|
Akçapınar Köyü, Çanakkale
ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.
Çanakkale merkezine 32 km uzaklıktadır. Çanakkale -ezine
yolu üzerindedir.
Tarihi: İlk ismi BATAK GEDİK
daha sonra PIRNAROBA günümüzde ise AKÇAPINAR dır. Köyün
kurucuları tıgırlardır.
Kültür: Her sene
nisan ayının son haftasında köy hayırı düzenlenmektedir.
Köyün iklimi: Marmara
iklimi etki alanı içerisindedir.
NÜFUS
Köyde 2000 genel nüfus sayımına göre 713 kadın ve erkek
yaşamaktadır. Nüfusun çoğunluğu YÖRÜK denilen Türk
halkındandır.
Ekonomi: Köyün
ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Muhtarlık: Yerleşim
yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün
tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık
seçimleri de yapılmaktadır.
MUHTAR: Rıfkı GÜRER
Tel: 0286 285 0056 - Ev: 288 01 81 Gsm:
0542 837 93 17
Elektronik Posta:
akcapinarkoyu@mynet.com
AKÇAPINAR
KÖYÜ TARİHÇESİ
Akçapınar Köyü 200 senelik bir geçmişe sahiptir.
Etrafındaki eski köylerin göçlerinden toplanmıştır.
Köyün ilk kurucuları ;Tıngırlar; lakabı ile anılan ve
halen çocuklarının bulunduğu haneler tarafından
kurulmuştur. Köy halkı ;yörük;tabir edilen Türk
halkındandır. İlk hakimiyetleri 1299 yılında Osmanlı
imparatorluğunun kuruluşundan sonra 1353 de Gelibolu
seferini yapan padişah Orhan Beyin oğlu Süleyman Bey;in
sol cenahını koruyan Türk Beylerinin konaklaması ile
başlar. İlk yerleşenler göçebelik, hayvancılık ve
çobanlıkla hayatlarını kazanırken II: Mahmut döneminden
sonra göçebeliğin kaldırılmasıyla halk arazi sahip
olmuş, hem ziraat hem de hayvancılıkla uğraşmaya
başlamışlardır.
Köy Truva ovasına hakimdir.
Etrafında V,VI,VII ve IX Truva devirlerin ait eserler
bulunmaktadır. Çeşmeler, hamam yerleri, kilise yerleri,
İsa;nın canlı profili, su künkleri ve su kemeri halen
varlıklarını sürdürmekte olup görülmeye değer tarihi
eserler arasındadır. Köyün kuzeyinde bulunan Türk eseri
höyük halen ayaktadır.
Köyün etrafında varlıklarını
kaybetmiş bir çok köy yerlerine rastlanır bunların
içerisinde Türk köyleri olduğu gibi Rum köyleri de
vardır. Her nedense kaçan Rum köylerine Türkler
yerleşmiş fakat yangın, salgın hastalık gibi afatlarla
talan olan bu kalıntıların toplanmasıyla köy ilk önce
Batakgedik,Akçailyas, Pırnaroba ve Akçapınar ismiyle
bugünkü şeklini almıştır.
İDARİ YAPI
Köyün bilinen ilk muhtarı Osman GÜREL dir.
Daha sonra ; Ali KAHYA, Mehmet GÜLŞEN, Ali Osman DOĞAN,
Hasan Hüseyin KAYA, Hüseyin YILMAZ, İbrahim GÜLŞEN,
Şükrü ERDOĞAN, Hasan Hüseyin GÜREL, Kadir YAVAŞ, Kazım
GÜLŞEN, Mustafa ŞAHİN ve Hüseyin YAVUZ muhtar olarak
seçilmişlerdir.
18 Nisan 1999 yılında yapılan seçimler sonunda Ziya
YAVAŞ muhtar; Aşkın AKAT, Sıtkı KAYA, Tuncay DAŞDÖĞEN ve
Haluk BARÇIN aza olarak seçilmiştir.
