ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



TURİZM HABERLERİ                                                                                                                                                                                       Son Güncelleme : 11.10.2017



     


Tarihi geçmişi antik döneme kadar uzanan, asırlık çam ağaçlarıyla bezeli Kaz Kazdağları'nın yamacında kurulan Adatepe Köyü, son yıllarda kentten köye göçün simgelerinden birine dönüşürken, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan, bölgenin kış turizmi için hazır olduğunu söyledi.
Büyük şehirlerdeki stresten ve koşuşturmadan uzaklaşmak isteyenlerin, coğrafi konumu, temiz havası ve doğal güzellikleri nedeniyle tercih ettiği Adatepe Köyü, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi, Küçükkuyu beldesi sınırlarında yer alıyor. Ege Denizi'nin doğu kıyısında, Kazdağları'nın batı yamacında ve Edremit Körfezi'nin kuzey ucunda bulunan köy, İlyada Destanı'nda Gargaros olarak adı geçen bölgede kurulu. Yüzyıllardır yerleşik yaşamın aralıksız olarak devam ettiği köy Truva, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı egemenliğinin izlerini taşıyor.
Son yıllarda yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görmeye başlayan Adatepe Köyü ve Zeus Altarı, seyahat acentelerini ve bölge halkını ekonomik bakımdan mutlu ediyor. Yaz tatili sezonunun dışında kış turizmi için de hazırlıklarını tamamlayan bölgedeki turizm işletmecileri, yerli ve yabancı turistleri kış aylarında da bölgeye bekliyor. Kazdağları'nın görülmeye değer nadide mekanları arasında olan Adatepe Köyü ve Edremit Körfezi'nin en iyi seyir tepesi olan Zeus Altarı ile ilgili açıklamada bulunan Küçükküyü Belediye Başkanı Cengiz Balkan, turistlik tesislerin kış sezonu için hazır olduğunu vurguladı.
Başkan Balkan, "Ege'nin başladığı yer olan Küçükkuyu'dan merhabalar. Bin yıldır yaşamın sürdüğü önemli turistlik yerlerden bir tanesidir beldemiz. Beldemiz sakinlerinin ağırlıklı kısmı, Adatepe ve Yeşilyurt köylerinden 1940 yıllarından sonra gelen hemşerilerimiz ile yaşam buluyor. Adatepe Köyü, Rumlar ve Türklerin uzun yıllar bir arada yaşadığı tarihi bir köyümüz. Burası Türkiye'nin bir değeridir. Halen baktığımızda Rumlardan kalan bir çok yapıyı görme şansı yakalıyorsunuz. Rumlar ve Türkler yüzyıllar boyunca barış içinde yaşamış. 1924 yılında mübadele anlaşmasıyla buradaki Rumlar adalara göçtü. Adalardaki Türkler Adatepe Köyü'ne yerleşti.
Fakat bir çok kültür hala bölgede yaşatılıyor. Son 20 yılda burası özellikle İstanbul'dan gelen misafirlerimizin ilgisini topluyor. Gelen misafirler oradan konut alıyor ve binaları restore ediyor. Köyün bir diğer özelliği de Zeus Altarımız. Mitolojide, Zeus'un Troya Savaşı'nı bu tepeden izlediği rivayet ediliyor. Edremit Körfezi'nin hakim bir tepesidir. O tepeden Körfezin tamamını izlemek mümkün. Bir çok ulusal basında, Türkiye'de mutlaka gezilip görülmesi gereken ilk 10 yer arasındadır bu bölgemiz. Bölgemizin kış turizmine açılabilmesi için, özellikle beldemizdeki butik işletmeler ve diğer turizm işletmeleri hazırlıklar yaptılar. Isıtma sistemleri ile birlikte kış turizmine hazırlanan bölgemiz, kış aylarında da ilgi görmeye, yerle ve yabancı turistleri kendine çekmeye başlıyor. Tüm misafirlerimizi beldemize ve özellikle Adatepe Köyümüz ve Zeus Altarı'nı ziyaret etmeye davet ediyoruz" dedi.


 



Milli Tarım Projesinin Organik Tarım bileşeni kapsamında Organik Tarımın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması amacıyla, Gökçeada ve Bozcaada’nın da “Organik Tarım Adası” olarak planlanması halinde adalara getireceği avantajlar ve dezavantajlar hakkında bilgilendirme toplantısı Çanakkale’de yapıldı.
Toplantıya; Vali Orhan Tavlı, Gökçeada Kaymakamı Muhittin Gürel, İl Genel Meclis Başkanı Ömer Şahin, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Erdem Karadağ, Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Organik Tarım Şube Müdürü Hasan Yılmaz, Bakanlık yetkilileri, İlgili Oda ve birlik başkanları, İlgili kurum temsilcileri ve üreticiler katıldı. Program, Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Erdem Karadağ tarafından “ Organik Tarım Havzası” bilgilendirme sunumu ile başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında görevli Ziraat Mühendisi Hülya Erdemir Yağlı tarafından “Organik Tarım Havzası” hakkında yapılan konuşmanın sonrasında Vali Orhan Tavlı’nın konuşması ile devam etti.
Gökçeada ve Bozcaada hem tarım yönünden hem de turizm yönünden en önemli iki ilçemiz ve adamız olduğunu ifade eden Vali Orhan Tavlı, “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızca, 2017’nin ikinci Altı Aylık Eylem Planında Gökçeada ve Bozcaada ilçelerimizin organik tarım adası ilan edilmesiyle ilgili çalışma yapılması planlanmış.”
GÖKÇEADA VE BOZCADA TARIM VE TURİZM YILDIZI OLACAK
Çanakkale’nin bir tarım şehri olduğunu dile getiren Vali Orhan Tavlı konuşmasına şöyle devam etti: “ Bakanlık temsilcisi arkadaşlar burada bir etüt çalışması yapacaklar. Etüt çalışması öncesinde sizlerle birlikte olup fikir alış verişinde bulunmak istiyorlar. Ankara’daki bürokraside Çanakkale’nin akla gelmesinin sebebi de bizim çiftçimizin organik tarım konusunda bilinçli olması. Hepimizin de bildiği gibi halkımızın alım gücü arttı. Tüketici artık bilinçli, öyle olunca raflarda organik ürünleri tercih etmekte. Tabi bizler de Çanakkale olarak buradaki ekonomik alandan daha fazla nasıl üreticimizi nasiplendiririz. Bunun çabası içerisindeyiz.
Özellikle bugün burada Gökçeada dile geldi. Gördüğümüz kadarıyla Gökçeada’da organik tarım yönünde bir çalışma var. Özellikle hayvancılık ve zeytincilik güzel görünüyor. Ada da su problemi de yok, bunlar adanın artıları.
Benim öngörüm Gökçeada’nın, önümüzdeki 5 yıl içerisinde özellikle tarım ve turizm alanında yıldızının parlayarak, lokomotif bir ilçe olacağını düşünüyorum. Bu nedenle Özellikle organik tarımla ilgili yatırım yapmak isteyen yatırımcılara her türlü kolaylık Çanakkale Valiliğimiz tarafından gösterilecektir. Bunun bilinmesini istiyorum. Gökçeada’nın organik havza ilan edilmesi ile ilgili katılımcıların görüşleri önemli görüşlerinizi almak istiyoruz. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.” dedi. Toplantı katılımcılarla görüş alışverişinde bulunulması ve yapılacak çalışmaların değerlendirilmesi ile son buldu.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2017 yılı “İkinci Altı Aylık Eylem Planı” kapsamında Gümüşhane, Bayburt, Rize, Artvin, Tunceli, Hakkâri, Şırnak, Siirt illerinin “ Organik Tarım İlleri” ve Gökçeada ve Bozcaada’nın da “Organik Tarım Adası” ilan edilmesi planlanıyor. Bu kapsamda Çanakkale ilinde Gökçeada ve Bozcada ilçelerinde bulunan Sivil toplum Kuruluşları ve üreticiler tarafından bu iki adanın Organik Ada ilan edilmesi durumda avantajları ve dezavantajları değerlendirilip bu ilçelerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılacak etüt çalışmalarının sonunda organik ada ilan edilip edilmeyeceğine karar verilecektir.



Truva'ya Uzak Doğulu turist ilgisiÇANAKKALE merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içinde 5 bin yıllık geçmişe ışık tutan Truva Ören Yeri, Uzak Doğu ülkelerinden gelen turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. aylarıyla birlikte ziyaretçi yoğunluğu yaşaann antik kenti, ilk 5 ayda 98 bin 330 turist ziyaret etti. Çinli turistlerde antik kente büyük ilgi gösterdi.
UNESCO'nun 1998 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aldığı 5 bin yıllık bir medeniyete ev sahipliği yapmış, 10 yıl süren savaşlar, yangınlar ve depremlerle defalarca kez yıkılıp yeniden kurulmuş olan Truva Antik Kenti, Çanakkale'nin turizmdeki lokomotifi olmaya devam ediyor. Truva Ören Yeri, 500 bine ulaşan yıllık ziyaretçi sayısı ortalamasıyla hem Çanakkale, hem de Türkiye için çok önemli bir destinasyon merkezi oluyor.
Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından 1873 yılında yurt dışına kaçırılan hazinelerin önemli bölümü Rusya'nın Moskova kentindeki Puşkin müzesinde sergilenmesine rağmen, girişteki sembolik tahta atı ve 9 ayrı katmandan günümüze ulaşan kalıntılarıyla Truva, dünyanın farklı kıtalarından pek çok turistin ilgisini çekiyor. Bu özelliği ise Truva'ya olan ilgiyi hiçbir zaman bitirmiyor. Batılı turist ziyareti sayısında son yıllarda düşüş gözlense de Uzak Doğu ülkelerinin Truva'ya olan ilgisi azalmıyor. Japonya, Kore, Tayvan ve Çin başta olmak üzere pek çok ülkeden binlerce turist antik kenti gezmeye geliyor.
2018 TRUVA YILI
Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz, 2018'in Truva Yılı ilan edildiğine de dikkat çekerek, "Devletimiz 2018 yılını Truva Yılı olarak ilan etti. Bu anlamda Bakanlığımız, Valiliğimiz ve Müdürlüğümüz olarak, sektördeki diğer paydaşlarla Truva Yılı için sempozyum, panel, konferans, sergi, festival gibi bir takım etkinlikler ile hazırlıklarımızı yapıyoruz. 2018 yılında bu tür etkinliklerle Truva'nın tanınırlığını ve bilinirliğini arttırmış olacağız. Çanakkale turizmde alanında marka bir kenttir. Ülke olarak, Cumhuriyetin kuruluşunun 100'ncü yılı olan 2023'te 50 milyon turist, 50 milyar dolar gelir hedefliyoruz. Bu gelirden Çanakkale'de kendi payına düşeni alacak potansiyele sahip" dedi.



