyerek söze başlayan Kepez belediye başkanı İsmail yaşar Oğuz; “Aylardır zihinleri meşgul eden Kepez'in Çanakkale ile birleşmesi tartışılıyor. Bu konuda size birinci elden gerçekleri anlatmak istedik. 2004 yılının 7 Aralığında çıkan 5272 sayılı kanun ve daha sonra 2005 yılının 3 Temmuz'unda yayınlanan 5393 sayılı kanunun 11. maddesi; Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Danıştay'ın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri hâline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder.

Nüfusu 2.000'in altına düşen belediyeler, Danıştay'ın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararname ile köye dönüştürülür. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin tasfiyesi il özel idaresi tarafından yapılır. Bu belediyenin taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçları ilgili köy tüzel kişiliğine intikal eder. İntikal eden borçların karşılanamayan kısımları il özel idaresi tarafından üstlenilir ve vali tarafından İller Bankasına bildirilir. İller Bankası bu miktarı, takip eden ayın genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının belediyelere ayrılan kısmından keserek ilgili il özel idaresi hesabına aktarır. Bu kanun doğrultusunda Çanakkale Valiliği bir rapor yazıyor. İçişleri Bakanlığı bu rapor doğrultusunda Çanakkale Belediye Meclisinden Kepez Belediyesini kabul edip etmemeleri konusunda bir kararın da rapora eklenip İçişleri Bakanlığına gönderilmesi için Çanakkale valiliğinden istiyor. Valilik de bu karar için Çanakkale Belediye Meclisine raporu gönderiyor. Oysa hukuki olarak böyle bir kararın alınıp alınmaması önem taşımıyor. Kanuna göre böyle bir şart yok.”

Ülgür Gökhan

Başkan İsmail yaşar Oğuz sözü Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'a bırakıyor. Ülgür Gökhan, Kepez Belediyesi ile aralarında tam bir uyum yaşandığını birçok projeyi zaten ortak yürüttüklerini dile getiriyor; “sayın başkanla sürekli görüş alış verişi yapıyoruz. 1991 yılında belediye olmak için halk oylaması yapan Kepez'e sorulması gereken soru, Çanakkale Belediye Meclisine sorulmuştur. Meclisin alacağı karar da hukuki olarak belirleyici değildir. Olur dese de olmaz dese de bir geçerliliği yoktur, bir yaptırımı yoktur. Karar tamamen Danıştay'ın oluru ile İçişleri, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı imzalarıyla gerçekleşebilecek bir durumdur. Keşke bu soru Kepez'e sorulsaydı ve halk oylaması yapılsaydı.” Diyerek durumu özetledi. Kepezliler endişelerini dile getirdikten sonra tek tek söz alarak birleşme konusundaki görüşlerini dile getirdiler. Konuşan on iki Kepezlinin sekizi birleşmeye karşı görüş bildirirken, dört Kepezli de birleşmeden yana görüş bildirdi. Pazartesi akşamı yapılan bu toplantıdan sonra Salı günü Çanakkale Belediye meclisi toplantıda birleşmeyi gündeme getirdi.

Meclis dün toplandı

Meclis'te gelişmeleri özetleyen Başkan Ülgür Gökhan meclis üyelerine söz verdi. CHP ve AKP meclis üyeleri birbirini destekleyen aynı doğrultudaki görüşlerini açıkladıktan sonra Başkan Ülgür Gökhan; “O zaman bir rapor hazırlansın.” Dedikten sonra Rapor'un hem Kepez halkının eğilimini ve tercihini içersin hem de Meclisimizin bu doğrultuda katılmaya yönelik bir karar alabileceğini içersin. Biz de bu raporu oylayalım yönündeki görüşü Meclis tarafından oy birliği ile onaylandı.Birleşme konusunda Çanakkale Meclisi belki de en iyi kararı almış oldu. (KALEM GAZETESİ)


KOORDİNASYON KURULUNA KATILIMLAR GENİŞLETİLDİ
YATIRIMLARDA SINIFTA KALDIK...

