18 Şubat 2020 - Hoşgeldiniz

Çanakkale'nin Dünyaya Açılan Penceresi

ERSÜMER: “TÜRKİYE’NİN İŞİ ZOR”

“Kanal İstanbul, Türkiye’nin gerçekleri ile uyuşmuyor”

04 Şubat 2020 - 00:23

1644 Kişi Okumuş
ERSÜMER: “TÜRKİYE’NİN İŞİ ZOR”

“EKONOMİNİN DÜZLÜĞÜ ÇIKARILABİLMESİ İÇİN ÜRETİM ŞART, AMA BİZ HALA KANAL İSTANBUL’U KONUŞUYORUZ”

57. Hükümet Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer hafta sonu Anavatan Partili kurmayları ile bir araya geldi. İlçe başkanlığı ve belediye başkanı, merkez ilçe ve il başkanlığı görevlerinde bulunmuş ANAP’lılar ile gündemdeki siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendiren Ersümer, gazetecilerin de sorularını yanıtladı.

57. Hükümet Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer ülke gündemini değerlendirmeye, gelişmeleri yakından takip edip, kurmayları ile durum analizi yapmaya devam ediyor. Ersümer, hafta sonu Tusan Otel’de, Çanakkale merkez ve ilçelerinde, Anavatan Partisi’nin kuruluşundan itibaren görevler almış, partinin çeşitli kademelerinde bulunmuş kurmayları ile bir araya geldi. Toplantıya, eski İl Başkanları; İsmet Muhtaroğlu, Yaşar Demircan, eski ilçe başkanları; Ahmet Koyuncu (merkez), Ceyhan Şener (Yenice), Hikmet Taş (Yenice), M. Naci Tülek (Çan), Aleaddin Ceyhan (Ezine), Ahmet Çakıroğlu (Bayramiç), Şenol Çakıroğulları (Biga), Ahmet Şefik Şenyürek (Gelibolu), Aleaddin Tuncay (Lapseki), Renan Özel (Biga, Eski belediye başkanları; Kasım Akın (İntepe), Adnan Öztürk (Geyikli), Münir Karabacak (Terzialan ), Ekrem Demirarslan (Yenice), Halil Özkan (Pazarköy), Mustafa Özkan (Akçakoyun), Ahmet Kıyar (Balıklıçeşme), eski belde başkanları; Niyazi Baştimur (İntepe), Vedat Soydaş (Küçükkuyu) ve Mehmet Kaya (Geyikli) katıldılar.

Kimse hayatından memnun değil

Toplantı ile ilgili bilgiler veren Ersümer, ilçelerde yurttaşların arayış içinde olduklarını, kimsenin hayatından memnun olmadığını ifade etti. Ersümer, “Uzun zamandır, benimle ilgili basında bir takım yazılar çıkıyor. En sonunda ben bir açıklama yapmak durumunda kaldım. Tabi bizim arkadaşlarımızdan da, belediye başkanı, ilçe başkanı arkadaşlarımızdan da telefon trafiği dinmedi, devam etti. O nedenle de ‘oturalım bir de yüz yüze konuşalım’ dedik. Arkadaşlar tabi hala soruyorlar da ‘böyle bir şey var mı?’ diye, onlara da böyle bir şey olmadığını, çok net bir şekilde izah etme imkanı bulduk. Gündemimiz buydu, ayrıca bütün arkadaşlar, kendi yörelerindeki hem ekonomik konuları hem siyasi konuları değerlendirdiler, kendi yörelerindeki vatandaşın yeni kurulan partilere nasıl baktığını değerlendirdiler. Netice itibariyle iyi bir görüş alışverişinde bulunduk, böylelikle de toplantımızı bitirdik. İlçelerde kimse hayatından memnun değil. Mevcut iktidar partilerinin vatandaş tarafından istenmediği, vatandaşın yüksek sesle ‘biz artık bu partilere oy vermek istemiyoruz’ dediği, arayış içinde olduğu yönünde söylemler dinledik. İki saatlik bir toplantı yaptık. Hemen hemen herkes konuştu. Çanakkale’nin birçok noktasından bilgiler aldık. Türkiye’deki genel tablonun iktidar partileri açısından çok parlak olmadığı sonucu çıktı. Tabi esas parlak olmayan vatandaşın hali pürmelali. Herkes ödemelerdeki sıkıntılarından bahsediyor, yaşam tarzındaki geriye gidişten bahsediyor. Evindeki işsizden, doğalgazın, elektriğin pahalılığından, kendi enflasyonu ile ilan edilen enflasyon arasındaki farklardan bahsediyor vatandaş. Yaşananlar itibariyle üzücü şeyler de söylendi maalesef” dedi,

