ÇANAKKALE İNTEPE BELDESİ
''ERENKÖY''

EGE YAT FİRMASI KARANLIK LİMANA TALİP OLDU
Karanlık Liman Kuruçeşme Mevkiinde belediyeye ait 50 dönüm arsaya yat imalatı tesisi kurmak isteyen bir firma İntepe (Erenköy) Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz ile ön görüşmelere başladı. 2 bin metrekare kapalı alanı olması planlanan tesiste ilk etapta 50 işçinin istihdam edileceği belirtildi.

Ege Yat firmasıyla yapılan ön görüşmeyi doğrulayan Belediye Başkanı Özkurnaz, sadece imalat yapılacak olan tesiste söküm işleminin söz konusu olmadığını belirterek “Hiçbir çevre kirliliği olmayan yat imalatının beldemizde yapılmasıyla birlikte istihdam açısından da büyük bir gelişme sağlayacak” dedi.

Son zamanlarda Çanakkale kıyılarına akın eden tersanecilerin yanı sıra yat imalatı sanayinin önde gelen firmaları da büyük ilgi göstermeye başladı. Çanakkale Boğazı içersinde en geniş alana sahip koylardan biri olan Karanlık Liman Kuruçeşme mevkii üzerinde bulunan ve arsası İntepe Belediyesine ait olan 50 dönümlük araziyi gezen Ege Yat İmalatı firmasının yetkilileri, bölgede yat imal etmek istediklerini bildirdiler. Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz ile görüşen Ege Yat firması yetkilileri, bahse konu arazi üzerine yaz-kış çalışılacak ve ilk etapta 50 kişinin istihdam edilmesinin düşünüldüğü 2 bin metrekare kapalı alana sahip bir tesis kurmak istediklerini belirterek yatırım planlaması bakımından bölgenin uygun olduğunu bildirdi.
Ege Yat firmasıyla yapılan ön görüşmeyi doğrulayan Belediye Başkanı Özkurnaz, sadece imalat yapılacak olan tesiste söküm işleminin söz konusu olmadığını belirterek, yat imalatının İntepe’ye kurulmasından büyük memnuniyet duyduklarını ancak somuta dayalı bir şey olmadığını, görüşmenin sadece ön görüşme şeklinde geçtiğini söyledi. Özkurnaz, yatırımın çevresel kaygısı bulunmadığını belirterek “Hiçbir çevre kirliliği olmayan yat imalatının beldemizde yapılmasıyla birlikte istihdam açısından da büyük aşama kaydedeceğiz” dedi.


İNTEPE'NİN ADI ''ERENKÖY'' OLACAK

Çanakkale merkeze bağlı İntepe Beldesinin adı Dün yapılan referandum ile değişiyor. Uzun yıllar İntepe olarak bilinen ancak daha eski yıllarda adı Erenköy olan Belde'nin adı halk oylaması ile değiştirilerek tekrar eski adına dönecek.

03.12.2006 günü yapılan ve 1338 belde halkının katıldığı oylamada 1013 kişi Erenköy, 325 kişi İntepe olarak tercihini kullandı. Bundan sonraki aşamada Belde Belediye meclisi Oylama sonucunu karara bağlayarak Çanakkale Valiliğine sunacak. Valilik de bu kararın onanması için İçişleri bakanlığı ve bakanlar kurulu kararı beklenecek. Bürokrasi işlemlerinin tamamlanmasından sonra Beldenin adı ''ERENKÖY'' olarak değiştirilecek.

Çanakkale'ye 15 kilometre mesafede, yaklaşık 2000 nüfuslu bir belde İntepe… Manzarasıyla, bir türlü çözüm üretilmeyen varyantıyla, üzümüyle, beldeyi oluşturanların ortak geçmişiyle çok farklı bir beldedir… Günün her saatinde İntepe'ye gidebilirsiniz. Tüm güzellikleriyle, konumuyla İntepe, Çanakkale'nin banliyösü olmaya aday...

İntepe'nin bugün bulunduğu coğrafya insanlık tarihi boyunca birçok kavime ev sahipliği yapmıştır İntepe'nin tarihi M.Ö 2700 yıllarına kadar gider. Bilinen ilk adı Orfion'dur. Antik Truva kentine bağlı yerleşim merkezidir. Bereketli toprakların üzerinde kurulmasından dolayı önemli bir yer tutar. Truva savaşında ölen Hektor, buraya Orfion'a gömülür. Truva'nın yenilgisiyle birlikte Orfion'un da tarihi kararmaya başlar. Önce Truva efsanesiyle anılır olur. Truva'nın kaderine bağlı küçük Orfion'da yavaş yavaş tarihin derinliklerinde yer alır.
Osmanlı'nın Avrupa'ya ilk geçiş yeri olan Lapseki-Gelibolu hattıyla birlikte bu bölge de Türklerin yerleşimine açılır. İlk öncüler bütün bölgeye yerleşirler. İntepe'nin bulunduğu bölge REN köyü olarak kayıtlara geçer. REN köyü bir Rum köyüdür. Çevresinde ise birçok Türk yerleşimi kurulur. Uzun yıllar Rumlar ve Türkler iç içe yaşarlar. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ve genç Türkiye Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte Lozan antlaşmasının gerekleri yerine getirilmeye başlanır. 1924 yılındaki ilk mübadele ile birlikte REN köyünde yaşayanlar suyun karşı tarafına geçerler… Selanik, Girit gibi Türkiye Cumhuriyetinin sınırları dışında kalanlar ise Gülcemal gemisiyle gelirler. Ve Ren köyüne yerleştirilirler. Köyün adı da EREN KÖY olarak değiştirilir. 1947 yılında da İNTEPE olur. Göçler devam eder… 1950'de Yugoslavya'dan 1960'larda ve 1970'lerde de Bulgaristan'dan göç edenlerle birlikte Erenköy ya da 1947 yılından sonraki Intepe, bugünkü konumuna ulaşır.

