|
ÇANAKKALE
İNTEPE
BELDESİ
''ERENKÖY''
 |
EGE YAT FİRMASI
KARANLIK LİMANA TALİP OLDU
Karanlık Liman Kuruçeşme Mevkiinde
belediyeye ait 50 dönüm arsaya yat imalatı
tesisi kurmak isteyen bir firma İntepe
(Erenköy) Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz
ile ön görüşmelere başladı. 2 bin metrekare
kapalı alanı olması planlanan tesiste ilk
etapta 50 işçinin istihdam edileceği
belirtildi. |
Ege Yat firmasıyla yapılan
ön görüşmeyi doğrulayan Belediye Başkanı Özkurnaz,
sadece imalat yapılacak olan tesiste söküm işleminin söz
konusu olmadığını belirterek “Hiçbir çevre kirliliği
olmayan yat imalatının beldemizde yapılmasıyla birlikte
istihdam açısından da büyük bir gelişme sağlayacak”
dedi.
Son zamanlarda Çanakkale
kıyılarına akın eden tersanecilerin yanı sıra yat
imalatı sanayinin önde gelen firmaları da büyük ilgi
göstermeye başladı. Çanakkale Boğazı içersinde en geniş
alana sahip koylardan biri olan Karanlık Liman Kuruçeşme
mevkii üzerinde bulunan ve arsası İntepe Belediyesine
ait olan 50 dönümlük araziyi gezen Ege Yat İmalatı
firmasının yetkilileri, bölgede yat imal etmek
istediklerini bildirdiler. Belediye Başkanı Alaattin
Özkurnaz ile görüşen Ege Yat firması yetkilileri, bahse
konu arazi üzerine yaz-kış çalışılacak ve ilk etapta 50
kişinin istihdam edilmesinin düşünüldüğü 2 bin metrekare
kapalı alana sahip bir tesis kurmak istediklerini
belirterek yatırım planlaması bakımından bölgenin uygun
olduğunu bildirdi.
Ege Yat firmasıyla yapılan ön görüşmeyi doğrulayan
Belediye Başkanı Özkurnaz, sadece imalat yapılacak olan
tesiste söküm işleminin söz konusu olmadığını
belirterek, yat imalatının İntepe’ye kurulmasından büyük
memnuniyet duyduklarını ancak somuta dayalı bir şey
olmadığını, görüşmenin sadece ön görüşme şeklinde
geçtiğini söyledi. Özkurnaz, yatırımın çevresel kaygısı
bulunmadığını belirterek “Hiçbir çevre kirliliği olmayan
yat imalatının beldemizde yapılmasıyla birlikte istihdam
açısından da büyük aşama kaydedeceğiz” dedi.
İNTEPE'NİN
ADI ''ERENKÖY'' OLACAK
Çanakkale merkeze bağlı
İntepe Beldesinin adı Dün yapılan referandum ile
değişiyor. Uzun yıllar İntepe olarak bilinen ancak daha
eski yıllarda adı Erenköy olan Belde'nin adı halk
oylaması ile değiştirilerek tekrar eski adına dönecek.
03.12.2006 günü yapılan ve
1338 belde halkının katıldığı oylamada 1013 kişi
Erenköy, 325 kişi İntepe olarak tercihini kullandı.
Bundan sonraki aşamada Belde Belediye meclisi Oylama
sonucunu karara bağlayarak Çanakkale Valiliğine sunacak.
Valilik de bu kararın onanması için İçişleri bakanlığı
ve bakanlar kurulu kararı beklenecek. Bürokrasi
işlemlerinin tamamlanmasından sonra Beldenin adı
''ERENKÖY'' olarak değiştirilecek. |

|
Çanakkale'ye 15 kilometre mesafede, yaklaşık 2000
nüfuslu bir belde İntepe… Manzarasıyla, bir türlü çözüm
üretilmeyen varyantıyla, üzümüyle, beldeyi
oluşturanların ortak geçmişiyle çok farklı bir beldedir…
Günün her saatinde İntepe'ye gidebilirsiniz. Tüm
güzellikleriyle, konumuyla İntepe, Çanakkale'nin
banliyösü olmaya aday... |

|
İntepe'nin bugün bulunduğu coğrafya insanlık tarihi
boyunca birçok kavime ev sahipliği yapmıştır İntepe'nin
tarihi M.Ö 2700 yıllarına kadar gider. Bilinen ilk adı
Orfion'dur. Antik Truva kentine bağlı yerleşim
merkezidir. Bereketli toprakların üzerinde kurulmasından
dolayı önemli bir yer tutar. Truva savaşında ölen Hektor,
buraya Orfion'a gömülür. Truva'nın yenilgisiyle birlikte
Orfion'un da tarihi kararmaya başlar. Önce Truva
efsanesiyle anılır olur. Truva'nın kaderine bağlı küçük
Orfion'da yavaş yavaş tarihin derinliklerinde yer alır.
Osmanlı'nın Avrupa'ya ilk geçiş yeri olan
Lapseki-Gelibolu hattıyla birlikte bu bölge de Türklerin
yerleşimine açılır. İlk öncüler bütün bölgeye
yerleşirler. İntepe'nin bulunduğu bölge REN köyü olarak
kayıtlara geçer. REN köyü bir Rum köyüdür. Çevresinde
ise birçok Türk yerleşimi kurulur. Uzun yıllar Rumlar ve
Türkler iç içe yaşarlar. Osmanlı İmparatorluğu'nun
çöküşü ve genç Türkiye Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte
Lozan antlaşmasının gerekleri yerine getirilmeye
başlanır. 1924 yılındaki ilk mübadele ile birlikte REN
köyünde yaşayanlar suyun karşı tarafına geçerler…
Selanik, Girit gibi Türkiye Cumhuriyetinin sınırları
dışında kalanlar ise Gülcemal gemisiyle gelirler. Ve Ren
köyüne yerleştirilirler. Köyün adı da EREN KÖY olarak
değiştirilir. 1947 yılında da İNTEPE olur. Göçler devam
eder… 1950'de Yugoslavya'dan 1960'larda ve 1970'lerde de
Bulgaristan'dan göç edenlerle birlikte Erenköy ya da
1947 yılından sonraki Intepe, bugünkü konumuna ulaşır.
|

|
Kentsel doku...