28.03.2004 tarihinde yapılan seçimlerde Rıfkı GÜRER
muhtar, H.Hüseyin GÜREL, Mustafa ÖZENÇ, Şükrü BULUT,
Niyazi TOPAL ve Cemali GEDİKTAŞ aza olarak seçilmiştir.
Halen görevlerine devam etmektedirler.
HALK
Etrafında bulunan yerli köylerin göç etmesiyle
toplanmışlardır. Kendileri Yörük tabir edilen Türk
halkındandırlar.
COĞRAFYA
Marmara Bölgesi;ne ait Çanakkale ilinin 31 kilometre
güneyinde İntepe bucağına bağlı bir köydür. Bir tepe
üzerinde kurulmuştur Bu tepe tamamen taşlık ve
kayalıktır etrafında Ezine, Bayramiç ve Çanakkale'ye ait
köyler bulunmaktadır. Batısı Truva ovasına hakimdir.
Diğer yönü dağ ve yaylalıktır. Bu dağ ve yaylara Türkmen
köyleri serpilmiştir.
İKLİMİ
Bölge itibariyle Akdeniz ikliminin etkisi altındadır.
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçe.r
Her yönden rüzgarlar estiği gibi sahil lamsı nedeniyle
meltem rüzgarları da esmektedir.
AKARSULARI
Kuzeyinde Dümrek çayı (Simois), batısında Menderes çayı,
Skamender, doğu ve güneyinde Kemer deresi bulunmaktadır.
Bunların en büyüğü sırasıyla Menderes çayı, Dümrek çayı
ve Kemer deresidir. Akışları düzgün değildir.
TARIM İŞLERİ
Köy halkının hepsi tarım ile uğraşı. Herkes kendi
geçimini sağlayacak kadar tahıl bitkileri yetiştirir.
Kavun, karpuz yetiştirmekte çok ileri gitmişlerdir. Yeni
yeni pamuk ziraatı önem kazanmaya başlamıştır. Sebze ve
meyvecilik olmamakla beraber palamut ve zeytin bol
miktarda yetiştirilmektedir Ziraat geri kalmıştır.
Motorla ziraat bir kişi tarafından yapılmaktadır.
HAYVANCILIK
Ziraatte istifade ettikleri hayvanları beslerler Koyun
ve keçide beslenmektedir. Arıcılık halen fennileşmiş
değildir. Kümes hayvanlarına istenilen önemi vermek
istiyorlarsa da maddi imkansızlık ile hayvanlar
hakkındaki bilgisizlik ve son yıllardaki hastalıklar
kümes hayvancılığını yok denecek kadar azaltmıştır.
ORMANLAR
Çevresi ormanca fakirdir.
Fakat doğuya doğru gidildikçe çam ormanları sıklaşır.
Kömür yakmazlar. Yakacak odunları dağdan temin ederler.
Kereste işi bilmezler. Çevrede yaşayan Türkmen
köylerinin halkı kaçak kereste yapmakta mahirdirler.
ENDÜSTRİ
Makinalaşmış bir endüstri yoktur. Kadınlar çul, çuval,
heybe dokumakta; çorap, kazak, oya gibi örgü işleri
yapmaktadırlar.
YOLLAR
Köy Çanakkale-İzmir asfalt yoluna 2 kilometredir. Köyün
yolu devlet eli ile stabilize yapılmıştır. Bu yolla her
gün bir vasıta Çanakkale'ye gider ve gelir. Komşu
köylere kara yollarıyla bağlıdır. Komşu köylere ancak
havalar kurak olduğu zaman vasıta gidebilir. Merkez ile
köy arasındaki gidiş-geliş düzenlidir.
ALIŞ-VERİŞ
Köylüler bütün mallarını
Çanakkale'ye satarlar. Alacaklarını Çanakkale'den
aldıkları gibi Ezine ilçesindeki pazardan da alırlar.
