|
ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ
Son Güncelleme :
05.02.2012 |
|
''ADADAN
ANAKARAYA SÜRGÜN'' EDİLDİ |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda
görevliyken Bayramiç İlçesi'ne tayin edilen Prof. Dr. Bülent Cihangir, bilimsel
çalışmalarının önünün kesildiğini öne sürerek açtığı davanın kurbanı olduğunu
öne sürdü. Prof.Dr. Cihangir, "Bayramiç Meslek Yüksek Okulu'nda
görevlendirildiğim bölüm kağıt üzerinde var. Bankamatik profesörü olmak
istemiyorum" dedi.
Prof.Dr. Bülent Cihangir, ÇOMÜ Gökçeada Uygulamalı Bilimler
Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Motorcu hakkında, 'Bilimsel çalışmalarımın
önü kesiliyor. Yurt dışı sempozyumlarına gönderilmediğim gibi bilimsel
makalelerimin yayımlanmasına da engel olunuyor' iddiasıyla 17 Kasım 2011'de
Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesi'ne mobbing (bezdiri) davası açtı. Cihangir, dava
devam ederken, 16 Ocak 2012 tarihinde Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu
Balıkçılık Teknolojisi Bölüm Başkanlığı görevinden alınarak Bayramiç Meslek
Yüksek Okulu Su Ürünleri Teknikerliği Bölümü'ne öğretim üyesi olarak tayin
edildi.
25 Ocak'ta kendisine tebliğ edilen karara tepki gösteren Prof.
Dr. Cihangir, Gökçeada'da yaptığı bilimsel çalışmaların önüne Yüksekokul
Müdürlüğü tarafından set çekilmek istendiğini söyledi. Prof.Dr. Cihangir, şu
iddialarda bulundu: "Eğitim- öğretime fayda getireceğini düşündüğüm her konuda
engellendim. Uluslararası sempozyumlara bildiri sunmam ve ardından
görevlendirilme istemem bile engellendi. Yüksek Okul Müdürü, bölüm başkanı görev
ve yetkilerimi sınırlandırmaya kalktı ve beni sürekli yok sayarak dışladı.
Üzerimde sürekli olarak bir negatif baskı ve uygulama vardı."
Kendi iradesi dışında gelişen bu görevlendirmenin bir anlamda
cezalandırma veya sürgün olduğunu savunan Prof. Dr. Bülent Cihangir, iddialarını
şöyle sürdürdü:
"Üniversitenin kendi bünyesinde dahi sürgün yeri olarak
nitelendirilen Gökçeada'dan anakaraya sürülen ilk Profesör doktor unvanına sahip
oldum gibi görünüyor. Üniversitenin Gökçeada'da bulunan iki yüksekokulunda görev
yapan öğretim üyelerinden üçü haricinde tamamı Çanakkale'de ikamet eder.
Gökçeada'da oturan 3 öğretim üyesinden 2'si ben ve yardımcı doçent olan eşim."
"TRAJİKOMİK DURUM"
Prof.Dr. Bülent Cihangir, yeni görevlendirildiği Bayramiç
Meslek Yüksekokulu'nda öğrenci ve eğitim programı bulunmamasının tam bir
trajikomik durum olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Prof.Dr. Cihangir,
"Bayramiç'te benim uzmanlığıma yakın yani balıkçılık teknolojisi bölümü olmadığı
gibi halen öğrenim gören öğrenci de yok. Sadece kağıt üzerinde varlığından söz
edebiliriz. 'Bankamatik profesörü' olmak istemiyorum. Elbette ülkenin her bir
köşesinde göreve hazırım. Ancak, görevimi yapmak koşuluyla. Boş yere gittiğim
yerde oturmak istemiyorum. Uzmanlık alanıma uygun bir ders programı olmayan bir
bölümde boş oturtulmak istemiyorum" dedi.
Bu görevlendirmeye tam olarak anlam veremediğini belirten
Prof.Dr. Bülent Cihangir, "Görev yapmakta olduğum yüksekokulun müdürüne karşı
açmış olduğum mobbing davasının gerekçe olabileceğini düşünüyorum. Devletten
aldığım maaşın hakkını verebilmemin bütün koşulları ortadan kaldırılarak
doğrudan bir kamu zararı oluşacağını düşünüyorum" dedi.
"REKTÖRDEN RANDEVU ALAMADIM"
Prof.Dr. Cihangir, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile
sıkıntılı durumu hakkında görüşmek için randevu istediği halde alamadığını
anlatırken sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kaya ile bir görüşme
yaparak sıkıntımı dile getirdim. Kaya, 'Konuyla yakından ilgileneceğim' diyerek
beni teselli etmeye çalıştı. Ancak, sorun giderilmedi. Ben de 1 Şubat 2012
tarihinde Çanakkale İdare Mahkemesi'ne, yürütmeyi durdurma davası açtım" dedi.
Gökçeada Kent Konseyi Çevre Grubu başkanlığını da yürüttüğünü
kaydeden Prof.Dr. Cihangir, "Sanıyorum, bir nevi sürgün anlamı taşıyan
Bayramiç'teki görev süresince yapacağım tek şey orada altın arayan şirketlere
karşı mücadele veren çevrecilerin yanında olmak olacak" diye konuştu.
Prof. Dr. Bülent Cihangir'in Balıkçılık Teknolojisi Bölüm
Başkanlığı görevi yanında, Gökçeada Kent Konseyi Çevre Grubu Başkanlığı,
Gökçeada Türk Kızılay'ı, Gökçeada Spor Kulübü, Gökçeada Gastronomi Derneği,
Gökçeada Çevre ve Kültürü Koruma Derneği ile Citta Slow Bilim kurulu üyelikleri
ve Gökçeada Çevreci İşadamları Derneği onur üyeliği bulunuyor.
REKTÖR NE DİYOR?
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Prof. Dr. Cihangir'in
görevlendirildiği Bayramiç'in sürgün yeri olmadığını söyledi. Üniversite içinde
öğretim üyelerinin daha verimli çalışabilmeleri için çeşitli rotasyonlar
olduğunu anlatan Prof.Dr. Laçiner, şunları söyledi:
"Bir okulun öğretim üyesine ihtiyacım var, diğer okul da
olmadığını söylerse, üniversite merkezinden ayarlama yapılır. Bunun sürgün
olduğunu düşünmüyorum. Sonuç itibariyle, kişilerin şahsi hayatları üzerine her
şey kurulmuyor. Prof. Dr. Cihangir'in, Bayramiç'e görevlendirilmesi, Bayramiç'in
talebi üzerine olmuştur. Oradaki mevcut bölümü güçlendirmek geliştirmek için
talep gelmiştir. Hocamız, rektörlük, rektör yardımcıları ya da Bayramiç'teki
yüksekokulun müdürü ile görüşerek soruna çözüm bulabilir. Üniversitemizde bu
konu gibi birçok tasarruf oluyor. Hoca geliyor, konuşuyor. Okulun beklentisine
karşı vereceği katkıyı söylüyor. ve alınan kararda değişiklik yapılabiliyor.
Hocamız, Bayramiç'teki ve Gökçeada'daki okullar ile konuşacak. Bu kadar basit
yani. Okullarımızın hiçbiri sürgün yeri okullar değil."
KENT KONSEYİ BAŞKANI TEPKİLİ
Gökçeada Kent Konseyi Başkanı Bülent Aylı, adada 2 yıllık görev
süresi boyunca eşi ile 3 bilimsel araştırma projesi hazırlayan, bu projeler
kapsamında yüksekokula 30 bin liralık malzeme temin edilmesini sağlayan Prof.Dr.
Cihangir'in tayinin "Gökçeada için bir kayıp sayılması" gerektiğini söyledi.
Aylı, "Prof.Dr. Cihangir, Gökçeada'nın turizm anlamındaki
gelişimine katkı sağlayacağına inandığı birçok çalışmaya imza attı. Halen doğa
ve kent rehberi kitabı hazırlığı içerisindeydi. Bu gelişmeler karşısında
Gökçeada sevdalısı hocamızın faaliyetlerinin kesintiye uğrayacağı aşikardır"
dedi.
|
ÜNİVERSİTEYİ VE
BİLİM İNSANLARINI
SİYASET DIŞINDA TUTMALIYIZ... |
(KAMUOYU
AÇIKLAMASI) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) siyaset üstü bir
kurum olarak Çanakkalemize, ülkemize ve tüm insanlığa bilim ve eğitim yoluyla
katkı vermeye çalışmaktadır. Üniversitemiz Türkiye Cumhuriyeti yasalarına,
Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak, evrensel değerleri benimsemiş
ülkemizin güzide eğitim-öğretim ve bilim yuvalarından biridir.
Üniversitemizde bayrak yarışı 2011 Mart ayında gerçekleşen
bayrak değişimi ile tüm hızıyla sürmektedir. Bu yarışa destek vermek isteyen
herkesin eleştirilerini yapıcı bir dille, insafla ve özenle yapması gerektiği
aşikârdır. Üniversitemizdeki bazı kişilere duyulan kişisel ve/veya ideolojik
husumetler kurumu yıpratacak ve Çanakkalemize zarar verecek boyutlara
ulaşmamalıdır.
Ayrıca Üniversitemiz bilim insanlarının, özellikle de
Üniversite yöneticilerinin ifade özgürlüğünü zedeleyecek ve ‘susturma’ olarak
algılanabilecek açıklamalardan kaçınmak gerekir. Bir ülkede üniversite
rektörleri de söyleyecekleri sözlere kendileri karar veremeyecekse, o ülkede ne
bilimden, ne eğitimden, ne de demokrasiden bahsedilebilir. Demokrasi sizin
hoşunuza giden sözler söylendiğinde gösterdiğiniz hoşgörü değil, sizin hoşunuza
gitmeyen cümleler kurulduğunda gösterebildiğiniz hoşgörüdür.
Üniversitemiz ülkemiz kanunları ve bilimsel etik çerçevesinde
faaliyetlerini kendisine verilen sınırlı olanaklar içinde yerine getirmeye
çalışmaktadır. Üniversitemizin ihtiyaçları ile olanakları arasında bariz bir
uyumsuzluk varken, Üniversite yönetimi büyük fedakârlıklar içinde bilime,
eğitime, Çanakkale’ye, ÇOMÜ’ye ve Türkiye’ye hizmet etmeye çalışmaktadır. Bunca
fedakârlık içinde çalışan kişilerin destek ve işbirliği bekledikleri yerlerden
abartılı, maksadını aşan, hatta hakarete ve baskıya varan davranışlar görmemesi
gerekir.
Bu bağlamda açık çağrımızdır, parti içi rekabetlerinizde veya
diğer partiler ile olan polemiklerinizde lütfen Üniversitemizi ve onun kıymetli
bilim insanlarını siyaset dışında tutunuz. Üniversitemiz yönetimini belli bir
partiye veya siyasi görüşe yakın ya da uzak göstermeye çalışmayınız. Bunun ne
size, ne Çanakkale’ye, ne de Üniversitemize bir faydası dokunmayacaktır.
Saygılarımızla
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Senatosu’nun taleplerine olumlu yanıt vererek ÇOMÜ’de Turizm Fakültesi
kurulmasını kararlaştırdı. Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilen kararın kısa
sürede Bakanlar Kurulu’ndan çıkması bekleniyor.
Bakanlar Kurulu’nda ayrıca Mimarlık Fakültesi ve İktisadi ve
İdari Bilimler Fakültelerinin de kurulması kararları bekliyor. Bu kararların
çıkmasıyla birlikte ÇOMÜ’nün fakülte sayısı 13’e yükselmiş olacak.
Ayrıca YÖK ÇOMÜ bünyesinde bulunan Çanakkale Meslek
Yüksekokulu’nun fen ve sosyal olmak üzere ikiye ayrılmasına da karar verdi.
Bundan böyle Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun adı ‘Çanakkale Teknik Bilimler
Meslek Yüksekokulu’ olarak değişirken, 10 bölüm ile ‘Çanakkale Sosyal Bilimler
Meslek Yüksekokulu’ ÇOMÜ’nün en yeni meslek yüksekokulu olarak faaliyetlerine
başlayacak. Karar 9 Aralık 2011 tarihi itibariyle geçerli sayılacak.
YÖK’ün Çanakkale’ye bir diğer müjdesi ise 1 yeni doktora
programı ile 2 yüksek lisans programına izin vermiş olması. Buna göre 2012
yılından itibaren ÇOMÜ Kamu Yönetimi alanında da doktora yaptırabilecek. Aynı
şekilde ÇOMÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde ‘Tıbbi Genetik Yüksek Lisans
Programı’ ve ‘Fizyoloji Yüksek Lisans Programı’ da açılacak. Doktora ve yüksek
lisans programları belli bir öğretim üyesi ve altyapısı bulunmayan
üniversitelere açtırılmıyor. ÇOMÜ’de ise 2.000’den fazla öğrenci yüksek lisans
ve doktora yapıyor.
|
ZİNCİRBOZAN
DEMOKRASİ OKULU OLSUN |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Zincirbozan
askeri tesislerinin, darbe mağdurlarının hatıralarının yaşatılacağı bir müze ve
demokrasi eğitimlerinin verileceği bir okul olmasını önerdi.
Çanakkale'nin Lapseki İlçesi Çardak Beldesi yakınlarında,
Zincirbozan Mevkisi'nde son olarak 30'uncu Deniz Hava Savunma Batarya
Komutanlığı olarak kullanılırken, üç ay önce boşaltılan tesisin kapısına kilit
vuruldu. 1980 askeri darbesi sonrasında Süleyman Demirel, Deniz Baykal ve
Hüsamettin Cindoruk gibi siyasetçi ve devlet adamlarının da aralarında bulunduğu
birçok kişinin tutulduğu Zincirbozan'ın akıbeti merak konusu oldu.
Zincirbozan'ın ÇOMÜ'ye devri konusunda Rektör Prof. Dr. Sedat
Laçiner ilk kez açıklamada bulundu. Prof. Dr. Sedat Laçiner, Zincirbozan'ın
Üniversiteye tahsisi düşüncelerinin kendilerinin gıyabında gelişen bir olay
olduğunu ve herhangi bir taleplerinin bulunmadığını belirtti. Bunun Lapseki,
Çardak ve Umurbey belediye başkanlarının gönlünden geçen bir düşünce olduğunu
ifade eden Rektör Laçiner, yerel yönetim ve bölge halkının bu yerin üniversitede
olmasını arzu etmesi halinde burayla ilgilenebileceklerini söyledi.
Zincirbozan'ın Türkiye'ye mal olmuş bir yer olduğunu ve bu nedenle sadece bir
üniversitenin değil, ilaveten Ankara'nın da devrede olması gerektiğini belirtti.
'DEMİREL, ECEVİT, BAYKAL'IN ADLARI VERİLEBİLİR'
Zincirbozan'ın sıradan bir fakülte yerine, siyaset, demokrasi
ve hukuk çalışmalarının yapıldığı, Türk gençlerinin getirilip eğitimden
geçirildiği bir Demokrasi Okulu ve Demokrasi Müzesine dönüştürülebileceğini
ifade eden Rektör Laçiner şöyle konuştu:
"Burada bir dönem tutulan demokrasi gazilerinin hatıralarını
yaşatabilecek kurslar ve eğitim çalışmaları yapılabilir. Biz bunda istekli
oluruz. Daha önce Diyarbakır hapishanesiyle ilgili Başbakanın sözleri vardı.
Zincirbozan da böyle bir yer. Orada bir takım şeyler yapıp, her birine Süleyman
Demirel, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal gibi geçmiş dönemde demokrasi mağduru
olan insanların isimleri verilerek çok güzel bir eğitim alanı ve ibretlik alan
oluşturulabilir. Buraya her yıl 10 bin tane Üniversite veya lise öğrencisi
getirilip, yatılı olarak konaklatılıp, belli bir süre geçirmeleri sağlanabilir.
Siyasi partilerden insanlar gelirler, dersler anlatırlar. Demokrasi dersi
vermeye çalışırlar. Zincirbozan'da kalan insanların yakınları ve hayatta
olanları da gelir. Çanakkale Savaş alanları gibi burası da yaşayan bir demokrasi
öğretim parkuru haline çevrilebilir. Bunları da en güzel idame ettirecek olan ya
Kültür ve Turizm Bakanlığı, ya da Üniversitedir. Ama Milli Savunma Bakanlığı ne
düşünüyor, orayı hangi şartlarda tahsis eder bunu bilmiyoruz."
|
ÇOMÜ DENEY
HAYVANLARI YETİŞTİRECEK |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ), öğretim üyelerinin ihtiyaç duyduğu deney
hayvanlarını yetiştirme ve barındırma ortamını sağlamanın yanında, deneysel
araştırmaların yapılması için altyapı ve laboratuvar ortamı hazırlayacak Deney
Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temeli atıldı.
Terzioğlu Kampüsü içinde yapılacak olan ÇOMÜ Deney Hayvanları
Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin temel atma törenine Çanakkale Vali
Vekili Hüseyin Kulözü, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Deney Hayvanları
Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun ile
öğretim üyeleri katıldı. Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, buradaki konuşmasında,
Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin Üniversite için
hayati bir adım olduğunu ve birçok üniversitede hala olmayan bir birimin
temelini atmak için toplandıklarını belirtti.