İntepe, yöre mimarisinin hakim olduğu örnek yerleşim
merkezlerinden biridir… Ekilebilir, bereketli
topraklardan uzak, tepe üstüne kurulmuştur. Dar
sokaklar, küçük meydanlara açılır… Yapılar genellikle
bir ve iki katlı, taş binalardan oluşur. Birbirini
ezmeyen, birbirine saygılı yapılar kentin dokusunu
oluşturur. Ne yazık ki; modernleşme adı altında çok
katlı binalar İntepe'de de görülmeye başlamış olması
üzücüdür. Kent merkezindeki yapılaşma geleneksel
mimarinin en güzel örnekleriyse, çevrede uygulanan çok
katlı yapılaşmalar da o kadar kentsel mimarinin
uzağındadır. Bir yama gibi İntepenin sağında solunda
yükselmeye başlamışlardır…
İntepe özel yerleriyle de keşfedilmeyi bekleyen özel
yerlerden biridir… Özellikle, atıl duran sahil şeriti,
yeni düzenlemelerle önemli bir turizm merkezi olacaktır…
Altyapı çalışmaları başlanmış ve bu sezona
yetiştirilmeye çalışılmaktadır… Ağaçlandırma çalışmaları
bitirilmiş… Karanlık limanda Başkan Alaattin Özkurnaz
bir cennet yaratmaya oldukça kararlı… Buna da çok önem
veriyor.
1960'lı yıllarda kurulan Yeni Mahalle, İntepe'nin hemen
dışında, İntepelilerle birlikte yeni bir hayata
başlamışlardır. Yeni Mahalle’nin kuruluşu, biraz da
İntepe'yi andırıyor… Çanakkale'nin iç kesimlerinden
kalkıp gelen birkaç aile, şimdi Yeni Mahalle diye anılan
yerden arazi alıyor ve el birliğiyle evlerini
yapıyorlar. Kısaca onlar da göçmen sayılır. Farklı
kültürlerden gelmiş insanların oluşturduğu İntepe,
kentsel dokusu, insanlarını sıcaklığıyla geleceğe
hazırlanıyor…
İntepe Modeli
İntepe, her zaman bir arayışın kenti olmuş… 1924 yılında
başlayan göçlerin tarihi, şimdilerde İntepe Modeliyle
ekonomik çıkışın adı olmak üzere… Başkan Alaattin
Özkurnaz İntepe Modelini şöyle açıklıyor: "İntepe
Modeli'nin temelinde birlikte hareket etme vardır."
diyor. Kısaca geleceklerini elbirliğiyle kurmaya
kararlılar. İlk defa bir belediye yatırımların önünü
açmak için "Kalkınma Kooperatifi"ne üye olmuş. İyi de
olmuş. Belediyenin olanaklarında yatırımlar için hizmet
aktarmak kolaylaşmış. İntepeliler mevcut ekonomik
hayatın baskıları karşısında yeni arayışlara
yönelmişler… Birkaç proje geliştirilmiş… Bunlardan ilki
"Süt İnekçiliği…" 10-12 kişi bir araya gelip bir ağıl
kurulmuş. Her ağıla kişi başı 4 hamile inek verilmiş.
Ortak sayısı 10 kişi ise 40 tane hamile inek alınmış.
Onların bakımı, yem ihtiyacı ortaklar tarafında
karşılanıyor. Hatta yatırım başladığında, ortaklar kara
geçmiş… Bunun da öncülüğünü İntepe Belediyesi yapmış.
Herkes hayatından memnun…
Üzümden Ev Şarapçılığına…
İntepe 3400 tonluk üzüm üretimiyle bölgenin en çok
şaraplık üzüm üreten bölgesi… 3400 ton şaraplık üzüm, 3
milyon 400 bin şişe şarap demektir… Lakin, İntepeliler
kendi ürettikleri üzümü kendileri işleyip, mamul hale
getirecek altyapıdan şimdilik mahrumlar. Konuştuğumuz
üretici emeğinin karşılığını alamamaktan yakınıyor. Bir
römork dolusu üzüm 700 YTL civarında bir şey ediyor.
Neredeyse bir römork üzüm 3,5 ton gelir. 3,5 tondan
şarap yapılsa 3 500 şişe şarap eder. 2 YTL'den satılsa 7
bin lira gelir olur. Nerede 700 YTL, nerede 7.000 YTL…
İntepeli dostlar bunun da farkındalar. Belediye Başkanı
Alaattin Özkurnaz ev şarapçılığını geliştirmek için
çalışmalarını sürdürüyor. İntepeliler de başkanı bütün
güçleriyle destekliyorlar. Birkaç yıl içinde yeni bir
şarap markasıyla karşılaşırsak hiç şaşırmayalım… Bu yıl
birkaç aile ev şarapçılığını denemiş… Bence harikaydı.
Şişeleyip satsan en az 10 YTL değerindeydi… Başkan
Alaattin Özkurnaz, ev şarapçılığı projesini İtalya'daki
Nemi kardeş kentiyle birlikte geliştirmek istiyor.
Girişimleri son aşamaya doğru hızla geliyor. Tabi bu
işin bir de pazarlaması var. Bunun için de şimdiden ana
yolun hemen yanında bir satış reyonu yapılmış… İnşaat
bitmiş, biz gittiğimizde çevre düzenlemesi yapılıyordu.
İntepede üretilen ev şarapları, zeytinyağı, zeytin
kısaca aklınıza gelen ve İntepe'de üretilen her şey
burada satışa sunulacak. Üreticiden tüketiciye…
Bütün bu projeler hayata geçtiğinde İntepe kendini
tekrar yaratmış olacaktır. İntepeliler buna inanmıştır
ve kent olarak projeler desteklenmektedir…
Bir şenliktir İntepe…
Bu yıl 2.si gerçekleştirilen "İNTEPE BAĞBOZUMU
ŞENLİKLERİ" intepelileri bir araya getirmeyi
başarmıştır. Kendi sorunlarını tartışıp, dile getirme
fırsatı bulan İntepeliler gelecekleri konusunda ciddi
kararlar almışlardır. Diğer yandan da hayatın
yorgunluğunu, monotonluğunu kırma fırsatı buldular… Bu
yıl bağbozumu şenliklerinin 3.sü yapılacak. Başkan
Alaattin Özkurnaz bütün Çanakkalelileri davet ediyor.
Biz de İntepelileri kutluyoruz. Kısa zamanda birlikte
hareket etmenin meyvelerini alacaklardır. Belli olmaz bu
model tüm ülkeye örnek olur… |
|
Alaattin
ÖZKURNAZ
www.intepebeldesi.com
İntepe Belediye Başkanı
aozkurnaz@hotmail.com
İntepe’de doğdum. Ortaokulu İntepe’de, liseyi
Çanakkale’de, üniversiteyi Balıkesir’de bitirdim.
Öğretmenlik mesleğine başlamadan önce bir süre Avrupa’da
kaldım. 1979 yılında İzmir’de Gençlik ve Spor Bakanlığı
bünyesinde idareci olarak çalıştım.
21 yıllık eğitimcilik mesleğim nedeniyle ülkemizin
değişik yörelerinde ve Çanakkale’nin farklı ilçelerinde
çalıştım.
Yaşamım boyunca toplum çıkarlarını önde tuttum.