2008 yılının ilk İl Koordinasyon Kurulu toplantısı yatırımcı kurum ve kuruluşların temsilcilerinin yanı sıra ilk kez sivil toplum kuruluş temsilcilerinin de katılımı ile yapıldı.

Toplantıda bir konuşma yapan Çanakkale Valisi Orhan Kırlı, Bakanlar Kurulu'nun yeni kararı gereği İl Koordinasyon Kurulumuna katılımlar konusunda değişiklikler yapıldığını belirterek, "Bakanlar Kurulunun kararına göre bundan sonra İl Koordinasyon Kurulları senede 4 yerine 3 kez toplanacak. Bu toplantılara ilde bulunan sivil toplum kuruluşlarının bazıları da iştirak edecek. Bence bu yeni uygulama çok yararlı olacak. Bundan böyle Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Baro, Türk-İş ve diğer işçi temsilcileri, esnaf ve meslek odaları da bu toplantımıza katılarak hem gözlemci sıfatıyla, hem de görüş beyan ederek bize katkı yapacaklar" dedi.

Vali Orhan Kırlı sivil toplum kuruluşlarının il kez katıldığı toplantıda 2007 yılı 4. dönem yatırımlarını değerlendirdi. İlde 4. dönem itibarıyla 237 projeden yüzde 44'ünün tamamlandığını belirten Vali Kırlı, bunların yüzde 38'inin devam ettiğini ve yüzde 18'ine ise çeşitli fiziki sebeplerden dolayı başlanamadığını söyledi.

VARYANT TARTIŞMASI

İntepe beldesinde sivil toplum kuruluşlarının bütün tepkilerine rağmen yapılmasının ardından kısa sürede çöken varyant konusu, İl Koordinasyon kurulunda tartışıldı.

Karayolları Bölge Müdürlüğü temsilcisinin yatırımlarla ilgili yaptığı açıklamada İntepe varyantı ile ilgili hiçbir konuya değinmemesine kızan İntepe Belediye Başkanı Alaaddin Özkurnaz, "160 metrelik bu İntepe varyantı artık bizleri çileden çıkardı. 2001 yılında bizimle birlikte bütün sivil toplum kuruluşlarının tepkilerine rağmen yapılan varyant, kısa sürede çöktü ve kullanılamaz hale geldi. Ardından da Karayolları Müdürlüğü bu varyantı dolgunun yapıldığı bölgeye kadar yeniden kazarak eski haline getirdi. 2 yıldan buyana bu yerin yapılmasını bekliyoruz. Araçlarda bu süre içinde yapılan servis yolu ile beldemize arka kesimden giriş yapıyor. Böyle bir olay dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Halkımız artık bu varyantın ne aman yapılacağını soruyor. Karayolları ise bu konuda halen bir görüş bildirmedi" dedi


BAZI BELEDİYELERİN KALDIRILMASI YASALAŞTI

Nüfusu 2 binin altına düşen 862 belde belediyesi ve 283 ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılıyor, 43 yeni ilçe kuruluyor.
Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda Salı günü sabaha kadar olmak üzere, 3 gün boyunca yapılan uzun görüşmelerin sonunda kabul edildi.

Kabul edilen kanuna göre, çeşitli ilk kademe, belde belediyeleri ve mahallelerin birleştirilmesiyle, Adana'da 2, Ankara'da 1, Antalya'da 5, Diyarbakır'da 4, Erzurum'da 2, Eskişehir'de 2, İstanbul'da 8, İzmir'de 2, Kocaeli'nde 6, Mersin'de 4, Sakarya'da 4 ve Samsun'da 3 yeni ilçe kuruluyor.