Hollywood sinemasının Oscar ödüllü ünlü oyuncusu Nicole Kidman'ın, Türk turizminin tanıtımı amacıyla yaptığı açıklamalarda ön plana çıkardığı Gelibolu vurgusu, Çanakkale'de ve tarihi yarımadada karşılık buldu.
Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar, yaptığı açıklamada, bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerden, "Türkiye'de nerede tatil yapmak istersiniz?" sorusuna Kidman'ın, "Ortak bir tarihi paylaşıyoruz, o yüzden ben en çok Gelibolu'yu görmek istiyorum" yanıtını verdiğini öğrendiklerini söyledi.
Gelibolu'nun değerinin gün geçtikçe arttığını ifade eden Özacar, şöyle konuştu:
"Tarihteki ağırlığı bir kez daha ortaya çıkıyor. Kidman'ın ortak tarih vurgusu önemli. Bu çok güzel gurur verici bir değerlendirme. Bizler o bölgede yaşanan acıları ama daha sonrasında oluşan dostlukları asla unutmuyoruz. Diliyoruz ki orada gelişen dostluk anlayışı tüm dünyaya yayılsın. Bu konuda kim biraz elini uzatırsa biz bunu bir gurur vesilesi olarak görürüz. Nicole Kidman'ı Gelibolu'da görmekten çok büyük mutluluk duyarız. İnşallah en kısa sürede resmi davet mektubu göndereceğiz."
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Çanakkale-Körfez Bölgesel Yürütme Kurulu (BYK) Genel Sekreteri ve Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çelik ise ünlü oyuncu Kidman'ın açıklamalarının Türk turizmine katkı sağlayacağını belirtti. Bu haberleri gördüklerinde gerek kent, gerekse ülke turizmi adına mutluluk duyduklarını dile getiren Çelik, Kidman'ın Avustralyalı olduğunu ve bu ülke ile 102 yıl öncesine dayanan ilişkilerin bulunduğunu hatırlattı.
"Bir haykırıştır"
Kidman'ın "Gelibolu'yu görmek istiyorum" açıklamasının önemli olduğuna işaret eden Çelik, şöyle devam etti: "Çanakkale'nin kıymetini, geçmişini, tarihini yurt dışında yaşayanlar, Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, İngilizler ve Avrupalı vatandaşlar en az bizim kadar biliyorlar. Nicole Kidman'ın böyle bir açıklamada bulunması bizi böyle bir dönemde inanılmaz mutlu etti. Türkiye aleyhinde istenildiği kadar yurt dışında kara propagandalar yapılsın, bu açıklama aslında bunlara bir haykırıştır, bir sestir. Kidman, aslen Avustralyalı. Bizlerin Avustralya halkıyla 1915'ten kalma ortak bir tarihimiz var. Avustralya halkıyla böyle bir geçmişe sahibiz. İstanbul yerine Çanakkale'ye Gelibolu'ya gitmek isterim diye ifade etmiş. Kendilerini biz de Çanakkaleliler olarak, Çanakkaleli turizmciler olarak Çanakkale'ye davet ediyoruz."
Bo Derek gelmişti
Nicole Kidman'ı en kısa sürede Çanakkale'de görmek istediklerini belirten Çelik, "İsterse Truva Antik Kenti'nden Gelibolu Yarımadası'na kadar pedal çevirebilir, bisiklete binebilir. İsterse Gelibolu Yarımadası'ndaki Gelibolu Maratonu'na katılıp koşabilir. İsterse Assos ve Truva antik kentlerimizi ziyaret edebilir. Dolayısıyla bizim burada o kadar çok büyük bir zenginliğimiz var ki saymakla bitiremeyiz." dedi.
Çelik, Nicole Kidman gibi bir ismin Çanakkale'ye gelmesinin, kentin tanıtımına büyük fayda sağlayacağını vurgulayarak, "Geçmişte Bo Derek, Çanakkale'yi ziyaret etmişti ve Çanakkale Boğazı'nda yüzmüştü. Bu ziyaret Çanakkale'nin tanınırlığını artırmıştı. Kidman da bu güzel tarihi şehri mutlaka gelip görmeli." diye konuştu. Çelik, ÇTSO'da konuyu gündeme getireceklerini, Valilik ve Belediye ile konuyu görüşüp Kidman'ı resmi olarak Çanakkale'ye davet edeceklerini sözlerine ekledi.



Çanakkale'deki turizmci iş adamları, 5 bin yıllık geçmişe sahip Troia Antik Kenti'nin, UNESCO Dünya Mirası listesine girmesinin 20. yılında "2018 Troia Yılı" olsun
 talebinde bulundu.

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Kongre ve Fuar Merkezinde düzenlenen toplantıya, ÇTSO Başkan Yardımcısı Selçuk Semizoğlu, yönetim kurulu üyeleri ve Turizm Komitesi üyeleri Armağan Aydeğer ile Kemal Pazarbaşı katıldı. Armağan Aydeğer, toplantıda, Troia Antik Kenti hakkında bilgi vererek "2018 Troia Yılı" olsun taleplerini ve gerekçelerini anlattı.
Troia'nın 5 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Aydeğer, 2018 yılının, Troia Antik Kenti'nin UNESCO Dünya Mirası listesine girmesinin de 20. yılı oluğunu söyledi. Aydeğer, bölgesel ve küresel olumsuzlukların gölgesinde, ülke turizminin her geçen gün kan kaybettiğini ifade ederek Türkiye aleyhine gerçekleştirilen haksız kara propagandanın ülkenin imajını zedelediğini kaydetti. Bu dar boğazı aşmak için dünya genelinde kabul gören evrensel bir iletişim aracıyla stratejik bir turizm atılımı hamlesine ihtiyaç duyduklarını anlatan Aydeğer, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Olumsuz propagandanın kaynağı maksatlı bazı dış çevreler olabilir. Diğer taraftan bu propagandaya maruz kalan yurt dışındaki turist üzerinde, aksi yönde iletişim kurulmadığı müddetçe olumsuz algı güçlenecektir. Turizmdeki bu olumsuz algıyı ortadan kaldırmanın ana yolu, dünya genelinde çok önemli marka değeri karşılığı olan Troia'nın varlığı ile güçlü evrensel değerleri üzerinden güçlü bir iletişim kurgusuyla geliştirilecek uluslararası kültür ve turizm tanıtım ve etkinlik atağı olabilir. Bu nedenle 'Uluslararası Troia Yılı' algısı, Türkiye turizminin eskisinden daha güçlü günlerine geçişinde çok önemli bir stratejik iletişim aracı olabilir."
Toplantıda, Troia Müzesi'nin açılışının 2018 Troia Yılı talebiyle ilişkilendirilmesi, "UNESCO Konferansı, Uluslararası Müzeler Birliği (ICOM) toplantısı, dünya arkeoloji müzeleri toplantısı, dünya turizm buluşması" gibi uluslararası etkinlikler yapılabileceği de belirtildi.



The New York Times, okurları için '2017'de Gidilmesi Gereken 52 Yer'in listesini yayınladı. Liste de Türkiye'den Bozcaada da girdi.
Bozcaada için 'şiddetin uğramadığı yer' dedi.

ABD'nin en saygın gazetelerinden The New York Times dünyada tarih, kültür, mimari, gastronomi, spor ve doğal güzellikler gibi farklı alanlarda öne çıkan turizm destinasyonları gazete okuyucularıyla paylaştı. Listede Türkiye'den Bozcaada da vardı.
Bozcaada ile ilgili 'Türkiye'yi görmek için yavaş tempolu bir yol' başlıklı yazıda, 'Çanakkale Boğazı'ndaki bir adanın bu rüzgar sarılı şeridi, İstanbul'dan Çanakkale'ye 50 dakikalık bir uçak yolculuğu ve ardından Geyikli-Bozcaada feribotunda gevşek feribot yolculuğu ile ulaşılıyor. Şiddet olayları ile gölgelenen ülkede, şiddetin uğramadığı bir yer.
Bozcaada, mütevazı boyutlarına rağmen, yaygın olarak bilinen Corvus da dahil olmak üzere altı bağbozumu evini barındırıyor. Asmaların ötesinde, koy, antik kalıntılar, iki kumsal ve latte renkli Osmanlı kalesi var. 2015'te trafiğe kapatıldığı için Arnavut kaldırımı ada merkezinde bile daha da yumuşatıyor' denildi.



Troya Antik Kenti girişine 50 milyon liralık harcamayla yapılan "Troya Müzesi" ile "Hamidiye Tabyaları"ndaki yapım ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla, Çanakkale'nin muazzam bir kültür mirasına kavuşacak.
UNESCO tarafından 1998'de Dünya Kültür Mirası Listesi'ne dahil edilen Troya, dünyada birçok kişinin,ş kültürel kulağı açık her insanın bildiği özellikte olan bir yer, tarihi bir mekan. Çanakkale'nin binlerce yıl öncesindeki hatıralarını barındıran bir yer.
Maliyeti 50 milyon lirayı bulacak Troya Müzesi, 3 bin metrekarelik sergi salonları dahil 10 bin metrekare kapalı alandan oluşacak.
Hamidiye Tabyaları
Sultan 2. Abdülhamid'in emriyle 1892 yılında Mareşal Asaf Paşa tarafından inşa edilen Hamidiye Tabyaları'nın, Çanakkale Boğazı'nın kenarında yer alan çok güzel ve önemli bir alan.
Kültür ve Turizm Bakanlığının ihalesiyle 17 milyon liralık ödenekle 105 dönümlük alanda başlatılan çalışmalar sürüyor. Çanakkale Deniz Savaşları sırasında boğaz savunmasında kullanılan 10 bonet (tabya) bulunuyor. 2013'ta başlanan çalışmalar ile ayağa kaldırılan Hamidiye Tabyaları'nın restorasyonunda son aşamaya gelindi. Çevresindeki büyük alan ile beraber, bir kültür, kongre, eğlence bir hatıra mekanı haline gelecek. Oradaki bütün sergilerin, düğünlerin, toplantıların yapılacağı hale gelecek.



