ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



 

 

ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 11.03.2010



Çanakkale Baro Başkanı Avukat Tülay Ömercioğlu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Halkla İlişkiler Topluluğu’nun organize ettiği “Savunuculuk” konulu eğitime katıldı. Başkan Ömercioğlu, kişilerin kendilerini savunurken kavga etmemeye, cümlelerini doğru seçmeye ve beden dillerini doğru kullanmaya dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.

Avukat Tülay Ömercioğlu, ÇOMÜ Halkla İlişkiler Topluluğu’nun davetlisi olarak, önceki gün, Çanakkale Belediyesi Meclis Salonunda, çok sayıda üniversite öğrencisinin katıldığı “Savunuculuk” konulu eğitimde konuşmacı oldu. Düzenlenen seminer Topluluk Akademik Danışmanı Gökhan Bayram ve Topluluk Başkanı Çağatay Değirmenci’nin kişilerin kendilerini savunmalarının önemine dikkat çektiği konuşmalarıyla başladı.

Seminerde konuşan Ömercioğlu, üniversite öğrencilerine, kendilerini savunuken dikkat etmeleri gereken hususlarda bilgiler verdi. Savunmada bakışların önemli olduğunu, hakaret etmekten kaçınılması gerektiğini belirten Baro Başkanı, savunmanın kutsal bir hak olduğunu belirtti. Devletin bu konuda maddi durumu yetersiz olanlara avukat tayin ettiğini, adalete güvenilmesi gerektiğini belirten Ömercioğlu önemli konularda da uyarılarda bulundu.

“Yargı Masraflı Bir Süreç”

Yargı sürecinin masraflı ve çoğu zaman uzun süren bir süreç olduğunu belirten Baro Başkanı, adalet huzurunda ifade verirken cümlelerin doğru seçilmesi gerektiği konusunda öğrencileri uyardı. Polis ile iletişimde taşkınlık yapmamak gerektiğini, hakimle konuşurken sadece sorulan sorulara kısa ve anlaşılır cevap verilmesi gerektiğini aktaran Ömercioğlu, kişilerin kendilerini savunurken beden dilerine dikkat etmeleri gerektiğinin de altını çizdi.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği ve birçok sorunun yöneltildiği seminerin sonunda değerlendirmede bulunan Topluluk Akademik Danışmanı Gökhan Bayram, gençlerin ve genel olarak toplumun kendini savunmakta yetersiz kaldığını, suçluların çoğu zaman savunma güçleri sayesinde suçsuzlardan daha güçlü olduğunu belirterek hakkını aramayan kişilerin önce haklarını ardından haklarıyla birlikte şereflerini de kaybedeceklerini belirtti. Programın sonunda Gökhan Bayram tarafından, Baro Başkanına teşekkür şilti takdim edildi. Baro başkanının, üniversiteliler arasında çektirdiği hatıra fotoğrafıyla toplantı sona erdi.


Dünyada ve Türkiye'deki Depremleri, Laboratuvarlarında Saniye Saniye Takep Ettiklerini Belirten Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (Çomü) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tolga Bekler, Elazığ'da Meydana Gelen Depremden Çanakkale'nin de Etkilenebileceğini Söyledi.

Karakoçan'da 6 büyüklüğündeki depremin meydana geldiği bölgenin yer etkinliğinin yoğun olduğu bir alan olduğunu kaydeden Bekler, sığ odaklı sarsıntının özellikle Başyurt Karakoçan ve Elazığ'da kuvvetlice, Giresun, Erzurum, Erzincan, Batman ve civarında hafif hissedildiğini vurguladı. Yaptıkları zemin etütlerine göre bu tür depremlerin Çanakkale'de de yaşanabileceği ve bir an önce önlem alınması gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Bekler, "Biga Yarımadası, Saroz Körfezi, Edremit ve Gelibolu açıkları, ülkemizde meydana gelen tüm depremlerden etkilenebilecek bir konumda. Bu sebeple 24 saat boyunca inceleme ve gözlemler yapıyoruz. Elde ettiğimiz bilgileri yetkililerle paylaşarak konuya dikkat çekmek istiyoruz. Yerel yöneticilerin daha duyarlı olması ve önlemler alması gerekmektedir." dedi. Elazığ'daki gibi depremlerin diğer bazı ülkelerde devamlı olduğunu fakat Türkiye'deki şekilde can kaybı yaşanmadığını ifade eden Tolga Bekler, "Bizim yapılaşmadaki eksikliklerimiz ve gösterdiğimiz önemin yetersizliği, üzüntüleri arttırıyor. Yerel yöneticilerin ve akademisyenlerin, bir araya gelip deprem senaryoları oluşturması, yapıları ve yapı denetim firmalarını tekrar gözden geçirmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

Depremin ilksel çözüm ve analizinin Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi tarafından yapıldığını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Bekler, şunları söyledi: ''2003'te Bingöl ve Pülümür, 2005 ve 2007 Sivrice-Elazığ, son yıllarda bölgede görülen önemli deprem etkinlikleridir. Bölge, genel anlamda Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonlarının kesişme noktası olarak nitelendirilir. Yoğun deformasyon ve buna bağlı deprem etkinliği sıkça görülmektedir. Elazığ'daki depremin, Bingöl-Karakoçan fayı olarak adlandırılan kırık sisteminin içinde meydana geldiği tahmin edilmektedir.''


TÜRKİYE’NİN İLK SAYISAL YAYIN KULESİ ÇANAKKALE’YE

Çanakkale Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ÇASİAD) Başkanı Hüseyin Yalman, Türkiye’de sayısal yayın uygulamasının Çanakkale’den başlayacağını bildirdi. Yalman bu haberi, Ankara ziyareti sırasında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kendilerine müjdelediğini söyledi.

ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman, yeni seçilen yönetim kurulu ile geçtiğimiz hafta Ankara’ya gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından izlenimlerini düzenlediği basın toplantısında anlatı. Yalman, Ankara’da, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, AKP Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve Müjdat Kuşku, MHP Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz, CHP Milletvekili Ahmet Küçük, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ve Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Elverdi’yi ziyaret ettiklerini kaydetti. Görüşmelerinde, Çanakkale Belediye Başkanlığı, Eceabat Belediye Başkanlığı, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, Çanakkale Ticaret Borsası, Çanakkale Turistik Otelciler Derneği, Alan Kılavuzları Derneği ve TÜRSAB Çanakkale Temsilcilerinin katılımlarıyla birlikte hazırlanan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkında yönetim yapısından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri konulu bir rapor sunduklarını bildirdi.

