ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...


  YAZARLAR

TÜLAY HERGÜNLÜ


 

 

TURİZM HABERLERİ                                                                                                                                                                                       Son Güncelleme : 29.01.2012




Çanakkale Valiliği’nce düzenlenen 2012 Turizm Zirvesi’ne Kazdağları bölgesinde işletme sürecinin başladığı altın madenciliği konusu damgasını vurdu. Vali Güngör Azim Tuna, Kazdağları’nı kentin önemli turizm değerleri arasında gösterdi. Bölgedeki altın madenciliği konusunu gündeme taşıyan Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan ise, Başbakan Erdoğan’a, “Bu rezilliği ortadan kaldırın diye seslendi.

Çanakkale Valiliği, kentin sahip olduğu bilinen değerleri daha iyi tanıtmak, bilinmeyenleri de ortaya çıkarmak ve kenti turizmde marka haline getirmek için düğmeye bastı. Bu nedenle sektörün aktörlerinin katılımıyla bir turizm zirvesi düzenledi. 2012 Çanakkale Turizm Zirvesi, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, AK Parti Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, İl Emniyet Müdürü Ali Ekber Beştaş, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin, çok sayıda bürokrat, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile sektörün aktörlerinin katılımıyla Kolin Hotel’de gerçekleşti.

Zirvenin açılışında konuşan Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, “Bizlerin Amiral Gemisi olan Gelibolu ve Şehitliklerimiz var. Elbette bu bölgeye sadece ticari olarak bakamayız. Buraları gerçek manada tanıtmak bizim vatani ve insani görevimizdir. Ama diğer bölgelere bakar iken bölgenin doğal güzelliklerine zarar vermeden bölgeye en faydalı olacak turizm türlerini tespit etmeliyiz. Acaba Kaz Dağları yabancılar için ne anlam ifade ediyor? Yenice, Bayramiç, Ayvacık, Ezine, Çan Kaz Dağlarından nasıl ekonomik girdi elde eder? Asıl süreç bu zirvenin sonunda hazırlanacak rapordan sonra başlayacak. Çünkü Çanakkale’nin hemen hemen tümü hangi turizm alanlarında gelişecek ortaya çıkmış olacak. İlk çıkarımlara göre birkaç şey söylemek gerekir ise; örneğin, Yenice İlçemiz Kaz Dağları doğa turizminin önemli bir başlangıç noktası olacak. Hoş Geldin Ofisi ile Kaz dağlarına kuzey tarafından gelenler önce ilçe merkezinden gerekli bilgileri alacaklar, nerede endemik bitkileri bulabilecekleri, nerede tıbbi ve aromatik bitkileri toplayabilecekleri, nerede trekking yapabileceklerini, nerede kuş gözlemleyebileceklerini öğrenecekler” dedi.

Daha sonra kürsüye gelen Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan ise, Vali Güngör Azim Tuna’nın Kazdağları örneği gibi çok güzel projelerden bahsetmesinin sevindirici olduğunu söyledi. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’na yapılanlar ve Gökçeada’nın ulaşım sorununun çözümü noktasındaki katkılardan dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, “Ben bir teşekkür daha sunmak istiyorum Sayın Başbakana. Onu da yaratabilirse seviniriz lütfen. Kazdağları’ndaki şu altın arama konusunu, rezilliğini ortadan kaldırırsa ona bir kez daha teşekkür ederiz. Niye bir çelişki yaşıyoruz. Bir tarafta Kazdağları, değerler, doğa diyoruz. Hatta oradan güzellik yarışmasına kadar varıyoruz. Ama onların olduğu yörede üç kuruşluk altın için bu değerleri feda etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“Bir yanlış algılamayı düzeltelim” diyen Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, madenciliğe karşı olmadıklarını ifade ederek şöyle devam etti: “Ancak altın arama noktası kömür çıkarır gibi değil. Koskoca o güzelim alanları yok eden bir süreçtir. Dolayısıyla bunu bir kez daha bu konseyin değerlendirmesini istirham ediyordum Sayın Valim. Kurulacak olan konsey bir de bunu değerlendirsin. Bu noktada bir değerlendirme yapalım diye düşünüyorum. Nitekim ben Çanakkale Belediyesi olarak halka geziler düzenliyorum. Gelibolu Yarımadası’na, Troia’ya, Adalara, Kazdağlarına devamlı halkı gezdiriyoruz. Çünkü turizm hedefimiz ise halk bunu bilmeli.”

2012 Çanakkale Turizm Zirvesi, gün boyu devam eden konuşmalar ve beyin fırtınasıyla devam etti. Zirvede gündeme gelen konuların bir rapor haline getirileceği açıklandı.


 


2002 yılında Çanakkale’ye gemiyle gelen turist sayısı 4.251 kişi
2002 yılında İzmir’e gemiyle gelen turist sayısı 2.081 kişi.
2010 yılında Çanakkale’ye gemiyle gelen turist sayısı 5.000 kişi.
2010 yılında İzmir’e gemiyle gelen turist sayısı 355.899 kişi. 2011 yılında 550.000 kişi.
Turistlerin Çanakkale’ye bıraktığı döviz yılda 2 milyon dolar.
İzmir’e bıraktıkları döviz ise 2 milyar dolar.
Çanakkale’nin BİN katı.
Bu farkı yaratan ne?
İzmir’in nesi var?
Çanakkale’nin nesi yok?

İzmir’de deniz Çanakkale’de de var. Doğa dersen Çanakkale’de daha güzeli. Tarih desen dünyadaki en önemli tarih Çanakkale’de. Troya Çanakkale’de. Assos, Alexandr Troya, Parion, Apollon-Smitheion Çanakkale’de. Yarımada, boğaz, iki deniz birden Çanakkale’de.
Varlığımız İzmir’den çok.
Yokluğumuz ne?
Cevabı çok garip. 250 metre bir iskele.
Evet 250 metre bir iskelemiz yok.
Bu yüzden İçi turist, içi döviz dolu gemiler geçiyor biz seyrediyoruz.
Her gün, her gece.
10 yıldır 10 kişi artmamış gemiyle gelen turist sayımız.
Neden?
Çünkü 250 metre bir İskelemiz yok…!