Ticaret ve Sanayi Odası'nın düzenlediği toplantıda bir araya gelen turizm temsilcileri kentteki turizm faaliyetlerinin tek elden yönetilmesi için şirket kurulması çalışmalarını masaya yatırdı.
Turizme yönelik devlet desteklerinin kapsamının genişletilmesi, Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından açıklanan destek programlarının, bölge turizminin rekabet gücünü arttırması amacıyla, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin yenilenmesi ile Çanakkale'de yürütülen turizm faaliyetlerinin tek elden yönetilmesine yönelik şirket kurulması çalışmaları ele alındı.
ÇTSO tarafından yapılan turizm çalışmaları hakkında bilgi veren Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin, "Yönetim Kurulu olarak Çanakkale'nin öncelikli sektörleri arasında yer alan turizm sektörünü önemsemekteyiz. Oda olarak bu kapsamda bölgemizin tanıtımına katkı sağlayacak ve turizmde rekabet gücümüzü ortaya çıkartacak projeler yaptık.
Yapmaya da devam edeceğiz. Projelerimiz arasında, 5 farklı dilde 2D ve 3D olarak izlenebilen Çanakkale Tanıtım Filmi, Türkçe-İngilizce olarak hazırlanan Çanakkale Tuzim Haritası ve ÇTSO Su Ada sayılabilir. Çanakkale'yi turizmde çağ atlatacağını düşündüğümüz Yat Limanı ve Kruvaziyer Limanı çalışmalarında kimse bizim duyduğumuz heyecanı duymayıp bu vizyona sahip olmasa da bu projelerin takipçisi olmaya sonuna kadar devam edeceğiz" diye konuştu. Toplantıya katılan turizm sektör temsilcileri kendi branşlarında ilk kez böyle bir toplantı düzenlendiğini dile getirerek, bu sayede sağlanacak hiyerarşik bilgi akışıyla gerçekleştirilecek çalışmaların daha hızlı ve verimli bir şekilde neticelendirilebileceğini ifade etti.



EDEN 2015 Avrupalı Seçkin Destinasyonlar yarışmasının bu yıl için belirlenen teması olan “Turizm ve Yerel Gastronomi” yarışmasında Çanakkale ili adına sunulan “Gökçeada” projesi ilk beş proje arasında yer alarak Avrupalı Seçkin Destinasyon ağında yer almaya hak kazandı.
Henüz keşfedilmemiş ve düşük turist yoğunluğuna sahip destinasyonların sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda turistik cazibesinin arttırılması, turistik çekim unsurlarının geliştirilerek turist akışının yoğunlaştırılması ve bu sayede yerel ve bölgesel kalkınmanın hızlandırılması amacıyla 2007 yılında Avrupa Komisyonu İşletme ve Sanayi Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen bir girişim olan “2015 Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Proje” programında, bu yıl ülke genelinde 58 farklı şehir yarışmıştır.
22 Aralık 2015 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Dış İlişkiler ve AB Koordinasyon Dairesi Başkanlığı tarafından Ankara Cer Modern’de düzenlenen ödül törenine, ilimiz adına Çanakkale Valiliği koordinasyonunda, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Odamızın ortaklığında sunulan “Gökçeada” temalı proje finalde ilk beş proje arasına girerek ödül almaya hak kazanmıştır.
Yarışmada birinci olan Gaziantep’in yanı sıra diğer finalistler olan Çorum, Kayseri ve İzmir illeri de dereceye girdikleri için ödüle layık görülmüştür. Düzenlenen ödül törenine Çanakkale-Gökçeada adına Gökçeada Kaymakamı Muhittin Gürel, Valilik İl Koordinasyon ve Planlama Müdürü Gülten Yetişen, İl Kültür ve Turizm personeli Nejla Saltık ve Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası adına Gökhan Doğru katıldı.



Çanakkale'nin Yenice İlçesi'ndeki Kazdağları'nda ilk kez düzenlenen yamaç paraşütü etkinliğine 50 doğasever katıldı.
Çeşitli doğa sporları gerçekleştirilen Kazdağları'nda ilk defa doğaseverler yamaç paraşütü heyecanı yaşadı. Çanakkaleli 50 kişililik, 'Ayak İzi' isimli doğasever grup üyeleri Yenice Tepesi'nde, Antalya'dan gelen deneyimli yamaç paraşütçülerinden ders aldı.
Eğitimin ardından ilk defa yamaç paraşütü ile havalanan doğaseverler, Kazdağları'nın üzerinde uçuş yaptı. Doğasever grubun liderlerinden Mehmet Tekin ilk kez yamaç paraşütü yaptığını belirterek, "İlk defa uçuş gerçekleştirdim. Kazdağları'nın havadan görüntüsü gerçekten harika. Kazdağları yamaç paraşütü için çok uygun bir yer. Bu uçuşları çeşitli dönemlerde tekrarlayacağız" dedi.


Katılımcılar Çanakkale’nin sabit ve kalıcı bir Fuar Alanına ihtiyacı olduğu konusunda hem fikir oldular.
“ÇTSO Bölgenin İş ve Yatırım Ortamını Geliştiriyor” projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların sonuçlarını paylaşmak ve elde edilen verilerle ilimizin fuar alanı ihtiyacının tespit edilmesi amacıyla “Çanakkale 2023 Fuar Vizyon Çalıştayı” başlığı altında kurumlar arası ortak akıl toplantısı düzenlendi.

ÇTSO Kongre Fuar Merkezi Bozcaada toplantı salonunda gerçekleştirilen Çalıştay’a Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ, Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Erdem ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Levent Genç ile 30 civarında kamu kuruluşu ve sivil toplum örgütlerinin temsilcisi katıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mustafa Kansu konuşmasında, “Değerli kamu kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri; “ Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası olarak bölgemizi ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda bir adım daha ileriye götürmek için sürekli araştırıyor ve bu araştırmalarımız sonucunda ortaya çıkan tespitler doğrultusunda yeni projeler üretiyoruz. Bölgemizin öncelikli sektörlerinde yaşanan gelişimi desteklemek ve bölgemize yeni bir ekonomik güç kazandırmak adına ‘Çanakkale 2023 Fuar Vizyon’ çalıştayını sizlerin de değerli katılımlarınızla gerçekleştireceğimize inanıyoruz. İlimizde son dönemlerde markalaşma ve rekabet edebilirlik bilincinin gelişmesiyle birlikte yöresel diye adlandırdığımız birçok ürün artık ulusal ve uluslararası pazarlarda ilgi görmeye, fark yaratmaya ve rekabet edebilme seviyesine ulaşmaya başlamıştır. Projemizde hedefimiz, ulaşılan bu seviyeyi bir adım daha ileri götürmek üzere ilimizde düzenlenen fuarları, ulusal ve uluslararası seviye ulaştırmak ve böylece TOBB Yurt İçi Fuar Yönetmeliği standartlarına uygun bir fuar alanında gerçekleştirilmesini sağlamaktır.” ifadelerine yer verdi ve konuşmasını sürdürdü:
“ Fuar alanı olmasının yanında yapımı gerçekleştirilmesi planlanan yapının fonksiyonel olarak kullanılması ve ilimizde birden fazla ihtiyaca cevap vermesi adına bu alanın çok amaçlı salon olarak da kullanılabilecek şekilde tasarlanmasını istedik.
Böylece başlarda yılda belki bir veya iki kez düzenlenecek olan fuar organizasyonları haricinde yapımı planlanan fuar alanının atıl bir yapı olarak kalmaması amacıyla konser, spor ve etkinlik salonu olarak kullanılmasının bölgemiz için daha faydalı olacağını düşündük.
Siz değerli katılımcıların görüş ve önerilerini alacağız ve Çalıştay sonucunda hazırlanacak sonuç raporu kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Biz Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası olarak, Çanakkale’nin bir fuar alanına ihtiyacı olduğu ve yapılması gerektiği düşüncelerimiz ile ilk tuğlayı koyuyor ve sonrasında da üzerimize düşeni hatta daha fazlasını da yapmak için kararlı olduğumuzu sizlerin huzurunda beyan ediyoruz.”
Çalıştayda ÇTSO tarafından proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların gösterildiği sunumun ardından sektörle ilgili birikimlerini paylaşan Erexpo Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Usta konuşmasında, “Yaklaşık 3-4 ay önce ÇTSO Yönetim Kurulu ile en iyi sonucu nasıl elde ederiz diye fikir alışverişinde bulunduklarını, Çanakkale’ye büyük bir heyecan duyarak geldiklerini ancak karşılarında kendilerinden daha heyecanlı yöneticiler görmekten daha büyük mutluluk duyduklarını” ifade etti. Usta konuşmasının devamında “Fikren şehrin veya bölgenin fuar merkezine hazır olup olmadığının tespit edilmesinin daha sonraki aşamada ile kurumlar arası ortak akıl ile yeri ve büyüklüğü gibi konuların tartışılması gerektiğini söyledi. Çanakkale’de fuar merkezi yapıldığı takdirde firma olarak Çanakkale’de yılda 7-8 adet fuar düzenlenebileceğine inanan bir şirket olduklarını ifade eden Usta, Türkiye genelinde yapılan fuar merkezlerinin %90’nın dan fazlasının bölgenin Ticaret ve Sanayi Odaları tarafından başlatılan çalışmalar sonucunda meydana geldiğini, Türkiye’de her yerde fuar yapılamayacağını düşündüklerini, karakteri olan fuarcılığa yatkın ve turizm konusunda tecrübesi olan şehirlerde ciddi fuarların yapılabileceğini ifade etti. Almanya Hannover Fuarcılık sistemini örnek olarak veren Usta Hannover’in Almanya’nın en büyük ve en kapasiteli şehri olmadığını ancak gerçekleştirdikleri fuar alanı yatırımlarıyla birlikte yaklaşık 300.000 nüfuslu küçük bir şehrin dünya fuarcılık sektöründe söz sahibi olduğunu düzenledikleri her fuarı yaklaşık 3 milyon ziyaretçinin katıldığını ifade etti.
Usta Çanakkale’de düzenlenebilecek fuarlara örnek olarak, Tarım, Lojistik ve Denizcilik, Balık ve Su Ürünleri, Domates, İnşaat ve Emlak, Yunanistan ile Balkan Ülkelerine yönelik ortak bir çalışma, Zeytin ve Zeytinyağı ile Süt ve Süt Ürünleri fuarları yapılabileceğini söyledi.
Düzenlenen Çalıştay’da Çanakkale Belediyesinin konuyla ilgili düşüncelerini ifade eden Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar konuşmasında, “Çanakkale Belediyesinin şehrin stratejik planında kültür, turizm ve üniversite şehri olması yönünde bir vizyonları olduğunu gerçekleştirilen çalışmanın bu vizyona uygun ve markalaşma sürecinde çok anlamlı bularak çalışmayı desteklediklerini” ifade etti.
Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ çalıştayla ilgili konuşmasında, “Öncelikle şehrin gelecek vizyonunun oluşturulmasında ön ayak oldukları için Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasına teşekkür ediyorum. Böyle bir merkeze ihtiyaç var mı? Kesinlikle var. Çanakkale’ye her türlü etkinlik yakışıyor. Bizden fuarcılık sektöründe önde rakiplerimizin önüne geçebilir miyiz? Evet bir gladyatör edasıyla gelebiliriz. İlimize kazandırılacak fuar merkezinin turizm açısından da büyük katkı sağlayacağını ve turizm sezonunda dezavantaj gibi görünen mevsimsel kısalığın bu tarz organizasyonlarla pozitife döndürülebileceğini, bu kapsamda düzenlenecek fuarların ekonomiye olumlu katkı sağlayacağını” ifade etti. Vali Yardımcısı Dağ konuşmasının sonunda ise “ Fuarlara katılan ziyaretçiler adına düşündüğünde fuar ziyareti için gidilen bu zamanlarda şehirlerin sunduğu imkanlardan yararlandığını, mukayese ettiği zaman Çanakkale’nin İstanbul’dan çok bir farkı olduğuna inanmadığını, Çanakkale’nin hinterlandında bulunan bir çok değeri çok rahatlıkla sunabileceğimizi ve biz bu işi yaparız diye düşünüyorum.” dedi. Vali Dağ “burada sorulması gereken iki önemli husus olduğunu bunların ‘nerede ve nasıl olacak’ soruları olduğunu çalıştay profiline baktığında bu soruların cevabının bulunabileceğini düşünüyorum” dedi ve davet için Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasına teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi adına çalıştaya katılan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Erdem Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın güzel projeler ürettiği için teşekkür ettiklerini, Çanakkale’ye kazandırılacak fuar alanının gerçekten önemli bir ihtiyaç olduğunu, kendilerinin bu projede paydaş olarak değil yönetim ve organizasyon anlamında da katılmak istediklerini ifade etti. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi adına çalıştaya katılan diğer konuşmacı olan Rektör Danışmanı Prof. Dr. Levent Genç “ÇTSO’ dan davet yazısını aldıklarında çok heyecanlandıklarını hemen hızlı bir şekilde konuyla ilgili bir çalışma kadrosu kurduklarını ve neler yapabiliriz diye çalıştıklarını hatta binanın tasarımına kadar geldiklerini” ifade etti. Prof. Dr. Genç “ Fuarların son dönemlerde yüksek teknolojiyle kurulduğunu bu sebeple ÇOMÜ Teknopark ile kurulması planlanan fuar merkeziyle entegre edilebileceğini ve üniversitenin mutlaka fuar merkezinin tasarımından organizasyonuna hatta yönetiminde olmasının büyük avantajlar sağlayacağını” sözlerine ekledi.
Genel Sekreter Sema Sandal’da bu Çalıştayı çok önemsediklerini ifade ederek “ Katılımcıların fikirleri bizim için çok önemli. Mesela içinde bulunduğumuz 5.500 m2 bina başlangıçta tamamen hizmet binası olarak projelendirilmişti. Proje, bir konferans salonu haricinde makam ve dinlenme odalarından ibaretti. İsraf olarak değerlendirilip süratle Kongre Merkezine dönüştürülürken böyle bir çalıştay organize etmeyi o gün için düşünemedik. Karşı çıkanlar oldu, orada toplantı eğitim kongre mi yapılır mı diyenler oldu. Ama şu an için bazen ihtiyaca cevap veremeyecek kadar talep alıyoruz. Bu yüzden yapılacak bir Fuar Alanı ile ilgili vizyon belirlerken bunu sizlerle birlikte konuşmak, tartışmak istedik. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası olarak buranın da daha verimli kullanılacağı ve burası ile entegre bir Fuar Alanını Çanakkale’ye kazandırmak istiyoruz” dedi.
Çalıştay sonunda katılımcılar tarafından üzerinde fikir sağlanan konu ise yapılması planlanan fuar merkezinin, şehre yakın ancak şehrin merkezinde olmayan, otopark sorunu yaşanmayan, büyük tonajlı araçların rahatlıkla girip çıkabileceği, toplantı ve konferansların fuar ile aynı anda firmaların ve katılımcıların hizmetine sunulabileceği ÇTSO Kongre Fuar Merkezi ile entegre olabilecek Çanakkale Organize Sanayi Bölgesinde uygun bir alanda kurulacak Fuar Ticaret Merkezi’nin ihtiyaca rahatlıkla cevap verebileceği görüşü tüm katılımcılar tarafından olumlu olarak değerlendirilerek çalıştay tamamlandı.