Kentsel doku...
İntepe, yöre mimarisinin hakim olduğu örnek yerleşim merkezlerinden biridir… Ekilebilir, bereketli topraklardan uzak, tepe üstüne kurulmuştur. Dar sokaklar, küçük meydanlara açılır… Yapılar genellikle bir ve iki katlı, taş binalardan oluşur. Birbirini ezmeyen, birbirine saygılı yapılar kentin dokusunu oluşturur. Ne yazık ki; modernleşme adı altında çok katlı binalar İntepe'de de görülmeye başlamış olması üzücüdür. Kent merkezindeki yapılaşma geleneksel mimarinin en güzel örnekleriyse, çevrede uygulanan çok katlı yapılaşmalar da o kadar kentsel mimarinin uzağındadır. Bir yama gibi İntepenin sağında solunda yükselmeye başlamışlardır…
İntepe özel yerleriyle de keşfedilmeyi bekleyen özel yerlerden biridir… Özellikle, atıl duran sahil şeriti, yeni düzenlemelerle önemli bir turizm merkezi olacaktır… Altyapı çalışmaları başlanmış ve bu sezona yetiştirilmeye çalışılmaktadır… Ağaçlandırma çalışmaları bitirilmiş… Karanlık limanda Başkan Alaattin Özkurnaz bir cennet yaratmaya oldukça kararlı… Buna da çok önem veriyor.
1960'lı yıllarda kurulan Yeni Mahalle, İntepe'nin hemen dışında, İntepelilerle birlikte yeni bir hayata başlamışlardır. Yeni Mahalle’nin kuruluşu, biraz da İntepe'yi andırıyor… Çanakkale'nin iç kesimlerinden kalkıp gelen birkaç aile, şimdi Yeni Mahalle diye anılan yerden arazi alıyor ve el birliğiyle evlerini yapıyorlar. Kısaca onlar da göçmen sayılır. Farklı kültürlerden gelmiş insanların oluşturduğu İntepe, kentsel dokusu, insanlarını sıcaklığıyla geleceğe hazırlanıyor…
İntepe Modeli
İntepe, her zaman bir arayışın kenti olmuş… 1924 yılında başlayan göçlerin tarihi, şimdilerde İntepe Modeliyle ekonomik çıkışın adı olmak üzere… Başkan Alaattin Özkurnaz İntepe Modelini şöyle açıklıyor: "İntepe Modeli'nin temelinde birlikte hareket etme vardır." diyor. Kısaca geleceklerini elbirliğiyle kurmaya kararlılar. İlk defa bir belediye yatırımların önünü açmak için "Kalkınma Kooperatifi"ne üye olmuş. İyi de olmuş. Belediyenin olanaklarında yatırımlar için hizmet aktarmak kolaylaşmış. İntepeliler mevcut ekonomik hayatın baskıları karşısında yeni arayışlara yönelmişler… Birkaç proje geliştirilmiş… Bunlardan ilki "Süt İnekçiliği…" 10-12 kişi bir araya gelip bir ağıl kurulmuş. Her ağıla kişi başı 4 hamile inek verilmiş. Ortak sayısı 10 kişi ise 40 tane hamile inek alınmış. Onların bakımı, yem ihtiyacı ortaklar tarafında karşılanıyor. Hatta yatırım başladığında, ortaklar kara geçmiş… Bunun da öncülüğünü İntepe Belediyesi yapmış. Herkes hayatından memnun…
Üzümden Ev Şarapçılığına…
İntepe 3400 tonluk üzüm üretimiyle bölgenin en çok şaraplık üzüm üreten bölgesi… 3400 ton şaraplık üzüm, 3 milyon 400 bin şişe şarap demektir… Lakin, İntepeliler kendi ürettikleri üzümü kendileri işleyip, mamul hale getirecek altyapıdan şimdilik mahrumlar. Konuştuğumuz üretici emeğinin karşılığını alamamaktan yakınıyor. Bir römork dolusu üzüm 700 YTL civarında bir şey ediyor. Neredeyse bir römork üzüm 3,5 ton gelir. 3,5 tondan şarap yapılsa 3 500 şişe şarap eder. 2 YTL'den satılsa 7 bin lira gelir olur. Nerede 700 YTL, nerede 7.000 YTL… İntepeli dostlar bunun da farkındalar. Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz ev şarapçılığını geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. İntepeliler de başkanı bütün güçleriyle destekliyorlar. Birkaç yıl içinde yeni bir şarap markasıyla karşılaşırsak hiç şaşırmayalım… Bu yıl birkaç aile ev şarapçılığını denemiş… Bence harikaydı. Şişeleyip satsan en az 10 YTL değerindeydi… Başkan Alaattin Özkurnaz, ev şarapçılığı projesini İtalya'daki Nemi kardeş kentiyle birlikte geliştirmek istiyor. Girişimleri son aşamaya doğru hızla geliyor. Tabi bu işin bir de pazarlaması var. Bunun için de şimdiden ana yolun hemen yanında bir satış reyonu yapılmış… İnşaat bitmiş, biz gittiğimizde çevre düzenlemesi yapılıyordu. İntepede üretilen ev şarapları, zeytinyağı, zeytin kısaca aklınıza gelen ve İntepe'de üretilen her şey burada satışa sunulacak. Üreticiden tüketiciye…
Bütün bu projeler hayata geçtiğinde İntepe kendini tekrar yaratmış olacaktır. İntepeliler buna inanmıştır ve kent olarak projeler desteklenmektedir…
Bir şenliktir İntepe…
Bu yıl 2.si gerçekleştirilen "İNTEPE BAĞBOZUMU ŞENLİKLERİ" intepelileri bir araya getirmeyi başarmıştır. Kendi sorunlarını tartışıp, dile getirme fırsatı bulan İntepeliler gelecekleri konusunda ciddi kararlar almışlardır. Diğer yandan da hayatın yorgunluğunu, monotonluğunu kırma fırsatı buldular… Bu yıl bağbozumu şenliklerinin 3.sü yapılacak. Başkan Alaattin Özkurnaz bütün Çanakkalelileri davet ediyor. Biz de İntepelileri kutluyoruz. Kısa zamanda birlikte hareket etmenin meyvelerini alacaklardır. Belli olmaz bu model tüm ülkeye örnek olur…