Lafla peynir gemisi yürümediği gibi,
İskelesiz bir kente ‘de yürüyen gemiler uğramaz.
Turizmi seyretmekten vazgeçmeliyiz.
Bu kente bir Kruvaziyer iskelesi yapılmadan Turizm kenti olamayız.


Gökçeada'da otel yapmak isteyenlere ücretsiz araziler verildi
YENİ ARAZİLER YOLDA...

Gökçeada ve Bozcaada ilçelerinde bulunan mülkiyeti Hazine'ye ait toplam 22 taşınmaz mal, turizm yatırımı yapılmak amacıyla ihaleye çıktı.

Gökçeada'da bulunan araziler Uğurlu Gizli Liman bölgesinde bulunuyor. Bu araziler için dosya veren 8 firmadan üç tanesi yeterli bulunarak dosyaları kabul edildi ve onay için Bakanlığa yollandı. Gökçeada'da bulunan turizm arazileri Uğurlu Gizli Liman bölgesini adeta oteller bölgesi haline getirecek.

Yatırımcılar bu tesisler ile ilgili tüm projelerini yetkililere sundu.Antalyada otelleri olan bir yatırımcı ihaleyi almaktan mutlu olduklarını söyledi.Gelecek aylarda dosyaları tamamlanan Pirgoz bölgesinde denize sıfır 36 Turizm imarlı parseli yatırımcılara tahsis edilecek.yatırımcılara ücretsiz verilen bu araziler adanın güney sahillerinde bulunuyor.Bu parsellerin toplamı ise ikibin dönümü buluyor.tamamının dosyaları bakanlıkta bitme aşamasında olan bu turizm parselleri için yatırımcılar ilan gününü bekliyor. Teşvik kapsamındaki Gökçeadada yatırımcılara pek çok avantaj sunuluyor.

Çanakkale Defterdarlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 4706 Sayılı Kanunun Ek-3. Maddesi ve bu kanunun uygulanması hakkında Maliye Bakanlığı'nca çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre Çanakkale'nin Bozcaada ve Gökçeada ilçelerinde bulunan mülkiyeti Hazineye ait malların turizm yatırımı yapılmak amacıyla ilana çıkarıldığını bildirildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "4706 Sayılı Kanunun Ek-3. Maddesi ve bu kanunun uygulanması hakkında Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre İlimiz Bozcaada ve Gökçeada ilçelerinde bulunan mülkiyeti Hazineye ait toplam 22 taşınmaz mal turizm yatırımı yapılmak amacıyla ilana çıkarılmıştır. Son başvuru tarihi olarak belirlenen 10.08.2011 tarih ve saat 14.00'e kadar kapalı zarf halinde yapılan müracaat dosyalarını incelemek ve değerlendirmek üzere oluşturulan komisyon aynı saatte toplanmıştır.

Bozcaada ilçesinde ilana çıkarılan 9 adet taşınmazdan 2 adet taşınmaz için 1 şirketin yapmış olduğu müracaat, komisyonca yapılan inceleme ve değerlendirmede uygun görülerek ileride 49 yıl süreyle tesis edilecek irtifak hakkına esas olmak üzere bir yıl süreyle ön izin verilmesi uygun görülmüştür.

Gökçeada ilçesinde ilana çıkarılan toplam 13 adet taşınmazdan 12 adedi için 4 şirket 6 adet müracaat dosyası vermiş, verilen tekliflerin komisyonca yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda müracaat dosyası kapsamında verilen bilgi ve belgeler içeriğinde noksanlıklar tespit edilmiş ve müracaat değerlendirilmeye alınmamıştır. Bunun üzerine Bozcaada ilçesinde bulunan 7 adet, Gökçeada ilçesinde bulunan 13 adet olmak üzere toplam 20 adet taşınmaz mal 2 ay süreyle tekrar ilana çıkarılmış olup, yeni başvuru tarihi 14.10.2011 Cuma günü olarak belirlenmiştir.İhale tarihinde başvuruları inceleyen komisyon başvuruları karara bağlayarak bakanlığa onaya göndermiş.


METRO TURİZM, ÇANAKKALE VALİLİĞİNE OTOBÜS HİBE ETTİ

Metro Turizm, Çanakkale Valiliği bünyesinde kullanılması amacıyla otobüs hibe etti.

Vali Güngör Azim Tuna, Valilik binası önündeki teslim alma töreninde yaptığı konuşmada, daha önce Metro Turizm'in yöneticileriyle bir görüşme yaptıklarını ve onların da Valiliğe otobüs hibe ettiğini söyledi.

Valilik olarak, Çanakkale'de barınan Vanlı depremzedelere yönelik gezici kütüphane ya da ana sınıfı oluşturma projeleri bulunduğunu anlatan Tuna, ''Sağ olsunlar, bu projelerimize ilk olarak Metro Turizm gönülllü oldu. Çanakkale'ye çok önemli katkıda bulundular. Bunun sosyal sorumluluk anlamında herkese örnek olmasını temenni ediyorum'' dedi.

Vali Tuna, otobüsü gezici kütüphane olarak kullanabileceklerine işaret etti. ''Ancak bir taraftan da her yıl Çanakkale'ye Türkiye'nin dört bir yanından 2, 2.5 milyon çocuğumuz ziyaret için geliyor. Üniversitemizde okuyan binlerce öğrencimiz var. Otobüs, Gelibolu Yarımadası'ndaki şehitliklere yönelik yapacağımız ziyaretler kapsamında da kullanılabilir. Tüm bunları eğitim çalışması olarak görüyoruz. Bu kapsamda otobüs çok işimize yarayacak. Otobüsü almak yetmiyor, onun içini tanzim etmek, tadil etmek gerekiyor, o da bir masraf. Onu da biz kendi kaynaklarımızı kullanarak karşılayacağız.''

Metro Turizm Genel Müdürü Şenol Ayyıldız ise bu tür projelerde yer almanın kendilerini mutlu ettiğini belirterek, şunları söyledi: ''Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Galip Öztürk'ün eğitime çok önem veren bir kişiliği var. Sosyal sorumluluk projelerine ciddi anlamda imzalar atmıştır. 5-6 yıl önce 100 okul demişti, sloganı o olmuştu. Şu anda 35 civarındaki okulumuzu Türkiye genelinde bitirdik. Bunu da bir okul olarak görmek istiyoruz. İnşallah Çanakkale'de daha farklı aktivitelerimiz de olacaktır.''


