4 Aralık 2022 - Hoşgeldiniz

Çanakkale'nin Dünyaya Açılan Penceresi

ATATÜRK HAVA LİMANI

Mustafa Kemal Atatürk: “İstikbal göklerdedir.”

27 Mayıs 2022 - 14:50

700 Kişi Okumuş
ATATÜRK HAVA LİMANI

Atatürk Hava Limanı (1)

Mustafa Kemal Atatürk: “İstikbal göklerdedir.”

Çok değil dört yıl önce 2018’de TAV Havalimanları tarafından işletilen İstanbul Atatürk Havalimanı, “dünyanın en iyi 3. havalimanı” seçildi. Aynı yıl 29 Ekim 2018’de İstanbul’un kuzeyinde 2014’te yapımına başlanan ve dünyanın en büyük havalimanlarından biri olan İstanbul Havalimanı’nın açılışı yapıldı.

Akıl ve mantık,  Asya ve Avrupa kıtalarını birleştirdiği için turistik ve transit seyahat hacmi oldukça yüksek olan on altı milyonluk dev bir şehre üç havalimanı -Asya yakasında da Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı var- kurulmasının çok doğru bir karar olduğunu söyler değil mi? Ama öyle olmadı. İstanbul Hava Limanı açıldıktan yaklaşık beş ay sonra Atatürk Havalimanı, bütün itirazlara rağmen 7 Nisan 2019’dan itibaren sivil uçuşlara, 5 Şubat 2022’den itibaren de kargo uçuşlarına kapatıldı ve bu uçuşlar İstanbul Havalimanı’na aktarıldı.

Düşünün ki uluslar arası hizmet veren bir millî servetinizin, sırf birilerinin cebine para girsin diye, dünya sıralamasında en iyi 3. havalimanı seçildikten yaklaşık altı ay sonra kapısına kilit vuruluyor. Bunun hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. Elbette AKP iktidarının Atatürk adından duyduğu rahatsızlığı da unutmayalım. Aksi olsaydı, yeni havalimanının adı İstanbul değil, Atatürk Uluslararası Havalimanı olarak aynı şekilde devam ederdi. Hiç fırsat kaçırmıyorlar…

Burada Türkiye’nin havacılık tarihinden kısaca bahsetmek gerekiyor.

Türkiye’de havacılık denilince akla üç isim gelir; Türkiye’nin ilk yerli uçağının tasarımcısı ve üreticisi Vecihi Hürkuş, Cumhuriyet’imizin ilk uçak mühendisi Selahattin Raşit Alan ve ilk uçak fabrikasını kuran Nuri Demirağ.

Burada konumuz gereği Nuri Demirağ’dan bahsedeceğim.

Devrin en zengin iş adamı olan Nuri Demirağ, Türkiye’de ilk uçak fabrikasını kuran, ilk yerli paraşüt üretimi ve “Türk Zaferi” adını verdiği ilk sigara kâğıdı üretimini gerçekleştiren kişidir. Daha çok Türk havacılık sanayisinin gelişimi için verdiği mücadeleler ve uçaklarıyla bilinen Demirağ’a soyadını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk vermiştir;  Türkiye’nin ilk 10 bin kilometrelik demiryolu ağının 1.250 kilometrelik bölümünü inşa ettiği için…

Nuri Demirağ, Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kurmak için bir Çekoslovak firmasıyla anlaşır. İstanbul’da Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’nin yanında atölye binası inşa edilir. Deneme uçuşlarını yapabilmek için de Yeşilköy’deki Elmaspaşa Çiftliği’ni satın alır. Çiftlik arazisinde büyük bir uçuş sahası yapılır, hangarlar ve uçak tamir atölyesi kurulur. İlk olarak 1912’de askerî amaçlarla Yeşilköy’de hizmete girer. Cumhuriyet’in ilanından sonra sivil havacılığa kazandırılması için gereken adımlar atılır.