SOSYAL DURUM
Köy halkı başlı başına muhtarlıktır. Bütün idari
işlerini kendisi görür. İdari işler Köy Derneği içinde
tecelli eder. Taassupturlar. Kanunen derneğe kadınların
iştiraki isteniyorsa da yalnız erkekler tarafından
kurulur. Dernekte toplumu ilgilendiren konular
görüşülürken herkes fikrini söyler. Karşılıklı
münakaşalar yapılır. Sonuçta çoğunluğun fikri kabul
edilir.
İMECE
Köyün kalkınması için imece
birliği kurulur. Yol, çeşme,okul, cami, köy zeytinliği
işlerinde kendileri çalışırlar. Bu işleri "İhtiyar
Heyeti" idare eder. Karar köy içinde alınır. Fakat,
çoğunluk bu köy işlerini ;angarya telakki eder. Kendi
işleri gibi çalışmazlar. Zaten geri kalmaların en büyük
nedeni de bu dur.
Komşular arası imece
birlikleri daha elverişlidir. Çiftçi olmayan yada işini
bitiremeyen biri ihtiyacı kadar çiftçiyi yardıma
çağırır. Buna itiraz etmezler ertesi gün çağrılanlar,
tarlada toplanırlar. Hayvanlar koşulur. Çift sürme işi
başlar. Bu topluluk eğlence kaynağıdır. Çeşitli şakalar
ve şarkılarla pür neşedirler. İmece sahibi öğle yemeğini
getirdiğinde toplu yemek sırasında el şakaları dahi
yapılır.
Kadılar arsında da imeceler
kurulur. Mısır soyma sabun yapma pekmez kaynatma Kış
hazırlıkları işlerinde birbirlerine yardım ederler. Bu
kadın toplulukları daha eğlencelidir. Hem iş yaparla hem
de çeşitli oyunlar oynarlar. Sesi güzel kızlar dümbelek
ile şarkı, türkü söylerken diğerleri çeşitli oyunlarla
topluluğu neşelendirirler. Aralarına tek bir erkek dahi
giremez bunlardan başka bakla kazma orak biçme, nevruz
ve hıdrellez gibi günlerde de ayrıca eğlentiler tertip
edilir. Nevruz ile hıdrellez hepsinden daha şen geçer.
NEVRUZ
Bir gün öncesinden bir
kavanoz içerisine yüksük, bilezik, boncuk gibi şeyler
atılır. Bu kavanoz akşamdan toprağa gömülür. Ertesi
sabah çıkarılır. Bir kişi kavanoz başına geçer
aralarından biri bir mani söyler. Kavanoz içinden
çekilen eşya kiminse o mani onu olur. Böyle tekerleme ve
manili eğlentilerine doyum olmaz.
HIDRELLEZ
O gün sabah erkek kalkarlar.
İlk işleri bellerini ısırgan otuyla döverler. Güya orak
biçerken, çapa kazarken insanın beli ağrımazmış. Daha
sonra köyün münasip yerine çıkarlar. Orada kurdukları
salıncakta sallanırlar. Top, ip gibi oyunlarla
eğlentileri akşama kadar devam eder.
GİYİM
Erkekler daima,külot
pantolon ile kısa ceket giyerler. Başları şapka ile
örtülüdür. Kış günlerinde başlarına takke ile sarık
sararlar. Kulaklarında çok üşüdükleri için sardıklarını
söylerler. Çorap eldiven, kazak hep kendi örgüleridir.
Kadınlar saklanmalarını
sağlayan Ferace yi başlarından çıkarmazlar. Daima şalvar
takımı giyerler. Büyük çiçekli yeşil ve kırmızı
desenlerden çok hoşlanırlar. Kadınların başları bir
çember üstünde yaşmak dedikleri eşarbı örterler. Gece
gündüz yaz ve kış hep böyle başları sarılıdır. Eğlenti
günlerinde urba dedikleri en yeni elbiselerini giyerler.