Kurulan 43 yeni ilçe şöyle:

Adana'da; Çukurova, Sarıçam, Ankara'da; Pursaklar, Antalya'da; Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa, Diyarbakır'da; Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir, Kocaeli'nde; Başiskele, Çayırova, Darıca, Dilovası, İzmit ve Kartepe, İstanbul'da; Arnavutköy, Ataşehir, Başakşehir, Beylikdüzü, Çekmeköy, Esenyurt, Sancaktepe, Sultangazi, İzmir'de; Bayraklı, Karabağlar, Mersin'de; Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir, Sakarya'da; Adapazarı, Arifiye, Erenler, Serdivan, Samsun'da; Atakum, Canik ve İlkadım, Erzurum'da; Palandöken, Yakutiye, Eskişehir'de; Odunpazarı, Tepebaşı.

Kanun, büyükşehir belediyesi sınırları içinde bulunan 283 ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliklerinin kaldırılarak diğer ilçelerin mahallelerine dönüştürülmesi veya katılmalarını da düzenliyor.

Büyükşehir belediyelerinin sınırları içinde bulunan 283 ilk kademe belediyesinin 239'unun tüzel kişiliği sona erdirilirken, 35'i ilçe belediyesine dönüştürülüyor. İlk kademe belediyelerinin 9'u büyükşehir sınırları dışına çıkarılırken bunlardan 8'i belde belediyesine, 1'i de köy statüsüne getiriliyor.

Ayrıca büyükşehir sınırları içindeki çeşitli mahallelerin birleştirilmesiyle 8 yeni ilçe kuruluyor.

İstanbul'un Eminönü ilçesi kaldırılarak, mahallesiyle birlikte Fatih İlçesine katılıyor.

Kanunla, Adapazarı Büyükşehir Belediyesinin adı Sakarya, İzmit Büyükşehir Belediyesinin adı da Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak değiştiriliyor. Büyükşehir sınırları içindeki orman köylerine de büyükşehir belediye seçimlerinde oy kullanma hakkı veriliyor.

Ayrıca 862 belde belediyesinin tüzel kişilikleri, ilk genel mahalli idareler seçiminden geçerli olmak üzere kaldırılarak köye dönüştürülüyor.

Mahalleye veya köye dönüştürülen belediyelerin memur ve sözleşmeli personel ve geçici işçi statüsündeki personel, büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşa devrediliyor.

Köye dönüştürülen belediyelerin taşınmazları ile ihtiyaç duyduklar araç ve gereçler, kurulan komisyonca ilgili köy tüzel kişiliğine bırakılıyor.

Yeni kurulacak ilçelerin kaymakamlarına 43 yeni otomobil alınıyor.

İçişleri Bakanlığının taşra teşkilatlarına 688, Maliye Bakanlığının taşra teşkilatlarına 387, Milli Eğitim Bakanlığının taşra teşkilatlarına 473, Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlarına 774, Emniyet Genel Müdürlüğü taşra teşkilatına 43, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarına 215, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarına 129, Diyanet İşleri Başkanlığının taşra teşkilatlarına 215, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının taşra teşkilatlarına da 301 yeni kadro ihdas ediliyor.

Kanunla birlikte Türkiye, 16 büyükşehir, 142 büyükşehir ilçesi, 65 il, 750 ilçe, 1130 belde belediyesi olmak üzere toplam 2103 belediyeden oluşacak.

CHP, Meclis Genel Kurulu'nda kavgalı oturumlara sahne olan ve bazı belde belediyelerinin kapatılması ve 43 yeni ilçe kurulmasını öngören yasayı Anayasa Mahkemesi gündemine taşıyacak.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayı ile harekete geçecek olan CHP, yasanın yürürlüğünün durdurulmasını da isteyecek. CHP, yerel seçim sürecinin 1 Ocak 2008'de başladığını ve seçimlere 10 ay kaldığı gerekçesiyle ilgili yasanın seçimler öncesinde uygulanamayacağını savunuyor.
CHP, TBMM Genel Kurulu'nda üç günlük mesainin ardından çıkarılan yasanın Cumhurbaşkanı Gül'ün onayının hemen ardından harekete geçecek. Yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürmek üzere hazırlıklarını sürdüren CHP, belde belediyelerinin kapatılması ve 43 yeni ilçe kurulmasını öngören yasanın yürürlüğünün durdurulmasını da isteyecek.

