ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...


  YAZARLAR

TÜLAY HERGÜNLÜ


 

 

ÇANAKKALE  ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ                                                                                                                                         Son Güncelleme : 05.02.2012



''ADADAN ANAKARAYA SÜRGÜN'' EDİLDİ

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda görevliyken Bayramiç İlçesi'ne tayin edilen Prof. Dr. Bülent Cihangir, bilimsel çalışmalarının önünün kesildiğini öne sürerek açtığı davanın kurbanı olduğunu öne sürdü. Prof.Dr. Cihangir, "Bayramiç Meslek Yüksek Okulu'nda görevlendirildiğim bölüm kağıt üzerinde var. Bankamatik profesörü olmak istemiyorum" dedi.

Prof.Dr. Bülent Cihangir, ÇOMÜ Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Motorcu hakkında, 'Bilimsel çalışmalarımın önü kesiliyor. Yurt dışı sempozyumlarına gönderilmediğim gibi bilimsel makalelerimin yayımlanmasına da engel olunuyor' iddiasıyla 17 Kasım 2011'de Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesi'ne mobbing (bezdiri) davası açtı. Cihangir, dava devam ederken, 16 Ocak 2012 tarihinde Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Balıkçılık Teknolojisi Bölüm Başkanlığı görevinden alınarak Bayramiç Meslek Yüksek Okulu Su Ürünleri Teknikerliği Bölümü'ne öğretim üyesi olarak tayin edildi.

25 Ocak'ta kendisine tebliğ edilen karara tepki gösteren Prof. Dr. Cihangir, Gökçeada'da yaptığı bilimsel çalışmaların önüne Yüksekokul Müdürlüğü tarafından set çekilmek istendiğini söyledi. Prof.Dr. Cihangir, şu iddialarda bulundu: "Eğitim- öğretime fayda getireceğini düşündüğüm her konuda engellendim. Uluslararası sempozyumlara bildiri sunmam ve ardından görevlendirilme istemem bile engellendi. Yüksek Okul Müdürü, bölüm başkanı görev ve yetkilerimi sınırlandırmaya kalktı ve beni sürekli yok sayarak dışladı. Üzerimde sürekli olarak bir negatif baskı ve uygulama vardı."

Kendi iradesi dışında gelişen bu görevlendirmenin bir anlamda cezalandırma veya sürgün olduğunu savunan Prof. Dr. Bülent Cihangir, iddialarını şöyle sürdürdü:

"Üniversitenin kendi bünyesinde dahi sürgün yeri olarak nitelendirilen Gökçeada'dan anakaraya sürülen ilk Profesör doktor unvanına sahip oldum gibi görünüyor. Üniversitenin Gökçeada'da bulunan iki yüksekokulunda görev yapan öğretim üyelerinden üçü haricinde tamamı Çanakkale'de ikamet eder. Gökçeada'da oturan 3 öğretim üyesinden 2'si ben ve yardımcı doçent olan eşim."

"TRAJİKOMİK DURUM"

Prof.Dr. Bülent Cihangir, yeni görevlendirildiği Bayramiç Meslek Yüksekokulu'nda öğrenci ve eğitim programı bulunmamasının tam bir trajikomik durum olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Prof.Dr. Cihangir, "Bayramiç'te benim uzmanlığıma yakın yani balıkçılık teknolojisi bölümü olmadığı gibi halen öğrenim gören öğrenci de yok. Sadece kağıt üzerinde varlığından söz edebiliriz. 'Bankamatik profesörü' olmak istemiyorum. Elbette ülkenin her bir köşesinde göreve hazırım. Ancak, görevimi yapmak koşuluyla. Boş yere gittiğim yerde oturmak istemiyorum. Uzmanlık alanıma uygun bir ders programı olmayan bir bölümde boş oturtulmak istemiyorum" dedi.

Bu görevlendirmeye tam olarak anlam veremediğini belirten Prof.Dr. Bülent Cihangir, "Görev yapmakta olduğum yüksekokulun müdürüne karşı açmış olduğum mobbing davasının gerekçe olabileceğini düşünüyorum. Devletten aldığım maaşın hakkını verebilmemin bütün koşulları ortadan kaldırılarak doğrudan bir kamu zararı oluşacağını düşünüyorum" dedi.

"REKTÖRDEN RANDEVU ALAMADIM"

Prof.Dr. Cihangir, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile sıkıntılı durumu hakkında görüşmek için randevu istediği halde alamadığını anlatırken sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kaya ile bir görüşme yaparak sıkıntımı dile getirdim. Kaya, 'Konuyla yakından ilgileneceğim' diyerek beni teselli etmeye çalıştı. Ancak, sorun giderilmedi. Ben de 1 Şubat 2012 tarihinde Çanakkale İdare Mahkemesi'ne, yürütmeyi durdurma davası açtım" dedi.

Gökçeada Kent Konseyi Çevre Grubu başkanlığını da yürüttüğünü kaydeden Prof.Dr. Cihangir, "Sanıyorum, bir nevi sürgün anlamı taşıyan Bayramiç'teki görev süresince yapacağım tek şey orada altın arayan şirketlere karşı mücadele veren çevrecilerin yanında olmak olacak" diye konuştu.

Prof. Dr. Bülent Cihangir'in Balıkçılık Teknolojisi Bölüm Başkanlığı görevi yanında, Gökçeada Kent Konseyi Çevre Grubu Başkanlığı, Gökçeada Türk Kızılay'ı, Gökçeada Spor Kulübü, Gökçeada Gastronomi Derneği, Gökçeada Çevre ve Kültürü Koruma Derneği ile Citta Slow Bilim kurulu üyelikleri ve Gökçeada Çevreci İşadamları Derneği onur üyeliği bulunuyor.

REKTÖR NE DİYOR?

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Prof. Dr. Cihangir'in görevlendirildiği Bayramiç'in sürgün yeri olmadığını söyledi. Üniversite içinde öğretim üyelerinin daha verimli çalışabilmeleri için çeşitli rotasyonlar olduğunu anlatan Prof.Dr. Laçiner, şunları söyledi:

"Bir okulun öğretim üyesine ihtiyacım var, diğer okul da olmadığını söylerse, üniversite merkezinden ayarlama yapılır. Bunun sürgün olduğunu düşünmüyorum. Sonuç itibariyle, kişilerin şahsi hayatları üzerine her şey kurulmuyor. Prof. Dr. Cihangir'in, Bayramiç'e görevlendirilmesi, Bayramiç'in talebi üzerine olmuştur. Oradaki mevcut bölümü güçlendirmek geliştirmek için talep gelmiştir. Hocamız, rektörlük, rektör yardımcıları ya da Bayramiç'teki yüksekokulun müdürü ile görüşerek soruna çözüm bulabilir. Üniversitemizde bu konu gibi birçok tasarruf oluyor. Hoca geliyor, konuşuyor. Okulun beklentisine karşı vereceği katkıyı söylüyor. ve alınan kararda değişiklik yapılabiliyor. Hocamız, Bayramiç'teki ve Gökçeada'daki okullar ile konuşacak. Bu kadar basit yani. Okullarımızın hiçbiri sürgün yeri okullar değil."

KENT KONSEYİ BAŞKANI TEPKİLİ

Gökçeada Kent Konseyi Başkanı Bülent Aylı, adada 2 yıllık görev süresi boyunca eşi ile 3 bilimsel araştırma projesi hazırlayan, bu projeler kapsamında yüksekokula 30 bin liralık malzeme temin edilmesini sağlayan Prof.Dr. Cihangir'in tayinin "Gökçeada için bir kayıp sayılması" gerektiğini söyledi.

Aylı, "Prof.Dr. Cihangir, Gökçeada'nın turizm anlamındaki gelişimine katkı sağlayacağına inandığı birçok çalışmaya imza attı. Halen doğa ve kent rehberi kitabı hazırlığı içerisindeydi. Bu gelişmeler karşısında Gökçeada sevdalısı hocamızın faaliyetlerinin kesintiye uğrayacağı aşikardır" dedi.


 


ÜNİVERSİTEYİ VE BİLİM İNSANLARINI
SİYASET DIŞINDA TUTMALIYIZ...

(KAMUOYU AÇIKLAMASI) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) siyaset üstü bir kurum olarak Çanakkalemize, ülkemize ve tüm insanlığa bilim ve eğitim yoluyla katkı vermeye çalışmaktadır. Üniversitemiz Türkiye Cumhuriyeti yasalarına, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak, evrensel değerleri benimsemiş ülkemizin güzide eğitim-öğretim ve bilim yuvalarından biridir.

Üniversitemizde bayrak yarışı 2011 Mart ayında gerçekleşen bayrak değişimi ile tüm hızıyla sürmektedir. Bu yarışa destek vermek isteyen herkesin eleştirilerini yapıcı bir dille, insafla ve özenle yapması gerektiği aşikârdır. Üniversitemizdeki bazı kişilere duyulan kişisel ve/veya ideolojik husumetler kurumu yıpratacak ve Çanakkalemize zarar verecek boyutlara ulaşmamalıdır.

Ayrıca Üniversitemiz bilim insanlarının, özellikle de Üniversite yöneticilerinin ifade özgürlüğünü zedeleyecek ve ‘susturma’ olarak algılanabilecek açıklamalardan kaçınmak gerekir. Bir ülkede üniversite rektörleri de söyleyecekleri sözlere kendileri karar veremeyecekse, o ülkede ne bilimden, ne eğitimden, ne de demokrasiden bahsedilebilir. Demokrasi sizin hoşunuza giden sözler söylendiğinde gösterdiğiniz hoşgörü değil, sizin hoşunuza gitmeyen cümleler kurulduğunda gösterebildiğiniz hoşgörüdür.

Üniversitemiz ülkemiz kanunları ve bilimsel etik çerçevesinde faaliyetlerini kendisine verilen sınırlı olanaklar içinde yerine getirmeye çalışmaktadır. Üniversitemizin ihtiyaçları ile olanakları arasında bariz bir uyumsuzluk varken, Üniversite yönetimi büyük fedakârlıklar içinde bilime, eğitime, Çanakkale’ye, ÇOMÜ’ye ve Türkiye’ye hizmet etmeye çalışmaktadır. Bunca fedakârlık içinde çalışan kişilerin destek ve işbirliği bekledikleri yerlerden abartılı, maksadını aşan, hatta hakarete ve baskıya varan davranışlar görmemesi gerekir.

Bu bağlamda açık çağrımızdır, parti içi rekabetlerinizde veya diğer partiler ile olan polemiklerinizde lütfen Üniversitemizi ve onun kıymetli bilim insanlarını siyaset dışında tutunuz. Üniversitemiz yönetimini belli bir partiye veya siyasi görüşe yakın ya da uzak göstermeye çalışmayınız. Bunun ne size, ne Çanakkale’ye, ne de Üniversitemize bir faydası dokunmayacaktır.

Saygılarımızla

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Senatosu’nun taleplerine olumlu yanıt vererek ÇOMÜ’de Turizm Fakültesi kurulmasını kararlaştırdı. Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilen kararın kısa sürede Bakanlar Kurulu’ndan çıkması bekleniyor.

Bakanlar Kurulu’nda ayrıca Mimarlık Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin de kurulması kararları bekliyor. Bu kararların çıkmasıyla birlikte ÇOMÜ’nün fakülte sayısı 13’e yükselmiş olacak.

Ayrıca YÖK ÇOMÜ bünyesinde bulunan Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun fen ve sosyal olmak üzere ikiye ayrılmasına da karar verdi. Bundan böyle Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun adı ‘Çanakkale Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’ olarak değişirken, 10 bölüm ile ‘Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu’ ÇOMÜ’nün en yeni meslek yüksekokulu olarak faaliyetlerine başlayacak. Karar 9 Aralık 2011 tarihi itibariyle geçerli sayılacak.

YÖK’ün Çanakkale’ye bir diğer müjdesi ise 1 yeni doktora programı ile 2 yüksek lisans programına izin vermiş olması. Buna göre 2012 yılından itibaren ÇOMÜ Kamu Yönetimi alanında da doktora yaptırabilecek. Aynı şekilde ÇOMÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde ‘Tıbbi Genetik Yüksek Lisans Programı’ ve ‘Fizyoloji Yüksek Lisans Programı’ da açılacak. Doktora ve yüksek lisans programları belli bir öğretim üyesi ve altyapısı bulunmayan üniversitelere açtırılmıyor. ÇOMÜ’de ise 2.000’den fazla öğrenci yüksek lisans ve doktora yapıyor.


ZİNCİRBOZAN DEMOKRASİ OKULU OLSUN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Zincirbozan askeri tesislerinin, darbe mağdurlarının hatıralarının yaşatılacağı bir müze ve demokrasi eğitimlerinin verileceği bir okul olmasını önerdi.

Çanakkale'nin Lapseki İlçesi Çardak Beldesi yakınlarında, Zincirbozan Mevkisi'nde son olarak 30'uncu Deniz Hava Savunma Batarya Komutanlığı olarak kullanılırken, üç ay önce boşaltılan tesisin kapısına kilit vuruldu. 1980 askeri darbesi sonrasında Süleyman Demirel, Deniz Baykal ve Hüsamettin Cindoruk gibi siyasetçi ve devlet adamlarının da aralarında bulunduğu birçok kişinin tutulduğu Zincirbozan'ın akıbeti merak konusu oldu.

Zincirbozan'ın ÇOMÜ'ye devri konusunda Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ilk kez açıklamada bulundu. Prof. Dr. Sedat Laçiner, Zincirbozan'ın Üniversiteye tahsisi düşüncelerinin kendilerinin gıyabında gelişen bir olay olduğunu ve herhangi bir taleplerinin bulunmadığını belirtti. Bunun Lapseki, Çardak ve Umurbey belediye başkanlarının gönlünden geçen bir düşünce olduğunu ifade eden Rektör Laçiner, yerel yönetim ve bölge halkının bu yerin üniversitede olmasını arzu etmesi halinde burayla ilgilenebileceklerini söyledi. Zincirbozan'ın Türkiye'ye mal olmuş bir yer olduğunu ve bu nedenle sadece bir üniversitenin değil, ilaveten Ankara'nın da devrede olması gerektiğini belirtti.

'DEMİREL, ECEVİT, BAYKAL'IN ADLARI VERİLEBİLİR'

Zincirbozan'ın sıradan bir fakülte yerine, siyaset, demokrasi ve hukuk çalışmalarının yapıldığı, Türk gençlerinin getirilip eğitimden geçirildiği bir Demokrasi Okulu ve Demokrasi Müzesine dönüştürülebileceğini ifade eden Rektör Laçiner şöyle konuştu:

"Burada bir dönem tutulan demokrasi gazilerinin hatıralarını yaşatabilecek kurslar ve eğitim çalışmaları yapılabilir. Biz bunda istekli oluruz. Daha önce Diyarbakır hapishanesiyle ilgili Başbakanın sözleri vardı. Zincirbozan da böyle bir yer. Orada bir takım şeyler yapıp, her birine Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal gibi geçmiş dönemde demokrasi mağduru olan insanların isimleri verilerek çok güzel bir eğitim alanı ve ibretlik alan oluşturulabilir. Buraya her yıl 10 bin tane Üniversite veya lise öğrencisi getirilip, yatılı olarak konaklatılıp, belli bir süre geçirmeleri sağlanabilir. Siyasi partilerden insanlar gelirler, dersler anlatırlar. Demokrasi dersi vermeye çalışırlar. Zincirbozan'da kalan insanların yakınları ve hayatta olanları da gelir. Çanakkale Savaş alanları gibi burası da yaşayan bir demokrasi öğretim parkuru haline çevrilebilir. Bunları da en güzel idame ettirecek olan ya Kültür ve Turizm Bakanlığı, ya da Üniversitedir. Ama Milli Savunma Bakanlığı ne düşünüyor, orayı hangi şartlarda tahsis eder bunu bilmiyoruz."


ÇOMÜ DENEY HAYVANLARI YETİŞTİRECEK

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ), öğretim üyelerinin ihtiyaç duyduğu deney hayvanlarını yetiştirme ve barındırma ortamını sağlamanın yanında, deneysel araştırmaların yapılması için altyapı ve laboratuvar ortamı hazırlayacak Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temeli atıldı.