Rektör Prof. Dr. Laçiner, merkezde belli deney hayvanları üzerinde ilaç
denemeleri, hayvanların incelenmesi gibi çalışmaların yapılacağını hatırlatarak,
merkez bünyesinde Kalp-Damar Sistemi Araştırma, Nörolojik Bilimler Araştırma,
İlaç Araştırmaları ve Toksikoloji, Mikrobiyoloji Araştırma, Moleküler Biyoloji
ve Genetik Araştırma, Doku ve Organ Görüntüleme ile Simülasyon ve Cerrahi Eğitim
laboratuvarlarının bulunacağını söyledi. Rektör Laçiner, Bu birim, tıp eğitimine
ve uygulamalarına, biyolojiye ve diğer ilgili birimlerimize, bilim insanlarımıza
çok büyük katkı sağlayacak.
Uygulaması olmayan, sadece teoride kalan, kitapta ve sınıfta boş konuşmalarda
kalan bir bilim hayata dokunmamış demektir. Hayata dokunmuyorsa da onun
fiiliyatta katkısı pekte olamıyor demektir. Bu anlamda biz ÇOMÜ'nün sadece ders
anlatılan bir yer olmaktan çıkarılması gerektiğini, bilim yapılan ve uygulamaya
sokulan, hayata patentleri, projeleri ve uygulama sonuçlarıyla katkı
sağlayabilen bir yer olmasını hedefliyoruz. Bu bina üniversitenin en önemli
yatırımlarından biridir dedi.
Konuşmanın ardından Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve
Araştırma Merkezi'nin temeli Vali Vekili Hüseyin Külözü, Rektör Prof. Dr. Sedat
Laçiner ve Deney Hayvanları Yetiştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü
Prof. Dr. Metehan Uzun tarafından ilk harç konularak atıldı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sosyoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir yönetiminde, Sosyoloji Bölümü son sınıf
öğrencileri tarafından 18-24 Kasım 2011 tarihlerinde toplam 980 kişi ile yüz
yüze görüşülerek gerçekleştirilen ve ‘Çanakkale Kent Halkının Üniversite (ÇOMÜ)
Algısı’ ile ‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğrencilerinin Çanakkale’ye
Bakışı’nı konu alan “Çanakkale Survey” adlı kamuoyu araştırmasının sonuçları
açıklandı.
Araştırma sonuçlarına ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen
Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir, ‘Çanakkale Kent Halkının Üniversite (ÇOMÜ) Algısı’nı
konu alan araştırmanın Çanakkale kent merkezi ve Kepez Beldesi’ndeki 9 farklı
yerleşim bölgesinde gerçekleştirildiğini belirtirken; öğrencilerinin 23 farklı
meslek grubundan, 19-80 yaş aralığındaki toplam 490 kişiyle yüz yüze görüşerek
araştırmaya esas teşkil eden verileri topladıklarını’ ifade etti. Eş zamanlı
olarak yürütülen ve ‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğrencilerinin
Çanakkale’ye Bakışı’nı konulu alan araştırmanın da 64 farklı bölümdeki toplam
490 öğrenciyle yüz yüze görüşülerek yapıldığını’ ifade eden Bilir, ‘araştırmanın
niteliği gereği Çanakkale’nin ilçelerinde okuyan öğrencilerin araştırma kapsamı
dışında tutulduğunu, sadece ilçelerde yaşayıp da Çanakkale kent merkezinde
okuyan öğrencilerin araştırmaya dahil edildiğini’ belirtti.
Çanakkale halkının %78’i Çanakkale’nin daha büyük bir
öğrenci kenti olmasını istiyor
Araştırma kapsamında görüş ve düşüncelerine başvurulan halkın, %78’i
“Çanakkale’nin daha büyük bir öğrenci kenti olmasını, Çanakkale’de daha fazla
öğrenci olmasını” isterken; halkın sadece %12’si kente daha fazla öğrencinin
gelmesine karşı çıktı. “Benim için fark etmez” diyenlerin oranı %10 olurken;
kente daha fazla öğrenci gelmesini isteyenlerin %64’ü aynı zamanda “Çanakkale’ye
daha fazla yabancı (uyruklu) öğrenci gelmesini” istedi. Kente daha fazla yabancı
öğrencinin gelmesine karşı çıkanların oranı %19 olurken, vatandaşların %17’si
konuya ilişkin soruya “benim için fark etmez” yanıtını verdi. Araştırma
kapsamındaki vatandaşların %73’ü “bugüne değin Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi’nin (ÇOMÜ) kampüs (yerleşke) veya tesislerinden birinde
bulunduğunu, Üniversiteyi yerinde gördüğünü” belirtirken, araştırmaya katılan
vatandaşların %27’si ise “bugüne kadar Üniversitenin kampüs veya tesislerinden
birinde hiç bulunmadığını” ifade etti.
Halk ÇOMÜ’yü yerel gazete ve televizyonlardan takip
ediyor
Araştırma kapsamında halka “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili
gelişme veya haberleri en çok nereden öğreniyorsunuz” şeklinde bir soru
yöneltilirken, halkın %37’si bu soruya “Çanakkale’de çıkan (yayımlanan) yerel
gazete ve dergilerden”, %32’si de “Çanakkale’de izlenen yerel televizyon
kanallarından” yanıtını verdi. Bilgilenmek için “Üniversitenin (ÇOMÜ) internet
(web) sayfasını” takip edenlerin oranı sadece %6 olurken, vatandaşlar “Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili hangi tür haber veya olayları takip
ettiklerine” ilişkin soruya ise sırasıyla şu şekilde yanıt verdi: Üniversite
Hastanesi ile ilgili haberler (%22), Üniversitede yapılan konser, sergi, gösteri
gibi sanatsal etkinliklerle ilgili haberler (%17), Üniversitedeki öğrenci
olayları ile ilgili haberler (%15), Bilimsel araştırmalar ile kongre, sempozyum
gibi bilimsel etkinlere ilişkin haberler (%10), Üniversite hocalarının
gazetelerdeki yazıları veya televizyonlardaki konuşmaları (% 9), Üniversite
hocaları ve öğrencilerle ilgili olumsuz haberler (%8), Rektörlük Seçimleri (%8),
Üniversitedeki ihale ve satışlarla ilgili haberler (%4), Üniversitedeki iş
ilanları (% 4), Üniversite hocalarının yaptığı ramazan programları (% 3).
Halkın ve Öğrencilerin Ortak Görüşü: Yurt ve pansiyonlar
şehrin içinde, halk ile iç içe olmalı
Araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşların %90’ı “çocuğunun veya
herhangi bir yakınının yüksek öğrenimini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde
yapmasını” isterken; vatandaşların sadece %10’u “çocuğumun veya herhangi bir
yakınımın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde okumasını istemem” dedi.
Araştırma kapsamında halka ve öğrencilere “Sizce Çanakkale’de okuyan üniversite
öğrencilerinin kaldığı yurt veya pansiyonlar nerede olmalıdır” şeklinde bir soru
yöneltilirken; halkın %49’u ile öğrencilerin %54’ü “yurt ve pansiyonların şehrin
içinde, halk ile iç içe olmasını” istedi. Halkın %28’i “yurt ve pansiyonlar
kampüs içinde veya halktan uzak olmalıdır” derken, öğrencilerin %19’u da “yurt
ve pansiyonların kampüs içinde veya halktan uzak olmasını” istedi. Halkın %23
ile öğrencilerin %26’sı ise “yurt ve pansiyonların nerede olduğu benim için
önemli değildir” yanıtını verdi.
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile ilgili olarak en fazla merak ettiğiniz
veya öğrenmek istediğiniz şey nedir” şeklindeki soruyu halkın %41’i yanıtsız
bırakırken; %45’i soruya birbirinden farklı yanıtlar verdi. Yanıtlara göre ÇOMÜ
ile ilgili en fazla merak edilen başlıca konular ise “eğitim kalitesi” (%11),
“mezun öğrencilerin iş bulma başarısı” (% 2) ile “açılacak yeni bölümler” (% 1)
oldu.
Halkın büyük bir bölümü ÇOMÜ’nün kente “ekomomik ve
sosyo-kültürel katkı” sağladığını düşünürken, halkın %48’ine göre ÇOMÜ’nün
Çanakkale’ye “olumsuz bir etkisi yok”
Araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan vatandaşlara, hiç bir şık vermeden,
açık uçlu olarak “Size göre Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Çanakkale’ye
yaptığı en olumlu katkı veya etki nedir” şeklinde bir soru yöneltilirken;
araştırma kapsamındaki vatandaşların yarısından fazlası bu soruya “ekonomik
katkı” (%52) yanıtını verdi. ÇOMÜ’nün Çanakkale’ye “hem ekonomik hem de sosyo-kültürel
katkı” sağladığını söyleyenlerin oranı %22 olurken, Üniversitenin kente yaptığı
en önemli katkıyı “Araştırma Hastanesi” olarak belirtenlerin oranı %5, sadece
“sosyo-kültürel katkı” diyenlerin oranı ise %3 oldu. Vatandaşlara benzer
şekilde, yine açık uçlu olarak “Size göre Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi’nin Çanakkale’ye yaptığı en olumsuz etki nedir” diye sorulduğunda,
araştırmaya katılan halkın %48’i Üniversitenin “kente olumsuz bir etkisi yok”
karşılığını verirken; bu soruya halkın %15’i “ahlaki bozulma”,%6’sı “gürültü,
%5’i “kiraların artması”, %3’ü de kalabalıklaşma” yanıtını verdi. Vatandaşların
%11’si bu soruya birbirinden farklı yanıtlar verirken, %7’si de soruyu yanıtsız
bıraktı.
Öğrencilerin %59’u “imkânı olsa, Çanakkale’den giderek
bir başka kentte okumak istiyor”
‘Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin Çanakkale’ye bakışı’nı
saptamak amacıyla Üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırma kapsamında
görüşlerine başvurulan öğrencilerin %48’i “Çanakkale’de öğrenci olmaktan memnun
olduğunu” söylerken, %19’u “Çanakkale’de öğrenci olmaktan memnun olmadığını”
belirtti. Öğrencilerin %33’ü ise “bazı yönleriyle evet bazı yönleriyle hayır”
dedi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %59’u “imkânı olsa, Çanakkale’den giderek
bir başka kentte okumak istediğini” belirtirken; %31 “imkânı olsa bile
Çanakkale’den giderek bir başka kentte okumak istemediğini” söyledi. “İmkânı
olması halinde üniversite eğitimi bittikten sonra da Çanakkale’de kalmak ve
burada yaşamak isteyenlerin” oranı %35 olurken, öğrencilerin %44’ü “üniversite
eğitimi bittikten sonra buradan hemen gitmek isterim” dedi. “Bu konuyu hiç
düşünmedim” diyenlerin oranı ise %21 oldu. Araştırmaya katılan öğrenciler
“Çanakkale’de öğrenci olarak karşılaştıkları en önemli sorun türü veya alanı”
olarak sırasıyla “Toplu Taşıma (Ulaşım) (% 30), Pahalılık (%23 ), Kültür-Sanat
Olanakları (%20), Kitap veya ders araç gereçlerinin temini (% 8), Barınma (%7),
Yeme-İçme (%7) konularını işaret etti. Araştırmaya katılan öğrencilere
“Çanakkale’nin kent olarak öğrencilere yönelik en büyük eksiklikleri”
sorulduğunda öğrenciler sırasıyla şu kategorileri seçti: Sinema, tiyatro, konser
salonu gibi mekânlar (% 26), Öğrencilere yönelik alışveriş olanakları (%23),
Öğrencilere yönelik hizmet veren lokanta veya yemek salonları (%10), Eğlence
yerleri (%13), Spor Tesisleri (%13), Kütüphaneler (%8), Yurt, pansiyon vb. gibi
barınma yerleri (%
Öğrencilerin %45’i topluma taşıma sistemindeki “güzergâh
ve hatlar yeterli, ancak araç sefer sayısı yetersiz” derken, %43’ü de “hem
güzergâh ve hatlar yetersiz, hem de araç sefer sayısı yetersiz” diyor
Öğrencilere “Çanakkale’de yaşadığınız semt veya bölge ile ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü
arasındaki toplu taşıma güzergâhları, hatları ve araç sefer sayıları hakkında ne
düşünüyorsunuz” şeklinde bir soru yöneltilirken, araştırmaya katılan
öğrencilerin sadece %8’i “Güzergâh ve hatlar ile araç sefer sayısı yeterli”
dedi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %45’i “güzergâh ve hatlar yeterli, ancak
araç sefer sayısı yetersiz” derken, %43’ü de “hem güzergâh ve hatlar yetersiz,
hem de araç sefer sayısı yetersiz” şeklinde görüş belirtti. “Güzergâh ve hatlar
yetersiz, ancak mevcut hatlardaki araç sefer sayısı yeterli” diyenlerin oranı
ise %4 oldu. Öğrencilere benzer şekilde “Çanakkale’de yaşadıkları semt veya
bölge ile ÇOMÜ Terzioğlu Kampüsü arasındaki toplu taşıma araçları ve şoförleri”
sorulduğunda, araştırma kapsamındaki öğrencilerin sadece %18’i “araçlar düzenli
çalışıyor, şoförler yolcu emniyetine özen gösteriyor” yanıtını verdi. “Araçlar
düzenli çalışmıyor, ancak şoförler yolcu emniyetine özen gösteriyor” diyenlerin
oranı” %23 olurken, öğrencilerin %58’i “hem araçlar düzenli çalışmıyor, hem de
şoförler yolcu emniyetine özen göstermiyor” şeklinde görüş bildirdi. Öğrencilere
yöneltilen “Çanakkale’deki, öğrenci toplu taşıma ücretini kentin koşullarına
göre nasıl buluyorsunuz” şeklindeki soruya karşılık, öğrencilerin %53’ü öğrenci
toplu taşıma ücretini “normal” bulduğunu belirtirken; bu soruya öğrencilerin
%31’i pahalı, %12’si çok pahalı, %3’ü ucuz, %1’i de çok ucuz yanıtını verdi.
Öğrencilerin %45’i kent halkının kendilerine yönelik
yaklaşımını “Maddi kazanç yönelimli” buluyor
Araştırma kapsamındaki öğrenciler “Çanakkale kent halkının öğrencilere karşı
yaklaşımının en belirgin niteliğini” Maddi kazanç yönelimli (%45) olarak
belirlerken; öğrencilerin %22’si kent halkının öğrencilere karşı yaklaşımını
“ilgisiz ve kayıtsız”, %18’i “hoşgörülü ve yardımsever”, % 11’i “önyargılı ve
dışlayıcı”, %4’ü de “ilgili ve meraklı” olarak değerlendirdi.
Öğrencilerin %87’si “kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle
Çanakkale’de çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaşmadığını”
söylüyor
Araştırma kapsamındaki öğrencilerin çok büyük bir bölümü (%87) “Çanakkale’de
öğrenci olarak bulunduğu süre içinde kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle
çevresel herhangi bir tepki veya baskıyla karşılaşmadığını” ifade ederken;
kılık-kıyafeti veya yaşam tarzı nedeniyle çevresel herhangi bir tepki veya
baskıyla karşılaştığını ifade edenlerin oranı %13 oldu. Bu öğrencilerin %40’ı
“başörtülü (kapalı) olduğu için” çevresel tepki veya baskının muhatabı olduğunu
ifade ederken, %40’ı “giyim (açık, modern vb.) tarzından dolayı”, %11’i de
“rahat yaşam tarzından dolayı” çevresel bir tepkiyle karşılaştığını veya baskıya
maruz kaldığını ifade etti. Karşılaştığı çevresel tepki veya baskının niteliğini
açıklamak istemeyen veya açıklamayan öğrencilerin oranı ise %9 oldu.
Öğrenciler Çanakkale’de bir öğrenci olmanın en olumlu tarafı veya en önemli
avantajı olarak bir birinden farklı yanıtlar verirken; açık uçlu olarak
yöneltilen bu soruya yaygın olarak Çanakkale’nin sakin ve rahat bir şehir olması
(%26), küçük bir şehir olması (%20) ve Çanakkale’nin doğal güzelliği (%16)
yanıtları verildi. Araştırma kapsamında yine açık uçlu olarak öğrencilere
yöneltilen bir başka soru da “Çanakkale’de bir öğrenci olmanın size göre en
olumsuz tarafı veya en büyük dezavantajı nedir” şeklindeki soru oldu. Öğrenciler
Çanakkale’de öğrenci olmanın en olumsuz tarafı veya en büyük dezavantajı olarak
“sosyal faaliyetlerin yetersiz olmasını” (%30) gösterirken, bunu “pahalılık” (%
20), “halkın öğrenciye karşı olumsuz tutumu” (% 12) ve iklim (%11) izledi.
|
ÜNİVERSİTE’DEN ÖĞRENCİLERİNE BÜYÜK MÜJDE
FAKÜLTE BİRİNCİLERİ
YAŞADI: ÖDÜL TAM 11.000 TL |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) iki fakültesinde bu yıl en yüksek ortalamayı
tutturan öğrencilerine 11.000 TL ödül verecek. Eğitim Fakültesi ile İktisadi ve
İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin faydalanacağı pilot uygulamanın başarılı
olması halinde önümüzdeki yıl diğer fakültelerde de benzeri uygulamalar
denenecek.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner hedefin mevcut öğrencilerin ders çalışma
motivasyonlarını arttırmak ve başarıyı ödüllendirmek olduğunu ifade etti.
Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü: “Üniversite sınavlarında en
yüksek puanları alan öğrencileri üniversitemize çekebilmek için vakıf
üniversiteleri gibi kampanyalar düzenledik. Bu kampanyalar son derece başarılı
oldu ve ilk 2.500’den 95 öğrenciyi ve 50 civarında lise birincisini Çanakkale’ye
çekmeyi başardık. Bu yıl öğrenci profilinde ve ilgide kayda değer bir iyileşme
var. Üniversite olarak Çanakkale’yi seçen öğrencilerimizi hayal kırıklığına
uğratmamak için altyapıya ve öğretim üyesi niteliklerini arttırmaya rekor
yatırımlar yaptık. Ancak eğitim temelinde motivasyondur. Bu nedenle en iyi
öğrencileri ve en iyi öğretim elemanlarını Çanakkale’ye getirmeniz yeterli
olmuyor. Bunun için motivasyonu arttırıcı ilave önlemlere de ihtiyaç oluyor. Bu
bağlamda düşündüğümüz pek çok önlemden biri de öğrencileri not ortalamalarını
yükseltmek için rekabete teşvik etmek oldu. Bu sayede her şeyin üniversite
sınavını kazanarak bitmediğini, asıl üniversitede çalışmaları gerektiğini daha
kolay anlıyorlar. Bu çerçevede Eğitim Fakültesi’nde ve İktisadi İdari Bilimler
Fakültemizde bu yıl not ortalaması en yüksek olan öğrencilerimize 11.000 TL’lik
bir ödül vereceğiz. Bu ödül sayesinde öğrencilerimiz hem not ortalamalarını
yükseltmiş olacaklar, hem de bir sonraki yılın eğitim masraflarını çıkarmış
olacaklar.”
DOĞTAŞ DESTEKLİYOR
Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde (BİİBF) verilecek 11.000 TL’lik
ödülü Çanakkale’nin uluslararası markalarından DOĞTAŞ finanse edecek. DOĞTAŞ bu
ödül sayesinde hem BİİBF’nin başarı çıtasını yükseltmeyi hedefliyor, hem de
BİİBF öğrencilerinin eğitim aldıkları Biga’yı benimsemelerine katkı sağlamak
istiyor.
HEDEF MEZUN BAŞARISINI ARTTIRMAK
Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner işlerinin en iyi öğrencileri çekmekle
bitmediğini, Üniversite olarak asıl işlerinin mezunlarının kısa sürede en iyi
işlere girmelerini temin etmek olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Laçiner, “Bunun
için öğrencilerimizin üniversitedeki derslerine daha fazla önem vermesi ve en
yüksek notları alması gerekiyor. Eğer burada en üst düzeyde donanım sahibi
olabilirlerse, mezun olduktan sonra işleri daha kolay olacaktır. Hedefimiz iş
arayan öğrenciler değil, işin aradığı öğrenciler olacaktır” dedi.
ÖDÜL ARTTIRILABİLİR
Prof. Dr. Laçiner 11.000 TL’lik ödülün miktarını ilgiye ve uygulamanın
başarısına göre çok daha yüksek seviyelere çıkarabileceklerini de ifade etti.
Laçiner, “Buna karşın her şeyin para olmadığını biliyoruz. Öğrencilerimizin bu
tür ödüller olmaksızın belli bir bilince kavuşması en büyük arzumuz. Ancak bir
de hayatın gerçekleri var. Bu tür küçük oyunlar hem yaşamı renklendiriyor, hem
de çok daha büyük kazanımlar için öğrencilerimizi motive ediyor” dedi. Laçiner
ayrıca söz konusu ödülün Üniversite’nin öğrencilerine verebileceği en küçük
katkı olacağını, asıl büyük ödülün kaliteli bir eğitim olacağını da sözlerine
ekledi:
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türkiye’nin en hızlı yükselen üniversitesi.
Eğitim kadromuzda hem nitelik, hem de nicelik olarak rekor iyileşmeler yaşandı.
Altyapı çalışmaları tam hız sürüyor. Öğrenci sayı ve niteliğimizdeki iyileşmeler
de rekor süratte devam ediyor. Bu bağlamda fakülte birincilerine 11.000 TL’lik
ödül öğrencilerimizin Çanakkale’de kazanabilecekleri en küçük ödül olacaktır.
Her öğrencimize asıl büyük ödülümüz nitelikli bir eğitim ve özgürlükçü bir
üniversitedir.”
Edinilen bilgiye göre yıl sonunda adı geçen fakültelerde not ortalaması en
yüksek olan öğrenci sayısı birden fazla olur ise bu durumda öğrencilerin devam
durumuna bakılacak, devamsızlığı en az olan birinci sayılacak. Orada da benzer
bir tablo ortaya çıkarsa bu durumda sonuç kura ile belirlenecek.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen-Edebiyat
Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından gerçekleştirilen ve Çanakkale’nin
ekonomik, siyasal ve kültürel gündemi ile ilgili bir kamuoyu yoklaması
niteliğindeki “Çanakkale Survey” adlı araştırmanın ilk sonuçları açıklandı.
ÇOMÜ Sosyoloji Bölümü Başkanı Yrd.Doç.Dr.Ünal Bilir
yönetiminde, 10-18 Ekim 2011 tarihlerinde Sosyoloji Bölümü son sınıf
öğrencilerinden oluşan 38 kişilik bir ekip tarafından yapılan araştırma toplam
397 kişi ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi. Kepez Beldesi ve Çanakkale
kent merkezinde gerçekleştirilen araştırmaya kapsamında görüşlerine başvurulan
vatandaşların %48’i ‘yol ve kaldırımların bozuk veya yetersiz’ olmasını
Çanakkale’nin en büyük sorunu olarak tanımlarken; bunu Trafik (%22) ve Pahalılık
(%16) gibi sorunlar izledi. Vatandaşlar Çanakkale’nin en önemli ihtiyaçları
olarak sinema, tiyatro ve konser salonu gibi mekânları (%31) gösterirken; kentin
aynı zamanda alışveriş merkezleri (%24) ve eğlence yerleri (%13) ile
kütüphanelere (%12) ihtiyaç duyduğunu ifade ettiler.
Araştırmaya katılan Çanakkalelilerin %76’sı kentte yaşamaktan memnun olduğunu
ifade ederken; sadece %7’si Çanakkale’de yaşamaktan memnun olmadığını ifade
etti. Çanakkale’de yaşamaktan memnun olan vatandaşların %69’u imkânı olması
halinde bile Çanakkale’den taşınarak başka bir yerde yaşamak istemediğini
belirtirken; %25’i ise bir başka yerde yaşayabileceğini ifade etti.
Çanakkaleliler bu kentte yaşamanın en büyük avantajı olarak sakinliği (%49)
gösterirken; vatandaşların %43’ü de denize yakın olmanın Çanakkale’nin en büyük
avantajı olduğunu söyledi.
Çanakkale’de uygulanan toplu taşıma sistemine ilişkin farklı
görüşlere sahip olan Çanakkaleliler toplu taşıma sistemi ve araçlarının durumu
sorulduğunda; vatandaşların %28’i sistemin güzel olduğunu ve araçların düzenli
çalıştığını; %22’si sistemin iyi olduğunu, ancak araçların düzenli
çalışmadığını; %34’ü hem sistemin kötü olduğunu, hem de araçların düzenli
çalışmadığını; %13’ü ise sistemin kötü olmasına rağmen araçların düzenli
çalıştığını ifade etti.
Çanakkaleliler yaşadıkları bölgedeki su kalitesini genel olarak
iyi bulurken (%53), vatandaşların %27’si içme suyunun ‘kötü’ olduğunu, %14’ü de
su kalitesinin ‘çok kötü’ olduğunu ifade etti.
Kentin önemli tartışma konularından biri olan Çanakkale
Havaalanı’nın şehir dışına taşınması konusunda da ikiye bölünen Çanakkalelilerin
%43’ü havaalanının şu andaki yerinde hizmet vermesini isterken; %53’ü ise
havaalanının şehrin dışına taşınmasını istedi. Sadece Çanakkale özelinde değil,
Türkiye genelinde de önemli bir tartışma konusu olan muhtemel Çanakkale Boğaz
Köprüsü’nün yapılmasına ilişkin görüşleri alınan Çanakkalelilerin %73’ü köprünün
yapılmasını isterken; boğaz köprüsüne karşı çıkanların oranı %17 oldu. ‘Benim
için fark etmez’ diyenlerin oranı; ise %10’da kaldı. Araştırmaya katılanların
%39’u Çanakkale’yi “modern ve çağdaş bir kent” olarak tanımlarken; %42’si kenti
bazı yönleriyle modern ve çağdaş bulduğunu ifade etti. Araştırma kapsamındaki
vatandaşların %19’una göre ise ‘Çanakkale modern ve çağdaş bir kent değil’.
Araştırmaya katılan vatandaşlar Çanakkale’de çalışmasını ve vatandaşlara karşı
yaklaşımını en çok beğendikleri kurum olarak Valilik ve onun çatısı altındaki
kurumları (%31) gösterirken; vatandaşların %23’ü hastaneleri, %12’si de Belediye
ile kurumlarını gösterdi.
Vatandaşların %8’i hiç bir kurumunun yaklaşım ve çalışmasını beğenmediğini ifade
ederken; tüm kurumlardan memnun olduklarını ifade edenlerin oranı ise %2 oldu.
Araştırma kapsamında vatandaşlara “Çanakkale’deki, çalışmasını ve vatandaşlara
karşı yaklaşımını hiç beğenmediğiniz resmi kurum veya kuruluş hangisidir”
şeklinde bir soru yöneltilmesine karşın, araştırmayı yöneten Sosyoloji Bölüm
Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ünal Bilir “bu konudaki sonuçları siyasi tartışmalara
malzeme olabileceği kaygısı ile kamuoyuna açıklamayacaklarını, ancak talep
gelmesi halinde sonuçları ilgili kurum yetkilileri ile paylaşabileceklerini”
ifade etti. “Daha araştırmaya başlamadan Çanakkale’nin yerel gündemine yönelik
olarak yapacağımız kamuoyu araştırmaları ile herhangi bir siyasal veya yerel
tartışmanın tarafı olmak niyetinde olmadığımızı” söyledik diyen Ünal Bilir, “bu
yaklaşım ve sorumluluk çerçevesinde Çanakkale’deki resmi bazı kurumların
aleyhine gözüken sonuçları açıklamamayı daha uygun buluyoruz” şeklinde konuştu.
Araştırmaya katılan vatandaşlara “Çanakkale deyince aklınıza
gelen ilk şey nedir” sorusu yöneltildiğinde, Çanakkalelerin % 24’ü “deniz ve
doğa güzelliği”, % 15’i Çanakkale tarihi, % 10’u şehitlik, %7’si de “Truva atı”
yanıtını verdi. “Çanakkale’de en çok beğendiğiniz şey nedir” denildiğinde
araştırmaya katılan Çanakkalelilerin %18’i “sakinlik”, %17’si “deniz”, %15’i de
“kordon” karşılığını verdi. Vatandaşlara “Çanakkale’deki hiç hoşlanmadığınız şey
nedir” şeklinde bir soru yöneltildiğinde ise, vatandaşların %10’u çevre
kirliliğini, % 6’ sı olumsuz hava şartlarını, %5’i de yol çalışmalarını işaret
etti.
"ÇOMÜ en büyük üniversiteler arasında yerini almak için emin
adımlar ile ilerliyor."
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner 2011-2012 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla ÇOMÜ’nün
son 6 aydaki gelişmesini ve önümüzdeki 1-2 yıla dönük projelerini ortaya koyan
bir açıklama yaptı. İlgili açıklama şu şekildedir:
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) üniversitenin
dünyanın her yerinde değişmez evrensel kriterleri bulunduğuna inanmaktadır. Bu
bağlamda ÇOMÜ de eğer iyi bir üniversite olacak ise Ankara’da, İstanbul’da,
Londra’da veya Moskova’da iyi üniversite nasıl olunuyorsa aynı yolları izlemek
zorunda olduğunun bilincindedir. Çanakkale’de veya Türkiye’de olmak, iyi
üniversite olmanın kriterlerini azaltmaz veya arttırmaz.
İyi üniversite olmak için 2 temel ihtiyacımız bulunmaktadır:
iyi öğrenciler ve iyi bilim insanları-eğitmenleri. Kısacası öncelik insanda
olmalı. Bu çerçevede göreve geldiğimiz ilk günden itibaren iyi öğrenci ve iyi
öğretim elemanlarına ulaşmaya çalıştık.
İyi öğrenci için yapılması gereken kısa, orta ve uzun vadeli
çalışmalar var. İyi üniversite algısının oluşturulması en iyileri çekmek için
hayati öneme sahiptir ve iyi üniversite algısını oluşturabilmek, bir yönüyle iyi
üniversite olmaktan bile daha zor olabilir. Göreve gelir gelmez iyi üniversite
olmak için gerekli adımları tespit ettik ve bu adımları sırasıyla uygulamaya
sokuyoruz. Kısa vadede ise en önemli adımımız öğrencileri önemsediğimizi
hissettirmek olmuştur. Bir devlet üniversitesi olmamıza rağmen “nasıl olursa
bizim kontenjanlarımız dolar, öğrenci çekme yarışlarına girmeyelim” demedik.
ÇOMÜ, tam aksine bir vakıf üniversitesi gibi, uluslararası rekabetçi bir
üniversite gibi en iyi öğrencileri çekecek tanıtımlara ve kampanyalara başladı.
Bu bağlamda ilk 100’e giren öğrencilere profesör maaşı vaadi gibi çok farklı bir
kampanya düzenlendi. Bu kampanya sayesinde üniversitenin tanınırlığına katkı
yapıldığı gibi, ÇOMÜ’nün iyi öğrenci çekme konusuna verdiği önemin de altı
çizildi. İlk 100’den öğrenci çekme konusunda ilk yıl hayalci değildik. Fakat
takip eden yıllarda bu konudaki iddiamızı sürdüreceğiz ve başarılı olacağımızı
düşünüyorum. Şu ana kadar üniversitemiz diğer pek çok üniversite gibi ilk
100’den öğrenci çekememiş. Bunun en önemli nedeni büyük şehir üniversitelerinin
haksız rekabeti ve bazı üniversitelerin abartılı burs ve ödül olanaklarıdır.
Ayrıca ilk derecelere verilen yurt dışı eğitim imkânları da bu konuda Anadolu
üniversitelerine darbe vurmaktadır.
Tüm bu olumsuz zemine rağmen ÇOMÜ öğrencilerimizde uyandırdığı
kaliteli eğitim ve kampanyaları sayesinde kendisine olan ilgiyi arttırmayı
başardı. 2011 LYS sınavında ilk 1.000’e giren 11 öğrenciyi, ilk 1.500’e giren 39
öğrenciyi, ilk 2.500’e giren 97 öğrenciyi ÇOMÜ kendi bölümlerine çekmeyi
başardı. Aynı şekilde 2011 sınavı sonuçlarına göre 46 lise birincisi de
üniversitemizi tercih etti. Halen 160 kadar lise birincisi ÇOMÜ’de öğrenim
görmektedir. Yine ilk 5.000 ve ilk 10.000’de de çok sayıda öğrenci herhangi bir
burs veya ödül vaadi bulunulmamış olmasına rağmen ÇOMÜ’yü tercih etmiştir.
Üniversitenin bu konudaki gayretleri devam edecektir. En iyi öğrencileri
kendisine çekme yarışında ÇOMÜ de vardır ve her geçen yıl daha da iddialı
olacaktır.
İyi öğrencileri çekme ve ÇOMÜ’de mutlu etme konusunda
üniversitenin önemli atılımlarından biri de Hazırlık Sınıfı oluşturulmasıdır. Bu
yıl 600 kadar öğrencimiz İngilizce zorunlu hazırlık dersleri almaktadır. Birinci
sınıf öğrencilerinin 2011-2012 eğitim öğretim yılında yaklaşık olarak % 6’sı bu
imkandan yararlanmaktadır. Önümüzdeki 4 yıl içinde İngilizce hazırlık alan
öğrencilerimizin oranı % 100’ü bulacaktır. Böylece ÇOMÜ’de eğitim lisans
bölümlerinde en az 5 yıla çıkmış olacaktır. İngilizce hazırlıkta sadece Türk
öğretim elemanlarımız değil, ana dili İngilizce olan elemanlar da görev
almaktadır. Ayrıca İlahiyat Fakültesi’nde % 100 Arapça hazırlık bulunmaktadır.
Japonca Öğretmenliği Bölümü de Japonca öğretiminde Türkiye’nin en iddialı
eğitmenlerine sahiptir.