GÖKÇEADA TURİZME YELKEN AÇTI

Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi'ndeki Gizli Liman Mevkii'nde turistik tesis yapılmak üzere kira ihalesine çıkarılan kamuya ait 159 bin 658 metrekare yüzölçümlü arsalar kapışıldı.

Türkiye'nin en batı ucundaki en büyük adası olan Gökçeada'da 13 parselden oluşan taşınmazlar, 'Kamu Taşınmazlarının Yatırımlara Tahsisine İlişkin Usul ve Esaslar' kapsamında 49 yıllığına kiralanmak üzere ihaleye çıkarıldı.

İtalya'da oluşturulan ve sakin şehir anlamına gelen 'Cittaslow' ağı kapsamına dahil olarak, dünyanın en sakin adası unvanını alan ve aynı zamanda teşvik kapsamında bulunan Gökçeada'nın Uğurlu Köyü yakınlarındaki Gizli Liman Mevkii'nde 13 parselden oluşan toplam 159 bin 658 metrekare yüzölçümlü taşınmazlar turizmcilerin iştahını kabarttı. Denize sıfır konumdaki parsellere, otel ve turistik tesis yapmak üzere toplam sekiz firma başvurdu.

Başvurular Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna başkanlığında, il defterdarı, çevre ve şehircilik il müdürü, il kültür ve turizm müdürü, milli emlak müdürü ve Gökçeada Belediyesi teknik personelinden oluşan komisyon tarafından değerlendirildi. Komisyon üç firmanın başvurularını uygun gördü. Ön izin talebiyle Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'ne iletti. Üç firmanın ön izin talebinin onaylaması halinde bahse konu parsellerin 49 yıllığına kiralanması için irtifak sözleşmesi imzalanacağı ve turistik yatırımlar için harekete geçileceği bildirildi.


Ayvacık Belediye Başkanı Ulaşım Limanı ile ilgili çevre sorunlarını Çanakkale Ticaret Odası’nda açıkladı.

ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin: Bizim temel hedeflerimiz Çanakkale’nin geçilip gidilen değil, gelinip kalınan bir kent olmasıdır. Çanakkale’de turizmin , sanayinin ve ticaretin üretimin gelişmesine hizmet verecek şekilde yapılandırılmasıdır. Ayvacık Turizm ve Ulaşım İskelesi Projesi’nin karşısına çevrecilik yaftasıyla karşı duranlar Çanakkale’nin gelişim arzusuna karşı duranlardır.
Bu proje Güney sahiline yeni bir kapı açılması projesidir ve Çanakkale’ye sayısız katkıları olacaktır. Biz oda olarak bu projenin sesi olmayı,Ayvacık’ın sesi olmayı görev biliyoruz. Birlik içinde olursak karşımızda kimse duramaz. Çanakkale 7 düvele teslim olmadı, iskele projesi de 7 tuzu kuruya asla teslim olmayacaktır.” dedi.

Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin de Ayvacık altı Ulaşım Limanı İskele Projesi’ni engellemeye yönelik bir takım haksız yayınlar ve çalışmalar yapılmakta olduğunu belirterek “Çanakkale’nin ekonomik hayatındaki en büyük dinamik olan turizm faaliyetlerinin gün geçtikçe artması ve bu projenin hayata geçirilmesiyle katlanarak artacaktır.” diyerek, “İlimize giriş yapacak olan yerli ve yabancı turistler ile canlılık ve rekor düzeyde ziyaretçi sayısına ulaşacaktır." ifadelerinde bulundu ve “ÇED Raporu aşamasına gelinmiş olan projenin gerçekleştirilmesi için elimizden gelen tüm olanakları kullanmaya devam edeceğiz” dedi.


Çanakkale'de daha düne kadar ulaşımın bile eziyet olduğu Gökçeada, şimdilerde uluslararası arenada turizmin gözde merkezi olarak gösterilmeye başlandı.

Türkiye'nin en büyük Adası Gökçeada, ulaşım sorunu nedeniyle yıllarca mahrumiyet bölgesi olarak kaldı. 2008 yılında hizmete giren yeni feribot ile deniz ulaşımındaki sorunu çözülen Gökçeada, 14 Temmuz'dan itibaren ise uçak seferleri ile havadan da İstanbul'a ve dolayısıyla tüm dünyaya bağlandı. Uluslararası Cittaslow ağı kapsamında geçtiğimiz günlerde dünyanın en sakin adası 'yavaş şehir' unvanını alan Gökçeada bu kez de İngiliz Financial Times'a (FT) konu oldu.

Gökçeada Belediye Başkanı AK Parti'li Yücel Atalay, adanın hem yatırım yapılacak hem de tatil yapılacak en cazip ada olduğunun son dönemde değişik dergi ve gazetelerdeki makalelerle dile getirildiğini söyledi. Özellikle uçak seferlerinin başlamasıyla birlikte herkesin gözünün Gökçeada'ya çevrildiğini belirten Atalay, "Gökçeada'nın zaten bir potansiyeli vardı. Ama ulaşım sorunu nedeniyle yıllardır bunu enerjiye dönüştürmek zor oluyordu. Gökçeada artık Dünyada bir merkez haline geldi. Geçen yıl 1 Haziran ile 1 Eylül arasında adayı 210 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl aynı dönemde bu rakamın 300 bini bulacağını tahmin ediyoruz" dedi.

Çanakkale Turistik Otelciler İşletmeleri ve Yatırımcıları Birliği Derneği Başkanı Ali Akol ise Gökçeada'nın ulaşım sorununun çözümüyle birlikte turizmde parlayan yıldız haline geldiğini söyledi.


"Doğal Akvaryum" olarak nitelendirilen ve dünyada kendi kendini temizleyebilen ender körfezlerden biri olan Saros Körfezi'nde dalış yapmak ve buradaki deniz canlılarını görmek isteyen çok sayıda yerli ve yabancı dalgıç, özellikle hafta sonları soluğu burada alıyor.