Çanakkale Valisi Ahmet Çınar, Turizm odaklı Çanakkale Gelişim Planının yapılması için, İtalya’dan konunun uzmanı bir şehir planlamacısı ile çalışmaya başladıklarını söyledi. Vali Çınar, “20, 30, 50 yılına örnek model bir şehir planı çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Vali Çınar, Akbaş-Karacaören gemi geçiş iskelesi projesinin de başladığını kaydetti.

Çınar, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti. Ziyarette, Vali Çınar ÇTSO yöneticileri ile Çanakkale Gelişim Planı, mülteci sorunu, köy yollarındaki altyapı yetersizliği, Akbaş-Karacaören Gemi Geçiş İskelesi, Orman Bölge Müdürlüğü’nün Çanakkale’de yeniden açılması, devam eden arkeolojik kazılar, Ezine Gıda İhtisas OSB ve Çanakkale Ticaret Sitesi gibi konularda bilgi paylaşımında bulundu. Toplantıda, uluslararası alanda uzman bir şehir plancısı ile Çanakkale Gelişim Planı’nı hazırladıklarını söyleyen Vali Çınar, "Çanakkale böyle bir planı hak ediyor. Bu potansiyel çok az şehirde var, burası dünyanın en güzel yeri. İstanbul’un ikizi gibi bir coğrafyası var. Çarpık yapılaşmayı ve güzel doğasının mahvolmasını önlemek için turizm odaklı Çanakkale Gelişim Planı’nın yapılması gerekiyor. İtalya’dan konunun uzmanı bir şehir planlamacısı ile çalışmalar başladık. Geleceğin 20, 30, 50 yılına örnek model bir şehir planı çıkarmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
GÖÇMENLER İÇİN GEREKEN ÖNLEMLER ALINACAK
ÇTSO yöneticileri, Çanakkale Gelişim planını desteklediklerini, kentin sağlıklı gelişimi için planın gerekli olduğunu ifade ettiler. Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi ile konuların, sorunların görüşüldüğü toplantıda üniversite ve fuar ticaret merkezi projelerindeki son gelişmeler hakkında bilgi verilerek görüş alışverişinde bulunuldu. Kaçak göçmenler ve şehrin asayişi ile ilgili konuların da görüşüldüğü toplantıda konu ile ilgili bilgi veren Vali Çınar, yasadışı mülteci göçünün olumsuz yansımalarının Çanakkale bölgesinde yoğun biçimde hissedildiğini belirtti. Kaçak göçmenlerin özellikle Ayvacık bölgesinde güvenlik sorununa neden olduğu gibi bölge ekonomisini de olumsuz etkilediğini ifade etti ve asayişin sağlanması konusunda gereken önlemlerin alındığını söyledi.
AKBAŞ - KARACAÖREN İSKELE PROJESİ BAŞLADI
Vali Çınar, Akbaş-Karacaören Gemi Geçiş İskelesi projesinin başladığı müjdesini de vererek, "Önümüzdeki süreçte Çanakkale Boğaz Köprüsü projesi de olduğundan, iskele projesi üzerinde çok detaylı çalışılmakta, köprü hayata geçtiğinde de çok fonksiyonlu olarak hizmet vermek üzere planlanmaktadır” dedi.



Ege'nin binlerce yıllık tarihi, büyüleyici doğası ve leziz yemekleriyle unutulmaz bir hafta sonu molasına davet ediyor.
Antik dönemde 'İda' olarak anılan Kaz Dağları'nın nefis havasında yürüyüş yapmanın, beş yüz yıllık zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenmenin tam zamanı.
UNESCO tarafından ödüllendirilen Tahta kuşlar Etnografya Galerisi'nin bulunduğu yörük köyünde farklı yaşamların izlerini sürmek, bir zamanlar Aristo'nun felsefe okuluna ev sahipliği yapmış Assos'ta tarih yolcuğuna çıkmak tarih meraklılarına yönelik etkinliklerden birkaçı. Beş bin yıllık tarihinde defalarca yıkılıp yeniden kurulan Truva Antik Kent; Antik Tiyatrosu ve yaşam alanları ile ziyaretçilerini gerçek tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Yeşilin ve mavinin her tonunu barındıran, Kurtuluş Savaşı destanının yazıldığı Gelibolu ve Çanakkale Şehitliği de görülecek yerler arasında.


Yıllık ortalama 500 bin ziyaretçi sayısıyla 5 bin yıllık geçmişe ışık tutan Troya Antik Kenti'nin öneminin, sene başında inşaatına başlanan müzenin tamamlanmasıyla artması hedefleniyor.

Yıllık ziyaretçi sayısının iki kat artarak 1 milyona ulaşması bekleniyor. Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içinde bulunan ve her sene 500 binden fazla kişinin ziyaret ettiği Troya Antik Kenti'nin geleceğinin, yapımına yıl başında başlanan Troya Müzesi ile değişmesi bekleniyor.
Homeros'un destanı İlyada'da yer alan Truva Savaşı'nın yapıldığı yer olarak da bilinen antik kentte yıllık ziyaretçi sayısının 1 milyonu geçmesi, yurt dışına kaçırılıp 44 ülkeye götürülen hazinelerin Türkiye'ye iade edilmesi hedefleniyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca bir yarışmayla belirlenen proje çerçevesinde yıl başında başlanan Troya Müzesi inşaatında yüzde 50'lik bölüm tamamlandı. Maliyeti 22 milyon lira civarındaki müze, 3 bin metrekaresi sergi salonları olmak üzere 10 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. Troya Ören Yeri ve Çanakkale'de yer alan kazılarda bulunan arkeolojik eserlerin de çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak sergileneceği müzenin yapımının yıl sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünce (UNESCO) 1998 yılında "Dünya Kültür Mirası Listesi"ne dahil edilen, 5 bin yıllık geçmişe sahip Troya Antik Kenti'nin önemi, müze projesi tamamlandığında artacak.
Çanakkale Kültür ve Turizm Müdür Vekili Özcan Alarslan, Troya'nın dünya için önemli bir antik kent olduğunu söyledi. Bu bölgenin, dünyada tanınan önemli yerler arasında bulunduğunu belirten Alarslan, uzun süredir yapımı beklenen ve hazırlanan proje kapsamında Troya Müzesi'nin tamamlanmasıyla antik kentin geleceğinin değişeceğini anlattı.
"Yıllık ziyaretçi sayısının iki kat artarak 1 milyona ulaşması bekleniyor. 1873'te Heinrich Schliemann'ın çeşitli yollarla yurt dışına kaçırdığı 8 bin parça eser, Moskova'daki Puşkin Müzesi'nde bulunuyor. Troya Müzesi'nin kurulmasıyla bu eserlerin Türkiye'ye iadesi söz konusu olacaktır. Tabii çeşitli yollarla 40 ülkeye kaçırılan eserlerin de dönüşü bekleniyor. Bu eserler halen çeşitli müzelerde sergileniyor ya da sergilenmek üzere depolarda tutuluyor. Bu geri dönüş, Çanakkale'nin Kazancı demektir. Troya Müzesi'yle yurt dışına kaçırılan eserlerimize tekrar sahip olmak, Çanakkale'nin turizm sirkülasyonunu da etkileyecek, Çanakkale'ye büyük kazanımlar sağlayacaktır. Antik kentin kaderi de buna bağlı olarak değişecek, güzelleşecek, gelişecektir."