Ülkemizin ve toplumumuzun ekonomik ve demokratik
çıkarları için uğraştım.
Ülkemizde gelişen demokratik eğitimci harekette önemli
bir yer tutan Eğitim-Sen’in Türkiye Genel Merkez ve
Çanakkale Şube kurucusuyum. 10 yıl aralıksız Çanakkale
Şube Başkanlığı’nı yürüttüm.
Eğitim-Sen’in düzenlediği Türkiye’de eğitim sorunlarının
tartışıldığı Demokratik Eğitim Kurultayı’na,
Çanakkale’yi temsilen 2 kez katıldım.
Ulusal ve yerel basında değişik dergilerde makale
yazılarım yer aldı. Öğretmen Dünyası Dergisi’nin
Çanakkale Temsilciliği’ni yapmaktayım.
Son 7 yıldır Çanakkale’de Milli Piyango Anadolu
Lisesi’nde öğretmen olarak çalışırken, doğduğum yer
İNTEPE’ye hizmet etmek, İntepe’yi ileriye taşımak ve
İntepe’ye birşeyler kazandırmak için, CHP’den Belediye
Başkan adayı oldum ve seçildim.
Amaç, Allah’ın bize sunmuş olduğu İntepe’nin
güzelliklerini değerlendirmek, yarınlarımızın güvencesi
çocuklarımıza “Kara değil, aydınlık bir gelecek”
bırakmaktır. |

|
EKONOMİ
Türkiye’nin durumu belli… İşsizlik bizim de sorunumuz.
Gençlerimize yeni iş alanları açmak zorundayız. Kısa
vadede İntepe Belediyesi’nin açacağı sosyal, kültürel
tesislerle istihdam yaratılarak işsizliğe çözüm
aranacaktır. Bunun yanında İzmir Yolu, İntepe’nin ANA
CADDESİ olacaktır. Bağcılığın geliştirilmesi sağlanıp,
iç ve dış pazara yönelik şarap üretimine geçilecektir…
ULAŞIM
Ulaşımda aksayan yönler kısa sürede giderilecektir.
Araçlar zamanında hareket edecektir. Duraklar modernize
edilerek yılın 12 ayı kullanılabilir durumda olması
sağlanacaktır.
SOSYAL ve KÜLTÜREL
Kültür merkezi, müze, gazino, seyir alanı, Dokuz
Ağarlar, amfi-tiyatro İntepe’nin sosyal, kültürel
hayatına çok şey katacaktır.
EĞİTİM
İlköğretim okuluna ilaveten İntepe Lisesi de öğretime
açılacak, her iki okul da modern tesislerde öğretime
başlayacaktır. Ayrıca, ÇOMÜ, askeriye ve belediyemiz
arasında yapılacak bir anlaşmayla, askeriyenin atıl
durumdaki lojmanları öğrenci yurduna dönüştürülecektir.
SAĞLIK
İntepe de acil durumlar için bir Ambulans her zaman
hazır olacaktır. AÇEV (Ana-Çocuk Eğitim Vakfı) ile
işbirliği yapılacaktır. Kent mezbahası mutlaka
kurulacaktır.
TARIM ve HAYVANCILIK
Balıkçılığın önü açılacak, İntepe sahillerine giden yol
yapılacak ve balıkçı barınağı için girişimler
hızlanacaktır.
SPOR
İntepeli gençlerin 24 saat yararlanabileceği halı saha
acilen devreye sokulacaktır.
TURİZM
İntepe uluslararası bir isim olacaktır. Kent planıyla,
manzarasıyla, sahil şeridi ile turistlerin uğrak yeri
olacaktır. Ayrıca sahil şeridine 5 yıldızlı otel
yapılması için büyük şirketlerle anlaşma yolları
aranacaktır. İMAR
İmar planları yapılacak, çağdaş kent olma yolunda
adımlar atılacaktır. Köyaltı imara açılacaktır.
Ruhsatlar beklemeden verilecektir.
YÖNETİM
Mevcut yasalar ve mevzuatlar, halkımızın lehine
kullanılacaktır. |

|
Erenköy’de bağbozumu
İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz yaptığı
açılış konuşmasında Türkiye'nin pek çok bölgesinde
festivaller yapıldığını ifade ederek, ''Bugün değişik
yörelerde, fasulye, domates festivali gibi etkinlikler
yapılıyor. Ancak bunların çoğunun içi boş. Biz
festivalimizde bir ilki gerçekleştirerek, festivali
kültürle birleştirdik. Üniversitemiz ile işbirliği
yaparak, bilimi festivale kattık'' diye konuştu.
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile İntepe Belediyesi
tarafından organize edilen sempozyum, İntepe Taş Mektep
bahçesinde gerçekleşti. Sempozyuma, Vali Yardımcısı
Yusuf Ziya İnce, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür
Gökhan, İtalya’nın Nemi kenti Belediye Başkanı
Alexsandra Biange, Bayramiç Belediye Başkanı İsmail
Sakin Tuncer, Çan Belediye Başkanı Ali Sarıbaş, Kumkale
Belediye Başkanı Süleyman Erte, öğretim üyeleri ve çok
sayıda İntepeli katıldı. Festivalin açılış konuşmasını
yapan İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz,
“Türkiye’nin pek çok bölgesinde fasulye, domates
festivali gibi etkinlikler yapılıyor. Ancak bunların
çoğunun içi boş. Biz festivalimizi kültürle
birleştirdik. Üniversitemiz ile işbirliği yaparak bilimi
festivale kattık. Bu sempozyuma bilim adalarının büyük
katkısı oldu. Küçük bir belde olmamıza rağmen 300
sayfalık bir kitap ortaya çıkardık. İntepe ile ilgili
ilk defa bir kaynak ortaya çıktı. Bu bizim için çok
önemli.” dedi. ÇOMÜ Rektör Danışmanı Prof. Dr. Osman
Demircan sempozyumun, yörenin bilinen değerlerinin
inceliklerinin yanı sıra az bilinen ya da hiç bilinmeyen
değerlerini ortaya çıkartarak, bu
değerlerin
irdelenmesi ve tartışılmasını amaçladığını ifade ederek;
“Dünyada Kudüs’ten sonra en çok bilinen antik kent
Troia’dır. Geçmişte, Troia, Dardanos, Ofrenion bu yörede
binlerce yıldır unutulmayan değerler oluşturmuştur.
İntepe çamlığı Kutsal Hektor’un Koruluğu olarak bilinir.
Troialılar değerlerini Avrupa’ya taşıdığı için
Avrupalılar da bugün köklerini Troia’da aramaktadır.