Alaattin ÖZKURNAZ                                           www.intepebeldesi.com
İntepe Belediye Başkanı
aozkurnaz@hotmail.com
İntepe’de doğdum. Ortaokulu İntepe’de, liseyi Çanakkale’de, üniversiteyi Balıkesir’de bitirdim. Öğretmenlik mesleğine başlamadan önce bir süre Avrupa’da kaldım. 1979 yılında İzmir’de Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde idareci olarak çalıştım.
21 yıllık eğitimcilik mesleğim nedeniyle ülkemizin değişik yörelerinde ve Çanakkale’nin farklı ilçelerinde çalıştım.
Yaşamım boyunca toplum çıkarlarını önde tuttum. Ülkemizin ve toplumumuzun ekonomik ve demokratik çıkarları için uğraştım.
Ülkemizde gelişen demokratik eğitimci harekette önemli bir yer tutan Eğitim-Sen’in Türkiye Genel Merkez ve Çanakkale Şube kurucusuyum. 10 yıl aralıksız Çanakkale Şube Başkanlığı’nı yürüttüm.
Eğitim-Sen’in düzenlediği Türkiye’de eğitim sorunlarının tartışıldığı Demokratik Eğitim Kurultayı’na, Çanakkale’yi temsilen 2 kez katıldım.
Ulusal ve yerel basında değişik dergilerde makale yazılarım yer aldı. Öğretmen Dünyası Dergisi’nin Çanakkale Temsilciliği’ni yapmaktayım.
Son 7 yıldır Çanakkale’de Milli Piyango Anadolu Lisesi’nde öğretmen olarak çalışırken, doğduğum yer İNTEPE’ye hizmet etmek, İntepe’yi ileriye taşımak ve İntepe’ye birşeyler kazandırmak için, CHP’den Belediye Başkan adayı oldum ve seçildim.
Amaç, Allah’ın bize sunmuş olduğu İntepe’nin güzelliklerini değerlendirmek, yarınlarımızın güvencesi çocuklarımıza “Kara değil, aydınlık bir gelecek” bırakmaktır.

EKONOMİ
Türkiye’nin durumu belli… İşsizlik bizim de sorunumuz. Gençlerimize yeni iş alanları açmak zorundayız. Kısa vadede İntepe Belediyesi’nin açacağı sosyal, kültürel tesislerle istihdam yaratılarak işsizliğe çözüm aranacaktır. Bunun yanında İzmir Yolu, İntepe’nin ANA CADDESİ olacaktır. Bağcılığın geliştirilmesi sağlanıp, iç ve dış pazara yönelik şarap üretimine geçilecektir…
ULAŞIM
Ulaşımda aksayan yönler kısa sürede giderilecektir. Araçlar zamanında hareket edecektir. Duraklar modernize edilerek yılın 12 ayı kullanılabilir durumda olması sağlanacaktır.
SOSYAL ve KÜLTÜREL
Kültür merkezi, müze, gazino, seyir alanı, Dokuz Ağarlar, amfi-tiyatro İntepe’nin sosyal, kültürel hayatına çok şey katacaktır.
EĞİTİM
İlköğretim okuluna ilaveten İntepe Lisesi de öğretime açılacak, her iki okul da modern tesislerde öğretime başlayacaktır. Ayrıca, ÇOMÜ, askeriye ve belediyemiz arasında yapılacak bir anlaşmayla, askeriyenin atıl durumdaki lojmanları öğrenci yurduna dönüştürülecektir.
SAĞLIK
İntepe de acil durumlar için bir Ambulans her zaman hazır olacaktır. AÇEV (Ana-Çocuk Eğitim Vakfı) ile işbirliği yapılacaktır. Kent mezbahası mutlaka kurulacaktır.
TARIM ve HAYVANCILIK
Balıkçılığın önü açılacak, İntepe sahillerine giden yol yapılacak ve balıkçı barınağı için girişimler hızlanacaktır.
SPOR
İntepeli gençlerin 24 saat yararlanabileceği halı saha acilen devreye sokulacaktır.
TURİZM
İntepe uluslararası bir isim olacaktır. Kent planıyla, manzarasıyla, sahil şeridi ile turistlerin uğrak yeri olacaktır. Ayrıca sahil şeridine 5 yıldızlı otel yapılması için büyük şirketlerle anlaşma yolları aranacaktır. İMAR
İmar planları yapılacak, çağdaş kent olma yolunda adımlar atılacaktır. Köyaltı imara açılacaktır. Ruhsatlar beklemeden verilecektir.
YÖNETİM
Mevcut yasalar ve mevzuatlar, halkımızın lehine kullanılacaktır.