Terzioğlu Kampüsü içinde yapılacak olan ÇOMÜ Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temel atma törenine Çanakkale Vali Vekili Hüseyin Kulözü, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun ile öğretim üyeleri katıldı. Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, buradaki konuşmasında, Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin Üniversite için hayati bir adım olduğunu ve birçok üniversitede hala olmayan bir birimin temelini atmak için toplandıklarını belirtti.
Rektör Prof. Dr. Laçiner, merkezde belli deney hayvanları üzerinde ilaç denemeleri, hayvanların incelenmesi gibi çalışmaların yapılacağını hatırlatarak, merkez bünyesinde Kalp-Damar Sistemi Araştırma, Nörolojik Bilimler Araştırma, İlaç Araştırmaları ve Toksikoloji, Mikrobiyoloji Araştırma, Moleküler Biyoloji ve Genetik Araştırma, Doku ve Organ Görüntüleme ile Simülasyon ve Cerrahi Eğitim laboratuvarlarının bulunacağını söyledi. Rektör Laçiner, Bu birim, tıp eğitimine ve uygulamalarına, biyolojiye ve diğer ilgili birimlerimize, bilim insanlarımıza çok büyük katkı sağlayacak.
Uygulaması olmayan, sadece teoride kalan, kitapta ve sınıfta boş konuşmalarda kalan bir bilim hayata dokunmamış demektir. Hayata dokunmuyorsa da onun fiiliyatta katkısı pekte olamıyor demektir. Bu anlamda biz ÇOMÜ'nün sadece ders anlatılan bir yer olmaktan çıkarılması gerektiğini, bilim yapılan ve uygulamaya sokulan, hayata patentleri, projeleri ve uygulama sonuçlarıyla katkı sağlayabilen bir yer olmasını hedefliyoruz. Bu bina üniversitenin en önemli yatırımlarından biridir dedi.

Konuşmanın ardından Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temeli Vali Vekili Hüseyin Külözü, Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ve Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun tarafından ilk harç konularak atıldı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir yönetiminde, Sosyoloji Bölümü son sınıf öğrencileri tarafından 18-24 Kasım 2011 tarihlerinde toplam 980 kişi ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen ve ‘Çanakkale Kent Halkının Üniversite (ÇOMÜ) Algısı’ ile ‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğrencilerinin Çanakkale’ye Bakışı’nı konu alan “Çanakkale Survey” adlı kamuoyu araştırmasının sonuçları açıklandı.

Araştırma sonuçlarına ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir, ‘Çanakkale Kent Halkının Üniversite (ÇOMÜ) Algısı’nı konu alan araştırmanın Çanakkale kent merkezi ve Kepez Beldesi’ndeki 9 farklı yerleşim bölgesinde gerçekleştirildiğini belirtirken; öğrencilerinin 23 farklı meslek grubundan, 19-80 yaş aralığındaki toplam 490 kişiyle yüz yüze görüşerek araştırmaya esas teşkil eden verileri topladıklarını’ ifade etti. Eş zamanlı olarak yürütülen ve ‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğrencilerinin Çanakkale’ye Bakışı’nı konulu alan araştırmanın da 64 farklı bölümdeki toplam 490 öğrenciyle yüz yüze görüşülerek yapıldığını’ ifade eden Bilir, ‘araştırmanın niteliği gereği Çanakkale’nin ilçelerinde okuyan öğrencilerin araştırma kapsamı dışında tutulduğunu, sadece ilçelerde yaşayıp da Çanakkale kent merkezinde okuyan öğrencilerin araştırmaya dahil edildiğini’ belirtti.

Çanakkale halkının %78’i Çanakkale’nin daha büyük bir öğrenci kenti olmasını istiyor
Araştırma kapsamında görüş ve düşüncelerine başvurulan halkın, %78’i “Çanakkale’nin daha büyük bir öğrenci kenti olmasını, Çanakkale’de daha fazla öğrenci olmasını” isterken; halkın sadece %12’si kente daha fazla öğrencinin gelmesine karşı çıktı. “Benim için fark etmez” diyenlerin oranı %10 olurken; kente daha fazla öğrenci gelmesini isteyenlerin %64’ü aynı zamanda “Çanakkale’ye daha fazla yabancı (uyruklu) öğrenci gelmesini” istedi. Kente daha fazla yabancı öğrencinin gelmesine karşı çıkanların oranı %19 olurken, vatandaşların %17’si konuya ilişkin soruya “benim için fark etmez” yanıtını verdi. Araştırma kapsamındaki vatandaşların %73’ü “bugüne değin Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin (ÇOMÜ) kampüs (yerleşke) veya tesislerinden birinde bulunduğunu, Üniversiteyi yerinde gördüğünü” belirtirken, araştırmaya katılan vatandaşların %27’si ise “bugüne kadar Üniversitenin kampüs veya tesislerinden birinde hiç bulunmadığını” ifade etti.

Halk ÇOMÜ’yü yerel gazete ve televizyonlardan takip ediyor
Araştırma kapsamında halka “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili gelişme veya haberleri en çok nereden öğreniyorsunuz” şeklinde bir soru yöneltilirken, halkın %37’si bu soruya “Çanakkale’de çıkan (yayımlanan) yerel gazete ve dergilerden”, %32’si de “Çanakkale’de izlenen yerel televizyon kanallarından” yanıtını verdi. Bilgilenmek için “Üniversitenin (ÇOMÜ) internet (web) sayfasını” takip edenlerin oranı sadece %6 olurken, vatandaşlar “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili hangi tür haber veya olayları takip ettiklerine” ilişkin soruya ise sırasıyla şu şekilde yanıt verdi: Üniversite Hastanesi ile ilgili haberler (%22), Üniversitede yapılan konser, sergi, gösteri gibi sanatsal etkinliklerle ilgili haberler (%17), Üniversitedeki öğrenci olayları ile ilgili haberler (%15), Bilimsel araştırmalar ile kongre, sempozyum gibi bilimsel etkinlere ilişkin haberler (%10), Üniversite hocalarının gazetelerdeki yazıları veya televizyonlardaki konuşmaları (% 9), Üniversite hocaları ve öğrencilerle ilgili olumsuz haberler (%8), Rektörlük Seçimleri (%8), Üniversitedeki ihale ve satışlarla ilgili haberler (%4), Üniversitedeki iş ilanları (% 4), Üniversite hocalarının yaptığı ramazan programları (% 3).

Halkın ve Öğrencilerin Ortak Görüşü: Yurt ve pansiyonlar şehrin içinde, halk ile iç içe olmalı
Araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşların %90’ı “çocuğunun veya herhangi bir yakınının yüksek öğrenimini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde yapmasını” isterken; vatandaşların sadece %10’u “çocuğumun veya herhangi bir yakınımın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde okumasını istemem” dedi. Araştırma kapsamında halka ve öğrencilere “Sizce Çanakkale’de okuyan üniversite öğrencilerinin kaldığı yurt veya pansiyonlar nerede olmalıdır” şeklinde bir soru yöneltilirken; halkın %49’u ile öğrencilerin %54’ü “yurt ve pansiyonların şehrin içinde, halk ile iç içe olmasını” istedi. Halkın %28’i “yurt ve pansiyonlar kampüs içinde veya halktan uzak olmalıdır” derken, öğrencilerin %19’u da “yurt ve pansiyonların kampüs içinde veya halktan uzak olmasını” istedi. Halkın %23 ile öğrencilerin %26’sı ise “yurt ve pansiyonların nerede olduğu benim için önemli değildir” yanıtını verdi.
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili olarak en fazla merak ettiğiniz veya öğrenmek istediğiniz şey nedir” şeklindeki soruyu halkın %41’i yanıtsız bırakırken; %45’i soruya birbirinden farklı yanıtlar verdi. Yanıtlara göre ÇOMÜ ile ilgili en fazla merak edilen başlıca konular ise “eğitim kalitesi” (%11), “mezun öğrencilerin iş bulma başarısı” (% 2) ile “açılacak yeni bölümler” (% 1) oldu.

Halkın büyük bir bölümü ÇOMÜ’nün kente “ekomomik ve sosyo-kültürel katkı” sağladığını düşünürken, halkın %48’ine göre ÇOMÜ’nün Çanakkale’ye “olumsuz bir etkisi yok”
Araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşlara, hiç bir şık vermeden, açık uçlu olarak “Size göre Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Çanakkale’ye yaptığı en olumlu katkı veya etki nedir” şeklinde bir soru yöneltilirken; araştırma kapsamındaki vatandaşların yarısından fazlası bu soruya “ekonomik katkı” (%52) yanıtını verdi. ÇOMÜ’nün Çanakkale’ye “hem ekonomik hem de sosyo-kültürel katkı” sağladığını söyleyenlerin oranı %22 olurken, Üniversitenin kente yaptığı en önemli katkıyı “Araştırma Hastanesi” olarak belirtenlerin oranı %5, sadece “sosyo-kültürel katkı” diyenlerin oranı ise %3 oldu. Vatandaşlara benzer şekilde, yine açık uçlu olarak “Size göre Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Çanakkale’ye yaptığı en olumsuz etki nedir” diye sorulduğunda, araştırmaya katılan halkın %48’i Üniversitenin “kente olumsuz bir etkisi yok” karşılığını verirken; bu soruya halkın %15’i “ahlaki bozulma”,%6’sı “gürültü, %5’i “kiraların artması”, %3’ü de kalabalıklaşma” yanıtını verdi. Vatandaşların %11’si bu soruya birbirinden farklı yanıtlar verirken, %7’si de soruyu yanıtsız bıraktı.

Öğrencilerin %59’u “imkânı olsa, Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istiyor”
‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin Çanakkale’ye bakışı’nı saptamak amacıyla Üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan öğrencilerin %48’i “Çanakkale’de öğrenci olmaktan memnun olduğunu” söylerken, %19’u “Çanakkale’de öğrenci olmaktan memnun olmadığını” belirtti. Öğrencilerin %33’ü ise “bazı yönleriyle evet bazı yönleriyle hayır” dedi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %59’u “imkânı olsa, Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istediğini” belirtirken; %31 “imkânı olsa bile Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istemediğini” söyledi. “İmkânı olması halinde üniversite eğitimi bittikten sonra da Çanakkale’de kalmak ve burada yaşamak isteyenlerin” oranı %35 olurken, öğrencilerin %44’ü “üniversite eğitimi bittikten sonra buradan hemen gitmek isterim” dedi. “Bu konuyu hiç düşünmedim” diyenlerin oranı ise %21 oldu. Araştırmaya katılan öğrenciler “Çanakkale’de öğrenci olarak karşılaştıkları en önemli sorun türü veya alanı” olarak sırasıyla “Toplu Taşıma (Ulaşım) (% 30), Pahalılık (%23 ), Kültür-Sanat Olanakları (%20), Kitap veya ders araç gereçlerinin temini (% 8), Barınma (%7), Yeme-İçme (%7) konularını işaret etti. Araştırmaya katılan öğrencilere “Çanakkale’nin kent olarak öğrencilere yönelik en büyük eksiklikleri” sorulduğunda öğrenciler sırasıyla şu kategorileri seçti: Sinema, tiyatro, konser salonu gibi mekânlar (% 26), Öğrencilere yönelik alışveriş olanakları (%23), Öğrencilere yönelik hizmet veren lokanta veya yemek salonları (%10), Eğlence yerleri (%13), Spor Tesisleri (%13), Kütüphaneler (%8), Yurt, pansiyon vb. gibi barınma yerleri (%

Öğrencilerin %45’i topluma taşıma sistemindeki “güzergâh ve hatlar yeterli, ancak araç sefer sayısı yetersiz” derken, %43’ü de “hem güzergâh ve hatlar yetersiz, hem de araç sefer sayısı yetersiz” diyor
Öğrencilere “Çanakkale’de yaşadığınız semt veya bölge ile ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü arasındaki toplu taşıma güzergâhları, hatları ve araç sefer sayıları hakkında ne düşünüyorsunuz” şeklinde bir soru yöneltilirken, araştırmaya katılan öğrencilerin sadece %8’i “Güzergâh ve hatlar ile araç sefer sayısı yeterli” dedi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %45’i “güzergâh ve hatlar yeterli, ancak araç sefer sayısı yetersiz” derken, %43’ü de “hem güzergâh ve hatlar yetersiz, hem de araç sefer sayısı yetersiz” şeklinde görüş belirtti. “Güzergâh ve hatlar yetersiz, ancak mevcut hatlardaki araç sefer sayısı yeterli” diyenlerin oranı ise %4 oldu. Öğrencilere benzer şekilde “Çanakkale’de yaşadıkları semt veya bölge ile ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü arasındaki toplu taşıma araçları ve şoförleri” sorulduğunda, araştırma kapsamındaki öğrencilerin sadece %18’i “araçlar düzenli çalışıyor, şoförler yolcu emniyetine özen gösteriyor” yanıtını verdi. “Araçlar düzenli çalışmıyor, ancak şoförler yolcu emniyetine özen gösteriyor” diyenlerin oranı” %23 olurken, öğrencilerin %58’i “hem araçlar düzenli çalışmıyor, hem de şoförler yolcu emniyetine özen göstermiyor” şeklinde görüş bildirdi. Öğrencilere yöneltilen “Çanakkale’deki, öğrenci toplu taşıma ücretini kentin koşullarına göre nasıl buluyorsunuz” şeklindeki soruya karşılık, öğrencilerin %53’ü öğrenci toplu taşıma ücretini “normal” bulduğunu belirtirken; bu soruya öğrencilerin %31’i pahalı, %12’si çok pahalı, %3’ü ucuz, %1’i de çok ucuz yanıtını verdi.

Öğrencilerin %45’i kent halkının kendilerine yönelik yaklaşımını “Maddi kazanç yönelimli” buluyor
Araştırma kapsamındaki öğrenciler “Çanakkale kent halkının öğrencilere karşı yaklaşımının en belirgin niteliğini” Maddi kazanç yönelimli (%45) olarak belirlerken; öğrencilerin %22’si kent halkının öğrencilere karşı yaklaşımını “ilgisiz ve kayıtsız”, %18’i “hoşgörülü ve yardımsever”, % 11’i “önyargılı ve dışlayıcı”, %4’ü de “ilgili ve meraklı” olarak değerlendirdi.

Öğrencilerin %87’si “kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle Çanakkale’de çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaşmadığını” söylüyor
Araştırma kapsamındaki öğrencilerin çok büyük bir bölümü (%87) “Çanakkale’de öğrenci olarak bulunduğu süre içinde kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaşmadığını” ifade ederken; kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaştığını ifade edenlerin oranı %13 oldu. Bu öğrencilerin %40’ı “başörtülü (kapalı) olduğu için” çevresel tepki veya baskının muhatabı olduğunu ifade ederken, %40’ı “giyim (açık, modern vb.) tarzından dolayı”, %11’i de “rahat yaşam tarzından dolayı” çevresel bir tepkiyle karşılaştığını veya baskıya maruz kaldığını ifade etti. Karşılaştığı çevresel tepki veya baskının niteliğini açıklamak istemeyen veya açıklamayan öğrencilerin oranı ise %9 oldu.
Öğrenciler Çanakkale’de bir öğrenci olmanın en olumlu tarafı veya en önemli avantajı olarak bir birinden farklı yanıtlar verirken; açık uçlu olarak yöneltilen bu soruya yaygın olarak Çanakkale’nin sakin ve rahat bir şehir olması (%26), küçük bir şehir olması (%20) ve Çanakkale’nin doğal güzelliği (%16) yanıtları verildi. Araştırma kapsamında yine açık uçlu olarak öğrencilere yöneltilen bir başka soru da “Çanakkale’de bir öğrenci olmanın size göre en olumsuz tarafı veya en büyük dezavantajı nedir” şeklindeki soru oldu. Öğrenciler Çanakkale’de öğrenci olmanın en olumsuz tarafı veya en büyük dezavantajı olarak “sosyal faaliyetlerin yetersiz olmasını” (%30) gösterirken, bunu “pahalılık” (% 20), “halkın öğrenciye karşı olumsuz tutumu” (% 12) ve iklim (%11) izledi.


ÜNİVERSİTE’DEN ÖĞRENCİLERİNE BÜYÜK MÜJDE
FAKÜLTE BİRİNCİLERİ YAŞADI: ÖDÜL TAM 11.000 TL

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) iki fakültesinde bu yıl en yüksek ortalamayı tutturan öğrencilerine 11.000 TL ödül verecek. Eğitim Fakültesi ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin faydalanacağı pilot uygulamanın başarılı olması halinde önümüzdeki yıl diğer fakültelerde de benzeri uygulamalar denenecek.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner hedefin mevcut öğrencilerin ders çalışma motivasyonlarını arttırmak ve başarıyı ödüllendirmek olduğunu ifade etti.

Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü: “Üniversite sınavlarında en yüksek puanları alan öğrencileri üniversitemize çekebilmek için vakıf üniversiteleri gibi kampanyalar düzenledik. Bu kampanyalar son derece başarılı oldu ve ilk 2.500’den 95 öğrenciyi ve 50 civarında lise birincisini Çanakkale’ye çekmeyi başardık. Bu yıl öğrenci profilinde ve ilgide kayda değer bir iyileşme var. Üniversite olarak Çanakkale’yi seçen öğrencilerimizi hayal kırıklığına uğratmamak için altyapıya ve öğretim üyesi niteliklerini arttırmaya rekor yatırımlar yaptık. Ancak eğitim temelinde motivasyondur. Bu nedenle en iyi öğrencileri ve en iyi öğretim elemanlarını Çanakkale’ye getirmeniz yeterli olmuyor. Bunun için motivasyonu arttırıcı ilave önlemlere de ihtiyaç oluyor. Bu bağlamda düşündüğümüz pek çok önlemden biri de öğrencileri not ortalamalarını yükseltmek için rekabete teşvik etmek oldu. Bu sayede her şeyin üniversite sınavını kazanarak bitmediğini, asıl üniversitede çalışmaları gerektiğini daha kolay anlıyorlar. Bu çerçevede Eğitim Fakültesi’nde ve İktisadi İdari Bilimler Fakültemizde bu yıl not ortalaması en yüksek olan öğrencilerimize 11.000 TL’lik bir ödül vereceğiz. Bu ödül sayesinde öğrencilerimiz hem not ortalamalarını yükseltmiş olacaklar, hem de bir sonraki yılın eğitim masraflarını çıkarmış olacaklar.”
DOĞTAŞ DESTEKLİYOR
Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde (BİİBF) verilecek 11.000 TL’lik ödülü Çanakkale’nin uluslararası markalarından DOĞTAŞ finanse edecek. DOĞTAŞ bu ödül sayesinde hem BİİBF’nin başarı çıtasını yükseltmeyi hedefliyor, hem de BİİBF öğrencilerinin eğitim aldıkları Biga’yı benimsemelerine katkı sağlamak istiyor.
HEDEF MEZUN BAŞARISINI ARTTIRMAK
Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner işlerinin en iyi öğrencileri çekmekle bitmediğini, Üniversite olarak asıl işlerinin mezunlarının kısa sürede en iyi işlere girmelerini temin etmek olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Laçiner, “Bunun için öğrencilerimizin üniversitedeki derslerine daha fazla önem vermesi ve en yüksek notları alması gerekiyor. Eğer burada en üst düzeyde donanım sahibi olabilirlerse, mezun olduktan sonra işleri daha kolay olacaktır. Hedefimiz iş arayan öğrenciler değil, işin aradığı öğrenciler olacaktır” dedi.
ÖDÜL ARTTIRILABİLİR
Prof. Dr. Laçiner 11.000 TL’lik ödülün miktarını ilgiye ve uygulamanın başarısına göre çok daha yüksek seviyelere çıkarabileceklerini de ifade etti. Laçiner, “Buna karşın her şeyin para olmadığını biliyoruz. Öğrencilerimizin bu tür ödüller olmaksızın belli bir bilince kavuşması en büyük arzumuz. Ancak bir de hayatın gerçekleri var. Bu tür küçük oyunlar hem yaşamı renklendiriyor, hem de çok daha büyük kazanımlar için öğrencilerimizi motive ediyor” dedi. Laçiner ayrıca söz konusu ödülün Üniversite’nin öğrencilerine verebileceği en küçük katkı olacağını, asıl büyük ödülün kaliteli bir eğitim olacağını da sözlerine ekledi:
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türkiye’nin en hızlı yükselen üniversitesi. Eğitim kadromuzda hem nitelik, hem de nicelik olarak rekor iyileşmeler yaşandı. Altyapı çalışmaları tam hız sürüyor. Öğrenci sayı ve niteliğimizdeki iyileşmeler de rekor süratte devam ediyor. Bu bağlamda fakülte birincilerine 11.000 TL’lik ödül öğrencilerimizin Çanakkale’de kazanabilecekleri en küçük ödül olacaktır. Her öğrencimize asıl büyük ödülümüz nitelikli bir eğitim ve özgürlükçü bir üniversitedir.”
Edinilen bilgiye göre yıl sonunda adı geçen fakültelerde not ortalaması en yüksek olan öğrenci sayısı birden fazla olur ise bu durumda öğrencilerin devam durumuna bakılacak, devamsızlığı en az olan birinci sayılacak. Orada da benzer bir tablo ortaya çıkarsa bu durumda sonuç kura ile belirlenecek.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından gerçekleştirilen ve Çanakkale’nin ekonomik, siyasal ve kültürel gündemi ile ilgili bir kamuoyu yoklaması niteliğindeki “Çanakkale Survey” adlı araştırmanın ilk sonuçları açıklandı.

ÇOMÜ Sosyoloji Bölümü Başkanı Yrd.Doç.Dr.Ünal Bilir yönetiminde, 10-18 Ekim 2011 tarihlerinde Sosyoloji Bölümü son sınıf öğrencilerinden oluşan 38 kişilik bir ekip tarafından yapılan araştırma toplam 397 kişi ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi. Kepez Beldesi ve Çanakkale kent merkezinde gerçekleştirilen araştırmaya kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşların %48’i ‘yol ve kaldırımların bozuk veya yetersiz’ olmasını Çanakkale’nin en büyük sorunu olarak tanımlarken; bunu Trafik (%22) ve Pahalılık (%16) gibi sorunlar izledi. Vatandaşlar Çanakkale’nin en önemli ihtiyaçları olarak sinema, tiyatro ve konser salonu gibi mekânları (%31) gösterirken; kentin aynı zamanda alışveriş merkezleri (%24) ve eğlence yerleri (%13) ile kütüphanelere (%12) ihtiyaç duyduğunu ifade ettiler.
Araştırmaya katılan Çanakkalelilerin %76’sı kentte yaşamaktan memnun olduğunu ifade ederken; sadece %7’si Çanakkale’de yaşamaktan memnun olmadığını ifade etti. Çanakkale’de yaşamaktan memnun olan vatandaşların %69’u imkânı olması halinde bile Çanakkale’den taşınarak başka bir yerde yaşamak istemediğini belirtirken; %25’i ise bir başka yerde yaşayabileceğini ifade etti. Çanakkaleliler bu kentte yaşamanın en büyük avantajı olarak sakinliği (%49) gösterirken; vatandaşların %43’ü de denize yakın olmanın Çanakkale’nin en büyük avantajı olduğunu söyledi.

Çanakkale’de uygulanan toplu taşıma sistemine ilişkin farklı görüşlere sahip olan Çanakkaleliler toplu taşıma sistemi ve araçlarının durumu sorulduğunda; vatandaşların %28’i sistemin güzel olduğunu ve araçların düzenli çalıştığını; %22’si sistemin iyi olduğunu, ancak araçların düzenli çalışmadığını; %34’ü hem sistemin kötü olduğunu, hem de araçların düzenli çalışmadığını; %13’ü ise sistemin kötü olmasına rağmen araçların düzenli çalıştığını ifade etti.

Çanakkaleliler yaşadıkları bölgedeki su kalitesini genel olarak iyi bulurken (%53), vatandaşların %27’si içme suyunun ‘kötü’ olduğunu, %14’ü de su kalitesinin ‘çok kötü’ olduğunu ifade etti.

Kentin önemli tartışma konularından biri olan Çanakkale Havaalanı’nın şehir dışına taşınması konusunda da ikiye bölünen Çanakkalelilerin %43’ü havaalanının şu andaki yerinde hizmet vermesini isterken; %53’ü ise havaalanının şehrin dışına taşınmasını istedi. Sadece Çanakkale özelinde değil, Türkiye genelinde de önemli bir tartışma konusu olan muhtemel Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün yapılmasına ilişkin görüşleri alınan Çanakkalelilerin %73’ü köprünün yapılmasını isterken; boğaz köprüsüne karşı çıkanların oranı %17 oldu. ‘Benim için fark etmez’ diyenlerin oranı; ise %10’da kaldı. Araştırmaya katılanların %39’u Çanakkale’yi “modern ve çağdaş bir kent” olarak tanımlarken; %42’si kenti bazı yönleriyle modern ve çağdaş bulduğunu ifade etti. Araştırma kapsamındaki vatandaşların %19’una göre ise ‘Çanakkale modern ve çağdaş bir kent değil’.
Araştırmaya katılan vatandaşlar Çanakkale’de çalışmasını ve vatandaşlara karşı yaklaşımını en çok beğendikleri kurum olarak Valilik ve onun çatısı altındaki kurumları (%31) gösterirken; vatandaşların %23’ü hastaneleri, %12’si de Belediye ile kurumlarını gösterdi.
Vatandaşların %8’i hiç bir kurumunun yaklaşım ve çalışmasını beğenmediğini ifade ederken; tüm kurumlardan memnun olduklarını ifade edenlerin oranı ise %2 oldu. Araştırma kapsamında vatandaşlara “Çanakkale’deki, çalışmasını ve vatandaşlara karşı yaklaşımını hiç beğenmediğiniz resmi kurum veya kuruluş hangisidir” şeklinde bir soru yöneltilmesine karşın, araştırmayı yöneten Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir “bu konudaki sonuçları siyasi tartışmalara malzeme olabileceği kaygısı ile kamuoyuna açıklamayacaklarını, ancak talep gelmesi halinde sonuçları ilgili kurum yetkilileri ile paylaşabileceklerini” ifade etti. “Daha araştırmaya başlamadan Çanakkale’nin yerel gündemine yönelik olarak yapacağımız kamuoyu araştırmaları ile herhangi bir siyasal veya yerel tartışmanın tarafı olmak niyetinde olmadığımızı” söyledik diyen Ünal Bilir, “bu yaklaşım ve sorumluluk çerçevesinde Çanakkale’deki resmi bazı kurumların aleyhine gözüken sonuçları açıklamamayı daha uygun buluyoruz” şeklinde konuştu.

Araştırmaya katılan vatandaşlara “Çanakkale deyince aklınıza gelen ilk şey nedir” sorusu yöneltildiğinde, Çanakkalelerin % 24’ü “deniz ve doğa güzelliği”, % 15’i Çanakkale tarihi, % 10’u şehitlik, %7’si de “Truva atı” yanıtını verdi. “Çanakkale’de en çok beğendiğiniz şey nedir” denildiğinde araştırmaya katılan Çanakkalelilerin %18’i “sakinlik”, %17’si “deniz”, %15’i de “kordon” karşılığını verdi. Vatandaşlara “Çanakkale’deki hiç hoşlanmadığınız şey nedir” şeklinde bir soru yöneltildiğinde ise, vatandaşların %10’u çevre kirliliğini, % 6’ sı olumsuz hava şartlarını, %5’i de yol çalışmalarını işaret etti.


"ÇOMÜ en büyük üniversiteler arasında yerini almak için emin adımlar ile ilerliyor."

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner 2011-2012 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla ÇOMÜ’nün son 6 aydaki gelişmesini ve önümüzdeki 1-2 yıla dönük projelerini ortaya koyan bir açıklama yaptı. İlgili açıklama şu şekildedir:

“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) üniversitenin dünyanın her yerinde değişmez evrensel kriterleri bulunduğuna inanmaktadır. Bu bağlamda ÇOMÜ de eğer iyi bir üniversite olacak ise Ankara’da, İstanbul’da, Londra’da veya Moskova’da iyi üniversite nasıl olunuyorsa aynı yolları izlemek zorunda olduğunun bilincindedir. Çanakkale’de veya Türkiye’de olmak, iyi üniversite olmanın kriterlerini azaltmaz veya arttırmaz.

İyi üniversite olmak için 2 temel ihtiyacımız bulunmaktadır: iyi öğrenciler ve iyi bilim insanları-eğitmenleri. Kısacası öncelik insanda olmalı. Bu çerçevede göreve geldiğimiz ilk günden itibaren iyi öğrenci ve iyi öğretim elemanlarına ulaşmaya çalıştık.

İyi öğrenci için yapılması gereken kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalar var. İyi üniversite algısının oluşturulması en iyileri çekmek için hayati öneme sahiptir ve iyi üniversite algısını oluşturabilmek, bir yönüyle iyi üniversite olmaktan bile daha zor olabilir. Göreve gelir gelmez iyi üniversite olmak için gerekli adımları tespit ettik ve bu adımları sırasıyla uygulamaya sokuyoruz. Kısa vadede ise en önemli adımımız öğrencileri önemsediğimizi hissettirmek olmuştur. Bir devlet üniversitesi olmamıza rağmen “nasıl olursa bizim kontenjanlarımız dolar, öğrenci çekme yarışlarına girmeyelim” demedik. ÇOMÜ, tam aksine bir vakıf üniversitesi gibi, uluslararası rekabetçi bir üniversite gibi en iyi öğrencileri çekecek tanıtımlara ve kampanyalara başladı. Bu bağlamda ilk 100’e giren öğrencilere profesör maaşı vaadi gibi çok farklı bir kampanya düzenlendi. Bu kampanya sayesinde üniversitenin tanınırlığına katkı yapıldığı gibi, ÇOMÜ’nün iyi öğrenci çekme konusuna verdiği önemin de altı çizildi. İlk 100’den öğrenci çekme konusunda ilk yıl hayalci değildik. Fakat takip eden yıllarda bu konudaki iddiamızı sürdüreceğiz ve başarılı olacağımızı düşünüyorum. Şu ana kadar üniversitemiz diğer pek çok üniversite gibi ilk 100’den öğrenci çekememiş. Bunun en önemli nedeni büyük şehir üniversitelerinin haksız rekabeti ve bazı üniversitelerin abartılı burs ve ödül olanaklarıdır. Ayrıca ilk derecelere verilen yurt dışı eğitim imkânları da bu konuda Anadolu üniversitelerine darbe vurmaktadır.

Tüm bu olumsuz zemine rağmen ÇOMÜ öğrencilerimizde uyandırdığı kaliteli eğitim ve kampanyaları sayesinde kendisine olan ilgiyi arttırmayı başardı. 2011 LYS sınavında ilk 1.000’e giren 11 öğrenciyi, ilk 1.500’e giren 39 öğrenciyi, ilk 2.500’e giren 97 öğrenciyi ÇOMÜ kendi bölümlerine çekmeyi başardı. Aynı şekilde 2011 sınavı sonuçlarına göre 46 lise birincisi de üniversitemizi tercih etti. Halen 160 kadar lise birincisi ÇOMÜ’de öğrenim görmektedir. Yine ilk 5.000 ve ilk 10.000’de de çok sayıda öğrenci herhangi bir burs veya ödül vaadi bulunulmamış olmasına rağmen ÇOMÜ’yü tercih etmiştir. Üniversitenin bu konudaki gayretleri devam edecektir. En iyi öğrencileri kendisine çekme yarışında ÇOMÜ de vardır ve her geçen yıl daha da iddialı olacaktır.

İyi öğrencileri çekme ve ÇOMÜ’de mutlu etme konusunda üniversitenin önemli atılımlarından biri de Hazırlık Sınıfı oluşturulmasıdır. Bu yıl 600 kadar öğrencimiz İngilizce zorunlu hazırlık dersleri almaktadır. Birinci sınıf öğrencilerinin 2011-2012 eğitim öğretim yılında yaklaşık olarak % 6’sı bu imkandan yararlanmaktadır. Önümüzdeki 4 yıl içinde İngilizce hazırlık alan öğrencilerimizin oranı % 100’ü bulacaktır. Böylece ÇOMÜ’de eğitim lisans bölümlerinde en az 5 yıla çıkmış olacaktır. İngilizce hazırlıkta sadece Türk öğretim elemanlarımız değil, ana dili İngilizce olan elemanlar da görev almaktadır. Ayrıca İlahiyat Fakültesi’nde % 100 Arapça hazırlık bulunmaktadır. Japonca Öğretmenliği Bölümü de Japonca öğretiminde Türkiye’nin en iddialı eğitmenlerine sahiptir.

İyi öğrenci seçme konusunda ÇOMÜ’nün hedef kitlesi sadece Türk öğrenciler değildir. Türklere İngilizce öğretmeyi hedefleyen ÇOMÜ, yabanı öğrencilere de Türkçe öğretmenin gayreti içindedir. Şu anki en büyük hazırlıkların başında ÇOMÜ’deki yabancı öğrenci sayısını arttırmak gelmektedir. Üniversite Yabancılara Türkçe Öğretimi programı ile bu konuda oldukça iddialıdır.