İntepe ve Nemi belediyelerinin kardeşliği gün geçtikçe
artıyor. Bu festivalde emeği geçen herkse teşekkür
ediyorum.” şeklinde konuştu. Festivale konuk olarak
katılan İntepe ile kardeş kent olan İtalya’nın Nemi
kenti Belediye Başkanı Alexsandra Biange, burada
kendisini evinde gibi hissettiğini söyleyerek İntepe’ye
gelmekten her zaman mutlu olduğunu dile getirdi.
Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise bu festivalin İntepe
Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz’a yakıştığını
belirterek; “ İntepe Belediye Başkanımız mesleğinin de
verdiği önemden olsa gerek kültüre değer veren bir
arkadaşımız. Bu festivalde bana göre üniversite ve yöre
ilişkileri ortaya konmuştur.
Bu
ilişkilere her zaman destek olmak zorundayız. Bunlar
bulunmayan ilişkilerdir.” diye konuştu. Halileli Köyü
Muhtarı Engin Kandemir’de tarihte bazı tartışmaların
mevsim fırtınası gibi estiğini ifade ederek; “ Bugün bu
rüzgar sizlerle beraber, sizlerin katılımıyla İntepe’de
esiyor. Troya müzesi için hiçbir gelişme yaşanmadı. Ben
artık Troya’ya sahip çıkılmasını istiyorum.” dedi. Vali
Yardımcısı Yusuf Ziya İnce’de festivallerin her zaman
bilime dayalı olmasını ve bundan sonraki festivallerin
buna göre yapılması gerektiğini ifade etti. Açılış
konuşmaların ardından Taş Mektep içinde yer alan Ulaş
Önder, Erdal Sezer, Uygar Kılıç’ın Mitoloji, Latife
Aktan’ın Seramik, Yücel Tunca, Belgin Coleri’nin Pompit
Poster, İ.Erten, Dr. Rüstem Arslan’ın Troia’dan Günümüze
Konut, Handan Cengiz’in Tokat
Yazmacılığı,
Ömer Usta’nın Homer’den günümüze, Dr. Ünal Bilir’in
Troia’da Bahar sergilerinin açılışları yapıldı.
Açılışların ardından katılımcılara Troia’da Bahar adlı
dia gösterimi sunuldu. Sergi sahipleri festivalin çok
güzel başladığını belirterek; “ Böylesine bilimsel bir
festivalde bizlerinde katkıları olduğu için çok
mutluyuz. 3 gün sürecek olan festivalin güzel geçmesini
diliyoruz.” dediler. Sergi açılışlarının ardından İntepe
Belediyesinde organizasyon ve koordinasyon kurulu ve
katkı sağlayanlara İntepe yöresel yiyeceklerinin ikramı
yapıldı. İkramların ardından Eski İntepe evleri
gezilerek, Dr. Rüstem Arslan rehberliğinde Troia Antik
kenti gezildi. Gezinin ardından Amfi tiyatroda Büyülü
Sahne tarafından Zıp Zıp çocuk tiyatrosu sahne aldı.
İntepe belde Belediyesince düzenlenen, ''4'üncü
Erenköy (İntepe) Bağbozumu Festivali'' yapıldı. Festival
kapsamında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ)
Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile
belediyenin organize ettiği ''1. Uluslararası Troia
Bölgesi Değerleri Sempozyumu'' düzenlendi.
Sempozyumun açılışında konuşan ÇOMÜ Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Osman Demircan, alanında ilk bilimsel etkinlik
özelliğini taşıyan sempozyumda, yörenin bilinen
değerlerinin inceliklerinin yanında az bilinen ya da pek
bilinmeyen değerlerinin ortaya çıkarılması, bu
değerlerin irdelenmesi ve tartışılmasının amaçlandığını
söyledi.
Demircan, Troia bölgesinin değerlerinin saymakla
bitmeyeceğini, bu değerleri nicelik ve nitelik olarak
irdeleyip, değerlere değer katmak istediklerini
belirterek, ''Tüm dünyada Kudüs'ten sonra en çok bilinen
antik kent Troia'dır. Geçmişte, Troia, Dardanos,
Ofrenion bu yörede binlerce yıldır unutulmayan değerler
oluşturmuştur. Kayıtlara göre İntepe Çamlığı 'Kutsal
Hektor'un Koruluğu' olarak bilinir'' dedi. Troialıların
değerlerini Avrupa'ya taşıdığı için Avrupalıların bugün
köklerini Troia'da aradıklarını savunan Demircan,
İtalya'nın Nemi kenti ile İntepe'nin bu nedenle kardeş
şehir olduklarını kaydetti. Festivale katılan İtalya'nın
Nemi kenti Belediye Başkanı Alexsandra Biange ise iki
kent arasında tarih, ekonomik ürünler gibi ortak pek çok
unusurun bulunduğunu belirtti. İntepe Belediye Başkanı
Alaattin Özkurnaz ise Türkiye'nin pek çok bölgesinde
festivaller yapıldığını ifade ederek, ''Bugün değişik
yörelerde, fasulye, domates festivali gibi etkinlikler
yapılıyor. Ancak bunların çoğunun içi boş. Biz
festivalimizde bir ilki gerçekleştirerek, festivali
kültürle birleştirdik. Üniversitemiz ile işbirliği
yaparak, bilimi festivale kattık'' diye konuştu.
Tarih, Kültür
Mitoloji ve Turizm
1 Uluslararası Troas Bölgesi Değerleri sempozyumu
çerçevesinde Troas’ın tarih, kültür, mitoloji ve turizm
değerleri tartışıldı.
Taş
mektepte gerçekleştirilen 1. oturumun başkanlığını Prof.
Dr. Zerrin Öden yaptı. Oturuma konuşmacı olarak Mithat
Atabay, Burhan Sayılır, Muhammet Erat, Murat Yankı ve
Emel Altan Ege katıldı. Oturumda Cumhuriyet döneminde
Kumkale’ye yaşanan göçler hakkında bilgiler veren Mithat
Atabay; “ Kumkale Cumhuriyetin ilanından sonra Çanakkale
vilayeti İntepe nahiyesine bağlı bir köydü. Kumkale’ye
cumhuriyet döneminde dışarıdan beş dönemde göçmen iskan
edilmiştir. Bunlar 1924-1927 mübadele, 1934-1936 1934
iskan kanunu sonrası, 1950- 1951 Bulgaristan göçleri,
1969-1978 parçalanmış ailelerin birleştirilmesi, 1989
son dönem Bulgaristan’dan göçler. Mübadele Türkiye ile
Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan
görüşmeleri sırasında bir mübadele protokolü imzalandı.