CHP “YASA YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE UYGULANAMAZ” GÖRÜŞÜNDE

AKP, nüfusu 2 binin altına düşen belde belediyeleri ile ilk kademe belediyelerinin kapatılması ve 43 yeni ilçe kurulmasına ilişkin yasayı, 2009 Mart'ın da yapılacak yerel seçimler öncesinde uygulayabilmek amacıyla, yoğun mesaiyle Genel Kurul'dan çıkarırken, CHP, Anayasa'nın 127. ve Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkındaki Yasanın 8. maddesine göre, yasanın uygulanamayacağını savunuyor. CHP, Mahalli İdareler Kanunu'nun 8. maddesinde, “Her seçim döneminin beşinci yılındaki 1 Ocak günü seçimin başlangıç tarihidir, Aynı yılın Mart ayının son Pazar günü oy verme günüdür” denildiğini yine Anayasa'nın 127. maddesinde de yerel seçimlerin 5 yılda bir yapılacağının belirtildiğine dikkat çekerek, ilgili yasanın uygulanabilmesi için gerekli olan 1 yıllık sürenin kalmadığı görüşünü dile getiriyor. Yerel seçim sürecinin 1 Ocak 2008'de başladığını ve seçimlere 10 ay kaldığını savunan CHP, ilgili yasanın uygulanabilmesi için seçim tarihinin değil seçim sürecinin başlangıcının dikkate alınması gerektiğini kaydediyor. CHP, Anayasa Mahkemesi'ne yapacağı başvuruda da, ilgili yasanın yerel seçimler öncesinde uygulanamayacağı görüşünü dile getirecek.


ÇOCUKLARDA TARİH BİLİNCİ OLUŞMAYINCA
TRUVA ATI İLE TANINIYORUZ...

Gençlerin ve çocukların tarih bilincinin iyi oluşturulması gerektiğini belirten Tarihçi Yazar Hüseyin Maltepe, çocukların yüzde 70'i Çanakkale'yi 'Truva Atı' olarak tanıdığını kaydetti. Güney Kore'de şehitliği ziyaret etmeyen öğrenciye diploma verilmediğini söyleyen Maltepe, her insanın hayatında en az bir kez Çanakkale'yi ziyaret etmesi gerektiğini kaydetti.

Tarihçi Yazar Hasan Hüseyin Maltepe, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 'Çanakkale' konulu seminer verdi.

Çanakkale Savaşları'nın Türkiye için ne kadar önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Maltepe, şehitlerin bu topraklar için canını hiç düşünmeden verdiğini anlattı. Dünyanın en pahalı topraklarının Türkiye'de olduğunu dile getiren Maltepe, bu toprakların ecdadın kanının mayası ile yoğrulduğunu aktardı.

Çanakkale'de her Türk vatandaşından bir parça olduğunu belirten Maltepe, bu parçalara sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

Geçmişini unutan milletlerin dağılmaya, parçalanmaya mahkum olduğunu belirten Maltepe, bir milletin ağacın kökleri misali toprağa ne kadar sağlam tutunuyorsa o kadar kalıcı olacağını ifade etti.

Çanakkale Savaşları'nda yaşanmış olayları anlatan Maltepe, dedesinin de savaşlarda şehit olduğunu kaydetti.

Ecdadın şehit düşerek vazifesini yerine getirdiğini kaydeden Maltepe, 'Biz, bizim için topraklara düşen şehitlerimize, onların mirasına sahip çıkalım. Artık savaşlar kalemlerle yapılıyor. O gün atalarımız şehit düştüyse bugün bizde eğitime önem vermeliyiz. İlimde fende kendimizi yetiştirmeliyiz. Atalarımıza layık olmalıyız.' dedi.