Saros Körfezi'nin Çanakkale'nin Gelibolu ilçesi kıyılarında yer alan bölgeleri ziyaret eden dalgıçlar, doğal ve bakir koylar arasında yer alan Kömür Limanı, Despot mevkisindeki Minnoş Kayalıkları ve Sazlık Limanında dalışlarını gerçekleştiriyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Cirik, yaptığı açıklamada, Saros Körfezi'nde alt ve üst su akıntılarının karışmasıyla çok zengin bir denizsel yaşam oluştuğunu bildirdi.

Saros Körfezi'nin Türkiye'nin en derin ve su akımlarının en aktif olduğu körfezlerinden birisi olduğunu belirten Cirik, Gökova ve Saros körfezlerinin, Ege denizinin çok önemli ekolojik habitatlarını oluşturduklarını dile getirdi.

Denizlerdeki dip sularının yüzeye çıkması (upwelling) hadisesinin Saros Körfezi'nde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cirik, şöyle konuştu:

"Su karışımı ve dinamizmi nedeniyle burada biyolojik faaliyetler ve biyolojik çeşitlilikler son derece zengin. Aynı zamanda burası yüzey akıntısıyla Karadeniz'den gelen besin tuzlarıyla zengin. Yoğunluğu az sular Karadeniz'den ilk önce Saros Körfezi'ne gelirler. Saros Körfezi'nde alt ve üst su akıntılarının karışmasıyla çok zengin bir denizsel yaşam oluşuyor. O nedenle Ege Denizi'nin güneyde Gökova Körfezi, kuzeyde ise Saros Körfezi son derece zengin, adeta bir akvaryum gibi, her türlü deniz canlısının barındığı ve yaşadığı bir ortam. "

Prof. Dr. Cirik, burasının Çanakkale için, balıkçılık yönünden çok verimli olduğunu ve sualtı turizmi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"İstanbul'daki birçok doğasever ve birçok dalış kulüpleri üyelerini getirerek bu zenginliği paylaşırlar. Hatta burada son yıllarda bir de bir su altı parkı oluşum aşamaları var. Son zamanlarda Özel Çevre Koruma Kurulu tarafından buranın bir bölgesi Özel Çevre Koruma Statüsü altına alındı. O şekilde de doğa mirasının sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kurulan sualtı parkında yapay resif dediğimiz suni balık yuvaları oluşturmak ve onların altına bir takım objeler yerleştirmek suretiyle de, bu bölge cazip hale getiriliyor. Bizim de Su Ürünleri Fakültesi olarak bu bölgede hem bölgenin bilimsel bio çeşitliliğini tespit ve onu etkileyen faktörlerin fiziksel ve kimyasal parametreleri, gıda zincirlerindeki oluşumları, planktonik canlıların oluşumu ve değişimi, balık popülasyonlarının ve onlara etki eden faktörlerin tespiti yönünde hem TÜBİTAK, hem de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından desteklenen projelerde çalışmalarımız var. "

Saros Körfezi'nin tüm deniz bilimcileri açısından balık doku çalışmaları tespiti ve deniz kirliliği çalışmaları açısından önemli bir bölge olduğunu, Balkanlardan gelen Meriç nehrinin Saros Körfezi'ne getirdiklerinin de bölgedeki ekolojik dengeyi etkilediğini dile getiren Cirik, "O nedenle izlenen bir bölge. Oradaki deniz canlı varlıkları, miktarları ve stokları devamlı izleniyor. Bu nedenle bizim üniversitemizin yapmış olduğu deniz çalışmalarının da odak noktasını Saros Körfezi oluşturuyor" şeklinde konuştu.


Polonya'nın Lidzbark Warminski kentinde düzenlenen 2011 Cittaslow Genel Kurulu'nda Gökçeada- Çanakkale 'Cittaslow' (sakin şehir) ilan edildi.

Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi de sakin şehirler arasında dünyada bu unvana sahip olan ilk ve tek ada oldu. Organik üretim ve Slow Food etkinlikleri sayesinde kendi özelliklerine sahip çıkan Gökçeada'da 'Cittaslow' üyeliği büyük sevinç yarattı. Belediye Başkanı Yücel Atalay, cittaslow sayesinde Gökçeada turizminin daha da gelişeceğini söyledi.
Atalay, küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak, dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı uluslararası bir birlik konumundaki Cittaslow ağına dahil olmaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Cittaslow üyeliğinin bundan sonra Gökçeada'ya ne getireceği çok önemli. Cittaslow'da eskiyi koruyup, günümüze aktararak, bugünün insanlarının yararlanmasını sağlamak ve enerji kullanımının doğal yollardan elde edilmesi ile doğaya zarar vermeyen teknolojinin kullanılması felsefesi ön görülmektedir. Biz de bu felsefeye vakıf olan, bu potansiyelini geçmişten günümüze taşıyabilmiş dünyada bu üyeliğe dahil olan ilk ve tek adayız. Bu unvanını elimizde bulundurduğumuz için gururluyuz" dedi.

CITTASLOW NEDİR?

İtalyancada "sakin şehir" anlamında kullanılan Cittaslow ağı, küreselleşmenin, şehirlerin dokusunu, sakinlerini, yaşam biçimini standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için ortaya çıkmış kentler birliği. Cittaslow, küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak, dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı uluslararası bir birlik konumunda....


Biga ilçesine bağlı antik bir liman kenti konumunda bulunan KaraBiga beldesi, yemyeşil doğası, masmavi denizi ve derin tarihiyle turizmcilerin yeni gözdesi haline geldi.

Biga'ya 20 kilometre mesafede bulunan, mitolojik adı "Priapos" olan ve deniz kıyısında bulunan beldeye, kara yolunun yanı sıra deniz ve hava yoluyla da ulaşmak mümkün.

Beldeden deniz yolu ile Tekirdağ'a da seferler düzenleniyor. İstanbul'a da deniz seferlerinin başlaması için çalışma başlatılan beldede ayrıca tek motorlu uçakların inebildiği küçük bir hava alanı da bulunuyor.

KaraBiga Belediye Başkanı Muzaffer Karataş, yaptığı açıklamada, turizmde en önemli olan unsurların başında ulaşımın gediğini, kolay ulaşılabilir bir belde olduklarını söyledi.