EVLENMELER
Her aile çocuklarını
evlendirmekte acele eder. 16-17 yaşına giren kız ve
oğlanlar. Muhakkak evlendirilir. Çünkü askerliğinden
sonra evlenmek isteyen erkeklere zamanı geçti diye kız
dahi vermezler. O erkeğin evlenmesi zorlaşır. Kızlarda
aynı duruma düşerler. İlkokul 5. sınıfında ki kız ve
erkeklere evlenecek çağı gözüyle bakılır. Her evlenmede
anne ve banın dediği olur. Kız ve oğlan tercih hakkını
kullanamaz. Aile büyüklerinin dediklerine boyun eğerler.
Bunun için geçimsizlik çok olur.
Oğlu yetişen anne ve baba
sevdikleri bir kıza dünür gönderirler. Kız tarafı mehil
ister. Oğlanın kimliğini araştırırken bütün akrabalarına
sorar . Oğlan tarafının gönderdiği ikinci dünüre evet
cevabı verilir. Bu anda pazarlık başlar. Beş armalı, bir
beşibiryerde, beş bilezik, altı kat urba, yatak, yorgan,
yastık gibi. Oğlan tarafı biraz indirmeye gider. Eğer
ortada iddia var ise öküz ile tarlasını dahi satarak
hepsini tamamlar. Düğün zamanı tespit edilir. Düğün
muhakkak davullu olur. Düğün davulsuz olursa küçüklükle
ifade edilir. Söz kesiminden düğün anına kadar. Küçük
nişan, büyük nişan ve bayramlık götürme gibi çeşitli
eğlentiler yapılır. Düğün mevsimi yaklaşınca muayyene ve
nikah yapılır. Düğünle beraber oğlan ile kız evlenirler.
KÖYDE DÜĞÜN
Evlenecek geçlerin
ailelerinin tespit ettikleri düğün zaman yaklaştıkça
hazırlıklar başlar. İlk defa oğlan babası tarafından köy
muhtarına müracaat edilir. Muhtar köylüyü kahveye toplar
,falanca kişi düğüne başlayacak mahsuru var mı ? diye
sorar. Halk, önce çayları içelim sonra davullar çalınsın
der. Komşu köylere davetiyeler gönderilir. Akraba ve
tanıdıklara davetiyeler şahsi olur. Keşkeklik buğday
dövülür. Gelin odası hazırlanır. Cuma günü davullar
gelince ilk işleri et-ekmek; dedikleri kız ve oğlan
eşyaları her iki tarafa taşınarak gösterilir. Çalgılar
akşamları kahvelerde yerlerini alınca oğlan evinden içki
ve mezeler getirilir. Yalnız köy halkı ilk akşam sabaha
kadar eğlenir. Ertesi gün ve gecesi misafirlere aittir.
Köy halkı topluca gelen misafirlere hizmet ederler.
Pazar günü köy içerisindeki dürüler toplanır. Akşam
üzeri en az beş kadın atlara bine. Davullarla gelin
almaya gidilir. Gelin hazırlanır. Tanıdık ve akrabaların
elleri öptürülür. Ata bindirilir. Köy geçleri kız
evinden oğlan evine kadar otura-kalka eğlenerek oğlan
evine kadar hep gelin alayının önünde giderler. Güvey
gelini at üzerinde at üzerinde kucağına alıp, gelin
odasına kadar götürür. Sonra sağdıcı ile yatsı namazını
kılmak için camiye giderler. Camiden köy imamı damadın
babası ve akrabaları tekbir ile oğlanı gelin odasının
önüne getirirler. Damat içeriye girinceye kadar herkes
sırtına ha bire yumruk vurur. Pazartesi günü öğleye
kadar damat uyandırma eğlencesi yapılır. Düğünün en
tatlı zamanında o gündür. Oğlan babası bütün
varını-yoğunu o gün döker. Böylece düğün biter.