Ülke tarihinin fedakârlıklarla dolu olduğunu belirten Maltepe, gencecik ülke evlatlarının hayatının baharında kara toprağa düştüğünü aktardı.

Çoğu lisenin Çanakkale Savaşları'na öğrencileri gittiği için mezun veremediğini kaydeden Maltepe, ülke evlatlarının gencecik vatan evlatlarına borçlu olduğunu söyledi.

Bir ülkenin geleceğe sağlam adımlarla ilerlemesi için sağlam tarih bilincinin oluşması gerektiğini vurgulayan Maltepe, gençler arasında bu bilincin yeteri kadar oluşmadığını söyledi.

Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma Derneği olarak şehitlerin daha yakından tanınması için 4'üncü kez şiir ve resim yarışması düzenlediklerini belirten Maltepe, ilköğretim ve liseler arasında yapılan yarışmada gençlerin şiir ve resimlerinin yüzde 70'inde Truva Atı'na yer verdiklerini aktardı.

Gençlere tarih bilincini veremediklerini kaydeden Maltepe, 'Gençlerimize tarih bilincinin oluşması için eğitim vermeliyiz. Japonlar çocuklarını Hiroşima'ya Nagazaki'ye götürür. 'Bak çocuğum çok çalışmazsanız sonunuz böyle olur. Sonunuzun böyle olmaması için geceli gündüzlü çalışmanız gerekir.' derler. Güney Koreliler şehitliğe gitmeyen öğrenciye diploma vermez. Ne yazık ki biz bu bilinci oluşturamadık.' dedi.


ESENLERDE YENİ ALIŞVERİŞ MERKEZİ

Merkezi Biga’da olan Doğtaş Şirketler Grubu bünyesi altında bulunan Doğpa, ikinci alışveriş merkezini Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın da katıldığı törenle hizmete açtı.

Açılışa 6 kardeşin yanı sıra Doğan ailesinin en büyüğü olan anneleri Ayşe Doğan da katıldı. Kurdelenin kesilmesini Bakan Yıldırım, Vali Kırlı ve Belediye Başkanı ile birlikte gerçekleştiren anne Doğan’ın çocuklarının başarılarından dolayı gurur duyduğu çok açıktı.

 Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Çanakkale’de yerli sermayenin böyle bir yapmasını istediğini dile getirerek “Burada bir nevi ortaklık yaptık. Kardan pay alacağız ve alttaki dükkanlardan da kira alacağız” dedi.
Doğtaş Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, yatırımlarının süreceğini belirterek, “umuyorum halkımıza iyi hizmet vereceğiz” dedi. Doğpa’nın açılışına üst düzey siyasetçi ve bürokratın yanı sıra çok sayıda mahalle sakini de katıldı.
İlk 3 gün boyunca ciddi bir ucuzluk yaptıklarına dile getiren Doğpa yetkilileri “halkımızı bu çok ciddi indirimden faydalanmak için davet ediyoruz. Burada hem alışverişlerini yapabilirler hem de oturup çaylarını kahvelerini içebilirler” dedi. Doğtaş Yönetim Kurulu üyeleri 6 kardeş, alışveriş yapan ilk dört kişiye 100’er liralık bedava alışveriş çeki verirken aynı zamanda hediyeler de verdi.  Çok sayıda işadımının da katılımıyla açılan Esenler Doğpa’nın bölgede en büyük market olmasının yanı sıra akşam saat 22.30’a kadar açık kalacak olması nedeniyle mesai saatlerinden sonra da ihtiyaçların karşılanmasında önemli rol oynayacak.


ÇASİAD ÖĞRENCİLERİN İSTİHDAM KONUSUNU ELE ALDI

ÇASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yalman, Çanakkale’de akademik öğrenim gören öğrencilerin istihdam alanında değerlendirilmesi ve akademik kariyerlerine uygun iş olanağı sağlanması amacıyla geliştirecekleri projeyi 3 hafta içersinde kamuoyuna açıklayacaklarını bildirdi.