1933’te İstanbul-Ankara uçuşu ile “Yeşilköy Hava Meydanı” adıyla sivil uçuşlara açılır. Tüm bunlar olurken Mustafa Kemal Atatürk’ün emirleriyle 1925’te “Türk Tayyare Cemiyeti”, 1926’da da “Tayyare Makinist Mektebi” açılır. 1935’te Türkkuşu kurulur. Önce planör okulu, ardından paraşüt okulu faaliyete geçer. Bu yıl ayrıca Tayyare Okulu adı ile motorlu uçak okulu açılır ve Türk Silahlı Kuvvetleri için pilot yetiştirmeye başlanır. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, Tayyare Okulu’nun ilk öğrencilerinden olur… Türkkuşu, varlığını günümüzde Türk Hava Kurumu (THK) olarak sürdürmektedir.

1936’da Nuri Demirağ, memleketi olan Divriği’de “Büyük Gök Okulu” adını verdiği ortaokulun temelini atar. İstanbul’da da yeni bir “Gök Okulu” açar. Bu okulda öğrencilerin bütün masrafları karşılanmakta; onları havacılığa özendirmek amacıyla İstanbul’a getirtip uçuş dersleri almaları sağlanmaktadır. Atölyede beş Alman mühendis çalışmaktadır. Türkiye’nin ilk uçak ve planörlerinin planını, ülkenin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Raşit Alan çizer. Tüm bu çalışmaların sonucunda Türkiye’nin ilk tek motorlu uçağı üretilir ve uçağa “Nu. D-36” adı verilir. Fabrikaya ilk sipariş 65 adet planör ile 10 adet başlangıç eğitim uçağı talebiyle THK’dan gelir. Planörler kısa sürede teslim edilir.

Selahattin Raşit Alan, THK’nın siparişi olan “Nu. D-36” uçağıyla Eskişehir’de son deneme uçuşunu gerçekleştirmek üzere havalanır. İniş esnasında, çevredeki hayvanların hava alanına girmesini önlemek için açılan hendeğe düşer ve hayatını kaybeder. İşte bu kaza bahanesiyle yerli uçak macerasının da sonu gelir. Bu olay üzerine 1 Mart 1939’da Türk Hava Kurumu eğitim uçaklarının siparişini iptal eder.

Türklerin kendi uçaklarını kendilerinin yapması yurtdışında büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu durum ABD ve Avrupa (İngiliz ve Alman)’nın büyük uçak firmalarını endişelendirmektedir. Ancak endişeleri yersizdir. ABD’den hibe uçak almayı daha ekonomik gören siyasî zihniyet, Türkiye’de uçak sanayinin gelişmesine engel olacaktır.

Thornburg Raporu’nda; Türkiye’nin ağır sanayi kurmasının gerekli olmadığı; uçak, makine, motor projelerini iptal etmesi ve bu tür yatırımlara yönelmemesi, yerli endüstrinin gerekli olmadığı, ihtiyaç duyulan makine, uçak, dizel motor gibi araçların Avrupa ve Amerika’dan satın alınabileceği, Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın tasfiye edilmesi konusunun yer aldığı bilinmektedir. Raporda ayrıca, Türkiye’nin sanayileşmeyi bırakarak tarımla kalkınmaya yönelmesi, basit tarım araçları imali ile yetinmesi, bunların bile bir kısmının montajdan öteye gitmemesi tavsiye edilmektedir. Raporda, demiryollarının yerine karayolları yapılması, tüm bunlar için gerekli sermayenin ABD tarafından verileceği de yer almaktadır.

Batı’ya göre Türkiye sadece bir pazardır; küresel sermayenin ürettiklerini satın alan, teknolojisi dışarıya bağımlı, gelişimini tamamlayamamış bir ülke… Günümüze kadar bu durum değişmeyecektir… Uluslar arası havalimanlarında bir tek Türk uçağı uçamayacaktır. Tıpkı, dünyanın karayollarında Türk otomobillerinin gezemeyeceği gibi… Uçak yapımında “kaza”, ilk yerli otomobil Devrim’de de “benzin” bahanesi ile bu ülkenin sanayileşmesi engellenecektir.