ÇASİAD Başkanı Hüseyin Yalman ilk ziyaret durağında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a milli parka gelen ziyaretçilerin mutsuzluğu, park alanı içerisinde yaşayanların getirilen kısıtlamalardan kaynaklanan mağduriyetleri ve yapılan yatırımlar sonucu kiralanan işletmelerden Çanakkale ekonomisine yeterli katkının alınamaması konularını anlattıklarını ifade etti. Bakan Günay da Çanakkaleli işadamlarına raporu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ileteceğini söyledi.

Yalman daha sonra konuk oldukları Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kendilerine önemli bir müjde verdiğini söyledi. Bakan Yıldırım’ın Türkiye’de ilk defa sayısal yayına Çanakkale’den başlanacağı ilettiğini belirten Yalman konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Bakan Binalı Yıldırım bizlere Türkiye’de ilk olarak sasısal yayın kulesinin Çanakkale’ye kurulacağını söyledi. Sayısal iletişim tekniği kullanılarak yapılan radyo ve televizyon yayıncılık hizmetlerinde, analog yayın sistemlerine göre ses ve resim kalitesinin üstünlüğü yanında çeşitli bilgilerin de eş zamanlı olarak ve daha ekonomik koşullarla program iletme olasılığı vardır. Bu konudaki araştırmalar başta ABD, Almanya ve İngiltere olmak üzere birçok ülkede yapılan fizibilite çalışmaları ve saha denemeleri sonuçları 21.yy’ da yeni yayın sisteminin sayısal yayın sistemleri olacağını göstermiştir. Sayısal yayınların şehrimizde uygulanması bizlere kaliteli yayınla birlikte, kafes anten kullanımını ortadan kaldıracaktır.”


Dünyadaki okur yazar olmayan 876 milyon kişinin 3'te 2'sini, mutlak yoksulluk sınırındakilerin ise yüzde 70'ini kadınlar oluştururken, parlamentolarda halen 36 bin 294 erkeğe karşılık 7 bin 793 kadın yer alıyor.
Türkiye'de ücretli çalışan kadınların en fazla istihdam edildiği sektörlerin başında yüzde 37.79 ile büro ve müşteri hizmetleri gelirken, kanun yapıcılar, üst düzey yöneticiler ve müdürler arasında kadın istihdamı oldukça düşük olduğu görülüyor.
Dünya kadınları hak mücadelelerinin 100. yılını kutlarken, toplumsal statü, gelir, eğitim ve sağlık imkanları, karar alma mekanizmalarında temsil gibi konulardaki yetersizlikler devam ediyor.
Araştırmalar, ekonomik faaliyet alanında eşitsizliklerle karşı karşıya kalan kadınların, benzer sebeplerle aile reisliği, mülk sahipliği, iş kurma ve yürütme gibi konularda erkeklerle eşit olmadığını ortaya koyuyor. Kadınlar dünya nüfusunun yüzde 50'sinden fazlasını temsil ettikleri, iş saatlerinin yüzde 66'sını doldurdukları halde, dünya gelirlerinin sadece yüzde 10'una, mülkiyetlerin de yüzde 1'ine sahipler.
Hala ilköğretim çağında olduğu halde eğitim görmeyen 130 milyon çocuğun, 3'te 2'sini kızlar oluştururken, okuma yazma bilmeyenler arasında bir erkeğe karşın iki kadın bulunuyor. UNESCO'nun saptamalarına göre, dünyadaki okur yazar olmayan 876 milyon kişinin 3'te 2'sini kadınlar oluşturuyor.
Kadının siyasete katılımı incelendiğinde, ulusal parlamentolarda da kadın sayısında artış olmasına rağmen bu konudaki gelişmenin oldukça yavaş ilerlediği görülüyor. 1945 yılında dünyada yalnızca 26 parlamentoda kadın varken ve parlamenterlerin sadece yüzde 3'ü kadınken, 1999 yılında 179 parlamentoda kadın parlamenterler yer alıyor ancak temsil oranları yüzde 13.2'de kalıyor. Parlamentolarda halen 36 bin 294 erkeğe karşılık 7 bin 793 kadın yer alıyor.
Yeryüzünde mutlak yoksulluk sınırındaki 1.5 milyar kişinin yüzde 70'ini kadınlar oluştururken, 700 milyon kadın yeterli yiyecek ve içme suyu ile sağlık ve eğitim hizmetlerinden mahrum bulunuyor.


ORGANLARI HAYAT VERECEK

Çanakkale’de beyin kanaması (subaraknoid kanama) sonucu tedavi için kaldırıldığı Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde beyin ölümü gerçekleşen emekli öğretmen Halil Özkan (57), iki böbreği ve karaciğeri ile 3 kişiye hayat verecek.