Çanakkale'nin Bayramiç İlçesi sınırlarında kalan Kazdağları'nın kuzey yamaçları, dünyayı tehdit eden kuraklık tehlikesinin aksine, her yerinden fışkıran yer altı suları ve doğal güzelliğiyle adeta cenneti andırıyor.

Mitolojide 'Bin Pınarlı Dağ' olarak bilinen Kazdağları, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda bol suyuyla da dikkat çekiyor. Doğaseverler, Kazdağları'nda her geçen gün yeni bir güzellik ve su kaynağı keşfediyor. Bunlardan birisi de Bayramiç İlçesi'ne 45 kilometre, Evciler Köyü'ne ise 20 kilometre uzaklıktaki Atçukuru Mevkii'nde bulunan ve halk arasında, Çoban Paris'in yaşadığı varsayımı nedeniyle Çoban Paris Mağaraları olarak anılan ve 3 mağaradan oluşan bölge.
Mağaraların girişi olan sarp kayalıkların arasından süzülen yer altı suyu kaynakları küçük şelaleler halinde durmaksızın akarak Ayazma Deresi'ni oluşturuyor. Bu doğal güzellikler ve yeraltı kaynaklarına yıllardır ulaşım olmadığını belirten çevre sakinleri ise zenginliğin yıllardır bakir kalmasından yakındı.


Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi sınırlarındaki Kazdağları’nda, bir orman işçisi tarafından tesadüfen bulunan ve gizli bir cennet bahçesini andıran şelale ziyaretçi akınına uğruyor. Temiz havanın keyfini sürenler, doğa harikasını izleyip yorgunluk atıyor.

Kazdağları’nın Bayramiç İlçesi’ne bakan kuzey yamaçlarındaki Sazak Gözetleme Kulesi’nde 10 yıl gözetleme işçisi olarak çalıştıktan sonra bölgede odun kesim işi yapan 53 yaşındaki Mehmet Özenç, yaklaşık 6 ay önce zirveye yakın Uzunoluk Mevkii’nde bugüne kadar bilinmeyen bir şelale buldu.

Basında yer alan haberlerin ardından şelale, vatandaşların yoğun olarak geldiği yerler arasına katıldı. Ayazma başta olmak üzere mesire yerlerini gezerek milli parkı dolaşan ziyaretçiler bin 300 metre yükseklikteki Uzunoluk mevkiinde gizli cenneti de görmeyi ihmal etmedi. Bir pınarın oluşturduğu ve 50 metre yükseklikteki sarp kayalıklardan dökülen şelaleyi görebilmek için 1.5 saat yürüyerek bölgeye gelen ziyaretçiler, yorgunluk attı.
Bölgeyi gezenlerden Alev Çetin, "Burayı basında çıkan haberlerden gördüm. Kazdağları’nı gezisinde özellikle burayı görmek istedim. Şelale tam bir doğa harikası. Gördüğümde gözlerime inanamadım, çelik gibi olmasına rağmen suya kendimi bıraktım" dedi.


Çanakkale Limanı'na kurvaziyer turizmi için şu ana kadar 40 gemi için başvuru yapıldığı, önümüzdeki günlerde sayının artabileceği belirtildi.

Merkeze bağlı Kepez Beldesi'ndeki Çanakkale Limanı, kurvaziyer turizmi sezonunda umutlu. Geçtiğimiz günlerde 'Hamburg' ve 'Aegan Odyssey' adlı iki gemiyi ağırlayarak sezonu açan limanda, Çanakkale'ye binden fazla ziyaretçi ayak bastı. Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerden gemi yolculuğuyla Çanakkale'ye gelen turistler, Kent turizmine hatırı sayılır bir katkıda bulundu. Llimanda bekleyen otobüsler turistleri Troia Antik Kenti, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ve Kent merkezine taşıdı.
2014 kurvaziyer sezonundan Umutlu olduklarını söyleyen Çanakkale Limanı Genel Müdürü Ali Aktoprak, "Geçtiğimiz yıl bizim için iyi geçti. 2014'ün de aynı şekilde geçmesini bekliyoruz. Şu ana kadar bağlantı kurup limanımıza uğrak yapacağını bildiren 40 kurvaziyer bulunuyor. Daha sonradan bu rakamın artacağını ümit ediyoruz. Önemli bir turizm çeşitliliğine sahip olan Çanakkale'mizde bu yıl daha iyi bir sezon geçireceğimizi düşünüyoruz" dedi.


Bir ucu Çanakkale'de, bir ucu da Balıkesir'de olan efsanevi Kaz Dağları, ülkenin en büyük doğal hazinesi olma özelliğini koruyor.

Büyük kısmı Balıkesir topraklarında olan Kaz Dağları, bitki ve hayvan zenginliği, Milli Parkı ve eşsiz doğal güzellikleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Doğa düşkünü ve macera sever binlerce insan, yılın her günü Kaz Dağları'nı gezip doğal güzelliklerinden faydalanıyor. Doğa sporları bakımından da elverişli olan Kaz Dağları'nda, Off Road, doğa yürüyüşleri, trekking, dağcılık vb. sporlar yapılırken, Termal turizm de son zamanlarda artışa geçti.

Geniş bir alana sahip olan Kaz Dağları'nın 21 bin 450 hektarlık kısmı 1993 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Milli Park ilan edildi. Böylelikle Kaz Dağları'nın doğal bir hazine niteliğindeki jeomorfolojik özelliklerinin korunması, flora (bitki) ve fauna (hayvan) varlığının devamının sağlanması, araştırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedeflendi. Doğudan batıya uzanan Kaz Dağları'nın kütlesini, kuzey-güney istikametinde yaran derin vadi ve kanyonlar ve bu yapının ortaya çıkardığı farklı iklimsel koşullar, bitki ve hayvan varlığının zenginleşmesi açısından uygun yetişme ortamı imkanları sağlandı.

Özellikle bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik, Milli Park'ın ana kaynak değerini oluşturuyor. Kaz Dağları kütlesinin güney yüzünde hakim olan bitki topluluğu, alt seviyelerde (700-800 m'lere kadar) kızılçamlarla (Pinus brutia), üst seviyelerde ise (1400 m'lere kadar) karaçamlarla (Pinus nigra var. pallasiana) temsil edilen kurak iklim tipine ait ormanlardan oluşuyor. Güney yüzde özellikle etekler, kızılçam ve bu türün tahrip alanlarını kaplayan maki topluluğu ile tipik Akdeniz manzarası taşıyor. Buna karşılık zirve bölgesi ve civarlarında nemli iklim tipine ait ormanlar yayılış gösteriyor. Bu ormanların hakim ağaç türleri yükseklerde göknar (Abies equi-trojani), daha alt seviyelerde ise, Karadeniz ikliminin karakteristik ağacı olan kayın (Fagus orientalis), sapsız meşe (Quercus petreae) ve macar meşesidir (Quercus frainetto). Bugün batıda Ortaburun mevkiinden, doğuda Şap Dağı'na kadar sadece zirveleri örterek kesintili bir dağılış gösteren göknar topluluklarının eskiden bu alandan çok daha geniş ve devamlı bir yayılışa sahip olduğu biliniyor.

KAZ DAĞLARI ENDEMİK BİTKİ ZENGİNİ

Bugüne kadar Kazdağı'nda 800 bitki taksonu tespit edildi. Ancak bu sayının 1000 civarında olduğu tahmin ediliyor. Ama bundan daha önemlisi, başta Kazdağı Göknarı olmak üzere 32 adet bitki türü endemiktir (yalnızca Kazdağı'nda yetişen). Bunun yanında Türkiye'nin endemik türü olan ve Kaz Dağları'nda yetişen 40 adet, endemik olmayan, ancak Türkiye'de sadece Kaz Dağları'nda yetişen 15 adet tür biliniyor. Milli Park ilanı ve avlanmanın yasaklanmasıyla birlikte, yaban hayvanı popülasyonlarında da gözle görülür artışlar oldu. 2003 yılında yapılan envanter çalışması verilerine göre, alanın yüksek rakımlı kuzey bölgelerinde ve yerleşim yerlerine (köy, kasaba gibi)yakın alt bölgelerinde hayvan varlığı doğal olarak az miktarda, orta bantlarda ise bu bölgelere oranla daha fazla. Belirlenen en önemli hayvan türleri; ayı, domuz, kurt, karaca, tilki, Porsuk, sansar vb. Bölgede yapılan araştırmada 10-15 yıl öncesine kadar sırtlan ve vaşak gibi hayvanlar görülmesine rağmen, bugün bu türlerin tükendiği anlaşıldı. Ayı, kurt ve karaca gibi türlerin de risk altında olduğu biliniyor.

Milli Park içinde geçmişten günümüze, rekreasyon amaçlı iki adet günübirlik kullanım alanı mevcut. Güre beldesi sınırları içinde kalan Pınarbaşı 1980 yılında kurulmuş ve yalnızca 1 Ha. büyüklüğünde olmasına karşın en yoğun kullanılan mesire alanlarından. En önemli özelliği ise, Kaz Dağları kar sularının bir kısmının kaynak halinde buradan çıkıp dere oluşturması. Akarsuyun ısısı 9-10 derece. Yılın 2 buçuk aylık yaz sezonunda yaklaşık 80-100 bin ziyaretçi tarafından günübirlik kullanılmakta.