Nuri Demirağ bu karara itiraz eder ve mahkemeye başvurur.

1938’de “Nu. D-38” adlı ilk yerli yolcu uçağı üretilir. 1944’te tamamen Türk yapımı uçak İstanbul’dan Divriği’ye uçar. Pilot, Demirağ’ın oğlu, Gök okullarında yetişen Galip Demirağ’dır.

Yıllar süren mahkeme sürecinde karar Nuri Demirağ’ın aleyhine çıkar. İspanya, Irak ve İran’dan alınan siparişler iptal edilir. Uçakların yurtdışına satılmasını engelleyen bir de yasa çıkartılır. Sipariş alamayan fabrika 1950’li yıllarda kapanır. Alan üzerindeki bütün pistler, hangarlar ve binalar istimlâk edilir. İktidarda, Adnan Menderes’in Demokrat Parti (DP)’ si bulunmaktadır.

Uçak fabrikası kapatılır, yerine havalimanı inşa edilmesine karar verilir. Türkiye’ye Atatürk’ten sonra Batı tarafından biçilen rol, belli ki sadece  “hizmet etmek” tir.

Tülay Hergünlü

İstanbul, 22 Mayıs 2022

 

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.odatv4.com/analiz/ataturk-havalimaninda-40-yil-calisan-gazeteci-yazdi-yasananlarin-bire-bir-tanigiyim-239024

Tülay Hergünlü; İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne-Türkiye’nin Hafızası (1914-1980)- Klaros Yayınları, 2022

………………………………………………………………………………………………………………………………………

Atatürk Hava Limanı (2)

26 Mayıs 1944 tarihi, Türk havacılık tarihi için son derece önemlidir. İlk yerli yolcu uçağı “Nu. D-38” İstanbul’dan havalanır. İlk seferini İstanbul-Ankara arasında gerçekleştirir. Aynı yıl “Nu. D-38” dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alınır.

1944’te Chicago Sivil Havacılık Sözleşmesi imzalanır ve Yeşilköy’e uluslararası uçuşlar için bir havalimanı inşa edilmesine karar verilir. 1949’da başlanan inşaat 1953’te tamamlanır.

1 Ağustos 1953’te Yeşilköy, uluslararası uçuşlara açılarak havalimanı özelliği kazanır. Dünya havacılık teknolojisinin ilerlemesiyle geniş gövdeli ve daha modern uçaklar yaygınlaşmaya başlar ve buna paralel olarak yolcu sayısı da artar. Bu durum, Yeşilköy’de de teknolojik gelişmelere ve geniş pist ihtiyacının doğmasına neden olur. 1968 yılında geniş gövdeli uçaklara uygun ikinci bir pistin yapılmasına başlanır.

1970’li yıllara gelindiğinde terminallerdeki insan yoğunluğu ve hava trafik kontrolü giderek artar. Almanya’ya giden işçi sayısının da artmasıyla hava limanı yetersiz kalır. 1971’de her biri yılda yaklaşık beş milyon yolcu alabilecek dört terminal binası ile birlikte bazı yeni bölümler inşa edilerek havalimanı genişletilir. 1983’te yeni dış hatlar terminali hizmete girer. 29 Temmuz 1985 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün soyadı havalimanına verilerek adı “Atatürk Hava Limanı” olarak değiştirilir.

Bir sağdan bir soldan asıp, ortaya dokunmayan zihniyet bir taraftan Atatürk adına ve devrimlerine sahip çıkıyor görünürken diğer taraftan da birilerinin iktidarına giden yolların taşlarını döşemeye devam etmektedir.