Çanakkale Merkez İlköğretim Okulu’nda uzun yıllar müdür yardımcılığı görevinde bulunduktan sonra Ömer Mart İlköğretim Okulu’nda Fen Bilgisi Öğretmenliği yaparken 2006 yılında emekli olan evli ve 2 çocuk babası Halil Özkan (57), 17 Şubat günü beyninde kanaması sonucu Çanakkale Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yoğun Bakım Servisinde tedavi gören Halil Özkan’ın 18 Şubat akşamı beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi, başka hastaların sağlığına kavuşmaları için örnek bir davranış sergileyerek emekli eğitimci Halil Özkan’ın organlarını bağışladı.
Çanakkale Devlet Hastanesi doktorlarından Organ Nakli Koordinatörü Azem Ülkü’nün, Organ Nakli Koordinasyon Bölge Merkezi ile yaptığı görüşmelerin ardından Bursa Uludağ Üniversitesinden bir ekip Özkan’ın organlarını almak üzere 19 Şubat gece yarısı saat 02.00’de yola çıktı. Sabaha karşı Çanakkale’ye ulaşan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, Üroloji Uzmanı Op. Dr. Serkan Doğan, Dr. Eray Gürsoy, Dr. Mutlu Kanat ve Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Dr. Salih Gülten saat 06.00’da ameliyata girdi. Saat 09.45’de sona eren operasyon ile yaşamını yitiren Halil Özkan’ın iki böbreği ve karaciğeri Uludağ Üniversitesi’ndeki 3 ayrı hastaya nakledilmek üzere alınarak götürüldü. Uludağ Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümünde görevli Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, organ nakli konusundaki duyarlılığından dolayı Çanakkalelilere teşekkür etti. Emiroğlu, “Türkiye’de organ bağışı konusunda henüz tam bilinç oluşmadı. Bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Ama Çanakkale organ bağışı konusunda çok duyarlı ve başarılı.
Organ bağışı alabilmesi bir hastanenin başarı kriterlerinden birisidir. Hem teknik anlamda, hem de sosyal anlamda gelişmişliğin bir göstergesidir. Bu nedenle organ bağışında bulunan aileye başsağlığı dilerken, bu iş için gönül veren herkese de teşekkür ediyoruz” dedi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Dr. Salih Gülten ise, “Bildiğiniz üzere öğretmenler yıldızlar kadar etrafını aydınlatır. Ama bu kez yıldızlara giderken çok büyük bir aydınlatma meydana getirdi. Bütün Türkiye’yi organ bağışına davet ediyorum” dedi. Çanakkale Organ Nakli Koordinatörü Dr. Azem Ülkü de, büyük bir duyarlılıkla başkalarına hayat vermek için Halil Özkan’ın organlarını bağışlayan aileye teşekkür etti. Organları bağışlanan Halil Özkan’ın kardeşleri Ragıp Özkan ve Remzi Özkan, Acil Servis önünde araca konulan ağabeylerinin organlarının bulunduğu kutulara son kez dokunarak gözyaşı döktü. Ragıp Özkan, “Ağabeyimiz sağlığında da vermeyi çok seven birisiydi. Biz de bunu düşünerek organlarını bağışladık. Ağabeyimizi kaybettik, biz üzüldük ama organlarının başka vücutlarda yaşayacağı için mutluyuz. Bu şekilde acımızın hafiflediğini düşünüyoruz” diye konuştu.


ÖMERCİOĞLU, “YARGI KENDİ ARASINDA İKİYE BÖLÜNMÜŞTÜR”

Baro Başkanı Avukat Tülay Ömercioğlu, Erzincan başsavcısı adına isnat edilen suçların, kişisel olmadığı, görev başında işlenen suçlar olduğunu söylyedi.

Ömercioğlu, Baro Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in görevden alınması ve sonrasında meydana gelen olaylar ile ilgili açıklamada bulundu. Ömercioğlu, yaşananların yargı ve ülke adına acı ve üzüntü verici olaylar olduğunu belirterek şunları söyledi: “Erzincan başsavcısı adına isnat edilen suçlar, gündemden izlediklerimizle edindiğimiz bilgiler neticesinde kişisel olmadığı, görev başında işlenen suçlardır. CMK 250. maddesi hükmünce yargılamanın Yargıtay’da yapılması gerekir. Bu gerçek ve doğru. Ancak CMK’nın 251. maddesi hiç kimse tarafından söylenmiyor. Özel suç-görev suçu ayırımı yapmadan,’katalog suçlar’ denilen belirli suçlarda soruşturmayı özel yetkili savcıların, yani olayımızda Erzurum savcılarının yapacağını belirtiyor! Bir savcının büyük infiallerle, baskın şeklinde, suç sabit değil iken, kaçma ihtimali bulunmayan bir gün önce ektin ve yetkili bir yerde görevli kişinin eylemleri sabit değil iken Türkiye Tarihinde bir ilki oluşturacak şekilde görevden alınması ne kadar doğru değil ise, aynı şekilde görevini ifa eden CMK 251. maddesi gereğince soruşturmayı yapmakla görevli savcıların da HSYK tarafından görevden alınması doğru değildir. Başsavcının görevi ile ilgili olsa da özlük işlemlerine haiz olsa da Özel yetkili savcılar soruşturmayı yaparlar, suç isnadında bulunurlar, tutukluluk gereken bir hususta mahkemeye talepte bulunurlar.
Mahkeme bunu kabul eder veya etmez. HSYK tarafından görev çerçevesinde görevini yerine getiren savcılar görevinden alınmışlardır. Bu savcıların görevden alınması demek de siz böyle hususlarda soruşturma yapmayın demektir. Dikkat çeken diğer bir olay ise Savcılar tutukluluk talebi ile mahkemeye müracaat etmişler, Ağır ceza Mahkemesi 3 lü heyet olarak tutukluluğu kabul etmiş, bu tutukluluğa itiraz edilmiş, aynı mahkemeye itiraz verilemediğinden diğer Ağır Cezaya Tutukluluğa itiraz gitmiş, burada da itiraz reddedilmiştir. Yargılamanın Yargıtay’da yapılacağı öngörülen hususta her iki Ağır Ceza da tutukluluğu kabul etmiştir.Yetki aşımı mevcut ise Yargılamanın yapılacağı yer olan Yargıtay’dır.Yargıtay’a dosya hazırlandıktan sonra gönderilir Ancak HSYK gözdağı verircesine CMK 251md gereğince yetkili olan savcıları görevden almıştır. Üzüntü ile söylüyoruz ki, Yargı kendisi arasında ikiye bölünmüştür. Ülkemizde hepimizin gözlemlediği, ülkenin asıl gündemi olan işsizlik, açlık sınırı bir kenara itilmiş, erkler arasında bir üstünlük savaşı başlamıştır. Bu gündemlerle halk oyalanmaktadır. Bu gündemlerle artık halk yorulmuştur. Bıkmıştır. Dış nifakların yapamadığı bölücülüğü, erkler birbirleriyle uğraşırken halk arasında iki kesim meydana getirmeyi başarılabilmiştir. Ülkede erkler ayrılığı mevcuttur.
Her erkin kendi görevini layığı ile yerine getirmesi gerekir.Vatandaş oylarıyla iktidarı veya muhalefeti oluşturmaktadır.Oylarıyla onlara yetki vermektedir.İktidar alt yapıyı hazırlamalı,ülkeyi dirlik ve düzen içinde tutmalı, yurt dışında en iyi şekilde temsil etmelidir. Muhalefet iktidarın eksiklerini göstermeli , iktidarı doğru yönlendirmeli, yol göstermelidir.Hepimizin her gece televizyonlarda haberlerde yaşadığımız mahalle kavgaları halkın karşısında yapılmamalı, tiyatro oynanmamalıdır.Her iki kesime de , görevini yapmak üzere halk oyunu vermiştir.Unutmamak gerekir ki halk ezilmişliği kadar kahredici, çoğunluğu kadar da öfkelidir. Yargı hukuk kurallarını harfiyen uygulamalı, hiçbir zaman yandaş olmamalıdır. Hukukun tarafı yoktur. Hukuk objektiftir. Yandaş yargı olamayacağı gibi, kanunları istediği yöne çekebilen yargı da olmaz. Gerek baro olarak, gerekse vatandaş olarak, Biz aslen tüm yetkinin halkta olduğunu hatırlatarak, sadece geçici sürelerle görevler verdiği kurum ve kuruluşları, erkleri, kendi görevlerini, görevleri çerçevesinde yapmaya davet ediyoruz”


İşe alınacaklar noter huzurunda yapılan çekilişle belirlendi. Şanslılar sevinde diğerleri ise yeni işsiz ve üzgün olarak evlerine geri döndü.