Karataş, "Avrupa'ya, yani Tekirdağ'a şu anda iki feribotumuz çalışıyor. Bu feribotların KaraBiga, Tekirdağ, Avşa ve Marmara Adası bağlantısı da var. Ayrıca buradan İstanbul'a deniz seferlerinin yapılması için de iyi bir oluşum içindeyiz" dedi.

Çanakkale Valiliği ile Çanakkale Boğazı ile adalar arasında deniz ulaşımını sağlayan GESTAŞ AŞ'nin, konuya olumlu baktığını ifade eden Karataş, "Bu da olursa daha kolay ulaşılabilir bir belde olacağız. Havaalanımız hem yangın söndürme uçaklarının kullandığı, hem de tek motorlu uçakların inip kalktığı bir alan" diye konuştu.

Beldenin 3 bin olan nüfusunun yaz mevsiminde 10 binin üzerine çıktığını dile getiren Karataş, turizmin gelişmesiyle her geçen yıl nüfus artışının daha da fazlalaştığını ifade etti.

"TARİH DOĞA VE DENİZİN BULUŞTUĞU NOKTADAYIZ"

Belediye Başkanı Karataş, KaraBiga'nın turizmde son yıllarda daha tanınır hale geldiğini, bunda belediye olarak yaptıkları çalışmaların etkili olduğunu söyledi.

Sahile paralel olarak 3 kilometrelik bir yürüyüş alanı oluşturduklarını, vatandaşların yürüyüşlerini denizi izleyerek yapabildiğini dile getiren Karataş,
"Kadınlar Hamamı Plajı"nın da hizmete girdiğini bildirdi.

"Bu bölgede Mavi Bayrağı dalgalandıracağız" diyen Karataş, atık su arıtması işi için 2, 5 milyon liralık yatırım çalışmalarının olduğunu kaydetti.

Karataş, geniş bir arazi yapısına sahip olduklarını, 840 bin dönümlük alanda imar yetkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bu çok geniş bir alan. Buraya çok sayıda sanayi kuruluşu yatırım amaçlı geliyor. Gelince de yatırımın kirli mi, yoksa temiz mi? olması tartışılıyor. Bu bizim yetkimizin dışında olduğu için çok fazla karar veremiyoruz. Termik santrallerden bahsediyorum. Bu konu için geniş bir müracaat var bölgemize.

Sanayi kuruluşları 49 yıllığına arazileri kiralayıp, bu bölgeye enerji yatırımı yapabiliyor. Yerel yönetimlere ve halka sorulmadan yapılan bu yatırımlar, bizi sıkıntıya sokuyor. Bir, 2 ya da 3 tanesi tamam da, daha fazlasına gerek yok. Bütün Türkiye'nin enerji ihtiyacını bu bölge mi karşılayacak? Şu anda faaliyette olan 6 termik santral var, 4 tane de müracaat olduğunu biliyoruz. Sayı fazla olmaya başladı. "

KaraBiga'da turizm süresinin kısa olduğunu, turizmin yanında temiz sanayinin beldeye gelmesini desteklediklerini anlatan Karataş, "Tarih, doğa ve denizin buluştuğu noktadayız. Bölgemiz kirlenmemiş ender yerlerden biri. Bozulmamış doğasıyla huzur veren bir yer burası. Bu yerin temiz kalarak gelişmesini istiyoruz" dedi.


Çanakkale Tarih ve Kültür Vakfı (ÇATKAV), Dünya mirasına örnek bir kent olan Çanakkale’nin tarih ve kültür mirasını korumaya yönelik çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda ilk olarak tarihi değeri olan eski bir binayı restore ederek Kültür Evi olarak kente kazandırmayı hedefliyor.

Çanakkale’nin tarih, arkeoloji, kültür, doğal güzellikleri için maddi, manevi çalışmalar yapmak ve destek sağlamak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerin anılarını abideleştirmek üzere 30 Nisan 1984 tarihinde kurulan ÇATKAV çalışmalarına hız verdi. Muzaffer Bayraktar’ın başkan olarak görev aldığı Vakfın denetleme kurulunda ise Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan da yer aldı.

Vakıf yönetimi, hedeflerini açıklamak üzere düzenledikleri yemekte basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gecede bir konuşma yapan Vakıf Başkanı Muzaffer Bayraktar, Çanakkale bölgesinin, arkeolojik adıyla Troas bölgesinin, ünlü tarihçi Homeros’un İlyada destanında anlattığına göre 3 bin yıllık İda mirası ve Çanakkale Savaşları ile tarihe ışık tutmuş bir arkeoloji ve tarih denizi üzerinde bulunduğuna dikkat çekti.

Çanakkale’nin tarihi ve kültürel değerleri ile Dünya mirasına örnek bir kent olduğunu belirten Bayraktar, “Vakfımızın kuruluş amacı, Çanakkale’nin tarih ve kültür mirasını korumaktır. Bölgemizde sürdürülebilir yaşam alanlarındaki tarihi ve kültürel değerleri gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda Vakfımızın hayata geçirmeyi hedeflediği projelerden birisi tarihi değeri bulunan bir binayı restore edip, tarih kültür alanında arşiv, kütüphane, toplantı gibi etkinliklerin gerçekleştirileceği Kültür Evi olarak hizmete sokmaktır. Vakfımız, Çanakkale ve civarında, tarih ve kültür alanlarındaki bilimsel çalışmalara destek olmak, akademik ve uzman çevrelerle ortaklık kurarak çalışmalar yapmayı da amaçlamaktadır” dedi.

ÇATKAV ayrıca 2011 yılında, Mayıs ayında Yerel Yemek Şenliği, Haziran ayında Geleneksel Halı ve Kilim Şenliği Temmuz ayında Geleneksel Seramik Sergisi Şenliği, Ağustos ayında ise Yöresel Giyim Kuşam Şenliği ile Yerel Halk Oyunları Şenliği düzenleyeceğini açıkladı.


Kaz Dağları'nda, turizmi ön plana çıkarmak ve bölgeyi turizm cenneti haline getirmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilmesi planlanan 'Kaz Dağları Destinasyon Çalışması'nın ön toplantısı Çanakkale'de yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü Uzmanı Ömer Demir, Ayvacık ilçesine bağlı Yeşilyurt köyündeki Öngen Country Otel'de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından bir kongre gerçekleştirileceğini, daha sonra da Kaz Dağları'nın bir 'destinasyon' olarak kabul edileceğini söyledi.