İyi öğrenci seçme konusunda ÇOMÜ’nün hedef kitlesi sadece Türk
öğrenciler değildir. Türklere İngilizce öğretmeyi hedefleyen ÇOMÜ, yabanı
öğrencilere de Türkçe öğretmenin gayreti içindedir. Şu anki en büyük
hazırlıkların başında ÇOMÜ’deki yabancı öğrenci sayısını arttırmak gelmektedir.
Üniversite Yabancılara Türkçe Öğretimi programı ile bu konuda oldukça
iddialıdır.
AKADEMİK PERSONELDE SON 6 AYDA % 35 ARTIŞ
En iyi öğrencileri çekme gayretine ek olarak ÇOMÜ akademik
kadrolarını da geliştirmek zorunda olduğunun bilincindedir. Üniversite öğretim
üyesi sayısında son 6 ayda % 35’den fazla iyileşme gerçekleşmiştir. Kısa vadede
hedef ise en geç 1 yıl içinde akademik kadrolarda % 60 iyileşme
sağlayabilmektir. Uzun vadede hedef en az 1.250 öğretim üyesi ve toplamda 2.500
akademik personele ulaşabilmek olmalıdır.
ÇOMÜ akademik iyileşmenin sadece öğretim personel sayısını
arttırmaktan geçmediğinin farkındadır. Buna ek olarak akademik çalışmalara
olanak tanınması, bilgi altyapısının güçlendirilmesi, çalışma ortamının huzurlu
ve daha keyifli bir hale getirilmesi için de özel bir çaba sarfedilmektedir. Bu
bağlamda Üniversite bilgisayar parkının yenilenmesinde adeta rekor kırılmıştır.
Son 6 ayda bilgisayar sayısı 600 kadar arttırılmıştır. Aynı şekilde yazıcı,
tarayıcı gibi yardımcı araçların sayısında da kayda değer bir artış
gerçekleşmiştir. Çalışma ofisleri ve sınıfların ısıtılması, soğutulması,
aydınlatılması, ses ve ısı izolasyonlarının sağlanmasında da rekor iyileşmeler
yine son 6 ayda yaşanmıştır.
TIP FAKÜLTESİ
Son 6 ayda dikkate değer ataklar yapan fakültelerimizin başında
Tıp Fakültesi geliyor. Fakültenin öğretim üyesi sayısında son 6 ayda % 85
civarında artış yaşanmıştır. Böylece Tıp Fakültesi öğretim üyesi sayısı 100’ü
aşmıştır. Hedef yaklaşık 4-5 yıl içinde mevcut sayıyı % 400’den fazla arttırarak
250 öğretim üyesini aşabilmektir. Şu haliyle dahi Üniversitemiz Tıp Fakültesi
öğretim üyesi sayısı itibariyle Batı Marmara’nın en büyük Tıp Fakültesi
konumundadır.
Tıp Fakültesi toplam personel sayısında da son 6 ayda ciddi
artışlar yaşanmıştır. 6 aylık artış oranı % 20’den fazladır. Tıp Fakültesi
çalışan sayısı böylece 400’ü aşmıştır. Toplam personel sayısında nihai hedef ise
2.000 çalışandır. Eğer ilk 6 ayda mekân sorunu çözülebilseydi bu rakama ulaşmak
kısa sürede mümkündü.
Hizmet verilen hasta sayısında da % 100’ün üzerinde bir artış
gözlenmiştir. Mart 2011’de sadece 400 olan günlük ortalama hasta sayısı Ekim
2011 itibariyle bazı günlerde 1.000 kişinin üzerine çıkmaktadır. Ortalama ise
800’ün üzerindedir. Uygulama ve eğitim hastanemizin hemen yanıbaşında parselin
devamı olan alandaki Aile Hekimliği binasının Hastane’ye terki ile birlikte
ortaya çıkacak küçük alanının değerlendirilmesi sonucunda poliklinik
işlemlerinde en az % 30’luk bir artış beklenmektedir. Başka bir deyişle bahsi
geçen genişleme gerçekleştirilebilirse tedavi olan günlük hasta sayısı ortalama
1200-1500 aralığına ulaşacaktır.
Yine aynı parsel içinde devr alınmış olan metruk vaziyetteki
lojman binasının dersliklere ve ofislere dönüştürülmesiyle Hastane hizmet
kalitesinde ciddi artışlar gözlenmiştir. 6 ay öncesinde haftalar, hatta aylar
sonrasına verilen randevulara bugün günlük olarak cevap verilebilmektedir. Bu da
gece gündüz çalıştırılan makinalar sayesinde mümkün olabilmektedir. Vefakâr
personelimiz her türlü eksikliğe rağmen tatil günlerinde ve hatta geceleri de
çalışarak hastalarımızın mağdur olmasını engellemeye çalışmaktadırlar.
Tıp Fakültesi Hastanesi Acil kısmını da birkaç ay önce hizmete
açıldı, bu serviste 24 saat günde 100 hastaya kadar bakım sağlanabilmektedir.
Basınç Odası, Genetik Tanı Merkezi ve Diyabet Merkezi de Tıp
Fakültesi Hastanesi’ndeki en son yeniliklerdir. Nükleer Tıp ve diğer bazı
servisler geceleri ve hafta sonları dahi çalışır hale gelmiştir.
Hastane ve Tıp Fakültemizdeki gelişmeler daha iyi bir hasta
servisi ve çok daha iyi bir Tıp eğitimi anlamına gelmektedir. Gelecek dönemde
Üniersite’nin ilk hedefi Tıp Fakültesi’ni çok daha geniş ve donanımlı bir hizmet
binasına kavuşturabilmek, gerekli laboratuar yatırımlarını hızla
gerçekleştirebilmektir.
KÜTÜPHANE
Kütüphanesi bir üniversitenin kalbi gibidir. ÇOMÜ de
Kütüphanenin yüksek öğrenim ve araştırma için ne kadar gerekli olduğunun
farkındadır. Bu bağlamda son 6 ayda en çok önem verilen konulardan biri de
Kütüphane hizmetlerinde kalitenin arttırılması olmuştur.
Bu bağlamda kitap sayısında sadece 6 ay gibi kısa bir sürede %
25’den fazla artış sağlanmıştır. Kitap alımlarında sınır kaldırılmış, öğretim
elemanlarının kitap talepleri istisnasız sipariş verilebilir hale getirilmiştir.
Hedef genişlemiş kitap koleksiyonuna ek olarak tüm veri
tabanlarına abone olabilmektir. Son 6 ayda yaşanan en az 20.000 kitaplık artış
hızı önümüzdeki yılda devam ettirilecektir. Önümüzdeki 4 yıl için hedef yaklaşık
100.000 yeni kitap ile ÇOMÜ Kütüphanesi’ni güçlendirmektir. ÇOMÜ Kütüphanesi’nin
6 ay önce sadece 90.000 ciltlik bir kitap koleksiyonu olduğu düşünüldüğünde 4
yıllık hedef kütüphanenin 2 mislinden bile fazla büyümesi anlamına gelmektedir.
Aynı bağlamda kütüphane olarak kullanılan alanların da en az 4
misli yeni kapalı alana kavuşması gerekmektedir. Bu konuda da hazırlıklar devam
etmektedir. Özellikle Biga’da BİİBF için yeni kütüphane hazırlıkları
sürmektedir. Diğer ilçe okullarımızda da kütüphane ve kitaplıklarda iyileşme
öncelikli hedefimizdir.
Üniversite Kütüphane bütçesinde sadece 6 ay içinde % 100’lük
bir artış yaşanmıştır. 350.000 TL’lik bütçe bu yıl 700.000’i bulacaktır. Hedef
ise en az 2 milyon TL’lik bir kitap, dergi ve veri tabanı bütçesidir. Bu
rakamlara Kütüphane personel giderleri dahil değildir.
ÇOMÜ Kütüphanesi’ndeki bir başka atılım ise çalışma saatlerinde
yaşanmıştır. Çalışma saatleri önce 23.00’a, ardından ise gece 24.00’a kadar
uzatılmış, gece çalışan personel ve öğrencilerin mağdur olmaması için gece
24.15’e personel ve öğrenci servisi konmuştur. İkinci dönem için hedef ise 7 gün
24 saat hizmet veren bir üniversite kütüphanesi haline gelebilmektir. Böylece
ÇOMÜ Kütüphanesi 7/24 hizmet verebilen Türkiye’nin 3. üniversite kütüphanesi
haline gelecektir.
YURTLAR
Yasal olarak doğrudan sorumluluk alanında olmamasına rağmen
Üniversitemiz Çanakkale’de özel ve devlet yurtlarının sayısının ve kalitesinin
artmasını ahlaki olarak kendi sorumluluk alanında görmektedir. Ayrıca ÇOMÜ yurt
kalitesinin ve yeterli olmasının eğitim ve öğretimi doğrudan etkilediğinin de
farkındadır.
Bu bağlamda ÇOMÜ Yönetimi yurtların artmasında
cesaretlendirici, kolaylaştırıcı ve destek olucu olarak çok önemli katkılar
sağlamıştır.
İlk olarak Terzioğlu Kampüsü içinde 620 öğrenci kapasiteli özel
yurdun açılması teknik nedenlerle gecikirken, Üniversite, açılışın 2011
Eylül’üne yetişmesine, bürokratik süreçlerin hızlanmasına olan emek ve
destekleriyle büyük katkı vermiştir.
Aynı şekilde Üniersitemiz tarafından talep edilmesi ve uygun
bulunması sayesinde bu yurdun hemen yanında 500 kişilik bir yurt da yapım
aşamasındadır.
Aynı kampüste 1.250 kişilik bir yurdun yapımının da 2012 Eylül
ayına yetiştirilmesi hedeflenmektedir. Bu yurdun yapımı da ÇOMÜ tarfaından
istenmiş ve desteklenmiştir.
Böylece söz konusu 3 yurt sayesinde Terzioğlu Yerleşkesi içinde
24 saat kalan öğrenci sayısı 2.370 öğrenciye kadar çıkacaktır. 1-1,5 yıl
içerisinde Çanakkale merkezdeki yurt kapasitesinde bu sayede çok ciddi artış
yaşanacaktır. ÇOMÜ Yönetimi bilmektedir ki, bir anda 5.000, 10.000 öğrenci
kapasiteli yurt da yapılsa ihtiyaç karşılanamayacaktır. Arz ile talep arasında
ciddi bir uçurum vardır. Ayrıca pek çok yönden standartlarda da sorunlar
bulunmaktadır. Tüm bunlara sektördeki art niyetli çürük elmalar da eklendiğinde
ÇOMÜ’nün kendi öğrencilerini kalacak yer konusunda korumak için daha fazla
gayret göstermesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda Üniversite 2012
yılında yurtlar konusunda öğrenci haklarını daha çok koruyacak bazı
mekanizmaların çalışmalarını yapmaktadır.
Yurt kapasitesinin arttırılması ve kalitede gelişme ilçelerde
de öncelikli konuların başında gelmektedir. Biga’da yerleşkenin hemen
yanıbaşında 500 kişilik Kredi Yurtlar Kurumu Yurdu’na ek olarak bir de özel yurt
yapılmaktadır. Üniversite bir de kampüs içi yurt için çalışmalarını
sürdürmektedir. Hedef kampüs çevresindeki yurt kapasitesini en geç 3 yıl içinde
% 500 arttırabilmektir.
HAZIRLIK SINIFLARI
Üniversitemizi geleceğe taşıyacak stratejik kararlarımızdan
biri de İngilizce Hazırlık Sınıfı oluşturulmasıdır. Halen sadece 6 bölümde
uygulanan mecburi İngilizce Hazırlık uygulaması önümüzdeki yıl daha da
genişleyecektir.
Bu yıl 600’den fazla birinci sınıf öğrencisi hazırlığa başlamıştır. 4 yıl içinde
tüm bölümler kademe kademe İngilizce hazırlık uygulamasına geçecektir. Böylece
ÇOMÜ’de lisans eğitimi en az 5 yıl haline gelecektir.
İngilizce öğretimini tüm öğrencilerimize yaygınlaştırmak yeni
dönemde ÇOMÜ’nün en önemli stratejik tercihlerinden biri olacaktır. Çünkü her
çağda bilimin evrensel ortak dilleri vardır. Bu dil zamana göre değişir, ancak
bir gerçek değişmez, bilim insanları ana dillerine ek olarak evrensel bilim dili
neyse onu ve mümkünse alanı ile ilgili diğer dilleri de bilir. Türk eğitim
sisteminin dil öğretimindeki yetersizlikleri ne yazık ki diğer üniversiteler
gibi ÇOMÜ’yü de vurmaktadır. Orta ve lisede çözüme kavuşması gereken pek çok
sorun gibi yabanı dil sorunu da üniversite çağına taşınmaktadır. Bu aşamada
haftada verilecek birkaç saatlik derslerle dil öğrenmek olası değildir. Bu
nedenledir ki Hazırlık Sınıfı bir zaruret halini almıştır.
Yabancı dil bilgisi güçlendirilmiş öğrenciler bu sayede hem
kaynaklara daha kolay ulaşabileceklerdir, hem de mezun olduktan sonra sadece
Türkiye’de değil, tüm dünyada daha kolay istihdam imkânları
yakalayabileceklerdir. Öğrencilerin eğitime dönük nitelikleri arttırıldıkça bu
durum öğretim elemanlarımızın motivasyonunu da olumlu yönde etkileyecektir,
nitekim etkilemektedir de. Kısacası İngilizce eğitimi arttıkça öğrenci ve
öğretim elemanı profilimizin de kalite açısından yukarı doğru bir hızlanması
kaçınılmaz görünmektedir.
Bu bağlamda Yabancı Diller Yüksekokulu yeni binasında örnek bir
yabancı dil eğitimi vermeye başlamıştır. Merkezi ısıtmalı-soğutmalı sınıflar,
YÖK işbirliğiyle oluşturulan yabancı dil laboratuvarları, büyük bir konferans
salonu ve diğer imkanlarıyla Yabancı Diller Yüksekokulu kısa sürede
Üniversitemizin yüz akı bir binası haline gelmiştir.
İngilizce hazırlık sınıfına ek olarak Arapça hazırlık da
ÇOMÜ’nün önemli atılımlarındandır. ÇOMÜ ülkemizde % 100 Arapça hazırlık eğitimi
veren tek İlahiyat Fakültesi’ne sahiptir. ÇOMÜ Arapça eğitimi konusundaki gücünü
diğer bölümlerde de kullanmak arzusundadır.
Aynı bağlamda Japonca başta olmak üzere, diğer dillerde dil
öğretimine büyük bir önem vermekteyiz.
TÜRKÇE HAZIRLIK
Türkçe bilenlere diğer dilleri öğretme temel hedefi ile
ilişkili olarak, ÇOMÜ Türkçe bilmeyenlere de Türkçe öğretme hedefini koymuştur.
Bu bağlamda bir yandan ÇOMÜ İngilizce’nin sorunsuz konuşulduğu bir eğitim yuvası
haline gelirken, diğer taraftan da yabancıların Türkçe öğrenip, Türkçe eğitim
alabildiği bir yer haline gelecektir.
ÇOMÜ Yabancılara Türkçe Öğretimi alanında da lisans ve yüksek
lisans programları açmayı başarmıştır.
UZAKTAN ÖĞRETİM
ÇOMÜ Yönetimi için yabancı dil ve yabancılara Türkçe öğretimi
kadar önemli ve kısa-orta vadede en önemli stratejik hedeflerden biri de ÇOMÜ’yü
uzaktan öğretim alanında öncü üniversitelerden biri haline getirebilmektir.
Bunun için ÇOMÜ’de bazı bölümler pilot seçilmiştir. Bu bağlamda yabancılara
Türkçe öğretimi ve diğer bazı alanlarda uzaktan öğretim izinleri alınmak
üzeredir.
YATIRIM PROJELERİ
MERKEZİ DERSLİK:
Terzioğlu Kampüsü’nde tüm birimlere ek derslik imkanı sağlayacak olan proje
ihale aşamasındadır. Projenin kampüs merkezinde Rektörlük binasının arka yüzüne
bakacak şekilde, yaklaşık 20.000 metrekare kapalı alana sahip olarak bitirilmesi
tasarlanmaktadır.
İLAHİYAT FAKÜLTESİ KAMPÜSÜ:
40 dönümlük araziye uygulanacak İlahiyat Fakültesi Yerleşkesi projesi derslikler
ve öğretim elemanı ofislerine ek olarak Kütüphane, Fakülte Uygulama Camii,
İngilizce ve Arapça Hazırlık Binaları, Kongre Merkezi ve daha bir çok üniteyi
barındıracaktır. ÇOMÜ İlahiyat Fakültesi tamamlandığında Türkiye’nin en büyük
İlahiyat Fakültesi yerleşkelerinden biri olacaktır.