Bu protokol İstanbul’da oturan Rumlar ile Batı Trakya’da
oturan Müslümanlar istisna tutulmak şartıyla iki ülke
arasında nüfus mübadelesi yapılmasını karar altına
almıştı. Çanakkale’de mübadelenin düzenli bir şekilde
yürütülebilmesi için mübadele imar ve iskan komisyonu
kuruldu. Çanakkale’ye ilk mübadiller Teşvikiye vapuruyla
geldi. Çanakkale’ye gelen mübadillerden 193 aile
İntepe’ye yerleştirildiler. Bunlardan 34 aile Kumkale’de
iskan ettiler. 1934 iskan kanunu sonrası ise 1934
yılında 15 muhacir, 1935 yılında 143 muhacir, 1936
yılında ise 75 muhacir aile ikan edildi. 1950-1951
yıllarında Türkiye’ye Bulgaristan’dan 154 bin muhacir
geldi. Bu yıllarda 74 muhacir Kumkale’de iskan edildi.
Bu yıllarda ayrıca iskan edilen muhacirlerin hepsine
300-1000 metrekare arasında değişen büyüklükte ev yeri
verildi. Parçalanmış ailelerin birleştirilmesi sırasında
da 1972’de 5, 1973’de 4, 1977’de 8 ve 1978’de 134
muhacir geldi. Son dönem Bulgaristan’dan göçler
sırasında da 1989 yılında ise 47 aile iskan edildi.
Sonuç olarak Kumkale Çanakkale Boğazının girişinde yer
alan önemli bir yerleşim yeriydi. Kumkale ovasının çok
verimli olması ve gelen muhacirlerin büyük kısmının da
ziraatle uğraşması sonucunda bugün burası Çanakkale’nin
önemli ziraat alanlarından biri haline gelmiştir.” dedi.
Erenköy ve Kumkale Bölgelerinde
Çanakkale
Savaşlarına ait Tarihi kalıntılar ve bugünkü durumları
hakkında söz alan Burhan Sayılır; “ Bugün her 18 Mart’ta
büyük törenler ve büyük nutuklarla kutlanılan zaferine
tanıklık yapan bu tarihi varlıklar kaderine terkedilmiş
bir şekilde yok olmaya yüz tutmuşlardır. Bu tarihi
varlıkların sıradan bir malzeme olduğu sanılmadan biran
önce bilimsel veriler ışığında ve bilim adamlarının
ellerinde tekrar gün yüzüne çıkarılmalı, ya bir araya
toplanarak bir müze oluşturulmalı yada oldukları
yerlerde sergilenmeye hazırlanarak, buralara
ziyaretçilerin ulaşımı sağlanmalıdır. Bunlar yapıldığı
taktirde törenlerde söylenen sözler bir değer
kazanabilecektir.” Şeklinde konuştu. Oturumda milli
mücadele’de Troya bölgesi hakkında söz alan Yrd. Doç.
Dr. Muhammet Erat Ezine ile Çanakkale Boğazı işgal hattı
arasına yerleşen Yunan Kuvvetlerinin yaptığı baskı ve
tecavüzler olduğunun altını çizerek; “ Yunan İşgal
Komutanlığı bölgeye yerleştikten sonra Çınar köyünde
bulunan önemli miktardaki silah ve cephaneyi Bozcaada’ya
nakletmek için Geyikli iskelesine sevk etmeye
başlamıştır. Bu cephane Hamdi Bey tarafından Kuvaı-ye
Milliye için kullanılmak üzere bir süre önce Sarıçalı,
Üvecik, Yenişehir cephaneliklerinden kaçırılan ve geçici
bir süre için Ezine- Bayramiç arasında bulunan bir yerde
bulundurulan silah ve cephane idi. Bu nedenle cephanenin
Yunanlıların eline geçmiş olması bölgedeki Kuvaı-ye
Milliye’nin faaliyetlerine darbe indirecektir. Yunan
kuvvetleri bu silah ve cephaneyi Geyikliye naklederken
Türk halkını da zorla bu işte kullanmıştır. 11 Ekim’de
Mudanya mütarekesi imzalanmıştır. Bu mütareke ile savaş
sona ermiş Doğu Trakya’nın Türklere tesliminin yolu
açılmış ve barış yapılması için görüşmelerin başlaması
istenmiştir.” diye konuştu. Merzifon Karasının İtalya
yolculuğu hakkında oturumda bir konuşma ayan Murat
Yankı; “ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof.
Hasan Çelik koordinasyonunda geliştirilen proje ile
Merzifon ilçesi Sarıköy’de Merzifon Karası bağları
oluşturulmaya başlandı. İlk aşamada yetiştirilen 3 bin
650 asma fidanı, 2004 yılında dikildi. Bu yılda 25 bin
fidanın yine aynı bölgede dikimi yapılacak. Sarıköylüler
şimdi yaklaşık 120 dekarlık bağlarda yetişecek Merzifon
Karasıyla şarapçılığa hazırlanıyor. Bu üzümden 2007
yılından itibaren üretilecek şaraplarla çok
bahsedilecek.” dedi. Caligula’nın bir efsane iken
gerçeğe dönüşen saltanat tekneleri konusunda konuşan
Emel Altan Ege yaşanan savaşın ve acıların derin
izlerinin uzun süre silinmediğini belirterek; “ Nemi
halkı günlük yaşam derdine düşünce Caligula’nın efsanevi
tekneleri de bunları barındıran müze de yıllar boyu
unutuldu. Ancak 80’li yıllara gelindiğinde, İtalyan
hükümeti Nemi’deki bu muhteşem hazinenin İtalya tarihi
için son derece değerli olduğunu bir kez daha
hatırlayarak çalışmalar başlattı ve restore edilen müze
1988 yılında yeniden açıldı. 23 Mart 1996’da kurulan
Dianae Lacus Vakfı 2000 yılında Diana Nemorensis Replica
isimli yeni bir proje hazırlayarak Caligula’nın
teknelerinin tamamen aslına sadık bir kopyasını yapıp
tam müzenin önünde göle yeniden demirlemek üzere çalışma
başlattı. Bu proje sponsorlar tarafından desteklenmekle
birlikte finansal yetersizlik sebebiyle çalışmalar
güçlükle ilerlemektedir.” şeklinde konuştu.