Zeytinli beldesine 4 buçuk kilometre mesafedeki Sutüven (Hasanboğuldu) 1992 yılında kurulmuş ve 3 hektar büyüklüğünde. Kaz Dağları'nın eteğinde, içinden Kızılkeçili Çayı'nın geçtiği Hasanboğuldu Göleti ve suyun 17 metreden düştüğü Sutüven şelalesi nedeniyle son yıllarda giderek daha fazla rağbet gören alanın, bugünkü ziyaretçi sayısı yaz sezonunda 200 bine yaklaşmakta. Manzara güzelliği ve Hasanboğuldu öyküsünün yaygınlaşmasıyla her geçen gün daha fazla ilgi görmekte. Kaz Dağları Milli Parkı ülkenin önde gelen turizm bölgelerinden sayılan güzel Edremit Körfezi'nde yer alıyor. Milli Park'ın güneyinde yer alan Güre Kaplıcaları, Türkiye'nin önemli Termal merkezlerinden. Milli Park'ın çevresinde Thebe, Killa, Khrysa, Anderia, Antandros, Pedosos ve Astrya yerleşim bölgeleri biliniyor.

Yakın çevrede 3 önemli antik Kent bulunuyor. Bunlar; Troya savaşlarından önce kurulmuş Edremit'e 6 kilometre uzaklıkta Adramyttion, dağın güneyinde ve Edremit Körfezi'nin kuzeyinde Kaletaşı Tepesi'nin üstünde kurulu Antandros, Çanakkale il sınırları içinde yer alan Assos (Behramkale) kentleri. Kaz Dağları'nın yabancılar tarafından en ilginç yanı ise, mitolojideki İda Dağı efsaneleri. Bütün bu özellikleri nedeniyle ve son yıllarda önemi giderek artan ekoturizm anlayışı, Kaz Dağları Milli Parkı'ndan bu çerçevede yararlanmak isteyenler için, etkinliklerin belli esaslara göre yapılması zorunluluğunu ortaya çıkarttı.

Kaz Dağları Milli Parkı, ekoturizm etkinliklerinin belli esaslar çerçevesinde yapılabilmesi için 2002, 2004 ve 2007 yıllarında yöre insanları arasından belirlenen adaylara, Kaz Dağları Milli Parkı'nın kaynak değerleri ve etkinlik esasları çerçevesinde 1 hafta eğitim verildi. Yapılan sınavların sonucunda 86 kişi ekoturizm alan kılavuzluğu sertifikası almaya hak kazandı. Kaz Dağları Milli Parkı'nın planda belirtilen güzergah ve alanlarına gidebilmek için "Etkinlik İzni Başvuru Formu"nu doldurarak izin almak, her yıl Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce belirlenen ücretleri yatırmak ve kılavuz almak zorunluluğu var. Bu işlemler Mehmetalan Köyü-Yalama Mevkii ve Avcılar Köyü-Kışladağ Mevkiileri'nde bulunan "Giriş Kontrol Noktaları"nda da yerine getiriliyor.


Kaymakamlık, genellikle yerli turistin geldiği adanın, uluslararası alanda tanınması amacıyla "Bozcaada'nın Uluslararası Pazarlara Entegrasyonu" projesini hazırladı Kaymakam Mağ: "Projeyle sezonumuzu 6 7 aya çıkarmayı planlıyoruz. Dünyada da artık trend deniz, kum güneşten ibaret değil. Çevreye duyarlı, eğitim ve tarih seyahatleri ön plana çıkmaya başladı. Adamız da buna müsait. Hem tarihiyle hem kirlenmemiş doğasıyla, çevresiyle onların talep ettiklerini karşılayacak diye düşünüyoruz"

Kaymakam Mağ, yaptığı açıklamada, Kuzey Ege Denizi'nde bulunan adanın, Türkiye'nin incisi olduğunu söyledi. Adaya gelenlerin yüzde 90'ının yerli turist olduğunu ifade eden Mağ, yabancı turistin gelmesini de arzuladıklarını bildirdi.

Bu amaçla "Bozcaada'nın Uluslararası Pazarlara Entegrasyonu" projesini hazırladıklarını ve projenin, Güney Marmara Kalkınma Ajansından (GMKA) geçtiğini dile getiren Mağ, bununla yabancı turisti, nisan, mayıs, eylül ve ekim aylarında adaya çekmeyi amaçladıklarını belirtti. Böylece turizm sezonunu uzatmayı hedeflediklerini anlatan Mağ, 15 Haziran ve 15 Eylül arasındaki yaz sezonunda, büyük bir doluluk olduğunu, gelenlerin büyük çoğunluğunu yerli turistin oluşturduğunu kaydetti.

"Nisan, mayıs, eylül ve ekim aylarında da Bozcaada çok güzel. Yabancı turist için bu doğa, kirlenmemiş çevre çok şey ifade ediyor" diyen Mağ, yabancı turistleri adaya çekebilme adına Türkçe'nin yanı sıra İngilizce, Fransızca ve Japonca dillerinde web sitesi hazırlığı içinde olduklarını kaydetti.

Ayrıca 4 Kasım'da başlayacak İngiltere Londra Fuarı'nda Türkiye standından özerk olarak, Bozcaada standı aldıklarını belirten Mağ, fuarın önemli olduğunu bildirdi.

Bununla alakalı bir de "bağ yolu" çalışmalarının olduğunu anlatan Mağ, "Gelen turistlerimizin gezebileceği, bağcılığı anlatabileceğimiz ve adada yetişen üzümlerle ilgili bilgilendirme levhalarıyla donatılacak, yaklaşık 2 kilometrelik yolumuz olacak. Uluslararası seyahat acenta temsilcileriyle burada bir çalıştay yapacağız, onları burada ağırlayacağız ve adamızı tanıtacağız" ifadesini kullandı.

"Projeyle sezonumuzu 6-7 aya çıkarmayı planlıyoruz"

Daha önce her yıl 14 Eylül'de yapılan "yerel tatlar festivali"nin bu sene "uluslararası yerel tatlar" konsepti içerisinde gerçekleştirileceğini de bildiren Mağ, şöyle devam etti:

"Bu da projenin bir başka ayağı. Avrupa'da, kendisini ispatlamış yerel tatları, şefleri, öğretim görevlilerini davet ediyoruz. Böylelikle Bozcaada'nın uluslararası tanınırlığını artıracak. Son bir yılda özellikle Çin ve Japon turistler, doğaya daha duyarlı, bahar kış fark etmiyor seyahat edebildikleri için geliyorlar. Ayrıca bu ülkedeki dergilerde ve gazetelerde de adamızla ilgili güzel tanıtımlar yapıldı. Bozcaada turizmi dünyaya açılıyor. Yerelde bir sıkıntımız yok. Bu projeyle sezonumuzu 6-7 aya çıkarmayı planlıyoruz. Dünyada da artık trend deniz, kum ve güneşten ibaret değil. Biraz daha çevreye duyarlı eğitim, tarih seyahatleri ön plana çıkmaya başladı. Adamız da buna müsait. Hem tarihiyle hem kirlenmemiş doğasıyla, çevresiyle onların talep ettiklerini karşılayacak diye düşünüyoruz."


"Doğal Akvaryum" olarak nitelendirilen ve dünyada kendi kendini temizleyebilen ender körfezlerden biri olan Saros Körfezi'nde dalış yapmak ve buradaki deniz canlılarını görmek isteyen çok sayıda yerli ve yabancı dalgıç, özellikle hafta sonları soluğu burada alıyor.

Saros Körfezi'nin Çanakkale'nin Gelibolu ilçesi kıyılarında yer alan bölgeleri ziyaret eden dalgıçlar, doğal ve bakir koylar arasında yer alan Kömür Limanı, Despot mevkisindeki Minnoş Kayalıkları ve Sazlık Limanında dalışlarını gerçekleştiriyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Cirik, yaptığı açıklamada, Saros Körfezi'nde alt ve üst su akıntılarının karışmasıyla çok zengin bir denizsel yaşam oluştuğunu bildirdi.

Saros Körfezi'nin Türkiye'nin en derin ve su akımlarının en aktif olduğu körfezlerinden birisi olduğunu belirten Cirik, Gökova ve Saros körfezlerinin, Ege denizinin çok önemli ekolojik habitatlarını oluşturduklarını dile getirdi.

Denizlerdeki dip sularının yüzeye çıkması (upwelling) hadisesinin Saros Körfezi'nde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cirik, şöyle konuştu:

"Su karışımı ve dinamizmi nedeniyle burada biyolojik faaliyetler ve biyolojik çeşitlilikler son derece zengin. Aynı zamanda burası yüzey akıntısıyla Karadeniz'den gelen besin tuzlarıyla zengin. Yoğunluğu az sular Karadeniz'den ilk önce Saros Körfezi'ne gelirler. Saros Körfezi'nde alt ve üst su akıntılarının karışmasıyla çok zengin bir denizsel yaşam oluşuyor. O nedenle Ege Denizi'nin güneyde Gökova Körfezi, kuzeyde ise Saros Körfezi son derece zengin, adeta bir akvaryum gibi, her türlü deniz canlısının barındığı ve yaşadığı bir ortam. "

Prof. Dr. Cirik, burasının Çanakkale için, balıkçılık yönünden çok verimli olduğunu ve sualtı turizmi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"İstanbul'daki birçok doğasever ve birçok dalış kulüpleri üyelerini getirerek bu zenginliği paylaşırlar. Hatta burada son yıllarda bir de bir su altı parkı oluşum aşamaları var. Son zamanlarda Özel Çevre Koruma Kurulu tarafından buranın bir bölgesi Özel Çevre Koruma Statüsü altına alındı. O şekilde de doğa mirasının sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kurulan sualtı parkında yapay resif dediğimiz suni balık yuvaları oluşturmak ve onların altına bir takım objeler yerleştirmek suretiyle de, bu bölge cazip hale getiriliyor. Bizim de Su Ürünleri Fakültesi olarak bu bölgede hem bölgenin bilimsel bio çeşitliliğini tespit ve onu etkileyen faktörlerin fiziksel ve kimyasal parametreleri, gıda zincirlerindeki oluşumları, planktonik canlıların oluşumu ve değişimi, balık popülasyonlarının ve onlara etki eden faktörlerin tespiti yönünde hem TÜBİTAK, hem de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından desteklenen projelerde çalışmalarımız var. "

Saros Körfezi'nin tüm deniz bilimcileri açısından balık doku çalışmaları tespiti ve deniz kirliliği çalışmaları açısından önemli bir bölge olduğunu, Balkanlardan gelen Meriç nehrinin Saros Körfezi'ne getirdiklerinin de bölgedeki ekolojik dengeyi etkilediğini dile getiren Cirik, "O nedenle izlenen bir bölge. Oradaki deniz canlı varlıkları, miktarları ve stokları devamlı izleniyor. Bu nedenle bizim üniversitemizin yapmış olduğu deniz çalışmalarının da odak noktasını Saros Körfezi oluşturuyor" şeklinde konuştu.