Erenköy’de bağbozumu
İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz yaptığı açılış konuşmasında Türkiye'nin pek çok bölgesinde festivaller yapıldığını ifade ederek, ''Bugün değişik yörelerde, fasulye, domates festivali gibi etkinlikler yapılıyor. Ancak bunların çoğunun içi boş. Biz festivalimizde bir ilki gerçekleştirerek, festivali kültürle birleştirdik. Üniversitemiz ile işbirliği yaparak, bilimi festivale kattık'' diye konuştu.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile İntepe Belediyesi tarafından organize edilen sempozyum, İntepe Taş Mektep bahçesinde gerçekleşti. Sempozyuma, Vali Yardımcısı Yusuf Ziya İnce, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, İtalya’nın Nemi kenti Belediye Başkanı Alexsandra Biange, Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncer, Çan Belediye Başkanı Ali Sarıbaş, Kumkale Belediye Başkanı Süleyman Erte, öğretim üyeleri ve çok sayıda İntepeli katıldı. Festivalin açılış konuşmasını yapan İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz, “Türkiye’nin pek çok bölgesinde fasulye, domates festivali gibi etkinlikler yapılıyor. Ancak bunların çoğunun içi boş. Biz festivalimizi kültürle birleştirdik. Üniversitemiz ile işbirliği yaparak bilimi festivale kattık. Bu sempozyuma bilim adalarının büyük katkısı oldu. Küçük bir belde olmamıza rağmen 300 sayfalık bir kitap ortaya çıkardık. İntepe ile ilgili ilk defa bir kaynak ortaya çıktı. Bu bizim için çok önemli.” dedi. ÇOMÜ Rektör Danışmanı Prof. Dr. Osman Demircan sempozyumun, yörenin bilinen değerlerinin inceliklerinin yanı sıra az bilinen ya da hiç bilinmeyen değerlerini ortaya çıkartarak, bu değerlerin irdelenmesi ve tartışılmasını amaçladığını ifade ederek; “Dünyada Kudüs’ten sonra en çok bilinen antik kent Troia’dır. Geçmişte, Troia, Dardanos, Ofrenion bu yörede binlerce yıldır unutulmayan değerler oluşturmuştur. İntepe çamlığı Kutsal Hektor’un Koruluğu olarak bilinir. Troialılar değerlerini Avrupa’ya taşıdığı için Avrupalılar da bugün köklerini Troia’da aramaktadır. İntepe ve Nemi belediyelerinin kardeşliği gün geçtikçe artıyor. Bu festivalde emeği geçen herkse teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Festivale konuk olarak katılan İntepe ile kardeş kent olan İtalya’nın Nemi kenti Belediye Başkanı Alexsandra Biange, burada kendisini evinde gibi hissettiğini söyleyerek İntepe’ye gelmekten her zaman mutlu olduğunu dile getirdi. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise bu festivalin İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz’a yakıştığını belirterek; “ İntepe Belediye Başkanımız mesleğinin de verdiği önemden olsa gerek kültüre değer veren bir arkadaşımız. Bu festivalde bana göre üniversite ve yöre ilişkileri ortaya konmuştur. Bu ilişkilere her zaman destek olmak zorundayız. Bunlar bulunmayan ilişkilerdir.” diye konuştu. Halileli Köyü Muhtarı Engin Kandemir’de tarihte bazı tartışmaların mevsim fırtınası gibi estiğini ifade ederek; “ Bugün bu rüzgar sizlerle beraber, sizlerin katılımıyla İntepe’de esiyor. Troya müzesi için hiçbir gelişme yaşanmadı. Ben artık Troya’ya sahip çıkılmasını istiyorum.” dedi. Vali Yardımcısı Yusuf Ziya İnce’de festivallerin her zaman bilime dayalı olmasını ve bundan sonraki festivallerin buna göre yapılması gerektiğini ifade etti. Açılış konuşmaların ardından Taş Mektep içinde yer alan Ulaş Önder, Erdal Sezer, Uygar Kılıç’ın Mitoloji, Latife Aktan’ın Seramik, Yücel Tunca, Belgin Coleri’nin Pompit Poster, İ.Erten, Dr. Rüstem Arslan’ın Troia’dan Günümüze Konut, Handan Cengiz’in Tokat Yazmacılığı, Ömer Usta’nın Homer’den günümüze, Dr. Ünal Bilir’in Troia’da Bahar sergilerinin açılışları yapıldı.
Açılışların ardından katılımcılara Troia’da Bahar adlı dia gösterimi sunuldu. Sergi sahipleri festivalin çok güzel başladığını belirterek; “ Böylesine bilimsel bir festivalde bizlerinde katkıları olduğu için çok mutluyuz. 3 gün sürecek olan festivalin güzel geçmesini diliyoruz.” dediler. Sergi açılışlarının ardından İntepe Belediyesinde organizasyon ve koordinasyon kurulu ve katkı sağlayanlara İntepe yöresel yiyeceklerinin ikramı yapıldı. İkramların ardından Eski İntepe evleri gezilerek, Dr. Rüstem Arslan rehberliğinde Troia Antik kenti gezildi. Gezinin ardından Amfi tiyatroda Büyülü Sahne tarafından Zıp Zıp çocuk tiyatrosu sahne aldı.
İntepe belde Belediyesince düzenlenen, ''4'üncü Erenköy (İntepe) Bağbozumu Festivali'' yapıldı. Festival kapsamında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile belediyenin organize ettiği ''1. Uluslararası Troia Bölgesi Değerleri Sempozyumu'' düzenlendi.
Sempozyumun açılışında konuşan ÇOMÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Demircan, alanında ilk bilimsel etkinlik özelliğini taşıyan sempozyumda, yörenin bilinen değerlerinin inceliklerinin yanında az bilinen ya da pek bilinmeyen değerlerinin ortaya çıkarılması, bu değerlerin irdelenmesi ve tartışılmasının amaçlandığını söyledi.
Demircan, Troia bölgesinin değerlerinin saymakla bitmeyeceğini, bu değerleri nicelik ve nitelik olarak irdeleyip, değerlere değer katmak istediklerini belirterek, ''Tüm dünyada Kudüs'ten sonra en çok bilinen antik kent Troia'dır. Geçmişte, Troia, Dardanos, Ofrenion bu yörede binlerce yıldır unutulmayan değerler oluşturmuştur. Kayıtlara göre İntepe Çamlığı 'Kutsal Hektor'un Koruluğu' olarak bilinir'' dedi. Troialıların değerlerini Avrupa'ya taşıdığı için Avrupalıların bugün köklerini Troia'da aradıklarını savunan Demircan, İtalya'nın Nemi kenti ile İntepe'nin bu nedenle kardeş şehir olduklarını kaydetti. Festivale katılan İtalya'nın Nemi kenti Belediye Başkanı Alexsandra Biange ise iki kent arasında tarih, ekonomik ürünler gibi ortak pek çok unusurun bulunduğunu belirtti. İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz ise Türkiye'nin pek çok bölgesinde festivaller yapıldığını ifade ederek, ''Bugün değişik yörelerde, fasulye, domates festivali gibi etkinlikler yapılıyor. Ancak bunların çoğunun içi boş. Biz festivalimizde bir ilki gerçekleştirerek, festivali kültürle birleştirdik. Üniversitemiz ile işbirliği yaparak, bilimi festivale kattık'' diye konuştu.