Türkiye İş Kurumu, Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nde 70 işçiyi istihdam edeceğini duyurdu. İşsizler Türkiye İş Kurumuna başvurdu.
Açıklanan başvuru rakamı Türkiye’deki işsizliğin fotoğrafını bir kez daha ortaya koydu. Çünkü 70 kişinin alınacağı işe 1250 kişi başvurdu. İşe alınacakların belirlenmesi için Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nde noter huzurunda kura çekimi gerçekleştirildi. Aralarında çok sayıda üniversite mezununun da bulunduğu işsizler ordusu büyük bir umut ile çekilişi beklemeye başladı. Ancak başvuru sayısının çok yüksek olması işsizlerin yeni iş umudunun azalmasına neden oldu. Başvuru sayısının çok yüksek olmasına tepki gösteren işsizler, “İşe 70 kişi alınacak. Ama başvuran sayısı 1250 kişi. Bu durumda hangi birimize şans gülecek merak ediyoruz. Ayrıca şanslıların da 6 ay çalıştıktan sonra yine işsizler ordusuna katılacak olması ayrı bir konu. Hükümet yetkilileri gelsin işsizlerin durumunu görsün” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Noter huzurunda yapılan çekiliş sonucu 5 ay 29 günlüğüne de olsa yeni bir işe kavuşmanın mutluluğunu yaşarken, evlerine elleri boş dönenler ise umutlarını bir başka sefere bıraktı. Çanakkale Orman Bölge Müdür Yardımcısı Adem Ekşi, işe alınacak 70 kişinin Çanakkale Merkez ve ilçelerdeki İşletme Müdürlüklerinde orman bakım çalışmalarında, yol kenar çalışmalarında, fidan dikimleri ve bakımlarında istihdam edileceklerini açıkladı. Ekşi, “Şanslı isimler 1 Mart 2010 tarihinde işe başlayacaklar ve 5 ay 29 gün süreyle istihdam edilecekler. Maaş olarak asgari ücret alacaklar. İşe alınacakların maaşları Türkiye İş Kurumu tarafından ödenecek. Ancak özlük hakları Orman Bölge Müdürlüğünde olacak” dedi.


İşadamları, Türk Hava Yolları yetkililerine, ayrıca Çanakkale-Ankara arasında da uçak seferi başlatılması taleplerini iletti.

Türk Hava Yolları Satış Pazarlama Sorumlusu Ozan Öztuna, Akif Demir ve Çanakkale Satış Trafik Sorumlusu Selim Samur ile Gelir Yönetim Memuru Derya Tiryaki, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulunu ziyaret etti. ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Tezcan, Çanakkale’nin çok önemli bir kent olduğunu ve THY seferlerinin devam etmesi gerektiğini söyledi.
Çanakkale’de ulaşımın hava yolu olmadığı zaman kara yolundan sağlandığını ve yolların durumunun da iyi olmadığını belirten Tezcan, “Yatırımcıları getirmeye çalıştığınız zaman, ‘şu yollar bitsin biz sonra gelelim’ diyorlar. RoRo seferlerini başlattık ve üç kere geldi, dördüncüsünde TIR’lar arıza yapmış, ‘biz şimdilik Çeşme’den devam edelim, siz yolları yapın, biz sonra sizin limanınızı düşünürüz’ dediler. Onun için şimdi yolları yaptırmaya çalışıyoruz. Çanakkale önemli bir yer ise THY'nin seferlerinin devam etmesi lazım. Dünyanın neresine giderseniz gidin, turizmin bir yerde geliştiğini görüyorsanız, ulaşımı uçakla çözmüşlerdir. Karayla gidilmesi mümkün olmayan yerlere uçakla ulaşım sağlıyorlar. Çanakkale’de de iç ve dış turizmin gelişmesi için bu seferleri yapmalıyız. Çanakkale dünya ve Türkiye’deki herkes tarafından görülmesi gereken önemli bir yer. Geleceği olan bir il.
Yol ve ulaşım problemlerinin çözülmesinin ardından, ağır sanayi ile değil, güzellikleri ile planlı bir şekilde gelişecek” dedi. Ziyarette, ÇTSO yönetim kurulu üyeleri, THY’nin İstanbul’a haftada 3 gün yapılan sefer sayısının 5 güne çıkartılmasını ve Ankara’ya da seferlerin başlatılmasını istedi. THY Satış Pazarlama Sorumlusu Ozan Öztuna ise, Çanakkale Havaalanına inebilecek uçakların filolarında sınırlı olmasının daha fazla sefer yapmalarına engel olduğunu belirterek, “Hava alanın uzatılması, iniş sisteminin yerleştirilmesi gibi bir takım altyapılar hazırlanabilirse, biz buraya daha fazla alternatif uçakla iniş yapabiliriz. Ancak şuanda Çanakkale Havaalanındaki teknik imkanlar ve müşteri potansiyeli bunun için yeterli değil” dedi. THY halen Salı, Perşembe ve Pazar günleri Çanakkale-İstanbul arasında sefer yapıyor. Uçak, İstanbul’dan saat 15.00’de, Çanakkale’den ise saat 16.45’de hareket ediyor.


Çanakkale- Bursa karayolunun 35 kilometrelik duble hale getirilen Çanakkale- Lapseki bölümünde kar ve yağmur yağışları sonrasında oluşan yüzlerce çukur kazalara davetiye çıkarır hale geldi. Özellikle Umurbey- Lapseki arasında oluşan derin çukurlar nedeniyle zor anlar yaşayan sürücüler bu duruma “Duble yolda duble rezalet” dedi.