Polonya'nın Lidzbark Warminski kentinde düzenlenen 2011 Cittaslow Genel Kurulu'nda Gökçeada- Çanakkale 'Cittaslow' (sakin şehir) ilan edildi.

Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi de sakin şehirler arasında dünyada bu unvana sahip olan ilk ve tek ada oldu. Organik üretim ve Slow Food etkinlikleri sayesinde kendi özelliklerine sahip çıkan Gökçeada'da 'Cittaslow' üyeliği büyük sevinç yarattı. Belediye Başkanı Yücel Atalay, cittaslow sayesinde Gökçeada turizminin daha da gelişeceğini söyledi.
Atalay, küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak, dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı uluslararası bir birlik konumundaki Cittaslow ağına dahil olmaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Cittaslow üyeliğinin bundan sonra Gökçeada'ya ne getireceği çok önemli. Cittaslow'da eskiyi koruyup, günümüze aktararak, bugünün insanlarının yararlanmasını sağlamak ve enerji kullanımının doğal yollardan elde edilmesi ile doğaya zarar vermeyen teknolojinin kullanılması felsefesi ön görülmektedir. Biz de bu felsefeye vakıf olan, bu potansiyelini geçmişten günümüze taşıyabilmiş dünyada bu üyeliğe dahil olan ilk ve tek adayız. Bu unvanını elimizde bulundurduğumuz için gururluyuz" dedi.

CITTASLOW NEDİR?

İtalyancada "sakin şehir" anlamında kullanılan Cittaslow ağı, küreselleşmenin, şehirlerin dokusunu, sakinlerini, yaşam biçimini standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için ortaya çıkmış kentler birliği. Cittaslow, küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak, dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı uluslararası bir birlik konumunda....


Kaz Dağları'nda, turizmi ön plana çıkarmak ve bölgeyi turizm cenneti haline getirmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilmesi planlanan 'Kaz Dağları Destinasyon Çalışması'nın ön toplantısı Çanakkale'de yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü Uzmanı Ömer Demir, Ayvacık ilçesine bağlı Yeşilyurt köyündeki Öngen Country Otel'de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından bir kongre gerçekleştirileceğini, daha sonra da Kaz Dağları'nın bir 'destinasyon' olarak kabul edileceğini söyledi.

Avrupa Birliğinden (AB) bu bölge için fon alınabileceğini ifade eden Demir, 'Kaz Dağları'nı sahil ile birlikte öne çıkarıp, Edremit Havaalanı'nı da kullanarak, dünyadaki büyük tur operatörlerini bu bölgeye yönlendireceğiz. 80'i aşkın ülkede Kaz Dağları'nın tanıtımını yapacağız. Tek bir logo kullanıp insanların kafasında o marka ile bütünleştirmeliyiz' dedi.

Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Kaz Dağları'nın ilk yazılı efsaneye sahip dağ olduğunu anımsatarak, 'Kaz Dağları cennetin üst katı gibi. Burası hava, su, güneş ve bitki cenneti. Kaz Dağları'nda, Alp Dağları'na eşit oksijen var. Burada kaynak, Termal, deniz ve maden suyu var. Burası yılın 300 günü Güneşli geçiyor' diye konuştu.

Güre Belediye Başkanı Kamil Saka da değişik hastalıklara yakalanmış insanların buraya gelmesiyle bölgenin kazançlı çıkacağını ifade ederek, 'Termal turizmi ön plana çıkarmalıyız. İnsanlar parayı kazanırken kaybettikleri sağlıklarını, kazandıkları parayla tekrar geriye getirebilirler. Ayrıca dünyadaki en yüksek orandaki oksijenimizi ön plana çıkarmalıyız. Solunum hastası olup da bu bölgeye gelen hastalar, solunumu rahatlatan 'fıs fıs' kullanmadan burada aylarca yaşayabiliyorlar' dedi.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan da Assos'ta bir felsefe okulu olduğunu anımsatarak, insanların o zamanlarda bile eğitime önem verdiklerine dikkati çekti. Buna duyarlı yaklaşılması gerektiğine işaret eden Balkan, 'Fon gelmezse de biz kaynağımızı buluruz. Öncelikle her seviyeden vatandaşımızı eğitmeliyiz. Küçük ayrıntılar cennetimizi bozuyor' ifadelerini kullandı.

Turizmci Mehmet Öngen de belediyeler ve otelciler olarak bölgede büyük bir mücadele verdiklerini, Kaz Dağları'nı 'destinasyon' olarak tescillendirecekleri bir kongre yapacaklarını belirterek, kongreye, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın yanı sıra Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığından yetkililerin katılacağını açıkladı.

Toplantıda, Ankara'da 'Kaz Dağları Çalışma Platformu' kurulması konusunda karar alındı.

Toplantıya, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü uzmanları Tolga Yılmaz, Esra Piçakçı ile Kaz Dağları'na komşu ilçe ve beldelerin belediye başkanları ve yardımcıları ile Kazdağı Oteller Derneği (KAZOD) üyesi otellerin temsilcileri katıldı.


Kaz Dağları, şifalı suları, kaplıcaları, göletleri, su kaynakları, endemik bitki türleri ve tarihi mekanlarıyla, yılın her döneminde doğa sevenlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Mitolojide 'İda' olarak adlandırılan Kaz Dağları'nın en bilinen mekanlarından biri, Afrodit'in seçildiği tarihteki ilk güzellik yarışmasına sahne olmasıyla tanınan Çanakkale'nin Bayramiç ilçesine bağlı Evciler köyü içerisinde yer alan Ayazma Mesire Yeri.

Kaz Dağları, her tarafından sular akan ve eşsiz doğasıyla bilinen Ayazma'nın yanı sıra, Çandır, Muhteşem Süleyman, Dalak Suyu, Pınarbaşı, Şahindere Kanyonu, Hasanboğuldu Göleti ve Sutüven Şelalesi gibi görülmeye değer güzellikleri bünyesinde barındırıyor. Yaklaşık 2 bin kilometre karelik bir alana sahip olan Kaz Dağları, Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçileri ağırlıyor.

Kaz Dağlarının etrafı Troya başta olmak üzere, Adramytium, Antandros, Assos, Lemponia, Gargaria, Kebren ve Skepsis gibi önemli antik yerleşim yerleri ile çevrili. Bayramiç'teki Hadimoğlu Konağı, Hacı Bali Camii ve 1792 tarihinde yaptırılan Camii Cedid (Karşıyaka Camisi), Yenice ilçesindeki Etnografya müzesi, Pazarköy'deki Mültezim Konağı, Hamdibey'de bulunan Kuva-yi Milliye Kahramanı Köprülü Hamdi Bey'in heykeli ve Türkmen kültürünü yansıtan Tahtakuşlar Etnografya Müzesi Kaz Dağları çevresindeki görülmeye değer yerler olarak gösteriliyor.

ZENGİN ENDEMİK BİTKİ ÖRTÜSÜ VE YABANİ HAYVAN ÇEŞİTLİLİĞİ

Doğal güzelliklerinin yanı sıra, jeolojik ve değişik iklim özelliklerinin etkisiyle zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Kaz Dağları'nda, 101 familyaya ait yaklaşık 800 bitki türü bulunuyor. Bunların 71 tanesi Türkiye için endemik olmakla birlikte, 23 tanesi ise sadece bu bölgede yetişen bitki özelliğini taşıyor. Bölgeye has endemik bitki türleri arasında, sarıkız ve kandil çayı, pisik otu, bölgeye has kekik, peygamber çiçeği, yabani karanfil, geven ve boyu yaklaşık 30 metreye ulaşan Kaz Dağı köknarı bulunuyor.

Bölgede yetişen endemik bitkilerin bir kısmının çeşitli nedenlerle yitirilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu, bölgenin Milli Park olarak küçük bölümler halinde Tabiatı Koruma Alanı ve Gen Koruma ve Yönetim Alanı statüleriyle koruma altında tutuluyor.

Ege ve Marmara Bölgeleri arasında dağılım gösteren Kaz Dağı'nda sayısı tam olarak bilinmeyen çeşitli özelliklerde yabani hayvan bulunuyor. Milli Park sınırları içerisinde yapılan araştırmalarda 11 civarında iç su balığı, 38 iki yaşamlı (amfibi) ve sürüngen türü, yaklaşık 30 kuş ve 40 kadar memeli türünün yaşadığı belirtiliyor. Türlerin bir kısmı uluslararası anlaşmalara bağlı olarak korunurken, Türkiye'de envanteri henüz bulunmayan omurgasızlar grubunda ise 200'den fazla türün tespit edildiği, bunlardan 7'sinin endemik olduğu dile getiriliyor.

TREKKİNG, OFF ROAD VE KAMP TUTKUNLARININ UĞRAK ALANI

Doğal zenginlikleriyle adeta göz kamaştıran Kaz Dağları'nda özellikle hafta sonları İstanbul, Çanakkale, İzmir, Balıkesir ve diğer illerden gelen çok sayıda ziyaretçi, zamanlarını bu bölgede trekking, off road, kamp ve atla gezinti yaparak geçiriyor.

Çok sayıda zeytin ağacının bulunduğu Kaz Dağı'ndaki konaklanan mekanlarda köy kahvaltıları ikram ediliyor ve soflardan zeytin yağı eksik edilmiyor. Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde yer alan ve eski taş evlerin otel, pansiyon ve restoranlara dönüştürüldüğü Yeşilyurt ve Adatepe köylerinde konaklama imkanı sunulurken, bu bölgedeki Zeus Altarı ziyaretçilerin uğrak yerlerinden.


ÇANAKKALE'NİN GİZLİ CENNETLERİ

Her mevsim insanlara ayrı bir güzellik sunan Çanakkale, içinden deniz geçen coğrafyasıyla, topraklarının bereketiyle, antik, doğal ve modern bir kent. Antik dönemde ''Dardanelles'' olarak anılan Çanakkale'nin 671 kilometrelik kıyı şeridi bulunuyor.