ÇOMÜ KREŞ VE ANAOKULU:
Mevcut kreş, anaokulu ve öğrenci etüd merkezinin güçlendirilmesi yoluyla ÇOMÜ
personelinin desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu tür yatırımlar sosyal devlet
olmanın bir gereği olduğu kadar, ÇOMÜ’nün personel gücünü arttırmayı da amaç
edinmektedir. Halen devam eden projenin hayata geçmesiyle ÇOMÜ personeli
Türkiye’nin en büyük ve en modern kreş ve anaokuluna sahip olmuş olacaktır. Kreş
ve anaokulu aynı zamanda Üniversite’nin uygulama okulu da olacaktır. İhalesi
hazırlanmakta olan okulumuzun yaklaşık 350 öğrenci kapasiteli olması
beklenmektedir.
Kreş ve anaokulu geniş bir iç bahçe ile çocuklarımızın yaz-kış
bahçede oynamasına da olanak verecektir. ÇOMÜ Kreş ve Anaokulu bilgisayar
laboratuvarı, müzik salonu, sanat atölyeleri ve daha birçok yeniliği ile sadece
Çanakkale’de değil, tüm Türkiye’de örnek bir eğitim kuruluşu haline gelecektir.
Projenin ideal bitme süresi 1-1,5 yıldır.
BİİBF KÜTÜPHANESİ:
2 katlı, yaklaşık 2.000 metre kare kapalı alana sahip bağımsız bir kütüphane
olarak tasarlanan projenin Biga Belediyesi ortaklığıyla bitirilmesi
tasarlanmaktadır. Proje halen BİİBF’ne yakışmayan mevcut kitaplığı kütüphane
ölçeğine çıkarmayı ve Biga’daki öğrenilerimize çok geniş bir okuma salonu
oluşturmayı hedeflemektedir. Projenin ideal bitirilme süresi 1-1,5 yıldır.
ÇOMÜ KÜTÜPHANESİ EK BİNASI:
ÇOMÜ Kütüphanesi halihazırda ÇOMÜ’nün en büyük binalarından biri olmasına rağmen
daha şimdiden ihtiyaca istenen düzeyde yanıt verememektedir. Mevcut alanının
orta vadede 4-5 misli arttırılması gerekmektedir. Bu yolda önce mevcut binada
genişleme çalışmaları yapılacak, buna paralel olarak ek bina(lar) inşa
edilecektir. Bu şekilde Kütüphanemizin sadece ÇOMÜ öğrenci ve personeline değil,
tüm Çanakkale’ye ve Batı Marmara’ya hizmet vermesi hedeflenmektedir.
İKİNCİ KAPALI SPOR SALONU:
Halen Terzioğlu Yerleşkesi’nde bir adet kapalı spor salonumuz bulunmaktadır.
Ancak 15.000’i geçen yerleşke nüfusu tek salonu yetersiz hale getirmiştir. Bu
bağlamda ikinci salonun inşaatına kısa sürede başlanacaktır. Bu inşaatın 2012
yılında tamamlanması hedeflenmektedir. Salonun yanıbaşında Beden Eğitimi
Yüksekokulumuzun kullanabileceği bazı derslikler ve ofisler de bulunacaktır.
ÜNİVERSİTE STADI:
Üniversitemiz çok sayıda spor müsabakasına katıldığı gibi, ulusal ve
uluslararası pekçok spor faaliyetine de ev sahipliği yapmaktadır. Bu bağlamda
spor altyapısındaki açıkları kısa sürede gidermek bir zaruret halini almıştır.
ÇOMÜ Üniversite Stadı da atletizm ve futbol başta olmak üzere çeşitli spor
çalışmaları ve açık hava programları için gerekli görülmüştür. Proje 3-4 yıl
içinde hayata geçirilmeye çalışılacaktır. Projenin ön planlamaları yapılmış,
finansman talebinde bulunulmuştur.
BOTANİK PARKI & TEKNOLOJİ MÜZESİ:
Sadece ÇOMÜ’nün değil, tüm Çanakkale’nin ihtiyacı olan müze ve parkın
gerçekleşmesi halinde Çanakkale savaş alanlarına ve tarihi mekânlarına ek olarak
yeni bir gezi-öğrenme alanı daha kazanmış olacaktır.
YENİ TIP FAKÜLTESİ BİNASI:
ÇOMÜ Tıp Fakültesi halen başarıları ile kıyaslanamayacak kadar mutevazi bir
binada çalışmalarını sürdürmektedir. Son 6 ayda öğretim üyesi sayısı 100’ü aşan
okul mevcut binasına sığmakta zorluk çekmektedir. Bu nedenlerle Tıp Fakültesi
binasının yenilenmesi için gerekli projeler oluşturulmuştur. Ocak 2012 ayına
kadar ihale çalışmalarının tamamlanması ve 2012 içinde inşaatın başlanması
öngörülmektedir.
Kepez’de bulunan Tıp Fakültesi Uygulama ve Eğitim Hastanesi’nin
genişletilmesi projesi ise yerel bürokrasiden kaynaklanan nedenlerden dolayı
iptal edilmiştir ve yakın bir gelecekte bu yönde bir çalışma bulunmamaktadır.
TOKSİKOLOJİ MERKEZİ:
Toksikoloji (Zehir Bilimi) çeşitli disiplinlerin ürünü olarak her geçen gün tüm
dünyada önem kazanmaktadır. ÇOMÜ de bu alanda daha iddialı hale gelebilmek için
güçlü bir merkez oluşturmanın hazırlığı içindedir. Merkezin Terzioğlu Yerleşkesi
içinde olması beklenmektedir.
UYGULAMALI BİLİMLER BİNASI (BİGA VE ÇAN):
Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulması kararı 2011 Haziran ayında Bakanlar
Kurulu’nda kabul edilmiştir. Okulun altyapısı tamamlanmadan faaliyete geçmemesi
kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda okulun bazı bölümlerinin Biga’da, bazı
bölümlerinin ise Çan’da oluşturulması beklenmektedir. Bunun için finansman
talebinde bulunulmuşsa da, yerel finansman imkanları projeleri hızlandıracaktır.
ÇOMÜ KONGRE MERKEZİ:
Mevcut konferans salonları ÇOMÜ ve Çanakkale’nin ihtiyaçları düşünüldüğünde
yetersiz kalmaktadır. Bu çerçevede 2015 yılına kadar 4-5.000 kişilik büyük bir
salonu da içeren bir ÇOMÜ Kongre Merkezi inşaa edilmesi planlanmaktadır. Bu
doğrultuda mimari çalışmalar başlatılmıştır.
UZAKTAN ÖĞRETİM VE BİLGİ İŞLEM BİNASI:
Terzioğlu Yerleşkesi’nde düşünülmektedir. Yaklaşık 20.000 metrekarelik bir
kapalı alana sahip olacaktır.
İLETİŞİM FAKÜLTESİ BİNASI:
Haziran 2011 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan İletişim Fakültesi
ÇOMÜ’nün 10. fakültesidir. Fakülte binasının en az 8.000 metre karelik bir
kapalı alana sahip olması beklenmektedir. İletişim Fakültesi radyo ve teleizyon
uygulama birimleriyle de iddialı olacaktır.
YENİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİNALARI:
Mevcut Eğitim Fakültesi binaları inşaat kalitesi ve kullanım sorunları nedeniyle
ihtiyaca yanıt verememektedir. Normal şartlarda kullanım ömrünü çoktan
tamamlamış olan binaların yenilenmesi için finansman talep edilmiştir. Binaların
peyderpey yenilenmesi, yapılacak olan yeni binalara alınacak birimlerin
bulunduğu eski binaların ise yıkılarak yenilenmesi tasarlanmaktadır. Proje henüz
finansman onayı aşamasındadır.
MESLEK YÜKSEK OKULLARININ SOSYAL VE FEN BİLİMLERİ OLARAK
İKİYE BÖLÜNEREK YENİ BİNALARINDA HİZMET VERMELERİ:
Bu doğrultudaki Senato kararı YÖK’tedir. Uygun bulunması haline Çanakkale MYO
sosyal ve teknik alanlar olmak üzere iki ayrı okul haline gelecektir.
Çanakkale MYO Türkiye’nin en başarılı meslek yüksek
okullarından biri haline gelmiş olmasına rağmen ne yazık ki hakettiği mekân
olanaklarından yoksundur. Bunu giderebilmek için 2012 yılında ÇOMÜ’nün
önceliklerinden biri de mevcut binaların yenilenmesi ve genişletilmesi
olacaktır. Bu da milyonlarca liralık bir yatırımı gerektirmektedir. Söz konusu
inşaatın Terzioğlu Yerleşkesi’nde yapılması tasarlanmaktadır. Tamamlanmasından
sonra Çanakkale MYO’nun pekçok uygulama laboratuarı sorunu da aşılmış olacaktır.
UYGULAMALI BİLİMLER YÜKSEKOKULU GÖKÇEADA BİNASI VE GÖKÇEADA
MESLEK YÜKSEK OKULU BİNASI:
Gökçeada’da 2 ayrı okulumuz bulunmasına rağmen okullarımızın öğrenci kapasitesi
1.000’in altındadır. Ayrıca her iki okulumuzda kendi binalarında hizmet
verememektedir. Önümüzdeki yıldan itibaren yeni gelecek öğrencilerin mevcut
altyapıda okuyabilmeleri olası değildir. Bu nedenle her 2 okul için de müstakil
binaların inşa edilmesi gerekmektedir. Projesi hazır olan okulların yapımı için
önemli engellerin başında ise adada uygun bir yerin bulunamaması gelmektedir.
GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ VE YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU:
Yeni projeler geliştirilmesi ve yeni inşaatlar kadar eski projelerin
tamamlanması da önemlidir. Bu bağlamda 2010 yılında başlanmış olan ve 2012
yılında tamamlanması öngörülen ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) binası 2011
bitmeden tamamlanacaktır. Bu binaya Çanakkale’nin tiyatro için tasarlanmış ilk
ve tek salonu da eklenmiştir. Bu salonun tamamlanmasıyla birlikte Çanakkale’nin
Devlet Tiyatroları’nın düzenli turne illeri arasına girmesi de beklenmektedir.
ÇOMÜ GSF binası tek çatı altında en büyük GSF binalarından biri olacaktır.
Aynı şekilde Yabancı Diller Yüksekokulu ve Sağlık
Yüksekokulu’na ev sahipliği yapan bina da daha önceki dönemden inşaat olarak
devr alınarak başarıyla tamamlanmış ve hizmete açılmıştır. Binanın tefrişi de
başarıyla gerçekleştirilmiş ve ÇOMÜ’nün en modern eğitim binalarından biri
haline getirilmiştir.
MERKEZİ LABORATUAR:
Terzioğlu Yerleşkesi’nde inşa edilecektir. İhale aşaması sona ermiştir,
inşaatına başlanmıştır. İnşaatın tamamlanmasının ardından yüksek teknoloji ürünü
pek çok araç-gereç ile donatılacaktır. Proje DPT (yeni adıyla Kalkınma
Bakanlığı) tarafından desteklenmektedir.
BİNA GÜVENLİK, ESTETİK VE KONFORLARINDA İYİLEŞTİRME:
Yeni inşaatlar bir yandan devam ederken büyük onarım, binaların estetik açıdan
üniversite eğitimine uygun hale getirilmesi, çeşitli risklere karşı
güçlendirilmesi ve konforunda (ses, ısı yalıtımları vs.) de tam hız devam
etmektedir. Üniversite son 6 ayda bu alanda milyonlarca liralık yatırım
yapmıştır ve 2012’de de bu yatırımların 5 milyon liranın üzerinde olması
beklenmektedir.
SONUÇ: DAHA İYİ BİLİM, DAHA İYİ EĞİTİM
6 ay gibi kısa bir sürede pek çok Üniversite’ye nasip olmayacak
bir büyüme sürecini yaşayan Üniversitemizin en önemli başarısı eğitim-öğretim
kadrolarını öğrenci sayısındaki artıştan daha fazla arttırabilmek olmuştur. Aynı
performansı önümüzdeki 6 ay içinde de göstermeyi umuyoruz.
Bizler göreve geldiğimizde Üniversite’nin çok ciddi bir yatırım
açığı bulunmaktaydı. Hatta denebilir ki mevcut binalar kadar daha bina yapılsa
bu altyapı açığı ancak kapanabilirdi. Bir önceki rektörümüzün bu husustaki
gayretleri gerçekten takdire şayandır. Yeni dönemde de altyapı yatırım
açıklarını kapatabilmek için özel bir gayret göstereceğiz. Aynı bağlamda
bilgi-işlem altyapısını yenilemeye de devam edeceğiz. Fakat tüm bunları yaparken
kurumları binaların ve makinaların değil, insanların büyük yaptığının da
farkındayız. Üniversitemiz bu anlayış içerisinde personel ve öğrencilerini
sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en özgür üniversitelerinden birinde
yaşatmayı temel ilke edinmiştir. Yakın zamanlarda yaşanılan kılık-kıyafet,
görüntü, şekil gibi dünyanın en ilkel ayrımcılık kafasıyla uygulanan dayatmalar
ÇOMÜ’de artık mevcut değildir. ÇOMÜ yerleşkelerinin kapıları her türlü düşünce
ve inanca açıktır. Öğrencilerimizin ve personelimizin görünüşleri, görüşleri,
aile kökenleri, inançları, dilleri, cinsiyetleri ve diğer tüm bireysel
özellikleri onları bağlar, ÇOMÜ Yönetimi’nin ilgi ve yetki alanında değildir.
Şiddet ve hakaret içermediği sürece her türlü fikrin ifade edilmesi,
geliştirilmesi ve örgütlenmesi başta Türkiye Cumhuriyet yasalarınca, sonrasında
ise bizler tarafından güvence altına alınmıştır. Üniversitemiz bu hakların
savunulması ve korunmasında Türkiye standartlarını da yeterli bulmamakta,
evrensel değerlerde çıtanın çok daha yukarılarda olması gerektiğine
inanmaktadır.
Bu duygu ve düşünceler içinde daha özgür, daha gelişmiş, daha
üretken ve daha iyi bir ÇOMÜ için 2011-2012 eğitim-öğretim yılının tüm ülkemize
ve Çanakkalemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
|
KKTC
CUMHURBAŞKANI EROĞLU’NA
FAHRİ DOKTORA PAYESİ |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Senatosu kararıyla fahri doktora unvanı verilen
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na, düzenlenen
tören ile cüppe giydirildi ve fahri doktora beraatı verildi. “Dünden Bugüne
Kıbrıs Müzakereleri” konulu konferans veren Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Meydan
okuyanları çok gördük. Sonunda burunlarının sürtüldüğünü de gördük. Dolayısıyla
başkasına güvenerek yola çıkanların bir gün o destek altından gittikten sonra af
edersiniz kıç üstü yere oturduklarını da gördük” diyerek Rum kesimine mesaj
gönderdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, gün boyu sürdürdüğü
ziyaretlerin ardından ÇOMÜ tarafından kendisine fahri doktora payesi verilmesi
için Terzioğlu Kampüsü Troia Kültür Merkezi’nde düzenlenen törene katıldı.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı
Tuğamiral Hasan Doğan, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, ÇOMÜ
Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, bürokratlar, akademisyenler ve öğrencilerin
katıldığı tören Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş
Eroğlu’na Fahri Doktora Unvanı verilmesine ilişkin 7 Ekim 2011 tarihli Senato
Kararını okudu. Laçiner, “Gösterdiği siyasi mücadele ile Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin kurulması ve gelişimine yaptığı değerli katkılar, yaptığı siyasi
görevler ve KKTC içerisinde siyasi ortamın gelişimine yaptığı katkılar, 18 yıl
boyunca yürüttüğü başbakanlığı boyunca KKTC’nin ulusal ve uluslar arası alanda
güçlenmesine yaptığı katkılar, 18 Nisan 2010 tarihinden itibaren KKTC
Cumhurbaşkanı olarak Kıbrıs Adasında barışın ve istikrarın temini için yürüttüğü
mücadeleler sebebiyle KKTC Cumhurbaşkanımız Sayın Derviş Eroğlu’na Uluslar arası
İlişkiler Alanında Fahri Doktora Unvanı verilmesine oy birliği ile karar
verilmiştir” diye konuştu.
Ardından Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ile ÇOMÜ Rektörü
Prof. Dr. Sedat Laçiner, Fahri Doktora Cüppesini KKTC Cumhurbaşkanı Derviş
Eroğlu’na giydirdiler. Rektör Sedat Laçiner, Eroğlu’na, Fahri Doktora Beraati
ise Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Doğan tarafından
verildi. Fahri Doktora Unvanı nedeniyle hazırlanan plaket ise Çanakkale Belediye
Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan tarafından Eroğlu’na takdim edildi.