AKADEMİK PERSONELDE SON 6 AYDA % 35 ARTIŞ

En iyi öğrencileri çekme gayretine ek olarak ÇOMÜ akademik kadrolarını da geliştirmek zorunda olduğunun bilincindedir. Üniversite öğretim üyesi sayısında son 6 ayda % 35’den fazla iyileşme gerçekleşmiştir. Kısa vadede hedef ise en geç 1 yıl içinde akademik kadrolarda % 60 iyileşme sağlayabilmektir. Uzun vadede hedef en az 1.250 öğretim üyesi ve toplamda 2.500 akademik personele ulaşabilmek olmalıdır.

ÇOMÜ akademik iyileşmenin sadece öğretim personel sayısını arttırmaktan geçmediğinin farkındadır. Buna ek olarak akademik çalışmalara olanak tanınması, bilgi altyapısının güçlendirilmesi, çalışma ortamının huzurlu ve daha keyifli bir hale getirilmesi için de özel bir çaba sarfedilmektedir. Bu bağlamda Üniversite bilgisayar parkının yenilenmesinde adeta rekor kırılmıştır. Son 6 ayda bilgisayar sayısı 600 kadar arttırılmıştır. Aynı şekilde yazıcı, tarayıcı gibi yardımcı araçların sayısında da kayda değer bir artış gerçekleşmiştir. Çalışma ofisleri ve sınıfların ısıtılması, soğutulması, aydınlatılması, ses ve ısı izolasyonlarının sağlanmasında da rekor iyileşmeler yine son 6 ayda yaşanmıştır.

TIP FAKÜLTESİ

Son 6 ayda dikkate değer ataklar yapan fakültelerimizin başında Tıp Fakültesi geliyor. Fakültenin öğretim üyesi sayısında son 6 ayda % 85 civarında artış yaşanmıştır. Böylece Tıp Fakültesi öğretim üyesi sayısı 100’ü aşmıştır. Hedef yaklaşık 4-5 yıl içinde mevcut sayıyı % 400’den fazla arttırarak 250 öğretim üyesini aşabilmektir. Şu haliyle dahi Üniversitemiz Tıp Fakültesi öğretim üyesi sayısı itibariyle Batı Marmara’nın en büyük Tıp Fakültesi konumundadır.

Tıp Fakültesi toplam personel sayısında da son 6 ayda ciddi artışlar yaşanmıştır. 6 aylık artış oranı % 20’den fazladır. Tıp Fakültesi çalışan sayısı böylece 400’ü aşmıştır. Toplam personel sayısında nihai hedef ise 2.000 çalışandır. Eğer ilk 6 ayda mekân sorunu çözülebilseydi bu rakama ulaşmak kısa sürede mümkündü.

Hizmet verilen hasta sayısında da % 100’ün üzerinde bir artış gözlenmiştir. Mart 2011’de sadece 400 olan günlük ortalama hasta sayısı Ekim 2011 itibariyle bazı günlerde 1.000 kişinin üzerine çıkmaktadır. Ortalama ise 800’ün üzerindedir. Uygulama ve eğitim hastanemizin hemen yanıbaşında parselin devamı olan alandaki Aile Hekimliği binasının Hastane’ye terki ile birlikte ortaya çıkacak küçük alanının değerlendirilmesi sonucunda poliklinik işlemlerinde en az % 30’luk bir artış beklenmektedir. Başka bir deyişle bahsi geçen genişleme gerçekleştirilebilirse tedavi olan günlük hasta sayısı ortalama 1200-1500 aralığına ulaşacaktır.

Yine aynı parsel içinde devr alınmış olan metruk vaziyetteki lojman binasının dersliklere ve ofislere dönüştürülmesiyle Hastane hizmet kalitesinde ciddi artışlar gözlenmiştir. 6 ay öncesinde haftalar, hatta aylar sonrasına verilen randevulara bugün günlük olarak cevap verilebilmektedir. Bu da gece gündüz çalıştırılan makinalar sayesinde mümkün olabilmektedir. Vefakâr personelimiz her türlü eksikliğe rağmen tatil günlerinde ve hatta geceleri de çalışarak hastalarımızın mağdur olmasını engellemeye çalışmaktadırlar.

Tıp Fakültesi Hastanesi Acil kısmını da birkaç ay önce hizmete açıldı, bu serviste 24 saat günde 100 hastaya kadar bakım sağlanabilmektedir.

Basınç Odası, Genetik Tanı Merkezi ve Diyabet Merkezi de Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki en son yeniliklerdir. Nükleer Tıp ve diğer bazı servisler geceleri ve hafta sonları dahi çalışır hale gelmiştir.

Hastane ve Tıp Fakültemizdeki gelişmeler daha iyi bir hasta servisi ve çok daha iyi bir Tıp eğitimi anlamına gelmektedir. Gelecek dönemde Üniersite’nin ilk hedefi Tıp Fakültesi’ni çok daha geniş ve donanımlı bir hizmet binasına kavuşturabilmek, gerekli laboratuar yatırımlarını hızla gerçekleştirebilmektir.

KÜTÜPHANE

Kütüphanesi bir üniversitenin kalbi gibidir. ÇOMÜ de Kütüphanenin yüksek öğrenim ve araştırma için ne kadar gerekli olduğunun farkındadır. Bu bağlamda son 6 ayda en çok önem verilen konulardan biri de Kütüphane hizmetlerinde kalitenin arttırılması olmuştur.

Bu bağlamda kitap sayısında sadece 6 ay gibi kısa bir sürede % 25’den fazla artış sağlanmıştır. Kitap alımlarında sınır kaldırılmış, öğretim elemanlarının kitap talepleri istisnasız sipariş verilebilir hale getirilmiştir.

Hedef genişlemiş kitap koleksiyonuna ek olarak tüm veri tabanlarına abone olabilmektir. Son 6 ayda yaşanan en az 20.000 kitaplık artış hızı önümüzdeki yılda devam ettirilecektir. Önümüzdeki 4 yıl için hedef yaklaşık 100.000 yeni kitap ile ÇOMÜ Kütüphanesi’ni güçlendirmektir. ÇOMÜ Kütüphanesi’nin 6 ay önce sadece 90.000 ciltlik bir kitap koleksiyonu olduğu düşünüldüğünde 4 yıllık hedef kütüphanenin 2 mislinden bile fazla büyümesi anlamına gelmektedir.

Aynı bağlamda kütüphane olarak kullanılan alanların da en az 4 misli yeni kapalı alana kavuşması gerekmektedir. Bu konuda da hazırlıklar devam etmektedir. Özellikle Biga’da BİİBF için yeni kütüphane hazırlıkları sürmektedir. Diğer ilçe okullarımızda da kütüphane ve kitaplıklarda iyileşme öncelikli hedefimizdir.

Üniversite Kütüphane bütçesinde sadece 6 ay içinde % 100’lük bir artış yaşanmıştır. 350.000 TL’lik bütçe bu yıl 700.000’i bulacaktır. Hedef ise en az 2 milyon TL’lik bir kitap, dergi ve veri tabanı bütçesidir. Bu rakamlara Kütüphane personel giderleri dahil değildir.

ÇOMÜ Kütüphanesi’ndeki bir başka atılım ise çalışma saatlerinde yaşanmıştır. Çalışma saatleri önce 23.00’a, ardından ise gece 24.00’a kadar uzatılmış, gece çalışan personel ve öğrencilerin mağdur olmaması için gece 24.15’e personel ve öğrenci servisi konmuştur. İkinci dönem için hedef ise 7 gün 24 saat hizmet veren bir üniversite kütüphanesi haline gelebilmektir. Böylece ÇOMÜ Kütüphanesi 7/24 hizmet verebilen Türkiye’nin 3. üniversite kütüphanesi haline gelecektir.

YURTLAR

Yasal olarak doğrudan sorumluluk alanında olmamasına rağmen Üniversitemiz Çanakkale’de özel ve devlet yurtlarının sayısının ve kalitesinin artmasını ahlaki olarak kendi sorumluluk alanında görmektedir. Ayrıca ÇOMÜ yurt kalitesinin ve yeterli olmasının eğitim ve öğretimi doğrudan etkilediğinin de farkındadır.

Bu bağlamda ÇOMÜ Yönetimi yurtların artmasında cesaretlendirici, kolaylaştırıcı ve destek olucu olarak çok önemli katkılar sağlamıştır.

İlk olarak Terzioğlu Kampüsü içinde 620 öğrenci kapasiteli özel yurdun açılması teknik nedenlerle gecikirken, Üniversite, açılışın 2011 Eylül’üne yetişmesine, bürokratik süreçlerin hızlanmasına olan emek ve destekleriyle büyük katkı vermiştir.

Aynı şekilde Üniersitemiz tarafından talep edilmesi ve uygun bulunması sayesinde bu yurdun hemen yanında 500 kişilik bir yurt da yapım aşamasındadır.

Aynı kampüste 1.250 kişilik bir yurdun yapımının da 2012 Eylül ayına yetiştirilmesi hedeflenmektedir. Bu yurdun yapımı da ÇOMÜ tarfaından istenmiş ve desteklenmiştir.

Böylece söz konusu 3 yurt sayesinde Terzioğlu Yerleşkesi içinde 24 saat kalan öğrenci sayısı 2.370 öğrenciye kadar çıkacaktır. 1-1,5 yıl içerisinde Çanakkale merkezdeki yurt kapasitesinde bu sayede çok ciddi artış yaşanacaktır. ÇOMÜ Yönetimi bilmektedir ki, bir anda 5.000, 10.000 öğrenci kapasiteli yurt da yapılsa ihtiyaç karşılanamayacaktır. Arz ile talep arasında ciddi bir uçurum vardır. Ayrıca pek çok yönden standartlarda da sorunlar bulunmaktadır. Tüm bunlara sektördeki art niyetli çürük elmalar da eklendiğinde ÇOMÜ’nün kendi öğrencilerini kalacak yer konusunda korumak için daha fazla gayret göstermesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda Üniversite 2012 yılında yurtlar konusunda öğrenci haklarını daha çok koruyacak bazı mekanizmaların çalışmalarını yapmaktadır.

Yurt kapasitesinin arttırılması ve kalitede gelişme ilçelerde de öncelikli konuların başında gelmektedir. Biga’da yerleşkenin hemen yanıbaşında 500 kişilik Kredi Yurtlar Kurumu Yurdu’na ek olarak bir de özel yurt yapılmaktadır. Üniversite bir de kampüs içi yurt için çalışmalarını sürdürmektedir. Hedef kampüs çevresindeki yurt kapasitesini en geç 3 yıl içinde % 500 arttırabilmektir.

HAZIRLIK SINIFLARI

Üniversitemizi geleceğe taşıyacak stratejik kararlarımızdan biri de İngilizce Hazırlık Sınıfı oluşturulmasıdır. Halen sadece 6 bölümde uygulanan mecburi İngilizce Hazırlık uygulaması önümüzdeki yıl daha da genişleyecektir.
Bu yıl 600’den fazla birinci sınıf öğrencisi hazırlığa başlamıştır. 4 yıl içinde tüm bölümler kademe kademe İngilizce hazırlık uygulamasına geçecektir. Böylece ÇOMÜ’de lisans eğitimi en az 5 yıl haline gelecektir.

İngilizce öğretimini tüm öğrencilerimize yaygınlaştırmak yeni dönemde ÇOMÜ’nün en önemli stratejik tercihlerinden biri olacaktır. Çünkü her çağda bilimin evrensel ortak dilleri vardır. Bu dil zamana göre değişir, ancak bir gerçek değişmez, bilim insanları ana dillerine ek olarak evrensel bilim dili neyse onu ve mümkünse alanı ile ilgili diğer dilleri de bilir. Türk eğitim sisteminin dil öğretimindeki yetersizlikleri ne yazık ki diğer üniversiteler gibi ÇOMÜ’yü de vurmaktadır. Orta ve lisede çözüme kavuşması gereken pek çok sorun gibi yabanı dil sorunu da üniversite çağına taşınmaktadır. Bu aşamada haftada verilecek birkaç saatlik derslerle dil öğrenmek olası değildir. Bu nedenledir ki Hazırlık Sınıfı bir zaruret halini almıştır.

Yabancı dil bilgisi güçlendirilmiş öğrenciler bu sayede hem kaynaklara daha kolay ulaşabileceklerdir, hem de mezun olduktan sonra sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada daha kolay istihdam imkânları yakalayabileceklerdir. Öğrencilerin eğitime dönük nitelikleri arttırıldıkça bu durum öğretim elemanlarımızın motivasyonunu da olumlu yönde etkileyecektir, nitekim etkilemektedir de. Kısacası İngilizce eğitimi arttıkça öğrenci ve öğretim elemanı profilimizin de kalite açısından yukarı doğru bir hızlanması kaçınılmaz görünmektedir.

Bu bağlamda Yabancı Diller Yüksekokulu yeni binasında örnek bir yabancı dil eğitimi vermeye başlamıştır. Merkezi ısıtmalı-soğutmalı sınıflar, YÖK işbirliğiyle oluşturulan yabancı dil laboratuvarları, büyük bir konferans salonu ve diğer imkanlarıyla Yabancı Diller Yüksekokulu kısa sürede Üniversitemizin yüz akı bir binası haline gelmiştir.

İngilizce hazırlık sınıfına ek olarak Arapça hazırlık da ÇOMÜ’nün önemli atılımlarındandır. ÇOMÜ ülkemizde % 100 Arapça hazırlık eğitimi veren tek İlahiyat Fakültesi’ne sahiptir. ÇOMÜ Arapça eğitimi konusundaki gücünü diğer bölümlerde de kullanmak arzusundadır.

Aynı bağlamda Japonca başta olmak üzere, diğer dillerde dil öğretimine büyük bir önem vermekteyiz.

TÜRKÇE HAZIRLIK

Türkçe bilenlere diğer dilleri öğretme temel hedefi ile ilişkili olarak, ÇOMÜ Türkçe bilmeyenlere de Türkçe öğretme hedefini koymuştur. Bu bağlamda bir yandan ÇOMÜ İngilizce’nin sorunsuz konuşulduğu bir eğitim yuvası haline gelirken, diğer taraftan da yabancıların Türkçe öğrenip, Türkçe eğitim alabildiği bir yer haline gelecektir.

ÇOMÜ Yabancılara Türkçe Öğretimi alanında da lisans ve yüksek lisans programları açmayı başarmıştır.

UZAKTAN ÖĞRETİM

ÇOMÜ Yönetimi için yabancı dil ve yabancılara Türkçe öğretimi kadar önemli ve kısa-orta vadede en önemli stratejik hedeflerden biri de ÇOMÜ’yü uzaktan öğretim alanında öncü üniversitelerden biri haline getirebilmektir. Bunun için ÇOMÜ’de bazı bölümler pilot seçilmiştir. Bu bağlamda yabancılara Türkçe öğretimi ve diğer bazı alanlarda uzaktan öğretim izinleri alınmak üzeredir.

YATIRIM PROJELERİ

MERKEZİ DERSLİK:
Terzioğlu Kampüsü’nde tüm birimlere ek derslik imkanı sağlayacak olan proje ihale aşamasındadır. Projenin kampüs merkezinde Rektörlük binasının arka yüzüne bakacak şekilde, yaklaşık 20.000 metrekare kapalı alana sahip olarak bitirilmesi tasarlanmaktadır.

İLAHİYAT FAKÜLTESİ KAMPÜSÜ:
40 dönümlük araziye uygulanacak İlahiyat Fakültesi Yerleşkesi projesi derslikler ve öğretim elemanı ofislerine ek olarak Kütüphane, Fakülte Uygulama Camii, İngilizce ve Arapça Hazırlık Binaları, Kongre Merkezi ve daha bir çok üniteyi barındıracaktır. ÇOMÜ İlahiyat Fakültesi tamamlandığında Türkiye’nin en büyük İlahiyat Fakültesi yerleşkelerinden biri olacaktır.

ÇOMÜ KREŞ VE ANAOKULU:
Mevcut kreş, anaokulu ve öğrenci etüd merkezinin güçlendirilmesi yoluyla ÇOMÜ personelinin desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu tür yatırımlar sosyal devlet olmanın bir gereği olduğu kadar, ÇOMÜ’nün personel gücünü arttırmayı da amaç edinmektedir. Halen devam eden projenin hayata geçmesiyle ÇOMÜ personeli Türkiye’nin en büyük ve en modern kreş ve anaokuluna sahip olmuş olacaktır. Kreş ve anaokulu aynı zamanda Üniversite’nin uygulama okulu da olacaktır. İhalesi hazırlanmakta olan okulumuzun yaklaşık 350 öğrenci kapasiteli olması beklenmektedir.