İkili görüşmem olmadı

Ali Babacan’ın kuracağı partide isminin anılması ile ilgili soruya ise Ersümer, “Ali Babacan ile hiç temasım olmadı. Ne dolaylı ne dolaysız temasımız olmadığı gibi, sadece televizyondan ve gazete haberlerinden başka kendisini görmedim” dedi. Ersümer, Ankara’daki siyaset atmosferini ise, “Birçok insan, Babacan’ın yanında kimler var, diye merak ediyor. Ama genelde yansıyan ve benim de itibar ettiğim husus, parti programının yazılmaya devam ettiği, parti tüzüğü ile ilgili çalışmanın devam ettiği yönünde. Tabii ki bazı temaslarda bulunuyorlar, onları da duyuyorum. Ama netice itibariyle halen kurulma aşamasında olan bir parti görüntüsü var. Davutoğlu daha hızlı davrandı, o kurdu, teşkilatlarını kurdu, şimdi çalışmalarına başladı, başlayacak. Ben daha önce de ifade ettim, kurulan her siyasi parti demokrasimiz için bir nefes almaktır. Çünkü şuanda mevcut partilerden herkes çok memnun olsa, zaten bu yeni partiler kurulmaz. Netice itibariyle bir ihtiyaca karşılık veriyorlar. Yani, bu şöyle bir şeydir; talep olmazsa, bir şeyi arz edemezsiniz. Partiler de aynı şey. Bu partilerin kurulması ile ilgili talepler var. A partisi B partisi diye söylemiyorum, ama yeni partilerin kurulması isteniliyor. Çünkü bakıyorsunuz, yeni partilerin kurulmasını isteyenler kimlerdir diye bakıyorsunuz, mevcut partilerin üyeleri daha fazla istiyor. Yani, yeni parti kurulmasını isteyen ve kamuoyu yoklamalarında bu isteğini ileri sürenlerin birçoğunun AKP’ye, MHP’ye oy vermiş insanlar olduğu görülüyor. Böyle bir ihtiyaç üzerine zaten bu durumlar yaşandı. Ben herkesi de kutluyorum. Yeşim Hanım da beni aradı, bir sohbetimiz de oldu. Ben de kendisine başarılar diledim. Ben önemsiyorum. Siyasetin, kendi mecrasında, kendi kurallarına göre yürütülmesini önemsiyorum” dedi.

Erken seçim olur mu?

Ersümer, erken seçim ile ilgili soruya ise, “Erken seçim, bir iktidarın kendini en başarılı anda yapacağı seçimdir. Biz de yaptık erken seçimler. İyi de sonuç alınması gerekir. Şimdi genel kurallar var, büyüme hızının üç ve daha yukarıda olduğu dönemlerde iktidar partileri seçime girmek istiyorlar. Yani büyüme hızı yüksek olunca vatandaşın refahı daha yüksek oluyor. Şuanda Dünya Bankası kriterlerine göre Türkiye’nin büyümesi yüzde bir dolaylarında. Sayın Ekonomi Bakanımız onu üçlere, dörtlere, hatta 2020 sonunda 5’lere çekeceğinden bahsediyor. Eğer 2020 sonunda büyüme hızı 5’lere çekilerek bir refaha ulaşılacaksa o zaman tabi erken seçim yapabilir hükümet.

Bir de tabi yeni kurulan partilerin seçime girme imkanı olmadığı bir ortamda bu seçimi yapmasının daha doğru olacağını savunanlar da var. Ama siyasi partiler onun da çaresini buldular, borç milletvekili veriyorlar. Netice itibariyle herkesin seçime girmesini sağlamaya dönük bir ortam hazırlanıyor. Ben onun için, onu çok önemsemiyorum ama iktidar partileri genelde erken seçimi kazanacakları zaman yaparlar. Şu anki şartlar iktidar partisi bakımından çok elverişli gözükmüyor. İç siyasete bakıyorsunuz, bunları görüyoruz. Dış siyasete baktığınız zaman yaşanılan sıkıntıları hep beraber görüyoruz. Bu işlerde en önemli etkin ve karar verilmesini sağlayan husus ekonomidir. Yani, vatandaşın tenceresinde kaynağın veya kaynamayan aşıdır, evinde işsiz çocuğunun olup olmaması, maaşının yetip yetmemesi, kendi aralarındaki dayanışmadan ortaya bir sonuç çıkarıyorlar mı, yaşantılarını sürdürebiliyorlar mı, ona bağlıdır. Şuanda bu vasat çok rahat gözükmüyor” dedi.

“Türkiye’nin katlandığı maliyet 431 milyon lira!”