Tarih, Kültür Mitoloji ve Turizm
1 Uluslararası Troas Bölgesi Değerleri sempozyumu çerçevesinde Troas’ın tarih, kültür, mitoloji ve turizm değerleri tartışıldı.
Taş mektepte gerçekleştirilen 1. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Zerrin Öden yaptı. Oturuma konuşmacı olarak Mithat Atabay, Burhan Sayılır, Muhammet Erat, Murat Yankı ve Emel Altan Ege katıldı. Oturumda Cumhuriyet döneminde Kumkale’ye yaşanan göçler hakkında bilgiler veren Mithat Atabay; “ Kumkale Cumhuriyetin ilanından sonra Çanakkale vilayeti İntepe nahiyesine bağlı bir köydü. Kumkale’ye cumhuriyet döneminde dışarıdan beş dönemde göçmen iskan edilmiştir. Bunlar 1924-1927 mübadele, 1934-1936 1934 iskan kanunu sonrası, 1950- 1951 Bulgaristan göçleri, 1969-1978 parçalanmış ailelerin birleştirilmesi, 1989 son dönem Bulgaristan’dan göçler. Mübadele Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan görüşmeleri sırasında bir mübadele protokolü imzalandı. Bu protokol İstanbul’da oturan Rumlar ile Batı Trakya’da oturan Müslümanlar istisna tutulmak şartıyla iki ülke arasında nüfus mübadelesi yapılmasını karar altına almıştı. Çanakkale’de mübadelenin düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için mübadele imar ve iskan komisyonu kuruldu. Çanakkale’ye ilk mübadiller Teşvikiye vapuruyla geldi. Çanakkale’ye gelen mübadillerden 193 aile İntepe’ye yerleştirildiler. Bunlardan 34 aile Kumkale’de iskan ettiler. 1934 iskan kanunu sonrası ise 1934 yılında 15 muhacir, 1935 yılında 143 muhacir, 1936 yılında ise 75 muhacir aile ikan edildi. 1950-1951 yıllarında Türkiye’ye Bulgaristan’dan 154 bin muhacir geldi. Bu yıllarda 74 muhacir Kumkale’de iskan edildi. Bu yıllarda ayrıca iskan edilen muhacirlerin hepsine 300-1000 metrekare arasında değişen büyüklükte ev yeri verildi. Parçalanmış ailelerin birleştirilmesi sırasında da 1972’de 5, 1973’de 4, 1977’de 8 ve 1978’de 134 muhacir geldi. Son dönem Bulgaristan’dan göçler sırasında da 1989 yılında ise 47 aile iskan edildi. Sonuç olarak Kumkale Çanakkale Boğazının girişinde yer alan önemli bir yerleşim yeriydi. Kumkale ovasının çok verimli olması ve gelen muhacirlerin büyük kısmının da ziraatle uğraşması sonucunda bugün burası Çanakkale’nin önemli ziraat alanlarından biri haline gelmiştir.” dedi. Erenköy ve Kumkale Bölgelerinde Çanakkale Savaşlarına ait Tarihi kalıntılar ve bugünkü durumları hakkında söz alan Burhan Sayılır; “ Bugün her 18 Mart’ta büyük törenler ve büyük nutuklarla kutlanılan zaferine tanıklık yapan bu tarihi varlıklar kaderine terkedilmiş bir şekilde yok olmaya yüz tutmuşlardır. Bu tarihi varlıkların sıradan bir malzeme olduğu sanılmadan biran önce bilimsel veriler ışığında ve bilim adamlarının ellerinde tekrar gün yüzüne çıkarılmalı, ya bir araya toplanarak bir müze oluşturulmalı yada oldukları yerlerde sergilenmeye hazırlanarak, buralara ziyaretçilerin ulaşımı sağlanmalıdır. Bunlar yapıldığı taktirde törenlerde söylenen sözler bir değer kazanabilecektir.” Şeklinde konuştu. Oturumda milli mücadele’de Troya bölgesi hakkında söz alan Yrd. Doç. Dr. Muhammet Erat Ezine ile Çanakkale Boğazı işgal hattı arasına yerleşen Yunan Kuvvetlerinin yaptığı baskı ve tecavüzler olduğunun altını çizerek; “ Yunan İşgal Komutanlığı bölgeye yerleştikten sonra Çınar köyünde bulunan önemli miktardaki silah ve cephaneyi Bozcaada’ya nakletmek için Geyikli iskelesine sevk etmeye başlamıştır. Bu cephane Hamdi Bey tarafından Kuvaı-ye Milliye için kullanılmak üzere bir süre önce Sarıçalı, Üvecik, Yenişehir cephaneliklerinden kaçırılan ve geçici bir süre için Ezine- Bayramiç arasında bulunan bir yerde bulundurulan silah ve cephane idi. Bu nedenle cephanenin Yunanlıların eline geçmiş olması bölgedeki Kuvaı-ye Milliye’nin faaliyetlerine darbe indirecektir. Yunan kuvvetleri bu silah ve cephaneyi Geyikliye naklederken Türk halkını da zorla bu işte kullanmıştır. 11 Ekim’de Mudanya mütarekesi imzalanmıştır. Bu mütareke ile savaş sona ermiş Doğu Trakya’nın Türklere tesliminin yolu açılmış ve barış yapılması için görüşmelerin başlaması istenmiştir.” diye konuştu. Merzifon Karasının İtalya yolculuğu hakkında oturumda bir konuşma ayan Murat Yankı; “ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Hasan Çelik koordinasyonunda geliştirilen proje ile Merzifon ilçesi Sarıköy’de Merzifon Karası bağları oluşturulmaya başlandı. İlk aşamada yetiştirilen 3 bin 650 asma fidanı, 2004 yılında dikildi. Bu yılda 25 bin fidanın yine aynı bölgede dikimi yapılacak. Sarıköylüler şimdi yaklaşık 120 dekarlık bağlarda yetişecek Merzifon Karasıyla şarapçılığa hazırlanıyor. Bu üzümden 2007 yılından itibaren üretilecek şaraplarla çok bahsedilecek.” dedi. Caligula’nın bir efsane iken gerçeğe dönüşen saltanat tekneleri konusunda konuşan Emel Altan Ege yaşanan savaşın ve acıların derin izlerinin uzun süre silinmediğini belirterek; “ Nemi halkı günlük yaşam derdine düşünce Caligula’nın efsanevi tekneleri de bunları barındıran müze de yıllar boyu unutuldu. Ancak 80’li yıllara gelindiğinde, İtalyan hükümeti Nemi’deki bu muhteşem hazinenin İtalya tarihi için son derece değerli olduğunu bir kez daha hatırlayarak çalışmalar başlattı ve restore edilen müze 1988 yılında yeniden açıldı. 23 Mart 1996’da kurulan Dianae Lacus Vakfı 2000 yılında Diana Nemorensis Replica isimli yeni bir proje hazırlayarak Caligula’nın teknelerinin tamamen aslına sadık bir kopyasını yapıp tam müzenin önünde göle yeniden demirlemek üzere çalışma başlattı. Bu proje sponsorlar tarafından desteklenmekle birlikte finansal yetersizlik sebebiyle çalışmalar güçlükle ilerlemektedir.” şeklinde konuştu.
Sempozyum çerçevesinde gerçekleştirilen ikinci oturum öncesi Dr. Ünal Bilir’in Troia’da Bahar adlı dia gösterimi sunumu yapıldı. İkinci oturumun başkanlığını Prof. Dr. Osman Demircan yaptı. İkinci oturuma konuşmacı olarak Yrd. Doç. Dr. Sema Sandalcı, Yrd. Doç. Dr. Bülent Uludağ, Dr. Rüstem Aslan, Yusuf Ay, Doç. Dr. Zühre İndirkaş ve Yrd. Doç. Dr. Fetay Soykan katıldı. Troia’da şarap kültürü ve dionysosnas kültürü hakkında bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Sema Sandalcı amaçlarının arkeolojik veriler ve klasik çağ verilerinden yararlanarak Troia’da şarabın izini bulmak olduğunu belirterek; “ Efsanelere ve eskiçağ tragedya yazarlarına göre Troia kenti, Hellas’dan gelen Akhalar tarafından on yıl süren bir savaşın ardından, kentte güçlü bir tapımı olan tanrı Poseidon’a armağan tahta bir at hilesiyle yakılıp yıkılmış, erkeklerin ve çocukların çoğu katledilmiş, kadınları da esir alınmıştır. Bununla birlikte Eski Yunanca yazılı eserler dahil, tarih boyunca Troia’nın günümüz araştırmaları için geçmişin zaman diziminde ölçü olarak alınması da kentin dünya kültür tarihindeki yerinin önemli bir göstergesidir.” dedi. Tarihçi gözüyle Troia hakkında söz alan Yrd. Doç. Dr. Bülent Uludağ; “ Bu dönemin karakteristikleri Yunan çok tanrıçalığının kökenleri ve Homeros’un edebi hale getirdiği destanların Yunan, Helenistik ve Roma kültür ve uygarlık ortamının oluşumuna etkileri tartışılır. Bu ve benzeri destanları tarih ilmi açısından ne gibi değerlerinin olduğu ve sonraki dönemlerin tarihinin aydınlatılmasına ne oranda katkı sağlayabilecekleri sorgulanacak. Türkiye’de Anadolu, İstanbul ve Trakya’nın Türk- İslam öncesi dönemlerine ilişkin genel ilgisizliğin nedenleri üzerinde de durularak Batı Dünyası ile yaşanan kültürel bütünleşme sorunları ve Türk- Yunan ikili ilişkileri ile bu genel ilgisizliğin bağlantısı araştırılacaktır.” şeklinde konuştu. Oturumda destanlar kenti Troia hakkında bilgiler veren Dr. Rüstem Aslan; “ Pek çok dilde farklı yazılış ve söyleniş biçimi olan Troia ismi Türkçe’de Troya Fransızca okunuşu nedeniyle de, 19. yüzyıldan itibaren Truva olarak da bilinir. Homeros’un İliada destanında aynı yer için hem Troia hem de İlios ismi kullanılmıştır. İliada destanında 49 kez Troia, 106 kez ise İlios ismi geçmektedir. İliada’da kutsal İlios tanımlaması sıkça geçer. Daha geniş caddeli rüzgarlı tanımlamalarla birlikte anılmaktadır. Kent için kullanışmış iki isim de Homeros’dan çok daha eskiye dayanmaktadırlar. Az kullanılan Troia ise sağlam duvarlarla çevrilmiş, güçlü kuleli diğer bir değişle destan eskilerden beri anlatıla gelerek Homeros’a kadar ulaşmıştır.” diye konuştu. Oturumda konuşmacı olarak katılan Yusuf Ay mitoloji nedir, bir söylence bir efsane midir, bir din ideolojisi, yoksa bir insanlık tarihi olduğuna dair şiirler okudu. Oturumda çağdaş Türk resminde bir Troia ressamı olan Ruhcan Akil hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Zühre İndirkaş; “ Batı Dünyası Troia’yı genellikle Anadolu kültürlerinden ayrı görmüş ve Homeros’u Batı edebiyatının kurucusu kabul etmiştir. Rönesansla başlayarak dirilen antik Yunan- Roma kültürüyle birlikte Homeros Batıda felsefeden edebiyata, müzikten görsel sanatlara kadar pek çok alanda esin kaynağı olmuştur. Özellikle resim sanatında çağlar boyu yeni yorumlarla zenginleşen Homeros destanları ile ilgili sayısız örnek bulunur. Oysa Homeros bizim kültür dünyamızda hak ettiği ilgiyi görmemiştir. Her ne kadar Cumhuriyet dönemiyle birlikte yoğun bir kültürel değişim yaşanmışsa da, minyatür geleneğinden gelen Türk resmi, birbirini tamamlayan değişik eğilimlerle gösterdiği hızlı gelişim sırasında Troia ve benzeri mitolojik konulara ilgi göstermemiş, böyle bir gelenek oluşturmamıştır. Türk resminde Troia’yı akademik anlamda konu eden tek ressamımızda Ruhcan Akil’dir. Sanatçı 1990’lı yıllardan bu yana bir yandan antik metinleri, öte yandan Boticelli, Tiziano, Rubens gibi ustaların mitolojik konulu yapıtlarını inceler. Bu araştırmaların birikimini ardına alarak kendi plastik tavrını yapıtlarına taşır.” diye konuştu. Oturumda son olarak söz alan Yrd. Doç. Dr. Fetay Soykan ise Troia’dan ilk göçler hakkında bilgiler vererek; “ Bizler Hititlerin Wilusa dedikleri yanımızdaki İlion’un Troia’nın uygarlıklarını yıllarca başkalarının sömürmesine seyirci kaldık. Bu toprakların kahramanları Priamos’u, Hektor’u, Aineias’ı yeterince benimsemedik,içselleştiremedik. 1462’de Fatih Troialıların öcünü almıştık demişti, bunun da ne anlama geldiğini yeterince anlayamadık. Tarihimiz kahramanlık destanlarıyla dolu. Ama sesimizi hiç yeterince duyuramadık.