Kreş ve anaokulu geniş bir iç bahçe ile çocuklarımızın yaz-kış bahçede oynamasına da olanak verecektir. ÇOMÜ Kreş ve Anaokulu bilgisayar laboratuvarı, müzik salonu, sanat atölyeleri ve daha birçok yeniliği ile sadece Çanakkale’de değil, tüm Türkiye’de örnek bir eğitim kuruluşu haline gelecektir.

Projenin ideal bitme süresi 1-1,5 yıldır.

BİİBF KÜTÜPHANESİ:
2 katlı, yaklaşık 2.000 metre kare kapalı alana sahip bağımsız bir kütüphane olarak tasarlanan projenin Biga Belediyesi ortaklığıyla bitirilmesi tasarlanmaktadır. Proje halen BİİBF’ne yakışmayan mevcut kitaplığı kütüphane ölçeğine çıkarmayı ve Biga’daki öğrenilerimize çok geniş bir okuma salonu oluşturmayı hedeflemektedir. Projenin ideal bitirilme süresi 1-1,5 yıldır.

ÇOMÜ KÜTÜPHANESİ EK BİNASI:
ÇOMÜ Kütüphanesi halihazırda ÇOMÜ’nün en büyük binalarından biri olmasına rağmen daha şimdiden ihtiyaca istenen düzeyde yanıt verememektedir. Mevcut alanının orta vadede 4-5 misli arttırılması gerekmektedir. Bu yolda önce mevcut binada genişleme çalışmaları yapılacak, buna paralel olarak ek bina(lar) inşa edilecektir. Bu şekilde Kütüphanemizin sadece ÇOMÜ öğrenci ve personeline değil, tüm Çanakkale’ye ve Batı Marmara’ya hizmet vermesi hedeflenmektedir.

İKİNCİ KAPALI SPOR SALONU:
Halen Terzioğlu Yerleşkesi’nde bir adet kapalı spor salonumuz bulunmaktadır. Ancak 15.000’i geçen yerleşke nüfusu tek salonu yetersiz hale getirmiştir. Bu bağlamda ikinci salonun inşaatına kısa sürede başlanacaktır. Bu inşaatın 2012 yılında tamamlanması hedeflenmektedir. Salonun yanıbaşında Beden Eğitimi Yüksekokulumuzun kullanabileceği bazı derslikler ve ofisler de bulunacaktır.

ÜNİVERSİTE STADI:
Üniversitemiz çok sayıda spor müsabakasına katıldığı gibi, ulusal ve uluslararası pekçok spor faaliyetine de ev sahipliği yapmaktadır. Bu bağlamda spor altyapısındaki açıkları kısa sürede gidermek bir zaruret halini almıştır. ÇOMÜ Üniversite Stadı da atletizm ve futbol başta olmak üzere çeşitli spor çalışmaları ve açık hava programları için gerekli görülmüştür. Proje 3-4 yıl içinde hayata geçirilmeye çalışılacaktır. Projenin ön planlamaları yapılmış, finansman talebinde bulunulmuştur.

BOTANİK PARKI & TEKNOLOJİ MÜZESİ:
Sadece ÇOMÜ’nün değil, tüm Çanakkale’nin ihtiyacı olan müze ve parkın gerçekleşmesi halinde Çanakkale savaş alanlarına ve tarihi mekânlarına ek olarak yeni bir gezi-öğrenme alanı daha kazanmış olacaktır.

YENİ TIP FAKÜLTESİ BİNASI:
ÇOMÜ Tıp Fakültesi halen başarıları ile kıyaslanamayacak kadar mutevazi bir binada çalışmalarını sürdürmektedir. Son 6 ayda öğretim üyesi sayısı 100’ü aşan okul mevcut binasına sığmakta zorluk çekmektedir. Bu nedenlerle Tıp Fakültesi binasının yenilenmesi için gerekli projeler oluşturulmuştur. Ocak 2012 ayına kadar ihale çalışmalarının tamamlanması ve 2012 içinde inşaatın başlanması öngörülmektedir.

Kepez’de bulunan Tıp Fakültesi Uygulama ve Eğitim Hastanesi’nin genişletilmesi projesi ise yerel bürokrasiden kaynaklanan nedenlerden dolayı iptal edilmiştir ve yakın bir gelecekte bu yönde bir çalışma bulunmamaktadır.

TOKSİKOLOJİ MERKEZİ:
Toksikoloji (Zehir Bilimi) çeşitli disiplinlerin ürünü olarak her geçen gün tüm dünyada önem kazanmaktadır. ÇOMÜ de bu alanda daha iddialı hale gelebilmek için güçlü bir merkez oluşturmanın hazırlığı içindedir. Merkezin Terzioğlu Yerleşkesi içinde olması beklenmektedir.

UYGULAMALI BİLİMLER BİNASI (BİGA VE ÇAN):
Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulması kararı 2011 Haziran ayında Bakanlar Kurulu’nda kabul edilmiştir. Okulun altyapısı tamamlanmadan faaliyete geçmemesi kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda okulun bazı bölümlerinin Biga’da, bazı bölümlerinin ise Çan’da oluşturulması beklenmektedir. Bunun için finansman talebinde bulunulmuşsa da, yerel finansman imkanları projeleri hızlandıracaktır.

ÇOMÜ KONGRE MERKEZİ:
Mevcut konferans salonları ÇOMÜ ve Çanakkale’nin ihtiyaçları düşünüldüğünde yetersiz kalmaktadır. Bu çerçevede 2015 yılına kadar 4-5.000 kişilik büyük bir salonu da içeren bir ÇOMÜ Kongre Merkezi inşaa edilmesi planlanmaktadır. Bu doğrultuda mimari çalışmalar başlatılmıştır.

UZAKTAN ÖĞRETİM VE BİLGİ İŞLEM BİNASI:
Terzioğlu Yerleşkesi’nde düşünülmektedir. Yaklaşık 20.000 metrekarelik bir kapalı alana sahip olacaktır.

İLETİŞİM FAKÜLTESİ BİNASI:
Haziran 2011 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan İletişim Fakültesi ÇOMÜ’nün 10. fakültesidir. Fakülte binasının en az 8.000 metre karelik bir kapalı alana sahip olması beklenmektedir. İletişim Fakültesi radyo ve teleizyon uygulama birimleriyle de iddialı olacaktır.

YENİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİNALARI:
Mevcut Eğitim Fakültesi binaları inşaat kalitesi ve kullanım sorunları nedeniyle ihtiyaca yanıt verememektedir. Normal şartlarda kullanım ömrünü çoktan tamamlamış olan binaların yenilenmesi için finansman talep edilmiştir. Binaların peyderpey yenilenmesi, yapılacak olan yeni binalara alınacak birimlerin bulunduğu eski binaların ise yıkılarak yenilenmesi tasarlanmaktadır. Proje henüz finansman onayı aşamasındadır.

MESLEK YÜKSEK OKULLARININ SOSYAL VE FEN BİLİMLERİ OLARAK İKİYE BÖLÜNEREK YENİ BİNALARINDA HİZMET VERMELERİ:
Bu doğrultudaki Senato kararı YÖK’tedir. Uygun bulunması haline Çanakkale MYO sosyal ve teknik alanlar olmak üzere iki ayrı okul haline gelecektir.

Çanakkale MYO Türkiye’nin en başarılı meslek yüksek okullarından biri haline gelmiş olmasına rağmen ne yazık ki hakettiği mekân olanaklarından yoksundur. Bunu giderebilmek için 2012 yılında ÇOMÜ’nün önceliklerinden biri de mevcut binaların yenilenmesi ve genişletilmesi olacaktır. Bu da milyonlarca liralık bir yatırımı gerektirmektedir. Söz konusu inşaatın Terzioğlu Yerleşkesi’nde yapılması tasarlanmaktadır. Tamamlanmasından sonra Çanakkale MYO’nun pekçok uygulama laboratuarı sorunu da aşılmış olacaktır.

UYGULAMALI BİLİMLER YÜKSEKOKULU GÖKÇEADA BİNASI VE GÖKÇEADA MESLEK YÜKSEK OKULU BİNASI:
Gökçeada’da 2 ayrı okulumuz bulunmasına rağmen okullarımızın öğrenci kapasitesi 1.000’in altındadır. Ayrıca her iki okulumuzda kendi binalarında hizmet verememektedir. Önümüzdeki yıldan itibaren yeni gelecek öğrencilerin mevcut altyapıda okuyabilmeleri olası değildir. Bu nedenle her 2 okul için de müstakil binaların inşa edilmesi gerekmektedir. Projesi hazır olan okulların yapımı için önemli engellerin başında ise adada uygun bir yerin bulunamaması gelmektedir.

GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ VE YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU:
Yeni projeler geliştirilmesi ve yeni inşaatlar kadar eski projelerin tamamlanması da önemlidir. Bu bağlamda 2010 yılında başlanmış olan ve 2012 yılında tamamlanması öngörülen ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) binası 2011 bitmeden tamamlanacaktır. Bu binaya Çanakkale’nin tiyatro için tasarlanmış ilk ve tek salonu da eklenmiştir. Bu salonun tamamlanmasıyla birlikte Çanakkale’nin Devlet Tiyatroları’nın düzenli turne illeri arasına girmesi de beklenmektedir. ÇOMÜ GSF binası tek çatı altında en büyük GSF binalarından biri olacaktır.

Aynı şekilde Yabancı Diller Yüksekokulu ve Sağlık Yüksekokulu’na ev sahipliği yapan bina da daha önceki dönemden inşaat olarak devr alınarak başarıyla tamamlanmış ve hizmete açılmıştır. Binanın tefrişi de başarıyla gerçekleştirilmiş ve ÇOMÜ’nün en modern eğitim binalarından biri haline getirilmiştir.

MERKEZİ LABORATUAR:
Terzioğlu Yerleşkesi’nde inşa edilecektir. İhale aşaması sona ermiştir, inşaatına başlanmıştır. İnşaatın tamamlanmasının ardından yüksek teknoloji ürünü pek çok araç-gereç ile donatılacaktır. Proje DPT (yeni adıyla Kalkınma Bakanlığı) tarafından desteklenmektedir.

BİNA GÜVENLİK, ESTETİK VE KONFORLARINDA İYİLEŞTİRME:
Yeni inşaatlar bir yandan devam ederken büyük onarım, binaların estetik açıdan üniversite eğitimine uygun hale getirilmesi, çeşitli risklere karşı güçlendirilmesi ve konforunda (ses, ısı yalıtımları vs.) de tam hız devam etmektedir. Üniversite son 6 ayda bu alanda milyonlarca liralık yatırım yapmıştır ve 2012’de de bu yatırımların 5 milyon liranın üzerinde olması beklenmektedir.

SONUÇ: DAHA İYİ BİLİM, DAHA İYİ EĞİTİM

6 ay gibi kısa bir sürede pek çok Üniversite’ye nasip olmayacak bir büyüme sürecini yaşayan Üniversitemizin en önemli başarısı eğitim-öğretim kadrolarını öğrenci sayısındaki artıştan daha fazla arttırabilmek olmuştur. Aynı performansı önümüzdeki 6 ay içinde de göstermeyi umuyoruz.

Bizler göreve geldiğimizde Üniversite’nin çok ciddi bir yatırım açığı bulunmaktaydı. Hatta denebilir ki mevcut binalar kadar daha bina yapılsa bu altyapı açığı ancak kapanabilirdi. Bir önceki rektörümüzün bu husustaki gayretleri gerçekten takdire şayandır. Yeni dönemde de altyapı yatırım açıklarını kapatabilmek için özel bir gayret göstereceğiz. Aynı bağlamda bilgi-işlem altyapısını yenilemeye de devam edeceğiz. Fakat tüm bunları yaparken kurumları binaların ve makinaların değil, insanların büyük yaptığının da farkındayız. Üniversitemiz bu anlayış içerisinde personel ve öğrencilerini sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en özgür üniversitelerinden birinde yaşatmayı temel ilke edinmiştir. Yakın zamanlarda yaşanılan kılık-kıyafet, görüntü, şekil gibi dünyanın en ilkel ayrımcılık kafasıyla uygulanan dayatmalar ÇOMÜ’de artık mevcut değildir. ÇOMÜ yerleşkelerinin kapıları her türlü düşünce ve inanca açıktır. Öğrencilerimizin ve personelimizin görünüşleri, görüşleri, aile kökenleri, inançları, dilleri, cinsiyetleri ve diğer tüm bireysel özellikleri onları bağlar, ÇOMÜ Yönetimi’nin ilgi ve yetki alanında değildir. Şiddet ve hakaret içermediği sürece her türlü fikrin ifade edilmesi, geliştirilmesi ve örgütlenmesi başta Türkiye Cumhuriyet yasalarınca, sonrasında ise bizler tarafından güvence altına alınmıştır. Üniversitemiz bu hakların savunulması ve korunmasında Türkiye standartlarını da yeterli bulmamakta, evrensel değerlerde çıtanın çok daha yukarılarda olması gerektiğine inanmaktadır.

Bu duygu ve düşünceler içinde daha özgür, daha gelişmiş, daha üretken ve daha iyi bir ÇOMÜ için 2011-2012 eğitim-öğretim yılının tüm ülkemize ve Çanakkalemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.


KKTC CUMHURBAŞKANI EROĞLU’NA
FAHRİ DOKTORA PAYESİ

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Senatosu kararıyla fahri doktora unvanı verilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na, düzenlenen tören ile cüppe giydirildi ve fahri doktora beraatı verildi. “Dünden Bugüne Kıbrıs Müzakereleri” konulu konferans veren Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Meydan okuyanları çok gördük. Sonunda burunlarının sürtüldüğünü de gördük. Dolayısıyla başkasına güvenerek yola çıkanların bir gün o destek altından gittikten sonra af edersiniz kıç üstü yere oturduklarını da gördük” diyerek Rum kesimine mesaj gönderdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, gün boyu sürdürdüğü ziyaretlerin ardından ÇOMÜ tarafından kendisine fahri doktora payesi verilmesi için Terzioğlu Kampüsü Troia Kültür Merkezi’nde düzenlenen törene katıldı. Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Doğan, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, bürokratlar, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı tören Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na Fahri Doktora Unvanı verilmesine ilişkin 7 Ekim 2011 tarihli Senato Kararını okudu. Laçiner, “Gösterdiği siyasi mücadele ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması ve gelişimine yaptığı değerli katkılar, yaptığı siyasi görevler ve KKTC içerisinde siyasi ortamın gelişimine yaptığı katkılar, 18 yıl boyunca yürüttüğü başbakanlığı boyunca KKTC’nin ulusal ve uluslar arası alanda güçlenmesine yaptığı katkılar, 18 Nisan 2010 tarihinden itibaren KKTC Cumhurbaşkanı olarak Kıbrıs Adasında barışın ve istikrarın temini için yürüttüğü mücadeleler sebebiyle KKTC Cumhurbaşkanımız Sayın Derviş Eroğlu’na Uluslar arası İlişkiler Alanında Fahri Doktora Unvanı verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir” diye konuştu.

Ardından Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ile ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Fahri Doktora Cüppesini KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na giydirdiler. Rektör Sedat Laçiner, Eroğlu’na, Fahri Doktora Beraati ise Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Doğan tarafından verildi. Fahri Doktora Unvanı nedeniyle hazırlanan plaket ise Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan tarafından Eroğlu’na takdim edildi.

Fahri Doktora Unvanı töreninin ardından “Dünden Bugüne Kıbrıs Müzakereleri” konulu konferans için kürsüye gelen KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Bugün çok heyecanlı bir gün yaşamaktayım. Tıp Fakültesinden mezun olduğum gün diploma alırken bu kadar heyecanlanmamıştım. Bu doktora unvanı benim hayatımın en anlamlı ödüllerinden birisidir. Çünkü şehitler diyarı Çanakkale’de Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğünün onayladığı bir doktora payesini almış bulunuyorum. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

KKTC’de geçmişten bugüne kadar yaşanan süreci anlatan KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bugüne kadar yapılan görüşmeler ve ortaya çıkan anlaşmaların hep Rum tarafından reddedildiğini, en son olarak da Annan Planının %76 oy oranı ile reddedildiğini belirtti. Salondaki gençlere seslenen Eroğlu, “Hayatınız boyunca belki Kıbrıs konusunu hep duyacaksınız. Temennim halledilmiş bir Kıbrıs’tan bahsedilsin. Bir anlaşmayla sorun olmaktan çıkmış bir Kıbrıs gündemimize gelsin. Ama ben siyasete girdiğimde Kıbrıs meselesi vardı. İnşallah çocuklarım bu sorunu yaşamaz dedim. Daha sonra çocuklarım yaşamaya başlayınca inşallah torunlarım yaşamaz dedim. Şimdi torunlarımın en küçüğü lise birde okuyan öğrenci, en büyüğü avukat oldu. Onlarda yaşıyor. İnşallah siz meslek hayatınızda Kıbrıs’ı ortadan kalmış bir sorun olarak gündeminize alırsınız” dedi.