Türkiye’de uçak imalinde en çok başarı sağlayan ve direnen Yeşilköy Nuri Demirağ Uçak Fabrikası’ndan sonra, Etimesgut Uçak Fabrikası ve Gazi Uçak Motoru Fabrikası da 1951’de bir kanunla Makine Kimya Endüstrisi (MKE)’ne devredilecektir. Böylece Atatürk’ten sonra Türk uçak imali birkaç sene içinde tarihe karışacaktır. Atatürk’ün uçak fabrikaları kapatılmıştır ama hiç olmazsa adı havalimanında yaşatılmalıdır; şaka gibi…

Atatürk Havalimanı’nın arazisi konumu gereği birilerinin iştahını kabartmış olmalı ki 2021 yılında Covid-19 salgını bahane edilerek önce pistlerinin bir kısmı kırıldı ve üzerine salgın hastanesi inşa edildi. Geçtiğimiz günlerde de gizli olduğu iddia edilen ihaleyi kazanan bir şirket, iş makinelerini Atatürk Havalimanı’na soktu ve yıkım başladı. Yıllardır dünyanın en iyi üçüncü uluslar arası havalimanı unvanıyla sivil havacılığa hizmet veren Atatürk Havalimanı, AKP iktidarının “Millet Bahçesi” yapacağız bahanesiyle tarumar ediliyor. Ancak asıl gerçeğin ne olduğu basında yer alan haberlerle ortaya çıktı:

İstanbul Havalimanı’nı yapıp işleten İGA şirketinin eski yöneticisi Hüseyin Keskin, Atatürk Havalimanı’na kapatma garantisi verildiğini itiraf etti. Keskin, “İhale şartnamesine göre, bizim kira sürecimizin başlaması için, İstanbul’da Avrupa yakasında başka bir havalimanının faaliyette olmaması gerekir. Belki belirli zorunluluklar dâhilinde, mesela genel havacılık, özel jetlerle yapılacak uçuşlar bir müddet devam edebilir. Ama havacılık olmayacak.” dedi. (Basın)

Bunun anlamı, Atatürk havalimanı çalışırsa, İstanbul Havalimanı’nın işlevi azalacak ve İGA şirketinin ortakları Kalyon Havacılık, Cengiz İnşaat -ki millete ettiği küfürlerle sahibini tüm Türkiye tanıdı-  Mapa İnşaat ve Limak İnşaat firmaları zarar edecek. Çünkü Atatürk Havalimanı, özellikle de zorlu kış şartlarında kolaylıkla inilebilen bir havalimanı olma özelliğine sahip. Şehrin içinde olması da ulaşım açısından hayli avantajlı… Hal böyle olunca da uçakların ilk tercih edeceği yer Atatürk Havalimanı olacaktır.

Nitekim Atatürk Havalimanı’nda tam kırk yıl (1978-2018) görev yapan Hürriyet gazetesi muhabiri Faik Kaptan şöyle diyor: “Ataköy- Florya istikametindeki bizim ‘Güneyli Pist’ dediğimiz eski adı 06-24 olan kısa pistin bırakın yıkılması, aksine gözümüz gibi bakılması gerekir. Hatta 2400 metre olan uzunluğunun bile en az 3000 metreye çıkartılması gerekir. Tabi o pist orada kalınca da oraya çok şık ve butik bir terminal yapılabilir. Bu pist şiddetli fırtınaların yaşandığı günlerde İstanbul’un tek kurtarıcısıdır. …Bakın bu kötü havada bile Bakanların uçağı oraya indi. Çünkü bu pist bizim güneyli pist dediğimiz sert kuzey rüzgârlarında rahatlıkla kullanılabilir.”*

Ancak, uzmanların uyarıları iktidarın umurunda değil. Onların tek amacı hem Atatürk Havalimanı’ndan kurtulup paha biçilemeyen arazisini ranta açmak hem de bu sayede Atatürk adını uluslar arası dolaşımdan kaldırmak. Ne demişti Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu; “Atatürk Havalimanı hikâyesi kapandı gitti.”