Sempozyum çerçevesinde gerçekleştirilen ikinci oturum
öncesi Dr. Ünal Bilir’in Troia’da Bahar adlı dia
gösterimi sunumu yapıldı. İkinci oturumun başkanlığını
Prof. Dr. Osman Demircan yaptı. İkinci oturuma konuşmacı
olarak Yrd. Doç. Dr. Sema Sandalcı, Yrd. Doç. Dr. Bülent
Uludağ, Dr. Rüstem Aslan, Yusuf Ay, Doç. Dr. Zühre
İndirkaş ve Yrd. Doç. Dr. Fetay Soykan katıldı. Troia’da
şarap kültürü ve dionysosnas kültürü hakkında bilgiler
veren Yrd. Doç. Dr. Sema Sandalcı amaçlarının arkeolojik
veriler ve klasik çağ verilerinden yararlanarak Troia’da
şarabın izini bulmak olduğunu belirterek; “ Efsanelere
ve eskiçağ tragedya yazarlarına göre Troia kenti,
Hellas’dan gelen Akhalar tarafından on yıl süren bir
savaşın ardından, kentte güçlü bir tapımı olan tanrı
Poseidon’a armağan tahta bir at hilesiyle yakılıp
yıkılmış, erkeklerin ve çocukların çoğu katledilmiş,
kadınları da esir alınmıştır. Bununla birlikte Eski
Yunanca yazılı eserler dahil, tarih boyunca Troia’nın
günümüz araştırmaları için geçmişin zaman diziminde ölçü
olarak alınması da kentin dünya kültür tarihindeki
yerinin önemli bir göstergesidir.” dedi. Tarihçi gözüyle
Troia hakkında söz alan Yrd. Doç. Dr. Bülent Uludağ; “
Bu dönemin karakteristikleri Yunan çok tanrıçalığının
kökenleri ve Homeros’un edebi hale getirdiği destanların
Yunan, Helenistik ve Roma kültür ve uygarlık ortamının
oluşumuna etkileri tartışılır. Bu ve benzeri destanları
tarih ilmi açısından ne gibi değerlerinin olduğu ve
sonraki dönemlerin tarihinin aydınlatılmasına ne oranda
katkı sağlayabilecekleri sorgulanacak. Türkiye’de
Anadolu, İstanbul ve Trakya’nın Türk- İslam öncesi
dönemlerine ilişkin genel ilgisizliğin nedenleri
üzerinde de durularak Batı Dünyası ile yaşanan kültürel
bütünleşme sorunları ve Türk- Yunan ikili ilişkileri ile
bu genel ilgisizliğin bağlantısı araştırılacaktır.”
şeklinde konuştu. Oturumda destanlar kenti Troia
hakkında bilgiler veren Dr. Rüstem Aslan; “ Pek çok
dilde farklı yazılış ve söyleniş biçimi olan Troia ismi
Türkçe’de Troya Fransızca okunuşu nedeniyle de, 19.
yüzyıldan itibaren Truva olarak da bilinir. Homeros’un
İliada destanında aynı yer için hem Troia hem de İlios
ismi kullanılmıştır. İliada destanında 49 kez Troia, 106
kez ise İlios ismi geçmektedir. İliada’da kutsal İlios
tanımlaması sıkça geçer. Daha geniş caddeli rüzgarlı
tanımlamalarla birlikte anılmaktadır. Kent için
kullanışmış iki isim de Homeros’dan çok daha eskiye
dayanmaktadırlar. Az kullanılan Troia ise sağlam
duvarlarla çevrilmiş, güçlü kuleli diğer bir değişle
destan eskilerden beri anlatıla gelerek Homeros’a kadar
ulaşmıştır.” diye konuştu. Oturumda konuşmacı olarak
katılan Yusuf Ay mitoloji nedir, bir söylence bir efsane
midir, bir din ideolojisi, yoksa bir insanlık tarihi
olduğuna dair şiirler okudu. Oturumda çağdaş Türk
resminde bir Troia ressamı olan Ruhcan Akil hakkında
bilgiler veren Doç. Dr. Zühre İndirkaş; “ Batı Dünyası
Troia’yı genellikle Anadolu kültürlerinden ayrı görmüş
ve Homeros’u Batı edebiyatının kurucusu kabul etmiştir.
Rönesansla başlayarak dirilen antik Yunan- Roma
kültürüyle birlikte Homeros Batıda felsefeden edebiyata,
müzikten görsel sanatlara kadar pek çok alanda esin
kaynağı olmuştur. Özellikle resim sanatında çağlar boyu
yeni yorumlarla zenginleşen Homeros destanları ile
ilgili sayısız örnek bulunur. Oysa Homeros bizim kültür
dünyamızda hak ettiği ilgiyi görmemiştir. Her ne kadar
Cumhuriyet dönemiyle birlikte yoğun bir kültürel değişim
yaşanmışsa da, minyatür geleneğinden gelen Türk resmi,
birbirini tamamlayan değişik eğilimlerle gösterdiği
hızlı gelişim sırasında Troia ve benzeri mitolojik
konulara ilgi göstermemiş, böyle bir gelenek
oluşturmamıştır. Türk resminde Troia’yı akademik anlamda
konu eden tek ressamımızda Ruhcan Akil’dir. Sanatçı
1990’lı yıllardan bu yana bir yandan antik metinleri,
öte yandan Boticelli, Tiziano, Rubens gibi ustaların
mitolojik konulu yapıtlarını inceler. Bu araştırmaların
birikimini ardına alarak kendi plastik tavrını
yapıtlarına taşır.” diye konuştu. Oturumda son olarak
söz alan Yrd. Doç. Dr. Fetay Soykan ise Troia’dan ilk
göçler hakkında bilgiler vererek; “ Bizler Hititlerin
Wilusa dedikleri yanımızdaki İlion’un Troia’nın
uygarlıklarını yıllarca başkalarının sömürmesine seyirci
kaldık. Bu toprakların kahramanları Priamos’u, Hektor’u,
Aineias’ı yeterince benimsemedik,içselleştiremedik.
1462’de Fatih Troialıların öcünü almıştık demişti, bunun
da ne anlama geldiğini yeterince anlayamadık. Tarihimiz
kahramanlık destanlarıyla dolu. Ama sesimizi hiç
yeterince duyuramadık.
1
Uluslar arası “Troas Bölgesi Değerleri” sempozyumu
çerçevesinde gazeteci yazarlar İntepe’de
buluştu.Sempozyuma katılan Yalçın Bayer, Ferai Tınç,
Celal Başlangıç, Orhan Erinç ve Deniz Som , kendi
pencerelerinden Troas bölgesini değerlendirdiler.
Yazarlar
Troas bölgesi hakkındaki görüşlerini değerlendirdi.