Halen devam eden müzakereler sonucunda anlaşmaya varılmaması halinde, Rum’un şuan ortaya koyduğu tavrı devam ettirmeye çalışması halinde KKTC’nin alternatifsiz olmadığının altını çizen Eroğlu, “Anavatanımız yanı başımızda desteğimiz. Şuanda çatısı altında yaşadığımız Ay yıldızlı iki bayrağın dalgalandığı bir Cumhuriyet, devletimiz vardır. Onun için Rum bizi hep alternatifsiz zannederek müzakere masasından hep kaçmıştır. İnşallah aklı selim galip gelir bu son şansı en iyi şekilde değerlendiririz. Çünkü ben başından beri Avrupa Birliği ülkelerini uyandırmaya çalıştım. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ndeki her konuşmamda şunu söyledim. Rumlar zamana oynuyor. Eğer şu dolmakta olan (2011) yılın Mart ayına kadar Kıbrıs sorununu çözemezsek biliniz ki Güneyde milletvekilliği seçimleri başlayacak, bu seneyi kaybedebiliriz dedim. Mart’ta anlaşma yapamadık. Bu sene sonuna kadar zaman koyduk.
Eğer anlaşma olmazsa gelecek senenin ikinci yarısında Avrupa Birliği dönem başkanı olacak. Sayın Başbakanın da, Sayın Dışişleri Bakanının da açıkladığı gibi o zaman Avrupa Birliği ile ilgili görüşmeler dondurulacak. 2013’e geçeceğiz. O zamanda Şubat ayında Güney’de Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Kim Cumhurbaşkanı olacak, görüşmelere nasıl hazırlanacak, bana 6 ay izin verin diyecen ,2013’ü de kaybedeceksin. Rum’un taktiği budur çünkü onun tuzu kuru. Ekonomisi Yunanistan’dan sonra onunda kötü olmasına rağmen gene de bağımsız bir devletti. Rusya’dan destek almaktadır, Fransa’nın desteğini yanında hissetmektedir maalesef. Düşünün 700-800 nüfuslu küçük bir ülke Avrupa Birliği’nin desteğini almaktadır ‘üyedir diyerekten. Rusya’nın Fransa’nın hatta Çin’in desteği ile dünyaya meydan okumaya çalışmaktadır. Meydan okuyanları çok gördük. Sonunda burunlarının sürtüldüğünü de gördük. Dolayısıyla başkasına güvenerek yola çıkanların bir gün o destek altından gittikten sonra af edersiniz kıç üstü yere oturduklarını da gördük. Dolayısıyla aklı selim ile hareket ederlerse Kıbrıs’ta yaşayabilir, kalıcı bir anlaşmaya varabiliriz. Bizim temennimiz budur. Olmazsa da açıkta değiliz” diye konuştu.


Arınç ÇOMÜ’den bölücelere seslendi:
“GELİN ÇANAKKALE’Yİ GÖRÜN”

Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) 2011-2012 Akademik Yılın Açılış törenine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ta katılınca Olagan Üstü Hal Uygulaması yapıldı. Törende konuşan Bülent Arınç, bölücü terör örgütü mensuplarına “Gelin Çanakkale’yi görün” çağrısı yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Çanakkale programının öğleden sonraki bölümünde ÇOMÜ’de düzenlenen 2011-2012 Akademik Yıl açılış törenine katıldı. Tören öncesinde Çanakkale Emniyet Müdürlüğüne bağlı güçler ile ÇOMÜ’de görevli Özel Güvenlik Görevlileri, törenin gerçekleşeceği Terzioğlu Kampüsü’ndeki Troia Kültür Merkezi çevresinde adeta OHAL uygulaması yaptı. Toplantı Salonunun yakınına bariyerler kuruldu. Toplantı Salonuna giden yolda görev alan özel güvenlikçiler, töreni izlemeye gelen öğrencilerden sadece önceden isimleri belirlenmiş olanları içeriye aldı. Diğer öğrenciler salonda yer bulunmadığı gerekçesiyle içeri alınmadı. İçeriye alınan öğrencilerin üzerleri ve çantaları ise didik didik arandı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, AK Parti Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ile İsmail Kaşdemir, CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile akademisyenler ile öğrencilerin katıldığı Akademik Yıl Açılış Töreni Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Türk Müziği dinletisinin ardından Üniversitenin tanıtım filmi gösterildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, törende yaptığı konuşmada, Onsekiz Mart Üniversitesi’nin, şehit kanları ile yoğrulmuş aziz vatanımızın en değerli hazinelerinden birisi olduğunu belirterek, “Çünkü bu üniversite, burada kahramanlık destanı yazan nice isimsiz kahramanın bizlere bıraktığı o eşsiz Çanakkale Ruhunu taşıyacak, bu doğrultuda gençler yetiştirecek ve bunu da gelecek nesillere aktaracak örnek bir eğitim yuvamız olacaktır” dedi.

Son 15 günde Bursa Uludağ, Manisa Celal Bayar, Erzurum-Atatürk Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversiteleri’nin açılışlarına katıldığını belirten Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, en doğusundan en batısına, bütün üniversitelerin bir bayram yeri gibi coşkulu, bir harman yerinin bereketi, , bir bahar mevsiminin güzelliği gibi bir ortama sahip olduğunu söyledi. Bu açılışlarda, özgürlüğün ve demokrasinin üniversite kampusunun; bahçesinden, koridorlarına, sınıflarından idare binalarına kadar hemen her yerine yerleştiğini memnuniyetle gördüğünü belirtti.

Kendileri Şırnak’ta, Hakkari’de üniversiteler kurarken, ‘Bu üniversitelere ne hoca ne de öğrenci gelir’ diyenlerin olduğunu, ancak bu kişilerin bugün itibariyle mahçup duruma düştüğünü ifade eden Arınç, “Bugün üniversitelerimiz gençlerimizle doldu, İstanbul’dan, Ankara’dan hatta yurtdışından idealist hocalar büyük bir sorumlulukla bu üniversitelerimize geldiler, öğrencilerini hocasız bırakmadılar. Bundan sonraki hedefimiz, bu üniversitelerimizi İngiltere ve Amerika’daki üniversiteler ile rekabet edebilecek seviyeye taşımak olacaktır.
Dünyanın en kadim ve en saygın medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, insanlığın ortak medeniyet mirasına bir çok katkısı olmuş bu coğrafyanın insanın hedefi de Harvard ve Oxford gibi seçkin üniversiteler ile rekabet edebilmek olmalıdır. Bütün bunları el birliği ile yapacağız” diye konuştu.

YANIBAŞIMIZDAKİ DİKTATÖRLÜKLER BİR BİR ÇÖKTÜ
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bugün bütün dünyanın gündeminde artık Türkiye’nin olduğuna dikkat çekip, “Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hemen her ülke ve millet, ülkemizin göstermiş olduğu başarıları gıpta ile izliyor. Yanı başımızdaki diktatörlükler bir bir çöktü. Yıllardır istekleri bastırılan, özgürlükleri kısıtlanan halkların umudu Türkiye oldu.
Ülkemiz her açıdan bir diriliş mevsimi yaşıyor” dedi.

BÖLÜCÜLERE; ‘GELİN ÇANAKKALE’Yİ GÖRÜN’
Önümüzde ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bazı tarihi dönüm noktaları olduğunu hatırlatan Bülent Arınç, “Yeni Anayasa hazırlığı ve Terörün sonlandırılması konusunda köklü adımlar atıyoruz. İnşallah bu dönemeçleri de başarıyla aşacağız. Var gücümüzle Türkiye’nin hak ettiği güce, saygınlığa ulaşması, refah ve huzur içinde büyümesi için çaba sarf ediyoruz.
Ancak birileri Türkiye’nin bu büyümesini terörü körükleyerek durdurmak istiyor.
Maalesef ülkemizden de birileri buna figüranlık yapmak için, elinden geleni yapıyor.
Ellerine bomba tutuşturulan caniler, namluyu sivillere doğrultan korkaklar, sabah namaza giden hocayı arkasından vuran alçaklar, bir çocuğa bir harf öğretmek için yollara düşen öğretmene tuzak kuran zavallılar, askere-polise silah tutan hainler bu büyük milleti akıllarınca bölmeyi planlıyorlar. Ama bunu başaramayacaklar.
Şehirleri yakarak, sokakları yağmalayarak, insanları öldürerek, özgürlük naraları atanlar ve onlara alkış tutanlar, gelin ve Çanakkale’yi görün. Neden bu milleti bölmeyi, kardeşler arasında kin tohumları yeşertmeyi başaramayacağınızı bu şehirde gördükleriniz size herkesten daha iyi anlatacaktır. Burada, Diyarbakır’ın Bismil’inden Bayram oğlu Cemal’in, Seydişehirli Ali oğlu Abdullah’ın, Bigalı Mustafa oğlu Ahmet’in, Sürmeneli Ömer oğlu Arslan’ın, Liceli Ali oğlu Tahir’in bir birinin koynunda sıradağlar gibi yattığı, canlarını siper ederek koruduğu, kanlarıyla suladığı bu mübarek toraklara kin ve ayrılık tohumunu ekmenin imkansız olduğunu göreceksiniz.
Yukarıda isimlerini saydığım bu şehitlerimiz burada kucak kucağa yattığı müddetçe, dün Çanakkale Savaşında olduğu gibi bugün de milletimizin birliği ve beraberliğini yok etmeye yönelik saldırılar, O mübarek şehitlerimizin ruhuna çarpıp neticesiz kalacaktır” diye konuştu.

Gençlere seslenen Bülent Arınç, Çanakkale Ruhunu yeniden kazanmak için önlerinde önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “4 yıl sonra 2015 yılında Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılını idrak edeceğiz. Biraz önce bahsettiğim o muazzez Çanakkale Ruhu’nu yeniden kazanmak ve tüm Türkiye’ye yaymak için çok büyük bir fırsat var önümüzde. Bir devrin batıp, yeni bir devrin açıldığı bu yerde, sizlerin iyi birer bilim insanı olmanız ülkemiz için son derece önemli olacaktır. Bu güzel topraklara yapılabilecek en güzel yatırım da bence Üniversitemiz olmuştur. Büyük Şair Mehmet Akif’in o mükemmel destanında ifade ettiği “Kabe’yi şehitlerimizin başına mezar taşı olarak dikemeyiz” ama sayın rektörümüzün de ifade ettiği gibi Üniversitemizi dünya çapında bir marka haline getirdiğimizde, mezar taşı bile bulunamayan isimsiz kahramanlarımız eşsiz bir nişana kavuşmuş olacaklardır” dedi.

Akademisyenlere de seslenen Arınç, “Büyük emeklerle bugüne getirdiğiniz bu güzel üniversite için sizlere teşekkür ediyor, kuruluşundan bugüne emeği geçen tüm rektörlerimizi hocalarımızı öğretim üyelerimizi, okutmanlarımızı da saygı ile anıyorum.
Sizler her zaman ve her ortamda büyük fedakârlıklar da bulunuyorsunuz. Hiçbir maddi karşılık gözetmeden, geçlerimizin eğitimi için elinizden geleni yaptığınızı biliyorum. Aldığınız ücretlerin yetersizliği, çalışma koşullarınızın zorluğunun da bilincindeyim. Bu konuda ciddi çalışmaların yapılması gerektiğine de inanıyorum.
Sizler, hiçbir kaygı, hiçbir korku, hiçbir endişe taşımadan görüşlerinizi ifade edebilmeli, özgür bir üniversite ortamı oluşturmak için çaba göstermelisiniz” dedi.

Üniversitenin, evrensel değerlerin beşiği olduğunu da söyleyen Arınç, “Onun için eleştirel düşünceyi, eleştirel aklı üniversitelerde hakim kılmak için sorumluluk ve yetki sizdedir.
Üniversiteler, her türlü siyasi müdahaleden, devletin, hükümetin müdahalelerinden uzak olmalıdır. Ancak üniversitelerimizde, aynı şekilde zihinler de bağımsız olmalı, üniversitenin her bir ferdi, her bir öğrencisi, öğretim elemanı bu bağımsızlıktan kaynaklanan özgür düşünceyi serbestçe ifade edebilmelidir. Biz, üniversiteyi, toplumsal gelişmenin, ilerlemenin, büyümenin en önemli, öncüsü olarak görmek istiyoruz. Üniversitelerimizde, milletimizin değerler sistemini yıkan, toplumsal dinamikleri zayıflatan, kuşak çatışmalarına, sınıf çatışmalarına yol açan, sosyal dokuyu ayrıştıran bir anlayışı değil, kimliğimizle birlikte evrensel değerlerde buluşan bir uygarlık inşa edilmesini arzuluyoruz” dedi.

Törenin sonunda ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a Troia’da bulunan 12. yüzyıla ait o döneme ait tek yazılı belge olan mührü dizayn edildiği plaketi ve üniversite atölyelerinde hazırlanan Troia motifli seramik tabak hediye etti.


Daha çoğulcu ve daha farklı bir üniversite oluşturma bağlamında yabancı öğrencilere kapılarını sonuna kadar açan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bu yıl farklı ülkelerden çok sayıda yabancı öğrencinin tercihi olurken, öğrencilerin büyük bir bölümü Fen Edebiyat Fakültesi’ni tercih etti.

Fen Edebiyat Fakültesi Basın Koordinatörlüğünün yabancı uyruklu öğrencilerle yaptığı röportajda öğrencilerin üniversite ve kenti çok sevdikleri, ancak, kampüsteki sosyal yaşam olanaklarının az oluşundan yakındıkları görüldü.

İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Nijeryalı Hassan Kyarimi Karasuwa, Çanakkale’yi ve üniversiteyi çok sevdiğini, mezun olduktan sonra Çanakkale’de kalıp, yüksek lisans yapacağını söyledi. Yine Nijerya’dan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesine İngiliz Dili ve Edebiyatı okumak için gelen İbrahim İdris Yerima ise, Türk insanını çok sıcakkanlı bulduğunu Türk öğrencilerle uyum sağlamakta zorluk çekmediğini ifade etti. Türkmenistan’dan Sosyoloji okumak için Çanakkale’yi tercih eden Türkmen öğrenci Nurmyrat Jumalakov ise, “Gönlüm Çanakkale’de ve üniversitede kalmayı çok istiyor”dedi. Bulgaristan uyruklu olan Nevin Taşdemir, üniversitede kampüs yaşamının zayıf olduğunu belirtti. Türkmenistan’dan Coğrafya okumak için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesini tercih eden Kamila Nazarova ise, “böyle güzel bir üniversitede okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum” dedi. Türkmenistan uyruklu Ahmet Gılıçmıradov, yerleşkede yabancı öğrencilere yönelik etkinlikler yapılmasını istedi.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu (YADYO) Oryantasyon Toplantısı Troia Kültür Merkezi'nde yapıldı. Toplantıda yabancı dilin önemine değinen Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, "İngilizce konuşmayan Üniversite olamaz. İngilizce bilmeyen bir biyolog, bir arkeolog hiçbir işe yaramaz" diyerek öğrencilere öğütler verdi.

Hazırlık sınıflarının ve İngilizce eğitiminin Üniversite açısından oldukça dikkate alındığına değinen Rektör Laçiner, öğrencilere yabancıl dilin önemini şu sözlerle anlattı: "İngilizce bilmezseniz, üniversiteden aldığınız eğitimi kullanma imkanı olmayacaktır. Özellikle uluslararası İlişkiler okuyan öğrencilere sesleniyorum. Eğer İngilizce öğrenmeden üniversiteden mezun olduysanız, diplomanızı yırtabilirsiniz. Unutmayın, dil öğrenmek bireysel bir iştir. Kişisel çaba ile gelişir. Ne olursa olsun İngilizce öğrenmediyseniz bunun bir tane sorumlusu var o da sizsiniz. Bundan dolayı zarar görecek de bir kişi varsa o da sizsiniz."