Türk ve dünya savaş tarihinde önemli bir yere sahip Çanakkale Savaşları'nın geçtiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, antik dünyanın batı Anadolu'daki önemli merkezleri Truva ve Assos antik kentleri, kente gelenlerin en çok ziyaret ettiği yerler olarak dikkati çekiyor.
Misafirperver insanları, bozulmamış doğası, antik kentleri, şehitlikleri, mavi bayraklı temiz plajları, kaplıcaları, yöresel yemekleri, el sanatları ile dikkati çeken Çanakkale'yi ziyaret edenler, gezilerine ilk olarak kent merkezinden başlamalı.
Çanakkale İskelesi'nin her iki yanında uzanan lokantalar, barlar ve kafeler, hem dinlenmek hem de boğazdan geçen gemileri seyretmek isteyenlerin uğrak yerleri arasında. Lokantaların büyük bir bölümü, müşterilerine deniz ürünleri ağırlıklı menüler sunuyor. Buralarda her mevsime özgü taze balık çeşitleri tüketilebiliyor.
Kente gelenler, buram buram tarih kokan daracık sokaklarda gezdikten sonra, tarihi Saat Kulesi, Aynalı Çarşı ve Çimenlik Kalesi'ni görmeden buradan ayrılmıyor.
Piknikçiler, belediyeye ait halk otobüslerini kullanarak ya da kendi araçlarıyla il merkezine 15 dakika mesafedeki Güzelyalı köyü ya da Dardanos mevkisini tercih ediyorlar.

GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI

Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'na ise, kent merkezinden feribot ya da araba vapuruyla ulaşılabiliyor. Savaşın izlerinin her yerde görülebildiği Gelibolu'daki 33 bin hektarlık alan, Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutuyor. Gelibolu Yarımadası boyunca Türk şehitlikleri ile yabancı askerlerin anısına yapılmış anıtlar bulunuyor.
Tarihi Milli Parkı kendi başına gezmek isteyenlerin alandaki her şeyi görebilmeleri oldukça zor. Bölgeyi görmek isteyenlere Çanakkale'deki seyahat acentelerinin düzenlediği turlara katılmaları öneriliyor.
Kendi başına gezmek isteyenler ise, geziye Kabatepe Ana Tanıtım Merkezi ya da Eceabat yakınındaki Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Tanıtma Merkezi ziyaretiyle başlamalı. Her iki merkezden de hem bilgi, hem de doküman almak mümkün. Tarihi Yarımadayı gezeceklere yanlarına yiyecek ve su almaları öneriliyor.

GÖKÇEADA VE BOZCAADA

Çanakkale'ye gelenlerin ziyaret ettiği diğer önemli iki yer ise, Gökçeada ve Bozcaada. Bozcaada'ya Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinden, Gökçeada'ya ise Çanakkale'den ya da Gelibolu Yarımadası'nda bulunan Kabatepe iskelesinden kalkan araba vapuru ve feribotlarla ulaşım sağlanıyor.
Türkiye'nin en büyük ve en çok turist çeken adası olan Gökçeada'ya yaklaşırken insanların gözlerine önce tek bir ağaç bile bulunmayan çıplak tepeler çarpıyor. İlk kez gidenler için bu görüntü biraz burukluğa neden olsa da Gökçeada çok sulak bir ada. Kaynakları, bir çok küçük gölü, gürül gürül akan musluksuz çeşmesi ve bir de şelalesi var. Adaya otomobille gelmeyenler için merkeze gidecek minibüsler iskelede hazır bekliyor. Çünkü iskele, ilçe merkezinin uzağında, neredeyse hiç yerleşim olmayan bir yerde.

İlçe merkezi, feribotun yanaştığı Kuzu Limanı'na yaklaşık 7 kilometre. Yaz aylarında oldukça hareketli olan ilçe merkezinde, otel ve lokantalar bulunuyor.
Ziyaretçilere, adaya özgü yemekleri yemeleri tavsiye ediliyor. Ada şarapları ve ısırgan otu, rezene gibi yerel otlarla yapılan ''cullama'' adlı yemek, sakızlı muhallebi, dibek kahvesi en çok tercih edilenlerden. Bunun yanında, keçi sütünden yapılan peynirin, un, nane ve zeytinyağıyla buluşmasıyla fırına verilen yemeğin adı da ''cicirya''.
Gökçeada'nın güneyindeki Aydıncık (Kefalos) kıyısı, Kuzey Ege'nin Patara'sı olarak kabul ediliyor. Aydıncık Burnu, sert rüzgara rağmen kaba dalgaların oluşmasını engellediğinden rüzgar sörfü yapanlar için ideal bir bölge. Buradaki şifalı çamur banyosu da cilde yarar sağlıyor.
Ayrıca, Türkiye'nin ilk Sualtı Milli Parkı Gökçeada'da kuruldu. Park, 200 metre genişliğinde ve bir mil uzunluğunda.
Zeytin ve zeytinyağı kültürü doğal olarak tüm adada yaygın. Geçmişten bugüne yaşatılan mezelerde, yemeklerde, iki kültürün kaynaşmış Ege'ye özgü bu mutfağında gerçek zeytinyağının kokusunu ve lezzetini bulabilirsiniz.
Ve Bozcaada... Adaya yaklaşan araba vapurundan bakınca, ilk göze çarpan şey, kalesi. Vapur iskelesinin hemen yanında yükselen kale, şaşılacak kadar yeni görünüyor. Oysa tarihi Finikelilere kadar uzanıyor. Ceneviz ve Venedikliler tarafından onarılmış ve eklemeler yapılmış.
İskele çevresi adanın en canlı bölgesi. Lokantalar, kahveler, dükkanlar hep bu bölgede. Çarşamba günleri kurulan pazar yeri de burada. Yeni yapılan bağ evleri sayılmazsa, Bozcaada derli toplu bir yerleşim merkezi.
Bozcaada'da Kemisis Teodoku Kilisesi (Meryem Ana Kilisesi), kitabesine göre 1867-1869 yılları arasında yapılmış. 1734 yılında yapılmış Aya Paraskevi Ayazması, sekiz çınar ağacının arasında küçük bir şapel, iki küçük yapı ve çift oluğu bulunan bir çeşmeden oluşuyor. 26-27 Temmuz günleri bağ bozumu şenlikleri geleneksel olarak burada düzenleniyor.
Şaraplarıyla ünlü adada, bu yıl 26-28 Haziran tarihlerinde yapılacak ''Şarap Tadım Günleri''ni de hatırlatmak gerekiyor.
Adaya otomobille gidilirse içlere doğru yapılacak gezide şaşırtıcı görüntüler ortaya çıkabilir. Bağların arasından geçen dar yollardan ilerlerken Rumlar tarafından terk edilmiş taş evler, bu evlerin bahçelerinde, eski yaşamı hayal ettirecek kalıntılarla karşılaşılıyor.
Bozcaada'nın her tarafında çok sayıda plaj var. En büyük doğal plajı Ayazma. Yanında Sulubahçe ve Habbele, Mermer Burnu, Akvaryum koyları, Tuzburnu, Çayır ve Ova kıyıları denize girilebilecek yerler arasında.
Ege Denizi'nin en önemli dalış noktalarından birisi Bozcaada. Denizin temizliği görüş mesafesini 50-60 metreye kadar uzatıyor. Yalnız tüplü dalışlar ve gece dalışları için izin gerekiyor.
Adanın bağları içinde bir otel ve şarap evi de var. Merkez, Poyraz Limanı ve Tuzburnu plajı arasındaki bölümde de, yeni oteller ve küçük tatil köyleri bulunuyor.

TRUVA VE ASSOS ANTİK KENTLERİ

Truva Antik Kenti'ne, Çanakkale'den 30 dakikalık yolculuğun ardından ulaşılıyor. Truva, gezginlerin kendi başına gezip anlayabilecekleri bir ören yeri değil. Mutlaka uzman bir rehber eşliğinde gezilmeli. Çanakkale'de birçok seyahat acentesi buraya turlar düzenliyor.
Çanakkale'ye 90 kilometre mesafedeki Assos Antik Kenti ise Aristo'nun ilk felsefe okulunu kurduğu yer olarak biliniyor. Assos İskelesi, eski antrepolardan restore edilmiş butik otelleri, iyi balık lokantaları ile gezilip, görülecek önemli bölgeler arasında. Antik kent gezisinden sonra, kısa ama dik yokuşu inerek, araçları biraz uzak mesafede park ederek limana ulaşılıyor.
Antik kentin etrafı 4 kilometrelik surla çevrili. Surların bir kısmı yok olmuş. Kentin yapıldığı, zor işlenen ama çok dayanıklı taşa antik yazarlar ''insan yiyen taş'' diyorlar. Zor işlense de dayanıklı olan bu taş, Assos'un ihraç malları arasında yer almış.
Assos, yıl boyunca her mevsimde gidilebilecek yerler arasında bulunuyor. Ziyaretçilerin karşısına Assos'tan 2 kilometre doğuya sahil yolunu izleyince Kadırga Koyu çıkıyor.
Osmanlı zamanında donanmanın kadırgaları bu koya çekildiğinden bu adı almış. Yörede ilk ''Mavi Bayrak'' alan plaj da bu koyda buluyor. Açık plaj durumundaki koyun çevresi zeytinliklerle çevrili. Buradaki oteller genellikle doğaya saygılı, çevre yerel mimarisi ile uyumlu ve muhakkak zeytin ağaçları arasında.

KAZ DAĞLARI

Doğaseverlerin ilgisini en çok çeken yerlerden biri olan Kaz Dağları'nın bir bölümü de Çanakkale sınırları içinde yer alıyor. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olduğu belirtilen bu dağlarda, Yeşilyurt ve Adatepe gibi otantik köyler ziyaret edilecek yerler arasında.

Buralardaki otel ve pansiyonlar, güzel bir doğada temiz havayı teneffüs etmek isteyenleri yaz kış ağırlıyor. Beldeden akan dereleri takip ederek Kaz Dağları'nın güzelliklerini keşfetmek mümkün. Kaz Dağları'nın bir diğer ucu ise, il merkezinden Ezine'yi takiben gidilen Bayramiç ilçesinde.
İlçeye bağlı Evciler köyünde yer alan Ayazma Mesire Yeri, Kaz Dağları'nın en önemli ziyaret noktalarından birisi. Her bir tarafından yaz kış derelerin aktığı Ayazma, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için önemli bir alan. Buradaki dere yataklarından yukarılara doğru yürüyenler, eşine az rastlanır güzellikteki çok sayıda şelale ve altında oluşan göletleri görebiliyor.
Mesire yerinde, buradan akan Kaz Dağları'nın suyunda yetişen alabalıkların güveçte tereyağla pişirilip servis edildiği tesisler de yer alıyor.











 

http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.