|
MANİLER
Fırın
üstünde fırın
Duyun komşular duyun
Zale Halil'e vurulmuş
Nikahını siz kıyın
Zale düştü
koltuğa
Leylek kondu otluğa
Halil Zale'yi alacak
Lanet olsun yokluğa
Altın yüksük var
benim
Parmağıma dar benim
Yarimi asker ettiler
Canımı üzer benim
Karanfilim süt
beyaz
Ayrı düştüm bu yaz
Resmini istemem
Mektubunu sıkça yaz
Merdivenden
tıkır mıkır inerken
Saçları boynuma dolanıyor severken
Uyumuş uyanmışım ak gerdandan emerken
Atma anan şu dağların ardına
Kimsem yok kimler yansım derdime
Gide gide şu
yokuşu yoruldum
Bir dost için şu kıza vuruldum
Bir kız için al kanlara boyandım
Atma anan şu dağların ardına
Kimsem yok kimler yansım derdime
İkimizi bir
odaya koysalar
Üstünden altın kilit vursalar
Seni vuran alçak
Sol yanımdan bıçakla vurdu beni
Uyan Halim uyan sar beni
Gide gide gitmez
oldu dizlerim
Ağlamaktan görmez oldu gözlerim
El oğluna geçmez oldu sözlerim
Atma anan şu dağların ardına
Kimsem yok kimler yansım derdime
Yüce dağ başında
bir ulu çınar
Çınarın dallarına bülbüller konar
Herkes sevdiğine böyle mi yanar
Atma anan şu dağların ardına
Kimsem yok kimler yansım derdime
Şu dağların
başında bir top gülüm var
Hey Allah tan korkmaz sana bana ölüm var.
Ölüm değil şu geçlikte zulüm var.
Atma anan şu dağların ardına
Kimsem yok kimler yansım derdime
|
Dağ başında
tencere
El vurmayın incire
Şimdi Memiş gelirse
Seni beni vurur zincire
Ak karpuz kara
karpuz
Zale hanım çok ak kız
Ak olsa ne çıkar
Halil duramıyor onsuz
İncisin
ezilirsin
Gerdana dizilirsin
Yapma yarim şoförlük
Zayıfsın üzülürsün
Keten bezini
uçurdum
Ben yarimi kaçırdım
Eller yarim dedikçe
Ben gönlümü geçirdim
Altın tepsim var
benim
İlle çamur olmasa
Çok canlar yakarım
Yaşım küçük olmasa
Bahçelerde
fındık
Aradıkta bulduk
Fatma hanımın yerine
Şerif hanımı bulduk
Karanfil eker
misin ?
Bal ile şeker misin ?
Dünyada yakın beni
Ahrette çeker misin ?
Kara kara
kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aranızı bozanlar
Yemişin kökü suda
Birini kes birini buda
Sevdin de vardın amma
Kaygısız kaygısız dursan bari
Evlerin önü
taşlık
Taşlıkta düşürdüm beşlik
Ele geçmez kahpe geçlik
Uyan halim uyan sar beni
Kar mı ? yağmış
şu tepenin düzüne
Nazlı yarim gel otur dizime
Hallerimi söyleyeyim güzel yüzüne
Atma anam şu dağların ardına
Kimsem yok
Kimler yansın derdime
Merdivenden
tıkır mıkır inerken
Cahil idim anacığım yar kıymeti bilmedim
Güle güle yar koynuna girmedim
Atma anam şu dağların ardına
Kimsem yok kimler yansın derdime |
|
ATIŞ MANİLERİ
Manici başı
mısın
Cevahir taşı mısın
Bir mani söylesem
Cebinde taşır mısın
Kazağın
örülmemiş
Çarşıda görülmemiş
Şu Pırnaroba oğlanlarına
Terbiye verilmemiş
Mısır ektim
susaya
Kazmaya çapa ister
Çapacı para ister
Şu Pırnaroba oğlanları
Sıradan sopa ister
Karanfil uzar
gider
Yaprağı süzer gider
Şu kız yolu şaşırmış
İnşallah bize gider
Elimde sazım
budur.
Hakka niyazım budur
Yar canım kurban olsun |
Alnımda yazım
budur.