Sempozyum çerçevesinde Yalçın Bayer, Ferai Tınç, Celal
Başlangıç, Orhan Erinç ve Deniz Som önceki gün
İntepe’deydi. Panel başkanlığını Ali Akdemir’in yaptığı
panelde ilk sözü alan Yalçın Bayer; “ Gelibolu’dan
buraya gelirken inşallah buraya 50 yıl daha köprü
yapılmaz dedim. Buraya 3 şeritli bir yol, bir de köprü
gelirse bu sizin aleyhinizedir. Türkiye 40 milyonu bir
yerde tutamaz. Ne gidiş yolumuz nede parklarımız var. En
önemlisi hala su sorunu var. Bu bakımdan üzüntü
duyuyorum.” dedi. Ferai Tınç ise şuanda kültürsüzlüğün
acısını çektiğimizin altını çizerek; “ Her hangi bir
şeyin hikayesini bilmiyoruz. Bir şey bilmeden de diğer
kişilere bir şeyler anlatamazsınız. İntepe’den çok
geldim geçtim. ÇOMÜ ve Alaattin Ökurnaz’ın katkılarıyla
İntepe’nin 3 bin yıllık bir tarihi olduğunu öğrendim ve
bunu hissedebiliyorum. Burası artık benim için değer
kazanıyor.” şeklinde konuştu. Yazar Celal Başlangıç ise
İntepe’ye ilk defa geldiğini ifade ederek; “ Geçenlerde
Çanakkale’deki festivale katıldım ve orada barışı
konuştuk. Bu beni çok heyecanlandırdı. İntepe’nin de bu
kadar güzel olduğunu gördüm. Bence buranın değerini en
iyi şekilde bilmemiz lazım.” diye konuştu. Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç ise Atatürk’ün
Kurtuluş Savaşında Troya’nın öcünü aldık dediğini
belirterek; “ Siyasi iktidarlar ne yazık ki kendilerine
kurallar oluşturarak kamu yoluyla bunları yaymak
istiyorlar. Bunlara direnmek görevlerimizden birisi
arasında yer alıyor. Truva tarih biliminin soykırımdan
yazılı döneme geçişinin başlangıcı olmuştur. Onun için
dünyaya bunu anlatmamız gerekiyor.” dedi. Deniz Som ise
sempozyumun İntepe için önemli olduğunu belirterek; “ Bu
tarihi herkes hafızasına yazsın. Bu tarihten itibaren
İntepe’nin kaderi değişiyor. Ben İntepe’nin seneye başka
bir İntepe olacağını düşünüyorum. Burada yansımaları
seneye mutlaka göreceğiz.” dedi. Sempozyum sırasında
elektriklerin kesilmesi nedeniyle sempozyum erken sona
erdi.
Bu yıl gerçekleşen 4.
Erenköy Bağbozumu Festivali etkinlikleri çerçevesinde
Dünya’da bir ilk gerçekleştirildi. Hektor ayini
yüzyıllar sonra ilk defa İntepe’deki Hektor koruluğunda
yapıldı. Ayinin ardından katılımcılara et ve şarap ikram
edildi.
Ayinin
gerçekleşmesinde büyük payı bulunan İntepe Belediye
Başkanı Alaattin Özkurnaz “Bu seneki festival
etkinliklerimiz çerçevesinde Dünya’da ilk defa Hektor
ayinini gerçekleştirdik. Bu İntepe’nin Dünya’da bir adım
daha öne çıktığının göstergesidir” dedi.
Hektor ayini yıllar sonra ilk defa önceki akşam
İntepe’de kendi adını taşıyan Hektor koruluğunda
gerçekleştirildi. Büyülü Sahne tiyatrosu tarafından
gerçekleştirilen ayin büyük alkış topladı. Büyülü Sahne
Genel Yönetmeni Kubilay Zerener Dünya’da bir ilki
gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını belirterek; “
Çanakkale’de 3 özel tiyatro bulunuyor. 4. Erenköy
Bağbozumunda Dünya’da bir ilk gerçekleştirildi ve
etkinlikler çevresinde Hektor ayini gerçekleştirildi. Bu
ayini bizim oynamamızdan bize nasip olmasından dolayı
çok mutluyuz. Dünya’da bir ilki Büyülü Sahne
tiyatrosunun gerçekleştirmesi gerçekten anlatılamayacak
bir duygu. Ben İntepe Belediye Başkanına bunu bize
yaşattığı için teşekkür ediyorum.” dedi. İntepe Belediye
Başkanı Alaattin Özkurnaz’da Dünya’da bir ilki
gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını belirterek; “
Bu seneki festival etkinliklerimiz çerçevesinde Dünya’da
ilk defa Hektor ayinini gerçekleştirdik. Bu İntepe’nin
Dünya’da bir adım daha öne çıktığının göstergesidir.
Hektor koruluğunda gerçekleştirdiğimiz ayin gerçekten
çok güzeldi. Bundan sonra ki senelerde de bu ayinimizi
devam ettireceğiz.” şeklinde konuştu. Hektor ayinin
ardından Amfi tiyatroda vatandaşlara et ve şarap ikramı
yapıldı. |
|
İNTEPE
KAHRAMANLARI
Ferai TINÇ - HÜRRİYET
Çanakkale’den İzmir’e doğru giderken, 20’inci
kilometrede sola kıvrılan yolun ağzında "İntepe"
tabelası kendi halinde durur. Hemen sapın. Çünkü orada
Kuzey Ege topraklarının kahramanlarından birinin,
Hektor’un mezarı vardır.
Hemen sapın ve çam ormanları arasında, Birinci Dünya
Savaşı’nda Fransız bombaları altında ağır hasar gören bu
tepelerde, toprağın kimbilir kaç metre diplerinde, Troya
Kralı Priamos’un oğlu, yaşadığı sürece Yunan
kıyılarından gelen Akha’lılara geçit vermeyen Hektor’un
tümülüsüne çıkın. Oradan Çanakkale Boğazı’nı izleyin.
Hele de gün batışına denk gelirseniz, kendinizi insanlık
tarihinin zaman tüneli içindeki galeride, geçmiş ve
gelecek arasındaki tüm duvarların kalktığı o varoluşta
buluverirsiniz.
Tıpkı bizim gibi.
İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz ve Çanakkale
Üniversitesi’nin birlikte düzenledikleri IV. Erenköy
Bağbozumu Festivali ve I. Uluslararası Troas Bölgesel
Değerleri Sempozyumu sayesinde İntepe’yi keşfettik.
Alaaettin Özkurnaz, iki yıl önce Belediye Başkanlığı’na
seçildiğinde kolları sıvayıp, İntepe’yi Türkiye’nin
turistik bölgelerinden biri haline getirmek için
harekete geçen bir tarih öğretmeni. Hektor’un mezarının
sahibi olduklarını sadece bize değil dünyaya da
anlatmaya çalışıyor. 18 Mart Üniversitesi de ona destek
vermiş.
"Farklı efsaneler, uygarlıklar, kültürler coğrafyası
olan Troas Bölgesi’nin tarihi değerlerini koruyarak yeni
değerleri keşfetmek ve bu bölgenin uluslararası
ekonomik, kültürel çekim merkezi özelliğini güçlendirmek
gerekmektedir" diyen Çanakkale Üniversitesi İktisadi
Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Ali Akdemir de bu
paralelde kapsamlı ve çok ilginç bir sempozyum
düzenlemiş.
Ben ilk kez Türk bilim insanlarının Troya bölgesi ile
ilgili bu kadar değişik açılardan yaptıkları çalışmalara
tanık oluyorum. Ve bu çalışmaların mutlaka devam etmesi
gerektiğine inanıyorum.