Çanakkale’nin sivil toplum kuruluşu olarak uygulanabilirliği bulunan projeler üreten bir STK olacaklarını belirten Yalman, kent sorunlarını lafla tartışma yerine bu sorunları giderecek somut projelerle hem üniversite, hem belediye hem de bürokrasi ayağında işbirliği içersinde olacaklarını söyledi. ÇASİAD’ın ürettiği ilk projeyi ÇOMÜ’nün vizyon ve ilkeleriyle örtüşen bir çalışma olarak nitelendiren Rektör Akdemir “Bizim varlık amacımız bu zaten” dedi.

Hüseyin Yalman başkanlığındaki ÇASİAD, genel kurulda söz verdiği çalışmaları bir, bir yerine getirmek için kolları sıvadı. Geçtiğimiz günlerde Çanakkale Valiliği, Belediye Başkanlığı, ÇOMÜ gibi çeşitli kurum ve kuruluşlara yapılan ziyaretler sonrası ÇASİAD’a olan ziyaretler de başladı. ÇASİAD yönetimine iadeyi ziyarette bulunan Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’dan sonra ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr Ali Akdemir de dün ÇASİAD’ı ziyaret etti. Ziyaret sırasında; ÇASİAD’ın geliştirdiği istihdama yönelik proje hazırlığı ele alındı. ÇOMÜ’de öğrenim gören öğrencilerin akademik çalışmanın yanında mesleki becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmaların da içersinde yer alacağı yeni bir istihdam paketi hazırladıklarını belirten ÇASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yalman, projenin taslağı hakkında dün Rektör Akdemir’e bilgiler verdi. 3 hafta içersinde açıklanacak bu projenin tanıtımını da hem üniversite yönetimi hem de öğrencilerle birlikte yapacaklarını anlatan Yalman, projenin detayları hakkında 3 haftalık bir süreye ihtiyaçları bulunduğunu söyledi.
Çanakkale’nin sivil toplum kuruluşu olarak uygulanabilirliği bulunan projeler üreten bir STK olacaklarını belirten Yalman, kent sorunlarını soyut tartışma yerine bu sorunları giderecek somut projelerle hem üniversite, hem belediye hem de bürokrasi ayağında işbirliği içersinde olacaklarını söyledi. ÇASİAD’ın ürettiği ilk projeyi ÇOMÜ’nün vizyon ve ilkeleriyle örtüşen bir çalışma olarak nitelendiren Rektör Akdemir “Bizim varlık amacımız bu zaten” dedi.


TOKİ KEPEZ'DE 960 KONUT YAPACAK

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Çanakkale merkeze bağlı Kepez beldesinde 960 konut yapacak.

Kepez Belediye Başkanı İsmail Yaşar Oğuz, TOKİ tarafından yapılacak 960 konut ile ilgili ihalenin 28 Mart tarihinde Ankara’da “açık ihale usulü” ile gerçekleştirileceğini belirterek, “Uzun süreden buyana devam eden girişimlerimiz sonucunda Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfına ait bu yere TOKİ tarafından konut yapılması konusunda mutabakat sağlandı. Buna göre Kepez beldesindeki bu arazi üzerine 960 konut, 24 derslikli ilköğretim okulu, 24 derslikli lise, cami, ticaret merkezi, anaokulu, sağlık ocağı yapılacak. 28 Mart tarihinde yapılacak ihale sonunda da inşaata büyük ihtimalle yaz aylarında başlanacak” dedi.

Kepez beldesinin her geçen gün büyüyerek genişlediğini de belirten İsmail Yaşar Oğuz,”Göreve başladığımızda Kepez’in varoş özelliğinden kurtulacağı sözünü vermiştik. Yapılan çalışmalarla beldemizin düzenli bir kent haline geldiği açıkça görülüyor. Buraya yapılacak 960 konut altyapısı ile birlikte tamamlanacağı için kente ayrıca bir yük getirmeyecek. Her geçen gün gelişen beldemizde Tıp Fakültesi Hastanesinin kurulması, il merkezindeki resmi kurumların bir kısmının bu bölgeye taşınmaya başlaması, Kepez Limanının faaliyete geçmesi bu bölgeyi merkez haline getirmeye başladı. İleriki yıllarda Kepez’in geleceği çok parlak olacak” dedi.