Çukurlara en büyük tepkiyi de Lapseki- Çanakkale hattında çalışan minibüslerin sürücüleri gösterdi. İş bırakma eylemi yapmak isteyen minibüs sürücüleri Lapseki Kaymakamı Fahri Meral’le görüştü. Minibüs sürücüleri Kaymakam Meral’den çukurların kapatılacağı yolunda söz alınca eylemden vazgeçti.

Çanakkale’den Lapseki'ye otomobiliyle giden Mehmet Barış, yolun çok kötü durumda olduğunu kaydetti. Barış, “Çanakkale’ye giderken farım kırıldı. Sanayide değiştirdim, geri dönüyorum. Bu duble yol yeni yapıldı. Ancak hemen bozuldu. Bozulan yerlere uyarı levhaları da konmamış. Her an kaza olabilir. Zaten biraz önce yanımdan geçen bir otomobil çukurlardan kaçmak isterken bana çarpacak diye çok korktum. Yetkililer, bu yolu yapan müteahhidi cezalandırmalı. Hatta bu yolun müteahhidini alıp kendi arabasıyla burada onu gezdirmek lazım” diye konuştu.

ÖZEL İDARE İMKANLARIYLA YAPILMIŞTI
Çanakkale- Lapseki Karayolu'nun Çanakkale- Umurbey arasındaki bölümü 2008 yılı başında tamamlandı. Ancak Çanakkale’de duble yol çalışmalarının çok yavaş ilerlemesi sürekli eleştiri konusu olunca geriye kalan 14 kilometrelik Umurbey- Lapseki bölümü için Çanakkale Valiliği harekete geçti.Dönemin Valisi Orhan Kırlı, İl Özel İdaresi imkanlarının yanı sıra karayolları, DSİ, Orman Bölge Müdürlüğü gibi birçok kurumun iş makinelerini kullanarak 14 kilometrelik yolu duble yapmak için çalışmalara törenle start verdi. Mart 2008 tarihinde başlayan çalışmaların ardından duble yol geçtiğimiz yıl sonlarında tamamlandı. Ancak köprü ve sanat yapıları devam ettiği için Umurbey- Lapseki bölümünde duble yolda trafik tek şeritten verildi.


BOĞAZ KÖPRÜSÜNÜN YERİ NETLEŞİYOR!

Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün nereye yapılacağı yıllarca tartışıldı. Halen de tartışılmaya da devam ediyor.
Bugüne kadar hep köprünün Sarıçay-Kilitbahir arasına yapılacağı ifade edildi. Ancak, Çanakkale Belediyesine gönderilen, köprünün bağlanacağı otoyolların koridor sınırlarını gösteren harita Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün yeriyle ilgili ipuçları verdi.
CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, inceledikleri haritadan köprünün Nara Burnu ile Kilye Koyu’nun daha kuzeyindeki bir noktaya yapılacağı anlamını çıkardığını söyledi.

Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Ulaştırma Bakanlığından yetki almış olan Tekfen firması tarafından belediyeye gönderilen haritada, Çanakkale Boğaz Köprüsünün bağlanacağı otoyolların koridor sınırlarının yeşil bir hat ile gösterildiğini açıkladı. Başkan Gökhan, bu sınırlar içinde kalan imar planlarının ve üstünde olan tesislerin kendilerine bildirilmesi istendiğini belirterek, “Bu haritaya göre boğazın Anadolu yakasındaki sınırın bir ucu Ezine ilçesi Kumburun mevkiine kadar gidiyor.
Kuzey tarafında ki diğer ucu ise Lapseki ilçesine bağlı Çardak Beldesine kadar uzanıyor. Otoyol için Boğazın Avrupa yakasında belirlenen yeşil hat ise Eceabat ilçesi girişindeki Kilye Koyunda bitiyor. Köprünün hangi noktaya yapılıp da otoyola bağlanacağı henüz net değil. Ama bize gönderilen haritadaki yeşil hatta baktığımızda, otoyol sınırı Kilye Koyu noktasında bittiğine göre bu bağlamda köprünün Sarıçay ile Kilitbahir arasında olmayacağı noktasında bir öngörü yapabiliyoruz” dedi.
Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün Sarıçay ile Kilitbahir arasında olmasına karşı çıktıklarını belirten Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Nara Burnundan sonraki bir alanda köprünün olması bizim için en uygun yer. Çünkü Nara Burnundan sonra kurulacak bir köprü kenti rahatsız etmeyecektir. Köprü ve otoyollar ile ilgili çalışmalar Ulaştırma Bakanlığı tarafından devam ediyor. İlk defa böyle ciddi bir çalışmayla muhatap oluyoruz. En azından resmi bir girişim ve başlangıçtır.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da Çanakkale ziyareti sırasında bahsetmişti. Köprüyü 2023’te, Cumhuriyetin 100. yılına yetiştireceğiz demişti. Bu tempoyla devam ederse yetişeceğini umuyoruz” dedi. Öte yandan, Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan’ın Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu Projesi kapsamında Çanakkale Boğazı’na inşa edilecek köprü için belirlenen ilk güzergahın Sarıçay-Kilitbahir olduğunu belirtti. Ancak Turhan’ın Sarıçay-Kilitbahir olarak belirlenen yerde çevre ile ilgili, SİT alanlarıyla ilgili, Kültür ve Tabiat Varlıkları ile ilgili konular bulunduğunu, köprünün yerinin sağa, sola bir miktar kayabileceğini ve dolayısıyla boyunun da bir miktar artıp azalabileceğini belirtmesi, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan’ın köprünün yeriyle ilgili açıklamalarını desteklemiş oldu.
433 kilometre uzunluğundaki Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu Projesi kapsamında Çanakkale Boğazı’na inşa edilecek köprünün deniz uzunluğu bin 400 metre olacak. Çanakkale Boğaz Köprüsü, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet gibi asma köprü teknolojisiyle inşa edilecek. 3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli olacak. Köprünün maliyetinin 4,5 milyar dolar olması bekleniyor.


PARLAK BİR GELECEK HER ÇOCUĞUN HAKKI
EĞİTİME DESTEK PROJESİ TANITILDI

Eğitime Destek Programı, Yerel Gündem 21 Demokrasi Atölyesi’nde düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna tanıtıldı.