"BİR Batılı aydın, Troya, Efes veya Bergama’yı gezince
çocukluğunda duyduğu efsaneleri, okuduğu kitapları,
müzelerde gördüğü sanat eserlerini hatırlar. Bizim
müzelerimiz ilk çağın en seçkin sanat eserleri ile dolup
taşar ama biz bu eserleri konuşturmak yolunu bulamamışız
daha." Azra Erhat Mavi Anadolu kitabında böyle yazıyor.
Ne kadar haklı. İtalyan Kız Orta Okulu’na ilk başladığım
yıllardan lise son sınıflara kadar İtalyanca ve Latince
ardından üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı okurken
İngilizce Homer hikayeleri ve ondan etkilenen yazarlar
ile haşır neşir oldum. Önceki gün ilk okuduğum
kitaplardan birine geri dönüp baktım. 1956’da Milano’da
basılmış. Orta okullar için hazırlanmış bir kitap.
Haritalar ve bir de sözlük var. Akha’lara ait kentler
Yunanistan haritası üzerinde gösterilirken, Troya’nın
nerede olduğu belli değil. Tahta atın inşa edildiği
Tenedos (Bozcaada) için sözlükte "Ege’deki Yunan
adalarından biri" deniyor. Ve ben Troya topraklarının
sahibi olduğumuzu neden bukadar geç farkettiğimi
anlıyorum. Biz hiç incelememiş, hiç yazmamış ve hiç
sürekliliğin arayışına girmemişiz. Türk gözü ile Homer’i
anlatmaya incelemeye, Troya’yı konuşturmaya önem
vermemişiz. Mavi Anadolu’cuları yalnız bıkrakmışız.
Sadece onları mı?
Bakın ne diyor Azra Erhat: "Atatürk bu malzemeyi kültür
olarak benimsememiz için çığır açtı. Anadolu’ya gelmiş
geçmiş bütün kültürler bizimdir dedi. Hitit’ten Latin’e
kadar Anadolu’nun bütün ilk çağını araştırmak yolunda
teşebbüslere geniş imkanlar sağladı. İstanbul ve Ankara
Üniversitelerinde eski dil ve arkeoloji bölümleri bu
amaçla kuruldu. Türk Tarih Kurumu bu hizmete açıldı. Bir
yandan da tercüme işine girişildi."
Sonra da soruyor: "Bu iş bir kültür işi olarak
başarılabildi mi?"
Başarabilseydik kültürümüzle, kimliğimizle, yaşam
anlayışımız ve topraklarımıza verdiğimiz değer ile bu
kadar hızla gecekondulaşabilir miydik?
"HEKTOR, Mustafa Kemal, Troya, Conkbayırı... İsimler
birbirine karışıyor kafamda. Kahramanlar toprağı imiş
burası." OfRENeion, RENkoy, Eren Köy şimdi de İntepe
olan bu noktadan Çanakkale Boğazı’na bakarken Azra
Erhat’ın bu sözlerini anımsıyorum.
Çanakkale Troy tiyatrosunun, Hektor Kutsal Koruluğu’nda
canlandırdığı cenaze töreni, İntepe halkının meydanda
yaptığımız söyleyişi can kulağıyla dinleyişinin
güzelliğini de unutmayacağım.
İNTEPE'DE KORUMACILIK
İntepe Belediye Başkanı Özkurnaz, İntepe’nin kültürel
mirasını anlatan tarihi binaları koruma altına almak
için Mimarlar Odası ile işbirliği yapacaklarını,
onarılacak binaların beldede eksikliği bulunan müze ve
kültür evi olarak kullanılacağını söyledi.
Erenköy’de bulunan, biri 1930’larda Halk Evi olarak
kullanılan ve ciddi çalışmalar yapılan, diğeri ise zaman
içerisinde farklı amaçlarla kullanılan iki tarihi
binanın restore edilip tekrar hayata geçirilme
projesinde Erenköy Belediyesi çalışmalarına başlıyor.
Tarihi dokusu dejenere edilmiş bu binalarla ilgili
açıklamalarda bulunan Erenköy Belediye Başkanı Alaattin
Özkurnaz şunları söyledi “ Bugüne kadar beldemizde
yapılmayan iki önemli konu vardı. Bunları proje haline
getirdik. Bunlardan biri yıllardan beri özlemini
duyduğumuz müze ve kültür merkezi projemiz var. Bu
kültür merkezinin içerisinde aynı zamanda kütüphanede
olacak bu da bir Erenköy için bir ilk olacak. Diğer
projemiz ise yine restorasyonunu düşündüğümüz yaklaşık
önümüzdeki hafta içerisinde çalışmalarına başlayacağımız
müze olacak. Erenköy’ ün hafızasını oluşturacak bu
müzeyi hayata geçirdik sayılır. Bu yapmak istediğimiz
çalışmalarda proje aşaması önemliydi. Bu proje
aşamasında en büyük desteğimiz Mimarlar Odası oldu.
Mimarlar Odası Başkanı Ünal Ömercioğlu Mimarlar Odası
Yönetim Kurulu’nda almış olduğu kararla projemize destek
verdi.. Her iki binanın restorasyon çalışmaları
önümüzdeki hafta başlayacak.Erenköyün 82 yıllık tarihi
içerisinde ne yazılı kaynakları ne de kültürümüzü
yansıtacak toplu bir mekan olmamıştır. Geçmişimizi
yaşatıp geleceğe bir şeyler aktarabilmek için müze
projemizi çok fazla önemsiyoruz.Erenköy halkının da
ellerinde ve evlerinde var olan tarihi nitelik taşıyan
materyallerini bir araya getirerek etnografik bir müze
yaratmaya çalışacağız. Tüm bu restorasyon çalışmaları
2007 yılı içerisinde bitmiş olacak. Üçüncü bir aşamada
bizim taş mektep olarak adlandırdığımız 1927’de yapımına
başlanan 1932 yılında da eğitim öğretim kurumu olarak
faaliyet göstermiş olan bu binamız, Cumhuriyet tarihinin
tarihi eserlerinden biri olarak algılanabilir. Bu
binanın da restorasyonunu üstlenmeyi düşünü-yoruz, Milli
Eğitim Müdürlüğü ile görüşme-lerimiz devam etmekte.
Görüşmelerimiz olumlu sonuç verirse Taş Mektebi restore
edip halkımızın hizmetine açmayı düşünüyoruz.” dedi. |
|
İNTEPE İLE
İLGİLİ RESİM VE BİLGİ NOTLARI SÜREKLİ GÜNCELLENEREK
DEVAM EDECEK...
BU
SAYFAYA MESAJ, DİLEK, HABER ve FOTOĞRAF
GÖNDEREBİLİRSİNİZ
info@burasicanakkale.com
|
|
ZİYARETÇİ
SAYISI |
|
|
|