Avrupa Birliğinden (AB) bu bölge için fon alınabileceğini ifade eden Demir, 'Kaz Dağları'nı sahil ile birlikte öne çıkarıp, Edremit Havaalanı'nı da kullanarak, dünyadaki büyük tur operatörlerini bu bölgeye yönlendireceğiz. 80'i aşkın ülkede Kaz Dağları'nın tanıtımını yapacağız. Tek bir logo kullanıp insanların kafasında o marka ile bütünleştirmeliyiz' dedi.

Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Kaz Dağları'nın ilk yazılı efsaneye sahip dağ olduğunu anımsatarak, 'Kaz Dağları cennetin üst katı gibi. Burası hava, su, güneş ve bitki cenneti. Kaz Dağları'nda, Alp Dağları'na eşit oksijen var. Burada kaynak, Termal, deniz ve maden suyu var. Burası yılın 300 günü Güneşli geçiyor' diye konuştu.

Güre Belediye Başkanı Kamil Saka da değişik hastalıklara yakalanmış insanların buraya gelmesiyle bölgenin kazançlı çıkacağını ifade ederek, 'Termal turizmi ön plana çıkarmalıyız. İnsanlar parayı kazanırken kaybettikleri sağlıklarını, kazandıkları parayla tekrar geriye getirebilirler. Ayrıca dünyadaki en yüksek orandaki oksijenimizi ön plana çıkarmalıyız. Solunum hastası olup da bu bölgeye gelen hastalar, solunumu rahatlatan 'fıs fıs' kullanmadan burada aylarca yaşayabiliyorlar' dedi.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan da Assos'ta bir felsefe okulu olduğunu anımsatarak, insanların o zamanlarda bile eğitime önem verdiklerine dikkati çekti. Buna duyarlı yaklaşılması gerektiğine işaret eden Balkan, 'Fon gelmezse de biz kaynağımızı buluruz. Öncelikle her seviyeden vatandaşımızı eğitmeliyiz. Küçük ayrıntılar cennetimizi bozuyor' ifadelerini kullandı.

Turizmci Mehmet Öngen de belediyeler ve otelciler olarak bölgede büyük bir mücadele verdiklerini, Kaz Dağları'nı 'destinasyon' olarak tescillendirecekleri bir kongre yapacaklarını belirterek, kongreye, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın yanı sıra Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığından yetkililerin katılacağını açıkladı.

Toplantıda, Ankara'da 'Kaz Dağları Çalışma Platformu' kurulması konusunda karar alındı.

Toplantıya, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü uzmanları Tolga Yılmaz, Esra Piçakçı ile Kaz Dağları'na komşu ilçe ve beldelerin belediye başkanları ve yardımcıları ile Kazdağı Oteller Derneği (KAZOD) üyesi otellerin temsilcileri katıldı.


Kaz Dağları, şifalı suları, kaplıcaları, göletleri, su kaynakları, endemik bitki türleri ve tarihi mekanlarıyla, yılın her döneminde doğa sevenlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Mitolojide 'İda' olarak adlandırılan Kaz Dağları'nın en bilinen mekanlarından biri, Afrodit'in seçildiği tarihteki ilk güzellik yarışmasına sahne olmasıyla tanınan Çanakkale'nin Bayramiç ilçesine bağlı Evciler köyü içerisinde yer alan Ayazma Mesire Yeri.

Kaz Dağları, her tarafından sular akan ve eşsiz doğasıyla bilinen Ayazma'nın yanı sıra, Çandır, Muhteşem Süleyman, Dalak Suyu, Pınarbaşı, Şahindere Kanyonu, Hasanboğuldu Göleti ve Sutüven Şelalesi gibi görülmeye değer güzellikleri bünyesinde barındırıyor. Yaklaşık 2 bin kilometre karelik bir alana sahip olan Kaz Dağları, Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçileri ağırlıyor.

Kaz Dağlarının etrafı Troya başta olmak üzere, Adramytium, Antandros, Assos, Lemponia, Gargaria, Kebren ve Skepsis gibi önemli antik yerleşim yerleri ile çevrili. Bayramiç'teki Hadimoğlu Konağı, Hacı Bali Camii ve 1792 tarihinde yaptırılan Camii Cedid (Karşıyaka Camisi), Yenice ilçesindeki Etnografya müzesi, Pazarköy'deki Mültezim Konağı, Hamdibey'de bulunan Kuva-yi Milliye Kahramanı Köprülü Hamdi Bey'in heykeli ve Türkmen kültürünü yansıtan Tahtakuşlar Etnografya Müzesi Kaz Dağları çevresindeki görülmeye değer yerler olarak gösteriliyor.

ZENGİN ENDEMİK BİTKİ ÖRTÜSÜ VE YABANİ HAYVAN ÇEŞİTLİLİĞİ

Doğal güzelliklerinin yanı sıra, jeolojik ve değişik iklim özelliklerinin etkisiyle zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Kaz Dağları'nda, 101 familyaya ait yaklaşık 800 bitki türü bulunuyor. Bunların 71 tanesi Türkiye için endemik olmakla birlikte, 23 tanesi ise sadece bu bölgede yetişen bitki özelliğini taşıyor. Bölgeye has endemik bitki türleri arasında, sarıkız ve kandil çayı, pisik otu, bölgeye has kekik, peygamber çiçeği, yabani karanfil, geven ve boyu yaklaşık 30 metreye ulaşan Kaz Dağı köknarı bulunuyor.

Bölgede yetişen endemik bitkilerin bir kısmının çeşitli nedenlerle yitirilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu, bölgenin Milli Park olarak küçük bölümler halinde Tabiatı Koruma Alanı ve Gen Koruma ve Yönetim Alanı statüleriyle koruma altında tutuluyor.

Ege ve Marmara Bölgeleri arasında dağılım gösteren Kaz Dağı'nda sayısı tam olarak bilinmeyen çeşitli özelliklerde yabani hayvan bulunuyor. Milli Park sınırları içerisinde yapılan araştırmalarda 11 civarında iç su balığı, 38 iki yaşamlı (amfibi) ve sürüngen türü, yaklaşık 30 kuş ve 40 kadar memeli türünün yaşadığı belirtiliyor. Türlerin bir kısmı uluslararası anlaşmalara bağlı olarak korunurken, Türkiye'de envanteri henüz bulunmayan omurgasızlar grubunda ise 200'den fazla türün tespit edildiği, bunlardan 7'sinin endemik olduğu dile getiriliyor.