1 Uluslar arası “Troas Bölgesi Değerleri” sempozyumu çerçevesinde gazeteci yazarlar İntepe’de buluştu.Sempozyuma katılan Yalçın Bayer, Ferai Tınç, Celal Başlangıç, Orhan Erinç ve Deniz Som , kendi pencerelerinden Troas bölgesini değerlendirdiler.
Yazarlar Troas bölgesi hakkındaki görüşlerini değerlendirdi. Sempozyum çerçevesinde Yalçın Bayer, Ferai Tınç, Celal Başlangıç, Orhan Erinç ve Deniz Som önceki gün İntepe’deydi. Panel başkanlığını Ali Akdemir’in yaptığı panelde ilk sözü alan Yalçın Bayer; “ Gelibolu’dan buraya gelirken inşallah buraya 50 yıl daha köprü yapılmaz dedim. Buraya 3 şeritli bir yol, bir de köprü gelirse bu sizin aleyhinizedir. Türkiye 40 milyonu bir yerde tutamaz. Ne gidiş yolumuz nede parklarımız var. En önemlisi hala su sorunu var. Bu bakımdan üzüntü duyuyorum.” dedi. Ferai Tınç ise şuanda kültürsüzlüğün acısını çektiğimizin altını çizerek; “ Her hangi bir şeyin hikayesini bilmiyoruz. Bir şey bilmeden de diğer kişilere bir şeyler anlatamazsınız. İntepe’den çok geldim geçtim. ÇOMÜ ve Alaattin Ökurnaz’ın katkılarıyla İntepe’nin 3 bin yıllık bir tarihi olduğunu öğrendim ve bunu hissedebiliyorum. Burası artık benim için değer kazanıyor.” şeklinde konuştu. Yazar Celal Başlangıç ise İntepe’ye ilk defa geldiğini ifade ederek; “ Geçenlerde Çanakkale’deki festivale katıldım ve orada barışı konuştuk. Bu beni çok heyecanlandırdı. İntepe’nin de bu kadar güzel olduğunu gördüm. Bence buranın değerini en iyi şekilde bilmemiz lazım.” diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç ise Atatürk’ün Kurtuluş Savaşında Troya’nın öcünü aldık dediğini belirterek; “ Siyasi iktidarlar ne yazık ki kendilerine kurallar oluşturarak kamu yoluyla bunları yaymak istiyorlar. Bunlara direnmek görevlerimizden birisi arasında yer alıyor. Truva tarih biliminin soykırımdan yazılı döneme geçişinin başlangıcı olmuştur. Onun için dünyaya bunu anlatmamız gerekiyor.” dedi. Deniz Som ise sempozyumun İntepe için önemli olduğunu belirterek; “ Bu tarihi herkes hafızasına yazsın. Bu tarihten itibaren İntepe’nin kaderi değişiyor. Ben İntepe’nin seneye başka bir İntepe olacağını düşünüyorum. Burada yansımaları seneye mutlaka göreceğiz.” dedi. Sempozyum sırasında elektriklerin kesilmesi nedeniyle sempozyum erken sona erdi.