Mendilim yele
yele
Ben düştüm gurbet ele
Yedi mendil eskittim
Göz yaşım sile sile
Elimdeki nar ise
Yanındaki yar ise
İki gözüm kör olsun
Başka dostum var ise
Tarladan gel
tarladan
Altınları parlatan
Bir dal çiçek değil mi
Oğlanları aldatan
Entarisi
pembeden
Yakışıyor giymeden
Yaktı yandırdı beni
On beşime girmeden
Kuyu başında
kuşlar
Yarim karanfil aşlar
Kaldı yarim şapkamı
Görünsün keman kaşlar. |
SAĞLIK
Köyde 1998 yılında hizmete girmiş bulunan bir sağlık evi
bulunmaktadır. Sağlık hizmetleri bir ebe hemşire
tarafından yürütülmektedir.
KÜLTÜR
Daha önce; kilot pantolon ile kısa ceket giyen erkekler
şimdi ise günün şartlarına uygun olan kıyafetler
giymektedir. Şapka çok az sayıda yaşlı erkekler
tarafından giyilmektedir. Kadınlarda ise yaşlılar ferace
denilen örtüyü başlarından çıkarmazlar. Şalvar en yaygın
giysi olmakla birlikte, genç kızlar günün şartlarına
uygun olarak etek ve pantolonda giymektedirler.Halk
Eğitim Merkezi tarafından açılan giyim, biçki-dikiş
kurslarına katılan kızlar çeyizlerini hazırlamakta ve
aile bütçesine katkıda bulunmaktadırlar. Kadınlar daha
önce çul, çuval, heybe dokumakta; çorap, kazak, oya gibi
örgü işleri yaparlarken bugün bunlar hazır olarak satın
alınmaktadır. Evlenmeler genellikle görücü usulüdür.
Ancak evlenmelerde genellikle kız ve erkeğin istediği
olur. Düğünler genellikle çalgılı ve içkili olarak
yapılır. Nevruz ve Hıdırellez günleri eskisi kadar
coşkulu kutlanmaz. Komşular ve kadınlar arası kurulan
imece birlikleri eskisi gibi işlevsel değildir. Daha çok
bireysellik ön plana çıkmıştır. Çember oyası, dantel,
kazak ve çetik en çok yapılan el işlerindendir.Köydeki
oyunlar zengin folklor kaynaklarına dayanır.Erkeklerle
kadınlar ayrı ayrı gruplar halinde oynar.
Genellikle yöre oyunları zeybek özelliği taşıyan
oyunlardır.Bunun yanında Trakya yöresi oyunlarından
karşılama oyunları da oynanmaktadır. Yörede oynanan
oyunlar:Harmandalı,kaba,çiftetelli,karyolamın
demiri,karanfilin moruna,karşılama ve roman
oyunlarıdır.Ancak bu oyunların bir çoğu bugün
unutulmuştur.Köyde bilinen türküler ise yöre oyunlarıyla
söylenen:Karyolamın Demiri,Karanfilin Moruna,Çemberimde
Gül Oya,İnce Giyerim İnce, Evreşe Yolları ve Kadriyem
türküleridir.Halk edebiyatının önemli ürünlerinden olan
maniler,önceleri köylüler arasında söylenmekte ise de
bugün fazla bilinmemektedir.Bunlara örnek verilecek
olursa:Karanfil eker misinBal ile şeker misin Dünyada
yaktın beni Ahrette çeker misin Kara kara kazanlarKara
yazı yazanlar Cennet yüzü görmesin Aramızı bozanlar
Altın tepsim var benimİlle çamur olmasa Çok canlar
yakarım. Yaşım küçük olmasa Kazağın örülmemiş Çarşıda
görülmemiş Şu Pırnaroba oğlanlarınaTerbiye verilmemiş.