İNGİLİZCE KONUŞAMAYAN ÜNİVERSİTE OLMAZ

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin öncelikli olarak Yabancı Diller Yüksekokulu'ndan gelen taleplere ne olursa olsun cevap vermeye çalıştığını ifade eden Rektör Laçiner, "Bu okul başlı başına bir hazırlık okulu olacak. İngilizce konuşamayan Üniversite olamaz. Öğrencisi İngilizce bilmeyen üniversiteye, Üniversite demezler. Asıl kaygımız şu: 'Sizler Türkiye'yi kurtaracak insanlarsınız. Ama donanımlı olamazsanız hiçbir işe yaramazsınız. İngilizce bilmeyen bir biyolog, bir arkeolog hiçbir işe yaramaz. İşte bu hedef gerçekleştiğinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bir dünya üniversitesi olacak. Bunun için gerekli zeka, imkanlar ve her şey var. Sadece ve sadece motivasyona, özgüvene ihtiyacınız var. Kendinize önem verin ve şu işi bu yıl halledin" dedi.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, LYS sonuçları dikkate alındığında üniversitenin başarılı bir performans sergilediğini bildirdi.

Laçiner, LYS yerleştirme sonuçları ile ilgili yaptığı açıklamada, geçmiş yıllardan farklı olarak Üniversite kontenjanlarının tamamına yakınının dolduğunu belirtti.

Öğrencilerin ÇOMÜ'ye gösterdiği yoğun ilginin kendilerini sevindirdirdiğini, ilçelerdeki meslek yüksek okullarından bir iki istisna bölüm hariç kontenjanlarının tam olarak dolduğunu kaydeden Laçiner, "Çanakkale Meslek Yüksekokulu, Çanakkale Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Biga, Çan, Ezine, Gelibolu ve Gökçeada meslek yüksek okullarımızda bir tane dahi boş kontenjanımız bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.

Ayvacık'ta 9, Bayramiç'te 23, Ezine'de 4, Lapseki'de 22 ve Yenice'de ise 12 kontenjanın boş kaldığını dile getiren Laçiner, bunların da ek kontenjanlarla dolacağını bildirdi.

Eksik kalan bölümler üzerine çalışmaların devam ettiğini, gelecek yıl bu bölümlerin cazip hale getirilmesi ve yeni bölümler açılması için çalışmaların başlatıldığını vurgulayan Laçiner, şu bilgileri verdi:

"Fakültelerimizde ise sadece biyoloji ikinci öğretim, fizik ve su ürünleri bölümlerimizde eksik kontenjan bulunmaktadır. Bu bölümlerdeki sorun tüm Türkiye'de, büyükşehirlerdeki üniversitelerde dahi bulunmaktadır. Bu nedenle YÖK ve diğer üniversiteler gibi bizler de bu bölümlerimizi cazip hale getirecek, içerik ve isim değişiklikleri üzerinde çalışmalarımızı hızlandıracağız. Fakat genel olarak ÇOMÜ'nün bu yıl kontenjan doldurmak gibi bir sorunu yok.

Fakültelerimizin bazılarında puan düşmeleri var gibi görünse de (tıp gibi), bu puan düşmesi neredeyse tüm üniversitelerde yaşanmıştır. Bunun nedeni yeni açılan bölümler, üniversiteler ve öğrencilerin başarı durumlarındaki değişmelerdir. Genel olarak bakıldığında üniversitemiz bölümlerinin ortalamanın üzerinde başarı gösterdikleri, pek çok bölümümüzün ilk 20'de yer aldığı, bazı bölümlerimizin ise ilk 30'da bulunduğu görülmektedir. Üniversite sayısının 170'e dayandığı düşünüldüğünde, ÇOMÜ'nün Yükselen bir grafik izlediği görülmektedir. Uzun vadede hedef ise şüphesiz, önce ilk 10'a, ardından da daha yüksek sıralara yükselmektir. "

Sedat Laçiner, başarılı öğrencilerin ÇOMÜ'ye olan ilgisinde de gözle görülür bir artış yaşandığını, ilk 1000'e giren 11 öğrencinin ÇOMÜ Eğitim Fakültesi'ni tercih ettiğini, bunun büyük bir başarı olduğunu vurguladı.

En iyi öğrencilerin de ÇOMÜ'ye çekilebildiğini, bu yıl kurulan çok sayıda Üniversite ve bölüme rağmen, üniversitenin gösterdiği bu başarının şaşırtıcı ve sevindirici olduğuna işaret eden Laçiner, "Bundan sonra bize düşen Çanakkale'ye başarı ile getirdiğimiz öğrencileri burada tutabilmektir. Çünkü Çanakkale'nin en önemli sorunu geleni burada tutamamaktır. Geçtiğimiz yıl ÇOMÜ'de öğrenime başlayan binlerce kişinin birkaç ay içinde fikir değiştirerek, geri dönmesi bu açıdan düşündürücüdür. Göreceksiniz bu konuda alınan tedbirler etkisini gösterecek ve daha iyi eğitim ve daha iyi bilim konusundaki yatırımlar sayesinde öğrencilerimiz Çanakkale'de öğrenim hayatlarının sonuna kadar kalacaklardır" ifadelerini kullandı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner “Çanakkale’de 2. Üniversite” tartışmaları hakkında bir açıklama yaptı.

Çanakkale’de ÇOMÜ dışında yeni üniversiteler kurulmasını en çok destekleyen ve bu konudaki görüşlerini kamuoyunda sıklıkla dile getiren bir kişi olarak kendisinin ve kurum olarak ÇOMÜ’nün yeni bir üniversiteye karşı olmasının düşünülemeyeceğini belirten Prof. Dr. Laçiner, ancak yeni üniversite konusunun kişisel çekişmelerde istismar edilmesinin düşündürücü olduğunu ifade etti.
Prof. Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görevden alınmış eski bir Vakıf yöneticisi geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu bir basın açıklamasında ‘Hüseyin Akif Terzioğlu Üniversitesi’ projelerinin olduğunu belirterek, merhum Hüseyin Akif Terzioğlu’nun adını ilelebet yaşatacaklarını vurgulamıştır. Aynı kişi Çanakkale’ye ikinci bir üniversite kurmayı planladıklarını ve üniversite kuruluşunun 3’te 1’ini vakıf olarak karşılayabilme olanaklarının olduğunu söyleyerek, iş adamlarına seslenmiştir.
Çanakkale’de devlet veya vakıf ikinci hatta üçüncü üniversitenin kurulması ÇOMÜ olarak bizleri sevindirir ve işlerimizi kolaylaştırır. Ancak bu konunun Vakıf’ta yaşanan iç çekişmelerde istismar edilmesi bizleri ve Çanakkale eğitim dünyasını rahatsız etmektedir.
Öncelikle Hüseyin Akif Terzioğlu isminin sonsuza kadar nasıl yaşatılacağını kendisi, kurmuş olduğu Vakıf, arkasında bıraktığı vasiyetname ve Vakıf Senedi ile belirlemiştir. Vakıf Senedi’nin 16. Maddesinde ise “Kurulması için arsa bağışında bulunduğum Üniversite veya Yüksekokul Vakfın gelirinden her sene % 20 nispetinde istifade edecektir” denmektedir. Bu madde açıkça göstermektedir ki Hüseyin Akif Terzioğlu’nun bir üniversitesi vardır ve o üniversite Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’dir. Bundan sonra kurulacak olan ikinci veya üçüncü üniversiteler Hüseyin Akif Terzioğlu’nun değil, ondan sonra gelenlerin arzusu olacaktır.
Buna rağmen bizler Çanakkale’de bir vakıf üniversitesinin kurulmasını teşvik eder ve destekleriz. Lakin “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”. Vakıf gelirleri ile ikinci Üniversite kurma önerisini ortaya atanların geçmişte mevcut üniversiteye ne gibi bir katkıda bulundukları, gelecekte yeni bir üniversiteye herhangi bir katkıda bulunup bulunmayacakları konusunda bizlere fikir verecektir. Ne yazık ki ÇOMÜ, Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı’ndan hak ettiği destek ve katkıyı bugüne kadar görememiştir ve bunun da en önemli sorumlusu eski Vakıf yöneticileridir. Vakıf, Üniversitemiz açısından kötü yönetilmiştir, 16. Madde’de açıkça ifade edilen % 20’lik payı dahi kendisinden kaçırılmıştır. Vakıf eski yöneticiler döneminde ÇOMÜ’ye yok sayılabilecek bir mertebede maddi katkı sağlamıştır. Yaklaşık 20 yıllık süre içerisinde Vakfın Üniversitemize verdiği katkı Üniversitemizin tek bir yıllık bütçesinin 250’de birine bile denk gelmemektedir. Bu rakam ile Üniversitemizde donanımlı bir tek sınıfı tamamlamak dahi zordur. Kısacası Üniversitemiz Vakıf’tan beklediği yasal ve ahlaki katkıyı bugüne kadar görememiştir.”
Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ÇOMÜ’nün Çanakkale şehrinden de istenilen katkıyı bir türlü elde edemediğini belirtti:
“Ne yazık ki bu konuda da beklentilerin çok gerisindeyiz. Bolu, Muğla, Kayseri gibi iller üniversitelerine sahip çıkarken Çanakkale kenti Üniversite’nin bir tek fakültesini dahi yapmış değildir. Bu da bizler için üzüntü vericidir”.
Prof. Dr. Laçiner mevcut üniversitenin ihtiyaçları ortada iken vakıf kaynakları ile bir vakıf üniversitesi kurulmasının tam anlamıyla bir israf olacağını, ayrıca iddia sahiplerinin geçmiş karnelerinin de bu iddialarını ciddiye almayı güçleştirdiğini ifade etti.
Laçiner sözlerini şöyle tamamladı:
“Eğer Hüseyin Akif Terzioğlu ismini ilelebet yaşatmak isteyen biri varsa O’nun üniversitesi buradadır. Gelsin buyursun ÇOMÜ’ye her türlü katkıyı sağlasın. Eğer bu kişilerin maksatları Çanakkale’de Üniversite’nin büyümesi ise, mevcudun ihtiyaçları dağlar kadardır. Bu ihtiyaçlar dururken gidip hali vakti yerinde kişiler için bir paralı üniversite kurmanın anlamı yoktur.”


Üniversitemiz Dardanos Yerleşkesinde Ziraat Fakültesi Uygulama Alanı olarak ayrılan kısımda kurulan meyve koleksiyon-adaptasyon bahçeleri ve bağ alanları ile ilgili Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Kaynaş'ın görüşlerini aldık.

Kaynaş; tesisine 2002-2003 yıllarında Ulusal ve Uluslararası kurumlardan temin edilen çok değerli bitkisel materyaller ile oluşturulan parsellerde başlanılan bahçeye, 2004 ve 2005 yıllarında yeni çeşitlerde eklendiğini, dikimlerden hemen sonra türler ve çeşitler esas alınarak çeşitli introdüksiyon ve adaptasyon denemelerine başlandığını belirtti.

Prof. Dr. Kenan Kaynaş, bu çalışmaların amacının farklı türlerde yeni ıslah edilen, iç ve dış pazarlarda talep gören çeşitlerin Çanakkale koşullarında performanslarını saptamak ve bu çeşitleri yöre üreticilerine tanıtmak, yerinde demonstrasyon yapma olduğunu vurguladı.

“Bitkisel üretimin her dalında olduğu gibi meyve yetiştiriciliğinde de arz ve talepler doğrultusunda her geçen gün yeni yetiştirme teknikleri ve çeşitler ortaya çıkmaktadır. Tüketiciler yıllarca üretimi yapılan Starking, Golden gibi elma çeşitlerinin yanında daha ekşi, meyve eti daha sert, kabuğu daha ince meyve çeşitleri talep edebiliyor, endüstriye hammadde olan ürünlerde meyve büyüklüğü, şeker ya da asitlik oranları, renk gibi parametreler ön plana çıkıyor bunun yanında üreticiler kimi hastalık ve zararlılara daha dayanıklı, bölgedeki iklim koşullarına göre donlardan ya da yüksek sıcaklıklardan zarar görmeyen, tür ve çeşitlere yönelmek istiyor”.

Dardanos yerleşkesinde tesis edilen bu bahçelerde bölgemizde yetiştiriciliği yapılan bir çok tür ve bunların farklı çeşitlerin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Kaynaş bu türler hakkında kısa bilgiler verdi;

“Trabzon Hurması meyve türünde başlangıçta 12 adet, 2004 ve 2005 yıllarında Japonya ve İtalya’dan getirilen 14 adet olmak üzere toplam 26 çeşit bulunmaktadır. Dalında olgunlaşan, çekirdeksiz, meyve eti kahverenkli olan farklı ümitvar çeşitler Çanakkale ve Türkiye tarımına kazandırılmıştır. Kayısı adaptasyon bahçesinde yerli ve yabancı çeşitlerden oluşan toplam 57 çeşit içerisinde erkenci, orta mevsim ve geçici sofralık kayısı çeşitleri yanında kurutmalık çeşitlerde yer almaktadır. Bu kapsamda özellikle Çanakkale yöresinde erkenci ancak ilkbahar geç donlarından zarar görmeyen çeşitler seçilmiştir. Bu çeşitlerin depolama ve Pazar araştırmaları da yapılarak üreticilere tavsiye edilmiştir. Bu parselde denemeleri tamamlanmış olan Roxana, Ante, Paviot, Canino Bebeco gibi çeşitlerin bölgede yüksek verim ve kaliteye ulaştıkları sonucunda önder üreticilere aşı kalemleri verilmiş ve örnek bahçe tesisinde teknik destek sağlanmıştır. Şeftali ve Nektarin bahçelerinde daha önce farklı araştırma kurumlarında denemeleri yapılmış ve Marmara Bölgesi için önerilen yeni toplam 10 çeşit ile adaptasyon bahçesi kurulmuştur. Ayrıca yöreye özgü Beyaz Tüysüz Şeftali ıslahı çalışmaları sonucunda bu parsel içinde seçilen 10 tiple yeni bir parsel oluşturulmuş, bu tipin Coğrafi İşaret Tescili aşaması tamamlanmış olup, çeşitli tescil çalışmaları devam etmektedir.

Erik çeşitleri adaptasyon bahçesinde farklı anaçlar üzerine aşılı Papaz, Can eriği gibi çeşitler yanında Avrupa eriklerinden Stanley, Formoza ve Wickson çeşitleri ve Japon erikleri grubundan Angelona, Friar ve October erik çeşitleri denemeye alınmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar sonunda Çanakkale yöresinde özellikle Lapseki ve Bayramiç ilçelerinde Angelona ve October çeşitlerinin yaygın yetiştiriciliği başlamıştır. Üretim bazında Fakültemizin yaptığı bu öncülük bu çeşitlerin depolanmalarında farklı teknikler kullanılarak meyvelerin 4 ay kadar depolanmaları sonucu da yöredeki depoculara aktarılmış ve mevsim dışı tüketime sunulması ile yüksek fiyattan üreticilerin yararlanılması gerçekleştirilmiştir.

Diğer türlerde olduğu gibi yine 5 ‘er adet ağaçtan oluşan toplam 6 yeni armut çeşidinin yöre tarımına tanıtılması amacıyla oluşturulan armut adaptasyon bahçesinde Coshia, Santa Maria, Margarito, Williams, Ankara ve Deveci armut çeşitleri yer almıştır. Armudun gen merkezlerinden biri olan Çanakkale Kazdağları’nda bu yeni çeşitlerin verim ve kalite yönünden performansları saptanmıştır. Arzu eden önder üreticilere bu çeşitlerden aşı kalemleri verilerek armut yetiştiriciliği teşvik edilmeye çalışılmaktadır.

Elma kolleksiyon bahçesinde tam bodur (M9) ve yarı bodur (M 106) anaçları üzerine aşılı 12 elma çeşidinin bölgeye adaptasyonu incelenmiş anaçlar arasındaki farklılığın yöredeki sonuçları görülmüştür. Bunun sonucu olarak Granny Smith, Fuji ve Gala gibi elma çeşitlerinin üretiminde Çanakkale ili çok önemli bir noktaya taşınmıştır. Aynı zamanda özellikle elma depolayan ve işleyen tesislerin yoğun olduğu Çanakkale ilinde bu elma çeşitlerinin depolanma kalitesini artırmak amacıyla değişik depolama yöntemleri ve uygulamaları da yapılarak kalite kaybı olmaksızın uzun süre depolanmaları pratiğe aktarılmıştır.