SAROZ KÖRFEZİ'NDE SONDAJ BAŞLADI

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Saros Körfezi'nde sondaj çalışmalarının başladığını bildirerek, ''Matkabın ucu dönmeye başladı'' dedi.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürü Mehmet Uysal da başlayan sondaj çalışmalarının sonucunu ümitle beklediklerini söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler ile TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, TPAO'nun çalışmaları hakkında bilgi verdi. Bakan Güler, Ege'deki petrol arama çalışmaları kapsamında Saros Körfezi'nde çalışma yapılacak yerin koordinatları tespit edildiğini hatırlatırken, "Gemi demirini attı, şimdi tespit ettiğimiz noktada matkabın ucu dönmeye başladı, bugün sondaj başladı. İnşallah sonuçları aldıkça sizlerle bunu paylaşırız" dedi.

Mehmet Uysal da sondaj çalışmalarının bu sabah itibariyle başladığını belirtirken, bölgede 3 bin 500 metre derinliklere kadar sondaj yapılacağını arama noktalarının Edremit Körfezi, Saros ve Gökçeada açıklarında olduğunu ve ümitle çalışmaların sonuçlarını beklediklerini anlattı. Açılan her kuyunun Türkiye'ye maliyetine ilişkin bir soru üzerine de TPAO Genel Müdürü Uysal, bir kuyunun maliyetinin yaklaşık 150 milyon dolardan fazla olduğunu belirterek, "Eğer kuyu boş çıkıyorsa üstüne bir bardak su içiyorsunuz ve heyecanla aramaya devam ediyorsunuz" diye konuştu.
Maliyetin 500 milyon dolara ulaştığında bulunacak rezervin bunu karşılayacak kadar büyük olması gerektiğine işaret eden Uysal, bu yatırımları karşılayabilmesi için minimum rezervin 5 milyar varilden fazla olması gerektiğini söyledi.


AVUSTRALYALI GAZETECİNİN KORKUNÇ İDDİASI

Avustralyalı gazeteci Charles Bean, kaleme aldığı "The Story Of Anzac" adlı kitapta, Çanakkale Savaşları’na katılan Anzak askerlerinin yarımadayı boşalttıkları sırada kazdıkları tünellere döşediği 11.5 ton dinamitin, yerin 5 ile 15 metre arasındaki derinlikte hala durduğunu iddia etti.

Gazeteci Bean’ın Avustralya hükümetinin isteği üzerine kaleme aldığı, ilk baskısı 1924 yılında yapılan ve Anzakların resmi tarihinin anlatıldığı "The Story Of Anzac" adlı kitaba göre, Arıburnu’nda yapılan kara savaşlarında başta kahraman Mehmetçik’in savunması karşısında daha fazla ilerleyemeyeceklerini anlayan Avustralya ve Yeni Zelanda (Anzak) askerleri, yarımadayı kayıpsız boşaltmak için oldukça sistemli bir plan hazırladı.
Anzaklar, o dönemde Bulgaristan’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında yer alması, savaş malzemeleri ile cephanenin Almanya’dan Gelibolu’ya getirilme olasılığının artması, Türk askerinin direnişi karşısında İngilizlerin motivasyonunun azalması üzerine büyük bir yenilgiye uğrayacaklarını anladılar.
Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmeden önce Cesaret Tepe, Bomba Sırtı, Merkez Tepe, Kırmızı Sırt ve Kanlı Sırt mevkilerinde Türk askerlerinin bulunduğu siperlere doğru açtıkları çok sayıdaki tünele, Mehmetçik’in kendilerine doğru baskın yapma olasılığı nedeniyle 15 ton dinamit yerleştiren Anzaklar, 20 Aralık 1915 tarihinde Cesaret Tepe’deki 3.5 ton dinamiti patlattılar.
Savaşın sona ermesiyle Mareşal Fevzi Çakmak’ın savaş anılarında anlattığı olayda, patlamanın ardından 9. Tümen’e bağlı 18. Alay Komutanlığı’ndan asker şehit düştü. Toprak altında kalan 14 Mehmetçik ise yoğun bir çabanın ardından kurtarıldı.
Kitaptaki iddiaya göre, savaştan sonra Gelibolu Yarımadası’nda 4 ayrı bölgedeki tünellerde yerin 5 ile 15 metre arasındaki derinliğe yerleştirilen 11.5 ton dinamit hala duruyor.