Mısır ektim susayaKazmaya çapa ister Çapacı para ister
Şu Pırnaroba oğlanları Sıradan sopa ister Köyde bilinen
yemeklerin başında tarhana çorbası gelir.Bundan
başka:Bulgur pilavı,tirit(ekmek aşı),şipidik,keşkek,simit
lokumu,mantı,gödek,gözleme ve börek çeşitleri,höşmelim,aşure,saraylı,basma
helva ve kaşık helvası bilinen önemli yöresel
yemeklerdir.Baharın gelmesiyle birlikte köyde geleneksel
olarak devam eden köy hayırı yapılır.Komşu köyler davet
edilir.Bir gün önceden yemek için hazırlıklar
yapılır.Sürü sahipleri kuzu,koyun ve keçi verir.Köy
halkı gerekli malzemeyi temin eder.Pilav veya keşkek
yapılır.Yanında ayran veya hoşaf verilir.Öğlen camide
mevlit okunur.Önce misafirlere yemek verilir,köy halkı
daha sonra yemek yer.
TURİZM
Köy yakınında bulunan ve bir zamanlar Truva ya su
taşıyan su kemeri,turistlerin en çok ziyaret ettikleri
tarihi yerlerdir.Kemerdere Göleti,Tombaklı,Kozluca
Çeşmesi önemli mesire yerleridir.
SPOR
Köyde gençler arasında en yaygın spor dalı
futboldur.Amatör kümede mücadele eden Akçapınar Spor
Kulübü bulunmaktadır. Özellikle bahar aylarında,çevre
köylerinde katıldığı futbol turnuvaları
düzenlenmekte,köy gençleri de bu turnuvalara
katılmaktadır
HAYVANCILIK
Köyde hayvancılık önemli bir yer tutmaktadır.Büyükbaş
hayvancılık fazla gelişmemiştir.Daha çok küçükbaş
hayvancılık gelişmiştir.Bir çok aile geçimini koyun ve
keçi sürülerinden elde ettiği gelirle sağlar.Hayvanlar
kışlalarda barındırılır.Küçükbaş hayvancılık teknik
şartlara uygun olarak bilinçli bir şekilde
yapılmaktadır.
ULAŞIM-HABERLEŞME
Köyde haberleşme ve ulaşım oldukça kolaydır.Bir çok evde
telefon bulunmaktadır. Ayrıca ankesörlü telefonda
vardır. 2001 yılında 9 minibüsten oluşan taşımacılar
kooperatifi kurulmuş olup,Çanakkale'ye düzenli olarak
seferler yapılmaktadır. Ayrıca, Ezine İlçesine pazartesi
günleri de düzenli olarak seferler yapılmaktadır. Çevre
köylerle asfalt yollarla bağlanmış olup; ulaşım çok
kolaydır. Bunun yanında ticari olmayan otomobil,
minibüs, panelvan ve kamyonetlerde bulunmaktadır.
ALT YAPI
Köyün kanalizasyon şebekesi 2000 yılında yapılmış, ancak
arıtma sistemi 2007
Yılında tamamlanmıştır.
CAMİ
Köydeki cami 22.08.1969 yılında yapılmıştır. Altında köy
tüzel kişiliğine ait dükkanlar bulunmaktadır. Minare ise
1971 yılında Minareci Cahit tarafından yapılmıştır.
EĞİTİM
Akçapınar Köyü'ne ilkokul ilk defa 1944 yılında tek
öğretmenle öğretime açılmıştır. Okulun ilk öğretmeni
Faik OĞUZ dur. Okul ilk defa köyün doğusuna iki
dershaneli ve bir lojmanlı olarak yapılmıştır. Okulun
(1) numaraya kaydedilen ilk öğrencisi Halil YILMAZ'dır.
Okul ilk mezunlarını 1945-1946 öğretim yılında vermiş
olup, ilk mezunları: Sadi GÜLŞEN; Kadir ŞİRİN, Hüseyin
ÜNAL, Musa GÜREL; Musa KAHYAOĞLU ve Musa SEYREKBASAN'dır.
Bu okulun kullanılamaz hale gelmesinden sonra 1960
yılında devlet tarafından köyün batısına, üç dershaneli
olarak bu gün eğitim ve öğretim yapılan okul binası
yapılmıştır. Daha sonra yapılan iç tadilatlarla beş
derslikli duruma getirilmiştir. İlköğretimin 1997-1998
öğretim yılından itibaren,kesintisiz sekiz yıla çıkması
ile birlikte okulumuz taşıma merkezi haline
gelmiştir.Okulumuz(1-5)sınıfları kapsamakta iken,Akçeşme
ve Civler Köylerinin(1-5.)sınıfları
okulumuza,6-7-8.sınıflar ise Gökçalı ;lköğretim Okulu'na
taşınmıştır.