TREKKİNG, OFF ROAD VE KAMP TUTKUNLARININ UĞRAK ALANI

Doğal zenginlikleriyle adeta göz kamaştıran Kaz Dağları'nda özellikle hafta sonları İstanbul, Çanakkale, İzmir, Balıkesir ve diğer illerden gelen çok sayıda ziyaretçi, zamanlarını bu bölgede trekking, off road, kamp ve atla gezinti yaparak geçiriyor.

Çok sayıda zeytin ağacının bulunduğu Kaz Dağı'ndaki konaklanan mekanlarda köy kahvaltıları ikram ediliyor ve soflardan zeytin yağı eksik edilmiyor. Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde yer alan ve eski taş evlerin otel, pansiyon ve restoranlara dönüştürüldüğü Yeşilyurt ve Adatepe köylerinde konaklama imkanı sunulurken, bu bölgedeki Zeus Altarı ziyaretçilerin uğrak yerlerinden.



ÇANAKKALE'NİN GİZLİ CENNETLERİ

Her mevsim insanlara ayrı bir güzellik sunan Çanakkale, içinden deniz geçen coğrafyasıyla, topraklarının bereketiyle, antik, doğal ve modern bir kent. Antik dönemde ''Dardanelles'' olarak anılan Çanakkale'nin 671 kilometrelik kıyı şeridi bulunuyor.

Türk ve dünya savaş tarihinde önemli bir yere sahip Çanakkale Savaşları'nın geçtiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, antik dünyanın batı Anadolu'daki önemli merkezleri Truva ve Assos antik kentleri, kente gelenlerin en çok ziyaret ettiği yerler olarak dikkati çekiyor.
Misafirperver insanları, bozulmamış doğası, antik kentleri, şehitlikleri, mavi bayraklı temiz plajları, kaplıcaları, yöresel yemekleri, el sanatları ile dikkati çeken Çanakkale'yi ziyaret edenler, gezilerine ilk olarak kent merkezinden başlamalı.
Çanakkale İskelesi'nin her iki yanında uzanan lokantalar, barlar ve kafeler, hem dinlenmek hem de boğazdan geçen gemileri seyretmek isteyenlerin uğrak yerleri arasında. Lokantaların büyük bir bölümü, müşterilerine deniz ürünleri ağırlıklı menüler sunuyor. Buralarda her mevsime özgü taze balık çeşitleri tüketilebiliyor.
Kente gelenler, buram buram tarih kokan daracık sokaklarda gezdikten sonra, tarihi Saat Kulesi, Aynalı Çarşı ve Çimenlik Kalesi'ni görmeden buradan ayrılmıyor.
Piknikçiler, belediyeye ait halk otobüslerini kullanarak ya da kendi araçlarıyla il merkezine 15 dakika mesafedeki Güzelyalı köyü ya da Dardanos mevkisini tercih ediyorlar.

GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI

Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'na ise, kent merkezinden feribot ya da araba vapuruyla ulaşılabiliyor. Savaşın izlerinin her yerde görülebildiği Gelibolu'daki 33 bin hektarlık alan, Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutuyor. Gelibolu Yarımadası boyunca Türk şehitlikleri ile yabancı askerlerin anısına yapılmış anıtlar bulunuyor.
Tarihi Milli Parkı kendi başına gezmek isteyenlerin alandaki her şeyi görebilmeleri oldukça zor. Bölgeyi görmek isteyenlere Çanakkale'deki seyahat acentelerinin düzenlediği turlara katılmaları öneriliyor.
Kendi başına gezmek isteyenler ise, geziye Kabatepe Ana Tanıtım Merkezi ya da Eceabat yakınındaki Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Tanıtma Merkezi ziyaretiyle başlamalı. Her iki merkezden de hem bilgi, hem de doküman almak mümkün. Tarihi Yarımadayı gezeceklere yanlarına yiyecek ve su almaları öneriliyor.

GÖKÇEADA VE BOZCAADA

Çanakkale'ye gelenlerin ziyaret ettiği diğer önemli iki yer ise, Gökçeada ve Bozcaada. Bozcaada'ya Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinden, Gökçeada'ya ise Çanakkale'den ya da Gelibolu Yarımadası'nda bulunan Kabatepe iskelesinden kalkan araba vapuru ve feribotlarla ulaşım sağlanıyor.
Türkiye'nin en büyük ve en çok turist çeken adası olan Gökçeada'ya yaklaşırken insanların gözlerine önce tek bir ağaç bile bulunmayan çıplak tepeler çarpıyor. İlk kez gidenler için bu görüntü biraz burukluğa neden olsa da Gökçeada çok sulak bir ada. Kaynakları, bir çok küçük gölü, gürül gürül akan musluksuz çeşmesi ve bir de şelalesi var. Adaya otomobille gelmeyenler için merkeze gidecek minibüsler iskelede hazır bekliyor. Çünkü iskele, ilçe merkezinin uzağında, neredeyse hiç yerleşim olmayan bir yerde.