Fahri Doktora Unvanı töreninin ardından “Dünden Bugüne Kıbrıs
Müzakereleri” konulu konferans için kürsüye gelen KKTC Cumhurbaşkanı Derviş
Eroğlu, “Bugün çok heyecanlı bir gün yaşamaktayım. Tıp Fakültesinden mezun
olduğum gün diploma alırken bu kadar heyecanlanmamıştım. Bu doktora unvanı benim
hayatımın en anlamlı ödüllerinden birisidir. Çünkü şehitler diyarı Çanakkale’de
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğünün onayladığı bir doktora
payesini almış bulunuyorum. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
KKTC’de geçmişten bugüne kadar yaşanan süreci anlatan KKTC
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bugüne kadar yapılan görüşmeler ve ortaya çıkan
anlaşmaların hep Rum tarafından reddedildiğini, en son olarak da Annan Planının
%76 oy oranı ile reddedildiğini belirtti. Salondaki gençlere seslenen Eroğlu,
“Hayatınız boyunca belki Kıbrıs konusunu hep duyacaksınız. Temennim halledilmiş
bir Kıbrıs’tan bahsedilsin. Bir anlaşmayla sorun olmaktan çıkmış bir Kıbrıs
gündemimize gelsin. Ama ben siyasete girdiğimde Kıbrıs meselesi vardı. İnşallah
çocuklarım bu sorunu yaşamaz dedim. Daha sonra çocuklarım yaşamaya başlayınca
inşallah torunlarım yaşamaz dedim. Şimdi torunlarımın en küçüğü lise birde
okuyan öğrenci, en büyüğü avukat oldu. Onlarda yaşıyor. İnşallah siz meslek
hayatınızda Kıbrıs’ı ortadan kalmış bir sorun olarak gündeminize alırsınız”
dedi.
Halen devam eden müzakereler sonucunda anlaşmaya varılmaması
halinde, Rum’un şuan ortaya koyduğu tavrı devam ettirmeye çalışması halinde
KKTC’nin alternatifsiz olmadığının altını çizen Eroğlu, “Anavatanımız yanı
başımızda desteğimiz. Şuanda çatısı altında yaşadığımız Ay yıldızlı iki bayrağın
dalgalandığı bir Cumhuriyet, devletimiz vardır. Onun için Rum bizi hep
alternatifsiz zannederek müzakere masasından hep kaçmıştır. İnşallah aklı selim
galip gelir bu son şansı en iyi şekilde değerlendiririz. Çünkü ben başından beri
Avrupa Birliği ülkelerini uyandırmaya çalıştım. Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterliği’ndeki her konuşmamda şunu söyledim. Rumlar zamana oynuyor. Eğer şu
dolmakta olan (2011) yılın Mart ayına kadar Kıbrıs sorununu çözemezsek biliniz
ki Güneyde milletvekilliği seçimleri başlayacak, bu seneyi kaybedebiliriz dedim.
Mart’ta anlaşma yapamadık. Bu sene sonuna kadar zaman koyduk.
Eğer anlaşma olmazsa gelecek senenin ikinci yarısında Avrupa Birliği dönem
başkanı olacak. Sayın Başbakanın da, Sayın Dışişleri Bakanının da açıkladığı
gibi o zaman Avrupa Birliği ile ilgili görüşmeler dondurulacak. 2013’e
geçeceğiz. O zamanda Şubat ayında Güney’de Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Kim
Cumhurbaşkanı olacak, görüşmelere nasıl hazırlanacak, bana 6 ay izin verin
diyecen ,2013’ü de kaybedeceksin. Rum’un taktiği budur çünkü onun tuzu kuru.
Ekonomisi Yunanistan’dan sonra onunda kötü olmasına rağmen gene de bağımsız bir
devletti. Rusya’dan destek almaktadır, Fransa’nın desteğini yanında
hissetmektedir maalesef. Düşünün 700-800 nüfuslu küçük bir ülke Avrupa
Birliği’nin desteğini almaktadır ‘üyedir diyerekten. Rusya’nın Fransa’nın hatta
Çin’in desteği ile dünyaya meydan okumaya çalışmaktadır. Meydan okuyanları çok
gördük. Sonunda burunlarının sürtüldüğünü de gördük. Dolayısıyla başkasına
güvenerek yola çıkanların bir gün o destek altından gittikten sonra af edersiniz
kıç üstü yere oturduklarını da gördük. Dolayısıyla aklı selim ile hareket
ederlerse Kıbrıs’ta yaşayabilir, kalıcı bir anlaşmaya varabiliriz. Bizim
temennimiz budur. Olmazsa da açıkta değiliz” diye konuştu.
|
Arınç ÇOMÜ’den
bölücelere seslendi:
“GELİN ÇANAKKALE’Yİ GÖRÜN” |
Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) 2011-2012 Akademik Yılın
Açılış törenine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ta katılınca Olagan Üstü Hal
Uygulaması yapıldı. Törende konuşan Bülent Arınç, bölücü terör örgütü
mensuplarına “Gelin Çanakkale’yi görün” çağrısı yaptı.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Çanakkale programının öğleden
sonraki bölümünde ÇOMÜ’de düzenlenen 2011-2012 Akademik Yıl açılış törenine
katıldı. Tören öncesinde Çanakkale Emniyet Müdürlüğüne bağlı güçler ile ÇOMÜ’de
görevli Özel Güvenlik Görevlileri, törenin gerçekleşeceği Terzioğlu
Kampüsü’ndeki Troia Kültür Merkezi çevresinde adeta OHAL uygulaması yaptı.
Toplantı Salonunun yakınına bariyerler kuruldu. Toplantı Salonuna giden yolda
görev alan özel güvenlikçiler, töreni izlemeye gelen öğrencilerden sadece
önceden isimleri belirlenmiş olanları içeriye aldı. Diğer öğrenciler salonda yer
bulunmadığı gerekçesiyle içeri alınmadı. İçeriye alınan öğrencilerin üzerleri ve
çantaları ise didik didik arandı.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çanakkale Valisi Güngör Azim
Tuna, AK Parti Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ile İsmail Kaşdemir, CHP
Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür
Gökhan, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ile akademisyenler ile öğrencilerin
katıldığı Akademik Yıl Açılış Töreni Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
Türk Müziği dinletisinin ardından Üniversitenin tanıtım filmi gösterildi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, törende yaptığı konuşmada, Onsekiz Mart
Üniversitesi’nin, şehit kanları ile yoğrulmuş aziz vatanımızın en değerli
hazinelerinden birisi olduğunu belirterek, “Çünkü bu üniversite, burada
kahramanlık destanı yazan nice isimsiz kahramanın bizlere bıraktığı o eşsiz
Çanakkale Ruhunu taşıyacak, bu doğrultuda gençler yetiştirecek ve bunu da
gelecek nesillere aktaracak örnek bir eğitim yuvamız olacaktır” dedi.
Son 15 günde Bursa Uludağ, Manisa Celal Bayar, Erzurum-Atatürk
Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversiteleri’nin açılışlarına
katıldığını belirten Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, en doğusundan en
batısına, bütün üniversitelerin bir bayram yeri gibi coşkulu, bir harman yerinin
bereketi, , bir bahar mevsiminin güzelliği gibi bir ortama sahip olduğunu
söyledi. Bu açılışlarda, özgürlüğün ve demokrasinin üniversite kampusunun;
bahçesinden, koridorlarına, sınıflarından idare binalarına kadar hemen her
yerine yerleştiğini memnuniyetle gördüğünü belirtti.
Kendileri Şırnak’ta, Hakkari’de üniversiteler kurarken, ‘Bu
üniversitelere ne hoca ne de öğrenci gelir’ diyenlerin olduğunu, ancak bu
kişilerin bugün itibariyle mahçup duruma düştüğünü ifade eden Arınç, “Bugün
üniversitelerimiz gençlerimizle doldu, İstanbul’dan, Ankara’dan hatta
yurtdışından idealist hocalar büyük bir sorumlulukla bu üniversitelerimize
geldiler, öğrencilerini hocasız bırakmadılar. Bundan sonraki hedefimiz, bu
üniversitelerimizi İngiltere ve Amerika’daki üniversiteler ile rekabet
edebilecek seviyeye taşımak olacaktır.
Dünyanın en kadim ve en saygın medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, insanlığın
ortak medeniyet mirasına bir çok katkısı olmuş bu coğrafyanın insanın hedefi de
Harvard ve Oxford gibi seçkin üniversiteler ile rekabet edebilmek olmalıdır.
Bütün bunları el birliği ile yapacağız” diye konuştu.
YANIBAŞIMIZDAKİ DİKTATÖRLÜKLER BİR BİR ÇÖKTÜ
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bugün bütün dünyanın gündeminde artık
Türkiye’nin olduğuna dikkat çekip, “Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine
hemen her ülke ve millet, ülkemizin göstermiş olduğu başarıları gıpta ile
izliyor. Yanı başımızdaki diktatörlükler bir bir çöktü. Yıllardır istekleri
bastırılan, özgürlükleri kısıtlanan halkların umudu Türkiye oldu.
Ülkemiz her açıdan bir diriliş mevsimi yaşıyor” dedi.
BÖLÜCÜLERE; ‘GELİN ÇANAKKALE’Yİ GÖRÜN’
Önümüzde ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bazı tarihi dönüm noktaları
olduğunu hatırlatan Bülent Arınç, “Yeni Anayasa hazırlığı ve Terörün
sonlandırılması konusunda köklü adımlar atıyoruz. İnşallah bu dönemeçleri de
başarıyla aşacağız. Var gücümüzle Türkiye’nin hak ettiği güce, saygınlığa
ulaşması, refah ve huzur içinde büyümesi için çaba sarf ediyoruz.
Ancak birileri Türkiye’nin bu büyümesini terörü körükleyerek durdurmak istiyor.
Maalesef ülkemizden de birileri buna figüranlık yapmak için, elinden geleni
yapıyor.
Ellerine bomba tutuşturulan caniler, namluyu sivillere doğrultan korkaklar,
sabah namaza giden hocayı arkasından vuran alçaklar, bir çocuğa bir harf
öğretmek için yollara düşen öğretmene tuzak kuran zavallılar, askere-polise
silah tutan hainler bu büyük milleti akıllarınca bölmeyi planlıyorlar. Ama bunu
başaramayacaklar.
Şehirleri yakarak, sokakları yağmalayarak, insanları öldürerek, özgürlük
naraları atanlar ve onlara alkış tutanlar, gelin ve Çanakkale’yi görün. Neden bu
milleti bölmeyi, kardeşler arasında kin tohumları yeşertmeyi başaramayacağınızı
bu şehirde gördükleriniz size herkesten daha iyi anlatacaktır. Burada,
Diyarbakır’ın Bismil’inden Bayram oğlu Cemal’in, Seydişehirli Ali oğlu
Abdullah’ın, Bigalı Mustafa oğlu Ahmet’in, Sürmeneli Ömer oğlu Arslan’ın, Liceli
Ali oğlu Tahir’in bir birinin koynunda sıradağlar gibi yattığı, canlarını siper
ederek koruduğu, kanlarıyla suladığı bu mübarek toraklara kin ve ayrılık
tohumunu ekmenin imkansız olduğunu göreceksiniz.
Yukarıda isimlerini saydığım bu şehitlerimiz burada kucak kucağa yattığı
müddetçe, dün Çanakkale Savaşında olduğu gibi bugün de milletimizin birliği ve
beraberliğini yok etmeye yönelik saldırılar, O mübarek şehitlerimizin ruhuna
çarpıp neticesiz kalacaktır” diye konuştu.
Gençlere seslenen Bülent Arınç, Çanakkale Ruhunu yeniden
kazanmak için önlerinde önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “4 yıl sonra 2015
yılında Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılını idrak edeceğiz. Biraz önce
bahsettiğim o muazzez Çanakkale Ruhu’nu yeniden kazanmak ve tüm Türkiye’ye
yaymak için çok büyük bir fırsat var önümüzde. Bir devrin batıp, yeni bir devrin
açıldığı bu yerde, sizlerin iyi birer bilim insanı olmanız ülkemiz için son
derece önemli olacaktır. Bu güzel topraklara yapılabilecek en güzel yatırım da
bence Üniversitemiz olmuştur. Büyük Şair Mehmet Akif’in o mükemmel destanında
ifade ettiği “Kabe’yi şehitlerimizin başına mezar taşı olarak dikemeyiz” ama
sayın rektörümüzün de ifade ettiği gibi Üniversitemizi dünya çapında bir marka
haline getirdiğimizde, mezar taşı bile bulunamayan isimsiz kahramanlarımız eşsiz
bir nişana kavuşmuş olacaklardır” dedi.
Akademisyenlere de seslenen Arınç, “Büyük emeklerle bugüne
getirdiğiniz bu güzel üniversite için sizlere teşekkür ediyor, kuruluşundan
bugüne emeği geçen tüm rektörlerimizi hocalarımızı öğretim üyelerimizi,
okutmanlarımızı da saygı ile anıyorum.
Sizler her zaman ve her ortamda büyük fedakârlıklar da bulunuyorsunuz. Hiçbir
maddi karşılık gözetmeden, geçlerimizin eğitimi için elinizden geleni
yaptığınızı biliyorum. Aldığınız ücretlerin yetersizliği, çalışma koşullarınızın
zorluğunun da bilincindeyim. Bu konuda ciddi çalışmaların yapılması gerektiğine
de inanıyorum.
Sizler, hiçbir kaygı, hiçbir korku, hiçbir endişe taşımadan görüşlerinizi ifade
edebilmeli, özgür bir üniversite ortamı oluşturmak için çaba göstermelisiniz”
dedi.
Üniversitenin, evrensel değerlerin beşiği olduğunu da söyleyen
Arınç, “Onun için eleştirel düşünceyi, eleştirel aklı üniversitelerde hakim
kılmak için sorumluluk ve yetki sizdedir.
Üniversiteler, her türlü siyasi müdahaleden, devletin, hükümetin
müdahalelerinden uzak olmalıdır. Ancak üniversitelerimizde, aynı şekilde
zihinler de bağımsız olmalı, üniversitenin her bir ferdi, her bir öğrencisi,
öğretim elemanı bu bağımsızlıktan kaynaklanan özgür düşünceyi serbestçe ifade
edebilmelidir. Biz, üniversiteyi, toplumsal gelişmenin, ilerlemenin, büyümenin
en önemli, öncüsü olarak görmek istiyoruz. Üniversitelerimizde, milletimizin
değerler sistemini yıkan, toplumsal dinamikleri zayıflatan, kuşak çatışmalarına,
sınıf çatışmalarına yol açan, sosyal dokuyu ayrıştıran bir anlayışı değil,
kimliğimizle birlikte evrensel değerlerde buluşan bir uygarlık inşa edilmesini
arzuluyoruz” dedi.
Törenin sonunda ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç’a Troia’da bulunan 12. yüzyıla ait o döneme ait tek
yazılı belge olan mührü dizayn edildiği plaketi ve üniversite atölyelerinde
hazırlanan Troia motifli seramik tabak hediye etti.
Daha çoğulcu ve daha farklı bir üniversite oluşturma bağlamında
yabancı öğrencilere kapılarını sonuna kadar açan Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi bu yıl farklı ülkelerden çok sayıda yabancı öğrencinin tercihi
olurken, öğrencilerin büyük bir bölümü Fen Edebiyat Fakültesi’ni tercih etti.
Fen Edebiyat Fakültesi Basın Koordinatörlüğünün yabancı uyruklu
öğrencilerle yaptığı röportajda öğrencilerin üniversite ve kenti çok sevdikleri,
ancak, kampüsteki sosyal yaşam olanaklarının az oluşundan yakındıkları görüldü.
İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Nijeryalı Hassan
Kyarimi Karasuwa, Çanakkale’yi ve üniversiteyi çok sevdiğini, mezun olduktan
sonra Çanakkale’de kalıp, yüksek lisans yapacağını söyledi. Yine Nijerya’dan
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesine İngiliz Dili ve Edebiyatı okumak için
gelen İbrahim İdris Yerima ise, Türk insanını çok sıcakkanlı bulduğunu Türk
öğrencilerle uyum sağlamakta zorluk çekmediğini ifade etti. Türkmenistan’dan
Sosyoloji okumak için Çanakkale’yi tercih eden Türkmen öğrenci Nurmyrat
Jumalakov ise, “Gönlüm Çanakkale’de ve üniversitede kalmayı çok istiyor”dedi.
Bulgaristan uyruklu olan Nevin Taşdemir, üniversitede kampüs yaşamının zayıf
olduğunu belirtti. Türkmenistan’dan Coğrafya okumak için Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesini tercih eden Kamila Nazarova ise, “böyle güzel bir üniversitede
okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum” dedi. Türkmenistan uyruklu Ahmet
Gılıçmıradov, yerleşkede yabancı öğrencilere yönelik etkinlikler yapılmasını
istedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Yabancı Diller
Yüksekokulu (YADYO) Oryantasyon Toplantısı Troia Kültür Merkezi'nde yapıldı.
Toplantıda yabancı dilin önemine değinen Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner,
"İngilizce konuşmayan Üniversite olamaz. İngilizce bilmeyen bir biyolog, bir
arkeolog hiçbir işe yaramaz" diyerek öğrencilere öğütler verdi.
Hazırlık sınıflarının ve İngilizce eğitiminin Üniversite
açısından oldukça dikkate alındığına değinen Rektör Laçiner, öğrencilere
yabancıl dilin önemini şu sözlerle anlattı: "İngilizce bilmezseniz,
üniversiteden aldığınız eğitimi kullanma imkanı olmayacaktır. Özellikle
uluslararası İlişkiler okuyan öğrencilere sesleniyorum. Eğer İngilizce
öğrenmeden üniversiteden mezun olduysanız, diplomanızı yırtabilirsiniz.