"DİNAMİTLERİN BULUNDUĞU BÖLGELER TEMİZLENMELİ"

Gelibolu Yarımadası Tarih Danışma Kurulu Başkanı, Çanakkale Savaşları Araştırmacısı ve Tarihçisi Kenan Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmeyi planlayan Anzaklar’ın, Arıburnu bölgesinden ayrılmadan önce, siperlerinin Mehmetçik tarafından işgal edilme olasılığına karşı Cesaret Tepe, Bomba Sırtı, Merkez Tepe, Kırmızı Sırt ve Kanlı Sırt mevkilerine çok sayıda tünel kazdığını ve bu tünellere toplam 15 ton dinamit yerleştirdiğini söyledi.
Anzaklar’ın Gelibolu Yarımadası’ndan çekilirken patlattığı 3.5 ton dinamitten geriye kalan 11.5 ton dinamitin ilk günkü gibi yerinde durduğunu ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
"Gelibolu Yarımadası turizme açıldığı ve yeni bir yol yapımı planlandığı için dinamitlerin bulunduğu bölgeler temizlenmeli.
Dinamitler, yerin 5 ile 15 metre altına gömülü vaziyette duruyor. Kanlı Sırt’tan Conk Bayırı’na giden yolun yenilenmesi planlanıyor. Patlamamış dinamitler, bu yol yapımı sırasında tehlike yaratabilir. Çalışma yapılırken bu durumun göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum."

ÇANAKKALE VALİSİ KIRLI

Çanakkale Valisi Orhan Kırlı, Gelibolu Yarımadası’nda savaştan kalma dinamit olduğu yolunda kendisine bir bilgi gelmediğini, ayrıca bu bölgede yol yapılacağına dair bir proje bulunmadığını bildirdi.
Vali Kırlı, yaptığı açıklamada, Gelibolu Yarımadası’nda yapılacak projeler öncesinde mutlaka etüt çalışması yapıldığını anımsatarak, "Özellikle söylemek istediğim, eğer Gelibolu Yarımadası’nda iddia edildiği gibi gerçekten dinamit varsa, sakıncası olsaydı şimdiye kadar ortaya çıkardı. Böyle bir tehlike, sadece orası için söz konusu olmayabilir. İngilizler, Seddülbahir tarafından çekildiler. Belki de onlar da böyle bir tedbir aldılar" dedi.
"Gelibolu Yarımadası’nda yaşanan savaşın üzerinden 93 yıl geçmiş. Eğer dinamit varsa, patlar da diyemeyiz patlamaz da diyemeyiz" diye konuşan Kırlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bence şimdilik endişe edilecek bir durum yok. Aradan 93 yıl geçmiş. 93 senedir bu topraklarda bir çok çalışma yapılmış. Eğer yol projesi yapılacaksa önceden tedbirini almak gerekir, bu da teknik adamların işidir.
Gelibolu Yarımadası’nda Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün herhangi bir yol planı ve düzenleme projesi söz konusu değil. Eğer olursa ona göre teknik çalışmalarını yaparlar. Gelibolu Yarımadası’nda dinamitler patlıyormuş izlenimi vermek yanlış olur."


 


 



















http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.