Köyümüzün merkezi konumda olması,mevcut okulun ihtiyaca
cevap verememesi nedeniyle 10/12/2001 tarihinde,8
derslikli olarak temeli atılan okulumuz,2002-2003 eğitim
ve öğretim yılında hizmete girmiştir.Okulumuz 7200metre
kare alan üzerine,461.80 metrekare zemin üzerine 8
derslik,1 idare odası,1 anasınıfı,1 bilgisayar odası,1
kitaplık olmak üzere 12 bölümden oluşmakta olup,bina
kaloriferli olarak ısıtılmaktadır.Okulumuzda halen 2
idareci,15 öğretmen olmak üzere 17 personel
çalışmaktadır.
Taşımalı sistem içinde olan okulumuza Taştepe,Civler-Kemerdere,Ovacık
ve Akçeşme Köylerinden toplam 75 öğrenci taşınmakta
olup,taşımalı olarak gelen öğrencilere eski okul
binasında ücretsiz olarak öğle yemeği
verilmektedir.Okulumuzda halen 150 öğrenci eğitim ve
öğretim görmektedir. Okulumuzda halen görev yapmakta
olan öğretmenlerimiz :
1-Recep YURDABAK 2- Veysel TÜRKER 3- Tülay ÇARKACI 4-
Coşkun KUL 5-Tamer MAHİR 6- Tamer YAĞCI 7- Şükrü ÇOHADAR
8- Gülümser ARI 9- Sinem HOŞGÖR 10- Ayşe ATAŞOĞLU 11-
Ayten ÖZÇETİN 12- Vildan AYDIN 13- Yücel ER 14-Aylin
ÇETMEN 15-Başak GÜNER 16-Filiz GÖZLÜK
TARIM
Köyde tarım oldukça gelişmiştir.Tarımsal üretimde gübre
ve nitelikli tohum kullanılmaktadır.Sulu ziraat oldukça
yaygın olup,tohum atma,gübreleme,sürme,sulama ve biçmede
modern tarım araçları kullanılmaktadır.Köyde traktörsüz
ev yok gibidir.Kemerderesi üzerine Köy Hizmetleri
tarafından yaptırılan Akçapınar 75. Yıl Sulama
Göleti'nde ,2000 yılından itibaren su tutulmaya
başlanmış olup, 2006 yılından itibaren kapalı sistem
sulamaya geçilmiştir.
Pamuk,domates,biber,buğday,arpa,kavun,karpuz,ıspanak,zeytin,mısır,ayçiçeği,fiğ
önemli tarım ürünleridir.Meyvecilik yok denecek kadar
azdır
TİCARET
Köyde ticaret ile uğraşan pek çok kişi vardır. Bunlar
kendi ürünlerini pazarladıkları gibi başkalarından ürün
alıp satanlarda bulunmaktadır. Un, yem, pamuk,
tahıl,domates, zeytinyağı önemli ticaret alanlarıdır.
Köyde Salı günleri küçük çapta da olsa Pazar kurulmakta
olup; Civler, Kemerdere, Ovacık ve Akçeşme Köylerinden
gelenlerde burada alış-veriş yapmaktadır. Köyde; üç
market, iki terzihane, iki kasap, dört kahvehane, dört
berber, iki mazot pompası, bir demir doğrama atölyesi,
bir hızar, bir mobilya atölyesi, üç zahire dükkanı, bir
yağ fabrikası, tahıl ve pamuk depoları ile iki büyük
kantar bulunmaktadır. Ayrıca Akçapınarlı olupta
Çanakkale'de demir-çimento-tuğla ve mobilya ticareti ile
uğraşanlar da bulunmaktadır.
|