Proje ortaklarının yer aldığı basın toplantısında Eğitime Destek Programı Koordinatörü Emekli Öğretmen Sevgi Uluşal; Eğitime Destek Projesi; Çanakkale Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü,ÇOMÜ Eğitim Fakültesi ve Eğitim-Sen ortaklığı ve işbirliği ile gerçekleşmektedir. Yoksulluk ve yoksulluğa karşı duyarsız kalmamalıyız. Kimseyi dışlamadan ötekileştirmeden bu tür sosyal projeleri hayata geçirmeliyiz. Dezavantajlı durumda bulunan öğrencilerimize akademik ve kültürel anlamda hazırladığımız ders programları ile destek olacağız. Programdan yararlanmak için öğrencinin yada velinin form doldurup başvurması yeterlidir dedi.
“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ OLMAMALI”
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan tanıtım töreninde; Eğitime destek programı her şeyden önce kentteki fırsat eşitliğini geliştirmeye, kentsel sosyal adalete katkı yapmaya yönelik bir programdır. Yoksulluk ve yoksulluğun çocuklar için bir kader olmaması için kentimizde böyle bir projeyi hayata geçiriyoruz. Ben yerel yönetime talip olduğum zaman seçim kitapçığımda ve uygulayacağım çalışma programında kentteki çeşitli kurumlar ile işbirliği yaparak eğitim alanında çalışmalar yapacağımı belirtmiştim. Bu çalışma aynı zamanda Çanakkale’de ki kurum ve kuruluşların birlikte organize ettiği, kentlinin hazırlanmasına katıldığı Kent Eylem Planı’nın öngördüğü birçok sonucu kapsayan bir programdır. Bende çalışma programımı Kent Eylem Planını öngörerek yaptım. Eğitime Destek Programı ayın zamanda Birleşmiş Milletler Bin yıl Kalkınma zirvesinin hedefleri arasında da yer almaktadır. Bu nedenle Parlak bir gelecek her çocuğun hakkıdır. Kentte yaşayan herkesin temel eğitimini eksiksiz olarak tamamlaması, toplumsal ve bireysel olarak kentlileşme kültürünün gelişmesi ve evrensel değerlere uygun kentli kültürünün oluşması ve kentin kendi kaynaklarını yoksulluğu önleyici ve azaltıcı şekilde kullanılması eğitimde fırsat eşitsizliğine son verecektir dedi.
Daha sonra proje ortaklarından ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Dinçay Köksal, Milli Eğitim Müdür Vekili Mehmet Özer, Sosyal Hizmetler Uzmanı ve Toplum Merkezleri Müdürü Nigar Karacık, Eğitim-Sen Dönem Sözcüsü Güngör Güler ve Yerel Gündem 21 Genel Sekreteri İsmail Tümay birer konuşma yaparak, projeye verdikleri katkılardan dolayı mutluluk duyduklarını ifade ettiler.
Eğitime Destek Programı 5 Şubat 2010 tarihinde başlayıp 29 Mayıs 2010 tarihinde son bulacak. Programa Kent merkezi sınırları içinde ikamet eden, ücretli yada ücretsiz herhangi bir kursa devam etmeyen ilköğretim 4.5. ve 9. sınıf öğrencileri katılabilecek.


 


Ulaştırma Bakanlığı'nın gelecek yıl ihaleye çıkmayı planladığı Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu'nun en önemli kısmını oluşturan Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yapılacağı yerin Sarıçay-Kilitbahir olduğu belirtiliyor. 6 şeritli yapılması planlanan köprünün deniz üzerindeki bölümü bin 400 metre olacak.

ASMA KÖPRÜ OLACAK
Çanakkale Boğaz Köprüsü, toplam uzunluğu 433 kilometre olan Tekirdağ Çanakkale- Balıkesir Otoyol Projesi'yle birlikte Yap-İşlet- Devret (YİD) modeli ile ihale edilecek. Otoyol, TEM Otoyolu Kınalı Kavşağı'ndan başlayarak Tekirdağ'dan geçip Kilitbahir'den Çanakkale Boğazı'na ulaşacak. Avrupa yakasında Kilitbahir ile Anadolu'da Sarıçay arasına köprü yapılacak. Köprü, İstanbul Boğaz Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü gibi 'asma' olacak. Çanakkale Boğaz Köprüsü, 2 alternatifli olarak hazırlandı. Birinci alternatife göre, köprüden hem karayolu araçları, hem de trenler geçecek. İkinci alternatifte sadece karayolu araçları geçişi var. Tercihi ihaleye çıkıldığı dönemdeki ekonomik şartlar belirleyecek.
5 MİLYAR DOLARLIK PROJE
Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün 1400 metrelik bölümü deniz üzerinde olmak üzere toplam uzunluğu 2 bin 196 metre olarak planlandı. Köprünün bağlantı yollarıyla birlikte toplam uzunluğu 13.7 kilometreyi bulacak. Köprü üç gidiş üç geliş olmak üzere 6 şeritli olacak. Bağlantı yolu üzerinde 3 tünel yapımının da yer alacağı köprünün maliyetinin 600 milyon dolar civarında olması bekleniyor. İçinde Çanakkale Köprüsü'nün de yer alacağı 433 km.'lik Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu'nun maliyetinin 4.5-5 milyar dolar arasında olması bekleniyor.
İSTANBUL TRAFİĞİNE ÇÖZÜM
İstanbul'un trafik sorununa çözümün de parçası olan Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu Projesi, Avrupa'dan gelerek Ege ve Akdeniz'e gidecek trafiğin Çanakkale üzerinden geçmesini sağlayacak. Tekirdağ-Çanakkale- Balıkesir Otoyolu, Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde Gebze-İzmir Otoyolu ile birleşecek. Otoyol, İstanbul'un trafiğini rahatlatmak için yapımı planlanan bir başka proje olan 'Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. Boğaz Köprüsü' projesiyle bütünleşecek. Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu, Kınalı Kavşağı'nda Kuzey Marmara Otoyolu ile buluşacak. Otoyol doğuda bu yıl ihalesi 5.2 milyar dolara yapılan Körfez Geçişi ve Gebze-İzmir Otoyolu'na Balıkesir Savaştepe'de bağlanacak.
İKİ KEZ RAFA KALDIRILMIŞTI
İlk köprü düşüncesi, 1984-1989 yılları arasında ANAP döneminde gündeme geldi. 1994 yılında yeniden masaya yatırıldı. 1995 yılı sonlarında ihaleye çıkıldı. İhaleye 18 yabancı firma katıldı. İhaleyi kazanan firma, projenin fizibıl olmadığını düşünerek, projeden çekildi.