İlçe merkezi, feribotun yanaştığı Kuzu Limanı'na yaklaşık 7 kilometre. Yaz aylarında oldukça hareketli olan ilçe merkezinde, otel ve lokantalar bulunuyor.
Ziyaretçilere, adaya özgü yemekleri yemeleri tavsiye ediliyor. Ada şarapları ve ısırgan otu, rezene gibi yerel otlarla yapılan ''cullama'' adlı yemek, sakızlı muhallebi, dibek kahvesi en çok tercih edilenlerden. Bunun yanında, keçi sütünden yapılan peynirin, un, nane ve zeytinyağıyla buluşmasıyla fırına verilen yemeğin adı da ''cicirya''.
Gökçeada'nın güneyindeki Aydıncık (Kefalos) kıyısı, Kuzey Ege'nin Patara'sı olarak kabul ediliyor. Aydıncık Burnu, sert rüzgara rağmen kaba dalgaların oluşmasını engellediğinden rüzgar sörfü yapanlar için ideal bir bölge. Buradaki şifalı çamur banyosu da cilde yarar sağlıyor.
Ayrıca, Türkiye'nin ilk Sualtı Milli Parkı Gökçeada'da kuruldu. Park, 200 metre genişliğinde ve bir mil uzunluğunda.
Zeytin ve zeytinyağı kültürü doğal olarak tüm adada yaygın. Geçmişten bugüne yaşatılan mezelerde, yemeklerde, iki kültürün kaynaşmış Ege'ye özgü bu mutfağında gerçek zeytinyağının kokusunu ve lezzetini bulabilirsiniz.
Ve Bozcaada... Adaya yaklaşan araba vapurundan bakınca, ilk göze çarpan şey, kalesi. Vapur iskelesinin hemen yanında yükselen kale, şaşılacak kadar yeni görünüyor. Oysa tarihi Finikelilere kadar uzanıyor. Ceneviz ve Venedikliler tarafından onarılmış ve eklemeler yapılmış.
İskele çevresi adanın en canlı bölgesi. Lokantalar, kahveler, dükkanlar hep bu bölgede. Çarşamba günleri kurulan pazar yeri de burada. Yeni yapılan bağ evleri sayılmazsa, Bozcaada derli toplu bir yerleşim merkezi.
Bozcaada'da Kemisis Teodoku Kilisesi (Meryem Ana Kilisesi), kitabesine göre 1867-1869 yılları arasında yapılmış. 1734 yılında yapılmış Aya Paraskevi Ayazması, sekiz çınar ağacının arasında küçük bir şapel, iki küçük yapı ve çift oluğu bulunan bir çeşmeden oluşuyor. 26-27 Temmuz günleri bağ bozumu şenlikleri geleneksel olarak burada düzenleniyor.
Şaraplarıyla ünlü adada, bu yıl 26-28 Haziran tarihlerinde yapılacak ''Şarap Tadım Günleri''ni de hatırlatmak gerekiyor.
Adaya otomobille gidilirse içlere doğru yapılacak gezide şaşırtıcı görüntüler ortaya çıkabilir. Bağların arasından geçen dar yollardan ilerlerken Rumlar tarafından terk edilmiş taş evler, bu evlerin bahçelerinde, eski yaşamı hayal ettirecek kalıntılarla karşılaşılıyor.
Bozcaada'nın her tarafında çok sayıda plaj var. En büyük doğal plajı Ayazma. Yanında Sulubahçe ve Habbele, Mermer Burnu, Akvaryum koyları, Tuzburnu, Çayır ve Ova kıyıları denize girilebilecek yerler arasında.
Ege Denizi'nin en önemli dalış noktalarından birisi Bozcaada. Denizin temizliği görüş mesafesini 50-60 metreye kadar uzatıyor. Yalnız tüplü dalışlar ve gece dalışları için izin gerekiyor.
Adanın bağları içinde bir otel ve şarap evi de var. Merkez, Poyraz Limanı ve Tuzburnu plajı arasındaki bölümde de, yeni oteller ve küçük tatil köyleri bulunuyor.

TRUVA VE ASSOS ANTİK KENTLERİ

Truva Antik Kenti'ne, Çanakkale'den 30 dakikalık yolculuğun ardından ulaşılıyor. Truva, gezginlerin kendi başına gezip anlayabilecekleri bir ören yeri değil. Mutlaka uzman bir rehber eşliğinde gezilmeli. Çanakkale'de birçok seyahat acentesi buraya turlar düzenliyor.
Çanakkale'ye 90 kilometre mesafedeki Assos Antik Kenti ise Aristo'nun ilk felsefe okulunu kurduğu yer olarak biliniyor. Assos İskelesi, eski antrepolardan restore edilmiş butik otelleri, iyi balık lokantaları ile gezilip, görülecek önemli bölgeler arasında. Antik kent gezisinden sonra, kısa ama dik yokuşu inerek, araçları biraz uzak mesafede park ederek limana ulaşılıyor.
Antik kentin etrafı 4 kilometrelik surla çevrili. Surların bir kısmı yok olmuş. Kentin yapıldığı, zor işlenen ama çok dayanıklı taşa antik yazarlar ''insan yiyen taş'' diyorlar. Zor işlense de dayanıklı olan bu taş, Assos'un ihraç malları arasında yer almış.
Assos, yıl boyunca her mevsimde gidilebilecek yerler arasında bulunuyor. Ziyaretçilerin karşısına Assos'tan 2 kilometre doğuya sahil yolunu izleyince Kadırga Koyu çıkıyor.
Osmanlı zamanında donanmanın kadırgaları bu koya çekildiğinden bu adı almış. Yörede ilk ''Mavi Bayrak'' alan plaj da bu koyda buluyor. Açık plaj durumundaki koyun çevresi zeytinliklerle çevrili. Buradaki oteller genellikle doğaya saygılı, çevre yerel mimarisi ile uyumlu ve muhakkak zeytin ağaçları arasında.

KAZ DAĞLARI

Doğaseverlerin ilgisini en çok çeken yerlerden biri olan Kaz Dağları'nın bir bölümü de Çanakkale sınırları içinde yer alıyor. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olduğu belirtilen bu dağlarda, Yeşilyurt ve Adatepe gibi otantik köyler ziyaret edilecek yerler arasında.

Buralardaki otel ve pansiyonlar, güzel bir doğada temiz havayı teneffüs etmek isteyenleri yaz kış ağırlıyor. Beldeden akan dereleri takip ederek Kaz Dağları'nın güzelliklerini keşfetmek mümkün. Kaz Dağları'nın bir diğer ucu ise, il merkezinden Ezine'yi takiben gidilen Bayramiç ilçesinde.
İlçeye bağlı Evciler köyünde yer alan Ayazma Mesire Yeri, Kaz Dağları'nın en önemli ziyaret noktalarından birisi. Her bir tarafından yaz kış derelerin aktığı Ayazma, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için önemli bir alan. Buradaki dere yataklarından yukarılara doğru yürüyenler, eşine az rastlanır güzellikteki çok sayıda şelale ve altında oluşan göletleri görebiliyor.
Mesire yerinde, buradan akan Kaz Dağları'nın suyunda yetişen alabalıkların güveçte tereyağla pişirilip servis edildiği tesisler de yer alıyor.













http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.