|
ÇANAKKALE BOĞAZI EFSANESİ
Abidos kenti, Çanakkale'de Anadolu Miletliler tarafından kurulmuş çok
eski bir kentti. Boğazın Anadolu kıyısında, Nara Burnu'nda idi. Boğaz
Nara'da sekiz yüz adım genişliğindedir.
Abidos'un karşısında, Gelibolu kıyısında, İsa'dan yedi yüz yıl
önce, yine Miletliler'in kurduğu Sestos kenti yükseliyordu.
Sestos'ta duru ve tertemiz sevginin ve masum güzelliğin tanrıçası
Afrodit Anadiyomen'in ya da Gökler Afroditi'nin, yani Uraniya'nın genç
ve güzel papazçalarından Hero yaşardı. Abidos'ta ise Leandr (Leandros)adlı
bir delikanlı otururdu.
Bir ilkbahar, delikanlı "Afrodit ve Adonis"bayramında
Hero'yu tepeden tırnağa çiçeklerle bürünmüş görür... Hero'nun
aklığına karşı,karın aklığı kömür karası kalırdı. Işık
saklıyordu o aklık. Dört yanı duvarlarla kapalı odada soyunsa, aklığın
aydınlığı duvarlara vururdu.
Leandr, bu ak kıza, kara sevdayla vurulur. Kızın Leandr'a vuruluşu
da Leandr'ınkinden aşağı kalmaz.
Kızın Afrodit Anadiyomen papazçası olmasından mı, yoksa baba ve
anaların evlenmelerine izin vermemelerinden mi, delikanlı ile kız
evlenemezler. Evlenemeyince de sevgilerinin gizlice tadına varma kararı
alırlar.
Leandr, her gece dalgaların gece ağaran köpüğü gibi karşı kıyıya
yüzerdi. Söylerler ki ;Hero da her gece bir kulenin tepesine çıkar
ve elinde tuttuğu meşale aleviyle, denizde yüzmekte olan canının
canına nereye geleceğini belirtirdi.
Başkaları derler ki ;Hero, deniz kıyısındaki evinin penceresinden
ışık tutardı.
Fırtınalı bir gece,boğazın suları kudurmuş. Gözünü budaktan
sakınmayan Hero'su uğruna kılıç çekip cehenneme atlamayı göze
almış olan Leandr, şiddetli aşkının hızıyla denize fırlar. Tam
kıyıya yanaşacağı zaman öküzün boynuzlarını bile, alında tüy
imişler gibi uçurabilecek bir sağanak meşaleyi söndürüverir.
Anaforlar, akıntılar, burgaçlar çıldırışı arasında kalan genç,
suların içinde kaybolur ve boğulur.
Meşalesini güç bela yeniden yakan Hero, orada sabaha dek meşalenin
biri söndükçe yenisini oluşturur,ellerini yakarcasına...
Herkes sevginin ve gençliğin ne olduğunu bilir. Hero, içinden;"Galiba
bu havayı görmüş ve sevgilim buluşmamızı yarına bırakmıştır.
" diye düşünür, ama yine de, "Ben bu meşaleyi sabaha dek
yakıp duracağım. Çünkü Leandr'ı görmedikçe karanlıktan
tiksiniyor, istemiyorum hınzır karanlığı..." diye ekler.
Bir aralık göğün ucundan gün ışımaya başlayınca, bırakmış
meşaleyi elinden. Ama bütün canı gözlerinde, bakıyormuş da bakıyormuş
denizlere...Bir ara dalgaların kıyıya ittiği bir karaltı görür
gibi olmuş.. Yüreği ağzında koşmuş ona, ham de öyle bir hızla
ki, bacaklarıyla ayaklarından rast geldiği engellere bıraktığı et
parçalarının, yırtılan, etleri olduğunun farkına bile varmamış.
Bakmış, karaltının Leandr olduğunu görmüş. Tek bir acı hıçkırıkla
sarsılmış. Dudaklarını yapıştırmış Leandr'ın dudaklarına,
Merhametli sular ikisini de koynuna almış. Hero'nun acısına son
vermiş, dalalar unutturmuş Leandr'la Hero'yu...
O çağda Milet'in o dolaylarda bastırdığı madalyaların kabartmalarında
Leandr yüzerken, Sevgi Tanrısı Eros da elinde meşaleyle gösterilmiştir.
Batının bir çok ozanları bu konuyu şiirlerine konu geçmişlerdir.
Lord Byron, burada Leandr gibi yüzmeyi denemiş ve başarmıştır da.
Hellenistan seferinde Kurus buradan geçmeye çalışmış, akıntılar
kurduğu köprüleri süpürüp götürünce de, denizi kamçılatarak
dalgalara dayak attırmıştır.
Abidos kenti, Makedonya Kralı Beşinci Filip'e karşı koyması ile de
ünlüdür. |
|
|