"ÖNCE VATAN" DEDİLER
Dünya liglerinin en önemli derbileri arasında yer alan Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında takımları için ter döken pek çok futbolcu, Çanakkale Savaşları'nda tek takım tek yürek olmuş ve ''Önce Vatan'' demişti.

Türkiye'nin şanlı tarihe sahip iki seçkin takımı Fenerbahçe ve Galatasaray arasında yapılan maçlarda son dönemde zaman zaman üzücü olaylar yaşansa da, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş mücadelesi sırasında Çanakkale'de, Conk Bayırı'nda, Gelibolu'da, sırt sırta savaşmış, birbirlerine siper olmuş, kanlarını bu ülke uğruna hiç düşünmeden helal ederek şehit düşmüş Fenerbahçeli ve Galatasaraylı futbolcular, yan yana, omuz omuza, belki de kefensiz birbirlerine sarılarak yatıyor.

17 Ocak 1909 tarihinde, şimdiki Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın bulunduğu ''Papazın Çayırı'' olarak adlandırılan yerde yapılan özel maçla başlayan 100 yıllık ezeli rekabetin iki takımının Kurtuluş savaşı yıllarındaki futbolcuları da taraftarları da ne sarı-kırmızı ne de sarı- lacivert takım bayraklarının değil, tek bayrak altında ''tek takım, tek yürek''tiler.
Bugün Gelibolu Yarımadası'ndaki şehitliklerde koyun koyuna yatan ''kahraman futbolcular'', geriye bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni bırakırken, ezeli rekabette ''kavga, çekişme, ne pahasına olursa olsun kazanma anlayışını'' reddederek, daha iyiye, daha güzele birlikte ulaşabileceğini en güzel şekilde gösterdiler.

ŞEREFLİ İDMANCILAR

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Esenkaya, yaptığı açıklamada, kayıtlara göre Çanakkale Savaşları sırasında Galatasaray'ın 17, Fenerbahçe'nin ise 5 futbolcusunun şehit düştüğünü söyledi.
Galatasaray'da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısının fazla göründüğünü, Fenerbahçe'ye ait kayıtların ise kulüp binasında çıkan yangında tahrip olduğu için şehit futbolcu sayısının tam olarak bilinemediğine işaret eden Esenkaya, ''Kaynak yetersizliği nedeniyle şehit futbolcu sayısının tespiti tam olarak mümkün olmuyor. Mevcut kaynaklar ise genelde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a ait'' dedi.
Esenkaya, savaşa giden futbolcuların şehit düşmesi veya gazi olması nedeniyle, kulüplerde futbolcu bulunamadığı dönemlerin yaşandığını, kayıpların ardından kulüplerin 15-16 yaşlarındaki çocuklardan takım oluşturup maçlara çıktığını ifade etti.


MÜTEAHHİT İFLAS EDİP GİTTİ

İntepe Varyantı ile ilgili yapılan viyadük projesinden de vazgeçildi “Zamanı geldiğinde ne yapacağımızı açıklarız”
İntepe Varyantı ile ilgili haberlerden büyük üzüntü duyduklarını söyleyen Karayolları 14. Bursa Bölge Müdürü, konunun yargıya taşınmasını da üzeri kapalı eleştirirken, zararın tanzim edilmesinin mümkün olmadığını şu sözlerle ifade etti “Müteahhit iflas edip gitti. Ortada yok.”

İntepe varyantının temizlenmesine rağmen bölgede hiç beklenmedik gelişmelerle karşı karşıya kaldıklarını da vurgulayan Karayolları Bölge Müdürü doğanın intikam aldığını yıllar sonra kabul ettiklerini belirterek “Kupkuru olan yerden şimdi su kaynıyor. Doğa kendi dengesi içersinde hareket ediyor. Ne yapacağımızı sormayın. Zamanı geldiğinde ne yapacağımızı açıklarız” dedi.
İntepe Varyantı için doğan viyadük ışığı da dün Koordinasyon Kurulu toplantısında yapılan açıklama ile söndü. Çanakkale Barosu tarafından yargıya taşınan İntepe Varyantıyla ilgili yargı süreci işlerken Karayolları 14. Bölge Müdürü dün hem viyadük hem de dava süreciyle ilgili açıklamalar yaptı
Milimetrik hata pahallıya mal oldu...
İntepe Varyantının mühendislik planıyla yapıldığını ancak milimetrik bir hesaplama yanlışlığı üzerine ağır bir faturayla karşılaştıklarını belirten Karayolları Müdürü, bütün bunlara bir de doğanın kendi dengesiyle yanıt vermesi üzerine beklenmedik bir doğaüstü durumla karşılaştıklarını söyledi. Karayolları Bölge Müdürünün “Kupkuru olan yerden şimdi su kaynıyor. Doğa kendi dengesi içersinde hareket ediyor.” Sözleri toplantıyı izleyen bürokratlar tarafından pür dikkat dinlendi. ‘Alternatif projeniz ne?” sorusuna Bölge Müdürü “Ne yapacağımızı sormayın. Zamanı geldiğinde ne yapacağımızı açıklarız” diye karşılık verdi..


Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ali Koçyiğit, İstanbul'da Yaklaşık 250 Yıl Daha Büyük Deprem Olmayacağını Fakat Saroz Körfezi'nde 7'lik Deprem Beklendiğini Söyledi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nce düzenlenen Aktif Tektonik Araştırma Grubu (ATAG) 13. Çalıştayı başladı.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Koçyiğit, ''Herkesin 10 yıldır konuştuğu İstanbul depremine sebep olacak fayın doğu tarafındaki hatta biriken enerji, 1999 depremiyle serbest bırakılmıştır. Artık 200-250 yıl büyük bir depreme yol açmayacaktır." dedi. Diğer hatta ise Saroz Körfezi'ne doğru bir durgunluk olduğunu belirten Prof. Koçyiğit, "Bu hatta son deprem 1766 yılında olmuş. Demek ki 15 yıl içinde bu üç segmentte 7 büyüklüğünde deprem bekleniyor.'' şeklinde konuştu.