Bu yıl gerçekleşen 4. Erenköy Bağbozumu Festivali etkinlikleri çerçevesinde Dünya’da bir ilk gerçekleştirildi. Hektor ayini yüzyıllar sonra ilk defa İntepe’deki Hektor koruluğunda yapıldı. Ayinin ardından katılımcılara et ve şarap ikram edildi.
Ayinin gerçekleşmesinde büyük payı bulunan İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz “Bu seneki festival etkinliklerimiz çerçevesinde Dünya’da ilk defa Hektor ayinini gerçekleştirdik. Bu İntepe’nin Dünya’da bir adım daha öne çıktığının göstergesidir” dedi.
Hektor ayini yıllar sonra ilk defa önceki akşam İntepe’de kendi adını taşıyan Hektor koruluğunda gerçekleştirildi. Büyülü Sahne tiyatrosu tarafından gerçekleştirilen ayin büyük alkış topladı. Büyülü Sahne Genel Yönetmeni Kubilay Zerener Dünya’da bir ilki gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını belirterek; “ Çanakkale’de 3 özel tiyatro bulunuyor. 4. Erenköy Bağbozumunda Dünya’da bir ilk gerçekleştirildi ve etkinlikler çevresinde Hektor ayini gerçekleştirildi. Bu ayini bizim oynamamızdan bize nasip olmasından dolayı çok mutluyuz. Dünya’da bir ilki Büyülü Sahne tiyatrosunun gerçekleştirmesi gerçekten anlatılamayacak bir duygu. Ben İntepe Belediye Başkanına bunu bize yaşattığı için teşekkür ediyorum.” dedi. İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz’da Dünya’da bir ilki gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını belirterek; “ Bu seneki festival etkinliklerimiz çerçevesinde Dünya’da ilk defa Hektor ayinini gerçekleştirdik. Bu İntepe’nin Dünya’da bir adım daha öne çıktığının göstergesidir. Hektor koruluğunda gerçekleştirdiğimiz ayin gerçekten çok güzeldi. Bundan sonra ki senelerde de bu ayinimizi devam ettireceğiz.” şeklinde konuştu. Hektor ayinin ardından Amfi tiyatroda vatandaşlara et ve şarap ikramı yapıldı.