Geçmişin AKP’li Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın “Sümerbank’ı bitirdik, şimdi sıra isminde.” açıklaması hepimizin hafızasındadır… Sümerbank, belki fiziksel olarak bitirildi ama Türkiye, Atatürk’ün bu dev fabrikasını/hizmetini hiç unutmadı. Unakıtan vefat etti, adı sanı bile hatırlanmıyor. Hatırlansa bile ne şekilde hatırlandığı ortada… Aynı şekilde Atatürk Havalimanı da unutulmayacak demiyoruz çünkü 2023’te iktidar değiştiğinde yeniden yapılacağını ve kaldığı yerden hizmet vermeye devam edeceğine inanıyoruz.  Karaismailoğlu ve AKP iktidarı nasıl hatırlanacak; yorum sizin…

***

Atatürk Havalimanı ile anısı olmayan çok azdır sanırım. Henüz Yeşilköy Havaalanı iken benim bile uçağın kapısında öğretmenim ve arkadaşlarımla siyah-beyaz fotoğrafım var. 60’lı yıllarda ilkokul öğrencilerinin götürüldüğü gözde yapılar arasında yer alırdı. Anılarımız olmasa bile, Yeşilçam filmlerindeki kavuşma ve veda sahneleri hafızalarımızda ayrıcalıklı bir yere sahip olmaya devam ediyor. Böylesi bir millî değeri acımasız bir şekilde iş makinelerine kurban vermek, gaflet, dalalet ve hıyanettir. Yapılmakta olan Cumhuriyet’in değerleriyle hesaplaşmaktır. Sadece fabrikalar, havaalanları değil, doğa da katlediliyor; maden şirketleri eliyle Türkiye’nin eşsiz doğası maden çıkarma uğruna yok ediliyor. HES’ler ve Termik santraller bölgelerin ekosistemine zarar veriyor. Tarım arazileri imara açılıyor. Otlaklar betonlaştırılıyor. Millî parkların arazilerinde devre mülk oteller uğruna dinamitler patlatılıyor. Yabancıya vatandaşlık verme uğruna meralara bile binlerce konut inşa ediliyor. Sanki görünmez bir el bu ülkeyi her şekilde yok etmek için düğmeye basmış gibi…

Hep iktidarlara yükleniyoruz da, bu ülkenin asıl sahibi olan halkın hiç mi suçu yok?

Halk kendi ülkesine, millî servetlerine sahip çıkmadığı müddetçe bu yıkım ve talan düzeni sürmeye devam edecektir. Hep söylediğimiz gibi, “reklam arası” diye nitelendirdikleri Cumhuriyet döneminin tüm maddi-manevi değerlerini yok ederek, kendi devirlerini yaratıyorlar. Yirmi yıldır sürdürdükleri bu hesaplaşma bitmiyor ve ne yazık ki halk da seyrediyor…

Biz bütün bunları hak ediyor muyuz? Sonuçta her millet layık olduğu şekilde yönetildiğine göre…

Tülay Hergünlü

İstanbul, 26 Mayıs 2022

 

Yararlanılan kaynaklar:

*https://www.odatv4.com/analiz/ataturk-havalimaninda-40-yil-calisan-gazeteci-yazdi-yasananlarin-bire-bir-tanigiyim-239024

Tülay Hergünlü; İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne-Türkiye’nin Hafızası (1914-1980)- Klaros Yayınları, 2022

 

 

 

BENZER HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

ÇANAKKALE’DEKİ BAZI BARAJLARDA SU SEVİYESİ YÜZDE 50’NİN ALTINA DÜŞTÜ

ÇANAKKALE’DEKİ BAZI BARAJLARDA SU SEVİYESİ YÜZDE 50’NİN ALTINA DÜŞTÜ

COĞRAFYA KADER MİDİR

COĞRAFYA KADER MİDİR

TOPLU TAŞIMA ÜCRETLERİNE ZAM

TOPLU TAŞIMA ÜCRETLERİNE ZAM

BİR SEVGİ İNSANI; MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

BİR SEVGİ İNSANI; MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

https://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.