AKP hükümetinin İMF ile görüşüp görüşmediği yönündeki tartışmalar ile ilgili soruya ise Ersümer, “İMF’nin bu tip ekonomik durumlarda etkin girişimleri olduğunu biliyoruz. Şimdi iki şey söyleniyor; aslında İMF ile direkt temas halinde değiller ama dolaylı bir temas olduğu söyleniyor. Ben buna çok itibar etmiyorum. Yani bilmediğim, görmediğim bir şey için, ‘sen İMF ile görüşüyorsun ama saklıyorsun’ demenin anlamı yok. iktidarlar İMF ile niye görüşür? Kendilerine kaynak yaratmak için görüşürler. Şimdi dışarıya ödenen faiz, geçen yıla oranla bu yıl yüzde 35 artmış. Türkiye’nin yurtdışına ödediği faiz miktarı 431 milyar TL olmuş. Yani belki bu borç İMF’den alınsa daha iyi şartlarda alınabilirdi, bu kadar büyük faizler de ödenmezdi. ‘Ben İMF’den borç almayacağım, ben İMF’nin kapısına gitmedim’ demek için Türkiye’nin katlandığı maliyet bana göre 431 milyar TL’dir ve 35 oranında artan faizdir” yanıtını verdi.

“Kanal İstanbul, Türkiye’nin gerçekleri ile uyuşmuyor”

Ersümer, ekonomik verili duruma rağmen, AKP hükümetinin “Kanal İstanbul” projesinde ısrar etmesini nasıl değerlendirdiği ile ilgili soruya ise, “Hükümetlerin bir bütçe disiplinleri olur, bir gelirleri ve giderleri olur. Şuana kadar, mevcut hükümetin, 65 milyar dolar özelleştirmeden bir geliri oldu. Ciddi bir gelir bu. Özelleştirme usullerine göre, özelleştirme gelirlerini tekrar yatırıma döndürmeleri gerekirken yatırıma döndürmediler. Döndürmüş olsalar, beklenen işsizlik yüzde 12’lerde olmaz. O ayrı bir mesele. Başka ne geliri var hükümetlerin? Vergi gelirleri var. Yani yüz liralık bir vergi alınabilmesi için 46 lira masraf yapıyor hükümet. Bu vergi gelirleri de sabit bir gelir.

Önümüzdeki yıl ne kadar vergi toplayacağınızı biliyorsunuz. Şimdi bütün bu varlıklar, bir varlık fonunda toplandı, oradan harcanıyor. Mevcut hükümetin ortaya koyduğu ekonomik tedbirlerle bu işin yürüyebileceğini, bir denk bütçenin yapılabileceğini, cari açığın kapatılabileceğini, işsizliğin düşürülebileceğini, memurumuzun işçimizin zamdan korunan, kendilerini enflasyondan koruyacak bir takım zamları alabileceklerini, çiftçimizin şuanda içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulabilmesi için alınan tedbirleri görmek mümkün değil. Bunların hepsinden çıkan sonuç şudur ki, Türkiye’nin işi zor. Esas sıkıntı şurada, biz de 2001 senesinde ekonomik krizin içine düştük, üç ayrı parti derlendik toparlandık ve dedik ki; ‘Bir kriz yaşıyoruz.’ Önce krizin varlığını kabul ettik, ekonomik darlıkları gördük. ‘Biz bu sıkıntıdan en hızlı, en kolay, en ucuz nasıl çıkabiliriz?’ dedik, o gün için Kemal Derviş geldi, bakan oldu, ekonomik tedbirler alındı.

Biz siyasi iktidar olarak, koalisyon ortakları olarak tedbirleri harfiyen uyguladık; Türkiye’nin bankacılık sistemini değişti, Türkiye’ye bir bütçe disiplini geldi, ekonominin kara delikleri kapatıldı ve ekonomi hızlı bir şekilde, 2002 Kasım ayına geldiğimizde artık düzelmiş, düzgün bir ekonomiye sahipti. O disiplinleri belli bir süre AKP iktidarı devam ettirdi; Türkiye düzlüğe çıktı, enflasyonu düştü, cari açığı kapandı, ihracatı ithalatının önüne geçti, gelirlerimiz arttı, üretime yönelik bir ekonomi modeli sürdürülüyordu. Sonra ne olduysa oldu, 2008’de ‘bir kriz oluyor, olmuyor, geçti, geçmedi, teğet geçti’ derken bugünlere geldik. Yani bugün Türkiye ekonomisinin düzlüğü çıkarılabilmesi için üretim şart, üretim yapılabilecek imkanları olması lazım. Ama biz hala, bir ‘Kanal İstanbul’ projesini nasıl realize ederiz onun peşinde geziyoruz. Bu Türkiye’nin gerçekleri ile şuanda içinde bulunduğu gerçeklerle taban tabana zıt talepler gibi geliyor bana” dedi.

BENZER HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

ÇAN BELEDİYESİ İSMET İNÖNÜ PARKI SOSYAL TESİSLERİ HİZMETE AÇILDI

ÇAN BELEDİYESİ İSMET İNÖNÜ PARKI SOSYAL TESİSLERİ HİZMETE AÇILDI

TROYA’YA “EN BAŞARILI MÜZE ÖDÜLÜ”

TROYA’YA “EN BAŞARILI MÜZE ÖDÜLÜ”

SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLANDI

SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLANDI

TEOMAN ALPAY BESTELERİYLE ANILDI

TEOMAN ALPAY BESTELERİYLE ANILDI

http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.