İNTEPE KAHRAMANLARI
Ferai TINÇ - HÜRRİYET
Çanakkale’den İzmir’e doğru giderken, 20’inci kilometrede sola kıvrılan yolun ağzında "İntepe" tabelası kendi halinde durur. Hemen sapın. Çünkü orada Kuzey Ege topraklarının kahramanlarından birinin, Hektor’un mezarı vardır.
Hemen sapın ve çam ormanları arasında, Birinci Dünya Savaşı’nda Fransız bombaları altında ağır hasar gören bu tepelerde, toprağın kimbilir kaç metre diplerinde, Troya Kralı Priamos’un oğlu, yaşadığı sürece Yunan kıyılarından gelen Akha’lılara geçit vermeyen Hektor’un tümülüsüne çıkın. Oradan Çanakkale Boğazı’nı izleyin. Hele de gün batışına denk gelirseniz, kendinizi insanlık tarihinin zaman tüneli içindeki galeride, geçmiş ve gelecek arasındaki tüm duvarların kalktığı o varoluşta buluverirsiniz.
Tıpkı bizim gibi.
İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz ve Çanakkale Üniversitesi’nin birlikte düzenledikleri IV. Erenköy Bağbozumu Festivali ve I. Uluslararası Troas Bölgesel Değerleri Sempozyumu sayesinde İntepe’yi keşfettik.
Alaaettin Özkurnaz, iki yıl önce Belediye Başkanlığı’na seçildiğinde kolları sıvayıp, İntepe’yi Türkiye’nin turistik bölgelerinden biri haline getirmek için harekete geçen bir tarih öğretmeni. Hektor’un mezarının sahibi olduklarını sadece bize değil dünyaya da anlatmaya çalışıyor. 18 Mart Üniversitesi de ona destek vermiş.
"Farklı efsaneler, uygarlıklar, kültürler coğrafyası olan Troas Bölgesi’nin tarihi değerlerini koruyarak yeni değerleri keşfetmek ve bu bölgenin uluslararası ekonomik, kültürel çekim merkezi özelliğini güçlendirmek gerekmektedir" diyen Çanakkale Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Ali Akdemir de bu paralelde kapsamlı ve çok ilginç bir sempozyum düzenlemiş.
Ben ilk kez Türk bilim insanlarının Troya bölgesi ile ilgili bu kadar değişik açılardan yaptıkları çalışmalara tanık oluyorum. Ve bu çalışmaların mutlaka devam etmesi gerektiğine inanıyorum.
"BİR Batılı aydın, Troya, Efes veya Bergama’yı gezince çocukluğunda duyduğu efsaneleri, okuduğu kitapları, müzelerde gördüğü sanat eserlerini hatırlar. Bizim müzelerimiz ilk çağın en seçkin sanat eserleri ile dolup taşar ama biz bu eserleri konuşturmak yolunu bulamamışız daha." Azra Erhat Mavi Anadolu kitabında böyle yazıyor.
Ne kadar haklı. İtalyan Kız Orta Okulu’na ilk başladığım yıllardan lise son sınıflara kadar İtalyanca ve Latince ardından üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı okurken İngilizce Homer hikayeleri ve ondan etkilenen yazarlar ile haşır neşir oldum. Önceki gün ilk okuduğum kitaplardan birine geri dönüp baktım. 1956’da Milano’da basılmış. Orta okullar için hazırlanmış bir kitap. Haritalar ve bir de sözlük var. Akha’lara ait kentler Yunanistan haritası üzerinde gösterilirken, Troya’nın nerede olduğu belli değil. Tahta atın inşa edildiği Tenedos (Bozcaada) için sözlükte "Ege’deki Yunan adalarından biri" deniyor. Ve ben Troya topraklarının sahibi olduğumuzu neden bukadar geç farkettiğimi anlıyorum. Biz hiç incelememiş, hiç yazmamış ve hiç sürekliliğin arayışına girmemişiz. Türk gözü ile Homer’i anlatmaya incelemeye, Troya’yı konuşturmaya önem vermemişiz. Mavi Anadolu’cuları yalnız bıkrakmışız. Sadece onları mı?
Bakın ne diyor Azra Erhat: "Atatürk bu malzemeyi kültür olarak benimsememiz için çığır açtı. Anadolu’ya gelmiş geçmiş bütün kültürler bizimdir dedi. Hitit’ten Latin’e kadar Anadolu’nun bütün ilk çağını araştırmak yolunda teşebbüslere geniş imkanlar sağladı. İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde eski dil ve arkeoloji bölümleri bu amaçla kuruldu. Türk Tarih Kurumu bu hizmete açıldı. Bir yandan da tercüme işine girişildi."
Sonra da soruyor: "Bu iş bir kültür işi olarak başarılabildi mi?"
Başarabilseydik kültürümüzle, kimliğimizle, yaşam anlayışımız ve topraklarımıza verdiğimiz değer ile bu kadar hızla gecekondulaşabilir miydik?
"HEKTOR, Mustafa Kemal, Troya, Conkbayırı... İsimler birbirine karışıyor kafamda. Kahramanlar toprağı imiş burası." OfRENeion, RENkoy, Eren Köy şimdi de İntepe olan bu noktadan Çanakkale Boğazı’na bakarken Azra Erhat’ın bu sözlerini anımsıyorum.
Çanakkale Troy tiyatrosunun, Hektor Kutsal Koruluğu’nda canlandırdığı cenaze töreni, İntepe halkının meydanda yaptığımız söyleyişi can kulağıyla dinleyişinin güzelliğini de unutmayacağım.

İNTEPE'DE KORUMACILIK
İntepe Belediye Başkanı Özkurnaz, İntepe’nin kültürel mirasını anlatan tarihi binaları koruma altına almak için Mimarlar Odası ile işbirliği yapacaklarını, onarılacak binaların beldede eksikliği bulunan müze ve kültür evi olarak kullanılacağını söyledi.
Erenköy’de bulunan, biri 1930’larda Halk Evi olarak kullanılan ve ciddi çalışmalar yapılan, diğeri ise zaman içerisinde farklı amaçlarla kullanılan iki tarihi binanın restore edilip tekrar hayata geçirilme projesinde Erenköy Belediyesi çalışmalarına başlıyor. Tarihi dokusu dejenere edilmiş bu binalarla ilgili açıklamalarda bulunan Erenköy Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz şunları söyledi “ Bugüne kadar beldemizde yapılmayan iki önemli konu vardı. Bunları proje haline getirdik. Bunlardan biri yıllardan beri özlemini duyduğumuz müze ve kültür merkezi projemiz var. Bu kültür merkezinin içerisinde aynı zamanda kütüphanede olacak bu da bir Erenköy için bir ilk olacak. Diğer projemiz ise yine restorasyonunu düşündüğümüz yaklaşık önümüzdeki hafta içerisinde çalışmalarına başlayacağımız müze olacak. Erenköy’ ün hafızasını oluşturacak bu müzeyi hayata geçirdik sayılır. Bu yapmak istediğimiz çalışmalarda proje aşaması önemliydi. Bu proje aşamasında en büyük desteğimiz Mimarlar Odası oldu. Mimarlar Odası Başkanı Ünal Ömercioğlu Mimarlar Odası Yönetim Kurulu’nda almış olduğu kararla projemize destek verdi.. Her iki binanın restorasyon çalışmaları önümüzdeki hafta başlayacak.Erenköyün 82 yıllık tarihi içerisinde ne yazılı kaynakları ne de kültürümüzü yansıtacak toplu bir mekan olmamıştır. Geçmişimizi yaşatıp geleceğe bir şeyler aktarabilmek için müze projemizi çok fazla önemsiyoruz.Erenköy halkının da ellerinde ve evlerinde var olan tarihi nitelik taşıyan materyallerini bir araya getirerek etnografik bir müze yaratmaya çalışacağız. Tüm bu restorasyon çalışmaları 2007 yılı içerisinde bitmiş olacak. Üçüncü bir aşamada bizim taş mektep olarak adlandırdığımız 1927’de yapımına başlanan 1932 yılında da eğitim öğretim kurumu olarak faaliyet göstermiş olan bu binamız, Cumhuriyet tarihinin tarihi eserlerinden biri olarak algılanabilir. Bu binanın da restorasyonunu üstlenmeyi düşünü-yoruz, Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşme-lerimiz devam etmekte. Görüşmelerimiz olumlu sonuç verirse Taş Mektebi restore edip halkımızın hizmetine açmayı düşünüyoruz.” dedi.

İNTEPE İLE İLGİLİ RESİM VE BİLGİ NOTLARI SÜREKLİ GÜNCELLENEREK DEVAM EDECEK...

BU SAYFAYA MESAJ, DİLEK, HABER ve FOTOĞRAF GÖNDEREBİLİRSİNİZ
info@burasicanakkale.com 

 

ZİYARETÇİ SAYISI

 Web Counter

 

BU SAYFAYA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ...

BU SAYFADAKİ YAZI VE RESİMLER KOPYALANAMAZ VE İZİNSİZ KULLANILAMAZ
BURASI ÇANAKKALE
TANITIM HİZMETLERİ

info@burasicanakkale.com