Türkiye'de yer bilimlerinin 60 yıllık geçmişe sahip olduğunu, 30'un üzerinde uzmanlık alanında önemli mesafe katedildiğini hatırlatan Koçyiğit; Marmara, Biga ve Gelibolu Yarımadası'nda son 100 yılda yaşanan yaklaşık 30 depremle ilgili bilgi verdi. Ulubat Gölü'nden İnegöl'e kadar devam eden bir alanda 1855'te büyük bir deprem olduğunu ifade eden Ali Koçyiğit; İznik, Bandırma, Edremit Körfezi ve Sarıköy'de de önemli hatlar bulunduğunu, bunların 500 yıldır ciddi bir depreme yol açmadığını vurguladı.

Buralarda büyük bir deprem olabileceğini hatırlatan Prof. Koçyiğit, Yenice-Gönen uzantısının 1953 yılında büyük bir depreme yol açan yapı olduğunu söyledi. Bu yapının üzerinde 1 santimetrelik hareketlilik görüldüğünü, bunun 100 yılda 1 metre ve 500 yılda 5 metreye denk geldiğini hatırlatan Koçyiğit, ortalama 400 veya 500 yılda 7 büyüklüğünde bir deprem oluşturabilecek potansiyel bulunduğunu ve Çanakkale'yi de etkileyebileceğini sözlerine ekledi.


 


Çanakkale Belediyesi Çanakkale Devlet Hastanesi yerinin Toki’ye verilerek konut yapılacağına yönelik çıkan haberler üzerine, yerel seçimler öncesi Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na başvurarak Çanakkale Devlet Hastanesi binasının Cumhuriyet Dönemi eseri olduğunu savunmuş ve tescil edilmesini istemişti.

Çanakkale Belediyesi’nin başvurusu üzerine Kültür veTabiat Varlıkları Koruma Kurulu Çanakkale Devlet Hastanesi binasını Cumhuriyet Dönemi eseri olarak tescil etmiş ancak daha sonra vermiş olduğu bu kararı gerekçesiz değiştirerek tescilden vazgeçmişti.
Verilen kararın tekrar Koruma Kurulu tarafından bozulmasına sert tepki gösteren Belediye Başkanı Ülgür Gökhan kent kültür mirasına sahip çıkacağını ve konuyu her platformda dile getirececeğini belirtip, hukuçular kanalıyla yargıya başvurdu.
Bunun üzerine İdare Mahkemesine açılan dava sonuçunda, İdare Mahkemesi Çanakkale Belediyesi’ni haklı bularak, iptali istenen Koruma Kurulu kararının yürütmesini durdurdu.
İdare Mahkemesi’nin 2009/367 esas no’lu kararına göre;” Çanakkale İli, Merkez, Arslanca Mahallesi, 35L-4C pafta, 365 ada, 138 sayılı parselde Maliye Hazinesi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan Çanakkale Devlet Hastanesi’nin, Cumhuriyet Dönemi Mimarlığının birinci dönemden ikinci döneme geçiş yıllarında yapıldığı, kentin ilk Devlet Hastanesi olduğu ve civarında tescilli Halkbahçesi ve Cumhuriyet ilköğretim okulu gibi taşınmazların bulunması nedeniyle alandaki bütünlüğün bir parçası olduğu, 2863 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddeleri doğrultusunda tescil edilerek koruma grubunun 2. grup olarak belirlenmesine dair 21.02.2009 gün ve 4204 sayılı koruma Kurulu kararında oluşan eksikliğin giderilmesi aşamasında da bu hususların aksini ortaya koyan inceleme, araştırma, bilgi ve belgelerin de bulunmadığı anlaşıldığından, 2863 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddesi kapsamında bulunan davaya konu yapının Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı örneği ve geçiş dönemi yapılarından olmadığından bahisle tescil edilmesine gerek olmadığı yolunda tesis olunan 27.05.2009 gün ve 4308 sayılı Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararında hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
İdare Mahkemesi vermiş olduğu ve bu karar ile Çanakkale Devlet Hastanesi binasının Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı Örneği ve Geçiş Dönemi Yapılarından ve bu nedenle koruması gerekli bir kültür varlığı olduğunu kabul etmiştir.


Çanakkale'nin en önemli tarihi yerlerinden biri olan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda son 40 yılda meydana gelen 239 yangında 14 bin 89 hektar alan zarar gördü.

Gelibolu Yarımadası'nın ciddi olarak sayılabilecek ilk büyük yangını 1968 yılında meydana geldi. Anız yakma nedeniyle çıkan yangın sonrası bölgede 180 hektarlık orman alanı yok oldu. Daha sonrasında 1968 ile 2008 yılına kadar geçen 40 yıllık zaman zarfında Gelibolu Yarımadası'nda Orman Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre sadece 1982 yılı yangınsız geçti.

Aynı kayıtlara göre bölgede çıkan bin hektar ve üzeri en büyük yangınlar şöyle sıralanıyor: "1964 yılında çıkan 12 adet yangında 2 bin 453 hektar, 1986 yılında 8 adet yangında bin 250 hektar, 1994 yılında 4 adet yangında 4 bin 201 hektar ormanlık alan zarar görürken aynı yangında dönemin Çanakkale Orman Bölge Müdür Talat Göktepe, alevler arasında kalarak hayatını kaybetti. Yarımadada şehitlikleri ve dışında kalan bölgeleri de kapsayan bölge 100 hektar ve üzerinde çıkan yangın sayısı ise 15 adet olarak yer alıyor. Yapılan olay yeri incelemelerinde kesin kanıta varılarak bölgede çıkan yangınlardan 8 tanesi ihmal ve dikkatsizlik, 4 tanesi sigara izmariti, 3 tanesi Anız, 2 tanesi elektrik nakil hatları ve 2 tanesi de yıldırım düşmesi olarak kayıtlara geçti."

1973 yılında Milli Park ilan edilen Gelibolu Yarımadası'nın yaşayan köylülerin yangınlara eskiye oranla daha dikkat ettiklerini belirten yetkililer, Milli Park ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin yılmadan ve usanmadan köyleri gezerek çiftçileri bilgilendirmesinin birçok yangının büyümeden önlendiğini söyledi.

2009 yılında 5 yangın ihbarı alındığını hatırlatan yetkililer, bölge konuşlandırılan hava araçlarının hemen bölgeye sevk edilmeleri ile yangınları büyümeden söndürdüklerini, en son Cennetkoy mevkiinde çıkan yangında 10 hektarlık alanın zarar gördüğünü ifade etti.


 

















http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.