Unutmayın, dil öğrenmek bireysel bir iştir. Kişisel çaba ile gelişir. Ne olursa
olsun İngilizce öğrenmediyseniz bunun bir tane sorumlusu var o da sizsiniz.
Bundan dolayı zarar görecek de bir kişi varsa o da sizsiniz."
İNGİLİZCE KONUŞAMAYAN ÜNİVERSİTE OLMAZ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin öncelikli olarak
Yabancı Diller Yüksekokulu'ndan gelen taleplere ne olursa olsun cevap vermeye
çalıştığını ifade eden Rektör Laçiner, "Bu okul başlı başına bir hazırlık okulu
olacak. İngilizce konuşamayan Üniversite olamaz. Öğrencisi İngilizce bilmeyen
üniversiteye, Üniversite demezler. Asıl kaygımız şu: 'Sizler Türkiye'yi
kurtaracak insanlarsınız. Ama donanımlı olamazsanız hiçbir işe yaramazsınız.
İngilizce bilmeyen bir biyolog, bir arkeolog hiçbir işe yaramaz. İşte bu hedef
gerçekleştiğinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bir dünya üniversitesi
olacak. Bunun için gerekli zeka, imkanlar ve her şey var. Sadece ve sadece
motivasyona, özgüvene ihtiyacınız var. Kendinize önem verin ve şu işi bu yıl
halledin" dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner, LYS sonuçları dikkate alındığında üniversitenin başarılı bir
performans sergilediğini bildirdi.
Laçiner, LYS yerleştirme sonuçları ile ilgili yaptığı
açıklamada, geçmiş yıllardan farklı olarak Üniversite kontenjanlarının tamamına
yakınının dolduğunu belirtti.
Öğrencilerin ÇOMÜ'ye gösterdiği yoğun ilginin kendilerini
sevindirdirdiğini, ilçelerdeki meslek yüksek okullarından bir iki istisna bölüm
hariç kontenjanlarının tam olarak dolduğunu kaydeden Laçiner, "Çanakkale Meslek
Yüksekokulu, Çanakkale Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Biga, Çan,
Ezine, Gelibolu ve Gökçeada meslek yüksek okullarımızda bir tane dahi boş
kontenjanımız bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.
Ayvacık'ta 9, Bayramiç'te 23, Ezine'de 4, Lapseki'de 22 ve
Yenice'de ise 12 kontenjanın boş kaldığını dile getiren Laçiner, bunların da ek
kontenjanlarla dolacağını bildirdi.
Eksik kalan bölümler üzerine çalışmaların devam ettiğini,
gelecek yıl bu bölümlerin cazip hale getirilmesi ve yeni bölümler açılması için
çalışmaların başlatıldığını vurgulayan Laçiner, şu bilgileri verdi:
"Fakültelerimizde ise sadece biyoloji ikinci öğretim, fizik ve
su ürünleri bölümlerimizde eksik kontenjan bulunmaktadır. Bu bölümlerdeki sorun
tüm Türkiye'de, büyükşehirlerdeki üniversitelerde dahi bulunmaktadır. Bu nedenle
YÖK ve diğer üniversiteler gibi bizler de bu bölümlerimizi cazip hale getirecek,
içerik ve isim değişiklikleri üzerinde çalışmalarımızı hızlandıracağız. Fakat
genel olarak ÇOMÜ'nün bu yıl kontenjan doldurmak gibi bir sorunu yok.
Fakültelerimizin bazılarında puan düşmeleri var gibi görünse de
(tıp gibi), bu puan düşmesi neredeyse tüm üniversitelerde yaşanmıştır. Bunun
nedeni yeni açılan bölümler, üniversiteler ve öğrencilerin başarı durumlarındaki
değişmelerdir. Genel olarak bakıldığında üniversitemiz bölümlerinin ortalamanın
üzerinde başarı gösterdikleri, pek çok bölümümüzün ilk 20'de yer aldığı, bazı
bölümlerimizin ise ilk 30'da bulunduğu görülmektedir. Üniversite sayısının 170'e
dayandığı düşünüldüğünde, ÇOMÜ'nün Yükselen bir grafik izlediği görülmektedir.
Uzun vadede hedef ise şüphesiz, önce ilk 10'a, ardından da daha yüksek sıralara
yükselmektir. "
Sedat Laçiner, başarılı öğrencilerin ÇOMÜ'ye olan ilgisinde de
gözle görülür bir artış yaşandığını, ilk 1000'e giren 11 öğrencinin ÇOMÜ Eğitim
Fakültesi'ni tercih ettiğini, bunun büyük bir başarı olduğunu vurguladı.
En iyi öğrencilerin de ÇOMÜ'ye çekilebildiğini, bu yıl kurulan
çok sayıda Üniversite ve bölüme rağmen, üniversitenin gösterdiği bu başarının
şaşırtıcı ve sevindirici olduğuna işaret eden Laçiner, "Bundan sonra bize düşen
Çanakkale'ye başarı ile getirdiğimiz öğrencileri burada tutabilmektir. Çünkü
Çanakkale'nin en önemli sorunu geleni burada tutamamaktır. Geçtiğimiz yıl
ÇOMÜ'de öğrenime başlayan binlerce kişinin birkaç ay içinde fikir değiştirerek,
geri dönmesi bu açıdan düşündürücüdür. Göreceksiniz bu konuda alınan tedbirler
etkisini gösterecek ve daha iyi eğitim ve daha iyi bilim konusundaki yatırımlar
sayesinde öğrencilerimiz Çanakkale'de öğrenim hayatlarının sonuna kadar
kalacaklardır" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner “Çanakkale’de 2. Üniversite” tartışmaları hakkında bir açıklama
yaptı.
Çanakkale’de ÇOMÜ dışında yeni üniversiteler kurulmasını en çok
destekleyen ve bu konudaki görüşlerini kamuoyunda sıklıkla dile getiren bir kişi
olarak kendisinin ve kurum olarak ÇOMÜ’nün yeni bir üniversiteye karşı olmasının
düşünülemeyeceğini belirten Prof. Dr. Laçiner, ancak yeni üniversite konusunun
kişisel çekişmelerde istismar edilmesinin düşündürücü olduğunu ifade etti.
Prof. Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görevden alınmış eski bir Vakıf yöneticisi geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu
bir basın açıklamasında ‘Hüseyin Akif Terzioğlu Üniversitesi’ projelerinin
olduğunu belirterek, merhum Hüseyin Akif Terzioğlu’nun adını ilelebet
yaşatacaklarını vurgulamıştır. Aynı kişi Çanakkale’ye ikinci bir üniversite
kurmayı planladıklarını ve üniversite kuruluşunun 3’te 1’ini vakıf olarak
karşılayabilme olanaklarının olduğunu söyleyerek, iş adamlarına seslenmiştir.
Çanakkale’de devlet veya vakıf ikinci hatta üçüncü üniversitenin kurulması ÇOMÜ
olarak bizleri sevindirir ve işlerimizi kolaylaştırır. Ancak bu konunun Vakıf’ta
yaşanan iç çekişmelerde istismar edilmesi bizleri ve Çanakkale eğitim dünyasını
rahatsız etmektedir.
Öncelikle Hüseyin Akif Terzioğlu isminin sonsuza kadar nasıl yaşatılacağını
kendisi, kurmuş olduğu Vakıf, arkasında bıraktığı vasiyetname ve Vakıf Senedi
ile belirlemiştir. Vakıf Senedi’nin 16. Maddesinde ise “Kurulması için arsa
bağışında bulunduğum Üniversite veya Yüksekokul Vakfın gelirinden her sene % 20
nispetinde istifade edecektir” denmektedir. Bu madde açıkça göstermektedir ki
Hüseyin Akif Terzioğlu’nun bir üniversitesi vardır ve o üniversite Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi’dir. Bundan sonra kurulacak olan ikinci veya üçüncü
üniversiteler Hüseyin Akif Terzioğlu’nun değil, ondan sonra gelenlerin arzusu
olacaktır.
Buna rağmen bizler Çanakkale’de bir vakıf üniversitesinin kurulmasını teşvik
eder ve destekleriz. Lakin “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”. Vakıf
gelirleri ile ikinci Üniversite kurma önerisini ortaya atanların geçmişte mevcut
üniversiteye ne gibi bir katkıda bulundukları, gelecekte yeni bir üniversiteye
herhangi bir katkıda bulunup bulunmayacakları konusunda bizlere fikir
verecektir. Ne yazık ki ÇOMÜ, Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı’ndan hak ettiği
destek ve katkıyı bugüne kadar görememiştir ve bunun da en önemli sorumlusu eski
Vakıf yöneticileridir. Vakıf, Üniversitemiz açısından kötü yönetilmiştir, 16.
Madde’de açıkça ifade edilen % 20’lik payı dahi kendisinden kaçırılmıştır. Vakıf
eski yöneticiler döneminde ÇOMÜ’ye yok sayılabilecek bir mertebede maddi katkı
sağlamıştır. Yaklaşık 20 yıllık süre içerisinde Vakfın Üniversitemize verdiği
katkı Üniversitemizin tek bir yıllık bütçesinin 250’de birine bile denk
gelmemektedir. Bu rakam ile Üniversitemizde donanımlı bir tek sınıfı tamamlamak
dahi zordur. Kısacası Üniversitemiz Vakıf’tan beklediği yasal ve ahlaki katkıyı
bugüne kadar görememiştir.”
Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner ÇOMÜ’nün Çanakkale şehrinden de istenilen katkıyı
bir türlü elde edemediğini belirtti:
“Ne yazık ki bu konuda da beklentilerin çok gerisindeyiz. Bolu, Muğla, Kayseri
gibi iller üniversitelerine sahip çıkarken Çanakkale kenti Üniversite’nin bir
tek fakültesini dahi yapmış değildir. Bu da bizler için üzüntü vericidir”.
Prof. Dr. Laçiner mevcut üniversitenin ihtiyaçları ortada iken vakıf kaynakları
ile bir vakıf üniversitesi kurulmasının tam anlamıyla bir israf olacağını,
ayrıca iddia sahiplerinin geçmiş karnelerinin de bu iddialarını ciddiye almayı
güçleştirdiğini ifade etti.
Laçiner sözlerini şöyle tamamladı:
“Eğer Hüseyin Akif Terzioğlu ismini ilelebet yaşatmak isteyen biri varsa O’nun
üniversitesi buradadır. Gelsin buyursun ÇOMÜ’ye her türlü katkıyı sağlasın. Eğer
bu kişilerin maksatları Çanakkale’de Üniversite’nin büyümesi ise, mevcudun
ihtiyaçları dağlar kadardır. Bu ihtiyaçlar dururken gidip hali vakti yerinde
kişiler için bir paralı üniversite kurmanın anlamı yoktur.”
Üniversitemiz Dardanos Yerleşkesinde Ziraat Fakültesi Uygulama
Alanı olarak ayrılan kısımda kurulan meyve koleksiyon-adaptasyon bahçeleri ve
bağ alanları ile ilgili Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Kaynaş'ın
görüşlerini aldık.
Kaynaş; tesisine 2002-2003 yıllarında Ulusal ve Uluslararası
kurumlardan temin edilen çok değerli bitkisel materyaller ile oluşturulan
parsellerde başlanılan bahçeye, 2004 ve 2005 yıllarında yeni çeşitlerde
eklendiğini, dikimlerden hemen sonra türler ve çeşitler esas alınarak çeşitli
introdüksiyon ve adaptasyon denemelerine başlandığını belirtti.
Prof. Dr. Kenan Kaynaş, bu çalışmaların amacının farklı
türlerde yeni ıslah edilen, iç ve dış pazarlarda talep gören çeşitlerin
Çanakkale koşullarında performanslarını saptamak ve bu çeşitleri yöre
üreticilerine tanıtmak, yerinde demonstrasyon yapma olduğunu vurguladı.
“Bitkisel üretimin her dalında olduğu gibi meyve
yetiştiriciliğinde de arz ve talepler doğrultusunda her geçen gün yeni
yetiştirme teknikleri ve çeşitler ortaya çıkmaktadır. Tüketiciler yıllarca
üretimi yapılan Starking, Golden gibi elma çeşitlerinin yanında daha ekşi, meyve
eti daha sert, kabuğu daha ince meyve çeşitleri talep edebiliyor, endüstriye
hammadde olan ürünlerde meyve büyüklüğü, şeker ya da asitlik oranları, renk gibi
parametreler ön plana çıkıyor bunun yanında üreticiler kimi hastalık ve
zararlılara daha dayanıklı, bölgedeki iklim koşullarına göre donlardan ya da
yüksek sıcaklıklardan zarar görmeyen, tür ve çeşitlere yönelmek istiyor”.
Dardanos yerleşkesinde tesis edilen bu bahçelerde bölgemizde
yetiştiriciliği yapılan bir çok tür ve bunların farklı çeşitlerin bulunduğunu
belirten Prof. Dr. Kaynaş bu türler hakkında kısa bilgiler verdi;
“Trabzon Hurması meyve türünde başlangıçta 12 adet, 2004 ve
2005 yıllarında Japonya ve İtalya’dan getirilen 14 adet olmak üzere toplam 26
çeşit bulunmaktadır. Dalında olgunlaşan, çekirdeksiz, meyve eti kahverenkli olan
farklı ümitvar çeşitler Çanakkale ve Türkiye tarımına kazandırılmıştır. Kayısı
adaptasyon bahçesinde yerli ve yabancı çeşitlerden oluşan toplam 57 çeşit
içerisinde erkenci, orta mevsim ve geçici sofralık kayısı çeşitleri yanında
kurutmalık çeşitlerde yer almaktadır. Bu kapsamda özellikle Çanakkale yöresinde
erkenci ancak ilkbahar geç donlarından zarar görmeyen çeşitler seçilmiştir. Bu
çeşitlerin depolama ve Pazar araştırmaları da yapılarak üreticilere tavsiye
edilmiştir. Bu parselde denemeleri tamamlanmış olan Roxana, Ante, Paviot, Canino
Bebeco gibi çeşitlerin bölgede yüksek verim ve kaliteye ulaştıkları sonucunda
önder üreticilere aşı kalemleri verilmiş ve örnek bahçe tesisinde teknik destek
sağlanmıştır. Şeftali ve Nektarin bahçelerinde daha önce farklı araştırma
kurumlarında denemeleri yapılmış ve Marmara Bölgesi için önerilen yeni toplam 10
çeşit ile adaptasyon bahçesi kurulmuştur. Ayrıca yöreye özgü Beyaz Tüysüz
Şeftali ıslahı çalışmaları sonucunda bu parsel içinde seçilen 10 tiple yeni bir
parsel oluşturulmuş, bu tipin Coğrafi İşaret Tescili aşaması tamamlanmış olup,
çeşitli tescil çalışmaları devam etmektedir.
Erik çeşitleri adaptasyon bahçesinde farklı anaçlar üzerine
aşılı Papaz, Can eriği gibi çeşitler yanında Avrupa eriklerinden Stanley,
Formoza ve Wickson çeşitleri ve Japon erikleri grubundan Angelona, Friar ve
October erik çeşitleri denemeye alınmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar
sonunda Çanakkale yöresinde özellikle Lapseki ve Bayramiç ilçelerinde Angelona
ve October çeşitlerinin yaygın yetiştiriciliği başlamıştır. Üretim bazında
Fakültemizin yaptığı bu öncülük bu çeşitlerin depolanmalarında farklı teknikler
kullanılarak meyvelerin 4 ay kadar depolanmaları sonucu da yöredeki depoculara
aktarılmış ve mevsim dışı tüketime sunulması ile yüksek fiyattan üreticilerin
yararlanılması gerçekleştirilmiştir.
Diğer türlerde olduğu gibi yine 5 ‘er adet ağaçtan oluşan
toplam 6 yeni armut çeşidinin yöre tarımına tanıtılması amacıyla oluşturulan
armut adaptasyon bahçesinde Coshia, Santa Maria, Margarito, Williams, Ankara ve
Deveci armut çeşitleri yer almıştır. Armudun gen merkezlerinden biri olan
Çanakkale Kazdağları’nda bu yeni çeşitlerin verim ve kalite yönünden
performansları saptanmıştır. Arzu eden önder üreticilere bu çeşitlerden aşı
kalemleri verilerek armut yetiştiriciliği teşvik edilmeye çalışılmaktadır.
Elma kolleksiyon bahçesinde tam bodur (M9) ve yarı bodur (M
106) anaçları üzerine aşılı 12 elma çeşidinin bölgeye adaptasyonu incelenmiş
anaçlar arasındaki farklılığın yöredeki sonuçları görülmüştür. Bunun sonucu
olarak Granny Smith, Fuji ve Gala gibi elma çeşitlerinin üretiminde Çanakkale
ili çok önemli bir noktaya taşınmıştır. Aynı zamanda özellikle elma depolayan ve
işleyen tesislerin yoğun olduğu Çanakkale ilinde bu elma çeşitlerinin depolanma
kalitesini artırmak amacıyla değişik depolama yöntemleri ve uygulamaları da
yapılarak kalite kaybı olmaksızın uzun süre depolanmaları pratiğe aktarılmıştır.