Kiraz adaptasyon ve introdüksiyon parseline farklı anaçlar üzerine aşılı özellikle dış pazarlarda yüksek talep gören Bing, 0900 Ziraat, Lambert, Van, Vista, Starks Gold, Merton Late olmak üzere 8 çeşit denemeye alınmıştır. Bu çeşitler tam bodur Gisela 5, SL-64, yarı bodur Gisela 6 ve Kuş kirazı üzerine aşılanarak denemeye alınmış ve çeşit bazında en uygun anaç çeşit kombinasyonları saptanmıştır.

Nar koleksiyon bahçesinde Türkiye’de farklı kuruluşlarca ıslah edilen ve yerli çeşitlerden oluşan 23 çeşit nar bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası kuruluşlardan temin edilen toplam 30 çeşit ile kurulan zeytin koleksiyon bahçesinde sofralık ve yağlık çeşitler yer almaktadır. Badem denem parselinde halen seleksiyon ıslah aşamasında olan tipler denemeye alınmıştır. Bu denemeler sonucunda bugüne kadar elde edilen bulgular ışığında bölgeye uygun Badem tiplerinin aşı kalemleri önder üreticiler ve fidancılara dağıtılarak yörede uygun alanlarda badem yetiştiriciliğinin tekrar canlandırılmasına çalışılmaktadır.

Bağcılıkta ise farklı Amerikan asma ançları üzerine aşılı sofralık üzüm çeşitleri denenmektedir. Bu araştırmalarda Yalova İncisi, Cardinal, Yalova Çekirdeksizi, Amasya, Ata Sarısı, Italia, Beyaz Kozak ve Müşküle gibi yerli ve yabancı yüksek kaliteli çeşitler farklı terbiye sistemleri ile yetiştirilerek verim ve kalite performansları saptanmaya çalışılmaktadır.

Ayrıca birçok çeşitler ile yapılan depolama çalışmaları sonuçları Çanakkale ilinde faaliyet gösteren pazarlama şirketleri ile paylaşılmıştır”.

Prof. Dr. Kaynaş; diğer yandan bu parseller Bahçe Bitkileri Bölümünde teorik olarak yapılan lisans ve lisansüstü eğitimlerin, staj eğitiminin uygulama alanı olarak kullanıldığını, bahçe tesisinden hemen sonra fidan gelişimi, fenolojik ve pomolojik araştırmalara başlandığını ve bu çalışmaların tür bazında Dekanlık, Tarım Bakanlığı ve diğer kurumlardan sağlanan desteklerle araştırma projelerine dönüştürüldüğünü belirtti;

“Bu projelerin bir kısmı tamamlanmış bir kısmı devam etmektedir. Bu çalışmalar kapsamında Trabzon Hurması, Elma, Armut, Kiraz, Şeftali, Nektarin, Erik, İncir, Nar, Kayısı, Badem, zeytin, Sofralık ve Şaraplık Üzüm çeşitleri ile kurulan parsellerde, çeşit adaptasyonu, introdüksiyonu dışında farklı anaç kullanılması, budama – terbiye sistemleri, kültürel işlemlerin uygulanmasına yönelik araştırma programları da yürürlüğe konmuştur”.

Prof. Dr. Kaynaş sözlerini; “Dardanos Yerleşkesinde bulunan bu bahçelerde mümkün olduğunca kimyasal gübre ve kimyasal ilaçlardan kaçınılarak doğal bir yetiştiricilik felsefesi benimsenmiş olup yüksek gelir yüksek kar amacı güdülmemiştir. Eğitim ve araştırma daima ön planda tutulmaktadır. Eğitim uygulamaları nedeniyle öğrencilerin beceri kazanması ve bilgi sahibi olması ve üretimde sürekliliğin sağlanması temel amaçlardandır” diyerek bitirdi.
Haber: Ziraat Fakültesi Basın Birimi-
Yrd. Doç. Dr. Canan Öztokat Kuzucu,
Uzman S. Ahmet Becan


İLETİŞİM FAKÜLTESİ ÇOMÜ’NÜN
PRESTİJ FAKÜLTELERİNDEN OLACAK

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner Bakanlar Kurulu’nun ÇOMÜ’nün İletişim Fakültesi ile Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulmasına dönük taleplerini kabul ettiğini hatırlatarak “ÇOMÜ her geçen yıl Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biri olma yolunda emin adımlar ile ilerliyor. En son alınan karar gücümüze güç katacak” dedi.

Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü: “İletişim Fakültesi açılması kararı çok önemli. Aylardır bu kararın çıkmasını bekliyorduk. Yeni fakülte kurulması kararı uzun ve meşakkatli bir iş. YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye ve Başbakanlık arasında uzun bir yolculuktan sonra nihayet geçtiğimiz hafta yeni fakülte kararımız çıktı. Yeni İletişim Fakültesi tıpkı Tıp Fakültelerinde olduğu gibi her Üniversite’ye kurdurulmuyor. Bunun için çeşitli kriterler var. Bir üniversitede İletişim Fakültesinin olmasının prestij etkisi de bulunuyor. Bundan sonra yarının gazetecilerini, medya çalışanlarını, halkla ilişkilercilerini ve diğer iletişimcilerini ÇOMÜ yetiştirecektir. Yarının gündeminin oluşturulmasında ÇOMÜ mezunlarının hayati bir önemi olacaktır.”
ÇOMÜ’de sosyal bilimlerin istenilen düzeyde olmadığını belirten Prof. Dr. Laçiner İletişim Fakültesi’nin bu yöndeki çalışmalarının bir parçası olacağının altını çizdi:
“Ne yazık ki sosyal bilimler ÇOMÜ’de istenilen düzeyin çok gerisinde. Oysa ki sosyal ve beşeri bilimler bulundukları bölgeye en çok katkı yapan, üniversitelerin adına güç katan bölümlerdir. Bu nedenle mevcut İİBF, Eğitim Fakültesi ve Fen-Edebiyat Fakültemizin ilgili bölümlerine ek olarak İletişim Fakültesi, yeni bir İİBF ve Hukuk Fakültesi kurulmasına büyük önem veriyoruz. Ayrıca Fen-Edebiyat Fakültemiz içerisinde yer alan Tarih, Felsefe gibi bölümlere yenilerini eklemeyi de düşünüyoruz. Bu açıdan bakıldığında İletişim Fakültesi’nin açılıyor olması ÇOMÜ’nün Sosyal Bilimler yönüne güç katacaktır. Çünkü İletişim Fakültesi’nde sadece medya değil, kurumlar ve insanlar arası ilişki ve iletişim de ele alınacaktır.”
Laçiner İletişim Fakültesi’nin bu yıl öğrenci alabilmesinin zamanlama nedeniyle güç olduğunu, zaten önceliklerinin de öğrenci sayısını hazır olmadan arttırmaktan ziyade kaliteyi garanti altına alacak altyapı kurulduktan sonra öğrenci almak şeklinde olduğunu söyledi:
“ÇOMÜ’nün öğrenci sayısının Eylül ayında 30.000’i aşmasını bekliyoruz. Yeni fakülte ve bölümler öğrenci sayımızın artmasında önemli bir etken. Ayrıca özellikle meslek okullarında eksik kalan kontenjanların kullanımının artmasıyla bu sayı daha da artabilecektir. İletişim Fakültemiz ise henüz kuruluş aşamasında olduğundan önceliği öğretim kadrosunun oluşturulmasına vereceğiz. Bu bağlamda kadro oluşumu için ilana çıkmaya hazırlanıyoruz. Nitelikli bir kadroyu kurduktan sonra gerisi çok daha kolay olacaktır. Diğer taraftan yeni fakülte için bina çalışmalarına da hızla başlanacak. Bu zaman içerisinde ise İletişim Fakültemiz mevcut binalarımızdan birinde faaliyetlerine devam edecektir.”
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’nun açılmasının da önemli bir karar olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“ÇOMÜ sadece bilimsel ve fakülte eğitimi alanında değil, mesleki yüksek öğretimde de oldukça iddialı bir üniversite. Bu nedenle birden fazla alanda faaliyet gösteren bir üniersite olarak yükümüz oldukça ağır. Öğrencilerimizin neredeyse üçte biri meslek okullarında ve yüksek okullarda eğitim görüyor. Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu açılması kararıyla birlikte bu alandaki iddiamız da devam edecektir. Bu okulumuzda sadece bilen değil, bildiğini uygulama alanına sokabilen mezunlar yetişecektir. Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu sayesinde Çanakkale ve çevresinde iş dünyasının ihtiyaç duyduğu sahayı da iyi bilen personel ihtiyacı önemli oranda karşılanacaktır.”
Üniversitemiz tarafından YÖK'e kurulması önerilen İletişim Fakültesi ve Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun kurulmasına ilişkin karar 3.7.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlandı.


İÇİNDEN BOĞAZ GEÇEN İKİNCİ KENTİN
ÇILGIN PROJESİ: EĞİTİM

Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, "Çanakkale'nin çılgın projesi, boğazı yarmak ve ikinci bir boğaz açmak değildir. Buranın çılgın projesi Çanakkale'yi Türkiye'nin entelektüel parkı haline getirmektir" dedi.

Laçiner, Çanakkale'nin geleceğine Marmara'nın geleceği diye bakmak gerektiğini söyledi.

Marmara Denizinin etrafında büyümenin, son yıllarda Türkiye'nin büyümesine paralel olarak geometrik yaşandığını ifade eden Laçiner, "Yani 1950'lerin Türkiye'sinden 1960'ların 1970'lerin Türkiyesine geçerken yaşanan yüzde 10'lük yüzde 20'lük büyümeler olmayacak bundan sonra. Bundan sonra yaşanacak olan büyümeler geometrik olacak. Nasıl yani geometrik büyüme? Bugün 1 ise yarın 4 olacak, öbür gün 16 olacak. Büyümeyi böyle okumak lazım ve Türkiye çok hızlı bir şekilde dünya ve Avrupa'yla entegre oluyor" dedi.

Prof. Dr. Laçiner, Marmara Bölgesi'nin Türkiye'nin Avrupa'ya bakan yüzü olduğunu belirterek, dolayısıyla bütün ana arterler, karayolları, havayolları, deniz yolları, ticaret hatları ve insan geçişlerinin bu bölgeye yüklendiğini bildirdi.

Artık Marmara'daki illeri ayrı iller olarak değerlendirmenin imkanı kalmadığını vurgulayan Laçiner, Çanakkale'nin de bu bölgede yer aldığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"En son açıklanan proje ve kalkınma hızları dikkate alındığında, İstanbul'un nüfusunun 20 milyonun üzerine çıkacağı aşikardır. Hinterlandıyla birlikte 3 tane Yunanistan büyüklüğünde 30 milyon nüfusa sahip bir şehirden bahsediyoruz. Çanakkale'nin bundan kaçabilmesi mümkün değil. Ondan dolayı Çanakkale'nin temiz ve kontrollü bir büyüme yaşayabilmesi için ormanları, tarihi alanları ve denizi düşünerek, kalkınmayı durdurarak kendini koruma şansı yok. Yani turizmini, denizini, ormanını, dinlence özelliklerini koruyabilmesi için kalkınmayı durdurma şansı yok. Çünkü kimse Çanakkale'ye bunu sormuyor, sormaz da. "

"ÜNİVERSİTELER KENTİ"

Prof. Dr. Sedat Laçiner, Çanakkale'yi korumanın yolunun kontrollü kalkınmadan geçtiğini söyledi.

Yani Kuzey Batı Anadolu'nun, İstanbul'un önümüzdeki 10 yılını doğru okuyup, oradan Çanakkale'ye kanalize edilebilecek sektörleri iyi ve doğru seçmek gerektiğini vurgulayan Laçiner, şunları kaydetti:

"Doğru seçmek gerekiyor, hatta buraya çekmek gerekiyor. Kalkınmayı bilinçli ve kontrollü olarak hızlandırmak ve buraya kanalize etmek gerekiyor. O anlamda burası bir 'Üniversiteler Kenti' olabilir. Yani temiz ve en nitelikli kalkınma şekli budur. Tabi ikinci olarak 'Üniversiteler Kenti' ile bağlantılı arge çalışmalarının yoğunlaştığı, laboratuvarlar çalışmalarının yoğunlaştığı.

Çanakkale'nin, sağlık kenti haline gelmiş, tedavi kenti haline gelmiş çalışmaların yapıldığı ve bunlarla ilgili turizmin oluştuğu bir yer olması lazım. Çanakkale'de kum, deniz turizmi yapılamaz. Tarih turizminin yapılabilmesi içinse Truva ve Çanakkale Savaşlarından dolayı çok nitelikli insan gücüne ihtiyaç var. O insan gücü ise Çanakkale'nin mevcut alt yapısına gelmez. Yani Çanakkale'ye, aktif, çok nitelikli, çok özellikli bir turizmcinin gelip kalması mümkün değildir. Çünkü çok derin değil burada piyasa. O yüzden çok az sayıda insanı burada tutabiliriz. Ancak 'Üniversiteler Kenti'ne çevirdiğinizde her alanda uzman yetişmiş insan, çok büyük yatırımları çekebilecek kültürel derinlik, sosyal hayatın canlı olduğu bir yer. Ortaya çıkan hiçbir sektör personel sıkıntısı çekmez, çünkü binlerce Üniversite öğrencisinden bahsediyoruz. Üniversiteler kenti olmak, tarih kenti olmak, sağlık kenti olmak, turizm kenti olmak sadece konuşarak olacak şey değil. Bunların belli şartları var. Bu şartlar da sır değil. "

"BURANIN ÇILGIN PROJESİ, Çanakkale'Yİ TÜRKİYE'NİN ENTELEKTÜEL PARKI HALİNE GETİRMEKTİR"

Şu an Çanakkale'de bir Üniversite olduğunu, onun da bazı eksikliklerinin bulunduğunu dile getiren Laçiner, "Eksik bölüm ve fakültelerin açılması lazım, tabi bu da öğrenci ve hoca sayısının artması demek. Bunlar için de şehrin yapması gereken yatırımlar var, lojman yapılması lazım, yurtların yapılması lazım. Üniversitenin çok ciddi bir bina açığı var, bu açığın kapatılması lazım, çok hızlı olarak bina yapılması lazım. Tabi bunların hepsi devletten beklenirse, devlet zaten bunların tümünü üniversitelere pay ediyor. Ondan dolayı yarışta en öne geçilemez. Ancak bazı illerde, Kayseri bunun tipik örneğidir, orada her fakülteyi, yüksek okulu bir iş adamı, bir zengin yaptırmıştır. ve şu anda Kayseri'de iki tane devlet üniversitesi, iki tane de özel Üniversite var" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Laçiner, çok sayıda lojman yapamadıklarını, buna Çanakkalelilerin de destek vermesi gerektiğini ifade ederek, "Buraya 100 tane hoca için lojman yapılsa, kente 10 bin tane öğrenci gelir. İkincisi hoca sağlık arar, hastane arar, sağlık sektörünün iyi olması lazım. Güçlü değiliz yeterince. Bilimsel ortam arar, kütüphane arar, oda arar, bina arar. Bunların temin edilmesi lazım" dedi.

Çanakkale'nin her türlü potansiyelinin bulunduğunu vurgulayan Laçiner, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çanakkale'ye gelen birisi (burada ne güzel Üniversite olur) diye otomatik olarak düşünür. Çünkü, doğa, deniz, iklim hepsi müsait. Bu doğal sermaye, tarih de doğal sermaye. Bunlardan istifade etmek lazım. Çanakkale'nin çılgın projesi, boğazı yarmak ve ikinci bir boğaz açmak değildir. Buranın çılgın projesi Çanakkale'yi Türkiye'nin entelektüel parkı haline getirmektir. Yani Türkiye'nin düşündüğü yer. Her şey Çanakkale'de düşünülür, Ankara'da karar alınır, İstanbul'da uygulanır gibi bir noktaya getirmektir. Ama Çanakkale'ye yapılması gereken bir proje varsa, o da buranın Üniversite kenti haline gelmesidir. Burayı kurtaracak 3 tane alternatif var derseniz, ben derim ki eğitim, eğitim, eğitim. Başka bir şey yok. Üniversite dışında burayı kurtaracak başka bir alternatif yok. Tabi kenti kirlenmeden kurtaracak, üzerimize gelen Marmara'nın kontrolsüz kalkınmasından kurtaracak şey. Eğer Çanakkale, yarınına karar verecekse bunu ancak bu şekilde durdurabilir. Üniversite merkezli bir büyümeyle durdurabilir. Yoksa büyümeyi durdurarak değil. "













http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.