Kiraz adaptasyon ve introdüksiyon parseline farklı anaçlar
üzerine aşılı özellikle dış pazarlarda yüksek talep gören Bing, 0900 Ziraat,
Lambert, Van, Vista, Starks Gold, Merton Late olmak üzere 8 çeşit denemeye
alınmıştır. Bu çeşitler tam bodur Gisela 5, SL-64, yarı bodur Gisela 6 ve Kuş
kirazı üzerine aşılanarak denemeye alınmış ve çeşit bazında en uygun anaç çeşit
kombinasyonları saptanmıştır.
Nar koleksiyon bahçesinde Türkiye’de farklı kuruluşlarca ıslah
edilen ve yerli çeşitlerden oluşan 23 çeşit nar bulunmaktadır. Ulusal ve
uluslararası kuruluşlardan temin edilen toplam 30 çeşit ile kurulan zeytin
koleksiyon bahçesinde sofralık ve yağlık çeşitler yer almaktadır. Badem denem
parselinde halen seleksiyon ıslah aşamasında olan tipler denemeye alınmıştır. Bu
denemeler sonucunda bugüne kadar elde edilen bulgular ışığında bölgeye uygun
Badem tiplerinin aşı kalemleri önder üreticiler ve fidancılara dağıtılarak
yörede uygun alanlarda badem yetiştiriciliğinin tekrar canlandırılmasına
çalışılmaktadır.
Bağcılıkta ise farklı Amerikan asma ançları üzerine aşılı
sofralık üzüm çeşitleri denenmektedir. Bu araştırmalarda Yalova İncisi, Cardinal,
Yalova Çekirdeksizi, Amasya, Ata Sarısı, Italia, Beyaz Kozak ve Müşküle gibi
yerli ve yabancı yüksek kaliteli çeşitler farklı terbiye sistemleri ile
yetiştirilerek verim ve kalite performansları saptanmaya çalışılmaktadır.
Ayrıca birçok çeşitler ile yapılan depolama çalışmaları
sonuçları Çanakkale ilinde faaliyet gösteren pazarlama şirketleri ile
paylaşılmıştır”.
Prof. Dr. Kaynaş; diğer yandan bu parseller Bahçe Bitkileri
Bölümünde teorik olarak yapılan lisans ve lisansüstü eğitimlerin, staj
eğitiminin uygulama alanı olarak kullanıldığını, bahçe tesisinden hemen sonra
fidan gelişimi, fenolojik ve pomolojik araştırmalara başlandığını ve bu
çalışmaların tür bazında Dekanlık, Tarım Bakanlığı ve diğer kurumlardan sağlanan
desteklerle araştırma projelerine dönüştürüldüğünü belirtti;
“Bu projelerin bir kısmı tamamlanmış bir kısmı devam
etmektedir. Bu çalışmalar kapsamında Trabzon Hurması, Elma, Armut, Kiraz,
Şeftali, Nektarin, Erik, İncir, Nar, Kayısı, Badem, zeytin, Sofralık ve Şaraplık
Üzüm çeşitleri ile kurulan parsellerde, çeşit adaptasyonu, introdüksiyonu
dışında farklı anaç kullanılması, budama – terbiye sistemleri, kültürel
işlemlerin uygulanmasına yönelik araştırma programları da yürürlüğe konmuştur”.
Prof. Dr. Kaynaş sözlerini; “Dardanos Yerleşkesinde bulunan bu
bahçelerde mümkün olduğunca kimyasal gübre ve kimyasal ilaçlardan kaçınılarak
doğal bir yetiştiricilik felsefesi benimsenmiş olup yüksek gelir yüksek kar
amacı güdülmemiştir. Eğitim ve araştırma daima ön planda tutulmaktadır. Eğitim
uygulamaları nedeniyle öğrencilerin beceri kazanması ve bilgi sahibi olması ve
üretimde sürekliliğin sağlanması temel amaçlardandır” diyerek bitirdi.
Haber: Ziraat Fakültesi Basın Birimi-
Yrd. Doç. Dr. Canan Öztokat Kuzucu,
Uzman S. Ahmet Becan
|
İLETİŞİM
FAKÜLTESİ ÇOMÜ’NÜN
PRESTİJ FAKÜLTELERİNDEN OLACAK |
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner Bakanlar Kurulu’nun
ÇOMÜ’nün İletişim Fakültesi ile Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulmasına
dönük taleplerini kabul ettiğini hatırlatarak “ÇOMÜ her geçen yıl Türkiye’nin en
büyük üniversitelerinden biri olma yolunda emin adımlar ile ilerliyor. En son
alınan karar gücümüze güç katacak” dedi.
Laçiner sözlerini şöyle sürdürdü: “İletişim Fakültesi açılması
kararı çok önemli. Aylardır bu kararın çıkmasını bekliyorduk. Yeni fakülte
kurulması kararı uzun ve meşakkatli bir iş. YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye
ve Başbakanlık arasında uzun bir yolculuktan sonra nihayet geçtiğimiz hafta yeni
fakülte kararımız çıktı. Yeni İletişim Fakültesi tıpkı Tıp Fakültelerinde olduğu
gibi her Üniversite’ye kurdurulmuyor. Bunun için çeşitli kriterler var. Bir
üniversitede İletişim Fakültesinin olmasının prestij etkisi de bulunuyor. Bundan
sonra yarının gazetecilerini, medya çalışanlarını, halkla ilişkilercilerini ve
diğer iletişimcilerini ÇOMÜ yetiştirecektir. Yarının gündeminin oluşturulmasında
ÇOMÜ mezunlarının hayati bir önemi olacaktır.”
ÇOMÜ’de sosyal bilimlerin istenilen düzeyde olmadığını belirten Prof. Dr.
Laçiner İletişim Fakültesi’nin bu yöndeki çalışmalarının bir parçası olacağının
altını çizdi:
“Ne yazık ki sosyal bilimler ÇOMÜ’de istenilen düzeyin çok gerisinde. Oysa ki
sosyal ve beşeri bilimler bulundukları bölgeye en çok katkı yapan,
üniversitelerin adına güç katan bölümlerdir. Bu nedenle mevcut İİBF, Eğitim
Fakültesi ve Fen-Edebiyat Fakültemizin ilgili bölümlerine ek olarak İletişim
Fakültesi, yeni bir İİBF ve Hukuk Fakültesi kurulmasına büyük önem veriyoruz.
Ayrıca Fen-Edebiyat Fakültemiz içerisinde yer alan Tarih, Felsefe gibi bölümlere
yenilerini eklemeyi de düşünüyoruz. Bu açıdan bakıldığında İletişim
Fakültesi’nin açılıyor olması ÇOMÜ’nün Sosyal Bilimler yönüne güç katacaktır.
Çünkü İletişim Fakültesi’nde sadece medya değil, kurumlar ve insanlar arası
ilişki ve iletişim de ele alınacaktır.”
Laçiner İletişim Fakültesi’nin bu yıl öğrenci alabilmesinin zamanlama nedeniyle
güç olduğunu, zaten önceliklerinin de öğrenci sayısını hazır olmadan
arttırmaktan ziyade kaliteyi garanti altına alacak altyapı kurulduktan sonra
öğrenci almak şeklinde olduğunu söyledi:
“ÇOMÜ’nün öğrenci sayısının Eylül ayında 30.000’i aşmasını bekliyoruz. Yeni
fakülte ve bölümler öğrenci sayımızın artmasında önemli bir etken. Ayrıca
özellikle meslek okullarında eksik kalan kontenjanların kullanımının artmasıyla
bu sayı daha da artabilecektir. İletişim Fakültemiz ise henüz kuruluş aşamasında
olduğundan önceliği öğretim kadrosunun oluşturulmasına vereceğiz. Bu bağlamda
kadro oluşumu için ilana çıkmaya hazırlanıyoruz. Nitelikli bir kadroyu kurduktan
sonra gerisi çok daha kolay olacaktır. Diğer taraftan yeni fakülte için bina
çalışmalarına da hızla başlanacak. Bu zaman içerisinde ise İletişim Fakültemiz
mevcut binalarımızdan birinde faaliyetlerine devam edecektir.”
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’nun
açılmasının da önemli bir karar olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“ÇOMÜ sadece bilimsel ve fakülte eğitimi alanında değil, mesleki yüksek
öğretimde de oldukça iddialı bir üniversite. Bu nedenle birden fazla alanda
faaliyet gösteren bir üniersite olarak yükümüz oldukça ağır. Öğrencilerimizin
neredeyse üçte biri meslek okullarında ve yüksek okullarda eğitim görüyor.
Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu açılması kararıyla birlikte bu alandaki iddiamız
da devam edecektir. Bu okulumuzda sadece bilen değil, bildiğini uygulama alanına
sokabilen mezunlar yetişecektir. Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu sayesinde
Çanakkale ve çevresinde iş dünyasının ihtiyaç duyduğu sahayı da iyi bilen
personel ihtiyacı önemli oranda karşılanacaktır.”
Üniversitemiz tarafından YÖK'e kurulması önerilen İletişim Fakültesi ve
Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun kurulmasına ilişkin karar 3.7.2011 tarihli
Resmi Gazete'de yayınlandı.
|
İÇİNDEN BOĞAZ
GEÇEN İKİNCİ KENTİN
ÇILGIN PROJESİ: EĞİTİM |
Onsekiz
Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, "Çanakkale'nin çılgın
projesi, boğazı yarmak ve ikinci bir boğaz açmak değildir. Buranın çılgın
projesi Çanakkale'yi Türkiye'nin entelektüel parkı haline getirmektir" dedi.
Laçiner, Çanakkale'nin geleceğine Marmara'nın geleceği diye
bakmak gerektiğini söyledi.
Marmara Denizinin etrafında büyümenin, son yıllarda Türkiye'nin
büyümesine paralel olarak geometrik yaşandığını ifade eden Laçiner, "Yani
1950'lerin Türkiye'sinden 1960'ların 1970'lerin Türkiyesine geçerken yaşanan
yüzde 10'lük yüzde 20'lük büyümeler olmayacak bundan sonra. Bundan sonra
yaşanacak olan büyümeler geometrik olacak. Nasıl yani geometrik büyüme? Bugün 1
ise yarın 4 olacak, öbür gün 16 olacak. Büyümeyi böyle okumak lazım ve Türkiye
çok hızlı bir şekilde dünya ve Avrupa'yla entegre oluyor" dedi.
Prof. Dr. Laçiner, Marmara Bölgesi'nin Türkiye'nin Avrupa'ya
bakan yüzü olduğunu belirterek, dolayısıyla bütün ana arterler, karayolları,
havayolları, deniz yolları, ticaret hatları ve insan geçişlerinin bu bölgeye
yüklendiğini bildirdi.
Artık Marmara'daki illeri ayrı iller olarak değerlendirmenin
imkanı kalmadığını vurgulayan Laçiner, Çanakkale'nin de bu bölgede yer aldığını
ifade ederek, şöyle konuştu:
"En son açıklanan proje ve kalkınma hızları dikkate
alındığında, İstanbul'un nüfusunun 20 milyonun üzerine çıkacağı aşikardır.
Hinterlandıyla birlikte 3 tane Yunanistan büyüklüğünde 30 milyon nüfusa sahip
bir şehirden bahsediyoruz. Çanakkale'nin bundan kaçabilmesi mümkün değil. Ondan
dolayı Çanakkale'nin temiz ve kontrollü bir büyüme yaşayabilmesi için ormanları,
tarihi alanları ve denizi düşünerek, kalkınmayı durdurarak kendini koruma şansı
yok. Yani turizmini, denizini, ormanını, dinlence özelliklerini koruyabilmesi
için kalkınmayı durdurma şansı yok. Çünkü kimse Çanakkale'ye bunu sormuyor,
sormaz da. "
"ÜNİVERSİTELER KENTİ"
Prof. Dr. Sedat Laçiner, Çanakkale'yi korumanın yolunun
kontrollü kalkınmadan geçtiğini söyledi.
Yani Kuzey Batı Anadolu'nun, İstanbul'un önümüzdeki 10 yılını
doğru okuyup, oradan Çanakkale'ye kanalize edilebilecek sektörleri iyi ve doğru
seçmek gerektiğini vurgulayan Laçiner, şunları kaydetti:
"Doğru seçmek gerekiyor, hatta buraya çekmek gerekiyor.
Kalkınmayı bilinçli ve kontrollü olarak hızlandırmak ve buraya kanalize etmek
gerekiyor. O anlamda burası bir 'Üniversiteler Kenti' olabilir. Yani temiz ve en
nitelikli kalkınma şekli budur. Tabi ikinci olarak 'Üniversiteler Kenti' ile
bağlantılı arge çalışmalarının yoğunlaştığı, laboratuvarlar çalışmalarının
yoğunlaştığı.
Çanakkale'nin, sağlık kenti haline gelmiş, tedavi kenti haline
gelmiş çalışmaların yapıldığı ve bunlarla ilgili turizmin oluştuğu bir yer
olması lazım. Çanakkale'de kum, deniz turizmi yapılamaz. Tarih turizminin
yapılabilmesi içinse Truva ve Çanakkale Savaşlarından dolayı çok nitelikli insan
gücüne ihtiyaç var. O insan gücü ise Çanakkale'nin mevcut alt yapısına gelmez.
Yani Çanakkale'ye, aktif, çok nitelikli, çok özellikli bir turizmcinin gelip
kalması mümkün değildir. Çünkü çok derin değil burada piyasa. O yüzden çok az
sayıda insanı burada tutabiliriz. Ancak 'Üniversiteler Kenti'ne çevirdiğinizde
her alanda uzman yetişmiş insan, çok büyük yatırımları çekebilecek kültürel
derinlik, sosyal hayatın canlı olduğu bir yer. Ortaya çıkan hiçbir sektör
personel sıkıntısı çekmez, çünkü binlerce Üniversite öğrencisinden bahsediyoruz.
Üniversiteler kenti olmak, tarih kenti olmak, sağlık kenti olmak, turizm kenti
olmak sadece konuşarak olacak şey değil. Bunların belli şartları var. Bu şartlar
da sır değil. "
"BURANIN ÇILGIN PROJESİ, Çanakkale'Yİ TÜRKİYE'NİN
ENTELEKTÜEL PARKI HALİNE GETİRMEKTİR"
Şu an Çanakkale'de bir Üniversite olduğunu, onun da bazı
eksikliklerinin bulunduğunu dile getiren Laçiner, "Eksik bölüm ve fakültelerin
açılması lazım, tabi bu da öğrenci ve hoca sayısının artması demek. Bunlar için
de şehrin yapması gereken yatırımlar var, lojman yapılması lazım, yurtların
yapılması lazım. Üniversitenin çok ciddi bir bina açığı var, bu açığın
kapatılması lazım, çok hızlı olarak bina yapılması lazım. Tabi bunların hepsi
devletten beklenirse, devlet zaten bunların tümünü üniversitelere pay ediyor.
Ondan dolayı yarışta en öne geçilemez. Ancak bazı illerde, Kayseri bunun tipik
örneğidir, orada her fakülteyi, yüksek okulu bir iş adamı, bir zengin
yaptırmıştır. ve şu anda Kayseri'de iki tane devlet üniversitesi, iki tane de
özel Üniversite var" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Laçiner, çok sayıda lojman yapamadıklarını, buna
Çanakkalelilerin de destek vermesi gerektiğini ifade ederek, "Buraya 100 tane
hoca için lojman yapılsa, kente 10 bin tane öğrenci gelir. İkincisi hoca sağlık
arar, hastane arar, sağlık sektörünün iyi olması lazım. Güçlü değiliz yeterince.
Bilimsel ortam arar, kütüphane arar, oda arar, bina arar. Bunların temin
edilmesi lazım" dedi.
Çanakkale'nin her türlü potansiyelinin bulunduğunu vurgulayan
Laçiner, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çanakkale'ye gelen birisi (burada ne güzel Üniversite olur)
diye otomatik olarak düşünür. Çünkü, doğa, deniz, iklim hepsi müsait. Bu doğal
sermaye, tarih de doğal sermaye. Bunlardan istifade etmek lazım. Çanakkale'nin
çılgın projesi, boğazı yarmak ve ikinci bir boğaz açmak değildir. Buranın çılgın
projesi Çanakkale'yi Türkiye'nin entelektüel parkı haline getirmektir. Yani
Türkiye'nin düşündüğü yer. Her şey Çanakkale'de düşünülür, Ankara'da karar
alınır, İstanbul'da uygulanır gibi bir noktaya getirmektir. Ama Çanakkale'ye
yapılması gereken bir proje varsa, o da buranın Üniversite kenti haline
gelmesidir. Burayı kurtaracak 3 tane alternatif var derseniz, ben derim ki
eğitim, eğitim, eğitim. Başka bir şey yok. Üniversite dışında burayı kurtaracak
başka bir alternatif yok. Tabi kenti kirlenmeden kurtaracak, üzerimize gelen
Marmara'nın kontrolsüz kalkınmasından kurtaracak şey. Eğer Çanakkale, yarınına
karar verecekse bunu ancak bu şekilde durdurabilir. Üniversite merkezli bir
büyümeyle durdurabilir. Yoksa büyümeyi durdurarak değil. "
|